Namaz Vakitleri
İstanbul
11 Cemâziye'l-Evvel 1448
22 October 2026
İmsak
05:51
Güneş
07:16
Öğle
12:54
İkindi
15:52
Akşam
18:20
Yatsı
19:40
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîn Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ecmaîne't-tayyibîne't-tâhirîn.

el-Hamdülillâhi rabbi'l-âlemîn Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ecmaîne't-tayyibîne't-tâhirîn.
Rabbimiz’e hamd-ü senâlar olsun.

Rabbimiz’e hamd-ü senâlar olsun.
Âhir zaman Peygamberi, Seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirîn, Şefîi’l-ümme, Nebiyyi’r-rahme

Âhir zaman Peygamberi, Seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirîn, Şefîi’l-ümme, Nebiyyi’r-rahme
Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine tahiyyât ve ihtiramâtımızı,Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine tahiyyât ve ihtiramâtımızı, salât-u selamlarımızı arz ederiz, Mevlâmız vâsıl eylesin...salât-u selamlarımızı arz ederiz, Mevlâmız vâsıl eylesin... Peygamber Efendimiz’in şefaatine cümlemizi nâil eylesin…Peygamber Efendimiz’in şefaatine cümlemizi nâil eylesin… Geçmişlerinize rahmet eylesin...Geçmişlerinize rahmet eylesin... Ömrümüzü hayırlı ömür eylesin...Ömrümüzü hayırlı ömür eylesin... Evlatlarımızı hayırlı evlatlar eylesin...Evlatlarımızı hayırlı evlatlar eylesin... Huzuruna sevdiği razı olduğu bir kul olarak varmayı cümlemize lütfuyla, keremiyleHuzuruna sevdiği razı olduğu bir kul olarak varmayı cümlemize lütfuyla, keremiyle Ekremü’l-ekremîn olan Rabbimiz nasip ve müyesser eylesin...Ekremü’l-ekremîn olan Rabbimiz nasip ve müyesser eylesin... Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Diyâr-ı gurbetteyiz.

Diyâr-ı gurbetteyiz.
Avustralya kıtasının Mildura (Milcura) denilen bir kasabasında Allah biziAvustralya kıtasının Mildura (Milcura) denilen bir kasabasında Allah bizi mescitlerinden bir mescitte, evlerinden bir evde müslüman kardeşler olarakmescitlerinden bir mescitte, evlerinden bir evde müslüman kardeşler olarak nasip etti, huzuruna kabul etti.nasip etti, huzuruna kabul etti. Namazını eda ettik, hamd-ü senâlar olsun.Namazını eda ettik, hamd-ü senâlar olsun. Rabbimiz bizi rızasından, ibadetinden, taatinden ayırmasın...

Rabbimiz bizi rızasından, ibadetinden, taatinden ayırmasın...
Gaflete, dalâlete, sefaete, sefalete, düşürmesin...Gaflete, dalâlete, sefaete, sefalete, düşürmesin... Diyâr-ı gurbette olduğumuz halde Allah bizi elhamdülillah

Diyâr-ı gurbette olduğumuz halde Allah bizi elhamdülillah
sevdiği, razı olduğu dine bağlı kullar eylemiş.sevdiği, razı olduğu dine bağlı kullar eylemiş. Ve yolundan ayrılmayanlardan, o zümreden olmayı nasip eylemiş.Ve yolundan ayrılmayanlardan, o zümreden olmayı nasip eylemiş. Allah Teâlâ hazretlerinin indinde, vezn-i ilâhîsinde en kıymetli olan şey, mümin olmaktır.Allah Teâlâ hazretlerinin indinde, vezn-i ilâhîsinde en kıymetli olan şey, mümin olmaktır. Her şeyin başı odur.Her şeyin başı odur. Her şeyin temeli odur.Her şeyin temeli odur. Her türlü saadetin kaynağı odur, sebebi odur.Her türlü saadetin kaynağı odur, sebebi odur. İman olmadığı zaman her şey biter.İman olmadığı zaman her şey biter. Dünya ve âhiret kapkaranlık olur. Elektrik kesilmiş gibi olur.Dünya ve âhiret kapkaranlık olur. Elektrik kesilmiş gibi olur. İnsanoğlunun elinden her türlü fırsat kaçar ve insanoğlu muazzam bir boşluğa ve mahrumiyete yuvarlanır gider.İnsanoğlunun elinden her türlü fırsat kaçar ve insanoğlu muazzam bir boşluğa ve mahrumiyete yuvarlanır gider. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki:
İbn Hacer el-Askalânî hazretlerinin bize bildirdiğine göre Münebbihât isimli kitabında:İbn Hacer el-Askalânî hazretlerinin bize bildirdiğine göre Münebbihât isimli kitabında: “İki konu vardır ki bunlardan daha üstün, daha faziletli konu olamaz.”“İki konu vardır ki bunlardan daha üstün, daha faziletli konu olamaz.” Hadîs-i şerîf:

Hadîs-i şerîf:
Hasletâni lâ şey’e efdale minhümâ.Hasletâni lâ şey’e efdale minhümâ. “Bunlardan daha faziletli bir konu olamaz.”“Bunlardan daha faziletli bir konu olamaz.” “İki konu vardır, birisi;” el-îmânu billâh.“İki konu vardır, birisi;” el-îmânu billâh. “Mü’min olmak, Allah’a inanan bir kul olmak.”“Mü’min olmak, Allah’a inanan bir kul olmak.” Çok önemli, fevkalâde kıymetli bir husus.Çok önemli, fevkalâde kıymetli bir husus. İkincisi; ve’n-nef’u li’l-müslimîn.İkincisi; ve’n-nef’u li’l-müslimîn. “Müslümanlara faydalı olmak.”“Müslümanlara faydalı olmak.” Muzır olmamak, zararlı olmamak, diğerinden müslümanlara bir sıkıntı vermemek.

Muzır olmamak, zararlı olmamak, diğerinden müslümanlara bir sıkıntı vermemek.
Herhangi bir insana yük olmamak, zarar vermemek; faydalı olmak.Herhangi bir insana yük olmamak, zarar vermemek; faydalı olmak. Mümin olmak, bir; faydalı insan olmak, iki.

Mümin olmak, bir; faydalı insan olmak, iki.
Bunlardan daha faziletli, daha üstün bir vasıf olamaz insanoğlu için.Bunlardan daha faziletli, daha üstün bir vasıf olamaz insanoğlu için. Yanıma seyahatte Hz. Ali radıyallahu anh ve keremallâhu veche Efendimiz’in

Yanıma seyahatte Hz. Ali radıyallahu anh ve keremallâhu veche Efendimiz’in
bin tane güzel sözünü -yani özdeyiş diyoruz, vecize diyoruz- ihtimaden bir kitabını almıştım.bin tane güzel sözünü -yani özdeyiş diyoruz, vecize diyoruz- ihtimaden bir kitabını almıştım. Geçen Eşref’te basılmış.Geçen Eşref’te basılmış. Elfu kelimetin bi-Emîri’l-mü’minîn ve Seyyidi’l-ulemâil ve’l-mütekebbirin

Elfu kelimetin bi-Emîri’l-mü’minîn ve Seyyidi’l-ulemâil ve’l-mütekebbirin
el-İmam Aliyyül Ebî Talib diye (başlığı var.)el-İmam Aliyyül Ebî Talib diye (başlığı var.) Hakikaten şaheser vecizeleri var.Hakikaten şaheser vecizeleri var. Hz. Ali Efendimiz gerçekten fevkalâde edîb,Hz. Ali Efendimiz gerçekten fevkalâde edîb, fevkalâde velî, bir mübarek zât.fevkalâde velî, bir mübarek zât. Öyle büyük bir örnek zât ki bizim için,Öyle büyük bir örnek zât ki bizim için, hani şövalyeleri Batılılar örnek alıyorlar.hani şövalyeleri Batılılar örnek alıyorlar. Hem kahraman…

Hem kahraman…
Fakat Hz. Ali Efendimiz hem kahraman, hem edîb,Fakat Hz. Ali Efendimiz hem kahraman, hem edîb, hem belîğ, hem hatip, fasîh bir insan.hem belîğ, hem hatip, fasîh bir insan. Çok muazzam sözleri var.Çok muazzam sözleri var. Buyurmuş ki, çok hoşuma gitti, ilk sayfada karşılaştığımBuyurmuş ki, çok hoşuma gitti, ilk sayfada karşılaştığım bir sözü var bu bin sözü ihtivâ eden kitabın içinde.bir sözü var bu bin sözü ihtivâ eden kitabın içinde. Diyor ki:

Diyor ki:
Min alâmeti'l-me'mûni alâ dînillâhi: Devâmü'l-ikrâri, ve'l-hazmüMin alâmeti'l-me'mûni alâ dînillâhi: Devâmü'l-ikrâri, ve'l-hazmü fî emrihî, ve's-sıdku fî kavlihî, ve'n-nutku bi-huccetihî, ve'ş-şefakatü alâ ra’iyyetihî.fî emrihî, ve's-sıdku fî kavlihî, ve'n-nutku bi-huccetihî, ve'ş-şefakatü alâ ra’iyyetihî. Lâ tuhricuhü'l-kudretü ilâ harkın, ve la'l-lînü ilâ da'fin.Lâ tuhricuhü'l-kudretü ilâ harkın, ve la'l-lînü ilâ da'fin. Ve lâ temne’uhû izzetün min keremi afvihî,Ve lâ temne’uhû izzetün min keremi afvihî, ve lâ yeblüğu'l-afvü ilâ idâ’ati hakkın.ve lâ yeblüğu'l-afvü ilâ idâ’ati hakkın. Ve lâ tezhebü bihi'l-adâvetü ilâ serefin,Ve lâ tezhebü bihi'l-adâvetü ilâ serefin, ve lâ yetehattâ bihi'l-kasdü ila'l-buhli.ve lâ yetehattâ bihi'l-kasdü ila'l-buhli. Ve lâ te'huzühû ni'metullâhi bi-batari.Ve lâ te'huzühû ni'metullâhi bi-batari. Uzun bir söz, sonra açıklayacağım.

Uzun bir söz, sonra açıklayacağım.
Konuyu Hz. Ali Efendimiz’in bu vecizesi teşkil edecek.Konuyu Hz. Ali Efendimiz’in bu vecizesi teşkil edecek. Yalnız sözlerin en güzeli âyet-i kerîme olduğu için,Yalnız sözlerin en güzeli âyet-i kerîme olduğu için, Allah kelâmı olduğu için bir âyet-i kerîmenin izahını yapacağım.Allah kelâmı olduğu için bir âyet-i kerîmenin izahını yapacağım. Ondan sonra bu konuya geçeceğim.Ondan sonra bu konuya geçeceğim. Peygamber Efendimiz’in hadîs-i şerîfleri de konu anlatılırken devam edecek.Peygamber Efendimiz’in hadîs-i şerîfleri de konu anlatılırken devam edecek. En mühim olan hususlardan birisi, mümin olmak.

En mühim olan hususlardan birisi, mümin olmak.
Hz. Ali Efendimiz buyuruyor ki:Hz. Ali Efendimiz buyuruyor ki: “Allah’ın dini üzere, güvenilir bir yolda, sağlam bir şekilde olmanın alâmeti şunlardır...” diye sayıyor.“Allah’ın dini üzere, güvenilir bir yolda, sağlam bir şekilde olmanın alâmeti şunlardır...” diye sayıyor. Bir kul sağlam bir yolda mıdır?

Bir kul sağlam bir yolda mıdır?
Ayağı sağlam bir zemine mi basıyor?Ayağı sağlam bir zemine mi basıyor? Doğru yolda mıdır?Doğru yolda mıdır? Allah’ın dini konuda onu taltif etmesi,Allah’ın dini konuda onu taltif etmesi, mükâfatlandırması bakımından istikameti sağlam mıdır?mükâfatlandırması bakımından istikameti sağlam mıdır? Sıkıntıdan, herhangi bir şeyden uzakta mıdır?Sıkıntıdan, herhangi bir şeyden uzakta mıdır? Bunun alameti ilk önce ilk alâmet diyor ki:

Bunun alameti ilk önce ilk alâmet diyor ki:
Ba’de’l-ikrârı bi’l-amel.Ba’de’l-ikrârı bi’l-amel. “İman ikrardan ve ona amel etmekten sonra...” diyor.

“İman ikrardan ve ona amel etmekten sonra...” diyor.
İkrar demek burada yani “imanı kabul etmek” demek.İkrar demek burada yani “imanı kabul etmek” demek. Tasdîku’l-kalb bi-ikrârı lisan derler, insanın imanını nasıl ifade edecek?Tasdîku’l-kalb bi-ikrârı lisan derler, insanın imanını nasıl ifade edecek? Gönlü bir kere inanacak.

Gönlü bir kere inanacak.
Allah Teâlâ hazretlerinin varlığını bulacak insanın gönlü.Allah Teâlâ hazretlerinin varlığını bulacak insanın gönlü. Kâinatı yaratan, kâinata şu güzelliği veren...Kâinatı yaratan, kâinata şu güzelliği veren... Şu adamlar koşarak gidiyor, bizim Türkiye’de görmediğimiz çeşit çeşit ağaç

Şu adamlar koşarak gidiyor, bizim Türkiye’de görmediğimiz çeşit çeşit ağaç
türlerini gelmişler, bu çöllere ekmişler; tepeden tırnağa mavi çiçekler,türlerini gelmişler, bu çöllere ekmişler; tepeden tırnağa mavi çiçekler, tepeden tırnağa kırmızı çiçekler, mor çiçekler, ağaçlar, envâi çeşit tür...tepeden tırnağa kırmızı çiçekler, mor çiçekler, ağaçlar, envâi çeşit tür... Herkese de soruyoruz; “Bu ne ağacı? Bu ne ağacı? Bu ne ağacı?..”Herkese de soruyoruz; “Bu ne ağacı? Bu ne ağacı? Bu ne ağacı?..” Tamam, adamlar bulmuşlar, dünyanın her bir yerinden getirmişler,Tamam, adamlar bulmuşlar, dünyanın her bir yerinden getirmişler, bu ağaçları dikmişler buralara ama yaratan Allah celle celâlühû.bu ağaçları dikmişler buralara ama yaratan Allah celle celâlühû. Bu güzellikleri bu ağaçlara, bu çiçeklere bu güzel kokuları,Bu güzellikleri bu ağaçlara, bu çiçeklere bu güzel kokuları, bu nebatlara bu güzel meyveleri veren, şu kâinata şubu nebatlara bu güzel meyveleri veren, şu kâinata şu güzel nizamı sağlayan, şu güneşi şu dünyaya ısıtıcı hayatıngüzel nizamı sağlayan, şu güneşi şu dünyaya ısıtıcı hayatın kaynağı olarak tayin eden Allah Teâlâ hazretleri.kaynağı olarak tayin eden Allah Teâlâ hazretleri. Şu gökten şakır şakır yağmuru yağdıran Allah Teâlâ hazretleri.Şu gökten şakır şakır yağmuru yağdıran Allah Teâlâ hazretleri. Mildura (Milcura); çöl, su yok veya olmaz.Mildura (Milcura); çöl, su yok veya olmaz. Ama havadan su yağdırıyor Allah.Ama havadan su yağdırıyor Allah. Yani boşluktan, hava dediğimiz şeyden nerelerden getiriyor,Yani boşluktan, hava dediğimiz şeyden nerelerden getiriyor, ne kudret; şakır şakır yukarıdan (su yağıyor.)ne kudret; şakır şakır yukarıdan (su yağıyor.) Tabii her bir bitki de; “Yâ Rabbi! Beni sen yarattın.Tabii her bir bitki de; “Yâ Rabbi! Beni sen yarattın. Benim yaşamam için su lazım.” diyor, insanlar gibi...Benim yaşamam için su lazım.” diyor, insanlar gibi... Allah da; “Merak etme ey benim mahlukum,Allah da; “Merak etme ey benim mahlukum, ben seni yarattım, senin rızkını da suyunu da gönderirim.”ben seni yarattım, senin rızkını da suyunu da gönderirim.” diye O da denizlerden buharları kaldırtıyor, rüzgarlara taşıtıyor,diye O da denizlerden buharları kaldırtıyor, rüzgarlara taşıtıyor, rüzgar traklarıyla taşıttırıyor, ondan sonra yukarıdanrüzgar traklarıyla taşıttırıyor, ondan sonra yukarıdan aşağıya şakır şakır, şakır şakır, şakır şakır döküyor.aşağıya şakır şakır, şakır şakır, şakır şakır döküyor. İnsan biyoloji bilsin, fizik bilsin, kimya bilsin,İnsan biyoloji bilsin, fizik bilsin, kimya bilsin, matematik bilsin de şu kâinatı yaratan Allah’ı tanımasın, olur mu?matematik bilsin de şu kâinatı yaratan Allah’ı tanımasın, olur mu? Mümkün mü?Mümkün mü? Bu kadar intizam, bu kadar sanat, bu kadar kudret,

Bu kadar intizam, bu kadar sanat, bu kadar kudret,
bu kadar güzellik, bu kadar harika işler...bu kadar güzellik, bu kadar harika işler... Her taraf harika...Her taraf harika... Her şeye hayran olmamak mümkün değil.Her şeye hayran olmamak mümkün değil. Sen bu Allah’ı niye bulamıyorsun be adam?

