Namaz Vakitleri

4 Muharrem 1448
19 June 2026
İmsak
03:24
Güneş
05:25
Öğle
13:10
İkindi
17:10
Akşam
20:46
Yatsı
22:37
Detaylı Arama

Edep Ve Kulluk Şuuru

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Edep Ve Kulluk Şuuru

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn.

el-Hamdülillahi rabbilâlemin ve'l-âkibetü li'l-müttekîn.
Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitâbi kitâbullah ve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellemve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ahve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid'ah ve külle bid'atin dalâlehve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin fi'n-nâri.ve külle dalâletin fi'n-nâri. Ve bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellemeVe bi's-senedi'l-muttasıli ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:ennehû kâl: ev hilmün yeküffü bihi ani’s-sefih.

ev hilmün yeküffü bihi ani’s-sefih.
Hilm denilen bir ahlak olacak ki,Hilm denilen bir ahlak olacak ki, sefihin sefahatinden kendisini kurtarır. sefihin sefahatinden kendisini kurtarır. Sefihle beraber olmuyor, yani ahlaksızla ahlaksızlık yapmıyor.Sefihle beraber olmuyor, yani ahlaksızla ahlaksızlık yapmıyor. Kendisine sövene, pis söz söyleyene karşı, pis sözle mukabele etmiyor.Kendisine sövene, pis söz söyleyene karşı, pis sözle mukabele etmiyor. Onu hilmi ile teskin ederekten, onu mahkûm ediyor.Onu hilmi ile teskin ederekten, onu mahkûm ediyor. Ev hûlukûn ye'işu bihi fi’n-nâs.

Ev hûlukûn ye'işu bihi fi’n-nâs.
Yahut bir ahlak olacak ki insanlar içerisinde, cemaat içerisinde,Yahut bir ahlak olacak ki insanlar içerisinde, cemaat içerisinde, cemaat arasında güzel geçiniyor. Herkesle güzel geçiniyor.cemaat arasında güzel geçiniyor. Herkesle güzel geçiniyor. Böyle bir huyu olur. Bu üçü de yok ki üzerinde.Böyle bir huyu olur. Bu üçü de yok ki üzerinde. Bunun amelinin hiç kıymeti yok demek ki.Bunun amelinin hiç kıymeti yok demek ki. Bu uzun gider, bu derstir. Şey bulursak. Bu kadar.Bu uzun gider, bu derstir. Şey bulursak. Bu kadar. Men lem yeşküri’l kalile, lem yeşküri’l kesira.

Men lem yeşküri’l kalile, lem yeşküri’l kesira.
Ve men lem yeşküri’l nase, lem yeşkürillahe.Ve men lem yeşküri’l nase, lem yeşkürillahe. Ve’t-tehaddüsü bi nimetillahi şükrün.Ve’t-tehaddüsü bi nimetillahi şükrün. Ve terküha küfrün.Ve terküha küfrün. Ve’l cemaatü rahmetün, ve’l furkatü azabun.Ve’l cemaatü rahmetün, ve’l furkatü azabun. an-Nu'man bin Beşîr.

an-Nu'man bin Beşîr.
Her kim aza şükretmezse, aza şükretmiyor.

Her kim aza şükretmezse, aza şükretmiyor.
O çoğa da şükredemez.O çoğa da şükredemez. Bir insan insanlardan gördüğü nimete karşı şükredemiyorsa, Bir insan insanlardan gördüğü nimete karşı şükredemiyorsa, etmiyorsa Allah'a da şükredemez.etmiyorsa Allah'a da şükredemez. Allah.Allah. Mesela bu nimeti bana Allah verdi. Evet Allah verdi ama o vasıta oldu.Mesela bu nimeti bana Allah verdi. Evet Allah verdi ama o vasıta oldu. O vasıtaya senin teşekkür etmen lazım iken bunu yapmamak,O vasıtaya senin teşekkür etmen lazım iken bunu yapmamak, Allah'ın nimetlerine de şükretmemeyi icap ettiriyor.Allah'ın nimetlerine de şükretmemeyi icap ettiriyor. Ve’t-tehaddüsü bi nimetillahi.Ve’t-tehaddüsü bi nimetillahi. Allah'ın Teala'nın verdiği nimetleri anmak,Allah'ın Teala'nın verdiği nimetleri anmak, bana şu nimet verdi, bu nimet verdi diyerekten ama şükürdür.bana şu nimet verdi, bu nimet verdi diyerekten ama şükürdür. Ve terküha,Ve terküha, bu Allah-u Teala'nın verdiği nimetleri zikretmemek de küfürdür.bu Allah-u Teala'nın verdiği nimetleri zikretmemek de küfürdür. Küfranı nimet demek burada. Küfranı nimettir.Küfranı nimet demek burada. Küfranı nimettir. Ve’l cemaatü rahmetün.Ve’l cemaatü rahmetün. Cemaat daima rahmettir. Daima ama.Cemaat daima rahmettir. Daima ama. Ve’l furkatü azabun. Firkat, ayrılık, azabı azaptır.Ve’l furkatü azabun. Firkat, ayrılık, azabı azaptır. Bu dört başı mamur bir tabladır.Bu dört başı mamur bir tabladır. Nereye vurursan, hangi tablaya vurursan vur, cemaat rahmet, firkat azaptır.Nereye vurursan, hangi tablaya vurursan vur, cemaat rahmet, firkat azaptır. Bu yine Paşa Hazretleri'nin adına, neydi o Paşa Hazretleri?

