Namaz Vakitleri

15 Muharrem 1446
21 Temmuz 2024
İmsak
03:51
Güneş
05:42
Öğle
13:16
İkindi
17:13
Akşam
20:39
Yatsı
22:22
Detaylı Arama

Gazap ve Nefsi Kontrol Etme

Mehmed Zahid KOTKU

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid Kotku Hocamız İskenderpaşa Camii’nde 1958’den 1977 yılına kadar Ramûzü’l-Ehâdîs isimli hadis kitabından dersler yapmıştır. Ahmed Ziyâeddin Gümüşhanevî'nin derlediği Râmûzü’l-Ehâdis, alfabetik olarak sıralanmış hadislerden oluşmaktadır.

İlk zamanlar düzenli olarak Pazar günleri ikindiden sonra bir saat, Cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan Hocamız’a bırakmışlar, kendileri Cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır. Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.
Gazabın Kötülüğü, Pehlivanlık: Kızgınlık Anında Nefsine Hâkim Olma, Gazap Ve Nefis: Kontrol Edilebilir Bir Güç mü?, | gibi konu başlıkları içeren dini sohbet.

Konuşma Metni

Aziz ve muhterem kardeşler! Aziz ve muhterem kardeşler!

Bugün yine size gazaptan bahsedeceğim. Bugün yine size gazaptan bahsedeceğim.

Fakat geçen Cuma söylemiş olduğum gibi bu Cuma'da tekrar edeyim ki;Fakat geçen Cuma söylemiş olduğum gibi bu Cuma'da tekrar edeyim ki; Cuma diğer ibadetler gibi değildir. Cuma diğer ibadetler gibi değildir. Kendisinin merasim-i mahsûsası vardır.Kendisinin merasim-i mahsûsası vardır. Buraya cuma günü gelirken lâlettayin kılıkla gelmek doğru olmaz.Buraya cuma günü gelirken lâlettayin kılıkla gelmek doğru olmaz. Ama müsait olmaz, başka durumu olmaz, esbabı olmaz, başka.Ama müsait olmaz, başka durumu olmaz, esbabı olmaz, başka. Elbisesi varken, durum müsait iken, yıkanmadan ve temiz esbabını giymeden camiye gelmek, Elbisesi varken, durum müsait iken, yıkanmadan ve temiz esbabını giymeden camiye gelmek, cumaya gelmek doğru bir şey değildir. cumaya gelmek doğru bir şey değildir.

Sonra gelinirken, biz nasıl buraya bugün resmi kılıkla çıkıyoruz. Sonra gelinirken, biz nasıl buraya bugün resmi kılıkla çıkıyoruz.

Bu kılığımızı çıkarsak da mintanımızla,Bu kılığımızı çıkarsak da mintanımızla, başımızdan da sarığımızı çıkarsak da açık başımızla namaz kılmak olmaz mı? başımızdan da sarığımızı çıkarsak da açık başımızla namaz kılmak olmaz mı?

Olur. Fakat nedir? Olur.

Fakat nedir?

Edebe mugayirdir, ayıplarsınız bizi.Edebe mugayirdir, ayıplarsınız bizi. Bizi ayıpladığınız gibi, biz ayıplamayız amaBizi ayıpladığınız gibi, biz ayıplamayız ama manevî cepheden yapılan ibadetin tadı ve lezzeti olmadan gelinmiş ve gidilmiş olunur. manevî cepheden yapılan ibadetin tadı ve lezzeti olmadan gelinmiş ve gidilmiş olunur. İbadete gelinirken hazırlanarak, "Ben Rabbim'in bugünkü emri olan cumayı îfâ etmek içinİbadete gelinirken hazırlanarak, "Ben Rabbim'in bugünkü emri olan cumayı îfâ etmek için onun huzuruna gitmeye hazırlanıyorum" derken temiz esbabını giyinir onun huzuruna gitmeye hazırlanıyorum" derken temiz esbabını giyinir ve o kılıkla huzur ile camiye gelir, dersini dinler, ibadetini yapıp da giderseve o kılıkla huzur ile camiye gelir, dersini dinler, ibadetini yapıp da giderse bunun alacağı feyz ile lâlettayin kılığı ile gelmiş olanın alacağı bunun alacağı feyz ile lâlettayin kılığı ile gelmiş olanın alacağı mükafat siz de bilirsiniz ki hiç bir olmaz. mükafat siz de bilirsiniz ki hiç bir olmaz.

Dersimiz gazapta kalmış idi de, gazabın kötülüğünü anlatırkenDersimiz gazapta kalmış idi de, gazabın kötülüğünü anlatırken eksik kalan kısımlarını da bugün tamamlamağa çalışacağım. eksik kalan kısımlarını da bugün tamamlamağa çalışacağım.

Gazabı anlatmadan evvel insanların dört bölük olduğunu anlatmak istiyorum. Gazabı anlatmadan evvel insanların dört bölük olduğunu anlatmak istiyorum.

İnsan dört bölük üzerinedir: İnsan dört bölük üzerinedir:

Bir bölük insan vardır ki; konuşmasını bilmez.Bir bölük insan vardır ki; konuşmasını bilmez. Yani bilgi cihetinden, vesaireden lisana hâkim, mâlik değildir. Yani bilgi cihetinden, vesaireden lisana hâkim, mâlik değildir. İkincisi de gönülden haberi yoktur. İkincisi de gönülden haberi yoktur. Gönül denilen şeyin ne demek olduğunu anlamaz ve bilmez.Gönül denilen şeyin ne demek olduğunu anlamaz ve bilmez. Bu insana kitaplar hiç kıymet vermezler. Bu insana kitaplar hiç kıymet vermezler.

