Namaz Vakitleri
İstanbul
7 Rebîü'l-Evvel 1447
30 August 2025
İmsak
04:51
Güneş
06:22
Öğle
13:10
İkindi
16:50
Akşam
19:47
Yatsı
21:11
Detaylı Arama

İbadet, Namaz ve Toplumsal Ahlak

Mehmed Zahid KOTKU

26 Safer 1395 / 09.03.1975
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

İbadet, Namaz ve Toplumsal Ahlak

Mehmed Zahid KOTKU

26 Safer 1395 / 09.03.1975
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdülillahi rabbi'l-âlemin ve'l-âkibetü li'l-müttakîn.

Elhamdülillahi rabbi'l-âlemin ve'l-âkibetü li'l-müttakîn.
Vesselâtu vesselâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.Vesselâtu vesselâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitabi kitabullahiİ'lemû eyyühe'l-ihvân enne efdale'l-kitabi kitabullahi ve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi vesellem.ve enne efdale'l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi vesellem. Ve şerra'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid'ah.Ve şerra'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid'ah. Ve küllü bid'atin dâlaleh ve küllü dâlaletin fi'n-nar.Ve küllü bid'atin dâlaleh ve küllü dâlaletin fi'n-nar. Ve bi's-senedi'l-muttasili ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl.Ve bi's-senedi'l-muttasili ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl. Yağdudne min ebsârihinne.

Yağdudne min ebsârihinne.
"Siz de gözlerinizi yumun, siz de erkeklere bakmayın.""Siz de gözlerinizi yumun, siz de erkeklere bakmayın." Onlara diyor, erkeklere bakmayın; bize de diyor, kadınlara bakmayın.

Onlara diyor, erkeklere bakmayın; bize de diyor, kadınlara bakmayın.
Emr-i İlahî bu. Bu emr-i ilahîye göre Cenâb-ı Peygamberimiz diyor ki:Emr-i İlahî bu. Bu emr-i ilahîye göre Cenâb-ı Peygamberimiz diyor ki: "Göz de zina eder."Niçin?

"Göz de zina eder."Niçin?
Göz aracı oluyor. Bakıyorsun, hoşuna gider.

Göz aracı oluyor. Bakıyorsun, hoşuna gider.
Halinden, harekâtından, şusundan busundan hoşuna gider,Halinden, harekâtından, şusundan busundan hoşuna gider, zinaya vesile olur. Onun için bakmayın.zinaya vesile olur. Onun için bakmayın. Ve'l-yedâni."Eller de zina eder."

Ve'l-yedâni."Eller de zina eder."
Tutuşursun, hararetler birine intikal eder.

Tutuşursun, hararetler birine intikal eder.
Gözden karşıdan karşıya iken bu sefer elden ele geçiş olur.Gözden karşıdan karşıya iken bu sefer elden ele geçiş olur. O da insanları kötü yerlere, günahlara götürebilir.O da insanları kötü yerlere, günahlara götürebilir. Ve'r-riclâni tezniyâni. "Ayaklar da zina eder."Niçin?

Ve'r-riclâni tezniyâni. "Ayaklar da zina eder."Niçin?
O meşru olmayan yerlere gitmek suretiyle onlar da o işi işlemiş sayılır.O meşru olmayan yerlere gitmek suretiyle onlar da o işi işlemiş sayılır. Ondan dolayı da günahlar başlar. Fercin zinası malumdur.Ondan dolayı da günahlar başlar. Fercin zinası malumdur. el-Gunye denilen Abdulkadir-i Geylani’nin tertip ettiği bir fıkıh kitabı var.

el-Gunye denilen Abdulkadir-i Geylani’nin tertip ettiği bir fıkıh kitabı var.
O kitapta diyor ki:O kitapta diyor ki: Yecûzü'l-kelâmu me'a'l-mer'eti'l-ecnebiyye.

Yecûzü'l-kelâmu me'a'l-mer'eti'l-ecnebiyye.
"Ecnebi bir kadınla konuşmak caizdir." Ama ale'z-zarûrati,"Ecnebi bir kadınla konuşmak caizdir." Ama ale'z-zarûrati, “zaruret esnasında", demiş. Mahkemede hakimin karşısında,“zaruret esnasında", demiş. Mahkemede hakimin karşısında, avukata derdini anlatmak için yahut bir hocaya derdini anlatmak içinavukata derdini anlatmak için yahut bir hocaya derdini anlatmak için bir şeyler söylemesinde zaruret miktarı cevaz vardır.bir şeyler söylemesinde zaruret miktarı cevaz vardır. Ama izâ emine'ş-şehvete,Ama izâ emine'ş-şehvete, şehvetinden de emin olduğu takdirde.şehvetinden de emin olduğu takdirde. Mesela yaşlı bir hanım, yaşlı bir erkek ve ikisinden de erkeklik şeyleri kalkmıştır.Mesela yaşlı bir hanım, yaşlı bir erkek ve ikisinden de erkeklik şeyleri kalkmıştır. Onlar için olur demiş.Onlar için olur demiş. Hatta lâ tüslimu'l-ecnebiyye ale'l ecnebî.

Hatta lâ tüslimu'l-ecnebiyye ale'l ecnebî.
Bir ecnebi kadın, yabancı bir kadın, senin mahremin değil,Bir ecnebi kadın, yabancı bir kadın, senin mahremin değil, o kadın esselamu aleyküm derse,o kadın esselamu aleyküm derse, erkek ona ve aleyküm selam demeyecek. İçinden diyecek.erkek ona ve aleyküm selam demeyecek. İçinden diyecek. Çünkü bu söz insanları muhabbete sevk eder, iş uzar. Çünkü bu söz insanları muhabbete sevk eder, iş uzar. Ve lâ tuşmit. "[Kadın] hapşu!" dedi.

Ve lâ tuşmit. "[Kadın] hapşu!" dedi.
[Erkek de] Rahimekillah. "Allah sana rahmet etsin." [dedi,] onu da demeyecek.[Erkek de] Rahimekillah. "Allah sana rahmet etsin." [dedi,] onu da demeyecek. Onu demek borç ya. Birisi aksırdı mıydı, "Allah rahmet eylesin." demek borç ya, vazifemiz.Onu demek borç ya. Birisi aksırdı mıydı, "Allah rahmet eylesin." demek borç ya, vazifemiz. O da elhamdülillah diyecek.O da elhamdülillah diyecek. Çünkü aksırmak bir rahatlık veriyor insana.Çünkü aksırmak bir rahatlık veriyor insana. O rahatlığa şükren elhamdülillah diyecek, öteki de, "Allah sana rahmet eylesin." diye dua edecek.O rahatlığa şükren elhamdülillah diyecek, öteki de, "Allah sana rahmet eylesin." diye dua edecek. Binâenaleyh böyle aksırdığı vakitte bile ona rahimekillah diyemeyecek.Binâenaleyh böyle aksırdığı vakitte bile ona rahimekillah diyemeyecek. Dikkat eder misiniz bilmem. Ama hocaefendi,Dikkat eder misiniz bilmem. Ama hocaefendi, bu devirde mi bu? Ben bu devire karışmam. Devir ile işim yok. bu devirde mi bu? Ben bu devire karışmam. Devir ile işim yok. Peygamber'in sözünü söylüyorum ben. Devir hangi devir olursa olsun.Peygamber'in sözünü söylüyorum ben. Devir hangi devir olursa olsun. Peygamber'in sözü bu. Olur, olmaz oraya karışmam.Peygamber'in sözü bu. Olur, olmaz oraya karışmam. Ve emmâ tekellümü'l-ecnebiyy me'a'ş-şâbbeti'l-ecnebiyye.

Ve emmâ tekellümü'l-ecnebiyy me'a'ş-şâbbeti'l-ecnebiyye.
"Genç bir erkek genç bir kadınla tekellüm etmesin." "Genç bir erkek genç bir kadınla tekellüm etmesin." Tekellüm ne demek? Konuşmak.Tekellüm ne demek? Konuşmak. Fe-innehû lâ yecûzu bilâ hâcetin.

Fe-innehû lâ yecûzu bilâ hâcetin.
"Hacetsiz bu caiz değil.” Nişanlar nikâh değildir."Hacetsiz bu caiz değil.” Nişanlar nikâh değildir. Nişanlar nikâh olmadığı için bu [konuşmaların hükmü] nişanlısıyla da aynıdır.Nişanlar nikâh olmadığı için bu [konuşmaların hükmü] nişanlısıyla da aynıdır. Ama biz gezeceğiz, konuşacağız da birbirimizi anlayacağız.Orasına karışmam yine ben.Ama biz gezeceğiz, konuşacağız da birbirimizi anlayacağız.Orasına karışmam yine ben. Liennehû mazannetü'l-fitneti. "Çünkü bu fitney-i mucibdir.

Liennehû mazannetü'l-fitneti. "Çünkü bu fitney-i mucibdir.
Fein kâne bihâcetin ke’ş-şehâdeti ve't-tebliği ve’t-tebâyü'i felyecûzü.

Fein kâne bihâcetin ke’ş-şehâdeti ve't-tebliği ve’t-tebâyü'i felyecûzü.
"Ama bir şey satmak mecburiyetinde, almak mecburiyetinde,"Ama bir şey satmak mecburiyetinde, almak mecburiyetinde, şehadetlik mecburiyetinde, o zamanlar da cevaz verilmiş."şehadetlik mecburiyetinde, o zamanlar da cevaz verilmiş." Hattâ ve lâ yüsellimü aleyhâ ve lâ yerüddü selâmehâ

Hattâ ve lâ yüsellimü aleyhâ ve lâ yerüddü selâmehâ
"Ona selam da vermez selamını da reddetmez, "Ona selam da vermez selamını da reddetmez, aleykümselam da demez."Cehran bel fî nefsihî. "İçinden verir."aleykümselam da demez."Cehran bel fî nefsihî. "İçinden verir." Bunun şeysi uzun, Allah kusurlarımızı affetsin.

Bunun şeysi uzun, Allah kusurlarımızı affetsin.
Şimdi ben anladığım bir şey var.

Şimdi ben anladığım bir şey var.
Kaç defadır elhamdülillah hacca gidiyoruz.Kaç defadır elhamdülillah hacca gidiyoruz. Daha inşallah çok seneler gitmek de Cenâbı Hak cümlemize de nasip etsin.Daha inşallah çok seneler gitmek de Cenâbı Hak cümlemize de nasip etsin. Fakat hacı olmakla iş bitmiyor. Hoca olmak, o da işi bitirmiyor.Fakat hacı olmakla iş bitmiyor. Hoca olmak, o da işi bitirmiyor. Derviş olmak, o da işi bitirmiyor. Şeyh olsan, o da kâfi değil.Derviş olmak, o da işi bitirmiyor. Şeyh olsan, o da kâfi değil. Ne olursan ol Allah'ın razı olduğu kul olabilmek.Ne olursan ol Allah'ın razı olduğu kul olabilmek. Allah'ın razı olduğu kul Peygamber'in ve Allahu Celle ve Alâ'nın kitabına uymak demektir.Allah'ın razı olduğu kul Peygamber'in ve Allahu Celle ve Alâ'nın kitabına uymak demektir. O'nun kitabına uyan ve O'nun emirlerine itaat eden kul O'nun kitabına uyan ve O'nun emirlerine itaat eden kul olabildiğin takdirde ne mutlu sana!olabildiğin takdirde ne mutlu sana! Yoksa emirlere itaat edemiyorsan, kendini beğenir durursun o kadar!Yoksa emirlere itaat edemiyorsan, kendini beğenir durursun o kadar! Lâ tüdimu'n-nazara ile'l-meczûmîne.

Lâ tüdimu'n-nazara ile'l-meczûmîne.
Allah muhafaza etsin, cüzzam denilen bir hastalık, kötü bir illet var ya.

