Namaz Vakitleri

21 Zilka'de 1445
29 Mayıs 2024
İmsak
03:35
Güneş
05:29
Öğle
13:06
İkindi
17:05
Akşam
20:34
Yatsı
22:19
Detaylı Arama

İnsanlarla Güzel Geçinmek

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

3 Rebîü'l-Âhir 1401 / 08.02.1981
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Hadis sohbetlerini 5 aşamada özetleyebiliriz.

a. İskenderpaşa Camii Sohbetleri (1977-1997)

Mehmed Zâhid KOTKU Hz. görevli oldukları İskenderpaşa Camii’nde, her pazar günü ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika Râmûzü’l-Ehàdis’ten hadis okuyup izah ederdi. 1977 yılının ilkbaharından itibaren bu dersler Mahmud Es’ad COŞAN tarafından yapılır oldu.

COŞAN, o yıllarda Ankara’da oturuyordu. Her hafta sonu İstanbul’a geliyor, pazar günkü hadis dersini yapıp geri dönüyordu. Tatillerde ve müsait zamanlarında cuma namazından önce de sohbet ettiği olurdu. Önemli bir engel olmadıkça, bu böyle devam etti.

13 Kasım 1980’de Mehmed Zâhid KOTKU Hazretleri’nin vefatından sonra da İskenderpaşa’daki dersler aynen devam etti. Hac veya başka bir seyahat nedeniyle yurtdışında olduğu zamanların dışında önemli bir aksama olmadı. 1997 Mayısında yurtdışına çıkıncaya kadar bu böyle devam etti. İskenderpaşa’daki son sohbeti 4 Mayıs 1997 pazar günü oldu.
COŞAN, derse besmele ve hamdele ile başlardı. Arkasından, “Kitapların en efdali Allah’ın kitabıdır, yolların en faziletlisi Peygamber (s.a.s.)’in yoludur. Sonradan uydurulan şeyler bid’attir. Her bid’at dalâlettir. Her dalâlet ve dalâlet sahibi cehenneme gider.” anlamındaki Arapça giriş cümlelerini söylerdi. Sonra, sıradaki ilk hadisin Arapça metnini okurdu.

Ondan sonra okunan kitap hakkında kısa bilgi verir; hadislerin okunmasına ve izahına geçmeden önce, başta Peygamber (s.a.s.) Efendimiz olmak üzere cümle enbiyânın, evliyânın, sülehànın; sâdât ve meşâyih-i kiramın ruhları için; kitabın müellifinin ve bu kitabın içindeki hadis-i şeriflerin bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın, râvilerin ruhları için; caminin bânisi İskender Paşa’nın ruhu için; bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere oraya gelmiş olan kimselerin ahirete irtihal etmiş olan cümle yakınlarının ruhları için ve Mehmed Zahid KOTKU Hazretleri’nin ruhu için, bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerif okunmasını isterdi.

Daha sonra, sıradaki hadis-i şerifin Arapça metnini okuyup, kelime kelime izahına geçerdi. Konuyla ilgili ayet-i kerimeler ve diğer hadis-i şeriflerle meseleyi bir güzel açıklardı. Sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanırdı. Konunun iyi anlaşılması için misaller, hatıralar anlatır; şiirlere, Farsça ve Arapça beyitlere yer verirdi.

COŞAN, ilk yıllarda her sohbette 8-10 hadis-i şerif okuyup izah ederdi, sohbet süresi bir saati geçmezdi. Son yıllarda bu sayı 3’e kadar düşmüş, izah için daha çok vakit ayrılmış, sohbet süresi bir saati biraz aşmaya başlamıştı.

Sohbetin sonunda mutlaka Hatm-i Hàcegân yaptırırdı. Bazen, intisab etmek isteyenler için zikir dersi tarifi yapardı. Eğer vakit müsaitse, küçük notlarla soru gönderenlerin sorularına cevap verirdi.

Sohbetlere öncelikle gençler, öğrenciler, okumuş kimseler gelirlerdi. Fakat her yaştan ve her kesimden insana rastlamak mümkündü. Zamanla ilgi arttığı için, caminin etrafındaki evler satın alınarak cami genişletilmiş; hanımların ve erkeklerin sohbetleri takip edebilmesi için mekânlar yapılmıştır.

İskenderpaşa Camii’ndeki sohbetler, ilk yıllardan beri teyp kasetlerine kayıt edilmiştir. 1987’den sonra görüntülü video kayıtları yapılmıştır.

b. Ankara Özelif Camii Sohbetleri (1982-1996)

COŞAN, Mehmed Zâhid KOTKU Hz. vefat edip, irşad görevi kendisine intikal ettikten sonra, Ankara’da da hadis dersleri başlattı (1982). İlk önce çarşamba günleri evinin yanındaki Muradiye Camii’nde, daha sonra perşembe akşamları Özelif Camii’nde hadis dersi yapmaya başladı. Bir ara cumartesi günleri yapıldı. Emekli olup da Ankara’dan ayrıldıkları 1987 yılına kadar bu dersler devam etti. 1987’den sonra ise, her ayın ilk perşembe akşamı Ankara’ya gelip, bu hadis derslerini ayda bir yapmaya devam etti.

c. Sapanca Sohbetleri (1987-1989)

COŞAN emekli olduktan sonra Sapanca’ya yerleşmiştir. Orada oturdukları yıllarda (1987-1989), evinin yakınındaki Yüzevler Camii’nde cumartesi günleri, ikindiden sonra Muhtâru’l-Ehàdîs isimli kitaptan hadis dersleri yapmıştır.

Muhtâru’l-Ehâdîs kitabı muteber hadis kitaplarından seçilmiş ve ilk harflerine göre alfabetik olarak sıralanmış bin dört yüz kadar hadis ihtivâ etmektedir. Mısırlı alim Seyyid Ahmed el-Hâşimî (1878-1943) tarafından hazırlanmıştır. Türkçe’ye muhtelif tercümeleri yapılmıştır.

d. Anadolu’da Sohbetler

COŞAN, Türkiye’de bulunduğu 1980-1997 yılları arasında sık sık Anadolu’da seyahatler yaparlardı. Gittikleri illerde, uygun camilerde, halka açık hadis dersleri yapmıştır. Eskişehir, Bursa, İzmir, Antalya, Adapazarı, Konya, Edirne gibi illerde sohbetler yapılmış hadis sohbetleri mevcuttur.

e. Ev Sohbetleri
Doğum, ölüm, düğün, sünnet vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği evlerde; kahvaltı vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği öğrenci evlerinde mutlaka yarım saat - 45 dakika civarında bir hadis sohbeti yaparlardı.

Konuşma Metni

Eûzubillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.Eûzubillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.

el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.
Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ hayri halkihî Muhammedin ve âlihî ve sahbihîVe's-salâtu ve's-selâmu alâ hayri halkihî Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd: ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.

Emmâ ba'd:

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-kitâbi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâFa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-kitâbi kitâbullah ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem. Ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem. Ve şerre'l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr.ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr. Ve bi's-senedi's-sahîhi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: Ve bi's-senedi's-sahîhi'l-muttasılı ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Re'sü'l-akli ba'de'l-îmâni billâhi et-teveddüdü ile'n-nâsi. Re'sü'l-akli ba'de'l-îmâni billâhi et-teveddüdü ile'n-nâsi.

Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl. Muhterem cemaat-i müslimîn! Sadaka Resûlullah fîmâ kâl ev kemâ kâl.

Muhterem cemaat-i müslimîn!

Üstadımız Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddîn kuddîse sırruhû hazretlerinin te'lif etmiş olduğuÜstadımız Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddîn kuddîse sırruhû hazretlerinin te'lif etmiş olduğu Râmûzü'l-ehâdîs isimli hadis kitabının ra faslından hadisleri okumaya devam ediyoruz. Râmûzü'l-ehâdîs isimli hadis kitabının ra faslından hadisleri okumaya devam ediyoruz.

Dersimize başlamadan önce, evvelâ Peygamberimiz, Efendimiz Muhammed-i MustafâDersimize başlamadan önce, evvelâ Peygamberimiz, Efendimiz Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem'in ruhu için; sonra cümle enbiyânın, asfiyânın, evliyânın sallallahu aleyhi ve sellem'in ruhu için; sonra cümle enbiyânın, asfiyânın, evliyânın ve sâdât-ı kirâmımızın ervâhı için, bu eserin müellefi Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî ve sâdât-ı kirâmımızın ervâhı için, bu eserin müellefi Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretlerinin ruhu için, hocalarının ve talebelerinin ruhları için, bu kitabın içindeki hadîs-i şerîflerinhazretlerinin ruhu için, hocalarının ve talebelerinin ruhları için, bu kitabın içindeki hadîs-i şerîflerin bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan zevât-ı muhteremenin cümlesinin ervâhı için; bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan zevât-ı muhteremenin cümlesinin ervâhı için; uzaktan yakından Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e muhabbetindenuzaktan yakından Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e muhabbetinden nâşi bu hadis meclisine teşrif etmiş olan siz kardeşlerimizin âhirete irtihal etmiş olan nâşi bu hadis meclisine teşrif etmiş olan siz kardeşlerimizin âhirete irtihal etmiş olan cümle yakınlarının ruhları için bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerîf kıraat edelim. cümle yakınlarının ruhları için bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerîf kıraat edelim.

Hz. Enes radıyallahu anh'ten, Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten ve Hz. Ali radıyallahu anhHz. Enes radıyallahu anh'ten, Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten ve Hz. Ali radıyallahu anh ve kerremallâhu veche'den -üçü de ayrı ayrı nakletmiş- bize kadar geldiğine göre,ve kerremallâhu veche'den -üçü de ayrı ayrı nakletmiş- bize kadar geldiğine göre, Peygamber aleyhi's-salâtu ve's-selam Efendimiz şöyle buyurmuşlar: Peygamber aleyhi's-salâtu ve's-selam Efendimiz şöyle buyurmuşlar:

Re'sü'l-akli ba'de'l-îmâni billâhi et-teveddüdü ile'n-nâsi. Re'sü'l-akli. "Aklın başı." Re'sü'l-akli ba'de'l-îmâni billâhi et-teveddüdü ile'n-nâsi.

Re'sü'l-akli. "Aklın başı."

Yani "en üstün akıl, en yüksek derecedeki akıl" demek. Yani "en üstün akıl, en yüksek derecedeki akıl" demek.

"Aklın başı, aklın en yüksek seviyesi..." "Aklın başı, aklın en yüksek seviyesi..."

Ba'de'l-îmâni billâhi. "Allahu Teâlâ hazretlerine imandan sonra"Ba'de'l-îmâni billâhi. "Allahu Teâlâ hazretlerine imandan sonra" aklın en yüksek seviyesi, başı, gereği, icabı nedir? aklın en yüksek seviyesi, başı, gereği, icabı nedir?

et-Teveddüdü ile'n-nâsi. "İnsanlara kendisini sevdirmektir." et-Teveddüdü ile'n-nâsi. "İnsanlara kendisini sevdirmektir."

Kişinin başka insanlara, halka kendisini sevdirmesidir. Kişinin başka insanlara, halka kendisini sevdirmesidir.

Şimdi bu sevdirmek keyfiyeti üzerinde, bu hadîs-i şerîf üzerinde biraz konuşalım. Şimdi bu sevdirmek keyfiyeti üzerinde, bu hadîs-i şerîf üzerinde biraz konuşalım.

Peygamber aleyhi's-salâtu ve's-selam Efendimiz önce Allah'a imanı zikrediyor; ba'de'l-îmâni billâhi.Peygamber aleyhi's-salâtu ve's-selam Efendimiz önce Allah'a imanı zikrediyor; ba'de'l-îmâni billâhi. Demek ki, asıl akıl Allah'a inanmakla başlıyor. "Ben nice akıllı insan biliyorum ki inancı yok." Demek ki, asıl akıl Allah'a inanmakla başlıyor.

"Ben nice akıllı insan biliyorum ki inancı yok."

Onun aklı olsaydı hiç âhiretini mahveder miydi?Onun aklı olsaydı hiç âhiretini mahveder miydi? Hüm fîhâ hâlidûn. Ehli cennet cennete girecek, ebedî;Hüm fîhâ hâlidûn. Ehli cennet cennete girecek, ebedî; ehli cehennem cehenneme girecek, ebedî kalacaklar. Ebedî azaba hiç razı olur mu aklı olan bir insan? ehli cehennem cehenneme girecek, ebedî kalacaklar. Ebedî azaba hiç razı olur mu aklı olan bir insan?

"Nereden belli?" Yahu insan eğer inanmıyorsa bile korkar. "Yarın filanca yerde hâdise çıkacakmış."Nereden belli?"

Yahu insan eğer inanmıyorsa bile korkar. "Yarın filanca yerde hâdise çıkacakmış.
Fatih'te caddede bomba koymuşlar, patlayacakmış." deseler, Fatih'te caddede bomba koymuşlar, patlayacakmış." deseler, insanın evi de o civarda olmasa bile mümkünse o civardan geçmez. Neden? insanın evi de o civarda olmasa bile mümkünse o civardan geçmez.

Neden?

Ya doğrudur ya yanlıştır; "Eğer doğruysa patlar, bana bir zarar gelir." diye düşünür. Ya doğrudur ya yanlıştır; "Eğer doğruysa patlar, bana bir zarar gelir." diye düşünür.

Hiçbir akıl sahibi âhiretin olmadığını söyleyemez.Hiçbir akıl sahibi âhiretin olmadığını söyleyemez. Hiçbir ilim erbâbı, Doğu'dan, Batı'dan hiçbir kimse; "Âhiret yok." diyemez. Neden? Hiçbir ilim erbâbı, Doğu'dan, Batı'dan hiçbir kimse; "Âhiret yok." diyemez.

