Namaz Vakitleri

21 Zilka'de 1445
29 Mayıs 2024
İmsak
03:35
Güneş
05:29
Öğle
13:06
İkindi
17:05
Akşam
20:34
Yatsı
22:19
Detaylı Arama

İçki ve Kumar

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

14 Şevvâl 1421 / 09.01.2001
Avustralya

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın yurtdışında bulunduğu zamanlarda, özellikle 7 Mayıs 1997 günü Türkiye’den ayrıldıktan sonra gurbet ellerde; Avustralya, Almanya, İsveç, İngiltere, Hollanda, ABD ve farklı ülkelerde yapmış oldukları sohbetlerdir.

Avustralya’da sabah ve yatsı namazından sonra, çeşitli camilerde yaptıkları hadis ve tefsir sohbetleri, İsveç’te son Ramazan ayı boyunca yaptıkları konuşmalar, aile eğitim toplantılarında yaptıkları konuşmalar ve konferanslardan oluşmaktadır.

Bu konuşmalar, Ak-Radyo’da “Gurbet Sohbetleri” adı altında yayımlanmıştır.

Konuşma Metni

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû! es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!

Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun... Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun...

Bugünkü konuşmam Kur'ân-ı Kerîm'deki Bakara sûresinin 219 ve 220. ayetleri üzerinde olacak. Bugünkü konuşmam Kur'ân-ı Kerîm'deki Bakara sûresinin 219 ve 220. ayetleri üzerinde olacak. Çünkü bu ikisi birbiriyle anlam bakımından irtibatlı. Çünkü bu ikisi birbiriyle anlam bakımından irtibatlı. Bu iki âyet-i kerîmenin önce metnini okuyalım.Bu iki âyet-i kerîmenin önce metnini okuyalım. Bismillâhirrahmânirrahîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Yes'elûneke ani'l-hamri ve'l-meysir, kul fî-himâ ismün kebîrun ve menâfi'u li'n-nâsi Yes'elûneke ani'l-hamri ve'l-meysir, kul fî-himâ ismün kebîrun ve menâfi'u li'n-nâsi ve ismühümâ ekberu min nef'ihimâ ve yes'elûneke mâ zâ yünfikûn, ve ismühümâ ekberu min nef'ihimâ ve yes'elûneke mâ zâ yünfikûn, kuli'l-afv, kezâlike yübeyyinullâhu lekümü'l-âyâti le'alleküm tetefekkerûn. kuli'l-afv, kezâlike yübeyyinullâhu lekümü'l-âyâti le'alleküm tetefekkerûn. Fi'd-dünyâ ve'l-âhireh, ve yes'elûneke ani'l-yetâmâ,Fi'd-dünyâ ve'l-âhireh, ve yes'elûneke ani'l-yetâmâ, kul islâhun lehüm hayrun ve in tühâlitûhüm fe-ihvânüküm vallâhu kul islâhun lehüm hayrun ve in tühâlitûhüm fe-ihvânüküm vallâhu ya'lemü'l-müfside mine'l-muslihi ve lev şâe'llâhu lea'neteküm inna'llâhe azîzün hakîm. ya'lemü'l-müfside mine'l-muslihi ve lev şâe'llâhu lea'neteküm inna'llâhe azîzün hakîm.

Sadakallâhu'l-azîm. Sadakallâhu'l-azîm.

Burada, Peygamber Efendimiz'e bazı kimselerin dinî konularda açıklama almak maksadıylaBurada, Peygamber Efendimiz'e bazı kimselerin dinî konularda açıklama almak maksadıyla sordukları sorular bahis konusu ediliyor. sordukları sorular bahis konusu ediliyor. Önce hamrdan ve meysirden, içkiden ve kumardan sormuşlar; onun cevabı veriliyor.Önce hamrdan ve meysirden, içkiden ve kumardan sormuşlar; onun cevabı veriliyor. Ondan sonra sadaka, hayır olarak, nafaka olarak neyi infak edeceklerini sormuşlar;Ondan sonra sadaka, hayır olarak, nafaka olarak neyi infak edeceklerini sormuşlar; onu ifade ediyor.onu ifade ediyor. 219. âyet-i kerîmede… Ondan sonraki 220. âyet-i kerîmede de,219. âyet-i kerîmede…

Ondan sonraki 220. âyet-i kerîmede de,
yetimlerin bakımı konusunu sormuşlar, onun cevabı veriliyor. yetimlerin bakımı konusunu sormuşlar, onun cevabı veriliyor.

Şimdi açıklamaları yapmaya başlayalım: Şimdi açıklamaları yapmaya başlayalım:

Yes'elûneke ani'l-hamri vel-meysir. Yes'elûneke ani'l-hamri vel-meysir. "Ey Resûlüm, ey Muhammed-i Mustafâm, ey Habîbim, sana hamrdan ve meysirden soruyorlar." "Ey Resûlüm, ey Muhammed-i Mustafâm, ey Habîbim, sana hamrdan ve meysirden soruyorlar."

Soranlar kimler? Tefsir kitapları soranların Hz. Ömer ve Muaz radıyallahu anh gibi,Soranlar kimler?

Tefsir kitapları soranların Hz. Ömer ve Muaz radıyallahu anh gibi,
sahabeden bazı kimseler olduğunu kaydediyor. sahabeden bazı kimseler olduğunu kaydediyor.

Hamr, noktalı ha ile ha, mim, re bir şeyi örtmek mânasına gelen bir [kelime.] Hamr, noktalı ha ile ha, mim, re bir şeyi örtmek mânasına gelen bir [kelime.] Üzüm, hurma, bal gibi tadı olan bir maddenin sıkılmışının ekşimesi, fışkırması, köpüklenmesi,Üzüm, hurma, bal gibi tadı olan bir maddenin sıkılmışının ekşimesi, fışkırması, köpüklenmesi, tahammür etmesi, ekşimesi dolayısıyla, içildiği zaman aklı örtmesi,tahammür etmesi, ekşimesi dolayısıyla, içildiği zaman aklı örtmesi, insanın aklını alması, sarhoş etmesi dolayısıyla, içkiye verilmiş bir isim. insanın aklını alması, sarhoş etmesi dolayısıyla, içkiye verilmiş bir isim. Kök mânası "örtmek"; aklı örttüğü için, kafayı dumanladığı için, Kök mânası "örtmek"; aklı örttüğü için, kafayı dumanladığı için, bulandırdığı için içkiye hamr ismi verilmiş. bulandırdığı için içkiye hamr ismi verilmiş.

Hamr kelimesi ile daha çok kastettikleri, Arabistan'da da çok çok olan bir meyve var, Hamr kelimesi ile daha çok kastettikleri, Arabistan'da da çok çok olan bir meyve var, üzüm her yerde yetişiyor. Medine-i Münevvere'ye gidenler de görür. üzüm her yerde yetişiyor. Medine-i Münevvere'ye gidenler de görür. Oraya mahsus ağaç olarak hurma ağaçları vardır ama ağaçların dibinde de yine bakarsınız, Oraya mahsus ağaç olarak hurma ağaçları vardır ama ağaçların dibinde de yine bakarsınız, gölgeliklerde üzüm bağları vardır. gölgeliklerde üzüm bağları vardır. Kur'ân-ı Kerîm'de de ineb diye geçiyor. Çoğulu a'nâb diye geçiyor. Kur'ân-ı Kerîm'de de ineb diye geçiyor. Çoğulu a'nâb diye geçiyor.

