Namaz Vakitleri

11 Rebîü'l-Âhir 1448
22 September 2026
İmsak
05:19
Güneş
06:44
Öğle
13:02
İkindi
16:27
Akşam
19:10
Yatsı
20:30
Detaylı Arama

Konuşma Metni

el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaînVe's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. An Şekîkıni’l-Belhî. Şakīk-ı Belhî.

An Şekîkıni’l-Belhî. Şakīk-ı Belhî.
Belhli Şakîk isimli zâhid, mutasavvuf, Horasanlı meşhur şeyh, mücahid,

Belhli Şakîk isimli zâhid, mutasavvuf, Horasanlı meşhur şeyh, mücahid,
sonunda da Mâverâünnehir'deki bir savaşta da şehit olmuş bir mübarek insan.sonunda da Mâverâünnehir'deki bir savaşta da şehit olmuş bir mübarek insan. Onun sözü geldi. Bunu bir yerde daha okumuştuk amaOnun sözü geldi. Bunu bir yerde daha okumuştuk ama tabii burada değil.tabii burada değil. Aleyküm bi-hamsi hısâlin fe’melûhâ.

Aleyküm bi-hamsi hısâlin fe’melûhâ.
Buyurmuş ki:

Buyurmuş ki:
Şakîk-ı Belhî kaddesullahu sırrahu ve rahmetullahi aleyh.Şakîk-ı Belhî kaddesullahu sırrahu ve rahmetullahi aleyh. Beş şeyi size tavsiye ederim.Beş şeyi size tavsiye ederim. Buna göre hareket edin, bunu uygulayın.Buna göre hareket edin, bunu uygulayın. Bunu uygulayın.Bunu uygulayın. Bir:Bir: U’büdu’llâhe bi-kadri hâcetiküm ileyhi.

U’büdu’llâhe bi-kadri hâcetiküm ileyhi.
Allah'a, ne kadar ona ihtiyacınız varsa o kadar ibadet edin.

Allah'a, ne kadar ona ihtiyacınız varsa o kadar ibadet edin.
Yani ihtiyacınız yoksa ibadet etmeyebilirsiniz gibi bir şaka yollu söylüyor.

Yani ihtiyacınız yoksa ibadet etmeyebilirsiniz gibi bir şaka yollu söylüyor.
Tabii kulların Allah'a ihtiyacı sonsuz olduğundan demek istiyor ki,Tabii kulların Allah'a ihtiyacı sonsuz olduğundan demek istiyor ki, hepiniz Allah'ın kullarısınız, Allah'a muhtaçsınız, o haldehepiniz Allah'ın kullarısınız, Allah'a muhtaçsınız, o halde kulluğunuzu güzel yapın, eksiksiz yapın, çok yapın demek istiyorkulluğunuzu güzel yapın, eksiksiz yapın, çok yapın demek istiyor ama bunu böyle bir üslup ile latife yoluyla söylemiş.ama bunu böyle bir üslup ile latife yoluyla söylemiş. Allah'a ne kadar ihtiyacınız varsa o kadar ibadet edin.

Allah'a ne kadar ihtiyacınız varsa o kadar ibadet edin.
Yani kim diyebilir ki benim Allah'a bir ihtiyacım yok, ben O’na muhtaç değilim.Yani kim diyebilir ki benim Allah'a bir ihtiyacım yok, ben O’na muhtaç değilim. Yememiz O’ndan, içmemiz O’ndan, sıhhatimiz O’ndan, varlığımız O’ndan, hayatımız O’ndan,Yememiz O’ndan, içmemiz O’ndan, sıhhatimiz O’ndan, varlığımız O’ndan, hayatımız O’ndan, etraftaki güneş O’ndan, meyveler O’ndan, sebzeler O’ndan, her şey O’ndan.etraftaki güneş O’ndan, meyveler O’ndan, sebzeler O’ndan, her şey O’ndan. Sonsuz derecede ihtiyacımız olduğuna göre yani mademki her şeyinizle Allah'a muhtaçsınız,Sonsuz derecede ihtiyacımız olduğuna göre yani mademki her şeyinizle Allah'a muhtaçsınız, mademki her bakımdan O'na son derece muhtaçsınız. O halde O'na güzel kulluk edin demeninmademki her bakımdan O'na son derece muhtaçsınız. O halde O'na güzel kulluk edin demenin latife yoluyla söylenmiş şekli.latife yoluyla söylenmiş şekli. Beş şeyi size tavsiye ederim.

Beş şeyi size tavsiye ederim.
Allah'a ne kadar ihtiyacınız varsa o kadar ibadet edin.Allah'a ne kadar ihtiyacınız varsa o kadar ibadet edin. Yine de az ibadet edin demiyor fakat nükteli söylüyor.Yine de az ibadet edin demiyor fakat nükteli söylüyor. İhtiyacınız miktarda.İhtiyacınız miktarda. İhtiyacımız sonsuz, o halde sonsuz derecede bir ibadet duygusu içinde olacağızİhtiyacımız sonsuz, o halde sonsuz derecede bir ibadet duygusu içinde olacağız ve her an Allah'a güzel kulluk etmenin çaresine bakacağız. Bu bir.ve her an Allah'a güzel kulluk etmenin çaresine bakacağız. Bu bir. İkincisi:İkincisi: Ve huzû mine’d-dünyâ bi-kadri umüriküm fîhâ.

Ve huzû mine’d-dünyâ bi-kadri umüriküm fîhâ.
Dünyadan da orada ne kadar ömür sürecekseniz o kadar alın.

Dünyadan da orada ne kadar ömür sürecekseniz o kadar alın.
Yani demek istiyor ki dünyaya dalmayın.

Yani demek istiyor ki dünyaya dalmayın.
Dünyada nasıl olsa muvakkat bir müddet kalacaksınız.Dünyada nasıl olsa muvakkat bir müddet kalacaksınız. Ebedi olan hayat ahiret hayatıdır.Ebedi olan hayat ahiret hayatıdır. Ebedi olan yurt ahiret yurdudur.Ebedi olan yurt ahiret yurdudur. Binâenaleyh asıl orası için hazırlanın.Binâenaleyh asıl orası için hazırlanın. Dünyalık için çalışmakla ömrünüzü zayi edip de ahireti ihmal etme durumuna düşmeyin demek istiyor.Dünyalık için çalışmakla ömrünüzü zayi edip de ahireti ihmal etme durumuna düşmeyin demek istiyor. Allah'a ne kadar ihtiyacınız varsa o kadar ibadet edin.