Sen bu Allah’ı niye bulamıyorsun be adam?
Bu kadar mı kafasızsın?Bu kadar mı kafasızsın? Bu kadar mı aptalsın?Bu kadar mı aptalsın? Meylin yok mu? Aklın yok mu? Muhakemen yok mu?Meylin yok mu? Aklın yok mu? Muhakemen yok mu? Gözün yok mu? Kulağın yok mu? Burnun yok mu?Gözün yok mu? Kulağın yok mu? Burnun yok mu? Duymuyor musun bu kokuları? Almıyor musun bu tatları?Duymuyor musun bu kokuları? Almıyor musun bu tatları? İlk önce “el-ikrâr”. İmanı ikrar.

İlk önce “el-ikrâr”. İmanı ikrar.
Tabi kalbinde bulacak Allah’ın varlığını.Tabi kalbinde bulacak Allah’ın varlığını. İnsanın kalbi, iç âlemi inanacak.İnsanın kalbi, iç âlemi inanacak. İçi başka dışı başka olmayacak.İçi başka dışı başka olmayacak. İlk önce içi inanacak; “İnandım, tamam yâ Rabbi! Senin varlığını birliğini anladım.”İlk önce içi inanacak; “İnandım, tamam yâ Rabbi! Senin varlığını birliğini anladım.” Tabi dil ile de ifade edecek.Tabi dil ile de ifade edecek. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve Resûluhû, bu da ifadesi.Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve Resûluhû, bu da ifadesi. Başkalarına da söyleyecek, başkalarını da bu yola çağıracak.Başkalarına da söyleyecek, başkalarını da bu yola çağıracak. Çünkü bu mutluluk yolu, bu yolu bulmuş olan insanÇünkü bu mutluluk yolu, bu yolu bulmuş olan insan dünyada da âhirette de mutlu olacağı için, “Niye sadece ben mutlu olayım, herkes mutlu olsun!”dünyada da âhirette de mutlu olacağı için, “Niye sadece ben mutlu olayım, herkes mutlu olsun!” diye herkese de bunu götürmesi lazım.diye herkese de bunu götürmesi lazım. Ba’del-ikrârı ve’l-amel. “Bir de iş lafta kalmayacak, imanına göre amel edecekmiş insan, çalışacak.”

Ba’del-ikrârı ve’l-amel. “Bir de iş lafta kalmayacak, imanına göre amel edecekmiş insan, çalışacak.”
Çalışana “amele” diyoruz.Çalışana “amele” diyoruz. İnandın mı? “İnandım.”İnandın mı? “İnandım.” İnancına göre de insanın bir eylemi,İnancına göre de insanın bir eylemi, bir fiili, bir çalışması, hayatı olacak.bir fiili, bir çalışması, hayatı olacak. Hayatı boş geçmeyecek, yan yatıp yatmakla geçmeyecek.Hayatı boş geçmeyecek, yan yatıp yatmakla geçmeyecek. Bilgisine, imanına göre bir de icraatı olacak.Bilgisine, imanına göre bir de icraatı olacak. Yani inanacak, bir. İnandık mı? İnandık.Yani inanacak, bir. İnandık mı? İnandık. Âmentü billâhi. Allah’a da inandık.Âmentü billâhi. Allah’a da inandık. Görülmez o güzel meleklerine de inandık.Görülmez o güzel meleklerine de inandık. İndirdiği kitaplarına da inandık.İndirdiği kitaplarına da inandık. Bu adamlar bizi tanımıyorlar ama biz onların beğendiği Jesus’e, Hz. İsa’ya da inandık.Bu adamlar bizi tanımıyorlar ama biz onların beğendiği Jesus’e, Hz. İsa’ya da inandık. İsa aleyhisselâm’ı da seviyoruz, onlardan daha çok seviyoruz.İsa aleyhisselâm’ı da seviyoruz, onlardan daha çok seviyoruz. Musa aleyhisselâm’ı da seviyoruz.Musa aleyhisselâm’ı da seviyoruz. İbrahim aleyhisselâm’ı da seviyoruz.İbrahim aleyhisselâm’ı da seviyoruz. Âdem aleyhisselâm’dan beri ne kadar Allah’ın kulu gelmişse seviyoruz.Âdem aleyhisselâm’dan beri ne kadar Allah’ın kulu gelmişse seviyoruz. Meleklerine inandık. Kitaplarına inandık. Peygamberlerine inandık.Meleklerine inandık. Kitaplarına inandık. Peygamberlerine inandık. Âhiret gününe inandık.Âhiret gününe inandık. Biliyoruz ki hayat sadece bu hayat değil,

Biliyoruz ki hayat sadece bu hayat değil,
bundan sonra bir başka hayat var.bundan sonra bir başka hayat var. Bir mânevî hayat var, bir uhrevî hayat var, bir ikinci hayat var.Bir mânevî hayat var, bir uhrevî hayat var, bir ikinci hayat var. Ona da inandık.Ona da inandık. Bir de Allah Teâlâ hazretleri bu kâinatı boş bırakmamış.Bir de Allah Teâlâ hazretleri bu kâinatı boş bırakmamış. Takdir etmiş, mukadderât var.Takdir etmiş, mukadderât var. Her şeyin bir ölçüsü var,Her şeyin bir ölçüsü var, hesabı var, zamanı var, hayatı var.hesabı var, zamanı var, hayatı var. Bizim de öyle; ömrümüz var, rızkımız var.Bizim de öyle; ömrümüz var, rızkımız var. Her şeyimiz planlı.Her şeyimiz planlı. Şu kâinatta plan var mı?Şu kâinatta plan var mı? Var. Nasıl? Tıkır tıkır, şıkır şıkır çalışan bir nizam...Var. Nasıl? Tıkır tıkır, şıkır şıkır çalışan bir nizam... Yağlı bir makinenin sessiz, güzel makine mühendisine hayranYağlı bir makinenin sessiz, güzel makine mühendisine hayran bırakan çalışması gibi çalışan bir nizamı var.bırakan çalışması gibi çalışan bir nizamı var. Ve matematikçileri hayran bırakan bir düzeni var.Ve matematikçileri hayran bırakan bir düzeni var. Diyorlar ki Einstein’a -Tabii biz rivayeten biliyoruz, adamı tanımadık ismini uzaktan biliyoruz.- demişler ki:

Diyorlar ki Einstein’a -Tabii biz rivayeten biliyoruz, adamı tanımadık ismini uzaktan biliyoruz.- demişler ki:
“Sen Allah’a inanıyor musun?”“Sen Allah’a inanıyor musun?” “İnanıyorum tabii...” demiş. Einstein“İnanıyorum tabii...” demiş. Einstein Yahudi asıllı inanıyor tabii.Yahudi asıllı inanıyor tabii. “İnanıyor musun?” diye sordukları şu: “Yahudisin ama klasik bir inançla,“İnanıyor musun?” diye sordukları şu: “Yahudisin ama klasik bir inançla, yahudi inancıyla mı inanıyorsun?yahudi inancıyla mı inanıyorsun? Yoksa fizikçisin, izafiyet teorisini bulmuş bir alimsin,Yoksa fizikçisin, izafiyet teorisini bulmuş bir alimsin, bu ilminle Allah’ın varlığına hâlâ inanıyor musun?” demek yani.bu ilminle Allah’ın varlığına hâlâ inanıyor musun?” demek yani. Yahudi olduğunu biliyorlar; ama “Fizikçi olduğun halde hala inanıyor musun?” demek o.

Yahudi olduğunu biliyorlar; ama “Fizikçi olduğun halde hala inanıyor musun?” demek o.
“Ona inanıyor musun?” demek, yani “Sen Einstein’sın, profesörsün, atomu bulan insansın,“Ona inanıyor musun?” demek, yani “Sen Einstein’sın, profesörsün, atomu bulan insansın, izafiyet teorisini bulan adamsın, büyük teorilerin var...izafiyet teorisini bulan adamsın, büyük teorilerin var... Hem fiziği biliyorsun hem mikrokozmosu biliyorsun, atom,Hem fiziği biliyorsun hem mikrokozmosu biliyorsun, atom, çekirdek vesaire hakkında derin bilgin var...çekirdek vesaire hakkında derin bilgin var... Hem makrokozmosu biliyorsun, kâinat gözlem ve onların çekim anları vesaire,Hem makrokozmosu biliyorsun, kâinat gözlem ve onların çekim anları vesaire, onların hesabını yapan meşhur bir adamsın.onların hesabını yapan meşhur bir adamsın. Bu ilmine, bu bilgine rağmen hâlâ inanıyor musun?” demek o.Bu ilmine, bu bilgine rağmen hâlâ inanıyor musun?” demek o. Gidip de her yerde nüfus kağıdında hıristıyan,Gidip de her yerde nüfus kağıdında hıristıyan, yahudi, bir şey diyorlar.yahudi, bir şey diyorlar. Budist falan diyorlar.Budist falan diyorlar. “Bu bilgine rağmen, yirminci yüzyılın bu kafasına,

“Bu bilgine rağmen, yirminci yüzyılın bu kafasına,
scientific (aklına) mantalitesine rağmen hâlâ inanıyor musun?”scientific (aklına) mantalitesine rağmen hâlâ inanıyor musun?” Diyor ki: Bana bak “İnanıyorum.” diyor.

Diyor ki: Bana bak “İnanıyorum.” diyor.
Yani hülasası “İnanıyorum” diyor.Yani hülasası “İnanıyorum” diyor. “Fizikçi olarak, astronom olarak, matematikçi olarak inanıyorum, evet!” diyor. Neden?“Fizikçi olarak, astronom olarak, matematikçi olarak inanıyorum, evet!” diyor. Neden? Diyor ki: “Hem atomu incelediğim zaman muazzam bir hesap ve düzen var,Diyor ki: “Hem atomu incelediğim zaman muazzam bir hesap ve düzen var, hem de büyük fezayı incelediğim zaman, bu galaksiler,hem de büyük fezayı incelediğim zaman, bu galaksiler, yıldızlar, ay sistemi, güneş sistemi vesaire, bunda da düzen var.yıldızlar, ay sistemi, güneş sistemi vesaire, bunda da düzen var. Matematik tıkır tıkır çalışıyor.Matematik tıkır tıkır çalışıyor. Kat sayılar tam, hiçbir eksiklik yok.Kat sayılar tam, hiçbir eksiklik yok. İşte bu düzeni bu kâinata atomdan fezaya kadarİşte bu düzeni bu kâinata atomdan fezaya kadar bu kâinata bu düzeni veren Allah’a inanıyorum!” diyor.bu kâinata bu düzeni veren Allah’a inanıyorum!” diyor. Şey değil yani ilmi onu nereye götürmüş?Şey değil yani ilmi onu nereye götürmüş? İnanmaya götürmüş. Neden?İnanmaya götürmüş. Neden? İlmi ona atomdaki intizamı göstermiş, fezadaki intizamı göstermiş.

İlmi ona atomdaki intizamı göstermiş, fezadaki intizamı göstermiş.
Her şeyin tıktır tıkır olduğunu görüyor,Her şeyin tıktır tıkır olduğunu görüyor, muntazam olduğunu, hesaplı olduğunu görüyor.muntazam olduğunu, hesaplı olduğunu görüyor. Bu hesabı yapan, bu düzeni kuran,Bu hesabı yapan, bu düzeni kuran, bu nizamı çalıştıran bir Yüce Varlık var.bu nizamı çalıştıran bir Yüce Varlık var. Ben küçükken bir kitap okumuştum, çok hoşuma gitmişti.

Ben küçükken bir kitap okumuştum, çok hoşuma gitmişti.
Ordinaryus Profesör Akil Muhtar Özden diye bir şahıs yazmış.Ordinaryus Profesör Akil Muhtar Özden diye bir şahıs yazmış. İlim Bakımından Ahlâk kitabın ismi.İlim Bakımından Ahlâk kitabın ismi. Bir küçük cep kitabı...Bir küçük cep kitabı... Ordinaryus Profesör, İsveç’ten madalya almış, İsviçre’ye gitmiş,Ordinaryus Profesör, İsveç’ten madalya almış, İsviçre’ye gitmiş, İstanbul Üniversitesi’nde Tıp Fakültesi’nde çok meşhur bir adam, kodamanİstanbul Üniversitesi’nde Tıp Fakültesi’nde çok meşhur bir adam, kodaman bir alim, büyük bir alim.bir alim, büyük bir alim. Sıradan bir üniversite hocası değil, meşhur bir kimse.Sıradan bir üniversite hocası değil, meşhur bir kimse. İlim Bakımından Ahlâk diye bir kitap yazmış.İlim Bakımından Ahlâk diye bir kitap yazmış. Ben de Tıp Tarihi Enstitüsü’nde gördüm, İstanbul Üniversitesi’nde, orada cemekanında.Ben de Tıp Tarihi Enstitüsü’nde gördüm, İstanbul Üniversitesi’nde, orada cemekanında. Parayı verdim, aldım, okudum.Parayı verdim, aldım, okudum. Çok güzel şeyler anlatıyor.Çok güzel şeyler anlatıyor. Kitabın her sayfasında güzel, ibretli şeyler var.Kitabın her sayfasında güzel, ibretli şeyler var. Diyor ki: “Hayvanlarda bile ahlâk vardır.”

Diyor ki: “Hayvanlarda bile ahlâk vardır.”
Önemli olan şeylerden kısaca işaretleyeyim, laf lafı açıyor...Önemli olan şeylerden kısaca işaretleyeyim, laf lafı açıyor... “Ahlâk sadece insan toplumunda değil, hayvan da bile ahlâk vardır.” diyor.“Ahlâk sadece insan toplumunda değil, hayvan da bile ahlâk vardır.” diyor. “Fedakârlık vardır, vefa vardır, sevgi vardır, acıma vardır...” diyor, misallerini veriyor.“Fedakârlık vardır, vefa vardır, sevgi vardır, acıma vardır...” diyor, misallerini veriyor. Enteresan misaller veriyor.Enteresan misaller veriyor. Hayvanların, bitkilerin adlarını yazıyor, Latince isimlerini parantez içinde yazıyor.Hayvanların, bitkilerin adlarını yazıyor, Latince isimlerini parantez içinde yazıyor. Bilgili adam, misaller veriyor, böyle bir şeyler anlatıyor.Bilgili adam, misaller veriyor, böyle bir şeyler anlatıyor. Fakat kitabın bütününde diyor ki:

Fakat kitabın bütününde diyor ki:
“Görüyoruz ki“Görüyoruz ki karıncadan, hücreden insanoğluna kadar bu varlıkları basitten gelişmişliğekarıncadan, hücreden insanoğluna kadar bu varlıkları basitten gelişmişliğe doğru sıralayan ve daha büyük bir hedefe doğru götürendoğru sıralayan ve daha büyük bir hedefe doğru götüren çok bilgili, çok şuurlu, kudretli bir varlık var.” Diyor.çok bilgili, çok şuurlu, kudretli bir varlık var.” Diyor. Ordinaryus Profesör, tıp profesörü, İsveç’te filan tahsil yapmış bir insan...Ordinaryus Profesör, tıp profesörü, İsveç’te filan tahsil yapmış bir insan... Doktor o noktaya gidiyor.Doktor o noktaya gidiyor. Einstein gibi (imanı) o noktaya gidiyor.Einstein gibi (imanı) o noktaya gidiyor. Hakiki alim olan herkes o noktaya gidiyor.Hakiki alim olan herkes o noktaya gidiyor. Zaten Allah Teâlâ hazretleri alim veya cahil,Zaten Allah Teâlâ hazretleri alim veya cahil, hiçbir kimsenin kendi varlığını anlayamamasını affetmiyor.hiçbir kimsenin kendi varlığını anlayamamasını affetmiyor. Demek ki en basit bir insan bile Allah’ın varlığını anlayabiliyor.Demek ki en basit bir insan bile Allah’ın varlığını anlayabiliyor. Nasıl anlayabilir?Nasıl anlayabilir? Yunus Emre en basit insan değil; ama Yunus Emre ne diyor?