Bu yine Paşa Hazretleri'nin adına, neydi o Paşa Hazretleri?
Cevat Paşa'nın bir hikayesini anlatayım yine hatırımda,Cevat Paşa'nın bir hikayesini anlatayım yine hatırımda, bilirsiniz belki.bilirsiniz belki. Buraya misafir gelmişti, bunun evinde oturuyordu.Buraya misafir gelmişti, bunun evinde oturuyordu. Şimdi gitti başka tarafa yine.Şimdi gitti başka tarafa yine. O dedi ki, Edirne'nin muharebesinde orada yüzbaşıymış.O dedi ki, Edirne'nin muharebesinde orada yüzbaşıymış. Yüzbaşı zamanında esir düşmüş Bulgar'a. Edirne Muharebesi'nde.Yüzbaşı zamanında esir düşmüş Bulgar'a. Edirne Muharebesi'nde. Postadan kendisine İstanbul'dan bir emanet yollamışlar.Postadan kendisine İstanbul'dan bir emanet yollamışlar. Posta memuruna gitmiş, bu emanetini alsın diyerekten dePosta memuruna gitmiş, bu emanetini alsın diyerekten de Bulgar gavuru demiş ki, o zaman da bir yüzbaşı ama,Bulgar gavuru demiş ki, o zaman da bir yüzbaşı ama, ne dediyse, kumandanım mı dedi, ne dediyse, demiş.ne dediyse, kumandanım mı dedi, ne dediyse, demiş. “Bu harpten ders aldınız mı,” demiş.

“Bu harpten ders aldınız mı,” demiş.
“Bir kere kaybettiğiniz topraklar elinize geçmez ama “Bir kere kaybettiğiniz topraklar elinize geçmez ama aldığınız ders size yeter eğer aldıysanız.” demiş.aldığınız ders size yeter eğer aldıysanız.” demiş. İkiye bölünmüş miilet.

İkiye bölünmüş miilet.
İttihat Terakki ve İhtilaf.İttihat Terakki ve İhtilaf. Birbirlerinin aleyhindeBirbirlerinin aleyhinde ben kazanayım, o kazanmasın derkenben kazanayım, o kazanmasın derken Bulgar'ı toplar da Ayasofya'ya kadar. Hiç olacak şey mi?Bulgar'ı toplar da Ayasofya'ya kadar. Hiç olacak şey mi? Men lem yehlik a’netehu ve yukallim ezferahu

Men lem yehlik a’netehu ve yukallim ezferahu
ve yecuzze şa’ribehu feleyse minna. ve yecuzze şa’ribehu feleyse minna. Bu da yukarıdaki geçen hadisin diğer bir izahlısıdır.

Bu da yukarıdaki geçen hadisin diğer bir izahlısıdır.
Her kim koltuklarının altını temizlemezse,

Her kim koltuklarının altını temizlemezse,
tırnaklarını kesmezse, bıyıklarını tutmazsa, tırnaklarını kesmezse, bıyıklarını tutmazsa, feleyse minna, o da bizden değildir. İki ilavesiyle.feleyse minna, o da bizden değildir. İki ilavesiyle. Men lem yestehyi mimmâ kale ev kile,

Men lem yestehyi mimmâ kale ev kile,
fehüve li ğayri rüşdetin hamelet bihi ümmühü alâ ğayri tuhrin. fehüve li ğayri rüşdetin hamelet bihi ümmühü alâ ğayri tuhrin. Her kim denenlerden utanmıyorsa,

Her kim denenlerden utanmıyorsa,
yani aleyhinde bir şeyler söylüyorlar mesela yaptığı hareketlerden dolayı,yani aleyhinde bir şeyler söylüyorlar mesela yaptığı hareketlerden dolayı, onları kulak asmıyor, yolunda yürüyor.onları kulak asmıyor, yolunda yürüyor. Hayırdır, günahdır, yapma falan diyorlar işte,Hayırdır, günahdır, yapma falan diyorlar işte, namazına gel, bak caminin dibindesin, kina içleme, içki içme falan diyorlar,namazına gel, bak caminin dibindesin, kina içleme, içki içme falan diyorlar, hiç asmıyor bunlara kulak.hiç asmıyor bunlara kulak. Yine yapacağını yapıyor.Yine yapacağını yapıyor. Fehüve li ğayri rüşdetin hamelet bihi ümmühü alâ ğayri tuhrin.Fehüve li ğayri rüşdetin hamelet bihi ümmühü alâ ğayri tuhrin. O, anasının temiz olmadığı bir zamanda hamile olan bir çocuktur o.O, anasının temiz olmadığı bir zamanda hamile olan bir çocuktur o. Gayrı rüşd.Gayrı rüşd. Temizlik halinde olan bir çocuk utanacak.Temizlik halinde olan bir çocuk utanacak. Utanmaması babasının kabahatinden nâşi.Utanmaması babasının kabahatinden nâşi. Onun için Mürşidi Müteehhilin diye bir kitabımız var.Onun için Mürşidi Müteehhilin diye bir kitabımız var. Geçen bizim Osman diye bir çocuk var, arkadaş, evlendi evvelsi gün.

