Namaz Vakitleri

1 Rebîü'l-Âhir 1448
12 September 2026
İmsak
05:06
Güneş
06:33
Öğle
13:06
İkindi
16:39
Akşam
19:29
Yatsı
20:50
Detaylı Arama

Cihadın Önemi ve Fazîleti

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

10 Safer 1405 / 04.11.1984
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Hadis sohbetlerini 5 aşamada özetleyebiliriz.

a. İskenderpaşa Camii Sohbetleri (1977-1997)

Mehmed Zâhid KOTKU Hz. görevli oldukları İskenderpaşa Camii’nde, her pazar günü ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika Râmûzü’l-Ehàdis’ten hadis okuyup izah ederdi. 1977 yılının ilkbaharından itibaren bu dersler Mahmud Es’ad COŞAN tarafından yapılır oldu.

COŞAN, o yıllarda Ankara’da oturuyordu. Her hafta sonu İstanbul’a geliyor, pazar günkü hadis dersini yapıp geri dönüyordu. Tatillerde ve müsait zamanlarında cuma namazından önce de sohbet ettiği olurdu. Önemli bir engel olmadıkça, bu böyle devam etti.

13 Kasım 1980’de Mehmed Zâhid KOTKU Hazretleri’nin vefatından sonra da İskenderpaşa’daki dersler aynen devam etti. Hac veya başka bir seyahat nedeniyle yurtdışında olduğu zamanların dışında önemli bir aksama olmadı. 1997 Mayısında yurtdışına çıkıncaya kadar bu böyle devam etti. İskenderpaşa’daki son sohbeti 4 Mayıs 1997 pazar günü oldu.
COŞAN, derse besmele ve hamdele ile başlardı. Arkasından, “Kitapların en efdali Allah’ın kitabıdır, yolların en faziletlisi Peygamber (s.a.s.)’in yoludur. Sonradan uydurulan şeyler bid’attir. Her bid’at dalâlettir. Her dalâlet ve dalâlet sahibi cehenneme gider.” anlamındaki Arapça giriş cümlelerini söylerdi. Sonra, sıradaki ilk hadisin Arapça metnini okurdu.

Ondan sonra okunan kitap hakkında kısa bilgi verir; hadislerin okunmasına ve izahına geçmeden önce, başta Peygamber (s.a.s.) Efendimiz olmak üzere cümle enbiyânın, evliyânın, sülehànın; sâdât ve meşâyih-i kiramın ruhları için; kitabın müellifinin ve bu kitabın içindeki hadis-i şeriflerin bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın, râvilerin ruhları için; caminin bânisi İskender Paşa’nın ruhu için; bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere oraya gelmiş olan kimselerin ahirete irtihal etmiş olan cümle yakınlarının ruhları için ve Mehmed Zahid KOTKU Hazretleri’nin ruhu için, bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerif okunmasını isterdi.

Daha sonra, sıradaki hadis-i şerifin Arapça metnini okuyup, kelime kelime izahına geçerdi. Konuyla ilgili ayet-i kerimeler ve diğer hadis-i şeriflerle meseleyi bir güzel açıklardı. Sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanırdı. Konunun iyi anlaşılması için misaller, hatıralar anlatır; şiirlere, Farsça ve Arapça beyitlere yer verirdi.

COŞAN, ilk yıllarda her sohbette 8-10 hadis-i şerif okuyup izah ederdi, sohbet süresi bir saati geçmezdi. Son yıllarda bu sayı 3’e kadar düşmüş, izah için daha çok vakit ayrılmış, sohbet süresi bir saati biraz aşmaya başlamıştı.

Sohbetin sonunda mutlaka Hatm-i Hàcegân yaptırırdı. Bazen, intisab etmek isteyenler için zikir dersi tarifi yapardı. Eğer vakit müsaitse, küçük notlarla soru gönderenlerin sorularına cevap verirdi.

Sohbetlere öncelikle gençler, öğrenciler, okumuş kimseler gelirlerdi. Fakat her yaştan ve her kesimden insana rastlamak mümkündü. Zamanla ilgi arttığı için, caminin etrafındaki evler satın alınarak cami genişletilmiş; hanımların ve erkeklerin sohbetleri takip edebilmesi için mekânlar yapılmıştır.

İskenderpaşa Camii’ndeki sohbetler, ilk yıllardan beri teyp kasetlerine kayıt edilmiştir. 1987’den sonra görüntülü video kayıtları yapılmıştır.

b. Ankara Özelif Camii Sohbetleri (1982-1996)

COŞAN, Mehmed Zâhid KOTKU Hz. vefat edip, irşad görevi kendisine intikal ettikten sonra, Ankara’da da hadis dersleri başlattı (1982). İlk önce çarşamba günleri evinin yanındaki Muradiye Camii’nde, daha sonra perşembe akşamları Özelif Camii’nde hadis dersi yapmaya başladı. Bir ara cumartesi günleri yapıldı. Emekli olup da Ankara’dan ayrıldıkları 1987 yılına kadar bu dersler devam etti. 1987’den sonra ise, her ayın ilk perşembe akşamı Ankara’ya gelip, bu hadis derslerini ayda bir yapmaya devam etti.

c. Sapanca Sohbetleri (1987-1989)

COŞAN emekli olduktan sonra Sapanca’ya yerleşmiştir. Orada oturdukları yıllarda (1987-1989), evinin yakınındaki Yüzevler Camii’nde cumartesi günleri, ikindiden sonra Muhtâru’l-Ehàdîs isimli kitaptan hadis dersleri yapmıştır.

Muhtâru’l-Ehâdîs kitabı muteber hadis kitaplarından seçilmiş ve ilk harflerine göre alfabetik olarak sıralanmış bin dört yüz kadar hadis ihtivâ etmektedir. Mısırlı alim Seyyid Ahmed el-Hâşimî (1878-1943) tarafından hazırlanmıştır. Türkçe’ye muhtelif tercümeleri yapılmıştır.

d. Anadolu’da Sohbetler

COŞAN, Türkiye’de bulunduğu 1980-1997 yılları arasında sık sık Anadolu’da seyahatler yaparlardı. Gittikleri illerde, uygun camilerde, halka açık hadis dersleri yapmıştır. Eskişehir, Bursa, İzmir, Antalya, Adapazarı, Konya, Edirne gibi illerde sohbetler yapılmış hadis sohbetleri mevcuttur.

e. Ev Sohbetleri
Doğum, ölüm, düğün, sünnet vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği evlerde; kahvaltı vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği öğrenci evlerinde mutlaka yarım saat - 45 dakika civarında bir hadis sohbeti yaparlardı.

Cihadın Fazîleti, Allah İçin Mescid Yaptıran Kimse, İhtiyaçtan Daha Yüksek Bina Yaptırmak, Müslümana İftira | gibi konu başlıkları içeren dini sohbet.

Cihadın Önemi ve Fazîleti

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

10 Safer 1405 / 04.11.1984
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Hadis sohbetlerini 5 aşamada özetleyebiliriz.

a. İskenderpaşa Camii Sohbetleri (1977-1997)

Mehmed Zâhid KOTKU Hz. görevli oldukları İskenderpaşa Camii’nde, her pazar günü ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika Râmûzü’l-Ehàdis’ten hadis okuyup izah ederdi. 1977 yılının ilkbaharından itibaren bu dersler Mahmud Es’ad COŞAN tarafından yapılır oldu.

COŞAN, o yıllarda Ankara’da oturuyordu. Her hafta sonu İstanbul’a geliyor, pazar günkü hadis dersini yapıp geri dönüyordu. Tatillerde ve müsait zamanlarında cuma namazından önce de sohbet ettiği olurdu. Önemli bir engel olmadıkça, bu böyle devam etti.

13 Kasım 1980’de Mehmed Zâhid KOTKU Hazretleri’nin vefatından sonra da İskenderpaşa’daki dersler aynen devam etti. Hac veya başka bir seyahat nedeniyle yurtdışında olduğu zamanların dışında önemli bir aksama olmadı. 1997 Mayısında yurtdışına çıkıncaya kadar bu böyle devam etti. İskenderpaşa’daki son sohbeti 4 Mayıs 1997 pazar günü oldu.
COŞAN, derse besmele ve hamdele ile başlardı. Arkasından, “Kitapların en efdali Allah’ın kitabıdır, yolların en faziletlisi Peygamber (s.a.s.)’in yoludur. Sonradan uydurulan şeyler bid’attir. Her bid’at dalâlettir. Her dalâlet ve dalâlet sahibi cehenneme gider.” anlamındaki Arapça giriş cümlelerini söylerdi. Sonra, sıradaki ilk hadisin Arapça metnini okurdu.

Ondan sonra okunan kitap hakkında kısa bilgi verir; hadislerin okunmasına ve izahına geçmeden önce, başta Peygamber (s.a.s.) Efendimiz olmak üzere cümle enbiyânın, evliyânın, sülehànın; sâdât ve meşâyih-i kiramın ruhları için; kitabın müellifinin ve bu kitabın içindeki hadis-i şeriflerin bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın, râvilerin ruhları için; caminin bânisi İskender Paşa’nın ruhu için; bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere oraya gelmiş olan kimselerin ahirete irtihal etmiş olan cümle yakınlarının ruhları için ve Mehmed Zahid KOTKU Hazretleri’nin ruhu için, bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerif okunmasını isterdi.

Daha sonra, sıradaki hadis-i şerifin Arapça metnini okuyup, kelime kelime izahına geçerdi. Konuyla ilgili ayet-i kerimeler ve diğer hadis-i şeriflerle meseleyi bir güzel açıklardı. Sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanırdı. Konunun iyi anlaşılması için misaller, hatıralar anlatır; şiirlere, Farsça ve Arapça beyitlere yer verirdi.

COŞAN, ilk yıllarda her sohbette 8-10 hadis-i şerif okuyup izah ederdi, sohbet süresi bir saati geçmezdi. Son yıllarda bu sayı 3’e kadar düşmüş, izah için daha çok vakit ayrılmış, sohbet süresi bir saati biraz aşmaya başlamıştı.

Sohbetin sonunda mutlaka Hatm-i Hàcegân yaptırırdı. Bazen, intisab etmek isteyenler için zikir dersi tarifi yapardı. Eğer vakit müsaitse, küçük notlarla soru gönderenlerin sorularına cevap verirdi.

Sohbetlere öncelikle gençler, öğrenciler, okumuş kimseler gelirlerdi. Fakat her yaştan ve her kesimden insana rastlamak mümkündü. Zamanla ilgi arttığı için, caminin etrafındaki evler satın alınarak cami genişletilmiş; hanımların ve erkeklerin sohbetleri takip edebilmesi için mekânlar yapılmıştır.

İskenderpaşa Camii’ndeki sohbetler, ilk yıllardan beri teyp kasetlerine kayıt edilmiştir. 1987’den sonra görüntülü video kayıtları yapılmıştır.

b. Ankara Özelif Camii Sohbetleri (1982-1996)

COŞAN, Mehmed Zâhid KOTKU Hz. vefat edip, irşad görevi kendisine intikal ettikten sonra, Ankara’da da hadis dersleri başlattı (1982). İlk önce çarşamba günleri evinin yanındaki Muradiye Camii’nde, daha sonra perşembe akşamları Özelif Camii’nde hadis dersi yapmaya başladı. Bir ara cumartesi günleri yapıldı. Emekli olup da Ankara’dan ayrıldıkları 1987 yılına kadar bu dersler devam etti. 1987’den sonra ise, her ayın ilk perşembe akşamı Ankara’ya gelip, bu hadis derslerini ayda bir yapmaya devam etti.

c. Sapanca Sohbetleri (1987-1989)

COŞAN emekli olduktan sonra Sapanca’ya yerleşmiştir. Orada oturdukları yıllarda (1987-1989), evinin yakınındaki Yüzevler Camii’nde cumartesi günleri, ikindiden sonra Muhtâru’l-Ehàdîs isimli kitaptan hadis dersleri yapmıştır.

Muhtâru’l-Ehâdîs kitabı muteber hadis kitaplarından seçilmiş ve ilk harflerine göre alfabetik olarak sıralanmış bin dört yüz kadar hadis ihtivâ etmektedir. Mısırlı alim Seyyid Ahmed el-Hâşimî (1878-1943) tarafından hazırlanmıştır. Türkçe’ye muhtelif tercümeleri yapılmıştır.

d. Anadolu’da Sohbetler

COŞAN, Türkiye’de bulunduğu 1980-1997 yılları arasında sık sık Anadolu’da seyahatler yaparlardı. Gittikleri illerde, uygun camilerde, halka açık hadis dersleri yapmıştır. Eskişehir, Bursa, İzmir, Antalya, Adapazarı, Konya, Edirne gibi illerde sohbetler yapılmış hadis sohbetleri mevcuttur.

e. Ev Sohbetleri
Doğum, ölüm, düğün, sünnet vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği evlerde; kahvaltı vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği öğrenci evlerinde mutlaka yarım saat - 45 dakika civarında bir hadis sohbeti yaparlardı.