Neden?

O da bizim gibi âciz, nâçiz, bizim seviyemizde, bizden bir üstünlüğü yok;O da bizim gibi âciz, nâçiz, bizim seviyemizde, bizden bir üstünlüğü yok; bir gram, bir milim, bir santim, bir sigara kağıdı kadar bizden üstün tarafı yok. İstikbal çünkü... bir gram, bir milim, bir santim, bir sigara kağıdı kadar bizden üstün tarafı yok. İstikbal çünkü... İstikbale ilim karışmaz. İstikbal ne olacak; o da bir şey diyemez, biz de bir şey diyemeyiz. İstikbale ilim karışmaz. İstikbal ne olacak; o da bir şey diyemez, biz de bir şey diyemeyiz.

Ama biz sağlam bir delile dayanarak diyoruz ki; Ama biz sağlam bir delile dayanarak diyoruz ki;

"Doğru, âdil, Muhammedü'l-Emîn diye emniyetle mevsûf,"Doğru, âdil, Muhammedü'l-Emîn diye emniyetle mevsûf, bütün hayatı boyunca mucizelerle teyîd edilmiş bir muhbir-i sâdık, bir doğru haberci bize diyor ki; bütün hayatı boyunca mucizelerle teyîd edilmiş bir muhbir-i sâdık, bir doğru haberci bize diyor ki;

'Âhiret olacak. Allahu Teâlâ hazretleri cümle insanları bir yerde cem' edecek.'Âhiret olacak. Allahu Teâlâ hazretleri cümle insanları bir yerde cem' edecek. Bütün insanlar bu dünyada yapmış oldukları şeylerden dolayı hesaba çekilecekler. Bütün insanlar bu dünyada yapmış oldukları şeylerden dolayı hesaba çekilecekler. Zerre miktarı hayır işleyen cennete girecek, zerre miktarı şer işleyenZerre miktarı hayır işleyen cennete girecek, zerre miktarı şer işleyen o şerrin muhakkak cezasını çekecek.' Burnu yere sürtecek.o şerrin muhakkak cezasını çekecek.' Burnu yere sürtecek. Mümkün değil, muhakkak bu hesap olacak. İyi insanlar mükâfat görecek, kötü insanlar ceza görecek." Mümkün değil, muhakkak bu hesap olacak. İyi insanlar mükâfat görecek, kötü insanlar ceza görecek."

Peygamber aleyhi's-salâtu ve's-selam Efendimiz buyurdu ki; Peygamber aleyhi's-salâtu ve's-selam Efendimiz buyurdu ki;

"Ey Kureyş kavmi! Ben şu tepenin arkasından; 'Düşman askerini toplamış,"Ey Kureyş kavmi! Ben şu tepenin arkasından; 'Düşman askerini toplamış, bu şehre doğru hücuma hazırlanıyor, geliyor.' desem bana inanır mıydınız?" Dediler ki; bu şehre doğru hücuma hazırlanıyor, geliyor.' desem bana inanır mıydınız?"

Dediler ki;

"Sen Muhammedü'l-Emîn'sin, emniyetli Muhammed'sin."Sen Muhammedü'l-Emîn'sin, emniyetli Muhammed'sin. Senin hiçbir yanlış sözünü duymadık ki, yanlış bir şeyini hiç görmedik ki...Senin hiçbir yanlış sözünü duymadık ki, yanlış bir şeyini hiç görmedik ki... Her şeyin mahzâ hikmet, her sözün doğru, her işin ciddi, her hâlin güzel.Her şeyin mahzâ hikmet, her sözün doğru, her işin ciddi, her hâlin güzel. Biz kendi aramızda ihtilaf çıktığı zaman seni hakem yaparız. Biz kendi aramızda ihtilaf çıktığı zaman seni hakem yaparız. Paramızı, kıymetli eşyamızı teslim edecek birisini aradığımız zaman dosdoğru sana geliriz." Paramızı, kıymetli eşyamızı teslim edecek birisini aradığımız zaman dosdoğru sana geliriz."

Nitekim Peygamber Efendimiz Medine'ye hicret ederken kendisine bırakılmış olanNitekim Peygamber Efendimiz Medine'ye hicret ederken kendisine bırakılmış olan emanetleri sahiplerine teslim etsin diye Hz. Ali Efendimiz'e tavsiyede bulunmuştu;emanetleri sahiplerine teslim etsin diye Hz. Ali Efendimiz'e tavsiyede bulunmuştu; "Bak şunu şundan aldım, onu yerli yerine yerleştir."Bak şunu şundan aldım, onu yerli yerine yerleştir. Şunu falancadan aldım, şunu sahibine ver." diye. Böyle emniyetli bir kimse. "İnanırız." dediler. Şunu falancadan aldım, şunu sahibine ver." diye. Böyle emniyetli bir kimse.

"İnanırız." dediler.

"Öyleyse bilin ki Allahu Teâlâ hazretleri vardır, birdir; şerîki, nazîri yoktur. İslâm hak dindir."Öyleyse bilin ki Allahu Teâlâ hazretleri vardır, birdir; şerîki, nazîri yoktur. İslâm hak dindir. Âhiret hayatı vardır. İnsanlar bu yaptıklarının karşılığını görecekleri bir âleme gideceklerdir." dedi. Âhiret hayatı vardır. İnsanlar bu yaptıklarının karşılığını görecekleri bir âleme gideceklerdir." dedi.

Bütün ömrü boyunca da ne söyledi ise çıktı.Bütün ömrü boyunca da ne söyledi ise çıktı. Seneler öncesinden; "Bizanslılar İranlılar'ı yenecek." dedi, çıktı.Seneler öncesinden; "Bizanslılar İranlılar'ı yenecek." dedi, çıktı. Seneler öncesinden neyi haber verdiyse çıktı. "İstanbul muhakkak fetholunacaktır." dedi, çıktı.Seneler öncesinden neyi haber verdiyse çıktı. "İstanbul muhakkak fetholunacaktır." dedi, çıktı. Ne söyledi ise vukû buldu. Biz demek ki bir delile dayanıyoruz. Ne söyledi ise vukû buldu.

Biz demek ki bir delile dayanıyoruz.
Hem de öyle mâkul bir delil ki aklı olan bir insanla karşı karşıya otursak,Hem de öyle mâkul bir delil ki aklı olan bir insanla karşı karşıya otursak, bizim söylediğimiz sözleri anlayacak biraz irfânı varsa itiraz edemez, hiç mümkün değil. bizim söylediğimiz sözleri anlayacak biraz irfânı varsa itiraz edemez, hiç mümkün değil.

Demek ki asıl akıl, insanın önce Allah'ın varlığını birliğini kabul etmesidir. Demek ki asıl akıl, insanın önce Allah'ın varlığını birliğini kabul etmesidir.

"Sonra başka ne delilin var?" O kadar çok delilim var ki sabahlardan akşamlara,"Sonra başka ne delilin var?"

O kadar çok delilim var ki sabahlardan akşamlara,
akşamlardan sabahlara yılmadan, korkmadan, çekinmeden, yorulmadan konuşuruz. akşamlardan sabahlara yılmadan, korkmadan, çekinmeden, yorulmadan konuşuruz.

Neden? Bu kâinatta bir intizam var mı? Var. Güneş belli zamanda doğuyor, batıyor.Neden?

Bu kâinatta bir intizam var mı?

Var. Güneş belli zamanda doğuyor, batıyor.
Ay belli zamanda doğuyor, batıyor. Hatta önceden hesaplamak mümkün. Gayet intizamlı gidiyor. Ay belli zamanda doğuyor, batıyor. Hatta önceden hesaplamak mümkün. Gayet intizamlı gidiyor.

Peki sahipsiz yerde intizam olur mu? Bu intizamı kim meydana getirdi? Peki sahipsiz yerde intizam olur mu? Bu intizamı kim meydana getirdi?

Sonra, sen kendi kendine mi var oldun?Sonra, sen kendi kendine mi var oldun? Bu ağaçlar, bu yapraklar, bu dağlar, bu taşlar, bu dünya, bu yıldızlar, Bu ağaçlar, bu yapraklar, bu dağlar, bu taşlar, bu dünya, bu yıldızlar, bu gökler kendilerini kendileri mi var ettiler? "Olur mu hocam?bu gökler kendilerini kendileri mi var ettiler?

"Olur mu hocam?
Hiç kendi kendisini var edebilir mi, olacak şey mi? Hiç kendi kendisini var edebilir mi, olacak şey mi? Elbette bunu bir başkası var etti, bir başka yaratan var." Elbette bunu bir başkası var etti, bir başka yaratan var."

Madem kâinat var, madem ay, gök, yıldız, güneş, insan, ağaç, yaprak, taş, toprak var;Madem kâinat var, madem ay, gök, yıldız, güneş, insan, ağaç, yaprak, taş, toprak var; o halde onları bir yaratan var. Muhakkak var! Başka türlü o varlığı izah edemezsin.o halde onları bir yaratan var. Muhakkak var! Başka türlü o varlığı izah edemezsin. Demek ki insan oradan da Allah'ın varlığını biliyor. Demek ki insan oradan da Allah'ın varlığını biliyor.

İnsan vücudunu, ağaçları, yaprakları, çiçekleri incele; ne kadar güzel bir nizam var!İnsan vücudunu, ağaçları, yaprakları, çiçekleri incele; ne kadar güzel bir nizam var! Bizim hep tesadüf sandığımız şey ne kadar muntazam çalışıyor. İnsan vücudunun her uzvu bir harika!Bizim hep tesadüf sandığımız şey ne kadar muntazam çalışıyor. İnsan vücudunun her uzvu bir harika! Gelsin doktorlar, bir böbreği, bir gözü, bir kulağı anlatsınlar da görün.Gelsin doktorlar, bir böbreği, bir gözü, bir kulağı anlatsınlar da görün. Bir beyni anlatsınlar da oradaki harikaları görün. Peki bu harikalar tesadüfen olur mu? Bir beyni anlatsınlar da oradaki harikaları görün. Peki bu harikalar tesadüfen olur mu?

Olmaz. Yaratan var. Olmaz. Yaratan var.

Bu kâinatta bir sürü maddeler, onlar birbirleriyle birleşiyorlarmış; atom, çekirdek, elektrik varmış...Bu kâinatta bir sürü maddeler, onlar birbirleriyle birleşiyorlarmış; atom, çekirdek, elektrik varmış... Hepsinin sahibi var. Hâsılı, ilim erbâbı hangi ilme mensup olursa olsun, Hepsinin sahibi var.

Hâsılı, ilim erbâbı hangi ilme mensup olursa olsun,
hangi bilgiye sahip olursa olsun, aklı varsa o zaman ilk ne yapacak? Allah'a inanacak.hangi bilgiye sahip olursa olsun, aklı varsa o zaman ilk ne yapacak?

Allah'a inanacak.
Akıl onu Allah'ın varlığına götürecek. Akıl onu Allah'ın varlığına götürecek.

Âkil Muhtar Özden diye bir ordinaryüs profesör yaşamış.Âkil Muhtar Özden diye bir ordinaryüs profesör yaşamış. İsviçre'ye gitmiş. "Ordinaryüs profesör" demek, "aliyyü'l-âlâ profesör" demek.İsviçre'ye gitmiş. "Ordinaryüs profesör" demek, "aliyyü'l-âlâ profesör" demek. Avrupa'dan nişanlar almış, madalyalar kazanmış bir kimse. Bir kitap yazmış. Avrupa'dan nişanlar almış, madalyalar kazanmış bir kimse. Bir kitap yazmış. Kitabın ismi: İlim Bakımından Ahlâk. Diyor ki; Kitabın ismi: İlim Bakımından Ahlâk. Diyor ki;

"Hayvanları, böcekleri, insanları, kâinatı inceledim."Hayvanları, böcekleri, insanları, kâinatı inceledim. Bir ordinaryüs profesör olarak, doktor olarak gördüm ki; Bir ordinaryüs profesör olarak, doktor olarak gördüm ki; bu kâinatta bütün varlıkları belli bir gayeye doğru muntazam bir şekilde sevk eden bir büyük kuvvet var.bu kâinatta bütün varlıkları belli bir gayeye doğru muntazam bir şekilde sevk eden bir büyük kuvvet var. Bir büyük kudret var, hiç şaşmadan bir gayeye doğru götürüyor." Bir büyük kudret var, hiç şaşmadan bir gayeye doğru götürüyor."

Sen mi daha akıllısın, ordinaryüs profesör mü daha akıllı? Sen mi daha akıllısın, ordinaryüs profesör mü daha akıllı?

Âlemin, Amerika'nın, Avrupa'nın alimlerine gidiyorsun.Âlemin, Amerika'nın, Avrupa'nın alimlerine gidiyorsun. Büyük bir fizikçi, büyük bir atom alimine soruyorlar, diyorlar ki; "Allah'a inanır mısınız?" Diyor ki; Büyük bir fizikçi, büyük bir atom alimine soruyorlar, diyorlar ki;

"Allah'a inanır mısınız?"

Diyor ki;

"İki büyük âlem tanıyorum. Bir; dünya ve gökyüzü âlemi..." "İki büyük âlem tanıyorum. Bir; dünya ve gökyüzü âlemi..."