İkinci insan; konuşmasını bilir, çok güzel söz söyler fakat gönlü uyanık değildir.İkinci insan; konuşmasını bilir, çok güzel söz söyler fakat gönlü uyanık değildir. Gönlünden haberi yoktur. Bundan da Peygamber salllallahu aleyhi ve sellem Allah'a sığınmıştır.Gönlünden haberi yoktur. Bundan da Peygamber salllallahu aleyhi ve sellem Allah'a sığınmıştır. Lisânen çok güzel konuşur, fakat gönlü uyanık değildir. Gönül hakim bilgisi yoktur.Lisânen çok güzel konuşur, fakat gönlü uyanık değildir. Gönül hakim bilgisi yoktur. Bundan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, âlimün bi'l-lisân olan insanlardan Allah'a sığınmıştır. Bundan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, âlimün bi'l-lisân olan insanlardan Allah'a sığınmıştır. Yani doğru değil demek. Niçin? Yani doğru değil demek.

Niçin?

Lisan ile gönlün mutabakatı şart; iç ve dış bir olursa o zaman makbul olur. Lisan ile gönlün mutabakatı şart; iç ve dış bir olursa o zaman makbul olur.

Üçüncü insan; dili yok, yani konuşma kabiliyeti yok fakat gönül cihetinden çok güzel.Üçüncü insan; dili yok, yani konuşma kabiliyeti yok fakat gönül cihetinden çok güzel. Ahlâken çok güzel insan. Herkesin takdirine şâyeste olmuş.Ahlâken çok güzel insan. Herkesin takdirine şâyeste olmuş. Gönül denilen ahlâk-ı haseneyi kendisinde toplamış bir insan; gönül sahibi... Gönül denilen ahlâk-ı haseneyi kendisinde toplamış bir insan; gönül sahibi... Bu insandan istifade edebilirsiniz. Dilinden değil de hâlinden istifade edersiniz.Bu insandan istifade edebilirsiniz. Dilinden değil de hâlinden istifade edersiniz. Ama konuşmasını bilmiyor, zararı yok. Konuşmanın faydası yok.Ama konuşmasını bilmiyor, zararı yok. Konuşmanın faydası yok. Ama hâlen size vereceğini verebilir. Ama hâlen size vereceğini verebilir.

Dördüncü insan da; öğrenmiştir, öğretmiştir, öğrendiği ve öğrettiği ile de amel etmiştir.Dördüncü insan da; öğrenmiştir, öğretmiştir, öğrendiği ve öğrettiği ile de amel etmiştir. Bu insan çok yüksek insandır. Dünya ve âhirette hürmete layık ve şâyeste bir insandır.Bu insan çok yüksek insandır. Dünya ve âhirette hürmete layık ve şâyeste bir insandır. Eli öpülür bir insandır. Eli öpülür bir insandır.

Saydığımız kötü huylar ki, böyle bir insan olabilmeye mani huylardır kiSaydığımız kötü huylar ki, böyle bir insan olabilmeye mani huylardır ki bugün onun sekizincisi olan gazaptan bahsedeceğiz. bugün onun sekizincisi olan gazaptan bahsedeceğiz.

Kötü huyların sekizincisi gazap. Geçen ders dinlediniz. Kötü huyların sekizincisi gazap. Geçen ders dinlediniz.

Yine buyururlar ki; Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e bir adam gelmiş, demiş ki: Yine buyururlar ki;

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e bir adam gelmiş, demiş ki:

"Yâ Resûlallah! Bana vasiyet eyle!" "Yâ Resûlallah! Bana vasiyet eyle!"

Bir vasiyet buyur ki benim saâdetimi mucip olsun, cennete girmeme mucip olsun, az da olsun. Bir vasiyet buyur ki benim saâdetimi mucip olsun, cennete girmeme mucip olsun, az da olsun.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu zâta demişti ki; Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu zâta demişti ki;

Lâ tağdab. "Kızma!" Diğer dinleyici diyor ki: Lâ tağdab.

"Kızma!"

Diğer dinleyici diyor ki:

"Ben, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in"Ben, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bu zâta karşı verdiği şu kısa cevabın manâsını düşündüm, düşündüm... bu zâta karşı verdiği şu kısa cevabın manâsını düşündüm, düşündüm...

Ne demek "kızma"? Evet, tek kelimedir ama çok büyük manâ taşıyan bir kelime. Ne demek "kızma"?

Evet, tek kelimedir ama çok büyük manâ taşıyan bir kelime.

O adam diyor; "Sonra anladım ki bütün fenalıklar bu kızmanın altından doğuyor.O adam diyor;

"Sonra anladım ki bütün fenalıklar bu kızmanın altından doğuyor.
Bütün fenalıklar bu kızmaktan doğuyor. Binâenaleyh kızmamak gayet iyi bir şey oluğunu anladım." Bütün fenalıklar bu kızmaktan doğuyor. Binâenaleyh kızmamak gayet iyi bir şey oluğunu anladım."

Binâenaleyh kızma imanı ifsat eder, acı otların balı ifsat ettiği gibi… Binâenaleyh kızma imanı ifsat eder, acı otların balı ifsat ettiği gibi…

Binâenaleyh bu günkü dersimizde,Binâenaleyh bu günkü dersimizde, Buhârî hazretleri Resûlu Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in şu hadisini naklediyorlar ki; Buhârî hazretleri Resûlu Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in şu hadisini naklediyorlar ki;

Leyse'ş-şedîdü. Leyse'ş-şedîdü.