Cihadın Fazîleti, Allah İçin Mescid Yaptıran Kimse, İhtiyaçtan Daha Yüksek Bina Yaptırmak, Müslümana İftira | gibi konu başlıkları içeren dini sohbet.

Konuşma Metni

Emmâ ba'd:Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyuhe'l-ihvân fe-inne efdale'l-kitâbi kitâbullâhFa'lemû eyyuhe'l-ihvân fe-inne efdale'l-kitâbi kitâbullâh ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellemve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid'atün ve külle bid'atin dalâletünve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr.ve külle dalâletin ve sâhibehâ fî'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:Ve bi's-senedi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Men beleğa'l-aduvve bi-sehmin rafeahu'llâhu bihî derecetenMen beleğa'l-aduvve bi-sehmin rafeahu'llâhu bihî dereceten beyne'd-dereceteyni mietü âminbeyne'd-dereceteyni mietü âmin kâne ve men ramâ bi-sehmin fî sebîlillâhi kâne ke-men a'taka rakabaten.kâne ve men ramâ bi-sehmin fî sebîlillâhi kâne ke-men a'taka rakabaten.

Sadaka Resûlullah fîma kâl ev kema kâl.Sadaka Resûlullah fîma kâl ev kema kâl.

Aziz ve muhterem müslüman kardeşlerim!Aziz ve muhterem müslüman kardeşlerim!

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, ikramı, ihsanı cümlenizin üzerine olsun.Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, ikramı, ihsanı cümlenizin üzerine olsun. Allahu Teâlâ hazretleri ibadetlerinizi kabul eylesin.Allahu Teâlâ hazretleri ibadetlerinizi kabul eylesin. Dualarınızı, dileklerinizi ihsan eylesin. Yolunda dâim, zikrinde kâim eylesin.Dualarınızı, dileklerinizi ihsan eylesin. Yolunda dâim, zikrinde kâim eylesin.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek hadislerinden bir nebze, bir miktarPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek hadislerinden bir nebze, bir miktar Râmûzü'l-ehâdîs isimli hadis kitabından okumaya devam edeceğiz.Râmûzü'l-ehâdîs isimli hadis kitabından okumaya devam edeceğiz.

Bu hadîs-i şerîflerin okunmasına başlanmadan önce,Bu hadîs-i şerîflerin okunmasına başlanmadan önce, boynumuzun borcu, bir vazife-i şükran olmak üzere,boynumuzun borcu, bir vazife-i şükran olmak üzere, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruh-u pâki içinPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruh-u pâki için ve cümle âl'inin, ashabının, etbâının, ahbabının ruhları için;ve cümle âl'inin, ashabının, etbâının, ahbabının ruhları için; sâir enbiyâ ve mürselînin, cümle evliyâ ve kümmelîn ve mukarrabînin ruhları için;sâir enbiyâ ve mürselînin, cümle evliyâ ve kümmelîn ve mukarrabînin ruhları için; hâsseten Ümmet-i Muhammed'in mürşit ve mürebbîleri olanhâsseten Ümmet-i Muhammed'in mürşit ve mürebbîleri olan sâdât ve meşayih-i turuk-u aliyyemizin ruhları için,sâdât ve meşayih-i turuk-u aliyyemizin ruhları için, uzaktan yakından buradaki hadis meclisine gelip şu hadisleri dinlemek üzere toplanmış bulunanuzaktan yakından buradaki hadis meclisine gelip şu hadisleri dinlemek üzere toplanmış bulunan siz kardeşlerimizin de âhirete göçmüş olan bütün sevdiklerinin, yakınlarının,siz kardeşlerimizin de âhirete göçmüş olan bütün sevdiklerinin, yakınlarının, akrabasının, dostlarının, istediklerinin ruhları için;akrabasının, dostlarının, istediklerinin ruhları için; şu okuduğumuz eseri telif eylemiş olan Gümüşhaneli Hocamız'ın ruhu için,şu okuduğumuz eseri telif eylemiş olan Gümüşhaneli Hocamız'ın ruhu için, kendisinden feyz alıp yetiştiğimiz Hocamız Muhammed Zahid Kotku hazretlerinin ruhu için,kendisinden feyz alıp yetiştiğimiz Hocamız Muhammed Zahid Kotku hazretlerinin ruhu için, şu camiyi bina etmiş olan İskender Paşa'nın ruhu için;şu camiyi bina etmiş olan İskender Paşa'nın ruhu için; buradan güzerân eylemiş olan imamların, hatiplerin, müezzinlerin, cemaatlerin ruhları için;buradan güzerân eylemiş olan imamların, hatiplerin, müezzinlerin, cemaatlerin ruhları için; şu beldemizde medfun bulunan mü'minîn ü mü'minâtın,şu beldemizde medfun bulunan mü'minîn ü mü'minâtın, hâsseten beldemizin medâr-ı iftihârı sahabe-i güzînin, Ebû Eyyûb el-Ensarî hazretlerinin,hâsseten beldemizin medâr-ı iftihârı sahabe-i güzînin, Ebû Eyyûb el-Ensarî hazretlerinin, tabiînin, evliyâullahın ruhları için;tabiînin, evliyâullahın ruhları için; biz yaşayan müslümanların da sıhhat ve selamet ve saadet-i dareyne nâil olmamız içinbiz yaşayan müslümanların da sıhhat ve selamet ve saadet-i dareyne nâil olmamız için bir Fâtiha, üç İhlâs-ı şerîf okuyalım.bir Fâtiha, üç İhlâs-ı şerîf okuyalım.

Metnini okumuş olduğumuz hadîs-i şerîf:Metnini okumuş olduğumuz
hadîs-i şerîf:

Ka'b b. Mürre radıyallahu anh'tenKa'b b. Mürre radıyallahu anh'ten İbn Hibban'ın, Ahmed b. Hanbel'in rivayet ettiği bir hadîs-i şerîf. Cihatla ilgili.İbn Hibban'ın, Ahmed b. Hanbel'in rivayet ettiği bir hadîs-i şerîf. Cihatla ilgili.

Cihat, İslâm'ın zirve-i senâmıdır, hörgücünün en yüksek noktasıdır.Cihat, İslâm'ın zirve-i senâmıdır, hörgücünün en yüksek noktasıdır. Yani en büyük, en faziletli iştir.Yani en büyük, en faziletli iştir. İnsanın Allah'a bağlılığı, sevgisi o kadar artıyor, o kadar artıyor, o kadar artıyor ki;İnsanın Allah'a bağlılığı, sevgisi o kadar artıyor, o kadar artıyor, o kadar artıyor ki; mal neymiş, Allah yolunda canını veriyor...mal neymiş, Allah yolunda canını veriyor... Cihad o.Cihad o. Malını Allah yoluna koyuyor, sarf ediyor. Tabi canı cennet-i âlâya uçuyor.Malını Allah yoluna koyuyor, sarf ediyor. Tabi canı cennet-i âlâya uçuyor.

Bu cihadın fazileti hakkında Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;Bu cihadın fazileti hakkında Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;

Men beleğa'l-aduvve bi-sehmin. "Kim düşmana bir okla bâliğ olursa, ulaşırsa."Men beleğa'l-aduvve bi-sehmin. "Kim düşmana bir okla bâliğ olursa, ulaşırsa."

Harfiyen tercemesi bu amaHarfiyen tercemesi bu ama 'be' harfi 'bâ-ı tâdiye'dir, yani "Kim düşmana bir ok ulaştırırsa, çeker bir ok atarsa." demek.'be' harfi 'bâ-ı tâdiye'dir, yani "Kim düşmana bir ok ulaştırırsa, çeker bir ok atarsa." demek.

Ne olur?Ne olur?

Rafeahu'llâhu bihî dereceten.Rafeahu'llâhu bihî dereceten. "Bu attığı ok dolayısıyla Allah onu bir derece daha yükseltir, daha yüksek bir müslüman olur.""Bu attığı ok dolayısıyla Allah onu bir derece daha yükseltir, daha yüksek bir müslüman olur."

Bir derece daha arttı.Bir derece daha arttı.

Ne kadar acaba bir derece?Ne kadar acaba bir derece?

Onu da bildiriyor Peygamber Efendimiz;Onu da bildiriyor Peygamber Efendimiz;

Beyne'd-dereceteyni mietü âmin.Beyne'd-dereceteyni mietü âmin. "Öyle bir derece yükseltir ki bu iki derece arasındaki mesafe yüz yıllık mesafedir.""Öyle bir derece yükseltir ki bu iki derece arasındaki mesafe yüz yıllık mesafedir."

Öyle yükseltir. Bir ok attı...Öyle yükseltir. Bir ok attı...

"E, o zaman gideyim okçuya, bir yay, bir kiriş, birtakım oklar edineyim.""E, o zaman gideyim okçuya, bir yay, bir kiriş, birtakım oklar edineyim."

Devir değişti. Şimdi tüfek atarsın, kurşun atarsın, daha başka zamane silahlarını atarsın.Devir değişti. Şimdi tüfek atarsın, kurşun atarsın, daha başka zamane silahlarını atarsın. Veyahut düşmanın çalışma şekilleri değişti;Veyahut düşmanın çalışma şekilleri değişti; o şekline mukabil bir uygun silah ile onunla mücadele edersin.o şekline mukabil bir uygun silah ile onunla mücadele edersin.

Çanakkale'ye gittik;Çanakkale'ye gittik; Boğaz'ın Anadolu yakasına Mecidiye tabyası, Aziziye tabyası, birkaç tabya koymuşlar.Boğaz'ın Anadolu yakasına Mecidiye tabyası, Aziziye tabyası, birkaç tabya koymuşlar. Kesme taştan yapılmış, toprakla takviye edilmiş top mevzii yapmışlar kiKesme taştan yapılmış, toprakla takviye edilmiş top mevzii yapmışlar ki mermi gelse birden tesir edemez. Üstüne demirden raylar yapmışlar,mermi gelse birden tesir edemez. Üstüne demirden raylar yapmışlar, koca bir top yerleştirmişler ki çevirsen kolay kolay dönmez; ray olacak ki öyle dönsün.koca bir top yerleştirmişler ki çevirsen kolay kolay dönmez; ray olacak ki öyle dönsün. Bu Aziziye tabyasının duvarının bir kısmı, tavanının yarısı göçmüş.Bu Aziziye tabyasının duvarının bir kısmı, tavanının yarısı göçmüş.

"Bu nedir?""Bu nedir?"

"Gösterelim." dediler. Ta karşı taraftaki, arka taraftaki surun yanına götürdüler beni."Gösterelim." dediler. Ta karşı taraftaki, arka taraftaki surun yanına götürdüler beni. O surun yanında içeriye bir mermi saplanmış ki surun kesme taşlarını parçalamış.O surun yanında içeriye bir mermi saplanmış ki surun kesme taşlarını parçalamış. Horasan örme duvarını yedi metre içeriye delmiş girmiş; hâlâ merminin ucu orada duruyor, görünüyor.Horasan örme duvarını yedi metre içeriye delmiş girmiş; hâlâ merminin ucu orada duruyor, görünüyor. Yedi metre içeri girmiş.Yedi metre içeri girmiş.

Nereden atılmış bu top?Nereden atılmış bu top?

Çanakkale Boğazı'nın dış tarafında,Çanakkale Boğazı'nın dış tarafında, Türk toplarının gelemeyeceği mevziye kadar düşman geriye çekilmiş.Türk toplarının gelemeyeceği mevziye kadar düşman geriye çekilmiş. Oradan 17 kilometre mesafeden bir top atmış,Oradan 17 kilometre mesafeden bir top atmış, "Bu Aziziye Tabyası bize mermi atıyor, ilk önce bunu tahrip edeyim." diye;"Bu Aziziye Tabyası bize mermi atıyor, ilk önce bunu tahrip edeyim." diye; tabyanın köşesini bucağını târumar etmiş.tabyanın köşesini bucağını târumar etmiş. Orayı, taş binayı tavanıyla, duvarlarıyla yıktıktan sonraOrayı, taş binayı tavanıyla, duvarlarıyla yıktıktan sonra 100 metre gerideki surun da taşlarını parçalamış, yedi metre de horasanın içine girmiş.100 metre gerideki surun da taşlarını parçalamış, yedi metre de horasanın içine girmiş. Kazma işlemez Horasan'a, yedi metre de içeri girmiş.Kazma işlemez Horasan'a, yedi metre de içeri girmiş.

