Namaz Vakitleri
İstanbul
25 Rebîü'l-Evvel 1448
07 September 2026
Detaylı Arama

Cenneti Kazandıracak Ameller

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

16 Rebîü'l-Evvel 1405 / 09.12.1984
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Hadis sohbetlerini 5 aşamada özetleyebiliriz.

a. İskenderpaşa Camii Sohbetleri (1977-1997)

Mehmed Zâhid KOTKU Hz. görevli oldukları İskenderpaşa Camii’nde, her pazar günü ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika Râmûzü’l-Ehàdis’ten hadis okuyup izah ederdi. 1977 yılının ilkbaharından itibaren bu dersler Mahmud Es’ad COŞAN tarafından yapılır oldu.

COŞAN, o yıllarda Ankara’da oturuyordu. Her hafta sonu İstanbul’a geliyor, pazar günkü hadis dersini yapıp geri dönüyordu. Tatillerde ve müsait zamanlarında cuma namazından önce de sohbet ettiği olurdu. Önemli bir engel olmadıkça, bu böyle devam etti.

13 Kasım 1980’de Mehmed Zâhid KOTKU Hazretleri’nin vefatından sonra da İskenderpaşa’daki dersler aynen devam etti. Hac veya başka bir seyahat nedeniyle yurtdışında olduğu zamanların dışında önemli bir aksama olmadı. 1997 Mayısında yurtdışına çıkıncaya kadar bu böyle devam etti. İskenderpaşa’daki son sohbeti 4 Mayıs 1997 pazar günü oldu.
COŞAN, derse besmele ve hamdele ile başlardı. Arkasından, “Kitapların en efdali Allah’ın kitabıdır, yolların en faziletlisi Peygamber (s.a.s.)’in yoludur. Sonradan uydurulan şeyler bid’attir. Her bid’at dalâlettir. Her dalâlet ve dalâlet sahibi cehenneme gider.” anlamındaki Arapça giriş cümlelerini söylerdi. Sonra, sıradaki ilk hadisin Arapça metnini okurdu.

Ondan sonra okunan kitap hakkında kısa bilgi verir; hadislerin okunmasına ve izahına geçmeden önce, başta Peygamber (s.a.s.) Efendimiz olmak üzere cümle enbiyânın, evliyânın, sülehànın; sâdât ve meşâyih-i kiramın ruhları için; kitabın müellifinin ve bu kitabın içindeki hadis-i şeriflerin bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın, râvilerin ruhları için; caminin bânisi İskender Paşa’nın ruhu için; bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere oraya gelmiş olan kimselerin ahirete irtihal etmiş olan cümle yakınlarının ruhları için ve Mehmed Zahid KOTKU Hazretleri’nin ruhu için, bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerif okunmasını isterdi.

Daha sonra, sıradaki hadis-i şerifin Arapça metnini okuyup, kelime kelime izahına geçerdi. Konuyla ilgili ayet-i kerimeler ve diğer hadis-i şeriflerle meseleyi bir güzel açıklardı. Sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanırdı. Konunun iyi anlaşılması için misaller, hatıralar anlatır; şiirlere, Farsça ve Arapça beyitlere yer verirdi.

COŞAN, ilk yıllarda her sohbette 8-10 hadis-i şerif okuyup izah ederdi, sohbet süresi bir saati geçmezdi. Son yıllarda bu sayı 3’e kadar düşmüş, izah için daha çok vakit ayrılmış, sohbet süresi bir saati biraz aşmaya başlamıştı.

Sohbetin sonunda mutlaka Hatm-i Hàcegân yaptırırdı. Bazen, intisab etmek isteyenler için zikir dersi tarifi yapardı. Eğer vakit müsaitse, küçük notlarla soru gönderenlerin sorularına cevap verirdi.

Sohbetlere öncelikle gençler, öğrenciler, okumuş kimseler gelirlerdi. Fakat her yaştan ve her kesimden insana rastlamak mümkündü. Zamanla ilgi arttığı için, caminin etrafındaki evler satın alınarak cami genişletilmiş; hanımların ve erkeklerin sohbetleri takip edebilmesi için mekânlar yapılmıştır.

İskenderpaşa Camii’ndeki sohbetler, ilk yıllardan beri teyp kasetlerine kayıt edilmiştir. 1987’den sonra görüntülü video kayıtları yapılmıştır.

b. Ankara Özelif Camii Sohbetleri (1982-1996)

COŞAN, Mehmed Zâhid KOTKU Hz. vefat edip, irşad görevi kendisine intikal ettikten sonra, Ankara’da da hadis dersleri başlattı (1982). İlk önce çarşamba günleri evinin yanındaki Muradiye Camii’nde, daha sonra perşembe akşamları Özelif Camii’nde hadis dersi yapmaya başladı. Bir ara cumartesi günleri yapıldı. Emekli olup da Ankara’dan ayrıldıkları 1987 yılına kadar bu dersler devam etti. 1987’den sonra ise, her ayın ilk perşembe akşamı Ankara’ya gelip, bu hadis derslerini ayda bir yapmaya devam etti.

c. Sapanca Sohbetleri (1987-1989)

COŞAN emekli olduktan sonra Sapanca’ya yerleşmiştir. Orada oturdukları yıllarda (1987-1989), evinin yakınındaki Yüzevler Camii’nde cumartesi günleri, ikindiden sonra Muhtâru’l-Ehàdîs isimli kitaptan hadis dersleri yapmıştır.

Muhtâru’l-Ehâdîs kitabı muteber hadis kitaplarından seçilmiş ve ilk harflerine göre alfabetik olarak sıralanmış bin dört yüz kadar hadis ihtivâ etmektedir. Mısırlı alim Seyyid Ahmed el-Hâşimî (1878-1943) tarafından hazırlanmıştır. Türkçe’ye muhtelif tercümeleri yapılmıştır.

d. Anadolu’da Sohbetler

COŞAN, Türkiye’de bulunduğu 1980-1997 yılları arasında sık sık Anadolu’da seyahatler yaparlardı. Gittikleri illerde, uygun camilerde, halka açık hadis dersleri yapmıştır. Eskişehir, Bursa, İzmir, Antalya, Adapazarı, Konya, Edirne gibi illerde sohbetler yapılmış hadis sohbetleri mevcuttur.

e. Ev Sohbetleri
Doğum, ölüm, düğün, sünnet vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği evlerde; kahvaltı vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği öğrenci evlerinde mutlaka yarım saat - 45 dakika civarında bir hadis sohbeti yaparlardı.

Efendisinin Rızası Olmadan Dost Edinmek, Azadlı Köleyi Ayartmak, Beş Şeyi Yapan Kimse Cennete Gider, Üç Şey Kimde Yoksa O | gibi konu başlıkları içeren dini sohbet.

Cenneti Kazandıracak Ameller

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

16 Rebîü'l-Evvel 1405 / 09.12.1984
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Hadis sohbetlerini 5 aşamada özetleyebiliriz.

a. İskenderpaşa Camii Sohbetleri (1977-1997)

Mehmed Zâhid KOTKU Hz. görevli oldukları İskenderpaşa Camii’nde, her pazar günü ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika Râmûzü’l-Ehàdis’ten hadis okuyup izah ederdi. 1977 yılının ilkbaharından itibaren bu dersler Mahmud Es’ad COŞAN tarafından yapılır oldu.

COŞAN, o yıllarda Ankara’da oturuyordu. Her hafta sonu İstanbul’a geliyor, pazar günkü hadis dersini yapıp geri dönüyordu. Tatillerde ve müsait zamanlarında cuma namazından önce de sohbet ettiği olurdu. Önemli bir engel olmadıkça, bu böyle devam etti.

13 Kasım 1980’de Mehmed Zâhid KOTKU Hazretleri’nin vefatından sonra da İskenderpaşa’daki dersler aynen devam etti. Hac veya başka bir seyahat nedeniyle yurtdışında olduğu zamanların dışında önemli bir aksama olmadı. 1997 Mayısında yurtdışına çıkıncaya kadar bu böyle devam etti. İskenderpaşa’daki son sohbeti 4 Mayıs 1997 pazar günü oldu.
COŞAN, derse besmele ve hamdele ile başlardı. Arkasından, “Kitapların en efdali Allah’ın kitabıdır, yolların en faziletlisi Peygamber (s.a.s.)’in yoludur. Sonradan uydurulan şeyler bid’attir. Her bid’at dalâlettir. Her dalâlet ve dalâlet sahibi cehenneme gider.” anlamındaki Arapça giriş cümlelerini söylerdi. Sonra, sıradaki ilk hadisin Arapça metnini okurdu.

Ondan sonra okunan kitap hakkında kısa bilgi verir; hadislerin okunmasına ve izahına geçmeden önce, başta Peygamber (s.a.s.) Efendimiz olmak üzere cümle enbiyânın, evliyânın, sülehànın; sâdât ve meşâyih-i kiramın ruhları için; kitabın müellifinin ve bu kitabın içindeki hadis-i şeriflerin bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın, râvilerin ruhları için; caminin bânisi İskender Paşa’nın ruhu için; bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere oraya gelmiş olan kimselerin ahirete irtihal etmiş olan cümle yakınlarının ruhları için ve Mehmed Zahid KOTKU Hazretleri’nin ruhu için, bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerif okunmasını isterdi.

Daha sonra, sıradaki hadis-i şerifin Arapça metnini okuyup, kelime kelime izahına geçerdi. Konuyla ilgili ayet-i kerimeler ve diğer hadis-i şeriflerle meseleyi bir güzel açıklardı. Sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanırdı. Konunun iyi anlaşılması için misaller, hatıralar anlatır; şiirlere, Farsça ve Arapça beyitlere yer verirdi.

COŞAN, ilk yıllarda her sohbette 8-10 hadis-i şerif okuyup izah ederdi, sohbet süresi bir saati geçmezdi. Son yıllarda bu sayı 3’e kadar düşmüş, izah için daha çok vakit ayrılmış, sohbet süresi bir saati biraz aşmaya başlamıştı.

Sohbetin sonunda mutlaka Hatm-i Hàcegân yaptırırdı. Bazen, intisab etmek isteyenler için zikir dersi tarifi yapardı. Eğer vakit müsaitse, küçük notlarla soru gönderenlerin sorularına cevap verirdi.

Sohbetlere öncelikle gençler, öğrenciler, okumuş kimseler gelirlerdi. Fakat her yaştan ve her kesimden insana rastlamak mümkündü. Zamanla ilgi arttığı için, caminin etrafındaki evler satın alınarak cami genişletilmiş; hanımların ve erkeklerin sohbetleri takip edebilmesi için mekânlar yapılmıştır.

İskenderpaşa Camii’ndeki sohbetler, ilk yıllardan beri teyp kasetlerine kayıt edilmiştir. 1987’den sonra görüntülü video kayıtları yapılmıştır.

b. Ankara Özelif Camii Sohbetleri (1982-1996)

COŞAN, Mehmed Zâhid KOTKU Hz. vefat edip, irşad görevi kendisine intikal ettikten sonra, Ankara’da da hadis dersleri başlattı (1982). İlk önce çarşamba günleri evinin yanındaki Muradiye Camii’nde, daha sonra perşembe akşamları Özelif Camii’nde hadis dersi yapmaya başladı. Bir ara cumartesi günleri yapıldı. Emekli olup da Ankara’dan ayrıldıkları 1987 yılına kadar bu dersler devam etti. 1987’den sonra ise, her ayın ilk perşembe akşamı Ankara’ya gelip, bu hadis derslerini ayda bir yapmaya devam etti.

c. Sapanca Sohbetleri (1987-1989)

COŞAN emekli olduktan sonra Sapanca’ya yerleşmiştir. Orada oturdukları yıllarda (1987-1989), evinin yakınındaki Yüzevler Camii’nde cumartesi günleri, ikindiden sonra Muhtâru’l-Ehàdîs isimli kitaptan hadis dersleri yapmıştır.

Muhtâru’l-Ehâdîs kitabı muteber hadis kitaplarından seçilmiş ve ilk harflerine göre alfabetik olarak sıralanmış bin dört yüz kadar hadis ihtivâ etmektedir. Mısırlı alim Seyyid Ahmed el-Hâşimî (1878-1943) tarafından hazırlanmıştır. Türkçe’ye muhtelif tercümeleri yapılmıştır.

d. Anadolu’da Sohbetler

COŞAN, Türkiye’de bulunduğu 1980-1997 yılları arasında sık sık Anadolu’da seyahatler yaparlardı. Gittikleri illerde, uygun camilerde, halka açık hadis dersleri yapmıştır. Eskişehir, Bursa, İzmir, Antalya, Adapazarı, Konya, Edirne gibi illerde sohbetler yapılmış hadis sohbetleri mevcuttur.

e. Ev Sohbetleri
Doğum, ölüm, düğün, sünnet vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği evlerde; kahvaltı vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği öğrenci evlerinde mutlaka yarım saat - 45 dakika civarında bir hadis sohbeti yaparlardı.

Efendisinin Rızası Olmadan Dost Edinmek, Azadlı Köleyi Ayartmak, Beş Şeyi Yapan Kimse Cennete Gider, Üç Şey Kimde Yoksa O | gibi konu başlıkları içeren dini sohbet.

Konuşma Metni

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm

Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Ve's-salâtü ve's-selâmü âlâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirînElhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. Ve's-salâtü ve's-selâmü âlâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn seyyidinâ ve senedinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaînseyyidinâ ve senedinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmaîn ve men tebi'ahu bi-ihsanin ilâ yevmid-dîn.

ve men tebi'ahu bi-ihsanin ilâ yevmid-dîn.

Emma ba'd:

Fa'lemû eyyuhe'l-ihvân fe-inne efdale'l-kitabi kitâbullâh
Emma ba'd:

Fa'lemû eyyuhe'l-ihvân fe-inne efdale'l-kitabi kitâbullâh
ve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellemve efdale'l-hedyi hedyu seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid'atünve şerra'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr.ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Men tevellâ kavmen bi-gayri izni mevâlîhi fe-aleyhi la'netullâhi ve'l-melâiketi ve'n-nâsi ecmaîn,Men tevellâ kavmen bi-gayri izni mevâlîhi fe-aleyhi la'netullâhi ve'l-melâiketi ve'n-nâsi ecmaîn, lâ yukbalu minhü yevme'l-kıyâmeti.

lâ yukbalu minhü yevme'l-kıyâmeti.

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Allahu Teâlâ hazretlerinin selamı, rahmeti, bereketi cümlenizin üzerine olsun.Allahu Teâlâ hazretlerinin selamı, rahmeti, bereketi cümlenizin üzerine olsun. Mevlâmız yaptığınız ibadetleri, taatleri kabul eylesin.Mevlâmız yaptığınız ibadetleri, taatleri kabul eylesin. Dualarınızı, dileklerinizi ihsan ve ikram eylesin.

Dualarınızı, dileklerinizi ihsan ve ikram eylesin.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in mübarek hadislerinden bir demetPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in mübarek hadislerinden bir demet Râmûzu'l-ehâdîs isimli hadis kitabından okuyarak sizlere nakletmeye çalışacağım.

Râmûzu'l-ehâdîs isimli hadis kitabından okuyarak sizlere nakletmeye çalışacağım.

İlk hadîs-i şerîf:

İlk hadîs-i şerîf:

Men tevellâ kavmen bi-gayri izni mevâlîhi fe-aleyhi la'netullâhi ve'l-melâiketi ve'n-nâsi ecmaîn,Men tevellâ kavmen bi-gayri izni mevâlîhi fe-aleyhi la'netullâhi ve'l-melâiketi ve'n-nâsi ecmaîn, lâ minhü yevme'l-kıyâmeti.

lâ minhü yevme'l-kıyâmeti.

Tevellâ, velî ittihaz etmek velî edinmek.

Tevellâ, velî ittihaz etmek velî edinmek.

"Kim bir kavmi dost ve velî ittihaz ederse, kendisine velî edinirse…"

Nasıl?

"Kim bir kavmi dost ve velî ittihaz ederse, kendisine velî edinirse…"

Nasıl?

Bi-gayri izni mevâlîhi. "Kendi mevlâlarının izni olmadan dost ittihaz ederse…"Bi-gayri izni mevâlîhi. "Kendi mevlâlarının izni olmadan dost ittihaz ederse…" Fe-aleyhi la'netullâhi ve'l-melâiketi ve'n-nâsi ecmaîn. Fe-aleyhi la'netullâhi ve'l-melâiketi ve'n-nâsi ecmaîn. "Allah'ın, meleklerinin ve insanların lâneti onun üzerine olsun veya onun üzerine olur."Allah'ın, meleklerinin ve insanların lâneti onun üzerine olsun veya onun üzerine olur. Allahu Teâlâ hazretleri kıyamet gününde onun farzını, nafilesini,Allahu Teâlâ hazretleri kıyamet gününde onun farzını, nafilesini, bizzat yaptığı ibadeti, yerine ikame ettiği bedelini kabul etmez."

bizzat yaptığı ibadeti, yerine ikame ettiği bedelini kabul etmez."

