Namaz Vakitleri

30 Rebîü'l-Âhir 1448
11 October 2026
İmsak
05:40
Güneş
07:04
Öğle
12:56
İkindi
16:04
Akşam
18:37
Yatsı
19:56
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Eûzü bi’llâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm. Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm.Eûzü bi’llâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm. Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm. El-hamdü li’llâhi rabbi’l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn.

El-hamdü li’llâhi rabbi’l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi alâ külli hâlin ve fî külli hîn.
Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirîn.Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirîn. Senedinâ ve mededinâ ve üsvetine’l-haseneti Muhammedini’l-Mustafâ.Senedinâ ve mededinâ ve üsvetine’l-haseneti Muhammedini’l-Mustafâ. Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi‘ahû bi-ihsânin ilâ yevmi’l-cezâ.Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi‘ahû bi-ihsânin ilâ yevmi’l-cezâ. Emmâ ba‘d, fa‘lemû eyyühe’l-ihvân fe-inne hayra’l-hadîsi kitâbullâh ve hayra’l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin

Emmâ ba‘d, fa‘lemû eyyühe’l-ihvân fe-inne hayra’l-hadîsi kitâbullâh ve hayra’l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin
sallallâhu aleyhi ve sellem. Ve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid‘ah ve külle bid‘atin dalâleh ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi’n-nâr.sallallâhu aleyhi ve sellem. Ve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid‘ah ve külle bid‘atin dalâleh ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi’n-nâr. Ve bi’s-senedi’l-muttasıl ile’n-nebiyyi sallallâhu aleyhi ve selleme ennehû kâl:Ve bi’s-senedi’l-muttasıl ile’n-nebiyyi sallallâhu aleyhi ve selleme ennehû kâl: İnne’l-îmâne le-yahlaku fî cevfi ehadiküm kemâ yahlaku’s-sevb, fes’elullâhe en yüceddide’l-îmâne fî kulûbiküm.

İnne’l-îmâne le-yahlaku fî cevfi ehadiküm kemâ yahlaku’s-sevb, fes’elullâhe en yüceddide’l-îmâne fî kulûbiküm.
Sadaka Resûlullâh fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Sadaka Resûlullâh fîmâ kâl ev kemâ kâl.
Aziz ve muhterem kardeşlerim! Allahu Teâlâ Hazretleri'nin rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı dünyada ahirette üzerimize olsun.

Aziz ve muhterem kardeşlerim! Allahu Teâlâ Hazretleri'nin rahmeti, bereketi, ihsanı, ikramı dünyada ahirette üzerimize olsun.
Allah sizi sevdiği kulları arasına dahil eylesin. Cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin.

Allah sizi sevdiği kulları arasına dahil eylesin. Cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadis-i şeriflerinden bir demet,

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadis-i şeriflerinden bir demet,
o gül bahçesinden bir buket derleyeceğiz.o gül bahçesinden bir buket derleyeceğiz. Bu hadis-i şeriflerin okunmasına ve izahına geçmeden önce;Bu hadis-i şeriflerin okunmasına ve izahına geçmeden önce; başta Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz olmak üzere din büyüklerimizin, enbiyâullâh vebaşta Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz olmak üzere din büyüklerimizin, enbiyâullâh ve evliyâullâh ve salihlerin, mürşid-i kirâm ve meşâyih-i izâmımızın, Ebubekr-i Sıddîk, Aliyy-i Mürtezâ'dan Şeyhimiz İmam-ı Muhammed Zâhid Kotku'ya kadarevliyâullâh ve salihlerin, mürşid-i kirâm ve meşâyih-i izâmımızın, Ebubekr-i Sıddîk, Aliyy-i Mürtezâ'dan Şeyhimiz İmam-ı Muhammed Zâhid Kotku'ya kadar Turuk-u Aliyyelerimiz silsilelerinden güzerân eylemiş olan sâdât-ı meşâyihimizin,Turuk-u Aliyyelerimiz silsilelerinden güzerân eylemiş olan sâdât-ı meşâyihimizin, eserini okuduğumuz Gümüşhânevî Efendimiz'in,eserini okuduğumuz Gümüşhânevî Efendimiz'in, bu beldeyi fethetmiş olan o mübarek Sultan Fatih Muhammed Han Hazretleri'ninbu beldeyi fethetmiş olan o mübarek Sultan Fatih Muhammed Han Hazretleri'nin ve ordusu mensubu o mübarek mücahitlerin ve bütün İslam diyarlarını fethedenve ordusu mensubu o mübarek mücahitlerin ve bütün İslam diyarlarını fetheden fatihlerin, şehitlerin, gazilerin, mücahitlerin ruhları için,fatihlerin, şehitlerin, gazilerin, mücahitlerin ruhları için, camimizin bânîsi İskender Paşa merhumun ruhu için;camimizin bânîsi İskender Paşa merhumun ruhu için; uzaktan yakından bu dersi dinlemeye gelen siz sevgili kıymetli kardeşlerimin ahirete göçmüşuzaktan yakından bu dersi dinlemeye gelen siz sevgili kıymetli kardeşlerimin ahirete göçmüş bütün Müslüman geçmişlerinin ruhları için,bütün Müslüman geçmişlerinin ruhları için, bizim de dünya ve ahiret saadet ve selametimiz içinbizim de dünya ve ahiret saadet ve selametimiz için bir Fatiha, üç İhlas-ı Şerif okuyalım, ruhlarına bağışlayalım.bir Fatiha, üç İhlas-ı Şerif okuyalım, ruhlarına bağışlayalım. Allah Teâlâ Hazretleri onların yüzü suyu hürmetine bizi muradımıza erdirsin.Allah Teâlâ Hazretleri onların yüzü suyu hürmetine bizi muradımıza erdirsin. Bugün okumakta olduğumuz hadis-i şerifler Gümüşhâneli Ahmed Ziyâüddin Hocamızın yazdığı Râmûzü'l-Ehâdîs

Bugün okumakta olduğumuz hadis-i şerifler Gümüşhâneli Ahmed Ziyâüddin Hocamızın yazdığı Râmûzü'l-Ehâdîs
kitabının 96. sayfasının 6. hadis-i şerifi ve devamı olacak.kitabının 96. sayfasının 6. hadis-i şerifi ve devamı olacak. Bu 6. hadis-i şerif Abdullah İbn-i Amr İbni'l-Âs radıyallâhu anhümâ'dan rivayet olunmuş.Bu 6. hadis-i şerif Abdullah İbn-i Amr İbni'l-Âs radıyallâhu anhümâ'dan rivayet olunmuş. Bu, dört Abdullah'tan birisidir. Sahabeden dört meşhur Abdullah var, birisi bu: Abdullah İbn-i Amr İbni'l-Âs. Babası da Amr İbni'l-Âs da sahabî, Mısır fatihi.Bu, dört Abdullah'tan birisidir. Sahabeden dört meşhur Abdullah var, birisi bu: Abdullah İbn-i Amr İbni'l-Âs. Babası da Amr İbni'l-Âs da sahabî, Mısır fatihi. Allah razı olsun, şefaatine erdirsin cümlemizi.Allah razı olsun, şefaatine erdirsin cümlemizi. Bu hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:Bu hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "İnne’l-îmâne le-yahlaku fî cevfi ehadiküm"

"İnne’l-îmâne le-yahlaku fî cevfi ehadiküm"
Sizin birinizin içinde iman eskir, yıpranır. "Kemâ yahlaku's-sevb"

Sizin birinizin içinde iman eskir, yıpranır. "Kemâ yahlaku's-sevb"
Üzerinizdeki elbisenizin yıprandığı, eskidiği gibi

Üzerinizdeki elbisenizin yıprandığı, eskidiği gibi
içinizdeki iman da yıpranır, eskir.içinizdeki iman da yıpranır, eskir. "Fes’elullâhe en yüceddide’l-îmâne fî kulûbiküm""Fes’elullâhe en yüceddide’l-îmâne fî kulûbiküm" Allah'tan imanı kalbinizde yenilemesini isteyin.

Allah'tan imanı kalbinizde yenilemesini isteyin.
Başka bir hadis-i şerifte de imanı yenilemek için "Lâ ilâhe illallâh"ı söylemek tavsiye edilmiştir.

Başka bir hadis-i şerifte de imanı yenilemek için "Lâ ilâhe illallâh"ı söylemek tavsiye edilmiştir.
İmanımızın temel cümlesi Lâ ilâhe illallâh'tır veyahut başına Eşhedü ekleriz;

İmanımızın temel cümlesi Lâ ilâhe illallâh'tır veyahut başına Eşhedü ekleriz;
"Eşhedü en lâ ilâhe illallâh" deriz."Eşhedü en lâ ilâhe illallâh" deriz. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yok.Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yok. O tektir, şerîki nazîri yoktur diye söylüyoruz.O tektir, şerîki nazîri yoktur diye söylüyoruz. Arkasından "Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh" diyoruz.Arkasından "Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh" diyoruz. Lâ ilâhe illallâh, Lâ ilâhe illallâh, Lâ ilâhe illallâh demek imanı efendim kuvvetlendirmeye vesiledir.Lâ ilâhe illallâh, Lâ ilâhe illallâh, Lâ ilâhe illallâh demek imanı efendim kuvvetlendirmeye vesiledir. Peygamber Efendimiz tavsiye ediyor.Peygamber Efendimiz tavsiye ediyor. Biz de onun için tasavvuf erbabı olarak, dervişler olarak bu zikri ondan yapıyoruz.Biz de onun için tasavvuf erbabı olarak, dervişler olarak bu zikri ondan yapıyoruz. Niye derviş eline tesbih alıyor da Lâ ilâhe illallâh diyor?Niye derviş eline tesbih alıyor da Lâ ilâhe illallâh diyor? Hadiste buyuruyor.Hadiste buyuruyor. Peygamber Efendimiz'e gönül vermiş bu mübarek insanlar,Peygamber Efendimiz'e gönül vermiş bu mübarek insanlar, Efendimiz'in yolundan yürümek istiyorlar; ağzının içine bakıyorlar, işaretine bakıyorlar.Efendimiz'in yolundan yürümek istiyorlar; ağzının içine bakıyorlar, işaretine bakıyorlar. Ne söylerse tutuyorlar Peygamber Efendimiz'in nasihatini.Ne söylerse tutuyorlar Peygamber Efendimiz'in nasihatini. Var mı öyle sağlam Müslüman?

Var mı öyle sağlam Müslüman?
Resulullah’ın her dediğini iki etmedenResulullah’ın her dediğini iki etmeden "Canım sana feda" diyerek, "Emredersin" diyerek yapan?"Canım sana feda" diyerek, "Emredersin" diyerek yapan? Herkes keyfinde, zevkinde, dünyasında, eğlencesinde... "Ama Müslüman?" "Eh işte..."Herkes keyfinde, zevkinde, dünyasında, eğlencesinde... "Ama Müslüman?" "Eh işte..." Ramazan'da oruç tutuyor ama zamanı gelince içki de içiyor.Ramazan'da oruç tutuyor ama zamanı gelince içki de içiyor. Şimdi birisiyle görüştüm. Efendim kocası içkiyi çok içiyormuş,

Şimdi birisiyle görüştüm. Efendim kocası içkiyi çok içiyormuş,
bu Ramazan'da da oruç tutmuş. Fesübhanallâh…bu Ramazan'da da oruç tutmuş. Fesübhanallâh… Birkaç defa, dört sefer de teravihe gitmiş. Eh maşallah maşallah.Birkaç defa, dört sefer de teravihe gitmiş. Eh maşallah maşallah. Dört sefer gitmiş ama içki içtiği zaman her şeye küfrediyormuş, imandan çıkacak sözler de söylüyormuş.Dört sefer gitmiş ama içki içtiği zaman her şeye küfrediyormuş, imandan çıkacak sözler de söylüyormuş. Dinimiz neden içkiyi yasak ediyor?Dinimiz neden içkiyi yasak ediyor? İnsanı böyle tezatlara düşürüyor, aklını başından alıyor, şeytanın maskarası ediyor da ondan.İnsanı böyle tezatlara düşürüyor, aklını başından alıyor, şeytanın maskarası ediyor da ondan. Yoksa neden İslam içkiye düşman?Yoksa neden İslam içkiye düşman? Adamlar kızıyorlar bize, içkilerine mâni oluyoruz diye.Adamlar kızıyorlar bize, içkilerine mâni oluyoruz diye. Müslümanlar iktidara gelirse korkuyor. Neden korkuyormuş?Müslümanlar iktidara gelirse korkuyor. Neden korkuyormuş? Geçen gün gazetede okudum.Geçen gün gazetede okudum. “Yahu” diyor, “aklım başımdan gidecek” diyor.“Yahu” diyor, “aklım başımdan gidecek” diyor. Başlık böyle: "Fıttıracağım".Başlık böyle: "Fıttıracağım". Oynatacakmış yani; üzüntüsünden, hayretinden, şeyinden aklını kaybedecekmiş yani. "Aklım başımdan gidecek" diyor.Oynatacakmış yani; üzüntüsünden, hayretinden, şeyinden aklını kaybedecekmiş yani. "Aklım başımdan gidecek" diyor. "Yahu Turizm Bakanlığı'nı da diyor şeye vereceklermiş" diyor. Filanca partiye vereceklermiş."Yahu Turizm Bakanlığı'nı da diyor şeye vereceklermiş" diyor. Filanca partiye vereceklermiş. "Onlar Müslüman yahu, onlar geçerse başa" diyor,"Onlar Müslüman yahu, onlar geçerse başa" diyor, "Bu sefer diyor üstsüzleri yüzdürmezler plajlarda" diyor."Bu sefer diyor üstsüzleri yüzdürmezler plajlarda" diyor. Adamın telaşına bak!Adamın telaşına bak! Adamın kafasına bak! Üstsüzler...Adamın kafasına bak! Üstsüzler... Yani elbisesi yok, zaten çıplak.Yani elbisesi yok, zaten çıplak. Zaten Allah'ın yasak kıldığı kısımları da aşmış da efendim mayo da küçülmüş küçülmüş küçülmüş;Zaten Allah'ın yasak kıldığı kısımları da aşmış da efendim mayo da küçülmüş küçülmüş küçülmüş; bir aşağıda kalmış bir yukarıda kalmış,bir aşağıda kalmış bir yukarıda kalmış, bir altta bir üstte birazcık birer karışçık bir şey kalmış. Üste de çok gelmiş bazılarına, onu da atmışlar.bir altta bir üstte birazcık birer karışçık bir şey kalmış. Üste de çok gelmiş bazılarına, onu da atmışlar. Şimdi maazallah… “Maazallah” demez onlar. Maazallah demek Allah korusun demek,

Şimdi maazallah… “Maazallah” demez onlar. Maazallah demek Allah korusun demek,
yani Allah saklasın demek, korusun demek. Demezler de yani... Aman bu olmasın, aman işimize engel olunmasın, aman günah yapmamıza mâni olunmasın...yani Allah saklasın demek, korusun demek. Demezler de yani... Aman bu olmasın, aman işimize engel olunmasın, aman günah yapmamıza mâni olunmasın... Yahu sen kurban ol bu adamlara!Yahu sen kurban ol bu adamlara! Sana günah yaptırmayacak, seni cehenneme sokmamaya çalışıyorlar, daha ne istiyorsun? "Yok...Sana günah yaptırmayacak, seni cehenneme sokmamaya çalışıyorlar, daha ne istiyorsun? "Yok... Benim işime karışmasın, benim kumarıma karışmasın,Benim işime karışmasın, benim kumarıma karışmasın, benim keyfime, eğlenceme, zevkime, safama, cehenneme gidişime karışmasın."benim keyfime, eğlenceme, zevkime, safama, cehenneme gidişime karışmasın." Tamamen “cehennemde cayır cayır yanacağım” demek istiyor yani. Allah saklasın.Tamamen “cehennemde cayır cayır yanacağım” demek istiyor yani. Allah saklasın. Yani insanı... insanı şeytan nasıl Rabbine asi hale getiriyor?Yani insanı... insanı şeytan nasıl Rabbine asi hale getiriyor? İnsan Rabbine asi olur mu yahu? İnsan mükerrem varlıktır.İnsan Rabbine asi olur mu yahu? İnsan mükerrem varlıktır. Birisi gelse bir iyilik yapsa o da ona iyilik yapmak ister.Birisi gelse bir iyilik yapsa o da ona iyilik yapmak ister. İyiliğe iyilikle mukabele etmek ister.İyiliğe iyilikle mukabele etmek ister. Birisi teşekkür ederse “bir şey değil” der.Birisi teşekkür ederse “bir şey değil” der. Birisi bir iyilik yaparsa o da ona bir hediye verir, karşılamaya çalışır.Birisi bir iyilik yaparsa o da ona bir hediye verir, karşılamaya çalışır. Bayramda ziyarete gidiyor bilmem ne.Bayramda ziyarete gidiyor bilmem ne. "Yok ben o adama söz verdim, sözümden dönmem" diyor,"Yok ben o adama söz verdim, sözümden dönmem" diyor, mertlik var. İnsanoğlunun tabiatında mertlik var.mertlik var. İnsanoğlunun tabiatında mertlik var. E şimdi böyle vefalı, böyle mükerrem, böyle mert mahluku;E şimdi böyle vefalı, böyle mükerrem, böyle mert mahluku; varlığını kendisine veren, nimetleri kendisine veren Allah’a düşman hale getiren kim?varlığını kendisine veren, nimetleri kendisine veren Allah’a düşman hale getiren kim? Yani bu kadar nankörlük... Nankör! Allah veriyor, Allah ihsan ediyorYani bu kadar nankörlük... Nankör! Allah veriyor, Allah ihsan ediyor —dikkat edin kelimelere— Allah ihsan ediyor, kul isyan ediyor.—dikkat edin kelimelere— Allah ihsan ediyor, kul isyan ediyor. Halbuki "Hel cezâü'l-ihsâni ille'l-ihsân", iyiliğe iyilikle karşılık vermek lazım değil mi?Halbuki "Hel cezâü'l-ihsâni ille'l-ihsân", iyiliğe iyilikle karşılık vermek lazım değil mi? Hatta iyi insanlar kötülüğe bile iyilikle karşılık veriyor.Hatta iyi insanlar kötülüğe bile iyilikle karşılık veriyor. Hatta dedelerimiz ne kadar mübarek insanlarmış; rahmetliler, nur içinde yatsınlar, ne büyük insanlarmış kiHatta dedelerimiz ne kadar mübarek insanlarmış; rahmetliler, nur içinde yatsınlar, ne büyük insanlarmış ki şu atasözüne bakın, atasözü bakın: Ne kadar güzel bir söz!şu atasözüne bakın, atasözü bakın: Ne kadar güzel bir söz! Yani bilmiyorum başka Batı edebiyatlarında, onların dillerinde böyle güzel,Yani bilmiyorum başka Batı edebiyatlarında, onların dillerinde böyle güzel, bu kadar böyle soylu, bu kadar asil düşünceler var mı:bu kadar böyle soylu, bu kadar asil düşünceler var mı: "İyiliğe iyilikle mukabele etmek her kişinin kârı...

