Namaz Vakitleri

13 Muharrem 1446
19 Temmuz 2024
İmsak
03:48
Güneş
05:40
Öğle
13:15
İkindi
17:13
Akşam
20:40
Yatsı
22:24
Detaylı Arama

Allah Güzeli Sever (Sorular ve Cevaplar)

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

6 Cemâziye'l-Evvel 1416 / 01.10.1995
İskenderpaşa Camii / İstanbul

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Hadis sohbetlerini 5 aşamada özetleyebiliriz.

a. İskenderpaşa Camii Sohbetleri (1977-1997)

Mehmed Zâhid KOTKU Hz. görevli oldukları İskenderpaşa Camii’nde, her pazar günü ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika Râmûzü’l-Ehàdis’ten hadis okuyup izah ederdi. 1977 yılının ilkbaharından itibaren bu dersler Mahmud Es’ad COŞAN tarafından yapılır oldu.

COŞAN, o yıllarda Ankara’da oturuyordu. Her hafta sonu İstanbul’a geliyor, pazar günkü hadis dersini yapıp geri dönüyordu. Tatillerde ve müsait zamanlarında cuma namazından önce de sohbet ettiği olurdu. Önemli bir engel olmadıkça, bu böyle devam etti.

13 Kasım 1980’de Mehmed Zâhid KOTKU Hazretleri’nin vefatından sonra da İskenderpaşa’daki dersler aynen devam etti. Hac veya başka bir seyahat nedeniyle yurtdışında olduğu zamanların dışında önemli bir aksama olmadı. 1997 Mayısında yurtdışına çıkıncaya kadar bu böyle devam etti. İskenderpaşa’daki son sohbeti 4 Mayıs 1997 pazar günü oldu.
COŞAN, derse besmele ve hamdele ile başlardı. Arkasından, “Kitapların en efdali Allah’ın kitabıdır, yolların en faziletlisi Peygamber (s.a.s.)’in yoludur. Sonradan uydurulan şeyler bid’attir. Her bid’at dalâlettir. Her dalâlet ve dalâlet sahibi cehenneme gider.” anlamındaki Arapça giriş cümlelerini söylerdi. Sonra, sıradaki ilk hadisin Arapça metnini okurdu.

Ondan sonra okunan kitap hakkında kısa bilgi verir; hadislerin okunmasına ve izahına geçmeden önce, başta Peygamber (s.a.s.) Efendimiz olmak üzere cümle enbiyânın, evliyânın, sülehànın; sâdât ve meşâyih-i kiramın ruhları için; kitabın müellifinin ve bu kitabın içindeki hadis-i şeriflerin bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın, râvilerin ruhları için; caminin bânisi İskender Paşa’nın ruhu için; bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere oraya gelmiş olan kimselerin ahirete irtihal etmiş olan cümle yakınlarının ruhları için ve Mehmed Zahid KOTKU Hazretleri’nin ruhu için, bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerif okunmasını isterdi.

Daha sonra, sıradaki hadis-i şerifin Arapça metnini okuyup, kelime kelime izahına geçerdi. Konuyla ilgili ayet-i kerimeler ve diğer hadis-i şeriflerle meseleyi bir güzel açıklardı. Sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanırdı. Konunun iyi anlaşılması için misaller, hatıralar anlatır; şiirlere, Farsça ve Arapça beyitlere yer verirdi.

COŞAN, ilk yıllarda her sohbette 8-10 hadis-i şerif okuyup izah ederdi, sohbet süresi bir saati geçmezdi. Son yıllarda bu sayı 3’e kadar düşmüş, izah için daha çok vakit ayrılmış, sohbet süresi bir saati biraz aşmaya başlamıştı.

Sohbetin sonunda mutlaka Hatm-i Hàcegân yaptırırdı. Bazen, intisab etmek isteyenler için zikir dersi tarifi yapardı. Eğer vakit müsaitse, küçük notlarla soru gönderenlerin sorularına cevap verirdi.