Allah muhafaza etsin, cüzzam denilen bir hastalık, kötü bir illet var ya.
Bunları gördüğünüz vakitte öyle dikkatle bunlara bakmayın.Bunları gördüğünüz vakitte öyle dikkatle bunlara bakmayın. Dikkatle bakmayın çünkü dikkatle bakarsan nefret edersin. Dikkatle bakmayın çünkü dikkatle bakarsan nefret edersin. Nefret edişinden dolayı tiksinirsin içine herhangi bir şeyler gelebilir,Nefret edişinden dolayı tiksinirsin içine herhangi bir şeyler gelebilir, o adamı da hakir görürsün.o adamı da hakir görürsün. Onun için bundan Cenâb-ı Peygamber bizim men ederekten:Onun için bundan Cenâb-ı Peygamber bizim men ederekten: "Siz bu gibi insanların yüzlerine böyle dikkatle bakmayın", buyurmuş."Siz bu gibi insanların yüzlerine böyle dikkatle bakmayın", buyurmuş. Aşağıda bunun da bir izahı gelecek. Bunun birçok sebepleri var.

Aşağıda bunun da bir izahı gelecek. Bunun birçok sebepleri var.
Fakat Hz. Rufaî'nin cüzzamlı bir hayvanı bile alıp tedavi ettiğini görünce Fakat Hz. Rufaî'nin cüzzamlı bir hayvanı bile alıp tedavi ettiğini görünce şaşırıyor insan. Kemal bunlara derler.şaşırıyor insan. Kemal bunlara derler. Adın şeyh olmuş para etmez. İnsan-ı kemal sahibi olmak lazım.Adın şeyh olmuş para etmez. İnsan-ı kemal sahibi olmak lazım. İnsanların hepsi Allah'ın kuludur. İnsanların hepsi Allah'ın kuludur. Hepsi Allah'ın kuludur, ne kadar mahlûk var, bunlar hep Allah'ın icadıdır.Hepsi Allah'ın kuludur, ne kadar mahlûk var, bunlar hep Allah'ın icadıdır. Binâenaleyh beğenmemek Allah'ın işini beğenmemektir.Binâenaleyh beğenmemek Allah'ın işini beğenmemektir. Onu yaradan seni de öyle yapsaydı ne yapardın?Fakiri beğenmez insan.Onu yaradan seni de öyle yapsaydı ne yapardın?Fakiri beğenmez insan. E sen de fakir olabilirsin.O fakir kendiliğinden mi fakir oldu?E sen de fakir olabilirsin.O fakir kendiliğinden mi fakir oldu? Onu fakir eden, ona o iktidarı vermeyen Allah var.Onu fakir eden, ona o iktidarı vermeyen Allah var. Ona iktidarı vermemiş, zekâ vermemiş, çalışmak kabiliyeti vermemiş,Ona iktidarı vermemiş, zekâ vermemiş, çalışmak kabiliyeti vermemiş, şunu vermemiş, bunu vermemiş. Sana da vermiş elhamdülillah.şunu vermemiş, bunu vermemiş. Sana da vermiş elhamdülillah. Sen bundan dolayı Cenâb-ı Hakk'a hamd edecek, şükredeceksin,Sen bundan dolayı Cenâb-ı Hakk'a hamd edecek, şükredeceksin, onu da hakir görmeyeceksin. Elinden gelen yardımı yapabilirsen ne mutlu sana!onu da hakir görmeyeceksin. Elinden gelen yardımı yapabilirsen ne mutlu sana! Lâ teharrav bi-salâtiküm tulu'a'ş-şemsi

Lâ teharrav bi-salâtiküm tulu'a'ş-şemsi
ve lâ ğurûbehâ Siz nafile namazlar kılarken, ve lâ ğurûbehâ Siz nafile namazlar kılarken, tahiyyatül mescid kılarken. Camiye girdiğiniz vakitte,tahiyyatül mescid kılarken. Camiye girdiğiniz vakitte, erken girdiğiniz zaman iki rekât caminin hakkı vardır, ona tahiyyatü'l-mescid derler.erken girdiğiniz zaman iki rekât caminin hakkı vardır, ona tahiyyatü'l-mescid derler. Selam yerine caminin iki rekât hakkı vardır.Selam yerine caminin iki rekât hakkı vardır. Bu iki rekâtı kıl öyle otur. Ama dersin ki:Bu iki rekâtı kıl öyle otur. Ama dersin ki: Şimdi adam güneş zevalde yahut güneş doğuyor

Şimdi adam güneş zevalde yahut güneş doğuyor
yahut şimdi güneş batıyor. Kerahet vakitleridir.yahut şimdi güneş batıyor. Kerahet vakitleridir. Bu vakitlerde kılınmaz, demeyin.Bu vakitlerde kılınmaz, demeyin. Hz İmam Şâfiî de bununla amel etmiş.Hz İmam Şâfiî de bununla amel etmiş. Onun için o, daima camiye girdiği vakitte erkenmiş, geçmiş, öğlenmişOnun için o, daima camiye girdiği vakitte erkenmiş, geçmiş, öğlenmiş hemen o iki rekâtı kılar. Bize de diyorlar ki:hemen o iki rekâtı kılar. Bize de diyorlar ki: Hocaefendi, böyle namaz olur mu? Onun mezhebine göre oluyor işte.

Hocaefendi, böyle namaz olur mu? Onun mezhebine göre oluyor işte.
Bu hadisle amel etmiş o da. Bizim imamımız, "Kerahet vakitlerinde olmaz."Bu hadisle amel etmiş o da. Bizim imamımız, "Kerahet vakitlerinde olmaz." [diyor.] Sonra bizim imamımız da diyor ki: İçeriye girdiniz, nasıl olsa biz namazdan evvel sünnet kılıyoruz.[diyor.] Sonra bizim imamımız da diyor ki: İçeriye girdiniz, nasıl olsa biz namazdan evvel sünnet kılıyoruz. O sünnet o tahiyyatü'l-mescidin yerine kâfidir.O sünnet o tahiyyatü'l-mescidin yerine kâfidir. O kâfi olduktan sonra zorlanmaya lüzum kalmıyor. O kâfi olduktan sonra zorlanmaya lüzum kalmıyor. Lâ tahkiranne mine'l-ma'rûfi şey'en

Lâ tahkiranne mine'l-ma'rûfi şey'en
ve lev en tesubbe min delvike fî inâi'l-müsteskî.ve lev en tesubbe min delvike fî inâi'l-müsteskî. "İyiliklerin hiçbirisini ufak görmeyin.""İyiliklerin hiçbirisini ufak görmeyin." İyiliklerin hiçbirisini benimsememezlik yapmayın. İyiliklerin hiçbirisini benimsememezlik yapmayın. İyiliğin en ufağı da ufaktır. Yoldan bir taşı kaldırırsın bir tarafa koyarsın, bu da bir iyiliktir.İyiliğin en ufağı da ufaktır. Yoldan bir taşı kaldırırsın bir tarafa koyarsın, bu da bir iyiliktir. Bundan ne çıkar deme. Onun da bir fevâidi var.Bundan ne çıkar deme. Onun da bir fevâidi var. Binâenaleyh eskiden tabii çeşmeler böyle yokmuş da kuyulardan su çekilirmiş.

Binâenaleyh eskiden tabii çeşmeler böyle yokmuş da kuyulardan su çekilirmiş.
Vaktiyle gitmiş bir adam suyunu çekmiş kovasına doldurmuş.Vaktiyle gitmiş bir adam suyunu çekmiş kovasına doldurmuş. Öteden bir zayıf adam gelmiş, o da bir ahbap.Öteden bir zayıf adam gelmiş, o da bir ahbap. Kendi suyunu onun kovasına döküvermek, bu da bir iyiliktir.Kendi suyunu onun kovasına döküvermek, bu da bir iyiliktir. Hazırlanmış suyunu ona veriyor. Ben bir daha alırım, diyor.Hazırlanmış suyunu ona veriyor. Ben bir daha alırım, diyor. Bu da bir iyiliktir yani bunu da çok görmeyin.Bu da bir iyiliktir yani bunu da çok görmeyin. Ve en telgâ ehâke bibişrin hasenin.

Ve en telgâ ehâke bibişrin hasenin.
"Daima kardeşinle karşılaştığın vakitte"Daima kardeşinle karşılaştığın vakitte tatlı dil ve güler yüzle karşılaş."tatlı dil ve güler yüzle karşılaş." Suratını asıp da böyle selam versen olmaz vermesen olmaz.Suratını asıp da böyle selam versen olmaz vermesen olmaz. Böyle asık surat. Asık surat sevmiyor Peygamber Efendimiz.Böyle asık surat. Asık surat sevmiyor Peygamber Efendimiz. Onun için diyor ki: Ve en telgâ ehâke bibişrin hasenin.Onun için diyor ki: Ve en telgâ ehâke bibişrin hasenin. "Güzel beşaret yüzü ile karşıla kardeşini.""Güzel beşaret yüzü ile karşıla kardeşini." Karşılaştın, güzel konuştun, gitti.Karşılaştın, güzel konuştun, gitti. Feizâ edbera. "O gittikten, ayrıldıktan sonra sizden." Felâ tağtâbuhû.

Feizâ edbera. "O gittikten, ayrıldıktan sonra sizden." Felâ tağtâbuhû.
"Onun arkasından onun gıybetini de yapmayın.""Onun arkasından onun gıybetini de yapmayın." Ha bu adam şöyleydi böyleydi, diyerekten de

Ha bu adam şöyleydi böyleydi, diyerekten de
onun gıybeti aleyhinde konuşmayın.onun gıybeti aleyhinde konuşmayın. Bu gıybet büyük bir günah arkadaşlar. Bu gıybet büyük bir günah arkadaşlar. Bunun henüz daha biz günah olduğunu öğrenemedik.Bunun henüz daha biz günah olduğunu öğrenemedik. Arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin arkasından istediğimiz gibiArkadaşlarımızın, kardeşlerimizin arkasından istediğimiz gibi paçavraya çeviririz onları.paçavraya çeviririz onları. Sonra yaptığım da gıybet değil ki canım! İşte olan biten şeyleri söylüyorum, deriz.Sonra yaptığım da gıybet değil ki canım! İşte olan biten şeyleri söylüyorum, deriz. Zaten gıybet olan şeyi söylemek. Olmadığını söylersen yalancısın.Zaten gıybet olan şeyi söylemek. Olmadığını söylersen yalancısın. O zaman kezzap derler, müfteri derler. Olanı söylediğin için gıybet oluyor.O zaman kezzap derler, müfteri derler. Olanı söylediğin için gıybet oluyor. Gıybet amelleri mahveder, sevapları götürür, en büyük bir günahtır.

Gıybet amelleri mahveder, sevapları götürür, en büyük bir günahtır.
Yani hırsızlık nasıl günahtansa bu da aynen manevî bir günahtır.Yani hırsızlık nasıl günahtansa bu da aynen manevî bir günahtır. O maddi günah bu da manevî günah.O maddi günah bu da manevî günah. Ona mahkeme ceza verir, bunun cezasını Allah verir.Ona mahkeme ceza verir, bunun cezasını Allah verir. Onun için gıybet denilen,Onun için gıybet denilen, kardeşlerimizin arkasından hoşlanmayacağı şeyleri katiyen dilimize almamak ve konuşmamak.kardeşlerimizin arkasından hoşlanmayacağı şeyleri katiyen dilimize almamak ve konuşmamak. Elimizden geliyorsa iyiliklerini söyleriz, kötülüklerini de arkaya atarız.Elimizden geliyorsa iyiliklerini söyleriz, kötülüklerini de arkaya atarız. Allah'tan da isteriz ki Allah da onun kötü halleri varsaAllah'tan da isteriz ki Allah da onun kötü halleri varsa onu da Allahu Teâla affetsin, ona da öyle iyi haller versin.onu da Allahu Teâla affetsin, ona da öyle iyi haller versin. Bu da vazifemiz gene bizim.Bu da vazifemiz gene bizim. Lâ tahlifu bi-âbâiküm. Yemin ediyor.

Lâ tahlifu bi-âbâiküm. Yemin ediyor.
Yemin ederken yemin yalnız Allah'a yapılır.Yemin ederken yemin yalnız Allah'a yapılır. Allah'tan gayrıya yemin edilmez.Allah'tan gayrıya yemin edilmez. Binâenaleyh, "Anamın başı için, babamın başı için."Binâenaleyh, "Anamın başı için, babamın başı için." böyle yemin olmaz. Sakın etmeyin.böyle yemin olmaz. Sakın etmeyin. Men halefe billâhi fe'l-yasduk.