Allah'a ne kadar ihtiyacınız varsa o kadar ibadet edin.
Ömrünüz ne kadarsa dünyalıktan o kadar alın.Ömrünüz ne kadarsa dünyalıktan o kadar alın. Ve eznibû lillâhi bi-kadri takatiküm alâ azabihî.

Ve eznibû lillâhi bi-kadri takatiküm alâ azabihî.
Allah'ın azabına takatiniz ne kadarsa o kadar günah işleyebilirsiniz.

Allah'ın azabına takatiniz ne kadarsa o kadar günah işleyebilirsiniz.
Allah'ın azabı, cehennem azabı, ateşler içinde cayır cayır yanmak,

Allah'ın azabı, cehennem azabı, ateşler içinde cayır cayır yanmak,
çeşit çeşit ızdıraplara düçar olmak, sonsuz şiddette belalar, cezalar,çeşit çeşit ızdıraplara düçar olmak, sonsuz şiddette belalar, cezalar, ona kimse takat getiremez. O halde günah işleme demek istiyor.ona kimse takat getiremez. O halde günah işleme demek istiyor. Allah'a, O’nun azabına dayanabileceğiniz kadar günah işleyebilirsiniz Allah'a karşı.Allah'a, O’nun azabına dayanabileceğiniz kadar günah işleyebilirsiniz Allah'a karşı. Ama azabına dayanamam.Ama azabına dayanamam. Dayanamazsan günah işleme.Dayanamazsan günah işleme. Ve tezevvedû fi’d-dünyâ bi-kadri müksiküm fi’l-kabri.

Ve tezevvedû fi’d-dünyâ bi-kadri müksiküm fi’l-kabri.
Kabir için, ahiret için yol hazırlığı yapın, yol azığı hazırlayın.Kabir için, ahiret için yol hazırlığı yapın, yol azığı hazırlayın. Kabirde ne kadar kalacaksanız o kadar hazırlık yapın.Kabirde ne kadar kalacaksanız o kadar hazırlık yapın. Tabii insan ölecek, kabre konulacak.Tabii insan ölecek, kabre konulacak. Kıyamet kopuncaya kadar kabirde, berzah aleminde kalacak.Kıyamet kopuncaya kadar kabirde, berzah aleminde kalacak. Haşir olduğu zaman mahşer günü kalkacak.Haşir olduğu zaman mahşer günü kalkacak. Yani uzun zamanlar kabirde kalacağına göre kabre hazırlık yapmalı.Yani uzun zamanlar kabirde kalacağına göre kabre hazırlık yapmalı. Kabir için tedarikatta bulunmalı.Kabir için tedarikatta bulunmalı. Kabirde insana ne lazım olacak?

Kabirde insana ne lazım olacak?
el-kabru sandûku’l-‘amel.el-kabru sandûku’l-‘amel. Kabir insanın amel sandığıdır.Kabir insanın amel sandığıdır. Yani gelinlik kızların çeyiz sandığı gibi

Yani gelinlik kızların çeyiz sandığı gibi
kabir de insanın hazırlıklarını koyduğu yerdir.kabir de insanın hazırlıklarını koyduğu yerdir. Namaz, oruç, Kur'an-ı Kerîm, sadaka, zekât ve buna benzer ibadet ve taatler orada nur olacak.Namaz, oruç, Kur'an-ı Kerîm, sadaka, zekât ve buna benzer ibadet ve taatler orada nur olacak. Kur'an-ı Kerîm yoldaş olacak. Hatta yoldaş olması insan suretinde olacak.Kur'an-ı Kerîm yoldaş olacak. Hatta yoldaş olması insan suretinde olacak. Çünkü bir şahıs, bir hadis-i şerifte anlatılıyor ki, bir kimse görecek kabirde güzel yüzlü, çok sevimli, hoşuna gidecek diyecek kiÇünkü bir şahıs, bir hadis-i şerifte anlatılıyor ki, bir kimse görecek kabirde güzel yüzlü, çok sevimli, hoşuna gidecek diyecek ki “Sen kimsin? Bu yalnız kaldığım yerde korktuğum, bu acayip mekanda“Sen kimsin? Bu yalnız kaldığım yerde korktuğum, bu acayip mekanda çok korkmuşken, şimdi sana canım çok ısındı, seni çok sevdim, mübarek, sen kimsin?” diye soracak.çok korkmuşken, şimdi sana canım çok ısındı, seni çok sevdim, mübarek, sen kimsin?” diye soracak. O da cevap verecekmiş ki, ben senin falanca vakitte okuduğun Tebâreke suresiyim.O da cevap verecekmiş ki, ben senin falanca vakitte okuduğun Tebâreke suresiyim. Demek ki, Allah Tebâreke suresine onun anlayabileceği bir sûret, bir şekil veriyor.

Demek ki, Allah Tebâreke suresine onun anlayabileceği bir sûret, bir şekil veriyor.
Yani onun karşısında bir insan gibi çıkartıyor, onu orada yoldaş ediyor.Yani onun karşısında bir insan gibi çıkartıyor, onu orada yoldaş ediyor. Allahu Teâlâ hazretleri her şeye kâdirdir.Allahu Teâlâ hazretleri her şeye kâdirdir. Yani ahirette de.Yani ahirette de. Ve tükellimünâ eydîhim ve teşhedü ercülühüm bi-mâ kânû yeksibûn. (36/Yâsîn 65.)

Ve tükellimünâ eydîhim ve teşhedü ercülühüm bi-mâ kânû yeksibûn. (36/Yâsîn 65.)
Yani diller susacak, eller ayaklar yaptıkları günahları söyleyecekler.Yani diller susacak, eller ayaklar yaptıkları günahları söyleyecekler. Elleri ayakları konuşturmaya kâdir Allah.Elleri ayakları konuşturmaya kâdir Allah. Azaları, hatta günahların işlendiği mekanları konuşturmaya kâdir.Azaları, hatta günahların işlendiği mekanları konuşturmaya kâdir. Şehadet edecekler hepsi.Şehadet edecekler hepsi. Ve teşhedü ercülühüm.

