Namaz Vakitleri

6 Şevvâl 1446
04 April 2025
İmsak
05:08
Güneş
06:36
Öğle
13:12
İkindi
16:48
Akşam
19:39
Yatsı
21:01
Detaylı Arama

Dinimizde Mali Fedakarlık ve Cömertlik

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

16 Recep 1421 / 14.10.2000

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Hadis sohbetlerini 5 aşamada özetleyebiliriz.

a. İskenderpaşa Camii Sohbetleri (1977-1997)

Mehmed Zâhid KOTKU Hz. görevli oldukları İskenderpaşa Camii’nde, her pazar günü ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika Râmûzü’l-Ehàdis’ten hadis okuyup izah ederdi. 1977 yılının ilkbaharından itibaren bu dersler Mahmud Es’ad COŞAN tarafından yapılır oldu.

COŞAN, o yıllarda Ankara’da oturuyordu. Her hafta sonu İstanbul’a geliyor, pazar günkü hadis dersini yapıp geri dönüyordu. Tatillerde ve müsait zamanlarında cuma namazından önce de sohbet ettiği olurdu. Önemli bir engel olmadıkça, bu böyle devam etti.

13 Kasım 1980’de Mehmed Zâhid KOTKU Hazretleri’nin vefatından sonra da İskenderpaşa’daki dersler aynen devam etti. Hac veya başka bir seyahat nedeniyle yurtdışında olduğu zamanların dışında önemli bir aksama olmadı. 1997 Mayısında yurtdışına çıkıncaya kadar bu böyle devam etti. İskenderpaşa’daki son sohbeti 4 Mayıs 1997 pazar günü oldu.
COŞAN, derse besmele ve hamdele ile başlardı. Arkasından, “Kitapların en efdali Allah’ın kitabıdır, yolların en faziletlisi Peygamber (s.a.s.)’in yoludur. Sonradan uydurulan şeyler bid’attir. Her bid’at dalâlettir. Her dalâlet ve dalâlet sahibi cehenneme gider.” anlamındaki Arapça giriş cümlelerini söylerdi. Sonra, sıradaki ilk hadisin Arapça metnini okurdu.

Ondan sonra okunan kitap hakkında kısa bilgi verir; hadislerin okunmasına ve izahına geçmeden önce, başta Peygamber (s.a.s.) Efendimiz olmak üzere cümle enbiyânın, evliyânın, sülehànın; sâdât ve meşâyih-i kiramın ruhları için; kitabın müellifinin ve bu kitabın içindeki hadis-i şeriflerin bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın, râvilerin ruhları için; caminin bânisi İskender Paşa’nın ruhu için; bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere oraya gelmiş olan kimselerin ahirete irtihal etmiş olan cümle yakınlarının ruhları için ve Mehmed Zahid KOTKU Hazretleri’nin ruhu için, bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerif okunmasını isterdi.

Daha sonra, sıradaki hadis-i şerifin Arapça metnini okuyup, kelime kelime izahına geçerdi. Konuyla ilgili ayet-i kerimeler ve diğer hadis-i şeriflerle meseleyi bir güzel açıklardı. Sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanırdı. Konunun iyi anlaşılması için misaller, hatıralar anlatır; şiirlere, Farsça ve Arapça beyitlere yer verirdi.

COŞAN, ilk yıllarda her sohbette 8-10 hadis-i şerif okuyup izah ederdi, sohbet süresi bir saati geçmezdi. Son yıllarda bu sayı 3’e kadar düşmüş, izah için daha çok vakit ayrılmış, sohbet süresi bir saati biraz aşmaya başlamıştı.

Sohbetin sonunda mutlaka Hatm-i Hàcegân yaptırırdı. Bazen, intisab etmek isteyenler için zikir dersi tarifi yapardı. Eğer vakit müsaitse, küçük notlarla soru gönderenlerin sorularına cevap verirdi.

Sohbetlere öncelikle gençler, öğrenciler, okumuş kimseler gelirlerdi. Fakat her yaştan ve her kesimden insana rastlamak mümkündü. Zamanla ilgi arttığı için, caminin etrafındaki evler satın alınarak cami genişletilmiş; hanımların ve erkeklerin sohbetleri takip edebilmesi için mekânlar yapılmıştır.

İskenderpaşa Camii’ndeki sohbetler, ilk yıllardan beri teyp kasetlerine kayıt edilmiştir. 1987’den sonra görüntülü video kayıtları yapılmıştır.

b. Ankara Özelif Camii Sohbetleri (1982-1996)

COŞAN, Mehmed Zâhid KOTKU Hz. vefat edip, irşad görevi kendisine intikal ettikten sonra, Ankara’da da hadis dersleri başlattı (1982). İlk önce çarşamba günleri evinin yanındaki Muradiye Camii’nde, daha sonra perşembe akşamları Özelif Camii’nde hadis dersi yapmaya başladı. Bir ara cumartesi günleri yapıldı. Emekli olup da Ankara’dan ayrıldıkları 1987 yılına kadar bu dersler devam etti. 1987’den sonra ise, her ayın ilk perşembe akşamı Ankara’ya gelip, bu hadis derslerini ayda bir yapmaya devam etti.

c. Sapanca Sohbetleri (1987-1989)

COŞAN emekli olduktan sonra Sapanca’ya yerleşmiştir. Orada oturdukları yıllarda (1987-1989), evinin yakınındaki Yüzevler Camii’nde cumartesi günleri, ikindiden sonra Muhtâru’l-Ehàdîs isimli kitaptan hadis dersleri yapmıştır.

Muhtâru’l-Ehâdîs kitabı muteber hadis kitaplarından seçilmiş ve ilk harflerine göre alfabetik olarak sıralanmış bin dört yüz kadar hadis ihtivâ etmektedir. Mısırlı alim Seyyid Ahmed el-Hâşimî (1878-1943) tarafından hazırlanmıştır. Türkçe’ye muhtelif tercümeleri yapılmıştır.

d. Anadolu’da Sohbetler

COŞAN, Türkiye’de bulunduğu 1980-1997 yılları arasında sık sık Anadolu’da seyahatler yaparlardı. Gittikleri illerde, uygun camilerde, halka açık hadis dersleri yapmıştır. Eskişehir, Bursa, İzmir, Antalya, Adapazarı, Konya, Edirne gibi illerde sohbetler yapılmış hadis sohbetleri mevcuttur.

e. Ev Sohbetleri
Doğum, ölüm, düğün, sünnet vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği evlerde; kahvaltı vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği öğrenci evlerinde mutlaka yarım saat - 45 dakika civarında bir hadis sohbeti yaparlardı.

İki Huy Vardır ki..., Zekat ve Sadaka Vermekten Mal Azalmaz, Mümin Bir Kere Eli Açık Bir İnsandır, Müminde Kötü | gibi konu başlıkları içeren dini sohbet.

Dinimizde Mali Fedakarlık ve Cömertlik

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

16 Recep 1421 / 14.10.2000

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Hadis sohbetlerini 5 aşamada özetleyebiliriz.

a. İskenderpaşa Camii Sohbetleri (1977-1997)

Mehmed Zâhid KOTKU Hz. görevli oldukları İskenderpaşa Camii’nde, her pazar günü ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika Râmûzü’l-Ehàdis’ten hadis okuyup izah ederdi. 1977 yılının ilkbaharından itibaren bu dersler Mahmud Es’ad COŞAN tarafından yapılır oldu.

COŞAN, o yıllarda Ankara’da oturuyordu. Her hafta sonu İstanbul’a geliyor, pazar günkü hadis dersini yapıp geri dönüyordu. Tatillerde ve müsait zamanlarında cuma namazından önce de sohbet ettiği olurdu. Önemli bir engel olmadıkça, bu böyle devam etti.

13 Kasım 1980’de Mehmed Zâhid KOTKU Hazretleri’nin vefatından sonra da İskenderpaşa’daki dersler aynen devam etti. Hac veya başka bir seyahat nedeniyle yurtdışında olduğu zamanların dışında önemli bir aksama olmadı. 1997 Mayısında yurtdışına çıkıncaya kadar bu böyle devam etti. İskenderpaşa’daki son sohbeti 4 Mayıs 1997 pazar günü oldu.
COŞAN, derse besmele ve hamdele ile başlardı. Arkasından, “Kitapların en efdali Allah’ın kitabıdır, yolların en faziletlisi Peygamber (s.a.s.)’in yoludur. Sonradan uydurulan şeyler bid’attir. Her bid’at dalâlettir. Her dalâlet ve dalâlet sahibi cehenneme gider.” anlamındaki Arapça giriş cümlelerini söylerdi. Sonra, sıradaki ilk hadisin Arapça metnini okurdu.

Ondan sonra okunan kitap hakkında kısa bilgi verir; hadislerin okunmasına ve izahına geçmeden önce, başta Peygamber (s.a.s.) Efendimiz olmak üzere cümle enbiyânın, evliyânın, sülehànın; sâdât ve meşâyih-i kiramın ruhları için; kitabın müellifinin ve bu kitabın içindeki hadis-i şeriflerin bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın, râvilerin ruhları için; caminin bânisi İskender Paşa’nın ruhu için; bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere oraya gelmiş olan kimselerin ahirete irtihal etmiş olan cümle yakınlarının ruhları için ve Mehmed Zahid KOTKU Hazretleri’nin ruhu için, bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerif okunmasını isterdi.

Daha sonra, sıradaki hadis-i şerifin Arapça metnini okuyup, kelime kelime izahına geçerdi. Konuyla ilgili ayet-i kerimeler ve diğer hadis-i şeriflerle meseleyi bir güzel açıklardı. Sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanırdı. Konunun iyi anlaşılması için misaller, hatıralar anlatır; şiirlere, Farsça ve Arapça beyitlere yer verirdi.

COŞAN, ilk yıllarda her sohbette 8-10 hadis-i şerif okuyup izah ederdi, sohbet süresi bir saati geçmezdi. Son yıllarda bu sayı 3’e kadar düşmüş, izah için daha çok vakit ayrılmış, sohbet süresi bir saati biraz aşmaya başlamıştı.

Sohbetin sonunda mutlaka Hatm-i Hàcegân yaptırırdı. Bazen, intisab etmek isteyenler için zikir dersi tarifi yapardı. Eğer vakit müsaitse, küçük notlarla soru gönderenlerin sorularına cevap verirdi.

Sohbetlere öncelikle gençler, öğrenciler, okumuş kimseler gelirlerdi. Fakat her yaştan ve her kesimden insana rastlamak mümkündü. Zamanla ilgi arttığı için, caminin etrafındaki evler satın alınarak cami genişletilmiş; hanımların ve erkeklerin sohbetleri takip edebilmesi için mekânlar yapılmıştır.

İskenderpaşa Camii’ndeki sohbetler, ilk yıllardan beri teyp kasetlerine kayıt edilmiştir. 1987’den sonra görüntülü video kayıtları yapılmıştır.

b. Ankara Özelif Camii Sohbetleri (1982-1996)

COŞAN, Mehmed Zâhid KOTKU Hz. vefat edip, irşad görevi kendisine intikal ettikten sonra, Ankara’da da hadis dersleri başlattı (1982). İlk önce çarşamba günleri evinin yanındaki Muradiye Camii’nde, daha sonra perşembe akşamları Özelif Camii’nde hadis dersi yapmaya başladı. Bir ara cumartesi günleri yapıldı. Emekli olup da Ankara’dan ayrıldıkları 1987 yılına kadar bu dersler devam etti. 1987’den sonra ise, her ayın ilk perşembe akşamı Ankara’ya gelip, bu hadis derslerini ayda bir yapmaya devam etti.

c. Sapanca Sohbetleri (1987-1989)

COŞAN emekli olduktan sonra Sapanca’ya yerleşmiştir. Orada oturdukları yıllarda (1987-1989), evinin yakınındaki Yüzevler Camii’nde cumartesi günleri, ikindiden sonra Muhtâru’l-Ehàdîs isimli kitaptan hadis dersleri yapmıştır.