Men halefe billâhi fe'l-yasduk.
"Allah hakkı için dedi mi ona inan.""Allah hakkı için dedi mi ona inan." Onu önüne koydu, onunla yemin ettiyse ona inan.Onu önüne koydu, onunla yemin ettiyse ona inan. Ve men hulife lehû billâhi fe'l-yerda.

Ve men hulife lehû billâhi fe'l-yerda.
"Ona razı ol sen de." Ve men lem yarda billahi feleyse minellahi."Ona razı ol sen de." Ve men lem yarda billahi feleyse minellahi. "Onun yeminine razı olmuyor, [o kişinin Allah ile alakası kalmaz].""Onun yeminine razı olmuyor, [o kişinin Allah ile alakası kalmaz]." Lâ tehillü's-sadakatü lizî ğaniyyin ve lâ lizî mirratin seviyyin.

Lâ tehillü's-sadakatü lizî ğaniyyin ve lâ lizî mirratin seviyyin.
Lâ tehillü's-sadakatü. "Sadaka helal olmaz." Lizî ğaniyyin.

Lâ tehillü's-sadakatü. "Sadaka helal olmaz." Lizî ğaniyyin.
"Bir gani insana sadaka helal olmaz." O zengine sadaka verilmez."Bir gani insana sadaka helal olmaz." O zengine sadaka verilmez. Zengin olmuş, gani, zengin demek.Zengin olmuş, gani, zengin demek. O zengine sadaka vermek caiz değildir, bir.O zengine sadaka vermek caiz değildir, bir. Ve lâ li-zî mirratin.

Ve lâ li-zî mirratin.
"Kuvvet sahibi, çalışmaya iktidarı olan güç sahibine de." Seviyyin."Kuvvet sahibi, çalışmaya iktidarı olan güç sahibine de." Seviyyin. "Sahihü'l-beden, sağlam, gücü kuvveti yerinde, o da sadaka istiyor,"Sahihü'l-beden, sağlam, gücü kuvveti yerinde, o da sadaka istiyor, ona da verilmez."ona da verilmez." Fakat bugün çok acı bir şey karşısında kalıyor insan.

Fakat bugün çok acı bir şey karşısında kalıyor insan.
Bizim memleket büyük tabi. Memleketin insanlarını tanımak da mümkün değildir. Bizim memleket büyük tabi. Memleketin insanlarını tanımak da mümkün değildir. Geliyor birisi, "Hocaefendi, çok zaruretteyim, bana biraz yardım edilsin." diyor.Geliyor birisi, "Hocaefendi, çok zaruretteyim, bana biraz yardım edilsin." diyor. Kimsin birader, cemaatten değilsin görmedim, tanımıyorum, bilmiyorum.Kimsin birader, cemaatten değilsin görmedim, tanımıyorum, bilmiyorum. Hayra mıdır alacağın, para şerre midir? Çok zaruretim var.Hayra mıdır alacağın, para şerre midir? Çok zaruretim var. Ama ben bilmem ki senin zaruretin olup olmadığını.Ama ben bilmem ki senin zaruretin olup olmadığını. İnsanların da bugün herkesi bilmesi o da mümkün değil.İnsanların da bugün herkesi bilmesi o da mümkün değil. Allah kusurlarımızı affetsin.

Allah kusurlarımızı affetsin.
Kardeş kardeşe yardım edecek fakat kardeşlerin birbirlerini bilmesi lazım.

Kardeş kardeşe yardım edecek fakat kardeşlerin birbirlerini bilmesi lazım.
Bu hadîs-i şerîfin ravilerini okuyayım. "Zengine sadaka olmaz.Bu hadîs-i şerîfin ravilerini okuyayım. "Zengine sadaka olmaz. Sağlam ve sahihü'l-beden olana da sadaka gene verilmez."Sağlam ve sahihü'l-beden olana da sadaka gene verilmez." Ravahu İbn Ebî Şeybe, Ahmed b. Hanbel, Ebû Davud, Hâkim, Beyhâkî,

Ravahu İbn Ebî Şeybe, Ahmed b. Hanbel, Ebû Davud, Hâkim, Beyhâkî,
Tirmizî, hasenün an İbn Amr; Ahmed b Hanbel, İbn Ebî Şeybe, Nesaî, İbn Mâce,Tirmizî, hasenün an İbn Amr; Ahmed b Hanbel, İbn Ebî Şeybe, Nesaî, İbn Mâce, Hâkim, Beyhakî an Ebû Hureyre; Hatîb, İbn Ebî Şeybe, Taberânî an Câbir'in ve an sittetin.Hâkim, Beyhakî an Ebû Hureyre; Hatîb, İbn Ebî Şeybe, Taberânî an Câbir'in ve an sittetin. Daha altı tanesi daha var.Daha altı tanesi daha var. Bunlar bu hadîs-i şerifi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden bize naklediyorlar.Bunlar bu hadîs-i şerifi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden bize naklediyorlar. Fakat bir rivayet de var şimdi. Hadislerin mukabili de var.Fakat bir rivayet de var şimdi. Hadislerin mukabili de var. Birisi geldi şimdi sizden sadaka istiyor.

Birisi geldi şimdi sizden sadaka istiyor.
Sadaka isteyeni de reddetmeyin velev bir hurma parçası da olsaSadaka isteyeni de reddetmeyin velev bir hurma parçası da olsa hatta yarım bir hurma parçası da olsa.hatta yarım bir hurma parçası da olsa. Ona gelmiş gayri, sana ihtiyacını arz ediyor, onu kovma.Ona gelmiş gayri, sana ihtiyacını arz ediyor, onu kovma. Ver eline ufacık bir şey gitsin.Ver eline ufacık bir şey gitsin. Bakınız şimdi:

Bakınız şimdi:
Lâ tehillü's-sadakatü liğaniyyin.

Lâ tehillü's-sadakatü liğaniyyin.
"Zengine sadaka sahih olmaz, bir.""Zengine sadaka sahih olmaz, bir." İllâ li-hamsetin; li-ğâzin"Muharebe eden, o gazadan hissesini alacak."İllâ li-hamsetin; li-ğâzin"Muharebe eden, o gazadan hissesini alacak." Yahut gazada bulunan zengin,Yahut gazada bulunan zengin, hacda da var ama burada hacılık yazılı değil.hacda da var ama burada hacılık yazılı değil. Hacda da olsa parasını çaldırıyor, düşürüyor, muhtaç bir duruma düşüyor.Hacda da olsa parasını çaldırıyor, düşürüyor, muhtaç bir duruma düşüyor. Orada o gün ona yardım etmek caiz.Orada o gün ona yardım etmek caiz. Zenginmiş ama memleketinde parası çok, malı çok amaZenginmiş ama memleketinde parası çok, malı çok ama o gün elinde bir şey yok. Ona da sadaka vermek caiz.o gün elinde bir şey yok. Ona da sadaka vermek caiz. Ev li-âmilin aleyhâ. "Sadaka toplayan -tahsildar diyeceğiz- kimselere de vermek caiz."

Ev li-âmilin aleyhâ. "Sadaka toplayan -tahsildar diyeceğiz- kimselere de vermek caiz."
Ev li-ğârimin. "Borçlu adam." Borçlu, borçlanmış, ona da verilir. Ev li-ğârimin. "Borçlu adam." Borçlu, borçlanmış, ona da verilir. Sahihü'l-beden, sağlam ama borçlanmış bir kere.Sahihü'l-beden, sağlam ama borçlanmış bir kere. Borcunu ödeyemiyor, onun için ona da sadaka verilir filan.Borcunu ödeyemiyor, onun için ona da sadaka verilir filan. Ev li-raculin işterâha bi-mâlihî ev li-racülin kâne lehû cârun miskînün

Ev li-raculin işterâha bi-mâlihî ev li-racülin kâne lehû cârun miskînün
fe-tusaddeku ale'l-miskîni fe-ahdâhe'l-miskinü li'l-ğaniyyi.fe-tusaddeku ale'l-miskîni fe-ahdâhe'l-miskinü li'l-ğaniyyi. "Yahut komşusu miskin bir adam, ona verdi sadakayı."Yahut komşusu miskin bir adam, ona verdi sadakayı. O da kaldırdı bir zengine, ben de sana bunu hediye ettim, dedi.O da kaldırdı bir zengine, ben de sana bunu hediye ettim, dedi. O miskine verilmek suretiyle borç ödendi.O miskine verilmek suretiyle borç ödendi. Miskin de onu kendiliğinden götürdü bir zengine hediye etti." Bu caiz olur.Miskin de onu kendiliğinden götürdü bir zengine hediye etti." Bu caiz olur. Lâ tehillü'l-hicretü fevka selâseti eyyâmin.

Lâ tehillü'l-hicretü fevka selâseti eyyâmin.
"Üç günden fazla küsüş caiz değildir." Lâ tehillü. "Helal olmaz.""Üç günden fazla küsüş caiz değildir." Lâ tehillü. "Helal olmaz." el-hicretü. "Kardeşiyle ayrılık." Fevka selâseti eyyâmin.el-hicretü. "Kardeşiyle ayrılık." Fevka selâseti eyyâmin. "Üç günden fazla ayrılık yani tabirimizle küslük, caiz değildir.""Üç günden fazla ayrılık yani tabirimizle küslük, caiz değildir." Feiniltekayâ. "Karşılaştılar." Fe-selleme ehadühümâ feraddel-âhari.

Feiniltekayâ. "Karşılaştılar." Fe-selleme ehadühümâ feraddel-âhari.
"Küsüne, küs olduğu kardeşine selamünaleyküm dedi, bir selam verdi."Küsüne, küs olduğu kardeşine selamünaleyküm dedi, bir selam verdi. Bu selamı verirken öteki de ve aleyküm selam diye selamı aldı mıBu selamı verirken öteki de ve aleyküm selam diye selamı aldı mı kurtuldular." İşterakâ fi'l-ecri. "Ecir de ikisi de ortak oldu."kurtuldular." İşterakâ fi'l-ecri. "Ecir de ikisi de ortak oldu." Ve in lem yerudde berie hâzâ minel-ismi ve bâe bihî mine'l-âhari.

Ve in lem yerudde berie hâzâ minel-ismi ve bâe bihî mine'l-âhari.
"Öteki aleykümselam demedi, günahkar bir şey."Öteki aleykümselam demedi, günahkar bir şey. Öteki günahtan kurtuldu; beri ki de günaha girdi."Öteki günahtan kurtuldu; beri ki de günaha girdi." Ve in mâtâ. "İkisi de küs öldü." Ve hümâ mütehâcirâni.Ve in mâtâ. "İkisi de küs öldü." Ve hümâ mütehâcirâni. "Küsler olarak öldüler." Lâ yectemi'âni fi'l-cenneti."Küsler olarak öldüler." Lâ yectemi'âni fi'l-cenneti. "Cennete girseler bile orada birbirlerini göremeyecekler.""Cennete girseler bile orada birbirlerini göremeyecekler." Lâ tehillü lil-evveli hattâ yücâmi'aha'l-âharu.