"İyiliğe iyilikle mukabele etmek her kişinin kârı...
İyiliğe iyilikle mukabele etmek her kişinin kârı;İyiliğe iyilikle mukabele etmek her kişinin kârı; kötülüğe iyilikle mukabele etmek er kişinin kârı."kötülüğe iyilikle mukabele etmek er kişinin kârı." Bak ne diyor? Sözü düşünün, ne diyor:Bak ne diyor? Sözü düşünün, ne diyor: Kötülüğe kötülükle mukabele eder herkes, böyle yapar.Kötülüğe kötülükle mukabele eder herkes, böyle yapar. Ama kötülüğe iyilikle mukabele ediyorsa işte er kişidir. Yani er, eren demek; eren evliya demek, mübarek insan demek.Ama kötülüğe iyilikle mukabele ediyorsa işte er kişidir. Yani er, eren demek; eren evliya demek, mübarek insan demek. Mübarek insanlar ne yaparmış?Mübarek insanlar ne yaparmış? Kötülüğe de iyilikle mukabele edermiş.Kötülüğe de iyilikle mukabele edermiş. Şu yüksekliğe bak!Şu yüksekliğe bak! Bir de şeytanın şu günahkarları düşürdüğü alçaklığa bak.

Bir de şeytanın şu günahkarları düşürdüğü alçaklığa bak.
Alçaklığa bak her manasıyla.Alçaklığa bak her manasıyla. Şu alçaklığa bak ki Allah ihsan ediyor, kul nankörlük edip isyan ediyor.Şu alçaklığa bak ki Allah ihsan ediyor, kul nankörlük edip isyan ediyor. Niye kandın sen?Niye kandın sen? Zavallı insanoğlu sen niye kandın?Zavallı insanoğlu sen niye kandın? Bak ayet-i kerime nasıl soruyor, Bismillâhirrahmânirrahîm.Bak ayet-i kerime nasıl soruyor, Bismillâhirrahmânirrahîm. Kur'an-ı Kerim'i anlayarak okusak muhterem kardeşlerim, gözyaşları yüzümüzde iz bırakır.Kur'an-ı Kerim'i anlayarak okusak muhterem kardeşlerim, gözyaşları yüzümüzde iz bırakır. Ne diyor?Ne diyor? "Yâ eyyühe'l-insân" Ey insanoğlu!

"Yâ eyyühe'l-insân" Ey insanoğlu!
"Mâ ğarreke bi-rabbike'l-kerîm""Mâ ğarreke bi-rabbike'l-kerîm" Seni Kerîm olan Rabbine kulluktan ne aldattı, oyaladı da müşkül etti de yaptırtmadı sana o güzel kulluğu?Seni Kerîm olan Rabbine kulluktan ne aldattı, oyaladı da müşkül etti de yaptırtmadı sana o güzel kulluğu? Ne seni kandırdı?Ne seni kandırdı? "Ellezî halakake fe-sevvâke fe-adelek"

"Ellezî halakake fe-sevvâke fe-adelek"
O Allah ki seni yaratmış; halakake fe-sevvâke ve fe-adelek...O Allah ki seni yaratmış; halakake fe-sevvâke ve fe-adelek... Yani tadil-i erkan; azaları, vücudu güzel, hilkati güzel, bakışı güzel,Yani tadil-i erkan; azaları, vücudu güzel, hilkati güzel, bakışı güzel, duyuşu güzel, konuşması harika insanoğlu var mıduyuşu güzel, konuşması harika insanoğlu var mı insan gibi bir başka mahlukinsan gibi bir başka mahluk bu kadar meziyetleri üzerinde toplayan?bu kadar meziyetleri üzerinde toplayan? Ne kadar güzel yaratmış.Ne kadar güzel yaratmış. Bu kadar güzellikleri veren bu Mevlâ'ya ne aldattı seni ey insanoğlu ya?Bu kadar güzellikleri veren bu Mevlâ'ya ne aldattı seni ey insanoğlu ya? Sen bu hale düşecek insan mıydın yani?Sen bu hale düşecek insan mıydın yani? Nasıl oldu da sen bu işi yaptın?

Nasıl oldu da sen bu işi yaptın?
Nasıl soruyor bak ayet-i kerime:Nasıl soruyor bak ayet-i kerime: "Mâ ğarreke bi-rabbike'l-kerîm... Ellezî halakake fe-sevvâke fe-adelek..."Mâ ğarreke bi-rabbike'l-kerîm... Ellezî halakake fe-sevvâke fe-adelek... Fî eyyi sûretin mâ şâe rakkebek."Fî eyyi sûretin mâ şâe rakkebek." Ne güzel göz yaratmış! İki tane yaratmış, iki açıdan bakıyor.Ne güzel göz yaratmış! İki tane yaratmış, iki açıdan bakıyor. Bir gözünle baktığın zaman derinliği fark edemiyorsun,Bir gözünle baktığın zaman derinliği fark edemiyorsun, iki açıdan bakınca stereoskop oluyor, şey oluyor sinemaskop oluyor, derinliği görüyorsun, derinleşiyor.iki açıdan bakınca stereoskop oluyor, şey oluyor sinemaskop oluyor, derinliği görüyorsun, derinleşiyor. Üçüncü boyutu sezebiliyorsun. Bir gözüyle üçüncü boyutu sezemez insan. Bir gözüyle iğneye ipliği geçiremez; ya öne gider ya arkaya gider.Üçüncü boyutu sezebiliyorsun. Bir gözüyle üçüncü boyutu sezemez insan. Bir gözüyle iğneye ipliği geçiremez; ya öne gider ya arkaya gider. İki gözüyle oldu mu mesafeyi ayarlaması mümkün oluyor.İki gözüyle oldu mu mesafeyi ayarlaması mümkün oluyor. Allah ondan iki göz yaratmış. Her şeyi biliyor Mevlâ. Kadîr Mevlâ her şeyi biliyor.Allah ondan iki göz yaratmış. Her şeyi biliyor Mevlâ. Kadîr Mevlâ her şeyi biliyor. İki göz yaratmış, derinliği de sezdiriyor; bu bundan daha ötede, bu bundan daha beride.İki göz yaratmış, derinliği de sezdiriyor; bu bundan daha ötede, bu bundan daha beride. Üçüncü boyutu... yani iki boyutlu değil üç boyutlu, üç buutlu oluyor.Üçüncü boyutu... yani iki boyutlu değil üç boyutlu, üç buutlu oluyor. Manzara üç buutlu oluyor, ne güzel!Manzara üç buutlu oluyor, ne güzel! Üç boyutlu hale getiriyor, e ne güzel yaratmış!Üç boyutlu hale getiriyor, e ne güzel yaratmış! İki tane kulak var, neden iki tane?İki tane kulak var, neden iki tane? Bir kulak olsa sesin nereden geldiğini anlayamazsın.Bir kulak olsa sesin nereden geldiğini anlayamazsın. İki kulak olduğu için ses soldan geldi diyorsun, dönüyorsun; hayırİki kulak olduğu için ses soldan geldi diyorsun, dönüyorsun; hayır buradan geldi diyorsun, dönüyorsun.buradan geldi diyorsun, dönüyorsun. İki kulağa sesin geliş farkından beynin, sesin nereden geldiğini anlıyor muhterem kardeşim.İki kulağa sesin geliş farkından beynin, sesin nereden geldiğini anlıyor muhterem kardeşim. Sen hilkatini bir düşünsen, ne kadar güzel yaratıldığını anlarsın.Sen hilkatini bir düşünsen, ne kadar güzel yaratıldığını anlarsın. E seni bu kadar güzel yaratmış olan Allah'a niye güzel kulluk etmiyorsun da isyan ediyorsun?

E seni bu kadar güzel yaratmış olan Allah'a niye güzel kulluk etmiyorsun da isyan ediyorsun?
Niye böyle şeytana uyuyorsun? Niye nankörlük ediyorsun?Niye böyle şeytana uyuyorsun? Niye nankörlük ediyorsun? Niye yapılan iyiliğe karşılık göstermiyorsun?Niye yapılan iyiliğe karşılık göstermiyorsun? Cevap yok, yanıt yok. Nasıl yanıt versin?Cevap yok, yanıt yok. Nasıl yanıt versin? Bunun yanıtı nedir: Başı öne eğip mahcup olmaktır.Bunun yanıtı nedir: Başı öne eğip mahcup olmaktır. Bunun yanıtı: "Hata işledim yâ Rabbi" demektir.Bunun yanıtı: "Hata işledim yâ Rabbi" demektir. Evet, muhterem kardeşlerim hadis-i şerife dönelim.

Evet, muhterem kardeşlerim hadis-i şerife dönelim.
İnsanın içinde iman durduğu gibi durmaz, yıpranır; tazelemek lazım.İnsanın içinde iman durduğu gibi durmaz, yıpranır; tazelemek lazım. Tazelenmesi için Lâ ilâhe illallâh diyeceğiz. Lâ ilâhe illallâh tazeliyor imanı.Tazelenmesi için Lâ ilâhe illallâh diyeceğiz. Lâ ilâhe illallâh tazeliyor imanı. Tabii asıl Lâ ilâhe illallâh tazelemiyor, Allah tazeliyor.Tabii asıl Lâ ilâhe illallâh tazelemiyor, Allah tazeliyor. Allah dilerse imanı verir. Dilemezse imanı vermez; adamAllah dilerse imanı verir. Dilemezse imanı vermez; adam Lâ ilâhe illallâh'ı bin defa dese gene imana gelemez.Lâ ilâhe illallâh'ı bin defa dese gene imana gelemez. Peygamber Efendimiz zamanında azılı müşrikler yok muydu?Peygamber Efendimiz zamanında azılı müşrikler yok muydu? Bu devirde yok mu Lâ ilâhe illallâh'ı her yerde duyan insanlar?Bu devirde yok mu Lâ ilâhe illallâh'ı her yerde duyan insanlar? Şu minarelerden günde beş defa fezaya, dünyanın her yerinde Lâ ilâhe illallâh söylenmiyor mu? Eşhedü en lâ ilâhe illallâhŞu minarelerden günde beş defa fezaya, dünyanın her yerinde Lâ ilâhe illallâh söylenmiyor mu? Eşhedü en lâ ilâhe illallâh denmiyor mu? Deniyor.denmiyor mu? Deniyor. E niye inanmayan inanmıyor,E niye inanmayan inanmıyor, bu yola gelmeyen gelmiyor?bu yola gelmeyen gelmiyor? Allah herkese imanı nasip etmiyor.Allah herkese imanı nasip etmiyor. Bakın üstüne basarak söylüyorum, altını çizerek söylüyorum; iyi dinleyin:

Bakın üstüne basarak söylüyorum, altını çizerek söylüyorum; iyi dinleyin:
İmanlı isen Allah'a şükret.İmanlı isen Allah'a şükret. Allah sana imanı nasip etmiş ki imanlısın.Allah sana imanı nasip etmiş ki imanlısın. İmanı vermeseydi sen imanlı olamazdın. Kadrini kıymetini bil.İmanı vermeseydi sen imanlı olamazdın. Kadrini kıymetini bil. Allah sana çok kıymetli bir şey vermiş;Allah sana çok kıymetli bir şey vermiş; iman gibi bir gevher vermiş eline, kıymetlendirmiş seni. Sen de hakikaten bir hale gelmişsin.iman gibi bir gevher vermiş eline, kıymetlendirmiş seni. Sen de hakikaten bir hale gelmişsin. Efendim o bakımdan kıymetini bil.Efendim o bakımdan kıymetini bil. Evet, onun için Allah'tan isteyin diyor bu hadis-i şerifte:Evet, onun için Allah'tan isteyin diyor bu hadis-i şerifte: "Fes’elullâhe en yüceddide’l-îmâne fî kulûbiküm""Fes’elullâhe en yüceddide’l-îmâne fî kulûbiküm" Gönüllerinizde imanı... imanı yenilemesini Allah'tan isteyin.Gönüllerinizde imanı... imanı yenilemesini Allah'tan isteyin. "Yâ Rabbi benim imanımı kuvvetlendir yâ Rabbi."Yâ Rabbi benim imanımı kuvvetlendir yâ Rabbi. Benim imanımı efendim eskitme yâ Rabbi, yıpratma yâ Rabbi.Benim imanımı efendim eskitme yâ Rabbi, yıpratma yâ Rabbi. İmandan sonra beni küfre, ayağımı kaydırma yâ Rabbi.İmandan sonra beni küfre, ayağımı kaydırma yâ Rabbi. Cennete gidecek durumdayken cehennemin ateşleri içine düşürme yâ Rabbi,Cennete gidecek durumdayken cehennemin ateşleri içine düşürme yâ Rabbi, cehenneme atma yâ Rabbi" diye insan yalvaracak.cehenneme atma yâ Rabbi" diye insan yalvaracak. Dua ibadettir.

Dua ibadettir.
Namaz ibadettir, oruç ibadettir, zekât ibadettir, hac ibadettir;Namaz ibadettir, oruç ibadettir, zekât ibadettir, hac ibadettir; dua da ibadettir.dua da ibadettir. Dua ile meşgul oldu mu insan, ibadet etmiş oluyor.Dua ile meşgul oldu mu insan, ibadet etmiş oluyor. Dua ederken: "Sen yâ Rabbi şunu ver, bunu ver, şunu istiyorum, bunu istiyorum..."Dua ederken: "Sen yâ Rabbi şunu ver, bunu ver, şunu istiyorum, bunu istiyorum..." Canım, bu kendi menfaatine bir şey istiyor adam; olsun, ibadet. Dua da ibadet.Canım, bu kendi menfaatine bir şey istiyor adam; olsun, ibadet. Dua da ibadet. Çünkü Allah'a dönüyor, Allah'tan istiyor. Allah'ın varlığını bildi, Allah'ın varlığını bildi;Çünkü Allah'a dönüyor, Allah'tan istiyor. Allah'ın varlığını bildi, Allah'ın varlığını bildi; onun için o ibadet oluyor işte.onun için o ibadet oluyor işte. Suçlu bir kimseyi bizim müsteşar bir kardeşimiz vardı —Allah rahmet eylesin—

Suçlu bir kimseyi bizim müsteşar bir kardeşimiz vardı —Allah rahmet eylesin—
cezalandırmak istemiş. Suçlu, dairesinde bir bölgede müdür, suçlu.cezalandırmak istemiş. Suçlu, dairesinde bir bölgede müdür, suçlu. Cezalandırmak istemiş; cezalandırılacak, hak etmiş cezayı yani.Cezalandırmak istemiş; cezalandırılacak, hak etmiş cezayı yani. Fakat adam kurnaz; gelmiş buraya, hocamızın elini öpmüş.Fakat adam kurnaz; gelmiş buraya, hocamızın elini öpmüş. "Beni vazifeden atacak" demiş "müsteşar bey" demiş."Beni vazifeden atacak" demiş "müsteşar bey" demiş. İşte ağlamış, sızlamış burada, hocamıza yalvarmış.İşte ağlamış, sızlamış burada, hocamıza yalvarmış. Hocamız da ben Ankara'ya giderkenHocamız da ben Ankara'ya giderken dedi ki: "O müsteşar bey bizim ihvanımız —Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın, melek gibi kardeşimizdi, ağabeyimizdi—dedi ki: "O müsteşar bey bizim ihvanımız —Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın, melek gibi kardeşimizdi, ağabeyimizdi— ona benden selam söyle, o şahsı görevinden almasın" dedi hocamız.ona benden selam söyle, o şahsı görevinden almasın" dedi hocamız. Mazeretini kabul etmiş.Mazeretini kabul etmiş. Şimdi ben bunu söylediğim zaman müsteşar beye, masasından öyle bir bocaladı ki

Şimdi ben bunu söylediğim zaman müsteşar beye, masasından öyle bir bocaladı ki
tepesi üstü düşecek gibi... Çok bam teline basmışız yani. Olmayacaktepesi üstü düşecek gibi... Çok bam teline basmışız yani. Olmayacak yani, bir şey tam kararlaştırılmış bir şey;yani, bir şey tam kararlaştırılmış bir şey; artık oradan döndürmüşüz yani. Çok sarsıldı böyle, kıpkırmızı oldu, kan beynine çıktı böyle. Şöyleartık oradan döndürmüşüz yani. Çok sarsıldı böyle, kıpkırmızı oldu, kan beynine çıktı böyle. Şöyle bir kendini toparladı, derin bir nefes aldı;bir kendini toparladı, derin bir nefes aldı; çok hoşuma gitti.çok hoşuma gitti. Yani insan gazaplanır, kızar, sinirlenir; amma sinirine hâkim olup efendim vaziyeti düzeltmek çok güzel bir şey.Yani insan gazaplanır, kızar, sinirlenir; amma sinirine hâkim olup efendim vaziyeti düzeltmek çok güzel bir şey. O da çok üzüldü, çok sinirlendi, kıpkırmızı oldu efendim; sonraO da çok üzüldü, çok sinirlendi, kıpkırmızı oldu efendim; sonra kendini toparladı, güldü. Fırtınadan sonra bulutlar açılıp da güneşin çıktığı gibi güldü yüzü.kendini toparladı, güldü. Fırtınadan sonra bulutlar açılıp da güneşin çıktığı gibi güldü yüzü. "Aferin be keretaya" dedi."Aferin be keretaya" dedi. Affedersiniz efendim,Affedersiniz efendim, "Aferin" dedi, efendim"Aferin" dedi, efendim "Hiç olmazsa" dedi, "müracaat edeceği yeri bilmiş" dedi.