Dünya, yıldızlar, uçsuz bucaksız denilen kâinat var ki buradaki mesafe santim, metre, kilometre değil,Dünya, yıldızlar, uçsuz bucaksız denilen kâinat var ki buradaki mesafe santim, metre, kilometre değil, orayı ölçmeye kilometreler yetmiyor; ışık yılı... Bir ışık saniyede 300 bin kilometre hızla gidiyor. orayı ölçmeye kilometreler yetmiyor; ışık yılı... Bir ışık saniyede 300 bin kilometre hızla gidiyor. "Bir" deyinceye kadar ekvatorun etrafında ışık altı defa dolaşıyor, o kadar hızlı!"Bir" deyinceye kadar ekvatorun etrafında ışık altı defa dolaşıyor, o kadar hızlı! Dünyanın kuşağı etrafında, en geniş yerinde altı defa dolaşıyor! Dünyanın kuşağı etrafında, en geniş yerinde altı defa dolaşıyor! Bu ışık bir saniye değil, bir saat değil, bir gün değil, bir sene gidecek, 365 gün gidecek,Bu ışık bir saniye değil, bir saat değil, bir gün değil, bir sene gidecek, 365 gün gidecek, bir mesafe meydana gelecek. Ne kadar büyük bir mesafe, düşünün! Kâinatın büyüklüğünü öyle ölçüyorlar. bir mesafe meydana gelecek. Ne kadar büyük bir mesafe, düşünün! Kâinatın büyüklüğünü öyle ölçüyorlar.

Filanca yıldız bize ne kadar mesafede? 2 milyon ışık yılı mesafede. Filanca yıldız bize ne kadar mesafede?

2 milyon ışık yılı mesafede.

Allahu ekber ve lillâhi'l-hamd! Şu kâinatın büyüklüğüne bakın kiAllahu ekber ve lillâhi'l-hamd! Şu kâinatın büyüklüğüne bakın ki 2 milyon yıldan beri ışık oradan yola çıkmış; yürü yürü yürü...2 milyon yıldan beri ışık oradan yola çıkmış; yürü yürü yürü... saniyede 300 bin kilometre süratle -korkunç bir sürat, yani göz yumup açıncaya kadarsaniyede 300 bin kilometre süratle -korkunç bir sürat, yani göz yumup açıncaya kadar mesafeleri kateden bir süratle- 2 milyon senede bizim gözümüze gelmiş demesafeleri kateden bir süratle- 2 milyon senede bizim gözümüze gelmiş de biz orada bir yıldız var, görüyoruz. Şimdi var mı acaba? O gördüğümüz yıldız orada mı? biz orada bir yıldız var, görüyoruz.

Şimdi var mı acaba? O gördüğümüz yıldız orada mı?

Bilmem ki, 2 milyon yıl önce gelen ışığı şimdi gözüme geldi.Bilmem ki, 2 milyon yıl önce gelen ışığı şimdi gözüme geldi. Ben onun 2 milyon sene önceki hâlini görüyorum. Ben onun 2 milyon sene önceki hâlini görüyorum. Şimdi onun yerinde yeller mi esiyor, başka bir şey mi var, bilmem. Şimdi onun yerinde yeller mi esiyor, başka bir şey mi var, bilmem.

O kadar engin bir kâinat! Hâsılı, "Böyle bir engin kâinat var." diyor. O kadar engin bir kâinat!

Hâsılı, "Böyle bir engin kâinat var." diyor.

Bir de madde âlemi, atom âlemi var.Çekirdek, elektron, proton, nötron var;Bir de madde âlemi, atom âlemi var.Çekirdek, elektron, proton, nötron var; onları da gözün görmesi mümkün değil. Bir toplu iğnenin başında şu kadar, sayısız adette atom var.onları da gözün görmesi mümkün değil. Bir toplu iğnenin başında şu kadar, sayısız adette atom var. Ona "mikro kozmoz", ötekisine "makro kozmoz" diyorlar; küçük kâinat, büyük kâinat.Ona "mikro kozmoz", ötekisine "makro kozmoz" diyorlar; küçük kâinat, büyük kâinat. O da bir kâinat. Atom da kendi başına bir ayrı âlem. Küçücük ama ne âlem! O da bir kâinat. Atom da kendi başına bir ayrı âlem. Küçücük ama ne âlem!

"Oraya bakıyorum, intizam. Büyük âleme bakıyorum, intizam." Diyor ki; "Oraya bakıyorum, intizam. Büyük âleme bakıyorum, intizam."

Diyor ki;

"Allah'a inanmak eğer bu intizamın kurucusunu, sahibini anlamak,"Allah'a inanmak eğer bu intizamın kurucusunu, sahibini anlamak, idrak etmek demekse ben inananların en başında gelirim. Bu intizamı kuran var." idrak etmek demekse ben inananların en başında gelirim. Bu intizamı kuran var."

Muhakkak! Hangi şahıs olursa olsun, gelsin...Muhakkak! Hangi şahıs olursa olsun, gelsin... Elhamdülillah imanımızın hiç [zayıflığı] yok, kale gibi sapasağlamdır! Elhamdülillah imanımızın hiç [zayıflığı] yok, kale gibi sapasağlamdır!

Demek ki ilk önce insan inanacak. İnanmıyor. Vah yazık! Vah zavallı!..Demek ki ilk önce insan inanacak.

İnanmıyor.

Vah yazık! Vah zavallı!..
Bir zaman sonra bizim geldiğimiz çizgiye gelir ama inşaallah iş işten geçmeden gelir. Bir zaman sonra bizim geldiğimiz çizgiye gelir ama inşaallah iş işten geçmeden gelir. Çünkü nice filozoflar gördük, duyduk, okuduk ki inkâr etmiş etmiş, sonunda Firavun gibiÇünkü nice filozoflar gördük, duyduk, okuduk ki inkâr etmiş etmiş, sonunda Firavun gibi aklı başına gelmiş ama iş işten geçtikten sonra... Firavun da inkâr etti etti, tam boğulacağı zaman;aklı başına gelmiş ama iş işten geçtikten sonra... Firavun da inkâr etti etti, tam boğulacağı zaman; "Musa aleyhisselâm'ın Allah'ına ben de inandım." dedi. Öyle filozoflar var. "Musa aleyhisselâm'ın Allah'ına ben de inandım." dedi. Öyle filozoflar var. Ya sonunda aklı başına geliyor, kabul ediyor veyahut da deliriyor; çünkü akla sığmıyor.Ya sonunda aklı başına geliyor, kabul ediyor veyahut da deliriyor; çünkü akla sığmıyor. İnkâr akla sığmaz. İnkâr akıl işi değildir. Aklı kaldıracaksın, bir tarafa koyacaksın; İnkâr akla sığmaz. İnkâr akıl işi değildir. Aklı kaldıracaksın, bir tarafa koyacaksın; "Ben akıl kullanmıyorum artık." diyeceksin, o zaman inkâr edebilirsin."Ben akıl kullanmıyorum artık." diyeceksin, o zaman inkâr edebilirsin. Gözünü kapatacaksın, o zaman inkâr edebilirsin. Gözünü kapatacaksın, o zaman inkâr edebilirsin.

Kâinatın işleyişini bu göz görürken, bu akıl çalışırken, bu terazi varken başka türlü bir netice çıkmaz.Kâinatın işleyişini bu göz görürken, bu akıl çalışırken, bu terazi varken başka türlü bir netice çıkmaz. Bu kâinatın sahibi, mâliki, mutasarrıfı, idarecisi, yöneteni var. Bunu böyle demeye mecbursun.Bu kâinatın sahibi, mâliki, mutasarrıfı, idarecisi, yöneteni var. Bunu böyle demeye mecbursun. İlk önce akıl bunu [idrak edecek], bir. Aklın başı önce Allah'a inanmak. İlk önce akıl bunu [idrak edecek], bir.

Aklın başı önce Allah'a inanmak.
"Ondan sonra nedir?" diye ikincisini sonra söylüyor. Demek ki burada uyanacağız. "Ondan sonra nedir?" diye ikincisini sonra söylüyor. Demek ki burada uyanacağız. Elhamdülillah, korkmayın; önümüzde arkamızda, sağımızda solumuzda peygamberler,Elhamdülillah, korkmayın; önümüzde arkamızda, sağımızda solumuzda peygamberler, veliler, hakiki alimler var, hepsi şehadet ediyor ki; "Allahu Teâlâ hazretleri vardır, birdir." diye, veliler, hakiki alimler var, hepsi şehadet ediyor ki; "Allahu Teâlâ hazretleri vardır, birdir." diye, hepsi bizim tarafımızda. Bakmayın ehli dünyanın bugünün hepsi bizim tarafımızda. Bakmayın ehli dünyanın bugünün üç-beş paralık lezzetine kapılıp da akıl karıştırmalarına... Allah'a inandıktan sonra ikincisi neymiş? üç-beş paralık lezzetine kapılıp da akıl karıştırmalarına...

Allah'a inandıktan sonra ikincisi neymiş?

İnsanlara kendisini sevdirmekmiş. Aklın gereği, insanlara insanın kendisini sevdirmek. İnsanlara kendisini sevdirmekmiş. Aklın gereği, insanlara insanın kendisini sevdirmek.

Sevdirmek nasıl olacak? Sevdirmek nasıl olacak?

Onlara güler yüz göstereceğiz, tatlı muamele ile, latife ile, iyilik yaparak muamele edeceğiz. Onlara güler yüz göstereceğiz, tatlı muamele ile, latife ile, iyilik yaparak muamele edeceğiz.

"Filanca adamın kaşı çatık da, yüzü esmer de, boyu kısa da veyahut uzun da..." "Filanca adamın kaşı çatık da, yüzü esmer de, boyu kısa da veyahut uzun da..."

Ben onu sevemiyorum. Gül gibi güzel bir ağacın bile dikeni var. Gül gayet güzel.Ben onu sevemiyorum. Gül gibi güzel bir ağacın bile dikeni var. Gül gayet güzel. Hem şeklen güzel hem kokusu harika. Gayet güzel kokuyor. Allah onun çalısını dikenli yapmış.Hem şeklen güzel hem kokusu harika. Gayet güzel kokuyor. Allah onun çalısını dikenli yapmış. Gülün dikeni olduğuna göre, filanca insanın da bir kusurlu tarafı olur.Gülün dikeni olduğuna göre, filanca insanın da bir kusurlu tarafı olur. Sen bir de iyi tarafını gör. İyi tarafına bak, iyi tarafını düşün, iyi tarafından sevmeye çalış. Sen bir de iyi tarafını gör. İyi tarafına bak, iyi tarafını düşün, iyi tarafından sevmeye çalış.

Bir kere, aynı peygamberin ümmeti değil miyiz? Aynı Allah'ın kulu değil miyiz?Bir kere, aynı peygamberin ümmeti değil miyiz? Aynı Allah'ın kulu değil miyiz? Hemcinsimiz değil mi, aynı cinsten, insan cinsinden değil mi? Oradan tutturursun.Hemcinsimiz değil mi, aynı cinsten, insan cinsinden değil mi?

Oradan tutturursun.
"Babamız bir, Hz. Âdem'in çocuklarıyız." dersin. Benî Âdem... Ne demek benî Âdem? "Babamız bir, Hz. Âdem'in çocuklarıyız." dersin. Benî Âdem... Ne demek benî Âdem?

"Âdem'in çocukları" demek. Benî, "evlat" demek. Bir yerden tutturup sevmek mümkün. "Âdem'in çocukları" demek. Benî, "evlat" demek.

Bir yerden tutturup sevmek mümkün.

Başka bir hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz teveddüd yerine tehabbüb demiş.Başka bir hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz teveddüd yerine tehabbüb demiş. O da aynı mânaya geliyor; hubb, "muhabbet" kökünden çıkıyor. O da aynı mânaya geliyor; hubb, "muhabbet" kökünden çıkıyor.

Demek ki, insanlara kendimizi sevdirmek dinî vazifelerimizden biri oluyor. Demek ki, insanlara kendimizi sevdirmek dinî vazifelerimizden biri oluyor.

Peki, birisi beni sevsin; bu riyakârlık olmaz mı? Hayır, riyakârlık olmaz.Peki, birisi beni sevsin; bu riyakârlık olmaz mı?

Hayır, riyakârlık olmaz.
Sen onu Allah için o muameleye tâbi tutuyorsun, Peygamber Efendimiz böyle buyurdu diye.Sen onu Allah için o muameleye tâbi tutuyorsun, Peygamber Efendimiz böyle buyurdu diye. Onun için, Yunus Emre çok güzel söylemiş, yani sözü boş değil: Yaradılanı hoş gör, Yaradan'dan ötürü. Onun için, Yunus Emre çok güzel söylemiş, yani sözü boş değil:

Yaradılanı hoş gör,

Yaradan'dan ötürü.

Yaradan'dan ötürü, Allahu Teâlâ hazretlerinin hatırı için, lillah, Allah için olacak,Yaradan'dan ötürü, Allahu Teâlâ hazretlerinin hatırı için, lillah, Allah için olacak, Allah uğrunda olacak. O zaman sen o muameleyi Allah için yapınca Allah seni sever. Allah uğrunda olacak. O zaman sen o muameleyi Allah için yapınca Allah seni sever. Allah bir kimseyi sevdi mi kullarına da sevdirtir. Çünkü âyet-i kerîme var, buyuruyor ki; Allah bir kimseyi sevdi mi kullarına da sevdirtir. Çünkü âyet-i kerîme var, buyuruyor ki;

Estaîzu billâh. Bismillâhirrahmânirrahîm. Estaîzu billâh. Bismillâhirrahmânirrahîm.

İnne'llezîne âmenû ve amilu's-sâlihâti seyec'alü lehümü'r-Rahmânu vüddâ.İnne'llezîne âmenû ve amilu's-sâlihâti seyec'alü lehümü'r-Rahmânu vüddâ. "İnananlara ve salih amel işleyenlere Allahu Teâlâ hazretleri bir sevgi hâsıl edecek, sevgi yaratacak." "İnananlara ve salih amel işleyenlere Allahu Teâlâ hazretleri bir sevgi hâsıl edecek, sevgi yaratacak."

