Namaz Vakitleri
İstanbul
18 Safer 1448
01 August 2026
İmsak
04:08
Güneş
05:53
Öğle
13:16
İkindi
17:10
Akşam
20:28
Yatsı
22:05
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Eùzü bi’llâhi mine’ş-şeytàni’r-racîm.Eùzü bi’llâhi mine’ş-şeytàni’r-racîm. Bi’smil’lâhi’r-rahmâni’r-rahîm.Bi’smil’lâhi’r-rahmâni’r-rahîm. El-hamdü li’llâhi rabbi’l-àlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh...

El-hamdü li’llâhi rabbi’l-àlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh...
Kemâ yenbagî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultànih... Kemâ yenbagî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultànih... Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ muhammedini’l-mustafâVe’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ muhammedini’l-mustafâ ve alâ âlihî ve sahbihîve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ecmaîne’t-tayyibîne’t-tàhirîn...ve men tebiahû bi-ihsânin ecmaîne’t-tayyibîne’t-tàhirîn... Emmâ ba’d:

Emmâ ba’d:
Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Allah-u Teàlâ Hazretleri cümlenizden râzı olsun...

Allah-u Teàlâ Hazretleri cümlenizden râzı olsun...
İki cihan saadetini cümlenize ihsân eylesin...İki cihan saadetini cümlenize ihsân eylesin... Cümlenizi cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin...Cümlenizi cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin... Tasavvuf büyüklerimizin, evliyaullahın hayatlarını anlatan

Tasavvuf büyüklerimizin, evliyaullahın hayatlarını anlatan
çok kıymetli bir eseri, Tabakàtü’s-Sùfiyye’yi okumaya devam ediyoruz.çok kıymetli bir eseri, Tabakàtü’s-Sùfiyye’yi okumaya devam ediyoruz. 167. sayfadayız. 9. Paragraf...167. sayfadayız. 9. Paragraf... Bu kısım Ebü’l-Hüseyin en-Nûrî Hazretleri’nin

Bu kısım Ebü’l-Hüseyin en-Nûrî Hazretleri’nin
hayatını ve mübarek fikirlerini anlatan bölümü kitabın.hayatını ve mübarek fikirlerini anlatan bölümü kitabın. Ebü’l-Hüseyn-i Nûrî Hazretleri, — biliyorsunuz—Ebü’l-Hüseyn-i Nûrî Hazretleri, — biliyorsunuz— aslen Horasanlı, fakat Bağdat’ta doğmuş, Bağdat’ta yetişmişaslen Horasanlı, fakat Bağdat’ta doğmuş, Bağdat’ta yetişmiş ve bu evliyaullahın, tasavvuf büyüklerinin en büyüklerinden ve en alimlerinden birisi.ve bu evliyaullahın, tasavvuf büyüklerinin en büyüklerinden ve en alimlerinden birisi. “Zamanında onun kadar güzel halli, onun kadar ince,“Zamanında onun kadar güzel halli, onun kadar ince, mübarek fikirli, sözlü onun derecesinde kimse yoktur.” diye kitap mübarek fikirli, sözlü onun derecesinde kimse yoktur.” diye kitap yazmıştı geçtiğimiz haftalarda okuduğumuz gibi. Şimdi devam ediyoruz.yazmıştı geçtiğimiz haftalarda okuduğumuz gibi. Şimdi devam ediyoruz. (Semi’tü abde’l-vâhidi’bne bekrin)

(Semi’tü abde’l-vâhidi’bne bekrin)
“Ben, Bekir oğlu Abdülvâhid’den işittim.” diyor müellif.“Ben, Bekir oğlu Abdülvâhid’den işittim.” diyor müellif. (Yekùlü: Semi’tü aliyyeni’l- fetâ) (Yekùlü: Semi’tü aliyyeni’l- fetâ) Fetâ; yiğit demek Arapça’da, delikanlı, yiğit demek.Fetâ; yiğit demek Arapça’da, delikanlı, yiğit demek. O sıfatla tanınan Aliyy-i Fetâ’dan duymuş o da.O sıfatla tanınan Aliyy-i Fetâ’dan duymuş o da. (Yekùlü: Semi’tü ebe’l- hüseyni’n-nûriyye, yekùl)(Yekùlü: Semi’tü ebe’l- hüseyni’n-nûriyye, yekùl) O da terceme-i hàli ve fikirleri yazılmakta, anlatılmakta olanO da terceme-i hàli ve fikirleri yazılmakta, anlatılmakta olan sahibü’t-terceme Ebü’l-Hüseyn-i Nûrî’den işitmiş.sahibü’t-terceme Ebü’l-Hüseyn-i Nûrî’den işitmiş. Kaddesa’llàhu sırrahü’l-azîz, rahimehumu’llàhu ecmaîn...Kaddesa’llàhu sırrahü’l-azîz, rahimehumu’llàhu ecmaîn... Şöyle buyurmuş:

Şöyle buyurmuş:
(Ehlü’d-diyâneti mevkùfûne, ve ehlü’t-tevhîdi yesîrûne,

(Ehlü’d-diyâneti mevkùfûne, ve ehlü’t-tevhîdi yesîrûne,
ve ehlü’r- rıdâ yestervihûne,ve ehlü’r- rıdâ yestervihûne, ve ehlü’l-ınkıtà’ yetehayyerùne.ve ehlü’l-ınkıtà’ yetehayyerùne. Sümme kàle: İnne’l-hakka izâ zahar, telâşâ küllü mâ hacebe ve seter.)Sümme kàle: İnne’l-hakka izâ zahar, telâşâ küllü mâ hacebe ve seter.) Konu, muhtelif zihniyetteki, derecedeki, seviyedeki

Konu, muhtelif zihniyetteki, derecedeki, seviyedeki
müslümanlar, àrifler hakkında.müslümanlar, àrifler hakkında. Buyuruyor ki:Buyuruyor ki: (Ehlü’d-diyâneti mevkùfûn)

(Ehlü’d-diyâneti mevkùfûn)
“Diyânet sahibi olanlar, dindar olanlar, dindarlığını güzelce yapan,“Diyânet sahibi olanlar, dindar olanlar, dindarlığını güzelce yapan, Allah’ın emirlerini, ibadetlerini yerine getiren kimseler,Allah’ın emirlerini, ibadetlerini yerine getiren kimseler, (mevkùfûn) durdurulmuşlardır.”(mevkùfûn) durdurulmuşlardır.” Yâni buradaki durdurulmak, işte belli bir noktada, belli bir seviyede, Yâni buradaki durdurulmak, işte belli bir noktada, belli bir seviyede, belli bir çizgide sabitkadem duruyorlar. Çünkü àbid insanlardır.belli bir çizgide sabitkadem duruyorlar. Çünkü àbid insanlardır. Biliyorsunuz, okumuşsunuzdur tasavvuf kitaplarında,

Biliyorsunuz, okumuşsunuzdur tasavvuf kitaplarında,
dindarlar da tek tipten, tek cinsten değil; çeşitleri var, gruplara ayrılmış. dindarlar da tek tipten, tek cinsten değil; çeşitleri var, gruplara ayrılmış. Meselâ, bir kısmına àbidler diyorlar, bir kısmına zâhidler diyorlar,Meselâ, bir kısmına àbidler diyorlar, bir kısmına zâhidler diyorlar, bir kısmına àrifler diyorlar, bir kısmına aşıklar diyorlar...bir kısmına àrifler diyorlar, bir kısmına aşıklar diyorlar... Bunların dereceleri anlattığım sıra üzere gittikçe yükseliyor.Bunların dereceleri anlattığım sıra üzere gittikçe yükseliyor. Burada da böyle söylemiş.Burada da böyle söylemiş. Âbidler, diyanet erbâbı olan, dindar olan müslümanlarÂbidler, diyanet erbâbı olan, dindar olan müslümanlar şöyle durdurulurlar. Allah tarafından durdurulurlar.şöyle durdurulurlar. Allah tarafından durdurulurlar. (Ve ehlü’t-tevhîd yesîrûn)

(Ve ehlü’t-tevhîd yesîrûn)
“Tevhîd-i hakîkîye ulaşmış, Allah’ın varlığını, birliğini kavramış, “Tevhîd-i hakîkîye ulaşmış, Allah’ın varlığını, birliğini kavramış, içine iyice sindirmiş, içine iyice sindirmiş, o Lâ ilàhe illa’llàh’ın derin mânâlarını anlamış insanlar seyrederler,o Lâ ilàhe illa’llàh’ın derin mânâlarını anlamış insanlar seyrederler, yâni seyahat ederler, hareket ederler, ilerlemeye devam ederler.”yâni seyahat ederler, hareket ederler, ilerlemeye devam ederler.” Ötekiler iyi, güzel bir çizgide durduruluyor, ama bunlar ilerliyor.Ötekiler iyi, güzel bir çizgide durduruluyor, ama bunlar ilerliyor. Bu daha iyi…Bu daha iyi… Biliyorsunuz; biliyorsunuz diye hüsn-ü zan ediyoruz ama,

Biliyorsunuz; biliyorsunuz diye hüsn-ü zan ediyoruz ama,
tabii bunlar aslında çok ince mevzular. tabii bunlar aslında çok ince mevzular. Lâ ilàhe illa’llàh’ın çeşit çeşit mânâları var.Lâ ilàhe illa’llàh’ın çeşit çeşit mânâları var. Bir mânâsı: Lâ ilàhe illa’llàh, Allah’tan başka ilah yok…Bir mânâsı: Lâ ilàhe illa’llàh, Allah’tan başka ilah yok… “—Başka tapınılan varlıklar, putlar nedir?”

“—Başka tapınılan varlıklar, putlar nedir?”
Bâtıldır onlar.

Bâtıldır onlar.
Ma’bûdün bi’l-hak olan sadece Allah’tır. Ma’bûdün bi’l-hak olan sadece Allah’tır. “—E adamlar ağaçlara tapıyorlarmış?”“—E adamlar ağaçlara tapıyorlarmış?” Aptallıklarından, müşrikliklerinden tapıyorlar, kâfirliklerinden…

Aptallıklarından, müşrikliklerinden tapıyorlar, kâfirliklerinden…
“—Öküze tapıyorlarmış...”

“—Öküze tapıyorlarmış...”
İnsanlıktan nasipleri yok da, öküzü kendilerinden daha üstün sanıyorlar.

İnsanlıktan nasipleri yok da, öküzü kendilerinden daha üstün sanıyorlar.
“—Yıldıza tapıyormuş, Ay’a tapıyormuş, Güneş’e tapıyormuş,

“—Yıldıza tapıyormuş, Ay’a tapıyormuş, Güneş’e tapıyormuş,
Zeus’a tapıyormuş, Venüs’e tapıyormuş, Zeus’a tapıyormuş, Venüs’e tapıyormuş, bilmem çeşit çeşit putlara tapınan insanlar.”bilmem çeşit çeşit putlara tapınan insanlar.” Tabii, defterde bunların hiç isimleri yok, bunlar adam değil,

Tabii, defterde bunların hiç isimleri yok, bunlar adam değil,
bunlar müslüman değil.bunlar müslüman değil. Bunlar Allah nazarında kıymete hâiz ve sahip değil...Bunlar Allah nazarında kıymete hâiz ve sahip değil... Çünkü, daha Lâ ilàhe illallàh’ı anlayamamışlar. Çünkü, daha Lâ ilàhe illallàh’ı anlayamamışlar. Yâni Allah var, hakikî ma’bud o…Yâni Allah var, hakikî ma’bud o… Ma’bûdün bi’l-hak olan, yaradan Rabbü’l-àlemîn...Ma’bûdün bi’l-hak olan, yaradan Rabbü’l-àlemîn... Yaratan, yaşatan, rızkı veren, rubûbiyet sahibi,Yaratan, yaşatan, rızkı veren, rubûbiyet sahibi, ulûhiyet sahibi sadece Allah-u Teàlâ’dır, tektir. Tamam.ulûhiyet sahibi sadece Allah-u Teàlâ’dır, tektir. Tamam. (Kul hüva’llàhu ehad.) “Allah bir tekdir, şerîki nazîri yoktur.” (İhlâs, 112/1)

(Kul hüva’llàhu ehad.) “Allah bir tekdir, şerîki nazîri yoktur.” (İhlâs, 112/1)
Tamam ama bazıları tevhidde,

Tamam ama bazıları tevhidde,
yâni Allah’ın birliğini düşünmekte daha derin mânâları da kavramışlar. yâni Allah’ın birliğini düşünmekte daha derin mânâları da kavramışlar. Bazıları bunun içinde yaşıyorlar, gayet iyi biliyorlar.Bazıları bunun içinde yaşıyorlar, gayet iyi biliyorlar. Nedir o daha yüksek derecesi?Nedir o daha yüksek derecesi? (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi’llàh) “Bütün güç kuvvet Allah’ındır.”

(Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi’llàh) “Bütün güç kuvvet Allah’ındır.”
Her şey Allah’ın kudretinde… Allah dilemezse hiç bir şey olmaz.Her şey Allah’ın kudretinde… Allah dilemezse hiç bir şey olmaz. Hakkın emri olmaz ise, sanma bir çöp deprenir.

Hakkın emri olmaz ise, sanma bir çöp deprenir.
Bir rüzgâr esmez, bir çöp kımıldamaz.

Bir rüzgâr esmez, bir çöp kımıldamaz.
Hepsi Allah’ın gücüyledir, müsaadesiyledir, emriyledir, yaratmasıyladır.Hepsi Allah’ın gücüyledir, müsaadesiyledir, emriyledir, yaratmasıyladır. (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi’llàh) Allah’tan başka güç kuvvet yoktur.(Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi’llàh) Allah’tan başka güç kuvvet yoktur. O sameddir; herkesin ihtiyacını veren, O sameddir; herkesin ihtiyacını veren, herkesin dua ettiği zaman duasına icabet eden odur, başkası değil.herkesin dua ettiği zaman duasına icabet eden odur, başkası değil. Buna gizli tevhid diyorlar; ötekiBuna gizli tevhid diyorlar; öteki (Lâ ma’bûde illa’llàh) “Allah’tan başka ma’bud yok.”(Lâ ma’bûde illa’llàh) “Allah’tan başka ma’bud yok.” aşikâre tevhid diyorlar.aşikâre tevhid diyorlar. Tamam, şu put, bu ma’bûd, firavunların taptığı,Tamam, şu put, bu ma’bûd, firavunların taptığı, Mısırlıların, Hititlilerin, Sümerlilerin, Asurluların taptığı;Mısırlıların, Hititlilerin, Sümerlilerin, Asurluların taptığı; onların hepsi tanrı değil!onların hepsi tanrı değil! Lâ ma’bûde illa’llàhLâ ma’bûde illa’llàh Ancak Allah’tır hakiki ilâh, ma’bud...” Ancak Allah’tır hakiki ilâh, ma’bud...” Bu birinci derecesi, ehl-i tevhîd bunlar.Bu birinci derecesi, ehl-i tevhîd bunlar. Ama, (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi’llàh); bütün güç kuvvet Allah’tadır,

Ama, (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi’llàh); bütün güç kuvvet Allah’tadır,
ondan başka güç kuvvet sahibi yok.ondan başka güç kuvvet sahibi yok. Mukadderâtı takdir buyuran odur.Mukadderâtı takdir buyuran odur. Alnımızın yazısını yazan odur. Başımıza gelenler onun kaderindendir.Alnımızın yazısını yazan odur. Başımıza gelenler onun kaderindendir. Kadere rızâ göstermek imandandır.Kadere rızâ göstermek imandandır. (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi’llàhi’l-aliyyi’l-azîm)(Lâ havle ve lâ kuvvete illâ bi’llàhi’l-aliyyi’l-azîm) Bu daha yüksek bir derece.Bu daha yüksek bir derece. Şerîki, nazîri yok, güç kuvvet sadece onun elinde...Şerîki, nazîri yok, güç kuvvet sadece onun elinde... Ondan sonra, daha da derinleştiği zaman tevhid fikri,

Ondan sonra, daha da derinleştiği zaman tevhid fikri,
aslında Allah’tan gayrı bir varlık da yok...aslında Allah’tan gayrı bir varlık da yok... Allah-u Teàlâ Hazretleri yaratmış da, onun için ortada görünüyorlar.Allah-u Teàlâ Hazretleri yaratmış da, onun için ortada görünüyorlar. Ama ha varmış, ha yokmuş; bir varmış, bir yokmuş...Ama ha varmış, ha yokmuş; bir varmış, bir yokmuş... “—Hani senin deden, hani dedenin babası, hani ötekiler,

“—Hani senin deden, hani dedenin babası, hani ötekiler,
hani bir zaman seninle selâmlaşan, konuşan, şimdihani bir zaman seninle selâmlaşan, konuşan, şimdi ahirete göçmüş olan insanlar, hani eski günler?..”ahirete göçmüş olan insanlar, hani eski günler?..” Yâni her şey fânî, sadece el-Bâkî Allah.

Yâni her şey fânî, sadece el-Bâkî Allah.
Hüve’l- Bâkî, hüve’l- Hayyü’l-Bâkî... Sermedî olan, ezelî olan, ebedî olan,Hüve’l- Bâkî, hüve’l- Hayyü’l-Bâkî... Sermedî olan, ezelî olan, ebedî olan, hakîkî vücûd sahibi olan odur.hakîkî vücûd sahibi olan odur. Ötekiler mecâzen; işte var diyoruz ama bir varmış, bir yokmuş. Ötekiler mecâzen; işte var diyoruz ama bir varmış, bir yokmuş. Nasıl var?.. Yok yâni.Nasıl var?.. Yok yâni. Bütün varlıklar varlığını Allah’tan aldığı için,Bütün varlıklar varlığını Allah’tan aldığı için, biraz var gibi görüyorlar şeklen, ama hepsi Allah’tan...biraz var gibi görüyorlar şeklen, ama hepsi Allah’tan... Eh o zaman, etrafa bakınca bazı ehl-i tevhîd, her şeyde Allah’ı görüyor.

Eh o zaman, etrafa bakınca bazı ehl-i tevhîd, her şeyde Allah’ı görüyor.
“Nereye baktıysam orada Allah’ı gördüm!” diyor.“Nereye baktıysam orada Allah’ı gördüm!” diyor. Allah’ın tecellîsini görüyor.Allah’ın tecellîsini görüyor. Tecellîsi ne demek? Görüntüsü, görünümü demek yâni.Tecellîsi ne demek? Görüntüsü, görünümü demek yâni. Ayet-i kerime de var bu hususta...Ayet-i kerime de var bu hususta... Bunlar onların kafasından uydurdukları şeyler değil.Bunlar onların kafasından uydurdukları şeyler değil. İkaz ediyorum sizi, sù-i zanna düşmeyin.

İkaz ediyorum sizi, sù-i zanna düşmeyin.
Orada ne buyuruyor Allah-u Teàlâ Hazretleri:Orada ne buyuruyor Allah-u Teàlâ Hazretleri: (Feeynemâ tüvellû fesemme vechu’llàh)

(Feeynemâ tüvellû fesemme vechu’llàh)
“Yönünüzü nereye dönerseniz dönün, Allah o tarafta, o cânibdedir, oradadır.” (Bakara, 2/115) “Yönünüzü nereye dönerseniz dönün, Allah o tarafta, o cânibdedir, oradadır.” (Bakara, 2/115) Allah Allah!.. Buraya da dönsem öyle, bu tarafa da dönsem öyle,Allah Allah!.. Buraya da dönsem öyle, bu tarafa da dönsem öyle, öbür tarafa da dönsem öyle... Nereye dönerseniz dönün oradadır Allah...öbür tarafa da dönsem öyle... Nereye dönerseniz dönün oradadır Allah... E bu da tabii tevhidin biraz daha àrifçe bir derecesi.

E bu da tabii tevhidin biraz daha àrifçe bir derecesi.
Her şeyi yok biliyor, her şeyin yok olduğunu görüyor, asılsız olduğunu,Her şeyi yok biliyor, her şeyin yok olduğunu görüyor, asılsız olduğunu, fânî olduğunu görüyor;fânî olduğunu görüyor; o perdenin arkasında, o şeklin arkasında bâkî olan,o perdenin arkasında, o şeklin arkasında bâkî olan, asıl varlığın sahibi olan, asıl var olan Allah’ı görüyor. asıl varlığın sahibi olan, asıl var olan Allah’ı görüyor. Tabii bunları anlatmak da zordur.

Tabii bunları anlatmak da zordur.
Bunlar insanın içinde düşüne düşüne, Allah’ın vergisi olarak, Bunlar insanın içinde düşüne düşüne, Allah’ın vergisi olarak, Allah’ın ihsân etmesi olarak, buldukları mücevherât bunlar...Allah’ın ihsân etmesi olarak, buldukları mücevherât bunlar... Çok kıymetli bilgiler.Çok kıymetli bilgiler. O zaman, nereye baksa Allah’ı gören bir insan; O zaman, nereye baksa Allah’ı gören bir insan; (Lâ mevcûde illa’llàh) demeğe başlıyor.

(Lâ mevcûde illa’llàh) demeğe başlıyor.
“Allah’tan başka bir varlık yok!” noktasına geliyor.“Allah’tan başka bir varlık yok!” noktasına geliyor. Bazıları tabii bunu anlayamıyor. O seviyeye gelmeyen anlayamıyor,

Bazıları tabii bunu anlayamıyor. O seviyeye gelmeyen anlayamıyor,
anlayamayınca çeşitli münakaşalar çıkıyor ama,anlayamayınca çeşitli münakaşalar çıkıyor ama, ne yapalım, Allah-u Teàlâ Hazretleri öyle buyurmuş:ne yapalım, Allah-u Teàlâ Hazretleri öyle buyurmuş: (Küllü şey’in hâlikün illâ vecheh)

(Küllü şey’in hâlikün illâ vecheh)
“Her şey helâk olucudur, helâk olacaktır; yalnız o vardır.” (Kasas, 28/88)“Her şey helâk olucudur, helâk olacaktır; yalnız o vardır.” (Kasas, 28/88) Nereye dönseniz, Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin vech-i pâki oradadır.

Nereye dönseniz, Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin vech-i pâki oradadır.
(Ve hüve meaküm eyne mâ küntüm)

(Ve hüve meaküm eyne mâ küntüm)
“Nerede olursanız olun, Allah sizinle beraberdir, sizin yanınızdadır.” (Hadîd, 57/4)“Nerede olursanız olun, Allah sizinle beraberdir, sizin yanınızdadır.” (Hadîd, 57/4) Hani, anla bakayım bunu!

Hani, anla bakayım bunu!
Allah-u Teàlâ Hazretleri böyle buyuruyor işte.Allah-u Teàlâ Hazretleri böyle buyuruyor işte. “Nerede olursanız olun, Allah sizinle beraberdir.”“Nerede olursanız olun, Allah sizinle beraberdir.” Hissedebiliyor musun o beraberliği?..Hissedebiliyor musun o beraberliği?.. İmanın en yüksek derecesi nedir:

İmanın en yüksek derecesi nedir:
(Efdalü’l-îmân en ta’leme enne’llàhe meake haysü mâ künte)

(Efdalü’l-îmân en ta’leme enne’llàhe meake haysü mâ künte)
“Nerede olursan ol, Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin seninle beraber olduğunu bilmendir.”“Nerede olursan ol, Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin seninle beraber olduğunu bilmendir.” En üstün imandır işte bu.En üstün imandır işte bu. Onu hissedebiliyor musun? Günah işleyemiyorsun, hata işleyemiyorsun,Onu hissedebiliyor musun? Günah işleyemiyorsun, hata işleyemiyorsun, ayağını uzatamıyorsun, edebinden el pençe divan duruyorsun. Neden?ayağını uzatamıyorsun, edebinden el pençe divan duruyorsun. Neden? Allah’ın her yerde hâzır ve nâzır olduğunu biliyorsun da,Allah’ın her yerde hâzır ve nâzır olduğunu biliyorsun da, seni gören, seni işiten, her şeye kàdir olan Mevlâ’nın huzurunda, seni gören, seni işiten, her şeye kàdir olan Mevlâ’nın huzurunda, edebinden böyle el pençe divan duruyorsun.edebinden böyle el pençe divan duruyorsun. İşte o en yüksek iman. Bu da bir şey, başka varlığı görmemek.