Lâ tehillü lil-evveli hattâ yücâmi'aha'l-âharu.
"Talâk-ı selâse" diye bir talak var."Talâk-ı selâse" diye bir talak var. Bir kadının üç hakkı var boşamaya. Bir erkeğe verilmiş hak.Bir kadının üç hakkı var boşamaya. Bir erkeğe verilmiş hak. Birinci boşayışını boşar, boşadığına pişman olur.Birinci boşayışını boşar, boşadığına pişman olur. Çoluk çocuk vardır yine barışırlar. Bu bir hakkıdır.Çoluk çocuk vardır yine barışırlar. Bu bir hakkıdır. İkinci bir hakkında yine darılırlar, ayrılırlar yine barışırlar.İkinci bir hakkında yine darılırlar, ayrılırlar yine barışırlar. Üçüncüyü de boşandı mı, ondan sonra üç talakla boşadım dedi.Üçüncüyü de boşandı mı, ondan sonra üç talakla boşadım dedi. Dedi mi artık bir daha onu almaya hakkı yok. Alamaz.Dedi mi artık bir daha onu almaya hakkı yok. Alamaz. Onun için Hattâ yücâmi'aha'l-âharu.Onun için Hattâ yücâmi'aha'l-âharu. Onun için o başka bir erkekle evlenir, o evlendikten sonra ondan ayrılır,Onun için o başka bir erkekle evlenir, o evlendikten sonra ondan ayrılır, ondan sonra isterse alabilir. Ama eskiden yaparlarmış bunu.ondan sonra isterse alabilir. Ama eskiden yaparlarmış bunu. İhtiyarın birisini getirirlermiş; "İhtiyar! Sana işte şu kızının nikahını kıyacağız." derlermiş.İhtiyarın birisini getirirlermiş; "İhtiyar! Sana işte şu kızının nikahını kıyacağız." derlermiş. Eh peki. İhtiyarda bir şey yok ama. Binâenaleyh o caiz değil, o olmadı.Eh peki. İhtiyarda bir şey yok ama. Binâenaleyh o caiz değil, o olmadı. O olmaz. Onunla münasebet-i cinsiyyeye kudret sahibi olan ile evlenecek.O olmaz. Onunla münasebet-i cinsiyyeye kudret sahibi olan ile evlenecek. Hadîs-i şeriflerde mesail-i diniyeler hep hadîs-i şeriflerden istinbat olunmuştur zaten.

Hadîs-i şeriflerde mesail-i diniyeler hep hadîs-i şeriflerden istinbat olunmuştur zaten.
Lâ tehmilû şey'en mine'l-kur'âni ilâ bilâdi'l-adüvvi.

Lâ tehmilû şey'en mine'l-kur'âni ilâ bilâdi'l-adüvvi.
Ama şimdi Allah kusurlarımızı affetsin. Şimdi memleketler birleşti gibi.

Ama şimdi Allah kusurlarımızı affetsin. Şimdi memleketler birleşti gibi.
Buradan mesela Amerika'ya gidiyoruz, Londra'ya gidiyoruz,Buradan mesela Amerika'ya gidiyoruz, Londra'ya gidiyoruz, Almanya'ya gidiyoruz. Orada okuyacağız, elimizde kitabımız lazım.Almanya'ya gidiyoruz. Orada okuyacağız, elimizde kitabımız lazım. Cenâb-ı Peygamber diyor ki:Cenâb-ı Peygamber diyor ki: "Siz düşman memleketlerine Kur'ân-ı Azîmüşşân'ı götürmeyin.

"Siz düşman memleketlerine Kur'ân-ı Azîmüşşân'ı götürmeyin.
Yahut bir parçada götürmeyin." Niçin?Yahut bir parçada götürmeyin." Niçin? Oradakiler onun kıymetini bilmezler de ona bir zarar,

Oradakiler onun kıymetini bilmezler de ona bir zarar,
bir şeyler yaparlar, söylerler filan seni de günaha sokarlar.bir şeyler yaparlar, söylerler filan seni de günaha sokarlar. Ama ona bir şey yapılmayacağından eminse o zaman götürebilirsin.Ama ona bir şey yapılmayacağından eminse o zaman götürebilirsin. Ama şimdi bu devirde kimse kimseye bir şey demez.Ama şimdi bu devirde kimse kimseye bir şey demez. Herkes dini ile istediği gibi şey olabilir.Herkes dini ile istediği gibi şey olabilir. Lâ tehussû leylete'l-cumu'ati bi-kıyâmin min beyni'l-leyâlî.

Lâ tehussû leylete'l-cumu'ati bi-kıyâmin min beyni'l-leyâlî.
Bu akşam cuma gecesi, evet, ne yapalım? Çok namaz kılalım,Bu akşam cuma gecesi, evet, ne yapalım? Çok namaz kılalım, çok zikredelim, çok ibadet edelim. Çünkü sevabı çok.çok zikredelim, çok ibadet edelim. Çünkü sevabı çok. Yok. Cenâb-ı Peygamber buyuruyor:Yok. Cenâb-ı Peygamber buyuruyor: Lâ tehussû. "Tahsis etmeyin." Neyi?

Lâ tehussû. "Tahsis etmeyin." Neyi?
Leylete'l-cumu'ati. "Cuma gecesini tahsis etmeyin." Bikıyâmin.

Leylete'l-cumu'ati. "Cuma gecesini tahsis etmeyin." Bikıyâmin.
"İbadetle." Min beyni'l-leyâlî. Diğer gecelerde yapmıyorsun da"İbadetle." Min beyni'l-leyâlî. Diğer gecelerde yapmıyorsun da cuma gecesine gelince, bu gece sevap çoktur diyerektencuma gecesine gelince, bu gece sevap çoktur diyerekten namaz kılmaya yahut ibadet etmeye kalkıyorsun. Yapmayın bunu.namaz kılmaya yahut ibadet etmeye kalkıyorsun. Yapmayın bunu. Ve lâ tehussû yevme'l-cumu'ati bi-sıyâmin .

Ve lâ tehussû yevme'l-cumu'ati bi-sıyâmin .
"Bugün cumadır sevabı çoktur; öyleyse bir oruç tutalım." Yok! Bunu da yapmayın."Bugün cumadır sevabı çoktur; öyleyse bir oruç tutalım." Yok! Bunu da yapmayın. İllâ en yekûne fî savmin yesûmü ehadüküm.

İllâ en yekûne fî savmin yesûmü ehadüküm.
"Perşembe tutmuşsun, çarşamba tutmuşsun, cuma da gelmiş,"Perşembe tutmuşsun, çarşamba tutmuşsun, cuma da gelmiş, oruç tutacaksın, tutabilirsin o gün."oruç tutacaksın, tutabilirsin o gün." Cumartesiyi de ekler, tutabilirsin.Cumartesiyi de ekler, tutabilirsin. Ama yalnız cuma günü için hem gecesine ibadet hem gündüzüne böyle oruç,Ama yalnız cuma günü için hem gecesine ibadet hem gündüzüne böyle oruç, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem razı olmamış.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem razı olmamış. Onun için perşembeyi eklemekOnun için perşembeyi eklemek yahut cumartesini eklemek lazımdır demişler.yahut cumartesini eklemek lazımdır demişler. Lâ tehtedibu'l-müteveffâ anhâ zevcühâ.

Lâ tehtedibu'l-müteveffâ anhâ zevcühâ.
"Kocası vefat eden hanım katiyen kınalanmasın,"Kocası vefat eden hanım katiyen kınalanmasın, boyalanmasın, süslenmesin."boyalanmasın, süslenmesin." Ve lâ tektehılü. "Gözlerine sürme çekmesin."

Ve lâ tektehılü. "Gözlerine sürme çekmesin."
Ve lâ tetetayyebü. "Kokular da sürünmesin."Ve lâ tetetayyebü. "Kokular da sürünmesin." Ve lâ telbesü sevben masbûğan.Ve lâ telbesü sevben masbûğan. "Boyalı esvaplar da cicili esvaplar da giymesin.""Boyalı esvaplar da cicili esvaplar da giymesin." Ve lâ telbesü huliyyen. "Süslü elbiseler de giyinmesin."Niçin?Ve lâ telbesü huliyyen. "Süslü elbiseler de giyinmesin."Niçin? Koca ona bir nimet idi, o nimet elinden gitti.

Koca ona bir nimet idi, o nimet elinden gitti.
Ona işte matem demeyelim de matemin yerindeOna işte matem demeyelim de matemin yerinde kendisini böyle muhafaza eder. Hiç olmazsa bir müddet.kendisini böyle muhafaza eder. Hiç olmazsa bir müddet. Lâ tehtelifû. "Siz saflarınızı tanzim ettiğiniz vakitte

Lâ tehtelifû. "Siz saflarınızı tanzim ettiğiniz vakitte
kiminiz önde kiminiz arkada olmasın, ihtilaf yapmayın."kiminiz önde kiminiz arkada olmasın, ihtilaf yapmayın." Fetahtelife kulûbuküm.Fetahtelife kulûbuküm. "Siz namazlarda safları doğru tutmazsanız sizin kalpleriniz de bozulur.""Siz namazlarda safları doğru tutmazsanız sizin kalpleriniz de bozulur." Kalplerin bozukluğu safların bozukluğundan gönüllere tesir ediyor.Kalplerin bozukluğu safların bozukluğundan gönüllere tesir ediyor. Nasıl olur? Ben orasını bilmem nasıl olacağını.Nasıl olur? Ben orasını bilmem nasıl olacağını. Safların düzgünlüğü ile gönüller de düzgün olur.Safların düzgünlüğü ile gönüller de düzgün olur. O da Allahu Teâla'nın bir hikmeti.O da Allahu Teâla'nın bir hikmeti. İnnallahe ve melâiketehû yusallûne alâ sufûfi'l-mukaddemeti.

İnnallahe ve melâiketehû yusallûne alâ sufûfi'l-mukaddemeti.
"Allahu Celle ve Alâ ve melekleri ön saflara rahmet ederler, salat ederler,"Allahu Celle ve Alâ ve melekleri ön saflara rahmet ederler, salat ederler, rahmet ederler."Onun için mümkün mertebe erken gelip ön saftan yer almak gerekir.rahmet ederler."Onun için mümkün mertebe erken gelip ön saftan yer almak gerekir. Bizim Hacı Efendi var, arkamda oturur. Sağ tarafı gözetler hep.

Bizim Hacı Efendi var, arkamda oturur. Sağ tarafı gözetler hep.
Diyor burada sevap fazla da onun için burasını ihtiyar ediyorum der.Diyor burada sevap fazla da onun için burasını ihtiyar ediyorum der. Hatta, Saîd b. Müseyyeb, Allah rahmet eylesin, bir Hacı Efendi, Hocaefendi'den dinlemiştim.Hatta, Saîd b. Müseyyeb, Allah rahmet eylesin, bir Hacı Efendi, Hocaefendi'den dinlemiştim. Allah ruhunu şâd etsin, makamını cennet etsin inşallah.Allah ruhunu şâd etsin, makamını cennet etsin inşallah. Saîd b. Müseyyeb isminde bir muhaddîs var, tabiînden.

Saîd b. Müseyyeb isminde bir muhaddîs var, tabiînden.
Gayet güzel bir kızı varmış. Kızına padişah göz dikmiş,Gayet güzel bir kızı varmış. Kızına padişah göz dikmiş, o zamanki hukukunda.o zamanki hukukunda. O da hanımına tembih etmiş ki, kızım buluğa erdiği gün bana haber ver.O da hanımına tembih etmiş ki, kızım buluğa erdiği gün bana haber ver. Kızları uzun boylu saklamak caiz değil.Kızları uzun boylu saklamak caiz değil. Onun için, bu muhaddîs efendi, kızım buluğa erişince demiş, anasına, bana haber ver.Onun için, bu muhaddîs efendi, kızım buluğa erişince demiş, anasına, bana haber ver. Hanımı söylemiş işte kızın buluğa erişti, gözün aydın.Hanımı söylemiş işte kızın buluğa erişti, gözün aydın. Hemen gitmiş, bir telgraf çekmiş. Telgraf yok ki bir haber gönderdi o zaman.