Geçen bizim Osman diye bir çocuk var, arkadaş, evlendi evvelsi gün.
Çok da güzel bir, hoşuma gitti.Çok da güzel bir, hoşuma gitti. Hiç kimse ehemmiyet vermez.Hiç kimse ehemmiyet vermez. Arkadaşlardan birisi, hafız arkadaşları toplamış o adam, geldi burada bir hatim yaptı.Arkadaşlardan birisi, hafız arkadaşları toplamış o adam, geldi burada bir hatim yaptı. Hiç ben şimdiye kadar hatimli bir şeye rast gelmedim yani.Hiç ben şimdiye kadar hatimli bir şeye rast gelmedim yani. Burada hatim yaptık.Burada hatim yaptık. Yarım saatte oluyor ne olur, cemaatten olunca.Yarım saatte oluyor ne olur, cemaatten olunca. Hatim yaptık, duasını ettik.Hatim yaptık, duasını ettik. Allah'ım mübarek olsun dedik, gitti evine. O bir kitap bastırmış.Allah'ım mübarek olsun dedik, gitti evine. O bir kitap bastırmış. Eskiden vardı, eski yazıyla. Onu yeniye çevirmişler.Eskiden vardı, eski yazıyla. Onu yeniye çevirmişler. Bu işte müteehhilin, evlenenlere yol gösteren bir kitap.Bu işte müteehhilin, evlenenlere yol gösteren bir kitap. Hangi gün insan hanımının yanına gider?Hangi gün insan hanımının yanına gider? Hangi saatte gidilmez,Hangi saatte gidilmez, uzun boylu tafsilatlı bir kitap.uzun boylu tafsilatlı bir kitap. Onu da çıkmış, herkes şeker dağıtıyor ya nikahta.Onu da çıkmış, herkes şeker dağıtıyor ya nikahta. O şeker dağıtırken birer tane de bundan hediye etmiş, kitaptan.O şeker dağıtırken birer tane de bundan hediye etmiş, kitaptan. Arkadaşlarına.Arkadaşlarına. Bunlar da bilinmesi lazım yani.Bunlar da bilinmesi lazım yani. Her Müslümanın evleneceği çağ geldiği vakitte bundan bir tane alıp okuması,Her Müslümanın evleneceği çağ geldiği vakitte bundan bir tane alıp okuması, bu ona göre ayağınıza uydurulması lazım.bu ona göre ayağınıza uydurulması lazım. Men lem yekul aleyye hayru’n-nâsi fe-kad kefera.

Men lem yekul aleyye hayru’n-nâsi fe-kad kefera.
Şimdi bak tabir, burada Ali, Kelimesi Ali olarak, hareke yok kelimede,

Şimdi bak tabir, burada Ali, Kelimesi Ali olarak, hareke yok kelimede,
Şimdi herkes istediği gibi okuyor.Şimdi herkes istediği gibi okuyor. Rafıziler Aliyyun diye okumuşlar bunu.Rafıziler Aliyyun diye okumuşlar bunu. Ali'ye her kim nas'ın hayırlısı demezse, o kafir olur.Ali'ye her kim nas'ın hayırlısı demezse, o kafir olur. Halbuki öyle değil de Efendimiz, her kim bana demezse diyor Efendimiz.Halbuki öyle değil de Efendimiz, her kim bana demezse diyor Efendimiz. Bana, aleyye, bana demek. Aliyyun olursa şahıs oluyor.Bana, aleyye, bana demek. Aliyyun olursa şahıs oluyor. Hazreti Ali murad olunuyor.Hazreti Ali murad olunuyor. Halbuki ibare, men lem yekul aleyye hayru’n-nasi fekad kefer.Halbuki ibare, men lem yekul aleyye hayru’n-nasi fekad kefer. Men lem yâ’rif fadla nîmetillâhi Teâlâ aleyhi

Men lem yâ’rif fadla nîmetillâhi Teâlâ aleyhi
illâ fî mat’amihî ve meşrabihî fekad kasura ilmuhu ve denâ azâbehu.illâ fî mat’amihî ve meşrabihî fekad kasura ilmuhu ve denâ azâbehu. Bir insan ki Allah Teâlâ'nın nîmetlerinin faziletini ancak yemekte,

Bir insan ki Allah Teâlâ'nın nîmetlerinin faziletini ancak yemekte,
içmekte biliyor.içmekte biliyor. Param var, malım var, rahatça yaşıyorum,Param var, malım var, rahatça yaşıyorum, en güzel Allah'ım bana nîmetlerin var diye bu kadar biliyorsaen güzel Allah'ım bana nîmetlerin var diye bu kadar biliyorsa o çok kısa kısa kafalı, kısa bilgili, o çok kısa kısa kafalı, kısa bilgili, kısa düşünceli bir insandır ki bunun azabı garip olmuştur kendisine. kısa düşünceli bir insandır ki bunun azabı garip olmuştur kendisine. Çünkü insan buraya bunları yiyip, içmek, yaşamak için gelmemiştir.Çünkü insan buraya bunları yiyip, içmek, yaşamak için gelmemiştir. Burada lazım olan insanlara asıl sıhhat, afiyet, nimet olmakla beraberBurada lazım olan insanlara asıl sıhhat, afiyet, nimet olmakla beraber asıl birisi de, nimetlerin birisi deasıl birisi de, nimetlerin birisi de efendim ilham ve marifet Rabbaniye-i mazhariyyettir.efendim ilham ve marifet Rabbaniye-i mazhariyyettir. Bu marifet Rabbaniye-i mazhariyyetten kendisinin alakası yok, ilgisi de yok,Bu marifet Rabbaniye-i mazhariyyetten kendisinin alakası yok, ilgisi de yok, bilgisi de yok.bilgisi de yok. Onun için nimeti hemen yemekte ve içmekte görüyor.Onun için nimeti hemen yemekte ve içmekte görüyor. Onun arkası iyi gelmiyor.Onun arkası iyi gelmiyor. Halbuki Cenab-ı Hak buyuruyor, ne diyor?Halbuki Cenab-ı Hak buyuruyor, ne diyor? Ve in teuddu nimetallahi la tuhsuha. (Nahl Suresi, 18. Ayet)

Ve in teuddu nimetallahi la tuhsuha. (Nahl Suresi, 18. Ayet)
Nimet-i İlahi o kadar çoktur ki saymakla tükenmez.