Muhtâru’l-Ehâdîs kitabı muteber hadis kitaplarından seçilmiş ve ilk harflerine göre alfabetik olarak sıralanmış bin dört yüz kadar hadis ihtivâ etmektedir. Mısırlı alim Seyyid Ahmed el-Hâşimî (1878-1943) tarafından hazırlanmıştır. Türkçe’ye muhtelif tercümeleri yapılmıştır.

d. Anadolu’da Sohbetler

COŞAN, Türkiye’de bulunduğu 1980-1997 yılları arasında sık sık Anadolu’da seyahatler yaparlardı. Gittikleri illerde, uygun camilerde, halka açık hadis dersleri yapmıştır. Eskişehir, Bursa, İzmir, Antalya, Adapazarı, Konya, Edirne gibi illerde sohbetler yapılmış hadis sohbetleri mevcuttur.

e. Ev Sohbetleri
Doğum, ölüm, düğün, sünnet vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği evlerde; kahvaltı vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği öğrenci evlerinde mutlaka yarım saat - 45 dakika civarında bir hadis sohbeti yaparlardı.

İki Huy Vardır ki..., Zekat ve Sadaka Vermekten Mal Azalmaz, Mümin Bir Kere Eli Açık Bir İnsandır, Müminde Kötü | gibi konu başlıkları içeren dini sohbet.

Konuşma Metni

El-Hamdülillahi rabbilalemine hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh alâ külli hâlin ve fî külli hîn.El-Hamdülillahi rabbilalemine hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ muhammedini'l-mustafâVessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ muhammedini'l-mustafâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ecma'în.ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ecma'în. Emmâ ba'd;

Emmâ ba'd;
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'inPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh'ın rivayet ettiğine göre ki.Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh'ın rivayet ettiğine göre ki. Bu Buhârî, Tirmizî, İbn Abdilberr ve diğer kaynaklarda var.

Bu Buhârî, Tirmizî, İbn Abdilberr ve diğer kaynaklarda var.

Hasletâni lâ yectemi'âni fî mü'minin el-buhlü ve sûü'l-huluki.

Hasletâni lâ yectemi'âni fî mü'minin el-buhlü ve sûü'l-huluki.

Hasletâni. "İki huy, iki özellik, vasıf, sıfat vardır kiHasletâni. "İki huy, iki özellik, vasıf, sıfat vardır ki bunlar bir müslümanda toplanmaz, bir araya gelmez." Bu huylardan birisi el-buhlü. "Cimrilik."bunlar bir müslümanda toplanmaz, bir araya gelmez." Bu huylardan birisi el-buhlü. "Cimrilik." Bir diğeri de sûü'l-huluki. "Kötü huyluluk." Daha doğrusu bizim huysuzluk, geçimsizlik dediğimiz hal.

Bir diğeri de sûü'l-huluki. "Kötü huyluluk." Daha doğrusu bizim huysuzluk, geçimsizlik dediğimiz hal.

Mü'min, ibadetleri arasında mali fedakarlık yapmakla da emrolunmuş bir kuldur.Mü'min, ibadetleri arasında mali fedakarlık yapmakla da emrolunmuş bir kuldur. Dinimizin ibadetleri arasında bir de zekât var, farzlardan birisi.Dinimizin ibadetleri arasında bir de zekât var, farzlardan birisi. Paramızdan çıkartacağız, malımızdan belli bir miktarını fakirlere "fakirlerin hakkıdır" diyeParamızdan çıkartacağız, malımızdan belli bir miktarını fakirlere "fakirlerin hakkıdır" diye bir vazife olarak vereceğiz. Ayrıca Ramazan Bayramı'nda fıtır sadakası var, bir vazife olarak vereceğiz. Ayrıca Ramazan Bayramı'nda fıtır sadakası var, yani [fakirler] sevinsinler diye sadaka vermek.yani [fakirler] sevinsinler diye sadaka vermek. Ayrıca başka zamanlarda muhtaç olan insanlara zekâtın dışında malî bir takım bağışlar vererekAyrıca başka zamanlarda muhtaç olan insanlara zekâtın dışında malî bir takım bağışlar vererek onların fakr u zarûretlerinin giderilmesinde yardımcı olmak.onların fakr u zarûretlerinin giderilmesinde yardımcı olmak. Ayrıca akrabaya sılai rahim yaparak, akrabanın fakiri fukarasını da gözetmek gibi paraya,Ayrıca akrabaya sılai rahim yaparak, akrabanın fakiri fukarasını da gözetmek gibi paraya, maddiyata dayalı müslümanın boynunda bir takım tavsiyeler ve görevler vardır.maddiyata dayalı müslümanın boynunda bir takım tavsiyeler ve görevler vardır. O da helalinden, alnının teriyle kazanmış olduğu kendi malından Allah'ın emri,O da helalinden, alnının teriyle kazanmış olduğu kendi malından Allah'ın emri, Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi üzere bunlardan zaman zaman ve çeşitli vesilelerle çıkartır verir.Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi üzere bunlardan zaman zaman ve çeşitli vesilelerle çıkartır verir. Ayrıca eşini, dostunu, arkadaşını evine çağırır, ziyafet çeker, yedirir, içirir. Ayrıca eşini, dostunu, arkadaşını evine çağırır, ziyafet çeker, yedirir, içirir. Ayrıca arkadaşlarına hediyeler verir. Çünkü Peygamber Efendimiz onu da;

Ayrıca arkadaşlarına hediyeler verir. Çünkü Peygamber Efendimiz onu da;

Tehâdev tehâbbû. "Hediyeleşin muhabbetiniz artar." diye tavsiye buyurmuş.Tehâdev tehâbbû. "Hediyeleşin muhabbetiniz artar." diye tavsiye buyurmuş. Yarım elma gönül alma, çam sakızı çoban armağanı bile olsa yani böyle sebeplerleYarım elma gönül alma, çam sakızı çoban armağanı bile olsa yani böyle sebeplerle sonuç itibariyle insan ben seni seviyorum demiş oluyor, muhabbetin artmasına sebep oluyor.

sonuç itibariyle insan ben seni seviyorum demiş oluyor, muhabbetin artmasına sebep oluyor.

Mü'min bilir ki verdiği zaman Allah daha çoğunu verecek,Mü'min bilir ki verdiği zaman Allah daha çoğunu verecek, çünkü sahih hadîs-i şerîflerde bu kesin olarak belirtiliyor.çünkü sahih hadîs-i şerîflerde bu kesin olarak belirtiliyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki;

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîfinde buyurmuş ki;

"Vallahi zekât ve sadaka vermekten mal azalmaz.""Vallahi zekât ve sadaka vermekten mal azalmaz." Yemin ediyor! Peygamber-i zîşânımız, serverimiz,Yemin ediyor! Peygamber-i zîşânımız, serverimiz, başımızın tacı Muhammed-i Mustafâ Efendimiz yemin ediyor.başımızın tacı Muhammed-i Mustafâ Efendimiz yemin ediyor. Vallahi azalmaz, keseden azalmış gibi görünüyor, bir an için çıkıyor ama Allah daha fazlasını verir.

Vallahi azalmaz, keseden azalmış gibi görünüyor, bir an için çıkıyor ama Allah daha fazlasını verir.

Allahümme a'tı münfikan halefen ve a'tı mümsiken telefen. diyeAllahümme a'tı münfikan halefen ve a'tı mümsiken telefen. diye meleklerin dua ettiğini biliyoruz.meleklerin dua ettiğini biliyoruz. "Yâ Rabbi! İnfak edene verdiğinin yerine kat kat fazlasını ihsan eyle, eli sıkı olup da "Yâ Rabbi! İnfak edene verdiğinin yerine kat kat fazlasını ihsan eyle, eli sıkı olup da tutana da malına telefat ver, o ne kadar tutmak istiyorsa telef et malını yâ Rabbi!" diyetutana da malına telefat ver, o ne kadar tutmak istiyorsa telef et malını yâ Rabbi!" diye meleklerin dua ettiğini biliyoruz.

Sonra şeytan insanları, bir hayrı yapacağı zaman, fakirlikten korkutur.
meleklerin dua ettiğini biliyoruz.

Sonra şeytan insanları, bir hayrı yapacağı zaman, fakirlikten korkutur.
İki gözünün ortasına fakirliği şöyle sallandırır; sakın ha zekâtı verme bak, fakir kalırsın ha,İki gözünün ortasına fakirliği şöyle sallandırır; sakın ha zekâtı verme bak, fakir kalırsın ha, sakın sadaka verme ha, bak sonra evde çoluk çocuk ne yiyecek? O da çalışsın, Allah versin.

sakın sadaka verme ha, bak sonra evde çoluk çocuk ne yiyecek? O da çalışsın, Allah versin.

Rivayet ediyorlar ki, Nasreddin Hoca damda damı tamir ediyorken dilenci gelmiş, aşağıdan kapıdan;

Rivayet ediyorlar ki, Nasreddin Hoca damda damı tamir ediyorken dilenci gelmiş, aşağıdan kapıdan;

"Hoca in aşağı bir şey söyleyeceğim." demiş."Hoca in aşağı bir şey söyleyeceğim." demiş. Hoca da çatıdan üst kata inmiş, üst kattan alt kata inmiş, kapıya gelmiş;

Hoca da çatıdan üst kata inmiş, üst kattan alt kata inmiş, kapıya gelmiş;

"Ne istiyorsun?" demiş. Ondan sonra;

"Allah rızası için bir şey ver." demiş. O da;

"Ne istiyorsun?" demiş. Ondan sonra;

"Allah rızası için bir şey ver." demiş. O da;

"Gel peşimden." demiş. Birinci katı çıkmışlar, ikinci katı çıkmışlar;

"Gel peşimden." demiş. Birinci katı çıkmışlar, ikinci katı çıkmışlar;

"Çatıya gel." demiş. Çatıya kadar çıkmışlar, çatıda ondan sonra;

"Allah versin." demiş. Demiş;

"Çatıya gel." demiş. Çatıya kadar çıkmışlar, çatıda ondan sonra;

"Allah versin." demiş. Demiş;

"Hoca ya, kapıda söyleseydin, yani niye böyle ta yukarıya kadar çıkardın?"

"Hoca ya, kapıda söyleseydin, yani niye böyle ta yukarıya kadar çıkardın?"

"E sen beni niye indirip söyledin yani aşağıya kadar indirip niye istedin?" demiş.

"E sen beni niye indirip söyledin yani aşağıya kadar indirip niye istedin?" demiş.

Hâsılı bizim Türkiye'de bir âdet vardır ama peşin söylüyorum iyi bir âdet değil.Hâsılı bizim Türkiye'de bir âdet vardır ama peşin söylüyorum iyi bir âdet değil. Birisi bir şey istediği zaman, "Allah versin." demek âdeti vardır,Birisi bir şey istediği zaman, "Allah versin." demek âdeti vardır, bir de, "Biz çalışıp kazandık o da çalışsın!bir de, "Biz çalışıp kazandık o da çalışsın! Turp gibi adam!" Turp gibi, soğan gibi, sarımsak gibi neyse... Turp gibi adam!" Turp gibi, soğan gibi, sarımsak gibi neyse... "Sağlam" demek istiyor yani çalışsın diyor ama Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi öyle değil."Sağlam" demek istiyor yani çalışsın diyor ama Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi öyle değil. Atının üstünde bile gelse, isteyen bineği ile bile gelseAtının üstünde bile gelse, isteyen bineği ile bile gelse "Senin bineğin var." demeyecek az çok bir şey verecek.