İşte o en yüksek iman. Bu da bir şey, başka varlığı görmemek.
Tabii bunun daha ileri ileri derecelerini de telaffuz etmiş olan, söylemiş olan kimseler var.

Tabii bunun daha ileri ileri derecelerini de telaffuz etmiş olan, söylemiş olan kimseler var.
Meselâ, Muhiddin ibni’l-Arabî... O da vahdet-i vücûd demiş.Meselâ, Muhiddin ibni’l-Arabî... O da vahdet-i vücûd demiş. Yâni vücûd ne demek?.. Varlık demek.Yâni vücûd ne demek?.. Varlık demek. İnsanın bedeni demek değil. Vahdet-i vücûd ne demek?..

İnsanın bedeni demek değil. Vahdet-i vücûd ne demek?..
Bütün varlıklar bir tanedir, Allah’ın varlığıdır.Bütün varlıklar bir tanedir, Allah’ın varlığıdır. Ötekiler varlık filan değil, onlar yok... Sadece Allah’ın varlığı var.Ötekiler varlık filan değil, onlar yok... Sadece Allah’ın varlığı var. Bunu izah etmiş. Bunu izah etmiş. Fütühât-ı Mekkiyye’sinde izah etmiş, daha başka eserlerinde izah etmiş,Fütühât-ı Mekkiyye’sinde izah etmiş, daha başka eserlerinde izah etmiş, birçok kimseyi de etkilemiş onun izahı.birçok kimseyi de etkilemiş onun izahı. Bunun karşısında tabii,

Bunun karşısında tabii,
İmâm-ı Rabbânî Efendimiz KS de diyor ki: Vahded-i şuhûd var.İmâm-ı Rabbânî Efendimiz KS de diyor ki: Vahded-i şuhûd var. Yâni hangi yere baksan, her yerde Allah’ın yarattığı bir mahlûku,Yâni hangi yere baksan, her yerde Allah’ın yarattığı bir mahlûku, onun bir eserini gördüğü için, onun bir eserini gördüğü için, onun varlığına bir şahidi gördüğü için,onun varlığına bir şahidi gördüğü için, bütün her şey Allah’ın şahidi olduğundan, şahitlerin birliği var. bütün her şey Allah’ın şahidi olduğundan, şahitlerin birliği var. Tek bir şahit var, işte bütün varlıklar Allah’ın varlığına şahittir.Tek bir şahit var, işte bütün varlıklar Allah’ın varlığına şahittir. Evet öyledir.Evet öyledir. Vahdet-i şuhûd, evet o doğrudur, çok doğrudur.Vahdet-i şuhûd, evet o doğrudur, çok doğrudur. Çünkü bütün bu varlıklar Allah’ın varlığını gösteriyor.Çünkü bütün bu varlıklar Allah’ın varlığını gösteriyor. “—E nasıl bu?”

“—E nasıl bu?”
Tabii bunların anlaşılması için insanın çok derin tefekkür edebilen,

Tabii bunların anlaşılması için insanın çok derin tefekkür edebilen,
çok geniş bir bilgiye sahip olması lâzım!çok geniş bir bilgiye sahip olması lâzım! Ama ümmî de olsa, Allah bazı kimselere bu bilgileri, bu zevkleri, Ama ümmî de olsa, Allah bazı kimselere bu bilgileri, bu zevkleri, bu duyguları, bu hisleri öğretiyor, bildiriyor.bu duyguları, bu hisleri öğretiyor, bildiriyor. Bakıyorsun ümmî, ama anlamış.Bakıyorsun ümmî, ama anlamış. Allah’ın varlığını derece derece, daha derin, daha derin anlamış.Allah’ın varlığını derece derece, daha derin, daha derin anlamış. Ankara İlâhiyat’ta talebem vardı, şimdi doçent, tasavvuf doçenti.

Ankara İlâhiyat’ta talebem vardı, şimdi doçent, tasavvuf doçenti.
Hacı Bayrâm-ı Velî Hazretleri’nin hayatını, eserlerini tetkîk eylemiş.Hacı Bayrâm-ı Velî Hazretleri’nin hayatını, eserlerini tetkîk eylemiş. “—Nasıl, hangi sonuca vardın

“—Nasıl, hangi sonuca vardın
Hacı Bayrâm-ı Velî Hakkında?”Hacı Bayrâm-ı Velî Hakkında?” “—Hocam, maalesef o da vahdet-i vücûdcu...” dedi.

“—Hocam, maalesef o da vahdet-i vücûdcu...” dedi.
Güldüm... Evet, insan ayeti, hadisi biraz bildiği zaman,

Güldüm... Evet, insan ayeti, hadisi biraz bildiği zaman,
bu konuların içine biraz girdiği zaman,bu konuların içine biraz girdiği zaman, bazısı vahdet-i vücûdu kabul edemez, derinliğini, ne mânâya geldiğini anlayamaz.bazısı vahdet-i vücûdu kabul edemez, derinliğini, ne mânâya geldiğini anlayamaz. Elbet bir hàlık var, bir de mahlûk var.Elbet bir hàlık var, bir de mahlûk var. (Haleka’llàhu’s-semâvâti ve’l-ard)

(Haleka’llàhu’s-semâvâti ve’l-ard)
Hàlikla mahlùkun ayrı olduğunu bu ayet-i kerimeler ifade ediyor diye,

Hàlikla mahlùkun ayrı olduğunu bu ayet-i kerimeler ifade ediyor diye,
vahdet-i vücûdun ne olduğunu anlayamaz.vahdet-i vücûdun ne olduğunu anlayamaz. Ama Muhiddin ibn-i Arabî’yi de okuduğun zaman,Ama Muhiddin ibn-i Arabî’yi de okuduğun zaman, onun da eserlerini okuduğun zaman, zaten onun da senin gibi düşündüğünü,onun da eserlerini okuduğun zaman, zaten onun da senin gibi düşündüğünü, ama meseleyi izah ederken daha derinden bir izahla öyle anladığını görüyorsun.ama meseleyi izah ederken daha derinden bir izahla öyle anladığını görüyorsun. Yâni yanlış değil, işi daha derinden böylece anlatma şekli…Yâni yanlış değil, işi daha derinden böylece anlatma şekli… Tabii, Hacı Bayrâm-ı Velî de müderris idi.

Tabii, Hacı Bayrâm-ı Velî de müderris idi.
O zamanın alimi, profesörü, üniversite hocası gibiydi.O zamanın alimi, profesörü, üniversite hocası gibiydi. Dinîi ilimleri iyi bilen bir kimseydi.Dinîi ilimleri iyi bilen bir kimseydi. Ama tabii tasavvuf yolunda yürüdü mü bir insan, Ama tabii tasavvuf yolunda yürüdü mü bir insan, Allah’ı tanır, ma’rifetullaha erer. Allah’ı tanır, ma’rifetullaha erer. İnsan, Allah’ı kendisi tanıyamaz.

İnsan, Allah’ı kendisi tanıyamaz.
Allah tanıttırırsa tanır.Allah tanıttırırsa tanır. O zaman kitap olmadan da, Arapça olmadan da tanır.O zaman kitap olmadan da, Arapça olmadan da tanır. Allah, ma’rifetullahı verirse o zaman ümmî olmasına rağmen tanır.Allah, ma’rifetullahı verirse o zaman ümmî olmasına rağmen tanır. Bu nasıl olur?.. Bu nasıl olur?.. Allah’ın sevdiği ibadetleri yapar, Allah’ı zikreder,Allah’ın sevdiği ibadetleri yapar, Allah’ı zikreder, Allah’ı sevdiği zamanlarda Allah-u Teàlâ Hazretleri’ne Allah’ı sevdiği zamanlarda Allah-u Teàlâ Hazretleri’ne göz yaşlarıyla ilticâ eder, geceleri kalkar seccadesinde dua eder, göz yaşlarıyla ilticâ eder, geceleri kalkar seccadesinde dua eder, tesbihini çeker.tesbihini çeker. Derken, o zikirleri yaparken, bu ibadetlere devam ederken,Derken, o zikirleri yaparken, bu ibadetlere devam ederken, bu âdâba, ahlâka uyarak edepli bir kul olarak yaşarken bu âdâba, ahlâka uyarak edepli bir kul olarak yaşarken Allah gönlünü nurlandırır, bilgilendirir.Allah gönlünü nurlandırır, bilgilendirir. O zaman Allah-u Teàlâ Hazretleri’ni bilir.O zaman Allah-u Teàlâ Hazretleri’ni bilir. Allah-u Teàlâ Hazretleri’ni bulur. Allah-u Teàlâ Hazretleri’ni bulur. Allah-u Teàlâ Hazretleri’ne erer.Allah-u Teàlâ Hazretleri’ne erer. Ümmî de olsa, kitap okumadan da olsa olur,Ümmî de olsa, kitap okumadan da olsa olur, o zevki yaşar, o tadı yaşar. O keyifle ne güzel sözler söylerler.o zevki yaşar, o tadı yaşar. O keyifle ne güzel sözler söylerler. Ne diyor Eşrefoğlu Rûmî Hazretleri:

Ne diyor Eşrefoğlu Rûmî Hazretleri:
Ey Allahım veya Heyy Allahım, eyle hey aynı şey.

Ey Allahım veya Heyy Allahım, eyle hey aynı şey.
Ey Allahım, beni senden ayırma,

Ey Allahım, beni senden ayırma,
Beni senin cemâlinden ayırma!
Beni senin cemâlinden ayırma!
Balığın cânı su içre dirilür,

Balığın cânı su içre dirilür,
İlâhî balığı gölden ayırma!
İlâhî balığı gölden ayırma!
Seni sevmek benim dinim, imanım.

Seni sevmek benim dinim, imanım.
İlahî, dîn ü îmandan ayırma!
İlahî, dîn ü îmandan ayırma!
Yâni, suyun içinde balık gibi olduğunu,

Yâni, suyun içinde balık gibi olduğunu,
Allah’ın sevgisi deryâsında yüzdüğünü, Allah’ın sevgisi deryâsında yüzdüğünü, Allah’tan hiç ayrılmak istemediğini,Allah’tan hiç ayrılmak istemediğini, ona son derece derinden aşık olduğunu ifade ediyor bu ilâhîler.ona son derece derinden aşık olduğunu ifade ediyor bu ilâhîler. Buna benzer daha nice ilâhîler var.Buna benzer daha nice ilâhîler var. İnsan tatmadığı fikirleri, duyguları, hisleri tadarsa, ne demek olduğunu anlayabilir.

İnsan tatmadığı fikirleri, duyguları, hisleri tadarsa, ne demek olduğunu anlayabilir.
Bunun için de meselâ Ramazan’da i’tikâfa girin,Bunun için de meselâ Ramazan’da i’tikâfa girin, on gün evinize gitmeyin, camide ibadet edin! Kur’an okuyun, on gün evinize gitmeyin, camide ibadet edin! Kur’an okuyun, zikir yapın, geceleri kalkın ibadet edin!..zikir yapın, geceleri kalkın ibadet edin!.. Ne zevkler, ne safâlar, ne fikirler, ne ilimler, ne irfânlar,Ne zevkler, ne safâlar, ne fikirler, ne ilimler, ne irfânlar, ne güzellikler tadacaksınız.ne güzellikler tadacaksınız. “—Haa!” diyeceksiniz.