Yunus Emre en basit insan değil; ama Yunus Emre ne diyor?
“Sordum sarı çiçeğe, neden boynun eğridir?“Sordum sarı çiçeğe, neden boynun eğridir? Neden rengin sarıdır?Neden rengin sarıdır? Senin evlâdın, kardeşin var mıdır?”Senin evlâdın, kardeşin var mıdır?” Sen keyfinde misin?Sen keyfinde misin? Ya sarı çiçek konuşur mu?Ya sarı çiçek konuşur mu? Konuşmaz ama Yunus Emre duygulu bir insan, etrafına ibretle bakıyor.Konuşmaz ama Yunus Emre duygulu bir insan, etrafına ibretle bakıyor. Sanki konuşuyormuş gibi ondan fikir alıyor.Sanki konuşuyormuş gibi ondan fikir alıyor. Dolap mesela dolap dediğimiz şey nedir?Dolap mesela dolap dediğimiz şey nedir? Bir kuyuya bir âlet yapmış dedelerimiz, hayvanı ona bağlıyorlar, dolapBir kuyuya bir âlet yapmış dedelerimiz, hayvanı ona bağlıyorlar, dolap öyle hayvan döndükçe çark da dönüyor, suyun içine kepçeler giriyor,öyle hayvan döndükçe çark da dönüyor, suyun içine kepçeler giriyor, öbür taraftan çıkıyor, suyu aşağıdan yukarıya çıkartıyor, devamlı sulamaya döküyor.öbür taraftan çıkıyor, suyu aşağıdan yukarıya çıkartıyor, devamlı sulamaya döküyor. Tabii bu dönerken, tahta içinde dönerken ne olur?

Tabii bu dönerken, tahta içinde dönerken ne olur?
Gıcır gıcır gıcırdar.Gıcır gıcır gıcırdar. Kağnı arabası da gıcırdar, bu da gıcırdar.Kağnı arabası da gıcırdar, bu da gıcırdar. “Dolap niçin inlersin?”“Dolap niçin inlersin?” Soruyorlar:Soruyorlar: “Dertli dolap niye dertlisin?”“Dertli dolap niye dertlisin?” Yani etrafındaki şahısları sanki böyle konuşan şahıslar gibi onların

Yani etrafındaki şahısları sanki böyle konuşan şahıslar gibi onların
o hallerinden herkes ibret alsın diye ondan ders çıkartıyor.o hallerinden herkes ibret alsın diye ondan ders çıkartıyor. Güya sarı çiçeğin benzinin sarılığı Allah korkusundanmış.Güya sarı çiçeğin benzinin sarılığı Allah korkusundanmış. Boynu eğriymiş ama özü Allah’a doğruymuş.Boynu eğriymiş ama özü Allah’a doğruymuş. Anası babası toprakmış, kardeşleri yaprakmış, tomurcukmuş vesaire...Anası babası toprakmış, kardeşleri yaprakmış, tomurcukmuş vesaire... Bir köylü de, bir ümmî de etrafına baktığında çiçekten,Bir köylü de, bir ümmî de etrafına baktığında çiçekten, kuştan, böcekten, kelebekten Allah’ın varlığını çıkartır, o da anlar.kuştan, böcekten, kelebekten Allah’ın varlığını çıkartır, o da anlar. Einstein da anlar, köylüler de anlar.Einstein da anlar, köylüler de anlar. Ve anlamadığı zaman affolunmaz, dünya imtihanı geçemez yani.Ve anlamadığı zaman affolunmaz, dünya imtihanı geçemez yani. İlk şey...

İlk şey...
Herkes, çocuk da anlar, büyük de anlar, kadın da anlar,Herkes, çocuk da anlar, büyük de anlar, kadın da anlar, erkek de anlar, köylü dayı da anlar, Einstein de anlar,erkek de anlar, köylü dayı da anlar, Einstein de anlar, alim de anlar, cahil de anlar, herkes anlar.alim de anlar, cahil de anlar, herkes anlar. Bu durumda Allah’ın varlığını anlamamak için insanın hem gözününBu durumda Allah’ın varlığını anlamamak için insanın hem gözünün kör olması lazım hem aklının yok olması lazım, beyinsizkör olması lazım hem aklının yok olması lazım, beyinsiz olması lazım; hem de kulağının duymaması, duygularının olmaması lazım.olması lazım; hem de kulağının duymaması, duygularının olmaması lazım. Etrafı gördü mü mümkün değil.Etrafı gördü mü mümkün değil. Biz gittik revire, revirde duvara asmışlar, insan boyunda dört tane,

Biz gittik revire, revirde duvara asmışlar, insan boyunda dört tane,
beş tane levha; kemik sistemimiz, vücudumuzun kemik sistemi...beş tane levha; kemik sistemimiz, vücudumuzun kemik sistemi... Allah Allah...Allah Allah... Kas sistemi vücudumuzun, sinir sistemi vücudumuzun...Kas sistemi vücudumuzun, sinir sistemi vücudumuzun... Hepsi böyle her tarafa teller gibi her tarafı ağ gibi örmüş şeyler...

Hepsi böyle her tarafa teller gibi her tarafı ağ gibi örmüş şeyler...
Yani kemiklerin şekli, eklemlerin şekli; burada muazzam bir mühendislik var.Yani kemiklerin şekli, eklemlerin şekli; burada muazzam bir mühendislik var. Bir ekskavatörü gördüğümüz zaman, yolda bir greyderi gördüğümüz zaman;Bir ekskavatörü gördüğümüz zaman, yolda bir greyderi gördüğümüz zaman; “Allah Allah, makineye bak, ne güzel kanal açıyor, ne güzel iş beceriyor...” diyoruz.“Allah Allah, makineye bak, ne güzel kanal açıyor, ne güzel iş beceriyor...” diyoruz. Allah Teâlâ hazretleri şu elimizin, kolumuzun şu eklemleri

Allah Teâlâ hazretleri şu elimizin, kolumuzun şu eklemleri
muazzam bir şey, mühendislik hesap, bu kolay bir şey değil.muazzam bir şey, mühendislik hesap, bu kolay bir şey değil. Bunların üstüne bu kemiklere hareket getirecekBunların üstüne bu kemiklere hareket getirecek kasları yerleştirmek muazzam bir hesap.kasları yerleştirmek muazzam bir hesap. Bu kasları çalıştıracak bir sinir sistemi, bir elektrikBu kasları çalıştıracak bir sinir sistemi, bir elektrik şebekesi, buraya böyle yani bizim bu vücudumuzşebekesi, buraya böyle yani bizim bu vücudumuz Boeing 747 uçağından çok daha mükemmel mühendislik gösteriyor.Boeing 747 uçağından çok daha mükemmel mühendislik gösteriyor. Allah yaratıyor; işte bunu anlamamak mümkün değil.Allah yaratıyor; işte bunu anlamamak mümkün değil. O levhaların karşısında duruyorduk da Alman Filolojisinden mezun Erdoğan diye bir kardeşimiz vardı;

O levhaların karşısında duruyorduk da Alman Filolojisinden mezun Erdoğan diye bir kardeşimiz vardı;
"Esat Ağabey" dedi —askerdeyiz— "Esat Ağabey" dedi, "doktorlar" dedi,

"Esat Ağabey" dedi —askerdeyiz— "Esat Ağabey" dedi, "doktorlar" dedi,
"bu levhaları görüyorlar da acaba doktorların içinde Allah'a inanmayan var mıdır acaba?" dedi."bu levhaları görüyorlar da acaba doktorların içinde Allah'a inanmayan var mıdır acaba?" dedi. "Olabilir mi?" dedi."Olabilir mi?" dedi. "Şu sistemleri görüp de Allah'a inanmamak mümkün mü?"

"Şu sistemleri görüp de Allah'a inanmamak mümkün mü?"
Mümkün değil, mümkün değil!Mümkün değil, mümkün değil! Benim bir talebem vardı; İngiltere'de doktora yaptı,Benim bir talebem vardı; İngiltere'de doktora yaptı, doçent oldu, profesör şimdi İzmir'de, kocaman bir profesör.doçent oldu, profesör şimdi İzmir'de, kocaman bir profesör. Felsefeden doktora yaptı, İslam felsefesinden.Felsefeden doktora yaptı, İslam felsefesinden. Gitti Middle East Technical University'de —yani Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde—Gitti Middle East Technical University'de —yani Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde— böyle dinsiz profesörlerin karşısında o doçentlik tezini pek iyiyle geçti!böyle dinsiz profesörlerin karşısında o doçentlik tezini pek iyiyle geçti! Dinsiz profesörler bizim talebemiz, ilahiyat talebesi doçentin tezine...Dinsiz profesörler bizim talebemiz, ilahiyat talebesi doçentin tezine... Kepaze dinsizsiniz, söylesene bir şey?Kepaze dinsizsiniz, söylesene bir şey? Bir şey diyemediler, gık diyemediler!Bir şey diyemediler, gık diyemediler! Çünkü çocuk öyle noktalardan getirmiş ki —çocuk değil, koca adam şimdi; sakalları

Çünkü çocuk öyle noktalardan getirmiş ki —çocuk değil, koca adam şimdi; sakalları
yok ama saçları bembeyaz, kar yağmış gibi kafasına— öyle şeyler söylemiş kiyok ama saçları bembeyaz, kar yağmış gibi kafasına— öyle şeyler söylemiş ki bilimsel olarak inkar etmesi mümkün değil.bilimsel olarak inkar etmesi mümkün değil. Yani imtihan ettiği talebesinden daha aciz profesör!Yani imtihan ettiği talebesinden daha aciz profesör! Ve ispat ediyor ki bilimsel olarak münkirlik mümkün değil.Ve ispat ediyor ki bilimsel olarak münkirlik mümkün değil. İnanmazlık, kâfirlik mümkün değil.İnanmazlık, kâfirlik mümkün değil. Kâfirlik nedir o zaman? Bilimsel bir sonuç değilse kâfirlik nedir?

Kâfirlik nedir o zaman? Bilimsel bir sonuç değilse kâfirlik nedir?
Kâfirlik inatçılıktır, keçiliktir, yani gözünü kapamaktır.Kâfirlik inatçılıktır, keçiliktir, yani gözünü kapamaktır. “Görmeyeyim” diye gözünü kapamaktır.“Görmeyeyim” diye gözünü kapamaktır. Allah görsün diye göz vermiş,Allah görsün diye göz vermiş, gözüne çöp kaçmasın diye de kapak vermiş; ama bu Allah’ın varlığını görmemek için kapatıyor.gözüne çöp kaçmasın diye de kapak vermiş; ama bu Allah’ın varlığını görmemek için kapatıyor. Kapağı onun için kapatıyor, başka bir şey değil.Kapağı onun için kapatıyor, başka bir şey değil. Çünkü ispat ediyor; şöyle şöyle şöyle... Fikir yürütse sonunda iman etmek zorunda.Çünkü ispat ediyor; şöyle şöyle şöyle... Fikir yürütse sonunda iman etmek zorunda. “İman etmeyeceğim!” diye şöyle şöyle şöyle fikir yürütse sonu çıkmaz, yapamaz, geri dönecek...“İman etmeyeceğim!” diye şöyle şöyle şöyle fikir yürütse sonu çıkmaz, yapamaz, geri dönecek... 40 yoldan ispat etmiş, bağlamış, sonra da40 yoldan ispat etmiş, bağlamış, sonra da bilimsel sonuç olarak, tezinin sonucu olarak diyor ki:bilimsel sonuç olarak, tezinin sonucu olarak diyor ki: “Aklen, mantıken, bilimsel olarak inkarcılık mümkün değildir; saçma, olamaz!“Aklen, mantıken, bilimsel olarak inkarcılık mümkün değildir; saçma, olamaz! Mü’min olmak zorunda...”Mü’min olmak zorunda...” O halde hem de bu iman sahibi olmak herkes için mümkün. Ümmî için de, cahil için de mümkün.

O halde hem de bu iman sahibi olmak herkes için mümkün. Ümmî için de, cahil için de mümkün.
O da çiçeğe bakar, çiçeğin güzelliğine bakar, gülü koklar, meyveyi tadar, oradanO da çiçeğe bakar, çiçeğin güzelliğine bakar, gülü koklar, meyveyi tadar, oradan o da Allah’ın varlığını çıkartır. “Ne güzel yaratmışsın yâ Rabbi!” der.o da Allah’ın varlığını çıkartır. “Ne güzel yaratmışsın yâ Rabbi!” der. Sulara bakar, yağmura bakar, yıldızlara bakar, aya güneşe bakar; “Fesüphanallah!” der,Sulara bakar, yağmura bakar, yıldızlara bakar, aya güneşe bakar; “Fesüphanallah!” der, o da oradan bulur. “Allah Allah...” Herkes bilecek. Bu bir.o da oradan bulur. “Allah Allah...” Herkes bilecek. Bu bir. Bilmek, bir derece insanı kurtarır. Allah’ın varlığını bilmek insanı bir derece kurtarır.

Bilmek, bir derece insanı kurtarır. Allah’ın varlığını bilmek insanı bir derece kurtarır.
Ama tabi insan dünyaya gelmiş, toplumsal bir hayat yaşıyoruz, bakın burada bir şehir var.Ama tabi insan dünyaya gelmiş, toplumsal bir hayat yaşıyoruz, bakın burada bir şehir var. Ama yol boyunca 150 kilometre gidiyorsun, orada şehir yok, bir şey yok;Ama yol boyunca 150 kilometre gidiyorsun, orada şehir yok, bir şey yok; çöl çünkü, işe yaramaz bir yer.çöl çünkü, işe yaramaz bir yer. İnsanlar toplu olduğu yerlerde böyle şehirler kuruyorlar,İnsanlar toplu olduğu yerlerde böyle şehirler kuruyorlar, öyle yaşamışlar eskiden beri.öyle yaşamışlar eskiden beri. İnsanoğlu topluluk hâlinde yaşayan sosyal bir yaratık. Yani fert olarak yaşamıyor, tek başına yaşamıyor.İnsanoğlu topluluk hâlinde yaşayan sosyal bir yaratık. Yani fert olarak yaşamıyor, tek başına yaşamıyor. Karıncalar da topluluk hâlinde yaşıyor, arılar da topluluk hâlinde yaşıyor, insanoğlu da topluluk halinde yaşayan bir varlık.Karıncalar da topluluk hâlinde yaşıyor, arılar da topluluk hâlinde yaşıyor, insanoğlu da topluluk halinde yaşayan bir varlık. İnsanın sadece Allah’a inanması yetmiyor; görevleri var.