Üzüm salkım salkım olur, taneleri kolay ezilir. Üzüm salkım salkım olur, taneleri kolay ezilir. Eski çağlardan beri bu meyveyi insanoğulları ya taze yemişlerdir;Eski çağlardan beri bu meyveyi insanoğulları ya taze yemişlerdir; tabii taze yenildiği zaman, helâl, âfiyet olsun, yenilebilir.tabii taze yenildiği zaman, helâl, âfiyet olsun, yenilebilir. Helâl, besleyici, çok güzel bir meyve... Ya da kurutmuşlardır; o da helâl. Helâl, besleyici, çok güzel bir meyve... Ya da kurutmuşlardır; o da helâl. Dalında kuruturlar veyahut koparırlar bir yerde kuruturlar. Kurusunu saklarlar, kışın yerler. Dalında kuruturlar veyahut koparırlar bir yerde kuruturlar. Kurusunu saklarlar, kışın yerler.

Meselâ, bizim yetiştiğimiz yörelerde, bizim memleketimizde [Çanakkale'de] üzümü, Meselâ, bizim yetiştiğimiz yörelerde, bizim memleketimizde [Çanakkale'de] üzümü, inciri böyle kurutup, torbalara konulmuş olarak saklayıp kışın yemek, çok olağan bir şeydir. inciri böyle kurutup, torbalara konulmuş olarak saklayıp kışın yemek, çok olağan bir şeydir. Sonra biliyorsunuz, İzmir sultânî çekirdeksiz üzümü güzelce kurutuluyor. Sonra biliyorsunuz, İzmir sultânî çekirdeksiz üzümü güzelce kurutuluyor. Kurutulduktan sonra ihracatı bile yapılıyor, gelir getiriyor. Kurutulduktan sonra ihracatı bile yapılıyor, gelir getiriyor.

Yaşı veya kurusu o haliyle yenildiği zaman, şekerli bir meyve; bunda bir mahzur yok... Yaşı veya kurusu o haliyle yenildiği zaman, şekerli bir meyve; bunda bir mahzur yok... Ama bir de insanlar ne zaman bulmuşlarsa, bu meyvenin suyunun durduğu yerde değiştiği,Ama bir de insanlar ne zaman bulmuşlarsa, bu meyvenin suyunun durduğu yerde değiştiği, fışkırdığını, köpürdüğünü, değişikliğe uğradığını keşfetmişler. fışkırdığını, köpürdüğünü, değişikliğe uğradığını keşfetmişler. Şark efsanelerine göre, efsanevi eski İran hükümdarı Cem yahut daha tam adıylaŞark efsanelerine göre, efsanevi eski İran hükümdarı Cem yahut daha tam adıyla Cemşîd isimli hükümdar şarabı bulmuş.Cemşîd isimli hükümdar şarabı bulmuş. Üzümü sıkarak, şarap denilen sarhoş edici maddeyi yapmayı, Üzümü sıkarak, şarap denilen sarhoş edici maddeyi yapmayı, ilk defa o hükümdar bulmuş.ilk defa o hükümdar bulmuş. Gazellerde böyle geçer. "Cemşîd eli dökmüşse nasıl câma sabûhu..." diyeGazellerde böyle geçer.

"Cemşîd eli dökmüşse nasıl câma sabûhu..." diye
Yahya Kemal de şiirlerinde Cemşîd veya Cem adından bahsetmiş. Yahya Kemal de şiirlerinde Cemşîd veya Cem adından bahsetmiş.

Sun câm-ı Cem "Cem'in kadehini bize sun!" diye Osmanlı şairleri bu ismi zikrederler. Sun câm-ı Cem "Cem'in kadehini bize sun!" diye Osmanlı şairleri bu ismi zikrederler.

Eski İran'ın efsanevi bir hükümdarı bulmuş deniliyor.Eski İran'ın efsanevi bir hükümdarı bulmuş deniliyor. O bulmuştur, başkası bulmuştur veya aynı anda muhtelif ülkelerde bulunmuştur. O bulmuştur, başkası bulmuştur veya aynı anda muhtelif ülkelerde bulunmuştur.

Bu üzüm sıkıldığı zaman, suyu bir müddet sonra ekşiyor, bozuluyor. Bu üzüm sıkıldığı zaman, suyu bir müddet sonra ekşiyor, bozuluyor. Bu ekşiyen şey sonradan, içildiği zaman insanın içini yakıyor; Bu ekşiyen şey sonradan, içildiği zaman insanın içini yakıyor; içindeki maddeler dolayısıyla kendisini mahmur ediyor, kafasını, aklını örtüyor, sarhoş ediyor.içindeki maddeler dolayısıyla kendisini mahmur ediyor, kafasını, aklını örtüyor, sarhoş ediyor. Yürümesi sallanmaya başlıyor, konuşması peltekleşmeğe başlıyor, dili dolaşmağa başlıyor; Yürümesi sallanmaya başlıyor, konuşması peltekleşmeğe başlıyor, dili dolaşmağa başlıyor; abuk sabuk işler yapmaya başlıyor ama içenler demek ki zevk alıyorlar ki, abuk sabuk işler yapmaya başlıyor ama içenler demek ki zevk alıyorlar ki, ne kadar engellense insanlar bunu içmişler. ne kadar engellense insanlar bunu içmişler.

Eski Yunanlılar içmiş. Hatta eski o putperest, kâfir, müşrik Yunanlılar, Eski Yunanlılar içmiş. Hatta eski o putperest, kâfir, müşrik Yunanlılar, bir de şarap tanrısı diye tanrı uydurmuşlar;bir de şarap tanrısı diye tanrı uydurmuşlar; Baküs isimli bir putları da varmış. Baküs isimli bir putları da varmış. Yunanistan'da, Yunanlıların, eski Romalıların yayıldığı [yerlerde...] Mısır'ı da almışlar ya,Yunanistan'da, Yunanlıların, eski Romalıların yayıldığı [yerlerde...] Mısır'ı da almışlar ya, Klepotra ile olan maceralarını tarih kitapları yazıyor. Klepotra ile olan maceralarını tarih kitapları yazıyor.

Arabistan'da yaşayan insanların yakınına kadar bu içki içmek yayılmış. Arabistan'da yaşayan insanların yakınına kadar bu içki içmek yayılmış. Akdeniz mıntıkasında, İtalya'da, Balkan yarımadasında, Mora yarımadasında,Akdeniz mıntıkasında, İtalya'da, Balkan yarımadasında, Mora yarımadasında, Anadolu'nun Akdeniz kıyılarında olan o zamanki kavimlerin içtiğiAnadolu'nun Akdeniz kıyılarında olan o zamanki kavimlerin içtiği bu şey oralara seyahat maksadıyla giden Arap yarımadası ahalisibu şey oralara seyahat maksadıyla giden Arap yarımadası ahalisi ve kabileleri arasında da yayılmış, tanınmış; içki içiliyormuş. ve kabileleri arasında da yayılmış, tanınmış; içki içiliyormuş. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz peygamber olarak vazifelendirilmeden önce, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz peygamber olarak vazifelendirilmeden önce, Arabistan'da bu içki içmek adeti yayılmış, yerleşmiş. Arabistan'da bu içki içmek adeti yayılmış, yerleşmiş.

