Namaz Vakitleri
İstanbul
23 Rebîü'l-Âhir 1448
04 October 2026
İmsak
05:32
Güneş
06:57
Öğle
12:58
İkindi
16:13
Akşam
18:48
Yatsı
20:07
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Çok değerli, sevgili kardeşlerim!Çok değerli, sevgili kardeşlerim! Allahu Teâlâ Hazretleri'nin selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.

Allahu Teâlâ Hazretleri'nin selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.
Ebû Abdirrahmân es-Sülemî isimli büyük alimin

Ebû Abdirrahmân es-Sülemî isimli büyük alimin
Tabakàtü's-Sûfiyye'sinin 157. sayfasında kalmıştık.Tabakàtü's-Sûfiyye'sinin 157. sayfasında kalmıştık. Okumaya devam edeceğiz.Okumaya devam edeceğiz. Konu geçen hafta başlamıştı: Cüneyd-i Bağdâdî isimli çok büyük, çok meşhur

Konu geçen hafta başlamıştı: Cüneyd-i Bağdâdî isimli çok büyük, çok meşhur
efendim tasavvuf büyüğünün, Seyyidü't-Tâife denilen, tasavvuf erbabının efendisi,efendim tasavvuf büyüğünün, Seyyidü't-Tâife denilen, tasavvuf erbabının efendisi, soylusu manasına gelensoylusu manasına gelen bir lakapla anılan Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri.bir lakapla anılan Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri. Hayatının kısa bilgilerini vermiştik; ne zaman doğdu, nerede doğdu,Hayatının kısa bilgilerini vermiştik; ne zaman doğdu, nerede doğdu, nerede yetişti, hocaları kimler,nerede yetişti, hocaları kimler, efendim ne zaman vefat etti...efendim ne zaman vefat etti... Onları geçen hafta okumuştuk.Onları geçen hafta okumuştuk. Özetleyelim bu hafta gelenler bilsin diye:Özetleyelim bu hafta gelenler bilsin diye: Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri'nin ismiCüneyd-i Bağdâdî Hazretleri'nin ismi el-Cüneyd, "el-" var başında.el-Cüneyd, "el-" var başında. Künyesi Ebu'l-Kàsım.Künyesi Ebu'l-Kàsım. Babasının adı Muhammed: Ebu'l-Kàsım el-Cüneyd ibn-i Muhammed.Babasının adı Muhammed: Ebu'l-Kàsım el-Cüneyd ibn-i Muhammed. El-Hazzâz lakabı var, şeyi nisbesi var.El-Hazzâz lakabı var, şeyi nisbesi var. Efendim bir de Kavârîrî nisbesi var.Efendim bir de Kavârîrî nisbesi var. El-Hazzâz sıfatı, lakabı ve Kavârîrî nisbesi var.El-Hazzâz sıfatı, lakabı ve Kavârîrî nisbesi var. Nihâvend şehrinden gelme bir aileden, Bağdat'ta yetişti.Nihâvend şehrinden gelme bir aileden, Bağdat'ta yetişti. Çok büyük zatlardan ilimleri öğrendi.Çok büyük zatlardan ilimleri öğrendi. Geçen haftadan üstüne çok bastıra bastıra önemini anlattık, fakih olarak tanınmış.

Geçen haftadan üstüne çok bastıra bastıra önemini anlattık, fakih olarak tanınmış.
Yani İslam fıkhını...Yani İslam fıkhını... Fakih alim. Yani bir mutasavvıf fakih oldu mu tasavvuf bakımından çok kıymetli bu durum.Fakih alim. Yani bir mutasavvıf fakih oldu mu tasavvuf bakımından çok kıymetli bu durum. Çünkü fıkıh, İslam'ın ahkâmını bilmek demek.Çünkü fıkıh, İslam'ın ahkâmını bilmek demek. Kişinin mâ lehû ve mâ aleyhi; lehine ve aleyhine olan şeyi bilmesi.Kişinin mâ lehû ve mâ aleyhi; lehine ve aleyhine olan şeyi bilmesi. Ne yapması lazım, ne yapmaması lazım?Ne yapması lazım, ne yapmaması lazım? Ne sevap kazandırır, ne günah kazandırır?Ne sevap kazandırır, ne günah kazandırır? Bunları bildiren ilim.Bunları bildiren ilim. Bu çok önemli!Bu çok önemli! İnsan bunu bilirse şeytanın oyununa düşmez, hatalı iş yapmaz.İnsan bunu bilirse şeytanın oyununa düşmez, hatalı iş yapmaz. Tasavvufta böyle bir durum fevkalade önemli olduğunu belirtmiştik.Tasavvufta böyle bir durum fevkalade önemli olduğunu belirtmiştik. Efendim, 297 senesinde halifenin neyruzunda vefat ettiğini, yani tahta cülus bayramında vefat ettiğini;Efendim, 297 senesinde halifenin neyruzunda vefat ettiğini, yani tahta cülus bayramında vefat ettiğini; cuma gecesi vefat edip cumartesi defnedildiğini yazmıştı.cuma gecesi vefat edip cumartesi defnedildiğini yazmıştı. Ve bir hadis-i şerif...

Ve bir hadis-i şerif...
Onun rivayet ettiği bir hadis-i şerif...Onun rivayet ettiği bir hadis-i şerif... Hadis râviliği de var, onu da okumuştuk.Hadis râviliği de var, onu da okumuştuk. Ne buyurmuştu o hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz?Ne buyurmuştu o hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz? Yani söz Peygamber Efendimiz'in ama râvisi Cüneyd-i Bağdâdî.Yani söz Peygamber Efendimiz'in ama râvisi Cüneyd-i Bağdâdî. O bakımdan burada alınmış;O bakımdan burada alınmış; Cüneyd-i Bağdâdî'nin rivayet ettiğiCüneyd-i Bağdâdî'nin rivayet ettiği hadislerden birisi diye örnek olarak, numune sadedinde.hadislerden birisi diye örnek olarak, numune sadedinde. O hadis neydi?

O hadis neydi?
Mü'minin ferasetinden korkun!Mü'minin ferasetinden korkun! Çünkü o baktığı zaman Allah'ın nuruyla bakar,Çünkü o baktığı zaman Allah'ın nuruyla bakar, keramet gözüyle görür,keramet gözüyle görür, Kur'an-ı Kerim'de de buna delalet edenKur'an-ı Kerim'de de buna delalet eden "İnne fî zâlike le-âyâtin li'l-mütevessimîn" ayet-i kerimesi vardır."İnne fî zâlike le-âyâtin li'l-mütevessimîn" ayet-i kerimesi vardır. El-mütevessimîn lakabıyla anılan kimseler işte böyle ferasetEl-mütevessimîn lakabıyla anılan kimseler işte böyle feraset sahibi, uyanık Müslüman mü'minler demektir diye bitirmiştik.sahibi, uyanık Müslüman mü'minler demektir diye bitirmiştik. Geldik

Geldik
157. sayfanın başına: "Semi'tü Muhammedebne Abdillâhibni Şâzân, yekùlü: Kàle'l-Cüneyd" Kitabın yazarı Sülemî Hazretleri diyor ki: "Ben157. sayfanın başına: "Semi'tü Muhammedebne Abdillâhibni Şâzân, yekùlü: Kàle'l-Cüneyd" Kitabın yazarı Sülemî Hazretleri diyor ki: "Ben Şâzân oğlu Abdullah oğlu Muhammed'den işitmiştim ki Cüneyd şöyle buyurmuş."Şâzân oğlu Abdullah oğlu Muhammed'den işitmiştim ki Cüneyd şöyle buyurmuş." Arada çok isim yok, hemen tek bir râviden, zamanları yakın olduğundan almış bilgiyi.Arada çok isim yok, hemen tek bir râviden, zamanları yakın olduğundan almış bilgiyi. "El-kurbü bi'l-vecidi cem'un, ve'l-gaybetü bi'l-beşeriyyeti tefrıkatün."

"El-kurbü bi'l-vecidi cem'un, ve'l-gaybetü bi'l-beşeriyyeti tefrıkatün."
Tasavvuf tabirleri çoktur.

Tasavvuf tabirleri çoktur.
Her mesleğin tabirlerine ıstılah denilir.Her mesleğin tabirlerine ıstılah denilir. Mesela doktorun öbür doktorla konuştuğu zamanMesela doktorun öbür doktorla konuştuğu zaman söylediği sözlerin çoğunu Türkçe konuşur ama o iki doktor, sen anlamazsın. Neden?söylediği sözlerin çoğunu Türkçe konuşur ama o iki doktor, sen anlamazsın. Neden? Meslek tabirlerini kullanıyorlar, ıstılahları kullanıyorlar, onun için anlamıyorsun.Meslek tabirlerini kullanıyorlar, ıstılahları kullanıyorlar, onun için anlamıyorsun. Hastalığın ismi Latince, efendim şöyle oldu diyor, bilmem ne diyor, efendim...Hastalığın ismi Latince, efendim şöyle oldu diyor, bilmem ne diyor, efendim... O ne demek, bu ne demek anlamıyorsun. Neden?O ne demek, bu ne demek anlamıyorsun. Neden? Meslek tabiri kullanıyor, özel tabirler kullanıyor.Meslek tabiri kullanıyor, özel tabirler kullanıyor. Aynı şekilde bir mühendisi de anlamazsın.

Aynı şekilde bir mühendisi de anlamazsın.
Aynı şekilde efendim hususi bir sanat, meslek sahibini de anlamazsın.Aynı şekilde efendim hususi bir sanat, meslek sahibini de anlamazsın. Fizik ilminin tabirlerinde efendim şu ne demek, bu ne demek?Fizik ilminin tabirlerinde efendim şu ne demek, bu ne demek? Aydınlanma ne demek; bir şeyi vardır, tarifi vardır.Aydınlanma ne demek; bir şeyi vardır, tarifi vardır. Güç ne demek, kuvvet ne demek; bir şeyi vardır.Güç ne demek, kuvvet ne demek; bir şeyi vardır. Onun gibi, yani bu umumi bir kaide.Onun gibi, yani bu umumi bir kaide. Tasavvufun da tabirleri vardır,

Tasavvufun da tabirleri vardır,
terminolojisi vardır, ıstılahları vardır.terminolojisi vardır, ıstılahları vardır. Bunları bilmeyen anlamaz söylenen cümleyi, anlamaz.Bunları bilmeyen anlamaz söylenen cümleyi, anlamaz. Tabii bu tabirler nasıl gelişmiştir, nasıl oluşmuştur?

Tabii bu tabirler nasıl gelişmiştir, nasıl oluşmuştur?
Hepsinin kökü var, aslı var, izahı var.Hepsinin kökü var, aslı var, izahı var. Mesela nefs-ü emmâre...Mesela nefs-ü emmâre... Nefs-i emmâre; çok emreden nefis.Nefs-i emmâre; çok emreden nefis. Bu nereden geldi, Allah Allah, bu ne demek?Bu nereden geldi, Allah Allah, bu ne demek? Kur'an-ı Kerim bütün ilimlerin kaynağıdır.

Kur'an-ı Kerim bütün ilimlerin kaynağıdır.
Kur'an-ı Kerim bütün ilimlerin kaynağı olduğu için İslam ilimlerininKur'an-ı Kerim bütün ilimlerin kaynağı olduğu için İslam ilimlerinin tabirleri de oradan çıkmıştır.tabirleri de oradan çıkmıştır. Kur'an-ı Kerim'de bir tabir var:Kur'an-ı Kerim'de bir tabir var: "İnne'n-nefse le-emmâretün bi's-sûi illâ mâ rahime rabbî" deniliyor."İnne'n-nefse le-emmâretün bi's-sûi illâ mâ rahime rabbî" deniliyor. Oradan gelmiş.Oradan gelmiş. Demek ki insanoğlunun nefsinin çeşitleri var, çeşit çeşit nefisler var.Demek ki insanoğlunun nefsinin çeşitleri var, çeşit çeşit nefisler var. Bir tanesi: Emmâretün bi's-sû'... Kötülüğü çok emreden nefis.Bir tanesi: Emmâretün bi's-sû'... Kötülüğü çok emreden nefis. Bazı insanların nefisleri o insana kötülüğü çok emrediyor.Bazı insanların nefisleri o insana kötülüğü çok emrediyor. Şu günahı işle, şu hırsızlığı yap,Şu günahı işle, şu hırsızlığı yap, şu keyfi efendim yerine getir,şu keyfi efendim yerine getir, şu hırsını tatmin et, şu sadistliğini yap...şu hırsını tatmin et, şu sadistliğini yap... Kim söylüyor? Nefsi.Kim söylüyor? Nefsi. Canı istiyor, ısrarla istiyor, yapıyor.Canı istiyor, ısrarla istiyor, yapıyor. Emmâretün bi's-sû'... Nefsi o vasıfta.Emmâretün bi's-sû'... Nefsi o vasıfta. Tamam, Kur'an'dan çıkmış.Tamam, Kur'an'dan çıkmış. Nefs-i emmâre deyince başkası anlamaz.

Nefs-i emmâre deyince başkası anlamaz.
Allah Allah, 20. yüzyılda yetiştim, üniversiteyi bitirdim, yabancı dilleri biliyorum; bu adam nefs-i emmâre deyince neyi kastediyor?Allah Allah, 20. yüzyılda yetiştim, üniversiteyi bitirdim, yabancı dilleri biliyorum; bu adam nefs-i emmâre deyince neyi kastediyor? Gel anlatayım kardeşim; bu tasavvufi bir tabirdir, nefis şu demektir, emmâre şu demektir.Gel anlatayım kardeşim; bu tasavvufi bir tabirdir, nefis şu demektir, emmâre şu demektir. Peki nefs-i levvâme ne demek?

Peki nefs-i levvâme ne demek?
Ha, o da Kıyâme Sûresi'nde:Ha, o da Kıyâme Sûresi'nde: "Lâ uksimü bi-yevmi'l-kıyâmeh, ve lâ uksimü bi'n-nefsi'l-levvâmeh""Lâ uksimü bi-yevmi'l-kıyâmeh, ve lâ uksimü bi'n-nefsi'l-levvâmeh" orada geçtiği için insanlar anlamışlar ki Allah'ın kitabında bir de nefs-i levvâme diye bir tabir geçiyor.orada geçtiği için insanlar anlamışlar ki Allah'ın kitabında bir de nefs-i levvâme diye bir tabir geçiyor. Bir de demek ki levvâme nefis varmış.Bir de demek ki levvâme nefis varmış. O tabir oradan gelişmiş.O tabir oradan gelişmiş. Nefs-i mülheme var bir de, nefs-i mülheme...

Nefs-i mülheme var bir de, nefs-i mülheme...
Bazıları tasavvuf kitabı yazıyorlar,Bazıları tasavvuf kitabı yazıyorlar, tasavvufu anlatan kitap yazıyorlar;tasavvufu anlatan kitap yazıyorlar; nefs-i mülheme olduğunu tabirin bilmiyorlar,nefs-i mülheme olduğunu tabirin bilmiyorlar, yanlış söylüyor: "Nefs-i mülhime" diyor.yanlış söylüyor: "Nefs-i mülhime" diyor. Mülhime olmaz, mülheme olur.Mülhime olmaz, mülheme olur. İlhamı veren Allah!İlhamı veren Allah! Mülheme olacak.Mülheme olacak. O nereden geliyor?O nereden geliyor? O da efendim "Fe-elhemehâ fücûrahâ ve takvâhâ" ayet-i kerimesinden geliyor.O da efendim "Fe-elhemehâ fücûrahâ ve takvâhâ" ayet-i kerimesinden geliyor. Demek ki Allah nefislere efendim ilham ediyor, fısk u fücurunu ve takvasını ilham ediyor.Demek ki Allah nefislere efendim ilham ediyor, fısk u fücurunu ve takvasını ilham ediyor. Ha, demek ki ilhama mazhar olan nefis manasına mülheme, o da bir tabir.Ha, demek ki ilhama mazhar olan nefis manasına mülheme, o da bir tabir. Ondan sonra: "Râdıyeten merdıyyeten..." Nefs-i râdiye, nefs-i merdiyye, nefs-i mutmainne var.Ondan sonra: "Râdıyeten merdıyyeten..." Nefs-i râdiye, nefs-i merdiyye, nefs-i mutmainne var. Yani bunlar demek ki bu terminoloji, ıstılahlar Kur'an'dan çıkmış, anlıyoruz.Yani bunlar demek ki bu terminoloji, ıstılahlar Kur'an'dan çıkmış, anlıyoruz. Bilen biliyor kökünün nereden çıktığını.Bilen biliyor kökünün nereden çıktığını. O zaman kökünü de anlıyor, işin mahiyetini de anlıyor.O zaman kökünü de anlıyor, işin mahiyetini de anlıyor. Bilemeyen ıstılahlarda boğulur, ana manayı anlayamaz!Bilemeyen ıstılahlarda boğulur, ana manayı anlayamaz! Kelimelere takılır kalır, öbür tarafa geçemez.Kelimelere takılır kalır, öbür tarafa geçemez. Kelimenin altında yatan manayı kavrayamaz.Kelimenin altında yatan manayı kavrayamaz. Umumiyetle muhakkik olan insanlar,

Umumiyetle muhakkik olan insanlar,
yani derin insanlar manayı anlarlar.yani derin insanlar manayı anlarlar. Umumiyetle mukallit olan insanlar, taklitçi olan insanlarUmumiyetle mukallit olan insanlar, taklitçi olan insanlar kelimelere takılırlar; işin özünü anlayamazlar.kelimelere takılırlar; işin özünü anlayamazlar. Gafil gelirler, gafil geçerler, gafil göçerler.Gafil gelirler, gafil geçerler, gafil göçerler. Demek ki ıstılahlar var.