Bu ne demek?

Bu ne demek?

Eskiden kölelik vardı. Köleleri âzat ederlerdi ama bir anlaşmaya bağlanırdı.Eskiden kölelik vardı. Köleleri âzat ederlerdi ama bir anlaşmaya bağlanırdı. Onun için kölenin efendisine "mevlâ" derler.Onun için kölenin efendisine "mevlâ" derler. Aslında, "anlaşma olan, bağlantı olan, işine bakan, iş alakası bulunan" demek.Aslında, "anlaşma olan, bağlantı olan, işine bakan, iş alakası bulunan" demek. O bakımdan "mevlâ" kelimesinin mânası çok geniş.O bakımdan "mevlâ" kelimesinin mânası çok geniş. Hem "sahip, efendi, seyyid" mânasına geliyor,Hem "sahip, efendi, seyyid" mânasına geliyor, bir taraftan da köle de efendisine bağlı olduğu için ona da "mevlâ" deniliyor.bir taraftan da köle de efendisine bağlı olduğu için ona da "mevlâ" deniliyor. O bakımdan da "köle" mânasına geliyor.

O bakımdan da "köle" mânasına geliyor.

"Şu şu şartlarla durumu şudur." diye anlaşma yapılmış."Şu şu şartlarla durumu şudur." diye anlaşma yapılmış. Ondan sonra bir kimse kendisinin anlaşma yaptığı mevlâlarının, sahiplerinin, efendilerininOndan sonra bir kimse kendisinin anlaşma yaptığı mevlâlarının, sahiplerinin, efendilerinin izni olmadan gidiyor başka bir kavim ile onları dost edinip anlaşma yapıyor.izni olmadan gidiyor başka bir kavim ile onları dost edinip anlaşma yapıyor. Halbuki hukuki bakımdan statüsü ona bağlı.Halbuki hukuki bakımdan statüsü ona bağlı. İşte böyle yapan kimse ahdini bozmuş, ahdine riayet etmemiş oluyor.İşte böyle yapan kimse ahdini bozmuş, ahdine riayet etmemiş oluyor. Ötekisi onu, ona göre bir şarta bağlamış. O zaman ortada hukuk diye bir şey kalmaz.Ötekisi onu, ona göre bir şarta bağlamış. O zaman ortada hukuk diye bir şey kalmaz. Anlaşmalar çiğnenir, ahitlere riayet olunmazsa hukuk diye bir şey kalmaz.Anlaşmalar çiğnenir, ahitlere riayet olunmazsa hukuk diye bir şey kalmaz. O zaman orman kanunu denilen durum olur; herkes ne yaparsa, ne alırsa, ne çalar çırparsa kârdır.O zaman orman kanunu denilen durum olur; herkes ne yaparsa, ne alırsa, ne çalar çırparsa kârdır. Hiç kimse kimseye hakkını vermez, cemiyetin nizamı olmaz. Hiç kimse kimseye hakkını vermez, cemiyetin nizamı olmaz. Halbuki İslâm intizam, temizlik, güzellik ve ahde vefa dinidir.

Halbuki İslâm intizam, temizlik, güzellik ve ahde vefa dinidir.

Namazda bile Peygamber Efendimiz, "Sen geri git, sen öne gel." diyerek safları düzeltmez miydi?

Namazda bile Peygamber Efendimiz, "Sen geri git, sen öne gel." diyerek safları düzeltmez miydi?

Neden?

Şeklini düzeltirse insanın içine de tesir eder, içi de düzelir.

Neden?

Şeklini düzeltirse insanın içine de tesir eder, içi de düzelir.

"Namazınız, saflarınız eğri büğrü oldu mu kalbiniz de eğri büğrü olur." derdi."Namazınız, saflarınız eğri büğrü oldu mu kalbiniz de eğri büğrü olur." derdi. Onun için Peygamber Efendimiz hakka, hukuka, imzaya, anlaşmaya verilen ehemmiyetten dolayı böyle buyurmuş.Onun için Peygamber Efendimiz hakka, hukuka, imzaya, anlaşmaya verilen ehemmiyetten dolayı böyle buyurmuş.

Ahdine vefa gösterecek, bağlı olduğu yere bağlılığını devam ettirecek.

Ahdine vefa gösterecek, bağlı olduğu yere bağlılığını devam ettirecek.

İmzasını koyduğu şeyi çiğnemeyecek.İmzasını koyduğu şeyi çiğnemeyecek. "Şimdi artık sana ihtiyacım yok, ne istersem onu yaparım." diye eski iyilikleri reddetmeyecek."Şimdi artık sana ihtiyacım yok, ne istersem onu yaparım." diye eski iyilikleri reddetmeyecek. Öyle olursa Allahu Teâlâ hazretleri kabul etmez.

Öyle olursa Allahu Teâlâ hazretleri kabul etmez.

İslâm'da kölelik müessesesi var.

İslâm'da kölelik müessesesi var.

"Nasıl olur? Köleliği nasıl kabul eder?"

"Nasıl olur? Köleliği nasıl kabul eder?"

İslâm'da müslüman, köle olmuyor ama gayrimüslimle harp ettiğin zamanİslâm'da müslüman, köle olmuyor ama gayrimüslimle harp ettiğin zaman istersen harpte öldürürsün, istersen esir edersin.istersen harpte öldürürsün, istersen esir edersin. O esir ama öldürülmemiş, hayatı bağışlanmış bir insan oluyor.O esir ama öldürülmemiş, hayatı bağışlanmış bir insan oluyor. Çünkü o esirin aslında gücü yetseydi harpte bu müslümanı öldürecekti.Çünkü o esirin aslında gücü yetseydi harpte bu müslümanı öldürecekti. Öyle değil mi? Normal olarak düşünürsek, filan.Öyle değil mi? Normal olarak düşünürsek, filan. müslümanı öldürmeye karşısına gelmiş de müslüman onu kıskıvrak yakalamış.müslümanı öldürmeye karşısına gelmiş de müslüman onu kıskıvrak yakalamış. İstese öldürür ama merhametinden hayatını bağışlıyor, esir oluyor.İstese öldürür ama merhametinden hayatını bağışlıyor, esir oluyor. Esirlik bu, yoksa müslümanın esir edilmesi yok.

Esirlik bu, yoksa müslümanın esir edilmesi yok.

Şimdi esirliğin aleyhinde konuşan insanlar var.Şimdi esirliğin aleyhinde konuşan insanlar var. Çok acıklı edebiyatlarla konuşuyorlar, "esirlik olur mu" filan diye.Çok acıklı edebiyatlarla konuşuyorlar, "esirlik olur mu" filan diye. Peki olmazdı da niye bütün Afrika'nın ahâlilerini,Peki olmazdı da niye bütün Afrika'nın ahâlilerini, köylerini basıp basıp da aldınız götürdünüz kendi memleketlerinizde esir yaptınız?köylerini basıp basıp da aldınız götürdünüz kendi memleketlerinizde esir yaptınız? Soruyoruz! Dünyanın en medenî ülkeleri; Avrupa, Amerika!..Soruyoruz! Dünyanın en medenî ülkeleri; Avrupa, Amerika!.. Niye o zenciler Afrika'dan oraya getirildi?Niye o zenciler Afrika'dan oraya getirildi? Onlara köpek diye hitap ediyorlardı, "Köpek gel, köpek git, köpek bana su getir..."Onlara köpek diye hitap ediyorlardı, "Köpek gel, köpek git, köpek bana su getir..." Romanlarda vesairede gördük, değil mi?

Romanlarda vesairede gördük, değil mi?

İslâm müslümanın köleliğini kabul etmiyor.İslâm müslümanın köleliğini kabul etmiyor. Kendisinin canına kast etmiş kimsenin lütuf olarak hayatını bağışlıyor, esir oluyor, çalışıyor.Kendisinin canına kast etmiş kimsenin lütuf olarak hayatını bağışlıyor, esir oluyor, çalışıyor. Artık o kadar da olacak değil mi yani? Normal...

Artık o kadar da olacak değil mi yani? Normal...

Köle âzat etmek sevap, köleye yediğinden yedirmek, giydiğinden giydirmek sevap...Köle âzat etmek sevap, köleye yediğinden yedirmek, giydiğinden giydirmek sevap... Şu kefarette köle âzat etmek var, bu kefarette köle âzat etmek var.Şu kefarette köle âzat etmek var, bu kefarette köle âzat etmek var. Müslümanlık yavaş yavaş köleleri hürriyetine kavuşturmaya müteveccih hukuk koymuş.Müslümanlık yavaş yavaş köleleri hürriyetine kavuşturmaya müteveccih hukuk koymuş. O da güzel! Bak, ne kadar güzel, hepsi güzel!

O da güzel! Bak, ne kadar güzel, hepsi güzel!

Şimdi bu kadar güzellikler olup dururken bir köleye diyorsun ki;

Şimdi bu kadar güzellikler olup dururken bir köleye diyorsun ki;

"Anlaştım, tamam! Sen ticaretini yap, el sanatını kullan, para kazan, bedelini öde."Anlaştım, tamam! Sen ticaretini yap, el sanatını kullan, para kazan, bedelini öde. Bu şartlarla şöylesin böylesin, sen benim mevlâmsın."

Bu şartlarla şöylesin böylesin, sen benim mevlâmsın."

Anlaşmalı ama anlaşmaya riayet etmiyor.

Olmaz!

Anlaşmalı ama anlaşmaya riayet etmiyor.

Olmaz!

İslâm, hukuka, haklara ve anlaşmaya riayet dinidir.İslâm, hukuka, haklara ve anlaşmaya riayet dinidir. O senin hayatını, sonra da hürriyetini bağışladı ama şarta bağladı, sen dinlemiyorsun.

O senin hayatını, sonra da hürriyetini bağışladı ama şarta bağladı, sen dinlemiyorsun.

"Şu kadar para verirsen ben sana şu şeyi satarım." dedin."Şu kadar para verirsen ben sana şu şeyi satarım." dedin. Parayı veriyor ama vermiyorsun mesela, olmaz! Hukuk olmazsa cemiyet hayatı yıkılır.Parayı veriyor ama vermiyorsun mesela, olmaz! Hukuk olmazsa cemiyet hayatı yıkılır. Hukuka, anlaşmaya, ahde riayet olacak. Ahitten insan mesuldür.Hukuka, anlaşmaya, ahde riayet olacak. Ahitten insan mesuldür. Onun için bu hadîs-i şerîf böyle vârid olmuş.

Onun için bu hadîs-i şerîf böyle vârid olmuş.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi ahdine sadıklardan eylesin.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi ahdine sadıklardan eylesin.

Men tevellâ mevlâ kavmin bi-ğayri iznihim ev âvâ muhdesenMen tevellâ mevlâ kavmin bi-ğayri iznihim ev âvâ muhdesen -veyahut- muhdisen fe-aleyhi ğadabullâhi ve lâ yakbelu minhu sarfen ve lâ adlâ.

-veyahut- muhdisen fe-aleyhi ğadabullâhi ve lâ yakbelu minhu sarfen ve lâ adlâ.

Bu hadîs-i şerîf de yine mevlâlık denilen meseleyle ilgili.

Bu hadîs-i şerîf de yine mevlâlık denilen meseleyle ilgili.

Men tevellâ mevlâ kavmin.Men tevellâ mevlâ kavmin. "Kim bir kavmin âzatlısını, anlaşmalısını, mevlâsını kendisine mevlâ edinir, dost edinirse,"Kim bir kavmin âzatlısını, anlaşmalısını, mevlâsını kendisine mevlâ edinir, dost edinirse, kendisine çekmeye çalışırsa…" Bi-gayri iznihim. "Ötekilerin izni olmadan..."

kendisine çekmeye çalışırsa…" Bi-gayri iznihim. "Ötekilerin izni olmadan..."

Dur bakalım, onun anlaşması var. Nikâhlı bir hatuna bir başkası nikâh teklif edebiliyor mu?Dur bakalım, onun anlaşması var. Nikâhlı bir hatuna bir başkası nikâh teklif edebiliyor mu? O bir anlaşmayla bağlı, sen onun izni olmadan onunla nasıl bir anlaşma kurarsın?O bir anlaşmayla bağlı, sen onun izni olmadan onunla nasıl bir anlaşma kurarsın? Bir kavmin mevlâsının, kavmin izni olmadan dost edinilmesi doğru bir şey olmuyor.

Bir kavmin mevlâsının, kavmin izni olmadan dost edinilmesi doğru bir şey olmuyor.

Kim böyle yaparsa…

Kim böyle yaparsa…

Ev âvâ muhdesen. "Veyahut insan, bir kötülük yapmış, cinayet işlemiş,Ev âvâ muhdesen. "Veyahut insan, bir kötülük yapmış, cinayet işlemiş, bir hadise meydana getirmiş suçlu, sabıkalı bir kimseyi barındırırsa…"

bir hadise meydana getirmiş suçlu, sabıkalı bir kimseyi barındırırsa…"

Öbür kabilede adam öldürmüş, bu tarafa kaçmış, sen onu koruyorsun.Öbür kabilede adam öldürmüş, bu tarafa kaçmış, sen onu koruyorsun. Suçlu, o adamcağızı boş yere öldürdü, muhakeme edilecek. Böyle barındırırsa…

Suçlu, o adamcağızı boş yere öldürdü, muhakeme edilecek. Böyle barındırırsa…

Fe-aleyhi ğadabullâhi. "Allah'ın gazabı barındıran kimsenin üzerine olur."

Fe-aleyhi ğadabullâhi. "Allah'ın gazabı barındıran kimsenin üzerine olur."

İzni olmadan öteki mevlâyı, âzatlıyı ayartan,İzni olmadan öteki mevlâyı, âzatlıyı ayartan, onunla anlaşma yapmaya kalkan kimseye Allah'ın gazabı olur.

onunla anlaşma yapmaya kalkan kimseye Allah'ın gazabı olur.

İslâm'da açıkgözlülük, başkasının şeyini ayartmak,İslâm'da açıkgözlülük, başkasının şeyini ayartmak, anlaşmaları hiçe saydırmak, suçluyu desteklemek yok. Her şey usulüyle olacak.

anlaşmaları hiçe saydırmak, suçluyu desteklemek yok. Her şey usulüyle olacak.

Lâ yakbelu minhu sarfen ve lâ adlâ. "Allah onun sarfını, adlini kabul etmez."

Lâ yakbelu minhu sarfen ve lâ adlâ. "Allah onun sarfını, adlini kabul etmez."

Hakiki ibadetini, bedel olarak ödediğini, farzını nafilesini kabul etmez, mânalarına geliyor.

Hakiki ibadetini, bedel olarak ödediğini, farzını nafilesini kabul etmez, mânalarına geliyor.

Bu iki hadîs-i şerîften anladığımız;Bu iki hadîs-i şerîften anladığımız; mevlâ olunca, anlaşmalı olunca, âzatlı olunca o hukuka riayet edilecek.mevlâ olunca, anlaşmalı olunca, âzatlı olunca o hukuka riayet edilecek. Her hukuka, her anlaşmaya, her söze riayet edildiği gibi ona da riayet olunacak.

Her hukuka, her anlaşmaya, her söze riayet edildiği gibi ona da riayet olunacak.

Diğer hadîs-i şerîf:

Diğer hadîs-i şerîf:

Men câe yevme'l-kıyâmeti bi-hamsin lem yusaddû vechuhû ani'l-cennetiMen câe yevme'l-kıyâmeti bi-hamsin lem yusaddû vechuhû ani'l-cenneti en-nushu lillâhi ve li-dînihi -veyahut bi-hamsin'den geldiğine göre-en-nushu lillâhi ve li-dînihi -veyahut bi-hamsin'den geldiğine göre- en-nushi lillâhi ve li-dînihi ve li-kitâbihi ve li-resûlihi ve li-cemaati'l-müslimîn.

en-nushi lillâhi ve li-dînihi ve li-kitâbihi ve li-resûlihi ve li-cemaati'l-müslimîn.

Bu hadîs-i şerîf yapabilene müjdeli bir hadis. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki:

Bu hadîs-i şerîf yapabilene müjdeli bir hadis. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki:

"Kıyamet gününde şu beş şeyi getiren..."

"Kıyamet gününde şu beş şeyi getiren..."

Ba ile tadiye, b harfiyle müteaddi olmuş.

Ba ile tadiye, b harfiyle müteaddi olmuş.