İnsanın sadece Allah’a inanması yetmiyor; görevleri var.
Allah’a karşı görevleri var; ibadet.Allah’a karşı görevleri var; ibadet. Kendisine karşı görevleri var; kendisinin varlığını birliğini korumak, telef etmemek, zâyi etmemek, mahvetmemek.Kendisine karşı görevleri var; kendisinin varlığını birliğini korumak, telef etmemek, zâyi etmemek, mahvetmemek. Bir genç gördüm. Nerede?Bir genç gördüm. Nerede? Lüks bir semtte, İstanbul’da...

Lüks bir semtte, İstanbul’da...
Kambur duruyor, yengeç gibi... Belini doğrultamıyor.

Kambur duruyor, yengeç gibi... Belini doğrultamıyor.
30 küsur yaşlarında.30 küsur yaşlarında. 30 küsur yaşlarında ama 80’lik bir ihtiyar gibi iki kat olmuş, belini kaldıramıyor.30 küsur yaşlarında ama 80’lik bir ihtiyar gibi iki kat olmuş, belini kaldıramıyor. “Ne bu?” dedim.

“Ne bu?” dedim.
“Hocam, bu çok hızlı yaşadı,

“Hocam, bu çok hızlı yaşadı,
çok safahat içinde yaşadı. Zengin çocuğuydu, tüketti kendisini.”çok safahat içinde yaşadı. Zengin çocuğuydu, tüketti kendisini.” Bunu yapmaya hakkı yok.

Bunu yapmaya hakkı yok.
Kendisine karşı görevi var insanın. Kendi vücudunu korumakla, bu vücudun sıhhatini korumakla yükümlü.Kendisine karşı görevi var insanın. Kendi vücudunu korumakla, bu vücudun sıhhatini korumakla yükümlü. Bu bir emanet.Bu bir emanet. Peygamber Efendimiz diyor ki:Peygamber Efendimiz diyor ki: “Bu vücut sana emanettir.”

“Bu vücut sana emanettir.”
Bu nefsin senin nasıl araban, bineğinse vücudun da senin bir bineğindir.

Bu nefsin senin nasıl araban, bineğinse vücudun da senin bir bineğindir.
Sen bu ruhun, bu vücudun içine girmiş, dünya hayatını bununla geçireceksin.Sen bu ruhun, bu vücudun içine girmiş, dünya hayatını bununla geçireceksin. Buna iyi bakmak zorundasın.Buna iyi bakmak zorundasın. Nasıl arabaya yağını koyuyorsun...Nasıl arabaya yağını koyuyorsun... Biz bir arabayla geliyoruz, güzel bir araba...Biz bir arabayla geliyoruz, güzel bir araba... Başladı göstergeleri hoplamaya, zıplamaya, oynamaya...Başladı göstergeleri hoplamaya, zıplamaya, oynamaya... Hemen istasyonda durduk, yağını suyunu kattık, göstergeler yerine oturdu.Hemen istasyonda durduk, yağını suyunu kattık, göstergeler yerine oturdu. Bakmadığın zaman araba derhal (bozuluyor,)Bakmadığın zaman araba derhal (bozuluyor,) baktığın zaman güzel çalışıyor. Yağına bakacaksın, benzinine, (suyuna) bakacaksın, vidalarını sıkıştıracaksın, tekerlekleribaktığın zaman güzel çalışıyor. Yağına bakacaksın, benzinine, (suyuna) bakacaksın, vidalarını sıkıştıracaksın, tekerlekleri aşınmışsa yeni lastik alacaksın, sağlam lastik kullanacaksın.aşınmışsa yeni lastik alacaksın, sağlam lastik kullanacaksın. Bu Mildura (Milcura)’nın yollarının sıcaklığında kaplama lastikler atıveriyor, araba tekleyebiliyor.Bu Mildura (Milcura)’nın yollarının sıcaklığında kaplama lastikler atıveriyor, araba tekleyebiliyor. Her şeyi sağlam olacak.Her şeyi sağlam olacak. Vücuduna da bakacak.

Vücuduna da bakacak.
Allah’a karşı görevleri var. Vücuduna karşı görevleri var.Allah’a karşı görevleri var. Vücuduna karşı görevleri var. Kendisine kendisi adam oluncaya kadar bakmış insanlar var, anası var, babası var.Kendisine kendisi adam oluncaya kadar bakmış insanlar var, anası var, babası var. Küçüktü, hiçbir şey bilmiyordu; anası terk etseydi ölürdü,Küçüktü, hiçbir şey bilmiyordu; anası terk etseydi ölürdü, babası bakmasaydı sefil olurdu. Onlara karşı görevleri var.babası bakmasaydı sefil olurdu. Onlara karşı görevleri var. Borcunu ödemesi lazım.Borcunu ödemesi lazım. Annesi babası, onlar bir şey istemiyor,Annesi babası, onlar bir şey istemiyor, “Ben sana borç veriyorum, 15 yıl sonra öde.” demiyor. Onun annesine babasına sonsuz borcu var.“Ben sana borç veriyorum, 15 yıl sonra öde.” demiyor. Onun annesine babasına sonsuz borcu var. Çünkü baktılar. Bakmasaydı o bebek kendi gıdasını bulamazdı,Çünkü baktılar. Bakmasaydı o bebek kendi gıdasını bulamazdı, altını temizleyemezdi, kendisini koruyamazdı.altını temizleyemezdi, kendisini koruyamazdı. Sonra topluluğa karşı görevleri var. Başka insanlara karşı görevleri var.Sonra topluluğa karşı görevleri var. Başka insanlara karşı görevleri var. Bir de vicdânî görevleri var. Bunları yapması lazım.Bir de vicdânî görevleri var. Bunları yapması lazım. Onun için, Hz. Ali Efendimiz radıyallahu anh, çok güzel sözleri, şaheser, diyor ki:

Onun için, Hz. Ali Efendimiz radıyallahu anh, çok güzel sözleri, şaheser, diyor ki:
“İnsan doğru yolda mı? Allah’ın sevdiği istikamette mi?

“İnsan doğru yolda mı? Allah’ın sevdiği istikamette mi?
Bunun alâmeti, göstergesi, ışığı nedir?Bunun alâmeti, göstergesi, ışığı nedir? Bir, inanmış bir insan olması.”

Bir, inanmış bir insan olması.”
İnanmış insan bir değilse doğru yolda değil, bir. Hiç değil, neden?İnanmış insan bir değilse doğru yolda değil, bir. Hiç değil, neden? Mahvolacak; hem dünyası mahvolacak hem âhireti.

Mahvolacak; hem dünyası mahvolacak hem âhireti.
Bir arkadaştan bahsettiler burada. Türkiye’den gelmiş, sonra inancını kaybetmiş burada.

Bir arkadaştan bahsettiler burada. Türkiye’den gelmiş, sonra inancını kaybetmiş burada.
Yazık oldu, keşke gelmeseydi. Keşke Türkiye’de sefil yaşasaydı,Yazık oldu, keşke gelmeseydi. Keşke Türkiye’de sefil yaşasaydı, buraya gelip kâfir olmasaydı, inancını kaybetmeseydi.buraya gelip kâfir olmasaydı, inancını kaybetmeseydi. İnancını kaybetti mi bitti...İnancını kaybetti mi bitti... Önce inancı olacak, bir. Yeterli mi? Yetmez. Ondan sonra madem imanını samimi inanıyor,Önce inancı olacak, bir. Yeterli mi? Yetmez. Ondan sonra madem imanını samimi inanıyor, o halde Allah’ın istediği kul olacak, iyi kul olacak ve icraatı olacak. İnancına göre yaşayışı olacak.o halde Allah’ın istediği kul olacak, iyi kul olacak ve icraatı olacak. İnancına göre yaşayışı olacak. İşte bizim anlamadığımız noktalardan birisi bu.

İşte bizim anlamadığımız noktalardan birisi bu.
Hz. Ali Efendimiz böyle söylüyor ama birçok kimse bunu anlamıyor.Hz. Ali Efendimiz böyle söylüyor ama birçok kimse bunu anlamıyor. “Allah’a inanıyorum ben.” diyor. Tamam,“Allah’a inanıyorum ben.” diyor. Tamam, iyi ama inanıyorsan Allah’ın sana hitabı var, emri var, tavsiyesi var.iyi ama inanıyorsan Allah’ın sana hitabı var, emri var, tavsiyesi var. “Şunu şöyle yap.” diyor, “Bunu böyle yapma.” diyor.“Şunu şöyle yap.” diyor, “Bunu böyle yapma.” diyor. Kur’ân-ı Kerîm’i okudun mu hiç?

Kur’ân-ı Kerîm’i okudun mu hiç?
Kur’ân-ı Kerîm Allah’ın kelâmı mı?

Kur’ân-ı Kerîm Allah’ın kelâmı mı?
Âmennâ ve saddaknâ, Allah’ın kelâmı.Âmennâ ve saddaknâ, Allah’ın kelâmı. Allah vahyetmiş Peygamber Efendimiz’e,Allah vahyetmiş Peygamber Efendimiz’e, Peygamber Efendimiz bize “Allah böyle söylüyor.” diye bildirmiş, yazılmış, Kur’an olmuş, Mushaf olmuş, bize kadar gelmiş.Peygamber Efendimiz bize “Allah böyle söylüyor.” diye bildirmiş, yazılmış, Kur’an olmuş, Mushaf olmuş, bize kadar gelmiş. Allah’ın emri.Allah’ın emri. Şimdi bu Allah’ın emirlerini Allah’a inanan insanın uygulamaması mantık dışı bir şey,

Şimdi bu Allah’ın emirlerini Allah’a inanan insanın uygulamaması mantık dışı bir şey,
akıl alacak bir şey değil.akıl alacak bir şey değil. Allah’a inanmasa tamam, inanmıyorsun, kitabına da aldırma;Allah’a inanmasa tamam, inanmıyorsun, kitabına da aldırma; özünü inkâr ediyorsun, sözünü de dinleme, tamam. Ama Allah’a inanıyorsun, o zaman sözünü de dinle.özünü inkâr ediyorsun, sözünü de dinleme, tamam. Ama Allah’a inanıyorsun, o zaman sözünü de dinle. Çünkü sana emri var. “Ey kulum, şöyle yap, böyle yap...”Çünkü sana emri var. “Ey kulum, şöyle yap, böyle yap...” Misal, emirlerinden mesela bir tanesi.Misal, emirlerinden mesela bir tanesi. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. Yâ eyyühe’llezîne âmenu’t-teku’llâhe hakka tukâtihi ve lâ temûtünne illâ ve entüm müslimûn.

Yâ eyyühe’llezîne âmenu’t-teku’llâhe hakka tukâtihi ve lâ temûtünne illâ ve entüm müslimûn.
“Ey iman edenler! Allah’tan hakkıyla sakının. Nasıl sakınmak gerekiyorsa sakının.“Ey iman edenler! Allah’tan hakkıyla sakının. Nasıl sakınmak gerekiyorsa sakının. Ve mutlaka müslüman olarak ölün! Sakın başka bir kâfir olarak ölmeye kalkmayın ha, mahvolursunuz!”Ve mutlaka müslüman olarak ölün! Sakın başka bir kâfir olarak ölmeye kalkmayın ha, mahvolursunuz!” Çiğ çiğ yerim seni derler ya… “Bana bak, böyle yapma, seni mahvederim! Toz ederim! Çiğ çiğ yerim!” Çok fena yapacağına alâmet.

Çiğ çiğ yerim seni derler ya… “Bana bak, böyle yapma, seni mahvederim! Toz ederim! Çiğ çiğ yerim!” Çok fena yapacağına alâmet.
Allah öyle demiyor, sadece ciddi bir şekilde buyuruyor ki: “Allah’tan sakının!” diyor.Allah öyle demiyor, sadece ciddi bir şekilde buyuruyor ki: “Allah’tan sakının!” diyor. Yani ne demek?Yani ne demek? “Sakınmazsan hâlin harap!” demek.

“Sakınmazsan hâlin harap!” demek.
Nasıl harap?

Nasıl harap?
Öyle yolları var ki, Allah’ın insanı mahvetmesinin

Öyle yolları var ki, Allah’ın insanı mahvetmesinin
öyle misalleri var ki etrafımıza bakalım, kâfi.öyle misalleri var ki etrafımıza bakalım, kâfi. Sellerde boğulanlar var, yanardağ patlaması var...Sellerde boğulanlar var, yanardağ patlaması var... Pompei diye bir şehri varmış İtalya’nin, Vezüv yanardağının dibinde çok güzel bir şehirmiş.Pompei diye bir şehri varmış İtalya’nin, Vezüv yanardağının dibinde çok güzel bir şehirmiş. Kesme taşlardan, sütunlardan Roma mimarisinin şaheseri bir şehirmiş. Ne olmuş?Kesme taşlardan, sütunlardan Roma mimarisinin şaheseri bir şehirmiş. Ne olmuş? Pompei bir patlamış, kızgın küllerin, lavların altında gömülmüş bir şehir.

Pompei bir patlamış, kızgın küllerin, lavların altında gömülmüş bir şehir.
Şimdi kazı yapıyorlar, altından, insanlar çıkıyor.

Şimdi kazı yapıyorlar, altından, insanlar çıkıyor.
Çok ahlâksız bir şehirmiş.Çok ahlâksız bir şehirmiş. Kötü huylara batmış bir şehirmiş. Allah onları cezalandırmış.Kötü huylara batmış bir şehirmiş. Allah onları cezalandırmış. Geçen seneler, hatırlarsınız, Güney Amerika’da yine böyle bir şey oldu.

Geçen seneler, hatırlarsınız, Güney Amerika’da yine böyle bir şey oldu.
Yanardağ patladı ve çok insan öldü.Yanardağ patladı ve çok insan öldü. Evet, sel geliyor, ölüyor; yanardağ patlıyor, ölüyor; hastalık geliyor, ölüyor; harp oluyor, işte Bosna Hersek’te vs. olduğu gibi...Evet, sel geliyor, ölüyor; yanardağ patlıyor, ölüyor; hastalık geliyor, ölüyor; harp oluyor, işte Bosna Hersek’te vs. olduğu gibi... Yani Allah dünyada da cezasını verebilir, kâdirdir, misalleri var, tabi âhirette de (ceza verir.)Yani Allah dünyada da cezasını verebilir, kâdirdir, misalleri var, tabi âhirette de (ceza verir.) Allah’ın emri var.Allah’ın emri var. Allah Teâlâ hazretlerinin tavsiyesi var. Mesela diyor ki:Allah Teâlâ hazretlerinin tavsiyesi var. Mesela diyor ki: “Ey kullarım, zulmetmeyin. Birbirinizi ezmeyin. Birbirinizi öldürmeyin.

“Ey kullarım, zulmetmeyin. Birbirinizi ezmeyin. Birbirinizi öldürmeyin.
Birbirinize yalan söylemeyin, kötü söz söylemeyin, kötü zanda bulunmayın. İyilik yapın, sabırlı olun vesaire.Birbirinize yalan söylemeyin, kötü söz söylemeyin, kötü zanda bulunmayın. İyilik yapın, sabırlı olun vesaire. Çeşitli emirleri var.

Çeşitli emirleri var.
Demek ki Allah’a inandı mı insanın tabiDemek ki Allah’a inandı mı insanın tabi Allah’ın kendisinden istediği şeyleri de araştırıp onları yapması lazım.Allah’ın kendisinden istediği şeyleri de araştırıp onları yapması lazım. Şimdi (bu sözleri) bırakalım, Hz. Ali Efendimiz’den sözün devamını (okuyalım.)

Şimdi (bu sözleri) bırakalım, Hz. Ali Efendimiz’den sözün devamını (okuyalım.)
Önemli olan iman, ondan sonra imanın gereği olan icraatı yapacak.