“—Haa!” diyeceksiniz.
“Vay be! Meğer ben bir şey bilmiyormuşum. “Vay be! Meğer ben bir şey bilmiyormuşum. Meğer bu taraf ne kadar tatlıymış.Meğer bu taraf ne kadar tatlıymış. Ben bunu dışarıdan; yâ bu adamcıklar camiye giriyorlar,Ben bunu dışarıdan; yâ bu adamcıklar camiye giriyorlar, gündüz oruç tutuyorlar, gece uyku uyumuyorlar, cevr-ü cefâ çekiyorlar,gündüz oruç tutuyorlar, gece uyku uyumuyorlar, cevr-ü cefâ çekiyorlar, hayatları tatsızdır filan sanıyordum;hayatları tatsızdır filan sanıyordum; meğer ne kadar tatlıymış...” der insan.meğer ne kadar tatlıymış...” der insan. Ne diyor evliyaullahın büyüklerinden birisi:

Ne diyor evliyaullahın büyüklerinden birisi:
“—Hükümdarlar bizim tattığımız lezzetleri, zevkleri, safâları bilseler,

“—Hükümdarlar bizim tattığımız lezzetleri, zevkleri, safâları bilseler,
bu zevkleri, safâları bizden almak için ordularını bize çevirir,bu zevkleri, safâları bizden almak için ordularını bize çevirir, bize saldırırlardı.bize saldırırlardı. Hücûm, şunun elinden şu güzel şeyleri alalım!”

Hücûm, şunun elinden şu güzel şeyleri alalım!”
diye bize saldırırlardı diyor.diye bize saldırırlardı diyor. Neden?.. Çok zevkli, çok tatlı,

Neden?.. Çok zevkli, çok tatlı,
güzel şeyler ama, işte tatmayan bilemiyor. güzel şeyler ama, işte tatmayan bilemiyor. Bu vahdet-i vücûd da bir görüştür, bir zevktir,

Bu vahdet-i vücûd da bir görüştür, bir zevktir,
insanın Allah-u Teàlâ Hazretleri’nde seyrinde,insanın Allah-u Teàlâ Hazretleri’nde seyrinde, seyr-i sülûkünde kendisinde hâsıl olan bir irfân derecesidir.seyr-i sülûkünde kendisinde hâsıl olan bir irfân derecesidir. Güzel bir derecedir, doğrudur ama, onun ötesi vardır;Güzel bir derecedir, doğrudur ama, onun ötesi vardır; onun daha ötesi vardır, daha ötesi vardır, daha ötesi vardır...onun daha ötesi vardır, daha ötesi vardır, daha ötesi vardır... Niye anlattık bunları?..

Niye anlattık bunları?..
Tevhîdin dereceleri vardır da ondan. Tevhîdin dereceleri vardır da ondan. Kimisi (Lâ mevcûde illa’llàh) der,Kimisi (Lâ mevcûde illa’llàh) der, kimisi (Lâ ma’bûde illa’llàh) der,kimisi (Lâ ma’bûde illa’llàh) der, kimisi (Lâ maksûde illa’llàh) der.kimisi (Lâ maksûde illa’llàh) der. Allah’tan başka bir gàye, bir maksud yoktur.Allah’tan başka bir gàye, bir maksud yoktur. Her şey bir tarafa atılmalı,Her şey bir tarafa atılmalı, insan sırf Allah’ın sevgisini kazanmağa çalışmalı, hedefi sırf Allah olmalı...insan sırf Allah’ın sevgisini kazanmağa çalışmalı, hedefi sırf Allah olmalı... O da Lâ ilàhe illa’llàh’ın bir hali.

O da Lâ ilàhe illa’llàh’ın bir hali.
(Lâ mahbûbe illa’llah) Allah’tan başka sevilecek, sevilmeye layık,(Lâ mahbûbe illa’llah) Allah’tan başka sevilecek, sevilmeye layık, gönül bağlanacak başka bir şey yok.gönül bağlanacak başka bir şey yok. E bu da tevhidin bir derecesi işte.E bu da tevhidin bir derecesi işte. İnsan tevhidi derece derece, Lâ ilàhe illallàh’ı derin derin mânâsıyla,

İnsan tevhidi derece derece, Lâ ilàhe illallàh’ı derin derin mânâsıyla,
zevkini duya duya, istasyonlardan geçe geçe,zevkini duya duya, istasyonlardan geçe geçe, ilerledikçe bunları anlar.ilerledikçe bunları anlar. Ama anlamayana da lafla söylesen fayda etmez. Çünkü anlamadı.Ama anlamayana da lafla söylesen fayda etmez. Çünkü anlamadı. İki gözü âmâ olan, doğuştan âmâ olan bir insana,İki gözü âmâ olan, doğuştan âmâ olan bir insana, yeşil ile kırmızının farkını anlatamazsın. Çünkü bilmiyor.yeşil ile kırmızının farkını anlatamazsın. Çünkü bilmiyor. Bak yeşil şu halı, kırmızı gül, çiçek.Bak yeşil şu halı, kırmızı gül, çiçek. Ama ne demek kırmızı, ne demek yeşil, ne demek sarı, ne demek mor?..Ama ne demek kırmızı, ne demek yeşil, ne demek sarı, ne demek mor?.. Anlayamaz. Tatmayan bilmez.Anlayamaz. Tatmayan bilmez. (Men lem yezûk, lem ya’rif)

(Men lem yezûk, lem ya’rif)
“Kim ki tatmadı, bilemedi. Tatmayan bilmez.”“Kim ki tatmadı, bilemedi. Tatmayan bilmez.” Baklavayı hiç yememiş olan baklavanın tadını bilmez. Baklavayı hiç yememiş olan baklavanın tadını bilmez. Balı hiç yememiş olan balın tadını bilmez. Balı hiç yememiş olan balın tadını bilmez. Tadılmayan şeyi bilemezler insanlar.Tadılmayan şeyi bilemezler insanlar. Tattığı zaman, oh ne kadar güzelmiş, çok güzelmiş derler.Tattığı zaman, oh ne kadar güzelmiş, çok güzelmiş derler. Diyor ki: Dindarlar durdurulmuşlardır.

Diyor ki: Dindarlar durdurulmuşlardır.
Tevhîd ehli seyrederler, yâni seyahat ederler, hareket ederler, ilerlerler.Tevhîd ehli seyrederler, yâni seyahat ederler, hareket ederler, ilerlerler. Tevhîdin derecesinden derecesine,Tevhîdin derecesinden derecesine, istasyonundan istasyonuna (mea’sselâmeh) giderler tevhid ehli.istasyonundan istasyonuna (mea’sselâmeh) giderler tevhid ehli. Çünkü Lâ ilàhe illa’llàh sözü çok büyük bir sözdür muhterem kardeşlerim! Çünkü Lâ ilàhe illa’llàh sözü çok büyük bir sözdür muhterem kardeşlerim! Lâ ilàhe illa’llàh sözünün muazzam bir tesiri vardır.Lâ ilàhe illa’llàh sözünün muazzam bir tesiri vardır. Hiç fizik kitapları yazmasaydı,

Hiç fizik kitapları yazmasaydı,
uzaktan bir demirin bir başka demiri oynatacağını düşünür müydünüz?..uzaktan bir demirin bir başka demiri oynatacağını düşünür müydünüz?.. Hiç değmeden bunu kıpırdatacak bu.Hiç değmeden bunu kıpırdatacak bu. Bu demir çubuk, şuradakini değmeden kıpırdatacak...Bu demir çubuk, şuradakini değmeden kıpırdatacak... “Hadi oradan yâ, öyle şey olur mu?” derdiniz.“Hadi oradan yâ, öyle şey olur mu?” derdiniz. Ama tecrübe edilmiş, biliniyor, ilim kitapları yazıyor,Ama tecrübe edilmiş, biliniyor, ilim kitapları yazıyor, Fizik kitapları yazıyor da, Fizik kitapları yazıyor da, değmeden de uzaktan hareket ettirmek oluyormuş.değmeden de uzaktan hareket ettirmek oluyormuş. Oluyormuş, tamam, anlıyorsun. Oluyormuş, tamam, anlıyorsun. Şimdi televizyonu uzaktan komutayla idare ediyorsun,Şimdi televizyonu uzaktan komutayla idare ediyorsun, açıyorsun, kapıyorsun, değiştiriyorsun... Uzaktan oluyormuş demek ki.açıyorsun, kapıyorsun, değiştiriyorsun... Uzaktan oluyormuş demek ki. Lâ ilàhe illa’llàhın öyle tesiri vardır. Öyle anlatayım.

Lâ ilàhe illa’llàhın öyle tesiri vardır. Öyle anlatayım.
Kuvveti vardır, tesiri vardır. Nasıl tesiri vardır?.. Kuvveti vardır, tesiri vardır. Nasıl tesiri vardır?.. Kuvvetli bir mıknatısın başka bir demiri hareket ettirdiği gibi,

Kuvvetli bir mıknatısın başka bir demiri hareket ettirdiği gibi,
gücü vardır lâ ilàhe illallàhın.gücü vardır lâ ilàhe illallàhın. Lâ ilàhe illallàhı çeken bilir, yaşayan bilir, o mertebeye ulaşan bilir, Lâ ilàhe illallàhı çeken bilir, yaşayan bilir, o mertebeye ulaşan bilir, ulaşamayan bilmez. Ne diyelim...ulaşamayan bilmez. Ne diyelim... (Ve ehlü’r-rıdâ yestervihûn)

(Ve ehlü’r-rıdâ yestervihûn)
“Rızâ ehli sükûn ve it’mînâna kavuşturulmuşlardır, kavuşturulurlar.” “Rızâ ehli sükûn ve it’mînâna kavuşturulmuşlardır, kavuşturulurlar.” Evet, müslümanların bir cinsi de rızâ ehlidir.

Evet, müslümanların bir cinsi de rızâ ehlidir.
Çok yüksek mertebedir rızâ makamı. Çok yüksek mertebedir rızâ makamı. Rızâ ve teslimiyet makamı.Rızâ ve teslimiyet makamı. Nedir bu? Allah’ın her kaderine râzı olmak.Nedir bu? Allah’ın her kaderine râzı olmak. Hoştur bana senden gelen,

Hoştur bana senden gelen,
Ya gonca gül, yahut diken,
Ya gonca gül, yahut diken,
Ya hil’at ü yahut kefen,

Ya hil’at ü yahut kefen,
Mevlâ görelim neyler,

Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler.
Neylerse güzel eyler.
Erzumlu İbrâhim Hakkı

Erzumlu İbrâhim Hakkı
“—Yâ, neylerse güzel eyler mi?..”

“—Yâ, neylerse güzel eyler mi?..”
Neylerse güzel eyler.