Men câe yevme'l-kıyameti bi-hamsin. "Şu beş şeyle gelen..." mânasına geldiği gibi,Men câe yevme'l-kıyameti bi-hamsin. "Şu beş şeyle gelen..." mânasına geldiği gibi, "Kıyamet günü şu beş şeyi beraberinde getiren…" mânasına da gelir.

"Kıyamet günü şu beş şeyi beraberinde getiren…" mânasına da gelir.

"Şu beş şeyi yapan kimsenin…"

"Şu beş şeyi yapan kimsenin…"

Lem yusadde vechuhû ani'l-cenneti. "Cennetten yüzü döndürülmez."

Lem yusadde vechuhû ani'l-cenneti. "Cennetten yüzü döndürülmez."

Cennete gider. Gidip dururken oradan yüzü çevrilmez,Cennete gider. Gidip dururken oradan yüzü çevrilmez, kendisine, "Seni oraya sokmuyorum, sen bu tarafa gideceksin." denmez, cennete girer.

kendisine, "Seni oraya sokmuyorum, sen bu tarafa gideceksin." denmez, cennete girer.

Neymiş o sahibini cennete götürecek beş şey?

Neymiş o sahibini cennete götürecek beş şey?

En-nushi lillâhi. "Allah'a karşı samimi bir bağlılık."

En-nushi lillâhi. "Allah'a karşı samimi bir bağlılık."

İçten, hulus-i kalb ile samimi bağlılık. Bir insanın Allah'a böyle bir bağlılığı varsa,İçten, hulus-i kalb ile samimi bağlılık. Bir insanın Allah'a böyle bir bağlılığı varsa, o kimsenin yüzü cennetten döndürülmez, cennete girer.

Başka?

o kimsenin yüzü cennetten döndürülmez, cennete girer.

Başka?

Ve li-dînihi. "Dinine karşı samimi bağlılığı varsa."Ve li-dînihi. "Dinine karşı samimi bağlılığı varsa." Ve li-kitâbihi. "Allah'ın kitabına karşı samimi bağlılığı varsa, Kur'an'a."Ve li-kitâbihi. "Allah'ın kitabına karşı samimi bağlılığı varsa, Kur'an'a." Ve li-resûlihi. "Allah'ın elçisine, Hz. Muhammed aleyhisselâm'a bağlığı varsa."Ve li-resûlihi. "Allah'ın elçisine, Hz. Muhammed aleyhisselâm'a bağlığı varsa." Ve li-cemaati'l-müslimîn. "Müslümanlar topluluğuna karşı samimi bağlılığı varsa."

Ve li-cemaati'l-müslimîn. "Müslümanlar topluluğuna karşı samimi bağlılığı varsa."

Allah'a, dinine, kitabına, resûlüne, cemaate olmak üzere beş bağlılığı,Allah'a, dinine, kitabına, resûlüne, cemaate olmak üzere beş bağlılığı, beş samimi irtibatı olan kimsenin yüzü cennetten döndürülmez.

beş samimi irtibatı olan kimsenin yüzü cennetten döndürülmez.

Nusuh, "açık kalplilik ve samimiyet" demek.Nusuh, "açık kalplilik ve samimiyet" demek. İnsan bir kimseyi kenara çekiyor,İnsan bir kimseyi kenara çekiyor, "Kardeşim ben senin şöyle halini gördüm, etme eyleme, bu iyi olmaz, bundan zarar görürsün." diyor."Kardeşim ben senin şöyle halini gördüm, etme eyleme, bu iyi olmaz, bundan zarar görürsün." diyor. Buna da nusuh deniliyor çünkü açık kalplilikle ona içinden geçenleri söylüyor ve iyiliğini istiyorsun.Buna da nusuh deniliyor çünkü açık kalplilikle ona içinden geçenleri söylüyor ve iyiliğini istiyorsun. "İyiliğini istemek, açık kalplilikle, ihlâsla, samimiyetle bağlı olmak" demek.

"İyiliğini istemek, açık kalplilikle, ihlâsla, samimiyetle bağlı olmak" demek.

Eğer bir insan Allah'a hakikaten samimi olarak, içten bağlıysaEğer bir insan Allah'a hakikaten samimi olarak, içten bağlıysa bu samimi bağlılık emrettiği şeyi yapmayı, yasak ettiği şeyi bırakmayı gerektirir.bu samimi bağlılık emrettiği şeyi yapmayı, yasak ettiği şeyi bırakmayı gerektirir. Allah ne buyurmuş, "içki içme", baş üstüne.Allah ne buyurmuş, "içki içme", baş üstüne. Allah ne buyurmuş, "faiz yeme", baş üstüne. Allah ne demiş, "zina etme", baş üstüne.Allah ne buyurmuş, "faiz yeme", baş üstüne. Allah ne demiş, "zina etme", baş üstüne. Allah ne demiş, "haram yeme", baş üstüne. Tutacak yani.Allah ne demiş, "haram yeme", baş üstüne. Tutacak yani. "Namaz kılın, oruç tutun, hacca gidin" demiş, baş üstüne..."Namaz kılın, oruç tutun, hacca gidin" demiş, baş üstüne... Emrettiğini yapacak, yasakladığından kaçacak. Emrettiğini yapacak, yasakladığından kaçacak. Samimi bağlılık böyle olur, ötekisine lafta bağlılık derler.

Samimi bağlılık böyle olur, ötekisine lafta bağlılık derler.

Ne tarafa gidiyor?


Ne tarafa gidiyor?


Nefsin peşinde, şeytanın yolunda gidiyor, "Allah'a bağlıyım." diyor.Nefsin peşinde, şeytanın yolunda gidiyor, "Allah'a bağlıyım." diyor. O yalan. Sevseydi Allah'ın yolunda giderdi. Allah'ın yolunda giden halinden belli olur.

O yalan. Sevseydi Allah'ın yolunda giderdi. Allah'ın yolunda giden halinden belli olur.

Nereye gidiyorsun?

"Küçücük, avuç içi kadar mayo aldım.
Nereye gidiyorsun?

"Küçücük, avuç içi kadar mayo aldım.
Kadınla erkeğin beraber denize girdiği Florya'daki filanca plaja gidiyorum."

Kadınla erkeğin beraber denize girdiği Florya'daki filanca plaja gidiyorum."

Ne?!

"İşte plaja gidiyorum."

Ne?!

"İşte plaja gidiyorum."

Sen nasıl gidersin ya? Mesela, "Olur mu, bu sakalınla nasıl gidersin?" filan der insan.

Sen nasıl gidersin ya? Mesela, "Olur mu, bu sakalınla nasıl gidersin?" filan der insan.

Yani özü başka sözü başka olmayacak, samimi olacak.

Yani özü başka sözü başka olmayacak, samimi olacak.

İkincisi; ve li-dînihi. "Dinine samimi bağlılığı olacak."

İkincisi; ve li-dînihi. "Dinine samimi bağlılığı olacak."

İnsan, "Ben bu dine mensubum, ben bu dine yardım etmeliyim,İnsan, "Ben bu dine mensubum, ben bu dine yardım etmeliyim, ben bu dinin mensubu olduğuma göre bu dinin ahkâmına uymalıyım." diyecek.

ben bu dinin mensubu olduğuma göre bu dinin ahkâmına uymalıyım." diyecek.

Ve li-kitâbihi. "Kur'ân-ı Kerîm'i sevecek."

Ve li-kitâbihi. "Kur'ân-ı Kerîm'i sevecek."

Nereden belli sevdiğin?

"Çok seviyorum Kur'ân-ı Kerîm'i.
Nereden belli sevdiğin?

"Çok seviyorum Kur'ân-ı Kerîm'i.
Çok yaldızlı bir Kur'ân-ı Kerîm aldım; Almanya'da basılmış, 150 mark eder.Çok yaldızlı bir Kur'ân-ı Kerîm aldım; Almanya'da basılmış, 150 mark eder. Bir de hocam kutusu var, o da yaldızlı, kütüphanemin baş köşesine koyuyorum."

Bir de hocam kutusu var, o da yaldızlı, kütüphanemin baş köşesine koyuyorum."

Baş köşeye konmak ve ölülere okunmak için inmedi ki…Baş köşeye konmak ve ölülere okunmak için inmedi ki… Dirilerin hayatı tanzim olsun diye geldi o! Sen onun içini oku, içindeki ahkâma uy.

Dirilerin hayatı tanzim olsun diye geldi o! Sen onun içini oku, içindeki ahkâma uy.

Peygamber Efendimiz, "Çocuklarınızı üç esasa göre yetiştirin." diyor.Peygamber Efendimiz, "Çocuklarınızı üç esasa göre yetiştirin." diyor. "Bir, benim muhabbetim üzerine. Çocuklarınız beni sevsin, bilsin, tanısın."Bir, benim muhabbetim üzerine. Çocuklarınız beni sevsin, bilsin, tanısın. İki, benim ehl-i beytime, varislerime, benim yolumun yolcularına, benim izimi takip edenlere sevgi.İki, benim ehl-i beytime, varislerime, benim yolumun yolcularına, benim izimi takip edenlere sevgi. Üç, Kur'ân-ı Kerîm okumaya..."

Üç, Kur'ân-ı Kerîm okumaya..."

Kur'an okumayı bilmez, Kur'ân-ı Kerîm neyin nesidir bilmez, içinde neler anlatılır bilmez,Kur'an okumayı bilmez, Kur'ân-ı Kerîm neyin nesidir bilmez, içinde neler anlatılır bilmez, ahkâmı nedir, kıymeti nedir bilmez…ahkâmı nedir, kıymeti nedir bilmez… Bilmez ama Avrupa'da, Amerika'da okumuş, İngiliz'den, Amerikalı'dan, Fransız'dan farkı kalmamış.

Bilmez ama Avrupa'da, Amerika'da okumuş, İngiliz'den, Amerikalı'dan, Fransız'dan farkı kalmamış.

Olmaz! Kitabına samimi bağlılık böyle olmaz.Olmaz! Kitabına samimi bağlılık böyle olmaz. Samimi bağlıysan aç da bir gör bakalım içinde ne var, güzelce bir oku.Samimi bağlıysan aç da bir gör bakalım içinde ne var, güzelce bir oku. Hele sen güzel hafızların bantlarını dinliyor musun, aşk ile gözün yaşarıyor mu?Hele sen güzel hafızların bantlarını dinliyor musun, aşk ile gözün yaşarıyor mu? Kitabına bağlılık böyle olacak.

Kitabına bağlılık böyle olacak.

Ve li-resûlihi. "Resûlullah'a bağlı olacak, sevecek."

Ve li-resûlihi. "Resûlullah'a bağlı olacak, sevecek."

Sünnetini okuyacak, hayatını öğrenecek, her şeyini ezbere bilecek.Sünnetini okuyacak, hayatını öğrenecek, her şeyini ezbere bilecek. "Böyle bir hal olmuştu da Efendimiz şöyle yapmıştı." filan diye,"Böyle bir hal olmuştu da Efendimiz şöyle yapmıştı." filan diye, her şeyinde Peygamber Efendimiz'i numune alacak.

her şeyinde Peygamber Efendimiz'i numune alacak.

Ve li-cemaati'l-müslimîn. "Bütün müslümanlara karşı iyi duygular besleyecek, içinde sevgi olacak."

Ve li-cemaati'l-müslimîn. "Bütün müslümanlara karşı iyi duygular besleyecek, içinde sevgi olacak."

Şu kâfirlerden ibret almıyor musunuz?

Şu kâfirlerden ibret almıyor musunuz?

Yunanistan'la aramızda münazaa var.Yunanistan'la aramızda münazaa var. Mâlum anlaşmaları çiğniyor; Limni adasını, 12 adayı silahlandırmaması lazım.Mâlum anlaşmaları çiğniyor; Limni adasını, 12 adayı silahlandırmaması lazım. İyi kötü bir anlaşma yapmış, imzalamışız.İyi kötü bir anlaşma yapmış, imzalamışız. Anlaşma tenkit edilebilir ama silahlandırmaması lazım, silahlandırıyor.Anlaşma tenkit edilebilir ama silahlandırmaması lazım, silahlandırıyor. İsviçre oradan kilometrelerce uzakta, 26 bin kişilik ordusuyla,İsviçre oradan kilometrelerce uzakta, 26 bin kişilik ordusuyla, "Yunanistan'la Türkiye arasında harp çıkarsa Yunanistan'ı nasıl desteklerim?" diye tatbikat yapıyor."Yunanistan'la Türkiye arasında harp çıkarsa Yunanistan'ı nasıl desteklerim?" diye tatbikat yapıyor. "Siyasî rezalet!" Skandal!" diyor. Skandal ne demek, rezalet demek..."Siyasî rezalet!" Skandal!" diyor. Skandal ne demek, rezalet demek... Siyasî rezalet ama o rezalete filan bakmıyor, "Eğer Türkiye Yunanistan'la birSiyasî rezalet ama o rezalete filan bakmıyor, "Eğer Türkiye Yunanistan'la bir harbe girerse ben Yunanistan'ı nasıl desteklerim?" diye şimdiden tedbirini alıyor.

harbe girerse ben Yunanistan'ı nasıl desteklerim?" diye şimdiden tedbirini alıyor.

Müslümanlar, aklınızı başınıza toplayın!Müslümanlar, aklınızı başınıza toplayın! Şimdiden tedbirini alıyor, bunun çok derin bir mânası var.Şimdiden tedbirini alıyor, bunun çok derin bir mânası var. Bu sözün, bu fiilin, bu düşüncenin arkasında çok şey var.Bu sözün, bu fiilin, bu düşüncenin arkasında çok şey var. Yarın öbür gün kışkırtacak kışkırtacak kışkırtacak, saldırtacak demek.Yarın öbür gün kışkırtacak kışkırtacak kışkırtacak, saldırtacak demek. Hazırlanmamız lazım! Milletçe kenetlenerek hazırlanmamız lazım.Hazırlanmamız lazım! Milletçe kenetlenerek hazırlanmamız lazım. Her çeşit hazırlanmamız, yedek gıdamızı bile koymamız lazım.

Her çeşit hazırlanmamız, yedek gıdamızı bile koymamız lazım.

Adam tatbikat yaptırıyor. İsviçre nerede, Yunanistan nerede…Adam tatbikat yaptırıyor. İsviçre nerede, Yunanistan nerede… Teferruatına bakmadım ama dünkü gazetelerde göz ucuyla okudum.

Teferruatına bakmadım ama dünkü gazetelerde göz ucuyla okudum.

Onların Yunanistan'la ne ilgisi var?

Onların Yunanistan'la ne ilgisi var?

Yunanistan'ı kendisine yakın, bizi de düşman hissediyor.

Yunanistan'ı kendisine yakın, bizi de düşman hissediyor.

Biz 50-60 senedir Batı'ya bağrımızı açmadık mı?Biz 50-60 senedir Batı'ya bağrımızı açmadık mı? Onların bağrı yanık âşıklısı değil miyiz? Ne derlerse yapmıyor muyuz?Onların bağrı yanık âşıklısı değil miyiz? Ne derlerse yapmıyor muyuz? İsviçre'nin kanununu aldık, medenî kanunumuz İsviçre medenî kanunu…İsviçre'nin kanununu aldık, medenî kanunumuz İsviçre medenî kanunu… Kıyafetlerimizi beğenmiyorlardı kıyafetlerimizi benzettik, harflerimizi değiştirdik…Kıyafetlerimizi beğenmiyorlardı kıyafetlerimizi benzettik, harflerimizi değiştirdik… Her türlü şeyi yaptık.

Niye razı olmuyorlar hâlâ bizden?

Her türlü şeyi yaptık.

Niye razı olmuyorlar hâlâ bizden?

Ne yapsan razı olmazlar aziz kardeşim. Kur'ân-ı Kerîm bize bildirmiş:

Ne yapsan razı olmazlar aziz kardeşim. Kur'ân-ı Kerîm bize bildirmiş:

Ve len terdâ anke'l-yahûdu ve le'n-nesârâ hattâ tettebia milletehum.Ve len terdâ anke'l-yahûdu ve le'n-nesârâ hattâ tettebia milletehum. "Onlara tâbi olmadıkça ağzınla kuş tutsan razı olmazlar."

"Onlara tâbi olmadıkça ağzınla kuş tutsan razı olmazlar."