Önemli olan iman, ondan sonra imanın gereği olan icraatı yapacak.
Biz bunu yapmıyoruz. Sizler de yapmıyorsunuz, sizin tanıdığınız komşular da yapmıyor.Biz bunu yapmıyoruz. Sizler de yapmıyorsunuz, sizin tanıdığınız komşular da yapmıyor. “İnandık.” İnandıysan inancının gereğini yap.“İnandık.” İnandıysan inancının gereğini yap. Gereğini yapmakta gevşek duruyoruz. Neye güveniyoruz, bilmiyorum.Gereğini yapmakta gevşek duruyoruz. Neye güveniyoruz, bilmiyorum. Neye güvendiğimizi bilmiyorum Çünkü Allah celle celâlühû çok sevdiği Muhammed-i Mustafâ’sına bileNeye güvendiğimizi bilmiyorum Çünkü Allah celle celâlühû çok sevdiği Muhammed-i Mustafâ’sına bile zamanı gelmiş, öyle âyet-i kerîmeler indirmiş ki... Mesela:zamanı gelmiş, öyle âyet-i kerîmeler indirmiş ki... Mesela: Fes’tekim kemâ ümirte.Fes’tekim kemâ ümirte. “Nasıl emir olunduysan ey Resûlüm, öyle dosdoğru ol!” demiş.“Nasıl emir olunduysan ey Resûlüm, öyle dosdoğru ol!” demiş. Peygamber Efendimiz diyor ki:

Peygamber Efendimiz diyor ki:
“Beni bu âyet-i kerîme ihtiyarlattı.”

“Beni bu âyet-i kerîme ihtiyarlattı.”
“Nasıl emir olunduysan öyle ol!”

“Nasıl emir olunduysan öyle ol!”
Sonra, ihtiyar bir insan gelmiş Peygamber Efendimiz’in yanına.

Sonra, ihtiyar bir insan gelmiş Peygamber Efendimiz’in yanına.
Kavmin, kabilenin ileri gelenlerinden hatırlı kimseler...Kavmin, kabilenin ileri gelenlerinden hatırlı kimseler... Tabi hatırlı kimselere itibar etmiş Peygamber Efendimiz,Tabi hatırlı kimselere itibar etmiş Peygamber Efendimiz, “Belki müslüman olurlar...” diye.“Belki müslüman olurlar...” diye. O sırada bir âmâ da gelmiş,O sırada bir âmâ da gelmiş, Abdullah İbn Mektum radıyallahu anh.Abdullah İbn Mektum radıyallahu anh. O da iki gözü görmüyor,O da iki gözü görmüyor, İslâm’a muhabbeti var, Resûlullah’ı seviyor, öyle Allah aşkı var...İslâm’a muhabbeti var, Resûlullah’ı seviyor, öyle Allah aşkı var... “Yâ Resûlallah, şöyle mi? Yâ Resûlallah, böyle mi?..”

“Yâ Resûlallah, şöyle mi? Yâ Resûlallah, böyle mi?..”
Kuyruk var, öteki insanlar var; o da geliyor, soru soruyor.

Kuyruk var, öteki insanlar var; o da geliyor, soru soruyor.
Peygamber Efendimiz sıkılmış, yüzünü buruşturmuş.Peygamber Efendimiz sıkılmış, yüzünü buruşturmuş. Abese, “abus çehreli” diyoruz, “çatık kaşlı insan, abus çehreli bir adam” diyoruz...Abese, “abus çehreli” diyoruz, “çatık kaşlı insan, abus çehreli bir adam” diyoruz... Abese ve tevellâ... Efendimiz kaşlarını çatmış, biraz çehresi bozulmuş,

Abese ve tevellâ... Efendimiz kaşlarını çatmış, biraz çehresi bozulmuş,
o çok soru soruyor diye.o çok soru soruyor diye. Tevellâ, ve sırtını dönmüş.

Tevellâ, ve sırtını dönmüş.
Yani “Seninle konuşmuyorum, burada işim var.” demek gibi.Yani “Seninle konuşmuyorum, burada işim var.” demek gibi. Fakat âyet-i kerîme diyor ki:Fakat âyet-i kerîme diyor ki: Abese ve tevellâ en câehü’l-a’mâ. “Âmâ geldi, kendisine bir şey soruyor diye kaşlarını çattı, sırtını döndü ama bu iman edecek.Abese ve tevellâ en câehü’l-a’mâ. “Âmâ geldi, kendisine bir şey soruyor diye kaşlarını çattı, sırtını döndü ama bu iman edecek. Ötekilerde iman etme kabiliyeti yok. Onların şeyi yokÖtekilerde iman etme kabiliyeti yok. Onların şeyi yok Ey Resulum böyle bir daha yapma.” diye âyet-i kerîme iniyor.Ey Resulum böyle bir daha yapma.” diye âyet-i kerîme iniyor. Demek ki kendi Resûlü bile, Allah neden seviyor o Resûlünü?

Demek ki kendi Resûlü bile, Allah neden seviyor o Resûlünü?
Yolunda gittiği için.

Yolunda gittiği için.
Yolunda gitmese, birazcık iyi bir kuluna bir abus çehre gösterdi diye âyet-i kerîme iniyor.

Yolunda gitmese, birazcık iyi bir kuluna bir abus çehre gösterdi diye âyet-i kerîme iniyor.
Demek ki Resûlullah çok güzel huylu olduğu için Allah onu seviyor.Demek ki Resûlullah çok güzel huylu olduğu için Allah onu seviyor. Ama güzel huylu olmasa peygamber bile olsa (onu uyaracak.)Ama güzel huylu olmasa peygamber bile olsa (onu uyaracak.) Allah Teâlâ hazretleri; “Ey kulum, öyle yapma!” diyecek.Allah Teâlâ hazretleri; “Ey kulum, öyle yapma!” diyecek. Musa aleyhisselâm’a öyle demiş.

Musa aleyhisselâm’a öyle demiş.
İbrahim aleyhisselâm’a şöyle demiş.İbrahim aleyhisselâm’a şöyle demiş. Nuh aleyhisselâm’ın çocuğu gözünün önünde boğuluyor selde;Nuh aleyhisselâm’ın çocuğu gözünün önünde boğuluyor selde; “Yâ Rabbi! Senin va’din haktır, bu da benim oğlum...”“Yâ Rabbi! Senin va’din haktır, bu da benim oğlum...” Böyle deyince; “O senin oğlun değil.” diyor Allah...Böyle deyince; “O senin oğlun değil.” diyor Allah... “Ey Nuh! O senin oğlun değil, o oğlun için benden mağfiret isteme!“Ey Nuh! O senin oğlun değil, o oğlun için benden mağfiret isteme! O senin oğlun değil, çünkü o sana iman etmiyor.” diyor.O senin oğlun değil, çünkü o sana iman etmiyor.” diyor. İman etmedi.İman etmedi. İnnehû leyse min ehlike.

İnnehû leyse min ehlike.
“O senin ailenden sayılmaz.” diyor. “Kalkıp da onun için benden afv u mağfiret isteme.” diyor.“O senin ailenden sayılmaz.” diyor. “Kalkıp da onun için benden afv u mağfiret isteme.” diyor. Peygamberlerini böyle (uyarırken)… Ters bir şey yapmaz ya Peygamberler günah işlemez ya,Peygamberlerini böyle (uyarırken)… Ters bir şey yapmaz ya Peygamberler günah işlemez ya, azıcık böyle bir şey olduğu zaman;azıcık böyle bir şey olduğu zaman; “Yok, öyle yapma kulum.” derken,“Yok, öyle yapma kulum.” derken, biz peygamber miyiz? Hâşâ… Değiliz.biz peygamber miyiz? Hâşâ… Değiliz. Biz neyiz? Âcizâne bir kuluz.Biz neyiz? Âcizâne bir kuluz. Eğer biz kusur yaptığımız zaman Allah özel olarak bize:

Eğer biz kusur yaptığımız zaman Allah özel olarak bize:
“Hadi, senin kusurunu nazar-ı dikkate almıyorum, sana ceza yok.” mu diyecek?“Hadi, senin kusurunu nazar-ı dikkate almıyorum, sana ceza yok.” mu diyecek? Avustralya’nın polisi kırmızıda geçtiği zaman sana dayıyor şu kadar cezayı,

Avustralya’nın polisi kırmızıda geçtiği zaman sana dayıyor şu kadar cezayı,
hızı fazla yaptığın zaman 150-160 dolar cezayı dayıyor da…hızı fazla yaptığın zaman 150-160 dolar cezayı dayıyor da… Polisler şey mi yapıyorlar bazılarına.Polisler şey mi yapıyorlar bazılarına. “Hadi sana ceza yazmıyorum, geç git.” mi diyorlar?“Hadi sana ceza yazmıyorum, geç git.” mi diyorlar? Allah ceza yazmayacak mı?

Allah ceza yazmayacak mı?
Onun için, Allah’ın emrini tutmamız lazım.Onun için, Allah’ın emrini tutmamız lazım. Buyruğuna sarılmamız lazım.Buyruğuna sarılmamız lazım. Yolunda gitmeye çalışmamız lazım.Yolunda gitmeye çalışmamız lazım. Bir insanın iyi bir insan olduğunun alâmetlerini de Hz. Ali Efendimiz sayıyor burada,

Bir insanın iyi bir insan olduğunun alâmetlerini de Hz. Ali Efendimiz sayıyor burada,
şimdi onları sıralıyor.şimdi onları sıralıyor. Ama ilk olarak ne diyor Hz. Ali Efendimiz?Ama ilk olarak ne diyor Hz. Ali Efendimiz? Bir, inanacaksın. Gönülden inanacaksın, bir.Bir, inanacaksın. Gönülden inanacaksın, bir. İki, imanının gereğini yapacaksın.

İki, imanının gereğini yapacaksın.
İmanın gereği, Allah “Namaz kıl.” demiş, namaz kılacaksın.İmanın gereği, Allah “Namaz kıl.” demiş, namaz kılacaksın. Namaz kılmıyor: olmaz. Oruç tutmuyor: olmaz. Zekât vermiyor: olmaz.Namaz kılmıyor: olmaz. Oruç tutmuyor: olmaz. Zekât vermiyor: olmaz. “Haccı kabul etmem, hacca gitmem.” Olmaz. İmanın gereğini yapacak.“Haccı kabul etmem, hacca gitmem.” Olmaz. İmanın gereğini yapacak. Sonra çok güzel şeyler buyurmuş. Demek ki bunları ne güzel hutbesinde, konuşmasında sıralamış.

Sonra çok güzel şeyler buyurmuş. Demek ki bunları ne güzel hutbesinde, konuşmasında sıralamış.
el-hazmü fî emrihî... “İşinde düşünceli ve isabetli olacak.”

el-hazmü fî emrihî... “İşinde düşünceli ve isabetli olacak.”
Çok düşünecek yaptığı, yapacağı işi ve sağlam karar alacak. Yalan yanlış şey yapmayacak.

Çok düşünecek yaptığı, yapacağı işi ve sağlam karar alacak. Yalan yanlış şey yapmayacak.
Tabi bunun için ne lazım?Tabi bunun için ne lazım? İstişare etmesi lazım insanın.

İstişare etmesi lazım insanın.
Ve herkesin sizin de tavsiye ederim.Ve herkesin sizin de tavsiye ederim. Mesela meclisten birisi bana bir soru soruyor, telefon açıyor, milletvekili;Mesela meclisten birisi bana bir soru soruyor, telefon açıyor, milletvekili; “Hocam çok sıkıştım, daraldım, şu konuda ne yapayım?”

“Hocam çok sıkıştım, daraldım, şu konuda ne yapayım?”
Diyorum ki:

Diyorum ki:
“Kendi arkadaşlarından beş kişi seç, onunla istişare et bu meselede.

“Kendi arkadaşlarından beş kişi seç, onunla istişare et bu meselede.
Çünkü o toplumun, meclisin içindeki havayı siz bilirsiniz.Çünkü o toplumun, meclisin içindeki havayı siz bilirsiniz. Beni de her zaman telefonda bulamazsınız.”Beni de her zaman telefonda bulamazsınız.” Kenarda oturacaksınız, iki dakikada; “Şuna oy verelim mi, vermeyelim mi?”

Kenarda oturacaksınız, iki dakikada; “Şuna oy verelim mi, vermeyelim mi?”
Beş kişilik arkadaş ‘fıs fıs’ konuşuyorsunuz; “Şöyle yapalım.”Beş kişilik arkadaş ‘fıs fıs’ konuşuyorsunuz; “Şöyle yapalım.” O zaman sevap kazanırsınız. Çünkü meşveret yapmış olursunuz.O zaman sevap kazanırsınız. Çünkü meşveret yapmış olursunuz. Meşveret yapacak bir topluluğun içinde olacak, bir.Meşveret yapacak bir topluluğun içinde olacak, bir. 37.58-Ve sıdkı fî kavlihî.

37.58-Ve sıdkı fî kavlihî.
“Sözü doğru olacak.”“Sözü doğru olacak.” İyi bir adamın işi sağlam olur, isabetli olur, sözü doğru olur.

İyi bir adamın işi sağlam olur, isabetli olur, sözü doğru olur.
Sonra; Ve’l-adlü fî hukmihî.

Sonra; Ve’l-adlü fî hukmihî.
“Hükmünde adaletli olacak.”“Hükmünde adaletli olacak.” “Bu bizim adamımız da, bunu kayırayım da, buna biraz iltimas geçeyim...”

“Bu bizim adamımız da, bunu kayırayım da, buna biraz iltimas geçeyim...”
Öyle şey yok!Öyle şey yok! Büyük alimlerden, hakimlerden bir tanesi, içeriye davalı-davacı iki kişi giriyor;

Büyük alimlerden, hakimlerden bir tanesi, içeriye davalı-davacı iki kişi giriyor;
bakıyor, birisi müslüman, hem de halife, ötekisi de gayrimüslim, kıyafetinden belli.bakıyor, birisi müslüman, hem de halife, ötekisi de gayrimüslim, kıyafetinden belli. Diyor ki: “Ah, davalı-davacı geldi, inşaallah şu müslüman haklıdır.”Diyor ki: “Ah, davalı-davacı geldi, inşaallah şu müslüman haklıdır.” Müslümanı sevdiği için onun haklı olmasını [istiyor,] içinden ona meyli oluyor. Temayül oluyor,

Müslümanı sevdiği için onun haklı olmasını [istiyor,] içinden ona meyli oluyor. Temayül oluyor,
sevgisi müslümana akıyor. Hâlbuki kendisi hâkim, kadı.sevgisi müslümana akıyor. Hâlbuki kendisi hâkim, kadı. Oturtuyor karşısına, iki tarafı dinliyor.Oturtuyor karşısına, iki tarafı dinliyor. Hıristiyan haklı, gayrimüslim haklı; bu müslüman haksız, haksız bir iş yapmış.Hıristiyan haklı, gayrimüslim haklı; bu müslüman haksız, haksız bir iş yapmış. Müslümana diyor ki: “Sen haksızsın, bu haklı.” Hükmediyor, gönderiyor.Müslümana diyor ki: “Sen haksızsın, bu haklı.” Hükmediyor, gönderiyor. Ama ömrünün sonuna kadar kendisini affetmemiş, tevbe etmiş, neden?Ama ömrünün sonuna kadar kendisini affetmemiş, tevbe etmiş, neden? ”Ben kapıdan gelen, benden adalet bekleyen insanlara önceden taraf tuttum?”Ben kapıdan gelen, benden adalet bekleyen insanlara önceden taraf tuttum? “Taraf tutmadınız. Korkma. Geldi iki taraf, sana derdini anlatınca yine doğruyu söyledin.”

“Taraf tutmadınız. Korkma. Geldi iki taraf, sana derdini anlatınca yine doğruyu söyledin.”
“Hayır, niye gönlüm girerken taraf tuttu?”

“Hayır, niye gönlüm girerken taraf tuttu?”
Onu bile adaletine sığdırmıyor.

Onu bile adaletine sığdırmıyor.
Adamın büyüklüğüne bak!

