16 Şa'bân 1445
26 Şubat 2024Güneş
İmsak 06:16
Güneş 07:40
Öğle 13:22
İkindi 16:24
Akşam 18:55
Yatsı 20:14
- veya -
Detaylı Ara
Detaylar
Ahir Zamanda Olacak Haller
  • DİNLE
  • OKU
  • KAYDET
  • LİNK AL

Konuşma Metni

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh! es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Allah'ın selâmı, rahmeti üzerinize olsun. Râmûzü'l-ehâdîs kitabımızınAllah'ın selâmı, rahmeti üzerinize olsun. Râmûzü'l-ehâdîs kitabımızın bir cildinden kura ile çekilmiş bir sayfasından üç tane hadîs-i şerîf size okuyorum. bir cildinden kura ile çekilmiş bir sayfasından üç tane hadîs-i şerîf size okuyorum.

Birincisi Câbir radıyallahu anh'den, İbn Sinnî rahmetullahi aleyh tarafından kitabına kaydedilmiş.Birincisi Câbir radıyallahu anh'den, İbn Sinnî rahmetullahi aleyh tarafından kitabına kaydedilmiş. Bu hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki: Bu hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki:

Ye'tî 'ale'n-nâsi zemânün yestahfî fîhimü'l-mü'minü kemâ yestahfi'l-münâfiku fî-kümü'l-yevme. Ye'tî 'ale'n-nâsi zemânün yestahfî fîhimü'l-mü'minü kemâ yestahfi'l-münâfiku fî-kümü'l-yevme.

Sadaka Resûlullâh fî mâ kâl ev kemâ kâl. Sadaka Resûlullâh fî mâ kâl ev kemâ kâl.

Bu sayfadaki bu hadîs-i şerîfler hep aynı şekilde başlıyor.Bu sayfadaki bu hadîs-i şerîfler hep aynı şekilde başlıyor. Alfabe, elif-be sırasıyla olduğu için bu sayfanın hadîs-i şerîfleri hep aynı ibareyle başlıyor.Alfabe, elif-be sırasıyla olduğu için bu sayfanın hadîs-i şerîfleri hep aynı ibareyle başlıyor. İstikbâlde olacak şeyleri beyan buyuruyor Peygamber Efendimiz. İstikbâlde olacak şeyleri beyan buyuruyor Peygamber Efendimiz.

Ye'tî 'ale'n-nâsi zemânün. "İnsanların üzerine bir zaman gelecek ki… Gelir ki..."Ye'tî 'ale'n-nâsi zemânün. "İnsanların üzerine bir zaman gelecek ki… Gelir ki..." "İstikbâlde şöyle olacak..." demek. "İstikbâlde şöyle olacak..." demek. Sanki insanlar duruyor da zaman üstlerine geliyormuş gibi, ifade öyle. Sanki insanlar duruyor da zaman üstlerine geliyormuş gibi, ifade öyle. "İnsanların üzerine öyle bir zaman gelir ki..." "İnsanların üzerine öyle bir zaman gelir ki..." Yestahfî fîhimü'l-mü'min. "O zaman insanların içinde mü'min, kendisini saklamaya çalışır, gizlenir." Yestahfî fîhimü'l-mü'min. "O zaman insanların içinde mü'min, kendisini saklamaya çalışır, gizlenir." Kemâ yestahfi'l-münâfiku fî-kümü'l-yevm. "Şu gün, şu anda, bu asr-ı saâdette, Kemâ yestahfi'l-münâfiku fî-kümü'l-yevm. "Şu gün, şu anda, bu asr-ı saâdette, sizin aranızda münafığın kendisini gizlemeye çalıştığı, saklandığı gibi,sizin aranızda münafığın kendisini gizlemeye çalıştığı, saklandığı gibi, o zaman da mü'min saklanmaya çalışır, kendisini gizler." buyuruyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. o zaman da mü'min saklanmaya çalışır, kendisini gizler." buyuruyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.

Bu neden olacak? Bu neden olacak?

Âhir zamanda, dünyanın sonu geldiği, kıyametin kopması yakın olduğu zaman toplum bozulacak.Âhir zamanda, dünyanın sonu geldiği, kıyametin kopması yakın olduğu zaman toplum bozulacak. Ahlâkî değerler tepe taklak olacak. Ahlâk küçümsenecek, ahlâksızlık yayılacak...Ahlâkî değerler tepe taklak olacak. Ahlâk küçümsenecek, ahlâksızlık yayılacak... İyi insanlar horlanacak, ayaklar altına alınacak, ezilecek.İyi insanlar horlanacak, ayaklar altına alınacak, ezilecek. Kötüler hakimiyeti ele geçirecek, başa geçecekler...Kötüler hakimiyeti ele geçirecek, başa geçecekler... İyi şeyler aptallık, yanlış ve kötü gibi değerlendirilecek.İyi şeyler aptallık, yanlış ve kötü gibi değerlendirilecek. Kötü şeyler, günahlar vesaire de açıkgözlülük ve iyiymiş gibi değerlendirilecek.Kötü şeyler, günahlar vesaire de açıkgözlülük ve iyiymiş gibi değerlendirilecek. Her türlü ahlâksızlık artacak, her şey bozulacak. O zaman mü'minin de kıymeti bilinmeyecek.Her türlü ahlâksızlık artacak, her şey bozulacak. O zaman mü'minin de kıymeti bilinmeyecek. Mü'minin kıymeti bilinmediği, toplum bozulduğu için, mü'min toplumun içinde garip olarak kalacak. Mü'minin kıymeti bilinmediği, toplum bozulduğu için, mü'min toplumun içinde garip olarak kalacak.

Bir başka hadîs-i şerîfte de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemBir başka hadîs-i şerîfte de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu istikbâlde olacakları Allah kendisine bildirdiği için yine naklediyor; bu istikbâlde olacakları Allah kendisine bildirdiği için yine naklediyor;

"İslâm garip olarak başladı, garip olarak sona erecek;"İslâm garip olarak başladı, garip olarak sona erecek; tekrar garip hâle gelecek. Ne mutlu gariplere!" buyurmuş. Garip ne demek? tekrar garip hâle gelecek. Ne mutlu gariplere!" buyurmuş.

Garip ne demek?

Kendi vatanından, ehlinden, akrabasından, tanıdıklarında uzakta diyâr-ı gurbette olan kimse demek. Kendi vatanından, ehlinden, akrabasından, tanıdıklarında uzakta diyâr-ı gurbette olan kimse demek.

Müslümanın garip olması ne demek? Müslümanın garip olması ne demek?

Toplumda kendisinin ehlî, ahbâbı, arkadaşı, kendisini anlayan, seven insanlar kalmadığı için,Toplumda kendisinin ehlî, ahbâbı, arkadaşı, kendisini anlayan, seven insanlar kalmadığı için, toplumun içinde diyâr-ı gurbetteki bir yolcu, yabancı gibi;toplumun içinde diyâr-ı gurbetteki bir yolcu, yabancı gibi; az ve sevilmeyen, tanınmayan bir insan durumunda kalacak. az ve sevilmeyen, tanınmayan bir insan durumunda kalacak.