Ve teşhedü ercülühüm.
Ayaklar şehadet edecek,

Ayaklar şehadet edecek,
evet, ben o günah yerine gittim.evet, ben o günah yerine gittim. Eller şehadet edecek,Eller şehadet edecek, “Evet, ben o adamı bıçağa aldım, arkadan yaklaştım, hançerledim.” mesela diye.“Evet, ben o adamı bıçağa aldım, arkadan yaklaştım, hançerledim.” mesela diye. Onun için insan kabirde a'mâl-i sâlihasını yoldaş olarak görecek.

Onun için insan kabirde a'mâl-i sâlihasını yoldaş olarak görecek.
Bu da onun anlayabileceği bir şekilde dönüştürülmüş olarak karşısına çıkacak.Bu da onun anlayabileceği bir şekilde dönüştürülmüş olarak karşısına çıkacak. Bunu biraz açıklamaya çalışayım.

Bunu biraz açıklamaya çalışayım.
Zaten açık bir şey ama mesela biz etrafımıza baktığımız zaman etrafımızı görüyoruz.Zaten açık bir şey ama mesela biz etrafımıza baktığımız zaman etrafımızı görüyoruz. İşte ağaçlar, işte dağlar, çayırlar, yeşillikler, kuşlar filan.İşte ağaçlar, işte dağlar, çayırlar, yeşillikler, kuşlar filan. İşte kuşların sesleri, işte ben konuşuyorum, herkes dinliyor filan.İşte kuşların sesleri, işte ben konuşuyorum, herkes dinliyor filan. Ama aslında bunlar ne?

Ama aslında bunlar ne?
Düşünelim mesela, görme dediğimiz olay ne?Düşünelim mesela, görme dediğimiz olay ne? Gözden, mercekten ışınlar geçiyor.Gözden, mercekten ışınlar geçiyor. Göz küresinin içindeki, arka tarafta sarı nokta ve çevresindeki hassas sinirlerin üzerine merceğin görüntüsü düşüyor.Göz küresinin içindeki, arka tarafta sarı nokta ve çevresindeki hassas sinirlerin üzerine merceğin görüntüsü düşüyor. Tamam, anladık, ışık oraya kadar gidiyor.Tamam, anladık, ışık oraya kadar gidiyor. Oradan sonra?Oradan sonra? Oradan sonra sinirler kendisinin üzerine düşen ışığından etkileniyor,Oradan sonra sinirler kendisinin üzerine düşen ışığından etkileniyor, bu etkiyi beyne götürüyor.bu etkiyi beyne götürüyor. Yani beyne ışık gidiyor mu?Yani beyne ışık gidiyor mu? Beyne ışık gitmiyor.Beyne ışık gitmiyor. Işık sadece gözün içinde, merceğin arka tarafındaki göz küresinin içinde kalıyor yani.Işık sadece gözün içinde, merceğin arka tarafındaki göz küresinin içinde kalıyor yani. Arkadaki sinirler beyne bir mesaj götürüyor.Arkadaki sinirler beyne bir mesaj götürüyor. Nasıl bir mesaj götürüyor?

Nasıl bir mesaj götürüyor?
Üstüne düşen ışından bir küçük elektrik akımcığı beyne gidiyor.Üstüne düşen ışından bir küçük elektrik akımcığı beyne gidiyor. Kulağımıza bir şeyler geliyor.Kulağımıza bir şeyler geliyor. Kulağımızdaki kulak zarını titretiyor, ondan sonra çeşitli kulak kemiklerini titretiyor filan.Kulağımızdaki kulak zarını titretiyor, ondan sonra çeşitli kulak kemiklerini titretiyor filan. Neticede ne oluyor?Neticede ne oluyor? Yani bir sinire bu dalgalanmalar intikal ediyor, o da beynimize bir uyarı götürüyor.

Yani bir sinire bu dalgalanmalar intikal ediyor, o da beynimize bir uyarı götürüyor.
Daha başka şeyler de böyle.

Daha başka şeyler de böyle.
Yani beyin bütün duygularımızı alma organı olduğuna göre aslında beynimize birtakım sinyaller gidiyor.Yani beyin bütün duygularımızı alma organı olduğuna göre aslında beynimize birtakım sinyaller gidiyor. Biz o sinyalleri etrafımızda ışık olarak, renk olarak ses olarak değerlendiriyoruz.Biz o sinyalleri etrafımızda ışık olarak, renk olarak ses olarak değerlendiriyoruz. Kulağın sinyalini başka türlü değerlendiriyoruz.Kulağın sinyalini başka türlü değerlendiriyoruz. Gözün sinyalini başka türlü değerlendiriyoruz.Gözün sinyalini başka türlü değerlendiriyoruz. Elin sinyalini başka türlü değerlendiriyoruz.Elin sinyalini başka türlü değerlendiriyoruz. Ama beyin sadece elektrik uyarıları alıyor.Ama beyin sadece elektrik uyarıları alıyor. Yani elektrik uyarılarının dış aleme ait bu kadar zengin bir görüntü sağlaması bize çok harikulade bir şey aslında.Yani elektrik uyarılarının dış aleme ait bu kadar zengin bir görüntü sağlaması bize çok harikulade bir şey aslında. Enteresan bir olay.Enteresan bir olay. Yani bir beyin denilen varlık var. Onun üzerine çeşitli kuvvetlerde elektrik akımları, uyarıldığı, gittiği zamanYani bir beyin denilen varlık var. Onun üzerine çeşitli kuvvetlerde elektrik akımları, uyarıldığı, gittiği zaman o hiç görmediği dış dünyaya, kafatasının içinde kendisi, dış dünyaya ait böyle çeşitli izlenimleri alıyor.o hiç görmediği dış dünyaya, kafatasının içinde kendisi, dış dünyaya ait böyle çeşitli izlenimleri alıyor. Gören nedir yani, kimdir gören?