Sohbetlere öncelikle gençler, öğrenciler, okumuş kimseler gelirlerdi. Fakat her yaştan ve her kesimden insana rastlamak mümkündü. Zamanla ilgi arttığı için, caminin etrafındaki evler satın alınarak cami genişletilmiş; hanımların ve erkeklerin sohbetleri takip edebilmesi için mekânlar yapılmıştır.

İskenderpaşa Camii’ndeki sohbetler, ilk yıllardan beri teyp kasetlerine kayıt edilmiştir. 1987’den sonra görüntülü video kayıtları yapılmıştır.

b. Ankara Özelif Camii Sohbetleri (1982-1996)

COŞAN, Mehmed Zâhid KOTKU Hz. vefat edip, irşad görevi kendisine intikal ettikten sonra, Ankara’da da hadis dersleri başlattı (1982). İlk önce çarşamba günleri evinin yanındaki Muradiye Camii’nde, daha sonra perşembe akşamları Özelif Camii’nde hadis dersi yapmaya başladı. Bir ara cumartesi günleri yapıldı. Emekli olup da Ankara’dan ayrıldıkları 1987 yılına kadar bu dersler devam etti. 1987’den sonra ise, her ayın ilk perşembe akşamı Ankara’ya gelip, bu hadis derslerini ayda bir yapmaya devam etti.

c. Sapanca Sohbetleri (1987-1989)

COŞAN emekli olduktan sonra Sapanca’ya yerleşmiştir. Orada oturdukları yıllarda (1987-1989), evinin yakınındaki Yüzevler Camii’nde cumartesi günleri, ikindiden sonra Muhtâru’l-Ehàdîs isimli kitaptan hadis dersleri yapmıştır.

Muhtâru’l-Ehâdîs kitabı muteber hadis kitaplarından seçilmiş ve ilk harflerine göre alfabetik olarak sıralanmış bin dört yüz kadar hadis ihtivâ etmektedir. Mısırlı alim Seyyid Ahmed el-Hâşimî (1878-1943) tarafından hazırlanmıştır. Türkçe’ye muhtelif tercümeleri yapılmıştır.

d. Anadolu’da Sohbetler

COŞAN, Türkiye’de bulunduğu 1980-1997 yılları arasında sık sık Anadolu’da seyahatler yaparlardı. Gittikleri illerde, uygun camilerde, halka açık hadis dersleri yapmıştır. Eskişehir, Bursa, İzmir, Antalya, Adapazarı, Konya, Edirne gibi illerde sohbetler yapılmış hadis sohbetleri mevcuttur.

e. Ev Sohbetleri
Doğum, ölüm, düğün, sünnet vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği evlerde; kahvaltı vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği öğrenci evlerinde mutlaka yarım saat - 45 dakika civarında bir hadis sohbeti yaparlardı.

Teröristler vurdu ve şehit oldular." dediniz. Bu devletin dini İslâm değil ki askerin ve polisin şehit olması için devletin | gibi konu başlıkları içeren dini sohbet.

Konuşma Metni

Hocam sohbetinizde iki tane Karslı askerden bahsettiniz. Hocam sohbetinizde iki tane Karslı askerden bahsettiniz. "Teröristler vurdu ve şehit oldular." dediniz."Teröristler vurdu ve şehit oldular." dediniz. Bu devletin dini İslâm değil kiBu devletin dini İslâm değil ki askerin ve polisin şehit olması için devletin İslâmla yönetilmesi gerekmez miydi?askerin ve polisin şehit olması için devletin İslâmla yönetilmesi gerekmez miydi? Böyle devlette vurulan asker ve polis şehit olur mu? Böyle devlette vurulan asker ve polis şehit olur mu?

İşte soru bu. Zihnine takılıyor; ne olursa olsun. İşte soru bu. Zihnine takılıyor; ne olursa olsun.

Muhterem kardeşlerim! Peygamber Efendimizin bir hadîs-i şerîfiyle cevap vereceğim: Muhterem kardeşlerim!