Onun için toplum bozulunca, kötü insanlar hakim olunca, bu sefer mü'min saklanacak.Onun için toplum bozulunca, kötü insanlar hakim olunca, bu sefer mü'min saklanacak. İmanın ızhar ettiği zaman çeşitli sıkıntılara uğradığıİmanın ızhar ettiği zaman çeşitli sıkıntılara uğradığı veya ızhar edemediği için veya başka sebeplerden dolayı... veya ızhar edemediği için veya başka sebeplerden dolayı...

Peygamber Efendimiz neye benzetiyor? Peygamber Efendimiz neye benzetiyor?

Asr-ı saadette münafıkların, içi inanmayan insanlarınAsr-ı saadette münafıkların, içi inanmayan insanların mü'minlerden korktukları için mü'min gibi davranmalarına benzetiyor, teşbih buyuruyor.mü'minlerden korktukları için mü'min gibi davranmalarına benzetiyor, teşbih buyuruyor. Münafık içinden inanmıyor, dışından mü'minmiş gibi davranıyor,Münafık içinden inanmıyor, dışından mü'minmiş gibi davranıyor, Allah'ın ahkâmına tam ihlasla teslim olmuyor. Allah'ın ahkâmına tam ihlasla teslim olmuyor.

Münafıklığın iki mertebesi var:Münafıklığın iki mertebesi var: Bir, imanda münafıklık. İmanda münafık, kâfirlerin en azılılarındandır, daha tehlikelidir.Bir, imanda münafıklık. İmanda münafık, kâfirlerin en azılılarındandır, daha tehlikelidir. Çünkü kâfir hiç olmazsa âşikâredir, biliniyor, tedbir alınır. Münafık insanların içindedir. Çünkü kâfir hiç olmazsa âşikâredir, biliniyor, tedbir alınır. Münafık insanların içindedir. Bilinemediğinden zararı daha çok olabilir. Bilinemediğinden zararı daha çok olabilir.

Bunlar hakkında Kur'ân-ı Kerîm'de; İnne'l-münâfikîne fi'd-derki'l-esfeli mine'n-nâri. Bunlar hakkında Kur'ân-ı Kerîm'de;

İnne'l-münâfikîne fi'd-derki'l-esfeli mine'n-nâri.

"Münafıklar cehennemin en aşağı derekesinde, tabakasındadır." buyuruluyor. "Münafıklar cehennemin en aşağı derekesinde, tabakasındadır." buyuruluyor. Demek ki cehennemlik olacaklar ve hem de en aşağısında, en çok azap olunan yerinde. Demek ki cehennemlik olacaklar ve hem de en aşağısında, en çok azap olunan yerinde.

Bir de amelde münafıklık vardır. Mü'mindir, iyi niyetlidir de bu tip insan;Bir de amelde münafıklık vardır. Mü'mindir, iyi niyetlidir de bu tip insan; ama arada, mü'mine yakışmayan amelleri yapıyor,ama arada, mü'mine yakışmayan amelleri yapıyor, günahları işleyiveriyor, sonra pişman oluyor vesaire... İhlaslı bir mü'min gibi davranamıyor. günahları işleyiveriyor, sonra pişman oluyor vesaire... İhlaslı bir mü'min gibi davranamıyor.

Sahabe-i kirâm, kendilerinin zaman zaman hallerine bakıp,Sahabe-i kirâm, kendilerinin zaman zaman hallerine bakıp, kusurlarını gözlerinde büyütüp de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e gelip kusurlarını gözlerinde büyütüp de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e gelip kendilerinden şikâyet ederlerdi; kendilerinden şikâyet ederlerdi;

"Yâ Resûlallah! Ben münafık mı oluyorum, ben münafık oldum,"Yâ Resûlallah! Ben münafık mı oluyorum, ben münafık oldum, galiba münafık durumuna düştüm yâ Resûlallah!" diye dertlerini açarlardı. galiba münafık durumuna düştüm yâ Resûlallah!" diye dertlerini açarlardı.

Peygamber Efendimiz "Niye?" diye sorduğun da durumlarını anlatırlardı; Peygamber Efendimiz "Niye?" diye sorduğun da durumlarını anlatırlardı;

"Senin yanında olduğumuz zaman, ne güzel duygular içinde oluyoruz."Senin yanında olduğumuz zaman, ne güzel duygular içinde oluyoruz. Mânevî hazlar, zevkler, feyizler, bereketler içinde...Mânevî hazlar, zevkler, feyizler, bereketler içinde... Eve gittiğimiz zaman çoluk çocuğumuzla düşüyoruz, kalkıyoruz derken dünyaya dalıyoruz." filan diye,Eve gittiğimiz zaman çoluk çocuğumuzla düşüyoruz, kalkıyoruz derken dünyaya dalıyoruz." filan diye, kendi hallerini devam ettirememekten dolayı kendilerini münafık sanıyorlardı. kendi hallerini devam ettirememekten dolayı kendilerini münafık sanıyorlardı.

Sonra, bazı hatalı hareket ettikleri zaman da, gerçek mü'mine yakışmadığı içinSonra, bazı hatalı hareket ettikleri zaman da, gerçek mü'mine yakışmadığı için kendilerini kınıyorlardı, kendi kendilerini levm ediyorlardı.kendilerini kınıyorlardı, kendi kendilerini levm ediyorlardı. Bu çeşit hatalı durumlara, amelde münafıklık deniliyor.Bu çeşit hatalı durumlara, amelde münafıklık deniliyor. Bu tip insanlar hatalarından döndüğü zaman, kusurları bırakıp tevbe edipBu tip insanlar hatalarından döndüğü zaman, kusurları bırakıp tevbe edip iyi hâle büründükleri zaman; Cenâb-ı Hak gaffârü'z-zünûb'tur, settârü'l-uyûb'tur,iyi hâle büründükleri zaman; Cenâb-ı Hak gaffârü'z-zünûb'tur, settârü'l-uyûb'tur, günahları bağışlar, ayıpları kusurları setreder, örter, göstermez, bildirmez, saklar.günahları bağışlar, ayıpları kusurları setreder, örter, göstermez, bildirmez, saklar. Cenâb-ı Hak onu yine cennete sokabilir. Çünkü mü'mindir, hatalıdır; hatalı mü'mindir. Cenâb-ı Hak onu yine cennete sokabilir. Çünkü mü'mindir, hatalıdır; hatalı mü'mindir.