Hemen gitmiş, bir telgraf çekmiş. Telgraf yok ki bir haber gönderdi o zaman.
Bu adamın kafasını kaldır ortadan diyerekten.Bu adamın kafasını kaldır ortadan diyerekten. Bu da camide namaz kıldığı yerde duruyor. Dostları gelmiş demişler ki,Bu da camide namaz kıldığı yerde duruyor. Dostları gelmiş demişler ki, senin aleyhinde böyle bir kâğıt geldi, bir emir geldi.senin aleyhinde böyle bir kâğıt geldi, bir emir geldi. Sen camiye hiç çıkma.Sen camiye hiç çıkma. Yok demiş, ben Allah'ın emrini terk edemem demiş.Yok demiş, ben Allah'ın emrini terk edemem demiş. Camiye çıkmamak yapamam demiş.Camiye çıkmamak yapamam demiş. Demişler arıyorlar seni yakalarlar seni. İşin fena. Yok demiş.Demişler arıyorlar seni yakalarlar seni. İşin fena. Yok demiş. Ama demişler hiç olmazsa başka köşede kıl namazını.Ama demişler hiç olmazsa başka köşede kıl namazını. Muayyen bir yeri varmış orada.Muayyen bir yeri varmış orada. Demiş melekler gelir beni burada arar bulamazlar da üzülürler demiş.Demiş melekler gelir beni burada arar bulamazlar da üzülürler demiş. Onun için yerimi de bırakamam demiş.Onun için yerimi de bırakamam demiş. Umarım ki Allah beni onlara unutturur demiş.Umarım ki Allah beni onlara unutturur demiş. Hakikaten valiye Allah bir sersemlik vermiş unutmuş onu.Hakikaten valiye Allah bir sersemlik vermiş unutmuş onu. Ondan sonra öteki hükümdar da seni azlettim sen beceriksiz bir adamsın demiş.Ondan sonra öteki hükümdar da seni azlettim sen beceriksiz bir adamsın demiş. O da azlolmuş gitmiş, o da kurtulmuş. Vesselam.O da azlolmuş gitmiş, o da kurtulmuş. Vesselam. Yani evvelki saftaki yerleri zapt etmek için adam canını bile kurban ediyor bak.

Yani evvelki saftaki yerleri zapt etmek için adam canını bile kurban ediyor bak.
Saîd b. Müseyyeb Hazretleri. Rahmetullahi Aleyh.Saîd b. Müseyyeb Hazretleri. Rahmetullahi Aleyh. Allah şefaatlerine nâil etsin. Allah şefaatlerine nâil etsin. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem birisine diyor ki,

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem birisine diyor ki,
Lâ tehruc mine’l-mescidi hattâ üallimeke âyeten min suratin.

Lâ tehruc mine’l-mescidi hattâ üallimeke âyeten min suratin.
Sana camiden çıkmadan evvelSana camiden çıkmadan evvel Kur'an'dan bir sure indireceğim ki bu hiçbir zaman kimseye indirilmemiştir.Kur'an'dan bir sure indireceğim ki bu hiçbir zaman kimseye indirilmemiştir. Ancak Süleyman ve Davud aleyhisselamın şeysinde vardır.Ancak Süleyman ve Davud aleyhisselamın şeysinde vardır. Başka kimse bunu bilmez.Başka kimse bunu bilmez. Sen namaza ne ile başlıyorsun demiş, namaz kılarken?Sen namaza ne ile başlıyorsun demiş, namaz kılarken? Demiş, Bismillâhirrahmânirrahîm..Demiş, Bismillâhirrahmânirrahîm.. Ha işte bunu belle demiş.Ha işte bunu belle demiş. Namazını kılarken Bismillâhirrahmânirrahîm demedenNamazını kılarken Bismillâhirrahmânirrahîm demeden Kur'an'ı okumaya başlama. Bu Kur'an'dan bir âyettir demiş.Kur'an'ı okumaya başlama. Bu Kur'an'dan bir âyettir demiş. Ne için?

Ne için?
İmam-ı Şâfiî'yi Kur'an'ın Fâtiha suresini sayarken, sekiz sayar.

İmam-ı Şâfiî'yi Kur'an'ın Fâtiha suresini sayarken, sekiz sayar.
Yedidir de Fâtiha'yı da, Besmele'yi de ayrı sayar.Yedidir de Fâtiha'yı da, Besmele'yi de ayrı sayar. Bizim mezhebimize göre Fâtiha ayrıdır, şeyler ayrıdır.Bizim mezhebimize göre Fâtiha ayrıdır, şeyler ayrıdır. Elhamdülillah, sureler ayrıdır. O içerden birisini birleştirir. Elhamdülillah, sureler ayrıdır. O içerden birisini birleştirir. İhdinâ’s-sirâta’l-mustakîm.

İhdinâ’s-sirâta’l-mustakîm.
Sirâta’llezîne en’amte ‘aleyhim ğayri’l-mağdûbi ‘aleyhim diye bir âyet sayar onu.Sirâta’llezîne en’amte ‘aleyhim ğayri’l-mağdûbi ‘aleyhim diye bir âyet sayar onu. Fâtiha'yla beraber dediği yapar.

Fâtiha'yla beraber dediği yapar.
Biz ikisini de ayırırken yine ayrı yedi yaparız. Bakın buna dikkat edin.Biz ikisini de ayırırken yine ayrı yedi yaparız. Bakın buna dikkat edin. Lâ tühayyirû beyne’l-enbiyâi.

Lâ tühayyirû beyne’l-enbiyâi.
Enbiyalar arasında bana fazla bir pay, paye vermeyin.Enbiyalar arasında bana fazla bir pay, paye vermeyin. Enbiyaların arasında bana fazla bir paye vermeyin.Enbiyaların arasında bana fazla bir paye vermeyin. Âdem aleyhisselamdan tut işte zamanımıza kadar Kur'an'da

Âdem aleyhisselamdan tut işte zamanımıza kadar Kur'an'da
25 tane peygamberin ismi belletilmiş.25 tane peygamberin ismi belletilmiş. Üçünde de ihtilaf var, 28 derler. 124.000'de ayrıca varmış.Üçünde de ihtilaf var, 28 derler. 124.000'de ayrıca varmış. Bunların arasında işte bizimki şöyledir, böyledir diyerekten uçurmayın.Bunların arasında işte bizimki şöyledir, böyledir diyerekten uçurmayın. Uçurma yapmayın. Cenâb-ı Peygamber diyor.Uçurma yapmayın. Cenâb-ı Peygamber diyor. Bana fazla pay evererekten mübalağalı sözler konuşturmayın.Bana fazla pay evererekten mübalağalı sözler konuşturmayın. Çünkü ben de kulum diyor.Çünkü ben de kulum diyor. Feinne’n-nâse yes’akûne yevme’l-kiyâmeti.

Feinne’n-nâse yes’akûne yevme’l-kiyâmeti.
Çünkü kıyamet gününde bütün insanlar bayılacak. Yok olacaklar.Çünkü kıyamet gününde bütün insanlar bayılacak. Yok olacaklar. Ben de onlarla beraber bayılacağım. Ben de yok olacağım onlarla beraber.Ben de onlarla beraber bayılacağım. Ben de yok olacağım onlarla beraber. Fe ekünü evvele men tenşekku anhü’l-erdu.

Fe ekünü evvele men tenşekku anhü’l-erdu.
Ama ilk önce çıkacak olan da yine benim.Ama ilk önce çıkacak olan da yine benim. Yer yarılacak, diğer yerlerden, ilk evvel çıkacak olan benim.Yer yarılacak, diğer yerlerden, ilk evvel çıkacak olan benim. Bu İslamiyet'te öldükten sonra dirilmeye dair bazı insanların kafalarındaBu İslamiyet'te öldükten sonra dirilmeye dair bazı insanların kafalarında istifhamlar hâlk olur ve bazı dinsizler de bunları körükleyerektenistifhamlar hâlk olur ve bazı dinsizler de bunları körükleyerekten öldükten sonra insan dirilir miymiş diyerektenöldükten sonra insan dirilir miymiş diyerekten eski zamanın yaptıkları gavurlukları bugün de yapmaya çalışıyorlar.eski zamanın yaptıkları gavurlukları bugün de yapmaya çalışıyorlar. O Peygamberimizin zamanında yapmışlar o gavurlukları yine.O Peygamberimizin zamanında yapmışlar o gavurlukları yine. Getirmişler sürmüş kemiğe. Böyle elinde ovalıyıveriyor, toz oluyor.Getirmişler sürmüş kemiğe. Böyle elinde ovalıyıveriyor, toz oluyor. Bu mu dirilecek diyorsun sen ey Peygamber? O dirilecek, evet işte oBu mu dirilecek diyorsun sen ey Peygamber? O dirilecek, evet işte o ezip de yok ettiğin toz topraktan ibaret olan kemik yine dirilecek.ezip de yok ettiğin toz topraktan ibaret olan kemik yine dirilecek. Canım nasıl olur? Seni evvela ana karnında nasıl yaptıysa o Allah,Canım nasıl olur? Seni evvela ana karnında nasıl yaptıysa o Allah, yine öyle yapacak işte.yine öyle yapacak işte. Ana karnında nasıl yapıldığından haberin var mı senin?Ana karnında nasıl yapıldığından haberin var mı senin? O gözüne bak, kaşına bak, aklına, fikrine bak. O ana karnındaO gözüne bak, kaşına bak, aklına, fikrine bak. O ana karnında kimsenin görmediği bir yer burası. kimsenin görmediği bir yer burası. Nasıl oldu da bu oldu oradan?Nasıl oldu da bu oldu oradan? Bu muhakkak Kudret-i İlahi'yeyi bizim aklımız ermez, gücümüz de yetmez.Bu muhakkak Kudret-i İlahi'yeyi bizim aklımız ermez, gücümüz de yetmez. Onlara karşı itiraz hiç hakkımız değildir.Onlara karşı itiraz hiç hakkımız değildir. İnsanları Allah dirilteceğim diyor mu? Diyor. Bitti iş.İnsanları Allah dirilteceğim diyor mu? Diyor. Bitti iş. Artık buna madde aramak, kanun aramak, mantık aramak, şu aramak,Artık buna madde aramak, kanun aramak, mantık aramak, şu aramak, bu aramak boş şeylerdir.bu aramak boş şeylerdir. Binaenaleyh Cenâb-ı Hak biz yerde kaybolduk işte toprağa.Binaenaleyh Cenâb-ı Hak biz yerde kaybolduk işte toprağa. Toprağa inkîlab ettik yani.Toprağa inkîlab ettik yani. O gün erkeklerin menisi gibi kırk bin meni yağacak gökten.O gün erkeklerin menisi gibi kırk bin meni yağacak gökten. Kudret-i İlahi yağdıracak bunu yere, bu menileri.Kudret-i İlahi yağdıracak bunu yere, bu menileri. O eczalarımızla bu meniler birleşerekten ana karnında nasıl olduysakO eczalarımızla bu meniler birleşerekten ana karnında nasıl olduysak böylece çıkacağız ortaya. Bunda hiç şek şüphe yok.böylece çıkacağız ortaya. Bunda hiç şek şüphe yok. Küllü nefsin zâikatu’l-mevt.Herkes ölümü tadacak.

Küllü nefsin zâikatu’l-mevt.Herkes ölümü tadacak.
Ölümü tadıp da nasıl bu hayattan diğer bir hayata inkılab ediyorsak,Ölümü tadıp da nasıl bu hayattan diğer bir hayata inkılab ediyorsak, o hayattan da başka bir hayata yine inkılab edeceğiz.o hayattan da başka bir hayata yine inkılab edeceğiz. Size bir ufacık misal söyleyeyim.