Leyse'ş-şedîd. "Kavi, o adam değildir ki." es-Sura'ati.Leyse'ş-şedîd. "Kavi, o adam değildir ki." es-Sura'ati. Herkesi yenen; pehlivan, bahadır. Kimseye yenilmiyor herkesi yeniyor, birinci pehlivan. Herkesi yenen; pehlivan, bahadır. Kimseye yenilmiyor herkesi yeniyor, birinci pehlivan.

"Bu değildir." diyor. Yâ? "Bu değildir." diyor.

Yâ?

Ellezî yemlikü nefsehû inde'l-gadabi.Ellezî yemlikü nefsehû inde'l-gadabi. "Kızdığı vakitte nefsine hakim olabilen, nefsine malik olabilen insandır pehlivan." "Kızdığı vakitte nefsine hakim olabilen, nefsine malik olabilen insandır pehlivan."

Pehlivan o insandır ki; kızdığı vakitte nefsine malik oluyor,Pehlivan o insandır ki; kızdığı vakitte nefsine malik oluyor, kendisini tutuyor, kızgınlığının icaplarını yapmıyor. kendisini tutuyor, kızgınlığının icaplarını yapmıyor. Hakim oluyor nefsine. İşte budur makbul olan ve memduh olan. Hakim oluyor nefsine. İşte budur makbul olan ve memduh olan.

İbn Hibban hazretleri Sahih'inin Muhtasar'ında şunu böyle naklediyor. İbn Hibban hazretleri Sahih'inin Muhtasar'ında şunu böyle naklediyor.

Leyse'ş-şedîdü men yağlibü'n-nâse innema'ş-şedîdü ğalebe alâ nefsihî inde'l-gadabi. Leyse'ş-şedîdü men yağlibü'n-nâse innema'ş-şedîdü ğalebe alâ nefsihî inde'l-gadabi.

"Kızdığı vakitte nefsine galib olan insandır, şedîd olan insan, tuttuğunu koparan insan." "Kızdığı vakitte nefsine galib olan insandır, şedîd olan insan, tuttuğunu koparan insan."

Ahmed b. Hanbel hazretleri bunu şöyle söylüyorlar.Ahmed b. Hanbel hazretleri bunu şöyle söylüyorlar. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuşlar ki; Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuşlar ki;

Ma's-sura'ah. Ashabına soruyor; Ma's-sura'ah.

Ashabına soruyor;

"Sura'a nedir biliyor musunuz ey ashâbım? "Sura'a nedir biliyor musunuz ey ashâbım?

"Evet, es-sarî', herkesi yenen adama derler yâ Resûlallah!"Evet, es-sarî', herkesi yenen adama derler yâ Resûlallah! Sura', öyle bir pehlivandır ki herkesi yeniyor. Budur." Yok, o değildir. Sura', öyle bir pehlivandır ki herkesi yeniyor. Budur."

Yok, o değildir.

es-Sura'atü küllü's-sura'a es-sura'atü küllü's-sura'a es-sura'atü küllü's-sura'a er-raculellezî yağdabu... Üç defa tekrar ettikten sonra,es-Sura'atü küllü's-sura'a es-sura'atü küllü's-sura'a es-sura'atü küllü's-sura'a er-raculellezî yağdabu...

Üç defa tekrar ettikten sonra,
"O pehlivan olan insan o adamdır ki gazap etmiş."O pehlivan olan insan o adamdır ki gazap etmiş. " Fe-yeştetde gadabuhû. "Gazabı da şiddetlenmiş."" Fe-yeştetde gadabuhû. "Gazabı da şiddetlenmiş." Ve yahmarru aynâhu. "Ve gözleri kızarmış kızgınlığından."Ve yahmarru aynâhu. "Ve gözleri kızarmış kızgınlığından." Ve yakşe'arru cildühû. "Hiddetinden titriyor böyle." Ve yakşe'arru cildühû. "Hiddetinden titriyor böyle."

"İşte o zaman nefsini yenebilirse, bu şiddetli anında nefsini yenebilirse;"İşte o zaman nefsini yenebilirse, bu şiddetli anında nefsini yenebilirse; pehlivan odur!" diyerekten buyurmuşlar. pehlivan odur!" diyerekten buyurmuşlar.

Tabi bunları böyle buyururken, bize de buradan düşen dersler geri kalmıyor.Tabi bunları böyle buyururken, bize de buradan düşen dersler geri kalmıyor. Biz de tabiatıyla beşeriz. Kızma bizde de vardır, kızarız... Kızmadan insan olmaz. Biz de tabiatıyla beşeriz. Kızma bizde de vardır, kızarız... Kızmadan insan olmaz.

İmam Şâfiî rahmetullahi aleyh diyor ki; İmam Şâfiî rahmetullahi aleyh diyor ki;

"Kızılacak zamanda kızmayan insanın merkepten farkı yoktur." "Kızılacak zamanda kızmayan insanın merkepten farkı yoktur."

Kızılacak vakitte kızmasını bilmeyen insanın merkepten farkı yoktur diyen İmam Şâfiî rahmetullahi aleyh.Kızılacak vakitte kızmasını bilmeyen insanın merkepten farkı yoktur diyen İmam Şâfiî rahmetullahi aleyh. Yani insan ekmeğe olan ihtiyacımız nasılsa gazaba olan ihtiyacımızda orada vardır. Yani insan ekmeğe olan ihtiyacımız nasılsa gazaba olan ihtiyacımızda orada vardır. Eğer o sırada gazabımız yok ise o zaman mahkum oluruz. Eğer o sırada gazabımız yok ise o zaman mahkum oluruz.