Gören nedir yani, kimdir gören?
Çok enteresan bir şey.Çok enteresan bir şey. Konuşan kimdir, konuşturan kimdir?Konuşan kimdir, konuşturan kimdir? İnsan vücudu çok esrarengiz bir kapalı kutu yani. Çok enteresan bir şey.İnsan vücudu çok esrarengiz bir kapalı kutu yani. Çok enteresan bir şey. Madem, diyor böyle, bu böyle. Demek ki, Allah da insanın Kur'an-ı Kerîm'ine,

Madem, diyor böyle, bu böyle. Demek ki, Allah da insanın Kur'an-ı Kerîm'ine,
sadakasına, haccına, zekâtına, kabirde öyle bir suret vermeye kâdir.sadakasına, haccına, zekâtına, kabirde öyle bir suret vermeye kâdir. Buna kâdir olan Allah, yani koca, kalın kafatasının içindeBuna kâdir olan Allah, yani koca, kalın kafatasının içinde yani koyunun kafatasını kesmek için satır arıyoruz. Bıçak yetmiyor, balta arıyoruz.yani koyunun kafatasını kesmek için satır arıyoruz. Bıçak yetmiyor, balta arıyoruz. Hanım sesleniyor Kurban Bayramı’nda,Hanım sesleniyor Kurban Bayramı’nda, “Ya şunu münasip bir şekilde bir yerde kesiver ama etrafa sıçratma.” falan,“Ya şunu münasip bir şekilde bir yerde kesiver ama etrafa sıçratma.” falan, küt bir tane vuruyorsun, kıramıyorsun. Küt bir daha vuruyorsun, kıramıyorsun.küt bir tane vuruyorsun, kıramıyorsun. Küt bir daha vuruyorsun, kıramıyorsun. Küt bir daha vuruyorsun, nihayet beyni yani pişmiş etin beynini zar zor çıkartabiliyorsun.Küt bir daha vuruyorsun, nihayet beyni yani pişmiş etin beynini zar zor çıkartabiliyorsun. Bu kadar kapalı kutunun içinde, dış dünyaya ait bu kadar renkli bir bilgilenme beyne geliyor.Bu kadar kapalı kutunun içinde, dış dünyaya ait bu kadar renkli bir bilgilenme beyne geliyor. Çok enteresan bir olay.Çok enteresan bir olay. Allah Teâlâ hazretleri sonsuz kudretiyle ne sanatlar icra etmiş.Allah Teâlâ hazretleri sonsuz kudretiyle ne sanatlar icra etmiş. Demek ki ne yaparsak bu dünyada kabirde karşımıza gelecek.

Demek ki ne yaparsak bu dünyada kabirde karşımıza gelecek.
Kabir aleminde karşımıza gelecek.Kabir aleminde karşımıza gelecek. Kabirde azap olacak veya safa olacak.Kabirde azap olacak veya safa olacak. el-kabru ravdatün min riyâdı’l-cenneti ev hufretün min huferi’n-nîrân.

el-kabru ravdatün min riyâdı’l-cenneti ev hufretün min huferi’n-nîrân.
Kabir de cennet bahçelerinden bir bahçedir ya da cehennem çukurlarından bir çukur.

Kabir de cennet bahçelerinden bir bahçedir ya da cehennem çukurlarından bir çukur.
Allah kâdir.Allah kâdir. Çünkü insanın ölmeyen bir parçası var.Çünkü insanın ölmeyen bir parçası var. Evet etleri çürüyor, kemikler ufalanıyor ama;Evet etleri çürüyor, kemikler ufalanıyor ama; Men yuhyi-l-izâme ve hiye ramîm (36/Yâsîn 78).

Men yuhyi-l-izâme ve hiye ramîm (36/Yâsîn 78).
Kâfirler gelmişler Peygamber Efendimiz'e kemikleri ellerinin içinde tutup böyle ufalamış

Kâfirler gelmişler Peygamber Efendimiz'e kemikleri ellerinin içinde tutup böyle ufalamış
eski kemikleri, ufalayıp yere dökülürken diyor ki:eski kemikleri, ufalayıp yere dökülürken diyor ki: Men yuhyî-l’izâme ve hiye ramîm?Men yuhyî-l’izâme ve hiye ramîm? Bu kemikler böyle kum haline gelmişken bunları kim diriltecek?Bu kemikler böyle kum haline gelmişken bunları kim diriltecek? Allah!Allah! Ve hüve bi-külli halkin alîm. (36/Yâsîn 79).

Ve hüve bi-külli halkin alîm. (36/Yâsîn 79).
O, her çeşit yaratmaya kâdir.

O, her çeşit yaratmaya kâdir.
Yaratmanın bir tek şekli yok ki.Yaratmanın bir tek şekli yok ki. Yani etrafınızdaki çiçeklerin türlerini saymakla bitirebiliyor musunuz?Yani etrafınızdaki çiçeklerin türlerini saymakla bitirebiliyor musunuz? Çamların çeşitleri, ağaçların çeşitleri, yaprakların çeşitleri, kuşların, kelebeklerin,Çamların çeşitleri, ağaçların çeşitleri, yaprakların çeşitleri, kuşların, kelebeklerin, böceklerin çeşitleri, canlıların çeşitleri, büyüklükleri,böceklerin çeşitleri, canlıların çeşitleri, büyüklükleri, küçüklükleri…küçüklükleri… Fe-tebâraka’llâhü ahsenü’l-hâlikîn (23/Mü’minûn 14).

Fe-tebâraka’llâhü ahsenü’l-hâlikîn (23/Mü’minûn 14).
Küçücük bir mikrop, kocaman bir varlığı yere çalıyor.