Neylerse güzel eyler.
Ey lütfu çok, kahrı güzel,

Ey lütfu çok, kahrı güzel,
Lütfun da hoş, kahrın da hoş.
Lütfun da hoş, kahrın da hoş.
Bak, yâ Rabbi senin lütfun çoktur, ey lütfu çok olan Mevlâm,

Bak, yâ Rabbi senin lütfun çoktur, ey lütfu çok olan Mevlâm,
ey kahrı da güzel olan Mevlâm, kahrın da güzeldir.ey kahrı da güzel olan Mevlâm, kahrın da güzeldir. Firavun’u kahretmesi ne güzel olmuştur, ne ibret olmuştur.Firavun’u kahretmesi ne güzel olmuştur, ne ibret olmuştur. Nemrut’u kahretmesi ne güzel olmuştur.Nemrut’u kahretmesi ne güzel olmuştur. Allah’a şirk koşup dururken, baş kaldırıp yumruk sallayıp dururken,

Allah’a şirk koşup dururken, baş kaldırıp yumruk sallayıp dururken,
bir müşrikin kafasına yıldırımı indirmesi, kahretmesi ne güzel olmuştur!.. bir müşrikin kafasına yıldırımı indirmesi, kahretmesi ne güzel olmuştur!.. Yunanlılar, Uşak’ta müslümanları camiye doldurup da

Yunanlılar, Uşak’ta müslümanları camiye doldurup da
kapıda elinde meşale, elinde silah:kapıda elinde meşale, elinde silah: “—Hadi bakalım Allahınız sizi kurtarsın!” dediği zaman,

“—Hadi bakalım Allahınız sizi kurtarsın!” dediği zaman,
“Yakacağım şimdi camiyi, ahşap camiyi,“Yakacağım şimdi camiyi, ahşap camiyi, kapıdan da sizi çıkartmayacağım, çıkanı kurşunla öldüreceğim. kapıdan da sizi çıkartmayacağım, çıkanı kurşunla öldüreceğim. Kalan, tavan yanıp çökünce kebap olup çökecek.Kalan, tavan yanıp çökünce kebap olup çökecek. Hadi bakalım sizi Allahınız kurtarsın.”Hadi bakalım sizi Allahınız kurtarsın.” dediği zaman arka kapı açılıp dadediği zaman arka kapı açılıp da Türk askeri kapıdan girip de onu kahretmesi ne güzeldir.Türk askeri kapıdan girip de onu kahretmesi ne güzeldir. Olmuş hadise bu.Olmuş hadise bu. “—Hadi bakalım sizi Allah’ınız kurtarsın, kurtaramaz!” diyor Yunanlılar.

“—Hadi bakalım sizi Allah’ınız kurtarsın, kurtaramaz!” diyor Yunanlılar.
Öyle derken caminin kapısı bir itilip açılıyor, Türk askerleri deviriyorlar.

Öyle derken caminin kapısı bir itilip açılıyor, Türk askerleri deviriyorlar.
İşte Allah’ın kahrı da güzel!İşte Allah’ın kahrı da güzel! Ey lütfu hoş, kahrı güzel,

Ey lütfu hoş, kahrı güzel,
Lütfun da hoş, kahrın da hoş.
Lütfun da hoş, kahrın da hoş.
Ama tabii, Yunanlıyı kahretmesine memnun oluyor da müslüman,

Ama tabii, Yunanlıyı kahretmesine memnun oluyor da müslüman,
kendisinin başına,kendisinin başına, kendisinin anlayamayıp da hoşlanmadığı bir olay geldiği zaman,kendisinin anlayamayıp da hoşlanmadığı bir olay geldiği zaman, kadere rızâ göstermiyor. Bu nedir?.. Bu hamlıktır.kadere rızâ göstermiyor. Bu nedir?.. Bu hamlıktır. Kadere rızâ göstermemekKadere rızâ göstermemek cahilliktir, gafilliktir, hazımsızlıktır, iyi kulluk değildir.cahilliktir, gafilliktir, hazımsızlıktır, iyi kulluk değildir. Onun için, hadis-i kudsîde Allah-u Teàlâ Hazretleri buyurmuş ki:

Onun için, hadis-i kudsîde Allah-u Teàlâ Hazretleri buyurmuş ki:
“—Benim kaza ve kaderime râzı olmayanlar,

“—Benim kaza ve kaderime râzı olmayanlar,
çıksınlar benim mülkümden, yarattığım alemden;çıksınlar benim mülkümden, yarattığım alemden; benden başka bir rab bulsunlar kendilerine, defolsunlar!..”benden başka bir rab bulsunlar kendilerine, defolsunlar!..” Nereye gideceksin?.. Mülk onun, alem onun, kâinât onun,

Nereye gideceksin?.. Mülk onun, alem onun, kâinât onun,
ondan başka da ma’bud yok.ondan başka da ma’bud yok. Nereye gidecek?.. Yâni kovuyor Allah…Nereye gidecek?.. Yâni kovuyor Allah… Rızâ göstermeyeni kovuyor huzurundan.Rızâ göstermeyeni kovuyor huzurundan. Onun için, insanın başına iyi olaylar geldiği zaman, tatlıyken,

Onun için, insanın başına iyi olaylar geldiği zaman, tatlıyken,
iyi ibadet edip, iyi müslüman olup da,iyi ibadet edip, iyi müslüman olup da, biraz acılı olaylar geldiği zaman isyan ederse, biraz acılı olaylar geldiği zaman isyan ederse, o insan çok cahillik etmiş olur. Çocuğu hastalanıyor, isyan ediyor.o insan çok cahillik etmiş olur. Çocuğu hastalanıyor, isyan ediyor. İşi bozuluyor, isyan ediyor.İşi bozuluyor, isyan ediyor. Kendisine bir rahatsızlık geliyor, isyan ediyor. Kendisine bir rahatsızlık geliyor, isyan ediyor. Bir haksızlığa uğruyor, isyan ediyor... Olmadı işte. Böyle kulluk olmaz.Bir haksızlığa uğruyor, isyan ediyor... Olmadı işte. Böyle kulluk olmaz. Ne olacak?.. Rızâ olacak, Allah’a teslimiyet olacak.

Ne olacak?.. Rızâ olacak, Allah’a teslimiyet olacak.
Allah’ın hükmüne râzı olacak, teslimiyet gösterecek. Allah’ın hükmüne râzı olacak, teslimiyet gösterecek. Böyle olunca insan, sükûn ve itmînân içinde olur, rahat olur.Böyle olunca insan, sükûn ve itmînân içinde olur, rahat olur. Neylerse güzel eyler, sıkıntısı yok. Ondan rahatlıyor. Neylerse güzel eyler, sıkıntısı yok. Ondan rahatlıyor. Çünkü hiç bir şeyden rahatsız olmuyor ki. O çok güzel bir şey.Çünkü hiç bir şeyden rahatsız olmuyor ki. O çok güzel bir şey. Bunun misalleri çok. Bu lafla olmuyor.

Bunun misalleri çok. Bu lafla olmuyor.
Adamın birisinin yolunu kesmiş haramiler, on on bir tane çocuğu varmış.Adamın birisinin yolunu kesmiş haramiler, on on bir tane çocuğu varmış. “—Çık paraları!” demişler.

“—Çık paraları!” demişler.
Para yok. Çoluk çocuk çok ama fakir bir aile…

Para yok. Çoluk çocuk çok ama fakir bir aile…
“—Çık paraları! Ne yaptın?..”

“—Çık paraları! Ne yaptın?..”
“—Yok param... Bilmem ne...”

“—Yok param... Bilmem ne...”
Çocuğun bir tanesini almışlar,

Çocuğun bir tanesini almışlar,
“—Öldürürüz bunu!”

“—Öldürürüz bunu!”
“—Yâhu, param yok, olsa veririm. Yok.”

“—Yâhu, param yok, olsa veririm. Yok.”
Kesmişler çocuğu, gözünün içine bakıyorlar, öyle duruyor.

Kesmişler çocuğu, gözünün içine bakıyorlar, öyle duruyor.
Bir çocuğu daha getirmişler, onu da kesmişler, öyle duruyor.Bir çocuğu daha getirmişler, onu da kesmişler, öyle duruyor. Bir tane daha getirmişler, onu da kesmişler, öyle duruyor.Bir tane daha getirmişler, onu da kesmişler, öyle duruyor. Haramilerin reisi şaşırmış.

Haramilerin reisi şaşırmış.
“—Yâhu, sen ne vicdansız babasın!

“—Yâhu, sen ne vicdansız babasın!
Çocuklarını kesiyoruz da hoplayıp zıplamıyorsun,Çocuklarını kesiyoruz da hoplayıp zıplamıyorsun, feryâd ü figân etmiyorsun, öyle sakin duruyorsun?..” feryâd ü figân etmiyorsun, öyle sakin duruyorsun?..” “—Ne yapayım Allah’ın takdiri.

“—Ne yapayım Allah’ın takdiri.
Ömürleri bu kadarmış. Bu olayı başıma, alnıma yazan Allah;Ömürleri bu kadarmış. Bu olayı başıma, alnıma yazan Allah; ne yapayım?..” demiş.ne yapayım?..” demiş. Haraminin elinden kılıç düşmüş.

Haraminin elinden kılıç düşmüş.
“—Yâhu, yaktın beni şimdi.

“—Yâhu, yaktın beni şimdi.
Öyle bir söz söyledin ki yaktın beni.Öyle bir söz söyledin ki yaktın beni. Bunu önceden söyleseydin, bu üç çocuğunu da öldürmezdim.”Bunu önceden söyleseydin, bu üç çocuğunu da öldürmezdim.” “—O da Allah’ın kaderi…” demiş.

“—O da Allah’ın kaderi…” demiş.
O kadar olacak, ondan sonra haramilerin reisi de ıslah olacak.

O kadar olacak, ondan sonra haramilerin reisi de ıslah olacak.
O da Allah’ın kaderi. Her şey Allah’ın takdiriyle oluyor.

O da Allah’ın kaderi. Her şey Allah’ın takdiriyle oluyor.
Bilmem anlatabiliyor musunuz, bilmem hissedebiliyor musunuz?..

Bilmem anlatabiliyor musunuz, bilmem hissedebiliyor musunuz?..
Bu lafla olmuyor.Bu lafla olmuyor. Yâni kadere rızâ, palavra ve edebiyat, veya şiir,

Yâni kadere rızâ, palavra ve edebiyat, veya şiir,
veya öğünme ve böbürlenme ile olmuyor. veya öğünme ve böbürlenme ile olmuyor. Hayatta karşılaştığı olaylardan sarsılmamak, Hayatta karşılaştığı olaylardan sarsılmamak, onu takdir edenin Allah olduğunu bilmek, onu takdir edenin Allah olduğunu bilmek, sapasağlam durmakla imtihan kazanılıyor. sapasağlam durmakla imtihan kazanılıyor. Evet, öyle insanlar ne olur?.. Allah tarafından huzur ve sükûna,

Evet, öyle insanlar ne olur?.. Allah tarafından huzur ve sükûna,
itminâna kavuşturulmuşlar demektir.itminâna kavuşturulmuşlar demektir. Huzur ve âsâyiş içinde, telaşsız, bahtiyar yaşarlar.Huzur ve âsâyiş içinde, telaşsız, bahtiyar yaşarlar. (Ve ehlü’l-inkıtà’ yetehayyerùn)

(Ve ehlü’l-inkıtà’ yetehayyerùn)
Ehlü’l-inkıtà’, her şeyden alâkasını kesen insanlar.Ehlü’l-inkıtà’, her şeyden alâkasını kesen insanlar. Bazıları Allah’a güzel kulluk edeceğim diye dağlara gidiyorlar, Bazıları Allah’a güzel kulluk edeceğim diye dağlara gidiyorlar, uzleti seçiyorlar, uzleti ihtiyâr ediyorlar, tenhalarda oturuyorlar, uzleti seçiyorlar, uzleti ihtiyâr ediyorlar, tenhalarda oturuyorlar, dağ başlarında ibadet ediyorlar, cemiyetten kaçıyorlar,dağ başlarında ibadet ediyorlar, cemiyetten kaçıyorlar, bir mağaraya giriyorlar...bir mağaraya giriyorlar... Rahib ne demek meselâ?.. Râhib, iki gözlü he ile.

Rahib ne demek meselâ?.. Râhib, iki gözlü he ile.
Üç tane he var Arapça’da: Ha, hı, he… Râhib he ile.Üç tane he var Arapça’da: Ha, hı, he… Râhib he ile. Râhib ne demek? Korkup kaçan demek… Nereden korkuyor?

Râhib ne demek? Korkup kaçan demek… Nereden korkuyor?
Allah’tan korkuyor, cemiyetin içine girerseAllah’tan korkuyor, cemiyetin içine girerse günah işleyeceğinden korkuyor. günah işleyeceğinden korkuyor. Şeytanlı insanlarla, günahkâr insanlarla karşılaşırsa, belkiŞeytanlı insanlarla, günahkâr insanlarla karşılaşırsa, belki günah işlerim diye korkuyor, kaçıyor. Râhib bu demek. günah işlerim diye korkuyor, kaçıyor. Râhib bu demek. Ruhbanlık bu demek... Bazıları işte böyle manastırlara çekiliyor,

Ruhbanlık bu demek... Bazıları işte böyle manastırlara çekiliyor,
savmaalara çekiliyor, dağlara çekiliyor, mağaralara çekiliyor, öyle ibadet ediyor.savmaalara çekiliyor, dağlara çekiliyor, mağaralara çekiliyor, öyle ibadet ediyor. “—Hocam doğru mu bu? Duyuyoruz bunu, laf arasında soralım. Böyle bir şey doğru mu?”