Demek ki ıstılahlar var.
Tasavvufi ıstılahların anlatıldığı eserler var.Tasavvufi ıstılahların anlatıldığı eserler var. Bu işi bilen insanlar bunları uzun uzun Istılâhâtü's-Sûfiyye diye izah edici kitaplar da yazmışlar veyahutBu işi bilen insanlar bunları uzun uzun Istılâhâtü's-Sûfiyye diye izah edici kitaplar da yazmışlar veyahut tasavvufa dair bir kitap yazmış da onun içinde bir bölümdetasavvufa dair bir kitap yazmış da onun içinde bir bölümde tasavvufi ıstılahları, yani terimleri açıklamış.tasavvufi ıstılahları, yani terimleri açıklamış. Mesela çok meşhur, çok kıymetli, çok güzel bir eser olanMesela çok meşhur, çok kıymetli, çok güzel bir eser olan İmam Kuşeyrî'nin er-Risâle isimli eseri, Risâle-i Kuşeyriyye derler.İmam Kuşeyrî'nin er-Risâle isimli eseri, Risâle-i Kuşeyriyye derler. Mesela orada tasavvuf ıstılahları vardır.Mesela orada tasavvuf ıstılahları vardır. Es-Serrâc'ın el-Lüma' isimli eserinde tasavvuf ıstılahları vardır.Es-Serrâc'ın el-Lüma' isimli eserinde tasavvuf ıstılahları vardır. Mesela Gazâlî'nin İhyâ'sında tasavvuf ıstılahları açıklanır.Mesela Gazâlî'nin İhyâ'sında tasavvuf ıstılahları açıklanır. Bazı ansiklopedik eserlerde açıklanır.Bazı ansiklopedik eserlerde açıklanır. Kurb...

Kurb...
El-kurbu...El-kurbu... Bu bir tasavvufi ıstılahtır.Bu bir tasavvufi ıstılahtır. Kulun Allah'a yakınlığı demek.Kulun Allah'a yakınlığı demek. Kurb, kurbiyet demek, yakınlık demek.Kurb, kurbiyet demek, yakınlık demek. Efendim sonra cem ve tefrika diye iki tabir var, birbirine zıttır: Cem ve tefrika diye iki tabir var.Efendim sonra cem ve tefrika diye iki tabir var, birbirine zıttır: Cem ve tefrika diye iki tabir var. Aslında cem bir araya gelmek demek, tefrika da ayrılmak demek.Aslında cem bir araya gelmek demek, tefrika da ayrılmak demek. Cem bir araya getirmek, tefrika iki bir araya gelmiş şeyi ayırmak demek.Cem bir araya getirmek, tefrika iki bir araya gelmiş şeyi ayırmak demek. Ama bunlar tasavvuf ıstılahı.Ama bunlar tasavvuf ıstılahı. Yani adam cem halindedir, cem haline ulaşmıştır, cem'u'l-cem haline ulaşmıştır veyahut adam tefrikaYani adam cem halindedir, cem haline ulaşmıştır, cem'u'l-cem haline ulaşmıştır veyahut adam tefrika seviyesindedir, tefrikadadır.seviyesindedir, tefrikadadır. Ne demek bunlar?

Ne demek bunlar?
Bunların izahları sayfalarca sürer.Bunların izahları sayfalarca sürer. Derslerle onu anlatmak lazım, bilmeyen bu işi iyice anlasın diye.Derslerle onu anlatmak lazım, bilmeyen bu işi iyice anlasın diye. Tabii Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri'ne de sormuşlar;Tabii Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri'ne de sormuşlar; yani nedir bu cem, nedir bu tefrika diye?yani nedir bu cem, nedir bu tefrika diye? Tarif etmiş.Tarif etmiş. Yani soranın anlayacağı şekilde tarif etmiş amaYani soranın anlayacağı şekilde tarif etmiş ama sizin ve bizim anlamamız için bu kadarcık söz yetmez; çok daha uzun tarifler lazım, geniş anlatım lazım.sizin ve bizim anlamamız için bu kadarcık söz yetmez; çok daha uzun tarifler lazım, geniş anlatım lazım. "El-kurbü bi'l-vecidi cem'un" Yani insanın vecd haline gelip de"El-kurbü bi'l-vecidi cem'un" Yani insanın vecd haline gelip de Allah'ın yakınlığını kazanması işte bu cemdir.Allah'ın yakınlığını kazanması işte bu cemdir. "Ve'l-gaybetü bi'l-beşeriyyeti tefrıkatün"

"Ve'l-gaybetü bi'l-beşeriyyeti tefrıkatün"
Beşeriyet sıfatlarının tesiri altında kalıp da beşeriyetten sıyrılamamış olmak da tefrikadır.Beşeriyet sıfatlarının tesiri altında kalıp da beşeriyetten sıyrılamamış olmak da tefrikadır. Demek ki vecd haline gelip de beşeriyet sıfatlarından sıyrıldığı zaman cem haline geliyor,Demek ki vecd haline gelip de beşeriyet sıfatlarından sıyrıldığı zaman cem haline geliyor, beşeriyet sıfatlarını geçemeyip o halde kaldığı zaman tefrika halinde kalıyor.beşeriyet sıfatlarını geçemeyip o halde kaldığı zaman tefrika halinde kalıyor. Tabii buradaki bu sözleri de anlatmak lazım, bunlar da yetmez.Tabii buradaki bu sözleri de anlatmak lazım, bunlar da yetmez. Şimdi insan Mevlâ'sına kavuşmak deniliyor ama, kavuşması deniliyor; bu nasıl bir şey?

Şimdi insan Mevlâ'sına kavuşmak deniliyor ama, kavuşması deniliyor; bu nasıl bir şey?
Allah'a kavuşmak, Allah'a vasıl olmak...Allah'a kavuşmak, Allah'a vasıl olmak... Falanca zat-ı muhterem efendim Allah'a vasıl olmuş,Falanca zat-ı muhterem efendim Allah'a vasıl olmuş, efendim vuslat makamına ermiş kimse filan deniliyor.efendim vuslat makamına ermiş kimse filan deniliyor. Ermiş diyoruz, ermek, ulaşmak diyoruz.Ermiş diyoruz, ermek, ulaşmak diyoruz. Bu nasıl olacak?Bu nasıl olacak? Yani yüksek bir yerde de şöyle uzanıp da mı eriyor?Yani yüksek bir yerde de şöyle uzanıp da mı eriyor? Ermek nasıl oluyor, ulaşmak nasıl oluyor?Ermek nasıl oluyor, ulaşmak nasıl oluyor? Bir yerde duruyor da onun yanına gidince mi yakın oluyor?Bir yerde duruyor da onun yanına gidince mi yakın oluyor? Allah'a yakınlaşmak...Allah'a yakınlaşmak... Esrarı nedir bu işin, şekli nedir?Esrarı nedir bu işin, şekli nedir? Bu neyle ilgili?

Bu neyle ilgili?
Allah bilgisiyle ilgili.Allah bilgisiyle ilgili. Allah bilgisi nedir kişideki? Marifetullahtır.Allah bilgisi nedir kişideki? Marifetullahtır. Sen Allah'ı biliyor musun?Sen Allah'ı biliyor musun? Belki biliyorum dese bile çok şey bilmiyordur.Belki biliyorum dese bile çok şey bilmiyordur. Çok insan Allah hakkında doğru, düzgün, sağlam, geniş bir bilgi bilmiyordur.Çok insan Allah hakkında doğru, düzgün, sağlam, geniş bir bilgi bilmiyordur. Bizim kardeşlerimiz inşallah biliyorlardır da çok kimse bilmez.Bizim kardeşlerimiz inşallah biliyorlardır da çok kimse bilmez. Çok kimse de yanlış bilir.Çok kimse de yanlış bilir. Mesela bir Amerikalıya -onlar Allah demiyor tabii, God diyor- nedir God?Mesela bir Amerikalıya -onlar Allah demiyor tabii, God diyor- nedir God? Yani Tanrı dediğin nedir dediğin zaman abuk sabuk bir şey söyleyecek.Yani Tanrı dediğin nedir dediğin zaman abuk sabuk bir şey söyleyecek. Sapık söyleyecek, yanlış söyleyecek!Sapık söyleyecek, yanlış söyleyecek! Çünkü Hazret-i İsa'nın tanrı olduğunu sanıyor.Çünkü Hazret-i İsa'nın tanrı olduğunu sanıyor. Yanlış!Yanlış! Kökünden yanlış.Kökünden yanlış. Bir Japon'a sorsan Tanrı nedir diye, o da abuk sabuk ve sapık bir şey söyleyecek. Neden?Bir Japon'a sorsan Tanrı nedir diye, o da abuk sabuk ve sapık bir şey söyleyecek. Neden? O da onda zaten kökü bozuk, adam güneşi tanrı sanıyor.O da onda zaten kökü bozuk, adam güneşi tanrı sanıyor. Ondan ne hayır gelir?Ondan ne hayır gelir? Güneşi tanrı sanan bir insan ne anlar bu işten?

Güneşi tanrı sanan bir insan ne anlar bu işten?
Ha demek ki Allah'a yakınlaşmak demek, Allah'ı doğru bilmekle ilgili bir şey.Ha demek ki Allah'a yakınlaşmak demek, Allah'ı doğru bilmekle ilgili bir şey. Yani Allah'ı doğru bilen bir insan Allah'a yakınlaşmayı da doğru bilir;Yani Allah'ı doğru bilen bir insan Allah'a yakınlaşmayı da doğru bilir; Allah'ı yanlış bilen bir insan Allah'a yakınlaşmaktan da hiçbir şey anlamaz.Allah'ı yanlış bilen bir insan Allah'a yakınlaşmaktan da hiçbir şey anlamaz. Aval aval bakar, ağzı açık durur, içine de sinek kaçar!Aval aval bakar, ağzı açık durur, içine de sinek kaçar! Anlamaz bir şey.Anlamaz bir şey. Şimdi tabii Allah'ı, Kur'an-ı Kerim'deŞimdi tabii Allah'ı, Kur'an-ı Kerim'de celle celâlühû kendisi hakkında buyuruyor ki:celle celâlühû kendisi hakkında buyuruyor ki: "Leyse ke-mislihî şey'" Hiç onun gibi bir şey yok!"Leyse ke-mislihî şey'" Hiç onun gibi bir şey yok! Allah gibi bir şey yok.Allah gibi bir şey yok. Mesela Allah farz edelim, hani biz putperest kavimler gibi değiliz.Mesela Allah farz edelim, hani biz putperest kavimler gibi değiliz. Ağaca tapmışlar, obje dediğimiz yani görünen bir şeye tapmışlar, bilinen bir şeye.Ağaca tapmışlar, obje dediğimiz yani görünen bir şeye tapmışlar, bilinen bir şeye. Şu dağa tapmışlar; işte bu dağ benim tanrım diyor mesela.Şu dağa tapmışlar; işte bu dağ benim tanrım diyor mesela. Veya bir hayvana tapmış; Eskimolar beyaz ayıya tapınıyormuş,Veya bir hayvana tapmış; Eskimolar beyaz ayıya tapınıyormuş, efendim bilmem Afrika'daki filanca kabile bilmem neye tapınıyormuş filan...efendim bilmem Afrika'daki filanca kabile bilmem neye tapınıyormuş filan... Tamam.Tamam. Allahu Teâlâ Hazretleri'ni biz öyle bilmiyoruz.

Allahu Teâlâ Hazretleri'ni biz öyle bilmiyoruz.
Kur'an-ı Kerim'de Allahu Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki: "Leyse ke-mislihî şey'" Allah'a benzeyen bir şey yok.Kur'an-ı Kerim'de Allahu Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki: "Leyse ke-mislihî şey'" Allah'a benzeyen bir şey yok. O halde benzeyen bir şey olmayınca biz teşbihle Allah'ı anlatabilir miyiz?O halde benzeyen bir şey olmayınca biz teşbihle Allah'ı anlatabilir miyiz? Anlatamayız! Şunun gibi diyebilir miyiz? Diyemeyiz.Anlatamayız! Şunun gibi diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Elektrik gibi diyemeyiz, güneş gibi diyemeyiz, hava gibi diyemeyiz,Elektrik gibi diyemeyiz, güneş gibi diyemeyiz, hava gibi diyemeyiz, efendim bilmem madde gibi diyemeyiz.efendim bilmem madde gibi diyemeyiz. "Leyse ke-mislihî şey'" hepsini kökünden silmiş."Leyse ke-mislihî şey'" hepsini kökünden silmiş. Onun gibi bir şey yok, onun gibi bir şey yok.Onun gibi bir şey yok, onun gibi bir şey yok. E bilemeyiz. Sonra ne buyurmuş?E bilemeyiz. Sonra ne buyurmuş? "Lâ tüdrikühü'l-ebsâru ve hüve yüdrikü'l-ebsâr""Lâ tüdrikühü'l-ebsâru ve hüve yüdrikü'l-ebsâr" Allah gözleri, gönülleri bildiği halde gözler onu göremez.Allah gözleri, gönülleri bildiği halde gözler onu göremez. Allah her şeyi bilir ama gözler, etrafı gören şu gözler onu görmez.Allah her şeyi bilir ama gözler, etrafı gören şu gözler onu görmez. "Lâ tüdrikühü'l-ebsâr" gözler Allah'ı kavrayamaz, idrak edemez, algılayamaz."Lâ tüdrikühü'l-ebsâr" gözler Allah'ı kavrayamaz, idrak edemez, algılayamaz. Yani demek ki biz bakıp da "Hah Allah şurada, bak gördüm" diyemeyeceğiz.Yani demek ki biz bakıp da "Hah Allah şurada, bak gördüm" diyemeyeceğiz. Yani öyle direk gibi, şekil gibi, renk gibi bir şey değil.Yani öyle direk gibi, şekil gibi, renk gibi bir şey değil. Binaenaleyh hiçbir şeye benzemeyen, hiçbir onun benzeri olmayan, benzersiz, nazirsiz, şeriksiz olan,

Binaenaleyh hiçbir şeye benzemeyen, hiçbir onun benzeri olmayan, benzersiz, nazirsiz, şeriksiz olan,
gözlerin görmediği Allahu Teâlâ Hazretleri'ni bir insan nasıl bilecek?gözlerin görmediği Allahu Teâlâ Hazretleri'ni bir insan nasıl bilecek? Al başına efendim mühim bir problem!Al başına efendim mühim bir problem! Büyük, altından kalkılmayacak bir soru!Büyük, altından kalkılmayacak bir soru! Ver bakalım cevabı.Ver bakalım cevabı. Benzeri yok, şeriki yok, naziri yok, gözler onu göremez...Benzeri yok, şeriki yok, naziri yok, gözler onu göremez... Nasıl bilecek?Nasıl bilecek? Allah celle celâlühû gözlerle görülmez ama gönülle bilinir!

Allah celle celâlühû gözlerle görülmez ama gönülle bilinir!
İnsanın Allah'ı bilme uzvu, organı, azası gözü değil gönlüdür!İnsanın Allah'ı bilme uzvu, organı, azası gözü değil gönlüdür! Gönlüyle bilinir.Gönlüyle bilinir. Onun için büyüklerimiz demişler ki: "Allah mü'min kulunun gönlüne tecelli eder."Onun için büyüklerimiz demişler ki: "Allah mü'min kulunun gönlüne tecelli eder." Onun için şair kısaca söylemiş ki:

Onun için şair kısaca söylemiş ki:
"Sür çıkar ağyârı dilden"Sür çıkar ağyârı dilden tâ tecellî ede Hak."tâ tecellî ede Hak." Ezberleyin bu çok güzel bir beyit!

Ezberleyin bu çok güzel bir beyit!
"Sür çıkar ağyârı dilden tâ tecellî ede Hak,"Sür çıkar ağyârı dilden tâ tecellî ede Hak, Padişah konmaz sarayaPadişah konmaz saraya hâne mâmur olmadan."hâne mâmur olmadan." Çok güzel bir şiir, tamamını ezberlemek lazım.Çok güzel bir şiir, tamamını ezberlemek lazım. Böyle güzel şiirler kaçırılır mı?Böyle güzel şiirler kaçırılır mı? Ezberlemek lazım boş şeyleri ezberleyeceğine.Ezberlemek lazım boş şeyleri ezberleyeceğine. Ne diyor bu beyitte şair?

Ne diyor bu beyitte şair?
Gönlünden yabancıları, mâsivallahı, gayrullahı çıkart!Gönlünden yabancıları, mâsivallahı, gayrullahı çıkart! Gönlünde başka bir şey kalmasın, Allah'tan başka bir şey koma gönlünde, Allah sevgisinden başka bir şey...Gönlünde başka bir şey kalmasın, Allah'tan başka bir şey koma gönlünde, Allah sevgisinden başka bir şey... Hepsini çıkart!Hepsini çıkart! "Sür çıkar ağyârı dilden" Dil, bu dil değil, lisan demek değil."Sür çıkar ağyârı dilden" Dil, bu dil değil, lisan demek değil. Dil gönül demek, Farsça dil gönül demek.Dil gönül demek, Farsça dil gönül demek. Türkçe dil bu demek, Türkçe dil ağızdakiTürkçe dil bu demek, Türkçe dil ağızdaki lisan dediğimiz efendim şeyimiz. İngilizce tongue diyor, o.lisan dediğimiz efendim şeyimiz. İngilizce tongue diyor, o. Ama Farsçada dil ne demek?Ama Farsçada dil ne demek? Gönül demek.Gönül demek. Türkçesi gönül, Farsçası dil, Arapçası kalb.Türkçesi gönül, Farsçası dil, Arapçası kalb. Kalp, dil, gönül... Hepsi aynı şey: Kalp.Kalp, dil, gönül... Hepsi aynı şey: Kalp. "Sür çıkar ağyârı dilden" Mâsivallahı kalbinden sür, çıkart, at!