"Senin bineğin var." demeyecek az çok bir şey verecek.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki, "Eğer verecek bir şeyiniz yoksa hiç olmazsa dua ediverin."Peygamber Efendimiz buyuruyor ki, "Eğer verecek bir şeyiniz yoksa hiç olmazsa dua ediverin." Hani o "Allah versin." demek aslında o [dua edivermektir ama] biz de yanlış anlaşılmış.Hani o "Allah versin." demek aslında o [dua edivermektir ama] biz de yanlış anlaşılmış. Geldi senden bir şey istedi, bir şeyin yok veremiyorsun. O zaman;

Geldi senden bir şey istedi, bir şeyin yok veremiyorsun. O zaman;

"Yâ Rabbi! Bu kardeşime lutfeyle, kerem eyle, ihsan eyle, ikram eyle." [vesaire diye dua etsin.]

"Yâ Rabbi! Bu kardeşime lutfeyle, kerem eyle, ihsan eyle, ikram eyle." [vesaire diye dua etsin.]

"Hiç olmazsa dua edin." diyor. Çünkü o devirde bazen "Hiç olmazsa dua edin." diyor. Çünkü o devirde bazen de [istenende de] bir şey bulunmazdı.de [istenende de] bir şey bulunmazdı. Şimdi elhamdülillah, gardıroplarımız, mutfaklarımız, buzdolaplarımız, derin dondurucularımız,Şimdi elhamdülillah, gardıroplarımız, mutfaklarımız, buzdolaplarımız, derin dondurucularımız, kilerlerimiz, merdiven altlarımız doludur.kilerlerimiz, merdiven altlarımız doludur. Ambarlarımız, bahçedeki garajlarımız, çuvallar, patatesler eve sığmadığı için oraya koyarız.

Ambarlarımız, bahçedeki garajlarımız, çuvallar, patatesler eve sığmadığı için oraya koyarız.

Öyle değil mi?

Her taraf doludur, nasıl olsa bir şey verebiliriz. Onun için ver, sevabı kazan.

Öyle değil mi?

Her taraf doludur, nasıl olsa bir şey verebiliriz. Onun için ver, sevabı kazan.

Allah mü'mine vermeyi emrediyor. Mü'min cömerttir verir.Allah mü'mine vermeyi emrediyor. Mü'min cömerttir verir. Bilir ki sevap kazanacak ondan verir, bilir ki verdiği zaman fakirlemeyecek daha fazla zengin olacak.Bilir ki sevap kazanacak ondan verir, bilir ki verdiği zaman fakirlemeyecek daha fazla zengin olacak. Daha çok verecek hatta, birine bin verecek onu bilir. Kesin, bu denenmiş de bir şeydir.

Daha çok verecek hatta, birine bin verecek onu bilir. Kesin, bu denenmiş de bir şeydir.

Eski bir olmuş hadiseyi nakledeyim, buradaki kardeşlerimizin çoğu duymamıştır tahmin ediyorum.Eski bir olmuş hadiseyi nakledeyim, buradaki kardeşlerimizin çoğu duymamıştır tahmin ediyorum. Bizim vakıfa para toplayan arkadaşlardan birisi anlattı. Demişler;

Bizim vakıfa para toplayan arkadaşlardan birisi anlattı. Demişler;

"Şu kadar öğrenciye bakıyoruz."Şu kadar öğrenciye bakıyoruz. Aşları, yemekleri, diğer ihtiyaçları, ellerinin harçlıkları vesaireleri şey yapıyoruz.Aşları, yemekleri, diğer ihtiyaçları, ellerinin harçlıkları vesaireleri şey yapıyoruz. Biraz dolaşalım da zekât toplayalım ihvanımızdan, kardeşlerimizden." diye muhtelif yerlere gitmişler.Biraz dolaşalım da zekât toplayalım ihvanımızdan, kardeşlerimizden." diye muhtelif yerlere gitmişler. Az çok bir para toplamışlar, bir hacı efendiye gelmişler.Az çok bir para toplamışlar, bir hacı efendiye gelmişler. Bir hanın alt katında, şunun üçte biri kadar küçük bir dükkân tarif ediyorlar, küçük bir dükkân.Bir hanın alt katında, şunun üçte biri kadar küçük bir dükkân tarif ediyorlar, küçük bir dükkân. O zamanın parasıyla adam çıkartmış 5000 lira vermiş. O zamanın parasıyla adam çıkartmış 5000 lira vermiş. O zamanın parasıyla 5000 çok büyük bir para yani az bir para değil.O zamanın parasıyla 5000 çok büyük bir para yani az bir para değil. Yani 5000 mark gibi veya 5000 dolar gibi bir para, yani o zaman bayağı bir para.Yani 5000 mark gibi veya 5000 dolar gibi bir para, yani o zaman bayağı bir para. Beş bin vermiş, [anlatan arkadaş;] "Hiç ümit etmiyorduk." diyor.Beş bin vermiş, [anlatan arkadaş;] "Hiç ümit etmiyorduk." diyor. O kadar Sirkeci'yi, Sultan Hamamı'nı, büyük tüccarları dolaştık.O kadar Sirkeci'yi, Sultan Hamamı'nı, büyük tüccarları dolaştık. Kimisi 200 verdi, kimisi 500 verdi ama bu 5000 verdi.Kimisi 200 verdi, kimisi 500 verdi ama bu 5000 verdi. Küçücük dükkân sahibi, hiç tahmin etmiyorduk. Demiş;

Küçücük dükkân sahibi, hiç tahmin etmiyorduk. Demiş;

"İnşaallah bir dahaki sene yine gelin." Bak önümüzdeki sene!"İnşaallah bir dahaki sene yine gelin." Bak önümüzdeki sene! "Bir dahaki sene yine gelin, inşaallah daha çok vereceğim." demiş.

"Bir dahaki sene yine gelin, inşaallah daha çok vereceğim." demiş.

Ben rakamları keşke tam hatırlayabilsem, tam söylesem!Ben rakamları keşke tam hatırlayabilsem, tam söylesem! O sene 5000 verebilen adam bir dahaki sene ya 100 bin vermiş ya 200 bin vermiş.O sene 5000 verebilen adam bir dahaki sene ya 100 bin vermiş ya 200 bin vermiş. Haydi para değerinin düşmesi bilmem meşhur enflasyon denilen canavar vesaire filan ama çok fazla vermiş.

Haydi para değerinin düşmesi bilmem meşhur enflasyon denilen canavar vesaire filan ama çok fazla vermiş.

Nereden fazla veriyor?

Kazanıyor da ondan veriyor. Kazanmasaydı vermezdi.
Nereden fazla veriyor?

Kazanıyor da ondan veriyor. Kazanmasaydı vermezdi.
Demek ki Allah hayırseverliğinden zenginliğini arttırmış da bu sefer o kadar fazla veriyor.Demek ki Allah hayırseverliğinden zenginliğini arttırmış da bu sefer o kadar fazla veriyor. Ondan sonraki sene de bunu bana anlattıkları zaman da 25 milyon mu ne vermişti.Ondan sonraki sene de bunu bana anlattıkları zaman da 25 milyon mu ne vermişti. Bayağı bir şey verdi, dükkanı da o küçük yerden taşımış, kocaman bir yere filan nakletmişti. Bayağı bir şey verdi, dükkanı da o küçük yerden taşımış, kocaman bir yere filan nakletmişti. Allah veriyor yani hayır yapana Allah kat kat, kat kat fazlasını veriyor.Allah veriyor yani hayır yapana Allah kat kat, kat kat fazlasını veriyor. Hayır yapmayanın da malına âfet, telefat, bereketsizlik geliyor; Hayır yapmayanın da malına âfet, telefat, bereketsizlik geliyor; hastalık geliyor doktor alıyor, hastane alıyor, bir şey oluyor derkenhastalık geliyor doktor alıyor, hastane alıyor, bir şey oluyor derken vermeyen de sonun da çok kâr etmiyor.

Onun için mü'min bir kere eli açık bir insandır.
vermeyen de sonun da çok kâr etmiyor.

Onun için mü'min bir kere eli açık bir insandır.
Mü'minde buhl denilen [haslet bulunmaz.] Buhl "cimrilik" demek. Cimri insana bahil derler.

Mü'minde buhl denilen [haslet bulunmaz.] Buhl "cimrilik" demek. Cimri insana bahil derler.

Bu kelime bizim memlekette dönmüş dolaşmış, Sabahattin neye dönmüş?

Pahal.

Kullanılır mı sizde?

Bu kelime bizim memlekette dönmüş dolaşmış, Sabahattin neye dönmüş?

Pahal.

Kullanılır mı sizde?

"Amma pahal adam ha!" derler, pahal adam, cimri, aslı bahil, biz de pahal diye bozulmuş;"Amma pahal adam ha!" derler, pahal adam, cimri, aslı bahil, biz de pahal diye bozulmuş; matbahı, mutfak yaptığımız gibi.matbahı, mutfak yaptığımız gibi. Matbah, "mahallı tibâhat" demek yani tabah, "pişirme yeri" demek, ism-i mekân;Matbah, "mahallı tibâhat" demek yani tabah, "pişirme yeri" demek, ism-i mekân; aslı "matbah" ama Türkçe'ye çevirmişiz "mutfak" yapmışız. [Pahal da] onun gibi.aslı "matbah" ama Türkçe'ye çevirmişiz "mutfak" yapmışız. [Pahal da] onun gibi. Hoş, hûş âb, yani "tatlı su", hoşaf yapmışız. Hûş âb, hoşaf olmuş, böyle şeyler olur. Hoş, hûş âb, yani "tatlı su", hoşaf yapmışız. Hûş âb, hoşaf olmuş, böyle şeyler olur. Eyibi de ip yapar diye Nasreddin Hoca korkmuş ya!

"Sakın cocuklarınıza Eyüp adını koymayın!" demiş.

Eyibi de ip yapar diye Nasreddin Hoca korkmuş ya!

"Sakın cocuklarınıza Eyüp adını koymayın!" demiş.

"Niye hocam?" demişler.

"Millet kısaltır kısaltır ip yapar." demiş. Yani bu kısaltma filan oluyor.

"Niye hocam?" demişler.

"Millet kısaltır kısaltır ip yapar." demiş. Yani bu kısaltma filan oluyor.

Bir, pahallık yani cimrilik müslümanda olmaz. Müslüman cömerttir, az çok verir, elinden geldiğince verir.Bir, pahallık yani cimrilik müslümanda olmaz. Müslüman cömerttir, az çok verir, elinden geldiğince verir. Kimisi vermemek için çeşitli bahaneler uyduruyor. Kimisi vermemek için çeşitli bahaneler uyduruyor. Cami için yardım istiyorsun, "Mektep için isteseydin verirdim." diyor.Cami için yardım istiyorsun, "Mektep için isteseydin verirdim." diyor. Mektep için istiyorsun, bu sefer başka bir bahane buluyor; Mektep için istiyorsun, bu sefer başka bir bahane buluyor; "Daha önce gelseydin verirdim şimdi kalmadı." diyor."Daha önce gelseydin verirdim şimdi kalmadı." diyor. "Biz zaten başkalarına veriyoruz." diyor filan bir şeyler, bahaneler,"Biz zaten başkalarına veriyoruz." diyor filan bir şeyler, bahaneler, oyunlar, çalımlar, kıvırtmalar, bir şeyler yapıyorlar.

oyunlar, çalımlar, kıvırtmalar, bir şeyler yapıyorlar.

Mü'minde cimrilik olmaz bir; bir de sûi'l-huluk. "Mü'minde kötü huyluluk olmaz."Mü'minde cimrilik olmaz bir; bir de sûi'l-huluk. "Mü'minde kötü huyluluk olmaz." Mü'min tatlı, iyi huyludur. İyi huyluluğun en bariz görünümü insanın geçimli olmasıdır; uyumlu, geçimli.

Mü'min tatlı, iyi huyludur. İyi huyluluğun en bariz görünümü insanın geçimli olmasıdır; uyumlu, geçimli.