Senin kıtır kıtır kesildiğini görse bir şey demez, ötekisine yan baksan, "niye yan bakıyorsun" der.Senin kıtır kıtır kesildiğini görse bir şey demez, ötekisine yan baksan, "niye yan bakıyorsun" der. Adalet madalet yok!Adalet madalet yok! İtalya Libya'ya saldırmış, yüzde ellisini kesmiş;İtalya Libya'ya saldırmış, yüzde ellisini kesmiş; Fransa Cezayir'e saldırmış, yüzde otuz üçünü kesmiş. Medenî...Fransa Cezayir'e saldırmış, yüzde otuz üçünü kesmiş. Medenî... Amerika, İngiltere, Hollanda Afrika'ya saldırmış, ahâlisini almış, esir etmiş.Amerika, İngiltere, Hollanda Afrika'ya saldırmış, ahâlisini almış, esir etmiş. İşin edebiyatına gelince medeniyet, insaniyet, insan hakları vesaire filan, ama işe bak.

İşin edebiyatına gelince medeniyet, insaniyet, insan hakları vesaire filan, ama işe bak.

Onlardan ibret almıyor musun?

Onlardan ibret almıyor musun?

O ona yarsıyıp da onu kolluyorsa…O ona yarsıyıp da onu kolluyorsa… Ta İsviçre'den, "Acaba bir harp olursa ben Yunanlı kardeşimi nasıl kollarım?" derse…Ta İsviçre'den, "Acaba bir harp olursa ben Yunanlı kardeşimi nasıl kollarım?" derse… Senin müslüman cemaate bir sevgi, bir bağlılık düşünmen;Senin müslüman cemaate bir sevgi, bir bağlılık düşünmen; "Afganistan'daki zavallılar bu soğuk havalarda, karda, buzda"Afganistan'daki zavallılar bu soğuk havalarda, karda, buzda kendi memleketlerini istila etmiş adamlarla ne yapıyor?" diye düşünmen hakkın değil mi?kendi memleketlerini istila etmiş adamlarla ne yapıyor?" diye düşünmen hakkın değil mi? "Benim Iraklı, İranlı kardeşlerimin akılları ne zaman başına gelecek?" diye düşünmek olmaz mı? "Benim Iraklı, İranlı kardeşlerimin akılları ne zaman başına gelecek?" diye düşünmek olmaz mı? Ne zaman aklı başına gelecek?

Bizim dostumuz kim?

Ne zaman aklı başına gelecek?

Bizim dostumuz kim?

Yarın Yunanlıyla bir harp patlarsa ne olacak?

Yarın Yunanlıyla bir harp patlarsa ne olacak?

Fransa'ya gideceğiz, "Harp ediyoruz, biraz para lazım, biraz da silah ver." diyeceğiz.

Fransa'ya gideceğiz, "Harp ediyoruz, biraz para lazım, biraz da silah ver." diyeceğiz.

Verecek mi?

Vermez!

Yap silahını o zaman. Şimdiden silahını yap.

Verecek mi?

Vermez!

Yap silahını o zaman. Şimdiden silahını yap.

"Efendim, işte teknoloji bilmem ne..."

Kur teknolojini! Kuru ekmek yemeye razıyız.

"Efendim, işte teknoloji bilmem ne..."

Kur teknolojini! Kuru ekmek yemeye razıyız.

Yarın, öbür gün düşman istila etse daha mı iyi olur?

Yarın, öbür gün düşman istila etse daha mı iyi olur?

Fransızlar'ın uçakları çok ileri; miraj uçakları bir saldırdı mı şöyle yapıyor, böyle yapıyor.

Fransızlar'ın uçakları çok ileri; miraj uçakları bir saldırdı mı şöyle yapıyor, böyle yapıyor.

Daha güzelini yap.

Daha güzelini yap.

Ve eiddû lehüm mesteta'tüm min kuvvetin.

Ve eiddû lehüm mesteta'tüm min kuvvetin.

Biz şimdi bir otomobil yapmak istesek yapamaz mıyız?Biz şimdi bir otomobil yapmak istesek yapamaz mıyız? Ne diye ithaldi, şuydu buydu filan diye uğraşıyoruz. Yapalım.Ne diye ithaldi, şuydu buydu filan diye uğraşıyoruz. Yapalım. Adam yarın-öbür gün vermeyiverir.Adam yarın-öbür gün vermeyiverir. Tedbirimizi alalım, çalışalım, birbirimizi sevelim, sımsıkı birbirimize sarılalım, bağlanalım.Tedbirimizi alalım, çalışalım, birbirimizi sevelim, sımsıkı birbirimize sarılalım, bağlanalım. Her şey lazım! Müslümanın derdi çoktur.Her şey lazım! Müslümanın derdi çoktur. Hocaya bak, kürsüden neler söylüyor diyeceksiniz. Müslümanın derdi çoktur.

Hocaya bak, kürsüden neler söylüyor diyeceksiniz. Müslümanın derdi çoktur.

A'zamu'n-nâsi hemmen el-mü'minu. "İnsanların dert bakımından en çok dertlisi müslümandır."

A'zamu'n-nâsi hemmen el-mü'minu. "İnsanların dert bakımından en çok dertlisi müslümandır."

Neden?

Hem dünya, hem âhiret lazım! Öteki kâfir sadece dünyayı düşünüyor.
Neden?

Hem dünya, hem âhiret lazım! Öteki kâfir sadece dünyayı düşünüyor.
Ben hem dünyayı hem âhireti düşüneceğim; iki kat, katmerli benim işim. Ben onun için dertliyim.

Ben hem dünyayı hem âhireti düşüneceğim; iki kat, katmerli benim işim. Ben onun için dertliyim.

Sonra öteki müslümancıklara acıyorum, her insana acıyorum.Sonra öteki müslümancıklara acıyorum, her insana acıyorum. Dünyanın neresinde olursa bir müslüman bir gadre uğradı ve boynu büküldü mü yüreğim sızlıyor.Dünyanın neresinde olursa bir müslüman bir gadre uğradı ve boynu büküldü mü yüreğim sızlıyor. Afrika'da, Amerika'da, dünyanın neresinde olursa olsun.Afrika'da, Amerika'da, dünyanın neresinde olursa olsun. Zalimlerin insanları birbirlerine kırdırmasına içim razı gelmiyor.

Zalimlerin insanları birbirlerine kırdırmasına içim razı gelmiyor.

Ey müslümanlar! Onlar birbirleriyle yardımlaşırlar da siz niye birbirinizle çekişirsiniz?!

Ey müslümanlar! Onlar birbirleriyle yardımlaşırlar da siz niye birbirinizle çekişirsiniz?!

Para ver, yok; çalış, yok; oku, yok; öğren, yok; dinimiz emretmiş, malınla canınla cihat et, yok…

Para ver, yok; çalış, yok; oku, yok; öğren, yok; dinimiz emretmiş, malınla canınla cihat et, yok…

Bileziğini satıyor, televizyon alıyor; sabahtan akşama televizyonun başında ömür çürütüyor.Bileziğini satıyor, televizyon alıyor; sabahtan akşama televizyonun başında ömür çürütüyor. Senin yapacak çok işin var, sen eğlenceyle vakit geçirecek durumda değilsin.Senin yapacak çok işin var, sen eğlenceyle vakit geçirecek durumda değilsin. Yarın yumurta kapıya geldiği zaman ne yapacaksın?

Yarın yumurta kapıya geldiği zaman ne yapacaksın?

Yunanlı şu kadar nüfuslu, yani elimizin tersiyle şey yapsak işi bitecek ama çatıyor,Yunanlı şu kadar nüfuslu, yani elimizin tersiyle şey yapsak işi bitecek ama çatıyor, "Ben Türkiye'yle çarpışabilirim." filan diyor. "Ben Türkiye'yle çarpışabilirim." filan diyor. İşte NATO'dayız, ittifaktayız ama yine oyunlar ediyor. Demek ki milletçe bir ve beraber olacağız.

İşte NATO'dayız, ittifaktayız ama yine oyunlar ediyor. Demek ki milletçe bir ve beraber olacağız.

Hazır ol cenge, eğer ister isen sulh u salah.

Hazır ol cenge, eğer ister isen sulh u salah.

Sen kuvvetli oldun mu, o zaman herkes "ağam, paşam" demeye başlar.Sen kuvvetli oldun mu, o zaman herkes "ağam, paşam" demeye başlar. Müslümanlar zayıf.Müslümanlar zayıf. Dedelerimiz camiler yapmış, bir badanasını yaptıracağız; üç hafta oldu, iskelesi duruyor.

Dedelerimiz camiler yapmış, bir badanasını yaptıracağız; üç hafta oldu, iskelesi duruyor.

On kişi çalıştırırız, biter…

On kişi çalıştırırız, biter…

"Biter ama hocam, para lazım, şunu lazım, bunu lazım."

Olmuyor!
"Biter ama hocam, para lazım, şunu lazım, bunu lazım."

Olmuyor!
Bu camiler yapılmasaydı biz burada toplanamazdık. Onun için İskender Paşa'ya dua ediyorum.Bu camiler yapılmasaydı biz burada toplanamazdık. Onun için İskender Paşa'ya dua ediyorum. Açıkta mı sohbet yapacağız? Kışın soğuk diye kimse gelmez, herkes kaloriferli dairesinde oturur.Açıkta mı sohbet yapacağız? Kışın soğuk diye kimse gelmez, herkes kaloriferli dairesinde oturur. Gelip ne yapacak... İyi ki yapmışlar koca koca camileri.Gelip ne yapacak... İyi ki yapmışlar koca koca camileri. Kesme taşlardan yapmışlar, ahşap olsaydı üç yüz - beş yüz yılda çürürdü. Allah razı olsun.

Kesme taşlardan yapmışlar, ahşap olsaydı üç yüz - beş yüz yılda çürürdü. Allah razı olsun.

Müslüman müslümanın derdiyle dertlenecek. Böyle olmamız lazım!Müslüman müslümanın derdiyle dertlenecek. Böyle olmamız lazım! Allah'a samimi bağlanacağız. Dinine içimiz sımsıkı, sıcak duygular duyacak.Allah'a samimi bağlanacağız. Dinine içimiz sımsıkı, sıcak duygular duyacak. Kitabına candan bağlanacağız, öpeceğiz, başımıza koyacağız ve ona göre hayatımızı tanzim edeceğiz.Kitabına candan bağlanacağız, öpeceğiz, başımıza koyacağız ve ona göre hayatımızı tanzim edeceğiz. Resûlullah deyince yüreğimiz ağzımıza gelecek, "Resûlullah dendi" diye bir hoş olacağız.Resûlullah deyince yüreğimiz ağzımıza gelecek, "Resûlullah dendi" diye bir hoş olacağız. Müslümanların cemaatine karşı, hepsine karşı böyle olacağız.

Müslümanların cemaatine karşı, hepsine karşı böyle olacağız.

"Hocam! Müslümanlar tahsilsiz, fakir fukarâ..."

"Hocam! Müslümanlar tahsilsiz, fakir fukarâ..."

Sen biliyor musun ki rızkını, nusret-i ilâhiyeyi onların hürmetine alıyorsun.Sen biliyor musun ki rızkını, nusret-i ilâhiyeyi onların hürmetine alıyorsun. Senin beğenmediğin, o çuvalın içindeki fukarâcıkSenin beğenmediğin, o çuvalın içindeki fukarâcık "Allah" diyor boynunu büküyor, Allah onun hürmetine acıyor.

"Allah" diyor boynunu büküyor, Allah onun hürmetine acıyor.

"Zayıflarınız hürmetine rızıklandırılıyorsunuz başka bir sebepten değil."

"Zayıflarınız hürmetine rızıklandırılıyorsunuz başka bir sebepten değil."

İnnemâ turzakûne ve tunsarûne bi-zuafâiküm.İnnemâ turzakûne ve tunsarûne bi-zuafâiküm. Boynu bükükler…

"Hocam o hiçbir işe yaramaz sakat bir adam. Kenarda oturmuş 'Allah' der."

Boynu bükükler…

"Hocam o hiçbir işe yaramaz sakat bir adam. Kenarda oturmuş 'Allah' der."

İşte sen onun "Allah" demesi hürmetine burada yaşıyorsun.İşte sen onun "Allah" demesi hürmetine burada yaşıyorsun. Her şeyi Allah vermiyor mu? Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfte böyle buyurmuş.

Her şeyi Allah vermiyor mu? Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfte böyle buyurmuş.

İnnemâ. "Ancak ve ancak…"İnnemâ. "Ancak ve ancak…" Tunsarûn. "Yardım görürsünüz, nusret-i ilâhiyeye mazhar olursunuz."Tunsarûn. "Yardım görürsünüz, nusret-i ilâhiyeye mazhar olursunuz." Ve turzakûn. "Rızıklandırılırsınız." Bi-duafâikum. "Zayıflarınızın duaları berakâtıyla."

Ve turzakûn. "Rızıklandırılırsınız." Bi-duafâikum. "Zayıflarınızın duaları berakâtıyla."

Hastadır, zayıftır, yoksuldur, boynu büküktür,Hastadır, zayıftır, yoksuldur, boynu büküktür, felaketlere uğramıştır, "Mevlâmdan gelmiş" diye sabreder.felaketlere uğramıştır, "Mevlâmdan gelmiş" diye sabreder. Derbeder gibi görünür ama gönlü zengindir, hoştur, Allah'ın sevdiği bir kuldur.Derbeder gibi görünür ama gönlü zengindir, hoştur, Allah'ın sevdiği bir kuldur. Allahu Teâlâ hazretleri onun duası hürmetine tutar.Allahu Teâlâ hazretleri onun duası hürmetine tutar. Yoksa senin o koca göbekli, vurdumduymaz, namaz kılmaz, ibadet yapmaz,Yoksa senin o koca göbekli, vurdumduymaz, namaz kılmaz, ibadet yapmaz, günahların her çeşidine koşan adamların mevkiine makamına mı bakıyor Allahu Teâlâ hazretleri?

günahların her çeşidine koşan adamların mevkiine makamına mı bakıyor Allahu Teâlâ hazretleri?

Allahu Teâlâ hazretleri şekle, surete, mevkiye makama bakmaz; gönle, niyete bakar.

Allahu Teâlâ hazretleri şekle, surete, mevkiye makama bakmaz; gönle, niyete bakar.

Diğer hadîs-i şerîf:

Diğer hadîs-i şerîf:

Men câe yevme'l-kıyâmeti berîen min selâsin dehale'l-cennete: el-kibru ve'l-ğulûlu ve'd-deyn.

Men câe yevme'l-kıyâmeti berîen min selâsin dehale'l-cennete: el-kibru ve'l-ğulûlu ve'd-deyn.

Sevban radıyallahu anh'ten, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuş ki:

Sevban radıyallahu anh'ten, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuş ki:

Men câe yevme'l-kıyâmeti berîen min selâsin.Men câe yevme'l-kıyâmeti berîen min selâsin. "Üç şeyden berî olarak kıyamet gününde gelen kimseye ne var?" "Üç şeyden berî olarak kıyamet gününde gelen kimseye ne var?" Dehale'l-cenneh. "O kimse cennete girer."Dehale'l-cenneh. "O kimse cennete girer." Üç şeyden berîyse, üzerinde o üç şey yoksa o kimse cennete girer.

Üç şeyden berîyse, üzerinde o üç şey yoksa o kimse cennete girer.

Dur bakalım bizde var mı yok mu?

Dur bakalım bizde var mı yok mu?

Birincisi, el-kibr. "Kibir varsa cennete girmeyecek, kibir yoksa cennete girecek."

Birincisi, el-kibr. "Kibir varsa cennete girmeyecek, kibir yoksa cennete girecek."

Kibir var mı sende?

Kibir var mı sende?

Ölç, biç; kibirli misin değil misin, ona göre kendin kararını ver.Ölç, biç; kibirli misin değil misin, ona göre kendin kararını ver. Varsa o zaman kendini ondan kurtarmaya gayret et.

Varsa o zaman kendini ondan kurtarmaya gayret et.

İkincisi, ve'l-ğulul.İkincisi, ve'l-ğulul. Ğulul, "ganimet malından taksim edilmeden evvel hıyanetle mal almak, çalmak" demek.Ğulul, "ganimet malından taksim edilmeden evvel hıyanetle mal almak, çalmak" demek. Burada umumi mânasıyla, "hıyanet, haksız iktisap" mânasına gelebilir.

Burada umumi mânasıyla, "hıyanet, haksız iktisap" mânasına gelebilir.

Bir insan eğer kibirli değilse, bir de kazancı haksız almamışsa, çalmamışsa...

Bir insan eğer kibirli değilse, bir de kazancı haksız almamışsa, çalmamışsa...

Harp edince mal ortaya konulacak, gazilerin arasında şeriatin gösterdiği tarzda taksim edilecek.

Harp edince mal ortaya konulacak, gazilerin arasında şeriatin gösterdiği tarzda taksim edilecek.

"Efendim, ben bir tane ayakkabı bağcığını beğendim."Efendim, ben bir tane ayakkabı bağcığını beğendim. Onu taksimden evvel alıverdim, bir ayakkabı bağı."