"Sür çıkar ağyârı dilden" Mâsivallahı kalbinden sür, çıkart, at!
Kalbinden at diyor.Kalbinden at diyor. Yani gönlünden Allah'tan gayrı olan şeyleri at.Yani gönlünden Allah'tan gayrı olan şeyleri at. Ta ki, at ki Allah tecelli etsin gönlüne.Ta ki, at ki Allah tecelli etsin gönlüne. Senin kalbine Allah tecelli etsin.Senin kalbine Allah tecelli etsin. Çünkü sebep söylüyor:

Çünkü sebep söylüyor:
"Padişah konmaz saraya hâne mâmur olmadan." Padişah ev güzel, tertemiz, kıymetli, alımlı,"Padişah konmaz saraya hâne mâmur olmadan." Padişah ev güzel, tertemiz, kıymetli, alımlı, efendim şerefli olmayınca padişah gelip öyle bir yere yerleşmez, misafir olmaz.efendim şerefli olmayınca padişah gelip öyle bir yere yerleşmez, misafir olmaz. Âlem padişahı olan, Rabbü'l-âlemîn olanÂlem padişahı olan, Rabbü'l-âlemîn olan Allahu Teâlâ Hazretleri'nin senin gönlüneAllahu Teâlâ Hazretleri'nin senin gönlüne gelmesi için sen gönlündeki mâsivallah pisliklerini çıkart,gelmesi için sen gönlündeki mâsivallah pisliklerini çıkart, tertemiz yap bakalım orayı, gönlün tertemiz olsun!tertemiz yap bakalım orayı, gönlün tertemiz olsun! Tabii anlıyoruz ki

Tabii anlıyoruz ki
gönülden pis duygular gidecek,gönülden pis duygular gidecek, çirkin düşünceler gidecek,çirkin düşünceler gidecek, kötü niyetler gidecek.kötü niyetler gidecek. İçimizde, insanoğlunun içindeki kötü huylar temizlenecek.İçimizde, insanoğlunun içindeki kötü huylar temizlenecek. İnsanoğlunun içinden kötü duygular gidince, kötü fikirler gidince,İnsanoğlunun içinden kötü duygular gidince, kötü fikirler gidince, kötü niyetler gidince, kötü huylar gidince tertemiz,kötü niyetler gidince, kötü huylar gidince tertemiz, çok iyi niyetli bir insan olunca Allah tecelli edecek.çok iyi niyetli bir insan olunca Allah tecelli edecek. O zaman tecelli edecek, doğru!O zaman tecelli edecek, doğru! Allahu Teâlâ Hazretleri insan gönlüyle bilir, gönlüyle bulur, gönlüyle müşahede eder.

Allahu Teâlâ Hazretleri insan gönlüyle bilir, gönlüyle bulur, gönlüyle müşahede eder.
Onun için gönle nazar etmek lazım,Onun için gönle nazar etmek lazım, gönül alemine teveccüh etmek lazım kigönül alemine teveccüh etmek lazım ki Allah'ın tecellisine mazhar olsun.Allah'ın tecellisine mazhar olsun. Bir de şu var:

Bir de şu var:
Bilmeyen bir insana hiç görmediği bir şeyi benzetme olmadan,Bilmeyen bir insana hiç görmediği bir şeyi benzetme olmadan, benzemediğine göre anlatmak mümkün değildir.benzemediğine göre anlatmak mümkün değildir. Mesela anadan doğma kör olan bir insanın kırmızı renk ne demek,Mesela anadan doğma kör olan bir insanın kırmızı renk ne demek, yeşil renk ne demek anlaması mümkün değil; çünkü gözü yok, anlamaz!yeşil renk ne demek anlaması mümkün değil; çünkü gözü yok, anlamaz! Tatma duygusu olmayan bir kimseninTatma duygusu olmayan bir kimsenin ekşi ne demek, tatlı ne demek, efendim acı ne demek anlaması mümkün değil, gibi...ekşi ne demek, tatlı ne demek, efendim acı ne demek anlaması mümkün değil, gibi... Hiçbir şeye benzemeyen Allahu Teâlâ Hazretleri'ni

Hiçbir şeye benzemeyen Allahu Teâlâ Hazretleri'ni
tatmayan, bulmayan, bilmeyen, anlamayan bir kimseye tadan, bulan, bilen bir kimse anlatamaz. Neden?tatmayan, bulmayan, bilmeyen, anlamayan bir kimseye tadan, bulan, bilen bir kimse anlatamaz. Neden? Ne desin de anlatsın?Ne desin de anlatsın? Tatmayan bilmez! Nasıl anlatacak yani?Tatmayan bilmez! Nasıl anlatacak yani? Anlatamaz.Anlatamaz. Ancak der ki: "Çok güzel!Ancak der ki: "Çok güzel! Son derece, sonsuz derecede tatlı bir alem, çok güzel bir duygu, efendim tarifsizSon derece, sonsuz derecede tatlı bir alem, çok güzel bir duygu, efendim tarifsiz efendim şerefli bir şey, son derece..." Bir şeyler der ama ne?efendim şerefli bir şey, son derece..." Bir şeyler der ama ne? Onun ne demek istediğini sen onu müşahede etmeyince anlayamazsın.Onun ne demek istediğini sen onu müşahede etmeyince anlayamazsın. Onun için büyüklerimiz demişler ki:

Onun için büyüklerimiz demişler ki:
"Allah'ı celle celâlühû sana bildirse bildirse yine Allah bildirir." Başkası bildiremez. Neden?"Allah'ı celle celâlühû sana bildirse bildirse yine Allah bildirir." Başkası bildiremez. Neden? Allah her şeye kadir olduğu için.Allah her şeye kadir olduğu için. Tarif edilmeyen şey Allah için mümkün mü, imkansızlık mümkün mü?Tarif edilmeyen şey Allah için mümkün mü, imkansızlık mümkün mü? Yapamaz diyebilir misin herhangi bir şeyi?Yapamaz diyebilir misin herhangi bir şeyi? Allah yapılamayanı yaptığından, her şeye kadir olduğundan o bildirir.Allah yapılamayanı yaptığından, her şeye kadir olduğundan o bildirir. Başkasının bildiremediği şeyi o bildirir.Başkasının bildiremediği şeyi o bildirir. "Haa bu muymuş?"Haa bu muymuş? Aman Allah'ım bayıldım!" dersin bildirdiği zaman.Aman Allah'ım bayıldım!" dersin bildirdiği zaman. Bildirmediği zaman da bildirmeye kimse bilemez.Bildirmediği zaman da bildirmeye kimse bilemez. Tabii bu sözler nerelere kadar gider, daha başka ne kadar konuşmak lazım...Tabii bu sözler nerelere kadar gider, daha başka ne kadar konuşmak lazım... Allahu Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki, Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor, neden hep Kur'an'ı delil alıyoruz?Allahu Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki, Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor, neden hep Kur'an'ı delil alıyoruz? Çünkü Allah'ın kelamı, en sağlam kaynak o.Çünkü Allah'ın kelamı, en sağlam kaynak o. Müslümanın anayasası, imanın anayasası Kur'an-ı Kerim, her şeyinMüslümanın anayasası, imanın anayasası Kur'an-ı Kerim, her şeyin bilgisi orada; onun için oradan şey yapıyoruz.bilgisi orada; onun için oradan şey yapıyoruz. Hiç de tereddüt etmiyoruz orada söyledikten sonra.Hiç de tereddüt etmiyoruz orada söyledikten sonra. Musa aleyhisselam da Allah'ı görmek istemiş de "Göremezsin" buyurmuş mesela.

Musa aleyhisselam da Allah'ı görmek istemiş de "Göremezsin" buyurmuş mesela.
O da sanmış ki şöyle gözüyle baktığı zaman görebilir, "Göremezsin" denmiş.O da sanmış ki şöyle gözüyle baktığı zaman görebilir, "Göremezsin" denmiş. Şimdi bir de buyuruyor ki Allahu Teâlâ Hazretleri:Şimdi bir de buyuruyor ki Allahu Teâlâ Hazretleri: "Ve hüve meaküm eyne mâ küntüm""Ve hüve meaküm eyne mâ küntüm" Siz nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir!Siz nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir! Nerede olursanız olun...Nerede olursanız olun... "Sen" demiyor, "siz" diyor. Herkes!"Sen" demiyor, "siz" diyor. Herkes! Herkes nerede olursa olsun demek efendim her yer demek yani netice itibariyle.Herkes nerede olursa olsun demek efendim her yer demek yani netice itibariyle. Onun için Allah her yerde hazır ve nazır, her yerde.Onun için Allah her yerde hazır ve nazır, her yerde. Bir yerde değil, bir mekanda değil,Bir yerde değil, bir mekanda değil, bir cihette değil, bir yönde değil,bir cihette değil, bir yönde değil, bir tarafta değil; her yerde her anda o bir şanda.bir tarafta değil; her yerde her anda o bir şanda. Her anda bir tecellide, her yerde.Her anda bir tecellide, her yerde. "Ve hüve meaküm eyne mâ küntüm" Nerede olursanız o sizinle beraber."Ve hüve meaküm eyne mâ küntüm" Nerede olursanız o sizinle beraber. Bu nasıl bir beraberlik?

Bu nasıl bir beraberlik?
O bizimle beraber olduğunda olduğu halde biz nasıl ondan uzağız?O bizimle beraber olduğunda olduğu halde biz nasıl ondan uzağız? Ne kadar ayıp!Ne kadar ayıp! Ne kadar acayip bir şey ki efendim Allah kuluna şah damarından daha yakın, kulu RabbindenNe kadar acayip bir şey ki efendim Allah kuluna şah damarından daha yakın, kulu Rabbinden korkunç mesafelerde uzak!korkunç mesafelerde uzak! Tarifsiz derecelerde uzak yani.Tarifsiz derecelerde uzak yani. Ne kadar ayıp, ne kadar acayip...Ne kadar ayıp, ne kadar acayip... Allah yakın, kul uzak!Allah yakın, kul uzak! Hadis-i kudsîde Allahu Teâlâ Hazretleri buyurmuş ki:

Hadis-i kudsîde Allahu Teâlâ Hazretleri buyurmuş ki:
"Kulum bana bir karış gelirse ben ona bir arşın gelirim."Kulum bana bir karış gelirse ben ona bir arşın gelirim. O bana bir arşın gelirse ben ona bir kulaç gelirim.O bana bir arşın gelirse ben ona bir kulaç gelirim. O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim."O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim." Fesübhanallah...Fesübhanallah... Yine çevirelim bir sayfa daha Kur'an-ı Kerim'de ne buyuruyor Allahu Teâlâ Hazretleri, bismillâhirrahmânirrahîm:Yine çevirelim bir sayfa daha Kur'an-ı Kerim'de ne buyuruyor Allahu Teâlâ Hazretleri, bismillâhirrahmânirrahîm: "Hüve'l-evvelü ve'l-âhiru ve'z-zâhiru ve'l-bâtın, ve hüve bi-külli şey'in alîm." O evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır."Hüve'l-evvelü ve'l-âhiru ve'z-zâhiru ve'l-bâtın, ve hüve bi-külli şey'in alîm." O evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır. Zahirdir, batındır.Zahirdir, batındır. Buyur bakalım!Buyur bakalım! Gel bakalım, anla bakalım, izah et bakalım, efendim kavra bakalım!Gel bakalım, anla bakalım, izah et bakalım, efendim kavra bakalım! Evvel ve ahir odur, zahir ve batın odur.Evvel ve ahir odur, zahir ve batın odur. Şimdi tabii

Şimdi tabii
kim neyi isterse Allah istediğini veriyor: "Bana dua edin, ben istediğinizi vereyim."kim neyi isterse Allah istediğini veriyor: "Bana dua edin, ben istediğinizi vereyim." Sen niye Allah'ı bulamıyorsun?Sen niye Allah'ı bulamıyorsun? Sen Allah'ı istemiyorsun da ondan!Sen Allah'ı istemiyorsun da ondan! Parayı istiyorsun, parayı buluyorsun.Parayı istiyorsun, parayı buluyorsun. Tahsili istiyorsun, çalışıyorsun, tahsili yapıyorsun.Tahsili istiyorsun, çalışıyorsun, tahsili yapıyorsun. Efendim evlenmek istiyorsun, eş buluyorsun.Efendim evlenmek istiyorsun, eş buluyorsun. Efendim iş arıyorsun, iş buluyorsun.Efendim iş arıyorsun, iş buluyorsun. E Allah'ı aramıyorsun, istemiyorsun!E Allah'ı aramıyorsun, istemiyorsun! Candan bir istedin mi Allah'ı?

Candan bir istedin mi Allah'ı?
"Şu Allah'ı bir bulayım, bir bileyim, bir kavuşayım" bir içine ateş düştü mü?"Şu Allah'ı bir bulayım, bir bileyim, bir kavuşayım" bir içine ateş düştü mü? Bir kavuşma arzusu düştü mü?Bir kavuşma arzusu düştü mü? Yok, hiç öyle bir merak bizim içimize aşılanmadı ki küçükten beri.Yok, hiç öyle bir merak bizim içimize aşılanmadı ki küçükten beri. Hep mâsivâ dediğimiz Allah'tan gayrı şeylerle meşgul oluyor insanoğlunun gönlü.Hep mâsivâ dediğimiz Allah'tan gayrı şeylerle meşgul oluyor insanoğlunun gönlü. Küçükken şekerle meşgul oluyor, çikolatayla meşgul oluyor, sütle meşgul oluyor,Küçükken şekerle meşgul oluyor, çikolatayla meşgul oluyor, sütle meşgul oluyor, efendim tatlıyla meşgul oluyor, oyuncakla meşgul oluyor,efendim tatlıyla meşgul oluyor, oyuncakla meşgul oluyor, oyalanacak şeylerle meşgul oluyor.oyalanacak şeylerle meşgul oluyor. Biraz büyüyor efendim, biraz gelişiyor, ergenlik çağına geliyor;Biraz büyüyor efendim, biraz gelişiyor, ergenlik çağına geliyor; başka insanlarla meşgul oluyor, karşı cinsle meşgul oluyor, hatta ona aşık oluyor,başka insanlarla meşgul oluyor, karşı cinsle meşgul oluyor, hatta ona aşık oluyor, hatta romanlara mevzu oluyor, hikayelere konu oluyor.hatta romanlara mevzu oluyor, hikayelere konu oluyor. Candan istiyor, arzu var içinde, bir müddet de onunla oyalanıyor.Candan istiyor, arzu var içinde, bir müddet de onunla oyalanıyor. Ondan sonra muradına eriyor, tamam: Nişan, nikah, düğün, evlilik...

Ondan sonra muradına eriyor, tamam: Nişan, nikah, düğün, evlilik...
Tamam mı paşam? E tamam.Tamam mı paşam? E tamam. Erdin mi muradına?Erdin mi muradına? Murad mıydı yani bu?Murad mıydı yani bu? Asıl mıydı bu, esas mıydı, gaye miydi?Asıl mıydı bu, esas mıydı, gaye miydi? İşte gör, oldu işte, evlendin.İşte gör, oldu işte, evlendin. Bak senden önce nice evli insan vardı, işte şimdi sen de evlendin.Bak senden önce nice evli insan vardı, işte şimdi sen de evlendin. Haa, hayatın gayesi bu da değilmiş ya!Haa, hayatın gayesi bu da değilmiş ya! Şeker değilmiş, efendim bilmem eş değilmiş filan...Şeker değilmiş, efendim bilmem eş değilmiş filan... Oyalanıyor insanoğlu.

Oyalanıyor insanoğlu.
Çeşitli mâsivallah olan, yani şairin "Gönlünden çıkart!" dediği şeylerle oyalanıyor.Çeşitli mâsivallah olan, yani şairin "Gönlünden çıkart!" dediği şeylerle oyalanıyor. Sadi diyor ki: "Ömr-i girân-mâyeSadi diyor ki: "Ömr-i girân-mâye der-în sarf şod / Tâ çi hôrem sayfe vü çi pûşem şitâ." Şu aziz ömür, şu kıymetli sermayesi olan insanın ömrüder-în sarf şod / Tâ çi hôrem sayfe vü çi pûşem şitâ." Şu aziz ömür, şu kıymetli sermayesi olan insanın ömrü "Kışın ne örteyim, yazın ne yiyeyim?" demekle geçti."Kışın ne örteyim, yazın ne yiyeyim?" demekle geçti. Doğru!Doğru! Ekseriyetle insanların derdi yemek, içmek, giyinmek, kuşanmak filan...Ekseriyetle insanların derdi yemek, içmek, giyinmek, kuşanmak filan... Bunların hepsi gaye değil.