O devirde münafık, aslında inanmamış, Peygamber Efendimiz'e kızıyor,O devirde münafık, aslında inanmamış, Peygamber Efendimiz'e kızıyor, ashâbına kızıyor ama bu kızgınlığını ortaya vursa toplum içinde vaziyeti fena olacak; saklıyor.ashâbına kızıyor ama bu kızgınlığını ortaya vursa toplum içinde vaziyeti fena olacak; saklıyor. Ona benzetiyor, onun durumuna benzetiyor.Ona benzetiyor, onun durumuna benzetiyor. Demek ki âhir zamanda da toplum öyle bozulacak ki mü'min halini ızhar ettiği zamanDemek ki âhir zamanda da toplum öyle bozulacak ki mü'min halini ızhar ettiği zaman çeşitli hücumlara mâruz kalacak. İşte Çeçenistan, Rusya, Kosova, işte Kıbrıs'ın Rum kesimi... çeşitli hücumlara mâruz kalacak. İşte Çeçenistan, Rusya, Kosova, işte Kıbrıs'ın Rum kesimi...

Şöyle düşünün. Oralarda bir zaman Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye'nin teb'ası olarak rahat,Şöyle düşünün. Oralarda bir zaman Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye'nin teb'ası olarak rahat, sarı metinsarı metin huzur içinde yaşarken dindaşlarımız, kardeşlerimiz; Boşnak veya Arnavut veya Pomak veya başka...huzur içinde yaşarken dindaşlarımız, kardeşlerimiz; Boşnak veya Arnavut veya Pomak veya başka... Sonra Bulgarlar geldiler, baskı yaptılar, kişilerden dinini değiştirmesini, ismini değiştirmesini istediler.Sonra Bulgarlar geldiler, baskı yaptılar, kişilerden dinini değiştirmesini, ismini değiştirmesini istediler. Karşı koyanları öldürdüler. Karşı koyanları öldürdüler.

Rusya'da ihtilâl olduğu, Türkistan'ı vesaireyi istilâ ettikleri zaman, çok korkunç zulümler yaptılar.Rusya'da ihtilâl olduğu, Türkistan'ı vesaireyi istilâ ettikleri zaman, çok korkunç zulümler yaptılar. Şimdiki Özbekistan'da Fergana vadisi diye bir vadi var, hafızlar diyarıymış.Şimdiki Özbekistan'da Fergana vadisi diye bir vadi var, hafızlar diyarıymış. Hocalar yetişen, çok ihlaslı insanların olduğu yermiş.Hocalar yetişen, çok ihlaslı insanların olduğu yermiş. Ruslar oralara girdikleri zaman, çok korkunç katliamlar yapmışlar.Ruslar oralara girdikleri zaman, çok korkunç katliamlar yapmışlar. Rus istilâsının şiddetli olduğu zamanlarda da dindarlıklarını yapamadılar, saklamak zorunda kaldılar. Rus istilâsının şiddetli olduğu zamanlarda da dindarlıklarını yapamadılar, saklamak zorunda kaldılar.

İspanya yedi asır müslüman yaşadı, Endülüs...İspanya yedi asır müslüman yaşadı, Endülüs... Ondan sonra siyasî çekişmelerden, kıta katoliklerin,Ondan sonra siyasî çekişmelerden, kıta katoliklerin, hıristiyanların eline geçince çok büyük katliamlar yaptılar. hıristiyanların eline geçince çok büyük katliamlar yaptılar. Oradaki müslümanlar da çok zor durumlara düştüler. Oradaki müslümanlar da çok zor durumlara düştüler.

Allah hürriyetimizi, istiklâlimizi kaybettirmesin.Allah hürriyetimizi, istiklâlimizi kaybettirmesin. Çünkü hürriyet ve istiklâl olmayınca, onunla beraber İslâm'ı yapabilme imkânları daÇünkü hürriyet ve istiklâl olmayınca, onunla beraber İslâm'ı yapabilme imkânları da kayboluyor ve mü'minler çok zor durumlara düşüyorlar. kayboluyor ve mü'minler çok zor durumlara düşüyorlar. Allah alnı açık, göğsünü gere gere mü'min olduğunu söyleyerek, inancının gereğini her yerde, Allah alnı açık, göğsünü gere gere mü'min olduğunu söyleyerek, inancının gereğini her yerde, her zaman çekinmeden, tatlı tatlı duyarak, Cenâb-ı Hakk'a güzel kulluk ederek, her zaman çekinmeden, tatlı tatlı duyarak, Cenâb-ı Hakk'a güzel kulluk ederek, tam bir serbestlik içinde, müslümanlığı yaşamayı bize nasip eylesin. tam bir serbestlik içinde, müslümanlığı yaşamayı bize nasip eylesin.

Bu sayfadan ikinci hadîs-i şerîf, yine aynı kelimelerle başlıyor.Bu sayfadan ikinci hadîs-i şerîf, yine aynı kelimelerle başlıyor. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'dan rivayet olunmuş.Ebû Hüreyre radıyallahu anh'dan rivayet olunmuş. Ebû'ş-Şeyh kitabında kaydetmiş ki Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor;Ebû'ş-Şeyh kitabında kaydetmiş ki Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor; Ye'tî 'ale'n-nâsi zemânün yüşârikühümü'ş-şeyâtînü fî-evlâdihim.Ye'tî 'ale'n-nâsi zemânün yüşârikühümü'ş-şeyâtînü fî-evlâdihim. Kîle: Eve kâinün zâlike yâ resûlallah? Kâle: Ne'am.Kîle: Eve kâinün zâlike yâ resûlallah? Kâle: Ne'am. Kâlû: Ve keyfe na'rifü evlâdenâ min evlâdihim? Kâle: Bi-kılleti'l-hayâi ve kılleti'r-rahmeti. Kâlû: Ve keyfe na'rifü evlâdenâ min evlâdihim? Kâle: Bi-kılleti'l-hayâi ve kılleti'r-rahmeti.

Sadaka Resûlullâh fî mâ kâl ev kemâ kâl. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; Sadaka Resûlullâh fî mâ kâl ev kemâ kâl.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

"Ye'tî 'ale'n-nâsi zemânün. "İnsanların üzerine bir zaman gelir ki ileride,"Ye'tî 'ale'n-nâsi zemânün. "İnsanların üzerine bir zaman gelir ki ileride, âhir zamanda öyle bir devre ulaşacak, öyle bir devir gelecek ki..." âhir zamanda öyle bir devre ulaşacak, öyle bir devir gelecek ki..." Yüşârikühümü'ş-şeyâtînü fî evlâdihim.Yüşârikühümü'ş-şeyâtînü fî evlâdihim. "Evlatlarında şeytanlar insanlarla ortaklaşacaklar.""Evlatlarında şeytanlar insanlarla ortaklaşacaklar." Yani, insanların evlatlarının bazıları şeytan evladı olacak. Yani, insanların evlatlarının bazıları şeytan evladı olacak.