İnsan iman etti mi, salih amel işledi mi kıskanırlar. İnsan iman etti mi, salih amel işledi mi kıskanırlar.

"Ehli imandan bir kimseyi falanca insanlar seviyor, niye beni sevmiyor?" "Ehli imandan bir kimseyi falanca insanlar seviyor, niye beni sevmiyor?"

Allah seviyor da Allah sevdirtiyor, onun için.Allah seviyor da Allah sevdirtiyor, onun için. Sen Allah yolunda git, Allah'a has kul ol; seni de sevdirsin. Sen Allah yolunda git, Allah'a has kul ol; seni de sevdirsin.

Çünkü Allahu Teâlâ hazretleri bir kimseyi sevdi mi nida edermiş:Çünkü Allahu Teâlâ hazretleri bir kimseyi sevdi mi nida edermiş: "Ey sema ehli! Ben filanca kulumu sevdim, seviyorum; siz de sevin!" Onlar da severlermiş."Ey sema ehli! Ben filanca kulumu sevdim, seviyorum; siz de sevin!" Onlar da severlermiş. Ondan sonra yeryüzünde nida olurmuş: "Ben filanca kulumu sevdim, siz de sevin!" Ondan sonra yeryüzünde nida olurmuş: "Ben filanca kulumu sevdim, siz de sevin!" Ondan sonra herkes, bütün insanlar onu severmiş. Ondan sonra herkes, bütün insanlar onu severmiş. Sonra, bir kimseyi Allahu Teâlâ hazretleri sevmedi mi, kızdı mı, o zaman;Sonra, bir kimseyi Allahu Teâlâ hazretleri sevmedi mi, kızdı mı, o zaman; "Ey sema ehli! Ben filanca kulu sevmedim, sevmiyorum; siz de sevmeyin!" dermiş; "Ey sema ehli! Ben filanca kulu sevmedim, sevmiyorum; siz de sevmeyin!" dermiş; sema ehli buğzederlermiş. Ondan sonra yeryüzüne onun buğzu, kızgınlığı yayılırmış. sema ehli buğzederlermiş. Ondan sonra yeryüzüne onun buğzu, kızgınlığı yayılırmış.

İş, Allah'a kul olmakta. Gerisi hepsi boş.İş, Allah'a kul olmakta. Gerisi hepsi boş. Kendini başka yere ayarlıyorsan çok yanlış bir yer tutturmuşsun.Kendini başka yere ayarlıyorsan çok yanlış bir yer tutturmuşsun. Allahu Teâlâ hazretlerinin sevgisini kazanmaya başlarsan, oradan ileriye doğru bu iş selâmetle ilerler. Allahu Teâlâ hazretlerinin sevgisini kazanmaya başlarsan, oradan ileriye doğru bu iş selâmetle ilerler.

"Peki, insanlara kendimi sevdireceğim; nasıl yapayım?" Çeşitli tedbirler var."Peki, insanlara kendimi sevdireceğim; nasıl yapayım?"

Çeşitli tedbirler var.
Bir tanesi; -diyor ki- onun mübarek, mesut zamanlarında onun o saadetine katılmak, tebrik etmek,Bir tanesi; -diyor ki- onun mübarek, mesut zamanlarında onun o saadetine katılmak, tebrik etmek, tehniye eylemek o sevgiye sebep olur. tehniye eylemek o sevgiye sebep olur. Düğünü var, nişanı var, çocuğu doğmuş, mektebi bitirmiş, şu hayrı yapmış.Düğünü var, nişanı var, çocuğu doğmuş, mektebi bitirmiş, şu hayrı yapmış. O fırsattan bilistifade gidersin, yanına sokulursun, muhabbetle kucaklarsın, elini sıkarsın.O fırsattan bilistifade gidersin, yanına sokulursun, muhabbetle kucaklarsın, elini sıkarsın. "Çok sevindim, şöyle bir şey olmuş. Mübarek olsun, Allah mesut etsin. Hakkında hayırlı olsun." dersin."Çok sevindim, şöyle bir şey olmuş. Mübarek olsun, Allah mesut etsin. Hakkında hayırlı olsun." dersin. Böyle bir şey muhabbete sebep olur. Başka? Böyle bir şey muhabbete sebep olur.

Başka?

Bir hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki; Bir hadîs-i şerîfte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki;

İzhed fîmâ fî eydi'n-nâsi yuhibbuke'n-nâsu.İzhed fîmâ fî eydi'n-nâsi yuhibbuke'n-nâsu. "İnsanların elindekilerden tamahını kes, onlara tamah edip de göz dikip de "İnsanların elindekilerden tamahını kes, onlara tamah edip de göz dikip de onları almaya çalışmaktan vazgeç, o zaman insanlar seni sever." onları almaya çalışmaktan vazgeç, o zaman insanlar seni sever."

Demek ki, insanların kızgınlığı yine dünya kavgası.Demek ki, insanların kızgınlığı yine dünya kavgası. Sen onun elindekine bakarsan; "O benim elime geçsin, şu arsayı şunu bir kandırıp ben alabilsem,Sen onun elindekine bakarsan; "O benim elime geçsin, şu arsayı şunu bir kandırıp ben alabilsem, şu dükkân benim oluverse, şu apartmanı bir şuradan koparıversem, şu dükkân benim oluverse, şu apartmanı bir şuradan koparıversem, şu adamın şu kadar parasını celbedebilsem..." dersen kimse sevmez.şu adamın şu kadar parasını celbedebilsem..." dersen kimse sevmez. Çünkü hisler öyle kolay kolay saklanamaz, anlaşılır, bir noktada bir çatlak verir, patlak verir, sızar.Çünkü hisler öyle kolay kolay saklanamaz, anlaşılır, bir noktada bir çatlak verir, patlak verir, sızar. O zaman o sana kızar, sen ona kızarsın. Kavgalar, gürültüler onun için dünya metâı üzerinde kopar. O zaman o sana kızar, sen ona kızarsın. Kavgalar, gürültüler onun için dünya metâı üzerinde kopar.

Afedersiniz, mesela çeşitli hayvanlar da vardır;Afedersiniz, mesela çeşitli hayvanlar da vardır; dururken önlerine bir yemek koyarsan kavga gürültüye başlarlar. Neden? dururken önlerine bir yemek koyarsan kavga gürültüye başlarlar.

Neden?

"O yemeği sen yiyeceksin, ben yiyeceğim!" kavgası olur. "O yemeği sen yiyeceksin, ben yiyeceğim!" kavgası olur.

Demek ki insanları elinden, sahip oldukları şeylerden gözünü çekeceksin, tamahını çekeceksin.Demek ki insanları elinden, sahip oldukları şeylerden gözünü çekeceksin, tamahını çekeceksin. İnsanların sevmesi için bir çare de bu. Yani insanlardan menfaat, fayda sağlamaktan vazgeçeceksin. İnsanların sevmesi için bir çare de bu. Yani insanlardan menfaat, fayda sağlamaktan vazgeçeceksin.

Onun için, bu mühim bir kâidedir... Onun için, bu mühim bir kâidedir...

"Tasavvuf nedir?" diye, çeşitli şahıslar tarif etmiş. Tariflerinden bir tanesinde deniliyor ki; "Tasavvuf nedir?" diye, çeşitli şahıslar tarif etmiş. Tariflerinden bir tanesinde deniliyor ki;

Tasavvuf yâr olup bâr olmamaktır. "Dost olacaksın ama kimseye yük olmayacaksın.Tasavvuf yâr olup bâr olmamaktır.

"Dost olacaksın ama kimseye yük olmayacaksın.
Kimsenin sırtından geçinmeyeceksin. Kimseden bir şey ummayacaksın." mânasına. Kimsenin sırtından geçinmeyeceksin. Kimseden bir şey ummayacaksın." mânasına.

Dostluk, ahbaplık neden yapılır? Dostluk, ahbaplık neden yapılır?

"Onun mevkii makamı var, ben onun mevkiinden makamından istifade ederim." Olmadı."Onun mevkii makamı var, ben onun mevkiinden makamından istifade ederim."

Olmadı.
Sen bir menfaat için ahbaplık ediyorsun. Menfaat için ahbaplık oldu mu olmaz. Allah için olacak. Sen bir menfaat için ahbaplık ediyorsun. Menfaat için ahbaplık oldu mu olmaz. Allah için olacak.

Hatta şöyle olacak: Bir arkadaş öyle diyordu; "Ben birisiyle bir ahbap, bir arkadaş oldum mu,Hatta şöyle olacak: Bir arkadaş öyle diyordu; "Ben birisiyle bir ahbap, bir arkadaş oldum mu, 'Acaba şuna nereden nasıl bir fayda sağlarım?' diye onu düşünürüm.'Acaba şuna nereden nasıl bir fayda sağlarım?' diye onu düşünürüm. Evine gittiğim zaman; 'Acaba şu kardeşimin ne ihtiyacı var, onu bir tespit edebilsem deEvine gittiğim zaman; 'Acaba şu kardeşimin ne ihtiyacı var, onu bir tespit edebilsem de o ihtiyacını yerine getirebilsem.' diye uğraşırım." İşte böyle olursa sevgi olur. o ihtiyacını yerine getirebilsem.' diye uğraşırım." İşte böyle olursa sevgi olur.

Sonra, burada ihsan dedi, hadîs-i şerîfte var; Sonra, burada ihsan dedi, hadîs-i şerîfte var;

Tehâdev tehâbbû. "Hediyeleşin, birbirinize sevginiz artar." Tehâdev tehâbbû. "Hediyeleşin, birbirinize sevginiz artar."

Bir kalem hediye edersin, bir takvim hediye edersin, bir kutu şeker götürürsün.Bir kalem hediye edersin, bir takvim hediye edersin, bir kutu şeker götürürsün. O da sana bir şey getirir.O da sana bir şey getirir. Hediyeleşmek, yani Allah rızası için sen ona bir şey veriyorsun, o sana bir şey veriyor; Hediyeleşmek, yani Allah rızası için sen ona bir şey veriyorsun, o sana bir şey veriyor; buradan sevgi artar. Sonra, gıybet etmezsin, arkasından konuşmazsın. buradan sevgi artar.

Sonra, gıybet etmezsin, arkasından konuşmazsın.
Bir hatası, kusuru gerçekten varsa o hatasını, kusurunu örtersin. Hata yapmış. Bir hatası, kusuru gerçekten varsa o hatasını, kusurunu örtersin. Hata yapmış. Yapmışsa örtersin. Çünkü bir hadîs-i şerîfte zikrediliyor ki; Yapmışsa örtersin. Çünkü bir hadîs-i şerîfte zikrediliyor ki;

"Bir kul bir müslüman kardeşinin ayıbını görür de örterse Allahu Teâlâ hazretleri de"Bir kul bir müslüman kardeşinin ayıbını görür de örterse Allahu Teâlâ hazretleri de kıyamet günü onun ayıbını örter." Yok mu bizim ayıplarımız? kıyamet günü onun ayıbını örter."

Yok mu bizim ayıplarımız?

Allah'ın Settâr, "ayıp örtücü" ismine sığınırız. Nice ayıplarımız, nice kusurlarımız vardır... Allah'ın Settâr, "ayıp örtücü" ismine sığınırız. Nice ayıplarımız, nice kusurlarımız vardır...

Sen kendi kusurlarını düşün, kardeşini hoş gör.Sen kendi kusurlarını düşün, kardeşini hoş gör. Kendindeki eksiklikleri düşün, kardeşinin yaptığı şeyi bağışla. Kendindeki eksiklikleri düşün, kardeşinin yaptığı şeyi bağışla.

Sülemî'nin Âdâbu's-suhbe isimli eserinde okumuştum. Diyor ki; Sülemî'nin Âdâbu's-suhbe isimli eserinde okumuştum. Diyor ki;

"Bir arkadaşında hoşuna gitmeyen bir hal gördün. Onun için kafanda 70 tane bahane ve özür uydur." "Bir arkadaşında hoşuna gitmeyen bir hal gördün. Onun için kafanda 70 tane bahane ve özür uydur."

"Herhalde şu sebepten yapmıştır, herhalde bu sebepten yapmıştır..." diye bir tane değil,"Herhalde şu sebepten yapmıştır, herhalde bu sebepten yapmıştır..." diye bir tane değil, iki tane değil; 70 tane bahane uydur! iki tane değil; 70 tane bahane uydur!

70, kesretten kinâyedir. Yani bir tane iki tane değil, çok şeyler düşün, muhakkak bir hayra yor. 70, kesretten kinâyedir. Yani bir tane iki tane değil, çok şeyler düşün, muhakkak bir hayra yor.

"Eğer bunca mazerete, özre, bahaneye rağmen hâlâ onun ayıbından geçemiyorsan,"Eğer bunca mazerete, özre, bahaneye rağmen hâlâ onun ayıbından geçemiyorsan, hâlâ onu ayıplamaya devam ediyorsan, o zaman onu ayıplama, kendini ayıpla." Neden? hâlâ onu ayıplamaya devam ediyorsan, o zaman onu ayıplama, kendini ayıpla."

Neden?

"Çünkü arkadaşın sana 70 tane mazeret ileri sürmüştür de"Çünkü arkadaşın sana 70 tane mazeret ileri sürmüştür de hiçbirini kabul etmemişsin, hâlâ inat ediyorsun. 'Ne katı kalplisin!' diye kendini ayıpla." diyor. hiçbirini kabul etmemişsin, hâlâ inat ediyorsun. 'Ne katı kalplisin!' diye kendini ayıpla." diyor.