Bunların hepsi gaye değil.
Nereden anlaşılıyor?Nereden anlaşılıyor? Elde ediyorsun, pek önemli olmadığını anlıyorsun.Elde ediyorsun, pek önemli olmadığını anlıyorsun. Hatta bıkıyorsun!Hatta bıkıyorsun! Şekeri yiye yiye çocuk şekerden bıkıyor.Şekeri yiye yiye çocuk şekerden bıkıyor. Bir zaman geliyor eşinden bıkıyor insanoğlu...Bir zaman geliyor eşinden bıkıyor insanoğlu... Hani o da o da esas değilmiş, o da esas değilmiş.Hani o da o da esas değilmiş, o da esas değilmiş. Asıl esas olan ne?

Asıl esas olan ne?
Asıl güzeller güzeli,Asıl güzeller güzeli, her güzelliği yaratan,her güzelliği yaratan, her şeyin sahibi olan,her şeyin sahibi olan, her kemalatın maliki olan,her kemalatın maliki olan, her şeye kadir olan,her şeye kadir olan, tariflere sığmayacak kadar efendim Esmâ-i Hüsnâ'sı, en güzel sıfatları olan...tariflere sığmayacak kadar efendim Esmâ-i Hüsnâ'sı, en güzel sıfatları olan... Esmâ-i Hüsnâ ne demek muhterem kardeşlerim?Esmâ-i Hüsnâ ne demek muhterem kardeşlerim? Kelimelerini düşünürse insan manaları yakalar.Kelimelerini düşünürse insan manaları yakalar. Esmâ isimler demek, hüsnâ ne demek?Esmâ isimler demek, hüsnâ ne demek? En güzel demek.En güzel demek. En güzel isimler, sıfatlar kimin?En güzel isimler, sıfatlar kimin? Allah'ın. Neden?Allah'ın. Neden? E vasıf güzel de onun ismi de ondan güzel oluyor.E vasıf güzel de onun ismi de ondan güzel oluyor. Allah'ın her şeyi çok güzel, en güzel!Allah'ın her şeyi çok güzel, en güzel! Çok güzel değil, en güzel.Çok güzel değil, en güzel. E sen en güzeli bırakıp da kusurlu, eksikli güzelle ömrünü geçiriyorsun!

E sen en güzeli bırakıp da kusurlu, eksikli güzelle ömrünü geçiriyorsun!
Hiçbir şey anlamadan, hayatın manasını da kavramadanHiçbir şey anlamadan, hayatın manasını da kavramadan gençlik çağı geçiyor, çocukluk geçiyor,gençlik çağı geçiyor, çocukluk geçiyor, gençlik geçiyor, olgunluk geçiyor,gençlik geçiyor, olgunluk geçiyor, ergenlik geçiyor, ihtiyarlık geliyor,ergenlik geçiyor, ihtiyarlık geliyor, bunaklık geliyor, ölüm geliyor, gidiyor...bunaklık geliyor, ölüm geliyor, gidiyor... Hiçbir şey anlamadı!Hiçbir şey anlamadı! Hayattan hiçbir şey anlamadı.Hayattan hiçbir şey anlamadı. Hayatın manasını anlamadı, hayatta asıl peşinde koşulacak en güzel ideali bulamadı.Hayatın manasını anlamadı, hayatta asıl peşinde koşulacak en güzel ideali bulamadı. Bulamıyor çok insanlar.Bulamıyor çok insanlar. Çok insanlar bunu bulamıyor, hatta bu sözler bile tesir etmiyor. Neden?Çok insanlar bunu bulamıyor, hatta bu sözler bile tesir etmiyor. Neden? Tesir etse, anlasa o zaman işler çok farklı olacak.Tesir etse, anlasa o zaman işler çok farklı olacak. İşte cem Allah'la beraber olmak demek aslında, tefrika da o beraberlik zevkinden mahrum olmak demek.İşte cem Allah'la beraber olmak demek aslında, tefrika da o beraberlik zevkinden mahrum olmak demek. Demek ki vecd halinde insan Allah'a yakınlaşmış oluyor, o zaman cem oluyor.Demek ki vecd halinde insan Allah'a yakınlaşmış oluyor, o zaman cem oluyor. Beşeriyet sıfatlarıBeşeriyet sıfatları bastırdığı zaman o zaman tefrika oluyor, ayrılık oluyor, ayrılma oluyor.bastırdığı zaman o zaman tefrika oluyor, ayrılık oluyor, ayrılma oluyor. E beşeriyet sıfatları nedir?

E beşeriyet sıfatları nedir?
Beşeriyet ne yapar yani?Beşeriyet ne yapar yani? Acıkır, acıkma duygusu öne geçtiği zaman...Acıkır, acıkma duygusu öne geçtiği zaman... Uykusu gelir, uykusu geldiği zaman...Uykusu gelir, uykusu geldiği zaman... İçine bazı şiddetli arzular düşer,İçine bazı şiddetli arzular düşer, o arzuların peşine düştüğü zamano arzuların peşine düştüğü zaman işte gözü körleşiyor,işte gözü körleşiyor, asıl şeyi bulamıyor.asıl şeyi bulamıyor. O zaman tefrikaya düşüyor, o zaman keyfi zevki bulamıyor, kaybediyor; ayrılıkta, gayrılıkta kalıyor.O zaman tefrikaya düşüyor, o zaman keyfi zevki bulamıyor, kaybediyor; ayrılıkta, gayrılıkta kalıyor. Bu kadar söyleyelim.Bu kadar söyleyelim. Evet: "Semi'tü Abde'l-Vâhidi'bne Bekrin, yekùlü: Semi'tü Hemmâme'bne'l-Hârisi, yekùlü: Semi'tü'l-Cüneyde yekùlü"

Evet: "Semi'tü Abde'l-Vâhidi'bne Bekrin, yekùlü: Semi'tü Hemmâme'bne'l-Hârisi, yekùlü: Semi'tü'l-Cüneyde yekùlü"
Üç râvinin ismini zikrediyor müellif.

Üç râvinin ismini zikrediyor müellif.
O ondan, o ondan, o ondan duymuş.O ondan, o ondan, o ondan duymuş. Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri şöyle söylemiş:Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri şöyle söylemiş: "Bâbü külli ilmin nefîsin celîlin bezlü'l-mechûdi."Bâbü külli ilmin nefîsin celîlin bezlü'l-mechûdi. Ve leyse men taleballâheVe leyse men taleballâhe bi-bezli'l-mechûdi kemen talebehû min tarîkı'l-cûdi."bi-bezli'l-mechûdi kemen talebehû min tarîkı'l-cûdi." O kadar güzel ki Arapça sözler,

O kadar güzel ki Arapça sözler,
o kadar güzel ki bilseniz,o kadar güzel ki bilseniz, o kadar tatlı ki kelimelerin seçilişi...o kadar tatlı ki kelimelerin seçilişi... Kısa kısa izah etmeye çalışalım:Kısa kısa izah etmeye çalışalım: "Bâbü külli ilmin nefîsin celîlin bezlü'l-mechûdi" Her nefis, celil, ulu, güzel, tatlı, hoş, kıymetli ilmin"Bâbü külli ilmin nefîsin celîlin bezlü'l-mechûdi" Her nefis, celil, ulu, güzel, tatlı, hoş, kıymetli ilmin giriş yolu, kapısı bezlü'l-mechûddur.giriş yolu, kapısı bezlü'l-mechûddur. Ne demek?Ne demek? Elinden geldiği kadar gayreti sarf etmektir.Elinden geldiği kadar gayreti sarf etmektir. Bezletmek biliyorsunuz bol bol vermek demek.Bezletmek biliyorsunuz bol bol vermek demek. Mechûd, insanın sarf ettiği gayrete derler.Mechûd, insanın sarf ettiği gayrete derler. Yani gayretini elinden geldiği kadar sarf ederek o güzel ilimler elde edilir.Yani gayretini elinden geldiği kadar sarf ederek o güzel ilimler elde edilir. "Bâbü külli ilmin nefîsin celîlin" Her nefis ve celil olan ilmin kapısı"Bâbü külli ilmin nefîsin celîlin" Her nefis ve celil olan ilmin kapısı gayreti bezletmektir, gayret etmektir, çalışmak çabalamaktır.gayreti bezletmektir, gayret etmektir, çalışmak çabalamaktır. Tabii nefis ne demek?Tabii nefis ne demek? Şahane, nefse çok tatlı gelen, çok güzel demek.Şahane, nefse çok tatlı gelen, çok güzel demek. İlm-i nefis yani çok güzel ilim.İlm-i nefis yani çok güzel ilim. Celil ne demek?

Celil ne demek?
Ulu demek, azametli, kıymetli, büyük ve çok güzel ilmin, her güzel ilmin efendim kapısı gayreti sarf etmektir,Ulu demek, azametli, kıymetli, büyük ve çok güzel ilmin, her güzel ilmin efendim kapısı gayreti sarf etmektir, çok gayret sarf etmektir: Bezlü'l-mechûd. Eh, deminki sözümüze bağlayalım!çok gayret sarf etmektir: Bezlü'l-mechûd. Eh, deminki sözümüze bağlayalım! Cüneyd-i Bağdâdî'nin bu sözünü hemen bağlayalım, konu birbiriyle ilgili:Cüneyd-i Bağdâdî'nin bu sözünü hemen bağlayalım, konu birbiriyle ilgili: Allah bilgisi bilgilerin en güzeli mi, en nefisi mi?Allah bilgisi bilgilerin en güzeli mi, en nefisi mi? En nefisi.En nefisi. En ulusu, en celili, en kıymetlisi mi?En ulusu, en celili, en kıymetlisi mi? En kıymetlisi, şek şüphe yok.En kıymetlisi, şek şüphe yok. Her ilim çalışmakla elde ediliyorsa Allah bilgisi oturduğu yerden öğrenilir mi?Her ilim çalışmakla elde ediliyorsa Allah bilgisi oturduğu yerden öğrenilir mi? Ona da çalışacak!Ona da çalışacak! Allah'ın marifetullahını, Allah bilgisini, Allah'ı tanımayı elde etmek için ne yapacak insan?Allah'ın marifetullahını, Allah bilgisini, Allah'ı tanımayı elde etmek için ne yapacak insan? Ne yapacaksınız, ne yapacağız?Ne yapacaksınız, ne yapacağız? Çalışılacak!Çalışılacak! Ter dökülecek, gayret sarf edilecek.Ter dökülecek, gayret sarf edilecek. Nedir Allah'ın bilgisini, ilmini, marifetini elde etmenin, tanışıklığını kazanmanın ilmi?Nedir Allah'ın bilgisini, ilmini, marifetini elde etmenin, tanışıklığını kazanmanın ilmi? Tasavvuftur!Tasavvuftur! Tasavvuftaki metotlardır, çalışmalardır, riyazettir, uğraşmadır.Tasavvuftaki metotlardır, çalışmalardır, riyazettir, uğraşmadır. Ne yapıyor şeyh?Ne yapıyor şeyh? Şeyh efendi bir kimseyi alıyor tarikata, tasavvufa ne yapıyor?Şeyh efendi bir kimseyi alıyor tarikata, tasavvufa ne yapıyor? Kimsenin bildiği yok ki!Kimsenin bildiği yok ki! Millet tarikata düşman, tasavvufa düşman, dervişe düşman, efendim zikre düşman, şeyhe düşman...

Millet tarikata düşman, tasavvufa düşman, dervişe düşman, efendim zikre düşman, şeyhe düşman...
Niye düşman?Niye düşman? Ondan da haberi yok!Ondan da haberi yok! Yanlış şeyler var kafasında, ondan düşman.Yanlış şeyler var kafasında, ondan düşman. Kötü bir şey sanıyor, ondan düşman.Kötü bir şey sanıyor, ondan düşman. Yahu ne yapıyor şeyh efendi bir insanı aldığı zaman?Yahu ne yapıyor şeyh efendi bir insanı aldığı zaman? Ne yapmış veyahut, bırakalım ne yapıyorsunuz; tarihte ne yapmış?Ne yapmış veyahut, bırakalım ne yapıyorsunuz; tarihte ne yapmış? Yani Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri'ne bir derviş gitmiş de, bağlanmış da fena mı olmuş?

Yani Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri'ne bir derviş gitmiş de, bağlanmış da fena mı olmuş?
Yok, iyi olmuş hocam.Yok, iyi olmuş hocam. Nerede Mevlânâ gibi olsa...Nerede Mevlânâ gibi olsa... Yunus Emre Hazretleri'ne bir derviş gitmiş, bağlanmış da fena şeyler mi öğrenmiş?

Yunus Emre Hazretleri'ne bir derviş gitmiş, bağlanmış da fena şeyler mi öğrenmiş?
Yok hocam, keşke Yunus gibi olsa, ne güzel şeyler öğrenmiş.Yok hocam, keşke Yunus gibi olsa, ne güzel şeyler öğrenmiş. E peki Eşrefoğlu Rûmî Hazretleri'ne bağlanmış da fena mı olmuş?

E peki Eşrefoğlu Rûmî Hazretleri'ne bağlanmış da fena mı olmuş?
Yok hocam.Yok hocam. E Hacı Bayrâm-ı Velî'ye bağlanmış da fena mı olmuş?

E Hacı Bayrâm-ı Velî'ye bağlanmış da fena mı olmuş?
Yok hocam.Yok hocam. İbrâhim Hakkı Hazretleri'ne bağlanmış da onun terbiyesinden, tornasından, tezgahından,İbrâhim Hakkı Hazretleri'ne bağlanmış da onun terbiyesinden, tornasından, tezgahından, elinden, sanatından geçmiş de fena mı olmuş?elinden, sanatından geçmiş de fena mı olmuş? Yok hocam.Yok hocam. E ne olmuş bu adamlar?

E ne olmuş bu adamlar?
Efendi olmuş!Efendi olmuş! Kâmil insan olmuş, olgun insan olmuş,Kâmil insan olmuş, olgun insan olmuş, ahlaklı insan olmuş, temiz insan olmuş, tatlı insan olmuş,ahlaklı insan olmuş, temiz insan olmuş, tatlı insan olmuş, geçimli insan olmuş, hayırsever insan olmuş.geçimli insan olmuş, hayırsever insan olmuş. E iyi olmuş ya!E iyi olmuş ya! Odun girmiş buraya, tomruk olarak girmiş; buradan zarif bir sanat eseri olarak çıkmış.Odun girmiş buraya, tomruk olarak girmiş; buradan zarif bir sanat eseri olarak çıkmış. İyi yontulmuş maşallah bu tezgahta, iyi olmuş.İyi yontulmuş maşallah bu tezgahta, iyi olmuş. Bu Üsküdar'da bu adam hart hurt bir adamdı, höt be höt bir adamdı efendim.

Bu Üsküdar'da bu adam hart hurt bir adamdı, höt be höt bir adamdı efendim.
E bu tezgaha girdi,E bu tezgaha girdi, öbür taraftan şöyle bir halim selim insan çıktı.öbür taraftan şöyle bir halim selim insan çıktı. Ha güzel bir şey demek!Ha güzel bir şey demek! Bu güzelliği tarihten biliyor, bu devirde tasavvufa düşman.Bu güzelliği tarihten biliyor, bu devirde tasavvufa düşman. Neden?Neden? Antipropaganda var, aleyhte propaganda var,Antipropaganda var, aleyhte propaganda var, kötüleme var, yalan yanlışkötüleme var, yalan yanlış sözler var ve kötü misaller var tabii.sözler var ve kötü misaller var tabii. Olsun! Her...Olsun! Her... her ilimde, her yolda, her dalda, her meslekte kötü misal vardır.her ilimde, her yolda, her dalda, her meslekte kötü misal vardır. Yani bir öğretmen talebesine tecavüz etmişse öğretmenlik mesleği tamamen mi kötü?

Yani bir öğretmen talebesine tecavüz etmişse öğretmenlik mesleği tamamen mi kötü?
Değil!Değil! O öğretmen kötü.O öğretmen kötü. Bir baba evini barkını terk etmiş...

Bir baba evini barkını terk etmiş...
terk etmiş, hanımına çocuğuna bakmamış, perişan etmişse bütün babalar mı kötü?terk etmiş, hanımına çocuğuna bakmamış, perişan etmişse bütün babalar mı kötü? Hayır! O baba kötü.Hayır! O baba kötü. E ben Müslüman'ım diyen bir insan

E ben Müslüman'ım diyen bir insan
filanca yerde bir günah işlemiş,filanca yerde bir günah işlemiş, bir hata işlemişse Müslümanlık mı kötü?bir hata işlemişse Müslümanlık mı kötü? Hayır!Hayır! Efendim filanca şahıs işte şöyle yapmış, böyle yapmış; yol mu kötü? Hayır!Efendim filanca şahıs işte şöyle yapmış, böyle yapmış; yol mu kötü? Hayır! Sen yolun esasını al, bak!Sen yolun esasını al, bak! Ermenilikten dönüp de Müslüman olmuş bir kimseye papazlar gelip gidip diyorlar ki:Ermenilikten dönüp de Müslüman olmuş bir kimseye papazlar gelip gidip diyorlar ki: "İslam'a girdin, niye girdin? Dön bize!"İslam'a girdin, niye girdin? Dön bize! İslam kötü...İslam kötü... Bak Kapalıçarşı'da tüccar yalan söylüyor.Bak Kapalıçarşı'da tüccar yalan söylüyor. Müslüman güya, hacı efendi şurada şöyle yapıyor, şu hileyi yapıyor..." O demiş ki: "Siz onlara bakmayın!Müslüman güya, hacı efendi şurada şöyle yapıyor, şu hileyi yapıyor..." O demiş ki: "Siz onlara bakmayın! Siz suyun kaynağına bakın!Siz suyun kaynağına bakın! Dağdaki ilk çıktığı... çıktığı yerdeki pınarın temiz suyuna bakın!Dağdaki ilk çıktığı... çıktığı yerdeki pınarın temiz suyuna bakın! Şehirdeki lağımdaki suya bakmayın!Şehirdeki lağımdaki suya bakmayın! Oraya bakın, asıl kaynağına bakın!" demiş.Oraya bakın, asıl kaynağına bakın!" demiş. Oraya bakılacak.Oraya bakılacak. Şimdi tabii tasavvuf ilmi nedir?