Onu taksimden evvel alıverdim, bir ayakkabı bağı."

Yok! Öyle bile olsa cehennemden bir bağ almış oluyor.Yok! Öyle bile olsa cehennemden bir bağ almış oluyor. Cehennemde ateşten bir bağ almış oluyor. Taksim edilmeden alamaz.Cehennemde ateşten bir bağ almış oluyor. Taksim edilmeden alamaz. Diğer şeyler de öyledir. Kul hakkı çok önemlidir. Miras, alış veriş, almalar vermeler önemlidir.Diğer şeyler de öyledir. Kul hakkı çok önemlidir. Miras, alış veriş, almalar vermeler önemlidir. İnsan hakkı olmayan şeye elini uzatmamalı, hakkı olan helal şeyi almalı. Bize helal yeter.İnsan hakkı olmayan şeye elini uzatmamalı, hakkı olan helal şeyi almalı. Bize helal yeter. Allah bizi helalleriyle doyurur, yaşatır, gezdirir, yükseltir; her şeyimize ereriz.Allah bizi helalleriyle doyurur, yaşatır, gezdirir, yükseltir; her şeyimize ereriz. Helal bize yeter! Allah bizi haramlarına muhtaç etmesin, haramlarına döndürtmesin.

Helal bize yeter! Allah bizi haramlarına muhtaç etmesin, haramlarına döndürtmesin.

İnsan tamah ediyor. Bir şehirde bir hacı teyze dedi ki;

İnsan tamah ediyor. Bir şehirde bir hacı teyze dedi ki;

"Bilmem a evladım. Param var, faiz alıyorum; ne yapayım?"

"Bilmem a evladım. Param var, faiz alıyorum; ne yapayım?"

Dışarıda sonradan öğrendim ki oturduğu ev kendisininmiş, alt kat zaten kiracısının,Dışarıda sonradan öğrendim ki oturduğu ev kendisininmiş, alt kat zaten kiracısının, -biz kiracının evinde oturuyorduk-, yandaki iki katlı ev de yine onunmuş.

-biz kiracının evinde oturuyorduk-, yandaki iki katlı ev de yine onunmuş.

"Hacı teyze! Bu üç-dört tane daire zaten sana bir gelir temin eder."Hacı teyze! Bu üç-dört tane daire zaten sana bir gelir temin eder. Sen öteki şeye ne diye bakıyorsun?"

Sen öteki şeye ne diye bakıyorsun?"

Helalleri yeter insana ama insanoğlu anlayamıyor.Helalleri yeter insana ama insanoğlu anlayamıyor. "Elhamdülillah bu kadar kira alıyorum, yeter bana." dese, ötekisine elini uzatmasa kurtulacak.

"Elhamdülillah bu kadar kira alıyorum, yeter bana." dese, ötekisine elini uzatmasa kurtulacak.

Üçüncüsü nedir?

ed-Deyn. "Borç."

Üçüncüsü nedir?

ed-Deyn. "Borç."

Borçlu olmak da fenadır. İnsanın başı sıkışır, kullara borçlanabilir.Borçlu olmak da fenadır. İnsanın başı sıkışır, kullara borçlanabilir. Ama onu kısa zamanda ödeyecek, ödemek arzusunda olacak.Ama onu kısa zamanda ödeyecek, ödemek arzusunda olacak. Kim ödeme arzusunda olur da çırpınır ama denkleştiremezse affolabilir ama;Kim ödeme arzusunda olur da çırpınır ama denkleştiremezse affolabilir ama; "Ben bunun nasıl olsa bir çaresini bulurum üstüne yatarım. O herife bu borcun parasını vermem.""Ben bunun nasıl olsa bir çaresini bulurum üstüne yatarım. O herife bu borcun parasını vermem." diye o niyetle alırsa yandı, o çok büyük şey...diye o niyetle alırsa yandı, o çok büyük şey... Bunun hakkında çok hadîs-i şerîf vardır; insanın namazları,Bunun hakkında çok hadîs-i şerîf vardır; insanın namazları, ibadetleri kabul olmaz, öyle bir borçla gelen kimse cennete giremez.ibadetleri kabul olmaz, öyle bir borçla gelen kimse cennete giremez. Onun için insan borç almamaya çalışacak, mümkün olduğu kadarOnun için insan borç almamaya çalışacak, mümkün olduğu kadar aldığı borcu ödemeye halis niyetle gayret edecek.

aldığı borcu ödemeye halis niyetle gayret edecek.

Bu devirde adam geliyor, senetle mal alıyor.Bu devirde adam geliyor, senetle mal alıyor. Dokuz ay, on ay, on iki ay vadeli; üç aydan sonra başlamak üzere.Dokuz ay, on ay, on iki ay vadeli; üç aydan sonra başlamak üzere. Daha alırken niyeti, "Ben bu senetleri ödemem. Bu adam beni mahkemeye verir.Daha alırken niyeti, "Ben bu senetleri ödemem. Bu adam beni mahkemeye verir. Ondan sonra 'peki ödeyeceğim' derim. Yeniden vade senetleri yapılır.Ondan sonra 'peki ödeyeceğim' derim. Yeniden vade senetleri yapılır. Sonra şöyle yaparım, böyle yaparım..."Sonra şöyle yaparım, böyle yaparım..." Veyahut ne kadar olursa, parasına hayır demiyor, "Sen bana ver malı, ver malı…" diyor, alıyor.Veyahut ne kadar olursa, parasına hayır demiyor, "Sen bana ver malı, ver malı…" diyor, alıyor. Dükkâna gidiyor, dolduruyor, ondan sonra iflas etmiş gibi yapıyor, malları başkasına geçirtiyor.Dükkâna gidiyor, dolduruyor, ondan sonra iflas etmiş gibi yapıyor, malları başkasına geçirtiyor. "Dükkânı kapattım, iflas ettim. Canımı mı alacaksın, ne olacak?" diyor, elini açıyor. Haydi bakalım…"Dükkânı kapattım, iflas ettim. Canımı mı alacaksın, ne olacak?" diyor, elini açıyor. Haydi bakalım… Karısının veya başkasının üstüne geçirmiş, elinde bir şey bulamıyor, mal sahibi kıvranıp duruyor.Karısının veya başkasının üstüne geçirmiş, elinde bir şey bulamıyor, mal sahibi kıvranıp duruyor. "Üç sene oldu. O zaman bir takımı 20 bin liraya almıştı, şimdi çıktı 120 bin lira oldu."Üç sene oldu. O zaman bir takımı 20 bin liraya almıştı, şimdi çıktı 120 bin lira oldu. 20 bin lirayı şimdi verse ne işe yarayacak?" diyor, yüreği yanıyor, ah edip duruyor.

20 bin lirayı şimdi verse ne işe yarayacak?" diyor, yüreği yanıyor, ah edip duruyor.

Ödemeye niyeti yok, öyle alıyor. Şimdi ticaret bu esasa dönmüş.Ödemeye niyeti yok, öyle alıyor. Şimdi ticaret bu esasa dönmüş. Yani insanlarda din, iman, Allah korkusu kalmayınca...Yani insanlarda din, iman, Allah korkusu kalmayınca... Eskiler ölürdü, kalırdı, "Aman şu borcumu ödeyeyim de namazlarım kabul olsun.Eskiler ölürdü, kalırdı, "Aman şu borcumu ödeyeyim de namazlarım kabul olsun. Aman ölürsem borçlu gitmeyeyim." diye çırpınırdı.

Aman ölürsem borçlu gitmeyeyim." diye çırpınırdı.

Peygamber Efendimiz ölümde ilk önce, "Bunda kimin alacağı var?" diye sorardı.Peygamber Efendimiz ölümde ilk önce, "Bunda kimin alacağı var?" diye sorardı. Maldan önce borçları ödenir. Bütün borçları ödenecek, miras ondan sonra.Maldan önce borçları ödenir. Bütün borçları ödenecek, miras ondan sonra. Borçlar ödenmeden bir şey yok.Borçlar ödenmeden bir şey yok. Eğer ödeyecek parası çıkmazsa Peygamber Efendimiz, "Kim bunun borcunu ödeyiverir?" derdi.Eğer ödeyecek parası çıkmazsa Peygamber Efendimiz, "Kim bunun borcunu ödeyiverir?" derdi. Kimse çıkmazsa Peygamber Efendimiz kendisi ödeyiverirdi.Kimse çıkmazsa Peygamber Efendimiz kendisi ödeyiverirdi. Herkesin mevlâsı, sahibi, efendisi ya Peygamber Efendimiz…Herkesin mevlâsı, sahibi, efendisi ya Peygamber Efendimiz… Onun için, "Mevlâsı olmayanın mevlâsı benim." diye söylemiş zaten.Onun için, "Mevlâsı olmayanın mevlâsı benim." diye söylemiş zaten. "Anlaşmalısı olmayanın ben kefiliyim, ben bakacağım ona, velîsi benim." diye öyle yapardı."Anlaşmalısı olmayanın ben kefiliyim, ben bakacağım ona, velîsi benim." diye öyle yapardı. Onun için borç mühimdir, mümkün mertebe borç almayın.

Onun için borç mühimdir, mümkün mertebe borç almayın.

Borç vermek, borcu uzatmak sevaptır. Her uzatılan gün için insan sadaka vermiş gibi olur.Borç vermek, borcu uzatmak sevaptır. Her uzatılan gün için insan sadaka vermiş gibi olur. Mümkünse verirsin, iyi niyetliyse.Mümkünse verirsin, iyi niyetliyse. Ama gözünü de aç ki müslümanların bu durumundan faydalanarakAma gözünü de aç ki müslümanların bu durumundan faydalanarak edepsizlikle onu dolandırmak isteyen bir kimse seni aldatmasın, ona da dikkat et.edepsizlikle onu dolandırmak isteyen bir kimse seni aldatmasın, ona da dikkat et. Maalesef dinî terbiye eksik olunca kötülük artıyor.

Maalesef dinî terbiye eksik olunca kötülük artıyor.

Eskiden bizim cemiyetimizde haram helal fikri vardı ve halk, "Helal iyidir haram kötüdür." biliyordu,Eskiden bizim cemiyetimizde haram helal fikri vardı ve halk, "Helal iyidir haram kötüdür." biliyordu, harama elini uzatmıyordu. Komşunun tarlasından bir şey almıyor, izni olmadan bahçesinden geçmiyordu.

harama elini uzatmıyordu. Komşunun tarlasından bir şey almıyor, izni olmadan bahçesinden geçmiyordu.

Mesela ırmakta, suyun üstünde gidiyormuş bir elma görmüş, uzanmış almış, bir ısırmış;Mesela ırmakta, suyun üstünde gidiyormuş bir elma görmüş, uzanmış almış, bir ısırmış; "Ben bu elmayı nasıl ısırırım. Hay Allah yanlış bir iş yaptım. Dur, sahibini bulayım da helalleşeyim."Ben bu elmayı nasıl ısırırım. Hay Allah yanlış bir iş yaptım. Dur, sahibini bulayım da helalleşeyim. Bu elma bu ırmağa nereden düşmüş olabilir?" diye ırmak boyunca yukarıya doğru gitmiş, gitmiş, gitmiş. Bu elma bu ırmağa nereden düşmüş olabilir?" diye ırmak boyunca yukarıya doğru gitmiş, gitmiş, gitmiş. Elma bahçesini bulmuş. Sahibine, "Efendim ben senin hakkını yedim, beni affeyle." demiş.

Elma bahçesini bulmuş. Sahibine, "Efendim ben senin hakkını yedim, beni affeyle." demiş.

"Nasıl oldu?"

"Nasıl oldu?"

"Kitap açtım, tam çayırda okurken, suyun üstünde bir elma gördüm."Kitap açtım, tam çayırda okurken, suyun üstünde bir elma gördüm. Beğendim, ısırdım, sonra aklıma geldi, yürüdüm, geldim.Beğendim, ısırdım, sonra aklıma geldi, yürüdüm, geldim. Senin bahçenden düşmüş galiba bu elma, beni affet, hakkını bağışla."

Senin bahçenden düşmüş galiba bu elma, beni affet, hakkını bağışla."

Bakıyor ki pırlanta gibi bir insan karşısındaki, çok iyi niyetli…Bakıyor ki pırlanta gibi bir insan karşısındaki, çok iyi niyetli… "Hakkını helal et." deyince; "Etmem! Şartım var." diyor.

"Hakkını helal et." deyince; "Etmem! Şartım var." diyor.

"Her şartınıza razıyım." diyor, boynunu büküyor, hakkı kıyamete bırakmak istemiyor. Diyor ki;

"Her şartınıza razıyım." diyor, boynunu büküyor, hakkı kıyamete bırakmak istemiyor. Diyor ki;

"Benim kör, topal, kötürüm, sakat, eksikli bir kızım var. Onu bu kusurundan dolayı kimse almadı."Benim kör, topal, kötürüm, sakat, eksikli bir kızım var. Onu bu kusurundan dolayı kimse almadı. Sen alırsan, gönlünü hoş edersen, nikâhlarsan o zaman seni affederim."

Sen alırsan, gönlünü hoş edersen, nikâhlarsan o zaman seni affederim."

"Eh, peki olsun." diyor. Düğün günü bir de bakıyor ki karşısına dünya güzeli bir kız çıkıyor."Eh, peki olsun." diyor. Düğün günü bir de bakıyor ki karşısına dünya güzeli bir kız çıkıyor. Bu sefer yine dönüyor, kayınpederine diyor ki;

Bu sefer yine dönüyor, kayınpederine diyor ki;

"Senin söylediğin gibi olmadı, bir güzel kız geldi karşıma."Senin söylediğin gibi olmadı, bir güzel kız geldi karşıma. Halbuki sen kötürüm, kör, çolak demiştin…"

Halbuki sen kötürüm, kör, çolak demiştin…"

"Evladım, o senin helalin, Allah mesut etsin. Ben 'kör' dedim, nâmahreme bakmadığı için."Evladım, o senin helalin, Allah mesut etsin. Ben 'kör' dedim, nâmahreme bakmadığı için. 'Çolak' dedim, elini harama uzatmadı hiç, bu çocuğu böyle terbiye ettim ben. 'Çolak' dedim, elini harama uzatmadı hiç, bu çocuğu böyle terbiye ettim ben. 'Kötürüm' dedim, ayağıyla yasak yerlere gitmedi.'Kötürüm' dedim, ayağıyla yasak yerlere gitmedi. Bu benim has kızımdır, seni sevdiğimden veriyorum." diyor.

Bu benim has kızımdır, seni sevdiğimden veriyorum." diyor.

Böyle olunca bereket olmuş, hayır olmuş.

Böyle olunca bereket olmuş, hayır olmuş.

Şimdi bu iman sistemi bozuldu. Çektik aldık...Şimdi bu iman sistemi bozuldu. Çektik aldık... "Babana bile itimat etmeyeceksin. Babana bile fatura çıkartacaksın."Babana bile itimat etmeyeceksin. Babana bile fatura çıkartacaksın. Hiç kimseye güvenme. Para para para, ne varsa paradır…" filan, böyle bir felsefe geldi.Hiç kimseye güvenme. Para para para, ne varsa paradır…" filan, böyle bir felsefe geldi. Batı'nın felsefesi, materyalist felsefe geldi.Batı'nın felsefesi, materyalist felsefe geldi. Biz ruhçu felsefeye sahip mü'min insanlardık, Batı'dan bize kasırga gibi bir felsefe geldi.Biz ruhçu felsefeye sahip mü'min insanlardık, Batı'dan bize kasırga gibi bir felsefe geldi. Bizimkiler de, "Doğru be! Hakikaten ben ne diye sadaka, zekât vereyim, ne diye hayır yapayım.Bizimkiler de, "Doğru be! Hakikaten ben ne diye sadaka, zekât vereyim, ne diye hayır yapayım. Kendim kazanırım, kendim zevkime bakarım.Kendim kazanırım, kendim zevkime bakarım. Bu dünyaya insan bir defa gelir, vur patlasın çal oynasın.Bu dünyaya insan bir defa gelir, vur patlasın çal oynasın. Biraz da başkası üzülsün. Ben onun parasını alayım da o kıvransın,Biraz da başkası üzülsün. Ben onun parasını alayım da o kıvransın, herkes bana edeceğine ben başkasına edeyim." filan diye çarpık fikirler geldi, yerleşti.

herkes bana edeceğine ben başkasına edeyim." filan diye çarpık fikirler geldi, yerleşti.

Bununla mücadele etmek lazım!

Bununla mücadele etmek lazım!

Kim mücadele edecek?

Kim mücadele edecek?

Din iman vereceksin, edep ahlâk, haram helal öğreteceksin; öyle olur.

Din iman vereceksin, edep ahlâk, haram helal öğreteceksin; öyle olur.