Küçücük bir mikrop, kocaman bir varlığı yere çalıyor.
Sırtımızı yere getiriyor, yataklara düşürüyor, öldürüyor bizi.Sırtımızı yere getiriyor, yataklara düşürüyor, öldürüyor bizi. Küçücük bir mikrop.Küçücük bir mikrop. Vücudumuz bir korkunç kainat.Vücudumuz bir korkunç kainat. Koridorları var. Damarları var. Kanlar var. Kanın içinde akyuvarlar, alyuvarlar, mikroplarla mücadeleler,Koridorları var. Damarları var. Kanlar var. Kanın içinde akyuvarlar, alyuvarlar, mikroplarla mücadeleler, hücreler, ölen hücreler, yeni hücreler, taşınanlar, atılanlar, gelenler, gidenler…hücreler, ölen hücreler, yeni hücreler, taşınanlar, atılanlar, gelenler, gidenler… Muhteşem bir faaliyet var yani vücudumuzda.Muhteşem bir faaliyet var yani vücudumuzda. Böyle her çeşit yaratmaya kâdir olan Allah Teâlâ hazretleri, ölmüş bir insanı da yeniden.Böyle her çeşit yaratmaya kâdir olan Allah Teâlâ hazretleri, ölmüş bir insanı da yeniden. Kul yuhyîhe’lleżî enşeehâ evvele merrah (36/Yâsîn 79).

Kul yuhyîhe’lleżî enşeehâ evvele merrah (36/Yâsîn 79).
Evvelce yaratmış olduğu gibi bu sefer deEvvelce yaratmış olduğu gibi bu sefer de Sümme enşe’nâhü halkan âhar. (23/Mü’minûn 14).

Sümme enşe’nâhü halkan âhar. (23/Mü’minûn 14).
Bir başka, başka bir şekilde, her zaman da gözümüzün önünde görüyoruz.

Bir başka, başka bir şekilde, her zaman da gözümüzün önünde görüyoruz.
Yani, bir ağaç ölüyor da ağaçtan bir tohum kalıyor. O tohumu ekiyorsun gene bir ağaç oluyor. Sübhanallah.Yani, bir ağaç ölüyor da ağaçtan bir tohum kalıyor. O tohumu ekiyorsun gene bir ağaç oluyor. Sübhanallah. Yani bir tohumdan bir ağaç.Yani bir tohumdan bir ağaç. İncirin çekirdeğinin ne kadar küçük olduğunu biliyorsunuz, ağacı ne kadar büyük oluyor.İncirin çekirdeğinin ne kadar küçük olduğunu biliyorsunuz, ağacı ne kadar büyük oluyor. Toplu iğne başı kadar bir şeyin içine hayatı depo ediyor.Toplu iğne başı kadar bir şeyin içine hayatı depo ediyor. Bir atomun içine atom bombasının gücünü tıkmış Allah Teâlâ hazretleri.Bir atomun içine atom bombasının gücünü tıkmış Allah Teâlâ hazretleri. Bu kudretin sahibi Allah, her şeye kâdir.Bu kudretin sahibi Allah, her şeye kâdir. Ve hüve bi-külli halkin alîm. (36/Yâsîn 79).

Ve hüve bi-külli halkin alîm. (36/Yâsîn 79).
Her çeşit yaratmaya kâdirdir.

Her çeşit yaratmaya kâdirdir.
Onun için Allah bizi kalbini güzel amellerle ziynetlendiren,Onun için Allah bizi kalbini güzel amellerle ziynetlendiren, cennet bahçesi olmasına sebep olacak şeyleri yaşayanlardan eylesin.cennet bahçesi olmasına sebep olacak şeyleri yaşayanlardan eylesin. el-kabru ravdatün min riyâdı’l-cenneti.el-kabru ravdatün min riyâdı’l-cenneti. Kabir cennet bahçelerinden bir bahçedir ya daKabir cennet bahçelerinden bir bahçedir ya da Ev hufretün min huferi’n-nîrân.

Ev hufretün min huferi’n-nîrân.
Yahut da cehennem çukurlarından bir çukurdur.Yahut da cehennem çukurlarından bir çukurdur. Hayat sadece bu hayattan ibaret değil.Hayat sadece bu hayattan ibaret değil. Bundan evvel de bir hayat vardı, ondan haberimiz yok.Bundan evvel de bir hayat vardı, ondan haberimiz yok. Bundan sonra da bir hayat var.Bundan sonra da bir hayat var. Bundan önce de biliyoruz, doğmadan evvel bir hayatın olduğunu biliyoruz.Bundan önce de biliyoruz, doğmadan evvel bir hayatın olduğunu biliyoruz. Kademe kademe yani geriye doğru esrarengiz adımlar, esrarengiz merhaleler.Kademe kademe yani geriye doğru esrarengiz adımlar, esrarengiz merhaleler. Yani insanın ilmi arttıkça İslam'a bağlılığı ve Allah'a saygısı ve sevgisi artar.

Yani insanın ilmi arttıkça İslam'a bağlılığı ve Allah'a saygısı ve sevgisi artar.
Yani insan iyi bir âlim olsun da Allah'ı sevmesin, saymasın, bulmasın mümkün değil.Yani insan iyi bir âlim olsun da Allah'ı sevmesin, saymasın, bulmasın mümkün değil. Onun için en büyük filozoflar, en büyük âlimler sonunda en iyi dindar insanlar olmuşlardır, en iyi müminler olmuşlardır.Onun için en büyük filozoflar, en büyük âlimler sonunda en iyi dindar insanlar olmuşlardır, en iyi müminler olmuşlardır. Bulamayan, intihar edip gitmiştir.Bulamayan, intihar edip gitmiştir. Çözümü bulamayan, bazen aptal insanlar vardır, matematik problemini çözmeye uğraşırlar, uğraşırlar, uğraşırlar, çözemezler.Çözümü bulamayan, bazen aptal insanlar vardır, matematik problemini çözmeye uğraşırlar, uğraşırlar, uğraşırlar, çözemezler. Sayfalar dolusu uğraşır, halbuki bir püf noktası vardırSayfalar dolusu uğraşır, halbuki bir püf noktası vardır onunla çözülebilir, bilemiyor.onunla çözülebilir, bilemiyor. Hatırlıyorum, lise ikide miydi neydi?