Şimdi tabii tasavvuf ilmi nedir?
Nefsi terbiye etme ilmidir, ahlakı güzelleştirme ilmidir.Nefsi terbiye etme ilmidir, ahlakı güzelleştirme ilmidir. Tasavvuf ilmi güzel.Tasavvuf ilmi güzel. E tasavvufun ehli değilse bir insan; öğreten iyi değilse, öğrenen iyi değilse kusur öğretende ve öğrenende.E tasavvufun ehli değilse bir insan; öğreten iyi değilse, öğrenen iyi değilse kusur öğretende ve öğrenende. İlim kötü değil!İlim kötü değil! Matematikte hoca zayıf diye

Matematikte hoca zayıf diye
veya öğrenci problemi yanlış çözdü diye matematik ilmi fena mı?veya öğrenci problemi yanlış çözdü diye matematik ilmi fena mı? Fizik ilmi fena mı?Fizik ilmi fena mı? Değil!Değil! O ilimler güzel, onlar...O ilimler güzel, onlar... o şahıslar nakıs.o şahıslar nakıs. Onun için tasavvuf ilmi eğer

Onun için tasavvuf ilmi eğer
marifetullahsa, Allah'ı tanıma ilmi ise hepimize en lazım olan şey!marifetullahsa, Allah'ı tanıma ilmi ise hepimize en lazım olan şey! Süleyman Demirel'e de lazım, Tansu Çiller'e de lazım, efendim herkese lazım!Süleyman Demirel'e de lazım, Tansu Çiller'e de lazım, efendim herkese lazım! Tepeden tırnağa, yukarıdan aşağıya herkese lazım.Tepeden tırnağa, yukarıdan aşağıya herkese lazım. Allah'ı tanıyacak.Allah'ı tanıyacak. Kainatı yaratan, kendisine nimetleri gönderen efendim Rabbini bilecek!Kainatı yaratan, kendisine nimetleri gönderen efendim Rabbini bilecek! Fena mı?Fena mı? En önemli şey!En önemli şey! Marifetullah tasavvufla elde ediliyor.

Marifetullah tasavvufla elde ediliyor.
Yani tasavvufun konusu marifetullah...Yani tasavvufun konusu marifetullah... Ooo o zaman tasavvuf güzel!Ooo o zaman tasavvuf güzel! Nefsi terbiye etme ilmi...Nefsi terbiye etme ilmi... Ooo o zaman tasavvuf güzel!Ooo o zaman tasavvuf güzel! Ahlakı güzelleştirme, kötü huyları atıp iyi huyları almak...Ahlakı güzelleştirme, kötü huyları atıp iyi huyları almak... Ooo o zaman tasavvuf güzel!Ooo o zaman tasavvuf güzel! Bak tamam.Bak tamam. E peki niye itiraz ediyorsun?E peki niye itiraz ediyorsun? Hem de Müslüman'ım diye çıkıp itiraz ediyor.Hem de Müslüman'ım diye çıkıp itiraz ediyor. "Tasavvuf" diyor, "İslam değil" diyor, "Başka bir din" diyor."Tasavvuf" diyor, "İslam değil" diyor, "Başka bir din" diyor. Böyle diyenler var, biliyorum ben.Böyle diyenler var, biliyorum ben. Yarım enteller var,Yarım enteller var, semi-entel, tam değil, yarım yamalak.semi-entel, tam değil, yarım yamalak. "Tasavvuf ayrı bir din" diyor, "Tasavvuf İslam değil" diyor."Tasavvuf ayrı bir din" diyor, "Tasavvuf İslam değil" diyor. Tasavvuf İslam'ın özü, Kur'an'ın özü, Peygamber Efendimiz'in hali, ahlakı!Tasavvuf İslam'ın özü, Kur'an'ın özü, Peygamber Efendimiz'in hali, ahlakı! Onu bilemiyor.Onu bilemiyor. E efendim şu misal var, bu misal var...

E efendim şu misal var, bu misal var...
Yahu sen şimdi tembel talebeyi örnek verme bana!Yahu sen şimdi tembel talebeyi örnek verme bana! Problemi yanlış çözen efendim acemi doktor misal olamaz!Problemi yanlış çözen efendim acemi doktor misal olamaz! Tıp ilmi güzel, matematik güzel, fizik güzel, kimya güzel...Tıp ilmi güzel, matematik güzel, fizik güzel, kimya güzel... Sen bırak nakıslığı.Sen bırak nakıslığı. Sen ilim doğru mu, yanlış mı onu söyle.Sen ilim doğru mu, yanlış mı onu söyle. Nefis terbiye etmek lazım mı? Lazım.Nefis terbiye etmek lazım mı? Lazım. Allah'ı bilmek lazım mı? Lazım.Allah'ı bilmek lazım mı? Lazım. Ahlakı düzeltmek lazım mı? Lazım.Ahlakı düzeltmek lazım mı? Lazım. O halde tasavvuf ilmi güzel!O halde tasavvuf ilmi güzel! Bu celil ve nefis ilmi öğrenmek de gayretle olur.

Bu celil ve nefis ilmi öğrenmek de gayretle olur.
Böyle havadan sudan olmaz.Böyle havadan sudan olmaz. Ağacın altına yatıp da ağzını kocaman açıp da,Ağacın altına yatıp da ağzını kocaman açıp da, "Armut piş, ağzıma düş!" diye beklerse bir insan çok bekler!"Armut piş, ağzıma düş!" diye beklerse bir insan çok bekler! Yatacak armut ağacının altına çimenlere, ağzını da kocaman açacak; armut piş, ağzıma düş diyecek...Yatacak armut ağacının altına çimenlere, ağzını da kocaman açacak; armut piş, ağzıma düş diyecek... Vay akıllı vay!Vay akıllı vay! Sen çok yatarsın daha burada.Sen çok yatarsın daha burada. Armut olacak da ağzına pişe... Çalışacaksın!Armut olacak da ağzına pişe... Çalışacaksın! Her celil ve nefis ilmin kapısı elden gelen gayreti göstermektir.

Her celil ve nefis ilmin kapısı elden gelen gayreti göstermektir.
En celil, en ulu, en nefis, en kıymetli, en güzel ilim tasavvuf ilmi ise ona da çalışacak.En celil, en ulu, en nefis, en kıymetli, en güzel ilim tasavvuf ilmi ise ona da çalışacak. Çalışmışlar.Çalışmışlar. Onu da biliyor herkes.Onu da biliyor herkes. Edebiyat kitabından biliyor, tarih kitabından biliyor, efendim filanca kitaptan biliyor.Edebiyat kitabından biliyor, tarih kitabından biliyor, efendim filanca kitaptan biliyor. Biliyor ki Yunus Emre, menkıbe bile olsa biliyor ki Yunus Emre 40 yıl odun taşımış tekkeye.Biliyor ki Yunus Emre, menkıbe bile olsa biliyor ki Yunus Emre 40 yıl odun taşımış tekkeye. 40 yıl nasıl geçer diye düşün bakalım!40 yıl nasıl geçer diye düşün bakalım! Bak bezlü'l-mechûd işte, elden gelen gayreti göstermek.Bak bezlü'l-mechûd işte, elden gelen gayreti göstermek. 40 yıl odun taşımış da bir tane eğri odun götürmemiş.40 yıl odun taşımış da bir tane eğri odun götürmemiş. Şeyhine muhabbetinden...Şeyhine muhabbetinden... muhabbetinden, tasavvuftaki edebinden, sevgisinden, saygısından tekkeye eğri odun götürmemiş.muhabbetinden, tasavvuftaki edebinden, sevgisinden, saygısından tekkeye eğri odun götürmemiş. Şeyhi soruyor: "Yunus, dağda eğri odun yok mu yani?" Böyle her odun muntazam...Şeyhi soruyor: "Yunus, dağda eğri odun yok mu yani?" Böyle her odun muntazam... Köyde yaşayanlar bilirler; odunlar katar yapılır.

Köyde yaşayanlar bilirler; odunlar katar yapılır.
Üst üste konulur, katar yapılır, kışın yakılır.Üst üste konulur, katar yapılır, kışın yakılır. Eğri büğrü oldu mu katara sığmaz, işi bozar.Eğri büğrü oldu mu katara sığmaz, işi bozar. Muntazam oldu mu güzel olur yani böyle efendim muntazam odunlar.Muntazam oldu mu güzel olur yani böyle efendim muntazam odunlar. Demiş ki: "Efendim, şeyhim, üstadım!Demiş ki: "Efendim, şeyhim, üstadım! Sizin bu mübarek mekanınıza, tekkenize odunun bile eğrisi yakışmaz.Sizin bu mübarek mekanınıza, tekkenize odunun bile eğrisi yakışmaz. Nerede kaldı ki insanın eğrisi yakışsın!" Odunun bile eğrisi yakışmaz buraya demiş, onun için layık görmüyor.Nerede kaldı ki insanın eğrisi yakışsın!" Odunun bile eğrisi yakışmaz buraya demiş, onun için layık görmüyor. Şeyhine layık görmüyor.Şeyhine layık görmüyor. Eğri odun nihayet ocağa konulacak, yanılacak.Eğri odun nihayet ocağa konulacak, yanılacak. Dervişin çorbası pişecek, tekkenin çorbası pişecek ama eğrisine rızası yok. Neden? Seviyor!Dervişin çorbası pişecek, tekkenin çorbası pişecek ama eğrisine rızası yok. Neden? Seviyor! Allah için seviyor, onun için her şeyin güzeli onun olsun diye istiyor, tamam.

Allah için seviyor, onun için her şeyin güzeli onun olsun diye istiyor, tamam.
40 yıl çalışmış. O kadar değildir bu iş!40 yıl çalışmış. O kadar değildir bu iş! O kadar değildir, hem de bir de müjdeli bir şey söyleyeyim: Kabiliyetli ise bir insan çok kısa bir zamanda da olur bu.O kadar değildir, hem de bir de müjdeli bir şey söyleyeyim: Kabiliyetli ise bir insan çok kısa bir zamanda da olur bu. Çok kısa bir zamanda...Çok kısa bir zamanda... Çok kısa bir zamanda da gönül gözü açılır, gerçekleri müşahede eder, arif-i billah olur gider.Çok kısa bir zamanda da gönül gözü açılır, gerçekleri müşahede eder, arif-i billah olur gider. Onun için demişler ki: "Erenlerin nazarı kimyadır,Onun için demişler ki: "Erenlerin nazarı kimyadır, bir baktığı zaman bakırı altın eder."bir baktığı zaman bakırı altın eder." Yani olmadık insanı oldurur,Yani olmadık insanı oldurur, bir anda erdirir demişler,bir anda erdirir demişler, himmetiyle demişler.himmetiyle demişler. Hah, ama çalışacak!Hah, ama çalışacak! Armut piş ağzıma düş yok.Armut piş ağzıma düş yok. Tembellik yok, gayretsizlik yok, ilgisizlik yok.Tembellik yok, gayretsizlik yok, ilgisizlik yok. "Bâbü külli ilmin nefîsin celîlin bezlü'l-mechûd" Çalışmak şart diyor.

"Bâbü külli ilmin nefîsin celîlin bezlü'l-mechûd" Çalışmak şart diyor.
Aferin!Aferin! Tabii biz Cüneyd-i Bağdâdî'ye aferin diyecek insan değiliz ama aşk olsun!Tabii biz Cüneyd-i Bağdâdî'ye aferin diyecek insan değiliz ama aşk olsun! İşte bak tasavvuf büyükleri böyle.İşte bak tasavvuf büyükleri böyle. Tasavvuf tembellik miymiş anla bakalım şimdi!Tasavvuf tembellik miymiş anla bakalım şimdi! Gel bakalım yalancı, alçak, iftiracı, serseri!Gel bakalım yalancı, alçak, iftiracı, serseri! Tembellik miymiş tasavvuf?Tembellik miymiş tasavvuf? Bak ne diyor, tasavvufun en büyüğü ne diyor: "Çok çalışacaksın" diyor.Bak ne diyor, tasavvufun en büyüğü ne diyor: "Çok çalışacaksın" diyor. "Her celil ilim gayretle olur" diyor."Her celil ilim gayretle olur" diyor. Güzel yazının en büyük üstatlarından, Hâfız Osman değil mi Osmanlı'nın yetiştirdiği?

Güzel yazının en büyük üstatlarından, Hâfız Osman değil mi Osmanlı'nın yetiştirdiği?
En büyük hattatlardan birisi, hani Hâfız Osman hattıyla Kur'an-ı Kerim sahaflarda herkes onu arıyor.En büyük hattatlardan birisi, hani Hâfız Osman hattıyla Kur'an-ı Kerim sahaflarda herkes onu arıyor. Her gün Yedikule'den Eyüp'teki hat hocasına ders almaya gidermiş. Mercedes'le gitmiyor,Her gün Yedikule'den Eyüp'teki hat hocasına ders almaya gidermiş. Mercedes'le gitmiyor, neyle gidiyor, tramvayla da gitmiyor, hızlı tramvayla da gitmiyor.neyle gidiyor, tramvayla da gitmiyor, hızlı tramvayla da gitmiyor. Neyle gidiyor? Yedikule'den Eyüp'ü bilir misiniz?Neyle gidiyor? Yedikule'den Eyüp'ü bilir misiniz? Yedikule'yi bilir misiniz, Eyüp'ü bilir misiniz?Yedikule'yi bilir misiniz, Eyüp'ü bilir misiniz? Yedikule'den Eyüp'e her gün hocasından ders almaya gidiyor.Yedikule'den Eyüp'e her gün hocasından ders almaya gidiyor. Şimdi çocuklar servise biniyor, evinden... evinin kapısından servise biniyor.Şimdi çocuklar servise biniyor, evinden... evinin kapısından servise biniyor. Okulda yediriliyor, içiriliyor,Okulda yediriliyor, içiriliyor, hatta istirahati yaptırılıyor,hatta istirahati yaptırılıyor, ondan sonra da evine bırakılıyor.ondan sonra da evine bırakılıyor. Hocanın kıymetini nereden bilsin onlar?Hocanın kıymetini nereden bilsin onlar? Nereden anlasın?Nereden anlasın? Eskiler öyle.Eskiler öyle. Yıllarca hizmet etmişler aşk ile, şevk ile.Yıllarca hizmet etmişler aşk ile, şevk ile. Hâfız Osman öyle birden olmuyor.

Hâfız Osman öyle birden olmuyor.
Beyazıt'ta üniversitenin giriş takı, o kocaman muhteşem kapının üstündekiBeyazıt'ta üniversitenin giriş takı, o kocaman muhteşem kapının üstündeki yazıları Hattat Şefik Efendi yazmış da oraya, ondan...yazıları Hattat Şefik Efendi yazmış da oraya, ondan... onun yazısından oraya geçirmişler.onun yazısından oraya geçirmişler. O Beyazıt'taki o muhteşem üniversite kapısının, şahane kapının üstündeki o şahane yazıları, altın yazıları Şefik Efendi yazmış.O Beyazıt'taki o muhteşem üniversite kapısının, şahane kapının üstündeki o şahane yazıları, altın yazıları Şefik Efendi yazmış. 60 altın mükafat yazmışlar.60 altın mükafat yazmışlar. Gitmiş Yıldız Sarayı'ndan bu 60 altını alacak Şefik Efendi.Gitmiş Yıldız Sarayı'ndan bu 60 altını alacak Şefik Efendi. Aslında hocayı oraya götürmeseler de eline verselerAslında hocayı oraya götürmeseler de eline verseler daha iyi olur, çünkü öyle muhterem insanlar para peşinde koşturulmaz ama işte mevzuat, bilmem ne, imza mimza filan diyorlar...daha iyi olur, çünkü öyle muhterem insanlar para peşinde koşturulmaz ama işte mevzuat, bilmem ne, imza mimza filan diyorlar... Bizim de başımıza geldi, efendim şey yazdık;Bizim de başımıza geldi, efendim şey yazdık; çok büyük bir kalın kitaba bir bölümünü de biz yazdık,çok büyük bir kalın kitaba bir bölümünü de biz yazdık, İngilizce basıldı.İngilizce basıldı. Turizm Bakanlığı basmış.Turizm Bakanlığı basmış. E bize de bir telif ücreti tahakkuk ettirdiler,E bize de bir telif ücreti tahakkuk ettirdiler, "Bunu Maliye'den alacaksınız hocam" dediler."Bunu Maliye'den alacaksınız hocam" dediler. Verdiler elimize kağıdı, Maliye'ye gittik.Verdiler elimize kağıdı, Maliye'ye gittik. Ne yapalım? Gittik yani usul öyle.Ne yapalım? Gittik yani usul öyle. Şefik Efendi de gitmiş Yıldız Sarayı'na.