Peygamber Efendimizin bir hadîs-i şerîfiyle cevap vereceğim:

Bir insan devesine ticarî malını yükletse bu şehirden öteki şehre giderken dağın kenarında,Bir insan devesine ticarî malını yükletse bu şehirden öteki şehre giderken dağın kenarında, kayaların arasından haramiler çıksa "Ver malını!" dese o da vermese mücadele etseler. kayaların arasından haramiler çıksa "Ver malını!" dese o da vermese mücadele etseler.

"Niye vereyim malımı?"Niye vereyim malımı? 'Haydut' diye çıkmışsın karşıma." dese malını korumak için yaptığı mücadele sonunda ölse şehittir. 'Haydut' diye çıkmışsın karşıma." dese malını korumak için yaptığı mücadele sonunda ölse şehittir.

"Dünya malı dünyada kalır, önemli değil!" diyoruz ya. Peygamber Efendimiz; "Dünya malı dünyada kalır, önemli değil!" diyoruz ya. Peygamber Efendimiz;

"Bir insan malını korumak için ölse şehittir." diyor, anladınız mı? "Bir insan malını korumak için ölse şehittir." diyor, anladınız mı?

Tabi namusu da öyle. Mazlum olarak ve iyi niyetle kendi malını korumak için bile olsa şehit oluyor.Tabi namusu da öyle. Mazlum olarak ve iyi niyetle kendi malını korumak için bile olsa şehit oluyor. Elbette şehitliğin şartları vardır, doğru. Elbette şehitliğin şartları vardır, doğru. Şehit olmanın ilk şartı, şehit oldu denilen kimsenin müslüman olmasıdır.Şehit olmanın ilk şartı, şehit oldu denilen kimsenin müslüman olmasıdır. Müslüman olmayan insan ölse şehit olmaz. Neden? Müslüman olmayan insan ölse şehit olmaz.

Neden?

İslâm şartı var, müslüman olmak şartı var. Müslüman olmadığı zaman öldü işte.İslâm şartı var, müslüman olmak şartı var. Müslüman olmadığı zaman öldü işte. O zaman "Toprağı bol olsun." derler, o kadar. Bol olsa ne olacak az olsa ne olacak? Öldü, gitti. O zaman "Toprağı bol olsun." derler, o kadar. Bol olsa ne olacak az olsa ne olacak? Öldü, gitti.

İlk şartı müslüman olmaktır; müslüman olacak.İlk şartı müslüman olmaktır; müslüman olacak. İmansızmış, münkirmiş, kâfirmiş; tabi o zaman şehit olmaz. İmansızmış, münkirmiş, kâfirmiş; tabi o zaman şehit olmaz. İlk şartı müslüman olmak. Ondan sonra doğru bir istikamette,İlk şartı müslüman olmak. Ondan sonra doğru bir istikamette, haklı, dinen doğru olan bir şeyi yapma yolunda olduğu zaman şehit olur;haklı, dinen doğru olan bir şeyi yapma yolunda olduğu zaman şehit olur; haksız bir şey yaparken, gasp rüşvet vesaire halinde iken olmaz tabi. haksız bir şey yaparken, gasp rüşvet vesaire halinde iken olmaz tabi. Çalıştığı istikamet de İslâmî olacak. Ama Allahu a'lem bu Mehmetçikler şehittir. Çalıştığı istikamet de İslâmî olacak. Ama Allahu a'lem bu Mehmetçikler şehittir.

Devletin dini, İslâm değil. Tamam, "devlet laik" diyor, "Ben inanca bakmıyorum." diyor.Devletin dini, İslâm değil. Tamam, "devlet laik" diyor, "Ben inanca bakmıyorum." diyor. Sen devletin sahibi olursan devlete sen sahip olursan bu mekanizma her şeyiyle İslâmî çalışır.Sen devletin sahibi olursan devlete sen sahip olursan bu mekanizma her şeyiyle İslâmî çalışır. Bazı yerlerinde İslâmî çalışıyor. Bazı yerlerinde İslâmî çalışıyor.