"Hiç olmazsa" dedi, "müracaat edeceği yeri bilmiş" dedi.
"Aferin" dedi, o da bir şey."Aferin" dedi, o da bir şey. Hah, işte bu dünyevî fıkradan gelelim uhrevî meseleye:Hah, işte bu dünyevî fıkradan gelelim uhrevî meseleye: Dua eden insan ne kadar günahkâr olsa, hiç olmazsa başvuracağı yeri bilmiş oluyor;Dua eden insan ne kadar günahkâr olsa, hiç olmazsa başvuracağı yeri bilmiş oluyor; Allah'a dönmüş oluyor, Allah'tan istiyor.Allah'a dönmüş oluyor, Allah'tan istiyor. Bu büyük bir vazife.Bu büyük bir vazife. Allah'a dönüp Allah'ın duaları kabul edici olduğunu bilip O'ndan istemek çok güzel bir şey muhterem kardeşlerim.Allah'a dönüp Allah'ın duaları kabul edici olduğunu bilip O'ndan istemek çok güzel bir şey muhterem kardeşlerim. Onun için ne isteyeceğiz Allah'tan: "Aman yâ Rabbi beni mümin olarak dünyaya getirdin.Onun için ne isteyeceğiz Allah'tan: "Aman yâ Rabbi beni mümin olarak dünyaya getirdin. Annem Müslüman, babam Müslüman; çok şükür yâ Rabbi, elhamdülillâhi alâ ni‘meti'l-İslâm.Annem Müslüman, babam Müslüman; çok şükür yâ Rabbi, elhamdülillâhi alâ ni‘meti'l-İslâm. Aman yâ Rabbi beni bu güzel imandan ayırma!"Aman yâ Rabbi beni bu güzel imandan ayırma!" Ayrılabilir insan, Allah saklasın.Ayrılabilir insan, Allah saklasın. Allah korusun, iman gidiverir.

Allah korusun, iman gidiverir.
Bir edepsizlik yapar, bir edepsizce söz söyler; Allah gazap eder, alır imanı; kâfir ölür.Bir edepsizlik yapar, bir edepsizce söz söyler; Allah gazap eder, alır imanı; kâfir ölür. Hazreti Ömer zamanında birisi Medine çarşısında dolaşıyordu.

Hazreti Ömer zamanında birisi Medine çarşısında dolaşıyordu.
Kabile reisi, şair, itibarlı adam. Elbisesi, meclisi, kılığı, ensesi, kulağı yerinde bir adam.Kabile reisi, şair, itibarlı adam. Elbisesi, meclisi, kılığı, ensesi, kulağı yerinde bir adam. Birisi bu adamcağızın ayağına bastı kazara...Birisi bu adamcağızın ayağına bastı kazara... Adamcağız birisi bunun ayağına bastı.Adamcağız birisi bunun ayağına bastı. Hazreti Ömer halife o devirde. Bu da gerildi, bir tokat patlattı bu ayağına basana. Çat! Şeyin üzerinde.Hazreti Ömer halife o devirde. Bu da gerildi, bir tokat patlattı bu ayağına basana. Çat! Şeyin üzerinde. Herkesin gözü önünde, çarşıda yolun üzerinde bir tokat... aşk etmek diyorlar ya hani,Herkesin gözü önünde, çarşıda yolun üzerinde bir tokat... aşk etmek diyorlar ya hani, bir tokat patlattı buna.bir tokat patlattı buna. Patlattı amma devir devr-i Ömer radıyallâhu anh, adalet devri.Patlattı amma devir devr-i Ömer radıyallâhu anh, adalet devri. Eski devir değil ki;Eski devir değil ki; eski cahiliye devri olsaydı o adamcağız o tokadı sineye çekerdi,eski cahiliye devri olsaydı o adamcağız o tokadı sineye çekerdi, yüzünde beş parmağın izi, karşısındakini ovuştura ovuştura kabilesine boynu bükük giderdi.yüzünde beş parmağın izi, karşısındakini ovuştura ovuştura kabilesine boynu bükük giderdi. Bu ne yaptı? Doğru Hazreti Ömer'in divanına gitti.

Bu ne yaptı? Doğru Hazreti Ömer'in divanına gitti.
Dedi: "Yâ Ömer,Dedi: "Yâ Ömer, falanca adam beni çarşıda herkesin gözü önünde tokatladı" dedi. "Hakkımıfalanca adam beni çarşıda herkesin gözü önünde tokatladı" dedi. "Hakkımı isterim" dedi, "Adalet isterim".isterim" dedi, "Adalet isterim". İslam geldi ya, İslam bu. "Hakkımı isterim" dedi.İslam geldi ya, İslam bu. "Hakkımı isterim" dedi. Hazreti Ömer: "Hakkındır, kısas" dedi.Hazreti Ömer: "Hakkındır, kısas" dedi. Kısas; "Sen de o meydanda bir tokat aşk edeceksin, önce o ceza.Kısas; "Sen de o meydanda bir tokat aşk edeceksin, önce o ceza. Bir kere kısasa kısas: En-nefse bi'n-nefs ve'l-ayne bi'l-ayn ve's-sinne bi's-sinn ve'l-cürûha kısâs...Bir kere kısasa kısas: En-nefse bi'n-nefs ve'l-ayne bi'l-ayn ve's-sinne bi's-sinn ve'l-cürûha kısâs... Ayet-i kerime, kısas; başka çare yok".Ayet-i kerime, kısas; başka çare yok". Adam bunu duyunca: "Vay!" Hazreti Ömer ne demiş gıyabında:

Adam bunu duyunca: "Vay!" Hazreti Ömer ne demiş gıyabında:
"O adam yakalanacak, çarşıya getirilecek; bu bedevi köylü gelecek bunun yüzüne aynı hızda gerilecek,"O adam yakalanacak, çarşıya getirilecek; bu bedevi köylü gelecek bunun yüzüne aynı hızda gerilecek, bir tane patlatacak; onun da beş parmağının izi onun suratında!"bir tane patlatacak; onun da beş parmağının izi onun suratında!" Kısas; aynı hızda vurması lazım.Kısas; aynı hızda vurması lazım. Bunu duyunca kaçtı. Bunu duyunca kaçtı Medine-i Münevvere'den.

Bunu duyunca kaçtı. Bunu duyunca kaçtı Medine-i Münevvere'den.
O zaman kuzeyde, Suriye tarafında Gassânî Devleti vardı.O zaman kuzeyde, Suriye tarafında Gassânî Devleti vardı. Suriye'de, o Şam civarında Gassânî Devleti vardı.Suriye'de, o Şam civarında Gassânî Devleti vardı. Gassânî Devleti Hristiyandı; o Hristiyan devlete sığındı.Gassânî Devleti Hristiyandı; o Hristiyan devlete sığındı. Hazreti Ömer'den kaçtı, Hristiyan devlete sığındı. Şeriatın hükmünden kaçtı efendim. Yüzüne tokadı yemedi amma Allah kalbinden imanı çekti aldı.Hazreti Ömer'den kaçtı, Hristiyan devlete sığındı. Şeriatın hükmünden kaçtı efendim. Yüzüne tokadı yemedi amma Allah kalbinden imanı çekti aldı. Mürted olarak, kâfir olarak diyar-ı küfürde öldü.Mürted olarak, kâfir olarak diyar-ı küfürde öldü. Keşke bin tane tokat yeseydi de imanından mahrum kalmasaydı! HazretiKeşke bin tane tokat yeseydi de imanından mahrum kalmasaydı! Hazreti Ömer'in adaletine razı olsaydı, kaçmasaydı da keşke efendim keşke imansız gitmeseydi ahirete.Ömer'in adaletine razı olsaydı, kaçmasaydı da keşke efendim keşke imansız gitmeseydi ahirete. Ne olacak bu dünyada; insan hastalanıyor, yaralanıyor, şehit oluyor, kolu kesiliyor, bacağı kesiliyor, ne olacak?Ne olacak bu dünyada; insan hastalanıyor, yaralanıyor, şehit oluyor, kolu kesiliyor, bacağı kesiliyor, ne olacak? Yapmasaydı, vurmasaydı. Tabii İslam adalet dini.Yapmasaydı, vurmasaydı. Tabii İslam adalet dini. O mevki bu mevki yüksek diye,O mevki bu mevki yüksek diye, yüksekteki aşağıdakini dövecek mi yani?yüksekteki aşağıdakini dövecek mi yani? Hakiki insan hakları İslam'da var,

Hakiki insan hakları İslam'da var,
İslam bu.İslam bu. O tabii eski alışkanlıkla tokadı patlattı amma imanını imanıyla ödedi.O tabii eski alışkanlıkla tokadı patlattı amma imanını imanıyla ödedi. Hayatıyla değil imanıyla; en fenası o. Hayatıyla ödese, cezayı çektikten sonra gene cennete giderdi.Hayatıyla değil imanıyla; en fenası o. Hayatıyla ödese, cezayı çektikten sonra gene cennete giderdi. Hayatıyla değil imanı gitti; ebedî cehennemde yanacak. Kibirli çünkü, tokadı şeyine yediremedi.Hayatıyla değil imanı gitti; ebedî cehennemde yanacak. Kibirli çünkü, tokadı şeyine yediremedi. E vurmasaydın! Senin izzet-i nefsin var da o tokatladığının izzet-i nefsi yok mu? Kaza olmuş, kazara basmış ayağına, orada özür diler.E vurmasaydın! Senin izzet-i nefsin var da o tokatladığının izzet-i nefsi yok mu? Kaza olmuş, kazara basmış ayağına, orada özür diler. Sen de bas kısasa kısas, sen de onun ayağına bas yani nihayet; öyle tokat mı olur?Sen de bas kısasa kısas, sen de onun ayağına bas yani nihayet; öyle tokat mı olur? İslam'da şey de yok, ihkak-ı hak yoktur İslam'da.

İslam'da şey de yok, ihkak-ı hak yoktur İslam'da.
Ne demek ihkak-ı hak? Ben hakkımı senden alırım. Yağma yok!Ne demek ihkak-ı hak? Ben hakkımı senden alırım. Yağma yok! Dur bakalım sen; sen "hakkım" diyorsun, "alırım" diyorsun amma bir kere haklı mısın?Dur bakalım sen; sen "hakkım" diyorsun, "alırım" diyorsun amma bir kere haklı mısın? Buna sen karar veremezsin. Sen kendini haklı sanırsın amma bakalım kadı efendi ne diyecek, gel bakalım.Buna sen karar veremezsin. Sen kendini haklı sanırsın amma bakalım kadı efendi ne diyecek, gel bakalım. Kadıya bir şikâyet et, kadı bir dinlesin iki tarafı; ondan sonra...Kadıya bir şikâyet et, kadı bir dinlesin iki tarafı; ondan sonra... "Ben haklıyım vallahi!" Ne yemin ediyorsun?"Ben haklıyım vallahi!" Ne yemin ediyorsun? Ya haklısın ya değilsin; kadı efendi bakalım ne diyecek, ayete hadise hangisi uygun?Ya haklısın ya değilsin; kadı efendi bakalım ne diyecek, ayete hadise hangisi uygun? Kadın efendim şey diyor: "Anam babam" diyor, "bana mirasta az verdiler" diyor; kızıyor anasına babasına.

Kadın efendim şey diyor: "Anam babam" diyor, "bana mirasta az verdiler" diyor; kızıyor anasına babasına.
Gelmiş bana şikâyet ediyor.Gelmiş bana şikâyet ediyor. "Ne vermişler?" dedim."Ne vermişler?" dedim. "İşte erkek kardeşime fazla verdiler, bana az verdiler"."İşte erkek kardeşime fazla verdiler, bana az verdiler". E dedim, bu Kur'an-ı Kerim'in emri:E dedim, bu Kur'an-ı Kerim'in emri: "Yûsîkümü'llâhu fî evlâdiküm lizzekeri mislü hazzı'l-ünseyeyn.""Yûsîkümü'llâhu fî evlâdiküm lizzekeri mislü hazzı'l-ünseyeyn." Allah erkeğe kadının hissesinin iki misli verilmesini emrediyor Kur'an-ı Kerim'de mirasta;Allah erkeğe kadının hissesinin iki misli verilmesini emrediyor Kur'an-ı Kerim'de mirasta; Allah'ın emri bu.Allah'ın emri bu. "Ben Allah'ın emrini dinlemem, cumhuriyet kanunlarına göre eşit bölünmesi lazım, böyle isterim""Ben Allah'ın emrini dinlemem, cumhuriyet kanunlarına göre eşit bölünmesi lazım, böyle isterim" diyor; şikâyet ediyor bana.diyor; şikâyet ediyor bana. Kadın Müslüman, kadın Müslüman... Müslüman, mütedeyyin; amma paraya gelince, paraya gelince diyor ki:Kadın Müslüman, kadın Müslüman... Müslüman, mütedeyyin; amma paraya gelince, paraya gelince diyor ki: "Ben paranın taksiminde razı değilim diyor" Öyle şey olur mu?"Ben paranın taksiminde razı değilim diyor" Öyle şey olur mu? "E-fe-tü’minûne bi-ba‘di'l-kitâbi ve tekfürûne bi-ba‘d.""E-fe-tü’minûne bi-ba‘di'l-kitâbi ve tekfürûne bi-ba‘d." Allah'ın şu güzel Kur'an-ı Kerim'inin bazı ayetlerine inanıyorsunuz da bazısına inanmıyor musunuz?Allah'ın şu güzel Kur'an-ı Kerim'inin bazı ayetlerine inanıyorsunuz da bazısına inanmıyor musunuz? Öyle saçma şey mi olur?Öyle saçma şey mi olur? Allah'ı seven, Allah'ın her şeyini sever.

Allah'ı seven, Allah'ın her şeyini sever.
Adını sever, zikrini sever, emrini sever, yasağını sever, hükmünü sever, peygamberini sever, kitabını sever, cemâlini sever, kemâlini sever...Adını sever, zikrini sever, emrini sever, yasağını sever, hükmünü sever, peygamberini sever, kitabını sever, cemâlini sever, kemâlini sever... Allah'ın her şeyini sever Allah'ı seven.Allah'ın her şeyini sever Allah'ı seven. Razı olacaksın. Kaderini sever: "Bu benim kaderim, ne yapalım..."Razı olacaksın. Kaderini sever: "Bu benim kaderim, ne yapalım..." Çok güzel bir kadın varmış tarihte, dünya güzeli bir kadın, çok güzel.

Çok güzel bir kadın varmış tarihte, dünya güzeli bir kadın, çok güzel.
Bir de kocası varmış çok çirkin. Kocası çok çirkin, kadın da çok güzel.Bir de kocası varmış çok çirkin. Kocası çok çirkin, kadın da çok güzel. Birisi gitmiş yanına, şeytanlık yapmış; demiş ki:Birisi gitmiş yanına, şeytanlık yapmış; demiş ki: "Yâ hu sen bu kadar güzelsin, kocan da bu kadar çirkin...""Yâ hu sen bu kadar güzelsin, kocan da bu kadar çirkin..." Kadının huyu da güzelmiş, aklı da güzelmiş, imanı da güzelmiş.Kadının huyu da güzelmiş, aklı da güzelmiş, imanı da güzelmiş. Diyor ki: "Demek ki onun Allah'ın rızasına uygun ne ameli varsa Allah beni ona nasip etmiş, mükâfatlandırmış onu".Diyor ki: "Demek ki onun Allah'ın rızasına uygun ne ameli varsa Allah beni ona nasip etmiş, mükâfatlandırmış onu". Yüz vermiyor, yani münafığın şeyine veya münafıklığa götürecek olan şeye yüz vermiyor.Yüz vermiyor, yani münafığın şeyine veya münafıklığa götürecek olan şeye yüz vermiyor. Yüz vermiyor.Yüz vermiyor. "O Allah'a yarayan bir işi varmış ki Allah beni ona nasip etmiş."O Allah'a yarayan bir işi varmış ki Allah beni ona nasip etmiş. Benim de bir kusurum varmış ki beni onunla cezalandırıyor; amma belki ceza da değil".Benim de bir kusurum varmış ki beni onunla cezalandırıyor; amma belki ceza da değil". Çünkü güzellik sadece yüz güzelliği değildir muhterem kardeşlerim.Çünkü güzellik sadece yüz güzelliği değildir muhterem kardeşlerim. Güzellik sadece yüz güzelliği değildir;Güzellik sadece yüz güzelliği değildir; güzellik huy güzelliğidir, asıl güzellik odur.güzellik huy güzelliğidir, asıl güzellik odur. Yüzler buruşur, insanlar ihtiyarlar, güzellikler uçar gider amma asıl güzellik huy güzelliğidir, iman güzelliğidir.Yüzler buruşur, insanlar ihtiyarlar, güzellikler uçar gider amma asıl güzellik huy güzelliğidir, iman güzelliğidir. Filozofun birisi yolda giderken karşıdan gelen çok yakışıklı bir delikanlı görmüş.