Şefik Efendi de gitmiş Yıldız Sarayı'na.
Oradaki mabeynci subay kağıda bakmış;Oradaki mabeynci subay kağıda bakmış; şapka başından bir gidip gelmiştir, fes...şapka başından bir gidip gelmiştir, fes... Yukarıya: "60 altın!" Vay, 60 altın!Yukarıya: "60 altın!" Vay, 60 altın! Bir maaş ne kadar?Bir maaş ne kadar? 15 altın...15 altın... 15 altın maaş bayağı bir maaş.15 altın maaş bayağı bir maaş. Şimdi bir altının fiyatı 4 milyon olsa, değil mi?Şimdi bir altının fiyatı 4 milyon olsa, değil mi? Ne kadar bir altın?Ne kadar bir altın? 4 diyelim yuvarlak.4 diyelim yuvarlak. 15 altın olsa efendim 60 milyon ediyor.15 altın olsa efendim 60 milyon ediyor. E aşağı bir maaş bu; 20 var, 25 var,E aşağı bir maaş bu; 20 var, 25 var, 60 maaş var, maaş-ı asil 80 var filan...60 maaş var, maaş-ı asil 80 var filan... Yani 60 altın bayağı bir para.Yani 60 altın bayağı bir para. Sarı sarı o hani paralar var ya görmediğiniz veya işte ancak...Sarı sarı o hani paralar var ya görmediğiniz veya işte ancak... Eskiden kadınlar buralarına takardı, şimdi onlar da takmadığı için artık bilmiyoruz.Eskiden kadınlar buralarına takardı, şimdi onlar da takmadığı için artık bilmiyoruz. Yerine dolar geçti, kağıtlar, marklar geçti filan; millet altını unuttu.Yerine dolar geçti, kağıtlar, marklar geçti filan; millet altını unuttu. 60 altın...

60 altın...
Hoca demiş, hoca...Hoca demiş, hoca... Asıl sözü oraya getireceğim.Asıl sözü oraya getireceğim. "Hadi iyisin iyisin" demiş."Hadi iyisin iyisin" demiş. Adam terbiyesiz, genç; hoca yaşlı...Adam terbiyesiz, genç; hoca yaşlı... "60 altın" demiş, "15 dakikada 60 altın kazandın" demiş."60 altın" demiş, "15 dakikada 60 altın kazandın" demiş. "Biz demiş aylarca çalışıyoruz da bu parayı alamıyoruz."Biz demiş aylarca çalışıyoruz da bu parayı alamıyoruz. 6 saatte böyle 60 altın kazandın" demiş.6 saatte böyle 60 altın kazandın" demiş. Zarif adam hattat, zarif alim veya zarif efendi...

Zarif adam hattat, zarif alim veya zarif efendi...
Belki tasavvuf terbiyesi görmüş, bilmiyorum Şefik Efendi'yi incelesek kim bilir nasıl bir zat.Belki tasavvuf terbiyesi görmüş, bilmiyorum Şefik Efendi'yi incelesek kim bilir nasıl bir zat. "Evladım" demiş, "yanlış söyledin" demiş, "yanılıyorsun" demiş."Evladım" demiş, "yanlış söyledin" demiş, "yanılıyorsun" demiş. "Ben onu" demiş, "6 saatte yazmadım, 60 yılda yazdım!" demiş."Ben onu" demiş, "6 saatte yazmadım, 60 yılda yazdım!" demiş. 60 yılda yazdım demiş.60 yılda yazdım demiş. Ne demek istiyor?Ne demek istiyor? "Ben o hattatlık, üstatlık seviyesine gelinceye kadar 60 yıl uğraştım" diyor."Ben o hattatlık, üstatlık seviyesine gelinceye kadar 60 yıl uğraştım" diyor. 60 yıl uğraştım demek istiyor. Kolay mı?60 yıl uğraştım demek istiyor. Kolay mı? Herkesin yazısını yazıyorlar mı oraya?Herkesin yazısını yazıyorlar mı oraya? Asarlar mı?Asarlar mı? Şefik Efendi'den istiyorlar; "Hocam sen yaz da şuraya asalım" diyorlar.Şefik Efendi'den istiyorlar; "Hocam sen yaz da şuraya asalım" diyorlar. E Şefik Efendi 60 yılda yetişiyor, kolay değil.E Şefik Efendi 60 yılda yetişiyor, kolay değil. İşte onun gibi her ulu, kıymetli, nefis, celil ilmin kapısı gayret etmektir.İşte onun gibi her ulu, kıymetli, nefis, celil ilmin kapısı gayret etmektir. Tasavvuf da öyle, gayret edeceksin.Tasavvuf da öyle, gayret edeceksin. Burası tamam, müttefikiz.Burası tamam, müttefikiz. Herkes de kabul eder ki çalışmak lazım, tamam.Herkes de kabul eder ki çalışmak lazım, tamam. İtiraz eden yok, itiraz eden parmak kaldırsın.İtiraz eden yok, itiraz eden parmak kaldırsın. Efendim, gelelim öteki cümleye,

Efendim, gelelim öteki cümleye,
arkasındaki cümleye: "Ve leyse men taleballâhe bi-bezli'l-mechûd, kemen talebehû min tarîkı'l-cûd."arkasındaki cümleye: "Ve leyse men taleballâhe bi-bezli'l-mechûd, kemen talebehû min tarîkı'l-cûd." İşte bu cümle bomba gibi müthiş bir cümle!

İşte bu cümle bomba gibi müthiş bir cümle!
Allah'ı celle celâlühû bezl-i mechûdla talep eden bir kimse,Allah'ı celle celâlühû bezl-i mechûdla talep eden bir kimse, yani elinden gelen gayreti göstererekyani elinden gelen gayreti göstererek marifetullaha ermeye çalışan bir kimse;marifetullaha ermeye çalışan bir kimse; onu bahşiş yoluyla elde eden gibi değildir!onu bahşiş yoluyla elde eden gibi değildir! Cûd cömertlik demek, bahşiş.Cûd cömertlik demek, bahşiş. Bedavadan, mesela bir zengin gelir bir fakire: "Al evladım şunu" der.Bedavadan, mesela bir zengin gelir bir fakire: "Al evladım şunu" der. Adam avucuna konan paraya bakıncaAdam avucuna konan paraya bakınca şaşırır kalır: "Oo amma çok verdi, ne kadar çok verdi!"şaşırır kalır: "Oo amma çok verdi, ne kadar çok verdi!" Böyle "Allah ömürler versin, teşekkür ederim, Allah razı olsun, Allah cennetlik etsin" bilmem ne...Böyle "Allah ömürler versin, teşekkür ederim, Allah razı olsun, Allah cennetlik etsin" bilmem ne... Dilenciye biraz fazla para verdin mi ne kadar dua ediyor?Dilenciye biraz fazla para verdin mi ne kadar dua ediyor? Çok dua ediyor.Çok dua ediyor. Cûd: Cömertlik. Hah...Cûd: Cömertlik. Hah... Allah bilgisini bazı insanlarAllah bilgisini bazı insanlar çalışa çalışa çalışa çalışa, hizmet ede hizmet ede hizmet ede bir makama ulaşıyorlar; işte bezl-i mechûdlaçalışa çalışa çalışa çalışa, hizmet ede hizmet ede hizmet ede bir makama ulaşıyorlar; işte bezl-i mechûdla elinden gelen gayreti göstererek Allah'ıelinden gelen gayreti göstererek Allah'ı talep eden, isteyen bir Allah yolunun yolcusu;talep eden, isteyen bir Allah yolunun yolcusu; onu cömertlik yoluyla pattadak hemen alıvermiş insan gibi olmaz.onu cömertlik yoluyla pattadak hemen alıvermiş insan gibi olmaz. Anlatabildim mi?Anlatabildim mi? Öteki çalışan daha kıymetli!Öteki çalışan daha kıymetli! Allah yolunda da çalışan, hizmet eden izzet bulur, o daha kıymetli.Allah yolunda da çalışan, hizmet eden izzet bulur, o daha kıymetli. Evet, Allahu Teâlâ Hazretleri lütfederse

Evet, Allahu Teâlâ Hazretleri lütfederse
efendim pattadak verir, bildirir,efendim pattadak verir, bildirir, kadir; ama çalışanın hali başka!kadir; ama çalışanın hali başka! Gayret edip iyi çalışanın hali başka.Gayret edip iyi çalışanın hali başka. Her ilimde böyledir.Her ilimde böyledir. Çalışanın, uğraşanın Allah sa'yini meşkûr eder, efendim derecesi daha yüksek olur.Çalışanın, uğraşanın Allah sa'yini meşkûr eder, efendim derecesi daha yüksek olur. Dördüncü paragraf:

Dördüncü paragraf:
"Semi'tü Ebe'l-Fethi Yûsufe'bne Ömere'z-Zâhide bi-Bağdâde,"Semi'tü Ebe'l-Fethi Yûsufe'bne Ömere'z-Zâhide bi-Bağdâde, yekùlü: Semi'tü Ca'fere'bne Muhammedibni Nusayrin, yekùlü: Semi'tü'l-Cüneyde yekùl."yekùlü: Semi'tü Ca'fere'bne Muhammedibni Nusayrin, yekùlü: Semi'tü'l-Cüneyde yekùl." Ebu'l-Feth Yusuf ibn-i Ömer ez-Zâhid,

Ebu'l-Feth Yusuf ibn-i Ömer ez-Zâhid,
zahit sıfatıyla tanınmış olan bu râvizahit sıfatıyla tanınmış olan bu râvi müellife söylemiş Bağdat'ta.müellife söylemiş Bağdat'ta. O da Ca'fer ibn-i Muhammed ibn-i Nusayr'dan işitmiş, o da Cüneyd-i Bağdâdî'den işitmiş ki Cüneyd-i Bağdâdî şöyle buyurmuş...O da Ca'fer ibn-i Muhammed ibn-i Nusayr'dan işitmiş, o da Cüneyd-i Bağdâdî'den işitmiş ki Cüneyd-i Bağdâdî şöyle buyurmuş... Ne söylemiş? Cüneyd-i Bağdâdî'nin bir sözüne daha geçiyoruz şimdi:Ne söylemiş? Cüneyd-i Bağdâdî'nin bir sözüne daha geçiyoruz şimdi: "İnnallâhe teâlâ yahlasu ile'l-kulûbi min birrihî, hasbe mâ halasetü'l-kulûbü bihî ileyhi min zikrihî; fenzur mâzâ hâlata kalbek.""İnnallâhe teâlâ yahlasu ile'l-kulûbi min birrihî, hasbe mâ halasetü'l-kulûbü bihî ileyhi min zikrihî; fenzur mâzâ hâlata kalbek." Yani bu sözleri anlamak, anlatmak çok zor işler, babayiğit işi!

Yani bu sözleri anlamak, anlatmak çok zor işler, babayiğit işi!
Anlamak da zor, anlatmak da zor.Anlamak da zor, anlatmak da zor. Diyor ki: "İnnallâhe teâlâ"Diyor ki: "İnnallâhe teâlâ" hiç şüphe yok ki Allahu Teâlâ Hazretleri,hiç şüphe yok ki Allahu Teâlâ Hazretleri, "yahlasu ile'l-kulûbi min birrihî" insanların gönüllerine iyiliklerinden ikramları verir; "hasbe mâ halasetü'l-kulûbü bihî ileyhi min zikrihî""yahlasu ile'l-kulûbi min birrihî" insanların gönüllerine iyiliklerinden ikramları verir; "hasbe mâ halasetü'l-kulûbü bihî ileyhi min zikrihî" gönüllerin Allah'ı zikretmek hususunda gösterdikleri ihlas ve gayret nispetinde verir.gönüllerin Allah'ı zikretmek hususunda gösterdikleri ihlas ve gayret nispetinde verir. Gönül Allah'ı zikrediyor, Allah'la meşgul; o hususta çok halis, muhlisseGönül Allah'ı zikrediyor, Allah'la meşgul; o hususta çok halis, muhlisse ise Allahu Teâlâ Hazretleri'nin ikramı da ona göre çok olur demek yani bu.ise Allahu Teâlâ Hazretleri'nin ikramı da ona göre çok olur demek yani bu. Yani gönül gafil olmayacak.Yani gönül gafil olmayacak. Gönül Allah'ın zikriyle, fikriyle, duygusuyla, sevgisiyle meşgul olacak.Gönül Allah'ın zikriyle, fikriyle, duygusuyla, sevgisiyle meşgul olacak. Böyle olursa Allah'ın ikramı da onaBöyle olursa Allah'ın ikramı da ona o nispette çok olur demek,o nispette çok olur demek, o ölçüde olur demek.o ölçüde olur demek. O ne kadar çok zikrediyorsa o o kadar çok verir.O ne kadar çok zikrediyorsa o o kadar çok verir. "Fenzur mâzâ hâlata kalbek"

"Fenzur mâzâ hâlata kalbek"
Onun için sen kalbine nelerin bulaştığına, nelerin karıştığına dikkat et!Onun için sen kalbine nelerin bulaştığına, nelerin karıştığına dikkat et! Gönlüne nelerin girdiğine, gönlünün neleri meşgul ettiğine onun için dikkat et!Gönlüne nelerin girdiğine, gönlünün neleri meşgul ettiğine onun için dikkat et! Gönlün Allah'tan başka şeylerle çok meşgul oluyor, karışıyorsaGönlün Allah'tan başka şeylerle çok meşgul oluyor, karışıyorsa halislik kalmıyor, karışıklık artıyor.halislik kalmıyor, karışıklık artıyor. Ne kadar çoksa o zaman senin ikramın o kadar az olacak, işin o kadar fena, mahrumiyetin o kadar çok...Ne kadar çoksa o zaman senin ikramın o kadar az olacak, işin o kadar fena, mahrumiyetin o kadar çok... Onun için kalbine neler karıştığına dikkat et, karıştırma, sokma, çıkar!Onun için kalbine neler karıştığına dikkat et, karıştırma, sokma, çıkar! Bak o deminki şiir gibi.Bak o deminki şiir gibi. Kalbinden ağyarı çıkart,Kalbinden ağyarı çıkart, mâsivallahı kalbinden gönlünden çıkart da Allah'ınmâsivallahı kalbinden gönlünden çıkart da Allah'ın tecellisi gelsin dediği gibi yani.tecellisi gelsin dediği gibi yani. Bak bakalım kalbine neler karışıyor?

Bak bakalım kalbine neler karışıyor?
Çünkü Allah'ı düşünmek konusunda kalbin ne kadar safi olursa, Allah'ı fikretmek, zikretmekÇünkü Allah'ı düşünmek konusunda kalbin ne kadar safi olursa, Allah'ı fikretmek, zikretmek konusunda kalbin ne kadar çok meşgul olursa,konusunda kalbin ne kadar çok meşgul olursa, katıksız karışıksız meşgul olursa ikram o kadar çok olacak.katıksız karışıksız meşgul olursa ikram o kadar çok olacak. Onun için eskiler kalplerini korumaya çok dikkat ederlerdi.

Onun için eskiler kalplerini korumaya çok dikkat ederlerdi.
Bizim Nakşî Tarikatı'nda da bu çok büyük bir prensiptir: Kalbi korumak.Bizim Nakşî Tarikatı'nda da bu çok büyük bir prensiptir: Kalbi korumak. "Nigâh-dâşt" derler bu prensibe."Nigâh-dâşt" derler bu prensibe. Nigâh-dâşt; bakmak, gözlemek, korumak demek.Nigâh-dâşt; bakmak, gözlemek, korumak demek. İnsan kalbinin kapısında nöbetçi gibi bekleyecek, içeriye sokmayacak yabancıyı.İnsan kalbinin kapısında nöbetçi gibi bekleyecek, içeriye sokmayacak yabancıyı. "Sokmam seni!" diyecek efendim, ağyarı kalbine sokmayacak."Sokmam seni!" diyecek efendim, ağyarı kalbine sokmayacak. Bu ne demek hocam, edebiyatı bırakalım, fantezi sözleri bırakalım, ne demek?

Bu ne demek hocam, edebiyatı bırakalım, fantezi sözleri bırakalım, ne demek?
Senin kalbin Allah'la meşgul olacak, Allah'ın rızasını kazanmak yolunda olacak, Allah'ın rızasına aykırı şeylerle gayenSenin kalbin Allah'la meşgul olacak, Allah'ın rızasını kazanmak yolunda olacak, Allah'ın rızasına aykırı şeylerle gayen ana çizgiden sapmayacak, başka şeylerle meşgul olmayacaksın.ana çizgiden sapmayacak, başka şeylerle meşgul olmayacaksın. Daha da açık söyleyelim: Şimdi senin bu dünyadaki amacın ne?

Daha da açık söyleyelim: Şimdi senin bu dünyadaki amacın ne?
Yaşamdaki gayen ne?Yaşamdaki gayen ne? Çalışmalarının hedefi ne?Çalışmalarının hedefi ne? Zengin olmak istiyorsun, deniz kenarında köşk almak istiyorsun,Zengin olmak istiyorsun, deniz kenarında köşk almak istiyorsun, Mercedes almak istiyorsun,Mercedes almak istiyorsun, efendim bilmem şöyle yapmak istiyorsun, böyle yapmak istiyorsun,efendim bilmem şöyle yapmak istiyorsun, böyle yapmak istiyorsun, efendim politikaya girmek istiyorsun,efendim politikaya girmek istiyorsun, mebus olmak istiyorsun, bakan olmak istiyorsun, efendim meclisteysen bakan olmak istiyorsun,mebus olmak istiyorsun, bakan olmak istiyorsun, efendim meclisteysen bakan olmak istiyorsun, muhalefetteysen iktidar olmak istiyorsun...muhalefetteysen iktidar olmak istiyorsun... Yani hani herkesin bir şeyi var, böyle bir hedefi var.Yani hani herkesin bir şeyi var, böyle bir hedefi var. Bak kalbine neler karışıyor insanın! Neler giriyor!Bak kalbine neler karışıyor insanın! Neler giriyor! Ne olacaktı?