Şarapçılar şarapları, nerelerden alıyorlarsa oralardan elde ettikleri şarapları tulumlaraŞarapçılar şarapları, nerelerden alıyorlarsa oralardan elde ettikleri şarapları tulumlara -testi vs. ağır oluyor, tulumu taşıması kolay oluyor- doldurup ticaret maksadıyla Mekke'ye, -testi vs. ağır oluyor, tulumu taşıması kolay oluyor- doldurup ticaret maksadıyla Mekke'ye, Medine-i Münevvere'ye getirmişler... Medine-i Münevvere'ye getirmişler... Buranın ahalisi de içki içmeye alışmış. Sarhoşluğu bilen, içkinin zevkini tatmış insanlar... Buranın ahalisi de içki içmeye alışmış. Sarhoşluğu bilen, içkinin zevkini tatmış insanlar...

Hattâ çadırlarda içki satan seyyar satıcılar olurmuş. Hattâ çadırlarda içki satan seyyar satıcılar olurmuş. Bunlar bir yere çadır kurarlarmış. Gelenlerden işte nesini alıyorsa koyun mu alır, deve mi alır,Bunlar bir yere çadır kurarlarmış. Gelenlerden işte nesini alıyorsa koyun mu alır, deve mi alır, daha başka deri mi alır, ne alırsa onun mukabilinde içkiyi verirlermiş. daha başka deri mi alır, ne alırsa onun mukabilinde içkiyi verirlermiş. İçkileri bittiği zaman da, çadırın üstüne bir bayrak asarlarmış, bir bez parçası çekerlermiş. İçkileri bittiği zaman da, çadırın üstüne bir bayrak asarlarmış, bir bez parçası çekerlermiş.

Uzaktan onu gören, "Haa, demek ki şarap bitmiş artık, alamayacağız!" diye anlamaları için, Uzaktan onu gören, "Haa, demek ki şarap bitmiş artık, alamayacağız!" diye anlamaları için, önceden haber veriyor. önceden haber veriyor. Gelip de yok demektense, uzaktan "Kalmadı!" işaretini verirlermiş. Gelip de yok demektense, uzaktan "Kalmadı!" işaretini verirlermiş.

Bunu nereden biliyoruz?.. Bazı cahiliye devri şairleri övünme bâbında diyorlar ki: Bunu nereden biliyoruz?.. Bazı cahiliye devri şairleri övünme bâbında diyorlar ki:

"Ben nice şarap çadırına bayrak çektirtmişim!" O kadar çok içmiş ki, onunla övünüyor. "Ben nice şarap çadırına bayrak çektirtmişim!" O kadar çok içmiş ki, onunla övünüyor. Sonunda şarabı bitirttirmiş de, bayrak çektirtmiş. Sonunda şarabı bitirttirmiş de, bayrak çektirtmiş.

Toplumun, cemiyetin durumu bu iken, İslâm geliyor. Toplumun, cemiyetin durumu bu iken, İslâm geliyor. İslâm gelince de toplumun hastalıkları birer birer tedavi ediliyor.İslâm gelince de toplumun hastalıkları birer birer tedavi ediliyor. İşte burada sahabeden bazı kimseler, içkinin zararlarını, İşte burada sahabeden bazı kimseler, içkinin zararlarını, meysir denilen kumarın zararlarını gördükleri için, sormuşlar. meysir denilen kumarın zararlarını gördükleri için, sormuşlar.

"Yâ Resûlallah, biz bu içkiyi içelim mi? Meysir denilen oyun oynansın mı,"Yâ Resûlallah, biz bu içkiyi içelim mi? Meysir denilen oyun oynansın mı, oynanmasın mı?" diye sormuşlar. oynanmasın mı?" diye sormuşlar.

Hz. Ömer sormuş meselâ. Hz. Ömer'den Ebû Meysere rivayet ediyor ki,Hz. Ömer sormuş meselâ. Hz. Ömer'den Ebû Meysere rivayet ediyor ki, şöyle manasını da okuyalım: şöyle manasını da okuyalım:

Lemmâ nezele tahrîmü'l-hamr. "İçkinin haram olduğuna dair ayet inince..." Lemmâ nezele tahrîmü'l-hamr. "İçkinin haram olduğuna dair ayet inince..." -Bu konuda dört tane ayet iniyor.- Bir ayet inince Hz. Ömer demiş ki: -Bu konuda dört tane ayet iniyor.- Bir ayet inince Hz. Ömer demiş ki:

Kâle: Allâhümme beyyin lenâ fi'l-hamri beyânen şâfiyâ!Kâle: Allâhümme beyyin lenâ fi'l-hamri beyânen şâfiyâ! "Yâ Rabbi, şöyle sadra şifa verecek, sakat kafaları, sakat düşünceleri şifaya kavuşturacak,"Yâ Rabbi, şöyle sadra şifa verecek, sakat kafaları, sakat düşünceleri şifaya kavuşturacak, açık seçik bir şifa verici açıklamayla, açık seçik bir şifa verici açıklamayla, şu içkinin kötülüğünü bize bildir, beyan eyle!.." diye dua etmiş. şu içkinin kötülüğünü bize bildir, beyan eyle!.." diye dua etmiş. Onun üzerine Sûre-i Bakara'daki, Onun üzerine Sûre-i Bakara'daki,

Yes'elûneke ani'l-hamri ve'l-meysir kul fîhimâ ismün kebîrun.Yes'elûneke ani'l-hamri ve'l-meysir kul fîhimâ ismün kebîrun. âyet-i kerîmesi, şu açıklamasını yapmakta olduğumuz âyet-i kerîme inmiş. âyet-i kerîmesi, şu açıklamasını yapmakta olduğumuz âyet-i kerîme inmiş.

Feduiye umer ve kuriet aleyhi. "O zaman Hz. Ömer çağrılmış; Feduiye umer ve kuriet aleyhi. "O zaman Hz. Ömer çağrılmış; Yâ Ömer bak sen dua ediyordun, soruyordun, istiyordun.Yâ Ömer bak sen dua ediyordun, soruyordun, istiyordun. Allahu Teâlâ hazretleri bu âyet-i kerîmeyi indirdi." diye kendisine okunmuş.Allahu Teâlâ hazretleri bu âyet-i kerîmeyi indirdi." diye kendisine okunmuş. Bu âyet-i kerîmenin devamının açıklamasını da size kısaca vereyim, buyuruluyor ki: Bu âyet-i kerîmenin devamının açıklamasını da size kısaca vereyim, buyuruluyor ki:

"Ey Habîbim! İçkiden ve kumardan, meysirden sana soruyorlar" "Ey Habîbim! İçkiden ve kumardan, meysirden sana soruyorlar"

Kul "Onlara de ki:" Fîhimâ ismün kebîrun "Bu içkide ve kumarda büyük bir günah var." Kul "Onlara de ki:" Fîhimâ ismün kebîrun "Bu içkide ve kumarda büyük bir günah var." Bunu oynamakta, bu içkiyi içmekte, bu kumarı oynamakta büyük günah var.Bunu oynamakta, bu içkiyi içmekte, bu kumarı oynamakta büyük günah var. Vemenâfiu li'n-nâs. "İnsanlar için, bazıları için de bazı faydalar var."Vemenâfiu li'n-nâs. "İnsanlar için, bazıları için de bazı faydalar var." Meyhaneci için fayda var, kumarhaneci için fayda var... Meyhaneci için fayda var, kumarhaneci için fayda var... Şimdi sizin anlayacağınız şekilde kısaca öyle söyleyelim: Şimdi sizin anlayacağınız şekilde kısaca öyle söyleyelim:

Bazı faydalar da var ama Ve ismühümâ ekberu min nef'ihimâ "Bu ikisinin günahıBazı faydalar da var ama Ve ismühümâ ekberu min nef'ihimâ "Bu ikisinin günahı bazı kimselere sağladığı cüz'î, mevziî, kişisel faydasının yanında, çok daha büyüktür." buyuruluyor.bazı kimselere sağladığı cüz'î, mevziî, kişisel faydasının yanında, çok daha büyüktür." buyuruluyor. Şimdi böyle buyrulduğu için rivayet edildiğine göre Hz. Ömer yine duasına devam ediyor; Şimdi böyle buyrulduğu için rivayet edildiğine göre Hz. Ömer yine duasına devam ediyor;

Allâhümme beyyin lenâ fi'l-hamri beyânen şâfiyâ! diye aynı duaya devam edince, Allâhümme beyyin lenâ fi'l-hamri beyânen şâfiyâ! diye aynı duaya devam edince, bu sefer bundan sonra bir âyet-i kerîme daha iniyor: bu sefer bundan sonra bir âyet-i kerîme daha iniyor:

Yâ eyyühellezîne âmenû lâ takrabü's-salâte ve entüm sükârâ. Yâ eyyühellezîne âmenû lâ takrabü's-salâte ve entüm sükârâ. "Ey iman edenler, sarhoşken namaza yaklaşmayın!" "Ey iman edenler, sarhoşken namaza yaklaşmayın!"

Çünkü birisi çıkmış, içki içmiş olarak imamlık yapmaya kalkmış. Çünkü birisi çıkmış, içki içmiş olarak imamlık yapmaya kalkmış. O zaman ayetleri yanlış okumuş, mânayı bozmuş. O zaman ayetleri yanlış okumuş, mânayı bozmuş. Namaz tehlikeye girince, Hz. Ömer bu durumdan rahatsız olmuş, sahabe rahatsız olmuşlar. Namaz tehlikeye girince, Hz. Ömer bu durumdan rahatsız olmuş, sahabe rahatsız olmuşlar. O zaman da o âyet-i kerîme inmiş. O zaman da o âyet-i kerîme inmiş.

Fe-kâne'l-münâdî resûlallallah sallallahu aleyhi ve sellem izâ ekâme's-salâte nâdâ.Fe-kâne'l-münâdî resûlallallah sallallahu aleyhi ve sellem izâ ekâme's-salâte nâdâ. Peygamber Efendimiz'in namaza çağırmakla vazifeli müezzinleri, namaza çağırdıkları zaman, Peygamber Efendimiz'in namaza çağırmakla vazifeli müezzinleri, namaza çağırdıkları zaman, En lâ yakrabne's-salâte sekrânü "Sarhoş olan namaza yaklaşmasın!" diye de ayrıca ikaz ederlermiş. En lâ yakrabne's-salâte sekrânü "Sarhoş olan namaza yaklaşmasın!" diye de ayrıca ikaz ederlermiş. Çünkü sarhoşlukta neler yapılıyor. Çünkü sarhoşlukta neler yapılıyor.

Sonra Hz. Ömer, yine ısrarla duasına devam etmiş: Sonra Hz. Ömer, yine ısrarla duasına devam etmiş:

Allâhümme beyyin lenâ fi'l-hamri beyânen şâfiyâ! Allâhümme beyyin lenâ fi'l-hamri beyânen şâfiyâ! "Tam sadra şifa verecek bir beyanla bize bu içkinin hükmünü bildir yâ Rabbi!" diye."Tam sadra şifa verecek bir beyanla bize bu içkinin hükmünü bildir yâ Rabbi!" diye. Onun üzerine de Mâide sûresindeki 90 ve 91. âyet-i kerîmeler inmiş.Onun üzerine de Mâide sûresindeki 90 ve 91. âyet-i kerîmeler inmiş. Allahu Teâlâ hazretleri içkiyi açık seçik bir şekilde, tamamen yasaklamış.Allahu Teâlâ hazretleri içkiyi açık seçik bir şekilde, tamamen yasaklamış. Hz. Ömer'in istediği, arzu ettiği açıklıkla, herkesin anlayacağı bir şekilde haram olduğunu beyan etmiş. Hz. Ömer'in istediği, arzu ettiği açıklıkla, herkesin anlayacağı bir şekilde haram olduğunu beyan etmiş. O zaman, artık; Fehel entüm müntehûn.O zaman, artık;

Fehel entüm müntehûn.
"İnşaallah bu içkiyi bırakırsınız, bitirirsiniz bu işi." deyince,"İnşaallah bu içkiyi bırakırsınız, bitirirsiniz bu işi." deyince, evlerinde o ana kadar içki bulunduran ve içen herkes onları sokaklara dökmüşler. evlerinde o ana kadar içki bulunduran ve içen herkes onları sokaklara dökmüşler.

Demek ki bu taleplerin, peş peşe duaların yapıldığı sırada, inen âyet-i kerîmelerin bir tanesi bu Demek ki bu taleplerin, peş peşe duaların yapıldığı sırada, inen âyet-i kerîmelerin bir tanesi bu Yes'elûneke anil-hamri vel-meysir... âyet-i kerîmesi. Yes'elûneke anil-hamri vel-meysir... âyet-i kerîmesi.

Hamr, umumiyetle üzümden yapılıyor da başka şeylerden yapılmıyor mu? Hamr, umumiyetle üzümden yapılıyor da başka şeylerden yapılmıyor mu?

Ebû Davud'da Nu'mân b. Beşîr radıyallahu anh'ten rivayet olunduğuna göre,Ebû Davud'da Nu'mân b. Beşîr radıyallahu anh'ten rivayet olunduğuna göre, buyurmuş ki Peygamber Efendimiz: buyurmuş ki Peygamber Efendimiz:

İnne minel-ınebi hamren. "Üzümden hamr olur, yapılır." İnne minel-ınebi hamren. "Üzümden hamr olur, yapılır." İçki yapılan şeyleri sayıyor sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.İçki yapılan şeyleri sayıyor sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. Ve inne mine't-temri hamren. "Hurmadan da içki olur."Ve inne mine't-temri hamren. "Hurmadan da içki olur." Hurmayı suya ıslarsın, tadı suya geçer, ekşir, fışkırır, tahammur eder, mayalanır.Hurmayı suya ıslarsın, tadı suya geçer, ekşir, fışkırır, tahammur eder, mayalanır. Ondan da yine hurma şarabı olur. Ve inne mine'l-aseli hamren.Ondan da yine hurma şarabı olur.

Ve inne mine'l-aseli hamren.
"Baldan da içki olur." Şu bizim kahvaltıda yediğimiz, sevdiğimiz bal da sulandırılırsa ekşir,"Baldan da içki olur." Şu bizim kahvaltıda yediğimiz, sevdiğimiz bal da sulandırılırsa ekşir, ekşiyince fışkırır, fışkırınca mayalanır. ekşiyince fışkırır, fışkırınca mayalanır. Mayalanınca o da içki olur. Ve inne mine'l-bürri hamren.Mayalanınca o da içki olur.

Ve inne mine'l-bürri hamren.
Buğday da ezilirse, buğday katı haliyle bir şey olmaz da ezildiği zaman, nişastasıyla,Buğday da ezilirse, buğday katı haliyle bir şey olmaz da ezildiği zaman, nişastasıyla, tadıyla sulandığı zaman; o biraz bekledi mi, o da fışkırır, o da mayalanır, o da buğday içkisi olur. tadıyla sulandığı zaman; o biraz bekledi mi, o da fışkırır, o da mayalanır, o da buğday içkisi olur.

Ve inne mine'ş-şaîri hamren. "Arpa da aynı şekilde yapılırsa hamr olur, içki olur." diyorVe inne mine'ş-şaîri hamren. "Arpa da aynı şekilde yapılırsa hamr olur, içki olur." diyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem.