Filozofun birisi yolda giderken karşıdan gelen çok yakışıklı bir delikanlı görmüş.
Selvi gibi bir şey, levent gibi bir şey; bayılmış. Güzelliğine hayran kalmış yani.Selvi gibi bir şey, levent gibi bir şey; bayılmış. Güzelliğine hayran kalmış yani. Boyuna posuna, endamına çocuğun delikanlının hayran kalmış.Boyuna posuna, endamına çocuğun delikanlının hayran kalmış. Yanına gitmiş, selam vermiş, konuşmuş... Kaba sabaYanına gitmiş, selam vermiş, konuşmuş... Kaba saba cevap vermiş çocuk, delikanlı. Eğri büğrü cevap vermiş;cevap vermiş çocuk, delikanlı. Eğri büğrü cevap vermiş; yani ne mantık var ne güzellik var...yani ne mantık var ne güzellik var... Demiş ki: "İnâü zehebin ve fîhi hallün."Demiş ki: "İnâü zehebin ve fîhi hallün." Altından bir testi amma içinde sirke var demiş, yürümüş gitmiş.Altından bir testi amma içinde sirke var demiş, yürümüş gitmiş. İçi altın mı? İçinde şerbet yok, sirke var. İçi turşu, ekşi; dışı güzel. Dış güzelliği mühim değildir.İçi altın mı? İçinde şerbet yok, sirke var. İçi turşu, ekşi; dışı güzel. Dış güzelliği mühim değildir. Allah Teâlâ Hazretleri Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor ki,

Allah Teâlâ Hazretleri Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor ki,
hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz de buyuruyor ki,hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz de buyuruyor ki, Kur'an-ı Kerim'de de şey var: "Len yenâle'llâhe lühûmühâ ve lâ dimâühâ" Ayet-i kerime var:Kur'an-ı Kerim'de de şey var: "Len yenâle'llâhe lühûmühâ ve lâ dimâühâ" Ayet-i kerime var: Kestiğiniz kurbanların etleri kanları Allah'a ulaşmayacaktır. "Ve lâkin yenâlühü't-takvâ minküm"Kestiğiniz kurbanların etleri kanları Allah'a ulaşmayacaktır. "Ve lâkin yenâlühü't-takvâ minküm" Sizin takvanız Allah'a ulaşacaktır.Sizin takvanız Allah'a ulaşacaktır. Müttakî iseniz amelinizi kabul edecek Allah. Hah!Müttakî iseniz amelinizi kabul edecek Allah. Hah! "İnna'llâhe lâ yenzuru ilâ suveriküm ve ecsâmiküm""İnna'llâhe lâ yenzuru ilâ suveriküm ve ecsâmiküm" Allah sizin yüzünüze, cisminize bakmaz.Allah sizin yüzünüze, cisminize bakmaz. "Ve lâkin yenzuru ilâ kulûbiküm" Gönlünüze bakar, bakalım gönlünüz temiz mi?"Ve lâkin yenzuru ilâ kulûbiküm" Gönlünüze bakar, bakalım gönlünüz temiz mi? Amellerinize bakar, bakalım amelleriniz amel-i salih mi diyeAmellerinize bakar, bakalım amelleriniz amel-i salih mi diye onlara bakar Allah; öyle şeye bakmaz.onlara bakar Allah; öyle şeye bakmaz. Evet, onun için Allah'tan hayırları isteyeceğiz.

Evet, onun için Allah'tan hayırları isteyeceğiz.
Allah imanı alıverebilir.Allah imanı alıverebilir. İmanın elimizden gitmemesi için edebe riayet edeceğiz;İmanın elimizden gitmemesi için edebe riayet edeceğiz; edepli kul olacağız, saygılı kul olacağız, terbiyeli kul olacağız. Düşünceli, hassas kul olacağız.edepli kul olacağız, saygılı kul olacağız, terbiyeli kul olacağız. Düşünceli, hassas kul olacağız. Allah'ın emrini tutmaya çalışacağız. Allah'ın yolunda yürümeye çalışacağız veAllah'ın emrini tutmaya çalışacağız. Allah'ın yolunda yürümeye çalışacağız ve Allah'a çok yalvaracağız.Allah'a çok yalvaracağız. "Aman yâ Rabbi" diyeceğiz, "Affet Allah'ım" diyeceğiz."Aman yâ Rabbi" diyeceğiz, "Affet Allah'ım" diyeceğiz. Allah'a yalvaracağız.Allah'a yalvaracağız. Bunu böylece bilin.Bunu böylece bilin. Zikirlerinize devam edin;Zikirlerinize devam edin; Allah'tan imanınızı korumasını, imanınızı yenilemesini, takviye etmesini isteyin;Allah'tan imanınızı korumasını, imanınızı yenilemesini, takviye etmesini isteyin; kalbinizde iman yenilensin.kalbinizde iman yenilensin. İmanın yenilenme vesilelerinden birisi

İmanın yenilenme vesilelerinden birisi
bir koca ay Ramazan ayıdır muhterem kardeşlerim. Gerçekten de tazeliyor insanı.bir koca ay Ramazan ayıdır muhterem kardeşlerim. Gerçekten de tazeliyor insanı. Yani böyle check-up'tan çıkmış gibi, tornadan tezgahtan yeniden tamir olmuş çıkmış gibi oluyor insanoğlu Ramazan'dan geçtikten sonra.Yani böyle check-up'tan çıkmış gibi, tornadan tezgahtan yeniden tamir olmuş çıkmış gibi oluyor insanoğlu Ramazan'dan geçtikten sonra. Ramazan çok mübarek, çok mübarek, çok hikmetli bir ay.Ramazan çok mübarek, çok mübarek, çok hikmetli bir ay. Şimdi Ramazan'ın üzerinden bir hafta geçti muhterem kardeşlerim. Şimdi kendinizi kontrol edin:Şimdi Ramazan'ın üzerinden bir hafta geçti muhterem kardeşlerim. Şimdi kendinizi kontrol edin: Eğer Ramazan'daki güzel alışkanlıklarınızı, kazandığınız iyi vasıfları,Eğer Ramazan'daki güzel alışkanlıklarınızı, kazandığınız iyi vasıfları, manevi sevap kazanmanıza sebep olacak güzellikleri bu bir hafta içinde devam ettirebildiyseniz,manevi sevap kazanmanıza sebep olacak güzellikleri bu bir hafta içinde devam ettirebildiyseniz, kaçırmadıysanız, unutmadıysanız, kaybetmediyseniz ne mutlu!kaçırmadıysanız, unutmadıysanız, kaybetmediyseniz ne mutlu! Demek ki maya tuttu. Demek ki fidan tamam; kurumayacak,

Demek ki maya tuttu. Demek ki fidan tamam; kurumayacak,
yaşamış, kökü şey yapmış, demek ki meyve verecek;yaşamış, kökü şey yapmış, demek ki meyve verecek; vaziyet iyi. Bu şeyin alametidir:vaziyet iyi. Bu şeyin alametidir: Ramazan'daki ibadetlerinizin Allah tarafından kabul edildiğinin alametidir.Ramazan'daki ibadetlerinizin Allah tarafından kabul edildiğinin alametidir. Ne? Sizin iyi halinizin devam etmesi.Ne? Sizin iyi halinizin devam etmesi. "Vay hocam iyi halim devam etmiyor, maalesef gene eski halime döndüm. Gene"Vay hocam iyi halim devam etmiyor, maalesef gene eski halime döndüm. Gene günde bir paket sigara içiyorum, gene namazları aksatıyorum, genegünde bir paket sigara içiyorum, gene namazları aksatıyorum, gene sabah namazına kalkamıyorum, gene camiye gidemiyorum. Genesabah namazına kalkamıyorum, gene camiye gidemiyorum. Gene televizyon, gene eğlence, gene futbol, gene keyif, gene zevk... Genetelevizyon, gene eğlence, gene futbol, gene keyif, gene zevk... Gene dükkanın önünden bir bayan geçerse tepeden tırnağa süzerim, bakarım bilmem ne..."dükkanın önünden bir bayan geçerse tepeden tırnağa süzerim, bakarım bilmem ne..." Maalesef senin fidanın tutmamış. Senin aşın olmamış. Senin sütünün yoğurt mayası olmamış,

Maalesef senin fidanın tutmamış. Senin aşın olmamış. Senin sütünün yoğurt mayası olmamış,
senin sütün ekşimiş. Senin ibadetini Allah demek ki kabul etmemiş. Ağla sen!senin sütün ekşimiş. Senin ibadetini Allah demek ki kabul etmemiş. Ağla sen! Bir sene ağla, bir daha Ramazan gelinceye kadar ağla.Bir sene ağla, bir daha Ramazan gelinceye kadar ağla. Öyle bir güzel mevsim geçti de istifade edemedim diye ağla.Öyle bir güzel mevsim geçti de istifade edemedim diye ağla. Allah Teâlâ Hazretleri yardım etsin. İbadetleri de O'nun yardımıyla yapıyoruz.Allah Teâlâ Hazretleri yardım etsin. İbadetleri de O'nun yardımıyla yapıyoruz. Tevfikini refik eylesin; nefse, şeytana uydurmasın sevgili kardeşlerim.Tevfikini refik eylesin; nefse, şeytana uydurmasın sevgili kardeşlerim. İkinci hadis-i şerif, bu 96. sayfanın 7. hadis-i şerifi oluyor:

İkinci hadis-i şerif, bu 96. sayfanın 7. hadis-i şerifi oluyor:
"İnne'l-birra ve's-sılata le-yutîlâni'l-a‘mâr ve yü‘ammirâni'd-diyâr ve yübessitâni'l-emvâl ve lev kâne'l-kavmü füccârâ."

"İnne'l-birra ve's-sılata le-yutîlâni'l-a‘mâr ve yü‘ammirâni'd-diyâr ve yübessitâni'l-emvâl ve lev kâne'l-kavmü füccârâ."
Sübhanallah.Sübhanallah. Bu hadis-i şerif Abdullah İbn-i Abbas radıyallâhu anhümâ'dan rivayet edilmiş.Bu hadis-i şerif Abdullah İbn-i Abbas radıyallâhu anhümâ'dan rivayet edilmiş. Dikkatle dinleyin bu hadis-i şerifi; bir şey öğreneceğiz, çok mühim bir şey.Dikkatle dinleyin bu hadis-i şerifi; bir şey öğreneceğiz, çok mühim bir şey. "İnne'l-birra ve's-sılata":"İnne'l-birra ve's-sılata": Birr—iki "r" ile,Birr—iki "r" ile, tüşeddet— rakam olan bir var, B, İ, R harfleriyle;tüşeddet— rakam olan bir var, B, İ, R harfleriyle; bu R harfi iki tane, birr. Birrü takva.bu R harfi iki tane, birr. Birrü takva. Birr, iyilik demek genel manasıyla.Birr, iyilik demek genel manasıyla. Özel manasıyla özellikle anne babasına iyi evlat olmak demek.Özel manasıyla özellikle anne babasına iyi evlat olmak demek. Genel manası umumiyetle iyi olmak demek, iyi bir Müslüman olmak demek.Genel manası umumiyetle iyi olmak demek, iyi bir Müslüman olmak demek. Özel manası ana babasına iyi evlatlık yapmak demek.Özel manası ana babasına iyi evlatlık yapmak demek. Ana babasına iyi evlatlık yapan kimseye "berran bi-vâlideyhi" derler;Ana babasına iyi evlatlık yapan kimseye "berran bi-vâlideyhi" derler; anne babasına karşı iyi evlat, iyilik yapan evlat, iyi bir evlat demek.anne babasına karşı iyi evlat, iyilik yapan evlat, iyi bir evlat demek. Hah, "inne'l-birra" yani iyi olması, insanın iyi olması;Hah, "inne'l-birra" yani iyi olması, insanın iyi olması; özellikle ana babasına iyilik yapması o manada daha önde olabilir.özellikle ana babasına iyilik yapması o manada daha önde olabilir. "Ve's-sıla": Sıla da aslında bağlamak demek. Vasletmek ne demek; vasletmek bağlamak demek."Ve's-sıla": Sıla da aslında bağlamak demek. Vasletmek ne demek; vasletmek bağlamak demek. Vasıl masdarının bir çeşididir bu sıla, bağlamak demek.Vasıl masdarının bir çeşididir bu sıla, bağlamak demek. Eğer insan akrabalarla bağlantılarını bağlı tutuyorsa —dayısı, teyzesi, halası, eniştesi, amcası,Eğer insan akrabalarla bağlantılarını bağlı tutuyorsa —dayısı, teyzesi, halası, eniştesi, amcası, kardeşi, akrabası— onlarla bağları bağlı tutuyorsa bu sıla-i rahim yapıyor.kardeşi, akrabası— onlarla bağları bağlı tutuyorsa bu sıla-i rahim yapıyor. Rahim akraba demek.Rahim akraba demek. Eğer bağları koparmışsa bu efendim katıü'r-rahim;Eğer bağları koparmışsa bu efendim katıü'r-rahim; akrabalık bağlarını koparmış insan demek, ipleri koparmış.akrabalık bağlarını koparmış insan demek, ipleri koparmış. Halbuki İslam'da akrabalarla bağları koparmak günah.Halbuki İslam'da akrabalarla bağları koparmak günah. Sıla-i rahim sevap, akrabalarla alakaları devam ettirmek sevap; bağları koparmak günah.

Sıla-i rahim sevap, akrabalarla alakaları devam ettirmek sevap; bağları koparmak günah.
Sıla-i rahim sevap, bağları koparmak günah; amma bayram geçiyor, bayramlaşmıyor!Sıla-i rahim sevap, bağları koparmak günah; amma bayram geçiyor, bayramlaşmıyor! İnada bak! Herifteki inada bak yani!İnada bak! Herifteki inada bak yani! Bizim çoban amcanın tekesinden daha inatçı.Bizim çoban amcanın tekesinden daha inatçı. Eğri boynuzlu, kocaman, o kokan tekeden daha inatçı.Eğri boynuzlu, kocaman, o kokan tekeden daha inatçı. Bayram geliyor, geçiyor; öyle inatçı ki:Bayram geliyor, geçiyor; öyle inatçı ki: "Hayır! Bayramlaşmayacağım, gitmeyeceğim!""Hayır! Bayramlaşmayacağım, gitmeyeceğim!" Teke filan solda sıfır kalır,Teke filan solda sıfır kalır, bunun inadının yanında teke filan solda sıfır kalır; çok inatçı.bunun inadının yanında teke filan solda sıfır kalır; çok inatçı. Allah şöyle emretmiş... Anlatıyoruz. Hutbede söylüyoruz, bayram sabahı söylüyoruz ammaAllah şöyle emretmiş... Anlatıyoruz. Hutbede söylüyoruz, bayram sabahı söylüyoruz amma ben bu bayram sabahında söylemeyi unuttum, hutbede söyler filan diye o hatip.ben bu bayram sabahında söylemeyi unuttum, hutbede söyler filan diye o hatip. "Aman dargınlar barışsın,"Aman dargınlar barışsın, aman akrabalarınızı ziyaret edin,aman akrabalarınızı ziyaret edin, aman bayramlaşmayı ihmal etmeyin" diyecektim.aman bayramlaşmayı ihmal etmeyin" diyecektim. İşte Sitte-i Şevval'i anlattık, şunu anlattık, bunu anlattık da biraz orası kaldı.İşte Sitte-i Şevval'i anlattık, şunu anlattık, bunu anlattık da biraz orası kaldı. Ben söyleyemedim, hutbede de söylenmedi amma sonradan söyledik; vaazda filan fırsat oldukça söyledik.Ben söyleyemedim, hutbede de söylenmedi amma sonradan söyledik; vaazda filan fırsat oldukça söyledik. Adam tekeden daha inatçı, inatçı keçiden daha inatçı.

Adam tekeden daha inatçı, inatçı keçiden daha inatçı.
Bayram geldi geçti, bayramlaşmadı.Bayram geldi geçti, bayramlaşmadı. Akraba, yeğen, kardeş; bayramlaşmadı. Neden? İnat var.Akraba, yeğen, kardeş; bayramlaşmadı. Neden? İnat var. Keçi o kadar inat yapar da ben insanoğluyum, ondan daha fazla inat yapamaz mıyım diyeKeçi o kadar inat yapar da ben insanoğluyum, ondan daha fazla inat yapamaz mıyım diye keçiyle inatta yarış yapıyor.keçiyle inatta yarış yapıyor. Allah'ın bayramında, Müslümanların arasına bayram olarak gönderdiği Ramazan Bayramı'nda bayramlaşmıyor.Allah'ın bayramında, Müslümanların arasına bayram olarak gönderdiği Ramazan Bayramı'nda bayramlaşmıyor. Şu camiye gelen giden cemaatten insanlar vardı, takip ediyordum.Şu camiye gelen giden cemaatten insanlar vardı, takip ediyordum. Böyle projektör altında bayramlaşmadı.Böyle projektör altında bayramlaşmadı. Hayda! İnada bak adamda, inada bak yani! Bayramlaşmadı.Hayda! İnada bak adamda, inada bak yani! Bayramlaşmadı. Hoca, bayram geçti. Dört tane gün, efendim beş vakit namaza camiye geliyor; bayramlaşmadı.Hoca, bayram geçti. Dört tane gün, efendim beş vakit namaza camiye geliyor; bayramlaşmadı. Ben de şöyle böyle baktım yani, durum nedir bilmem ne filan diye vaziyete. Bir dua ediyor,Ben de şöyle böyle baktım yani, durum nedir bilmem ne filan diye vaziyete. Bir dua ediyor, ben de manevi bir dua alayım... Bayramlaşmadı.ben de manevi bir dua alayım... Bayramlaşmadı. Ne olur yahu?Ne olur yahu? Ne olur Allah'ın emrini dinlesen? Ne olur Peygamber Efendimiz'in yoluna gelsen yahu?Ne olur Allah'ın emrini dinlesen? Ne olur Peygamber Efendimiz'in yoluna gelsen yahu? Ne olur şu inadı atsan? Ne olur şu keçilikten kurtulsan?Ne olur şu inadı atsan? Ne olur şu keçilikten kurtulsan? İspanya'da meydanlarda şey yapan öküz müsün sen, boğa mısın?