Ne olacaktı?
Aslında kalbi Allah'la meşgul olacaktı.Aslında kalbi Allah'la meşgul olacaktı. Sırf Allah eri olacaktı,Sırf Allah eri olacaktı, sırf Allah ehli olacaktı,sırf Allah ehli olacaktı, safi, sırf, halis, muhlis,safi, sırf, halis, muhlis, sırf Allah'ın rızası için çalışacaktı.sırf Allah'ın rızası için çalışacaktı. Aklı fikri Allah yolunda olacaktı, Allah'ın dinine hizmet etmek olacaktı, Allah'ın rızasını kazanmak olacaktı.Aklı fikri Allah yolunda olacaktı, Allah'ın dinine hizmet etmek olacaktı, Allah'ın rızasını kazanmak olacaktı. Bak şu kalbin kenarından köşesinden sızıntı içeriye nasıl yalan yanlış duygular girmiş, fikirler girmiş...Bak şu kalbin kenarından köşesinden sızıntı içeriye nasıl yalan yanlış duygular girmiş, fikirler girmiş... Hah, işte bak!Hah, işte bak! Kalp korunmayınca, iyi korunmayınca kalbe sızar böyle.Kalp korunmayınca, iyi korunmayınca kalbe sızar böyle. Yalan yanlış şeyler, kötü şeyler efendim insanın kalbine sızar!Yalan yanlış şeyler, kötü şeyler efendim insanın kalbine sızar! Kalbi bir havuza benzetirsek, havuz...

Kalbi bir havuza benzetirsek, havuz...
Büyük bir havuz.Büyük bir havuz. Şurada kocaman bir havuz var, içinde temiz su olması lazım.Şurada kocaman bir havuz var, içinde temiz su olması lazım. Lazım bize, temiz su lazım, içeceğiz.Lazım bize, temiz su lazım, içeceğiz. Herkes içecek, kalabalık insanlar ondan istifade edecek.Herkes içecek, kalabalık insanlar ondan istifade edecek. Şimdi bu temiz su havuzunun içini pisletmek olur mu?Şimdi bu temiz su havuzunun içini pisletmek olur mu? Çöp atmak olur mu?Çöp atmak olur mu? Veya birtakım sızıntıların oraya gelmesine göz yummak olur mu?Veya birtakım sızıntıların oraya gelmesine göz yummak olur mu? Ne diyorlar: Kuyuları fosseptik çukurundan uzağa açın, yakınına açmayın! Neden?Ne diyorlar: Kuyuları fosseptik çukurundan uzağa açın, yakınına açmayın! Neden? Yerin altından fosseptik çukurunun, lağımın suları sızar, senin kuyunun suyuna karışır.Yerin altından fosseptik çukurunun, lağımın suları sızar, senin kuyunun suyuna karışır. Ne oldu o zaman?Ne oldu o zaman? Su içilmez hale geldi.Su içilmez hale geldi. Hıfzıssıhha Enstitüsü'ne gidiyorsun,

Hıfzıssıhha Enstitüsü'ne gidiyorsun,
şişenin içindeki suyu götürüyorsun kaynamışşişenin içindeki suyu götürüyorsun kaynamış özel şişenin içinde, alıyorsun kuyudan suyu götürüyorsun:özel şişenin içinde, alıyorsun kuyudan suyu götürüyorsun: "İnceleyin bakalım bu nasıl bir suymuş?" diyorsun."İnceleyin bakalım bu nasıl bir suymuş?" diyorsun. Rapor geliyor, diyor ki: "Senin bu suyunun içinde sayılamayacak kadar efendim mikrop var.Rapor geliyor, diyor ki: "Senin bu suyunun içinde sayılamayacak kadar efendim mikrop var. İçilmeye de yaramaz, kullanılmaya da yaramaz.İçilmeye de yaramaz, kullanılmaya da yaramaz. Ancak bahçe sulamaya yarar, otomobil yıkamaya yarar, başka bir şeye yaramaz" diyor. Neden?Ancak bahçe sulamaya yarar, otomobil yıkamaya yarar, başka bir şeye yaramaz" diyor. Neden? Sızıntı var.Sızıntı var. Ben kuyunun suyunu temiz sanıyorum,Ben kuyunun suyunu temiz sanıyorum, tahlile götürüyorum ki ohoo içindetahlile götürüyorum ki ohoo içinde neler varmış neler, ne kadar pislikler varmış! Neden?neler varmış neler, ne kadar pislikler varmış! Neden? Sızıntı var.Sızıntı var. Hah, senin temiz su

Hah, senin temiz su
kuyuna, temiz su havuzuna sızıntı girdiği zaman,kuyuna, temiz su havuzuna sızıntı girdiği zaman, mikrop geldiği zaman, lağım suyu aktığı zaman,mikrop geldiği zaman, lağım suyu aktığı zaman, pis su aktığı zaman içilmediği gibi işte bu gönül de bir havuz gibi,pis su aktığı zaman içilmediği gibi işte bu gönül de bir havuz gibi, bunun içine de pis duygu,bunun içine de pis duygu, pis düşünce, pis niyet, pis kötü efendim hedef,pis düşünce, pis niyet, pis kötü efendim hedef, gaye girmeyecek bu kalbin içine!gaye girmeyecek bu kalbin içine! Pırıl pırıl olacak niyetin.Pırıl pırıl olacak niyetin. İslam'a hizmet gayesinde olacaksın,İslam'a hizmet gayesinde olacaksın, Allah'ın rızasını kazanmak niyetinde olacaksın,Allah'ın rızasını kazanmak niyetinde olacaksın, kullara iyilik etmek niyetinde olacaksın,kullara iyilik etmek niyetinde olacaksın, herkesin gönlünü almak duasını almak niyetinde olacaksın,herkesin gönlünü almak duasını almak niyetinde olacaksın, hayatını hayırla hasenatla geçirmek niyetinde olacaksın,hayatını hayırla hasenatla geçirmek niyetinde olacaksın, helalinden kazanmak niyetinde olacaksın, helalinden sarf etmek niyetinde olacaksın...helalinden kazanmak niyetinde olacaksın, helalinden sarf etmek niyetinde olacaksın... Hah tamam, temiz, temiz! Tamam, pislik yok.Hah tamam, temiz, temiz! Tamam, pislik yok. Ama falancayı bir kenarda kıstırırsam kafasını kırayım, filancanın işini efendimAma falancayı bir kenarda kıstırırsam kafasını kırayım, filancanın işini efendim arkadan şöyle yapayım, ayağının altına karpuz kabuğu koyayım, onu bulamazsam muz kabuğu koyayım,arkadan şöyle yapayım, ayağının altına karpuz kabuğu koyayım, onu bulamazsam muz kabuğu koyayım, onu bulamazsam çelme takayım,onu bulamazsam çelme takayım, onu bulamazsam arkasından kötüleyeyim...onu bulamazsam arkasından kötüleyeyim... Ooo senin kalbinde ne kadar pis şeyler var!Ooo senin kalbinde ne kadar pis şeyler var! Allah o kalbe şey yapar mı?Allah o kalbe şey yapar mı? İşte kalbine bak bakalım!İşte kalbine bak bakalım! Kalbini dinle bakalım.Kalbini dinle bakalım. Gözünü kapat da içini dinle...Gözünü kapat da içini dinle... Bak modern şairlerden de güzel laflar çıkıyor.

Bak modern şairlerden de güzel laflar çıkıyor.
Şairin birisi ne demiş?Şairin birisi ne demiş? Çok hoşuma giden şiirlerden biri.Çok hoşuma giden şiirlerden biri. Sevmem bu zıpır şairlerin hepsinin şiirlerini ama efendim bu güzel.Sevmem bu zıpır şairlerin hepsinin şiirlerini ama efendim bu güzel. Güzel geliyor bana, hoşuma gidiyor: "Nasıl sığmış benim içim dışıma,Güzel geliyor bana, hoşuma gidiyor: "Nasıl sığmış benim içim dışıma, Baktıkça hayret ediyorum..."

Baktıkça hayret ediyorum..."
Ne güzel söz bak!

Ne güzel söz bak!
Allah Allah... Şu bizim içimiz, şu bizim küçücük dışımıza nasıl sığmış ya!Allah Allah... Şu bizim içimiz, şu bizim küçücük dışımıza nasıl sığmış ya! İçimiz ne kadar büyük!İçimiz ne kadar büyük! Neler var içimizde gözümüzü kapattığımız zaman.Neler var içimizde gözümüzü kapattığımız zaman. İç alemimiz ne kadar sonsuz genişlikte, dışımız da bu kadar işte.İç alemimiz ne kadar sonsuz genişlikte, dışımız da bu kadar işte. Hesaplasak kaç santimetreküpüz biz, kaç litreyiz?Hesaplasak kaç santimetreküpüz biz, kaç litreyiz? Bir fıçının içine, ağzına kadar dolu bir fıçının içine sok bizi, taşan suyu ölç; işte o kadar litreyiz.Bir fıçının içine, ağzına kadar dolu bir fıçının içine sok bizi, taşan suyu ölç; işte o kadar litreyiz. Kaç litre gelir bir insanın hacmi?Kaç litre gelir bir insanın hacmi? 50 litre, 60 litre, 70 litre gelir.50 litre, 60 litre, 70 litre gelir. Ama bizim içimiz ne kadar geniş ya!Ama bizim içimiz ne kadar geniş ya! "Nasıl sığmış benim içim dışıma,

"Nasıl sığmış benim içim dışıma,
Baktıkça hayret ediyorum;

Baktıkça hayret ediyorum;
Dünyalar dar geliyor bakışıma,

Dünyalar dar geliyor bakışıma,
İçimi seyrediyorum."

İçimi seyrediyorum."
Aferin! İyi iş yapıyorsun.Aferin! İyi iş yapıyorsun. İçini seyrediyorsan iyi...İçini seyrediyorsan iyi... Sen de seyret bakalım içini!

Sen de seyret bakalım içini!
Sen de bir kalbine teveccüh et bakalım.Sen de bir kalbine teveccüh et bakalım. Kalp deyince millet burası sanıyor, ben de böyle işaret ediyorum ya alışmışız.Kalp deyince millet burası sanıyor, ben de böyle işaret ediyorum ya alışmışız. Kalp deyince burası sanıyor millet, şu kadarcık bir et parçası sanıyor.Kalp deyince burası sanıyor millet, şu kadarcık bir et parçası sanıyor. Yahu o mandada da var, seninkinden daha büyük!Yahu o mandada da var, seninkinden daha büyük! Mandada var, koyunda var, tavukta var, kuşta var...Mandada var, koyunda var, tavukta var, kuşta var... O değil maksat: Gönül! İç alemi.O değil maksat: Gönül! İç alemi. Başka bir şey o.Başka bir şey o. Yani kalp kelimesi seni şaşırtmasın.Yani kalp kelimesi seni şaşırtmasın. O et parçası değil maksat, iç alemi...O et parçası değil maksat, iç alemi... Hah, sen de içini seyret, sen de içini dinle!

Hah, sen de içini seyret, sen de içini dinle!
Sen de gözünü kapat, sen de biraz kendini hesaba çek!Sen de gözünü kapat, sen de biraz kendini hesaba çek! Sen de biraz içinde nelerin olduğunu gözle...Sen de biraz içinde nelerin olduğunu gözle... Kötü şeyler varsa sür, süpür, sil!Kötü şeyler varsa sür, süpür, sil! Deterjanla mı sileceksin, ne yapacaksın?Deterjanla mı sileceksin, ne yapacaksın? Hani benim kalbim temiz diyenlere sor:Hani benim kalbim temiz diyenlere sor: "Gel bakalım ya sen şu kalbi nasıl temizledin bana da öğret de Omo mu kullanıyorsun,"Gel bakalım ya sen şu kalbi nasıl temizledin bana da öğret de Omo mu kullanıyorsun, Persil mi kullanıyorsun, Tursil mi kullanıyorsun,Persil mi kullanıyorsun, Tursil mi kullanıyorsun, Camsil'le mi siliyorsun, nasıl temiz oluyor?" diye sor.Camsil'le mi siliyorsun, nasıl temiz oluyor?" diye sor. Kalbi temiz olacak insanın, nasıl olacaksa onu şey yapacaksın.Kalbi temiz olacak insanın, nasıl olacaksa onu şey yapacaksın. Bir de nigâh-dâşt...

Bir de nigâh-dâşt...
Al eline silahı, kalbinin kapısında bekle, içeriye kötü şeyleri sokma!Al eline silahı, kalbinin kapısında bekle, içeriye kötü şeyleri sokma! Kötü şey gelir. Nereden gelir?Kötü şey gelir. Nereden gelir? Nefisten gelir insanın gönlüne kötü şeyler, şeytandan gelir.Nefisten gelir insanın gönlüne kötü şeyler, şeytandan gelir. Şeytanı biliyor musun?Şeytanı biliyor musun? "Yok, görmedim hocam. Biliyorum ama yarım yamalak biliyorum.""Yok, görmedim hocam. Biliyorum ama yarım yamalak biliyorum." Nefsi biliyor musun? Nefsi de bilmiyor.Nefsi biliyor musun? Nefsi de bilmiyor. Nefsi de öğren, şeytanı da öğren, düşmanı da öğren, dostu da öğren.Nefsi de öğren, şeytanı da öğren, düşmanı da öğren, dostu da öğren. Şu kalbinin kapısında dur da içeriye kötü şeyleri sokma be adam!Şu kalbinin kapısında dur da içeriye kötü şeyleri sokma be adam! Evine pis adamı alıyor musun, sarhoşu alıyor musun?

Evine pis adamı alıyor musun, sarhoşu alıyor musun?
Berduşu alıyor musun?Berduşu alıyor musun? Hippiyi alıyor musun evine?Hippiyi alıyor musun evine? "Allah saklasın, tövbe tövbe, alır mıyım? Almam!" Tamam."Allah saklasın, tövbe tövbe, alır mıyım? Almam!" Tamam. İçki alıyor musun? "Tövbe tövbe, olur mu, almam!" Tamam.İçki alıyor musun? "Tövbe tövbe, olur mu, almam!" Tamam. Kalbinin evini de kapısında dur, kötü şeyleri sokma!Kalbinin evini de kapısında dur, kötü şeyleri sokma! Tertemiz tut, koru, kolla!Tertemiz tut, koru, kolla! Bu nedir?

Bu nedir?
Bizim Nakşî Tarikatı'nın prensiplerinden birisidir.Bizim Nakşî Tarikatı'nın prensiplerinden birisidir. Nakşî'yim diyen kaç kişiye sor bakalım,Nakşî'yim diyen kaç kişiye sor bakalım, kaç tanesi bunun böyle bir Nakşîliğin prensibi olduğunu biliyor?kaç tanesi bunun böyle bir Nakşîliğin prensibi olduğunu biliyor? Kaç tanesi biliyor, sor bakalım!Kaç tanesi biliyor, sor bakalım! 1000 tane Nakşî üzerinde istatistik yap;1000 tane Nakşî üzerinde istatistik yap; efendim kalbini kollayıp,efendim kalbini kollayıp, bekleyip, gözleyip içine kötü şeyleri sokmamak konusunda nöbet tutmak hususunu biliyor mu, bilmiyor mu sor bakalım!bekleyip, gözleyip içine kötü şeyleri sokmamak konusunda nöbet tutmak hususunu biliyor mu, bilmiyor mu sor bakalım! Bilmez.Bilmez. Bilmez çünkü zahire takılmışız, işin iç yüzünü öğrenmemişiz,Bilmez çünkü zahire takılmışız, işin iç yüzünü öğrenmemişiz, araştırmamışız, anlamamışız.araştırmamışız, anlamamışız. Tasavvuf nedir anlamamışız,Tasavvuf nedir anlamamışız, Nakşîlik nedir anlamamışız,Nakşîlik nedir anlamamışız, Nakşîliğin prensipleri nedir anlamamışız.Nakşîliğin prensipleri nedir anlamamışız. Bizim Müslüman