Size bir ufacık misal söyleyeyim.
Kozak böceklerini, hepiniz bilir misiniz bilmem,Kozak böceklerini, hepiniz bilir misiniz bilmem, kozak böcekleri denilen bir böcek vardır. kozak böcekleri denilen bir böcek vardır. İğne topuzu kadar bir şey, ufak küçük, büyür, büyür, büyür, kocaman birİğne topuzu kadar bir şey, ufak küçük, büyür, büyür, büyür, kocaman bir şöyle sülük gibi bir şey olur o zaman.şöyle sülük gibi bir şey olur o zaman. O hale geldikten sonra yemekten içmekten kesilir.O hale geldikten sonra yemekten içmekten kesilir. Artık ne kadar yem versen yemez artık.Artık ne kadar yem versen yemez artık. Yemez, ona çırpılar takarlar oradan. O çırpıların arasına girer,Yemez, ona çırpılar takarlar oradan. O çırpıların arasına girer, kendisine kozağı yapar. Kendisini içine saklar kozağın içine.kendisine kozağı yapar. Kendisini içine saklar kozağın içine. Kozağın içinde mezarı olur kozak onun.Kozağın içinde mezarı olur kozak onun. Mezarın içine girer, on beş gün durur.Mezarın içine girer, on beş gün durur. On beş gün kozağın içerisinde, o uzun böcekti, oradan kanatlı,On beş gün kozağın içerisinde, o uzun böcekti, oradan kanatlı, kaşlı, boynuzlu, güzel bir kuş olarak çıkar. Kelebek diyoruz biz ona.kaşlı, boynuzlu, güzel bir kuş olarak çıkar. Kelebek diyoruz biz ona. Güzel bir kelebek olaraktan kaslanmış, boynuzlanmış böyle güzel,Güzel bir kelebek olaraktan kaslanmış, boynuzlanmış böyle güzel, kanatları da açılıp uçar da. Uçacak, uçan bir hale gelir.kanatları da açılıp uçar da. Uçacak, uçan bir hale gelir. O mezarın içerisinde.O mezarın içerisinde. Şimdi Cenâb-ı Hak bizi o mezara koyacak ama oradan böyle melek gibi kuş olaraktanŞimdi Cenâb-ı Hak bizi o mezara koyacak ama oradan böyle melek gibi kuş olaraktan inşâallah o cennet-i âlaya giren bahtiyarların içerisinde Cenâb-ı Hak bizi de kabul etsin.inşâallah o cennet-i âlaya giren bahtiyarların içerisinde Cenâb-ı Hak bizi de kabul etsin. İmanımız var çünkü elhamdülillah. Diriltecek.İmanımız var çünkü elhamdülillah. Diriltecek. O diriltecem dedikten sonra taşı da diriltir, mermeri de diriltir,O diriltecem dedikten sonra taşı da diriltir, mermeri de diriltir, her şeyi diriltir. Can veremez mi? Taşa da can verir.her şeyi diriltir. Can veremez mi? Taşa da can verir. Onun için Allahu Teâlâ'nın emirlerini iyi bilmek lazım.Onun için Allahu Teâlâ'nın emirlerini iyi bilmek lazım. Ha şunu da bir kere daha arz edeyim. Geçen bir hukuk talebesi geldi.

Ha şunu da bir kere daha arz edeyim. Geçen bir hukuk talebesi geldi.
Bu hukuk talebesi geldi. Bu hukuk talebesi mezun olmuş.Bu hukuk talebesi geldi. Bu hukuk talebesi mezun olmuş. Hocaefendi dedi ancak on senede bir mezuniyeti alabildim dedi.Hocaefendi dedi ancak on senede bir mezuniyeti alabildim dedi. Sebebine gelince dedi bir kominist çocuk var, aramızda. Komünist çocuk.Sebebine gelince dedi bir kominist çocuk var, aramızda. Komünist çocuk. Musallat oldu başımıza, dersimize mani olur bizim.Musallat oldu başımıza, dersimize mani olur bizim. Bir türlü yakamızı da bırakmadı, kovarız da gitmez.Bir türlü yakamızı da bırakmadı, kovarız da gitmez. Biz abdest alırız, ah ne güzel bu iş.Biz abdest alırız, ah ne güzel bu iş. Bana da öğretseniz de ben de sizin gibi yapabilsem der durur.Bana da öğretseniz de ben de sizin gibi yapabilsem der durur. E yap. Neye yapayım? Kime inanayım? Allah'a. Nasıldır o Allah?E yap. Neye yapayım? Kime inanayım? Allah'a. Nasıldır o Allah? Görülür mü? Canım Allah görülür mü? İşte Allah'ın tüm eşya.Görülür mü? Canım Allah görülür mü? İşte Allah'ın tüm eşya. Onun varlığına alamettir.Onun varlığına alamettir. İşte ne olacak? Niçin yapıyorsunuz bu işleri?İşte ne olacak? Niçin yapıyorsunuz bu işleri? İşte öldükten sonra dirileceğiz, dirildikten sonra cennete gideceğiz.İşte öldükten sonra dirileceğiz, dirildikten sonra cennete gideceğiz. Terazi var, mizan var, cennet var, cehennem var.Terazi var, mizan var, cennet var, cehennem var. Canım benim mantığım bunları kabul etmiyor. Anlamam.Canım benim mantığım bunları kabul etmiyor. Anlamam. Öldükten sonra adam dirilir mi hiç?Öldükten sonra adam dirilir mi hiç? O Resûlullah'ın zamanındaki kâfirler gibi, kâfir dolu yeryüzünde şimdi.O Resûlullah'ın zamanındaki kâfirler gibi, kâfir dolu yeryüzünde şimdi. Çocuk zihnimizi bozuyor, kovuyoruz, gitmiyor.Çocuk zihnimizi bozuyor, kovuyoruz, gitmiyor. İşte biz neyse ancak on sene de paçayı kurtardık.İşte biz neyse ancak on sene de paçayı kurtardık. Ama dedi bunu benim ricamla dedi cemaate dedi, anlat.Ama dedi bunu benim ricamla dedi cemaate dedi, anlat. Bunların şerrinden Allah bizleri muhafaza etsin dedi.Bunların şerrinden Allah bizleri muhafaza etsin dedi. Şimdi bak aziz kardeş.

Şimdi bak aziz kardeş.
Her bir hadîs, meydanda olan her şey, ufacık zerreler neler varsa,Her bir hadîs, meydanda olan her şey, ufacık zerreler neler varsa, bunlar muhakkak bir muhdise muhtaçtır.bunlar muhakkak bir muhdise muhtaçtır. Bir şey meydana gelmiş, bunu herhalde bir yapan vardır yani.Bir şey meydana gelmiş, bunu herhalde bir yapan vardır yani. İhdas etmeden bir şey kendiliğinden meydana gelmez.İhdas etmeden bir şey kendiliğinden meydana gelmez. Bu varlık kendi kendine tabiatın eseri olsun, kanunların eseri olsun,Bu varlık kendi kendine tabiatın eseri olsun, kanunların eseri olsun, şunun eseri olsun, böyle şey olamaz. Saçma bunlar. şunun eseri olsun, böyle şey olamaz. Saçma bunlar. Bunlara inanmak Müslümana yakışmaz. Kim inanırsa inansın.Bunlara inanmak Müslümana yakışmaz. Kim inanırsa inansın. O maymundandır diyen güruh da var.O maymundandır diyen güruh da var. Demişler de bereket, bak, bak bereket diyorum.Demişler de bereket, bak, bak bereket diyorum. Gavurların papazları, Yahudilerin hahamları buna karşı gelmişler.Gavurların papazları, Yahudilerin hahamları buna karşı gelmişler. Demişler ki bizim kitaplarımızda insan Âdem aleyhisselam'dan doğdu,Demişler ki bizim kitaplarımızda insan Âdem aleyhisselam'dan doğdu, meydana geldi.meydana geldi. Allah Âdem'i de kendi yarattı.Allah Âdem'i de kendi yarattı. Sen ne diyorsun e herif, demişler.Sen ne diyorsun e herif, demişler. Linç etmişler onu Avrupa'da da bugün burada bu revaçta.Linç etmişler onu Avrupa'da da bugün burada bu revaçta. Bugün mekteplerde çocuklar bunu okumakta.Bugün mekteplerde çocuklar bunu okumakta. Senin aklında erer mi kiSenin aklında erer mi ki bir insan maymundan dünyaya gelsin? Allah affetsin.bir insan maymundan dünyaya gelsin? Allah affetsin. İnsanlardan maymun olmuş olanlar var.

İnsanlardan maymun olmuş olanlar var.
İnsanlardan maymun olan, insanlardan domuz olanlar da var.İnsanlardan maymun olan, insanlardan domuz olanlar da var. Ama Allah'a isyan sebebiyle o zaman Peygamberimizden, çok eski zamanlardanAma Allah'a isyan sebebiyle o zaman Peygamberimizden, çok eski zamanlardan Peygamberlerinin dualarıyla onlar suratlarını değiştirirlermiş, Peygamberlerinin dualarıyla onlar suratlarını değiştirirlermiş, hilkâtlerini değiştirirlermiş. Allahu Teâlâ onları o şekilde tutarmış.hilkâtlerini değiştirirlermiş. Allahu Teâlâ onları o şekilde tutarmış. Yoksa insanlar maymundan gelmiş değildir. Olamaz.Yoksa insanlar maymundan gelmiş değildir. Olamaz. Binaenaleyh, siz saflarınızı öyle düz tutunuz ki kalpleriniz bozulmasın.

Binaenaleyh, siz saflarınızı öyle düz tutunuz ki kalpleriniz bozulmasın.
Saflarınızın düzgünlüğü, kalplerinizin düzgünlüğüne alamettir.Saflarınızın düzgünlüğü, kalplerinizin düzgünlüğüne alamettir. Maalesef, Cenâb-ı Peygamber namaza durduğu vakitteMaalesef, Cenâb-ı Peygamber namaza durduğu vakitte Allahu Ekber deyip durmazdı namaza.Allahu Ekber deyip durmazdı namaza. Döner bakar, safların arasına girer, sen ileri, sen geri, sen ileri,Döner bakar, safların arasına girer, sen ileri, sen geri, sen ileri, safı tanzim eder. Ondan sonra geçer.safı tanzim eder. Ondan sonra geçer. Allahu Ekber diye namaza dururdu.Allahu Ekber diye namaza dururdu. Fakat elhamdülillah bugün Müslümanlık 1500-1400 sene oluyor.Fakat elhamdülillah bugün Müslümanlık 1500-1400 sene oluyor. Bu öğrenilmiş bir şeydir artık.Bu öğrenilmiş bir şeydir artık. Ama yine öyle kardeşlerimiz var kiAma yine öyle kardeşlerimiz var ki bir türlü safın içerisinde düzgünlüğü temin edemiyor.bir türlü safın içerisinde düzgünlüğü temin edemiyor. Artık kimse ihtiyarlık dolayısıyla şuuruna sahip değil.Artık kimse ihtiyarlık dolayısıyla şuuruna sahip değil. Kimisinin kudreti yok. Allah kusurlarımızı affetsin.Kimisinin kudreti yok. Allah kusurlarımızı affetsin. Binaenaleyh saflardaki düzgünlüğe çok dikkat etmek lazım kiBinaenaleyh saflardaki düzgünlüğe çok dikkat etmek lazım ki bu hiç bilmediğimiz taraftan kalplerimizinbu hiç bilmediğimiz taraftan kalplerimizin düzgünlüğüne, bozulmasına sebep olmasın.düzgünlüğüne, bozulmasına sebep olmasın. Ha bu beni peygamberlere karşı beni fazla yükseltmeyin.

Ha bu beni peygamberlere karşı beni fazla yükseltmeyin.
Çünkü hepimiz bayılacağız. Hepimiz kuluz.Çünkü hepimiz bayılacağız. Hepimiz kuluz. Evvela yer yarılacak, ben çıkacağım.Evvela yer yarılacak, ben çıkacağım. Ben çıktığım vakitte, fe izâ Mûsâ âhizün bi kâimetin min kavâimi’l-arşi.Ben çıktığım vakitte, fe izâ Mûsâ âhizün bi kâimetin min kavâimi’l-arşi. Bakıyorum ki, Mûsâ arşın direklerinden birisine yapışmış duruyor.Bakıyorum ki, Mûsâ arşın direklerinden birisine yapışmış duruyor. Bilmem ki, felâ edrî, bilmiyorum ki, ekâne fîmen saikaü.Bilmem ki, felâ edrî, bilmiyorum ki, ekâne fîmen saikaü. O da bizden beraber bayılanlardan da, evvelce ayıldı da,O da bizden beraber bayılanlardan da, evvelce ayıldı da, misaf mı olundu da böyle oraya sarılmış duruyor. Onu bilemedim demiş.misaf mı olundu da böyle oraya sarılmış duruyor. Onu bilemedim demiş. Buhârî'nin de, Müslim'in de, Ahmed b. Hanbel'in de rivayetleri bu.Buhârî'nin de, Müslim'in de, Ahmed b. Hanbel'in de rivayetleri bu. Allah esirgesin.

Allah esirgesin.
Yani bu baygınlık devresi ki bunu herkes geçiriyor bir kere ölüm anında.