İspanya'da meydanlarda şey yapan öküz müsün sen, boğa mısın?
Nedir bu inat, nedir bu hınç, nedir bu kızgınlık? Ne yaptı, ne oldu?Nedir bu inat, nedir bu hınç, nedir bu kızgınlık? Ne yaptı, ne oldu? Niye bununla bayramlaşmıyorsun?Niye bununla bayramlaşmıyorsun? Barışmıyor, bayramlaşmıyor. Öyle şey olur mu?Barışmıyor, bayramlaşmıyor. Öyle şey olur mu? Bak burada ne diyor Peygamber Efendimiz: "Birr ve sıla".

Bak burada ne diyor Peygamber Efendimiz: "Birr ve sıla".
Anaya babaya iyilik yapmak, akrabalarla bağlantıları yumuşak, tatlı devam ettirmek.Anaya babaya iyilik yapmak, akrabalarla bağlantıları yumuşak, tatlı devam ettirmek. Tabii kim kime gidecek? Küçük büyüğe gidecek. Büyük küçüğe gider, gitmez;Tabii kim kime gidecek? Küçük büyüğe gidecek. Büyük küçüğe gider, gitmez; giderse olur, daha büyük fazilet amma küçük büyüğe gidecek. Küçüklük büyüklük iki şeydendir: Bir, yaştan dolayıdır; bir, mevkiden dolayıdır.giderse olur, daha büyük fazilet amma küçük büyüğe gidecek. Küçüklük büyüklük iki şeydendir: Bir, yaştan dolayıdır; bir, mevkiden dolayıdır. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'i sordular bir kimseye.

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'i sordular bir kimseye.
Yaşını merak ediyorlar Peygamber Efendimiz'in.Yaşını merak ediyorlar Peygamber Efendimiz'in. Dediler ki: "Sen mi daha büyüksün, Resûlullah mı daha büyük?"Dediler ki: "Sen mi daha büyüksün, Resûlullah mı daha büyük?" Soruyorlar ona.Soruyorlar ona. Mübarek insanlar, Allah şefaatlerine erdirsin.Mübarek insanlar, Allah şefaatlerine erdirsin. "Resûlullah benden daha büyük amma ben ondan iki yaş yaşlıyım" dedi."Resûlullah benden daha büyük amma ben ondan iki yaş yaşlıyım" dedi. Cevaba bak! Yaş tahtaya basmıyor, hataya düşmüyor.Cevaba bak! Yaş tahtaya basmıyor, hataya düşmüyor. Bir insan yaşlı olabilir. Öyle evliyâullâh var ki yirmi küsur yaşında şehit olmuş,Bir insan yaşlı olabilir. Öyle evliyâullâh var ki yirmi küsur yaşında şehit olmuş, otuz yaşında bilmem ne olmuş, kutbü'l-aktâb olmuş.otuz yaşında bilmem ne olmuş, kutbü'l-aktâb olmuş. Babası dedesi yaşındaki insan... o makam büyüktür.Babası dedesi yaşındaki insan... o makam büyüktür. O onun makamı yüksektir. Resmi işlerde de böyledir; yani reisicumhur birisineO onun makamı yüksektir. Resmi işlerde de böyledir; yani reisicumhur birisine bayramlaşmaya gitmez, bütün bakanlar, şunlar bunlar reisicumhurabayramlaşmaya gitmez, bütün bakanlar, şunlar bunlar reisicumhura bayramlaşmaya gelirler. Neden?bayramlaşmaya gelirler. Neden? E onun makamı var, kocaman arkasında bilmiyor musun, kürsüye çıkmışsın.E onun makamı var, kocaman arkasında bilmiyor musun, kürsüye çıkmışsın. Yani bu bakan daha yaşlı bile olsa, reisicumhur daha genç bile olsa, gider ona.Yani bu bakan daha yaşlı bile olsa, reisicumhur daha genç bile olsa, gider ona. Osmanlılarda da böyleymiş.Osmanlılarda da böyleymiş. Sadrazam daha yaşlı amma padişahın bayramda elini öpermiş. Töre öyle ya.

Sadrazam daha yaşlı amma padişahın bayramda elini öpermiş. Töre öyle ya.
Yani el öpme töresi var.Yani el öpme töresi var. E bu genç bu, yirmi beş yaşında genç padişah tahta oturmuş;E bu genç bu, yirmi beş yaşında genç padişah tahta oturmuş; sadrazam yetmiş beş. İkinci Bayezid... Fatih'in oğlu İkinci Bayezid, Sofu Bayezid dedikleri.sadrazam yetmiş beş. İkinci Bayezid... Fatih'in oğlu İkinci Bayezid, Sofu Bayezid dedikleri. Tarikata girmiş de ondan sofu diyorlar Sofu Bayezid'e.Tarikata girmiş de ondan sofu diyorlar Sofu Bayezid'e. Bayramlaşıyor sarayda.Bayramlaşıyor sarayda. Bayramlaşma salonu kocaman... Herkes efendim samur kürklerini giymiş efendim; cübbeler, kavuklar, şeyler... Padişah tahtında oturuyor.Bayramlaşma salonu kocaman... Herkes efendim samur kürklerini giymiş efendim; cübbeler, kavuklar, şeyler... Padişah tahtında oturuyor. İşte sadrazamlar, vezirler dizini öpüyorlar, dizini öpüyorlar filan töre... Törene göre bayramlaşıyorlar.İşte sadrazamlar, vezirler dizini öpüyorlar, dizini öpüyorlar filan töre... Törene göre bayramlaşıyorlar. Hatipzâde Muhyiddin Efendi... O devrin Fatih Medreseleri en yüksek ilim müessesesiymiş.Hatipzâde Muhyiddin Efendi... O devrin Fatih Medreseleri en yüksek ilim müessesesiymiş. Fatih'in camiinin dört tane bu tarafında, dört tane öbür tarafında sekiz tane medrese var.Fatih'in camiinin dört tane bu tarafında, dört tane öbür tarafında sekiz tane medrese var. Bayağı medrese; kapısından giriliyor, avlu, o böyle odalı, sekiz medrese var.Bayağı medrese; kapısından giriliyor, avlu, o böyle odalı, sekiz medrese var. Bunların adı Sahn-ı Semân. Semân sekiz demek; sekiz tane medrese var.

Bunların adı Sahn-ı Semân. Semân sekiz demek; sekiz tane medrese var.
Sahn-ı Semân medreselerinde müderris imiş.Sahn-ı Semân medreselerinde müderris imiş. O devrin dört tane büyük müderrisinden bir tanesi, âlim.O devrin dört tane büyük müderrisinden bir tanesi, âlim. Muhyiddin Muhammed Efendi... Muhyiddin Muhammed Efendi iki tane talebesini almış,Muhyiddin Muhammed Efendi... Muhyiddin Muhammed Efendi iki tane talebesini almış, o da bayramlaşmaya gitmiş padişahın yerine.o da bayramlaşmaya gitmiş padişahın yerine. Padişah kapıdan Muhyiddin Muhammed Efendi'nin geldiğini görünce tahtından fırlamış.Padişah kapıdan Muhyiddin Muhammed Efendi'nin geldiğini görünce tahtından fırlamış. Ona doğru yürümüş, ikisi karşılaşmışlar, neden?Ona doğru yürümüş, ikisi karşılaşmışlar, neden? "Bu padişah niye ayağa kalktı, herkes elini öpüyorken niye ayağa kalktı?""Bu padişah niye ayağa kalktı, herkes elini öpüyorken niye ayağa kalktı?" Musafaha etmişler. Musafaha... El öpme töreni varken, el öpüyorlardı, musafaha etmişler.Musafaha etmişler. Musafaha... El öpme töreni varken, el öpüyorlardı, musafaha etmişler. "Bayramınız mübarek olsun" demiş, dua etmiş, gitmiş."Bayramınız mübarek olsun" demiş, dua etmiş, gitmiş. Şimdi talebesi duramıyor; yutkunmuş yutkunmuş duramamış, hocasına sormuş:Şimdi talebesi duramıyor; yutkunmuş yutkunmuş duramamış, hocasına sormuş: "Hocam" demiş, "bu Müslümanların sultanı, gazilerin serdârı."Hocam" demiş, "bu Müslümanların sultanı, gazilerin serdârı. İslam'ın hududunda küffarla cihad eden mücahitlerin başkanı.İslam'ın hududunda küffarla cihad eden mücahitlerin başkanı. Yani töremize göre de eli öpülüyor.Yani töremize göre de eli öpülüyor. Sen" demiş, "niye elini öpmedin hocam?" demiş.Sen" demiş, "niye elini öpmedin hocam?" demiş. Öyle bekliyordu; elini öpmesini bekliyordu.Öyle bekliyordu; elini öpmesini bekliyordu. Niye elini öpmedin?Niye elini öpmedin? "Evladım" demiş, "Rütbetü'l-ilmi a‘le'r-ruteb.""Evladım" demiş, "Rütbetü'l-ilmi a‘le'r-ruteb." İlim rütbesi rütbelerin en yükseğidir. Padişahlık bile solda kalır. En yüksek rütbe ilim rütbesidir.

İlim rütbesi rütbelerin en yükseğidir. Padişahlık bile solda kalır. En yüksek rütbe ilim rütbesidir.
"Ondan sonra benim" demiş, "onun sarayına gidip de bayramını tebrik etmem bile ona yeter" demiş."Ondan sonra benim" demiş, "onun sarayına gidip de bayramını tebrik etmem bile ona yeter" demiş. Aslında onun gelmesi lazımdı; âlimin ayağına gidilir. Sultanların hayırlısı, âlimlerin ayağına gidendir;Aslında onun gelmesi lazımdı; âlimin ayağına gidilir. Sultanların hayırlısı, âlimlerin ayağına gidendir; âlimlerin hayırsızı, sultanların ayağına gidendir. Çünkü dalkavuk olur.âlimlerin hayırsızı, sultanların ayağına gidendir. Çünkü dalkavuk olur. Âlim, Allah'a söz vermiştir kimseden korkup etmez; hakkı söyler.Âlim, Allah'a söz vermiştir kimseden korkup etmez; hakkı söyler. İstanbul'un ilk kadısı Hızır Çelebi kadı, Kadıköy'ün sahibi.İstanbul'un ilk kadısı Hızır Çelebi kadı, Kadıköy'ün sahibi. Kadıköy... Kimse bilmez Kadıköy'e niçin Kadıköy dendiğini; oranın eski sahibi, orası ona verilmiş.Kadıköy... Kimse bilmez Kadıköy'e niçin Kadıköy dendiğini; oranın eski sahibi, orası ona verilmiş. Hani mücahitlere şey veriliyor ya, araziler veriliyor ya; Kadıköy... Kadı Efendi...Hani mücahitlere şey veriliyor ya, araziler veriliyor ya; Kadıköy... Kadı Efendi... Fatih Camii'nin mimarı padişahı dava etti.

Fatih Camii'nin mimarı padişahı dava etti.
Davacı: Mimar. Davalı: Hükümdar. Kadı: Hızır Çelebi.Davacı: Mimar. Davalı: Hükümdar. Kadı: Hızır Çelebi. Hızır Çelebi çağırdı. "Gel bakalım padişah, gel bakalım, hakkında şikâyet var".Hızır Çelebi çağırdı. "Gel bakalım padişah, gel bakalım, hakkında şikâyet var". Tabii Fatih Sultan Mehmed delikanlı; 21 yaşında İstanbul'u fethetmiş, o zaman diyelim 24 yaşında, 30 yaşında; delikanlı, çevik.Tabii Fatih Sultan Mehmed delikanlı; 21 yaşında İstanbul'u fethetmiş, o zaman diyelim 24 yaşında, 30 yaşında; delikanlı, çevik. Rap rap rap yürümüş çevik adımlarla. İçeri girmiş, selamünaleyküm, gelmiş koltuğa oturmuş.Rap rap rap yürümüş çevik adımlarla. İçeri girmiş, selamünaleyküm, gelmiş koltuğa oturmuş. "Hayrola? Geç bakayım şöyle! Sen buraya sanık olarak geldin,"Hayrola? Geç bakayım şöyle! Sen buraya sanık olarak geldin, otur bakayım karşıma!" Onu minderden almış karşısına:otur bakayım karşıma!" Onu minderden almış karşısına: "Bak, otur otur karşıma; sen burada sanıksın. Burada padişah değilsin sen,"Bak, otur otur karşıma; sen burada sanıksın. Burada padişah değilsin sen, burası adalet divanı. Burada padişahlık sökmez, otur!"burası adalet divanı. Burada padişahlık sökmez, otur!" Onu dinlemiş, onu dinlemiş. Mimar Hristiyan! Muhterem kardeşlerim,

Onu dinlemiş, onu dinlemiş. Mimar Hristiyan! Muhterem kardeşlerim,
mimar Hristiyan, bu da Müslümanların sultanı!mimar Hristiyan, bu da Müslümanların sultanı! Adalete bak!Adalete bak! Adalet emrinin, kadı efendinin ahlakının muhteşemliğine bak!Adalet emrinin, kadı efendinin ahlakının muhteşemliğine bak! Hukuk fakültelerinde bunların okutulması lazım.Hukuk fakültelerinde bunların okutulması lazım. Birisi gayrimüslim... Fark etmiyor; otur bakayım şuraya. Dinlemiş gayrimüslim mimarı,Birisi gayrimüslim... Fark etmiyor; otur bakayım şuraya. Dinlemiş gayrimüslim mimarı, şikayetini söylemiş. Padişaha sormuş;şikayetini söylemiş. Padişaha sormuş; mimar haklı, padişah haksız. Demiş: "Padişah haksızdır, ceza alacak".mimar haklı, padişah haksız. Demiş: "Padişah haksızdır, ceza alacak". Padişah ne yapmış? Hatıra gelir ki padişahlar astığı astık kestiği kestik ya,

Padişah ne yapmış? Hatıra gelir ki padişahlar astığı astık kestiği kestik ya,
kadı efendinin kafasını mı kesecek acaba,kadı efendinin kafasını mı kesecek acaba, kafasını uçurur mu diyecek? Hayır.kafasını uçurur mu diyecek? Hayır. Ayağa kalkmış, demiş ki: "Kadı efendi seni tebrik ederim.Ayağa kalkmış, demiş ki: "Kadı efendi seni tebrik ederim. Ben padişahım diye zerre kadar şey yapmadın, sarsılmadın ve hakkımda da adalet öyle olduğu için benim haksız olduğumu söyledin, böyle karar verdin;Ben padişahım diye zerre kadar şey yapmadın, sarsılmadın ve hakkımda da adalet öyle olduğu için benim haksız olduğumu söyledin, böyle karar verdin; seni tebrik ederim" demiş. "Yalnız" demiş,seni tebrik ederim" demiş. "Yalnız" demiş, "ben seni böyle dikkatle takip ediyordum;"ben seni böyle dikkatle takip ediyordum; eğer padişah diye bana izzet itibar edip dalkavukluk yapıp haksız olduğum halde haklı çıkarsaydın,eğer padişah diye bana izzet itibar edip dalkavukluk yapıp haksız olduğum halde haklı çıkarsaydın, şu kılıcımla seni haklayacaktım!" demiş.şu kılıcımla seni haklayacaktım!" demiş. "Kılıcımla seni haklayacaktım" demiş."Kılıcımla seni haklayacaktım" demiş. Kadı efendi gülmüş;Kadı efendi gülmüş; minderini kaldırmış, minderinin ucunu kaldırmış.minderini kaldırmış, minderinin ucunu kaldırmış. Hoş menkıbe, fıkra bu, menkıbe; olup olmadığını Allah bilir de... Minderini kaldırmış;Hoş menkıbe, fıkra bu, menkıbe; olup olmadığını Allah bilir de... Minderini kaldırmış; orada bir eğri hançer duruyor, hançer.orada bir eğri hançer duruyor, hançer. Hani çekti mi bıçak... Efendim, o da onu göstermiş.Hani çekti mi bıçak... Efendim, o da onu göstermiş. Demiş ki: "Padişahım, eğer sen 'Ben padişahım, şeriat meriat tanımam, adalet madalet bana vız gelir' deseydin,Demiş ki: "Padişahım, eğer sen 'Ben padişahım, şeriat meriat tanımam, adalet madalet bana vız gelir' deseydin, ben de seni bu hançerle haklayacaktım!"ben de seni bu hançerle haklayacaktım!" Osmanlı neden yükseldi? Bu ahlaktan yükseldi.

Osmanlı neden yükseldi? Bu ahlaktan yükseldi.
Osmanlı neden battı, Allah'ın yardımı niye kesildi, niye bu hallere düştük?Osmanlı neden battı, Allah'ın yardımı niye kesildi, niye bu hallere düştük? Ahlakı kaybettik!