İmanlı bir çavuş varmış, komutana "Sen çekil." demiş; kendisi bir hesap yapmış, bir nişan almış,İmanlı bir çavuş varmış, komutana "Sen çekil." demiş; kendisi bir hesap yapmış, bir nişan almış, bir savurmuş, mermi dosdoğru bacadan içeriye... Ve Elizabeth zırhlısı sulara gömülmüş.bir savurmuş, mermi dosdoğru bacadan içeriye... Ve Elizabeth zırhlısı sulara gömülmüş.

Bak, o zaman onlar bir mermi atıyorlarmış ki düşün,Bak, o zaman onlar bir mermi atıyorlarmış ki düşün, binayı parçalıyor, öbür tarafta surun içinde yedi metre içeriye giriyor.binayı parçalıyor, öbür tarafta surun içinde yedi metre içeriye giriyor. Ne kuvvetli mermi atmış.Ne kuvvetli mermi atmış. Bu taraftaki de öyle bir mermi atmış ki bacasından içeri girer girmez gemi denizin dibini boylamış.Bu taraftaki de öyle bir mermi atmış ki bacasından içeri girer girmez gemi denizin dibini boylamış.

Şimdi düşman arka taraftan dolaştı, içimize girdi.Şimdi düşman arka taraftan dolaştı, içimize girdi. İngilizler'e hayran, şarkılarına hayran, türkülerine hayran, âdetlerine hayran.İngilizler'e hayran, şarkılarına hayran, türkülerine hayran, âdetlerine hayran.

İngiltere'de erkeği erkekle papaz nişanlamış, nikâhlamış.İngiltere'de erkeği erkekle papaz nişanlamış, nikâhlamış.

"Tevbe estağfirullah, o nasıl söz hocam?""Tevbe estağfirullah, o nasıl söz hocam?"

Gazeteler yazdı. Din adamı, erkeği erkekle nikâhlamış.Gazeteler yazdı. Din adamı, erkeği erkekle nikâhlamış.

Bize gerekir mi o? Bizim imanımıza, bizim dinimize, Allah'ın rızasına uygun mu?Bize gerekir mi o? Bizim imanımıza, bizim dinimize, Allah'ın rızasına uygun mu? Dini batıl, bozulmuş; din adamı da şaşırmış da erkeği erkekle nikâhlıyor, anlayın.Dini batıl, bozulmuş; din adamı da şaşırmış da erkeği erkekle nikâhlıyor, anlayın. Ötesini siz kıyas edin artık.Ötesini siz kıyas edin artık. Din adamının huzurundaDin adamının huzurunda "Kadın erkekle nikâhlanır da erkek erkekle nikâhlanmaz mı?" demişler, nikâhlanmışlar."Kadın erkekle nikâhlanır da erkek erkekle nikâhlanmaz mı?" demişler, nikâhlanmışlar. Hayır gelir mi? Ne diye onlara uyuyoruz?Hayır gelir mi? Ne diye onlara uyuyoruz?

Özümüzü kaybetmişiz. Demek ki dinimizi, imanımızı koruyacak ne yaparsak,Özümüzü kaybetmişiz. Demek ki dinimizi, imanımızı koruyacak ne yaparsak, bu devirde onların silahına silah olur. Adam Çanakkale'den girmemiş ama tepeden inmiş,bu devirde onların silahına silah olur. Adam Çanakkale'den girmemiş ama tepeden inmiş, arka taraftan dolaşmış, girmiş.arka taraftan dolaşmış, girmiş. Bizim evlatlarımız şimdi kendi tarihinden, kendi mâzisinden, kendi kahramanlarından, kendi dertlerinden,Bizim evlatlarımız şimdi kendi tarihinden, kendi mâzisinden, kendi kahramanlarından, kendi dertlerinden, kendi güzel örfünden, âdetinden, inancından, imanından habersiz, onların taklitçisi olmuş.kendi güzel örfünden, âdetinden, inancından, imanından habersiz, onların taklitçisi olmuş. Saçını uzatıyor, hippi kılığına giriyor, evini terk ediyor, anaya babaya âsi,Saçını uzatıyor, hippi kılığına giriyor, evini terk ediyor, anaya babaya âsi, askerlik tanımaz, bayrak saygısı beslemez, istiklal marşı, "Dinin nedir?" dediğin zaman kızar,askerlik tanımaz, bayrak saygısı beslemez, istiklal marşı, "Dinin nedir?" dediğin zaman kızar, dinsizliği ile iftihar eder bir hale gelmiş. Düşman bu sefer bizi içeriden vurmuş,dinsizliği ile iftihar eder bir hale gelmiş. Düşman bu sefer bizi içeriden vurmuş, başka bir silahla vurmuş. Biz de ona öyle müdafaa edeceğiz.başka bir silahla vurmuş. Biz de ona öyle müdafaa edeceğiz.

Dar görüşlü olmayın.Dar görüşlü olmayın.

Ok atarsa bir derece yükselirmiş;Ok atarsa bir derece yükselirmiş;

"Hah, ok alalım." Öyle şey yok. Devrin icabı neyse;"Hah, ok alalım."

Öyle şey yok.

Devrin icabı neyse;

Ve eiddû lehüm me'steta'tüm min kuvvetin ve min ribâti'l-hayli türhibûne bihî adüvvallâhi ve adüvveküm.Ve eiddû lehüm me'steta'tüm min kuvvetin ve min ribâti'l-hayli türhibûne bihî adüvvallâhi ve adüvveküm.

Her gücünüz yeten silah ile düşmana karşı koyacaksınız. Bura korunacak.Her gücünüz yeten silah ile düşmana karşı koyacaksınız. Bura korunacak. Bu memleket, burasının toprağı hamurdur, toprak ile şühedâ kanı karışmıştır. Bu toprağın hamuru öyledir.Bu memleket, burasının toprağı hamurdur, toprak ile şühedâ kanı karışmıştır. Bu toprağın hamuru öyledir. Bu toprağın hamuru "Allah Allah…" diyen dedelerimizin kanlarıyla yoğrulmuştur.Bu toprağın hamuru "Allah Allah…" diyen dedelerimizin kanlarıyla yoğrulmuştur. Onlar "Allah Allah..." dediler, 250 bin kişi, 500 bin kişi Çanakkale'de canını verdi,Onlar "Allah Allah..." dediler, 250 bin kişi, 500 bin kişi Çanakkale'de canını verdi, şimdi evlatlarımız İngiliz'den beter oluyor. Olmaz. Çaresini arayacağız.şimdi evlatlarımız İngiliz'den beter oluyor. Olmaz. Çaresini arayacağız.

Bekle, olacak... Çoğu gitti, azı kaldı, olacak... Meraklanma, olacak...Bekle, olacak... Çoğu gitti, azı kaldı, olacak... Meraklanma, olacak...

Öyle olmaz, ateş gibi olur insan!Öyle olmaz, ateş gibi olur insan! Çarçabuk tedbirini alır, kendisini korur, evladını korur, hanımını korur, çoluk çocuğunu korur.Çarçabuk tedbirini alır, kendisini korur, evladını korur, hanımını korur, çoluk çocuğunu korur.

Şimdi düşünüver; çocuğunu elinden alsalar.Şimdi düşünüver; çocuğunu elinden alsalar. Gözünün önünde o da sana melül melül baksa, "Baba! Baba!" diye bağırsa dursa; zalimler yakalasa,Gözünün önünde o da sana melül melül baksa, "Baba! Baba!" diye bağırsa dursa; zalimler yakalasa, tutsalar ateşin içine atsalar, ateşlerin içinde çırpınsa,tutsalar ateşin içine atsalar, ateşlerin içinde çırpınsa, "Aman baba!" dese, sen onu göre göre gözünün önünde yansa…"Aman baba!" dese, sen onu göre göre gözünün önünde yansa…

"Hocam sen çok acıklı şey söyledin, şimdi yüreğimden vurdun beni.""Hocam sen çok acıklı şey söyledin, şimdi yüreğimden vurdun beni."

Böyle olmayacak mı? Evlatlar imansız yetişirse, Allah'a âsi olurlarsa, imansızın cennete girmesi var mı?Böyle olmayacak mı? Evlatlar imansız yetişirse, Allah'a âsi olurlarsa, imansızın cennete girmesi var mı? Müşrikin cennete girmesi mümkün mü? Niye evladını ateşten korumuyorsun?Müşrikin cennete girmesi mümkün mü? Niye evladını ateşten korumuyorsun?

Kû enfüseküm ve ehlîküm nârâ vekûduhâ'n-nâsü ve'l-hicâratü.Kû enfüseküm ve ehlîküm nârâ vekûduhâ'n-nâsü ve'l-hicâratü. "Kendinizi ve ailelerinizi"Kendinizi ve ailelerinizi öyle bir ateşten koruyun ki o ateşin yakıtları, yakacakları insanlar ve taşlardır."öyle bir ateşten koruyun ki o ateşin yakıtları, yakacakları insanlar ve taşlardır."

Orada insanlar yanacak; taş kömürü, kok kömürü değil.Orada insanlar yanacak; taş kömürü, kok kömürü değil.

Oraya atmasına bir şey demiyor;Oraya atmasına bir şey demiyor;

"Hoca ses çıkartma. Oğlum iyi okuyor. Siyasalı bitirdi, Avrupa'ya gitti, Amerika'ya gitti."Hoca ses çıkartma. Oğlum iyi okuyor. Siyasalı bitirdi, Avrupa'ya gitti, Amerika'ya gitti. Oradan da bir kız aldı, geldi. Maaşı iyi, parası yerinde; daha ne istiyorsun?"Oradan da bir kız aldı, geldi. Maaşı iyi, parası yerinde; daha ne istiyorsun?"

Ben ebedî saadet istiyorum. İki günlük saadete saadet mi denir?Ben ebedî saadet istiyorum. İki günlük saadete saadet mi denir?

Yalan dünya; işte geldi işte gidiyoruz. Kimisi bizden evvel gitti. Talebelerimden niceleri gitti.Yalan dünya; işte geldi işte gidiyoruz. Kimisi bizden evvel gitti. Talebelerimden niceleri gitti. Belli olmuyor ki... Geçende birisini gösterdiler; babasının ninesiymiş, onun o kızı gitmiş, babası gitmiş,Belli olmuyor ki... Geçende birisini gösterdiler; babasının ninesiymiş, onun o kızı gitmiş, babası gitmiş, torunlarıyla babasının ninesi kalmış.torunlarıyla babasının ninesi kalmış. Belli olmuyor, sırayla da değil; bir başka iş var bu işte. Allahu Teâlâ akıl fikir versin.Belli olmuyor, sırayla da değil; bir başka iş var bu işte. Allahu Teâlâ akıl fikir versin.

Şu dünyaya aldanırsa insan, bu dünyanın çok süsü vardır; süslenir.Şu dünyaya aldanırsa insan, bu dünyanın çok süsü vardır; süslenir. İhtiyar bir kocakarı gibidir bu dünya. İhtiyar, nereden belli? Asırlar geçmiş,İhtiyar bir kocakarı gibidir bu dünya. İhtiyar, nereden belli? Asırlar geçmiş, hiç kimseye yâr olmamıştır, hepsinden boşanmıştır bu kocakarı.hiç kimseye yâr olmamıştır, hepsinden boşanmıştır bu kocakarı. Nice hükümdarlar geçti, nice sultanlar geçti, İskenderler geçti, firavunlar geçti, Karunlar geçti,Nice hükümdarlar geçti, nice sultanlar geçti, İskenderler geçti, firavunlar geçti, Karunlar geçti, şahlar geçti; hepsi gittiler. Bu dünya hepsine süslendi, hepsini aldattı,şahlar geçti; hepsi gittiler. Bu dünya hepsine süslendi, hepsini aldattı, hepsini kendisine bağladı ama hiçbirine vefa etmedi; sana mı vefa edecek, bana mı vefa edecek?hepsini kendisine bağladı ama hiçbirine vefa etmedi; sana mı vefa edecek, bana mı vefa edecek?

Bu dünya için âhiret satılır mı?Bu dünya için âhiret satılır mı?