Falan arkadaş nasıl?

Falan arkadaş nasıl?

Vallahi lokum gibidir, Turkish delight;Vallahi lokum gibidir, Turkish delight; yumuşacık, tatlı, insanın ne dişini kırar [ne başka bir zarar verir.]

yumuşacık, tatlı, insanın ne dişini kırar [ne başka bir zarar verir.]

Lokum bir şey yapar mı, lokum yiyip de dişi kırılmış insan var mı?

Lokum bir şey yapar mı, lokum yiyip de dişi kırılmış insan var mı?

Kolayca yutulur, kolayca ısırılır, çok da tatlı, gayet güzel.

Kolayca yutulur, kolayca ısırılır, çok da tatlı, gayet güzel.

Bir tane lokum yedin mi insanı Merih'e kadar götürür çünkü katı yakıt, sulu da değil,Bir tane lokum yedin mi insanı Merih'e kadar götürür çünkü katı yakıt, sulu da değil, şerbet olsa neyse ne, lokum olduğundan daha uzaklara da götürür evvel Allah.

şerbet olsa neyse ne, lokum olduğundan daha uzaklara da götürür evvel Allah.

Müslüman bal arısına benzer.Müslüman bal arısına benzer. Bu da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in benzetmesi.Bu da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in benzetmesi. Bal arısı gelir, çiçeğin üstüne konar, çiçeğin içine hortumunu sokar, çiçek şöyle biraz bir yaylanır,Bal arısı gelir, çiçeğin üstüne konar, çiçeğin içine hortumunu sokar, çiçek şöyle biraz bir yaylanır, sallanır ama ne bozar, ne dalları kırar, tatlı bir şekilde kalkar gider, faydası da olur.sallanır ama ne bozar, ne dalları kırar, tatlı bir şekilde kalkar gider, faydası da olur. Ders kitaplarından biliyoruz ki meğer o arının çiçekten çiçeğe gezmesininDers kitaplarından biliyoruz ki meğer o arının çiçekten çiçeğe gezmesinin ne faydaları varmış meğerse, biz onu da bilmiyorduk.ne faydaları varmış meğerse, biz onu da bilmiyorduk. Oradan bal alıyor ama Allah o balı bahşiş olarak bitkiye hazırlatmış, arı gelecek,Oradan bal alıyor ama Allah o balı bahşiş olarak bitkiye hazırlatmış, arı gelecek, arı çok iş görecek sen ona bahşiş ver gibilerden. O balı ondan Cenâb-ı Hak ona yaptırtıyor.arı çok iş görecek sen ona bahşiş ver gibilerden. O balı ondan Cenâb-ı Hak ona yaptırtıyor. O oradan balı alırken çiçek tozlarını alıyor, öteki çiçeğe götürüyor.O oradan balı alırken çiçek tozlarını alıyor, öteki çiçeğe götürüyor. Böylece meyvelerin aşılanmasında ve çiçeklerin dökülmeyip de kırmızı kırmızı elmaların,Böylece meyvelerin aşılanmasında ve çiçeklerin dökülmeyip de kırmızı kırmızı elmaların, sarı sarı armutların, ayva sarı nar kırmızı sonbahar çeşitli meyvelerin,sarı sarı armutların, ayva sarı nar kırmızı sonbahar çeşitli meyvelerin, eriklerin, kirazların oluşmasına sebep oluyor. eriklerin, kirazların oluşmasına sebep oluyor. O arıların meyvelere çok faydası olduğunu söylüyorlar, daha başka faydaları da var.

O arıların meyvelere çok faydası olduğunu söylüyorlar, daha başka faydaları da var.

Müslüman öyledir; ne kırar, ne zarar verir, ne bozar.Müslüman öyledir; ne kırar, ne zarar verir, ne bozar. Çiçek çiçekliği ile kalır, sararıp solmaz, ölmez,Çiçek çiçekliği ile kalır, sararıp solmaz, ölmez, kırılmaz ama birçok fayda da kazanır, müslüman öyledir.kırılmaz ama birçok fayda da kazanır, müslüman öyledir. Geçimlidir, arkadaş canlısıdır, arkadaşlığı tatlıdır, beraber bir yolculuk yaptığın zaman memnun kalırsın.Geçimlidir, arkadaş canlısıdır, arkadaşlığı tatlıdır, beraber bir yolculuk yaptığın zaman memnun kalırsın. Yürürsen sana fayda verir, konuşursan sana fayda verir. Her bakımdan şey yapar, iyi müslüman böyledir.

Yürürsen sana fayda verir, konuşursan sana fayda verir. Her bakımdan şey yapar, iyi müslüman böyledir.

Kötü huylu insan da kırar, döker, incitir, küstürür, darıltır, kaçırtır; çünkü kötü huylu.Kötü huylu insan da kırar, döker, incitir, küstürür, darıltır, kaçırtır; çünkü kötü huylu. Bir bahane bulur, sen ona sorsan avukat gibi 40 tane madde sayar. Bir bahane bulur, sen ona sorsan avukat gibi 40 tane madde sayar. Evet, ben onunla darıldım ama şu şu şu sebep var. Hiç birisi geçerli değil, hepsi laf.Evet, ben onunla darıldım ama şu şu şu sebep var. Hiç birisi geçerli değil, hepsi laf. Sen huysuzsun da ondan, kötü huylusun da ondan, geçimsiz.

Sen huysuzsun da ondan, kötü huylusun da ondan, geçimsiz.

Peki bu adamla geçimsizsin de bununla niye geçimsizsin?

Peki bu adamla geçimsizsin de bununla niye geçimsizsin?

Haydi onda da haklısın da bununla niye geçimsizsin?

Haydi onda da haklısın da bununla niye geçimsizsin?

Bir şey yap, say bakalım, sayım yap, kaç insanla iyisin, kaç insanla kötüsün.

Bir şey yap, say bakalım, sayım yap, kaç insanla iyisin, kaç insanla kötüsün.

Bir de sen gittikten sonra senin arkandan bir de arkadaşlarına seni soralım bakalım ne diyecekler.

Bir de sen gittikten sonra senin arkandan bir de arkadaşlarına seni soralım bakalım ne diyecekler.

İnsanın asıl notu ne zaman ortaya çıkar?

O gittiği zaman arkasından ne diyecekler?

İnsanın asıl notu ne zaman ortaya çıkar?

O gittiği zaman arkasından ne diyecekler?

O zaman, asıl [notu] o zaman belli olur.

Adam ölüyor, Allah rahmet eylesin.
O zaman, asıl [notu] o zaman belli olur.

Adam ölüyor, Allah rahmet eylesin.
Arkasından ağlıyorlar, konu komşu feryâd ü figân ediyor. Arkasından ağlıyorlar, konu komşu feryâd ü figân ediyor. Bizim babamın arkadaşı bir Hüseyin Hoca vardı, vefat etmiş. Mahalleden kadınlar böyle camları açıp açıp;

Bizim babamın arkadaşı bir Hüseyin Hoca vardı, vefat etmiş. Mahalleden kadınlar böyle camları açıp açıp;

"Hocamız! Nereye gidiyorsun bizi bırakıp!" diye cenazesinin arkasından öyle candan ağlamışlar."Hocamız! Nereye gidiyorsun bizi bırakıp!" diye cenazesinin arkasından öyle candan ağlamışlar. Çünkü çok mübarek bir insandı, çok tatlı bir insandı.

Çünkü çok mübarek bir insandı, çok tatlı bir insandı.

İzmir'de birisini anlatıyorlar, belki Gürsel kardeşimiz ismini de hatırlar.İzmir'de birisini anlatıyorlar, belki Gürsel kardeşimiz ismini de hatırlar. Cenazesinin katılan arabaların bilmem neyi bilmem nereden, İzmir'in bilmem neresindenCenazesinin katılan arabaların bilmem neyi bilmem nereden, İzmir'in bilmem neresinden bilmem nereye kadar uzanıyormuş ama ömrünü hayırla geçirmiş, herkesin duasını almış bir insan.bilmem nereye kadar uzanıyormuş ama ömrünü hayırla geçirmiş, herkesin duasını almış bir insan. Böyle bir zât-ı muhterem.

Allah rahmet eylesin.

Mü'min iyi huyludur.
Böyle bir zât-ı muhterem.

Allah rahmet eylesin.

Mü'min iyi huyludur.
İyi huylu deyince de tabii iyi huyların çeşitleri var.İyi huylu deyince de tabii iyi huyların çeşitleri var. Hocamızın Tasavvufi Ahlâk kitabından okuyun, hangi şeyler iyi huyluluk görürsünüz.Hocamızın Tasavvufi Ahlâk kitabından okuyun, hangi şeyler iyi huyluluk görürsünüz. Vefa, doğru sözlülük, cömertlik, adaletlilik, korkmamak iyi huyluluktur vesaire.Vefa, doğru sözlülük, cömertlik, adaletlilik, korkmamak iyi huyluluktur vesaire. Yani iyi huyları şöyle yazalım, kaç tanesi bizde var bakalım. Yani iyi huyları şöyle yazalım, kaç tanesi bizde var bakalım. Kötü huyları da yazalım, kaç tanesi bizde mevcut bir ölçelim.Kötü huyları da yazalım, kaç tanesi bizde mevcut bir ölçelim. Kendimizi bir tartalım bakalım, ne kadar iyi huyumuz var, ne kadar kötü huyumuz var.

Kendimizi bir tartalım bakalım, ne kadar iyi huyumuz var, ne kadar kötü huyumuz var.

"Müslümanda cimrilik olmaz, kötü huyluluk olmaz." Müslüman Yunus Emre gibidir. Nasıl millet seviyor.

"Müslümanda cimrilik olmaz, kötü huyluluk olmaz." Müslüman Yunus Emre gibidir. Nasıl millet seviyor.

Tanıyor musun Yunus Emre'yi?

Tanımıyorum ben, yedi asır önce yaşamış adamcağız.
Tanıyor musun Yunus Emre'yi?

Tanımıyorum ben, yedi asır önce yaşamış adamcağız.
Hiç yüzünü görmedik ama herkes seviyor, hepimiz seviyoruz, tatlı dilli, hoş adam.Hiç yüzünü görmedik ama herkes seviyor, hepimiz seviyoruz, tatlı dilli, hoş adam. Hâlâ çoluk çocuk Yunus Emre'nin ilahilerinden feyz alıyor, büyükler istifade ediyor.

İyi insan.

Hâlâ çoluk çocuk Yunus Emre'nin ilahilerinden feyz alıyor, büyükler istifade ediyor.

İyi insan.

Neden?

Güzel huylu.

"Peki Yunus Emre bu güzel huy nereden almış?" diye bunu araştıralım.

Neden?

Güzel huylu.

"Peki Yunus Emre bu güzel huy nereden almış?" diye bunu araştıralım.

Tasavvufi terbiyeden almış.

Yunus Emre derviş değil mi, "derviş Yunus" değil mi?

Tasavvufi terbiyeden almış.

Yunus Emre derviş değil mi, "derviş Yunus" değil mi?

Haa, mektebinde okumuş.

Tasavvuf, tarikat ne demek?

Ahlâk mektebi demek.

Haa, mektebinde okumuş.

Tasavvuf, tarikat ne demek?

Ahlâk mektebi demek.

Yunus Emre mektebinde okumuş mezun olmuş onun için herkes seviyor.

Yunus Emre mektebinde okumuş mezun olmuş onun için herkes seviyor.