Ne güzel bir kâide! Herkes karşısındakini böyle görürse ne muhabbet olur... Ne güzel bir kâide! Herkes karşısındakini böyle görürse ne muhabbet olur...

"Hocam ben aptal mıyım? Hakikaten kusuru var, şimdi ben onu iyi sayarsam..." "Hocam ben aptal mıyım? Hakikaten kusuru var, şimdi ben onu iyi sayarsam..."

İyi sayarsan iyi olur. Çünkü Müslümanlık, ayıp açmak, hata aramak,İyi sayarsan iyi olur. Çünkü Müslümanlık, ayıp açmak, hata aramak, tecessüs, casusluk, bir şeyin ille dibini astarını öğrenmek değildir. tecessüs, casusluk, bir şeyin ille dibini astarını öğrenmek değildir.

Hocamız müslümanın vasıflarını Tasavvufî Ahlâk'ta yazmış.Hocamız müslümanın vasıflarını Tasavvufî Ahlâk'ta yazmış. Vasıflarından bir tanesi de; aldanır görünmek. Müslüman aldanır görünür.Vasıflarından bir tanesi de; aldanır görünmek. Müslüman aldanır görünür. "Bu yutmuş." denir ya, "Yutturdum." filan diyorlar. Aldanmış görünüver, ne olur? "Bu yutmuş." denir ya, "Yutturdum." filan diyorlar. Aldanmış görünüver, ne olur?

Varsın sen aldanmış görün ama muhabbet yürüsün, cemiyet nizamı yıkılmasın. Varsın sen aldanmış görün ama muhabbet yürüsün, cemiyet nizamı yıkılmasın.

Sen ona kızgınsın, o sana kızgın. O sana çelme takar, sen ona çelme takarsın.Sen ona kızgınsın, o sana kızgın. O sana çelme takar, sen ona çelme takarsın. Köşe başlarında birbirinizin kafasını kırmak için düşünürsünüz, uğraşırsınız. Bu cemiyetten hayır gelmez. Köşe başlarında birbirinizin kafasını kırmak için düşünürsünüz, uğraşırsınız. Bu cemiyetten hayır gelmez.

Varsın sen aldanıver. Sen onu iyi bil. "Ama iyi değil." İyi bil, ne zarar edersin? Varsın sen aldanıver. Sen onu iyi bil.

"Ama iyi değil."

İyi bil, ne zarar edersin?

Eğer seninle bir ticaret yapmayacaksa, bir işi yoksa mümkün olduğu kadar hayra yoracaksın,Eğer seninle bir ticaret yapmayacaksa, bir işi yoksa mümkün olduğu kadar hayra yoracaksın, hüsnü zan besleyeceksin, tecessüs etmeyeceksin, mazeretini kabul edeceksin. Böyle olursa muhabbet olur. hüsnü zan besleyeceksin, tecessüs etmeyeceksin, mazeretini kabul edeceksin. Böyle olursa muhabbet olur.

Muhabbet iyi huyla oluyor. Demek ki aklın icabı bu. Muhabbet iyi huyla oluyor. Demek ki aklın icabı bu.

Büyüklerimizden de elhamdülillah onu gördük. Hocamız mesela âhirete irtihal etti;Büyüklerimizden de elhamdülillah onu gördük. Hocamız mesela âhirete irtihal etti; "Cenazesine 30-40 bin insan toplandı." diyorlar. İstesen o kadar insanı toplayamazsın."Cenazesine 30-40 bin insan toplandı." diyorlar. İstesen o kadar insanı toplayamazsın. Muhabbet olmasa insan Anadolu'nun ta öteki şehrinden kalkıp buraya gelir mi? Muhabbet olmasa insan Anadolu'nun ta öteki şehrinden kalkıp buraya gelir mi?

Daha bir-iki gün daha vakit geçseydi bütün Türkiye İstanbul'a gelecekti. Daha bir-iki gün daha vakit geçseydi bütün Türkiye İstanbul'a gelecekti.

Neden? Ne yaptı bu hoca? Kimsenin işine karışmadı, güzel şeyler söyledi, insanları hakka davet etti,Neden? Ne yaptı bu hoca?

Kimsenin işine karışmadı, güzel şeyler söyledi, insanları hakka davet etti,
doğruyu söyledi, elinden geldiği kadar iyilik yaptı, ziyaret etti. Yani muhabbeti artırıcı işler yaptı. doğruyu söyledi, elinden geldiği kadar iyilik yaptı, ziyaret etti. Yani muhabbeti artırıcı işler yaptı. Elhamdülillah... Elhamdülillah...

Hocamız değil mi? Hocamız. Talebe hocaya ne yapar? Uyar.Hocamız değil mi?

Hocamız.

Talebe hocaya ne yapar?

Uyar.
Hocası nasıl yaptıysa öyle yapmaya çalışır. O halde, biz de kendimizi sevdirmeye çalışacağız. Hocası nasıl yaptıysa öyle yapmaya çalışır.

O halde, biz de kendimizi sevdirmeye çalışacağız.
Kaş çatıklığında, kavgada gürültüde fayda yok ki... Kaş çatıklığında, kavgada gürültüde fayda yok ki... Kızgınlıkta bile fayda yok. İnsan birisine kızarsa kızgınlık asit gibi insanın içini eritir. Kızgınlıkta bile fayda yok. İnsan birisine kızarsa kızgınlık asit gibi insanın içini eritir. Birisine kızarsın, sinirlenirsin; hasta olursun, miden ağrımaya başlar. Niye? Mideyle ilgilidir. Birisine kızarsın, sinirlenirsin; hasta olursun, miden ağrımaya başlar.

Niye?

Mideyle ilgilidir.
Sen kızdığın, sinirlendiğin zaman miden ağrımaya başlar.Sen kızdığın, sinirlendiğin zaman miden ağrımaya başlar. Heyecanlanırsın, miden gaz yapmaya başlar. Yani insanın kendi sıhhatine bile zararı vardır. Heyecanlanırsın, miden gaz yapmaya başlar.

Yani insanın kendi sıhhatine bile zararı vardır.

Onun için, bu sevgi yolunu elhamdülillah Peygamber Efendimiz tavsiye etmiş,Onun için, bu sevgi yolunu elhamdülillah Peygamber Efendimiz tavsiye etmiş, bir ibadet şuuru ile, Peygamber Efendimiz'in sünnetine ittiba arzusu ile bir ibadet şuuru ile, Peygamber Efendimiz'in sünnetine ittiba arzusu ile bu sevgiyi aramızda yaymaya çalışalım. Türkiye'ye yayalım, dünyaya yayalım inşaallah. bu sevgiyi aramızda yaymaya çalışalım. Türkiye'ye yayalım, dünyaya yayalım inşaallah. İnsanlar birbirlerini sevsin. Ne olur yani, düşmanlıktan şimdiye kadar ne olmuş?.. İnsanlar birbirlerini sevsin.

Ne olur yani, düşmanlıktan şimdiye kadar ne olmuş?..

Diğer hadîs-i şerîf, aşağı yukarı meâl bakımından birbirlerine benziyor: Diğer hadîs-i şerîf, aşağı yukarı meâl bakımından birbirlerine benziyor:

Re'sü'l-akli ba'de'd-dîni et-teveddüdü ile'n-nâsi ve'stınâu'l-hayri ilâ külli berrin ve fâcirin. Re'sü'l-akli ba'de'd-dîni et-teveddüdü ile'n-nâsi ve'stınâu'l-hayri ilâ külli berrin ve fâcirin.

Hz. Ali Efendimiz'den rivayet edildiğine göre,Hz. Ali Efendimiz'den rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz bir keresinde de şu tarzda buyurmuş ki; "Dinden sonra aklın başı..." Peygamber Efendimiz bir keresinde de şu tarzda buyurmuş ki;

"Dinden sonra aklın başı..."

Deminki hadîs-i şerîfte "Allah'a imandan sonra" diye geçmişti, burada ba'de'd-dîn, "dinden sonra."Deminki hadîs-i şerîfte "Allah'a imandan sonra" diye geçmişti, burada ba'de'd-dîn, "dinden sonra." Yani "İnsan dindar olduktan sonra..." İman meselesini halletmiş, dindar bir kimse olmuş.Yani "İnsan dindar olduktan sonra..." İman meselesini halletmiş, dindar bir kimse olmuş. Ondan sonra aklın başı nedir? "İnsanlara kendisini sevdirecek şekilde davranmaktır." Ondan sonra aklın başı nedir?

"İnsanlara kendisini sevdirecek şekilde davranmaktır."

İnsanların sevgisini ne yapıp yapıp kazanmaktır. Sonra? İnsanların sevgisini ne yapıp yapıp kazanmaktır.

Sonra?

Ve'stınâu'l-hayri ilâ külli berrin ve fâcirin.Ve'stınâu'l-hayri ilâ külli berrin ve fâcirin. "Her iyi ve fâcir kimseye, yani ister iyi olsun ister kötü olsun, herkese hayır yapmaktır." "Her iyi ve fâcir kimseye, yani ister iyi olsun ister kötü olsun, herkese hayır yapmaktır."

Allah Allah... Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in sözü. Hz. Ali Efendimiz buyuruyor. Allah Allah... Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in sözü. Hz. Ali Efendimiz buyuruyor.

Mesela memleketimizde bir Sünnî-Alevî kavgası var. İşte Hz. Ali Efendimiz buyurmuş. Mesela memleketimizde bir Sünnî-Alevî kavgası var. İşte Hz. Ali Efendimiz buyurmuş.

Ne diyor? Ve'stınâu'l-hayri ilâ külli berrin ve fâcirin.Ne diyor?

Ve'stınâu'l-hayri ilâ külli berrin ve fâcirin.
"Hem fâcir kimseye hem iyi kimseye, hepsine hayır yapmak." "Hem fâcir kimseye hem iyi kimseye, hepsine hayır yapmak."

"Hayrı ille iyi kimseye yapmak" demiyor, fâciri de zikrediyor. "Filanca adam kusurlu, günahkâr." "Hayrı ille iyi kimseye yapmak" demiyor, fâciri de zikrediyor.

"Filanca adam kusurlu, günahkâr."

Ona da hayır yap. Ona da hayır yap.

Tabii hayırların en büyüğü, fâciri de fıskından fücûrundan çevirip hayra getirmektir. Tabii hayırların en büyüğü, fâciri de fıskından fücûrundan çevirip hayra getirmektir.

Demek ki mü'minin kârı, mü'minin işi hayır yapmak olacak.Demek ki mü'minin kârı, mü'minin işi hayır yapmak olacak. Karşısındaki ya bilir ya bilmez, ister bilsin ister bilmesin.Karşısındaki ya bilir ya bilmez, ister bilsin ister bilmesin. Ben onun için yapmıyorum ki; Allah için yapıyorum. Bilsin diye, teşekkür etsin diye yapmıyorum. Ben onun için yapmıyorum ki; Allah için yapıyorum. Bilsin diye, teşekkür etsin diye yapmıyorum.

İnnemâ nut'imüküm li-vechillâhi lâ nürîdu minküm cezâen ve lâ şükûrâ. İnnemâ nut'imüküm li-vechillâhi lâ nürîdu minküm cezâen ve lâ şükûrâ.

Yine Hz. Ali Efendimiz'in Kur'ân-ı Kerîm'e, âyetlere geçmiş menkabesidir: Yine Hz. Ali Efendimiz'in Kur'ân-ı Kerîm'e, âyetlere geçmiş menkabesidir:

İnnemâ nut'imüküm li-vechillâhi. "Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz.İnnemâ nut'imüküm li-vechillâhi. "Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz. Şu çektiğimiz ziyafet, verdiğimiz gıda Allah rızası içindir." Lâ nürîdu minküm cezâen ve lâ şükûrâ. Şu çektiğimiz ziyafet, verdiğimiz gıda Allah rızası içindir." Lâ nürîdu minküm cezâen ve lâ şükûrâ. "Biz sizden size yemek yedirdik diye mükâfat veya teşekkür beklemiyoruz." diyor. "Biz sizden size yemek yedirdik diye mükâfat veya teşekkür beklemiyoruz." diyor.

Demek ki hayrı yapacak, teşekkür etsin veya etmesin, yürüyüp geçecek.Demek ki hayrı yapacak, teşekkür etsin veya etmesin, yürüyüp geçecek. Müslümanın kârına, işine bak! İşi; teşekkür beklemeden, karşılık beklemeden iyilik yapmak. Müslümanın kârına, işine bak! İşi; teşekkür beklemeden, karşılık beklemeden iyilik yapmak. Çünkü Allah için yapıyor. O ister teşekkür etsin ister etmesin. Eskiler ne demişler? Çünkü Allah için yapıyor. O ister teşekkür etsin ister etmesin.

Eskiler ne demişler?

"İyilik yap, istersen denize at. Balık bilmezse Hâlık bilir." Balık bilmez tabii, anlamaz."İyilik yap, istersen denize at. Balık bilmezse Hâlık bilir."

Balık bilmez tabii, anlamaz.
Denize atılan elle tutulur bir şey bile olsa, onu balık bilmese bile Hâlık bilmiyor mu?Denize atılan elle tutulur bir şey bile olsa, onu balık bilmese bile Hâlık bilmiyor mu? Allahu Teâlâ hazretleri o yaptığın hayrı görmedi mi? Allahu Teâlâ hazretleri o yaptığın hayrı görmedi mi?