Meselâ sofra kuruldu. Sofrada yemeğe başladı bir kimse, besmele çekmedi, yedi.Meselâ sofra kuruldu. Sofrada yemeğe başladı bir kimse, besmele çekmedi, yedi. O zaman yemek yemesi besmelesiz olduğu için şeytan da onun tabağından yiyor.O zaman yemek yemesi besmelesiz olduğu için şeytan da onun tabağından yiyor. Su içti besmelesiz; onunla beraber su içiyor. Yemesine, içmesine ortak oluyor. Su içti besmelesiz; onunla beraber su içiyor. Yemesine, içmesine ortak oluyor. Öyle olduğu gibi, evlatlarına da ortak olabiliyor. Başka hadîs-i şerîflerden de biliyoruz.Öyle olduğu gibi, evlatlarına da ortak olabiliyor. Başka hadîs-i şerîflerden de biliyoruz. Bir zaman gelecek ki şeytanlar insanların evlatlarına ortaklaşa olacaklar.Bir zaman gelecek ki şeytanlar insanların evlatlarına ortaklaşa olacaklar. Anne babası ile ortak olacak. Anne babası ile ortak olacak.

Kîle: Eve kâinün zâlike yâ rasûlallah? Denildi ki: "Bu olacak mı yâ Rasûlallah?"Kîle: Eve kâinün zâlike yâ rasûlallah? Denildi ki: "Bu olacak mı yâ Rasûlallah?" Dinleyenler hayret ettiler. Kâle: Neam. Peygamber Efendimiz "Evet, olacak." buyurdu.Dinleyenler hayret ettiler. Kâle: Neam. Peygamber Efendimiz "Evet, olacak." buyurdu. O zaman sordular ki; Ve keyfe na'rifü evlâdenâ min evlâdihim?O zaman sordular ki;

Ve keyfe na'rifü evlâdenâ min evlâdihim?
"Peki, o zamanki müslümanlar olarak bizler, böyle bir durum olmuşsa, "Peki, o zamanki müslümanlar olarak bizler, böyle bir durum olmuşsa, kendi evlatlarımızı şeytanların evlatlarından nasıl ayıracağız?kendi evlatlarımızı şeytanların evlatlarından nasıl ayıracağız? Ortada çocuk var ama 'Bu evlat benden mi oldu, şeytandan mı oldu?' diyeOrtada çocuk var ama 'Bu evlat benden mi oldu, şeytandan mı oldu?' diye bahis konusu olunca şeytanın evlâdını, oğlunu, kızını -neyse- kendi kızımızdan nasıl ayırt edebiliriz?bahis konusu olunca şeytanın evlâdını, oğlunu, kızını -neyse- kendi kızımızdan nasıl ayırt edebiliriz? Alâmeti nedir?" diye sormuşlar. Alâmeti nedir?" diye sormuşlar.

Kâle. "Peygamber Efendimiz buyurmuş ki..." Bi-kılleti'l-hayâi ve kılleti'r-rahmeti.Kâle. "Peygamber Efendimiz buyurmuş ki..." Bi-kılleti'l-hayâi ve kılleti'r-rahmeti. "O çocuğun utanmasının azlığından ve merhametinin, acımasının azlığından..." "O çocuğun utanmasının azlığından ve merhametinin, acımasının azlığından..."

Demek ki şeytanın çocukları hayâsız oluyor;Demek ki şeytanın çocukları hayâsız oluyor; utanması, arlanması yok, ar damarı çatlamış oluyor ve merhametsiz oluyor, acıması olmuyor. utanması, arlanması yok, ar damarı çatlamış oluyor ve merhametsiz oluyor, acıması olmuyor. Kırıyor, döküyor, vuruyor, öldürüyor, bağırtıyor, can yakıyor, can alıyor, işkence ediyor, vesaire...Kırıyor, döküyor, vuruyor, öldürüyor, bağırtıyor, can yakıyor, can alıyor, işkence ediyor, vesaire... Şeytanın çocuğu... Arsız, yüzsüz, edepsiz, hiçbir şeyden utanması yok.Şeytanın çocuğu... Arsız, yüzsüz, edepsiz, hiçbir şeyden utanması yok. "Yüzü Fransız köselesi gibi." derler, yüzü kızarmıyor."Yüzü Fransız köselesi gibi." derler, yüzü kızarmıyor. "O hayasızlığından ve merhametsizliğinden anlaşılır." buyuruyor. "O hayasızlığından ve merhametsizliğinden anlaşılır." buyuruyor.

Nasıl olması, bu duruma düşmemek için ne yapmak lazım? Nasıl olması, bu duruma düşmemek için ne yapmak lazım?

Bir kere düğünün dinî bir düğün olması lazım!Bir kere düğünün dinî bir düğün olması lazım! Dinî olmayan bir düğün, şeytanın katılacağı bir düğün; dinî esasları çiğneyerek, günahlara dalarak, Dinî olmayan bir düğün, şeytanın katılacağı bir düğün; dinî esasları çiğneyerek, günahlara dalarak, haramları yiyerek, içerek yapılan bir düğün böyle bir şeye sebep olur. haramları yiyerek, içerek yapılan bir düğün böyle bir şeye sebep olur.

Ondan sonra namaz niyaz, abdest olmazsa, besmele olmazsa, bu gibi durumlar olur. Ondan sonra namaz niyaz, abdest olmazsa, besmele olmazsa, bu gibi durumlar olur.

Ne yapmamız lazım gelir? Ne yapmamız lazım gelir?

Her işimizi, yememizi içmemizi, düğünümüzü derneğimizi, gerdeğimizi, her işimizi besmeleyle,Her işimizi, yememizi içmemizi, düğünümüzü derneğimizi, gerdeğimizi, her işimizi besmeleyle, Allah'ın adını anarak, Allah'ın rızasını düşünerek, dindarâne duygularla, halis duygularla, Allah'ın adını anarak, Allah'ın rızasını düşünerek, dindarâne duygularla, halis duygularla, temiz duygularla, dualarla yapmamız lazım ki işimizde hayır olsun, bereket olsun. temiz duygularla, dualarla yapmamız lazım ki işimizde hayır olsun, bereket olsun.

Hani, meselâ Avrupalılar gemi yapıyorlar, denize indirecekleri zamanHani, meselâ Avrupalılar gemi yapıyorlar, denize indirecekleri zaman geminin burnunda şampanya şişesini kırıyorlar. Ne düşünürler, niçin yaparlar? geminin burnunda şampanya şişesini kırıyorlar.

Ne düşünürler, niçin yaparlar?

Kendilerinin örfleri, adetleri... Kendi dinlerinde bile zaten içki haram değil;Kendilerinin örfleri, adetleri... Kendi dinlerinde bile zaten içki haram değil; kutsal şarap filân diyorlar, şaraplı ekmek yiyorlar. Halleri öyle... kutsal şarap filân diyorlar, şaraplı ekmek yiyorlar. Halleri öyle...