Demek ki bira dediğimiz şey, arpadan yapılıyor ya içki, bu bira da hamr oluyor, Demek ki bira dediğimiz şey, arpadan yapılıyor ya içki, bu bira da hamr oluyor, üzümden yapılan da oluyor, neden yapılırsa yapılsın... üzümden yapılan da oluyor, neden yapılırsa yapılsın...

Hakikaten kimyacıların bildiği bir husus. Artık liselerde vesairede okutulduğu için,Hakikaten kimyacıların bildiği bir husus. Artık liselerde vesairede okutulduğu için, umumî olarak bu kadarını halk da bilir. umumî olarak bu kadarını halk da bilir. Özel olarak kimya fakültesine gitmemiş de bilirler ki,Özel olarak kimya fakültesine gitmemiş de bilirler ki, tatlı bir şey bekletildiği zaman etkileniyor, zamanla değişime uğruyor, ekşiyor, mayalanıyor,tatlı bir şey bekletildiği zaman etkileniyor, zamanla değişime uğruyor, ekşiyor, mayalanıyor, fışır fışır köpürüyor, fışkırıyor... fışır fışır köpürüyor, fışkırıyor... İçinde kimyevî değişiklikler oluyor, sonunda hamr oluyor.İçinde kimyevî değişiklikler oluyor, sonunda hamr oluyor. İçildiği zaman insanın kafasını örten, aklını alan bir içecek hâline geliyor. İçildiği zaman insanın kafasını örten, aklını alan bir içecek hâline geliyor.

Bu kafa örtmeye de Arapça'da humâr derler. Humâr ne demek? Bu kafa örtmeye de Arapça'da humâr derler.

Humâr ne demek?

Hamrı içtikten sonra kafadaki dumanlı... "Kafası dumanlı adamın." "sarhoş" demek. Hamrı içtikten sonra kafadaki dumanlı... "Kafası dumanlı adamın." "sarhoş" demek. İşte ona humar derler. Demek ki, içki çeşitli şeylerden oluyor.İşte ona humar derler.

Demek ki, içki çeşitli şeylerden oluyor.
Hani, "Şaraptan gayrisi serbest..." gibi bir anlam çıkmamalı!..Hani, "Şaraptan gayrisi serbest..." gibi bir anlam çıkmamalı!.. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz,Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Kur'ân-ı Kerîm'in mânalarının inceliklerini bize hadîs-i şerîfleriyle,Kur'ân-ı Kerîm'in mânalarının inceliklerini bize hadîs-i şerîfleriyle, sünnet-i seniyyesiyle beyan etmiştir. sünnet-i seniyyesiyle beyan etmiştir.

Bu hususta da buyurmuştur ki: Bu hususta da buyurmuştur ki:

Küllü müskirin harâmün. "Her kafaya sekir veren, insanı sarhoş eden, Küllü müskirin harâmün. "Her kafaya sekir veren, insanı sarhoş eden, kafayı dumanlayan her şey haramdır." diye beyan etmiş. kafayı dumanlayan her şey haramdır." diye beyan etmiş.

O halde, ister katı olsun, ister sıvı olsun, ister duman buhar şeklinde olsun...O halde, ister katı olsun, ister sıvı olsun, ister duman buhar şeklinde olsun... Kafayı tütsüledi mi, dumanladı mı, insanı sarhoş etti mi, Kafayı tütsüledi mi, dumanladı mı, insanı sarhoş etti mi, koklanması sûretiyle olsa bile, onun da haram olduğu hadîs-i şerîften anlaşılıyor. koklanması sûretiyle olsa bile, onun da haram olduğu hadîs-i şerîften anlaşılıyor.

Burada bir noktayı dinleyicilerime açıklamak istiyorum: Burada bir noktayı dinleyicilerime açıklamak istiyorum:

Dinimizin ana kaynaklarından birisi Kur'ân-ı Kerîm; Dinimizin ana kaynaklarından birisi Kur'ân-ı Kerîm; birisi de onun inceliklerini bize açıklayan hadîs-i şerîflerdir. birisi de onun inceliklerini bize açıklayan hadîs-i şerîflerdir. Bakın, hadîs-i şerîfler ne kadar kesin bir şekilde insanların kaçamak noktalarını tıkayıp Bakın, hadîs-i şerîfler ne kadar kesin bir şekilde insanların kaçamak noktalarını tıkayıp nasıl güzelce, açıkça anlatıyor.nasıl güzelce, açıkça anlatıyor. Kur'ân-ı Kerîm'deki âyet-i kerîmenin mânasının güzel bir şekilde anlaşılmasını sağlıyor. Kur'ân-ı Kerîm'deki âyet-i kerîmenin mânasının güzel bir şekilde anlaşılmasını sağlıyor.

Sarhoşluk verdi mi, haramdır. Meselâ bazıları, ayakkabının altında köseleyi yapıştırmağa Sarhoşluk verdi mi, haramdır. Meselâ bazıları, ayakkabının altında köseleyi yapıştırmağa yarayan yapıştırıcı maddeyi bile kokladıkları zaman,yarayan yapıştırıcı maddeyi bile kokladıkları zaman, kafayı buluyorlarmış, duyduğumuza göre. kafayı buluyorlarmış, duyduğumuza göre.

Çok tehlikeli bir şey!.. Onu kokladığı zaman kanser oluyor sonunda, deli oluyor, mecnun oluyor. Çok tehlikeli bir şey!..

Onu kokladığı zaman kanser oluyor sonunda, deli oluyor, mecnun oluyor.
Ama işte muvakkat bir zevk için bu divanelikleri, divaneliğe götüren, Ama işte muvakkat bir zevk için bu divanelikleri, divaneliğe götüren, deliliğe götüren delilikleri yapıyor insanlar.deliliğe götüren delilikleri yapıyor insanlar. Ondan sonra da çeşitli hastalıklara tutuluyorlar. Bu nedir? O da haramdır. Ondan sonra da çeşitli hastalıklara tutuluyorlar.

Bu nedir?

O da haramdır.

"Canım ayakkabının köselesini deriye yapıştırmaya yarayan, teneke kutunun içindeki yapıştırıcı." "Canım ayakkabının köselesini deriye yapıştırmaya yarayan, teneke kutunun içindeki yapıştırıcı."

Öyle ama sonuç itibariyle sarhoşluk veriyor. Tozlar, uyuşturucu tozlar...Öyle ama sonuç itibariyle sarhoşluk veriyor.

Tozlar, uyuşturucu tozlar...
Ben görmedim de söylüyorlar, "Beyaz toz, esrar..." diyorlar.Ben görmedim de söylüyorlar, "Beyaz toz, esrar..." diyorlar. Çeşitleri var, çeşitli bitkilerden aynı amaca ulaştıracak şekilde maddeler çıkartıyorlarmış,Çeşitleri var, çeşitli bitkilerden aynı amaca ulaştıracak şekilde maddeler çıkartıyorlarmış, çeşitli şekillerde kullanıyorlarmış. Sigaraya koyuyorlarmış... çeşitli şekillerde kullanıyorlarmış. Sigaraya koyuyorlarmış...

Tabii sigaraya koyunca ne oluyor? Dumanı içine çekmek oluyor. Dumanı bile haram!.. Tabii sigaraya koyunca ne oluyor?

Dumanı içine çekmek oluyor. Dumanı bile haram!..

Neden? Sarhoşluk verdiği için, ana sebep kafayı dumanlandırdığı, aklı giderdiği için. Neden?