80 sene yaşayacağız, yarısını yaşadık, yarısından çoğunu yaşadık.80 sene yaşayacağız, yarısını yaşadık, yarısından çoğunu yaşadık. 60 sene yaşayacağız, bilmiyoruz, bir zaman gelip gideceğiz.60 sene yaşayacağız, bilmiyoruz, bir zaman gelip gideceğiz. Değer mi? Ebedî, sonsuz hayatı 80 seneye değişmek? göz var, hesap var, akıl var, mantık var.Değer mi? Ebedî, sonsuz hayatı 80 seneye değişmek? göz var, hesap var, akıl var, mantık var. Bir yerde 80 sene, öbür tarafta bin sene değil, on bin sene değil, yüz bin sene değil, milyon sene değil,Bir yerde 80 sene, öbür tarafta bin sene değil, on bin sene değil, yüz bin sene değil, milyon sene değil, hüm fîhâ hâlidûn, oraya girenler orada ebediyen kalacaklar!hüm fîhâ hâlidûn, oraya girenler orada ebediyen kalacaklar!

"O ebedî hayat bana gerekmez çünkü ben onu görmüyorum; ben gördüğüme bakarım.""O ebedî hayat bana gerekmez çünkü ben onu görmüyorum; ben gördüğüme bakarım."

Böyle mi diyecek müslüman?Böyle mi diyecek müslüman?

Görmediğimiz nice şeyler var, görünce aklımız başımıza gelecek.Görmediğimiz nice şeyler var, görünce aklımız başımıza gelecek.

"İnsanlar uykudadır, ölünce uyanacaklar.""İnsanlar uykudadır, ölünce uyanacaklar."

Firavun'un bile ölürken gözünden perde kalkmadı mı?Firavun'un bile ölürken gözünden perde kalkmadı mı?

Lâ ilâhe ille'llezî âmenet bihî benû İsrâil.Lâ ilâhe ille'llezî âmenet bihî benû İsrâil. "Benî İsrail'in inandığı Allah'a ben de inandım." demedi mi?"Benî İsrail'in inandığı Allah'a ben de inandım." demedi mi?

En son anda perde kalkar ama pişmanlık fayda vermez. Şimdiden söylüyoruz bak.En son anda perde kalkar ama pişmanlık fayda vermez. Şimdiden söylüyoruz bak.

Biz nereden söylüyoruz?Biz nereden söylüyoruz?

Peygamber Efendimiz'den söylüyoruz. Biz de kendimizden söylemiyoruz.Peygamber Efendimiz'den söylüyoruz. Biz de kendimizden söylemiyoruz. Şimdiden söylüyoruz, insanın kulağına girmiyor. Giriyor ama idrakine tesir etmiyor;Şimdiden söylüyoruz, insanın kulağına girmiyor. Giriyor ama idrakine tesir etmiyor; duyuyor, geçiyor. Yani ondan harekete gelmiyor. Çakıp almamak gibi yani.duyuyor, geçiyor. Yani ondan harekete gelmiyor. Çakıp almamak gibi yani. Ocağı yakmışız, çakmağı çakıyoruz, çakıyoruz; ocak bir türlü almıyor.Ocağı yakmışız, çakmağı çakıyoruz, çakıyoruz; ocak bir türlü almıyor. Alsa ateşinden, alevinden, sıcağından, ışığından göreceğiz. Allah akıl fikir versin.Alsa ateşinden, alevinden, sıcağından, ışığından göreceğiz. Allah akıl fikir versin.

Demek ki her çeşit silahla düşmanımıza karşı hazırlanmalıyız.Demek ki her çeşit silahla düşmanımıza karşı hazırlanmalıyız. Bu şehit memleketini şehitler bize emanet bıraktı.Bu şehit memleketini şehitler bize emanet bıraktı. "Biz gidiyoruz, siz sağ olun." dediler, "Siz ibadet edin, iyi yaşayın." dediler."Biz gidiyoruz, siz sağ olun." dediler, "Siz ibadet edin, iyi yaşayın." dediler.

Şu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.Şu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

Öyle dediler; "Varsın ben öleyim, canım feda.Öyle dediler; "Varsın ben öleyim, canım feda. Benden sonra kardeşlerim şu camilerde rahat rahat Allah'a ibadet etsinler.Benden sonra kardeşlerim şu camilerde rahat rahat Allah'a ibadet etsinler. Kâfir başına dikilip de 'Kılma namazı!' demesin.Kâfir başına dikilip de 'Kılma namazı!' demesin. 'Aç başını! Bırak ibadeti! Esir ol! Çalış!..' demesin." diye onlar öldüler, biz rahat edelim diye.'Aç başını! Bırak ibadeti! Esir ol! Çalış!..' demesin." diye onlar öldüler, biz rahat edelim diye.

Biz de sanki onlar boşa ölmüş gibi kâfirlere tam uyarsak olmaz.Biz de sanki onlar boşa ölmüş gibi kâfirlere tam uyarsak olmaz.

Uyacak bir düzen, düzenbazlık kurulmuşsa onun karşısına çıkalım.Uyacak bir düzen, düzenbazlık kurulmuşsa onun karşısına çıkalım. Çalışalım; kardeşimizi, çocuğumuzu, kendimizi kurtaralım.Çalışalım; kardeşimizi, çocuğumuzu, kendimizi kurtaralım. Bari kendimizi kurtaralım, okuyalım, öğrenelim. "Yok, ben Allah'ın ibadetinden dönmem.Bari kendimizi kurtaralım, okuyalım, öğrenelim. "Yok, ben Allah'ın ibadetinden dönmem. Ben mü'minim. Ben Allah'a inanmışım. Ben bu yolu bırakır mıyım?Ben mü'minim. Ben Allah'a inanmışım. Ben bu yolu bırakır mıyım? Bırakmam yâ Rabbi!" diyelim. İmanın gereği o.Bırakmam yâ Rabbi!" diyelim. İmanın gereği o.

Hiç kimsenin aldırdığı yok, kılı kıpırdamıyor. Dünyalığından bir şeyi gitti mi...Hiç kimsenin aldırdığı yok, kılı kıpırdamıyor. Dünyalığından bir şeyi gitti mi... Eğer köy merasında hudutta bir metre kayma olsun; iki köy halkı silahlanıyor, birbirine giriyor.Eğer köy merasında hudutta bir metre kayma olsun; iki köy halkı silahlanıyor, birbirine giriyor. Bir öküzden dolayı iki köy halkı harp ediyor. Bir öküzden, bir otlaktan harp ediyor.Bir öküzden dolayı iki köy halkı harp ediyor. Bir öküzden, bir otlaktan harp ediyor. "Vay sen bana yan baktın!" diye kıyamet kopuyor. Din elden gidiyor,"Vay sen bana yan baktın!" diye kıyamet kopuyor. Din elden gidiyor, âhiret, ebedî hayat, cennet, köşkler, hûriler, nimetler elden gidiyor;âhiret, ebedî hayat, cennet, köşkler, hûriler, nimetler elden gidiyor; hiç aldırmıyor. Cahil, çok cahil...hiç aldırmıyor. Cahil, çok cahil...

Yâ Rabbi senin lütfuna sığınırız, bizi irşad eyle, hakkı göster, hidayet eyle.Yâ Rabbi senin lütfuna sığınırız, bizi irşad eyle, hakkı göster, hidayet eyle.

Men benâ mesciden yebteğî bihî vechellâhi bena'llâhu lehû mislehû fi'l-cenneti.Men benâ mesciden yebteğî bihî vechellâhi bena'llâhu lehû mislehû fi'l-cenneti.

Bu da mescit yapmanın sevabı hakkında bir hadîs-i şerîf. Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz;Bu da mescit yapmanın sevabı hakkında bir hadîs-i şerîf. Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz;

"Kim bir mescit yaparsa." Yebteğî bihî vechellâh."Kim bir mescit yaparsa." Yebteğî bihî vechellâh. "Onu yaparken Allah'ın zâtını, rızasını murad ediyor, 'Allah beni sevsin.' diye yapıyor.""Onu yaparken Allah'ın zâtını, rızasını murad ediyor, 'Allah beni sevsin.' diye yapıyor."

Zengindir, ağadır, "Cami yapmadı." demesinler diye, gösteriş olsun diye,Zengindir, ağadır, "Cami yapmadı." demesinler diye, gösteriş olsun diye, ticarethânesine reklam olsun, nâmı yürüsün diye değil; Allah rızası için.ticarethânesine reklam olsun, nâmı yürüsün diye değil; Allah rızası için. Bir insan Allah'ın rızasını düşünerek mescit bina ederse, küçük veya büyük,Bir insan Allah'ın rızasını düşünerek mescit bina ederse, küçük veya büyük, yolun kenarındaki baraka veya şehrin ortasındaki kesme taştan betonarme cami, fark etmez;yolun kenarındaki baraka veya şehrin ortasındaki kesme taştan betonarme cami, fark etmez; "Kim böyle bir cami yaparsa, mescit yaparsa.""Kim böyle bir cami yaparsa, mescit yaparsa."

Bena'llâhu lehû mislehû fi'l cenneti. "Allah ona cennette onun emsali bir bina ihsan eder."Bena'llâhu lehû mislehû fi'l cenneti. "Allah ona cennette onun emsali bir bina ihsan eder."

Cennete girer de, cennette de o kimseye öyle bir köşk nasip olur.Cennete girer de, cennette de o kimseye öyle bir köşk nasip olur.

"Hocam okul deseydin yapardım, camiye muhabbetim yok.""Hocam okul deseydin yapardım, camiye muhabbetim yok."

Senin zevkin Peygamber Efendimiz'in zevkinden farklı kardeşim. Aman dikkat et, sende bir şey var.Senin zevkin Peygamber Efendimiz'in zevkinden farklı kardeşim. Aman dikkat et, sende bir şey var. Peygamber Efendimiz böyle diyor, sen başka zevk peşindesin.Peygamber Efendimiz böyle diyor, sen başka zevk peşindesin. Bu memleketi camiler kurtardı. Düşman geldiği zaman "Allah Allah!" sedalarıyla harp ettik.Bu memleketi camiler kurtardı. Düşman geldiği zaman "Allah Allah!" sedalarıyla harp ettik. Dinimiz [elden gitmesin] diye çarpıştık. Allah yolunda şehit olacağız diye ağlayarak,Dinimiz [elden gitmesin] diye çarpıştık. Allah yolunda şehit olacağız diye ağlayarak, şehit olamadığımız zaman üzülerek, öyle çarpıştık. Bizi bu iman kurtardı.şehit olamadığımız zaman üzülerek, öyle çarpıştık. Bizi bu iman kurtardı. Şimdi rahata erdin, dedelerin harbi gördü, sen harp hiç görmedin, unuttun;Şimdi rahata erdin, dedelerin harbi gördü, sen harp hiç görmedin, unuttun; dinine, imanına düşman oluyorsun.dinine, imanına düşman oluyorsun.

Vallahi billahi, bu dinin kıymetini kâfir senden daha iyi biliyor; bu dinden seni ayırmaya çalışıyor.Vallahi billahi, bu dinin kıymetini kâfir senden daha iyi biliyor; bu dinden seni ayırmaya çalışıyor. Sen bu dine sahip olursan onun başına püsküllü bela olacaksın diye yine korkuyor.Sen bu dine sahip olursan onun başına püsküllü bela olacaksın diye yine korkuyor. O istismar edemeyecek, sömüremeyecek, alamayacak.O istismar edemeyecek, sömüremeyecek, alamayacak.

İster mi hırsız, ev sahibi uyansın? Söyle bakalım, ister mi?İster mi hırsız, ev sahibi uyansın? Söyle bakalım, ister mi?

"İstemez hocam. Hep bilinen şeyleri soruyorsun sen.""İstemez hocam. Hep bilinen şeyleri soruyorsun sen."

Ev sahibi uyusun, hatta bir ilaç sıksın; çok derin bir uykuya dalsın, iki saat, üç saat uyusun kalsın;Ev sahibi uyusun, hatta bir ilaç sıksın; çok derin bir uykuya dalsın, iki saat, üç saat uyusun kalsın; o her tarafı arasın, çalsın, çırpsın, torbasını doldursun gitsin. Böyle ister.o her tarafı arasın, çalsın, çırpsın, torbasını doldursun gitsin. Böyle ister. Çok derin uykuya daldırmak ister.Çok derin uykuya daldırmak ister.

"E hocam bütün memleketin havasına bir ilaç sıksalar, herkesi ancak uyutabilirler."E hocam bütün memleketin havasına bir ilaç sıksalar, herkesi ancak uyutabilirler. Rüzgâr esiyor Boğaz'dan, İstanbul'un da havası güzel, öyle ilaç milaç kalmaz, ben uyumam."Rüzgâr esiyor Boğaz'dan, İstanbul'un da havası güzel, öyle ilaç milaç kalmaz, ben uyumam."

İyi, maşaallah, iyi… Allah uyutmasın, gözünü açmayı nasip etsin.İyi, maşaallah, iyi… Allah uyutmasın, gözünü açmayı nasip etsin.