Öyle insanlar varmış ki hayr u hasenâtı gece yaparlarmış, kim olduğu belli olmasın diye...Öyle insanlar varmış ki hayr u hasenâtı gece yaparlarmış, kim olduğu belli olmasın diye... Gecenin karanlığında sokağa çıkıp sadakasını öyle verirmiş, veren kendisini tanımasın diye... Gecenin karanlığında sokağa çıkıp sadakasını öyle verirmiş, veren kendisini tanımasın diye... Hani hırsızlar geceleyin çıkar ya görünmemek için... Hani hırsızlar geceleyin çıkar ya görünmemek için... İyilik yapan şahıs sadaka vermeye gece çıkarmış, geceleyin verirmiş ki bilinmesin. İyilik yapan şahıs sadaka vermeye gece çıkarmış, geceleyin verirmiş ki bilinmesin.

Bu gösteriş dinde büyük bir şeydir; riya, sum'a denilir. Gösterişe karşı tedbir oluyor bu.Bu gösteriş dinde büyük bir şeydir; riya, sum'a denilir. Gösterişe karşı tedbir oluyor bu. "Gösteriş olmasın, riya olmasın, sadece Allah bilsin." diye, sessizce getirip verivermek..."Gösteriş olmasın, riya olmasın, sadece Allah bilsin." diye, sessizce getirip verivermek... Adı bilinmesin. Kimisi de mesela yazdırıyor; "Şu hayrı filanca yaptırmıştı."Adı bilinmesin.

Kimisi de mesela yazdırıyor; "Şu hayrı filanca yaptırmıştı."
Adı tabii anılsın, Fâtiha gönderilsin diye yapıyor. Adı tabii anılsın, Fâtiha gönderilsin diye yapıyor.

Ama biz Ankara'da mahallemize bir cami yaptıracaktık. Dediler ki; "Susuz Köy'de bir hacı teyze varmış.Ama biz Ankara'da mahallemize bir cami yaptıracaktık. Dediler ki; "Susuz Köy'de bir hacı teyze varmış. Tarlalarını satmış, çok parası varmış. Gidin, belki o size yardım eder."Tarlalarını satmış, çok parası varmış. Gidin, belki o size yardım eder." Biz de bir türlü cami yaptırmak için para bulamıyoruz. Ondan sonra kuvvetli bir kadro ile gittik.Biz de bir türlü cami yaptırmak için para bulamıyoruz. Ondan sonra kuvvetli bir kadro ile gittik. Filanca vaizi, falanca şahsı, filanca şahsı aldık. İzin istedik, köye, evine ziyarete gittik. Filanca vaizi, falanca şahsı, filanca şahsı aldık. İzin istedik, köye, evine ziyarete gittik.

Bir hacı teyze... Bizi başı örtülü, yaşlı bir teyze karşıladı. Bizim vaize arkadaş dedi ki; Bir hacı teyze... Bizi başı örtülü, yaşlı bir teyze karşıladı. Bizim vaize arkadaş dedi ki;

"Hacı teyze, bu dünya hayatı fânidir. Bu paralar pullar insan hayır yapsın diye eline geliyor, gidiyor."Hacı teyze, bu dünya hayatı fânidir. Bu paralar pullar insan hayır yapsın diye eline geliyor, gidiyor. Bu fırsatı kaçırmamak lazım. Bizim de mahallemizde cami yapılacak.Bu fırsatı kaçırmamak lazım. Bizim de mahallemizde cami yapılacak. Sen hayır yapacakmışsın diye duyduk.Sen hayır yapacakmışsın diye duyduk. Gel bu hayır parandan da bir miktar bizim şu caminin yapılmasına harca, ver.Gel bu hayır parandan da bir miktar bizim şu caminin yapılmasına harca, ver. Biz senin adını istersen caminin adına koyalım, camimize adını verelim." deyince Biz senin adını istersen caminin adına koyalım, camimize adını verelim." deyince hemen orada durdurdu hacı teyze; hemen orada durdurdu hacı teyze;

"Aman evlâdım, ben ne isim isterim, ne anılmak isterim, ne teşekkür isterim, hiçbir şey istemem!" dedi. "Aman evlâdım, ben ne isim isterim, ne anılmak isterim, ne teşekkür isterim, hiçbir şey istemem!" dedi.

Sessiz sedasız, Allah razı olsun, hayrını yaptı, geçti gitti... "Ad bile istemiyorum." dedi. Sessiz sedasız, Allah razı olsun, hayrını yaptı, geçti gitti...

"Ad bile istemiyorum." dedi.

Ne güzel! Demek ki İslâm ahlâkı insanların içine yerleşince cemiyet ne güzel oluyor! Ne güzel! Demek ki İslâm ahlâkı insanların içine yerleşince cemiyet ne güzel oluyor!

Allahu Teâlâ hazretleri milletimizi, cemiyetimizi bu güzel ahlâktan uzak etmesin.Allahu Teâlâ hazretleri milletimizi, cemiyetimizi bu güzel ahlâktan uzak etmesin. Hepimize bu güzel ahlâkın güzelliklerini idrak nimetini versin.Hepimize bu güzel ahlâkın güzelliklerini idrak nimetini versin. Hallerimizi tashih eylesin, güzel haller nasip eylesin. Dünyada âhirette mesut bahtiyar eylesin. Hallerimizi tashih eylesin, güzel haller nasip eylesin. Dünyada âhirette mesut bahtiyar eylesin.

Bütün eski büyük mutasavvıfların hayatları incelenirse, bu muhabbet bahsine ait çok şeyler görülür.Bütün eski büyük mutasavvıfların hayatları incelenirse, bu muhabbet bahsine ait çok şeyler görülür. Mesela Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, şu kadar cilt Mesnevî yazmış.Mesela Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, şu kadar cilt Mesnevî yazmış. Mesela Yunus Emre, Eşrefoğlu Rûmî, Erzurumlu İbrâhîm Hakkı...Mesela Yunus Emre, Eşrefoğlu Rûmî, Erzurumlu İbrâhîm Hakkı... Hepsinin baştan aşağıya en çok kullandıkları kelime muhabbettir, aşktır, sevgidir. Hepsinin baştan aşağıya en çok kullandıkları kelime muhabbettir, aşktır, sevgidir.

Bu sevginin de öğrenilmesi lazım. İnşaallah... Kolay değil.Bu sevginin de öğrenilmesi lazım. İnşaallah... Kolay değil. Sevmeyi de insan herhalde kolay öğrenemiyor. Çünkü sevmeyi bilemiyoruz.Sevmeyi de insan herhalde kolay öğrenemiyor. Çünkü sevmeyi bilemiyoruz. Halkımız birbirini sevmeyi bilmiyor. Hâdiselerden belli. Sevmeyi de öğrenmek lazım. Halkımız birbirini sevmeyi bilmiyor. Hâdiselerden belli. Sevmeyi de öğrenmek lazım.

Tasavvufta sevgi için tedbirlerden birisi nedir? Şahıs ilk önce mürşidini sever.Tasavvufta sevgi için tedbirlerden birisi nedir?

Şahıs ilk önce mürşidini sever.
Ondan sonra mürşidini sevmekten Resûlullah'ı sevmeye geçer. Ondan sonra mürşidini sevmekten Resûlullah'ı sevmeye geçer. Resûlullah'ı sevmekten Allahu Teâlâ hazretlerinin sevgisini hazmeder, idrak eder hâle gelir.Resûlullah'ı sevmekten Allahu Teâlâ hazretlerinin sevgisini hazmeder, idrak eder hâle gelir. Derece derece yükselir. Derece derece yükselir.

Diğer hadîs-i şerîf: Diğer hadîs-i şerîf:

Bu sahada söylenecek söz çok ama ârife tarif gerekmezmiş, bu kadarıyla iktifa edelim. Bu sahada söylenecek söz çok ama ârife tarif gerekmezmiş, bu kadarıyla iktifa edelim.

Re'sü'l-küfri nahve'l-maşriki ve'l-fahru ve'l-huyalâu fî ehli'l-hayli ve'l-ibili'l-feddâdîneRe'sü'l-küfri nahve'l-maşriki ve'l-fahru ve'l-huyalâu fî ehli'l-hayli ve'l-ibili'l-feddâdîne ehli'l-veberi ve's-sekînetü fî ehli'l-ğanemi. ehli'l-veberi ve's-sekînetü fî ehli'l-ğanemi.

Peygamber aleyhi's-salâtu ve's-selam Efendimiz, Ebû Hüreyre radıyallahu anh'tenPeygamber aleyhi's-salâtu ve's-selam Efendimiz, Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet olunduğuna göre buyurmuşlar ki; "Küfrün başı şark tarafındadır." rivayet olunduğuna göre buyurmuşlar ki;

"Küfrün başı şark tarafındadır."

Hocamız açıklamasında, şerhinde; "Buradaki küfür,Hocamız açıklamasında, şerhinde;

"Buradaki küfür,
küfrân-ı nimet yani Allahu Teâlâ hazretlerinin kendisine vermiş olduğu nimetin küfrân-ı nimet yani Allahu Teâlâ hazretlerinin kendisine vermiş olduğu nimetin kadr ü kıymetini bilmeyip gafilâne davranmak." diyor. kadr ü kıymetini bilmeyip gafilâne davranmak." diyor.

Küfrân-ı nimet diyoruz; kendisinin elindeki nimetin kadr ü kıymetini idrakten âciz.Küfrân-ı nimet diyoruz; kendisinin elindeki nimetin kadr ü kıymetini idrakten âciz. Vereni düşünüp de ona göre, ona karşı teşekkür, şükür, şükran duygusu beslemekten âciz olmak, küfran-ı nimet. Vereni düşünüp de ona göre, ona karşı teşekkür, şükür, şükran duygusu beslemekten âciz olmak, küfran-ı nimet.

"Bu şark tarafındadır." demiş. Övünmek, tekebbür, kurum satmak, çalım satmak, kurulmak..."Bu şark tarafındadır." demiş.

Övünmek, tekebbür, kurum satmak, çalım satmak, kurulmak...
At, deve ve öküz, bu çeşit hayvanların sahipleri kimselere ehlü'l-veber deniliyor.At, deve ve öküz, bu çeşit hayvanların sahipleri kimselere ehlü'l-veber deniliyor. Sürü besleyip de çok çok sığırları, davarları, develeri var. Bunlarda övünme ve çalım satma çok olur. Sürü besleyip de çok çok sığırları, davarları, develeri var. Bunlarda övünme ve çalım satma çok olur.

Ve's-sekînetü fî ehli'l-ğanemi.Ve's-sekînetü fî ehli'l-ğanemi. "Sükûnet de, tevâzu da koyun sahiplerinde olur." buyurmuş Peygamber Efendimiz. "Sükûnet de, tevâzu da koyun sahiplerinde olur." buyurmuş Peygamber Efendimiz.

Medine-i Münevvere ve çevresine göre oranın umumiyetle şark tarafına düşen kısımlardaMedine-i Münevvere ve çevresine göre oranın umumiyetle şark tarafına düşen kısımlarda o bedevî dediğimiz çöl ahâlisi, deveciler, sığır besleyenler vs. demek biraz daha haşinmiş. o bedevî dediğimiz çöl ahâlisi, deveciler, sığır besleyenler vs. demek biraz daha haşinmiş.

"Koyun sahiplerinden maksat da Yemenliler'dir." deniliyor. Ufacık tefecik, mütevâzı kimseler oluyor."Koyun sahiplerinden maksat da Yemenliler'dir." deniliyor. Ufacık tefecik, mütevâzı kimseler oluyor. Peygamber Efendimiz onu o tarzda beyan eylemiş. Peygamber Efendimiz onu o tarzda beyan eylemiş.

Tabii bu küfrün şark tarafında olmasına dair müellif uzun izahat vermiş.Tabii bu küfrün şark tarafında olmasına dair müellif uzun izahat vermiş. Mesela İslâm tarihinde görülen fitnelerin çoğu şark tarafından çıkmıştır. Mesela İslâm tarihinde görülen fitnelerin çoğu şark tarafından çıkmıştır. Hatta "Kıyametin kopmasından evvel olacak Deccal fitneleri de yine şark tarafında olacak." diyor.Hatta "Kıyametin kopmasından evvel olacak Deccal fitneleri de yine şark tarafında olacak." diyor. Yani oralara da bir işaret edip geçiyor. Yani oralara da bir işaret edip geçiyor.

Re'sü hâzâ'l-emri el-İslâmu ve men esleme selime ve amûduhû es-salâtuRe'sü hâzâ'l-emri el-İslâmu ve men esleme selime ve amûduhû es-salâtu ve zirvetü senâmihî el-cihâdu. Lâ yenâluhû illâ efdalühüm. ve zirvetü senâmihî el-cihâdu. Lâ yenâluhû illâ efdalühüm.

Muaz b. Cebel radıyallahu anh'ten rivayet olunan bu hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş: Muaz b. Cebel radıyallahu anh'ten rivayet olunan bu hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş:

"Bu işin başı İslâm'dır." "Bu işin başı İslâm'dır."

"Bu iş" dediği, iman meselesi, Peygamber Efendimiz'in insanlara getirmiş olduğu tebligat. "Bu iş" dediği, iman meselesi, Peygamber Efendimiz'in insanlara getirmiş olduğu tebligat.

"Bunun başı İslâm'dır." ne demek? "Bunun başı İslâm'dır." ne demek?

İlk başlangıcı; eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlühû demektir.İlk başlangıcı; eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlühû demektir. Allah'ın varlığını birliğini kabul etmektir. Peygamber aleyhi's-salâtu ve's-selam Efendimiz'in Allah'ın varlığını birliğini kabul etmektir. Peygamber aleyhi's-salâtu ve's-selam Efendimiz'in insanlara elçi olarak Allah tarafından gönderilmiş bir zât-ı muhterem olduğunuinsanlara elçi olarak Allah tarafından gönderilmiş bir zât-ı muhterem olduğunu kabul edip ona tâbi olmaktır. Bu sözü ifade etmektir. Bu iş böyle başlar. Adım böyle atılır. Sonra? kabul edip ona tâbi olmaktır. Bu sözü ifade etmektir.