Mesela nefsine hakim olmayan insan mahkum derecesine, mahkumiyet altına düşer.Mesela nefsine hakim olmayan insan mahkum derecesine, mahkumiyet altına düşer. Binâenaleyh nefsine hakim olmayan insan mahkum olunca böyle gazabına da hakim olamayan insanBinâenaleyh nefsine hakim olmayan insan mahkum olunca böyle gazabına da hakim olamayan insan veya gazap edilmesi lazım geldiği bir sırada gazap etmeyen insan;veya gazap edilmesi lazım geldiği bir sırada gazap etmeyen insan; İmam Şâfiî'ce makbul bir insan değildir.İmam Şâfiî'ce makbul bir insan değildir. Kızılması lazım geldiği yerde kızılacaktır. Kızılması lazım geldiği yerde kızılacaktır.

Mesela şeref-i ğarrâ-i Muhammediye'ye aykırı hareketler gözünün önünde cereyan edip dururken,Mesela şeref-i ğarrâ-i Muhammediye'ye aykırı hareketler gözünün önünde cereyan edip dururken, "Eh bana ne…" deyip geçmek ve hiç olmaz ise içerisinden; elinden bir şey gelmiyor,"Eh bana ne…" deyip geçmek ve hiç olmaz ise içerisinden; elinden bir şey gelmiyor, dilinden bir şey gelmiyor ise içinden ona karşı bir nefreti duymamak bu da İslâmiyet'te çok geri bir iştir. dilinden bir şey gelmiyor ise içinden ona karşı bir nefreti duymamak bu da İslâmiyet'te çok geri bir iştir.

Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh, kendisinin Edirne Kapı'da,Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh, kendisinin Edirne Kapı'da, Kariye Cami'sinin yanında mesken karargahı vardır. Kariye Cami'sinin yanında mesken karargahı vardır. "Saîd el-Hudrî hazretlerinin makberesidir." diyerekten oraya bir levha asmışlar. "Saîd el-Hudrî hazretlerinin makberesidir." diyerekten oraya bir levha asmışlar. İstanbul'a gaza için, İstanbul'un fethine gelen bu zât, ashab-ı güzînden olan bu zât rivayet ediyor: İstanbul'a gaza için, İstanbul'un fethine gelen bu zât, ashab-ı güzînden olan bu zât rivayet ediyor:

"Bir ikindi vakti idi. Resûlu Ekrem sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem hazretleri hutbeye çıktılar." "Bir ikindi vakti idi. Resûlu Ekrem sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem hazretleri hutbeye çıktılar."

Hutbe, yalnız Cuma günü okunan hutbe değildir.Hutbe, yalnız Cuma günü okunan hutbe değildir. Resûlu Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri icap ettikçe, vakitli vakitsizResûlu Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri icap ettikçe, vakitli vakitsiz daima çıkar, ashabını irşad için söylenecek sözleri söylerdi. daima çıkar, ashabını irşad için söylenecek sözleri söylerdi. Onlara da hutbe derlerdi. Onlara da hutbe derlerdi.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu ikindiden sonraki hutbesinde diyor, Ebû Saîd el-Hudrî hazretleri;Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu ikindiden sonraki hutbesinde diyor, Ebû Saîd el-Hudrî hazretleri; kıyamete kadar olacak bütün vukuâtıkıyamete kadar olacak bütün vukuâtı Resûlu Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri birer birer izah etti, anlattı.Resûlu Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri birer birer izah etti, anlattı. Fakat zapt edebilen zapt etti, zapt edilemeyen, unutulan da unutuldu. Fakat zapt edebilen zapt etti, zapt edilemeyen, unutulan da unutuldu.

Benim de hatırımdan kalanlardan, buyurmuşlar ki ; Benim de hatırımdan kalanlardan, buyurmuşlar ki ;

Elâ inne'd-dünyâ hulvetün hadiretün.Elâ inne'd-dünyâ hulvetün hadiretün. "Dünya yeşillik, ziynetli, tatlı, cazip bir yerdir. Sizi orası aldatmasın." "Dünya yeşillik, ziynetli, tatlı, cazip bir yerdir. Sizi orası aldatmasın." Ve innallahe müstahlifüküm fîhâ fe-yanzuru keyfe ta'lemûne.Ve innallahe müstahlifüküm fîhâ fe-yanzuru keyfe ta'lemûne. "Cenâb-ı Hak sizi oraya halef olarak göndermiş, "Cenâb-ı Hak sizi oraya halef olarak göndermiş, 'Burada bakalım nasıl amel edeceksiniz görünsün ve ona göre herkes 'Burada bakalım nasıl amel edeceksiniz görünsün ve ona göre herkes derecesini alsın' diyerekten Cenâb-ı Hak bizi buraya göndermiş." derecesini alsın' diyerekten Cenâb-ı Hak bizi buraya göndermiş."

Binâenaleyh; Elâ fe'ttekû'd-dünyâ. "Size bu cazip ve gayet ziynetli görünen dünya sizi aldatmasın." Binâenaleyh;

Elâ fe'ttekû'd-dünyâ. "Size bu cazip ve gayet ziynetli görünen dünya sizi aldatmasın."

Sizi kandırmasın, sizi mağrur etmesin. Çünkü fâniyetün. "Sonu yok, fanîdir... Sizi kandırmasın, sizi mağrur etmesin. Çünkü fâniyetün. "Sonu yok, fanîdir...