Men benâ fevka mâ yekfîhi küllife yevme'l-kıyâmeti en yahmilehû alâ unukihî.Men benâ fevka mâ yekfîhi küllife yevme'l-kıyâmeti en yahmilehû alâ unukihî.

İbn Mes'ud radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş, Taberânî'nin nakletmiş olduğu bir hadîs-i şerîf.İbn Mes'ud radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş, Taberânî'nin nakletmiş olduğu bir hadîs-i şerîf. İnşaatla ilgili bir hadîs-i şerîf. Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz;İnşaatla ilgili bir hadîs-i şerîf. Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz;

Men benâ fevka mâ yekfîhi.Men benâ fevka mâ yekfîhi. "Kim ki kendisine kâfi gelecek miktardan daha yüksek, şatafatlı bina yapıyor...""Kim ki kendisine kâfi gelecek miktardan daha yüksek, şatafatlı bina yapıyor..."

Ne olur?Ne olur?

Küllife. "Mükellef tutulur. Yevme'l-kıyâmeti. "Rûz-i mahşerde, kıyamet gününde.Küllife. "Mükellef tutulur. Yevme'l-kıyâmeti. "Rûz-i mahşerde, kıyamet gününde. " En yahmilehû alâ unukihî. "'Boynunda 'Hadi taşı bakalım onu!' diye taşımakla mükellef tutulur."" En yahmilehû alâ unukihî. "'Boynunda 'Hadi taşı bakalım onu!' diye taşımakla mükellef tutulur."

"Hocam, galiba Peygamber Efendimiz pek bina yapmak taraftarı değil." Öyle."Hocam, galiba Peygamber Efendimiz pek bina yapmak taraftarı değil."

Öyle.

Peygamber Efendimiz'i tanımaya çalışalım, kızmayalım.Peygamber Efendimiz'i tanımaya çalışalım, kızmayalım. İnşaat ustaları kızacak şimdi bana "Hocam ne diyor?" diye. Amaİnşaat ustaları kızacak şimdi bana "Hocam ne diyor?" diye. Ama Peygamber Efendimiz'i tanımaya çalışalım, işimizi ona göre ayarlayalım. İzah edeceğim.Peygamber Efendimiz'i tanımaya çalışalım, işimizi ona göre ayarlayalım. İzah edeceğim.

Bir gün Peygamber Efendimiz mescitte duruyordu.Bir gün Peygamber Efendimiz mescitte duruyordu. Baktı mescidin hurma dallarından çiti var, duvarı var, oradan bir ev biraz yükselmiş.Baktı mescidin hurma dallarından çiti var, duvarı var, oradan bir ev biraz yükselmiş.

"Bu kimin evi?" dedi."Bu kimin evi?" dedi.

"Yâ Resûlallah, filancanın evi.""Yâ Resûlallah, filancanın evi."

Bir kat yapmış, çıkmış üstüne. Biraz sonra o şahıs mescide geldi;Bir kat yapmış, çıkmış üstüne. Biraz sonra o şahıs mescide geldi;

es-Selâmu aleyke yâ Resûlallah diye Peygamber Efendimiz'e sevgiyle, muhabbetle bir selam verdi.es-Selâmu aleyke yâ Resûlallah diye Peygamber Efendimiz'e sevgiyle, muhabbetle bir selam verdi.

Peygamber Efendimiz selamını almadı. Aklı başından gitti.Peygamber Efendimiz selamını almadı. Aklı başından gitti. "Resûlullah benim selamımı almıyor, darılttım galiba."Resûlullah benim selamımı almıyor, darılttım galiba. " Etrafına soruyor. Kendisine de sormuyor, edep var." Etrafına soruyor. Kendisine de sormuyor, edep var.

Oo, şimdi din adamlarına, hocalara saygı olur mu?Oo, şimdi din adamlarına, hocalara saygı olur mu?

"Hoca efendi! Kıldır şu namazı!" "Bayram yapacağız, işimiz var;"Hoca efendi! Kıldır şu namazı!" "Bayram yapacağız, işimiz var; bayram namazını kıldır, çıkacaksan hutbeye çık, kıldıracaksan namazı kıldır, işimiz var."bayram namazını kıldır, çıkacaksan hutbeye çık, kıldıracaksan namazı kıldır, işimiz var."

Yani sanki hizmetçisi...Yani sanki hizmetçisi...

Tabii o zaman bir şey demiyor. Resûlullah Efendimiz'in yüzüne bakamazlardı.Tabii o zaman bir şey demiyor. Resûlullah Efendimiz'in yüzüne bakamazlardı. Hücre-i saadetinden çıkardı, mihraba namaz kılmaya gelirdi deHücre-i saadetinden çıkardı, mihraba namaz kılmaya gelirdi de herkesin başı önünde; Resûlullah'ın yüzüne bakamazlardı. Ebû Bekr-i Sıddîk ile Ömerü'l-Faruk bakarmış.herkesin başı önünde; Resûlullah'ın yüzüne bakamazlardı. Ebû Bekr-i Sıddîk ile Ömerü'l-Faruk bakarmış. Kayınbabası ikisi de, akrabalığı var, çok büyük yakınlığı var; yüzüne onlar bakabilirlermiş.Kayınbabası ikisi de, akrabalığı var, çok büyük yakınlığı var; yüzüne onlar bakabilirlermiş.

Güneşe bakabilir misin?Güneşe bakabilir misin?

Iclâlen lehû. Onlar ona derin saygılarından yüzüne bakamazlardı.Iclâlen lehû. Onlar ona derin saygılarından yüzüne bakamazlardı. Onlar bakardı, tebessüm ederdi onlara, onlar da ona tebessüm ederdi,Onlar bakardı, tebessüm ederdi onlara, onlar da ona tebessüm ederdi, öyle gelirdi mihraba, deniliyor. Soramadı.öyle gelirdi mihraba, deniliyor. Soramadı.

"Yâ Resûlullah, sen bana niye selam vermiyorsun?" Laubalilik yok."Yâ Resûlullah, sen bana niye selam vermiyorsun?"

Laubalilik yok.

Burada parantez içinde bir şey söyleyeyim;Burada parantez içinde bir şey söyleyeyim;

el-Ulemâu veresetü'l-enbiyâ. Ulemâya da öyle o hürmeti göstermek lazım. Alimi bulursan göster.el-Ulemâu veresetü'l-enbiyâ. Ulemâya da öyle o hürmeti göstermek lazım. Alimi bulursan göster.

Sordu; "Acaba ne oldu ki Resûlullah benim selamımı almadı?"Sordu;

"Acaba ne oldu ki Resûlullah benim selamımı almadı?"

Dediler ki;Dediler ki;

"Bilmiyoruz ama belki 'Şu ev kimin?' diye sordu, biz de senin evin olduğunu söyledik."Bilmiyoruz ama belki 'Şu ev kimin?' diye sordu, biz de senin evin olduğunu söyledik. Galiba o evi yaptırmandan pek memnun olmadı. Pek de bilmiyoruz neden olduğunu ama belki ondandır."Galiba o evi yaptırmandan pek memnun olmadı. Pek de bilmiyoruz neden olduğunu ama belki ondandır."

Çıktı gitti hemen; üst katı düz etti, yıktı. "Acaba başka bir sebep mi, sorayım canım.Çıktı gitti hemen; üst katı düz etti, yıktı. "Acaba başka bir sebep mi, sorayım canım. Yapılmış artık, yapılmış şeyi yıkar mı insan? Hanım da darılır, çoluk çocuk daYapılmış artık, yapılmış şeyi yıkar mı insan? Hanım da darılır, çoluk çocuk da 'Hem yaptın hem niye yıkıyorsun?' der, belki başka sebeptendir." demedi.'Hem yaptın hem niye yıkıyorsun?' der, belki başka sebeptendir." demedi. Paldır küldür, paldır küldür yıktı; ikinci kat indi aşağıya, bir kat kaldı.Paldır küldür, paldır küldür yıktı; ikinci kat indi aşağıya, bir kat kaldı. Geldi Resûlullah'a, dikkatli dikkatli;Geldi Resûlullah'a, dikkatli dikkatli;

es-Selâmu aleyke yâ Resûlallah dedi, selam verdi.es-Selâmu aleyke yâ Resûlallah dedi, selam verdi.

O zaman aleyküm selam diye Peygamber Efendimiz selamını aldı.O zaman aleyküm selam diye Peygamber Efendimiz selamını aldı.

Sevmiyor Efendimiz.Sevmiyor Efendimiz.

"E hocam ne yapacağız? Şimdi arsalar pahalılaştı, mecburen insan dört kat, beş kat, altı kat çıkıyor.""E hocam ne yapacağız? Şimdi arsalar pahalılaştı, mecburen insan dört kat, beş kat, altı kat çıkıyor."

İş değişti tabi. Esasında memleketimiz geniş;İş değişti tabi. Esasında memleketimiz geniş; mümkün olsaydı da herkesin evi bahçeli bahçeli, geniş geniş olsaydı.mümkün olsaydı da herkesin evi bahçeli bahçeli, geniş geniş olsaydı. Temiz havalı olurdu, hava kirliliği az olurdu, daha rahat olurdu. Ama ihtiyaçtan olursa olur.Temiz havalı olurdu, hava kirliliği az olurdu, daha rahat olurdu. Ama ihtiyaçtan olursa olur. Eskiden herkesin bahçesi vardı. Yandaki bir kat yükselttiği zaman o bahçenin içi görünür.Eskiden herkesin bahçesi vardı. Yandaki bir kat yükselttiği zaman o bahçenin içi görünür. Kadın çalışacak, çamaşır yıkayacak, asacak, [iş] yapacak, evin mahremiyeti zarara uğrardı, yapılmazdı.Kadın çalışacak, çamaşır yıkayacak, asacak, [iş] yapacak, evin mahremiyeti zarara uğrardı, yapılmazdı. Yine de köylerde filan yapmamak lazım. Tek katlı, tek katlı yapıp böyle herkes bahçesinde rahat etsin.Yine de köylerde filan yapmamak lazım. Tek katlı, tek katlı yapıp böyle herkes bahçesinde rahat etsin. Hanımı çıkıverir, kızartmayı orada yapar, çamaşırı orada yıkar, bir başka iş yapacaksa orada yapıverir;Hanımı çıkıverir, kızartmayı orada yapar, çamaşırı orada yıkar, bir başka iş yapacaksa orada yapıverir; onun mahremiyetine hürmet etmek lazım. Eskiden komşunun avlusuna, orayı gören tarafa pencere yapılmazdı.onun mahremiyetine hürmet etmek lazım. Eskiden komşunun avlusuna, orayı gören tarafa pencere yapılmazdı. Öyleydi kardeşlik. Tabii bu apartman usulü geldi, "Delikli demir çıktı, mertlik bozuldu." dediği gibiÖyleydi kardeşlik. Tabii bu apartman usulü geldi, "Delikli demir çıktı, mertlik bozuldu." dediği gibi dünya başka bir dünya oldu. Ama mümkün mertebe böyle yapmak lazım.dünya başka bir dünya oldu. Ama mümkün mertebe böyle yapmak lazım. Yani arkadaşın hakkına, hukukuna dikkat etmek lazım, bir.Yani arkadaşın hakkına, hukukuna dikkat etmek lazım, bir.

İkincisi de, bunun övünmekten çıkması da mümkün. Yani "Evim şatafatlı, gösterişli olsun.İkincisi de, bunun övünmekten çıkması da mümkün. Yani "Evim şatafatlı, gösterişli olsun. " mânasından dolayı da makbul olmaması mümkün." mânasından dolayı da makbul olmaması mümkün. Ya arkadaşın hukukuna tecavüzden dolayı, onun gönlünü kırmak meselesi olduğundan istemiyor EfendimizYa arkadaşın hukukuna tecavüzden dolayı, onun gönlünü kırmak meselesi olduğundan istemiyor Efendimiz veyahut da böbürlenme vesilesi olmasın diye. Yatır binaya parayı, öbür taraftan kalıyor.veyahut da böbürlenme vesilesi olmasın diye. Yatır binaya parayı, öbür taraftan kalıyor. Buna ekonomide, yani devlet iktisadında "ölü yatırım" derler.Buna ekonomide, yani devlet iktisadında "ölü yatırım" derler. Binaya para yatırıyorsun. Fabrikaya yatırsa çalışacak, mahsul çıkacak, mahsul kullanılacak, satılacak;Binaya para yatırıyorsun. Fabrikaya yatırsa çalışacak, mahsul çıkacak, mahsul kullanılacak, satılacak; o canlı yatırım. Toprağa verdiğin ölü yatırım oluyor.o canlı yatırım. Toprağa verdiğin ölü yatırım oluyor.