Bu iş böyle başlar. Adım böyle atılır.

Sonra?

Ve men esleme. "Kim böyle yaparsa, kim Allah'ın varlığını kabul eder,Ve men esleme. "Kim böyle yaparsa, kim Allah'ın varlığını kabul eder, Resûlullah'ın hak peygamber olduğunu kabul eder de kendisini Allah'ın emirlerine,Resûlullah'ın hak peygamber olduğunu kabul eder de kendisini Allah'ın emirlerine, iradesine teslim ederse." Selime. "Selâmet bulur." Allah'a inanan, Resûlullah'a tâbi olan selâmet bulur. iradesine teslim ederse." Selime. "Selâmet bulur."

Allah'a inanan, Resûlullah'a tâbi olan selâmet bulur.

Neden? Çünkü İslâm zaten saadet vesilesidir.Neden?

Çünkü İslâm zaten saadet vesilesidir.
İslâm, insanlara bu dünyanın ve âhiretin saadetinin yollarını göstermek için İslâm, insanlara bu dünyanın ve âhiretin saadetinin yollarını göstermek için Allah tarafından gönderilmiştir. İslâm dini nedir? Allah tarafından gönderilmiştir.

İslâm dini nedir?

İnsanlara yaşayışın ve ölümden sonraki hayatın bahtiyarlığının çarelerini ve yollarını gösteren sistemdir.İnsanlara yaşayışın ve ölümden sonraki hayatın bahtiyarlığının çarelerini ve yollarını gösteren sistemdir. İslâm budur. Zaten saadetin yolunu göstermek için gelmiştir. Sen İslâm'ı kabul edersen kurtulursun.İslâm budur. Zaten saadetin yolunu göstermek için gelmiştir. Sen İslâm'ı kabul edersen kurtulursun. Allahu Teâlâ hazretleri İslâm'ın emirlerinde, yani İslâm vasıtasıyla bize tebliğ ettiği emirlerde Allahu Teâlâ hazretleri İslâm'ın emirlerinde, yani İslâm vasıtasıyla bize tebliğ ettiği emirlerde neslin bekâsını, insanın canının, malının, ruhunun selâmetini kastetmiştir.neslin bekâsını, insanın canının, malının, ruhunun selâmetini kastetmiştir. Bu dinin emirleri bunları korumaya mâtuftur. Mal telefi, can telefi, ruhu muazzeb edecek şeyler yoktur.Bu dinin emirleri bunları korumaya mâtuftur. Mal telefi, can telefi, ruhu muazzeb edecek şeyler yoktur. İki cihanın saadetini vermek dinin gayesidir. Kim bunu kabul ederse kurtulur. İki cihanın saadetini vermek dinin gayesidir. Kim bunu kabul ederse kurtulur.

Doğru mu, yani böyle olmuş mu? Evet.Doğru mu, yani böyle olmuş mu?

Evet.
1400 yıllık tarihe bakarsanız, insanlar ne zaman tam müslüman olmuşlarsa1400 yıllık tarihe bakarsanız, insanlar ne zaman tam müslüman olmuşlarsa o zaman tam mesut olmuşlardır; ne zaman yan çizmişlerse,o zaman tam mesut olmuşlardır; ne zaman yan çizmişlerse, uzaklaşmışlarsa o zaman sıkıntıya düşmüşlerdir.uzaklaşmışlarsa o zaman sıkıntıya düşmüşlerdir. Çünkü bizim dinimiz işe vücut temizliğinden, beden temizliğinden, kalp temizliğinden,Çünkü bizim dinimiz işe vücut temizliğinden, beden temizliğinden, kalp temizliğinden, bulunduğun yerin temizliğinden, çevrenin temizliğinden, ahlâkın temizliğinden başlıyor; bulunduğun yerin temizliğinden, çevrenin temizliğinden, ahlâkın temizliğinden başlıyor; İslâmiyet serâpâ baştan aşağıya temizlikle gidiyor. İslâmiyet serâpâ baştan aşağıya temizlikle gidiyor.

Dişini fırçalıyorsun; dişin, ağzın temiz oluyor.Dişini fırçalıyorsun; dişin, ağzın temiz oluyor. Sakallarını, saçlarını belirli usullere göre tıraşlıyorsun.Sakallarını, saçlarını belirli usullere göre tıraşlıyorsun. Vücudun terini, kirini, pasını gusledip, yıkanıp, abdest alıp temizliyorsun. Vücudun terini, kirini, pasını gusledip, yıkanıp, abdest alıp temizliyorsun. Ruhunun rahatsızlıklarını ibadetlerle, namazlarla, oruçlarla tedavi ediyorsun, temizliyorsun.Ruhunun rahatsızlıklarını ibadetlerle, namazlarla, oruçlarla tedavi ediyorsun, temizliyorsun. Her şeyin temiz olsa, seccaden kirli olsa olmaz. Seccadeni temiz tutuyorsun. Her şeyin temiz olsa, seccaden kirli olsa olmaz. Seccadeni temiz tutuyorsun. Evini barkını temiz tutuyorsun. Çamaşır yıkamanın bir usûlü âdâbı var. Evini barkını temiz tutuyorsun. Çamaşır yıkamanın bir usûlü âdâbı var.

Geçen gün valide hanım anlattı. Hocamız rahmetullâhi aleyh ilk evlenmişler,Geçen gün valide hanım anlattı. Hocamız rahmetullâhi aleyh ilk evlenmişler, çamaşırı yıkarken gelmiş başına dikilmiş. Demiş ki; "Bak sana ihtar ediyorum. Ben hocayım. çamaşırı yıkarken gelmiş başına dikilmiş. Demiş ki;

"Bak sana ihtar ediyorum. Ben hocayım.
Bütün cemaatin vebali senin çamaşır yıkayış tarzındadır. Çamaşır yıkayış şekline aman dikkat et!" Bütün cemaatin vebali senin çamaşır yıkayış tarzındadır. Çamaşır yıkayış şekline aman dikkat et!"

Çünkü çamaşır yıkamanın dahi bir inceliği var. Çünkü çamaşır yıkamanın dahi bir inceliği var.

Al çocuğun bezlerini, getir kocanın çamaşırlarını, yan yana koy... Temizlik mi oldu, kirletme mi oldu? Al çocuğun bezlerini, getir kocanın çamaşırlarını, yan yana koy... Temizlik mi oldu, kirletme mi oldu?

Bez temizlendi, ötekisi kirlendi. Olmaz ki!Bez temizlendi, ötekisi kirlendi. Olmaz ki! Hepsinin ayrı ayrı yeri olacak, şekli olacak, şartlanması olacak, yıkamanın usûlü olacak. Hepsinin ayrı ayrı yeri olacak, şekli olacak, şartlanması olacak, yıkamanın usûlü olacak.

İslâmiyet böyledir. Tavuk yiyeceksin.İslâmiyet böyledir.

Tavuk yiyeceksin.
Eskiden tavuğu olur olmaz gıdayı yemesin diye bir hafta hapsederlerdi.Eskiden tavuğu olur olmaz gıdayı yemesin diye bir hafta hapsederlerdi. Keseceği tavuğu önceden nezarete alırdı. Yedirdiği şeye dikkat edecek. Neden? Keseceği tavuğu önceden nezarete alırdı. Yedirdiği şeye dikkat edecek.

Neden?

Temizlik vücuduna intikal etsin, yediği şeyler [temiz olsun.]Temizlik vücuduna intikal etsin, yediği şeyler [temiz olsun.] Çünkü salıverdin mi tavuğu, önüne ne gelirse yer; at pisliğini yer, başka şeyler yer...Çünkü salıverdin mi tavuğu, önüne ne gelirse yer; at pisliğini yer, başka şeyler yer... Onun için tavuğu hapsederlerdi, olur olmaz gıdayı yedirmezlerdi. Tavuğun temizliğine bile dikkat ediyor. Onun için tavuğu hapsederlerdi, olur olmaz gıdayı yedirmezlerdi. Tavuğun temizliğine bile dikkat ediyor.

Hayvan kesecek; kesişine dikkat eder, pişirmesine dikkat eder... Hayvan kesecek; kesişine dikkat eder, pişirmesine dikkat eder...

Hâsılı, hepiniz de iyi bilirsiniz, bu hususta kimse itiraz edemez, dost da düşman da itiraz edemez kiHâsılı, hepiniz de iyi bilirsiniz, bu hususta kimse itiraz edemez, dost da düşman da itiraz edemez ki İslâmiyet serâpâ, baştan aşağıya elhamdülillah temizliktir, rahatlıktır, huzurdur, saadettir. İslâmiyet serâpâ, baştan aşağıya elhamdülillah temizliktir, rahatlıktır, huzurdur, saadettir. İyi bir müslüman ol; kale gibi olursun elhamdülillah, hiçbir hâdise seni yıkamaz. İyi bir müslüman ol; kale gibi olursun elhamdülillah, hiçbir hâdise seni yıkamaz. Allah'a sapasağlam inanırsan sapasağlam, mesut, bahtiyar yaşarsın. Allah'a sapasağlam inanırsan sapasağlam, mesut, bahtiyar yaşarsın.

Tarih kitaplarını okudum. Mesela insan kendisini çok parası olduğu,Tarih kitaplarını okudum. Mesela insan kendisini çok parası olduğu, çok hizmetçisi olduğu, yorulmadığı zaman çok yaşar gibi düşünür, değil mi? çok hizmetçisi olduğu, yorulmadığı zaman çok yaşar gibi düşünür, değil mi?

"Param olsa, etrafımda hizmetçiler olsa, balla kaymakla beslensem,"Param olsa, etrafımda hizmetçiler olsa, balla kaymakla beslensem, hiç yorulmasam, her işimi başkası yapsa çok yaşarım." Böyle olmamış. hiç yorulmasam, her işimi başkası yapsa çok yaşarım."

Böyle olmamış.
Tarihte de öyle olmamış, bugün de öyle değil.Tarihte de öyle olmamış, bugün de öyle değil. Mesela Amerika'da milyonerler üzerinde inceleme yapmışlar; Mesela Amerika'da milyonerler üzerinde inceleme yapmışlar; adamlar 50 yaşına gelmeden gidiyormuş.adamlar 50 yaşına gelmeden gidiyormuş. Eskiden de mesela Osmanlı padişahlarının hayatlarını inceleyin; çoğu 45, 47, 48 filan, o yaşlarda gidiyor.Eskiden de mesela Osmanlı padişahlarının hayatlarını inceleyin; çoğu 45, 47, 48 filan, o yaşlarda gidiyor. Kanunî 66 yaşına kadar yaşamış galiba... 50'yi geçen az. Kanunî 66 yaşına kadar yaşamış galiba... 50'yi geçen az.

Ama ulemâyı, hakiki din alimlerini inceleyin; 90 yıl yaşamış, 100 yıl yaşamış,Ama ulemâyı, hakiki din alimlerini inceleyin; 90 yıl yaşamış, 100 yıl yaşamış, 110 yıl yaşamış, bembeyaz sakallı pîr-i fâni olmuş. Neden? 110 yıl yaşamış, bembeyaz sakallı pîr-i fâni olmuş.

Neden?

İslâm'ı, Müslümanlığı yaşıyor; hayatında yaşıyor, her şeyiyle yaşıyor.İslâm'ı, Müslümanlığı yaşıyor; hayatında yaşıyor, her şeyiyle yaşıyor. Evinde, barkında, münasebetlerinde, hayatını idâme ettirmek için yapmış olduğu çalışmalarda, Evinde, barkında, münasebetlerinde, hayatını idâme ettirmek için yapmış olduğu çalışmalarda, faaliyetlerde İslâmiyet'i her yerde hâkim kılıyor. faaliyetlerde İslâmiyet'i her yerde hâkim kılıyor. 90 sene, 100 sene, 110 sene, 120 sene... çok yaşamışlar. Demek ki İslâm böyle... 90 sene, 100 sene, 110 sene, 120 sene... çok yaşamışlar.

Demek ki İslâm böyle...

Men esleme selime. "Kim müslüman olursa selâmete erer; her türlü dünyevî, uhrevî sıkıntıdan sâlim olur." Men esleme selime. "Kim müslüman olursa selâmete erer; her türlü dünyevî, uhrevî sıkıntıdan sâlim olur."

Peygamber Efendimiz diyor, tarih de diyor, biz de buna şehadet ediyoruz. Peygamber Efendimiz diyor, tarih de diyor, biz de buna şehadet ediyoruz.

Ve amûduhû es-salâtu. Müslüman oldun, selamet yoluna girdin. "Bu işin amûdu..." Ve amûduhû es-salâtu. Müslüman oldun, selamet yoluna girdin. "Bu işin amûdu..."

Amud, Arapça'da "direk" demek. İmâd veya amûd.Amud, Arapça'da "direk" demek. İmâd veya amûd. Mesela bir çadırın ortasında bir direk olur, bütün çadırın bezi ona dayanır. Mesela bir çadırın ortasında bir direk olur, bütün çadırın bezi ona dayanır.

O direk kırılsa çadır çöker. Bu direği çekiverse çöker.O direk kırılsa çadır çöker. Bu direği çekiverse çöker. İslâm'ı bir çadıra benzetecek olursak; onun orta direği, o çadırı, yapıyı ayakta tutacak olan şey nedir? İslâm'ı bir çadıra benzetecek olursak; onun orta direği, o çadırı, yapıyı ayakta tutacak olan şey nedir?