Nice nice kavuklu, sarıklı sadrazamlar, paşalar, emîrü'l-ümerâlar geldi geçtiNice nice kavuklu, sarıklı sadrazamlar, paşalar, emîrü'l-ümerâlar geldi geçti ama hiçbirisinin adını bilmiyoruz ama Yunus'un adını biliyoruz. ama hiçbirisinin adını bilmiyoruz ama Yunus'un adını biliyoruz. Hem de Türkiye'nin hudutlarını da geçmiş, dünyaya yayılmış.Hem de Türkiye'nin hudutlarını da geçmiş, dünyaya yayılmış. Aha bakıyorsun Almanya'dan bir zât çıkıyor, Yunus'u seviyor,Aha bakıyorsun Almanya'dan bir zât çıkıyor, Yunus'u seviyor, Amerika'dan bir başka Amerikalı çıkıyor Yunus'u seviyor. Allahu Ekber!

Amerika'dan bir başka Amerikalı çıkıyor Yunus'u seviyor. Allahu Ekber!

Yunus deyince herkesin yüzünde güller açıyor.

Neden?

Yunus deyince herkesin yüzünde güller açıyor.

Neden?

Tasavvufi eğitim görmüş iyi huylu bir insan. Mü'min iyi huyludur.

Kötü huylu insan da ne yapar?

Tasavvufi eğitim görmüş iyi huylu bir insan. Mü'min iyi huyludur.

Kötü huylu insan da ne yapar?

Herkesi darıltır, herkesi kızdırır, öldüğü zaman da herkesHerkesi darıltır, herkesi kızdırır, öldüğü zaman da herkes "Oh be!" der, iyi ki öldü de kurtulduk bir nefes aldık ya der."Oh be!" der, iyi ki öldü de kurtulduk bir nefes aldık ya der. Neydi bu adamdan çektiğimiz ya der, ölünce bayram ederler.

Şair ne diyor?

Neydi bu adamdan çektiğimiz ya der, ölünce bayram ederler.

Şair ne diyor?

İnsanoğlu dünyaya gelirken ağlayarak gelir, hem de şiddetli bir şekilde, ınngaa, ınngaaa feryad figan.İnsanoğlu dünyaya gelirken ağlayarak gelir, hem de şiddetli bir şekilde, ınngaa, ınngaaa feryad figan. Bebek ağlayarak gelir dünyaya, ağlaya, ağlaya gelir.Bebek ağlayarak gelir dünyaya, ağlaya, ağlaya gelir. Ama anası, babası, kardeşleri, akrabaları herkes güler.Ama anası, babası, kardeşleri, akrabaları herkes güler. Bebeğin ağladığından hiç üzülen yok, herkes memnun, herkes güler.

Neden?

Bebeğin ağladığından hiç üzülen yok, herkes memnun, herkes güler.

Neden?

Bebek dünyaya geldi, maşaallah, ağlıyor ama olsun, ağlar,Bebek dünyaya geldi, maşaallah, ağlıyor ama olsun, ağlar, bebeğin ağlaması bir şey değildir der, herkes güler. bebeğin ağlaması bir şey değildir der, herkes güler. Annesi güler, dışarıda babası bir o tarafa gidiyor, bir bu tarafa gidiyor sinirli, heyecanlı bekliyor,Annesi güler, dışarıda babası bir o tarafa gidiyor, bir bu tarafa gidiyor sinirli, heyecanlı bekliyor, ne olacak, acaba, bilmem ne filan derken hemşire gelir;

"Nur topu gibi bir çocuğunuz oldu!" deyince;

ne olacak, acaba, bilmem ne filan derken hemşire gelir;

"Nur topu gibi bir çocuğunuz oldu!" deyince;

Oh yâ Rabbi! Çok şükür!" [der] bir sevinir, herkes güler, tamam.Oh yâ Rabbi! Çok şükür!" [der] bir sevinir, herkes güler, tamam. İnsan hayata ağlayarak geliyor. Şair diyor ki;

İnsan hayata ağlayarak geliyor. Şair diyor ki;

"Öyle bir ömür geçir ki, öyle güzel bir ömür geçir ki sen âhirete giderker, ölürken,"Öyle bir ömür geçir ki, öyle güzel bir ömür geçir ki sen âhirete giderker, ölürken, bu sefer sen gül, arkanda kalanlar ağlasın."

Ne güzel söz!

Peki ölenin gülmesi ne demek?

bu sefer sen gül, arkanda kalanlar ağlasın."

Ne güzel söz!

Peki ölenin gülmesi ne demek?

İnsan öleceği zaman gözünden perdeler kaldırılır âhiretteki makamını görür.İnsan öleceği zaman gözünden perdeler kaldırılır âhiretteki makamını görür. Peygamber Efendimiz bildiriliyor ki, Âhiretteki makamını görmeden hiç kimse canını vermez."Peygamber Efendimiz bildiriliyor ki, Âhiretteki makamını görmeden hiç kimse canını vermez." Herkes nereye gideceğini görür. Onun için mü'minin yüzünde tebessümler belirir, sevinir;

Herkes nereye gideceğini görür. Onun için mü'minin yüzünde tebessümler belirir, sevinir;

Fe-ravhun ve reyhânun ve cennetü na'îm. "Hoş kokular içinde şöyle bir gül bahçesine girercesine göçer."

Fe-ravhun ve reyhânun ve cennetü na'îm. "Hoş kokular içinde şöyle bir gül bahçesine girercesine göçer."

Geride kalanlar?

Nasıl ağlarlar, nasıl üzülürler.
Geride kalanlar?

Nasıl ağlarlar, nasıl üzülürler.
Ahh, mübarek zât gitti, sevdiğimiz mübarek, ne kadar iyiydi, bana şu iyiliği yapmıştı,Ahh, mübarek zât gitti, sevdiğimiz mübarek, ne kadar iyiydi, bana şu iyiliği yapmıştı, bana şu iyiliği yapmıştı, herkes ağlar.bana şu iyiliği yapmıştı, herkes ağlar. İşte öyle olmalı insan yani yaşadığı zaman boyunca herkese kendisini sevdirmeli, İşte öyle olmalı insan yani yaşadığı zaman boyunca herkese kendisini sevdirmeli, ayrılık zor gelmeli; ayrıldığı zaman herkes yaka silkmemeli, iyi ki gitti de kurtulduk dememeli.ayrılık zor gelmeli; ayrıldığı zaman herkes yaka silkmemeli, iyi ki gitti de kurtulduk dememeli. Bu bir ölçü.

Herkesle iyi geçinmek [mümkün mü?]

Bir alim zata demişler ki;

Bu bir ölçü.

Herkesle iyi geçinmek [mümkün mü?]

Bir alim zata demişler ki;

"Falanca şahıs herkesle iyi geçiniyor?"

Ne cevap vermiş?

"Falanca şahıs herkesle iyi geçiniyor?"

Ne cevap vermiş?

Ben hayret ettim duyunca, herhalde siz de hayret edeceksiniz.

Ben hayret ettim duyunca, herhalde siz de hayret edeceksiniz.

"O adam iyi değil, o adam münafık." demiş.

"Niye efendim?" demişler.

"O adam iyi değil, o adam münafık." demiş.

"Niye efendim?" demişler.

"İyi adamın düşmanları da olur." demiş.

"İyi adamın düşmanları da olur." demiş.

Çünkü doğruyu söyler, doğruyu söyleyeni de dokuz köyden kovarlar, onuncu köyü arar.

Çünkü doğruyu söyler, doğruyu söyleyeni de dokuz köyden kovarlar, onuncu köyü arar.

Doğruyu söyledin mi dokuz köyden kovmazlar mı?

Doğruyu söyledin mi dokuz köyden kovmazlar mı?

"Haydi kardeşim, sen bir daha gelme buraya." derler."Haydi kardeşim, sen bir daha gelme buraya." derler. Haydi bakalım onuncu köye. Yani insanın biraz düşmanları da olur.

Neden?

Haydi bakalım onuncu köye. Yani insanın biraz düşmanları da olur.

Neden?

Allah'ın dostlarını sever, Allah'ın düşmanlarına kızar;Allah'ın dostlarını sever, Allah'ın düşmanlarına kızar; Peygamber Efendimiz'i sever, Ebû Leheb'i, Ebû Cehil'i sevmez, elbette bu böyle olacak. Peygamber Efendimiz'i sever, Ebû Leheb'i, Ebû Cehil'i sevmez, elbette bu böyle olacak. İbrahim aleyhisselam'ı sever, Nemrut'u sevmez. Musa aleyhisselam'ı sever, Firavun'u sevmez.

İbrahim aleyhisselam'ı sever, Nemrut'u sevmez. Musa aleyhisselam'ı sever, Firavun'u sevmez.

"Efendim ben çok insancılım, Firavun'u da Nemrutu da seviyorum."

"Efendim ben çok insancılım, Firavun'u da Nemrutu da seviyorum."

E zulüm etti adam, niye seviyorsun, zalimi niye seviyorsun?

Firavun ne yapmış?

E zulüm etti adam, niye seviyorsun, zalimi niye seviyorsun?

Firavun ne yapmış?

Bütün bebekleri doğar doğmaz öldürtmüş, var mı sevilecek bir tarafı?

Bütün bebekleri doğar doğmaz öldürtmüş, var mı sevilecek bir tarafı?

İslâm'da Allah için sevmek de var, Allah için buğz etmek de var.İslâm'da Allah için sevmek de var, Allah için buğz etmek de var. Onun için öyle herkesin sevmesine de bakmayın.

Neye bakalım hocam?

Onun için öyle herkesin sevmesine de bakmayın.

Neye bakalım hocam?

Allah'ın sevmesine [bakın], Allah sevsin.

Allah sevdi mi, kendisini sevdiği kullara da sevdirtir.
Allah'ın sevmesine [bakın], Allah sevsin.

Allah sevdi mi, kendisini sevdiği kullara da sevdirtir.
Allah'ın sevgili kullarını da bazı insanlar sevmez, tamam. O benim medâr-ı iftihârımdır.Allah'ın sevgili kullarını da bazı insanlar sevmez, tamam. O benim medâr-ı iftihârımdır. Onun beni sevmemesi medâr-ı iftihârımdır benim.

Neden?

Onun beni sevmemesi medâr-ı iftihârımdır benim.

Neden?

O Allah'ın düşmanı ya, onun sevdiği adamlardan hayır gelmez.O Allah'ın düşmanı ya, onun sevdiği adamlardan hayır gelmez. İyi ki beni sevmediği adamların listesine koymuş.

Öyle değil mi?

Adam Allah'ın düşmanı.

İyi ki beni sevmediği adamların listesine koymuş.

Öyle değil mi?

Adam Allah'ın düşmanı.

Şeytan mü'mini, mü'min-i kâmili, âbidi sever mi?

Sevmez.

Alimi sever mi?

Şeytan mü'mini, mü'min-i kâmili, âbidi sever mi?

Sevmez.

Alimi sever mi?

Sevmez; kaçar, kaçacak delik arar.

Kimi sever?

Sevmez; kaçar, kaçacak delik arar.

Kimi sever?

Kendisinin sözünü dinleyen, tuzağına düşen, dediğini yapanı sever.

Şeytanı mı dost edineceğiz!?

Kendisinin sözünü dinleyen, tuzağına düşen, dediğini yapanı sever.

Şeytanı mı dost edineceğiz!?

Onun için iyi huyluluk derken, iyi huyluluğun bir tanesi de doğru sözlülüktür, adaletliliktir.Onun için iyi huyluluk derken, iyi huyluluğun bir tanesi de doğru sözlülüktür, adaletliliktir. Adalet yaptığın zaman bazı insanlar kızar. Kızacak, o kadar da olacak. Adalet yaptığın zaman bazı insanlar kızar. Kızacak, o kadar da olacak. Hırsızı da kayıracak değiliz ya.Hırsızı da kayıracak değiliz ya. Hortumu sarkıtıyor, rurrrrup, amma kuvvetli hortum, hoop, fakirin, yetimin, dulun paracıkları hortumlanıyorHortumu sarkıtıyor, rurrrrup, amma kuvvetli hortum, hoop, fakirin, yetimin, dulun paracıkları hortumlanıyor Çok hoşuma gidiyor o hortumlama sözü, kim çıkartmışsa güzel çıkartmış,Çok hoşuma gidiyor o hortumlama sözü, kim çıkartmışsa güzel çıkartmış, böyle fil gibi bir şey aklıma geliyor; hooop gitti fakirin, fukaranın parası pulu.böyle fil gibi bir şey aklıma geliyor; hooop gitti fakirin, fukaranın parası pulu. Yollar onun için yapılmıyor, köyler onun için elektriksiz, onun için mektepler yok,Yollar onun için yapılmıyor, köyler onun için elektriksiz, onun için mektepler yok, mektep olsa içinde sıra yok, sıra olsa öğretmen yok.