Biz nasıl yapıyoruz?Biz nasıl yapıyoruz? Bir hayırlı açılış, bir fabrika vesaire olduğu zaman,Bir hayırlı açılış, bir fabrika vesaire olduğu zaman, "Bismillâhi Allâhu ekber" diyerek kurban kesiyoruz."Bismillâhi Allâhu ekber" diyerek kurban kesiyoruz. Etini fakirlere dağıtıyoruz, fukaranın dualarını alıyoruz. Hayırlı bir şey yaparak başlıyoruz. Etini fakirlere dağıtıyoruz, fukaranın dualarını alıyoruz. Hayırlı bir şey yaparak başlıyoruz. Kur'ân-ı Kerîm'ler okuyoruz, bazı işlere hatimlerle başlıyoruz.Kur'ân-ı Kerîm'ler okuyoruz, bazı işlere hatimlerle başlıyoruz. Dükkânımızı açarken besmele ile açıyoruz.Dükkânımızı açarken besmele ile açıyoruz. Levha asıyoruz, hatta birçok dükkânlarda görüyorum, hoşuma gidiyor: Levha asıyoruz, hatta birçok dükkânlarda görüyorum, hoşuma gidiyor:

Her sabah besmeleyle açılır dükkânımız. Falanca zât-ı muhterem pîrimiz, üstâdımız! Her sabah besmeleyle açılır dükkânımız.

Falanca zât-ı muhterem pîrimiz, üstâdımız!

Diye artık her esnafın, her meslekten insanın bir pîri varmış.Diye artık her esnafın, her meslekten insanın bir pîri varmış. O pîrinin adını yazarak dükkânını besmeleyle açıyorlar. O pîrinin adını yazarak dükkânını besmeleyle açıyorlar. "Bismillâhirrahmânirrahîm" diyerek,"Bismillâhirrahmânirrahîm" diyerek, "Yâ Rabbi! Hayırlı rızık ver bize!" diyerek işlerini ibadetle, taatle yapıyorlar."Yâ Rabbi! Hayırlı rızık ver bize!" diyerek işlerini ibadetle, taatle yapıyorlar. Yola çıkacağı zaman iki rekât sefer namazı kılıyor; duayla, namazla, abdestli çıkıyor.Yola çıkacağı zaman iki rekât sefer namazı kılıyor; duayla, namazla, abdestli çıkıyor. Yaptığı hayırlı bir işi abdest alıp yapıyor. Yaptığı hayırlı bir işi abdest alıp yapıyor. Bayramda, hayırlı bir iş yapacağı zaman temiz olayım diye gusül abdesti alıyor... Bayramda, hayırlı bir iş yapacağı zaman temiz olayım diye gusül abdesti alıyor...

O zaman hayırla başlayan, Allah adıyla başlayan, Allah'ın rızası düşünülerek yapılan şey hayırlı oluyor.O zaman hayırla başlayan, Allah adıyla başlayan, Allah'ın rızası düşünülerek yapılan şey hayırlı oluyor. Bunu biz örfümüzden, tarihimizden, edebiyatımızdan biliyoruz.Bunu biz örfümüzden, tarihimizden, edebiyatımızdan biliyoruz. Süleyman Çelebi ne kadar güzel halka öğretmiş, yaymış Mevlid'iyle: Süleyman Çelebi ne kadar güzel halka öğretmiş, yaymış Mevlid'iyle:

Allah adı olsa bir işin önü Hergiz ebter olmaya ânın sonu! Allah adı olsa bir işin önü

Hergiz ebter olmaya ânın sonu!

"Bir işin önü, başlangıcı Allah adı olursa, yani 'Bismillâhirrahmânirrahîm' diye başlanırsa;"Bir işin önü, başlangıcı Allah adı olursa, yani 'Bismillâhirrahmânirrahîm' diye başlanırsa; asla o işin sonu ebter olmaz; güdük, kesik, bozuk, çürük olmaz; iyi olur." diyeasla o işin sonu ebter olmaz; güdük, kesik, bozuk, çürük olmaz; iyi olur." diye güzelce şiir halinde ifade etmiş. güzelce şiir halinde ifade etmiş.

Her işimizi besmeleyle yaparız.Her işimizi besmeleyle yaparız. Arabamıza besmeleyle bineriz, arabanın anahtarını besmeleyle çeviririz.Arabamıza besmeleyle bineriz, arabanın anahtarını besmeleyle çeviririz. Her işimizi besmeleyle yaparız, o zaman hayır olur.Her işimizi besmeleyle yaparız, o zaman hayır olur. Yemeği besmeleyle yersin, yediğin hayreder, faydasını görürsün. Yemeği besmeleyle yersin, yediğin hayreder, faydasını görürsün.

Düğünü besmeleyle, gerdeği besmeleyle yapan, hayrını görür.Düğünü besmeleyle, gerdeği besmeleyle yapan, hayrını görür. Evlatları hayırlı olur, annesine babasına iyi bakar, hürmet eder, ihtiyarlığında rahat ettirir.Evlatları hayırlı olur, annesine babasına iyi bakar, hürmet eder, ihtiyarlığında rahat ettirir. Çalışkan olur, hayatta başarılı olur, anasını babasını sevindirir, yüzünü güldürür, iftihar ettirir.Çalışkan olur, hayatta başarılı olur, anasını babasını sevindirir, yüzünü güldürür, iftihar ettirir. Vatanına milletine faydalı olur. Vatanına milletine faydalı olur.

Onun için, aman her yaptığınız işi Allah'ı düşünerek, Allah'ın rızasını düşünerek,Onun için, aman her yaptığınız işi Allah'ı düşünerek, Allah'ın rızasını düşünerek, Allah'ın adıyla, Allah nâmına... Hani meselâ diyorlar ya, kapıyı çalıyor: Allah'ın adıyla, Allah nâmına... Hani meselâ diyorlar ya, kapıyı çalıyor:

"Kanun nâmına kapıyı aç!" diyor. Nâm ne demek? Ad demek. "Kanun nâmına kapıyı aç!" diyor.

Nâm ne demek?

Ad demek.

Kanun adına söylüyorum sana aç kapıyı." diyor. Kanunu ifâ etmek için geldim demek istiyor.Kanun adına söylüyorum sana aç kapıyı." diyor. Kanunu ifâ etmek için geldim demek istiyor. Biz de mü'minler olarak, her yaptığımız işi Allah adına,Biz de mü'minler olarak, her yaptığımız işi Allah adına, Allah adıyla, Allah'ın rızasını kazanmak maksadıyla yapalım! Allah adıyla, Allah'ın rızasını kazanmak maksadıyla yapalım!

Bu sayfadan üçüncü hadîs-i şerîf. Hz. Ali radıyallahu anh'dan, Ebû Abdirrahman es-Sülemî kaydetmiş. Bu sayfadan üçüncü hadîs-i şerîf. Hz. Ali radıyallahu anh'dan, Ebû Abdirrahman es-Sülemî kaydetmiş.

Hz. Ali Efendimiz tarif edilmeyecek kadar, güneş gibi aşikâr bir mübarek büyüğümüz, başımızın tâcı.Hz. Ali Efendimiz tarif edilmeyecek kadar, güneş gibi aşikâr bir mübarek büyüğümüz, başımızın tâcı. Ebû Abdirrahman es-Sülemî de çok büyük bir alim ve sofî.Ebû Abdirrahman es-Sülemî de çok büyük bir alim ve sofî. Onların kitabına yazdıklarına, Hz. Ali'den rivayet olunduğuna göre Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; Onların kitabına yazdıklarına, Hz. Ali'den rivayet olunduğuna göre Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;

Ye'tî 'ale'n-nâsü zemânün. "İnsanların başına, üzerine bir zaman gelir ki… İleride gelecek ki..." Ye'tî 'ale'n-nâsü zemânün. "İnsanların başına, üzerine bir zaman gelir ki… İleride gelecek ki..."