Binâenaleyh nasıl bizden evvel ki ecdad bu güzel mülkü bırakıp gittiyse,Binâenaleyh nasıl bizden evvel ki ecdad bu güzel mülkü bırakıp gittiyse, elbet biz de sıramız geldikçe bırakıp birer birer bu fanî makberemizden gideceğiz. elbet biz de sıramız geldikçe bırakıp birer birer bu fanî makberemizden gideceğiz. Binâenaleyh bu fanî âlemde sizin vazifeleriniz neler ise onları yapınız. Binâenaleyh bu fanî âlemde sizin vazifeleriniz neler ise onları yapınız.

Bir kere ibadât u tâattan ayrılmayınız. Seyyiattan son derece içtinap ediniz, sakınınız.Bir kere ibadât u tâattan ayrılmayınız. Seyyiattan son derece içtinap ediniz, sakınınız. Yani günah denilen şeyleri işlemeyiniz. Yani günah denilen şeyleri işlemeyiniz. Dünya sizi aldatıp da ne olacakmış deyip günahları işleyip Allahu celle ve alâ'ya yapılması lazımDünya sizi aldatıp da ne olacakmış deyip günahları işleyip Allahu celle ve alâ'ya yapılması lazım gelen ibadetten de uzak kalmayınız ki döneceğiniz, gideceğiniz yer yine Allah'tır.gelen ibadetten de uzak kalmayınız ki döneceğiniz, gideceğiniz yer yine Allah'tır. Bu fanî dünya da Allah'ındır. Bu fanî dünya da Allah'ındır.

Ve'ttekû'n-nisâe.Ve'ttekû'n-nisâe. "Bu dünyayla aldanmayacağınız gibi, aldanmamız lazım geldiği gibi; kadınlarına da aldanmayın." "Bu dünyayla aldanmayacağınız gibi, aldanmamız lazım geldiği gibi; kadınlarına da aldanmayın."

Sizi taat-ı ilâhîden onlar huruc ettirmesinler, çıkarmasınlar.Sizi taat-ı ilâhîden onlar huruc ettirmesinler, çıkarmasınlar. Haram paraları kazanıp da onları yaşatacağız diyerekten,Haram paraları kazanıp da onları yaşatacağız diyerekten, haram paralar kazanmaya veyahut haram şeyleri irtikap etmeye kalkışmayınız. haram paralar kazanmaya veyahut haram şeyleri irtikap etmeye kalkışmayınız. Sonra çok pişman olursunuz. Sonra çok pişman olursunuz. Bu fanî dünyayı bırakacağınız gün Hazreti Azrail'inBu fanî dünyayı bırakacağınız gün Hazreti Azrail'in darbesine çarpıldığınız zaman nedamet etseniz de para etmez o zaman artık. darbesine çarpıldığınız zaman nedamet etseniz de para etmez o zaman artık.

Binâenaleyh o gün başınıza gelmeden şimdi ben size haber veriyorum ki;Binâenaleyh o gün başınıza gelmeden şimdi ben size haber veriyorum ki; bu dünya fanîdir, bu dünyada ömürlerimiz sayılı nefeslerimizledir. bu dünya fanîdir, bu dünyada ömürlerimiz sayılı nefeslerimizledir. Bu sayılı nefeslerimiz tükenince ecel gelmiştir. Bu sayılı nefeslerimiz tükenince ecel gelmiştir. İster hastalıkla gelir, ister hastalıksız gelir, bir anda insan gider. İster hastalıkla gelir, ister hastalıksız gelir, bir anda insan gider.

Onun için siz Allah'tan korkunuz, dünyada aldanmayınız, kadınlardan da korkunuz.Onun için siz Allah'tan korkunuz, dünyada aldanmayınız, kadınlardan da korkunuz. Hukuklarına da riayet ediniz. Onların şeriat-ı İslâmiyeden dışarı çıkmalarına da müsaade etmeyiniz. Hukuklarına da riayet ediniz. Onların şeriat-ı İslâmiyeden dışarı çıkmalarına da müsaade etmeyiniz.

Bu uzun sürdü diyor, ikindiden akşama kadar söylemiş çünkü. Bu uzun sürdü diyor, ikindiden akşama kadar söylemiş çünkü.

Bize lazım olan buradaki kısmı; Huliku'n-nâsi alâ tabakâtin. Bize lazım olan buradaki kısmı;

Huliku'n-nâsi alâ tabakâtin.

"İnsanlar çeşitli tabakalar üzerine halk olunmuştur." "İnsanlar çeşitli tabakalar üzerine halk olunmuştur."

Yelerde ki madenler gibi. Bazı yere burguyu salarsınız yahut kazarsınız, birkaç metreden su çıkar size.Yelerde ki madenler gibi. Bazı yere burguyu salarsınız yahut kazarsınız, birkaç metreden su çıkar size. Bazı yerleri kazarsınız, beş on metreden su çıkar size,Bazı yerleri kazarsınız, beş on metreden su çıkar size, bazı yerleri 50, 100, 200 metre derinliklere varırsınız ancak o zaman su alabilirsiniz. bazı yerleri 50, 100, 200 metre derinliklere varırsınız ancak o zaman su alabilirsiniz. İnsanlar da tıpkı böyledir. Kimisi kolaylıkla yola gelir, kimisi çok zorlukla yola gelir. İnsanlar da tıpkı böyledir. Kimisi kolaylıkla yola gelir, kimisi çok zorlukla yola gelir. Binâenaleyh gazap da böyledir. Bazı insan; Binâenaleyh gazap da böyledir.

Bazı insan;

Elâ ve inne minhüm batî'ü'l-gadabi seri'u'l-fey'i.Elâ ve inne minhüm batî'ü'l-gadabi seri'u'l-fey'i. "Ağır kızar, çabuk kızmaz, kızması ağırdır. Fakat çabuk da barışır." "Ağır kızar, çabuk kızmaz, kızması ağırdır. Fakat çabuk da barışır."