Nimet-i İlahi o kadar çoktur ki saymakla tükenmez.
Bir kere hilkatimizdeki şu düzgünlük, güzellik olmasa elimizden ne gelirdi? Bir kere hilkatimizdeki şu düzgünlük, güzellik olmasa elimizden ne gelirdi? Bu hilkat bu kadar incelenecek olursa ne büyük nimetler meydana çıkar.Bu hilkat bu kadar incelenecek olursa ne büyük nimetler meydana çıkar. Men lem tefuthü’r-rek’atü’l ulâ mine’s-salati erbe'ine yevmen,

Men lem tefuthü’r-rek’atü’l ulâ mine’s-salati erbe'ine yevmen,
kütibet lehû berâetâni.kütibet lehû berâetâni. Berâetun mine’n-nâri ve berâetun mine’n-nifâk. Hazreti Enes'den.Berâetun mine’n-nâri ve berâetun mine’n-nifâk. Hazreti Enes'den. Bir kimseyi namazın, hangi namaz olursa olsun,

Bir kimseyi namazın, hangi namaz olursa olsun,
namazın birinci rekatına terk etmeden yetişiyor, kırk gün.namazın birinci rekatına terk etmeden yetişiyor, kırk gün. Kırk gün namazlara rek’atü’l ulâ’yı kaçırmadan imamla beraber yetişiyor namaza.Kırk gün namazlara rek’atü’l ulâ’yı kaçırmadan imamla beraber yetişiyor namaza. Beraber kılıyorlar.Beraber kılıyorlar. Kütibet lehû berâetân. O adama iki berat verilir. Kütibet lehû berâetân. O adama iki berat verilir. Kırk gün.Kırk gün. Namazları kaçırmadan, imanla beraber, tekbiriyle beraber namaz kılanlar. Namazları kaçırmadan, imanla beraber, tekbiriyle beraber namaz kılanlar. Berâetun mine’n-nâr.Berâetun mine’n-nâr. Birisi cehennemden kurtuluş beratı. Berâetun mine’n-nifâk,Birisi cehennemden kurtuluş beratı. Berâetun mine’n-nifâk, İkincisi de münafıklıktan kurtuluş berati verilir ellerine.İkincisi de münafıklıktan kurtuluş berati verilir ellerine. Men lem yelzek enfehu mea cebhetihi bi’l-erdi izâ secede

Men lem yelzek enfehu mea cebhetihi bi’l-erdi izâ secede
lem tecüz salâtuhu.lem tecüz salâtuhu. Bir insan secdeye vardığı vakitte cebhesiyle beraber

Bir insan secdeye vardığı vakitte cebhesiyle beraber
burnunu da secdeye koymazsa onun namazı caiz olmaz.burnunu da secdeye koymazsa onun namazı caiz olmaz. Fakat bu inde Malik. İmam Malik indinde.Fakat bu inde Malik. İmam Malik indinde. Mezhebi Hanefi lev vedaa cebhetehu dune enfihi caze.Mezhebi Hanefi lev vedaa cebhetehu dune enfihi caze. Alnını koysa caiz olur. Fakat kerahatten de hâli olmaz.

Alnını koysa caiz olur. Fakat kerahatten de hâli olmaz.
Özür olur mesela, burnunu da yere koyamaz. Özür olur mesela, burnunu da yere koyamaz. Fakat böyle özür olmadan, burnunu koymaması da kıraat vardır. Fakat böyle özür olmadan, burnunu koymaması da kıraat vardır. Men lem yekbel ruhsatallahi kâne aleyhi mine’l-ismi mislu ecbâli arafeh.

Men lem yekbel ruhsatallahi kâne aleyhi mine’l-ismi mislu ecbâli arafeh.
Şimdi iki yolumuz var.

Şimdi iki yolumuz var.
Tariki azimet ve ruhsat. Azimet yolu, sıkı yol.Tariki azimet ve ruhsat. Azimet yolu, sıkı yol. Ruhsat yolu, kolaylık yolu.Ruhsat yolu, kolaylık yolu. Mesela yola çıktığımız vakitte namazlarımızı Allah ikiye indiriyor celle ve alâ.Mesela yola çıktığımız vakitte namazlarımızı Allah ikiye indiriyor celle ve alâ. Bunu kabul etmek lazım.Bunu kabul etmek lazım. Ayaklarımızda mestlerimiz var.Ayaklarımızda mestlerimiz var. Kışın ayaklarımızı şöyle yapmakla meshimiz oluyor. Bu da ruhsattır.Kışın ayaklarımızı şöyle yapmakla meshimiz oluyor. Bu da ruhsattır. Yıkamak efdaldir. Yıkarsın. Fakat meshetmek. Burada yıkamak efdaldir.Yıkamak efdaldir. Yıkarsın. Fakat meshetmek. Burada yıkamak efdaldir. Acemistan'da nasıl vermek efdaldir?Acemistan'da nasıl vermek efdaldir? Bu ayaklarına çıplak ayağına mest verir de.Bu ayaklarına çıplak ayağına mest verir de. Ona karşı bizim bu dinimizin mesh üzerine verildiğiniOna karşı bizim bu dinimizin mesh üzerine verildiğini onlara göstermek için burada mestin üzerine vermeyi daha efdal, demişler.onlara göstermek için burada mestin üzerine vermeyi daha efdal, demişler. Men lem yekün lehu hayaun,