Ne olacak? Ne olacak?

Hemmühüm bütûnühüm ve şerefühüm metâ'uhüm ve kıbletühüm nisâühümHemmühüm bütûnühüm ve şerefühüm metâ'uhüm ve kıbletühüm nisâühüm ve dînühüm derâhimühüm ve denânîruhüm, ülâike şerrü'l-halkı lâ halâka lehüm indallâh." ve dînühüm derâhimühüm ve denânîruhüm, ülâike şerrü'l-halkı lâ halâka lehüm indallâh."

Yine bu kıyamete yakın zamanı anlatan bir hadîs-i şerîf.Yine bu kıyamete yakın zamanı anlatan bir hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz neler olacağını şöyle buyuruyor; Peygamber Efendimiz neler olacağını şöyle buyuruyor;

"O zamanda..." Hemmühüm. "İnsanların tasası, gayreti..." Bütûnühüm. "Karınları olacak.""O zamanda..." Hemmühüm. "İnsanların tasası, gayreti..." Bütûnühüm. "Karınları olacak." Akılları, fikirleri hep karınlarının ihtiyaçlarını gidermekle ilgili olacak demek. Tasaları; karınları... Akılları, fikirleri hep karınlarının ihtiyaçlarını gidermekle ilgili olacak demek. Tasaları; karınları...

Karın denilince karından maksat iki şey olabilir:Karın denilince karından maksat iki şey olabilir: Bir, mide olur; akılları, fikirleri, "Ne yiyeceğim, ne içeceğim?" Yemek içmek...Bir, mide olur; akılları, fikirleri, "Ne yiyeceğim, ne içeceğim?" Yemek içmek... Bir de, cinsel konular kasdedilmiş olabilir.Bir de, cinsel konular kasdedilmiş olabilir. Cinsî duyguları esir almış, cinsel manyak gibi; akılları, fikirleri o... Tabii kötü bir durum. Cinsî duyguları esir almış, cinsel manyak gibi; akılları, fikirleri o... Tabii kötü bir durum.

Çünkü insanın hemminin, gayretinin, tasasının,Çünkü insanın hemminin, gayretinin, tasasının, fikrinin, düşüncesinin, amacının yüksek şeyler olması lazım!fikrinin, düşüncesinin, amacının yüksek şeyler olması lazım! Böyle basit, süflî, âdî şeyler olmaması lazım!Böyle basit, süflî, âdî şeyler olmaması lazım! Amaçlarının yüksek olması, himmetinin âlî olması lazım!Amaçlarının yüksek olması, himmetinin âlî olması lazım! Aksine insanlar kötüleştiği için, o devrin insanları kötü olduğundan bu kötülüğün vasıfları...Aksine insanlar kötüleştiği için, o devrin insanları kötü olduğundan bu kötülüğün vasıfları... Böyle olacak durumları. Akılları, fikirleri belden aşağısı... karınları... Böyle olacak durumları. Akılları, fikirleri belden aşağısı... karınları...

Ve şerefühüm metâ'uhüm. "Adamların şeref telakkisi, anlayışları da malları, mülkleri olacak."Ve şerefühüm metâ'uhüm. "Adamların şeref telakkisi, anlayışları da malları, mülkleri olacak." Yanında ne kadar metaı varsa; yani emtia, mal mülk cinsinden varlığı varsa şerefi öyle...Yanında ne kadar metaı varsa; yani emtia, mal mülk cinsinden varlığı varsa şerefi öyle... Parası kadar şerefi... Çok parası olan, çok şerefli; parası olmayan şerefsiz. Parası kadar şerefi... Çok parası olan, çok şerefli; parası olmayan şerefsiz.

Halbuki İslâm'da böyle değil. Takvası olan şerefli, takvası olmayan şerefsiz.Halbuki İslâm'da böyle değil. Takvası olan şerefli, takvası olmayan şerefsiz. Dindarlığı, hâlis duyguları olan Allah indinde kıymetli; günahları, hataları olan,Dindarlığı, hâlis duyguları olan Allah indinde kıymetli; günahları, hataları olan, ne kadar zengin olursa, ne kadar makamı yüksek olursa olsun,ne kadar zengin olursa, ne kadar makamı yüksek olursa olsun, ne kadar dış maddî imkânları çok olursa olsun, İslâm'a göre kıymetsiz. ne kadar dış maddî imkânları çok olursa olsun, İslâm'a göre kıymetsiz.

Ama artık her şey maddîleşmiş olduğundan o devirde adamların şeref anlayışları da değiştiğinden,Ama artık her şey maddîleşmiş olduğundan o devirde adamların şeref anlayışları da değiştiğinden, malı mülkü şeref ölçüsü oluyor; zenginliğine göre itibar görüyor.malı mülkü şeref ölçüsü oluyor; zenginliğine göre itibar görüyor. Halbuki zengin olmadığı halde, namuslu olduğundan çok para kazanamadığı halde,Halbuki zengin olmadığı halde, namuslu olduğundan çok para kazanamadığı halde, çok iyi, melek gibi, altın, som altın gibi, elmas, pırlanta gibi insanlar olabilir.çok iyi, melek gibi, altın, som altın gibi, elmas, pırlanta gibi insanlar olabilir. Öyle düşünmüyorlar. Çünkü herkes maddiyata dalmış, her şeyi maddeyle ölçüyorlar. Öyle düşünmüyorlar. Çünkü herkes maddiyata dalmış, her şeyi maddeyle ölçüyorlar.

Ve kıbletühû nisâühüm. "Kıbleleri de karıları..." Kâbe'ye dönmüyorlar, karılarına yönelmişler.Ve kıbletühû nisâühüm. "Kıbleleri de karıları..." Kâbe'ye dönmüyorlar, karılarına yönelmişler. Karılarına tapıyorlar, akılları fikirleri onlar olmuş oluyor. Karılarına tapıyorlar, akılları fikirleri onlar olmuş oluyor. Bu da dindarlığın bozulması, amaçların sapması, insanların süflîleşmesi demektir. Bu da dindarlığın bozulması, amaçların sapması, insanların süflîleşmesi demektir.

Ve dînühüm. "Dindarlıkları da dinleri de..." Derâhimühüm ve denânîruhüm.Ve dînühüm. "Dindarlıkları da dinleri de..." Derâhimühüm ve denânîruhüm. "Altın gümüş paraları..." Dinleri imanları para."Altın gümüş paraları..." Dinleri imanları para. O devirde dinleri imanları para para para olmuş oluyor. O devirde dinleri imanları para para para olmuş oluyor.