“—Hocam doğru mu bu? Duyuyoruz bunu, laf arasında soralım. Böyle bir şey doğru mu?”
Esas itibariyle bizim numûnemiz,

Esas itibariyle bizim numûnemiz,
numûne-i imtisâlimiz Peygamber-i Zîşânımız’dır.numûne-i imtisâlimiz Peygamber-i Zîşânımız’dır. Biz Peygamber SAS Efendimiz’in emrini tutarız, onun haline bakarız,Biz Peygamber SAS Efendimiz’in emrini tutarız, onun haline bakarız, onun yaptığını yaparız.onun yaptığını yaparız. Peygamber SAS Efendimiz, terk-i evlâd u iyâl yapmamış.

Peygamber SAS Efendimiz, terk-i evlâd u iyâl yapmamış.
Yâni çoluk, çocuğu, malı, mülkü, eşi, dostu, konuyu, komşuyu bırakıpYâni çoluk, çocuğu, malı, mülkü, eşi, dostu, konuyu, komşuyu bırakıp terk-i diyâr etmemiş.terk-i diyâr etmemiş. Peygamber Efendimiz’in yaşayış tarzı, en mükemmel yaşayış tarzı...Peygamber Efendimiz’in yaşayış tarzı, en mükemmel yaşayış tarzı... O toplumun içinde, cemiyetin içinde, cemaatin içinde bulunmuş.O toplumun içinde, cemiyetin içinde, cemaatin içinde bulunmuş. Hatta ihvânını, ashâbını, etrafındaki mü’minleri, insanları,Hatta ihvânını, ashâbını, etrafındaki mü’minleri, insanları, devamlı bir arada bulunarak eğitmiş, terbiye etmiş.devamlı bir arada bulunarak eğitmiş, terbiye etmiş. Peygamber Efendimiz’in eğitim, öğretim, terbiye metodu nasıl?..

Peygamber Efendimiz’in eğitim, öğretim, terbiye metodu nasıl?..
Gel bakalım yanıma, gez bakalım benimle, otur kalk bakalım,Gel bakalım yanıma, gez bakalım benimle, otur kalk bakalım, öğren bakalım! Bu tarzda...öğren bakalım! Bu tarzda... Göstererek, hayatın içinde yaşarken, gece gündüz öğretmek… Göstererek, hayatın içinde yaşarken, gece gündüz öğretmek… Peygamber Efendimiz, İslâm’ı böyle öğretti.Peygamber Efendimiz, İslâm’ı böyle öğretti. Ashab ne demek?..

Ashab ne demek?..
Peygamber Efendimiz’in sohbetinde bulunan, onunla yârenlik etmiş olan,Peygamber Efendimiz’in sohbetinde bulunan, onunla yârenlik etmiş olan, beraberlikte bulunmuş olan insanlar demek, arkadaşları demek.beraberlikte bulunmuş olan insanlar demek, arkadaşları demek. Peygamber Efendimiz’in İslâm’ı öğretme şekli nedir? Sohbet metodu.Peygamber Efendimiz’in İslâm’ı öğretme şekli nedir? Sohbet metodu. Sohbet metodu ne demek?.. Birileriyle sohbet mi etmek demek?..Sohbet metodu ne demek?.. Birileriyle sohbet mi etmek demek?.. Hayır! Beraber olarak, gece gündüz beraber olarak yetiştirmek metodu…Hayır! Beraber olarak, gece gündüz beraber olarak yetiştirmek metodu… Bu metodu anlayıp da en iyi kim uygulamış?..

Bu metodu anlayıp da en iyi kim uygulamış?..
Mürşid-i kâmiller, tasavvuf erbâbı uygulamışlar.Mürşid-i kâmiller, tasavvuf erbâbı uygulamışlar. Nasıl yetiştiriyorlar insanları,

Nasıl yetiştiriyorlar insanları,
Gel bakalım diyor,Gel bakalım diyor, müridi, tâlibi, sâliki, hevesli olan kimseyi?..müridi, tâlibi, sâliki, hevesli olan kimseyi?.. yanına alıyor, tekkeye alıyor. Beraber oturuyorlar, kalkıyorlar,yanına alıyor, tekkeye alıyor. Beraber oturuyorlar, kalkıyorlar, yemek yiyorlar, namaz kılıyorlar, ibadet ediyorlar.yemek yiyorlar, namaz kılıyorlar, ibadet ediyorlar. Hatası kusuru varsa söylüyor veya söylemeden haliyle öğretiyor,Hatası kusuru varsa söylüyor veya söylemeden haliyle öğretiyor, bakışlarından ibret almasını öğretiyor ona.bakışlarından ibret almasını öğretiyor ona. O da yavaş yavaş, tekkede hizmet ede ede, O da yavaş yavaş, tekkede hizmet ede ede, sonunda olgun bir kimse oluyor.sonunda olgun bir kimse oluyor. Nasıl öğrendi bunları?.. Hangi kitapları okudu?..

Nasıl öğrendi bunları?.. Hangi kitapları okudu?..
Kaç defa imtihana girdi?.. Öyle değil; yaşayarak, beraberlikle öğretmek...Kaç defa imtihana girdi?.. Öyle değil; yaşayarak, beraberlikle öğretmek... İşte en güzel metod, en güzel usul, en sağlam usül,İşte en güzel metod, en güzel usul, en sağlam usül, herkese uygun olan usül, herkesin anlayabileceği usul bu... herkese uygun olan usül, herkesin anlayabileceği usul bu... Bunu çoban da anlar, alim de anlar, küçük de anlar, büyük de anlar.Bunu çoban da anlar, alim de anlar, küçük de anlar, büyük de anlar. Peygamber Efendimiz’in yanına Hazret-i Ali RA küçükken geldi,

Peygamber Efendimiz’in yanına Hazret-i Ali RA küçükken geldi,
Enes RA küçükken geldi, öyle yetiştiler.Enes RA küçükken geldi, öyle yetiştiler. Küçük de anlar, büyük de anlar, kadın da anlar, erkek de anlar. Küçük de anlar, büyük de anlar, kadın da anlar, erkek de anlar. Sistem, usul böyle…Sistem, usul böyle… “—Efendim toplumdan ayrılmak yok mu?..”

“—Efendim toplumdan ayrılmak yok mu?..”
Var…

Var…
“—Kur’an-ı Kerim’de var mı?..”

“—Kur’an-ı Kerim’de var mı?..”
Var... Mûsâ AS, kavminden ayrıldı,

Var... Mûsâ AS, kavminden ayrıldı,
Tur Dağı’nda otuz gün kaldı, on gün daha ilâve oldu, kırk gün... Tamam.Tur Dağı’nda otuz gün kaldı, on gün daha ilâve oldu, kırk gün... Tamam. İnsanlardan belli bir müddet için ayrılıp, ibadet edip,İnsanlardan belli bir müddet için ayrılıp, ibadet edip, yetişip, gelişip, ondan sonra insanların yanına gitmek var.yetişip, gelişip, ondan sonra insanların yanına gitmek var. Ama ömür boyu insanlardan ayrılmak, cemiyetten kaçmak,Ama ömür boyu insanlardan ayrılmak, cemiyetten kaçmak, cemaatten kaçmak yok...cemaatten kaçmak yok... Bazıları günah işlemeyelim diye öyle yapmışlar.

Bazıları günah işlemeyelim diye öyle yapmışlar.
İnsanın tek başına dağın başında mağarada müslümanlık yapması kolaydır.İnsanın tek başına dağın başında mağarada müslümanlık yapması kolaydır. Ama herkes dağ başında yaşayamaz.Ama herkes dağ başında yaşayamaz. İnsanların medeniyetleri icabı topluluklar kurulmuştur, şehirler kurulmuştur. İnsanların medeniyetleri icabı topluluklar kurulmuştur, şehirler kurulmuştur. Şehir hayatının düzenli olması lâzım!Şehir hayatının düzenli olması lâzım! Orada insanın müslümanlığını güzelce sürdürmesi lâzım!Orada insanın müslümanlığını güzelce sürdürmesi lâzım! Bunun için inkita’, uzlet, devamlı olarak tavsiye edilmemiş;

Bunun için inkita’, uzlet, devamlı olarak tavsiye edilmemiş;
ruhbanlık tavsiye edilmemiş İslâm’da…ruhbanlık tavsiye edilmemiş İslâm’da… Cemaate karışmak tavsiye edilmiş.Cemaate karışmak tavsiye edilmiş. İnsanlarla konuşmak, ülfet ve ünsiyet tavsiye edilmiş.İnsanlarla konuşmak, ülfet ve ünsiyet tavsiye edilmiş. Sevmek, sevilmek tavsiye edilmiş... Ezası, cefâsı varsa;Sevmek, sevilmek tavsiye edilmiş... Ezası, cefâsı varsa; ezasına, cefâsına da tahammül etmek tavsiye edilmiş,ezasına, cefâsına da tahammül etmek tavsiye edilmiş, sabretmek tavsiye edilmiş.sabretmek tavsiye edilmiş. Adâb u muaşeret tavsiye edilmiş, güzel komşuluk tavsiye edilmiş.Adâb u muaşeret tavsiye edilmiş, güzel komşuluk tavsiye edilmiş. Her toplum tabakasına hakları ve vazifeleri öğretilmiş.

Her toplum tabakasına hakları ve vazifeleri öğretilmiş.
Hocaların hakları, vazifeleri... Talebelerin hakları vazifeleri...Hocaların hakları, vazifeleri... Talebelerin hakları vazifeleri... Kocanın hakları vazifeleri... Hanımın hakları, vazifeleri...Kocanın hakları vazifeleri... Hanımın hakları, vazifeleri... Babanın hakları, vazifeleri... Evladın hakları, vazifeleri...Babanın hakları, vazifeleri... Evladın hakları, vazifeleri... Hepsi öğretilmiş.Hepsi öğretilmiş. Komşunun hakları, vazifeleri...Komşunun hakları, vazifeleri... Müslümanın müslümana karşı hakları, vazifeleri... İki taraflı.Müslümanın müslümana karşı hakları, vazifeleri... İki taraflı. Hem hakları var, hem vazifeleri var.Hem hakları var, hem vazifeleri var. Evlat babaya hürmet edecek, baba da evlada bakacak. Bu kadar basit…Evlat babaya hürmet edecek, baba da evlada bakacak. Bu kadar basit… Karşılıklı.Karşılıklı. İslâm hepsini ölçü olarak koymuş. Böylece toplum hayatı devam edecek.İslâm hepsini ölçü olarak koymuş. Böylece toplum hayatı devam edecek. Toplum hayatı İslâm’da daha kıymetli...

Toplum hayatı İslâm’da daha kıymetli...
Cemaatle kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan daha sevaplı...Cemaatle kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan daha sevaplı... Topluluğa karışıp insanların ezasına tahammül etmek,

Topluluğa karışıp insanların ezasına tahammül etmek,
toplumdan kaçıp rahat yaşamaktan daha sevaplı... toplumdan kaçıp rahat yaşamaktan daha sevaplı... İnsanların kusurları varsa, düzeltmeğe çalışırsın.İnsanların kusurları varsa, düzeltmeğe çalışırsın. İyileri, âmilleri, kâmilleri, olgunları varsa, dinlersin, istifade edersin. İyileri, âmilleri, kâmilleri, olgunları varsa, dinlersin, istifade edersin. Böyle dersler dağ başında olur mu?..