Men lem yekün lehu hayaun,
felâ dine lehu ve men lem yekün lehu hayaun fi’d-dünyafelâ dine lehu ve men lem yekün lehu hayaun fi’d-dünya lem yedhuli’l-cennete. lem yedhuli’l-cennete. Kimin hayası olmazsa, felâ dine lehu. Onun dini yoktur.

Kimin hayası olmazsa, felâ dine lehu. Onun dini yoktur.
Li enne’l-haya mine’l-iman. İman, haya imandandır.Li enne’l-haya mine’l-iman. İman, haya imandandır. İman yetmiş iki şubeye bölünmüştür. İman yetmiş iki şubeye bölünmüştür. Bu şubelerden birisi de imandır. İşte hayat. Bu onun dersi de uzun.Bu şubelerden birisi de imandır. İşte hayat. Bu onun dersi de uzun. Her kimdir ki dünyada hayası olmazsa,Her kimdir ki dünyada hayası olmazsa, lem yedhuli’l-cenneh, o da cennete girmezmiş.lem yedhuli’l-cenneh, o da cennete girmezmiş. Bunu kasten yaparsa, yani kerhen, Bunu kasten yaparsa, yani kerhen, bu hayasızlığı bilerek yapar da bir de istihlal dedikleri ile.bu hayasızlığı bilerek yapar da bir de istihlal dedikleri ile. Bir de aldanarak yapıyor diye pişmanlık getirirseBir de aldanarak yapıyor diye pişmanlık getirirse bugün yine bir eserde okuyordum.bugün yine bir eserde okuyordum. Haya günah işleri yapmamakta olacak.Haya günah işleri yapmamakta olacak. Bu günah işleri yapmakta ısrar,Bu günah işleri yapmakta ısrar, mesela içki içmek haram olmakla beraber adamın gavurluğuna icap etmez.mesela içki içmek haram olmakla beraber adamın gavurluğuna icap etmez. Fakat gavurluğa götürür.Fakat gavurluğa götürür. Başı açık gezmek gavurluğa icap etmez. Başı açık gezmek gavurluğa icap etmez. Fakat orada ısrar, gavurluğa götürür.Fakat orada ısrar, gavurluğa götürür. Yani su-i hatimeye vesile olur. Su-i hatimeye.Yani su-i hatimeye vesile olur. Su-i hatimeye. İnsan son zamanda gidecek, ruh vereceğiz ya,İnsan son zamanda gidecek, ruh vereceğiz ya, son zamanda ruh verirken, canını verirken yani.son zamanda ruh verirken, canını verirken yani. Bu ısrar kötülüklere, günahlara ısrarın acısı burada.Bu ısrar kötülüklere, günahlara ısrarın acısı burada. Yoksa bugün içki iç de dur.Yoksa bugün içki iç de dur. Gavur olmazsın ama gavurluğa doğru insana sevk ediyor Allah. Gavur olmazsın ama gavurluğa doğru insana sevk ediyor Allah. Men lem yekün lehu malun tecibü fihi’z-zekat.

Men lem yekün lehu malun tecibü fihi’z-zekat.
Zekat verecek mala sahip değil. Parası yok yani.Zekat verecek mala sahip değil. Parası yok yani. Zekat verecek kudret-i maliyesi yok. Zekat verecek kudret-i maliyesi yok. Felyekül: Allahümme salli alâ Muhammedin abdike ve Rasülike Felyekül: Allahümme salli alâ Muhammedin abdike ve Rasülike ve alâ’l-mü’minine ve’l-mü’minâti ve’l-müslimine ve’l-müslimâti fehüve lehü zekatün.ve alâ’l-mü’minine ve’l-mü’minâti ve’l-müslimine ve’l-müslimâti fehüve lehü zekatün. Bu fukarada bunu söylesin, diyor. Bu fukarada bunu söylesin, diyor. Bu da onun zekatıdır. Para veremiyor, para verecek kudreti yok.Bu da onun zekatıdır. Para veremiyor, para verecek kudreti yok. Binaenaleyh O da, Allahümme salli alâ Muhammedin abdike ve RasülikeBinaenaleyh O da, Allahümme salli alâ Muhammedin abdike ve Rasülike ve alâ’l-mü’minine ve’l-mü’minâti ve’l-müslimine ve’l-müslimât, desin.ve alâ’l-mü’minine ve’l-mü’minâti ve’l-müslimine ve’l-müslimât, desin. Fehüve lehü zekatün. Ona zekat sevabı olur.Fehüve lehü zekatün. Ona zekat sevabı olur. Men lem yestehyi mine’llâhi fi’l alâniyeti, lem yestehyi minhü fi’s-sirri.