Bu durum, yani maddecilik, şehvetperestlik, mideperestlik, her şeyi maddî,Bu durum, yani maddecilik, şehvetperestlik, mideperestlik, her şeyi maddî, materyalist ölçülerle görmek, ölçmek... olunca, insanlar artık her şeyi unutmuşlar.materyalist ölçülerle görmek, ölçmek... olunca, insanlar artık her şeyi unutmuşlar. Faziletleri, mânevî değerleri, yüksek erdemleri unutmuşlar.Faziletleri, mânevî değerleri, yüksek erdemleri unutmuşlar. O zaman artık çok kötü bir durum olmuş oluyor.O zaman artık çok kötü bir durum olmuş oluyor. İnsanların bu zihniyette olanları çok kötü olmuş oluyor.İnsanların bu zihniyette olanları çok kötü olmuş oluyor. Peygamber Efendimiz Onlar için buyuruyor ki; Peygamber Efendimiz Onlar için buyuruyor ki;

Ülâike şerrü'l-halk. "Bunlar halkın en kötüleridir."Ülâike şerrü'l-halk. "Bunlar halkın en kötüleridir." Halk, dar manasıyla insanlar demek, geniş mânasıyla Allah'ın yarattığı bütün varlıklar demek.Halk, dar manasıyla insanlar demek, geniş mânasıyla Allah'ın yarattığı bütün varlıklar demek. Bütün varlıkların en kötüleri.Bütün varlıkların en kötüleri. Çünkü taşın toprağın, otun yaprağın, ağacın hiç olmazsa suçu, günahı yoktur.Çünkü taşın toprağın, otun yaprağın, ağacın hiç olmazsa suçu, günahı yoktur. Allah ne için yaratmışsa, o işte bulunuyorlar, devam ediyorlar.Allah ne için yaratmışsa, o işte bulunuyorlar, devam ediyorlar. Bir insana kızdık mı "Odun!" deriz ama odunun bir kabahati yok. Bir insana kızdık mı "Odun!" deriz ama odunun bir kabahati yok. Ama adam çok kötü vasıflara düşmüşse, sahip olmuşsa, çok fena durumlara düşmüşse;Ama adam çok kötü vasıflara düşmüşse, sahip olmuşsa, çok fena durumlara düşmüşse; o zaman odundan, kütükten de daha fena... o zaman odundan, kütükten de daha fena...

Bazen bir hayvan ismi söylüyoruz kızdığımız adama;Bazen bir hayvan ismi söylüyoruz kızdığımız adama; o hayvan masum, onun bir suçu günahı yok, nihayet bir hayvan, yaratılışı öyle...o hayvan masum, onun bir suçu günahı yok, nihayet bir hayvan, yaratılışı öyle... Ama insan, kötü sıfatlarla, kötü işlerle ondan da daha aşağılara düşüyor. Ama insan, kötü sıfatlarla, kötü işlerle ondan da daha aşağılara düşüyor.

Şerrü'l-halk. "Bunlar halkın, mahlûkatın en kötüleridir." Şerrü'l-halk. "Bunlar halkın, mahlûkatın en kötüleridir."

Lâ halâka lehüm indallâh. "Onların Allah yanında hiçbir nasipleri yoktur."Lâ halâka lehüm indallâh. "Onların Allah yanında hiçbir nasipleri yoktur." Hayır, mükâfat, ecir, sevap gibi bir şey almaları mümkün değildir. Nasıl olmamız lazım? Hayır, mükâfat, ecir, sevap gibi bir şey almaları mümkün değildir.

Nasıl olmamız lazım?

Himmetimizin âlî olması lazım!Himmetimizin âlî olması lazım! Aklımızın fikrimizin, dünyamızın, âhiretimizin Allah'ın rızasına göre olmasına yönelmesi lazım!Aklımızın fikrimizin, dünyamızın, âhiretimizin Allah'ın rızasına göre olmasına yönelmesi lazım! Hem dünyamız Allah'ın istediği gibi tertemiz olsun hem de âhiretimiz azapdan uzak,Hem dünyamız Allah'ın istediği gibi tertemiz olsun hem de âhiretimiz azapdan uzak, tam saadet olsun diye himmetimizin o tarafa sarf edilmesi lazım!tam saadet olsun diye himmetimizin o tarafa sarf edilmesi lazım! İnsanlığın selâmeti, iyiliği için âhirette de Allah'ın rızasına erip, cennetiyle cemaliyleİnsanlığın selâmeti, iyiliği için âhirette de Allah'ın rızasına erip, cennetiyle cemaliyle müşerref olmak için gayret etmeli, insan ona tasa çekmeli, onun için uğraşmalı! müşerref olmak için gayret etmeli, insan ona tasa çekmeli, onun için uğraşmalı!

İnsanın şerefi ilmiyle, irfanıyla, faziletiyle olmalı! Bir insan fakir olabilir.İnsanın şerefi ilmiyle, irfanıyla, faziletiyle olmalı! Bir insan fakir olabilir. Yunus Emre'nin hakkında anlatılanları doğru kabul edelim; oduncu olabilir, fakir bir köylü olabilir...Yunus Emre'nin hakkında anlatılanları doğru kabul edelim; oduncu olabilir, fakir bir köylü olabilir... Ama Yunus Emre gibi olunca en şerefli insan oluyor.Ama Yunus Emre gibi olunca en şerefli insan oluyor. İnsan mânevî değerleriyle, gönül zenginliğiyle,İnsan mânevî değerleriyle, gönül zenginliğiyle, iman kuvvetiyle, kalbinin altın gibi olmasıyla kıymetli olur. iman kuvvetiyle, kalbinin altın gibi olmasıyla kıymetli olur. Ama parası olmayabilir, kulübede oturuyor oturabilir, dağda bir mağarada yaşıyor olabilir.Ama parası olmayabilir, kulübede oturuyor oturabilir, dağda bir mağarada yaşıyor olabilir. İşin doğrusu, asıl şerefin takvada olması lazım! İşin doğrusu, asıl şerefin takvada olması lazım!

Ve kıbletühüm nisâühüm.Ve kıbletühüm nisâühüm. Evet, çok tabii, İslâm da teşvik ediyor; elbette insan aileseni sever, sevmeli!Evet, çok tabii, İslâm da teşvik ediyor; elbette insan aileseni sever, sevmeli! Allahu Teâlâ hazretleri sevmeye de sevap veriyor ama insanın kıblesi Kâbe olmalı, din olmalı;Allahu Teâlâ hazretleri sevmeye de sevap veriyor ama insanın kıblesi Kâbe olmalı, din olmalı; maddî, geçici ve fâni bir şey olmamalı! maddî, geçici ve fâni bir şey olmamalı!

Evet, insan annesini, kızını, hanımını sever, çoluk çocuğunu sever... İyi arkadaşlarını sever...Evet, insan annesini, kızını, hanımını sever, çoluk çocuğunu sever... İyi arkadaşlarını sever... Ama bu sevgilerin hiçbirisi tek başına hayatın amacı olmaz. Çünkü onlar fâni... Ama bu sevgilerin hiçbirisi tek başına hayatın amacı olmaz. Çünkü onlar fâni...