Sarhoşluk verdiği için, ana sebep kafayı dumanlandırdığı, aklı giderdiği için.

Çünkü İslâm dininin ana amaçlarından bir tanesi, aklı da korumaktır. Çünkü İslâm dininin ana amaçlarından bir tanesi, aklı da korumaktır. İslâm aklın bekçisidir.İslâm aklın bekçisidir. Aklı korumak dinin ana görevleri arasındadır ve o hususta İslâm gayret göstermiştir,Aklı korumak dinin ana görevleri arasındadır ve o hususta İslâm gayret göstermiştir, ahkâm koymuştur. ahkâm koymuştur.

Onun için sıvı olsun, buhar olsun, duman olsun, katı olsun; çiğnenerek yensin, içilsin, koklansın...Onun için sıvı olsun, buhar olsun, duman olsun, katı olsun; çiğnenerek yensin, içilsin, koklansın... her ne şekilde olursa olsun, haramdır. her ne şekilde olursa olsun, haramdır.

Faydaları neler? Bir kere, satan para kazanıyor.Faydaları neler?

Bir kere, satan para kazanıyor.
Ondan sonra içen muvakkat bir zaman keyif buluyor, kafayı buluyor.Ondan sonra içen muvakkat bir zaman keyif buluyor, kafayı buluyor. İşte o keyiften dolayı zaten onu içiyorlar ama sonu çok acı biten bir keyif...İşte o keyiften dolayı zaten onu içiyorlar ama sonu çok acı biten bir keyif... Ondan sonra bazıları bir müddet cesaretleniyor. Ondan sonra bazıları bir müddet cesaretleniyor. İşte onun için eski devirde, savaştan önce birkaç kadeh atarlarmış da, cesaretle harbe girerlermiş. İşte onun için eski devirde, savaştan önce birkaç kadeh atarlarmış da, cesaretle harbe girerlermiş.

Bazıları da işte, "Zayıfım, kuvvetleneyim!" diye içiyor. Bazıları da işte, "Zayıfım, kuvvetleneyim!" diye içiyor. Dinî duyguları düşünmeyen, dinin ahkâmını nazara dikkate almayan, bazı doktorları da duydum ben;Dinî duyguları düşünmeyen, dinin ahkâmını nazara dikkate almayan, bazı doktorları da duydum ben; "Çok zayıfsın. Kuvvetlenmek için şu içkiyi iç, bu içkiyi iç!" diye "Çok zayıfsın. Kuvvetlenmek için şu içkiyi iç, bu içkiyi iç!" diye gelen hastalarına içki teklif ediyorlarmış. gelen hastalarına içki teklif ediyorlarmış. Güya fayda diye...Güya fayda diye... Evet ama günahı daha büyük... Evet ama günahı daha büyük...

Bir şeyin faydası, zararı da var ama hangisi daha önemli, ona göre hareket etmeli! Bir şeyin faydası, zararı da var ama hangisi daha önemli, ona göre hareket etmeli! Sonra o fayda dediğin şeyler, dünyevî fayda, bir müddet, kısa bir zaman için olan fayda...Sonra o fayda dediğin şeyler, dünyevî fayda, bir müddet, kısa bir zaman için olan fayda... Ama onun da sonu fayda değil, sonu felâket, hastane, hapishane, tımarhane ve mezar oluyor. Ama onun da sonu fayda değil, sonu felâket, hastane, hapishane, tımarhane ve mezar oluyor. Ona da fayda vermez. Gelelim ikinci kelimenin açıklanmasına: Ona da fayda vermez.

Gelelim ikinci kelimenin açıklanmasına:

Hamr, "içki" demek; yasak... Meysir de yüsür kökünden geliyor, masdar-ı mîmi oluyor.Hamr, "içki" demek; yasak... Meysir de yüsür kökünden geliyor, masdar-ı mîmi oluyor. "Kolaylık, zenginlik" demek. İnne me'al-yüsri yüsran. "Zorluğun yanında kolaylık var." diye, "Kolaylık, zenginlik" demek.

İnne me'al-yüsri yüsran. "Zorluğun yanında kolaylık var." diye,
Elem neşrah leke sûresinde geçiyor. Elem neşrah leke sûresinde geçiyor.

Bazı kimseler kumarda kolay bir şekilde servet kazanıyorlar, birden kazanıyorlar. Bazı kimseler kumarda kolay bir şekilde servet kazanıyorlar, birden kazanıyorlar. Onun için meysir demişler. Araplar çeşitli şekillerde kumar oynarlarmış. Onun için meysir demişler.

Araplar çeşitli şekillerde kumar oynarlarmış.
Onların oyunlarından bir şekil: Deveyi kesip 28 parçaya bölerlermiş.Onların oyunlarından bir şekil:

Deveyi kesip 28 parçaya bölerlermiş.
Üzerine yazı yazılabilen, yassı on tane kumar oku varmış.Üzerine yazı yazılabilen, yassı on tane kumar oku varmış. Üzerinde her birinin ismi yazılıymış.Üzerinde her birinin ismi yazılıymış. Fezz, Tev'em, Rakib, Hils, Nâfis, Müsbil, Muallâ, Menih, Sefih, Vağd isimleri Fezz, Tev'em, Rakib, Hils, Nâfis, Müsbil, Muallâ, Menih, Sefih, Vağd isimleri bu on tane kumar oku üzerinde bulunurmuş. bu on tane kumar oku üzerinde bulunurmuş.

Torbaya koyup birisine verirlermiş, karıştırırlarmış torbanın içinde... Torbaya koyup birisine verirlermiş, karıştırırlarmış torbanın içinde... Alt alta, üst üste, içindekiler karmakarışık olurmuş. Sonra kişiye göre çekerlermiş.Alt alta, üst üste, içindekiler karmakarışık olurmuş. Sonra kişiye göre çekerlermiş. Üzerinde ismi yazılı oklardan her birinin bir hakkı varmış. Üzerinde ismi yazılı oklardan her birinin bir hakkı varmış. Fezz'in bir, Tev'em'in iki, Rakib'in üç, Hils'in dört, Nâfis'in beş, Müsbil'in altı, Fezz'in bir, Tev'em'in iki, Rakib'in üç, Hils'in dört, Nâfis'in beş, Müsbil'in altı, Muallâ'nın yedi hisse hakkı varmış; toplam 28 ediyor.Muallâ'nın yedi hisse hakkı varmış; toplam 28 ediyor. Öteki Menih, Sefih, Vağd okları çıkarsa, onlar da boş çıkmış oluyor. Öteki Menih, Sefih, Vağd okları çıkarsa, onlar da boş çıkmış oluyor.

Deveyi keserlermiş, parçalara ayırırlarmış, okları karıştırırlarmış, hepsi çekermiş. Deveyi keserlermiş, parçalara ayırırlarmış, okları karıştırırlarmış, hepsi çekermiş. Kimisi hava alıyor, kimisi bir hisse alıyor, kimisi yedi hisse alıyor.Kimisi hava alıyor, kimisi bir hisse alıyor, kimisi yedi hisse alıyor. Buna meysir oyunu diyorlar. Buna meysir oyunu diyorlar. Bunun faydası ne?Bunun faydası ne? Hisseleri alanlar ya evlerine götürüyorlar, pişirip çoluk çocuk yiyorlar. Hisseleri alanlar ya evlerine götürüyorlar, pişirip çoluk çocuk yiyorlar. Ya da adam zenginse, onu eve götürmeye tenezzül etmiyorsaYa da adam zenginse, onu eve götürmeye tenezzül etmiyorsa oradaki fakirlere, kumarı seyredenlere veriyor.oradaki fakirlere, kumarı seyredenlere veriyor. Onlar faydalanıyor. Ama böyle bir fayda, meşrû, güzel bir fayda değil... Onlar faydalanıyor. Ama böyle bir fayda, meşrû, güzel bir fayda değil...