Şimdi ben söylüyorum; apartmanlarda yaşamak zor oluyor.Şimdi ben söylüyorum; apartmanlarda yaşamak zor oluyor. Yetmiyor da, yeni kardeşlerimiz geliyor şehirlere, kiralık ev bulunmuyor.Yetmiyor da, yeni kardeşlerimiz geliyor şehirlere, kiralık ev bulunmuyor. "Kenardan bir mahalle alalım da orada ev yapalım, kerpiçten olsun evler." diyorum."Kenardan bir mahalle alalım da orada ev yapalım, kerpiçten olsun evler." diyorum. Hanımlar "Hoca efendi kerpiçten ev istiyor." diye kızıyorlarmış, "Canım artık biraz süslü olsun.Hanımlar "Hoca efendi kerpiçten ev istiyor." diye kızıyorlarmış, "Canım artık biraz süslü olsun. " Ne olacak? Başını sokarsın, sıhhatle, afiyetle kira vermeden oturursun. Temizliğine dikkat edersin." Ne olacak? Başını sokarsın, sıhhatle, afiyetle kira vermeden oturursun. Temizliğine dikkat edersin. Bembeyaz badanayla boyarsın, güzel olur, ne olacak...Bembeyaz badanayla boyarsın, güzel olur, ne olacak... Şatafat için, gösteriş için dışını kırmızı mermer, mavi mermer, köşelerine en lüks tuğlalardan süsler,Şatafat için, gösteriş için dışını kırmızı mermer, mavi mermer, köşelerine en lüks tuğlalardan süsler, kesme taşlardan kemerler, kavisler, ocaklar bilmem neler... Âhirette köşk yapsana kardeşim.kesme taşlardan kemerler, kavisler, ocaklar bilmem neler... Âhirette köşk yapsana kardeşim. Dünyada yapıyorsun, bunların hesabını soracak Allah. Âhirette yapsaydın.Dünyada yapıyorsun, bunların hesabını soracak Allah. Âhirette yapsaydın. Bak, mescit bina edince âhirette köşk oluyor. Âhiretini mâmur etmeye çalışsaydın...Bak, mescit bina edince âhirette köşk oluyor. Âhiretini mâmur etmeye çalışsaydın...

Bizde yine bu oluyor, böyle evi övünülecek gibi şatafatlı yapmak.Bizde yine bu oluyor, böyle evi övünülecek gibi şatafatlı yapmak. Suudi Arabistan'da yaygın bir felaket halinde. Bizim mühendis arkadaşlar var, diyorlar ki;Suudi Arabistan'da yaygın bir felaket halinde. Bizim mühendis arkadaşlar var, diyorlar ki;

"Hocam burada bir zengin var, çok iyi bir zengin, çok müttakî bir zengin. Kendisine köşk yaptıracakmış."Hocam burada bir zengin var, çok iyi bir zengin, çok müttakî bir zengin. Kendisine köşk yaptıracakmış. İhalesine girelim mi, yani onu yapmaya biz girelim mi?"İhalesine girelim mi, yani onu yapmaya biz girelim mi?"

"Nasıl köşk yaptıracakmış?" dedim."Nasıl köşk yaptıracakmış?" dedim.

"Dört bin metrekare köşk...""Dört bin metrekare köşk..."

Bir apartman dairesi 150 metrekaredir, 100 metre karedir.Bir apartman dairesi 150 metrekaredir, 100 metre karedir.

Dört bin metre kare ne demektir?Dört bin metre kare ne demektir?

Kırk apartman dairesi genişliğinde köşk yapacak. Takvâ ehli, iyi müslümanKırk apartman dairesi genişliğinde köşk yapacak. Takvâ ehli, iyi müslüman bir zenginmiş, Suudi Arabistan'da. Kırk tane evi yan yana koyacaksın, o kadar bir köşk yaptıracakmış.bir zenginmiş, Suudi Arabistan'da. Kırk tane evi yan yana koyacaksın, o kadar bir köşk yaptıracakmış.

Yaptır bakalım... Kendisine lazım olandan fazlasını yaptığı zaman "Omzunda taşı bakalım!" diyecekler.Yaptır bakalım... Kendisine lazım olandan fazlasını yaptığı zaman "Omzunda taşı bakalım!" diyecekler.

Bu müslümanların işine akıl ermez. İşte Müslümanlık böyledir;Bu müslümanların işine akıl ermez. İşte Müslümanlık böyledir; müslüman gösterişe aldırmaz, evini basit yapar ama yapacağı işi tam yapar.müslüman gösterişe aldırmaz, evini basit yapar ama yapacağı işi tam yapar. Evini sade yapar, camisini sağlam yapar. Bak Süleymaniye Camisi asırlarca duruyor, gör;Evini sade yapar, camisini sağlam yapar. Bak Süleymaniye Camisi asırlarca duruyor, gör; kaleden daha sağlam. Böyle yaparlar. Çünkü orada namaz kılındıkça yaptırana ecir gidecek...kaleden daha sağlam. Böyle yaparlar. Çünkü orada namaz kılındıkça yaptırana ecir gidecek...

Ne köşkler, ne şatolar yaptırmış, dağın üst yerine kondurmuş;Ne köşkler, ne şatolar yaptırmış, dağın üst yerine kondurmuş; burçları bulutları deliyor. Onlar öyle yaparlardı, bizimkiler sade yapardı.burçları bulutları deliyor. Onlar öyle yaparlardı, bizimkiler sade yapardı.

Kendisi bilir, herkes kendisi bilir. Peygamber Efendimiz böyle ölü yatırımları sevmiyor demek ki.Kendisi bilir, herkes kendisi bilir. Peygamber Efendimiz böyle ölü yatırımları sevmiyor demek ki. Yapacaksan masrafını hayırlı bir yere yap; cihada sarf et, insan yetiştirmeye sarf et.Yapacaksan masrafını hayırlı bir yere yap; cihada sarf et, insan yetiştirmeye sarf et.

Bir Osmanlı asilzâdesi duydum, -mübarek- konağında dört bin tane çocuk yetiştirirmiş.Bir Osmanlı asilzâdesi duydum, -mübarek- konağında dört bin tane çocuk yetiştirirmiş. Esir, şunu bunu neyse, kendi konağına alırmış, zenginmiş, parasıyla onlara ilim irfan,Esir, şunu bunu neyse, kendi konağına alırmış, zenginmiş, parasıyla onlara ilim irfan, İslâm öğretirmiş, devletin hizmetine verirmiş.İslâm öğretirmiş, devletin hizmetine verirmiş. Öyleleri de var. Ebedî kazancı öyle bulmuşlar. Her bir insanın yaptığı her bir hayırdanÖyleleri de var. Ebedî kazancı öyle bulmuşlar. Her bir insanın yaptığı her bir hayırdan onun defter-i âmâlinin hasenât tarafına ecir yazılacak. Onlara koşmak lazım. Onları yapmak lazım.onun defter-i âmâlinin hasenât tarafına ecir yazılacak. Onlara koşmak lazım. Onları yapmak lazım. Çünkü bir insan yetiştirdin mi dünyadan, dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlı.Çünkü bir insan yetiştirdin mi dünyadan, dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlı.

Gösterişe kaçmayın. Her şeyiniz mütevazı olsun, ihtiyacınız kadar olsun, ihtiyaçtan fazlasını,Gösterişe kaçmayın. Her şeyiniz mütevazı olsun, ihtiyacınız kadar olsun, ihtiyaçtan fazlasını, şatafatı, gösterişi bırakın. Bir de komşunuzun hukukuna riayet edin.şatafatı, gösterişi bırakın. Bir de komşunuzun hukukuna riayet edin. Adamcağız bir ev yapmış, ötekisi de onun yanına bir ev yapmış, sanki üstüne çökmüş gibi,Adamcağız bir ev yapmış, ötekisi de onun yanına bir ev yapmış, sanki üstüne çökmüş gibi, "Gırtlaklarım, seni boğazlarım." der gibi. O adamcağıza yazık değil mi; kendisi ev yaptı,"Gırtlaklarım, seni boğazlarım." der gibi. O adamcağıza yazık değil mi; kendisi ev yaptı, sen de onun tepesine çöktün, kocaman bir ev yaptın.sen de onun tepesine çöktün, kocaman bir ev yaptın. Hiç kimse bunu düşünmüyor. Komşunuzun da hukukuna riayet edin.Hiç kimse bunu düşünmüyor. Komşunuzun da hukukuna riayet edin.

Men behete mü'minen ev mü'mineten ev kâle fîhi mâ leyse fîhiMen behete mü'minen ev mü'mineten ev kâle fîhi mâ leyse fîhi ekâmehu'llâhu azze ve celle yevme'l-kıyâmeti alâ tellin min nârin hattâ yahruce mimmâ kâle fîhi.ekâmehu'llâhu azze ve celle yevme'l-kıyâmeti alâ tellin min nârin hattâ yahruce mimmâ kâle fîhi.

Bu da iftira hakkında bir hadîs-i şerîf.Bu da iftira hakkında bir hadîs-i şerîf. Hz. Ali Efendimiz rivayet etmiş. İbnü'n-Neccar yazmış.Hz. Ali Efendimiz rivayet etmiş. İbnü'n-Neccar yazmış.

Men behete mü'minen ev mü'mineten.Men behete mü'minen ev mü'mineten. "Kim bir mü'min veya müslümana bühtan ederse, iftira ederse, olmayan bir şeyi söylerse.""Kim bir mü'min veya müslümana bühtan ederse, iftira ederse, olmayan bir şeyi söylerse."

Çalmadığı halde "çaldı" dedi, almadığı halde "aldı" dedi,Çalmadığı halde "çaldı" dedi, almadığı halde "aldı" dedi, haklı olduğu halde "haksız" dedi, şöyle dedi, böyle dedi...haklı olduğu halde "haksız" dedi, şöyle dedi, böyle dedi...

"Bir mü'min erkeğe veya bir mü'min kadına böyle bir bühtanda bulunursa, kötü bir sıfat isnat ederse.""Bir mü'min erkeğe veya bir mü'min kadına böyle bir bühtanda bulunursa, kötü bir sıfat isnat ederse."

Ev kâle fîhi mâ leyse fîhi. "Veyahut onda olmayan bir şeyi söylerse."Ev kâle fîhi mâ leyse fîhi. "Veyahut onda olmayan bir şeyi söylerse."

"O adam çok cimri." dedi ama cimri değil; "O adam çok korkaktır." dedi ama korkak değil;"O adam çok cimri." dedi ama cimri değil; "O adam çok korkaktır." dedi ama korkak değil; "O adam sahtekâr, yalancı, kendiliğinden bu işi yapıyor." dedi ama değil; emredilmiş, ondan yapıyor;"O adam sahtekâr, yalancı, kendiliğinden bu işi yapıyor." dedi ama değil; emredilmiş, ondan yapıyor; "O adam kazip." dedi ama sadık. Yani olmayan şeyi söyledi."O adam kazip." dedi ama sadık. Yani olmayan şeyi söyledi.

Ekâmehu'llâhu azze ve celle yevme'l-kıyâmeti alâ tellin min nârin.Ekâmehu'llâhu azze ve celle yevme'l-kıyâmeti alâ tellin min nârin. "O müfteriyi, o bühtancı, iftiracıyı Allah kıyamet gününde ateşten bir tepenin üstünde ikamet ettirir."O müfteriyi, o bühtancı, iftiracıyı Allah kıyamet gününde ateşten bir tepenin üstünde ikamet ettirir. " Hattâ yahruce mimmâ kâle fîhi. "Onun dediğinden o çıkıncaya kadar."" Hattâ yahruce mimmâ kâle fîhi. "Onun dediğinden o çıkıncaya kadar."

Yani o iftiranın doğru olmadığı anlaşılıp onun beraat etmesine kadar cehennemde oYani o iftiranın doğru olmadığı anlaşılıp onun beraat etmesine kadar cehennemde o ateş tepesinin üstünde azap görür durur.ateş tepesinin üstünde azap görür durur.

Bizim Ankara'da bir iyi dostumuz var, o anlattı;Bizim Ankara'da bir iyi dostumuz var, o anlattı;

"Ben Diyanet'te çalışırdım, müdürdüm. Bir gün birisi geldi. 'Aman şu Eskişehir müftüsü yok mu?'"Ben Diyanet'te çalışırdım, müdürdüm. Bir gün birisi geldi. 'Aman şu Eskişehir müftüsü yok mu?' -O zamanın, yani seneler önce, 30 sene, 40 sene önce...- Şöyle cimri, böyle nekes,-O zamanın, yani seneler önce, 30 sene, 40 sene önce...- Şöyle cimri, böyle nekes, şöyle huysuz, böyle kötü adam...' 'Vah vah vah,şöyle huysuz, böyle kötü adam...' 'Vah vah vah, din adamı böyle mi olur ya?! Din adamı iyi huylu olması lazım, böyle mi olur?' dedik." diyor.din adamı böyle mi olur ya?! Din adamı iyi huylu olması lazım, böyle mi olur?' dedik." diyor.