Hatırlıyorum, lise ikide miydi neydi?
“Üç üzeri altı artı, bir üzeri altı mıydı, artı bir?” Hadi bunu çarpanlara ayırın filan.“Üç üzeri altı artı, bir üzeri altı mıydı, artı bir?” Hadi bunu çarpanlara ayırın filan. Yani çok zor filan gibi görünüyor fakat bir püf noktası var: Artı bir, eksi bir ekliyorsunYani çok zor filan gibi görünüyor fakat bir püf noktası var: Artı bir, eksi bir ekliyorsun ondan sonra çözüm bulunabiliyor yani püf noktasını bulursan.ondan sonra çözüm bulunabiliyor yani püf noktasını bulursan. Bulamazsan, bazen sinek, mesela sabahleyin başlar, güneşi gördüğü zaman camın önünde vız vız vız vız vız uçmaya,Bulamazsan, bazen sinek, mesela sabahleyin başlar, güneşi gördüğü zaman camın önünde vız vız vız vız vız uçmaya, dışarı çıkmak istiyor. Dışarıdaki yeşillikleri, şeyleri görüyordışarı çıkmak istiyor. Dışarıdaki yeşillikleri, şeyleri görüyor dışarı çıkmak istiyor. Yukarıya kadar bir gider, cızzzt aşağıyadışarı çıkmak istiyor. Yukarıya kadar bir gider, cızzzt aşağıya doğru bir iner, yukarı doğru tekrar gider.doğru bir iner, yukarı doğru tekrar gider. Ömrü o camı geçmek için uğraşmakta tükenir.Ömrü o camı geçmek için uğraşmakta tükenir. Neden? Aptal.

Neden? Aptal.
Sinek olduğu içinSinek olduğu için yani ömrünü orada tüketiyor.yani ömrünü orada tüketiyor. Bazı insanlar yani geçiş yolunu bulamazlar.Bazı insanlar yani geçiş yolunu bulamazlar. Hatta bazen arı filan içeri giriyor da istiyoruz ki dışarı çıksınHatta bazen arı filan içeri giriyor da istiyoruz ki dışarı çıksın yönlendirmeye çalışıyoruz.yönlendirmeye çalışıyoruz. İnadına ters istikamete gidiyor.İnadına ters istikamete gidiyor. Ya aptal hayvan o tarafa değil bu tarafa gideceksin.Ya aptal hayvan o tarafa değil bu tarafa gideceksin. Buradan işte istediğin hürriyet var, bu taraftan çıkabilirsin.Buradan işte istediğin hürriyet var, bu taraftan çıkabilirsin. Yok, yani şey yapıyor.Yok, yani şey yapıyor. İşte Hakk’ı bulamayan insanlar da öyle.İşte Hakk’ı bulamayan insanlar da öyle. Onlardan, hatta hayvan bile denmiyor onlara.Onlardan, hatta hayvan bile denmiyor onlara. Çünkü hayvanlara hakaret olur.Çünkü hayvanlara hakaret olur. Ülâike ke’l-en’âmi bel hüm edall. (7/A’râf 179).

Ülâike ke’l-en’âmi bel hüm edall. (7/A’râf 179).
Onlar hayvanlardan daha sapık.

Onlar hayvanlardan daha sapık.
Çünkü hayvan yine Rabb’ini bilir,Çünkü hayvan yine Rabb’ini bilir, yaratanını bilir.yaratanını bilir. Hayvan hayvandır ama yaratanını bilir. Ağaçlar, kuşlar, çiçekler, taşlar, zerreler hepsi, hepsi Rabb’ini bilir.Hayvan hayvandır ama yaratanını bilir. Ağaçlar, kuşlar, çiçekler, taşlar, zerreler hepsi, hepsi Rabb’ini bilir. Ve in min şey’in illâ yüsebbihu bi-hamdihî velâkin lâ tefkahûne tesbîhahüm (17/İsrâ 44).

Ve in min şey’in illâ yüsebbihu bi-hamdihî velâkin lâ tefkahûne tesbîhahüm (17/İsrâ 44).
Hepsi zikr-u tesbihtedir ama insanlar anlamaz onun zikrini, tesbihini.

Hepsi zikr-u tesbihtedir ama insanlar anlamaz onun zikrini, tesbihini.
Evliyâullah anlar. Evliyâullahın gözünden perdeler kalktığı zaman görür ama başkası anlamaz.Evliyâullah anlar. Evliyâullahın gözünden perdeler kalktığı zaman görür ama başkası anlamaz. Fakat insanın aptalı, insanın aptalı hayvanlardan daha aşağıdır, çünkü Allah'ı bulamıyor.Fakat insanın aptalı, insanın aptalı hayvanlardan daha aşağıdır, çünkü Allah'ı bulamıyor. Bu kadar kainatı yaratan, her yerde hazır ve nazır olan Allah'ı bulamıyor.Bu kadar kainatı yaratan, her yerde hazır ve nazır olan Allah'ı bulamıyor. Yani yer gök Allah Teâlâ hazretlerinin varlığının birliğinin şahitleriyle dolu,Yani yer gök Allah Teâlâ hazretlerinin varlığının birliğinin şahitleriyle dolu, sen niye bulamadın?sen niye bulamadın? Yani o kadar zor bir şey ki onların yaptıkları.Yani o kadar zor bir şey ki onların yaptıkları. O kadar olmayacak bir şey ki, olmayacak şeyi yapıyorlar.O kadar olmayacak bir şey ki, olmayacak şeyi yapıyorlar. Bu kadar Allah Teâlâ hazretlerinin varlığının delilleri karşısında yine Allah'ı bulamamak kolay bir iş değil yani

Bu kadar Allah Teâlâ hazretlerinin varlığının delilleri karşısında yine Allah'ı bulamamak kolay bir iş değil yani
ancak Allah'ın şaşırtması ile insan şaşırabilir. Yoksa şaşırmak da kolay bir şey değil.ancak Allah'ın şaşırtması ile insan şaşırabilir. Yoksa şaşırmak da kolay bir şey değil. Allah hem Hâdi'dir hem Mudil'dir. Hem hidayet veriyor hem de dalalete sürüklüyor.Allah hem Hâdi'dir hem Mudil'dir. Hem hidayet veriyor hem de dalalete sürüklüyor. Neden?Neden? Edepsizdir, göstermiyor yolu. Edeplidir, ona yolu gösteriyor, onu çıkartıyor.Edepsizdir, göstermiyor yolu. Edeplidir, ona yolu gösteriyor, onu çıkartıyor. Allah, bizi sevdiği kullarından eylesin.Allah, bizi sevdiği kullarından eylesin. Kabirde kalacağınız kadar kabir için tedarikat yapın diyor.Kabirde kalacağınız kadar kabir için tedarikat yapın diyor. Va’melû li’l-cenneti bi-kadri mâ türidûne fîhe’l-mukâm.Va’melû li’l-cenneti bi-kadri mâ türidûne fîhe’l-mukâm. Cennette ne kadar kalmak istiyorsan da o kadar a’mâl-i sâliha işleyin.Cennette ne kadar kalmak istiyorsan da o kadar a’mâl-i sâliha işleyin. Çok güzel.Çok güzel. Bir daha tekrarlayalım.Bir daha tekrarlayalım. Allah'a ihtiyacınız kadar kulluk edin.