İşte bunları soruyorlar. "İçkinin içilmesinde, kumarın oynanmasında büyük bir günah vardır. İşte bunları soruyorlar. "İçkinin içilmesinde, kumarın oynanmasında büyük bir günah vardır. Bazı faydalar vardır bazı insanlar için amaBazı faydalar vardır bazı insanlar için ama günahı faydasından daha fazladır." diye böyle beyan ediyor. günahı faydasından daha fazladır." diye böyle beyan ediyor.

Bundan sonra, 219. âyet-i kerîmedeki ikinci soru geliyor: Bundan sonra, 219. âyet-i kerîmedeki ikinci soru geliyor:

Ve yes'elûneke mâ zâ yünfikûn. "Bir de sana 'Neyi infak edecekler? Ve yes'elûneke mâ zâ yünfikûn. "Bir de sana 'Neyi infak edecekler? Nafaka olarak neyi verecekler?' diye soruyorlar." Nafaka olarak neyi verecekler?' diye soruyorlar." Kuli'l-afv. "Onlara de ki: Afvı infak edin, nafaka olarak verin!" Kuli'l-afv. "Onlara de ki: Afvı infak edin, nafaka olarak verin!"

Ayın, fe, vav; Afv, bize göre "bir suç işleyeni bağışlamak" mânasına geliyor ama Ayın, fe, vav; Afv, bize göre "bir suç işleyeni bağışlamak" mânasına geliyor ama burada müfessirlerin kesin beyanına göre, "malın fazlası" demek. burada müfessirlerin kesin beyanına göre, "malın fazlası" demek. Ailenin ihtiyacını karşıladıktan sonra, elindeki varlıktan arta kalana afv deniliyor. Ailenin ihtiyacını karşıladıktan sonra, elindeki varlıktan arta kalana afv deniliyor. Fazla olanı vermesi tavsiye edilmiş. Fazla olanı vermesi tavsiye edilmiş.

Bu husustaki bazı hadîs-i şerîfleri okuyalım: Bu husustaki bazı hadîs-i şerîfleri okuyalım: Ebû Hüreyre radıyallahu anh'tan rivayet edildiğine göre, Ebû Hüreyre radıyallahu anh'tan rivayet edildiğine göre, birisi Peygamber Efendimiz'e geldi, dedi ki: birisi Peygamber Efendimiz'e geldi, dedi ki:

Kâle racülün: Yâ rasûlallah, indî dînârun "Yâ Resûlallah yanımda altın para var, ne yapayım?" dedi.Kâle racülün: Yâ rasûlallah, indî dînârun "Yâ Resûlallah yanımda altın para var, ne yapayım?" dedi. Peygamber Efendimiz de: Enfıkhü alâ nefsik "Onu kendine harca!" dedi. Peygamber Efendimiz de: Enfıkhü alâ nefsik "Onu kendine harca!" dedi. Kâle: İndî âhar "Daha var yanımda..." dedi. Kâle: Enfıkhü alâ ehlike.Kâle: İndî âhar "Daha var yanımda..." dedi. Kâle: Enfıkhü alâ ehlike. "Onu da ailene harca!.." Kâle: İndî âhar. "Daha fazlası var." dedi. "Onu da ailene harca!.." Kâle: İndî âhar. "Daha fazlası var." dedi. Onun üzerine, dedi ki Peygamber Efendimiz:Onun üzerine, dedi ki Peygamber Efendimiz: Enfıkhü alâ veledike veya vüldike "Onu çocuklarına harca!" Ve indî âhar "Daha var..." demiş.Enfıkhü alâ veledike veya vüldike "Onu çocuklarına harca!" Ve indî âhar "Daha var..." demiş. Fe-ente ebsır! "Artık kendin bak, nere uygunsa oraya harca!" Fe-ente ebsır! "Artık kendin bak, nere uygunsa oraya harca!"

Demek ki, öncelikle kendisinden başlamak suretiyle, kişi malını, Demek ki, öncelikle kendisinden başlamak suretiyle, kişi malını, elindeki maddî imkânını, derece derece yakınından uzağına doğru harcayacak. elindeki maddî imkânını, derece derece yakınından uzağına doğru harcayacak.

Müslim'in Sahîh'inde Câbir radıyallahu anh'tan beyan ettiğine göre, Müslim'in Sahîh'inde Câbir radıyallahu anh'tan beyan ettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir kişiye dedi ki: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir kişiye dedi ki:

İbde' bi-nefsike. "Elindeki para ve imkânı harcamaya kendine harcamaktan başla." İbde' bi-nefsike. "Elindeki para ve imkânı harcamaya kendine harcamaktan başla." Fe tesaddak aleyhâ. "Nefsine bu harcamayı yap!"Fe tesaddak aleyhâ. "Nefsine bu harcamayı yap!" Fe in fadule şey'ün feliehlike. "Daha artarsa ailene harca."Fe in fadule şey'ün feliehlike. "Daha artarsa ailene harca." Fe in fadula şey'ün an zâlike. "Ondan da artarsa." Fe li zî karâbetik. "Akrabana harca."Fe in fadula şey'ün an zâlike. "Ondan da artarsa." Fe li zî karâbetik. "Akrabana harca." Fe in fadule an zî karâbetike şey'ün. "Akrabandan da artarsa." Fe hâkezâ ve hâkezâ... Fe in fadule an zî karâbetike şey'ün. "Akrabandan da artarsa." Fe hâkezâ ve hâkezâ... "Şuraya, şuraya harcarsın!" buyurmuş. "Şuraya, şuraya harcarsın!" buyurmuş.

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten bir başka hadîs-i şerîf:Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten bir başka hadîs-i şerîf: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Hayru's-sadakati mâ kâne an zahri gınen.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

Hayru's-sadakati mâ kâne an zahri gınen.
"Sadakanın hayırlısı, insanın imkânı varken verdiğidir." "Sadakanın hayırlısı, insanın imkânı varken verdiğidir." Ve'l-yedü'l-ulyâ hayrun mine's-süflâ. "Daha yüksek el, daha aşağıdaki elden hayırlıdır." Ve'l-yedü'l-ulyâ hayrun mine's-süflâ. "Daha yüksek el, daha aşağıdaki elden hayırlıdır." Yüksek el, veren el oluyor. Aşağıdaki el, alan el oluyor. Vermek, almaktan daha iyidir. Yüksek el, veren el oluyor. Aşağıdaki el, alan el oluyor. Vermek, almaktan daha iyidir.

Vebde' bi-men teûlü. "Hayrı vermeye, geçimiyle görevli olduğundan başla!" buyuruyor. Vebde' bi-men teûlü. "Hayrı vermeye, geçimiyle görevli olduğundan başla!" buyuruyor.