"Akşam eve geldim. Yatsı oldu, yemek yedik, yatma vakti geldi, ben abdest aldım,"Akşam eve geldim. Yatsı oldu, yemek yedik, yatma vakti geldi, ben abdest aldım, namaz kıldım, tesbihlerimi çektim, abdestli yattım.namaz kıldım, tesbihlerimi çektim, abdestli yattım. Rüyamda Hacı Bayrâm-ı Velî hazretlerini gördüm. Dediler ki; 'Bu Hacı Bayrâm-ı Velî'dir.'Rüyamda Hacı Bayrâm-ı Velî hazretlerini gördüm. Dediler ki; 'Bu Hacı Bayrâm-ı Velî'dir.' Şöyle kollarını sıvamış, abdest alacak gibi, ayağında takunyalar, ayaklarını da şöyle kıvırmış,Şöyle kollarını sıvamış, abdest alacak gibi, ayağında takunyalar, ayaklarını da şöyle kıvırmış, yerlere sürünmesin diye. Yüzü güneşten yanık, sakalı çember sakallı bir insan..."yerlere sürünmesin diye. Yüzü güneşten yanık, sakalı çember sakallı bir insan..."

Ovada buğday biçermiş. Müderris kendisi, profesör amaOvada buğday biçermiş. Müderris kendisi, profesör ama helal lokma, kendi lokmamı yiyeyim diye ovada dervişleriyle buğday biçermiş, güneşin altında çalışırmış.helal lokma, kendi lokmamı yiyeyim diye ovada dervişleriyle buğday biçermiş, güneşin altında çalışırmış. Müderris, o zamanın profesörü.Müderris, o zamanın profesörü. Aksaray'dan Hamidüddîn-i Aksarâyî hazretleri "Gelsin buraya." diye haber göndermiş, tıpış tıpış gitmiş.Aksaray'dan Hamidüddîn-i Aksarâyî hazretleri "Gelsin buraya." diye haber göndermiş, tıpış tıpış gitmiş. "Gir bakayım şuraya terbiyeye..." Terbiye etmiş, yetiştirmiş, öyle göndermiş."Gir bakayım şuraya terbiyeye..." Terbiye etmiş, yetiştirmiş, öyle göndermiş. Zamanın kutbu, büyük bir zât olmuş, Hacı Bayrâm-ı Velî.Zamanın kutbu, büyük bir zât olmuş, Hacı Bayrâm-ı Velî.

Rüyasında Hacı Bayrâm-ı Velî'yi görmüş. Tam kitapların yazdığı şekilde;Rüyasında Hacı Bayrâm-ı Velî'yi görmüş. Tam kitapların yazdığı şekilde; tıknaz, güçlü kuvvetli, kırmızı yüzlü, güneşten yanık bir kimse. Ama kaşları çatıkmış.tıknaz, güçlü kuvvetli, kırmızı yüzlü, güneşten yanık bir kimse. Ama kaşları çatıkmış. Eskişehir müftüsünün adını söylemiş;Eskişehir müftüsünün adını söylemiş;

"Eskişehir müftüsü veliyyullahtır!" diye bir bağırmış rüyada, o rüya gören şahsa;"Eskişehir müftüsü veliyyullahtır!" diye bir bağırmış rüyada, o rüya gören şahsa; "Kulaklarım patlayacak gibi oldu." diyor."Kulaklarım patlayacak gibi oldu." diyor. "Uyandım, hâlâ kulağım o bağırtının sesinden çın çın çınlıyor." diyor."Uyandım, hâlâ kulağım o bağırtının sesinden çın çın çınlıyor." diyor. "Uyandım. Eyvah, bir hata ettik!""Uyandım. Eyvah, bir hata ettik!"

Ertesi gün daireye gitmiş, oradaki bütün arkadaşları toplamış.Ertesi gün daireye gitmiş, oradaki bütün arkadaşları toplamış.

"Dün Eskişehir müftüsüyle ilgili söylenen sözler doğru değildir, iftiradır, bühtandır."Dün Eskişehir müftüsüyle ilgili söylenen sözler doğru değildir, iftiradır, bühtandır. Ben onlardan teberri ettim, özür diliyorum, o lafa laf kattığım için,Ben onlardan teberri ettim, özür diliyorum, o lafa laf kattığım için, 'Ya, vah vah!' dediğim için özür diliyorum."'Ya, vah vah!' dediğim için özür diliyorum."

"Ne oldu bir günde, bir haber mi geldi?" demişler."Ne oldu bir günde, bir haber mi geldi?" demişler.

"Böyle böyle rüya gördüm." demiş, onlara anlatmış."Böyle böyle rüya gördüm." demiş, onlara anlatmış.

Allah Allah... Aradan bir zaman geçmiş, artık merak ediyorlar. Eskişehir'den birisi gelmiş;Allah Allah... Aradan bir zaman geçmiş, artık merak ediyorlar. Eskişehir'den birisi gelmiş; "Yahu, Eskişehir müftüsünü tanır mısın?" demişler."Yahu, Eskişehir müftüsünü tanır mısın?" demişler.

"Tanırım. Aynı mahallede oturuyoruz." "Nasıl bir adamdır bu?""Tanırım. Aynı mahallede oturuyoruz."

"Nasıl bir adamdır bu?"

"Evliyâullahtır." demiş. "Geceleri ışığı sönmez mübareğin; ya ilim okur,"Evliyâullahtır." demiş. "Geceleri ışığı sönmez mübareğin; ya ilim okur, ya namaz kılar, ya ibadet eder. Mahalle ona canını verir.ya namaz kılar, ya ibadet eder. Mahalle ona canını verir. Temiz, pak, has, halis, hâzâ melek güzel bir insandır, çok iyi bir insandır."Temiz, pak, has, halis, hâzâ melek güzel bir insandır, çok iyi bir insandır."

Anlamışlar ki ilk adam kıskançlığından, hasedinden, tersliğindenAnlamışlar ki ilk adam kıskançlığından, hasedinden, tersliğinden ona bühtan etmiş, iftira etmiş. İş anlaşılmış.ona bühtan etmiş, iftira etmiş. İş anlaşılmış.

"Ama aklımın köşesinde soru kaldı. Acaba niye Hacı Bayram müdafaa etti?"Ama aklımın köşesinde soru kaldı. Acaba niye Hacı Bayram müdafaa etti? Niye Hacı Bayram bağırdı diye düşünürken düşünürken... O da bir gün çözüldü.Niye Hacı Bayram bağırdı diye düşünürken düşünürken... O da bir gün çözüldü. Meğer mübarek, Eskişehir müftüsü, Bayrâmiyye tarikatindenmiş." diyor.Meğer mübarek, Eskişehir müftüsü, Bayrâmiyye tarikatindenmiş." diyor.

Şeyh efendi kor mu öyle müridinin iftiraya uğramasını?Şeyh efendi kor mu öyle müridinin iftiraya uğramasını? İftiraya 'he' diyenin rüyada karşısına çıkmış, "O veliyullahtır!" diye bağırmış.İftiraya 'he' diyenin rüyada karşısına çıkmış, "O veliyullahtır!" diye bağırmış.

Yine bu iyi insanmış ki bağırıyor da düzelttiriyor.Yine bu iyi insanmış ki bağırıyor da düzelttiriyor. "Öyle iyi olan bir insana, müridime sen böyle laf söyleme." diye yine ikaz oluyor."Öyle iyi olan bir insana, müridime sen böyle laf söyleme." diye yine ikaz oluyor. İnsan, kişi sevdiğine hani ikaz eder; ötekisini salıverir, "Ne yapacak, laf anlamaz..." diye.İnsan, kişi sevdiğine hani ikaz eder; ötekisini salıverir, "Ne yapacak, laf anlamaz..." diye.

İftira etmeyin. Yalan yanlış söz söylemeyin.İftira etmeyin. Yalan yanlış söz söylemeyin. Yalan yanlış söz söyleyene "he" demeyin, "ya, vah vah..." demeyin; "Sus!" deyin,Yalan yanlış söz söyleyene "he" demeyin, "ya, vah vah..." demeyin; "Sus!" deyin, "Olmaz!" deyin, "İftira günah!" deyin, "Gıybet günah!" deyin, "Dediğin doğruysa bile söyleme!" deyin..."Olmaz!" deyin, "İftira günah!" deyin, "Gıybet günah!" deyin, "Dediğin doğruysa bile söyleme!" deyin... Çünkü doğru olursa gıybet oluyor, yanlış olursa iftira, bühtan oluyor. Öyle şeye kulak vermeyin.Çünkü doğru olursa gıybet oluyor, yanlış olursa iftira, bühtan oluyor. Öyle şeye kulak vermeyin. "Bir kimse bir iftiraya, bir gıybete kulak verirse"Bir kimse bir iftiraya, bir gıybete kulak verirse o da gıybetçilerden birisi olur." diyor Hz. Ali Efendimiz. İştirak etti, dinledi.o da gıybetçilerden birisi olur." diyor Hz. Ali Efendimiz. İştirak etti, dinledi. Çünkü konuşma nasıl olur? Bir konuşan olur, bir dinleyen olur.Çünkü konuşma nasıl olur? Bir konuşan olur, bir dinleyen olur. Adam kendi kendine konuşacak değil ya, deli değil ya;Adam kendi kendine konuşacak değil ya, deli değil ya; karşısında bir lafını dinleyecek adam bulur da ondan konuşur.karşısında bir lafını dinleyecek adam bulur da ondan konuşur. Sen dinlersen o da günahı işler; kesersen işleyemez olur. Onun için fırsat vermeyin.Sen dinlersen o da günahı işler; kesersen işleyemez olur. Onun için fırsat vermeyin.

Bu devirde adam hocasını diline doluyor.Bu devirde adam hocasını diline doluyor. Dola bakalım... Yalnız bu dünya değil ki âhiret de var ya... Dola...Dola bakalım... Yalnız bu dünya değil ki âhiret de var ya... Dola...

Men te'ennâ esâbe ev kâde ve men acile ahta'e ev kâde.Men te'ennâ esâbe ev kâde ve men acile ahta'e ev kâde.

Ukbe'tibnü Âmir radıyallahu anh'ten Taberânî Evsât'da rivayet eylemiş.Ukbe'tibnü Âmir radıyallahu anh'ten Taberânî Evsât'da rivayet eylemiş. Bu da acelecilik ve ölçülülük hakkında bir hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;Bu da acelecilik ve ölçülülük hakkında bir hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;

Men te'ennâ. "Kim teenni ile hareket ederse."Men te'ennâ. "Kim teenni ile hareket ederse."

Yani dikkat ede ede, adımını ihtiyatlı ata ata,Yani dikkat ede ede, adımını ihtiyatlı ata ata, "Yaptığım iş yanlış olmasın, aman." diye dikkat ede ede yapıyor."Yaptığım iş yanlış olmasın, aman." diye dikkat ede ede yapıyor.

Esâbe ev kâde. "Ya tam isabetli bir iş yapar, ya da isabete yaklaşır."Esâbe ev kâde. "Ya tam isabetli bir iş yapar, ya da isabete yaklaşır."

İyi olmuş olur. Teenni Rahman'dandır.İyi olmuş olur. Teenni Rahman'dandır.

Teenni ne demek?Teenni ne demek?

Dikkat ede ede, acele etmeden, düşüne taşına, yavaş yavaş, ihtiyatlı ihtiyatlı iş yapmak;Dikkat ede ede, acele etmeden, düşüne taşına, yavaş yavaş, ihtiyatlı ihtiyatlı iş yapmak; paldır küldür yapmamak. Bu Rahman'dandır.paldır küldür yapmamak. Bu Rahman'dandır.

Ve men accele. "Kim acele ederse." Ahta'e. "Hata eder.Ve men accele. "Kim acele ederse." Ahta'e. "Hata eder. " Ev kâde. "Veyahut hata edeyazar, etme durumuna yaklaşır."" Ev kâde. "Veyahut hata edeyazar, etme durumuna yaklaşır."

el-Aceletü mine'ş-şeytân. "Acele şeytandandır."el-Aceletü mine'ş-şeytân. "Acele şeytandandır."