Neden?

Paralar hortumlandı.
mektep olsa içinde sıra yok, sıra olsa öğretmen yok.

Neden?

Paralar hortumlandı.
Hortumlar da çok büyük. Öyle bir hortumlanıyor ki bir şey kalmıyor.Hortumlar da çok büyük. Öyle bir hortumlanıyor ki bir şey kalmıyor. Hazinenin şöyle içinde ne var ne yok diye bakarken, insanın bir eli ayağı kaysa dibine düşşe başı şişer.Hazinenin şöyle içinde ne var ne yok diye bakarken, insanın bir eli ayağı kaysa dibine düşşe başı şişer. Tam takır, bomboş hazine. Hortumlayan hortumlayana...

Tam takır, bomboş hazine. Hortumlayan hortumlayana...

Müslümanda cimrilik olmaz, kötü huy olmaz.Müslümanda cimrilik olmaz, kötü huy olmaz. Kötü huylu olmayacak, iyi huylu olacak, kendisini sevdirecek ama dalkavukluk yapacak demek değil,Kötü huylu olmayacak, iyi huylu olacak, kendisini sevdirecek ama dalkavukluk yapacak demek değil, zalimi sevecek demek değil, herkese eyvallah diyecek değil. Hakkı söyleyecek.

zalimi sevecek demek değil, herkese eyvallah diyecek değil. Hakkı söyleyecek.

Nerden biliyorsun hocam, sen çatık kaşlı insanları da böyle iyi insan diyeNerden biliyorsun hocam, sen çatık kaşlı insanları da böyle iyi insan diye bize söyler gibi oluyorsun, nereden biliyorsun bunu?

bize söyler gibi oluyorsun, nereden biliyorsun bunu?

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; "Cihadın en üstünü zalim hükümdarın karşısında hak sözü söylemektir."

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; "Cihadın en üstünü zalim hükümdarın karşısında hak sözü söylemektir."

Ha, demek ki söyleyecek.

E zalim hükümdarın karşısında başkaları ne yapıyor?

Ha, demek ki söyleyecek.

E zalim hükümdarın karşısında başkaları ne yapıyor?

Şiirler yazıyor, kasideler okuyor, methiyeler düzenliyor; adam hastalıktan ayakta duramıyor, sallanıyor,Şiirler yazıyor, kasideler okuyor, methiyeler düzenliyor; adam hastalıktan ayakta duramıyor, sallanıyor, "Aslansın, leventsin!" diyor. Bilmem zır cahil, bilgisiz, "Alimsin, fazılsın!" diyor. "Aslansın, leventsin!" diyor. Bilmem zır cahil, bilgisiz, "Alimsin, fazılsın!" diyor. Ödlek, korkak, "Cesursun, bilmem nesin!" diyor.

Neden?

Ödlek, korkak, "Cesursun, bilmem nesin!" diyor.

Neden?

Biz ona o şiiri okuyacağız da para alacağız diyor, ondan sonra da göz kırpıyor.Biz ona o şiiri okuyacağız da para alacağız diyor, ondan sonra da göz kırpıyor. Methiyeyi biz okuyacağız ondan sonra para alacağız, o da veriyor parayı.

Methiyeyi biz okuyacağız ondan sonra para alacağız, o da veriyor parayı.

Şairlere para verilir.

Öyle şey olur mu?

Şairlere para verilir.

Öyle şey olur mu?

Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; "Yüzüne karşı seni methedenlerin yüzüne toprak saçın."

Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; "Yüzüne karşı seni methedenlerin yüzüne toprak saçın."

Çünkü dalkavukluk yapıyor, öyle şey olur mu?

İslâm'ın âdeti başka türlü.
Çünkü dalkavukluk yapıyor, öyle şey olur mu?

İslâm'ın âdeti başka türlü.
İslâm eğriye eğri, doğruya doğru [der].

Güzel huyun neler olduğunu biraz iyice tam öğrenmek lazım.

İslâm eğriye eğri, doğruya doğru [der].

Güzel huyun neler olduğunu biraz iyice tam öğrenmek lazım.

"Efendim bizim mahallede bir adam var çok iyi."

Eee!?

"Efendim bizim mahallede bir adam var çok iyi."

Eee!?

Bu adam evden camiye camiden eve [gelir gider,] hiç etliye sütlüye karışmaz.Bu adam evden camiye camiden eve [gelir gider,] hiç etliye sütlüye karışmaz. Hiç kimseyle konuşmaz, hiç sesi çıkmaz, kimseye karışmaz.

Bu adam insan mı, iyi huylu mu?

Hiç kimseyle konuşmaz, hiç sesi çıkmaz, kimseye karışmaz.

Bu adam insan mı, iyi huylu mu?

Değil.

İyi huylu insan karışır biraz, toplumla ilgilenir.

Değil.

İyi huylu insan karışır biraz, toplumla ilgilenir.

Mahalledeki çocuklar komşunun bahçesine atlamışlar, elmaları koparıyorlar.Mahalledeki çocuklar komşunun bahçesine atlamışlar, elmaları koparıyorlar. Haydi bakalım şimdi camiye giderken ona engel olmak lazım değil mi?

Haydi bakalım şimdi camiye giderken ona engel olmak lazım değil mi?

"Höt, şimdi babana söylerim, çık bakayım oradan! Niye girdin o bahçeye?" demek lazım değil mi?

"Höt, şimdi babana söylerim, çık bakayım oradan! Niye girdin o bahçeye?" demek lazım değil mi?

Yani eğriye eğri doğruya doru.Yani eğriye eğri doğruya doru. Bir de eskiden dedeler bastonla gezerdi, ihtiyar ama bir şey oldu mu bastonu indiriverir kafasına elimallah.Bir de eskiden dedeler bastonla gezerdi, ihtiyar ama bir şey oldu mu bastonu indiriverir kafasına elimallah. "Ulemanın kocası kocadıkça koç olurmuş. Cühelânın kocası kocaldıkça hiç olurmuş.""Ulemanın kocası kocadıkça koç olurmuş. Cühelânın kocası kocaldıkça hiç olurmuş." Birisi koç oluyor, birisi hiç oluyor.

İkinci hadîs-i şerîf.

Birisi koç oluyor, birisi hiç oluyor.

İkinci hadîs-i şerîf.

Haşyetullâhi re'sü külli hikmetin ve'l-vera'u seyyidü'l-ameli.

Haşyetullâhi re'sü külli hikmetin ve'l-vera'u seyyidü'l-ameli.

Bu da Taberânî ve diğer kaynaklar tarafından Enes radıyallhu anh'ten rivayet edilmiş.Bu da Taberânî ve diğer kaynaklar tarafından Enes radıyallhu anh'ten rivayet edilmiş. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Haşyetullah.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;

Haşyetullah.
Mastarın mef'uline izafesi derler,Mastarın mef'uline izafesi derler, "Allah'tan korkmak" demek.

Haşiye, yahşâ korkmak, haşyetullah. "Allah'tan korkmak."

"Allah'tan korkmak" demek.

Haşiye, yahşâ korkmak, haşyetullah. "Allah'tan korkmak."

Allah korkusu, Allah'tan korkmak nedir?

Allah korkusu, Allah'tan korkmak nedir?

Re'sü külli hikmetin. "Her hikmetin başıdır, esasıdır, ana kaynağıdır."

Re'sü külli hikmetin. "Her hikmetin başıdır, esasıdır, ana kaynağıdır."

Allah korkusundan insan hikmetli insan olur, yoksa hikmetli insan olmaz.Allah korkusundan insan hikmetli insan olur, yoksa hikmetli insan olmaz. Hikmetin menbaı, doğuş yeri, kaynağı, oluştuğu yer Allah korkusudur. Allah'tan korkacak.

Hikmetin menbaı, doğuş yeri, kaynağı, oluştuğu yer Allah korkusudur. Allah'tan korkacak.

Efendim korkuyu filan bırakalım, korkutmakla olmasın, sevgiyle olsun, bilmem ne...

Efendim korkuyu filan bırakalım, korkutmakla olmasın, sevgiyle olsun, bilmem ne...

Sen edebiyatı bir tarafa bırak. Kur'ân-ı Kerîm'de hayşetullahtan bahsediliyor.

Sen edebiyatı bir tarafa bırak. Kur'ân-ı Kerîm'de hayşetullahtan bahsediliyor.

Men haşiye'r-rahmâni bi'l-ğaybi. diye bildiriliyor, hadîs-i şerîflerde bildiriliyor.

Men haşiye'r-rahmâni bi'l-ğaybi. diye bildiriliyor, hadîs-i şerîflerde bildiriliyor.

Mü'minin bir vasfı Allah'tan korkmaktır. Korkacak tabii! Korkmak ama iki sebepten olabilir:Mü'minin bir vasfı Allah'tan korkmaktır. Korkacak tabii! Korkmak ama iki sebepten olabilir: Bir, suç işlersem Allah beni cezalandırır diye korkmak. Tamam, bu bir korku.Bir, suç işlersem Allah beni cezalandırır diye korkmak. Tamam, bu bir korku. İki, yanlış iş yaparsam Allah'ın sevgisini kaybederim diye korkmak.

Bu da bir korku değil mi?

İki, yanlış iş yaparsam Allah'ın sevgisini kaybederim diye korkmak.

Bu da bir korku değil mi?

Aman bir yanlış iş yapmayayım, Allah'ın sevgisini rızasını kaybetmeyeyim. O da korkmak.

Aman bir yanlış iş yapmayayım, Allah'ın sevgisini rızasını kaybetmeyeyim. O da korkmak.

"Haşyetullah bütün hikmetin başıdır." Allah'tan korkacağız hepimiz."Haşyetullah bütün hikmetin başıdır." Allah'tan korkacağız hepimiz. Hemen yapıştırırlar insana biraz yamuk bir iş yaparken üzerine bir adam geldi mi;

Hemen yapıştırırlar insana biraz yamuk bir iş yaparken üzerine bir adam geldi mi;

"Sen Allah'tan korkmuyor musun ya, sen bunu nasıl yapıyorsun, bir de sakalından utan!" derler.

"Sen Allah'tan korkmuyor musun ya, sen bunu nasıl yapıyorsun, bir de sakalından utan!" derler.

En iyisi sakal bırakmamak, sakal bıraktın mı sakalına çatıyorlar.

En iyisi sakal bırakmamak, sakal bıraktın mı sakalına çatıyorlar.

Yoo, öyle değil, sen sakalı bırak da kötülüğe yanaşma.Yoo, öyle değil, sen sakalı bırak da kötülüğe yanaşma. En iyisi sakal bırakmamak değil, sakalı bıraktıktan sonra sakalın ehli, eri olmak. En iyisi sakal bırakmamak değil, sakalı bıraktıktan sonra sakalın ehli, eri olmak. Hemen yapıştırıyor adam vicdanı hiç şey yapmıyor, acıması yok. "Sakalından utan!" deyiveriyor.Hemen yapıştırıyor adam vicdanı hiç şey yapmıyor, acıması yok. "Sakalından utan!" deyiveriyor. Haydiii, ayıkla pirincin taşını. Pirincin içine öyle bir beyaz taşlar karışıyor ki ayıklayabilirsen ayıkla.Haydiii, ayıkla pirincin taşını. Pirincin içine öyle bir beyaz taşlar karışıyor ki ayıklayabilirsen ayıkla. Sakalından utan deyiveriyor.