Bizim bazı arkadaşlarımız geldi, salahiyet sahibi oldu, genel müdür oldu.Bizim bazı arkadaşlarımız geldi, salahiyet sahibi oldu, genel müdür oldu. Ben hatırlıyorum; Karayolları Genel Müdürlüğü'nün girişi, antresi mescit oldu.Ben hatırlıyorum; Karayolları Genel Müdürlüğü'nün girişi, antresi mescit oldu. Kapısından Karayolları Genel Müdürlüğü'nün antresine giriyorsun, geniş bir alan var.Kapısından Karayolları Genel Müdürlüğü'nün antresine giriyorsun, geniş bir alan var. Merdivenle üst katlara çıkılıyor, kenardan asansörle yukarıya çıkılıyor; Merdivenle üst katlara çıkılıyor, kenardan asansörle yukarıya çıkılıyor; orası mescit oldu, mescit yapıldı. Cuma namazı kılınıyordu, tıklım tıklım doluyordu.orası mescit oldu, mescit yapıldı. Cuma namazı kılınıyordu, tıklım tıklım doluyordu. Bak genel müdür öyle yaptı, öyle oldu. Bak genel müdür öyle yaptı, öyle oldu.

Bizim Sakarya Mühendislik'te dershanenin karşısında büyük mescit vardı.Bizim Sakarya Mühendislik'te dershanenin karşısında büyük mescit vardı. Ders arasında gidip namazımızı kılıyorduk.Ders arasında gidip namazımızı kılıyorduk. Yönetim değişti, yönetime başka bir kişi geldi, dershaneyi kapattı. Yönetim değişti, yönetime başka bir kişi geldi, dershaneyi kapattı.

"Okulun karşısında, ileride mescit var, gitsin orada kılsın." dedi. "Okulun karşısında, ileride mescit var, gitsin orada kılsın." dedi.

Oraya gidinceye kadar 15 dakika geçer, 15 dakika da gelinceye kadar geçer, etti yarım saat;Oraya gidinceye kadar 15 dakika geçer, 15 dakika da gelinceye kadar geçer, etti yarım saat; çocuk namaz kılamaz. Sen onu engelledin; burada ne güzel kılıyordu. çocuk namaz kılamaz. Sen onu engelledin; burada ne güzel kılıyordu.

Ne diye kapattın? Ne diye kapattın?

Düşmanlıktan kapattın; "Karşıda cami var." bahane!Düşmanlıktan kapattın; "Karşıda cami var." bahane! Karşıdaki camiye gidemiyor ki gidecek vakit yok ki on dakika ders arası var;Karşıdaki camiye gidemiyor ki gidecek vakit yok ki on dakika ders arası var; namazı kılacak, gelecek dersine devam edecek. namazı kılacak, gelecek dersine devam edecek.

Ne oldu? Dokundu mu sana onun ibadet etmesi? Ne oldu? Dokundu mu sana onun ibadet etmesi?

Din düşmanlığından yaptın, bir de bahane söylüyorsun. Din düşmanlığından yaptın, bir de bahane söylüyorsun.

İşin şu tarafını anlatmak istiyorum; yönetici iyi bir insan iken mescit açıyor,İşin şu tarafını anlatmak istiyorum; yönetici iyi bir insan iken mescit açıyor, çocuklar ibadetini yapıyor; kötü olduğu zaman da salahiyetini veya imkânlarını kötüye kullanıyor.çocuklar ibadetini yapıyor; kötü olduğu zaman da salahiyetini veya imkânlarını kötüye kullanıyor. Kimsenin suçu yok; aynı kanun, aynı yönetim ama iyi insan,Kimsenin suçu yok; aynı kanun, aynı yönetim ama iyi insan, iyi tarafından tutturunca iyi bir şeyler yapıyor.iyi tarafından tutturunca iyi bir şeyler yapıyor. Binaenaleyh şimdi böyle bir acayip kaoslu durum var. Binaenaleyh şimdi böyle bir acayip kaoslu durum var.

Niyetine göre müslümansa şehit olur. Niyetine göre müslümansa şehit olur.

Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2