Böyle dersler dağ başında olur mu?..
Böyle kitaplar dağ başında olur mu?..Böyle kitaplar dağ başında olur mu?.. Şehirlerde ilim vardır, irfan vardır, ders vardır, cemaat vardır, ibadet vardır,Şehirlerde ilim vardır, irfan vardır, ders vardır, cemaat vardır, ibadet vardır, bereket vardır; yalnızlıkta bunlar yoktur.bereket vardır; yalnızlıkta bunlar yoktur. Peygamber Efendimiz, köyleri, tenhaları bile tavsiye etmiyor.

Peygamber Efendimiz, köyleri, tenhaları bile tavsiye etmiyor.
Şehir ahalisinin ecri sevabı köy ahalisinden daha fazladır.Şehir ahalisinin ecri sevabı köy ahalisinden daha fazladır. Çünkü şehirde ilim, irfân vardır, dirlik düzenlik vardır, adalet vardır.Çünkü şehirde ilim, irfân vardır, dirlik düzenlik vardır, adalet vardır. Öbür tarafta dağ kanunu vardır, orman kanunu vardır. Öbür tarafta dağ kanunu vardır, orman kanunu vardır. Tabancasını tüfeğini doğrultan, mezrasına giren adamı vurur.Tabancasını tüfeğini doğrultan, mezrasına giren adamı vurur. Bir öküz için iki köy halkı birbirine girer...Bir öküz için iki köy halkı birbirine girer... İslâm, birlik ve beraberliği emrediyor, kesin.

İslâm, birlik ve beraberliği emrediyor, kesin.
Cemiyet hayatını tavsiye ediyor, kesin.Cemiyet hayatını tavsiye ediyor, kesin. Zaman zaman eğitim için ayrılmalar müstesna, bunları tavsiye ediyor İslâm dini.Zaman zaman eğitim için ayrılmalar müstesna, bunları tavsiye ediyor İslâm dini. Eh ehlü’l-ınkıtâ,’ çıkınını düğümlemiş, azığını yanına almış,

Eh ehlü’l-ınkıtâ,’ çıkınını düğümlemiş, azığını yanına almış,
kaçmış gitmiş cemiyetten, cemaatten... Sevapları kalmıyor bir kere.kaçmış gitmiş cemiyetten, cemaatten... Sevapları kalmıyor bir kere. Burada 27 kat sevap alacaktı camide kılsaydı, orada bir kat, 27’de bir.Burada 27 kat sevap alacaktı camide kılsaydı, orada bir kat, 27’de bir. E az. Cumaları filan terk ederse, fena... Peygamber Efendimiz diyor ki:E az. Cumaları filan terk ederse, fena... Peygamber Efendimiz diyor ki: “—Benim, sizin için korktuğum şeylerden bir tanesi:

“—Benim, sizin için korktuğum şeylerden bir tanesi:
Dağları, bayırları, yaylaları seversiniz, sütü kaymağı seversiniz,Dağları, bayırları, yaylaları seversiniz, sütü kaymağı seversiniz, sağılacak içilecek yoğurt, peynir, süt, bal bilmem ne...sağılacak içilecek yoğurt, peynir, süt, bal bilmem ne... Şehirleri terk edersiniz, cumaları ve cemaatleri terk edersiniz,Şehirleri terk edersiniz, cumaları ve cemaatleri terk edersiniz, helâk olursunuz. Ondan korkuyorum.” diyor Peygamber Efendimiz.helâk olursunuz. Ondan korkuyorum.” diyor Peygamber Efendimiz. Cumayı terk etmek çok fena…

Cumayı terk etmek çok fena…
Üç cumaya mazeretsiz gelmeyenin kalbi mahvoluyor,Üç cumaya mazeretsiz gelmeyenin kalbi mahvoluyor, mühürleniyor Allah tarafından.mühürleniyor Allah tarafından. Onun için inkıta’, infisal, i’tizâl, uzlet, cemiyetten firâr çok makbul değil.

Onun için inkıta’, infisal, i’tizâl, uzlet, cemiyetten firâr çok makbul değil.
Ama yapanlar olmuş. Allah rızası için bunu yapanlar olmuş.Ama yapanlar olmuş. Allah rızası için bunu yapanlar olmuş. Tasavvuf erbâbının hayatı incelenirse, Tasavvuf erbâbının hayatı incelenirse, böyle insanlardan kaçıp kendini ibadete vermiş insanlar olmuş.böyle insanlardan kaçıp kendini ibadete vermiş insanlar olmuş. Herkes yaparsa, toplum dağılır.Herkes yaparsa, toplum dağılır. Makbul bir yol değil ama yapanlar olmuş.Makbul bir yol değil ama yapanlar olmuş. (Ve ehlü’l-ınkıtà’ yetehayyerùn)(Ve ehlü’l-ınkıtà’ yetehayyerùn) İnkıta’ ehli, böyle toplum kaçkınları ne yaparlar? Mütehayyir kalırlar. İnkıta’ ehli, böyle toplum kaçkınları ne yaparlar? Mütehayyir kalırlar. Böyle hayrette kalırlar.Böyle hayrette kalırlar. Tabii insan insanı terbiye ediyor, insan insana nasihat ediyor,

Tabii insan insanı terbiye ediyor, insan insana nasihat ediyor,
insan insanı doğrultuyor, insan insana yardım ediyor.insan insanı doğrultuyor, insan insana yardım ediyor. Ayrıldığı zaman bu olmaz. Anlatabildim mi?..Ayrıldığı zaman bu olmaz. Anlatabildim mi?.. (Sümme kàle)

(Sümme kàle)
Böyle insanların, müslümanların çeşit çeşit tiplerini, cinslerini anlattı. Böyle insanların, müslümanların çeşit çeşit tiplerini, cinslerini anlattı. Başka bir söze geçiyor Ebü’l-Hüseyn-i Nûrî Hazretleri. Ne buyuruyor:Başka bir söze geçiyor Ebü’l-Hüseyn-i Nûrî Hazretleri. Ne buyuruyor: (İnne’l-hakka izâ zahar, telâşâ küllü mâ hacebe ve seter.)

(İnne’l-hakka izâ zahar, telâşâ küllü mâ hacebe ve seter.)
“Hak zâhir olduğu zaman, hak göründüğü zaman, “Hak zâhir olduğu zaman, hak göründüğü zaman, hakkı örten, perdeleyen her şey yok olur gider.hakkı örten, perdeleyen her şey yok olur gider. İzmihlal bulur, yıkılır gider.”İzmihlal bulur, yıkılır gider.” Tabii bu ne demek?.. Bir kere hak ne demek?.. Hak iki mânâya geliyor.

Tabii bu ne demek?.. Bir kere hak ne demek?.. Hak iki mânâya geliyor.
Bir: Vücûdu hak olduğu için Cenâb-ı Rabbü’l-âlemîne Hak deniliyor.Bir: Vücûdu hak olduğu için Cenâb-ı Rabbü’l-âlemîne Hak deniliyor. Hak Teàlâ Hazretleri...Hak Teàlâ Hazretleri... Hak Teàlâ azamet àleminin pâdişâhı,

Hak Teàlâ azamet àleminin pâdişâhı,
Lâ mekândır, olamaz devletinin tahtgâhı...
Lâ mekândır, olamaz devletinin tahtgâhı...
Hak Teàlâ diyoruz, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinden birisi el- Hak’tır,

Hak Teàlâ diyoruz, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinden birisi el- Hak’tır,
el-Hakku’l-Mübîn’dir, Hak demek.el-Hakku’l-Mübîn’dir, Hak demek. Bir de gerçek, hakikat filân mânâsına kullanıyoruz.

Bir de gerçek, hakikat filân mânâsına kullanıyoruz.
“—Hak geldi, bâtıl zâil oldu.”

“—Hak geldi, bâtıl zâil oldu.”
“—Bu konuda hak şudur. Bu işin hakkı şudur.” diye kullanıyoruz.

“—Bu konuda hak şudur. Bu işin hakkı şudur.” diye kullanıyoruz.
Allahu a’lem Cenâb-ı Hak’tır. Cenâb-ı Hak mü’minin, mü’min-i kâmilin

Allahu a’lem Cenâb-ı Hak’tır. Cenâb-ı Hak mü’minin, mü’min-i kâmilin
gönlüne tecellî edince, zâhir olunca,gönlüne tecellî edince, zâhir olunca, Cenâb-ı Mevlâ’yı müşâhede noktasına erince kâmil kul;Cenâb-ı Mevlâ’yı müşâhede noktasına erince kâmil kul; (telâşâ küllü mâ hacebe ve seter)(telâşâ küllü mâ hacebe ve seter) artık Mevlâ’yı insanların görmesine engel olan ne kadar perde varsa,artık Mevlâ’yı insanların görmesine engel olan ne kadar perde varsa, ne kadar örtü varsa hepsi yok olur gider.ne kadar örtü varsa hepsi yok olur gider. Hepsi gider bir tarafa, silinir gider.Hepsi gider bir tarafa, silinir gider. Cenâb-ı Hak tecellî etti mi, onu engelleyen her şey silinir.Cenâb-ı Hak tecellî etti mi, onu engelleyen her şey silinir. Cenâb-ı Hakk’ı engelleyen, perdeleyen, neyi engelliyor?..

Cenâb-ı Hakk’ı engelleyen, perdeleyen, neyi engelliyor?..
Kulun Cenâb-ı Mevlâ’yı bulmasını, Cenâb-ı Mevlâ’ya ermesini engelliyor. Kulun Cenâb-ı Mevlâ’yı bulmasını, Cenâb-ı Mevlâ’ya ermesini engelliyor. Yoksa, kimse Allah’ı engelleyemez de, kul kusurlu olduğundanYoksa, kimse Allah’ı engelleyemez de, kul kusurlu olduğundan Cenâb-ı Mevlâ’ya ulaşamıyor; perdelere takılıyor,Cenâb-ı Mevlâ’ya ulaşamıyor; perdelere takılıyor, örtüleri kaldıramıyor, hakikati göremiyor.örtüleri kaldıramıyor, hakikati göremiyor. Nedendir bu?.. Günahlardandır, kusurlardandır, edepsizliklerdendir...

Nedendir bu?.. Günahlardandır, kusurlardandır, edepsizliklerdendir...
Bilhassa edepsizliktendir. Özellikle edepsizliktendir.Bilhassa edepsizliktendir. Özellikle edepsizliktendir. Mü’min kul bir edepsizlik yaptı mı, mahvoldu.Mü’min kul bir edepsizlik yaptı mı, mahvoldu. Edepsizlik insanın feyzini kaçırır, önüne bir sürü perdeleri indirir. Edepsizlik insanın feyzini kaçırır, önüne bir sürü perdeleri indirir. Kat kat perdeler iner.Kat kat perdeler iner. Edep?.. Edep de insanın perdelerini kaldırır, Edep?.. Edep de insanın perdelerini kaldırır, edepli bir kul perdeleri geçer, Cenâb-ı Mevlâ’ya vâsıl olur. edepli bir kul perdeleri geçer, Cenâb-ı Mevlâ’ya vâsıl olur. Duymuşsunuzdur, hadis-i şeriften alınmadır:Duymuşsunuzdur, hadis-i şeriften alınmadır: Cenâb-ı Mevlâ’nın yetmiş bin nurdan, yetmiş bin zulmettenCenâb-ı Mevlâ’nın yetmiş bin nurdan, yetmiş bin zulmetten perdesi vardır.perdesi vardır. Yâni nice nice... Buradaki yetmiş bin kesretten kinayedir.Yâni nice nice... Buradaki yetmiş bin kesretten kinayedir. Cenâb-ı Mevlâ’yı kulun bulmasına, Cenâb-ı Mevlâ’ya ermesine,Cenâb-ı Mevlâ’yı kulun bulmasına, Cenâb-ı Mevlâ’ya ermesine, Allah’ı müşahede etmesine engel nurdan, zulmetten nice nice, nice nice perdeler vardır. Allah’ı müşahede etmesine engel nurdan, zulmetten nice nice, nice nice perdeler vardır. Bu perdeleri nasıl anlatıyor Süleyman Çelebi...