Men lem yestehyi mine’llâhi fi’l alâniyeti, lem yestehyi minhü fi’s-sirri.
Bir insan, insanların arasında hayasız,

Bir insan, insanların arasında hayasız,
o gizli kaldığı zaman da hayasızlık daha azdır galiba.o gizli kaldığı zaman da hayasızlık daha azdır galiba. Aşikâr bir insan utanmamazlığı yapamıyor.Aşikâr bir insan utanmamazlığı yapamıyor. Yani utanmazlık yapamıyor.Yani utanmazlık yapamıyor. Utanmadan yapacağını yapıyor yani.Utanmadan yapacağını yapıyor yani. Utanmadan yapacağını yapıyor alâniyette.Utanmadan yapacağını yapıyor alâniyette. O gizli kaldığı vakitte utanır.O gizli kaldığı vakitte utanır. O zaman daha utanmadan daha fena işler yapacaktır demek ki.O zaman daha utanmadan daha fena işler yapacaktır demek ki. Men lem yu'min bi’r-ru'ye’s-sâdikâti

Men lem yu'min bi’r-ru'ye’s-sâdikâti
fe innehû lem yu'min billâhi ve rasûlihi. fe innehû lem yu'min billâhi ve rasûlihi. Her kim rüya-i s-sâdikâya inanmazsa ki enbiyanın, sulahanın rüyalarıdır.

Her kim rüya-i s-sâdikâya inanmazsa ki enbiyanın, sulahanın rüyalarıdır.
Evliyanın rüyalarıdır.Evliyanın rüyalarıdır. O, Allah celle ve alâ ve Rasûlüne iman etmiş sayılmaz.O, Allah celle ve alâ ve Rasûlüne iman etmiş sayılmaz. Rüya-i sâdikâ. Rüya-i sâdikâ. Çünkü Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellemin ilk devrindeki vahyÇünkü Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellemin ilk devrindeki vahy hep rüyalarla tutup o sadık gibi akşam gördüğü rüya, gündüzü çıkardı.hep rüyalarla tutup o sadık gibi akşam gördüğü rüya, gündüzü çıkardı. Sûre-i Feth'in arkasında sadekallahu ru’ya bi’l-hak.

Sûre-i Feth'in arkasında sadekallahu ru’ya bi’l-hak.
Mekke'yi de fethedeceğiz, dedi.Mekke'yi de fethedeceğiz, dedi. Fakat gün muayyen değil.Fakat gün muayyen değil. Hudeybiye Muharebesi'ne girildi.Hudeybiye Muharebesi'ne girildi. Mekke'yi zapt olamadan dönüldü.Mekke'yi zapt olamadan dönüldü. Dediler ki olmadı, sen hani zaptedecektin Mekke'yi, fethedecektin, dedin ya.Dediler ki olmadı, sen hani zaptedecektin Mekke'yi, fethedecektin, dedin ya. E dedik, bu filan günü zaptedeceğiz demedim ya.E dedik, bu filan günü zaptedeceğiz demedim ya. O vakti gelince olacak.O vakti gelince olacak. İnsanlar acil de, hemen istediği, dakikada istediği şey olsunlar diyor.İnsanlar acil de, hemen istediği, dakikada istediği şey olsunlar diyor. Men lem ye'nef min selasin, fehüve mü'minun hakkan.

Men lem ye'nef min selasin, fehüve mü'minun hakkan.
Hizmetü’l-iyali ve’l-cülüsi me'al fukarai ve’l-ekli ikri me'a hâdimihi.Hizmetü’l-iyali ve’l-cülüsi me'al fukarai ve’l-ekli ikri me'a hâdimihi. Her kim şu üç huyla huylanırsa, ünsiyet eda ederse o hak mümindir.Her kim şu üç huyla huylanırsa, ünsiyet eda ederse o hak mümindir. Hakka mümindir.Hakka mümindir. Birisi, iyalinin hizmetine yardım etmek.Birisi, iyalinin hizmetine yardım etmek. İkincisi, fukarayla beraber oturup yemek.İkincisi, fukarayla beraber oturup yemek. Üçüncüsü de fukarayla beraber oturmak,Üçüncüsü de fukarayla beraber oturmak, üçüncüsü de hizmetkarıyla beraber yemek yemek. üçüncüsü de hizmetkarıyla beraber yemek yemek. Onu yemeğinde bulundurmak yani.Onu yemeğinde bulundurmak yani. Hazihi’l-ef’al min alâmeti’l-mü’minine. Hazihi’l-ef’al min alâmeti’l-mü’minine. Bu müminlerin alametidir.Bu müminlerin alametidir. Ve safehümüllahu fi kitabihi “ulâikehümü’l-mü’minune hakkan”Ve safehümüllahu fi kitabihi “ulâikehümü’l-mü’minune hakkan” diyerek Kur'an'da vasfolunan müminlerin hali, bu üç halin olması lazım.diyerek Kur'an'da vasfolunan müminlerin hali, bu üç halin olması lazım. Men mâte lehu veledun, zekerun ev ünsâ

Men mâte lehu veledun, zekerun ev ünsâ
selleme ev lem yüsellim radiye ev lem yerdaselleme ev lem yüsellim radiye ev lem yerda sabera ev lem yesbir lem yekün lehu sevabun ille’l-cennetu.sabera ev lem yesbir lem yekün lehu sevabun ille’l-cennetu. Evladı vefat ediyor.