Bir hadîs-i şerîf daha var: Bir hadîs-i şerîf daha var:

İbne Âdem "Ey Ademoğlu!" İnneke in tebzülü'l-fadla hayrun leke.İbne Âdem "Ey Ademoğlu!" İnneke in tebzülü'l-fadla hayrun leke. "Malının artanını, fazlasını bezledersen, ikram edersen, hayır olarak verirsen, "Malının artanını, fazlasını bezledersen, ikram edersen, hayır olarak verirsen, bu senin için daha hayırlıdır."bu senin için daha hayırlıdır." Ve in tümsikhu şerrun leke. "Tutarsan, o fazlası senin için zarardır."Ve in tümsikhu şerrun leke. "Tutarsan, o fazlası senin için zarardır." Ve lâ tülâmü alâ kifâf. "İhtiyacın için olanı tutmanda bir beis olmaz." diye hadîs-i şerîfler var. Ve lâ tülâmü alâ kifâf. "İhtiyacın için olanı tutmanda bir beis olmaz." diye hadîs-i şerîfler var.

Demek ki, "Neyi infak edelim?" diye sorulduğu zaman, Demek ki, "Neyi infak edelim?" diye sorulduğu zaman, Peygamber Efendimiz, "Malından fazlasını..." demiş. Peygamber Efendimiz, "Malından fazlasını..." demiş. Zorlamayı, tekellüfü, kendisi verip de, ondan sonra el açıp Zorlamayı, tekellüfü, kendisi verip de, ondan sonra el açıp başkasından dilenme durumuna gelmeyi uygun görmüyor. başkasından dilenme durumuna gelmeyi uygun görmüyor.

Kezâlike yübeyyinullâhu lekümü'l-âyât. "Allah ayetleri sizin için böylece açıklıyor. Kezâlike yübeyyinullâhu lekümü'l-âyât. "Allah ayetleri sizin için böylece açıklıyor. Lealleküm tetefekkerûn. "Düşünesiniz diye." Fi'd-dünyâ ve'l-âhireh.Lealleküm tetefekkerûn. "Düşünesiniz diye."

Fi'd-dünyâ ve'l-âhireh.
"Hem dünya konusunda, hem âhiret konusunda..." "Hem dünya konusunda, hem âhiret konusunda..." Demek ki, dinimiz hem dünyayı tanzim ediyor, hem âhireti... Demek ki, dinimiz hem dünyayı tanzim ediyor, hem âhireti...

Birilerinin dediği gibi; "Din bir duygudur, âhiretle ilgilidir. Dünya ayrı, din ayrı... " Birilerinin dediği gibi; "Din bir duygudur, âhiretle ilgilidir. Dünya ayrı, din ayrı... "

Öyle değil! İkisine birden Allah ayetler indiriyor, insanlara hem dünyevî ahkâmı, Öyle değil! İkisine birden Allah ayetler indiriyor, insanlara hem dünyevî ahkâmı, dünyadaki yaşantılarına fayda sağlayacak şeyleri,dünyadaki yaşantılarına fayda sağlayacak şeyleri, hem de uhrevî saadeti, ebedî saadeti kazanmalarına sebep olacak şeyleri anlatıyor. hem de uhrevî saadeti, ebedî saadeti kazanmalarına sebep olacak şeyleri anlatıyor.

Bu 220. âyet-i kerîme'de; F'id-dünyâ vel-ahireh cümlesinden sonra, üçüncü soru geliyor: Bu 220. âyet-i kerîme'de; F'id-dünyâ vel-ahireh cümlesinden sonra, üçüncü soru geliyor:

Ve yes'elûneke ani'l-yetâmâ. "Sana yetimleri de soruyorlar." Ve yes'elûneke ani'l-yetâmâ. "Sana yetimleri de soruyorlar."

Sormalarının sebebi şu:Sormalarının sebebi şu: Ondan önce "Yetimlerin mallarını yiyenler, karınlarına cehennem ateşi yiyorlar, ateş dolduruyorlar." diye âyet-i kerîme inmiş.Ondan önce "Yetimlerin mallarını yiyenler, karınlarına cehennem ateşi yiyorlar, ateş dolduruyorlar." diye âyet-i kerîme inmiş. Onun üzerine, yetimlerin malına yanaşmak, onları yönetmek, yetimlere bakmak durumda olanlar, Onun üzerine, yetimlerin malına yanaşmak, onları yönetmek, yetimlere bakmak durumda olanlar, "Aman günah olmasın, haram yemiş olmayalım, ateş yemiş olmayalım!" diye"Aman günah olmasın, haram yemiş olmayalım, ateş yemiş olmayalım!" diye yetimin yanına yanaşmamaya başlamışlar. yetimin yanına yanaşmamaya başlamışlar.

O zaman yetimler kendileri zaten küçük, babaları da ölmüş daha güç duruma düşmüşler. O zaman yetimler kendileri zaten küçük, babaları da ölmüş daha güç duruma düşmüşler. Onun için soruyorlar. "Yetimler hakkında nasıl davranalım?" diye soru sormuşlar.Onun için soruyorlar. "Yetimler hakkında nasıl davranalım?" diye soru sormuşlar. Onlar hakkında buyuruluyor ki: Kul islâhun lehüm hayr.Onlar hakkında buyuruluyor ki:

Kul islâhun lehüm hayr.
"Onların durumlarını ıslah etmek, mallarını yönetivermek,"Onların durumlarını ıslah etmek, mallarını yönetivermek, daha iyi duruma gelmelerini sağlayacak teşebbüslerde bulunmak, daha hayırlıdır. daha iyi duruma gelmelerini sağlayacak teşebbüslerde bulunmak, daha hayırlıdır.

Ve in tühâlitûhüm. "Eğer siz onlarla uzak durmak yerine karışırsanız, meselelerini çözmek içinVe in tühâlitûhüm. "Eğer siz onlarla uzak durmak yerine karışırsanız, meselelerini çözmek için yanlarına yanaşırsanız, meselelerine el koyarsanız." yanlarına yanaşırsanız, meselelerine el koyarsanız."

Fe-ihvânüküm. "Onlar sizin kardeşlerinizdir." Fe-ihvânüküm. "Onlar sizin kardeşlerinizdir." Vallâhu ya'lemü'l-müfside mine'l-muslih.Vallâhu ya'lemü'l-müfside mine'l-muslih. "Allah iyi niyetle yanaşanı da, kötü niyetle yanaşanı da çok iyi bilir, ayırt eder, tefrik eder." "Allah iyi niyetle yanaşanı da, kötü niyetle yanaşanı da çok iyi bilir, ayırt eder, tefrik eder." Kötü niyetle yanaşanı cezalandırır, ıslah maksadıyla yanaşıp da,Kötü niyetle yanaşanı cezalandırır, ıslah maksadıyla yanaşıp da, "Aman ateş yemeyeyim karnıma!" diye korka korka da olsa,"Aman ateş yemeyeyim karnıma!" diye korka korka da olsa, yanaşmak hayırlıdır diye yanaşanı bilir, onu da mükâfatlandırır. yanaşmak hayırlıdır diye yanaşanı bilir, onu da mükâfatlandırır.

Ve lev şâellâhu lea'neteküm. Allahu Teâlâ hazretleri dileseydi sizi sarpa sardırırdı, Ve lev şâellâhu lea'neteküm. Allahu Teâlâ hazretleri dileseydi sizi sarpa sardırırdı, işlerinizi zorlaştırırdı ama kolaylıklar ihsân ediyor. işlerinizi zorlaştırırdı ama kolaylıklar ihsân ediyor.

İnna'llâhe azîzün hakîm.İnna'llâhe azîzün hakîm. Allahu Teâlâ hazretleri hiç şüphesiz ki çok azizdir, çok hakîmdir." buyuruyor. Allahu Teâlâ hazretleri hiç şüphesiz ki çok azizdir, çok hakîmdir." buyuruyor.

Allah hepinizden razı olsun, es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû! Allah hepinizden razı olsun,

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!

Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2