Ağır kızmıştır fakat barışırken çabuk barışır. Ağır kızmıştır fakat barışırken çabuk barışır.

Ve minhüm serî'u'l-gadabi serî'u'l-fey'i. "Bazısı da çabuk kızar, çabuk da barışır." Ve minhüm serî'u'l-gadabi serî'u'l-fey'i. "Bazısı da çabuk kızar, çabuk da barışır."

Bu da makbül değil. Bu da makbül değil.

[Ve minhüm serî'u'l-gadabi batî'ü'l-fey'i.] "Birisi de çabuk kızar geç barışır." [Ve minhüm serî'u'l-gadabi batî'ü'l-fey'i.] "Birisi de çabuk kızar geç barışır."

Bu da haklı değil. Bu da haklı değil.

Elâ ve hayruhüm batî'ü'l-gadabi seri'u'l-fey'i. "Bunların yani şu üç kişiden hayırlısı,Elâ ve hayruhüm batî'ü'l-gadabi seri'u'l-fey'i. "Bunların yani şu üç kişiden hayırlısı, ağır kızıp çabuk barışanıdır." ağır kızıp çabuk barışanıdır."

Hayırlı olan, geç kızıyor, yani öyle kolay kolay kızmıyor.Hayırlı olan, geç kızıyor, yani öyle kolay kolay kızmıyor. Kolay kolay kızmıyor ama barışırken de çabuk barışıyor. Kolay kolay kızmıyor ama barışırken de çabuk barışıyor.

İkincisi; Elâ ve şerruhüm seri'u'l-gadabi batî'ü'l-fey'i. "Çabuk kızıyor,İkincisi;

Elâ ve şerruhüm seri'u'l-gadabi batî'ü'l-fey'i. "Çabuk kızıyor,
barışması için bakarsın ooo bakarsın araya bir sürü ricacılar girer, şu gidrer bu girer,barışması için bakarsın ooo bakarsın araya bir sürü ricacılar girer, şu gidrer bu girer, "Yok efendim, barışmam da barışmam!" "Yok efendim, barışmam da barışmam!"

Bu da makbul değil. Şerrun. "O kötüsüdür." dedi. Bu da makbul değil. Şerrun. "O kötüsüdür." dedi.

Bunun altında yine pehlivanı bildiriyor. Bunun altında yine pehlivanı bildiriyor.

Sur'a ile Sura'anın arasındaki farkı da anlatayım. Sur'a ile Sura'anın arasındaki farkı da anlatayım.

İkisi de aynı kelimedir: Sad, Rı, Ayn harflerinden mürekkeptir amaİkisi de aynı kelimedir: Sad, Rı, Ayn harflerinden mürekkeptir ama birisinde Rı üstün olarak okunur, birisinde Rı sükun ile okunur. birisinde Rı üstün olarak okunur, birisinde Rı sükun ile okunur. Sükun ile okunursa "Herkese yenilen adam" demek. Farka bakın. Sükun ile okunursa "Herkese yenilen adam" demek. Farka bakın. İbareyi sur'a diye okursan "Herkese yenilen bir adam" manası çıkar.İbareyi sur'a diye okursan "Herkese yenilen bir adam" manası çıkar. Sura'a, "Herkesi yenen adam." Aradaki farkı bilmem anlayabildiniz mi? Sura'a, "Herkesi yenen adam."

Aradaki farkı bilmem anlayabildiniz mi?

Bu sura'a, "görmez misiniz?" diyor. Bu sura'a, "görmez misiniz?" diyor.

Elâ ve inne'l-gazabe cemratün fî kalbi ibni Âdeme. "Gazap, insanoğlunun kalbinde bir ateştir." Elâ ve inne'l-gazabe cemratün fî kalbi ibni Âdeme. "Gazap, insanoğlunun kalbinde bir ateştir."

Çakmak taşının içinde ateşi gördünüz mü siz? Çakmak taşının içinde ateşi gördünüz mü siz?

Birinize göstersek, "Bunun içinde ateş vardır." [desek,] gülersiniz.Birinize göstersek, "Bunun içinde ateş vardır." [desek,] gülersiniz. Fakat çakmak taşını vurduğunuz vakitte kıvılcım çıkıp da sigaranızı yaktığınız vakitte,Fakat çakmak taşını vurduğunuz vakitte kıvılcım çıkıp da sigaranızı yaktığınız vakitte, "Haa, burada da ateş varmış" dersiniz. "Haa, burada da ateş varmış" dersiniz.

Nerden gömüldü o ateş oraya? Nerden gömüldü o ateş oraya?

Onu Allahu celle ve alâ ezelde koymuş oraya.Onu Allahu celle ve alâ ezelde koymuş oraya. Bizim içimizde de, şevhet nasıl konulmuşsa ezelde konulmuş bir gazap vardır.Bizim içimizde de, şevhet nasıl konulmuşsa ezelde konulmuş bir gazap vardır. Şehvet olmasaydı anamızdan doğar doğmaz meme isteyemezdik, verilen memeyi de almazdık. Şehvet olmasaydı anamızdan doğar doğmaz meme isteyemezdik, verilen memeyi de almazdık. Bu Allahu celle ve alâ o nimeti bize vermiş ki doğar doğmaz daha meme istiyoruz anamızdan. Bu Allahu celle ve alâ o nimeti bize vermiş ki doğar doğmaz daha meme istiyoruz anamızdan.

Binâenaleyh gazap da öyle vakt-i ezelde konmuştur.Binâenaleyh gazap da öyle vakt-i ezelde konmuştur. Fakat bunu istîmal bize verilmiştir. Fakat bunu istîmal bize verilmiştir.