"Ama biz onları bozduk hocam. Onlar o işe mi yarardı?"

"Ama biz onları bozduk hocam. Onlar o işe mi yarardı?"

O işe yarardı ya... O işe yarardı. Sen şimdi bu 45 milyon insanı sakatladın.O işe yarardı ya... O işe yarardı. Sen şimdi bu 45 milyon insanı sakatladın. Kalbi sakat, hasta... Haydi bakalım, buyur, tedavi et!Kalbi sakat, hasta... Haydi bakalım, buyur, tedavi et! Hangi ilaç fabrikasından nasıl ilaç yapacaksan yap bakalım.Hangi ilaç fabrikasından nasıl ilaç yapacaksan yap bakalım. Kimsenin haram helal korkusu yok.Kimsenin haram helal korkusu yok. "Ver bakalım 50 milyon rüşvet, şu işi öyle yapalım. Ver bakalım şu kadar, o işi yaparım." "Ver bakalım 50 milyon rüşvet, şu işi öyle yapalım. Ver bakalım şu kadar, o işi yaparım." Rüşvetsiz iş yürümüyor. Mesela adam; "Ne yapalım memur maaşı az.Rüşvetsiz iş yürümüyor. Mesela adam; "Ne yapalım memur maaşı az. Bizim evimizde de çoluk çocuk var; vereceksin…Bizim evimizde de çoluk çocuk var; vereceksin… Bu kadar mülk alıyorsun, elbet bu kadar rüşvet vereceksin." diyor.Bu kadar mülk alıyorsun, elbet bu kadar rüşvet vereceksin." diyor. Karşılaşıyoruz, herkes karşılaşıyor, biliyoruz.

Karşılaşıyoruz, herkes karşılaşıyor, biliyoruz.

Neden?

Neden?

İman gitti, zedelendi. İman görünmeyen bir şey olduğu içinİman gitti, zedelendi. İman görünmeyen bir şey olduğu için onun zedelenmesinden ne zararlar geleceğini zedeleyenler bilemediler.

onun zedelenmesinden ne zararlar geleceğini zedeleyenler bilemediler.

"Batı güzelmiş. Bak, ileri gidiyorlar, havalarda uçuyorlar."Batı güzelmiş. Bak, ileri gidiyorlar, havalarda uçuyorlar. Tamam, biz de onların her şeyini benimseyelim." dediler.

Tamam, biz de onların her şeyini benimseyelim." dediler.

Batı havaya uçarken edepsizliğinden, ahlâksızlığından uçmadı kiBatı havaya uçarken edepsizliğinden, ahlâksızlığından uçmadı ki başka şeyden uçtu, onu araştırıp bulsana.

başka şeyden uçtu, onu araştırıp bulsana.

Adamın birisi leyleği yakalamış, bacakları uzun diye kesmiş, kanatları büyük diye kesmiş,Adamın birisi leyleği yakalamış, bacakları uzun diye kesmiş, kanatları büyük diye kesmiş, gagası uzun diye kesmiş. "Hah, şimdi kuşa benzedin." demiş.gagası uzun diye kesmiş. "Hah, şimdi kuşa benzedin." demiş. Hayvancağız elinden kurtulmuş, çırpına çırpına gidiyor;

Hayvancağız elinden kurtulmuş, çırpına çırpına gidiyor;

"Sen yere kon da, o zaman görürsün başına geleni."

"Sen yere kon da, o zaman görürsün başına geleni."

Ayakları yok ki hayvan yere nasıl konacak, can havliyle uçtu.

Ayakları yok ki hayvan yere nasıl konacak, can havliyle uçtu.

İşte kuşa döndük. Bir yere inersek o zaman anlayacağız.

İşte kuşa döndük. Bir yere inersek o zaman anlayacağız.

Başladık yavaş yavaş inmeye de, nasıl tamir edeceğiz?

Başladık yavaş yavaş inmeye de, nasıl tamir edeceğiz?

Çok zor!Çok zor! Söğüt ağacı değil ki bu cemiyetin ahlâkı. Ağacı bir mevsimde budarsın, ondan sonra büyür daha iyi olur.Söğüt ağacı değil ki bu cemiyetin ahlâkı. Ağacı bir mevsimde budarsın, ondan sonra büyür daha iyi olur. Söğüt ağacını kesersin dalları fışkırır, daha iyi olur, kökü kuvvetli diye…Söğüt ağacını kesersin dalları fışkırır, daha iyi olur, kökü kuvvetli diye… Sen kökünü de tahrip ettin.

Sen kökünü de tahrip ettin.

Bizim Nurettin Topçu Balıkesir'de görmüş.Bizim Nurettin Topçu Balıkesir'de görmüş. Kenara güzel fidan dikilmiş, yolun kenarı ağaçlandırılmış.Kenara güzel fidan dikilmiş, yolun kenarı ağaçlandırılmış. Köylü, "çat" diye kırmış eşeğine değnek yapmış.Köylü, "çat" diye kırmış eşeğine değnek yapmış. Yetişmiş arkasından, "Bu yaptığından utanmıyor musun?Yetişmiş arkasından, "Bu yaptığından utanmıyor musun? Yolun kenarı ağaçlandırılmış, ne güzel fidan dikilmiş.Yolun kenarı ağaçlandırılmış, ne güzel fidan dikilmiş. Allah'tan korkmaz mısın, peygamberden utanmaz mısın?" demiş.Allah'tan korkmaz mısın, peygamberden utanmaz mısın?" demiş. Köylü ya, imanına hitap etmek istiyor. "Geç beyim geç. Biz onların boş olduğunu öğrendik." demiş.

Köylü ya, imanına hitap etmek istiyor. "Geç beyim geç. Biz onların boş olduğunu öğrendik." demiş.

Çocuğa, "Haydi bakalım, Allah'tan şeker iste. Bak bir de benden iste.Çocuğa, "Haydi bakalım, Allah'tan şeker iste. Bak bir de benden iste. Ben isteyince veriyorum, O vermiyor demek ki yok." diye terbiye verirsen olmaz.Ben isteyince veriyorum, O vermiyor demek ki yok." diye terbiye verirsen olmaz. Bu milletin imanıyla, vicdanıyla uğraşılırsa olmaz.

Bu milletin imanıyla, vicdanıyla uğraşılırsa olmaz.

Bu yapıldı, isteyerek istemeyerek… Kim yaptı, öldü gitti...Bu yapıldı, isteyerek istemeyerek… Kim yaptı, öldü gitti... Allah hepsinin hesabını biliyor.Allah hepsinin hesabını biliyor. Tabii kurtarmaya çalışanlar, düzeltmeye çalışanlar, bozmaya çalışanlar oldu.Tabii kurtarmaya çalışanlar, düzeltmeye çalışanlar, bozmaya çalışanlar oldu. Ama fiilen durumumuz bu.

Şimdi ne yapacağız biz?

Ama fiilen durumumuz bu.

Şimdi ne yapacağız biz?

"Olan olmuş hocam! Yangın yanmış, olan olmuş." Biz şimdi düzeltmeye çalışacağız."Olan olmuş hocam! Yangın yanmış, olan olmuş." Biz şimdi düzeltmeye çalışacağız. Kendimiz düzeleceğiz, evlatlarımızı düzelteceğiz, dinimizin kadrini kıymetini bileceğiz.Kendimiz düzeleceğiz, evlatlarımızı düzelteceğiz, dinimizin kadrini kıymetini bileceğiz. Hadislere, âyetlere sarılacağız. Allahu Teâlâ hazretlerinin dinine yardımcı olacağız.Hadislere, âyetlere sarılacağız. Allahu Teâlâ hazretlerinin dinine yardımcı olacağız. Para istendiği zaman para vereceğiz. Mâlî destek, maddî destek istendiği zaman maddî destek...

Para istendiği zaman para vereceğiz. Mâlî destek, maddî destek istendiği zaman maddî destek...

"Çalış, haydi bakalım. Şurada harç kar, şurada duvar ör."Çalış, haydi bakalım. Şurada harç kar, şurada duvar ör. Haydi bakalım, burayı ağaçlandır. Şurayı temizle, şu şöyle olsun bu böyle olsun."

Haydi bakalım, burayı ağaçlandır. Şurayı temizle, şu şöyle olsun bu böyle olsun."

Toparlamak için bedenen, mâlen, fikren, aklen dinimize hizmet edeceğiz.Toparlamak için bedenen, mâlen, fikren, aklen dinimize hizmet edeceğiz. Ne yapalım, yangın geldi geçti...

Ne yapalım, yangın geldi geçti...

İkinci cihan harbinde ne oldu biliyor musunuz? Almanlar'ın ülkelerine yüz binlerce ton bomba yağdı.İkinci cihan harbinde ne oldu biliyor musunuz? Almanlar'ın ülkelerine yüz binlerce ton bomba yağdı. Şehirleri hallaç pamuğu gibi atıldı. Belki resimlerini, filmlerini görmüşsünüzdür.Şehirleri hallaç pamuğu gibi atıldı. Belki resimlerini, filmlerini görmüşsünüzdür. Hallaç pamuğu gibi Almanya baştan aşağı atıldı. Gidin bir görün şimdi.Hallaç pamuğu gibi Almanya baştan aşağı atıldı. Gidin bir görün şimdi. Her taraf asfalt, her taraf muntazam... Yemyeşil çimenler, ormanlar; yeniden yaptılar…Her taraf asfalt, her taraf muntazam... Yemyeşil çimenler, ormanlar; yeniden yaptılar… Ne yapalım, "bombalandı" diye oturup ağlamakta fayda yok ki.Ne yapalım, "bombalandı" diye oturup ağlamakta fayda yok ki. Allah iki eli bir baş için yaratmış, gayret, haydi bakalım.

Allah iki eli bir baş için yaratmış, gayret, haydi bakalım.

Yangın oldu geçti ne yapalım... Geçen gün eskiciler çarşısı yandı, bilmem kaç milyar ziyan...Yangın oldu geçti ne yapalım... Geçen gün eskiciler çarşısı yandı, bilmem kaç milyar ziyan... E ne yapalım? Gökten ne yağdı da, yer kabul etmedi. Oldu, yeniden çalışırız.E ne yapalım? Gökten ne yağdı da, yer kabul etmedi. Oldu, yeniden çalışırız. İki el bir baş içindir. Haydi bakalım, başını kurtarmak için çalış.

İki el bir baş içindir. Haydi bakalım, başını kurtarmak için çalış.

Çalışacağız. Kendimizi salıverirsek dibe batarız.Çalışacağız. Kendimizi salıverirsek dibe batarız. Yüzeceğiz, çabalayacağız ki sahil-i selamete çıkalım. Gayretli olacağız. Müslümanlık bu.Yüzeceğiz, çabalayacağız ki sahil-i selamete çıkalım. Gayretli olacağız. Müslümanlık bu. Müslümanlık sadece Ramazan'da değil, sadece hacca gitmekte değil.Müslümanlık sadece Ramazan'da değil, sadece hacca gitmekte değil. Müslümanlık, her şeyiyle insanlara faydalı olmakta...

Müslümanlık, her şeyiyle insanlara faydalı olmakta...

"İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır."

"İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır."

Hepimiz faydalı olacağız.Hepimiz faydalı olacağız. Çocuğumuza, ailemize, sülalemize, torunlarımıza, çevremize, camimize, cemaatimize, mahallemize…

Çocuğumuza, ailemize, sülalemize, torunlarımıza, çevremize, camimize, cemaatimize, mahallemize…

Bizim mahalleye girdin mi, "Ooo! Buranın iklimi başka yahu… Sokaklar da tertemiz.Bizim mahalleye girdin mi, "Ooo! Buranın iklimi başka yahu… Sokaklar da tertemiz. Allah Allah! Köşeye ne güzel çeşme yapmışlar. Allah Allah! Ne kadar tatlı...Allah Allah! Köşeye ne güzel çeşme yapmışlar. Allah Allah! Ne kadar tatlı... Şu evlere bak, fakir evleri ama dış tarafları bembeyaz boyanmış.Şu evlere bak, fakir evleri ama dış tarafları bembeyaz boyanmış. Tertemiz mâşallah, hiç çöp yok, hiç dışarıya çirkef sular akmıyor…" denmeli.

Tertemiz mâşallah, hiç çöp yok, hiç dışarıya çirkef sular akmıyor…" denmeli.

"Hocam! Sen rüya mı görüyorsun? Mikrofonun karşısında uyuyorsun galiba. Kalk bakalım."Hocam! Sen rüya mı görüyorsun? Mikrofonun karşısında uyuyorsun galiba. Kalk bakalım. Türkiye'nin neresinde böyle bir mahalle var?"

Türkiye'nin neresinde böyle bir mahalle var?"

Yok! Hayal ediyorum, tahayyül ediyorum. Ama Türkiye'nin yüzde doksan dokuzu güya müslüman.Yok! Hayal ediyorum, tahayyül ediyorum. Ama Türkiye'nin yüzde doksan dokuzu güya müslüman. Böyle olacak işte. Böyle olacak işte. Hiçbir şey olmazsa kerpiçten evinin dışını bembeyaz yapacak, müslüman pırıl pırıl olacak.Hiçbir şey olmazsa kerpiçten evinin dışını bembeyaz yapacak, müslüman pırıl pırıl olacak. Çalışacak, çabalayacak, "Dur bakalım, şu toprağı biraz ekeyim, biçeyim." diyecek.Çalışacak, çabalayacak, "Dur bakalım, şu toprağı biraz ekeyim, biçeyim." diyecek. "Benim sadık yarim kara topraktır. Mevlâ, ne ekersem veriyor." diyecek.

"Benim sadık yarim kara topraktır. Mevlâ, ne ekersem veriyor." diyecek.

Bir fidan ekiyorsun, ondan sonra bir ağaç çıkıyor,Bir fidan ekiyorsun, ondan sonra bir ağaç çıkıyor, küfelerle meyvesini taşımaya zorluk çekiyorsun, ıhlaya ıhlaya taşıyamıyorsun.küfelerle meyvesini taşımaya zorluk çekiyorsun, ıhlaya ıhlaya taşıyamıyorsun. Çalışana veriyor Mevlâ, çalışacağız.

Çalışana veriyor Mevlâ, çalışacağız.

Olan olmuş. Biz şimdi bize gelene bakalım. Bizim omzumuza hangi yük geliyor, biz ona bakalım.Olan olmuş. Biz şimdi bize gelene bakalım. Bizim omzumuza hangi yük geliyor, biz ona bakalım. Dedelerimiz, iyi çalışanlar hesaplarını güzel verecekler, gittiler. Dedelerimiz, iyi çalışanlar hesaplarını güzel verecekler, gittiler. Kötü çalışanlar da, "Tüh! Haksızlık etmişim, keşke yapmasaymışım." diyecek,Kötü çalışanlar da, "Tüh! Haksızlık etmişim, keşke yapmasaymışım." diyecek, nedamet duyacak, o da gitti. Biz, bize bakalım, biz ne yapıyoruz?nedamet duyacak, o da gitti. Biz, bize bakalım, biz ne yapıyoruz? Sen dinine şimdiye kadar ne yaptın, söyle bakalım.Sen dinine şimdiye kadar ne yaptın, söyle bakalım. 52 yaşına geldin, dinine şimdiye kadar ne yaptın? Dinî bakımdan kendine hayrın ne oldu?52 yaşına geldin, dinine şimdiye kadar ne yaptın? Dinî bakımdan kendine hayrın ne oldu? Ailene, çocuklarına, cemaatine, cemiyetine hayrın ne oldu?

Ailene, çocuklarına, cemaatine, cemiyetine hayrın ne oldu?

Çalışacağız, ne yapalım... Bu paraları neden kazanıyoruz?Çalışacağız, ne yapalım... Bu paraları neden kazanıyoruz? İstif mi edeceğiz, Firavunlar gibi mezara mı sokacağız?İstif mi edeceğiz, Firavunlar gibi mezara mı sokacağız? Firavun'un odasının yanında altınlar, gümüşler, eşyası, altın leğenler, ibrikler bulunur.Firavun'un odasının yanında altınlar, gümüşler, eşyası, altın leğenler, ibrikler bulunur. Firavun huyu o... Biz hayır yapacağız.Firavun huyu o... Biz hayır yapacağız. Âhirete hayrımızı şimdiden göndereceğiz, çalışacağız çabalayacağız.

Âhirete hayrımızı şimdiden göndereceğiz, çalışacağız çabalayacağız.

Men câenî zâiren lâ ya'lemuhû hâceten illâ ziyâretîMen câenî zâiren lâ ya'lemuhû hâceten illâ ziyâretî kâne hakkan aleyye en ekûne lehû şefîan yevme'l-kıyâmeti.

kâne hakkan aleyye en ekûne lehû şefîan yevme'l-kıyâmeti.