Ahlakı kaybettik!
Bak ne diyor Peygamber Efendimiz, bu hadis-i şerife dönelim şimdi.Bak ne diyor Peygamber Efendimiz, bu hadis-i şerife dönelim şimdi. Arada fıkra anlatıyoruz ki uykunuz gelmesin diye, amma arada hadis-i şerifi de tamamlayacağız.Arada fıkra anlatıyoruz ki uykunuz gelmesin diye, amma arada hadis-i şerifi de tamamlayacağız. "El-birru ve's-sıla": Yani anaya babaya iyilik yapmak, akrabalarla münasebetleri sıcak tutmak,"El-birru ve's-sıla": Yani anaya babaya iyilik yapmak, akrabalarla münasebetleri sıcak tutmak, bağları koparmamak, onları tatlı tutmak;bağları koparmamak, onları tatlı tutmak; ne yaparmış: "Le-yutîlâni'l-a‘mâr" "Le" tekit lamıdır, tahkik:ne yaparmış: "Le-yutîlâni'l-a‘mâr" "Le" tekit lamıdır, tahkik: Muhakkak ki, mutlaka ömürleri uzatır.Muhakkak ki, mutlaka ömürleri uzatır. Böyle yapmak; anaya babaya iyilik yapmak, akrabaya sıla-i rahim yapmak ömürleri muhakkak uzatır. "Le" tekit harfi başta;Böyle yapmak; anaya babaya iyilik yapmak, akrabaya sıla-i rahim yapmak ömürleri muhakkak uzatır. "Le" tekit harfi başta; yutîlâni demiyor, le-yutîlâni... Yani tekit lamıyla beraber geliyor; bunu Arapça'yı bilenler anlar, Arapça'nın kaidesinde böyle.yutîlâni demiyor, le-yutîlâni... Yani tekit lamıyla beraber geliyor; bunu Arapça'yı bilenler anlar, Arapça'nın kaidesinde böyle. Ömürleri arttırır, bir. Başka?Ömürleri arttırır, bir. Başka? "Ve yü‘ammirâni'd-diyâr" Evleri mamur hale getirir, şenlendirir."Ve yü‘ammirâni'd-diyâr" Evleri mamur hale getirir, şenlendirir. Diyarları, evleri mamur hale getirir.Diyarları, evleri mamur hale getirir. Tabii bu mamur hale gelmesi evlerin:

Tabii bu mamur hale gelmesi evlerin:
Maddeten mamurluk da olur;Maddeten mamurluk da olur; bolluk, bereket, para, pul, her şey, huzur, efendim maddi şekilde de olur.bolluk, bereket, para, pul, her şey, huzur, efendim maddi şekilde de olur. Manevi bakımdan da huzur, saadet, mutluluk gibi o bakımdan da mamur olur.Manevi bakımdan da huzur, saadet, mutluluk gibi o bakımdan da mamur olur. Evler de şenleniyor, ömürler uzuyor.Evler de şenleniyor, ömürler uzuyor. İnsan ana babasına iyilik yapınca, akrabalarıyla münasebetlerini tatlı tutunca ömürler uzuyor.İnsan ana babasına iyilik yapınca, akrabalarıyla münasebetlerini tatlı tutunca ömürler uzuyor. Yani böyle yapan zümrelerin, yapanların diyarları, evleri şenleniyor.Yani böyle yapan zümrelerin, yapanların diyarları, evleri şenleniyor. Efendim, diyar aslında "dâr" kelimesinin çoğuludur Arapçada. Dâr ev demek, efendim diyar evler demek.Efendim, diyar aslında "dâr" kelimesinin çoğuludur Arapçada. Dâr ev demek, efendim diyar evler demek. Evleri mamur hale getirir.Evleri mamur hale getirir. Tabii ülkeler de birçok evlerden meydana geldiği için diyar diyoruz,

Tabii ülkeler de birçok evlerden meydana geldiği için diyar diyoruz,
"bizim diyar" diyoruz. Bizim evler manasına yani..."bizim diyar" diyoruz. Bizim evler manasına yani... Evleri efendim mamur hale getirirEvleri efendim mamur hale getirir ve "yübessitâni'l-emvâl", malları da artırır.ve "yübessitâni'l-emvâl", malları da artırır. Mala da bereket geliyor.Mala da bereket geliyor. Keseye de bereket geliyor, bütçe de efendim bolluk berekete kavuşuyor.Keseye de bereket geliyor, bütçe de efendim bolluk berekete kavuşuyor. Son cümlesi enteresan: "Ve lev kâne'l-kavmü füccârâ."Son cümlesi enteresan: "Ve lev kâne'l-kavmü füccârâ." Eğer bunları yapanlar dini bakımdan kusurlu Müslümanlar da olsa bile... FâcirEğer bunları yapanlar dini bakımdan kusurlu Müslümanlar da olsa bile... Fâcir olsalar bile... Fâcir ne demek? Fısk-u fücur ne demek? Günahkâr demek.olsalar bile... Fâcir ne demek? Fısk-u fücur ne demek? Günahkâr demek. Yani günahkâr Müslüman bile olsa... Günahkâr Müslüman bile olsa,Yani günahkâr Müslüman bile olsa... Günahkâr Müslüman bile olsa, ana babaya itaatliyse, akrabalık bağlarından güzel gidip gelme, hizmet,ana babaya itaatliyse, akrabalık bağlarından güzel gidip gelme, hizmet, yardım vesairede tatlı tatlı bu işleri, vazifeleri yapıyorsayardım vesairede tatlı tatlı bu işleri, vazifeleri yapıyorsa ömürleri uzar, evleri şenlenir, mamur olur, efendim malı da çoğalır.ömürleri uzar, evleri şenlenir, mamur olur, efendim malı da çoğalır. Malı da artıyor.Malı da artıyor. Malı da artıyor muhterem kardeşlerim!Malı da artıyor muhterem kardeşlerim! Şimdi bunlar nasıl oluyor?

Şimdi bunlar nasıl oluyor?
Çok basit, ben hiç... Hiç içimde ne tereddüt var, ne soru var, ne kuşku var.Çok basit, ben hiç... Hiç içimde ne tereddüt var, ne soru var, ne kuşku var. Çok basit: Âlemlerin Rabbi seviyor, bu ikramları yapıyor.Çok basit: Âlemlerin Rabbi seviyor, bu ikramları yapıyor. Seviyor Allah.Seviyor Allah. Ana babasına hürmetkâr evladı seviyor, akrabasına riayetkâr insanı seviyor.Ana babasına hürmetkâr evladı seviyor, akrabasına riayetkâr insanı seviyor. Bayramda fırt fırt bayramlaşmaktan kaçanı sevmiyor! Küslüğe devam edeni sevmiyor,Bayramda fırt fırt bayramlaşmaktan kaçanı sevmiyor! Küslüğe devam edeni sevmiyor, inadını sürdüreni sevmiyor; sıla-i rahim yapanı seviyor muhterem kardeşlerim.inadını sürdüreni sevmiyor; sıla-i rahim yapanı seviyor muhterem kardeşlerim. Aklın, mantığın, dindarlığın, takvanın icabı nedir,

Aklın, mantığın, dindarlığın, takvanın icabı nedir,
camiye gelen bir insanın yapması gereken: İnadı bırakmasıdır, barışmasıdır, efendim küslüğü bir tarafa koymasıdır,camiye gelen bir insanın yapması gereken: İnadı bırakmasıdır, barışmasıdır, efendim küslüğü bir tarafa koymasıdır, sıla-i rahim yapmasıdır, iyi insan olmasıdır, bağları efendim kuvvetlendirmesidir.sıla-i rahim yapmasıdır, iyi insan olmasıdır, bağları efendim kuvvetlendirmesidir. Bir Müslümanın bir Müslümanın yüzüne tebessümle bakması bile hayırdır, sadakadır İslam'da.Bir Müslümanın bir Müslümanın yüzüne tebessümle bakması bile hayırdır, sadakadır İslam'da. Yüzüne bakıyor; yahu onu da mı yapamazsın? Para vermiyorsun, keseni açmıyorsun,Yüzüne bakıyor; yahu onu da mı yapamazsın? Para vermiyorsun, keseni açmıyorsun, bir işe yaramıyorsun, efendim "ne kokar ne bulaşır" filan diyorlar böyle halk tabiri, efendimbir işe yaramıyorsun, efendim "ne kokar ne bulaşır" filan diyorlar böyle halk tabiri, efendim gelir gider. Ot gibi... Kardeşi yok. Gel tebessüm et mübarek, ne olacak?gelir gider. Ot gibi... Kardeşi yok. Gel tebessüm et mübarek, ne olacak? Camiye geliyor, gidiyor.Camiye geliyor, gidiyor. Camilere gidiyor geliyor bazı insanlar; birbirini tanımıyor.Camilere gidiyor geliyor bazı insanlar; birbirini tanımıyor. Aynı apartmanda yaşıyor, birbirini tanımıyor.Aynı apartmanda yaşıyor, birbirini tanımıyor. Kapıda bakıyorsun, isim yok.Kapıda bakıyorsun, isim yok. Yani bir arkadaşı ziyarete gideceksin, zillerde isim yazılmamış.Yani bir arkadaşı ziyarete gideceksin, zillerde isim yazılmamış. O ziller oraya neden konulur bilmem.O ziller oraya neden konulur bilmem. Zillerin yanında böyle bir yer vardır isim yazmak için,Zillerin yanında böyle bir yer vardır isim yazmak için, niye yazılmaz onu da anlamam.niye yazılmaz onu da anlamam. Madem yazılmayacak niye o orada duruyor?Madem yazılmayacak niye o orada duruyor? Madem yazılsın diye bir şey konulmuş niye yazılmıyor?Madem yazılsın diye bir şey konulmuş niye yazılmıyor? İşte burası... 16 tane zil var, bunlardan bir tanesi benim aradığım ama isim yok. E bekliyorum şimdi;

İşte burası... 16 tane zil var, bunlardan bir tanesi benim aradığım ama isim yok. E bekliyorum şimdi;
bir tanesine bassam olmadık bir şey olacak, birisini rahatsız edeceğim.bir tanesine bassam olmadık bir şey olacak, birisini rahatsız edeceğim. Kapıdan birisi çıkıyor, soruyorum: "YahuKapıdan birisi çıkıyor, soruyorum: "Yahu Mehmet Efendi burada mı oturuyor?" "Bilmem." "E siz misafir misiniz?" "Yok, ben de bu apartmanda oturuyorum."Mehmet Efendi burada mı oturuyor?" "Bilmem." "E siz misafir misiniz?" "Yok, ben de bu apartmanda oturuyorum." Yahu utanmıyor musun 16 daireli bir apartmanda arkadaşını tanımıyorsun, komşunu tanımıyorsun?Yahu utanmıyor musun 16 daireli bir apartmanda arkadaşını tanımıyorsun, komşunu tanımıyorsun? Utanmıyor musun, yüzün de kızarmıyor mu?Utanmıyor musun, yüzün de kızarmıyor mu? "Ben tanımıyorum" diyor, yürüyor gidiyor."Ben tanımıyorum" diyor, yürüyor gidiyor. E böyle komşuluk mu olur? İslam'da öyle şey yok;E böyle komşuluk mu olur? İslam'da öyle şey yok; komşuluk hakları var. İslam'da ahbaplık var, selam var.komşuluk hakları var. İslam'da ahbaplık var, selam var. Camiye geliyor, ben mahsustan soruyorum: "Falanca adamı tanıyor musun?"

Camiye geliyor, ben mahsustan soruyorum: "Falanca adamı tanıyor musun?"
"Bilmiyorum, tanımıyorum." "Sen tanıyor musun?" "Tanımıyorum.""Bilmiyorum, tanımıyorum." "Sen tanıyor musun?" "Tanımıyorum." "Sen tanıyor musun?" "Tanımıyorum.""Sen tanıyor musun?" "Tanımıyorum." O da bunları tanımaz;O da bunları tanımaz; ona da sorsam bunları, o da bunları tanımaz.ona da sorsam bunları, o da bunları tanımaz. E bu ne biçim cemaat yahu? Böyle cemaat mi olur? Böyle kardeşlik mi olur?E bu ne biçim cemaat yahu? Böyle cemaat mi olur? Böyle kardeşlik mi olur? Müslümanlar hani kardeşti? E böyle kardeşlik mi olur? Olmaz!Müslümanlar hani kardeşti? E böyle kardeşlik mi olur? Olmaz! Bir bahane buluyor, bir şeye küsüyor. Politik bakımdan farklı düşünüyor

Bir bahane buluyor, bir şeye küsüyor. Politik bakımdan farklı düşünüyor
veyahut bir sözünü beğenmiyor veyahut şöyle oluyor, böyle oluyor.veyahut bir sözünü beğenmiyor veyahut şöyle oluyor, böyle oluyor. E kusursuz insan olmaz, her kulun kusuru vardır. Senin de bin tane kusurun vardır;E kusursuz insan olmaz, her kulun kusuru vardır. Senin de bin tane kusurun vardır; onun bir tane kusuru varsa senin de bin tane kusurun vardır.onun bir tane kusuru varsa senin de bin tane kusurun vardır. Sen gökten zembille mi indin, özel tornadan mı çıktın? Senin de kusurun vardır.Sen gökten zembille mi indin, özel tornadan mı çıktın? Senin de kusurun vardır. İnsanlar kusurlarıyla birbirlerini sevecek; kusursuz kul olmaz.İnsanlar kusurlarıyla birbirlerini sevecek; kusursuz kul olmaz. "Yârsız kalmış cihanda ayıpsız yâr isteyen." Şair böyle demiş, bir mısra bu, şiir mısrası:"Yârsız kalmış cihanda ayıpsız yâr isteyen." Şair böyle demiş, bir mısra bu, şiir mısrası: "Yârsız kalmış cihanda ayıpsız yâr isteyen." Ne demek:"Yârsız kalmış cihanda ayıpsız yâr isteyen." Ne demek: Ayıpsız, kusursuz bir dost olsun diye arayan hava alır,Ayıpsız, kusursuz bir dost olsun diye arayan hava alır, hiçbir tane yok. Dünya üzerinde hiç kusursuz insan olmaz.hiçbir tane yok. Dünya üzerinde hiç kusursuz insan olmaz. Ya birisi sinirlidir, ya biraz gevezecedir, ya biraz hasettir, ya bir şeydir, hasuttur;Ya birisi sinirlidir, ya biraz gevezecedir, ya biraz hasettir, ya bir şeydir, hasuttur; bir kusuru vardır.bir kusuru vardır. Gülü seven dikenine katlanır; dedelerimiz bu işe işaret etmiş:Gülü seven dikenine katlanır; dedelerimiz bu işe işaret etmiş: Gülü seven dikenine katlanır.Gülü seven dikenine katlanır. Dikenine katlanacaksın, herkesin bir dikeni vardır.Dikenine katlanacaksın, herkesin bir dikeni vardır. Damarına bastın mı melek gibi insan kaplan gibi olur, sırtlan gibi olur, arslan gibi olur; insanınDamarına bastın mı melek gibi insan kaplan gibi olur, sırtlan gibi olur, arslan gibi olur; insanın üstüne atlar, yüzünü gözünü yırtar.üstüne atlar, yüzünü gözünü yırtar. Damarına basmayacaksın mümkün olduğu kadar, idare edeceksin.Damarına basmayacaksın mümkün olduğu kadar, idare edeceksin. E bir kusur olmuşsa da affedeceksin.E bir kusur olmuşsa da affedeceksin. Manevi makamın yükselmesi affetmekledir, hoş görmekledir.Manevi makamın yükselmesi affetmekledir, hoş görmekledir. Yani ayak sürçmelerini, kusurları affetmek lazım.Yani ayak sürçmelerini, kusurları affetmek lazım. Bu hadis-i şerifi unutmayın: Yani kavim, insanlar fâcir de olsa;

Bu hadis-i şerifi unutmayın: Yani kavim, insanlar fâcir de olsa;
eğer ana babaya itaatli, akrabalarla bağları iyi, iyi Müslümansa muhakkak onların ömürleri uzun olur, evleri mamur olur, malları çoğalır.eğer ana babaya itaatli, akrabalarla bağları iyi, iyi Müslümansa muhakkak onların ömürleri uzun olur, evleri mamur olur, malları çoğalır. Böyle yapmak artırır, malı artırır.Böyle yapmak artırır, malı artırır. "Bizim evde hocam hiç bereket yok, vallahi hanım çalışıyor" diyor. Zaten ilk bereketsizlik oradan başlıyor!"Bizim evde hocam hiç bereket yok, vallahi hanım çalışıyor" diyor. Zaten ilk bereketsizlik oradan başlıyor! Adam sanıyor ki kadının maaşı bütçeye eklenince bereket gelecek.Adam sanıyor ki kadının maaşı bütçeye eklenince bereket gelecek. Bereket oradan gidiyor zaten.Bereket oradan gidiyor zaten. "Hanım çalışıyor" diyor, "ben çalışıyorum" diyor, "ay sonunu getiremiyorum hocam" diyor, "paralar"Hanım çalışıyor" diyor, "ben çalışıyorum" diyor, "ay sonunu getiremiyorum hocam" diyor, "paralar nereye gidiyor bilmiyorum, bereket yok."nereye gidiyor bilmiyorum, bereket yok." Bak işin esrarına:Bak işin esrarına: Sen ana babana iyilik etmezsin, ziyaret etmezsin, akrabalarınla ilgilenmezsin,Sen ana babana iyilik etmezsin, ziyaret etmezsin, akrabalarınla ilgilenmezsin, işte bak manevi şeyleri var.işte bak manevi şeyleri var. Çünkü malı insana kim veriyor; zengin eden, fakir eden kim? Allah.Çünkü malı insana kim veriyor; zengin eden, fakir eden kim? Allah. Herkes zenginliği istiyor, herkes zengin olamıyor. Bazısı oluyor, bazısı olmuyor; neden?