Allah'a ihtiyacınız kadar kulluk edin.
Dünyada ömrünüz kadar dünyalık alın, edinin.Dünyada ömrünüz kadar dünyalık alın, edinin. Allah'ın azabına takatiniz kadar günah işleyebilirsiniz.Allah'ın azabına takatiniz kadar günah işleyebilirsiniz. Kabirde kalacağınız kadar kabir tedarikatı yapın.Kabirde kalacağınız kadar kabir tedarikatı yapın. Cennette ne kadar kalmak istiyorsanız, ne kadar ikamet etmek istiyorsanız, o kadar a’mâl-i sâliha işleyinCennette ne kadar kalmak istiyorsanız, ne kadar ikamet etmek istiyorsanız, o kadar a’mâl-i sâliha işleyin diye buyurmuş Şakîk-ı Belhî Hazretleri.diye buyurmuş Şakîk-ı Belhî Hazretleri. 194 hicri yılında vefat etmiş Şakîk-ı Belhî.

194 hicri yılında vefat etmiş Şakîk-ı Belhî.
Belh biliyorsunuz, bizim Mevlana Hazretleri'nin babasının göç edip geldiği şehirdir. Horasan'da bir şehirdir.Belh biliyorsunuz, bizim Mevlana Hazretleri'nin babasının göç edip geldiği şehirdir. Horasan'da bir şehirdir. İkinci şey, bu sayfadan alalım onu da.

İkinci şey, bu sayfadan alalım onu da.
Ve an ba’di’l-hükemâi ennehû kale:

Ve an ba’di’l-hükemâi ennehû kale:
ez-zühdü hamsü hisâlin.ez-zühdü hamsü hisâlin. Müslüman düşünürlerden, mütefekkirlerden, âbid, zâhid, âlim, fazıl kimselerden birisi buyurmuş ki,

Müslüman düşünürlerden, mütefekkirlerden, âbid, zâhid, âlim, fazıl kimselerden birisi buyurmuş ki,
zâhidlik beş şeyledir.zâhidlik beş şeyledir. es-sikatü billâhi.es-sikatü billâhi. Allah'a güvenmek.Allah'a güvenmek. Zâhid olan insan, zühd-ü takva sahibi olan insanın beş özelliği vardır.Zâhid olan insan, zühd-ü takva sahibi olan insanın beş özelliği vardır. Bir: Allah'a güvenmek özelliği vardır.

Bir: Allah'a güvenmek özelliği vardır.
Allah'a dayanır, güvenir.Allah'a dayanır, güvenir. Yani itimadı Allah'a tamdır. İtimatsız değildir.Yani itimadı Allah'a tamdır. İtimatsız değildir. Rızkı verir, yardım eder, lütfeder, ihsan eder diye Allah'a böyle bir bağlılığı vardır.Rızkı verir, yardım eder, lütfeder, ihsan eder diye Allah'a böyle bir bağlılığı vardır. İki: Ve't-teberrî ani'l-halk.

İki: Ve't-teberrî ani'l-halk.
İnsanlardan teberri etmiştir, beri olmuştur.İnsanlardan teberri etmiştir, beri olmuştur. Yani insanlardan ne zarar gelir, ne fayda gelir, ne kâr gelir.Yani insanlardan ne zarar gelir, ne fayda gelir, ne kâr gelir. İnsanlar insanlara hiçbir şey yapamazlar.İnsanlar insanlara hiçbir şey yapamazlar. Her şey Allah'tandır.Her şey Allah'tandır. İnsan düşman olsa Allah istemedi mi zarar veremez.İnsan düşman olsa Allah istemedi mi zarar veremez. İnsan dosdoğru olsa Allah müsaade etmedi mi fayda da veremez.

İnsan dosdoğru olsa Allah müsaade etmedi mi fayda da veremez.
O kendisinin başının derdindedir zaten.O kendisinin başının derdindedir zaten. Kelin merhemi olsa başına sürermiş,Kelin merhemi olsa başına sürermiş, sana ne faydası olacak?sana ne faydası olacak? Zaten herkesin işi başından aşkın.Zaten herkesin işi başından aşkın. Onun için halka onlar teveccüh etmezler.Onun için halka onlar teveccüh etmezler. Yani mahlukata, masivaya, başka insanlara aldırmazlar.Yani mahlukata, masivaya, başka insanlara aldırmazlar. Üçüncüsü:

Üçüncüsü:
Ve'l-ihlâsu fi'l-amel.Ve'l-ihlâsu fi'l-amel. Yaptıkları işleri halis niyetle yaparlar.Yaptıkları işleri halis niyetle yaparlar. Zâhidler Allah'a sımsıkı itimat ederler.Zâhidler Allah'a sımsıkı itimat ederler. Halktan el eteği, ümidi kesmiş çekmişlerdir,Halktan el eteği, ümidi kesmiş çekmişlerdir, işlerini ihlasla yaparlar.işlerini ihlasla yaparlar. Ve'htimalü'z-zulm.