Peygamber Efendimiz'i ziyaret etmekle ilgili bir hadîs-i şerîf...Peygamber Efendimiz'i ziyaret etmekle ilgili bir hadîs-i şerîf... Hz. Ömer'in oğlu Abdullah b. Ömer radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş.Hz. Ömer'in oğlu Abdullah b. Ömer radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Her ikisinden de -babasından da, kendisinden de- Allah razı olsun, şefaatlerine erdirsin.Her ikisinden de -babasından da, kendisinden de- Allah razı olsun, şefaatlerine erdirsin. Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz:

Men câenî zâiren. "Kim bana gelirse, beni ziyaret kastıyla, ziyaret isteyerek gelirse…
Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz:

Men câenî zâiren. "Kim bana gelirse, beni ziyaret kastıyla, ziyaret isteyerek gelirse…
" Lâ ya'lemuhû hâceten. "Bu gelişi bir ihtiyacı karşılamak olarak görmeden…"

" Lâ ya'lemuhû hâceten. "Bu gelişi bir ihtiyacı karşılamak olarak görmeden…"

"Gideyim ticaret yapayım, oraları bir görmüş olayım."Gideyim ticaret yapayım, oraları bir görmüş olayım. Haccedersem, ziyaret edersem, gelişte gidişte şu kadar menfaat var." filan,Haccedersem, ziyaret edersem, gelişte gidişte şu kadar menfaat var." filan, bir ihtiyaç olarak değil, böyle gelmiyor.

bir ihtiyaç olarak değil, böyle gelmiyor.

İllâ ziyâretî. "Ancak Peygamber Efendimiz'in ziyaretini murat ederek yapıyorsa…"İllâ ziyâretî. "Ancak Peygamber Efendimiz'in ziyaretini murat ederek yapıyorsa…" Kâne hakkan aleyye en ekûne lehû şefîan yevme'l-kıyâmeti.Kâne hakkan aleyye en ekûne lehû şefîan yevme'l-kıyâmeti. "Kıyamet günü benim ona şefî olmam hak olur."

"Kıyamet günü benim ona şefî olmam hak olur."

"Ben, beni başka dünyevî bir menfaat bahis konusu olmadan"Ben, beni başka dünyevî bir menfaat bahis konusu olmadan ziyaret eden kimseye şefaatçi olurum." demek.

ziyaret eden kimseye şefaatçi olurum." demek.

"Kabir ziyareti olmaz." diyen bazı müslümanlara bu hadîs-i şerîf de bir delildir."Kabir ziyareti olmaz." diyen bazı müslümanlara bu hadîs-i şerîf de bir delildir. Peygamber Efendimiz, kendi kabrini ziyaret etmek hakkında böyle buyurmuş.

Peygamber Efendimiz, kendi kabrini ziyaret etmek hakkında böyle buyurmuş.

"Efendim! Olmaz, şirk olur."

"Efendim! Olmaz, şirk olur."

Şirk olmaz. Peygamber Efendimiz Allah'ın elçisi diye sevgimizden gidiyoruz.Şirk olmaz. Peygamber Efendimiz Allah'ın elçisi diye sevgimizden gidiyoruz. Biz, Allah'ın varlığına, birliğine bir gölge düşürmüyoruz. Peygamber Efendimiz ziyareti istemiş.

Biz, Allah'ın varlığına, birliğine bir gölge düşürmüyoruz. Peygamber Efendimiz ziyareti istemiş.

Men câehü'l-mevtü ve hüve yatlubu'l-ilme yuhyî bihi'l-İslâmeMen câehü'l-mevtü ve hüve yatlubu'l-ilme yuhyî bihi'l-İslâme lem yekün beynehû ve beyne'l-enbiyâi illâ dereceten vâhideten fi'l-cenneti.

lem yekün beynehû ve beyne'l-enbiyâi illâ dereceten vâhideten fi'l-cenneti.

Bu hadis, ilim öğrenmekle ilgili çok tatlı, müjdeli bir hadîs-i şerîftir ki zevkle dinleyin:

Bu hadis, ilim öğrenmekle ilgili çok tatlı, müjdeli bir hadîs-i şerîftir ki zevkle dinleyin:

Men câehü'l-mevtü. "Her kime ki ölüm gelir."

Men câehü'l-mevtü. "Her kime ki ölüm gelir."

Nasıl bir halde gelir?

Nasıl bir halde gelir?

Ve hüve yatlubu'l-ilme. "O ilim peşindeyken, ilim öğrenmek isteğindeyken…"

Ve hüve yatlubu'l-ilme. "O ilim peşindeyken, ilim öğrenmek isteğindeyken…"

İlim talebesiyken, talebindeyken ölüm onu yakalar yani o yoldayken ölüverir.

İlim talebesiyken, talebindeyken ölüm onu yakalar yani o yoldayken ölüverir.

Niye ilim öğrenmek istedi?

Niye ilim öğrenmek istedi?

Yuhyî bihi'l-İslâm. "Onunla İslâm'ı ihyâ etmek istedi."

Yuhyî bihi'l-İslâm. "Onunla İslâm'ı ihyâ etmek istedi."

Bir insan; "İlim öğreneyim; Allah'ın âyetlerini, ahkâmını, hadisleri öğreneyim,Bir insan; "İlim öğreneyim; Allah'ın âyetlerini, ahkâmını, hadisleri öğreneyim, İslâm yükselsin, Müslümanlık yayılsın, kuvvetlensin, güçlensin.İslâm yükselsin, Müslümanlık yayılsın, kuvvetlensin, güçlensin. Adam ta İsviçre'den hem Yunanlılar'a destek için manevra yapıyorAdam ta İsviçre'den hem Yunanlılar'a destek için manevra yapıyor hem de benim dinimi bozmak için buraya Hıristiyanlık propaganda broşürü gönderiyor.hem de benim dinimi bozmak için buraya Hıristiyanlık propaganda broşürü gönderiyor. O öyle yaparken ben durur muyum, ben de İslâm'ı yaymak için çalışayım." derse,O öyle yaparken ben durur muyum, ben de İslâm'ı yaymak için çalışayım." derse, Allah'ın dinini ihyâ etmek için… Demek ki İslâm ilimle ve çalışarak ihyâ oluyor.

Allah'ın dinini ihyâ etmek için… Demek ki İslâm ilimle ve çalışarak ihyâ oluyor.

Ne olur?

Ne olur?

Lem yekun beynehû ve beyne'l-enbiyâi illâ dereceten vâhideten fi'l-cenneti.Lem yekun beynehû ve beyne'l-enbiyâi illâ dereceten vâhideten fi'l-cenneti. "Ancak cennette enbiyâ -peygamberler- ile onun arasında bir derece farkı olur."

"Ancak cennette enbiyâ -peygamberler- ile onun arasında bir derece farkı olur."

Derecesi o kadar yüksek olur ki peygamberlerin derecesine yaklaşır.Derecesi o kadar yüksek olur ki peygamberlerin derecesine yaklaşır. Tabi onlar peygamber, peygamber olmayanların o dereceye çıkması mümkün değil.Tabi onlar peygamber, peygamber olmayanların o dereceye çıkması mümkün değil. Hemen onun altındaki derece bunların olur. İslâm dinini ihyâ etmek için ilim öğreniyor.

Hemen onun altındaki derece bunların olur. İslâm dinini ihyâ etmek için ilim öğreniyor.

Demek ki ölüm vakti yaklaşmış, yaşlanmış bile olsa... Bak, bu ne büyük bir müjde! Biz deriz ki;

Demek ki ölüm vakti yaklaşmış, yaşlanmış bile olsa... Bak, bu ne büyük bir müjde! Biz deriz ki;

"Çocuklar ilim öğrensin. Mektebe verdik, öğreniyor. Bizden geçti artık..."

"Çocuklar ilim öğrensin. Mektebe verdik, öğreniyor. Bizden geçti artık..."

Değil! Sen ilim yolunda ol, İslâm'ı ihyâ etmeye gayret et, ilim öğrenmeye niyet et.Değil! Sen ilim yolunda ol, İslâm'ı ihyâ etmeye gayret et, ilim öğrenmeye niyet et. O yolda ölürsen peygamberlik derecesiyle aranda bir derece fark oluyor.O yolda ölürsen peygamberlik derecesiyle aranda bir derece fark oluyor. Cennette çok yüksek mertebeye eriyorsun.

Cennette çok yüksek mertebeye eriyorsun.

Onun için eskiden bir yaşlı kâmil zât yani âriflerden, bir cemaatten bir kimse,Onun için eskiden bir yaşlı kâmil zât yani âriflerden, bir cemaatten bir kimse, Hocaefendi'nin birine gelmiş demiş ki;

"Hocam! Bana Kur'ân-ı Kerîm öğret.
Hocaefendi'nin birine gelmiş demiş ki;

"Hocam! Bana Kur'ân-ı Kerîm öğret.
Mahâric-i hurûfu, tecvidi, güzelce Kur'an okumayı öğret."

Mahâric-i hurûfu, tecvidi, güzelce Kur'an okumayı öğret."

Yanındaki, cemaatten samimi bir kimse şaka yapmış;

Yanındaki, cemaatten samimi bir kimse şaka yapmış;

"Yahu hacı amca! Bundan sonra tecvitle Kur'ân-ı Kerîm'i öğrensen ne olacak, öğrenmesen ne olacak?"Yahu hacı amca! Bundan sonra tecvitle Kur'ân-ı Kerîm'i öğrensen ne olacak, öğrenmesen ne olacak? Bir ayağın mezar çukurunda zaten, yaşlandın." demiş. Dönmüş şöyle bakmış ona, demiş ki;

Bir ayağın mezar çukurunda zaten, yaşlandın." demiş. Dönmüş şöyle bakmış ona, demiş ki;

"Biliyorum evladım ben de yaşlandığımı."Biliyorum evladım ben de yaşlandığımı. Ölümün yakın olduğunu biliyorum ama istiyorum ki ilim yolundayken Allah benim canımı alsın."

Ölümün yakın olduğunu biliyorum ama istiyorum ki ilim yolundayken Allah benim canımı alsın."

O halde gitmek istiyor. Onun için siz de bir ilmin peşine düşün, onu öğrenmeye gayret edin.O halde gitmek istiyor. Onun için siz de bir ilmin peşine düşün, onu öğrenmeye gayret edin. Sakalınız ak, beliniz kambur olsun.Sakalınız ak, beliniz kambur olsun. Ayağınız ağrısın, sızlasın ona rağmen bir hocanın peşinden ayrılmayın.Ayağınız ağrısın, sızlasın ona rağmen bir hocanın peşinden ayrılmayın. Öğrenin ki cennette o yüksek dereceye nâil olabilesiniz.

Öğrenin ki cennette o yüksek dereceye nâil olabilesiniz.

Bundan sonraki hadîs-i şerîf de böyle tatlı, müjdeli:

Bundan sonraki hadîs-i şerîf de böyle tatlı, müjdeli:

Men câehû eceluhû ve hüve yatlubu'l-ilme li-yuhyiye bihi'l-İslâmeMen câehû eceluhû ve hüve yatlubu'l-ilme li-yuhyiye bihi'l-İslâme lem yufaddilhu ennebiyyûne illâ derecetin.

lem yufaddilhu ennebiyyûne illâ derecetin.

İbn Abbas radıyallâhu anh rivayet etmiş. Mânası aynı kapıya çıkıyor:

İbn Abbas radıyallâhu anh rivayet etmiş. Mânası aynı kapıya çıkıyor:

Men câehû eceluhû. "Kime eceli gelirse…" Ve hüve yatlubu'l-ilme. "O ilim peşindeyken, ilim talep ederken…"

Men câehû eceluhû. "Kime eceli gelirse…" Ve hüve yatlubu'l-ilme. "O ilim peşindeyken, ilim talep ederken…"

Talebe durumundayken ona eceli gelirse.

Talebe durumundayken ona eceli gelirse.

Neden ilim öğreniyor?

Neden ilim öğreniyor?

Li-yuhyiye bihi'l-İslâme. "Onunla İslâm'ı ihyâ etmek maksadıyla Li-yuhyiye bihi'l-İslâme. "Onunla İslâm'ı ihyâ etmek maksadıyla ilim öğrenirken bir kimseye eceli gelirse, peygamberler ondan daha üstün olmaz."

ilim öğrenirken bir kimseye eceli gelirse, peygamberler ondan daha üstün olmaz."

Lem yufaddılhu diye harekelemiş, okunması lem yafduluhu'n-nebiyyûn da olabilir,

Lem yufaddılhu diye harekelemiş, okunması lem yafduluhu'n-nebiyyûn da olabilir,

"Peygamberler ondan ancak bir derece yüksek olur."

"Peygamberler ondan ancak bir derece yüksek olur."

"Onun derecesi peygamberlere o kadar yakın olur ki arada ancak bir derece fark olur." diye,"Onun derecesi peygamberlere o kadar yakın olur ki arada ancak bir derece fark olur." diye, aynı mâna İbn Abbas radıyallahu anhumâ'dan böyle nakledilmiş.

aynı mâna İbn Abbas radıyallahu anhumâ'dan böyle nakledilmiş.

Men câdele fî husûmetin bi-gayri ilmin lem yezel fî sahatillâhi hattâ.

Men câdele fî husûmetin bi-gayri ilmin lem yezel fî sahatillâhi hattâ.

Bu hadîs-i şerîf, bilgisizce münakaşaya girmenin zararı hakkında.Bu hadîs-i şerîf, bilgisizce münakaşaya girmenin zararı hakkında. İnsanlar ileri geri münakaşaya girer, birbirleriyle bir konuda mücadele ederler.İnsanlar ileri geri münakaşaya girer, birbirleriyle bir konuda mücadele ederler. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ın bize naklettiğine göre Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ın bize naklettiğine göre Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:

"Kim bir husumet, bir çekişme mevzuunda mücadele ederse…""Kim bir husumet, bir çekişme mevzuunda mücadele ederse…" Bi-gayri ilmin. "İlim olmadan."

Bilgisi yok, ilmi yok; mücadele ederse…

Bi-gayri ilmin. "İlim olmadan."

Bilgisi yok, ilmi yok; mücadele ederse…

Lem yezel fî sahatillâhi hattâ.Lem yezel fî sahatillâhi hattâ. "Oradan çekilip ayrılıncaya kadar Allah'ın gazabında olmaya devam eder."

"Oradan çekilip ayrılıncaya kadar Allah'ın gazabında olmaya devam eder."

Allah'ın kızgınlığı onun üzerinde olmaya devam eder.

Allah'ın kızgınlığı onun üzerinde olmaya devam eder.

Bilgisizce bir münakaşaya girmek yok! Bilgin yok, bu mevzuyu bilmiyorsun; ötekisi alim,Bilgisizce bir münakaşaya girmek yok! Bilgin yok, bu mevzuyu bilmiyorsun; ötekisi alim, sen bir şey bilmiyorsun, ileri geri konuşuyorsun, mücadele…

sen bir şey bilmiyorsun, ileri geri konuşuyorsun, mücadele…

Olmaz! O zaman Allah bilmeden mücadeleye gidip taassuplaOlmaz! O zaman Allah bilmeden mücadeleye gidip taassupla münakaşa eden kimseye ayrılıncaya kadar kızıp duruyor.münakaşa eden kimseye ayrılıncaya kadar kızıp duruyor. O münakaşayı terk edinceye kadar Allah ona kızıyor.O münakaşayı terk edinceye kadar Allah ona kızıyor. Allah'ın gazabı, kızgınlığı onun üzerinde oluyor.

Allah'ın gazabı, kızgınlığı onun üzerinde oluyor.

Men câmea'l-müşrike ve sekene meahû fe-innehû mislehû.

Men câmea'l-müşrike ve sekene meahû fe-innehû mislehû.

Buradaki câmea bir araya gelmek, oturmak mânasına…

Buradaki câmea bir araya gelmek, oturmak mânasına…

"Kim müşrikle bir araya gelir, toplaşır, bir arada bulunursa…" "Kim müşrikle bir araya gelir, toplaşır, bir arada bulunursa…" Ve sekene meahû. "Onunla beraber oturursa." Fe-innehû mislehû. "O da onun mislidir, onun gibidir."

Ve sekene meahû. "Onunla beraber oturursa." Fe-innehû mislehû. "O da onun mislidir, onun gibidir."

Müşrik ile toplaşıp bir araya gelenMüşrik ile toplaşıp bir araya gelen ve onunla beraber oturan, onun yanında sakin olan kimse onun misli gibidir.

ve onunla beraber oturan, onun yanında sakin olan kimse onun misli gibidir.

Bu neyi gösteriyor?

Bu neyi gösteriyor?