Herkes zenginliği istiyor, herkes zengin olamıyor. Bazısı oluyor, bazısı olmuyor; neden?
Allah veriyor. Bazen verdikten sonra alıyor: Bazen zengin fakirleşiyor, bazen fakir zenginleşiyor.Allah veriyor. Bazen verdikten sonra alıyor: Bazen zengin fakirleşiyor, bazen fakir zenginleşiyor. Birisini sordum bir arkadaşa:Birisini sordum bir arkadaşa: "Yahu bu evlerde oturuyordu bir yerde" dedim, efendim... "Ha, o şimdi evi değiştirdi" dediler."Yahu bu evlerde oturuyordu bir yerde" dedim, efendim... "Ha, o şimdi evi değiştirdi" dediler. "Bahçesaray'dan ev aldı" dediler."Bahçesaray'dan ev aldı" dediler. Bahçesaray da İstanbul'un dairelerinin her birisi kim bilir kaç milyar dolar... Yani bilmiyorum,Bahçesaray da İstanbul'un dairelerinin her birisi kim bilir kaç milyar dolar... Yani bilmiyorum, çok pahalıymış.çok pahalıymış. Orada daire filan almış.Orada daire filan almış. E dedim nasıl oldu?E dedim nasıl oldu? E onun çocukları şöyle oldu, böyle oldu, çok büyük adam oldu.E onun çocukları şöyle oldu, böyle oldu, çok büyük adam oldu. E olur, dünya bu!E olur, dünya bu! Çocuk... Aile çok çökük olur, fakirliği gidersin yüreğin parçalanır;Çocuk... Aile çok çökük olur, fakirliği gidersin yüreğin parçalanır; 10 sene sonra gidersin şaşırırsın, durum değişmiştir.10 sene sonra gidersin şaşırırsın, durum değişmiştir. Allah insanı bazen zenginlikle imtihan eder, bazen fakirlikle imtihan eder.Allah insanı bazen zenginlikle imtihan eder, bazen fakirlikle imtihan eder. Zengin bir zaman gelir fakir olur, fakir bir zaman gelir zengin olur; hepsi boş!Zengin bir zaman gelir fakir olur, fakir bir zaman gelir zengin olur; hepsi boş! Hepsi imtihan! Hepsinde insanın dikkat etmesi gereken: Allah'ın rızasını kazanmak.Hepsi imtihan! Hepsinde insanın dikkat etmesi gereken: Allah'ın rızasını kazanmak. Fakirken sabredecek, Allah'ın rızasını kazanacak; harama sapmayacak, günaha dalmayacak. Efendim,Fakirken sabredecek, Allah'ın rızasını kazanacak; harama sapmayacak, günaha dalmayacak. Efendim, zenginken zenginliğini Allah'ın verdiğini bilecek; hayrını, hasenatını yapacak,zenginken zenginliğini Allah'ın verdiğini bilecek; hayrını, hasenatını yapacak, Allah'ın rızasını kazanmaya çalışacak.Allah'ın rızasını kazanmaya çalışacak. İmtihan bu! Malla da imtihan olur insan,İmtihan bu! Malla da imtihan olur insan, başka şeyle de.başka şeyle de. Bir hadis daha okuyalım, sözü keselim:Bir hadis daha okuyalım, sözü keselim: "İnne't-târike li'l-emri bi'l-ma‘rûfi ve'n-nehyi ani'l-münkeri leyse bi-mü’minin bi'l-Kur’âni ve lâ bî."

"İnne't-târike li'l-emri bi'l-ma‘rûfi ve'n-nehyi ani'l-münkeri leyse bi-mü’minin bi'l-Kur’âni ve lâ bî."
Allâhu Ekber!

Allâhu Ekber!
Zeyd İbn-i Erkam radıyallâhu anh'ten. Bakın şu sözün şiddetine muhterem kardeşlerim!Zeyd İbn-i Erkam radıyallâhu anh'ten. Bakın şu sözün şiddetine muhterem kardeşlerim! Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz bu hadis-i şerifte buyuruyor ki:Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz bu hadis-i şerifte buyuruyor ki: "İnne't-târike li'l-emri bi'l-ma‘rûfi ve'n-nehyi ani'l-münker...""İnne't-târike li'l-emri bi'l-ma‘rûfi ve'n-nehyi ani'l-münker..." Emr-i marufu, nehy-i münkeri terk eden kimse; muhakkak ki, "leyse bi-mü’minin bi'l-Kur’ân",Emr-i marufu, nehy-i münkeri terk eden kimse; muhakkak ki, "leyse bi-mü’minin bi'l-Kur’ân", Kur'an'a inanan bir insan değildir;Kur'an'a inanan bir insan değildir; "ve lâ bî","ve lâ bî", bana da inanan bir insan değildir!bana da inanan bir insan değildir! Öyle buyuruyor Peygamber Efendimiz.Öyle buyuruyor Peygamber Efendimiz. Emr-i marufu, nehy-i münkeri terk eden kimse Kur'an'a inanan bir insan değil,Emr-i marufu, nehy-i münkeri terk eden kimse Kur'an'a inanan bir insan değil, bana inanan insan değil diyor Peygamber Efendimiz.bana inanan insan değil diyor Peygamber Efendimiz. Eyvah! Neymiş bu emr-i maruf nehy-i münker? Şimdi onu açıklayayım:

Eyvah! Neymiş bu emr-i maruf nehy-i münker? Şimdi onu açıklayayım:
El-emru bi'l-ma‘rûf demek; iyi şeyleri emretmek, söylemek, tavsiye etmek, yapılması için teşvikte bulunmak demek;El-emru bi'l-ma‘rûf demek; iyi şeyleri emretmek, söylemek, tavsiye etmek, yapılması için teşvikte bulunmak demek; iyi şeyler. Ma‘rûf ne demek? Şeriatın, aklın güzel, iyi bulduğu şeyler demek; her şey.iyi şeyler. Ma‘rûf ne demek? Şeriatın, aklın güzel, iyi bulduğu şeyler demek; her şey. Münker ne demek?Münker ne demek? Şeriatın, aklın kötü gördüğü, beğenmediği...Şeriatın, aklın kötü gördüğü, beğenmediği... Akıl diyor ki: "Bu iş iyi değil yahu, olmasın bu iş";Akıl diyor ki: "Bu iş iyi değil yahu, olmasın bu iş"; o münker. Akıl diyor ki: "Bu iş iyi", şeriat diyor ki: "Bu iş iyi"; tamam, o maruftur.o münker. Akıl diyor ki: "Bu iş iyi", şeriat diyor ki: "Bu iş iyi"; tamam, o maruftur. Şeriatın kötü dediği, aklın beğenmediği, kötü dediği şey münkerdir;Şeriatın kötü dediği, aklın beğenmediği, kötü dediği şey münkerdir; aklın beğendiği, şeriatın emrettiği şey güzeldir.aklın beğendiği, şeriatın emrettiği şey güzeldir. Müslümanın vazifesi ne?

Müslümanın vazifesi ne?
Marufu emredecek Müslüman;Marufu emredecek Müslüman; yani hepimiz, siz, biz, hepimiz...yani hepimiz, siz, biz, hepimiz... Marufu emredecek, yani güzel şeyleri emredecek; münkeri nehyedecek.Marufu emredecek, yani güzel şeyleri emredecek; münkeri nehyedecek. Münkeri, yani çirkin olan şeyleri de nehyedecek; "Yapmayın" diyecek,Münkeri, yani çirkin olan şeyleri de nehyedecek; "Yapmayın" diyecek, yapılmamasını söyleyecek, yapılmamasını sağlamaya çalışacak.yapılmamasını söyleyecek, yapılmamasını sağlamaya çalışacak. Emr-i maruf nehy-i münkerEmr-i maruf nehy-i münker Müslümanın boynuna borç olan farzlardan bir tanesidir.Müslümanın boynuna borç olan farzlardan bir tanesidir. Onun için Peygamber Efendimiz diyor ki:Onun için Peygamber Efendimiz diyor ki: Bunu yapmıyorsa bir insan,Bunu yapmıyorsa bir insan, bunu terk ettiyse;bunu terk ettiyse; "İnne't-târike li'l-emri bi'l-ma‘rûfi ve'n-nehyi ani'l-münker leyse bi-mü’minin bi'l-Kur’ân","İnne't-târike li'l-emri bi'l-ma‘rûfi ve'n-nehyi ani'l-münker leyse bi-mü’minin bi'l-Kur’ân", Kur'an'a inanmış insan değildir. Terk etti, yapmıyor;Kur'an'a inanmış insan değildir. Terk etti, yapmıyor; Kur'an'a inanmış insan değildir, bana inanmış insan değildir.Kur'an'a inanmış insan değildir, bana inanmış insan değildir. Şimdi hepimiz nasıl olacağız muhterem kardeşlerim?Şimdi hepimiz nasıl olacağız muhterem kardeşlerim? Hepimiz emr-i maruf yapan, nehy-i münker yapan insanlar olacağız.Hepimiz emr-i maruf yapan, nehy-i münker yapan insanlar olacağız. Müminlerin hepsi emr-i maruf, nehy-i münker yapan insanlar olacak.Müminlerin hepsi emr-i maruf, nehy-i münker yapan insanlar olacak. Şimdi bazıları diyor ki: "Hocam benim bilgim yok."

Şimdi bazıları diyor ki: "Hocam benim bilgim yok."
Ha! Bilgi öğren! Âlim olmaya çalış, dininin ahkâmını öğrenmeye çalış ama bu dipsiz bir kuyudur.Ha! Bilgi öğren! Âlim olmaya çalış, dininin ahkâmını öğrenmeye çalış ama bu dipsiz bir kuyudur. İlmin sonu yoktur, dibi yoktur; bu bitmez.İlmin sonu yoktur, dibi yoktur; bu bitmez. Yani ben profesör de gördüm, "Ben bir şey bilmiyorum" diyor;Yani ben profesör de gördüm, "Ben bir şey bilmiyorum" diyor; dağda çoban da gördüm, ben de bir şey... o da "Ben de bir şey bilmiyorum" diyor.dağda çoban da gördüm, ben de bir şey... o da "Ben de bir şey bilmiyorum" diyor. Yani profesör olmuş ama okumuş okumuş okumuş okumuş okumuş, gene "Bilmiyorum" diyor;Yani profesör olmuş ama okumuş okumuş okumuş okumuş okumuş, gene "Bilmiyorum" diyor; öteki okumamış "Bilmiyorum" diyor. İlmin sonu yoktur!öteki okumamış "Bilmiyorum" diyor. İlmin sonu yoktur! O halde ne olursan ol emr-i marufu yapacaksın,O halde ne olursan ol emr-i marufu yapacaksın, bildiğin şeyi söyleyeceksin.bildiğin şeyi söyleyeceksin. Yanındakine: "Kardeşim bu doğru değil." Karına, kızına:Yanındakine: "Kardeşim bu doğru değil." Karına, kızına: "Bak sabah namazına kalkmıyorsun bu doğru değil."Bak sabah namazına kalkmıyorsun bu doğru değil. Kalkıyorsun da evde kılıyorsun camiye gitmiyorsun, bu doğru değil.Kalkıyorsun da evde kılıyorsun camiye gitmiyorsun, bu doğru değil. Öyle yapma, sevaplı olan camiye gitmektir." Veyahut:Öyle yapma, sevaplı olan camiye gitmektir." Veyahut: "İşte filancayla dargın duruyorsun yapma, etme, barış;"İşte filancayla dargın duruyorsun yapma, etme, barış; çünkü dargınlık haramdır" gibi bildiği şeyi söyleyecek, bildiği kadar.çünkü dargınlık haramdır" gibi bildiği şeyi söyleyecek, bildiği kadar. "Benim bildiğim kadarıyla bu böyle" diyecek."Benim bildiğim kadarıyla bu böyle" diyecek. Eğer bir şeyi söylemek istediği zaman önceden gider biraz kitapları karıştırır,Eğer bir şeyi söylemek istediği zaman önceden gider biraz kitapları karıştırır, o konuyu iyice öğrenir de söylerse daha iyi olur.o konuyu iyice öğrenir de söylerse daha iyi olur. Ama herkesin az çok hocalardan, hacılardan, vaazlardan, camilerden, efendim kitaplardan bilgisi vardır;Ama herkesin az çok hocalardan, hacılardan, vaazlardan, camilerden, efendim kitaplardan bilgisi vardır; bildiğini söyleyecek.bildiğini söyleyecek. Herkes bilir ki komşunun elmasını çalmak doğru değil.

Herkes bilir ki komşunun elmasını çalmak doğru değil.
Bu gün gibi aşikâr. O zaman çocuk onu yaparken "Höst!" diyeceksin.Bu gün gibi aşikâr. O zaman çocuk onu yaparken "Höst!" diyeceksin. "İn bakayım oradan! Ne arıyorsun duvarın üstünde? İn aşağı!"İn bakayım oradan! Ne arıyorsun duvarın üstünde? İn aşağı! Şimdi senin yanına gelirsem, babana söylersemŞimdi senin yanına gelirsem, babana söylersem bilmem ne filan" Ne oldu? Nehy-i münker oldu.bilmem ne filan" Ne oldu? Nehy-i münker oldu. Çocuk duvara çıktı, elmayı koparacaktı, elini uzatacaktı,Çocuk duvara çıktı, elmayı koparacaktı, elini uzatacaktı, bir şey yapacaktı orada.bir şey yapacaktı orada. Veyahut bakıyorsun bu evde kimse oturmuyor, mahallenin çocukları ellerine taşlar almış;Veyahut bakıyorsun bu evde kimse oturmuyor, mahallenin çocukları ellerine taşlar almış; şangur şungur, paldır küldür camlara nişan alıyor, cam kırıyor.şangur şungur, paldır küldür camlara nişan alıyor, cam kırıyor. "E niye yapıyorsun?" "Evde kimse yok.""E niye yapıyorsun?" "Evde kimse yok." E olsun! Yani muntazam olan bir camı sen kırıyorsun, içerisini koruyacak olan şeyi efendim tahrip ediyorsun; olmaz.E olsun! Yani muntazam olan bir camı sen kırıyorsun, içerisini koruyacak olan şeyi efendim tahrip ediyorsun; olmaz. "Kimse oturmuyor hocam, sahipsiz." Sahipsiz de olsa olmaz! Sahipsiz olsa kapısı açılsa bile kapısını örteceksin sen."Kimse oturmuyor hocam, sahipsiz." Sahipsiz de olsa olmaz! Sahipsiz olsa kapısı açılsa bile kapısını örteceksin sen. Ne öyle şangur şungur? Vahşi bir zevk bu, sadistçe bir zevk yani cam kırmak!Ne öyle şangur şungur? Vahşi bir zevk bu, sadistçe bir zevk yani cam kırmak! Ben Çengelköy'de bir arkadaşı ziyarete giderdim kaç senedir.

Ben Çengelköy'de bir arkadaşı ziyarete giderdim kaç senedir.
İlk önce böyle bir ev gördüm; ahşap, ayakta, iki katlı, üç katlı muntazam bir ev gördümİlk önce böyle bir ev gördüm; ahşap, ayakta, iki katlı, üç katlı muntazam bir ev gördüm ilk gittiğim senelerden hatırlıyorum.ilk gittiğim senelerden hatırlıyorum. Sonra bu evin camlarını kırılmış gördüm. Sonra yavaş yavaş duvarlarının yıkılmış, dökülmüş gördüm;Sonra bu evin camlarını kırılmış gördüm. Sonra yavaş yavaş duvarlarının yıkılmış, dökülmüş gördüm; şimdi temelini görüyorum. Durduğu yerde evi bitirdiler, ev bitti! E böyle olmaz.şimdi temelini görüyorum. Durduğu yerde evi bitirdiler, ev bitti! E böyle olmaz. Ne diyeceksin: "Yapma evladım" diyeceksin; nehy-i münker. Yaptırmayacaksın.Ne diyeceksin: "Yapma evladım" diyeceksin; nehy-i münker. Yaptırmayacaksın. "Bastonumu kafana indiririm" diyeceksin ihtiyar bile olsan,"Bastonumu kafana indiririm" diyeceksin ihtiyar bile olsan, "Höst!" diyeceksin, yaptırmayacaksın. İyi bir şey; teşvik edeceksin, yaptıracaksın,"Höst!" diyeceksin, yaptırmayacaksın. İyi bir şey; teşvik edeceksin, yaptıracaksın, iyi bir şeyi söyleyeceksin: "Bak sen böyle yapmıyorsun, yap bunu" diyeceksin.iyi bir şeyi söyleyeceksin: "Bak sen böyle yapmıyorsun, yap bunu" diyeceksin. Emr-i maruf, nehy-i münker.Emr-i maruf, nehy-i münker. Bunu yapmıyor. Neden yapmaz insan?

Bunu yapmıyor. Neden yapmaz insan?
Bir: Günahı hoş görür, aldırmaz. Bu çok fena!

Bir: Günahı hoş görür, aldırmaz. Bu çok fena!
Bir insan günahkârın günah işlediğini gördüğü halde hoş görür, aldırmazsaBir insan günahkârın günah işlediğini gördüğü halde hoş görür, aldırmazsa Allah onun kalbini karartır, ayağını doğru yoldan kaydırır; kendisi mahvolur.Allah onun kalbini karartır, ayağını doğru yoldan kaydırır; kendisi mahvolur. Misal: Benî İsrail'in âlimleri, Benî İsrail'in cahilleri günah işlediği zaman yanından geçerken onlaraMisal: Benî İsrail'in âlimleri, Benî İsrail'in cahilleri günah işlediği zaman yanından geçerken onlara "Yapmayın" demişler; Peygamber Efendimiz anlatıyor, "Yapmayın" demişler. Dinlememiş herifler."Yapmayın" demişler; Peygamber Efendimiz anlatıyor, "Yapmayın" demişler. Dinlememiş herifler. Ertesi gün daha ötekinden geçerken aynı şeyi işlemeye devam etmiş cahiller, günahkârlar.Ertesi gün daha ötekinden geçerken aynı şeyi işlemeye devam etmiş cahiller, günahkârlar. Bunlar da: "Dün söyledik ne yapalım, dinlemiyorlar herifler" demişler,Bunlar da: "Dün söyledik ne yapalım, dinlemiyorlar herifler" demişler, yürümüşler geçmişler; söz söylememeye başlamışlar.yürümüşler geçmişler; söz söylememeye başlamışlar. Günahı işleyene itiraz etmemeye başlamışlar.Günahı işleyene itiraz etmemeye başlamışlar. Buyuruyor Peygamber Efendimiz: "Kalplerini Allah birbirine benzetti. Bunların da kalbini kararttı."Buyuruyor Peygamber Efendimiz: "Kalplerini Allah birbirine benzetti. Bunların da kalbini kararttı." O günahkârların kalbi kara, bunların da kalbini kararttı; bunları da helak etti!O günahkârların kalbi kara, bunların da kalbini kararttı; bunları da helak etti! Onun için kusuru, günahı hoş göremezsin; her seferinde söyleyeceksin.