Ve'htimalü'z-zulm.
İnsanların kendilerine karşı işledikleri haksızlık, zulüm ve taaddîleri de sineye çekerler.İnsanların kendilerine karşı işledikleri haksızlık, zulüm ve taaddîleri de sineye çekerler. Sabırlıdırlar yani. İnsanlara öyle her şeyden dolayı kavga, gürültü, patırtı çıkartmazlar.Sabırlıdırlar yani. İnsanlara öyle her şeyden dolayı kavga, gürültü, patırtı çıkartmazlar. Zâhid öyledir. Yaradılanı hoş görür, yaradandan ötürü. Aldırmaz yaniZâhid öyledir. Yaradılanı hoş görür, yaradandan ötürü. Aldırmaz yani ufak tefek hesaplarla vaktini geçirmez. Ben bu adamla düşmanlık yapacağım.ufak tefek hesaplarla vaktini geçirmez. Ben bu adamla düşmanlık yapacağım. Üç gün, beş gün, bir ay, iki ay sürecek. Aman, değmez.Üç gün, beş gün, bir ay, iki ay sürecek. Aman, değmez. Geçer gider, ibadetine bakar.Geçer gider, ibadetine bakar. İşine bakar yani.İşine bakar yani. Zulüm tabii birkaç çeşittir.Zulüm tabii birkaç çeşittir. Yani mesela Allah'ın mücadele edin dediği zalimle mücadele farzdır.

Yani mesela Allah'ın mücadele edin dediği zalimle mücadele farzdır.
Tabii mesela kâfirle mücadele edecektir.Tabii mesela kâfirle mücadele edecektir. Onun zulmü başka ama Müslüman kardeşin sana bir zulmetmiş, haksızlık etmiş.Onun zulmü başka ama Müslüman kardeşin sana bir zulmetmiş, haksızlık etmiş. O mühim değil.O mühim değil. Onu hoş görüp geçerler yani.Onu hoş görüp geçerler yani. Ve'l-kanâ’atü fi’l-yedi.

Ve'l-kanâ’atü fi’l-yedi.
Eldekine kanaat getirirler.Eldekine kanaat getirirler. Hırs sahibi değillerdir. Elhamdülillah derler, memnuniyet gösterirler.Hırs sahibi değillerdir. Elhamdülillah derler, memnuniyet gösterirler. Üçüncü şeyi söyleyeceğim herhalde ikindi olduğu için, ikindiyi kılmamız gerekiyor.

Üçüncü şeyi söyleyeceğim herhalde ikindi olduğu için, ikindiyi kılmamız gerekiyor.
Ve an ba’di’l-ubbâd ennehû kâle fi’l-münâcât.

Ve an ba’di’l-ubbâd ennehû kâle fi’l-münâcât.
Âbidlerden bir tanesi münacatında şöyle yalvarmış Allah'a, şöyle niyaz eylemiş:Âbidlerden bir tanesi münacatında şöyle yalvarmış Allah'a, şöyle niyaz eylemiş: İlâhî tûlü’l-emeli ğarranî, ve hubbü’d-dünyâ ehlekenî, ve’ş-şeytânü edallenî, ve’n-nefsü’l-emmâretü bi’s-sûi ani’l-hakkı

İlâhî tûlü’l-emeli ğarranî, ve hubbü’d-dünyâ ehlekenî, ve’ş-şeytânü edallenî, ve’n-nefsü’l-emmâretü bi’s-sûi ani’l-hakkı
mene’atnî, ve karînü’s-sûi ale’l-ma’sıyeti e’ânenî, fe-ağisnî yâ ğıyâse’l-müsteğîsîn,mene’atnî, ve karînü’s-sûi ale’l-ma’sıyeti e’ânenî, fe-ağisnî yâ ğıyâse’l-müsteğîsîn, fe-in lem terhamnî fe-men ze’llezî yerhamunî ğayruke.fe-in lem terhamnî fe-men ze’llezî yerhamunî ğayruke. Şöyle dua etmiş:Şöyle dua etmiş: (izahını sonra yaparız.)(izahını sonra yaparız.) Yâ Rabbi! Tûl-i emel beni aldattı. Dünya sevgisi beni helâk eyledi.

Yâ Rabbi! Tûl-i emel beni aldattı. Dünya sevgisi beni helâk eyledi.
Şeytan beni yoldan saptırdı. Kötülüğü emreden nefs-i emmareŞeytan beni yoldan saptırdı. Kötülüğü emreden nefs-i emmare haktan beni alıkoydu.haktan beni alıkoydu. Kötü arkadaş günaha bana yardımcı oldu, günah işlememe sebep oldu, yoldaş oldu.Kötü arkadaş günaha bana yardımcı oldu, günah işlememe sebep oldu, yoldaş oldu. O halde: “Ey imdat isteyenlerin imdadına erişen Allah'ım!

O halde: “Ey imdat isteyenlerin imdadına erişen Allah'ım!
Benim imdadıma yetiş! Beni bu belalardan, bu durumdan kurtar.Benim imdadıma yetiş! Beni bu belalardan, bu durumdan kurtar. Eğer sen bana merhamet edersen, edersin.Eğer sen bana merhamet edersen, edersin. Etmezsen, senden başka bana kim merhamet eder, benim bu kadar bu halime göreEtmezsen, senden başka bana kim merhamet eder, benim bu kadar bu halime göre perişanlığımdan sonra beni kim kurtarabilir” diyor.perişanlığımdan sonra beni kim kurtarabilir” diyor. Şimdi tabii bu büyük zâtlar böyle derler ama, aslında bizden çok daha iyi durumdadır onlar.

Şimdi tabii bu büyük zâtlar böyle derler ama, aslında bizden çok daha iyi durumdadır onlar.
Fakat kendilerinin kusurlarını gözlerinde büyütürler ve böyle mütevaziâne konuşurlar.Fakat kendilerinin kusurlarını gözlerinde büyütürler ve böyle mütevaziâne konuşurlar. Aslında biz onlardan kat kat daha günahkârızdır ama biz kendimizi adam sanırız.Aslında biz onlardan kat kat daha günahkârızdır ama biz kendimizi adam sanırız. Yani üç kuruşluk bir mum alsa yandırsa cümle kainatı ziyâdar sanır.

Yani üç kuruşluk bir mum alsa yandırsa cümle kainatı ziyâdar sanır.
Üç kuruşluk mumla etraf aydınlanmaz ki.Üç kuruşluk mumla etraf aydınlanmaz ki. Yani iki rekat namaz…Yani iki rekat namaz…
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2