Müslümanın müslümanla ahbaplık etmesi gerektiğini,Müslümanın müslümanla ahbaplık etmesi gerektiğini, kâfirlerle, müşriklerle düşüp kalmaması gerektiğini ifade ediyor.kâfirlerle, müşriklerle düşüp kalmaması gerektiğini ifade ediyor. Dinimizde Allah için sevmek var, el-hubbu fillah…Dinimizde Allah için sevmek var, el-hubbu fillah… Bir de Allah için buğz etmek var, el-buğzu fillah…Bir de Allah için buğz etmek var, el-buğzu fillah… Sonra, Kur'ân-ı Kerîm'in âyetleri bize yasaklıyor;Sonra, Kur'ân-ı Kerîm'in âyetleri bize yasaklıyor; "Allah'a harp ilan etmiş, Resûlullah'a karşı çıkmış,"Allah'a harp ilan etmiş, Resûlullah'a karşı çıkmış, Allah'ın diniyle mücadele eden kimseleri dost edinmeyin." diye...Allah'ın diniyle mücadele eden kimseleri dost edinmeyin." diye... Böyle âyet-i kerîme var.Böyle âyet-i kerîme var. Demek ki bu durumda onlarla ahbaplık, dostluk etmek olmaz, yakışık almaz.

Demek ki bu durumda onlarla ahbaplık, dostluk etmek olmaz, yakışık almaz.

Müslüman bir müşrikle, bir başka kâfirle konuşup görüşebilir.Müslüman bir müşrikle, bir başka kâfirle konuşup görüşebilir. İş icabı veyahut bir iş olmadan, ona İslâm'ı tebliğ etmek için konuşabilir.İş icabı veyahut bir iş olmadan, ona İslâm'ı tebliğ etmek için konuşabilir. Ama onunla ahbaplık, dostluk ederse olmaz. Allah'ın düşmanıyla dostluk etme.Ama onunla ahbaplık, dostluk ederse olmaz. Allah'ın düşmanıyla dostluk etme. Senin bir kızdığın insan var. Bir arkadaş onun koluna girmiş,Senin bir kızdığın insan var. Bir arkadaş onun koluna girmiş, senli benli, elini omzuna atmış, nispet eder gibi senin karşından geçiyor, sever misin?senli benli, elini omzuna atmış, nispet eder gibi senin karşından geçiyor, sever misin? İnsan, "Vay! Benim can düşmanımla nasıl can ciğer kuzu sarması dost olmuş.İnsan, "Vay! Benim can düşmanımla nasıl can ciğer kuzu sarması dost olmuş. Karşımda sarmaş dolaş duruyorlar, şuna bak." der.

Karşımda sarmaş dolaş duruyorlar, şuna bak." der.

O zaman Allahu Teâlâ hazretlerinin düşmanını sen nasıl seversin?O zaman Allahu Teâlâ hazretlerinin düşmanını sen nasıl seversin? Nasıl onunla ahbaplık kurarsın? Senli benli, içli dışlı olursun?

Olmaz!

Nasıl onunla ahbaplık kurarsın? Senli benli, içli dışlı olursun?

Olmaz!

Men câa ev ihtâce fe-ketemehu'n-nâseMen câa ev ihtâce fe-ketemehu'n-nâse hattâ efdâ bihî ilallâhi azze ve celle fetehallâhu lehû rızka senetin min halâlin.

hattâ efdâ bihî ilallâhi azze ve celle fetehallâhu lehû rızka senetin min halâlin.

Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'ten bir güzel hadîs-i şerîf...Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'ten bir güzel hadîs-i şerîf... Musibete, hastalığa, açlığa, kıtlığa sabrı tavsiye eden bir şey...

Musibete, hastalığa, açlığa, kıtlığa sabrı tavsiye eden bir şey...

Men câe. "Kim acıkırsa…" Ev ihtâce. "Veyahut bir ihtiyaç durumuna düşerse…"

Men câe. "Kim acıkırsa…" Ev ihtâce. "Veyahut bir ihtiyaç durumuna düşerse…"

Kıvranıyor, ihtiyacı var.

Kıvranıyor, ihtiyacı var.

Fe-ketemehu'n-nâse. "Ama bunu insanlardan saklıyor, kimseye söylemiyor."

Fe-ketemehu'n-nâse. "Ama bunu insanlardan saklıyor, kimseye söylemiyor."

"Ben açım, bana biraz para ver veyahut ihtiyacım var, yardım et biraz bana." diye söylemiyor."Ben açım, bana biraz para ver veyahut ihtiyacım var, yardım et biraz bana." diye söylemiyor. Kıvranıyor, ihtiyacı var, aç fakat söylemiyor.

Kıvranıyor, ihtiyacı var, aç fakat söylemiyor.

Hattâ efdâ bihî ilallâh. "Bunu Allahu Teâlâ hazretlerine arz ediyor."

Hattâ efdâ bihî ilallâh. "Bunu Allahu Teâlâ hazretlerine arz ediyor."

Yâ Rabbi! Açım, açığım, perişan duruma düştüm,Yâ Rabbi! Açım, açığım, perişan duruma düştüm, sen bilirsin, diye Azîz ve Celîl olan Allah'a iltica ediyor.

sen bilirsin, diye Azîz ve Celîl olan Allah'a iltica ediyor.

Allah ne yapar?

Allah ne yapar?

Fetehallâhu lehû rızka senetin min halal. "Bir senelik helal rızık kapısı açar."

Fetehallâhu lehû rızka senetin min halal. "Bir senelik helal rızık kapısı açar."

Beni bildi, bana döndü, benden istedi, kuldan istemedi, bana el açtı diyeBeni bildi, bana döndü, benden istedi, kuldan istemedi, bana el açtı diye bir senenin helal rızkının kapısını açar. Helal rızık ona gelecek durumuna getirir.

bir senenin helal rızkının kapısını açar. Helal rızık ona gelecek durumuna getirir.

Hac kitabında rivayetini adıyla ve kaynağını da göstererek yazmış:

Hac kitabında rivayetini adıyla ve kaynağını da göstererek yazmış:

Bir velî kul Medine-i Münevvere'ye geliyor.Bir velî kul Medine-i Münevvere'ye geliyor. Tabi velî olunca illa kesesi altın dolu olacak değil, fukaracık.Tabi velî olunca illa kesesi altın dolu olacak değil, fukaracık. Ama âşık! Mısır'dan mı, nereden çıktıysa çıkmış, gelmiş oraya ama parası pulu yok.Ama âşık! Mısır'dan mı, nereden çıktıysa çıkmış, gelmiş oraya ama parası pulu yok. Zaten para olsa bile oraları kıtlık diyarı, o zaman her çeşit gıdanın uçakla filan gittiği bir yer değil.Zaten para olsa bile oraları kıtlık diyarı, o zaman her çeşit gıdanın uçakla filan gittiği bir yer değil. Medine-i Münevvere de kalenin içinde,Medine-i Münevvere de kalenin içinde, bedevîler hücum edip de yağmalamasın diye küçük bir yer o zaman.bedevîler hücum edip de yağmalamasın diye küçük bir yer o zaman. Medine-i Münevvere'ye gelmiş; orada biraz aç, açık, yoksul bir durumda kalmış.Medine-i Münevvere'ye gelmiş; orada biraz aç, açık, yoksul bir durumda kalmış. Mescid-i Nebevî'ye gelmiş, Resûlullah Efendimiz'e diyor ki;

Mescid-i Nebevî'ye gelmiş, Resûlullah Efendimiz'e diyor ki;

"Yâ Resûlallah! Açım, sana misafir geldim."

"Yâ Resûlallah! Açım, sana misafir geldim."

Öyle duruyor. Uykuya dalmış yani açlıktan kendinden geçmiş.Öyle duruyor. Uykuya dalmış yani açlıktan kendinden geçmiş. Omzuna bir el dokunuyor, elinde bir tepsi;

Omzuna bir el dokunuyor, elinde bir tepsi;

"Resûlullah'a bizi şikâyet eden sen misin? Buyur." diyor.

"Resûlullah'a bizi şikâyet eden sen misin? Buyur." diyor.

Peygamber Efendimiz'in torunlarından, sülalesinden bir kimseymiş.Peygamber Efendimiz'in torunlarından, sülalesinden bir kimseymiş. Resûlullah Efendimiz onun rüyasına girmiş,Resûlullah Efendimiz onun rüyasına girmiş, "Git, benim mescitte bir ziyaretçim var, aç kalmış, bakmamışsınız…" diye."Git, benim mescitte bir ziyaretçim var, aç kalmış, bakmamışsınız…" diye. O da bir tepsiyi doldurmuş, "Resûlullah Efendimiz'e bizi şikâyet eden sen misin? Buyur." diyor.

O da bir tepsiyi doldurmuş, "Resûlullah Efendimiz'e bizi şikâyet eden sen misin? Buyur." diyor.

İnsan Allah'a dayandı mı, tevekkül etti mi Allahu Teâlâ hazretleri ummadığı yerden kapılar açar.İnsan Allah'a dayandı mı, tevekkül etti mi Allahu Teâlâ hazretleri ummadığı yerden kapılar açar. Deneyen bilir, bulur.

Deneyen bilir, bulur.

Men câhede fî sebîlillah kâne dâminen alallah. Ve men âde marîden kâne dâminen alallah.Men câhede fî sebîlillah kâne dâminen alallah. Ve men âde marîden kâne dâminen alallah. Ve men gadâ ile'l-mecsidi ev râha kâne dâminen alallah.Ve men gadâ ile'l-mecsidi ev râha kâne dâminen alallah. Ve men celese fî beytihî ve lem yağteb ehaden bi sûin kâne dâminen alallah.Ve men celese fî beytihî ve lem yağteb ehaden bi sûin kâne dâminen alallah. Ve men dehale alâ kavmin yağzirûhu kâne dâminen alallah.

Ve men dehale alâ kavmin yağzirûhu kâne dâminen alallah.

Muaz b. Cebel radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Muaz b. Cebel radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Men câhede fî sebîlillah. "Kim Allah yolunda cihat ederse..."Men câhede fî sebîlillah. "Kim Allah yolunda cihat ederse..." Kâne dâminen alallah. "Allahu Teâlâ hazretlerinin huzurunda garantili bir kul olur."

Kâne dâminen alallah. "Allahu Teâlâ hazretlerinin huzurunda garantili bir kul olur."

"Sen cihat mı ettin kulum? Tamam, istediğini garantili olarak alacaksın."Sen cihat mı ettin kulum? Tamam, istediğini garantili olarak alacaksın. Garantilenmiş bir kulsun, madem cihat ettin, mükâfata ereceksin." diyeGarantilenmiş bir kulsun, madem cihat ettin, mükâfata ereceksin." diye Allahu Teâlâ hazretleri onun ecrini, sevabını garanti eder.

Allahu Teâlâ hazretleri onun ecrini, sevabını garanti eder.

Demek ki Allah yolunda cihat etmek iyiymiş.

Demek ki Allah yolunda cihat etmek iyiymiş.

Cihat nasıl olur?

Malla, parayla, bedenen olur…
Cihat nasıl olur?

Malla, parayla, bedenen olur…
Canını feda edercesine savaşmak suretiyle olur…Canını feda edercesine savaşmak suretiyle olur… Hacca, umreye gitmek, bir müslümanın ihtiyacını karşılamak,Hacca, umreye gitmek, bir müslümanın ihtiyacını karşılamak, müslümanlara faydalı bir iş yapmak için gelme gitme, bunlar hep fîsebîlillah çalışmalardır.

müslümanlara faydalı bir iş yapmak için gelme gitme, bunlar hep fîsebîlillah çalışmalardır.

Ve men âde marîden kâne dâminen alallah.Ve men âde marîden kâne dâminen alallah. "Kim bir hastayı ziyaret ederse Allah onun ecrini, sevabını garantiler.""Kim bir hastayı ziyaret ederse Allah onun ecrini, sevabını garantiler." Ve men gadâ ile'l-mescidi ev râhâ kâne dâminen alallah.Ve men gadâ ile'l-mescidi ev râhâ kâne dâminen alallah. "Kim sabahleyin veya akşamleyin mescide giderse Allah onun ecrini garantiler."

"Kim sabahleyin veya akşamleyin mescide giderse Allah onun ecrini garantiler."

Giden mahrum kalmaz.

Giden mahrum kalmaz.

Ve men celese fî beytihî lem yağteb ehaden bi-sûin kâne dâminen alallah.Ve men celese fî beytihî lem yağteb ehaden bi-sûin kâne dâminen alallah. "Kim evinde, hiç kimse aleyhinde kötü bir sözle gıybet etmeden oturursa Allah ona ecrini garantiler.""Kim evinde, hiç kimse aleyhinde kötü bir sözle gıybet etmeden oturursa Allah ona ecrini garantiler." Ve men dehale alâ kavmin yağzirûhu kâne dâminen alallah.Ve men dehale alâ kavmin yağzirûhu kâne dâminen alallah. "Kim bir idarecinin -devletin memuru, amiri, idarecisi, bir kavmin başkanı, önderi- "Kim bir idarecinin -devletin memuru, amiri, idarecisi, bir kavmin başkanı, önderi- yanına gider de onu kötülüklerden men edecek sözler söyler, nasihatler edebilirseyanına gider de onu kötülüklerden men edecek sözler söyler, nasihatler edebilirse Allah ona ecrini, sevabını garanti ihsan eder."

Allah ona ecrini, sevabını garanti ihsan eder."

Demek ki bu işleri yapmak lazım...Demek ki bu işleri yapmak lazım... Allah yolunda cihat, hasta ziyaret etmek, mescide sabah akşam gidip ibadet eylemek,Allah yolunda cihat, hasta ziyaret etmek, mescide sabah akşam gidip ibadet eylemek, evinde oturup hiç kimseyi gıybet etmeden vaktini geçirmek; hepsi güzel…evinde oturup hiç kimseyi gıybet etmeden vaktini geçirmek; hepsi güzel… Bir idareciye gidip de, "Öyle yapma, böyle yap! Şu günahtır, bu zulümdür!Bir idareciye gidip de, "Öyle yapma, böyle yap! Şu günahtır, bu zulümdür! Bak, filanca yerde hizmet var, sen onu görmemişsin!" gibiBak, filanca yerde hizmet var, sen onu görmemişsin!" gibi kötülükten men edip hayırları ona öğretir, nasihat ederse…kötülükten men edip hayırları ona öğretir, nasihat ederse… İcabında da, "Bak, bunu yanlış yaptın." filan diye azarlayabilirseİcabında da, "Bak, bunu yanlış yaptın." filan diye azarlayabilirse o zaman Allah ona ecrini, sevabını çok verir demek.

o zaman Allah ona ecrini, sevabını çok verir demek.

Sonuncu hadîs-i şerîf: Sonuncu hadîs-i şerîf:  Men cerre sevbehû huyelâe lem yenzurillâhu ileyhi yevme'l-kıyâmeti.

Men cerre sevbehû huyelâe lem yenzurillâhu ileyhi yevme'l-kıyâmeti.

Çok kaynaklarda geçmiş bir meşhur hadîs-i şerîftir ki:

Çok kaynaklarda geçmiş bir meşhur hadîs-i şerîftir ki:

"Kim elbisesini çalım satarak sürükleyip giderse…"Kim elbisesini çalım satarak sürükleyip giderse… Uzun eteği ile çalımlana çalımlana yürür, kurum satarak, böbürlenerek, gururlanarak, kibirlenerek giderse…Uzun eteği ile çalımlana çalımlana yürür, kurum satarak, böbürlenerek, gururlanarak, kibirlenerek giderse… Allah kıyamet gününde ona nazar etmez."

Allah kıyamet gününde ona nazar etmez."

Kibirli, elbisesini sürüye sürüye giden kimseye nazar etmez.

Kibirli, elbisesini sürüye sürüye giden kimseye nazar etmez.

Allahu Teâlâ hazretleri kötü huylardan bizleri halas eylesin.Allahu Teâlâ hazretleri kötü huylardan bizleri halas eylesin. Sevdiği huylara sahip eylesin. Sevdiği amellere muvaffak eylesin.Sevdiği huylara sahip eylesin. Sevdiği amellere muvaffak eylesin. İki cihanda aziz, bahtiyar olmayı nasip eylesin.İki cihanda aziz, bahtiyar olmayı nasip eylesin. Hakkı hak olarak görüp tâbi olmayı, batılı batıl görüp ondan uzak durmayı nasip eylesin.

Hakkı hak olarak görüp tâbi olmayı, batılı batıl görüp ondan uzak durmayı nasip eylesin.

Fâtiha-i şerife meal besmele.

Fâtiha-i şerife meal besmele.

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. BismillâhirrahmânirrahîmEûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2