Acele ettirir ki o acelecilik telaşı arasında bir günaha bulaştırsın da Âdemoğlu cehennemde yansın.Acele ettirir ki o acelecilik telaşı arasında bir günaha bulaştırsın da Âdemoğlu cehennemde yansın. Şeytan, kendisi cehenneme gidiyor, ötekisinin cennete gitmesine haset eder.Şeytan, kendisi cehenneme gidiyor, ötekisinin cennete gitmesine haset eder.

Onun için düşüne taşına iş yapın. İhtiyatlı olun. Günahlara batmamaya gayret edin. Teenni rahmânîdir.Onun için düşüne taşına iş yapın. İhtiyatlı olun. Günahlara batmamaya gayret edin. Teenni rahmânîdir.

Men tebia cenâzeten hattâ yusallâ aleyhâ kâne lehû mine'l-ecri kîrâtunMen tebia cenâzeten hattâ yusallâ aleyhâ kâne lehû mine'l-ecri kîrâtun ve men meşâ mea'l-cenâzeti hattâ tüdfene kâne lehû mine'l-ecri kîratâni ve'l-kîratu mislü uhudin.ve men meşâ mea'l-cenâzeti hattâ tüdfene kâne lehû mine'l-ecri kîratâni ve'l-kîratu mislü uhudin.

Bu da cenazeye karşı vazifemizle ilgiliBu da cenazeye karşı vazifemizle ilgili bir hadîs-i şerîf. Sevban radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Başka râvileri de var.bir hadîs-i şerîf. Sevban radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş. Başka râvileri de var. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki;Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki;

"Kim bir cenazenin peşinden vazifesini yapmaya giderse.""Kim bir cenazenin peşinden vazifesini yapmaya giderse."

Ne zamana kadar?Ne zamana kadar?

Hattâ yusallâ aleyhâ. "Cenaze namazı kılıncaya kadar."Hattâ yusallâ aleyhâ. "Cenaze namazı kılıncaya kadar."

Bir cenaze gördü, takıldı peşine, namaz kılma yerine gidinceye kadar,Bir cenaze gördü, takıldı peşine, namaz kılma yerine gidinceye kadar, musalla taşına konulup da Allahu Ekber dört tekbir namazı kılınıncaya kadar.musalla taşına konulup da Allahu Ekber dört tekbir namazı kılınıncaya kadar.

Ne olur ona?Ne olur ona?

Kâne lehû mine'l-ecri kîrâtun. "Ona ecirden bir kırat verilir. Bir kırat ecir verilir."Kâne lehû mine'l-ecri kîrâtun. "Ona ecirden bir kırat verilir. Bir kırat ecir verilir." Ve men meşâ mea'l-cenâzeti hattâ tüdfene.Ve men meşâ mea'l-cenâzeti hattâ tüdfene. "Cenaze defnolununcaya kadar yanında yürüyüp de defin vazifesinde bulunana.""Cenaze defnolununcaya kadar yanında yürüyüp de defin vazifesinde bulunana." Kâne lehû mine'l-ecri kîratân. "İki kırat verilir."Kâne lehû mine'l-ecri kîratân. "İki kırat verilir."

Kırat nedir, ne ölçüsüdür?Kırat nedir, ne ölçüsüdür?

Kocaman bir dağ uzanır ovanın orta yerinde, arkası ova, önü ova, sağı ova, solu ova; ortada tek durur.Kocaman bir dağ uzanır ovanın orta yerinde, arkası ova, önü ova, sağı ova, solu ova; ortada tek durur. Onun için 'ehad' kelimesiyle ilgili adı, Uhud dağı. Uhud dağı görünüyor,Onun için 'ehad' kelimesiyle ilgili adı, Uhud dağı. Uhud dağı görünüyor, Peygamber Efendimiz demek ki ashabına onu göstermiş oluyor. "İşte kırat bu kadardır,Peygamber Efendimiz demek ki ashabına onu göstermiş oluyor. "İşte kırat bu kadardır, Uhud dağı gibidir." diye göz önündeki bir şeyden onlara bu işin ehemmiyetini anlatmış.Uhud dağı gibidir." diye göz önündeki bir şeyden onlara bu işin ehemmiyetini anlatmış.

Bizim ölen kardeşimize böyle vazifemiz var, yaptığımız zaman böyle ecir alıyoruz.Bizim ölen kardeşimize böyle vazifemiz var, yaptığımız zaman böyle ecir alıyoruz. "Eh, ölsün de yapalım." diye düşüneceğimize, hayattayken hizmet etsek ya... Yok."Eh, ölsün de yapalım." diye düşüneceğimize, hayattayken hizmet etsek ya... Yok. "Ya öl de bilem kıymetini, ya git de bilem." Şimdi bilmem senin kıymetini. Şimdi seni üzeceğim;"Ya öl de bilem kıymetini, ya git de bilem." Şimdi bilmem senin kıymetini. Şimdi seni üzeceğim; seni yerden yere çalacağım; senin hakkını çiğneyeceğim,seni yerden yere çalacağım; senin hakkını çiğneyeceğim, verebileceğim üzüntü kadar sana üzüntü vereceğim; öldüğün zaman namazını kılarım, cenazeni…verebileceğim üzüntü kadar sana üzüntü vereceğim; öldüğün zaman namazını kılarım, cenazeni… Sağken yap mübarek, sağken yap da daha çok ecir olsun.Sağken yap mübarek, sağken yap da daha çok ecir olsun. Ölüsüne bu kadar Allah ecir verirse dirisine ne ecirler verir...Ölüsüne bu kadar Allah ecir verirse dirisine ne ecirler verir...

Müslüman müslümanı kollamalı, canını, gönlünü hoş etmeye çalışmalı.Müslüman müslümanı kollamalı, canını, gönlünü hoş etmeye çalışmalı.

Müslümanın gönlü Kâbe gibi muhteremdir. "Aman hocam, sözünü ihtiyatlı söyle!"Müslümanın gönlü Kâbe gibi muhteremdir.

"Aman hocam, sözünü ihtiyatlı söyle!"

Resûlullah söylemiş de oradan naklediyorum, korkmam!Resûlullah söylemiş de oradan naklediyorum, korkmam! Kâbe gibi muhteremdir müslümanın gönlü. Kır bakalım...Kâbe gibi muhteremdir müslümanın gönlü. Kır bakalım...

Kazmayı alıp Kâbe'yi kırabilir misin, çıkabilir misin, yıkabilir misin? Yıkamazsın!Kazmayı alıp Kâbe'yi kırabilir misin, çıkabilir misin, yıkabilir misin?

Yıkamazsın!

Kâbe'nin duvarları çatlamış da Kureyşliler -daha iman yok,Kâbe'nin duvarları çatlamış da Kureyşliler -daha iman yok, Peygamber Efendimiz peygamberlikle vazifelenmemiş- yapacaklar.Peygamber Efendimiz peygamberlikle vazifelenmemiş- yapacaklar. Ama deneye deneye biliyorlar, çocuk bile sobanın yanına yanaşıp da eli yandı mı yaktığını bilir.Ama deneye deneye biliyorlar, çocuk bile sobanın yanına yanaşıp da eli yandı mı yaktığını bilir. Yıkacaklar, yeniden yapacaklar, iyi niyetli, tamir edecekler ama hiç kimse tamirine yanaşmıyormuş.Yıkacaklar, yeniden yapacaklar, iyi niyetli, tamir edecekler ama hiç kimse tamirine yanaşmıyormuş. Bir tanesi demiş ki;Bir tanesi demiş ki;

"Yahu iyi niyetliyiz ya, yıkalım, duvarının çatlayan yerini tamir edip yeniden yapalım. Devrilecek...""Yahu iyi niyetliyiz ya, yıkalım, duvarının çatlayan yerini tamir edip yeniden yapalım. Devrilecek..."

Hiç kimse yanaşmamış da o nihayet yalnız kalmış ama düşünmüş, "Yaptığım şey yanlış değil."Hiç kimse yanaşmamış da o nihayet yalnız kalmış ama düşünmüş, "Yaptığım şey yanlış değil." Eline kazmayı almış, bir taş indirmiş, o gece herkes beklemiş;Eline kazmayı almış, bir taş indirmiş, o gece herkes beklemiş;

"Bakalım bu adamın başına taş mı yağacak, evinde ne olacak, sabaha sağ mı çıkacak?" diye."Bakalım bu adamın başına taş mı yağacak, evinde ne olacak, sabaha sağ mı çıkacak?" diye.

Ertesi gün bakmışlar sağ çıkmış. Birkaç tane daha indirmiş, duvarı indirmişler, öyle tamir etmişler.Ertesi gün bakmışlar sağ çıkmış. Birkaç tane daha indirmiş, duvarı indirmişler, öyle tamir etmişler.

Kureyş'in müşrikleri, daha henüz imanı öğrenmemiş cahilleri, Kâbe'nin hürmetini bu kadar bilirlermiş de,Kureyş'in müşrikleri, daha henüz imanı öğrenmemiş cahilleri, Kâbe'nin hürmetini bu kadar bilirlermiş de, Kâbe'ye böyle hürmet ederlermiş de, sen müslüman kardeşinin Kâbe'den daha muhterem olan gönlüneKâbe'ye böyle hürmet ederlermiş de, sen müslüman kardeşinin Kâbe'den daha muhterem olan gönlüne nasıl hücum eder, kırarsın, çatır çutur ayaklar altına alırsın?nasıl hücum eder, kırarsın, çatır çutur ayaklar altına alırsın?

O zaman demek ki sen Kureyş'in İslâm'ı öğrenmemiş müşrikleri gibi cahilsin. Bilmiyorsun bu işi.O zaman demek ki sen Kureyş'in İslâm'ı öğrenmemiş müşrikleri gibi cahilsin. Bilmiyorsun bu işi. O kalp yıkmanın cezasını ve kalp yapmanın mükâfatını bilmiyorsun, cahilsin de ondan yapıyorsun.O kalp yıkmanın cezasını ve kalp yapmanın mükâfatını bilmiyorsun, cahilsin de ondan yapıyorsun. Ekseriyetle böyleyiz.Ekseriyetle böyleyiz.

Bak, bizim bu cami en muhabbetli bir camidir elhamdülillah.Bak, bizim bu cami en muhabbetli bir camidir elhamdülillah. Türkiye'nin başka yerlerini dolaş, cami içindeki cemaatlere bak, insanlara bak, sor soruştur;Türkiye'nin başka yerlerini dolaş, cami içindeki cemaatlere bak, insanlara bak, sor soruştur; gör, insanlar İslâm'dan uzaklaşınca ne durumlara düşerlermiş.gör, insanlar İslâm'dan uzaklaşınca ne durumlara düşerlermiş. Gel de bir de burayı gör, buraya da bir bak...Gel de bir de burayı gör, buraya da bir bak...

Allahu Teâlâ hazretleri bizi ilimlerimizle, öğrendiklerimizle amel eden, ilmiyle âmil kimselerden eylesin.Allahu Teâlâ hazretleri bizi ilimlerimizle, öğrendiklerimizle amel eden, ilmiyle âmil kimselerden eylesin. Hadisleri duyuyoruz, güzel, hoca da güzel söyledi, tatlı tatlı şeyler anlattı,Hadisleri duyuyoruz, güzel, hoca da güzel söyledi, tatlı tatlı şeyler anlattı, fıkralar da anlattı, hikâyeler de anlattı, kinayeli de konuştu, tamam.fıkralar da anlattı, hikâyeler de anlattı, kinayeli de konuştu, tamam. Değil! Bileceksin. Bildiğini kendin tatbik edeceksin. Başkasına da öğreteceksin.Değil! Bileceksin. Bildiğini kendin tatbik edeceksin. Başkasına da öğreteceksin. Öyle yaparsak Allah alimlerle beraber haşreder.Öyle yaparsak Allah alimlerle beraber haşreder.

Allahu Teâlâ hazretleriAllahu Teâlâ hazretleri Peygamber Efendimiz'in sünnetini ihyâ etmeyi bizim şu mübarek topluluğumuza nasip eylesin.Peygamber Efendimiz'in sünnetini ihyâ etmeyi bizim şu mübarek topluluğumuza nasip eylesin. Sünnetinin yolundan ayrılmamayı, iltifatına, şefaatine ermeyi nasip eylesin.Sünnetinin yolundan ayrılmamayı, iltifatına, şefaatine ermeyi nasip eylesin. Cennette de komşu eylesin. Havz-ı Kevser'inden de doya doya nûş etmeyi nasip eylesin.Cennette de komşu eylesin. Havz-ı Kevser'inden de doya doya nûş etmeyi nasip eylesin.

Fâtiha-ı şerîfe mea'l-Besmele.Fâtiha-ı şerîfe mea'l-Besmele.

Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2