Adamın büyüklüğüne bak!
İkisine de eşit bakacak, hiçbirisine sevgi ve sevgisizlik göstermeyecek.İkisine de eşit bakacak, hiçbirisine sevgi ve sevgisizlik göstermeyecek. Karşısında dinleyecek; eğriye “eğri”, doğruya “doğru”, haklıya “haklı”, haksıza “haksız” diyecek.Karşısında dinleyecek; eğriye “eğri”, doğruya “doğru”, haklıya “haklı”, haksıza “haksız” diyecek. Hükmünde adaletli olacak.Hükmünde adaletli olacak. Rum mimar ile Fatih Sultan Mehmed’i İstanbul’un kadısı Hızır Çelebi muhakeme ediyor.

Rum mimar ile Fatih Sultan Mehmed’i İstanbul’un kadısı Hızır Çelebi muhakeme ediyor.
Davacı Rum mimar, davayı eden gayrimüslim Rum mimarDavacı Rum mimar, davayı eden gayrimüslim Rum mimar davalı, sanık mevkiinde olan Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’u fethetmiş olan padişah.davalı, sanık mevkiinde olan Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’u fethetmiş olan padişah. Kadı Hızır Çelebi Fatih’e “haksızsın” diyor, Fatih’i mahkûm ediyor.Kadı Hızır Çelebi Fatih’e “haksızsın” diyor, Fatih’i mahkûm ediyor. Adalete bak, nasıl olacak? Hz. Ali ne diyor?Adalete bak, nasıl olacak? Hz. Ali ne diyor? Bir insanın Allah’ın dini bakımından iyi puan alan bir insan olduğunun alâmetlerini sayıyor.

Bir insanın Allah’ın dini bakımından iyi puan alan bir insan olduğunun alâmetlerini sayıyor.
Al eline çizelgeyi, puanlama cetvelini, sen şimdi bunlara göre kendini puanla.Al eline çizelgeyi, puanlama cetvelini, sen şimdi bunlara göre kendini puanla. Bakalım sonunda puanın iyi bir müslüman durumunda olacak mı, olmayacak mı?Bakalım sonunda puanın iyi bir müslüman durumunda olacak mı, olmayacak mı? İmanın var mı? “Var elhamdülillah.”İmanın var mı? “Var elhamdülillah.” Tamam, oraya bir artı puan koy.

Tamam, oraya bir artı puan koy.
10 puan aldın oradan.10 puan aldın oradan. İmanına göre icraatın var mı? “Yok.”İmanına göre icraatın var mı? “Yok.” Oraya bir sıfır yaz bakalım.

Oraya bir sıfır yaz bakalım.
“Yok hocam, sıfırlık değil de namazını alaca kılıyorum da,

“Yok hocam, sıfırlık değil de namazını alaca kılıyorum da,
bayramdan bayrama kılıyorum da,bayramdan bayrama kılıyorum da, cumaları bazen kaçırıyorum bazen kaçırmıyorum da...cumaları bazen kaçırıyorum bazen kaçırmıyorum da... Zekâtımı hiç vermedim ama...”Zekâtımı hiç vermedim ama...” Tamam işte, ya sıfır olur ya bir olur ya üç olur ya beş olur ya yedi olur ya da

Tamam işte, ya sıfır olur ya bir olur ya üç olur ya beş olur ya yedi olur ya da
Allah’ın bütün imanına göre emirleri tutuyorsan 10 alabilirsen...Allah’ın bütün imanına göre emirleri tutuyorsan 10 alabilirsen... Ben pek 10 alacak insan görmüyorum etrafımda,Ben pek 10 alacak insan görmüyorum etrafımda, 10 almak kolay da değil.10 almak kolay da değil. Sonra ne olacak?

Sonra ne olacak?
Yaptığı iş sağlam, isabetli olacak, yanlış olmayacak. Yanlış iş yapmayacak. Hatalı iş yapmayacak.

Yaptığı iş sağlam, isabetli olacak, yanlış olmayacak. Yanlış iş yapmayacak. Hatalı iş yapmayacak.
Olmadık, yamuk iş yapmayacak.Olmadık, yamuk iş yapmayacak. “Kırık yol” mu, ne diyordu bizim Ahmet kardeşimiz?

“Kırık yol” mu, ne diyordu bizim Ahmet kardeşimiz?
“Filanca kırık yola gitmiş...”

“Filanca kırık yola gitmiş...”
Ben ilk önce anlayamadım, “yamuk, gayrimeşru yol” demek istemiş.

Ben ilk önce anlayamadım, “yamuk, gayrimeşru yol” demek istemiş.
Öyle olmayacak.

Öyle olmayacak.
Sözü doğru olacak. Hükmü adaletli olacak, hepimizin.Sözü doğru olacak. Hükmü adaletli olacak, hepimizin. Mesela Allah emrediyor; “Evlatlarınız arasında adalet edin.”Mesela Allah emrediyor; “Evlatlarınız arasında adalet edin.” Ben birinci oğlumu çok seviyorum, ikinciye biraz kızıyorum, kızgınlıklaBen birinci oğlumu çok seviyorum, ikinciye biraz kızıyorum, kızgınlıkla kayırıyorum, ötekisini atlatıyorum da...kayırıyorum, ötekisini atlatıyorum da... Mirasımı ona vereceğim de ötekisine (vermeyeceğim…) Öyle şey yok.Mirasımı ona vereceğim de ötekisine (vermeyeceğim…) Öyle şey yok. Adaletle hareket edeceksin.Adaletle hareket edeceksin. Birisini seviyorsan ötekisini de seveceksin.Birisini seviyorsan ötekisini de seveceksin. Birisinin başını okşamışsan ötekisini de okşayacaksın.Birisinin başını okşamışsan ötekisini de okşayacaksın. Birisini öpmüşsen ötekisini de öpeceksin.Birisini öpmüşsen ötekisini de öpeceksin. Adalet olsun.Adalet olsun. Sonra tabi çocuklarına karşı adalet, hanımına karşı adalet,Sonra tabi çocuklarına karşı adalet, hanımına karşı adalet, insanlar arasında hükmettiği zaman adalet... Her şeyi adaletli olacak, dosdoğru olacak. Sonra;insanlar arasında hükmettiği zaman adalet... Her şeyi adaletli olacak, dosdoğru olacak. Sonra; Ve’ş-şefekatü alâ ra’iyyetihî.

Ve’ş-şefekatü alâ ra’iyyetihî.
“Tebaasına şefkatli olacak.”“Tebaasına şefkatli olacak.” “Ee, ben hükümdar mıyım? Benim tebaam yok.”

“Ee, ben hükümdar mıyım? Benim tebaam yok.”
Hayır, var. Sen de hükümdarsın, herkes hükümdar.

Hayır, var. Sen de hükümdarsın, herkes hükümdar.
Peygamber Efendimiz diyor ki:

Peygamber Efendimiz diyor ki:
Küllü tümrain ve küllü tüm mes’ulün adraiyyeti.

Küllü tümrain ve küllü tüm mes’ulün adraiyyeti.
“Hepiniz hükümdarsınız, çobansınız. Hepinizin sürüsü var, tebaası var.“Hepiniz hükümdarsınız, çobansınız. Hepinizin sürüsü var, tebaası var. Hepinizin güttüğü bir sürü var.Hepinizin güttüğü bir sürü var. Hepiniz sürünüzden mesulsünüz.”Hepiniz sürünüzden mesulsünüz.” Evin ailenin reisi ailenin fertlerinden sorumludur.

Evin ailenin reisi ailenin fertlerinden sorumludur.
Kadın kocasının evinden, çoluk çocuğundan, namusundan, malından sorumludur.Kadın kocasının evinden, çoluk çocuğundan, namusundan, malından sorumludur. Koca gidiyor evinden sabahleyin, akşam geliyor.Koca gidiyor evinden sabahleyin, akşam geliyor. Cama açık çıksa kocasına hıyanet etmiş olur. Malını harcasa olmaz.Cama açık çıksa kocasına hıyanet etmiş olur. Malını harcasa olmaz. Öyle olacak vs. vs. Sonra…Öyle olacak vs. vs. Sonra… Lâ tuhricuhü’l-kudreti ilâ hark.

Lâ tuhricuhü’l-kudreti ilâ hark.
“Kuvvetli olması zulüm yapmasına götürmeyecek.”“Kuvvetli olması zulüm yapmasına götürmeyecek.” Bir insanın asaleti buradan belli olur.

Bir insanın asaleti buradan belli olur.
Kuvvetliyken haksızlık yapıyor mu?Kuvvetliyken haksızlık yapıyor mu? Demek ki asaletli değil.

Demek ki asaletli değil.
Kuvvetliyken haksızlık yapmayacak.Kuvvetliyken haksızlık yapmayacak. Onu bunu ezmeyecek.Onu bunu ezmeyecek. Efe pehlivan, onun ensesine bir tokat, bunun gözünün ortasına bir yumruk, onu vuruyor, bunu deviriyor...Efe pehlivan, onun ensesine bir tokat, bunun gözünün ortasına bir yumruk, onu vuruyor, bunu deviriyor... Ne bu? Mahallenin ebesi buraların bakiye çetesi, reisi falanca... Böyle şey olmaz.Ne bu? Mahallenin ebesi buraların bakiye çetesi, reisi falanca... Böyle şey olmaz. Yani kuvvetliyken şiddete sapmıyor.Yani kuvvetliyken şiddete sapmıyor. Lâ tuhricuhü’l-kudreti ilâ hark.

Lâ tuhricuhü’l-kudreti ilâ hark.
Kuvvetli, kudretli olması onu zulüm yapmaya, haksızlık yapmaya, şiddet göstermeye sevk etmiyor.Kuvvetli, kudretli olması onu zulüm yapmaya, haksızlık yapmaya, şiddet göstermeye sevk etmiyor. Etmeyecek. Etmiyorsa iyi insandır.Etmeyecek. Etmiyorsa iyi insandır. Ve le'l-lînü ilâ da'fın.

Ve le'l-lînü ilâ da'fın.
“Yumuşaklığı da zayıflığa götürmeyecek.”“Yumuşaklığı da zayıflığa götürmeyecek.” Çok yumuşak bir adam; karısıyla ilgilenmez, karısı orada burada, çocuğuyla ilgilenmez...

Çok yumuşak bir adam; karısıyla ilgilenmez, karısı orada burada, çocuğuyla ilgilenmez...
Öyle şey yok.Öyle şey yok. O kadar da değil. “Yumuşak ol.” dedikse o kadar da değil. Ne sert olup asıl, ne yumuşak olup basıl.O kadar da değil. “Yumuşak ol.” dedikse o kadar da değil. Ne sert olup asıl, ne yumuşak olup basıl. Nasıl olacak?

Nasıl olacak?
Ölçülü olacak. Yumuşaklık zaafa götürmeyecek.

Ölçülü olacak. Yumuşaklık zaafa götürmeyecek.
“Efendim biz iyi insanlarız, yumuşak insanlarız.”

“Efendim biz iyi insanlarız, yumuşak insanlarız.”
“Falanca adam melek gibidir, hiç kimsenin etlisine sütlüsüne karışmaz.”

“Falanca adam melek gibidir, hiç kimsenin etlisine sütlüsüne karışmaz.”
O melek gibi değil, kelek gibi o da. Niye?O melek gibi değil, kelek gibi o da. Niye? Hiç kimseye karışmıyor da ondan.

Hiç kimseye karışmıyor da ondan.
Karışacak. Kötü bir iş yapan bir insana “Dur.” diyecek, “Yapma bunu.” diyecek.

Karışacak. Kötü bir iş yapan bir insana “Dur.” diyecek, “Yapma bunu.” diyecek.
Komşunun (malını) çalıyor; “Yok, alma.” diyecek. Bir haksızlık yapıyor;Komşunun (malını) çalıyor; “Yok, alma.” diyecek. Bir haksızlık yapıyor; “Yapma.” diyecek, “Vurma.” diyecek, “Etme.” diyecek.“Yapma.” diyecek, “Vurma.” diyecek, “Etme.” diyecek. İyi bir kimseye iyiyi teşvik edecek. Emr-i mâruf nehy-i münker var.İyi bir kimseye iyiyi teşvik edecek. Emr-i mâruf nehy-i münker var. Melek gibiymiş hiçbir işe karışmıyormuş, evinden camiye camiden eveymiş.Melek gibiymiş hiçbir işe karışmıyormuş, evinden camiye camiden eveymiş. Niye karışmıyorsun? Bu toplumu kim düzeltecek?

Niye karışmıyorsun? Bu toplumu kim düzeltecek?
Bu topluma karışacaksın; gireceksin, cemiyette görev alacaksın, terleyeceksin, koşacaksın,Bu topluma karışacaksın; gireceksin, cemiyette görev alacaksın, terleyeceksin, koşacaksın, üzüleceksin, sevineceksin, neden?üzüleceksin, sevineceksin, neden? Görev bunlar. Sen görevi almazsan, tarlayı sen sürmezsen dikenler biter. Tarla boş durmaz ki...

Görev bunlar. Sen görevi almazsan, tarlayı sen sürmezsen dikenler biter. Tarla boş durmaz ki...
Deve dikenleri biter yoksa, çoban çökerten dikenleri biter.Deve dikenleri biter yoksa, çoban çökerten dikenleri biter. Üstüne terliğinle bassan diken terlikten geçiyor, “Uf anam!” diye ayağını kanattırıyor insanın.Üstüne terliğinle bassan diken terlikten geçiyor, “Uf anam!” diye ayağını kanattırıyor insanın. Sen onu dikmezsen o zaman diken bitiyor, boş kalmıyor.Sen onu dikmezsen o zaman diken bitiyor, boş kalmıyor. Onun için, sen görev yapacaksın, çalışacaksın.Onun için, sen görev yapacaksın, çalışacaksın. Vela temne’uhü’l-izzetü min keremi iffetin.

Vela temne’uhü’l-izzetü min keremi iffetin.
Bu sözün tabii mânası biraz Arapça’yı iyi bilmek gerektirir.Bu sözün tabii mânası biraz Arapça’yı iyi bilmek gerektirir. İnce bir mânası var.İnce bir mânası var. “Bir şeyin azlığı, mahrumiyet, kıtlık olması onu namuslu hareket etmekten caydırmayacak, kaydırmayacak.”

“Bir şeyin azlığı, mahrumiyet, kıtlık olması onu namuslu hareket etmekten caydırmayacak, kaydırmayacak.”
Parası yok; hırsızlığa kaymayacak.

Parası yok; hırsızlığa kaymayacak.
Mahrumiyet onu namussuzluğa itmeyecek.Mahrumiyet onu namussuzluğa itmeyecek. Bu da önemli.Bu da önemli. Şimdi biz, hiç unutmuyorum askere çağırdılar, gittim. Doçentliğe gittim, ben talebelerimle askerlik yaptım.Şimdi biz, hiç unutmuyorum askere çağırdılar, gittim. Doçentliğe gittim, ben talebelerimle askerlik yaptım. Bizi aldılar, araziye götürdüler. Bir dere kenarında mola verdirdiler.Bizi aldılar, araziye götürdüler. Bir dere kenarında mola verdirdiler. Arazi çalışması yapıyoruz, askeriz, silahlarımız elimizde.Arazi çalışması yapıyoruz, askeriz, silahlarımız elimizde. Derenin kenarına biz oturduk.Derenin kenarına biz oturduk. Benim talebelerim de oturdular.Benim talebelerim de oturdular. “Hocam nasılsın? Bir fıkra anlat, bir hadis söyle, bir şiir oku...”“Hocam nasılsın? Bir fıkra anlat, bir hadis söyle, bir şiir oku...” Böyle tatlı zemin-i zamana muvâfık sohbetler oluyor.Böyle tatlı zemin-i zamana muvâfık sohbetler oluyor. Herkes de etrafımıza toplanıyor...Herkes de etrafımıza toplanıyor... Biraz sonra baktım, herkesin elinde bir havuç, hart hurt, hart hurt...Biraz sonra baktım, herkesin elinde bir havuç, hart hurt, hart hurt... Dağın başında herkesin elinde bir havuç.Dağın başında herkesin elinde bir havuç. “Bu ne?” dedim. “Havuç.” dediler.“Bu ne?” dedim. “Havuç.” dediler. “Ben de biliyorum havuç olduğunu; ama nereden aldın?