Hayatın asıl amacı, insanın asıl yöneleceği yüksek şeyler olması lazım!Hayatın asıl amacı, insanın asıl yöneleceği yüksek şeyler olması lazım! Allah indinde geçerli şeyler olması lazım! Yönünün, kıblesinin ulvî şeyler olması lazım! Allah indinde geçerli şeyler olması lazım! Yönünün, kıblesinin ulvî şeyler olması lazım!

Dininin de para para para... dininin imanının para olması insanın iyice materyalist olması demek…Dininin de para para para... dininin imanının para olması insanın iyice materyalist olması demek… Para buldu mu babasını bile satar, vatanını, vatanın sırlarını satar. Çok kötü bir şey... Para buldu mu babasını bile satar, vatanını, vatanın sırlarını satar. Çok kötü bir şey...

Nasıl olması lazım? Nasıl olması lazım?

Dünyaları verseler, bazı faziletlerden, bazı güzelliklerden vazgeçmemesi, onları vermemesi lazım!Dünyaları verseler, bazı faziletlerden, bazı güzelliklerden vazgeçmemesi, onları vermemesi lazım! Ne diyor Mehmet Akif: Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı! Ne diyor Mehmet Akif:

Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı!

Ne kadar güzel! Dünyaları alsan bile, dünya kadar rüşvet verseler;Ne kadar güzel! Dünyaları alsan bile, dünya kadar rüşvet verseler; Amerika'dan, Rusya'dan, Avrupa'dan rüşvet gelse, bir karış toprağı verilmez! Amerika'dan, Rusya'dan, Avrupa'dan rüşvet gelse, bir karış toprağı verilmez!

Onun için ölür, canını verir ama vatanını vermez.Onun için ölür, canını verir ama vatanını vermez. İşte bu, şerefli, hakîkî mü'min insanların amaçlarının çok yüksek olmasından...İşte bu, şerefli, hakîkî mü'min insanların amaçlarının çok yüksek olmasından... Maddeye tenezzül etmez, maddeyi teper, elinin tersiyle iter. Maddeye tenezzül etmez, maddeyi teper, elinin tersiyle iter.

"Ben böyle yakışıksız teklifleri kabul edemem! Ben böyle maddiyat için,"Ben böyle yakışıksız teklifleri kabul edemem! Ben böyle maddiyat için, çok değer verdiğim mübarek, mukaddes şeyleri satamam!" diye söyleyecek sağlamlıkta olması lazım! çok değer verdiğim mübarek, mukaddes şeyleri satamam!" diye söyleyecek sağlamlıkta olması lazım!

Öyle olmazsa, dünyada çok zengin devletler var, parayla herkesi alırlar.Öyle olmazsa, dünyada çok zengin devletler var, parayla herkesi alırlar. Herkese her şeyi yaptırırlar.Herkese her şeyi yaptırırlar. İyi ki para ile satın alınamayacak insanlar var, olmalı ki, İyi ki para ile satın alınamayacak insanlar var, olmalı ki, -halen de ülkemizde var, başka ülkelerde var- -halen de ülkemizde var, başka ülkelerde var- Allah onları hakim eylesin, işlerin başına onları getirsin.Allah onları hakim eylesin, işlerin başına onları getirsin. Sarsılmayan, sapasağlam, dürüst, dosdoğru insanlar olmak lazım!Sarsılmayan, sapasağlam, dürüst, dosdoğru insanlar olmak lazım! "Öyle olmayan insanlar mahlûkatın en kötüleridir. Allah onlara hiçbir mükâfât vermeyecek. "Öyle olmayan insanlar mahlûkatın en kötüleridir. Allah onlara hiçbir mükâfât vermeyecek. Allah indinde hiçbir nasipleri yoktur." buyuruluyor. Allah indinde hiçbir nasipleri yoktur." buyuruluyor.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi, dinimizden, güzel ahlâkımızdan, sağlam imanımızdan,Allahu Teâlâ hazretleri bizi, dinimizden, güzel ahlâkımızdan, sağlam imanımızdan, pırıl pırıl ahlakımızdan milletimizi, çoluk çocuğumuzu, nesillerimizi mahrum eylemesin.pırıl pırıl ahlakımızdan milletimizi, çoluk çocuğumuzu, nesillerimizi mahrum eylemesin. Allahu Teâlâ hazretleri ümmetimizi korusun.Allahu Teâlâ hazretleri ümmetimizi korusun. Düşmanların topluca birlikler, ittifaklar kurarak yaptıkları zulümleri karşılamayı,Düşmanların topluca birlikler, ittifaklar kurarak yaptıkları zulümleri karşılamayı, müşterek çalışmalarla yenmeyi Allah nasip eylesin!.. müşterek çalışmalarla yenmeyi Allah nasip eylesin!..

Mazlum insanların imdadına koşmamızı, onları zulümden kurtarmamızı nasip eylesin!Mazlum insanların imdadına koşmamızı, onları zulümden kurtarmamızı nasip eylesin! Esir kardeşlerimizi esaretten, mazlum kardeşlerimizi zulümden, mağdur kardeşlerimizi gadirdenEsir kardeşlerimizi esaretten, mazlum kardeşlerimizi zulümden, mağdur kardeşlerimizi gadirden kurtarmakta bizlere gayret versin, yardım eylesin! Tevfîkını refîk eylesin! kurtarmakta bizlere gayret versin, yardım eylesin! Tevfîkını refîk eylesin!

Cümleten bizi her yönden mansur, müeyyed, muzaffer ve galip eylesin. Cümleten bizi her yönden mansur, müeyyed, muzaffer ve galip eylesin.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû! es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!

Konuşmacı: Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

Kategori:

  • Cuma Sohbetleri (MEC)
  • Tarih: 17 Şevvâl 1421 / 12.01.2001

    Yer: AKRA- Avustralya

    Açıklama:

    Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Ak-Radyo’da cuma günleri düzenli olarak konuşmalar yapmıştır. 31 Mart 1993’te başlayıp, vefatından önceki son cuma günü olan, 2 Şubat 2001’e kadar devam eden bu sohbetlerde, hocamız genellikle Râmûzül-Ehâdis’ten, bazen de Muhtârü’l-Ehâdis’ten veya Riyâzu’s-Sâlihîn’den bir miktar hadis-i şerif okuyup, izah etmiştir.

    İçinde bulunulan zamanın, ayın, günlerin ihyâ edilmesiyle ilgili bilgiler vermiş ve hatırlatmalarda bulunmuştur. Ayrıca ülkemizi ve insanımızı ilgilendiren güncel konulara temas ettiği de görülmüştür.

    Genellikle yurtdışında seyahatte olduğu için çoğu zaman bulunduğu yerden de bahsetmiştir.

    Sekiz yıl içerisinde toplam 313 adet sohbet yapmışlardır.

    İçerik:

    Konuşma Hakkında