Bu perdeleri nasıl anlatıyor Süleyman Çelebi...
Peygamber Efendimiz Mi’rac’a çıkmış,Peygamber Efendimiz Mi’rac’a çıkmış, Cenâb-ı Mevlâ’ya doğru Mi’rac’ını yapıyor.Cenâb-ı Mevlâ’ya doğru Mi’rac’ını yapıyor. Cebrâil bir yerde duruyor, diyor ki:Cebrâil bir yerde duruyor, diyor ki: “—Tamam, benim işim bu kadar.”

“—Tamam, benim işim bu kadar.”
“—Niye?..”

“—Niye?..”
“—Ben buradan öteye gidemem.

“—Ben buradan öteye gidemem.
Ben buradan biraz daha öteye gitsem yanarım, mahvolurum, cayır cayır yanarım.Ben buradan biraz daha öteye gitsem yanarım, mahvolurum, cayır cayır yanarım. Buradan ötesi, benim tahammülümün fevkinde.Buradan ötesi, benim tahammülümün fevkinde. Tahammül edemeyeceğim kadar bir başka şartlar var burada...” diyor.Tahammül edemeyeceğim kadar bir başka şartlar var burada...” diyor. O orada kalıyor ama Peygamber Efendimiz ilerliyor.

O orada kalıyor ama Peygamber Efendimiz ilerliyor.
Ref’ olup ol şâha yetmiş bin hicâb,

Ref’ olup ol şâha yetmiş bin hicâb,
Nûr-u tevhîd açtı vechinden nikàb.
Nûr-u tevhîd açtı vechinden nikàb.
Öyle güzel söylüyor ki Süleyman Çelebi,

Öyle güzel söylüyor ki Süleyman Çelebi,
öyle tatlı anlatıyor ki muhterem kardeşlerim!..öyle tatlı anlatıyor ki muhterem kardeşlerim!.. Edebiyat da güzel şey yâni.Edebiyat da güzel şey yâni. Edebiyat, yâni insanın söylediği sözü anlamak.Edebiyat, yâni insanın söylediği sözü anlamak. Kelimelerin arkasında yatan güzellikleri kavramak…Kelimelerin arkasında yatan güzellikleri kavramak… Çok güzel bir şey! Bak, Mi’rac’daki ilerleyişini anlatışına bak Süleyman Çelebi’nin.Çok güzel bir şey! Bak, Mi’rac’daki ilerleyişini anlatışına bak Süleyman Çelebi’nin. Allah mekânını cennet etsin... Allah şefaatine erdirsin mübareğin...Allah mekânını cennet etsin... Allah şefaatine erdirsin mübareğin... Ne diyor? “Ref’ olup ol şâha yetmiş bin hicâb” Yetmiş bin perde var ya...

Ne diyor? “Ref’ olup ol şâha yetmiş bin hicâb” Yetmiş bin perde var ya...
Perde, perde, perde, perde...Perde, perde, perde, perde... Cenâb-ı Mevlâ’yı göremiyor kul perdelerden.Cenâb-ı Mevlâ’yı göremiyor kul perdelerden. Bizim evimizin camında bir perde vardır, dışarıdan içerisi görünmüyor,Bizim evimizin camında bir perde vardır, dışarıdan içerisi görünmüyor, içeriden dışarısı... Yetmiş bin perde, ama bu perdeler ref’ oluyor.içeriden dışarısı... Yetmiş bin perde, ama bu perdeler ref’ oluyor. Ref’ olmak ne demek?.. Kaldırılmak demek.Ref’ olmak ne demek?.. Kaldırılmak demek. “Ref’ olup ol şâha yetmiş bin hicâb”“Ref’ olup ol şâha yetmiş bin hicâb” Perdeler kalkıyor kalkıyor, kalkıyor... E o zaman perdesiz ne oluyor?..Perdeler kalkıyor kalkıyor, kalkıyor... E o zaman perdesiz ne oluyor?.. Âşikâre gördü Rabbü’l-izzeti,

Âşikâre gördü Rabbü’l-izzeti,
O izzet ve Celâl sahibi Cenâb-ı Mevlâ’yı Rasûlüllah Mi’rac’da aşikâre gördü.

O izzet ve Celâl sahibi Cenâb-ı Mevlâ’yı Rasûlüllah Mi’rac’da aşikâre gördü.
“Ahirette öyle görür ümmeti.”“Ahirette öyle görür ümmeti.” Korkma, sana da müyesser olabilir.Korkma, sana da müyesser olabilir. Sen de iyi mü’min olursan, sen de ahirette öyle görürsün! Sen de iyi mü’min olursan, sen de ahirette öyle görürsün! Ama, Peygamber Efendimiz’e dünyada nasib oldu.Ama, Peygamber Efendimiz’e dünyada nasib oldu. Ref’ olup ol şâha yetmiş bin hicâb,

Ref’ olup ol şâha yetmiş bin hicâb,
Nûr-u tevhîd açtı vechinden nikàb.
Nûr-u tevhîd açtı vechinden nikàb.
Eskiden çok güzel insanlar, yüzlerine peçe takarlardı.

Eskiden çok güzel insanlar, yüzlerine peçe takarlardı.
Erkekler de takarlardı.Erkekler de takarlardı. Yüzlerine peçe takarlardı, öyle gezerlerdi nazar değmesin diye,Yüzlerine peçe takarlardı, öyle gezerlerdi nazar değmesin diye, başkasının aklı karışmasın diye... Yüzüne perde takarlardı,başkasının aklı karışmasın diye... Yüzüne perde takarlardı, kadınlar da, erkekler de... Buna nikàb denilir kaf ile. kadınlar da, erkekler de... Buna nikàb denilir kaf ile. Nikàb, yâni peçe.Nikàb, yâni peçe. Nûr-u tevhîd, yâni Lâ ilàhe illa’llàh nûru,

Nûr-u tevhîd, yâni Lâ ilàhe illa’llàh nûru,
tevhid nûru yüzünden peçeyi kaldırdı diyor. tevhid nûru yüzünden peçeyi kaldırdı diyor. Anlatışı anlayabiliyor musunuz?.. Yâni neleri anlattırıyor,Anlatışı anlayabiliyor musunuz?.. Yâni neleri anlattırıyor, neleri hissettiriyor.neleri hissettiriyor. Çok güzeller güzeli bir sîmâyı perde örtmüş, görünmüyor.Çok güzeller güzeli bir sîmâyı perde örtmüş, görünmüyor. Açıp bakınca, düşüp bayılacak insan, o kadar güzel!Açıp bakınca, düşüp bayılacak insan, o kadar güzel! Nûr-u tevhid, Lâ ilàhe illa’llàh nuru, yâni vechullàh,Nûr-u tevhid, Lâ ilàhe illa’llàh nuru, yâni vechullàh, Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin vech-i pâki.Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin vech-i pâki. Perdeleri yüzünden açtı, aşikâre gördü Rabbü’l-izzeti... Perdeleri yüzünden açtı, aşikâre gördü Rabbü’l-izzeti... O zaman Rasûlüllah, Allah-u Teàlâ Hazretleri’ni Mi’rac’da aşikâre gördü.O zaman Rasûlüllah, Allah-u Teàlâ Hazretleri’ni Mi’rac’da aşikâre gördü. Bî hurûfu lafzu savt ol padişâh

Bî hurûfu lafzu savt ol padişâh
Mustafâ’ya söyledi bî iştibah.
Mustafâ’ya söyledi bî iştibah.
“Söz olmadan, ses olmadan,

“Söz olmadan, ses olmadan,
harfler olmadan o alemlerin padişahı, harfler olmadan o alemlerin padişahı, meliki olan Allah-u Teàlâ Hazretleri,meliki olan Allah-u Teàlâ Hazretleri, Muhammed-i Mustafâ’sına bir şeyler söyledi.”Muhammed-i Mustafâ’sına bir şeyler söyledi.” Şeş cihetten ol münezzeh zü’l-celâl
Şeş cihetten ol münezzeh zü’l-celâl
Altı cihetten münezzeh olan, o Allah-u Teàlâ Hazretleri...

Altı cihetten münezzeh olan, o Allah-u Teàlâ Hazretleri...
Bi kem ü keyf âna gösterdi cemâl

Bi kem ü keyf âna gösterdi cemâl
Söze bak, anlatışa bak! Yaşasın, yaşa, nur ol, vâr ol!..

Söze bak, anlatışa bak! Yaşasın, yaşa, nur ol, vâr ol!..
Herkesin feryâd etmesi lâzım şimdi, yerlere serilmesi lâzım!..Herkesin feryâd etmesi lâzım şimdi, yerlere serilmesi lâzım!.. Eskiden öyle olurmuş.

Eskiden öyle olurmuş.
Böyle güzel bir şey söylendiği zaman, cemaate bir heyecan yayılırmış; Böyle güzel bir şey söylendiği zaman, cemaate bir heyecan yayılırmış; ah edenler, yaka yırtanlar, ayılanlar, bayılanlar olurmuş eski zamanda,ah edenler, yaka yırtanlar, ayılanlar, bayılanlar olurmuş eski zamanda, anlatıyor kitaplar...anlatıyor kitaplar... Altı cihetten münezzeh olan, mekândan, zamandan münezzeh olan o

Altı cihetten münezzeh olan, mekândan, zamandan münezzeh olan o
Rabbü’l-àlemîn,Rabbü’l-àlemîn, keyfiyetsiz, kemiyetsiz, niceliksiz, niteliksiz cemâlinikeyfiyetsiz, kemiyetsiz, niceliksiz, niteliksiz cemâlini Rasûlüllah’a gösterdi. Nasıl?..Rasûlüllah’a gösterdi. Nasıl?.. Anlayamam, anlatamam, anlamazsınız... Öyle.Anlayamam, anlatamam, anlamazsınız... Öyle. Ama işte Allah zâhir oldu mu, perde merde filan kalmaz,Ama işte Allah zâhir oldu mu, perde merde filan kalmaz, perdeler filan hepsi erir gider.perdeler filan hepsi erir gider. Allah, sevdi mi, edepli kulunu sevdi mi, tecelli eder. Allah, sevdi mi, edepli kulunu sevdi mi, tecelli eder. Tecelli edince, yetmiş bin perde nurdan, yetmiş bin perde zulmetten...Tecelli edince, yetmiş bin perde nurdan, yetmiş bin perde zulmetten... Perde filan kalmaz. Onu diyor Ebû Hüseyn-i Nûrî Hazretleri.Perde filan kalmaz. Onu diyor Ebû Hüseyn-i Nûrî Hazretleri. O halde bizim ne yapmamız muhterem kardeşlerim?..

O halde bizim ne yapmamız muhterem kardeşlerim?..
Cenâb-ı Mevlâ’nın rızasını, sevgisini kazanmamız lâzım!Cenâb-ı Mevlâ’nın rızasını, sevgisini kazanmamız lâzım! Kazanmağa çalışmamız lâzım!Kazanmağa çalışmamız lâzım! Perdeleri tek tek kaldırmağa çalışırsan, ömür biter, perdeler bitmez.Perdeleri tek tek kaldırmağa çalışırsan, ömür biter, perdeler bitmez. Sen Cenâb-ı Mevlâ’nın sevgili kulu olmağa çalış, o zuhur etti mi,Sen Cenâb-ı Mevlâ’nın sevgili kulu olmağa çalış, o zuhur etti mi, tecellî etti mi, perdelerin hepsi yok olur, gider. Tamam mı?..tecellî etti mi, perdelerin hepsi yok olur, gider. Tamam mı?.. Allah-u Teàlâ Hazretleri hepimize nasib eylesin...

Allah-u Teàlâ Hazretleri hepimize nasib eylesin...
Fâtihâ-i Şerîfe mea’l-besmele!...

Fâtihâ-i Şerîfe mea’l-besmele!...
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2