“Ben de biliyorum havuç olduğunu; ama nereden aldın?
Dağın başında burada manav yok, bakkal yok; bu havuçlar nereden?”Dağın başında burada manav yok, bakkal yok; bu havuçlar nereden?” Havuç tarlasına girmişler

Havuç tarlasına girmişler
bizim (askerler), her birisi köklemiş havucu, yıkamış, bir kenarda hart hurt tavşan gibi havuç kemiriyorlar.bizim (askerler), her birisi köklemiş havucu, yıkamış, bir kenarda hart hurt tavşan gibi havuç kemiriyorlar. Ne haram fikri var ne helal fikri var! Açsan açsın, devlet seni aç bırakmıyor zaten.Ne haram fikri var ne helal fikri var! Açsan açsın, devlet seni aç bırakmıyor zaten. Önümüze masaya getiriyor, dört-beş çeşit yemek koyuyordu.Önümüze masaya getiriyor, dört-beş çeşit yemek koyuyordu. Bazı ukalâlar burun kıvırıyorlar, beğenmiyorlar.Bazı ukalâlar burun kıvırıyorlar, beğenmiyorlar. Bir arkadaş dayanamadı; “Numarayı bırak,Bir arkadaş dayanamadı; “Numarayı bırak, senin evinde bu kadar yemek var mı?” dedi.senin evinde bu kadar yemek var mı?” dedi. “Devlet bu kadar yemek veriyor işte!” dedi.“Devlet bu kadar yemek veriyor işte!” dedi. Evinde bu kadar çeşit yiyebiliyor musun?Evinde bu kadar çeşit yiyebiliyor musun? Doğrusu ben yiyemiyorum.

Doğrusu ben yiyemiyorum.
Bu havucu ne diye alıyorsun?

Bu havucu ne diye alıyorsun?
Bu adam razı mı?Bu adam razı mı? Tarla sahibi gelecek, ertesi gün bakacak, tarlasına ne olmuş.Tarla sahibi gelecek, ertesi gün bakacak, tarlasına ne olmuş. Demek ki kıtlık namussuzluğa sevk etmeyecek.

Demek ki kıtlık namussuzluğa sevk etmeyecek.
Açlık namussuzluğa sevk etmeyecek.Açlık namussuzluğa sevk etmeyecek. Parasızlık namussuzluğa sevk etmeyecek.Parasızlık namussuzluğa sevk etmeyecek. Yoksulluk namussuzluğa sevk etmeyecek.Yoksulluk namussuzluğa sevk etmeyecek. Asil insan yok da olsa, az da olsa sabredecek.Asil insan yok da olsa, az da olsa sabredecek. Bizim bir amcazâde var köyümüzde, pehlivan, yukarı bir omzu var,Bizim bir amcazâde var köyümüzde, pehlivan, yukarı bir omzu var, iki tane insan yapıştırılmış gibi yan yana...iki tane insan yapıştırılmış gibi yan yana... Aşağısı üçgen geliyor, sanki bodybuilding çalışması yapmış da çok güzel vücudu var.Aşağısı üçgen geliyor, sanki bodybuilding çalışması yapmış da çok güzel vücudu var. Köylük dayı, başka bir şey yok.Köylük dayı, başka bir şey yok. Ama çok yapılı. Bir şey yapmaz, sigara içmez, içki içmez, namussuzluğu yoktur,Ama çok yapılı. Bir şey yapmaz, sigara içmez, içki içmez, namussuzluğu yoktur, dürüst, beş vakit namazında, taşı sıksa suyunu çıkartır.dürüst, beş vakit namazında, taşı sıksa suyunu çıkartır. Beş kişi tutamaz kendisini, beş kişi baş edemez, böyle bir pehlivan yani amcam...Beş kişi tutamaz kendisini, beş kişi baş edemez, böyle bir pehlivan yani amcam... Molla İbrahim amcanın oğlu bir amca bu amcamız.Molla İbrahim amcanın oğlu bir amca bu amcamız. Askere gitmiş. Balıkesir’in dağlarına bir çıkartmışlar. Kumanya da vermemişler, aç kalmışlar.Askere gitmiş. Balıkesir’in dağlarına bir çıkartmışlar. Kumanya da vermemişler, aç kalmışlar. Askere kumanya gelmemiş: ya mahsustan vermediler,Askere kumanya gelmemiş: ya mahsustan vermediler, asker maduriyeti tatsın, başının çaresine baksın.asker maduriyeti tatsın, başının çaresine baksın. Kurbağa mı yiyecek, ot mu yiyecek, ne yapacaksa...Kurbağa mı yiyecek, ot mu yiyecek, ne yapacaksa... Dağda kalabilir asker ya, ona alışsın diye.Dağda kalabilir asker ya, ona alışsın diye. Herkes tabi etrafındaki bir şeylere saldırmış.Herkes tabi etrafındaki bir şeylere saldırmış. Bu bizim arkadaşların havuç tarlasına girdiği gibi askerlikteBu bizim arkadaşların havuç tarlasına girdiği gibi askerlikte herkes bir şeylere saldırmış, bir şeyler bulmuş, ‘hart hurt’ yemiş. Bu yememiş.herkes bir şeylere saldırmış, bir şeyler bulmuş, ‘hart hurt’ yemiş. Bu yememiş. Bu koca pehlivan adam açlıktan ağlamış ama haram yememiş.Bu koca pehlivan adam açlıktan ağlamış ama haram yememiş. İşte bu. Mahrumiyet namussuzluğa itmeyecek bir insanı. Bu gösterge güzel bir gösterge.

İşte bu. Mahrumiyet namussuzluğa itmeyecek bir insanı. Bu gösterge güzel bir gösterge.
Bir insan karnı tokken rüşvet almıyor, haksızlık yapmıyor. Bu önemli değil.Bir insan karnı tokken rüşvet almıyor, haksızlık yapmıyor. Bu önemli değil. Bakalım açken ne yapacak, çoluk çocuk evde ağlıyorken ne yapacak? bu önemli.Bakalım açken ne yapacak, çoluk çocuk evde ağlıyorken ne yapacak? bu önemli. Varken yapmaz tabi... İstemez zaten canı. Ama yokken bakalım yapmayacak mı?Varken yapmaz tabi... İstemez zaten canı. Ama yokken bakalım yapmayacak mı? Önemli olan asalet burada meydana çıkıyor.

Önemli olan asalet burada meydana çıkıyor.
Yani kıtlık durumunda iffetinin asaleti bozulmuyor.Yani kıtlık durumunda iffetinin asaleti bozulmuyor. Ve lâ yeblüğu’l-afvü ilâ idâ’ati hak.

Ve lâ yeblüğu’l-afvü ilâ idâ’ati hak.
Çok güzel bir cümle...

Çok güzel bir cümle...
Her cümlesi ayrı güzel Hz. Ali Efendimiz’in, mübarek sözü... Çok hoşuma gitti, onun için okuyorum zaten.Her cümlesi ayrı güzel Hz. Ali Efendimiz’in, mübarek sözü... Çok hoşuma gitti, onun için okuyorum zaten. “Af duygusu bir hakkın çiğnenmesine, göz yummaya yol açmayacak.”

“Af duygusu bir hakkın çiğnenmesine, göz yummaya yol açmayacak.”
Affediyor. Kimi affediyorsun? Ne hakla affediyorsun?

Affediyor. Kimi affediyorsun? Ne hakla affediyorsun?
Bazı şeyler affedilmez; suç işlenmişse cezası verilir.

Bazı şeyler affedilmez; suç işlenmişse cezası verilir.
Af her zaman değil. Seninle ilgili bir konuda onu affedebilirsin.Af her zaman değil. Seninle ilgili bir konuda onu affedebilirsin. Ama topluma karşı bir suç işlediği zaman veya birisinin hakkını çiğneme konusunda bir şey yapmışsa onu affetmek olmaz.Ama topluma karşı bir suç işlediği zaman veya birisinin hakkını çiğneme konusunda bir şey yapmışsa onu affetmek olmaz. Af duygusu onu bir hakkın çiğnenmesine götürmemeli.Af duygusu onu bir hakkın çiğnenmesine götürmemeli. Birisi bir hakkı çiğneyerek af yapmamalı.Birisi bir hakkı çiğneyerek af yapmamalı. Yani o zaman affetmemeli.Yani o zaman affetmemeli. O zaman affetmek yok.O zaman affetmek yok. Burada hep ahlâkın nasıl olması gerektiğini Hz. Ali Efendimiz ince çizgilerle de anlatıyor bilmiyorum takip edebiliyor muyuz?Burada hep ahlâkın nasıl olması gerektiğini Hz. Ali Efendimiz ince çizgilerle de anlatıyor bilmiyorum takip edebiliyor muyuz? Ve lâ tezhebü bihi’l-adâvetü ilâ seferin.

Ve lâ tezhebü bihi’l-adâvetü ilâ seferin.
“Cömertlik de onu israfa götürtmüyor.”“Cömertlik de onu israfa götürtmüyor.” Cömertliği var, iyi; ama ölçülü bir cömertlik olacak.

Cömertliği var, iyi; ama ölçülü bir cömertlik olacak.
İsrafa, malı saçıp savurmaya götüren bir şey olmayacak.İsrafa, malı saçıp savurmaya götüren bir şey olmayacak. Çocuğun hakkı var, evin hakkı var.Çocuğun hakkı var, evin hakkı var. Cömertliğin de bir hududu var, ölçülü bir tarzda olacak.Cömertliğin de bir hududu var, ölçülü bir tarzda olacak. Ve lâ yetehattâ bihi’l-kasdü ile’l-buhli.

Ve lâ yetehattâ bihi’l-kasdü ile’l-buhli.
“Tasarruf yapacağım derken cimriliğe de düşmeyecek.”“Tasarruf yapacağım derken cimriliğe de düşmeyecek.” “Cömertlik yapacağım.” derken har vurup harman savuruculuğa düşmeyecek;

“Cömertlik yapacağım.” derken har vurup harman savuruculuğa düşmeyecek;
“Tasarruf yapacağım.” derken de cimriliğe düşmeyecek.“Tasarruf yapacağım.” derken de cimriliğe düşmeyecek. İkisi arasındaki dengeyi kuracak. Asil adam, yani makbul adam...İkisi arasındaki dengeyi kuracak. Asil adam, yani makbul adam... Ve lâ te'huzühû ni'metullâhi bi-batarın.

Ve lâ te'huzühû ni'metullâhi bi-batarın.
“Allah’ın verdiği varlık ve nimet de onu şımarıklığa düşürmeyecek.”“Allah’ın verdiği varlık ve nimet de onu şımarıklığa düşürmeyecek.” İşte bir insan bu vasıflara sahipse o insan nedir?

İşte bir insan bu vasıflara sahipse o insan nedir?
Allah’ın dini bakımından iyi puan almış, iyi noktada olan insan demektir.

Allah’ın dini bakımından iyi puan almış, iyi noktada olan insan demektir.
Hz. Ali Efendimiz’in beğendiği insan tipini, tablosunu burada karşımızda görüyoruz.

Hz. Ali Efendimiz’in beğendiği insan tipini, tablosunu burada karşımızda görüyoruz.
Onun için okuyorum bu paragrafı...Onun için okuyorum bu paragrafı... Âyet okuyoruz her zaman vaazlarımızda, hadîs-i şerîf okuyoruz;Âyet okuyoruz her zaman vaazlarımızda, hadîs-i şerîf okuyoruz; ama burada söz verdik, Hz. Ali Efendimiz’in sözlerinden bir şey okuyacağız.ama burada söz verdik, Hz. Ali Efendimiz’in sözlerinden bir şey okuyacağız. Bu paragraf neyi gösteriyor?

Bu paragraf neyi gösteriyor?
Hz. Ali Efendimiz’in gözünde ideal bir müslüman, Allah’ın sevdiği bir müslüman hangi vasıflara sahiptir, onu gösteriyor.

Hz. Ali Efendimiz’in gözünde ideal bir müslüman, Allah’ın sevdiği bir müslüman hangi vasıflara sahiptir, onu gösteriyor.
Onun için, bir daha başından tekraren (okuyalım) ki Hz. Ali Efendimiz’inOnun için, bir daha başından tekraren (okuyalım) ki Hz. Ali Efendimiz’in kendisini sevenlerin nasıl insan olmasını istediği iyice ortaya çıksın, hatırda kalsın.kendisini sevenlerin nasıl insan olmasını istediği iyice ortaya çıksın, hatırda kalsın. Diyor ki Hz. Ali Efendimiz;

Diyor ki Hz. Ali Efendimiz;
Min alâmetin memnunu ala dinillahi bağdel ikrarı vel amel.

Min alâmetin memnunu ala dinillahi bağdel ikrarı vel amel.
“İman ettikten sonra, imanının gereği olan farz ibadetleri yaptıktan sonra...”“İman ettikten sonra, imanının gereği olan farz ibadetleri yaptıktan sonra...” Bu şart bir kere. Bunu affetmiyor.

Bu şart bir kere. Bunu affetmiyor.
Bu olmadığı zaman olmaz. İmanı olacak, imanın gereği ibadet, taat, hepsini yapacak.Bu olmadığı zaman olmaz. İmanı olacak, imanın gereği ibadet, taat, hepsini yapacak. Yapmamak yok. Ondan sonra şu vasıflara sahip olacak;Yapmamak yok. Ondan sonra şu vasıflara sahip olacak; yaptığı işler ölçülü, isabetli olacak.yaptığı işler ölçülü, isabetli olacak. Kararları doğru karar, isabetli olacak.Kararları doğru karar, isabetli olacak. Bu bir, bu tabi akıl işidir. El-hazmü fî emrihî. “İşinde hazım sahibi olmak, bu akıl işidir.

Bu bir, bu tabi akıl işidir. El-hazmü fî emrihî. “İşinde hazım sahibi olmak, bu akıl işidir.
Allah tabi herkese böyle basiretli, akıllı, isabetli düşünmeyi vermiyor.Allah tabi herkese böyle basiretli, akıllı, isabetli düşünmeyi vermiyor. Bazısı aceleci oluyor, bazısı fevrî kararlar veriyor, yanlış kararlar veriyor.Bazısı aceleci oluyor, bazısı fevrî kararlar veriyor, yanlış kararlar veriyor. Çok yanlış kararlar veriyor.Çok yanlış kararlar veriyor. Bu tahsille gelişir.Bu tahsille gelişir. İyi bir eğitim gören insan isabetli kararlar verir. İnsanın çok iyi eğitim görmesi lazım.İyi bir eğitim gören insan isabetli kararlar verir. İnsanın çok iyi eğitim görmesi lazım. Onun için siz mahrumiyet içinden gelmiş olabilirsiniz.Onun için siz mahrumiyet içinden gelmiş olabilirsiniz. Çocukluğunuzda mesela anneniz babanızÇocukluğunuzda mesela anneniz babanız öksüz büyümüş olabilirsiniz, anneniz babanız size tahsil yaptıramamış olabilir, imkânlar müsait olmamış olabilir.öksüz büyümüş olabilirsiniz, anneniz babanız size tahsil yaptıramamış olabilir, imkânlar müsait olmamış olabilir. Ama çocuğunuza güzel bir tahsil vereceksiniz.Ama çocuğunuza güzel bir tahsil vereceksiniz. Güzel bir tahsil vermek demek, çocuğu götürüp bir okula teslim etmek demek değildir.Güzel bir tahsil vermek demek, çocuğu götürüp bir okula teslim etmek demek değildir. Çocuğun ahlâkî yapısını, genel karakterini, her şeyini düşüneceksiniz.Çocuğun ahlâkî yapısını, genel karakterini, her şeyini düşüneceksiniz. Bu okul da çocuğa her şey vermez.Bu okul da çocuğa her şey vermez. Bazı bilgiler verir ama birçok şey vermez.Bazı bilgiler verir ama birçok şey vermez. Onları siz telafi edeceksiniz.Onları siz telafi edeceksiniz. “Nasıl telafi edeyim?” Etmezsen mahvolursun.