Evladı vefat ediyor.
İster kız çocuğu ister oğlan çocuğu.İster kız çocuğu ister oğlan çocuğu. İstersen sen buna boyun bük istersen bükme.İstersen sen buna boyun bük istersen bükme. İster sabret ister sabretme. İster sabret ister sabretme. İster razı ol ister razı olma. İster teslim ol ister olma.İster razı ol ister razı olma. İster teslim ol ister olma. Bunun mukabilindeki sevap, cennet. Mükafatı cennet olsun.Bunun mukabilindeki sevap, cennet. Mükafatı cennet olsun. Yani bazı, bu güzel müjde.Yani bazı, bu güzel müjde. Bazı yollarda mesela ağlarsan, sızlarsa filan olmaz yollarda daBazı yollarda mesela ağlarsan, sızlarsa filan olmaz yollarda da bu da onun demek, muhakkak sevabı cennet olacak. bu da onun demek, muhakkak sevabı cennet olacak. Men mâte fî hâze’l vechi haccen ev mu’temiran,

Men mâte fî hâze’l vechi haccen ev mu’temiran,
lem yu’rad ve lem yuhaseb ve kile lehu: Udhu’l-cennete.lem yu’rad ve lem yuhaseb ve kile lehu: Udhu’l-cennete. Bir kimse hacca giderken, hac yolunda, vefat etti, gidemedi.

Bir kimse hacca giderken, hac yolunda, vefat etti, gidemedi.
Yahut döndükten sonra nasıl olursa olsun.Yahut döndükten sonra nasıl olursa olsun. Yahut umreye gidiyor, Umredeyken de öyle oluyor. Yahut umreye gidiyor, Umredeyken de öyle oluyor. Buna lem yu’rad, haline bakılmaz yani. Bu iyiydi, kötüydü.Buna lem yu’rad, haline bakılmaz yani. Bu iyiydi, kötüydü. Böyle böyle bakılmaz.Böyle böyle bakılmaz. Lem yu’rad ve lem yuhaseb.Lem yu’rad ve lem yuhaseb. Buna hesap da yapılmaz.Buna hesap da yapılmaz. Ve kile lehu, buna doğrudan doğrudan diyorlar ki,Ve kile lehu, buna doğrudan doğrudan diyorlar ki, udhu’l-cenneh,udhu’l-cenneh, hadi seni hesaba çekmeyecekler.hadi seni hesaba çekmeyecekler. Çünkü bak ne güzel şey var.Çünkü bak ne güzel şey var. Hac yoluna gidiyor, hac yoluna niyetlenmiş, çıkmış,Hac yoluna gidiyor, hac yoluna niyetlenmiş, çıkmış, yolda da hastalanmış, ya orada hastalandı,yolda da hastalanmış, ya orada hastalandı, Ya yaptı, yapmadı. Yapsa da yapmasa da yani netice itibariyleYa yaptı, yapmadı. Yapsa da yapmasa da yani netice itibariyle gideceği yer, cennettir.gideceği yer, cennettir. Men mâte fî tariki Mekkete

Men mâte fî tariki Mekkete
lem yâ’rıdhullâhu yevme’l-kıyâmeti ve lem yuhâsibhu.lem yâ’rıdhullâhu yevme’l-kıyâmeti ve lem yuhâsibhu. Bu da ikinci bir rivayet.

Bu da ikinci bir rivayet.
Kim Mekke yolunda vefat etse, tariki. Ona bakılmaz.Kim Mekke yolunda vefat etse, tariki. Ona bakılmaz. Onun haline bakılmaz.Onun haline bakılmaz. Lem yâ’rıdhullâhu, demek onun haline bakılmaz. Allah onun haline bakmaz yani.Lem yâ’rıdhullâhu, demek onun haline bakılmaz. Allah onun haline bakmaz yani. Yevme’l-kıyâmeh.Yevme’l-kıyâmeh. Ve lem yuhâsibhu, hesaba da çekmez onu.Ve lem yuhâsibhu, hesaba da çekmez onu. Hesap, 70.000 kişi. Şefaat edecekler.Hesap, 70.000 kişi. Şefaat edecekler. Onlar hiç hesap edilmeyecek.Onlar hiç hesap edilmeyecek. Onlar da böyle istedikleri kadar şefaat edecekler.Onlar da böyle istedikleri kadar şefaat edecekler. Bu şefaatçilerden birisi demek,Bu şefaatçilerden birisi demek, bu hesaba katılmayanlardan birisi de bu zat olacak. bu hesaba katılmayanlardan birisi de bu zat olacak. Hac yolunda ölen insanlar. Hac yolunda ölen insanlar. Men mâte ve hüve ya'lemu en lâ İlâhe illallahu dehale’l-cennete.

Men mâte ve hüve ya'lemu en lâ İlâhe illallahu dehale’l-cennete.
Bu da güzel bir rivayet.

Bu da güzel bir rivayet.
Ahmed ibn Hanbel, Müslim, İbn Hibban, ve Nesai ve İbn Münzire. Ahmed ibn Hanbel, Müslim, İbn Hibban, ve Nesai ve İbn Münzire. Her kim bilir ki, mülkün sahibi, varlıkların sahibi bir Allah'tır.