Fe-elhemehâ fücûrahâ ve takvâhâ. Fe-elhemehâ fücûrahâ ve takvâhâ.

Bunu yerinde kullanacaksın. Bütün ahlâklar böyledir. Bunu yerinde kullanacaksın. Bütün ahlâklar böyledir.

Mesela saydığımız ahlâklar, bu güne kadar sekiz tane saydık.Mesela saydığımız ahlâklar, bu güne kadar sekiz tane saydık. Bunların her birisinin cephesi vardır. Cephesinin ayrılışı insanın bilgisine ve istidadına bağlıdır. Bunların her birisinin cephesi vardır. Cephesinin ayrılışı insanın bilgisine ve istidadına bağlıdır.

Mesela silah çok iyi bir şeydir. Silah.Mesela silah çok iyi bir şeydir. Silah. Fakat bu silahı havaya kaldırır da dan dan dan atarsanızFakat bu silahı havaya kaldırır da dan dan dan atarsanız devletin kurşununu, milletin kurşununu havaya harcamış olursunuz. devletin kurşununu, milletin kurşununu havaya harcamış olursunuz.

Masat burada ne idi? Hedefi vurmaktı.Masat burada ne idi?

Hedefi vurmaktı.
Siz hedefi gözlemiyorsunuz, havaya kaldırmışsınız namlunuzuSiz hedefi gözlemiyorsunuz, havaya kaldırmışsınız namlunuzu tak tak tak silah attırıyorsunuz yazık yahu. tak tak tak silah attırıyorsunuz yazık yahu.

Siz buna acımaz mısınız? Onun yeri vardır, harcanacak yeri vardır. Siz buna acımaz mısınız?

Onun yeri vardır, harcanacak yeri vardır.

Binâenaleyh gazaplar da böyledir.Binâenaleyh gazaplar da böyledir. Lüzumsuz yerde harcamak lüzumsuz yere silah atmak gibidir, isabetsiz silah atmak gibidir.Lüzumsuz yerde harcamak lüzumsuz yere silah atmak gibidir, isabetsiz silah atmak gibidir. Binâenaleyh gazap yerinde olduğu vakitte makbul olur.Binâenaleyh gazap yerinde olduğu vakitte makbul olur. Yerinde olmadığı vakitte İbn Âdem'de konmuştur. Yerinde olmadığı vakitte İbn Âdem'de konmuştur.

İhmarra ayneyhi. "Gözleri kızarır adamın, gözleri kızarır." İhmarra ayneyhi. "Gözleri kızarır adamın, gözleri kızarır."

Daha? Yüzü de kızarır. Daha? Titremeler hasıl olur ki alâmetler… Daha?

Yüzü de kızarır.

Daha?

Titremeler hasıl olur ki alâmetler…

Bu can damarları da diyorlar o da kabarır,Bu can damarları da diyorlar o da kabarır, şişer böyle kızgınlığının, gazabının şiddetinden, hiddetinden. şişer böyle kızgınlığının, gazabının şiddetinden, hiddetinden.

Fe-men uhısse bi-şey'in min zâlike. Fe-men uhısse bi-şey'in min zâlike.

"Baktınız ki siz artık gazap halini almışsınız, elinizden bir felaket de çıkma imkanı var.""Baktınız ki siz artık gazap halini almışsınız, elinizden bir felaket de çıkma imkanı var." Fe'l-yelsak ile'l-ardı. "Derhal otur yere." Fe'l-yelsak ile'l-ardı. "Derhal otur yere."

Bu oturma, insanın gadabının söndürülmesinin birinci alâmetidir.Bu oturma, insanın gadabının söndürülmesinin birinci alâmetidir. İcap ederse derhal bir abdest al. İcap ederse bir soğuk su ile yıkan, çünkü [gazap] ateştir. İcap ederse derhal bir abdest al. İcap ederse bir soğuk su ile yıkan, çünkü [gazap] ateştir. Ateşi ancak su söndürür. Ateşi ancak su söndürür.

Tencereyi koymuşsunuz, ateş de yanıyor, içindeki suyun galeyan etmemesine imkan var mı? Tencereyi koymuşsunuz, ateş de yanıyor, içindeki suyun galeyan etmemesine imkan var mı?

Ateş yandıkça, o su da içinde durdukça kaynayarak taşacak.Ateş yandıkça, o su da içinde durdukça kaynayarak taşacak. Eğer süt gibi bir şey ise ateşinizi de söndürür, Eğer süt gibi bir şey ise ateşinizi de söndürür, ortalığınızı da alt üst eder, süt da tencerede kaybolur gider. ortalığınızı da alt üst eder, süt da tencerede kaybolur gider.

O zaman ne yapmak lazım? Derhal ateşi söndürmek lazım. O zaman ne yapmak lazım?

Derhal ateşi söndürmek lazım.

Ateş ne ile söner? Ancak su ile söner. Ateş ne ile söner?

Ancak su ile söner.

Binâenaleyh böyle gazaplı devirlere rast geldiğiniz vakitte güzelce bir abdest almakBinâenaleyh böyle gazaplı devirlere rast geldiğiniz vakitte güzelce bir abdest almak veyahut boy abdesti almak suretiyle, suya girmek suretiyle, kendinizi teskin etmeyeveyahut boy abdesti almak suretiyle, suya girmek suretiyle, kendinizi teskin etmeye çalışırsınız ki gazabın vereceği fenalıklardan kendinizi bu suretle önlemiş olabilirsiniz. çalışırsınız ki gazabın vereceği fenalıklardan kendinizi bu suretle önlemiş olabilirsiniz.