Yani bu baygınlık devresi ki bunu herkes geçiriyor bir kere ölüm anında.
Ölüm anında bu başımıza geliyor.Ölüm anında bu başımıza geliyor. Allah hepimize hayırlı ölümler nasip etsin. Amin. İman-ı kâmille ölümler. Âmin.Allah hepimize hayırlı ölümler nasip etsin. Amin. İman-ı kâmille ölümler. Âmin. Şimdi bugün bir doktorumuz var. Gelmişti de.

Şimdi bugün bir doktorumuz var. Gelmişti de.
Tabi hastalara acımak hepimizin vazifesi. Hastaya acımak.Tabi hastalara acımak hepimizin vazifesi. Hastaya acımak. Hastanelerimize yardım etmek.Hastanelerimize yardım etmek. Hastanelerimizi işte bugünkü şifahanelere. Fakat hepimiz hastayız.Hastanelerimizi işte bugünkü şifahanelere. Fakat hepimiz hastayız. Bir adam var ki dinine karşı çok şey, lakayt, dinsiz adam.Bir adam var ki dinine karşı çok şey, lakayt, dinsiz adam. Bunu tedavi ettik, iyi oldu.Bunu tedavi ettik, iyi oldu. Hasta oldu ama beşeriyete zararı var.Hasta oldu ama beşeriyete zararı var. Biz bundan dolayı ne kadar sevap alırız.Biz bundan dolayı ne kadar sevap alırız. Beşeriyete zararı olan bir adam.Beşeriyete zararı olan bir adam. Biz tedavi ettik, insanlık vazifemizi yaptık, iyi oldu adam.Biz tedavi ettik, insanlık vazifemizi yaptık, iyi oldu adam. Fakat beşere, beşere karşı zararlı bir adam.Fakat beşere, beşere karşı zararlı bir adam. Binaenaleyh, bir insanın sıhhate sahip olması, sıhhatinin düzgün olması,Binaenaleyh, bir insanın sıhhate sahip olması, sıhhatinin düzgün olması, hayatta yaşayabilmesi, Allah'a kulluğu içindir.hayatta yaşayabilmesi, Allah'a kulluğu içindir. Allah'a kulluğu etmiyorsa nerede geberirse gebersin.Allah'a kulluğu etmiyorsa nerede geberirse gebersin. Ona acımak, insani bir şey değil yani, müslümanlığın şeysi değil.Ona acımak, insani bir şey değil yani, müslümanlığın şeysi değil. Allah kusurumuzu affetsin.Allah kusurumuzu affetsin. Onun için Lâ tüdhil beyteke ille’l-etkiyâe.

Onun için Lâ tüdhil beyteke ille’l-etkiyâe.
Sen evine Allah'tan korkanlardan gayrısını sokma.Sen evine Allah'tan korkanlardan gayrısını sokma. Allah'tan korkanlardan gayrısını evine sokma.Allah'tan korkanlardan gayrısını evine sokma. O evine girerken senin evinin bereketini de götürür.O evine girerken senin evinin bereketini de götürür. Etkiyâe, muttaki insanlar, Allah'tan korkan insanlar.Etkiyâe, muttaki insanlar, Allah'tan korkan insanlar. Ve lâ tûli me’rûfeke illâ mü’minen.

Ve lâ tûli me’rûfeke illâ mü’minen.
Hayırlar vereceksin, sadakalar vereceksin.Hayırlar vereceksin, sadakalar vereceksin. Bu hayırlarını ancak imanlılara ver. İmanlılara ver.Bu hayırlarını ancak imanlılara ver. İmanlılara ver. İmansızlara yardım edeyim diye arkalarından, peşlerinden koşma.İmansızlara yardım edeyim diye arkalarından, peşlerinden koşma. Ravaihu Taberani an Âişe radıyallahu anh. Ravaihu Taberani an Âişe radıyallahu anh. Lâ tedhulü’l-melâiketü beyten fîhi temâsîlü.

Lâ tedhulü’l-melâiketü beyten fîhi temâsîlü.
Buna dikkat ediniz ama. Lâ tedhulü’l-melâiketü.Buna dikkat ediniz ama. Lâ tedhulü’l-melâiketü. Melekler girmez, katiyyen ve katıbeten girmez.Melekler girmez, katiyyen ve katıbeten girmez. Beyten bir eve ki, o evde fihi vardır, temâsîlü ev tesâvîru.Beyten bir eve ki, o evde fihi vardır, temâsîlü ev tesâvîru. Resimler, heykeller vardır. Bir.Resimler, heykeller vardır. Bir. İkincisi Müslim'in hadîsi.

İkincisi Müslim'in hadîsi.
Lâ tedhulü’l-melâiketü beyten fîhi cerasün.

Lâ tedhulü’l-melâiketü beyten fîhi cerasün.
Çan olan eve de melekler girmez.Çan olan eve de melekler girmez. Eskiden kapıları böyle ziller yok ya, çan takarlar,Eskiden kapıları böyle ziller yok ya, çan takarlar, kapıdan böyle çekersin, çan çan çan çan diye tak tak tak çanı çalar orada.kapıdan böyle çekersin, çan çan çan çan diye tak tak tak çanı çalar orada. Bizim evimizde de vardı, Allah muhafaza etsin. Kusurlarımızı affetsin.Bizim evimizde de vardı, Allah muhafaza etsin. Kusurlarımızı affetsin. Bunu koymayın evinize. Çünkü melek girmez o eve.Bunu koymayın evinize. Çünkü melek girmez o eve. Çanın olduğu eve melek girmez.Çanın olduğu eve melek girmez. Şimdi bunun arkası ve lâ teshabü rakben fîhi cerasün.Şimdi bunun arkası ve lâ teshabü rakben fîhi cerasün. Bir katıra binme, o katırın içerisinde develerin birisinde yahutBir katıra binme, o katırın içerisinde develerin birisinde yahut katırların birisinde çan vardır boynunda.katırların birisinde çan vardır boynunda. O çanın sebebiyle o katıra da katılma.O çanın sebebiyle o katıra da katılma. Ashab, ashabtan değil ama evliyadan bir zat, tavaf ediyormuş Beytullah’ı.

Ashab, ashabtan değil ama evliyadan bir zat, tavaf ediyormuş Beytullah’ı.
Bakmış ki melaike dopdolu içeride. Meleklerle dolu.Bakmış ki melaike dopdolu içeride. Meleklerle dolu. Derken, birden melekler kaybolmuş. Allah Allah, ne olmuş?Derken, birden melekler kaybolmuş. Allah Allah, ne olmuş? Bir de baktım ki diyor, o zaman mektebin içerisinde deveciler su getirirmiş. Bir de baktım ki diyor, o zaman mektebin içerisinde deveciler su getirirmiş. O su getiren devecilerin devesinde çan varmış.O su getiren devecilerin devesinde çan varmış. O çanlı deve su getirdiği vakitte bütün deve ve melekler kaçmış. O çanlı deve su getirdiği vakitte bütün deve ve melekler kaçmış. Allah kusurlarımızı affetsin.Allah kusurlarımızı affetsin. Dinle, bir hadîs daha.

Dinle, bir hadîs daha.
Lâ tedhulü’l-melâiketü.

Lâ tedhulü’l-melâiketü.
Yine melekler girmez. Melek girmedi miydi şeytan girer, meleğin girmediği yere.Yine melekler girmez. Melek girmedi miydi şeytan girer, meleğin girmediği yere. Buna dikkat etmek lazım. Evlerimizde niçin bereket olmuyor?Buna dikkat etmek lazım. Evlerimizde niçin bereket olmuyor? Niçin hayır olmuyor? Niçin şu olmuyor, bu olmuyor? Hep sebepleri var.Niçin hayır olmuyor? Niçin şu olmuyor, bu olmuyor? Hep sebepleri var. Melekler girmez.Melekler girmez. Beyten, o eve ki, fîhi, bu evde vardır, suret, bir suret vardır.

Beyten, o eve ki, fîhi, bu evde vardır, suret, bir suret vardır.
Babamın resmi diye asmış köşeye.Babamın resmi diye asmış köşeye. Dedemin resmi diye asmış sarıklı marıklı güzel bir efendi. Resimdir.Dedemin resmi diye asmış sarıklı marıklı güzel bir efendi. Resimdir. Oraya melek girmez. Baban değil, kim olursa olsun.Oraya melek girmez. Baban değil, kim olursa olsun. Ama biz, cehlimizden dolayı bunları ummuyetle görüyoruz.Ama biz, cehlimizden dolayı bunları ummuyetle görüyoruz. Fakat üzerinde gafletimiz çok değil.Fakat üzerinde gafletimiz çok değil. O evde anlatamıyoruz ki bunu kaldır bu evden diyemiyoruz onu.O evde anlatamıyoruz ki bunu kaldır bu evden diyemiyoruz onu. Bir tek de dinlemiyorlar başka. Ama bir kere sen söyle. Bak bir.Bir tek de dinlemiyorlar başka. Ama bir kere sen söyle. Bak bir. Ve lâ kelbün, evde köpek varsa, fini köpekler diyorlar,

Ve lâ kelbün, evde köpek varsa, fini köpekler diyorlar,
üniversite de onlar da şöhretli, meşhur.üniversite de onlar da şöhretli, meşhur. Çocuk onu önüne takıyor, gezdiriyor kakallığa.Çocuk onu önüne takıyor, gezdiriyor kakallığa. Bu köpeğin olduğu eve de melek girmez.Bu köpeğin olduğu eve de melek girmez. Köpeğin olduğu eve melek de girmez.Köpeğin olduğu eve melek de girmez. Bu, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerininBu, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hane-i saadetlerinde, bu karyolalar demeyelim de biz.hane-i saadetlerinde, bu karyolalar demeyelim de biz. Bir böyle yüksekçe bir yer yapılmış, orada yatarlarmış.Bir böyle yüksekçe bir yer yapılmış, orada yatarlarmış. Altı boş. Bir köpek yavrusu gelmiş, buraya sığınmış.Altı boş. Bir köpek yavrusu gelmiş, buraya sığınmış. Cenâb-ı Peygamber, bakmış melekler gelmiyor.Cenâb-ı Peygamber, bakmış melekler gelmiyor. Ne oldu bu meleklerin gelmemesine? Demişler ki evde kelb var.Ne oldu bu meleklerin gelmemesine? Demişler ki evde kelb var. Biz girmeyiz. Kelbin olduğu yere biz girmeyiz. Aramışlar, bakmışlar.Biz girmeyiz. Kelbin olduğu yere biz girmeyiz. Aramışlar, bakmışlar. Köpeği orada bulmuşlar. Çıkarmışlar.Köpeği orada bulmuşlar. Çıkarmışlar. O bir şeysinde de Hz. Âişe validemiz bir yastık kalmış.

O bir şeysinde de Hz. Âişe validemiz bir yastık kalmış.
Efendimiz dayansın diyerekten. Bir kapı perdesi de derler.Efendimiz dayansın diyerekten. Bir kapı perdesi de derler. Almış. Eskiden kapıların önlerinde bir de perdeAlmış. Eskiden kapıların önlerinde bir de perde koyarlarmış ki kapı açıldığı vakitte dışarıdan içerisinikoyarlarmış ki kapı açıldığı vakitte dışarıdan içerisini birdenbire görünmesin diyerekten perde.birdenbire görünmesin diyerekten perde. O perde de nasılsa resimli olmuş, resim varmış perdede.O perde de nasılsa resimli olmuş, resim varmış perdede. Melekler gelmiyor gene. Neden gelmiyor bu melekler?Melekler gelmiyor gene. Neden gelmiyor bu melekler? Demişler biz bir evdeki resim vardır, o eve biz girmeyiz.Demişler biz bir evdeki resim vardır, o eve biz girmeyiz. Şimdi bizim halimiz ne olur bakalım sen söyle?Şimdi bizim halimiz ne olur bakalım sen söyle? Bu resimler üst üste olursa da yine girmez mi? Yok yok yok,Bu resimler üst üste olursa da yine girmez mi? Yok yok yok, onun üstte de olsa altta da olsa, onun olmaması evla.onun üstte de olsa altta da olsa, onun olmaması evla. Ancak zaruret miktarı, pasaportlarda,Ancak zaruret miktarı, pasaportlarda, nüfus kâğıtlarında, cüzdanlarında, paralarda onlar müstesna.nüfus kâğıtlarında, cüzdanlarında, paralarda onlar müstesna. Üçüncüsü. Ve lâ cünübün.