Allah'tan kork diyor, sakalından utan diyor, doğru.
Sakalından utan deyiveriyor.

Allah'tan kork diyor, sakalından utan diyor, doğru.
Doğruya doğru, eğriye eğri. Doğruya doğru, eğriye eğri. Allah'tan korkacağız, sakallı olduğumuzdan, müslüman olduğumuzdan, utanacağız;Allah'tan korkacağız, sakallı olduğumuzdan, müslüman olduğumuzdan, utanacağız; yalan söylemeyeceğiz, hile yapmayacağız, tembellik yapmayacağız. yalan söylemeyeceğiz, hile yapmayacağız, tembellik yapmayacağız. Yani beğenilmeyecek iş yapmayacağız. Allah beğenmez diye, hata diye, kusur diye kötü şeyleri yapmayacağız.

Yani beğenilmeyecek iş yapmayacağız. Allah beğenmez diye, hata diye, kusur diye kötü şeyleri yapmayacağız.

Ve'l-vera'u seyyidü'l-ameli.Ve'l-vera'u seyyidü'l-ameli. "Şüpheli işlerden kaçınmak mü'minin ibadetlerinin, âmâl-i sâlihasının en başta gelenidir, efendisidir."

"Şüpheli işlerden kaçınmak mü'minin ibadetlerinin, âmâl-i sâlihasının en başta gelenidir, efendisidir."

Bir müslümanın Allah rızası için yaptığı pek çok işler vardır. Bunlara ne diyoruz?

Bir müslümanın Allah rızası için yaptığı pek çok işler vardır. Bunlara ne diyoruz?

Âmâl-i sâliha, salih ameller diyoruz, yani güzel işler, âmâl-i sâliha.

Âmâl-i sâliha, salih ameller diyoruz, yani güzel işler, âmâl-i sâliha.

Salih amellerin en güzeli neymiş?

Şüpheliden kaçmak.

Verâ nedir?

Salih amellerin en güzeli neymiş?

Şüpheliden kaçmak.

Verâ nedir?

Sakınmak ama tehlikeli olan, şüpheli olan şeyi bile yapmamak.Sakınmak ama tehlikeli olan, şüpheli olan şeyi bile yapmamak. Nemelazım, en iyisi ben onu da yapmayayım da belki günahtır, Nemelazım, en iyisi ben onu da yapmayayım da belki günahtır, nemelazım günah işlemiş olmayayım diye kaçınmak. Sahabe-i kirâm öyle yaparlardı.nemelazım günah işlemiş olmayayım diye kaçınmak. Sahabe-i kirâm öyle yaparlardı. Sahabe-i kirâm; "Belki hatalı olur diye korkumuzdan pek çok mübah olan şeyleri yapmazdık." diyor.Sahabe-i kirâm; "Belki hatalı olur diye korkumuzdan pek çok mübah olan şeyleri yapmazdık." diyor. Acaba yanlış mı olur diye çekinirlerdi.Acaba yanlış mı olur diye çekinirlerdi. İşte bu çekince, bu sakınmak, verâ yani şüpheliden uzak durmak, titiz Müslümanlık,İşte bu çekince, bu sakınmak, verâ yani şüpheliden uzak durmak, titiz Müslümanlık, takvanın biraz daha ileri seviyesi, yüksek seviyesi, bu işte icraatın, ibadetin efendisidir, en güzelidir.

takvanın biraz daha ileri seviyesi, yüksek seviyesi, bu işte icraatın, ibadetin efendisidir, en güzelidir.

Bundan, bu hadîs-i şerîften neyi anlıyoruz?

Bundan, bu hadîs-i şerîften neyi anlıyoruz?

Bir, Allah'tan korkacağız, Allah'tan korktuk mu, her işimiz, her sözümüz hikmetli olur,Bir, Allah'tan korkacağız, Allah'tan korktuk mu, her işimiz, her sözümüz hikmetli olur, her davranışımız isabetli ve güzel olur. her davranışımız isabetli ve güzel olur. Allah korkusu olunca o insanı her şeyi güzel yaptırtma noktasına getirtir.Allah korkusu olunca o insanı her şeyi güzel yaptırtma noktasına getirtir. Bir de tehlikeli, günah olabilecek şüpheli şeylere yanaşmayacağız.Bir de tehlikeli, günah olabilecek şüpheli şeylere yanaşmayacağız. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; "Allah'ın girilmesi yasak olan arazisi, kutsal arazisi haramlarıdır.Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; "Allah'ın girilmesi yasak olan arazisi, kutsal arazisi haramlarıdır. Onlara yanaşırsak sınırı geçip tehlikeli iş yapmış oluruz." Onlara yanaşırsak sınırı geçip tehlikeli iş yapmış oluruz." Girilmesi yasak bölgesi, girilmesin denilen yere girmiş gibi oluruz. En iyisi yanaşmamak.

Girilmesi yasak bölgesi, girilmesin denilen yere girmiş gibi oluruz. En iyisi yanaşmamak.

Çoban koyunlarını o yasak mıntıkaya yakın yerde otlatırsaÇoban koyunlarını o yasak mıntıkaya yakın yerde otlatırsa koyunların bazısı oraya geçiverir o zaman cezalı duruma düşer. koyunların bazısı oraya geçiverir o zaman cezalı duruma düşer. En iyisi koyunları oraya yanaştırmamak. Şüpheliden kaçan dinini korumuş olur. En iyisi koyunları oraya yanaştırmamak. Şüpheliden kaçan dinini korumuş olur. Haramlar bellidir, gerçi şimdi müslümanın kafasını karıştırmak için bütün kesin haramlara da bir saldırı var.Haramlar bellidir, gerçi şimdi müslümanın kafasını karıştırmak için bütün kesin haramlara da bir saldırı var. Helaller de bellidir.

el-Halâlü beyyinün ve'l-harâmu beyyinün ve beynehümâ umûrun müştebihâtün.
Helaller de bellidir.

el-Halâlü beyyinün ve'l-harâmu beyyinün ve beynehümâ umûrun müştebihâtün.
"İkisinin arasında haram kısmından mı helal kısmından mı diye tereddüt edilen şeyler vardır. "İkisinin arasında haram kısmından mı helal kısmından mı diye tereddüt edilen şeyler vardır. Kim bunlarda ihtiyatlı davranırsa dinini korumuş olur, kim aldırmazsa, aldırmaya aldırmaya,Kim bunlarda ihtiyatlı davranırsa dinini korumuş olur, kim aldırmazsa, aldırmaya aldırmaya, yamuk yamuk sınıra yanaşa yanaşa hatalı iş yapıverir."

yamuk yamuk sınıra yanaşa yanaşa hatalı iş yapıverir."

Onu için şüpheli mıntıkalarda dolaşmayacağız. Şüpheli işleri yapmamaya gayret edeceğiz. Onu için şüpheli mıntıkalarda dolaşmayacağız. Şüpheli işleri yapmamaya gayret edeceğiz. Bu hadîs-i şerîften bu anlaşıyor.Bu hadîs-i şerîften bu anlaşıyor. Ve verâ denilen şeyin, yani böyle titiz Müslümanlığın, şüpheliden kaçmanın çok kıymetli olduğunu [bileceğiz.]Ve verâ denilen şeyin, yani böyle titiz Müslümanlığın, şüpheliden kaçmanın çok kıymetli olduğunu [bileceğiz.] Seyyid demek, bir kavmin seyyidi demek önderi demek, başındaki en kıymetlisi, en yüksek insan demek.Seyyid demek, bir kavmin seyyidi demek önderi demek, başındaki en kıymetlisi, en yüksek insan demek. Bu verâ güzel amellerin en başında geliyormuş.

Bu verâ güzel amellerin en başında geliyormuş.

Allah hepimizi verâ sahibi, havfullah, haşyetullah sahibi iyi mü'minlerden eylesin.

Allah hepimizi verâ sahibi, havfullah, haşyetullah sahibi iyi mü'minlerden eylesin.

Ve üçüncü hadîs-i şerîf..

Huzû mine'l-ibâdeti bi-kadri mâ tütîkûne ve iyyâküm
Ve üçüncü hadîs-i şerîf..

Huzû mine'l-ibâdeti bi-kadri mâ tütîkûne ve iyyâküm
en yete'avvede ehadüküm ibadeten fe-yerci'a anhâ fe-innehû leyse şey'ün eşedden yete'avvede ehadüküm ibadeten fe-yerci'a anhâ fe-innehû leyse şey'ün eşedd alellâhi min en yete'avvede'r-racülü'l-ibâdete sümme yerci'a anhâ.

alellâhi min en yete'avvede'r-racülü'l-ibâdete sümme yerci'a anhâ.

Deylemî bu hadîs-i şerîfi İbn Abbas radıyallhu anhümâ'dan rivayet etmiş.Deylemî bu hadîs-i şerîfi İbn Abbas radıyallhu anhümâ'dan rivayet etmiş. Aynı manayı ifade eden Buhârî ve Müslim'de de hadîs-i şerîfler vardır. Aynı manayı ifade eden Buhârî ve Müslim'de de hadîs-i şerîfler vardır. Ama burada biraz daha ifade açık olduğundan ben bu rivayeti okuyorum.Ama burada biraz daha ifade açık olduğundan ben bu rivayeti okuyorum. Aynı mânaya başka hadîs-i şerîfler yukarıda var.Aynı mânaya başka hadîs-i şerîfler yukarıda var. Efendimiz buyuruyor ki;Efendimiz buyuruyor ki; Huzû mine’l-ibâdeti bi-kadri mâ tütîkûne.

Huzû mine’l-ibâdeti bi-kadri mâ tütîkûne.
“İbadetlerden, namaz, niyaz, oruç, tesbih“İbadetlerden, namaz, niyaz, oruç, tesbih vesaire ibadetlerden takat getirebileceğiniz kadarını alın.”vesaire ibadetlerden takat getirebileceğiniz kadarını alın.” Yani takat getireceğiniz kadarını vazife olarak alın.

Yani takat getireceğiniz kadarını vazife olarak alın.
Günde 100 rekât namaz kıl Aydın desem.Günde 100 rekât namaz kıl Aydın desem. Tabii 100 rekât’ı düşünürsün.Tabii 100 rekât’ı düşünürsün. Gidiyorsun, işe gidiyorsun, geliyorsun, çoluk çocuk var.Gidiyorsun, işe gidiyorsun, geliyorsun, çoluk çocuk var. “Hocam emrin başın gözüm üstüne ama

“Hocam emrin başın gözüm üstüne ama
yani ben bu 100 rekât namazı kılamam, o kadar bana yükleme, biraz [hafif olsun.]”yani ben bu 100 rekât namazı kılamam, o kadar bana yükleme, biraz [hafif olsun.]” Sabah namazından sonra işrak namazı,

Sabah namazından sonra işrak namazı,
sabahla öğlenin arasında duhâ namazı,sabahla öğlenin arasında duhâ namazı, akşam namazından sonra evvabîn namazı,akşam namazından sonra evvabîn namazı, yatarken abdest tazeleyip tecdîd-i vudû namazı,yatarken abdest tazeleyip tecdîd-i vudû namazı, gece namazı, uykuya yatıp kalktıktan sonra, gece kalkıp abdest alıp teheccüt namazı.gece namazı, uykuya yatıp kalktıktan sonra, gece kalkıp abdest alıp teheccüt namazı. Bunlar hadîs-i şerîflerde çok tavsiye ediliyor [o zaman] bunları yapmaya çalışısın.Bunlar hadîs-i şerîflerde çok tavsiye ediliyor [o zaman] bunları yapmaya çalışısın. Fazlasına kalkışırsa insan daha çok sevap alır,

Fazlasına kalkışırsa insan daha çok sevap alır,
o iyi değil mi?o iyi değil mi? Yüz rekât kılsa daha iyi, 200 kılsa daha da iyi,Yüz rekât kılsa daha iyi, 200 kılsa daha da iyi, 500 kılsa daha iyi ama iyi değil mi böyle çok yapmak?500 kılsa daha iyi ama iyi değil mi böyle çok yapmak? Her halde uygun değil, çünkü Peygamber Efendimiz izah olarak buyuruyor ki;

Her halde uygun değil, çünkü Peygamber Efendimiz izah olarak buyuruyor ki;
Ve iyyâküm en yete’avvede ehadüküm ibadeten fe-yerci’a anhâ.