Bizim Müslüman
şahıslardan bir tanesiyle dün beraberdik bir yerde, bir ziyarette.şahıslardan bir tanesiyle dün beraberdik bir yerde, bir ziyarette. Bunlar hapse tıkıldılar bir ara.Bunlar hapse tıkıldılar bir ara. Kim olduğunu da söylemiyorum, senesini de söylemiyorum; maksadım olaylardan ibret almak.Kim olduğunu da söylemiyorum, senesini de söylemiyorum; maksadım olaylardan ibret almak. Hapse tıkıldı Müslüman, mütedeyyin, yüksek mevkiden bir insan.Hapse tıkıldı Müslüman, mütedeyyin, yüksek mevkiden bir insan. Hapse tıkıldı sakalıyla, hapse tıkıldı.Hapse tıkıldı sakalıyla, hapse tıkıldı. Suçu Müslüman olmak!Suçu Müslüman olmak! Yani arsızlık, yüzsüzlük, edepsizlik filan değil, Müslüman olduğu için hapse tıkıldı.Yani arsızlık, yüzsüzlük, edepsizlik filan değil, Müslüman olduğu için hapse tıkıldı. Hapiste de 10-15 tane Müslüman insan varmış, oldular bir ekip.Hapiste de 10-15 tane Müslüman insan varmış, oldular bir ekip. Olmuşlar bir ekip orada hapiste, onu anlatıyordu dün:Olmuşlar bir ekip orada hapiste, onu anlatıyordu dün: "Şimdi" diyor, "biz" diyor, "ne yapalım?" diyor,"Şimdi" diyor, "biz" diyor, "ne yapalım?" diyor, "Açtık" diyor, "dini kitapları okumaya başladık."Açtık" diyor, "dini kitapları okumaya başladık. Dini kitapları okuyoruz, açıyoruz, hadis okuyoruz.Dini kitapları okuyoruz, açıyoruz, hadis okuyoruz. Öteki Müslüman arkadaşlar da oturuyorlar, hazır fırsatı bulmuşuz, ben hocayım, onlar da dinleyici...Öteki Müslüman arkadaşlar da oturuyorlar, hazır fırsatı bulmuşuz, ben hocayım, onlar da dinleyici... Okuduk.Okuduk. Hapiste İslam'la alakası olmayan insanlar da var; komünisti var, bilmem nesi var,

Hapiste İslam'la alakası olmayan insanlar da var; komünisti var, bilmem nesi var,
Onlar da uzaktan... uzaktan uzağa dinliyorlar bizim konuştuklarımızı.Onlar da uzaktan... uzaktan uzağa dinliyorlar bizim konuştuklarımızı. Dinlemişler, dinlemişler, dinlemişler, dinlemişler de ne kadar sürdüyse bu dersler...Dinlemişler, dinlemişler, dinlemişler, dinlemişler de ne kadar sürdüyse bu dersler... Sonunda demiş: 'Hoca hoca!' demiş bir tanesi.Sonunda demiş: 'Hoca hoca!' demiş bir tanesi. O komünistlerden bir tanesi, azılı.O komünistlerden bir tanesi, azılı. Sonra ölmüş o.Sonra ölmüş o. Azılı komünistlerden bir tanesi: 'Hoca hoca' demiş, 'senin bu anlattıkların doğruysa...'Azılı komünistlerden bir tanesi: 'Hoca hoca' demiş, 'senin bu anlattıkların doğruysa...' Çünkü İslam adaleti emrediyor,Çünkü İslam adaleti emrediyor, zulmü yasaklıyor, efendim helal lokmayı emrediyor,zulmü yasaklıyor, efendim helal lokmayı emrediyor, insanın insanı istismarını engelliyor...insanın insanı istismarını engelliyor... Bunları hep okudu ya hoca, anlattı, okudu, anlattı.Bunları hep okudu ya hoca, anlattı, okudu, anlattı. Onlar da uzaktan dinlediler.Onlar da uzaktan dinlediler. 'Hoca hoca' demiş, 'hocam' demiyor diyor.'Hoca hoca' demiş, 'hocam' demiyor diyor. Hocam dese... Hocam demiyor, hoca hoca.Hocam dese... Hocam demiyor, hoca hoca. 'Hoca hoca' demiş, 'eğer senin bu anlattıkların doğruysa'Hoca hoca' demiş, 'eğer senin bu anlattıkların doğruysa ya siz komünistsiniz' demiş, 'ya da biz Müslüman'ız!'"ya siz komünistsiniz' demiş, 'ya da biz Müslüman'ız!'" "Ya siz komünistsiniz ya da biz Müslüman'ız." Tabii Müslüman...

"Ya siz komünistsiniz ya da biz Müslüman'ız." Tabii Müslüman...
Onu nereden okudu o hoca?Onu nereden okudu o hoca? Hadis kitabından okudu!Hadis kitabından okudu! İslam'ın efendim geçimle, kazançla, helal lokmayla, adaletle, insafla, merhametle, yardımla ilgili hükümlerini nereden okudu?İslam'ın efendim geçimle, kazançla, helal lokmayla, adaletle, insafla, merhametle, yardımla ilgili hükümlerini nereden okudu? Din kitabından okudu, hadis kitabından okudu, Kur'an'dan okudu, efendim İslam.Din kitabından okudu, hadis kitabından okudu, Kur'an'dan okudu, efendim İslam. O Müslümanlık olduğuna göre bu adamların, zavallıların aradıkları İslam!O Müslümanlık olduğuna göre bu adamların, zavallıların aradıkları İslam! Özledikleri İslam ama sanıyorlar ki komünizmle gerçekleşecek o aptallar!Özledikleri İslam ama sanıyorlar ki komünizmle gerçekleşecek o aptallar! Öyle sanıyor, öyle söylemiş:Öyle sanıyor, öyle söylemiş: "Hoca hoca, sizin bu söyledikleriniz doğruysa ya siz komünistsiniz"Hoca hoca, sizin bu söyledikleriniz doğruysa ya siz komünistsiniz ya biz Müslüman'ız." Tabii onlar komünist olmadığına göre siz İslam'ı özlüyorsunuz,ya biz Müslüman'ız." Tabii onlar komünist olmadığına göre siz İslam'ı özlüyorsunuz, İslam sanıyorsunuz komünizmi.İslam sanıyorsunuz komünizmi. Komünizm İslam değil!

Komünizm İslam değil!
Komünizm Rusya'ya mutluluk getirmedi,Komünizm Rusya'ya mutluluk getirmedi, Çin'e mutluluk getirmedi,Çin'e mutluluk getirmedi, Demirperde gerisindeki ülkelere mutluluk getirmedi.Demirperde gerisindeki ülkelere mutluluk getirmedi. Orada da istismar oldu, orada da ezme oldu, orada da öldürme oldu, orada da insanın kıymeti bilinmedi,Orada da istismar oldu, orada da ezme oldu, orada da öldürme oldu, orada da insanın kıymeti bilinmedi, orada da partililer efendim işçileri istismar ettiler,orada da partililer efendim işçileri istismar ettiler, orada da kapitalizm gibi zulüm devam etti, bitmedi!orada da kapitalizm gibi zulüm devam etti, bitmedi! Sen bir şeyler özlüyorsun, işte o özlediğin İslam'da!

Sen bir şeyler özlüyorsun, işte o özlediğin İslam'da!
Millet bunu bilmiyor.Millet bunu bilmiyor. Komünist de bilmiyor, devletin başındakiler de bilmiyor,Komünist de bilmiyor, devletin başındakiler de bilmiyor, devletin yöneticileri de bilmiyor,devletin yöneticileri de bilmiyor, devletin yönetimini elinde bulunduran, yönetimine yön verenler de bilmiyor.devletin yönetimini elinde bulunduran, yönetimine yön verenler de bilmiyor. Onların nazarında Müslümanlar düşman: Köktendinci... Aman Allah!Onların nazarında Müslümanlar düşman: Köktendinci... Aman Allah! Köktendinci nedir?Köktendinci nedir? Canavar mıdır?Canavar mıdır? Yol kesici midir?Yol kesici midir? Haydut mudur?Haydut mudur? Cani midir? Gaddar mıdır?Cani midir? Gaddar mıdır? Efendim anarşist midir?Efendim anarşist midir? "Köktendinciler mi? Aman!" Yahu köktendinci dediğin işte şu cami cemaati veya öteki cami cemaati."Köktendinciler mi? Aman!" Yahu köktendinci dediğin işte şu cami cemaati veya öteki cami cemaati. Müslüman, Kur'an'a inanmış, Allah'ın rızasını kazanmak isteyen insan.Müslüman, Kur'an'a inanmış, Allah'ın rızasını kazanmak isteyen insan. Düşman! Neden?Düşman! Neden? Amerika köktendincilere düşman, İngiltere köktendincilere düşman...Amerika köktendincilere düşman, İngiltere köktendincilere düşman... E sen onları ne örnek alıyorsun?E sen onları ne örnek alıyorsun? İngiltere'nin ipiyle suya inilir mi?İngiltere'nin ipiyle suya inilir mi? İngiltere bak Sırbistan'ı destekliyor boyuna Boşnakların aleyhinde.İngiltere bak Sırbistan'ı destekliyor boyuna Boşnakların aleyhinde. Onların adaletten, insaftan ne nasibi olur ya?Onların adaletten, insaftan ne nasibi olur ya? Onlar istismarcı, emperyalist millet onlar ya!Onlar istismarcı, emperyalist millet onlar ya! Sen onlara ne bakıyorsun?Sen onlara ne bakıyorsun? Onun ağzıyla, onun kafasıyla, onun gözüyle hareket ediyor bizimki de: "Rejimin düşmanı...Onun ağzıyla, onun kafasıyla, onun gözüyle hareket ediyor bizimki de: "Rejimin düşmanı... Bunlar gelirse rejimi yıkarlar."Bunlar gelirse rejimi yıkarlar." Ya İngilizlerle savaşırız belki ama sen ne korkuyorsun?

Ya İngilizlerle savaşırız belki ama sen ne korkuyorsun?
Arnavut hani şeye çekmiş, tabancayı lobyaya:Arnavut hani şeye çekmiş, tabancayı lobyaya: Güm güm güm güm atmış, "Ya ben senden kaçıyorum,Güm güm güm güm atmış, "Ya ben senden kaçıyorum, yine bu sofrada da mı karşıma çıktın?" diye.yine bu sofrada da mı karşıma çıktın?" diye. Yanındaki pelte titremeye başlamış.Yanındaki pelte titremeye başlamış. "More" demiş, "benim sana bir kastım yoktur, benim düşmanlığım buna."More" demiş, "benim sana bir kastım yoktur, benim düşmanlığım buna. Sen ne titriyorsun?" demiş.Sen ne titriyorsun?" demiş. Bir hikaye var: Fasulye yemekten...

Bir hikaye var: Fasulye yemekten...
Fasulye yemekten Arnavut bıkmış, demiş ki: "Fasulye olmayan, başka yemek olan bir diyar yok mu?Fasulye yemekten Arnavut bıkmış, demiş ki: "Fasulye olmayan, başka yemek olan bir diyar yok mu? Oraya gideceğim" demiş, vedalaşmış.Oraya gideceğim" demiş, vedalaşmış. Arnavutluk'u terk etmiş.Arnavutluk'u terk etmiş. Yolda giderken bir handa oturmuş:Yolda giderken bir handa oturmuş: "Gelsin yemekler!" Yemek listesi gelmiş,"Gelsin yemekler!" Yemek listesi gelmiş, adını bilmediği bir sürü yemek...adını bilmediği bir sürü yemek... İşte lobya. Tamam.İşte lobya. Tamam. Ondan sonra pelte, palûze, bilmem ne...Ondan sonra pelte, palûze, bilmem ne... Tamam, lobya olsun, palûze olsun, salata olsun, yumurta olsun, şu kadar ekmek olsun...Tamam, lobya olsun, palûze olsun, salata olsun, yumurta olsun, şu kadar ekmek olsun... Gelmiş önüne, masaya konmuş.Gelmiş önüne, masaya konmuş. Şimdi bu lobya nedir diye merak ediyor.Şimdi bu lobya nedir diye merak ediyor. Gelen yemekler... Tamam, pelte buraya kondu, tamam muhallebi, pelte burada...Gelen yemekler... Tamam, pelte buraya kondu, tamam muhallebi, pelte burada... Bir de bakmış ki lobya diye karşısına gelen tabaktaki yemek yine fasulye!Bir de bakmış ki lobya diye karşısına gelen tabaktaki yemek yine fasulye! Halbuki Arnavutluk'u fasulyeden dolayı terk etti.Halbuki Arnavutluk'u fasulyeden dolayı terk etti. Kızmış, piştovunu çekmiş fasulyeyi kurşunluyor: Grav grav grav grav grav!..Kızmış, piştovunu çekmiş fasulyeyi kurşunluyor: Grav grav grav grav grav!.. Tabii masa karışmış, ortalık karışmış.Tabii masa karışmış, ortalık karışmış. Masadaki pelte de başlamış titremeye...Masadaki pelte de başlamış titremeye... "More" demiş, "sen ne korkuyorsun? Benim hıncım buna!"More" demiş, "sen ne korkuyorsun? Benim hıncım buna! Ben ona ateş ediyorum, sen ne titriyorsun?" demiş, pelte titriyor.Ben ona ateş ediyorum, sen ne titriyorsun?" demiş, pelte titriyor. Bizimkilerin korkusu... Ya bizim korkumuz, bizim kızgınlığımız emperyalistlere!Bizimkilerin korkusu... Ya bizim korkumuz, bizim kızgınlığımız emperyalistlere! Bıktık istismarlarından, yalanlarından, hilelerinden, dolanlarından...Bıktık istismarlarından, yalanlarından, hilelerinden, dolanlarından... Bosna'da, Hersek'te, efendim Keşmir'de, Kafkasya'da,Bosna'da, Hersek'te, efendim Keşmir'de, Kafkasya'da, Orta Asya'da, Afrika'da bıktık!Orta Asya'da, Afrika'da bıktık! Bizim düşmanlığımız onlara, sen ne korkuyorsun?Bizim düşmanlığımız onlara, sen ne korkuyorsun? Sen peltesin ya!Sen peltesin ya! Sen korkma, sana düşmanlığımız yok.Sen korkma, sana düşmanlığımız yok. Evet...

Evet...
Böyle bilmiyorum Allah affetsinBöyle bilmiyorum Allah affetsin cami kürsüsünde fıkra anlatılır mı bilmiyorum ama İslam'dan yanlış korkuyorlar,cami kürsüsünde fıkra anlatılır mı bilmiyorum ama İslam'dan yanlış korkuyorlar, Müslüman'ı yanlış tanıyorlar, İslam'ı yanlış tanıyorlar,Müslüman'ı yanlış tanıyorlar, İslam'ı yanlış tanıyorlar, onun için bu yanlışlıklar oluyor.onun için bu yanlışlıklar oluyor. Efendim biz kendi işimize bakalım!Efendim biz kendi işimize bakalım! Bizim yolumuz elhamdülillah sağlam.Bizim yolumuz elhamdülillah sağlam. Biz Allah'ın rızasını istiyoruz, biz güzel şeylere sahip olmak istiyoruz, kötülüklerden sıyrılmak, kurtulmak istiyoruz.Biz Allah'ın rızasını istiyoruz, biz güzel şeylere sahip olmak istiyoruz, kötülüklerden sıyrılmak, kurtulmak istiyoruz. Bunun için ne lazım?Bunun için ne lazım? Çalışmak, çabalamak lazım!Çalışmak, çabalamak lazım! Gayret etmek lazım, gayretsiz olmuyor.Gayret etmek lazım, gayretsiz olmuyor. Gayret ederek olacak.Gayret ederek olacak. İnsan gönlüne sahip olacak, gönlünü bekleyecek,İnsan gönlüne sahip olacak, gönlünü bekleyecek, kalbine kötü şeyler sokmayacak,kalbine kötü şeyler sokmayacak, iyi insan olmaya çalışacak, kâmil insan olacak daiyi insan olmaya çalışacak, kâmil insan olacak da kâmil insanların çoğalmasıyla,kâmil insanların çoğalmasıyla, çalışmalarının birikmesiyle alem düzen bulacak, insanlık kurtulacak!çalışmalarının birikmesiyle alem düzen bulacak, insanlık kurtulacak! İnsanlığın selameti İslam'da.İnsanlığın selameti İslam'da. "Çağımız buhranda, kurtuluş İslam'da!" Çok güzel, çok doğru."Çağımız buhranda, kurtuluş İslam'da!" Çok güzel, çok doğru. Allahu Teâlâ Hazretleri bizi efendim sevdiği has, mü'min-i kâmil kullarından eylesin.

Allahu Teâlâ Hazretleri bizi efendim sevdiği has, mü'min-i kâmil kullarından eylesin.
Cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin.Cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin. Buraya bir kağıt göndermişler: İki ay önce şöyle bir küpe bulunmuş;Buraya bir kağıt göndermişler: İki ay önce şöyle bir küpe bulunmuş; altın küpe, 14 ayar,altın küpe, 14 ayar, üstünde efendim gök renkli taşı var, küpe.üstünde efendim gök renkli taşı var, küpe. Kulağa küpe... Bir tek küpe, iki aydır sahibi çıkmamış.Kulağa küpe... Bir tek küpe, iki aydır sahibi çıkmamış. Bunu kimse aramaz ki ya!Bunu kimse aramaz ki ya! Bunu düşürmüş, kim bilir nerede düşürdüm diyeBunu düşürmüş, kim bilir nerede düşürdüm diye aramaz ama cami cemaati bak,aramaz ama cami cemaati bak, caminin yöneticileri camide buldukları bir altını bile sahibini arıyorlar.caminin yöneticileri camide buldukları bir altını bile sahibini arıyorlar. Müslüman böyledir işte!Müslüman böyledir işte! Küçük büyük, helal şey yapar.Küçük büyük, helal şey yapar. Bunun sahibi yukarıdaysa gelsin, alsın.Bunun sahibi yukarıdaysa gelsin, alsın. Yukarıda değilse buYukarıda değilse bu caminin hayrına, hasenatına şey olsun;caminin hayrına, hasenatına şey olsun; bunu düşürenin adına vakıf olsun,bunu düşürenin adına vakıf olsun, ona hayır olarak geçsin, kullanılsın.ona hayır olarak geçsin, kullanılsın. Evet... Fâtiha-i şerîfe mea'l-besmele!

Evet... Fâtiha-i şerîfe mea'l-besmele!
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2