Her kim bilir ki, mülkün sahibi, varlıkların sahibi bir Allah'tır.
Bu bilgiyle ölürse dehale’l-cenneh.Bu bilgiyle ölürse dehale’l-cenneh. Cezası varsa görecekse biraz görür de.Cezası varsa görecekse biraz görür de. Müslümanın cezası da gavurun cezası gibi değil ha.Müslümanın cezası da gavurun cezası gibi değil ha. Gavurun ebediyet cehennemi var.Gavurun ebediyet cehennemi var. Sonra envai çeşit işkencesi var.Sonra envai çeşit işkencesi var. Elhamdülillah imanlıya işkence yok.Elhamdülillah imanlıya işkence yok. İmanlı nasıl hamama girerse kapısından saldırar diyoruz.İmanlı nasıl hamama girerse kapısından saldırar diyoruz. İşte cehenneme soksalardı bizi o kadar bir terleyişleİşte cehenneme soksalardı bizi o kadar bir terleyişle yahut bir uyku haliyle sabahleyin kalkar gibi kalkacak.yahut bir uyku haliyle sabahleyin kalkar gibi kalkacak. Ashab-ı Kehf uyuduğu gibi. Uykudan kalkacağız.Ashab-ı Kehf uyuduğu gibi. Uykudan kalkacağız. Hadi buyrun cennete de edecekler inşallah.Hadi buyrun cennete de edecekler inşallah. İmanın bu fedaili en büyük nimetlerinden birisi. İmanın bu fedaili en büyük nimetlerinden birisi. Men mâte min ashâbî bi-ardin fe-hüve şefî’un li-ehli tilke’l-ardi.

Men mâte min ashâbî bi-ardin fe-hüve şefî’un li-ehli tilke’l-ardi.
Hazreti Eyyub ve emsali 27 tane kadar İstanbul’umuzda var.

Hazreti Eyyub ve emsali 27 tane kadar İstanbul’umuzda var.
Bunlar bu memleketin şefaatçileridirler inşallah.Bunlar bu memleketin şefaatçileridirler inşallah. Men mâte min ashabi bi erdin, benim ashabımdan her kim olursa olsun. Men mâte min ashabi bi erdin, benim ashabımdan her kim olursa olsun. Büyüğü küçüğü yok.Büyüğü küçüğü yok. Her kim olursa olsun, bir arzda vefat eder, kalırlarsa,Her kim olursa olsun, bir arzda vefat eder, kalırlarsa, fehüve, o benim ashabım, şefiün li ehli tilke’l-erdi. fehüve, o benim ashabım, şefiün li ehli tilke’l-erdi. O arzdan ehline şefaatçidir.O arzdan ehline şefaatçidir. Binaenaleyh, burada Hristiyanlar bile mesela Hz. Eyyub'a gidiyorlar.Binaenaleyh, burada Hristiyanlar bile mesela Hz. Eyyub'a gidiyorlar. Onlar gidiyorlar da okuyup da geçiyorlar Hz. Eyyub'un.Onlar gidiyorlar da okuyup da geçiyorlar Hz. Eyyub'un. Zaten bize geçmeden evvel bile,Zaten bize geçmeden evvel bile, Fatih'in seçiminden evvel bile kendisinin türbesi varmış buradaFatih'in seçiminden evvel bile kendisinin türbesi varmış burada Hz. Eyyub'un.Hz. Eyyub'un. Hristiyanlar gelirler, orada ona kandil yakarlar,Hristiyanlar gelirler, orada ona kandil yakarlar, ondan şefaat dilerler, işlerinin hayrı falan, meclislerinin için dilerler,ondan şefaat dilerler, işlerinin hayrı falan, meclislerinin için dilerler, böyle giderler.böyle giderler. Sonra harp olunmuş yıkılmış, yeri kaybettirilmiş. Sonra harp olunmuş yıkılmış, yeri kaybettirilmiş. Allah, bunun için her gün biz Müslümanlara borçludur ki,Allah, bunun için her gün biz Müslümanlara borçludur ki, onun ruhuna hiç olmazsa gidemezsek de olduğumuz yerdenonun ruhuna hiç olmazsa gidemezsek de olduğumuz yerden üç Fatiha, bir Elham yapıp, üç Fatiha, bir Elham yapıp, ruh-u Eyyub'a hediye etmek, imanın iktizası olacaktır.ruh-u Eyyub'a hediye etmek, imanın iktizası olacaktır. Men mâte fi tariki Mekke fi’l-bidayeti ev fi’r-rac’a.

Men mâte fi tariki Mekke fi’l-bidayeti ev fi’r-rac’a.
Her kim Mekke yolunda ister giderken ister dönerken vefat etse. Her kim Mekke yolunda ister giderken ister dönerken vefat etse. Ve hüve yuridu’l hacce ve’l umra,Ve hüve yuridu’l hacce ve’l umra, ister haccı, ister umreyi murad ederken.ister haccı, ister umreyi murad ederken. Şimdi gidenler var mesela.Şimdi gidenler var mesela. Umre niyetiyle giderler şimdi.Umre niyetiyle giderler şimdi. Bunlar öyle vefat ederlerseBunlar öyle vefat ederlerse lem yu’rad ve lem yuhaseb ve dehale’l-cenneh.lem yu’rad ve lem yuhaseb ve dehale’l-cenneh. Allah-u Teala'nın fazlı ve mükafatı bize de Cenab-ı Hak nasip etsin tekrar.Allah-u Teala'nın fazlı ve mükafatı bize de Cenab-ı Hak nasip etsin tekrar. Tekrar tekrar ziyaretlerle müşerref olalım.Tekrar tekrar ziyaretlerle müşerref olalım. Bi Hurmeti'l Fâtiha.

Bi Hurmeti'l Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2