Ve iyyâküm en yete’avvede ehadüküm ibadeten fe-yerci’a anhâ.
“Sakın ha, sizden biriniz bir ibadete alıştıktan sonra,“Sakın ha, sizden biriniz bir ibadete alıştıktan sonra, yapmaya âdet itiyat hâline getirdikten sonra bırakmasın,yapmaya âdet itiyat hâline getirdikten sonra bırakmasın, ondan vazgeçmesin.”ondan vazgeçmesin.” Fe-innehû leyse şey’ün eşeddü alellâhi min en yete’avvede’rracülü’l-ibâdete sümme yerci’a anhâ.Fe-innehû leyse şey’ün eşeddü alellâhi min en yete’avvede’rracülü’l-ibâdete sümme yerci’a anhâ. “Çünkü Allah’ın bir kul bir ibadete alıştıktan sonra onu bırakmasından daha çok kızdığı,“Çünkü Allah’ın bir kul bir ibadete alıştıktan sonra onu bırakmasından daha çok kızdığı, Allah’ın zoruna giden başka [bir] şey yoktur.”Allah’ın zoruna giden başka [bir] şey yoktur.” Onun için ömrünün sonuna kadar götürebileceğin şekilde

Onun için ömrünün sonuna kadar götürebileceğin şekilde
ölçülü ibadet etmek biz müslümanlara tavsiye edilmiştir;ölçülü ibadet etmek biz müslümanlara tavsiye edilmiştir; aşırı gitmemek, ölçülü olmak tavsiye edilmiştir.aşırı gitmemek, ölçülü olmak tavsiye edilmiştir. Bir hadîs-i şerîf var, bu konudaki kuralı özlü olarak ifade ediyor.

Bir hadîs-i şerîf var, bu konudaki kuralı özlü olarak ifade ediyor.
Nedir o hadîs-i şerîf?Nedir o hadîs-i şerîf? Efdalü’l-ibâdeti edvemühâ ve in kalle.

Efdalü’l-ibâdeti edvemühâ ve in kalle.
“İbadetin en faziletlisi daima yapılandır,“İbadetin en faziletlisi daima yapılandır, devamlı yapılandır.”devamlı yapılandır.” Ve in kalle. “Az da olsa.”Ve in kalle. “Az da olsa.” Az da olsa devamlı yapabiliyorsa o güzeldir.Az da olsa devamlı yapabiliyorsa o güzeldir. Bir yapıyor bir bırakıyor, bir çoğa çıkıyor bir aşağı iniyor.

Bir yapıyor bir bırakıyor, bir çoğa çıkıyor bir aşağı iniyor.
Olmaz, zikzaklı olmaz. İbadetin çok faydaları var.Olmaz, zikzaklı olmaz. İbadetin çok faydaları var. Güzel bir ibadete başladıktan sonra devam ettirmek lazım,Güzel bir ibadete başladıktan sonra devam ettirmek lazım, [bırakırsa] Allah’ın zoruna gidermiş.[bırakırsa] Allah’ın zoruna gidermiş. “Allah’a ondan daha zor bir şey yoktur.” diyor.“Allah’a ondan daha zor bir şey yoktur.” diyor. Güzel bir ibadete başladıktan sonra onu bırakmaktan daha şey yoktur.Güzel bir ibadete başladıktan sonra onu bırakmaktan daha şey yoktur. Yani Cenâb-ı Hak kızıyor, sevmiyor.Yani Cenâb-ı Hak kızıyor, sevmiyor. Başlayınca devam etmek lazım.Başlayınca devam etmek lazım. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir sahabiye;

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir sahabiye;
“ Ne kadar da bir hatmedeyim?” deyince;

“ Ne kadar da bir hatmedeyim?” deyince;
“Ayda bir hatim indir.” dedi.
“Ayda bir hatim indir.” dedi.
Bir ayda bir hatim indir.Bir ayda bir hatim indir. Dedi ki; “Yâ Resûlallah! Ben hızlı okuyorum, iyiyim, durumum iyi, daha çabuk yapabilirim.”
Dedi ki; “Yâ Resûlallah! Ben hızlı okuyorum, iyiyim, durumum iyi, daha çabuk yapabilirim.”
Peygamber Efendimiz indirdi;Peygamber Efendimiz indirdi; “On günde yap.”
“On günde yap.”
“Daha çabuk yapabilirim yâ Resûlallah.”
“Daha çabuk yapabilirim yâ Resûlallah.”
“Bir hatimi yani Kur’an-ı tam okumayı yedi günde yap.”
“Bir hatimi yani Kur’an-ı tam okumayı yedi günde yap.”
“Daha çabuk okuyabilirim yâ Resûlallah.”
“Daha çabuk okuyabilirim yâ Resûlallah.”
“Üç günde yap.”
“Üç günde yap.”
“Daha çabuk okuyabilirim.”
“Daha çabuk okuyabilirim.”
Dedi ki; “Üç günden daha hızlı okursan anlayamazsın artık,
Dedi ki; “Üç günden daha hızlı okursan anlayamazsın artık,
yani hızlı okumaktan mânanın tesirini kaçırırsın.” dedi.yani hızlı okumaktan mânanın tesirini kaçırırsın.” dedi. O artık herhalde, o

O artık herhalde, o
aşk ile şevk ile söylediği şeyi,aşk ile şevk ile söylediği şeyi, epeyce bir devam ettirmiş de ihtiyarladığı zaman demiş ki;epeyce bir devam ettirmiş de ihtiyarladığı zaman demiş ki; “Keşke Resûlullah’ın verdiği müsadeye göre şey yapsaydım şimdi zorlanıyorum.” demiş.

“Keşke Resûlullah’ın verdiği müsadeye göre şey yapsaydım şimdi zorlanıyorum.” demiş.
Korkuyor da tabii, başladığı şeyi bırakmaktan da korkuyor.Korkuyor da tabii, başladığı şeyi bırakmaktan da korkuyor. “Keşke Resûlullah Efendimiz'in tavsiyesini tutsaymışım.” demiş.“Keşke Resûlullah Efendimiz'in tavsiyesini tutsaymışım.” demiş. Bazıları vardı;

Bazıları vardı;
“Yâ Resûlallah! Malımın hepsini Allah yoluna vermek istiyorum.”

“Yâ Resûlallah! Malımın hepsini Allah yoluna vermek istiyorum.”
“ Yok.”
“ Yok.”
“Yarısını vereyim.”
“Yarısını vereyim.”
“Yok.”
“Yok.”
“Üçte birini vereyim.”
“Üçte birini vereyim.”
Yani böyle hep ölçüye davet ediyor.

Yani böyle hep ölçüye davet ediyor.
“Senin çoluk çocuğunun sen öldükten sonra

“Senin çoluk çocuğunun sen öldükten sonra
açık, muhtaç, fakir kalmasındanaçık, muhtaç, fakir kalmasından onların senin bıraktığın malla zengin olması daha iyidir.onların senin bıraktığın malla zengin olması daha iyidir. Yani sen dağıtıp da onları fakir bırakırsan iyi olmaz.” diyeYani sen dağıtıp da onları fakir bırakırsan iyi olmaz.” diye Efendimiz tavsiye etmişti.Efendimiz tavsiye etmişti. Buradan, bu hadîs-i şerîften neyi anlıyoruz?

Buradan, bu hadîs-i şerîften neyi anlıyoruz?
İbadetlerimizi devamlı yapacağız.

İbadetlerimizi devamlı yapacağız.
Bırakırsak iyi olmaz.Bırakırsak iyi olmaz. Bir yapıp bir bırakmak iyi olmaz ve dinde ölçülü,Bir yapıp bir bırakmak iyi olmaz ve dinde ölçülü, dengeli, karınca kararınca, âcizane, naçizane,dengeli, karınca kararınca, âcizane, naçizane, ölçülü ibadet edeceğiz.ölçülü ibadet edeceğiz. Parlayıp sönmek, yanıp kül olmak,Parlayıp sönmek, yanıp kül olmak, yapıp bitirmek, unu elemek, eleği duvara asmak yok.yapıp bitirmek, unu elemek, eleği duvara asmak yok. Ben birisini hatırlıyorum.

Ben birisini hatırlıyorum.
Bir yerde çalışıyordu, sakalı, cübbesi, sarığı vardı,Bir yerde çalışıyordu, sakalı, cübbesi, sarığı vardı, beş vakit [camiye giderdi.]beş vakit [camiye giderdi.] Ben bazen orada bir tüccarın dükkanına ziyarete giderdim.Ben bazen orada bir tüccarın dükkanına ziyarete giderdim. Oradan namaz vakti geldi mi patır patır patır hanın merdivenlerinden inerdi;Oradan namaz vakti geldi mi patır patır patır hanın merdivenlerinden inerdi; “Selamün aleyküm hacı abi, camiye gidiyorum.” derdi.
“Selamün aleyküm hacı abi, camiye gidiyorum.” derdi.
Beş vakit namazı cemaatle kılar gelirdi.

Beş vakit namazı cemaatle kılar gelirdi.
Aaa! Sonradan sakalı kesmiş, namazı bırakmış,Aaa! Sonradan sakalı kesmiş, namazı bırakmış, eskiden başka tezgahtarlara filan yapışıp;eskiden başka tezgahtarlara filan yapışıp; “Haydi kardeşim tevbe edelim, doğru yola gidelim, camiye gidelim.” derken hepsini bırakmış.

“Haydi kardeşim tevbe edelim, doğru yola gidelim, camiye gidelim.” derken hepsini bırakmış.
E ne oldu? Eskiden iyiydi, kötüye gitti, şimdi Allah daha çok cezalandıracak.E ne oldu? Eskiden iyiydi, kötüye gitti, şimdi Allah daha çok cezalandıracak. Onun için devamlı olmak, Allah yolunda devamlı olmak çok önemli,

Onun için devamlı olmak, Allah yolunda devamlı olmak çok önemli,
ona gayret edelim, dikkat edelim.ona gayret edelim, dikkat edelim. Cenâb-ı Hakk’ın lütfundan kereminden yardım isteyelim.

Cenâb-ı Hakk’ın lütfundan kereminden yardım isteyelim.
Allah bize tevfikini refik eylesin.Allah bize tevfikini refik eylesin. İbadetinde, kulluğunda, zikrinde,İbadetinde, kulluğunda, zikrinde, şükründe bize yardımcı olsun,şükründe bize yardımcı olsun, gaflete, fetrede, tembelliğe düşürmesin,gaflete, fetrede, tembelliğe düşürmesin, yardım eylesin, lütfeylesin, kerem eylesin, sevdiği kul olarak yaşayalım,yardım eylesin, lütfeylesin, kerem eylesin, sevdiği kul olarak yaşayalım, huzuruna sevdiği kul olarak varalım.huzuruna sevdiği kul olarak varalım. Allahu Teâlâ hazretleri cennetiyle cemaliyle cümlemizi müşerref eylesin.Allahu Teâlâ hazretleri cennetiyle cemaliyle cümlemizi müşerref eylesin. El-Fâtiha...

El-Fâtiha...
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2