Onun için kusuru, günahı hoş göremezsin; her seferinde söyleyeceksin.
Madem o adam inat ediyor, günahı işlemekte sebat gösteriyor;Madem o adam inat ediyor, günahı işlemekte sebat gösteriyor; sen de günahı işleme diye söylemekte sebat göstereceksin, sen de söyleyeceksin!sen de günahı işleme diye söylemekte sebat göstereceksin, sen de söyleyeceksin! Akraban; örtünmüyor:

Akraban; örtünmüyor:
"Evladım, kızım, kardeşim örtün, yapma, günahtır.""Evladım, kızım, kardeşim örtün, yapma, günahtır." "Iıh bilmem ne..." filan. Sırıtıyor, bir şey yapıyor bilmem yapmıyor."Iıh bilmem ne..." filan. Sırıtıyor, bir şey yapıyor bilmem yapmıyor. Tamam. Bir daha gördüğün zaman: "Bak evladım örtün, başını ört. Allah'ın emridir, mantonu giy." "Iıh bilmem ne..."Tamam. Bir daha gördüğün zaman: "Bak evladım örtün, başını ört. Allah'ın emridir, mantonu giy." "Iıh bilmem ne..." Gene gördüğünde çık: "Evladım örtün, başını ört."Gene gördüğünde çık: "Evladım örtün, başını ört." Çünkü o günahı tekrar ediyor, sen de emr-i marufu tekrar edeceksin!Çünkü o günahı tekrar ediyor, sen de emr-i marufu tekrar edeceksin! Sen ona yenilirsen İslam yenilir, kötülük hâkim olur!

Sen ona yenilirsen İslam yenilir, kötülük hâkim olur!
Şimdi bak adam gazetede alenen yazıyor:Şimdi bak adam gazetede alenen yazıyor: "Bunlar" diyor "iktidara gelirse" diyor "üstsüzlere müsaade etmez" diyor."Bunlar" diyor "iktidara gelirse" diyor "üstsüzlere müsaade etmez" diyor. E fena mı olur? Fena mı olur?E fena mı olur? Fena mı olur? Ondan korkuyor: İçki içilmeyecek, çıplaklık kalkacak, günah... Fena mı olur?Ondan korkuyor: İçki içilmeyecek, çıplaklık kalkacak, günah... Fena mı olur? Kadınlar namuslu olacak, erkekler dürüst olacak,Kadınlar namuslu olacak, erkekler dürüst olacak, harama bakmayacak gözüyle kimse;harama bakmayacak gözüyle kimse; herkes akıllı uslu yaşayacak, dirliğimiz düzenimiz olacak, temizlik olacak.herkes akıllı uslu yaşayacak, dirliğimiz düzenimiz olacak, temizlik olacak. Aman fena mı? E fena! E sen o zaman şeysin,Aman fena mı? E fena! E sen o zaman şeysin, Fransa'ya git, Nis sahillerine! Fransa'da orada üstü de kullanmıyorlar, altı da kullanmıyorlar.Fransa'ya git, Nis sahillerine! Fransa'da orada üstü de kullanmıyorlar, altı da kullanmıyorlar. Tamam, oraya git sen Fransa'ya, Fransız vatandaşlığına müracaat et!Tamam, oraya git sen Fransa'ya, Fransız vatandaşlığına müracaat et! Tamam, burası Müslüman diyarı, biz Allah'tan korkuyoruz,Tamam, burası Müslüman diyarı, biz Allah'tan korkuyoruz, Allah hesabını sorar. Bak emr-i marufu terk ettiği zaman ne oluyor?Allah hesabını sorar. Bak emr-i marufu terk ettiği zaman ne oluyor? Kur'an'a inanmamış oluyor insan, çok fena duruma düşüyor. Biz ondan bu duruma düşüyoruz.Kur'an'a inanmamış oluyor insan, çok fena duruma düşüyor. Biz ondan bu duruma düşüyoruz. Ben Hicaz'a gittiğim zaman orada görüyorum. Oranın ahalisi hoşuma gidiyor muhterem kardeşlerim.

Ben Hicaz'a gittiğim zaman orada görüyorum. Oranın ahalisi hoşuma gidiyor muhterem kardeşlerim.
Eğri oturup da doğru konuşalım, oranın ahalisi hoşuma gidiyor. Niye?Eğri oturup da doğru konuşalım, oranın ahalisi hoşuma gidiyor. Niye? Bir şey gördüler mi yakana yapışıyorlar hemen:Bir şey gördüler mi yakana yapışıyorlar hemen: "Şu şöyle" diyorlar."Şu şöyle" diyorlar. Cevabı verebilirsen ne âlâ, veremezsen söylüyor söylüyor;Cevabı verebilirsen ne âlâ, veremezsen söylüyor söylüyor; "Bunu böyle yapma" diye söylüyor, güzel."Bunu böyle yapma" diye söylüyor, güzel. Safın bakıyorsun; yandan şöyle baktığın zaman saf felaket! Halbuki safın düz olması lazım.Safın bakıyorsun; yandan şöyle baktığın zaman saf felaket! Halbuki safın düz olması lazım. Namazın tamamından, namazı tamamlayıcı bir şey bu yani.Namazın tamamından, namazı tamamlayıcı bir şey bu yani. Namazın tamam olması için safların muntazam olması lazım,Namazın tamam olması için safların muntazam olması lazım, düz olması lazım, aralıklı olmaması lazım, böyle sıkı olması lazım.düz olması lazım, aralıklı olmaması lazım, böyle sıkı olması lazım. Adam buradan kalkıyor: Tıp tıp tıp tıp tıp öbür tarafa kadar gidiyor; oradaki adamı geriye itiyor:Adam buradan kalkıyor: Tıp tıp tıp tıp tıp öbür tarafa kadar gidiyor; oradaki adamı geriye itiyor: "Bak" diyor "sen ilerisin" diyor. Ötekinin yakasından yakalıyor: "Öne git" diyor,"Bak" diyor "sen ilerisin" diyor. Ötekinin yakasından yakalıyor: "Öne git" diyor, "Böyle olacaksın!" Bakıyorsun sakallı burada... Onların böyle emr-i marufçuları var, şeyleri var;"Böyle olacaksın!" Bakıyorsun sakallı burada... Onların böyle emr-i marufçuları var, şeyleri var; hemen şey yapıyorlar. Böyle bid‘at falan gibi bir şey oldu mu hemen söylüyorlar.hemen şey yapıyorlar. Böyle bid‘at falan gibi bir şey oldu mu hemen söylüyorlar. Bizde kimse kimseye bir şey demiyor.

Bizde kimse kimseye bir şey demiyor.
Öndeki safta boş yer kalıyor, adam kılını kımıldatmıyor. Burada göbeğini germiş; yahu ön safa yürü, boşluğu doldur!Öndeki safta boş yer kalıyor, adam kılını kımıldatmıyor. Burada göbeğini germiş; yahu ön safa yürü, boşluğu doldur! Peygamber Efendimiz "Boşluğu doldur" buyurmuş.Peygamber Efendimiz "Boşluğu doldur" buyurmuş. İnsanın attığı adımların en hayırlısı ön safı doldurmak için atılan adımdır.İnsanın attığı adımların en hayırlısı ön safı doldurmak için atılan adımdır. Bir adım at; yanındakine diyor ki: "Sen git", o geçmiyor "Sen geç",Bir adım at; yanındakine diyor ki: "Sen git", o geçmiyor "Sen geç", kimse gitmiyor! Yahu öndeki saf daha sevaplı, oraya adım atmak sevap; millet farkında değil.kimse gitmiyor! Yahu öndeki saf daha sevaplı, oraya adım atmak sevap; millet farkında değil. Yerinde inat ediyor yani; sanki orası tapulu malı,Yerinde inat ediyor yani; sanki orası tapulu malı, oradan öne giderse bir şey olacakmış gibi bir öne adım atmıyor!oradan öne giderse bir şey olacakmış gibi bir öne adım atmıyor! Şimdi öyle değil; Hicaz'a gittin mi önde bir boşluk gördü mü tık tık tık tık tık...Şimdi öyle değil; Hicaz'a gittin mi önde bir boşluk gördü mü tık tık tık tık tık... Tabancanın şarjöründen merminin namluya girdiği gibi birisi gitti mi arkasından trak trak trak saflar doluyor.Tabancanın şarjöründen merminin namluya girdiği gibi birisi gitti mi arkasından trak trak trak saflar doluyor. Basit şeyler ama yani bunları görüyoruz.Basit şeyler ama yani bunları görüyoruz. Efendim, bildiği kadar hakkı söylüyor.

Efendim, bildiği kadar hakkı söylüyor.
Gözümün önünde delikanlının birisini yakaladı yaşlı bir adam,Gözümün önünde delikanlının birisini yakaladı yaşlı bir adam, dedi: "Ya habibi" dedi, yani sevgili kardeşim falan manasına...dedi: "Ya habibi" dedi, yani sevgili kardeşim falan manasına... Beyaz bir entari giymiş. Onlar entari giyiyorlar biliyorsunuz,Beyaz bir entari giymiş. Onlar entari giyiyorlar biliyorsunuz, bizim gibi çatal pantolon giymiyorlar, entari giyiyorlar.bizim gibi çatal pantolon giymiyorlar, entari giyiyorlar. Beyaz bir entari giyiyorlar, onların kıyafeti o, adetleri o...Beyaz bir entari giyiyorlar, onların kıyafeti o, adetleri o... Efendim, güzel poplinden yapmış entariyi, çok güzel; belli,Efendim, güzel poplinden yapmış entariyi, çok güzel; belli, kaliteli bir kumaş. Böyle ipek gibi dökülüyor,kaliteli bir kumaş. Böyle ipek gibi dökülüyor, pamuklu çok güzel bir kumaş ama altı görünüyor! Altı görünüyor.pamuklu çok güzel bir kumaş ama altı görünüyor! Altı görünüyor. Delikanlı slip giymiş altına. Slipi belki bazıları bilmez, ben de bilmiyordum tarif edeyim:Delikanlı slip giymiş altına. Slipi belki bazıları bilmez, ben de bilmiyordum tarif edeyim: Üçgen paçalı iç donu demek yani... Şöyle oluyor ya, şu kadarcık...Üçgen paçalı iç donu demek yani... Şöyle oluyor ya, şu kadarcık... Şöyle azıcık bir yer, herhalde parası mı yok adamın niye o kadar küçük, şu kadar üçgen.Şöyle azıcık bir yer, herhalde parası mı yok adamın niye o kadar küçük, şu kadar üçgen. Ne olacak hocam biz ne kadar.. Iı.Ne olacak hocam biz ne kadar.. Iı. Heralde kumaş kıtlığı var memlekette, slip yani slip gibi bir şey yok gibi slip.Heralde kumaş kıtlığı var memlekette, slip yani slip gibi bir şey yok gibi slip. Slip giymiş. E Müslümanın erkeğinin de tesettürü var! Erkeğin de diz altından göbeğine kadar kısmının görünmemesi lazım.Slip giymiş. E Müslümanın erkeğinin de tesettürü var! Erkeğin de diz altından göbeğine kadar kısmının görünmemesi lazım. E şimdi bu giymiş güzel poplin gömleği, adamın önünde secde ediyor kalkıyor ama slipi de varE şimdi bu giymiş güzel poplin gömleği, adamın önünde secde ediyor kalkıyor ama slipi de var Gibi görünüyor her şeyi; yakaladı yani!Gibi görünüyor her şeyi; yakaladı yani! "Habibi" dedi, "Kardeşim" dedi, bilmem ne dedi; ben de böyle uzaktan takip ediyorum."Habibi" dedi, "Kardeşim" dedi, bilmem ne dedi; ben de böyle uzaktan takip ediyorum. "Bu" dedi "günahtır, olmaz" dedi, "böyle yapma" dedi, "altına uzun bir şey giy" dedi,"Bu" dedi "günahtır, olmaz" dedi, "böyle yapma" dedi, "altına uzun bir şey giy" dedi, "ya da bunu böyle hani altını göstermeyecek bir şey yap" filan dedi, nasihat etti."ya da bunu böyle hani altını göstermeyecek bir şey yap" filan dedi, nasihat etti. İşte bu nedir: Emr-i maruf.

İşte bu nedir: Emr-i maruf.
El-emru bi'l-ma‘rûf veya kısaca emr-i maruf diyoruz.El-emru bi'l-ma‘rûf veya kısaca emr-i maruf diyoruz. Bu Farsça tamlamadır,Bu Farsça tamlamadır, Arapçası: "El-emru bi'l-ma‘rûfi ve'n-nehyü ani'l-münker."Arapçası: "El-emru bi'l-ma‘rûfi ve'n-nehyü ani'l-münker." Farsçası: Emr-i maruf, nehy-i münker; kısaca bu. Yani iyiliği emretmek, kötülüğü yaptırmamak.Farsçası: Emr-i maruf, nehy-i münker; kısaca bu. Yani iyiliği emretmek, kötülüğü yaptırmamak. Bunu terk etti mi insan çok fena duruma düşüyor; bunu canlandıracağız!Bunu terk etti mi insan çok fena duruma düşüyor; bunu canlandıracağız! Bunu canlandırmak için vatandaşa yardım... İlim lazım, ilim lazım; ilimle öğreneceğiz. Dinimizi öğreneceğiz.

Bunu canlandırmak için vatandaşa yardım... İlim lazım, ilim lazım; ilimle öğreneceğiz. Dinimizi öğreneceğiz.
İnsanın dininden bir bölümü öğrenmesi dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır, çok sevaptır.İnsanın dininden bir bölümü öğrenmesi dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır, çok sevaptır. Aç bir bahsi, oku! Bir bölümü öğren.Aç bir bahsi, oku! Bir bölümü öğren. Size tavsiye ettiğimiz bir kitap var, ne diyoruz: Bak Diyanet'in çıkarttığı bir kitap. Diyanet İşleri BaşkanlığıSize tavsiye ettiğimiz bir kitap var, ne diyoruz: Bak Diyanet'in çıkarttığı bir kitap. Diyanet İşleri Başkanlığı kaç baskısını yapmıştır kim bilir, kaçıncı baskısıdır: Riyâzü's-Sâlihîn.kaç baskısını yapmıştır kim bilir, kaçıncı baskısıdır: Riyâzü's-Sâlihîn. İmam Nevevî'nin hadis kitabı.İmam Nevevî'nin hadis kitabı. Al bunu evine; bölüm bölüm yazmış: Selam vermenin adabı var o bölümü bitir,Al bunu evine; bölüm bölüm yazmış: Selam vermenin adabı var o bölümü bitir, efendim bilmem nikahın adabı var o bölümü bitir, ne bileyim efendimefendim bilmem nikahın adabı var o bölümü bitir, ne bileyim efendim namazın adabı var bilmem ne... O bölümleri bölüm bölüm oku, çoluk çocuğunnamazın adabı var bilmem ne... O bölümleri bölüm bölüm oku, çoluk çocuğun öğrensin bölüm bölüm! Efendimiz'in hadis-i şeriflerini oku,öğrensin bölüm bölüm! Efendimiz'in hadis-i şeriflerini oku, dinimizin ilim şeyini öğren; tatlı tatlı anlatıyor.dinimizin ilim şeyini öğren; tatlı tatlı anlatıyor. Veyahut al bir ilmihal kitabı, Türkçe bir ilmihal kitabı al, bölüm bölüm oku:Veyahut al bir ilmihal kitabı, Türkçe bir ilmihal kitabı al, bölüm bölüm oku: Namaz nasıl kılınır? Oruç nasıl tutulur? Zekât nasıl verilir; nereden verilir, kime verilir?Namaz nasıl kılınır? Oruç nasıl tutulur? Zekât nasıl verilir; nereden verilir, kime verilir? Efendim abdest nasıl alınır vesaire... E bunları öğren!Efendim abdest nasıl alınır vesaire... E bunları öğren! Ahlaki meseleler, efendim ticarette haram helal, efendim sevap günah, bunları öğren.Ahlaki meseleler, efendim ticarette haram helal, efendim sevap günah, bunları öğren. Aziz ve muhterem kardeşlerim,

Aziz ve muhterem kardeşlerim,
ondan sonra da emr-i maruf nehy-i münkeri yap. Bilginle, bildiğinle başkasına anlat.ondan sonra da emr-i maruf nehy-i münkeri yap. Bilginle, bildiğinle başkasına anlat. Evet, Allah Teâlâ Hazretleri cümlemizi sevdiği kul eylesin.

Evet, Allah Teâlâ Hazretleri cümlemizi sevdiği kul eylesin.
Sevdiği işleri yaparak ömür geçirmeyi cümlemize nasip eylesin.

Sevdiği işleri yaparak ömür geçirmeyi cümlemize nasip eylesin.
Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin. İki cihanda aziz ve bahtiyar eylesin.

Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin. İki cihanda aziz ve bahtiyar eylesin.
Fatiha-i şerife meal-besmele.

Fatiha-i şerife meal-besmele.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2