Onun için İbn Abbas radıyallahu anhümâ diyor ki; Onun için İbn Abbas radıyallahu anhümâ diyor ki;

İdfa' billetî hiye ahsen âyet-i celîlesinde, idfa'. "Def et." İdfa' billetî hiye ahsen âyet-i celîlesinde, idfa'. "Def et."

Başına gelen birçok mehrûhât, uygunsuz haller olur ya,Başına gelen birçok mehrûhât, uygunsuz haller olur ya, insanlık hâli başına gelir: İdfa' billetî hiye ahsen. insanlık hâli başına gelir: İdfa' billetî hiye ahsen.

Mesela, herif gelmiş sövüyor Allah'a, veya sopasını çekmiş vuracak.Mesela, herif gelmiş sövüyor Allah'a, veya sopasını çekmiş vuracak. E sen de ona karşı sopanı çekersen, bıçağını çekersen, sen de onun gibi ona E sen de ona karşı sopanı çekersen, bıçağını çekersen, sen de onun gibi ona fena fena sözler söylersen, tabiatıyla bu iki fenalıktan büyük bir fenalık da doğar. fena fena sözler söylersen, tabiatıyla bu iki fenalıktan büyük bir fenalık da doğar.

İşte sen bunu def et, nasıl? İşte sen bunu def et, nasıl?

es-Sabru ınde'l-gadabi. "O zaman sabır kuşağını kuşanmak lazım." es-Sabru ınde'l-gadabi. "O zaman sabır kuşağını kuşanmak lazım."

Eğer sen buna vaktiyle alışmadıysan, alıştırılmadıysan, böyle serî'u'l-gadab bir insan isen,Eğer sen buna vaktiyle alışmadıysan, alıştırılmadıysan, böyle serî'u'l-gadab bir insan isen, derhal bunun içerisine feveran eder, kendinden geçer;derhal bunun içerisine feveran eder, kendinden geçer; birçok günahların, felaketlerin başına gelmesine sebep olursun. birçok günahların, felaketlerin başına gelmesine sebep olursun.

Onun için; es-Sabru inde'l-ğadabi ve'l-afvu ınde'l-isâeti.Onun için;

es-Sabru inde'l-ğadabi ve'l-afvu ınde'l-isâeti.
"Bir de kötülük yapıldığı vakitte o kötülüğü kötülükle değil de, "Bir de kötülük yapıldığı vakitte o kötülüğü kötülükle değil de, kötülüğe iyilikle mukabele etmek de insanlığın yüksek alâmetlerindendir." kötülüğe iyilikle mukabele etmek de insanlığın yüksek alâmetlerindendir."

Onun için bizim büyüklerimizden birçokları var.Onun için bizim büyüklerimizden birçokları var. Böyle kötü kötü sözler söylenildiği vakitte onlara büyük büyük mükafatlar göndermişler,Böyle kötü kötü sözler söylenildiği vakitte onlara büyük büyük mükafatlar göndermişler, paralar göndermişler, esbaplar göndermişler, hatta birşeysi yoksa, paralar göndermişler, esbaplar göndermişler, hatta birşeysi yoksa, "Benim bütün sevaplarımı sana bağışladım kardeşim!" demişler. "Benim bütün sevaplarımı sana bağışladım kardeşim!" demişler. Bu meziyet insanların düşmanlarını kendilerine zelil eder diyor.Bu meziyet insanların düşmanlarını kendilerine zelil eder diyor. O sana artık mahcub bir vaziyette gelir, özür diler. O sana artık mahcub bir vaziyette gelir, özür diler. Çünkü ihsanı görürse; el-İnsânü abîdü'l-ihsân. "İnsan paranın kuludur, ihsanın kuludur." Çünkü ihsanı görürse;

el-İnsânü abîdü'l-ihsân. "İnsan paranın kuludur, ihsanın kuludur."

Parayı gördü müydü gevşeyiverir.Parayı gördü müydü gevşeyiverir. Binâenaleyh evvelce sana sövüp, sayan, ağır ağır söz söyleyen insanlara karşıBinâenaleyh evvelce sana sövüp, sayan, ağır ağır söz söyleyen insanlara karşı böyle ihsân u ikrâm ile mukabele edince, bu insandır ya, düşünür,böyle ihsân u ikrâm ile mukabele edince, bu insandır ya, düşünür, "Yahu bende ne edepsizlik yapıyorum."Yahu bende ne edepsizlik yapıyorum. Bak bana bu adam neyle karşılık veriyor, ben bu adama ne yapıyorum." diye utanır kendiliğinden. Bak bana bu adam neyle karşılık veriyor, ben bu adama ne yapıyorum." diye utanır kendiliğinden.

Cenab-ı Hak cümlemizi afv u mağfiret eylesin de güzel bir kul olarak yaşayıpCenab-ı Hak cümlemizi afv u mağfiret eylesin de güzel bir kul olarak yaşayıp ve lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah kelime-i tayyibe-i münciyesinin bayrağı altında yaşaya yaşayave lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah kelime-i tayyibe-i münciyesinin bayrağı altında yaşaya yaşaya son nefsimizde de bu güzel kelime getirerekten, son nefsimizde de bu güzel kelime getirerekten, eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah deyip eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah deyip çene kapayıp göz yummayı Cenâb-ı Mevlâçene kapayıp göz yummayı Cenâb-ı Mevlâ cümle Ümmet-i Muhammed'e, bizlere de nasib-i müyesser eyleye. cümle Ümmet-i Muhammed'e, bizlere de nasib-i müyesser eyleye.

Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2