“Nasıl telafi edeyim?” Etmezsen mahvolursun.
Cemiyet olarak telafi edeceksiniz. Toplum olarak telafi edeceksiniz.Cemiyet olarak telafi edeceksiniz. Toplum olarak telafi edeceksiniz. Etmezseniz çocuk elden çıkar bak adam gelmiş burayaEtmezseniz çocuk elden çıkar bak adam gelmiş buraya Türkiye’den, “Elhamdülillah, Türküm, müslümanım” diye gelmiş;Türkiye’den, “Elhamdülillah, Türküm, müslümanım” diye gelmiş; şimdi burada “Ben Allah’a inanmıyorum, İslâm’a saygı duymuyorum.” noktasına gelmiş. Neden?şimdi burada “Ben Allah’a inanmıyorum, İslâm’a saygı duymuyorum.” noktasına gelmiş. Neden? Toplum havasından gevşedi, gördüğü manzaralardan, bunlar başka insanlar olduğu için gevşedi.

Toplum havasından gevşedi, gördüğü manzaralardan, bunlar başka insanlar olduğu için gevşedi.
Çocuklar da gevşer, çocuklar da elden çıkar gider.Çocuklar da gevşer, çocuklar da elden çıkar gider. Onun için, çocukların doğru çizgide kalması için, istediğiniz güzel evlat olması için uğraşacaksınız.Onun için, çocukların doğru çizgide kalması için, istediğiniz güzel evlat olması için uğraşacaksınız. Müessese kuracaksınız. Kurduğunuz müesseseyi çalıştıracaksınız.Müessese kuracaksınız. Kurduğunuz müesseseyi çalıştıracaksınız. Konuştuk başkan Mehmet beyle gündüz, neler yapmak gerektiğini az çok ben onlara saydım,

Konuştuk başkan Mehmet beyle gündüz, neler yapmak gerektiğini az çok ben onlara saydım,
“Biz Türkiye’de neler yapıyoruz?” diye.“Biz Türkiye’de neler yapıyoruz?” diye. Hiçbir şey yapamazsanız çocuklarınızı yazın bir-iki ay bir kampta toplayacaksınız.Hiçbir şey yapamazsanız çocuklarınızı yazın bir-iki ay bir kampta toplayacaksınız. “Evlâdım, biz Türküz, biz müslümanız.“Evlâdım, biz Türküz, biz müslümanız. Bizim ecdâdımız şöyledir, bizim yolumuz budur.Bizim ecdâdımız şöyledir, bizim yolumuz budur. Bak senin şunları şunları bilmen lazım...” vesaire,Bak senin şunları şunları bilmen lazım...” vesaire, arkadaşlarla, (hocalarla) çocuğun iki aylık eğitim görmesi lazım.arkadaşlarla, (hocalarla) çocuğun iki aylık eğitim görmesi lazım. Sonra yıl içinde, yani okul başladığı zaman holiday (tatil) bittiği zaman çocuğun pazar günleri de eğitim görmesi lazım.Sonra yıl içinde, yani okul başladığı zaman holiday (tatil) bittiği zaman çocuğun pazar günleri de eğitim görmesi lazım. Ben Amerika’da gördüm, pazar okulları var.Ben Amerika’da gördüm, pazar okulları var. Cumartesi günü okul bitiyor, cuma günleri bitiyor; ama kilisenin pazar okulları var,Cumartesi günü okul bitiyor, cuma günleri bitiyor; ama kilisenin pazar okulları var, o zaman da kilisenin o okuluna gidiyor. Pazar okulunda okuyor, mezun oluyor, diploma da alıyor.o zaman da kilisenin o okuluna gidiyor. Pazar okulunda okuyor, mezun oluyor, diploma da alıyor. Böyle bir şeyler yapacaksınız. Çocuklarınız iyi yetişecek, bir.Böyle bir şeyler yapacaksınız. Çocuklarınız iyi yetişecek, bir. Çocuklarınızı iyi yetiştireceksiniz; yani bilgili, görgülü, tecrübeli olacak, bilgisayar bilecek, yabancı dili iyi bilecek, diploması vesairesi...Çocuklarınızı iyi yetiştireceksiniz; yani bilgili, görgülü, tecrübeli olacak, bilgisayar bilecek, yabancı dili iyi bilecek, diploması vesairesi... Duyuyorum, bazı arkadaşların çocukları mâşaallah gittiği okulda sınıfın birincisiymiş.Duyuyorum, bazı arkadaşların çocukları mâşaallah gittiği okulda sınıfın birincisiymiş. Güzel, tamam, iyi. Babası sıkıntı çekmiş ama çocuğu şimdi iyi bir istikâmet gösteriyor.Güzel, tamam, iyi. Babası sıkıntı çekmiş ama çocuğu şimdi iyi bir istikâmet gösteriyor. Tamam. İyi bir eğitim görecek.Tamam. İyi bir eğitim görecek. İyi bir muhit içinde olacaksınız. İyi bir toplum içinde olacaksınız.

İyi bir muhit içinde olacaksınız. İyi bir toplum içinde olacaksınız.
Size akıl öğretecek, yol gösterecek, şaşırdığınız zaman doğruyu söyleyecek bir grubunuz olacak.Size akıl öğretecek, yol gösterecek, şaşırdığınız zaman doğruyu söyleyecek bir grubunuz olacak. Grubun içinde olmazsanız kaybolursunuz.Grubun içinde olmazsanız kaybolursunuz. Demek ki isabetli olmak yolunda doğru olmak için bunlar şart.Demek ki isabetli olmak yolunda doğru olmak için bunlar şart. Sözü doğru olacak. Evet, bu çok önemli.

Sözü doğru olacak. Evet, bu çok önemli.
Müslüman, özü sözü doğru bir insan olması lazım.Müslüman, özü sözü doğru bir insan olması lazım. Doğru sözlülüğe kendinizi alıştırın.Doğru sözlülüğe kendinizi alıştırın. Biz Sirkeci’den kalktık, buraya geleceğiz.

Biz Sirkeci’den kalktık, buraya geleceğiz.
Sirkeci Sancak radyosundan; “Hocam röportaj yapmak istiyoruz.” diye haber geldi.Sirkeci Sancak radyosundan; “Hocam röportaj yapmak istiyoruz.” diye haber geldi. Biz dedik ki: “Elimizde valizleri arabalara yükledik, kahvaltı etmeye buraya geldik.Biz dedik ki: “Elimizde valizleri arabalara yükledik, kahvaltı etmeye buraya geldik. Arabaya bindik, yola çıktık.Arabaya bindik, yola çıktık. Yolun ilk konağındayız, molasındayız. Buradan gidiyoruz. Şimdi olmaz. Yani röportaj yapacak zaman değil şimdi.”Yolun ilk konağındayız, molasındayız. Buradan gidiyoruz. Şimdi olmaz. Yani röportaj yapacak zaman değil şimdi.” Tabi biz bunu söyledik. Birisi de demiş ki: “Hocaefendi hem kahvaltı sofrasında oturuyor hem de ‘yoldayız’ diyor.” demiş.Tabi biz bunu söyledik. Birisi de demiş ki: “Hocaefendi hem kahvaltı sofrasında oturuyor hem de ‘yoldayız’ diyor.” demiş. Maksadım, “yoldayız” dediğim, yani öbür evden hareket ettik, artık burada da kahvaltı edeceğiz.Maksadım, “yoldayız” dediğim, yani öbür evden hareket ettik, artık burada da kahvaltı edeceğiz. “Kahvaltıya bize buyurun.” demişti adam;“Kahvaltıya bize buyurun.” demişti adam; tamam, biz evimizde valizimizi arabamıza yükledik, kahvaltıya geldik, buradan da çıkıp gideceğiz.tamam, biz evimizde valizimizi arabamıza yükledik, kahvaltıya geldik, buradan da çıkıp gideceğiz. Yoldayız, evet, oturuyoruz, kahvaltı ediyoruz; ama yoldayız, yalan değil.Yoldayız, evet, oturuyoruz, kahvaltı ediyoruz; ama yoldayız, yalan değil. Yani doğru söyledik. Ama adam neredeyse “Hoca yalan söyledi!” diyecek gibi düşünmüş.Yani doğru söyledik. Ama adam neredeyse “Hoca yalan söyledi!” diyecek gibi düşünmüş. Her bakımdan doğru sözlü olacağız.Her bakımdan doğru sözlü olacağız. Sonra ve’l-adlu fî hükmike. “Hükmünde adaletli...”

Sonra ve’l-adlu fî hükmike. “Hükmünde adaletli...”
Çocuklarına karşı, hanımına karşı, iki arkadaş arasında kendisinin lehine aleyhine olan meselelerde...Çocuklarına karşı, hanımına karşı, iki arkadaş arasında kendisinin lehine aleyhine olan meselelerde... Öyle insanlar var ki bir şey söylendiği zaman karşısındaki bir laf söylüyor, bir düşünüyor;Öyle insanlar var ki bir şey söylendiği zaman karşısındaki bir laf söylüyor, bir düşünüyor; “Evet, haklısın, bu konuda sen haklı düşünüyorsun,“Evet, haklısın, bu konuda sen haklı düşünüyorsun, ben o hususta yanılmışım.” diyebilir, neden? Adalet duygusu var.ben o hususta yanılmışım.” diyebilir, neden? Adalet duygusu var. Bu olması lazım.Bu olması lazım. Ve’ş-şefakatü alâ raiyyetihî.

Ve’ş-şefakatü alâ raiyyetihî.
“Kendisinin emrinde olan insanlara karşı şefkati olacak.”“Kendisinin emrinde olan insanlara karşı şefkati olacak.” Babaysa evlatlarına, ailesine karşı, müdürseBabaysa evlatlarına, ailesine karşı, müdürse işçilerine karşı, patronsa çalıştırdığı kimselere karşı...işçilerine karşı, patronsa çalıştırdığı kimselere karşı... Kendisinden aşağı, kendisinin kanatları altındaki insanlara şefkati olacak.Kendisinden aşağı, kendisinin kanatları altındaki insanlara şefkati olacak. Yazık, o da işte âciz, sen kuvvetlisin, o âciz, ne yapalım, sen ona acı ki Allah da sana acısın. Sonra;Yazık, o da işte âciz, sen kuvvetlisin, o âciz, ne yapalım, sen ona acı ki Allah da sana acısın. Sonra; La tuhricühü’l-kudretü ilâ harkin.

La tuhricühü’l-kudretü ilâ harkin.
“Kuvvetli olması, gücünün kuvvetinin olması onu şiddete götürmeyecek.”“Kuvvetli olması, gücünün kuvvetinin olması onu şiddete götürmeyecek.” “Güçlüyüm, kuvvetliyim, mevkiim makamım var!” diye sağ solu ezmeyecek.“Güçlüyüm, kuvvetliyim, mevkiim makamım var!” diye sağ solu ezmeyecek. Bu önemli.Bu önemli. Elindeki gücü kuvveti kötüye kullanmayacak.Elindeki gücü kuvveti kötüye kullanmayacak. Velev line ila da’.Velev line ila da’. “Yumuşaklığı da zayıflığa götürmeyecek.”“Yumuşaklığı da zayıflığa götürmeyecek.” Ben eskiden beri Sultan Abdulhamit’e kızarım. Eskiden beri...

Ben eskiden beri Sultan Abdulhamit’e kızarım. Eskiden beri...
Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Çok kızıyorum.Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Çok kızıyorum. Fesübhanallah! Herkes şaşırıyor şimdi; hem Sultan Abdulhamit’e kızıyorum hem de “Allah rahmet eylesin.” diyor.Fesübhanallah! Herkes şaşırıyor şimdi; hem Sultan Abdulhamit’e kızıyorum hem de “Allah rahmet eylesin.” diyor. Demiş ki: Selanik’ten hareket ordusu gelmiş, Has kışlayı topa tutmuş, bunu tahtından indirmişler,Demiş ki: Selanik’ten hareket ordusu gelmiş, Has kışlayı topa tutmuş, bunu tahtından indirmişler, Selanik’e sürmüşler.Selanik’e sürmüşler. Tabi Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış.Tabi Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış. Ne diye yıktırıyorsun Osmanlı İmparatorluğunu?Ne diye yıktırıyorsun Osmanlı İmparatorluğunu? Serasker, başkomutan gelmiş;Serasker, başkomutan gelmiş; “Bu gelen âsileri topa tutalım, yok edelim, sen tahttan inme.” demiş.“Bu gelen âsileri topa tutalım, yok edelim, sen tahttan inme.” demiş. “Yok, benim için kimsenin ölmesini istemiyorum, kan akıtılmasın.“Yok, benim için kimsenin ölmesini istemiyorum, kan akıtılmasın. Onlar beni tahttan indirmek istiyorlar, tahttan iniveririm.” demiş.Onlar beni tahttan indirmek istiyorlar, tahttan iniveririm.” demiş. İyi ama sen memleketini seviyorsun, imparatorluğu dağıtmamaya çalışıyorsun.

İyi ama sen memleketini seviyorsun, imparatorluğu dağıtmamaya çalışıyorsun.
O herifler de parçalamaya çalışıyorlar.O herifler de parçalamaya çalışıyorlar. Bu senin kavgan değil ki, senin başında olan bir kavga değil.Bu senin kavgan değil ki, senin başında olan bir kavga değil. Nitekim sen sultanlıktan ayrıldın ama onların kavgası bitmediNitekim sen sultanlıktan ayrıldın ama onların kavgası bitmedi ve koca imparatorluk parçalandı.ve koca imparatorluk parçalandı. Bosna-Hersek bizimdi o zaman...Bosna-Hersek bizimdi o zaman... Suriye, Irak bizimdi... Mısır, Afrika, Libya, Tunus, Cezayir bizimdi...Suriye, Irak bizimdi... Mısır, Afrika, Libya, Tunus, Cezayir bizimdi... O imparatorluk yıkılınca kısa zamanda darmadağın Abdulhamit gidince... Kızıyorum.O imparatorluk yıkılınca kısa zamanda darmadağın Abdulhamit gidince... Kızıyorum. Neden kızıyorum?Neden kızıyorum? Lüzumsuz bir merhamet gösterdi orada.

Lüzumsuz bir merhamet gösterdi orada.
Orada merhametli olmak gerekmiyordu. Neden?Orada merhametli olmak gerekmiyordu. Neden? Burada bahis konusu olan devletin devamı, bütünlüğüdür. Burada merhamet olmaz.Burada bahis konusu olan devletin devamı, bütünlüğüdür. Burada merhamet olmaz. Buna ne derler? “Merhametten maraz hâsıl olması” derler.Buna ne derler? “Merhametten maraz hâsıl olması” derler. Maraz ne demek? Hastalık. Merhamet maraz meydana getirmemelidir.

Maraz ne demek? Hastalık. Merhamet maraz meydana getirmemelidir.
Merhametin yeri var, zamanı var.Merhametin yeri var, zamanı var. Merhamet edip de ağacı budamazsan;Merhamet edip de ağacı budamazsan; “Aman şu dalına dokunma, aman bu dalına dokunma...” ağaç büyümüyor.“Aman şu dalına dokunma, aman bu dalına dokunma...” ağaç büyümüyor. Merhamet etmeyip de ustaca neresini budayacağını bilip de testereyi dayayıp kestin mi,Merhamet etmeyip de ustaca neresini budayacağını bilip de testereyi dayayıp kestin mi, bol bol, iri iri meyve veriyor, ağaç da güzelleşiyor.bol bol, iri iri meyve veriyor, ağaç da güzelleşiyor. Böceklere merhamet edip hadi bakalım ilaçlama...Böceklere merhamet edip hadi bakalım ilaçlama... Böceklere merhametinden hadi bakalım, tam mahsulünü ilaçlama.Böceklere merhametinden hadi bakalım, tam mahsulünü ilaçlama. O zaman senin canın yanıyor.O zaman senin canın yanıyor. Bazı yerde merhamet olmayacak demek ki bunun bir ölçüsü var.Bazı yerde merhamet olmayacak demek ki bunun bir ölçüsü var.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2