Üçüncüsü. Ve lâ cünübün.
Bir evde ki cünüb vardır,Bir evde ki cünüb vardır, gusletmesi lazım geldiği halde gusletmemiş bir adam vardır.gusletmesi lazım geldiği halde gusletmemiş bir adam vardır. İster kadın ister erkek. Cünübtür. O eve de melek girmez.İster kadın ister erkek. Cünübtür. O eve de melek girmez. Cünüblük kadar kötü bir şey yoktur.Cünüblük kadar kötü bir şey yoktur. Elhamdülillah memleketimizde su bol. Onun bol, şu bol, bu bol.Elhamdülillah memleketimizde su bol. Onun bol, şu bol, bu bol. Cünüb kalmak çok çirkin bir şeydir.Cünüb kalmak çok çirkin bir şeydir. Onun dersi ayrıdır. Yani şimdi burada geçen kısmı.Onun dersi ayrıdır. Yani şimdi burada geçen kısmı. Bir tanesini daha okuyayım.

Bir tanesini daha okuyayım.
Lâ tedhulü halâvetü’l-îmâni kalbe’mriin hattâ yetruke ba’da’l-hadîsi

Lâ tedhulü halâvetü’l-îmâni kalbe’mriin hattâ yetruke ba’da’l-hadîsi
havfe’l-kezibi. İman bir kişinin kalbine girmez.havfe’l-kezibi. İman bir kişinin kalbine girmez. İman kalbe girmez, işlemez.İman kalbe girmez, işlemez. Dilde kalır. Nasıl? Ne zaman?Dilde kalır. Nasıl? Ne zaman? Hattâ yetruke ba’da’l-hadîsi.

Hattâ yetruke ba’da’l-hadîsi.
Sözlerin bir kısmını terk eder. Sözlerin bir kısmını söylemez, terk eder.Sözlerin bir kısmını terk eder. Sözlerin bir kısmını söylemez, terk eder. Niçin? Havfe’l-kezibi. Belki bu sözün içinde bir yalan vardır diyerekten,Niçin? Havfe’l-kezibi. Belki bu sözün içinde bir yalan vardır diyerekten, sözü söylemiyor. Kısa kesiyor.sözü söylemiyor. Kısa kesiyor. Ve in kâne sâdikan.

Ve in kâne sâdikan.
Eğer söylediğin söz doğru bile olsa, her sözü söylemek doğru değildir.Eğer söylediğin söz doğru bile olsa, her sözü söylemek doğru değildir. Onun için Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin Marifetnamesi kocaman kitap,Onun için Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin Marifetnamesi kocaman kitap, altı şeyle dolu. Altı esas üzerine kitabı doldurmuş.altı şeyle dolu. Altı esas üzerine kitabı doldurmuş. Az ye, az iç, az konuş, az uyu, az ye, az iç, az konuş, az uyu.Az ye, az iç, az konuş, az uyu, az ye, az iç, az konuş, az uyu. Çok tefekkür et, çok da Allah'ı zikret.Çok tefekkür et, çok da Allah'ı zikret. Bu kitabın bütün şeysi bundan ibaret. Yüzlerce sayfa.Bu kitabın bütün şeysi bundan ibaret. Yüzlerce sayfa. Onun için sözün yalan olma ihtimalinden dolayı söylemeyip terk etmedikçeOnun için sözün yalan olma ihtimalinden dolayı söylemeyip terk etmedikçe insan kalbe iman işlememiştir.insan kalbe iman işlememiştir. Ne zaman ki kalbine iman işler, o sözü gayet söyler. Sözü az söyler.Ne zaman ki kalbine iman işler, o sözü gayet söyler. Sözü az söyler. Ve yetrukü ba’da’l-mirâi.

Ve yetrukü ba’da’l-mirâi.
Mücadeleyi de terk eder. Ve in kâne mühikkan. Haklısın ya.Mücadeleyi de terk eder. Ve in kâne mühikkan. Haklısın ya. Haklısın ama bırak. Karşıdaki adam inat ediyor, ne yapalım?Haklısın ama bırak. Karşıdaki adam inat ediyor, ne yapalım? Şimdi arayı açmak, buraya dikkat eder misiniz.Şimdi arayı açmak, buraya dikkat eder misiniz. Arayı açmak, arada küskünlüğün mucip olmak,Arayı açmak, arada küskünlüğün mucip olmak, dargınlığı mucip olmak, bu mücadelelerde çok olur.dargınlığı mucip olmak, bu mücadelelerde çok olur. Adam yenilir, sözünün altından kalkamaz,Adam yenilir, sözünün altından kalkamaz, mahcup vaziyete düşer, bir daha seninle konuşmamaya karar verir.mahcup vaziyete düşer, bir daha seninle konuşmamaya karar verir. Onun için haklı da olsan, kes de aradaki şey bozulmasın.Onun için haklı da olsan, kes de aradaki şey bozulmasın. Yine bir tanecik işte daha.

Yine bir tanecik işte daha.
Lâ tedhulû. Bak dikkat edin. Lâ tedhulû.

Lâ tedhulû. Bak dikkat edin. Lâ tedhulû.
Girmeyin, girmeyin, emir. Lâ tedhulû, girmeyin.Girmeyin, girmeyin, emir. Lâ tedhulû, girmeyin. Mesâkine’llezîne.Mesâkine’llezîne. Şu meskenlere ki, evlere, şu evlere girmeyin ki mesken yer de olsun, ne de olursa olsun.Şu meskenlere ki, evlere, şu evlere girmeyin ki mesken yer de olsun, ne de olursa olsun. Zalemû enfüsehüm. Bunlar nefislerine zalimdirler.Zalemû enfüsehüm. Bunlar nefislerine zalimdirler. Nefislerine zalim olan insanların evlerine girmeyin.Nefislerine zalim olan insanların evlerine girmeyin. Bilmem dikkat eder misiniz. İzahı biraz müşküldür. İzahı biraz müşküldür.Bilmem dikkat eder misiniz. İzahı biraz müşküldür. İzahı biraz müşküldür. Allah ve Peygamber tanımayan ve ibadet-u taat bilmeyen güruh diyelim,Allah ve Peygamber tanımayan ve ibadet-u taat bilmeyen güruh diyelim, onların evlerine girmeyin.onların evlerine girmeyin. İllâ girecek olursanız en tekûnû bâkîne, ağlayarak girin.İllâ girecek olursanız en tekûnû bâkîne, ağlayarak girin. Yazık bunlara, nedir bunların hali Ya Rab! Aman Ya Rab! Sen muhafaza et.Yazık bunlara, nedir bunların hali Ya Rab! Aman Ya Rab! Sen muhafaza et. Abdest bilmezler, namaz bilmezler, Kur'an bilmezler,Abdest bilmezler, namaz bilmezler, Kur'an bilmezler, hayır bilmezler, hasenat bilmezler, inançları da yok.hayır bilmezler, hasenat bilmezler, inançları da yok. Aman Ya Rab diyerekten ağlayarak girin.Aman Ya Rab diyerekten ağlayarak girin. Ki, hazeran en yüsîbeküm mislü mâ esâbehüm.

Ki, hazeran en yüsîbeküm mislü mâ esâbehüm.
Onlara isabet eden, sana da isabet etmekten, korkudan dolayı ağla.Onlara isabet eden, sana da isabet etmekten, korkudan dolayı ağla. O bela Allah'ın içerisine uğramış.O bela Allah'ın içerisine uğramış. Sen de ona uğramamak için ağla. Yine bir tane daha.Sen de ona uğramamak için ağla. Yine bir tane daha. Lâ tede’ timsâlen illâ tamestehû.

Lâ tede’ timsâlen illâ tamestehû.
Yapmışlar duvarlara, şuraya buraya, resimler.Yapmışlar duvarlara, şuraya buraya, resimler. Bunu gördün mü? Lâ tede, bırakma.Bunu gördün mü? Lâ tede, bırakma. Sil, kaldır onları.Gücün yeterse.Sil, kaldır onları.Gücün yeterse. Ve lâ kabran. Bir kabir gördün. Yükseltmişler böyle.

Ve lâ kabran. Bir kabir gördün. Yükseltmişler böyle.
Mermerlerle de süslemişler. Süleymaniye giderken görüyoruz.Mermerlerle de süslemişler. Süleymaniye giderken görüyoruz. Eskiden de yapmışlar bunları.Eskiden de yapmışlar bunları. Ne muazzam paralar harcamış mermerlerden yapılmış.Ne muazzam paralar harcamış mermerlerden yapılmış. Şu şunun mezarıdır, bu bunun mezarıdır.Şu şunun mezarıdır, bu bunun mezarıdır. Ruhunu okuyan olur mu olmaz mı Allah bilir. Ruhunu okuyan olur mu olmaz mı Allah bilir. Bu mezarları da gördüğünüzde illâ sevveytehû, düzelt.Bu mezarları da gördüğünüzde illâ sevveytehû, düzelt. Yani Vahhabiler’in yaptığı bu hadîsi demesi kolay.Yani Vahhabiler’in yaptığı bu hadîsi demesi kolay. Yıktılar hep bütün şeyleri.Yıktılar hep bütün şeyleri. Ve mezarlık namına hiçbir şey yok ki, görüyorsunuz.Ve mezarlık namına hiçbir şey yok ki, görüyorsunuz. Hep yer dümdüz.Hep yer dümdüz. Yalnızca diyor ki şurası falan yatıyor, şurası falan yatıyor, o kadar.Yalnızca diyor ki şurası falan yatıyor, şurası falan yatıyor, o kadar. Milleti bilmezler. Müslim'in, Neseî'nin Hz. Ali Efendimizden rivayeti.Milleti bilmezler. Müslim'in, Neseî'nin Hz. Ali Efendimizden rivayeti. Yani mezarlara para verip almak, aldıktan sonraYani mezarlara para verip almak, aldıktan sonra ona böyle mermerden, efendim, şeyler yapmakona böyle mermerden, efendim, şeyler yapmak bana kalsa pek doğru bir şey değildir.bana kalsa pek doğru bir şey değildir. Çimlenmesin diyerekten, bir parça muhafaza altına alırsın amaÇimlenmesin diyerekten, bir parça muhafaza altına alırsın ama o mezarlıklarda da şimdi bunları yaptırmadan oraya da gömdürmüyorlar.o mezarlıklarda da şimdi bunları yaptırmadan oraya da gömdürmüyorlar. Evvela bunun parasını vereceksin, alacaksın daEvvela bunun parasını vereceksin, alacaksın da bu usüllere riayet edersen gömülürsün oraya.bu usüllere riayet edersen gömülürsün oraya. Ama sen Allah'ın razı olduğu bir kul ol daAma sen Allah'ın razı olduğu bir kul ol da Allah'ın razı olduğu bir kul ol da isterse balığın karnında ol.Allah'ın razı olduğu bir kul ol da isterse balığın karnında ol. Yalnız senden Allah razı olsun.Yalnız senden Allah razı olsun. Senden Allah razı değilse senin mezarını altından da yapsalar ne fayda çıkar?Senden Allah razı değilse senin mezarını altından da yapsalar ne fayda çıkar? Ne fayda çıkar? Ne fayda çıkar? Gerisi de gelecek dersimize kalsın. Allah kusurlarımızı affetsin.

Gerisi de gelecek dersimize kalsın. Allah kusurlarımızı affetsin.
Tevfîkat-ı samedaniyesine mazhar etsin.Tevfîkat-ı samedaniyesine mazhar etsin. Kusurlarımızı, günahlarımızı bağışlayaraktan fazl u keremiyle,Kusurlarımızı, günahlarımızı bağışlayaraktan fazl u keremiyle, lütfu inayetiyle sevdiği razı olduğu kullarının arasınalütfu inayetiyle sevdiği razı olduğu kullarının arasına bizleri de kabul buyursun ve o kabiliyeti iktizası bize ihsan buyursun.bizleri de kabul buyursun ve o kabiliyeti iktizası bize ihsan buyursun. El Fâtiha.

El Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2