Ve amûduhû es-salâtu. "Namazdır." İslâm'ın direği namazdır. Ve amûduhû es-salâtu. "Namazdır."

İslâm'ın direği namazdır.

es-Salâtu imâdu'd-dîn. "Namaz dinin direğidir." Ne demek? es-Salâtu imâdu'd-dîn. "Namaz dinin direğidir."

Ne demek?

Namaz kılmazsan çadır yıkılır. İçinde durulmaz, yaşayamazsın. "Ben müslümanım." Namaz kılmazsan çadır yıkılır. İçinde durulmaz, yaşayamazsın.

"Ben müslümanım."

Namaz kıl. Namaz kılmazsan İslâm'ın binası, yapısı ayakta durmaz.Namaz kıl. Namaz kılmazsan İslâm'ın binası, yapısı ayakta durmaz. Namaz kılmıyorsun, çökerttin. Neden? Namaz kılmıyorsun, çökerttin.

Neden?

Seni beni yaratan, kâinatı yaratan Allahu Teâlâ hazretleri seni beni,Seni beni yaratan, kâinatı yaratan Allahu Teâlâ hazretleri seni beni, benden senden daha iyi biliyor da ondan.benden senden daha iyi biliyor da ondan. Tedbir olarak, çare olarak, bizi muhafaza etmek için, korumak için namazı çare olarak emretmiş.Tedbir olarak, çare olarak, bizi muhafaza etmek için, korumak için namazı çare olarak emretmiş. Namaz bizim için lazım! Allahu Teâlâ hazretleri kâinattan müstağnî. Namaz bizim için lazım! Allahu Teâlâ hazretleri kâinattan müstağnî. "Ol." dedi, var oldu. Ne kıymeti var? "Olma!" derse yok olacak. "Ben ibadet ettim..." "Ol." dedi, var oldu. Ne kıymeti var? "Olma!" derse yok olacak.

"Ben ibadet ettim..."

İstersen bin rekât kıl, istersen 100 bin rekât kıl; istersen bütün ömrünü ibadetle geçir,İstersen bin rekât kıl, istersen 100 bin rekât kıl; istersen bütün ömrünü ibadetle geçir, istersen bütün ömrünü küfürle geçir... Allah'a bir ziyânı var mı, faydası var mı? Yok. istersen bütün ömrünü küfürle geçir... Allah'a bir ziyânı var mı, faydası var mı?

Yok.

Sen kimsin? Âciz, nâçiz bir yaratıksın. İstersen kâfir ol, istersen müslüman ol. Sen kimsin?

Âciz, nâçiz bir yaratıksın. İstersen kâfir ol, istersen müslüman ol.

Vallâhu'l-ğaniyyu ve entümü'l-fukarâ'. Allahu Teâlâ müstağnîdir, biz muhtâcız. Vallâhu'l-ğaniyyu ve entümü'l-fukarâ'.

Allahu Teâlâ müstağnîdir, biz muhtâcız.

Ğaniyyun ani'l-âlemîn. "Âlemlerden müstağnîdir." Ğaniyyun ani'l-âlemîn. "Âlemlerden müstağnîdir."

Bütün kâinat hepsi kâfir olsa Allahu Teâlâ hazretlerinin azametinden bir zerre noksanlaşmaz.Bütün kâinat hepsi kâfir olsa Allahu Teâlâ hazretlerinin azametinden bir zerre noksanlaşmaz. Hepsi mü'min olsa, hepsi güzel ibadet etseler bir zerre ilave olmaz. Hepsi mü'min olsa, hepsi güzel ibadet etseler bir zerre ilave olmaz. Ne hükmü var âciz, nâçiz mahlûkatın ki Allahu Teâlâ hazretlerinin azametine tesiri olsun? Ne hükmü var âciz, nâçiz mahlûkatın ki Allahu Teâlâ hazretlerinin azametine tesiri olsun?

Peki bütün bu ibadetler, taatler, emirler, yasaklar?.. Peki bütün bu ibadetler, taatler, emirler, yasaklar?..

Bütün bu emirler, yasaklar senin benim faydama...Bütün bu emirler, yasaklar senin benim faydama... Sen namazı kılacaksın da -günde beş vakit farzları kılacaksın, nafileleri kılacaksın-Sen namazı kılacaksın da -günde beş vakit farzları kılacaksın, nafileleri kılacaksın- İslâm ayakta duracak, Müslümanlığın devam edecek. Yoksa sen namazı kılmazsan... "Zevk alamıyorum." İslâm ayakta duracak, Müslümanlığın devam edecek. Yoksa sen namazı kılmazsan...

"Zevk alamıyorum."

Alamazsın tabii... Hadi 5 yaşındayken, 7 yaşındayken bu namazı taklitle kılıyordun;Alamazsın tabii... Hadi 5 yaşındayken, 7 yaşındayken bu namazı taklitle kılıyordun; geldin 40 yaşına, 50 yaşına, 60 yaşına; hâlâ taklit olur mu? Ne zaman olgunlaşacaksın? geldin 40 yaşına, 50 yaşına, 60 yaşına; hâlâ taklit olur mu? Ne zaman olgunlaşacaksın? Şu namazın Allahu ekber'i, sübhanallah'ı, elhamdülillah'ı ne demek; Şu namazın Allahu ekber'i, sübhanallah'ı, elhamdülillah'ı ne demek; secdesi, rükûsu ne demek, hâlâ anlayamadın mı? İnsan zevkten mum gibi erir. secdesi, rükûsu ne demek, hâlâ anlayamadın mı?

İnsan zevkten mum gibi erir.
İdrak etse gözyaşlarını tutamaz. Namaz kılarken ağlaya ağlaya insanın dizleri ıslanır...İdrak etse gözyaşlarını tutamaz. Namaz kılarken ağlaya ağlaya insanın dizleri ıslanır... Ama bu üzüntü ağlaması değil; Ama bu üzüntü ağlaması değil; namazın zevkini anlasa mânevî lezzetlerin, tatların insana verdiği tesir ile insanın dizleri ıslanır. namazın zevkini anlasa mânevî lezzetlerin, tatların insana verdiği tesir ile insanın dizleri ıslanır.

Neredesin? "Huzûr-u Rabbi'l-âlemin'deyim.Neredesin?

"Huzûr-u Rabbi'l-âlemin'deyim.
Beni yaratan Mevlâmın, Hâlıkımın, beni her gün rızıklandıran, bana hayat veren, Beni yaratan Mevlâmın, Hâlıkımın, beni her gün rızıklandıran, bana hayat veren, beni yaşatan, nefes aldıran, nefes verdiren, elhamdülillah müslüman kılan, beni yaşatan, nefes aldıran, nefes verdiren, elhamdülillah müslüman kılan, her an ayrı bir lütfu ile bana tecelli eden Mevlâmın huzuruna geldim şimdi;her an ayrı bir lütfu ile bana tecelli eden Mevlâmın huzuruna geldim şimdi; O'nun karşısında el pençe divan duruyorum. Buyur yâ Rabbi!O'nun karşısında el pençe divan duruyorum. Buyur yâ Rabbi! Sana itaate, inkıyâda geldim, hürmetimi arza geldim." diyorsun. Allahu ekber diyorsun;Sana itaate, inkıyâda geldim, hürmetimi arza geldim." diyorsun.

Allahu ekber diyorsun;
"Başka şeylerin ne kıymeti varmış? Hepsini geride bıraktım. En büyük olan Allah'tır!"Başka şeylerin ne kıymeti varmış? Hepsini geride bıraktım. En büyük olan Allah'tır! Kimseden korkmam. Sadece en büyük olan Allah var. Sadece O'nun önünde eğilirim!" diyorsun.Kimseden korkmam. Sadece en büyük olan Allah var. Sadece O'nun önünde eğilirim!" diyorsun. "Hamd olsun O'na!" diyorsun, verdiği nimetlere hamdediyorsun. "Hamd olsun O'na!" diyorsun, verdiği nimetlere hamdediyorsun. Azametine, ululuğuna, kâmilliğine, evsâfının âlîliğine... Azametine, ululuğuna, kâmilliğine, evsâfının âlîliğine...

Hâsılı, insan şu namazı doğru düzgün kılsa din ayakta durur. Ama hâlâ taklittesin. Hâsılı, insan şu namazı doğru düzgün kılsa din ayakta durur. Ama hâlâ taklittesin.

Ne zaman bu taklitten tahkîke geçeceğiz? Ne zaman bu taklitten tahkîke geçeceğiz?

Demek ki namaz dinin direğidir. Âhirette de ilk yakamıza namazdan yapışacaklar. Demek ki namaz dinin direğidir. Âhirette de ilk yakamıza namazdan yapışacaklar.

"Gel bakalım... Namazı ne yaptın?" Neden? Namaz dinin direği de ondan. "Gel bakalım... Namazı ne yaptın?"

Neden?

Namaz dinin direği de ondan.

"Beş vakit namazı kıldın mı?" "Kılamadım da, işim çoktu da..." "Beş vakit namazı kıldın mı?"

"Kılamadım da, işim çoktu da..."

"Ben seni ticaret yap diye mi gönderdim? Ben seni eğlen diye mi gönderdim?"Ben seni ticaret yap diye mi gönderdim? Ben seni eğlen diye mi gönderdim? Ben sana benim buyruklarımı tut, imtihanı kazan diye elçi göndermedim mi?Ben sana benim buyruklarımı tut, imtihanı kazan diye elçi göndermedim mi? Benim azabımdan, mükâfatımdan seni haberdar etmediler mi?Benim azabımdan, mükâfatımdan seni haberdar etmediler mi? Ey kulum! Âhirette şu başına gelecekleri sana önceden söylemediler mi?" Ey kulum! Âhirette şu başına gelecekleri sana önceden söylemediler mi?"

"Söylediler ama yâ Rabbi dinlemedim. Duydum bir kere ama..."Söylediler ama yâ Rabbi dinlemedim. Duydum bir kere ama... Onlara 'gerici' dedim, kendimi daha doğru yolda sandım, ileride sandım...Onlara 'gerici' dedim, kendimi daha doğru yolda sandım, ileride sandım... Kendimi iyi bir şey yapıyor sandım." Estaîzu billâh. Kendimi iyi bir şey yapıyor sandım."

Estaîzu billâh.

Kul hel nünebbiüküm bi'l-ahserîne a'mâlâ. "Amelce en çok ziyanda olanları size bildireyim mi?" Kul hel nünebbiüküm bi'l-ahserîne a'mâlâ. "Amelce en çok ziyanda olanları size bildireyim mi?"

Ellezîne dalle sa'yühüm fî'l-hayâti'd-dünyâ ve hüm yahsebûne ennehüm yuhsinûne sun'â.Ellezîne dalle sa'yühüm fî'l-hayâti'd-dünyâ ve hüm yahsebûne ennehüm yuhsinûne sun'â. "Dünya hayatında bütün yaptıkları sâir gayretler, faaliyetler sapık, yanlış istikamette, ters; "Dünya hayatında bütün yaptıkları sâir gayretler, faaliyetler sapık, yanlış istikamette, ters; hâlâ sanıyorlar ki doğru bir şey yapıyoruz..." hâlâ sanıyorlar ki doğru bir şey yapıyoruz..."

Ve izâ kîle lehüm lâ tufsidû fî'l-ardı kâlû innemâ nahnu muslihûn.Ve izâ kîle lehüm lâ tufsidû fî'l-ardı kâlû innemâ nahnu muslihûn. "Kendilerine; 'Yahu etmeyin eylemeyin; yeryüzünü fesada vermeyin,"Kendilerine; 'Yahu etmeyin eylemeyin; yeryüzünü fesada vermeyin, karışıklık çıkarmayın, bozmayın şu cemiyetin nizamını!' deniliyor. karışıklık çıkarmayın, bozmayın şu cemiyetin nizamını!' deniliyor. 'Biz ıslah edicileriz.' diyorlar." Elâ innehüm hümü'l-mufsidûne velâkin lâ yeş'urûn.'Biz ıslah edicileriz.' diyorlar."

Elâ innehüm hümü'l-mufsidûne velâkin lâ yeş'urûn.
"Agâh ol, mütenebbih ol ki asıl ifsad ediciler onlar ama bilmiyorlar." "Agâh ol, mütenebbih ol ki asıl ifsad ediciler onlar ama bilmiyorlar."

Bakara sûresinin ilk âyetleri, Elif lam mim'in arkasındaki ilk sayfalar...Bakara sûresinin ilk âyetleri, Elif lam mim'in arkasındaki ilk sayfalar... İlk önce bize bunları ihtar ediyor. Demek ki bu âyet-i kerîmeler hakiki ıslahçı ile,İlk önce bize bunları ihtar ediyor. Demek ki bu âyet-i kerîmeler hakiki ıslahçı ile, "ıslah ediyorum" derken fesada veren belli olsun diye Kur'ân-ı Kerîm'in başına gelmiş. "ıslah ediyorum" derken fesada veren belli olsun diye Kur'ân-ı Kerîm'in başına gelmiş. Kim fesatçı, kim ıslahçı bilinecek. Kim fesatçı, kim ıslahçı bilinecek.

Yazık, çok acırız; kendisini doğru yolda sanıyor, sapık, sapıtmış, cehenneme doğru yuvarlanıp gidiyor.Yazık, çok acırız; kendisini doğru yolda sanıyor, sapık, sapıtmış, cehenneme doğru yuvarlanıp gidiyor. "Gel, o tarafa gitme." dediğin zaman, hâlâ; "Yok, benim gittiğim yol doğru." diyor. "Gel, o tarafa gitme." dediğin zaman, hâlâ; "Yok, benim gittiğim yol doğru." diyor.

Ya yanlış, cehenneme doğru yuvarlanıyorsun! "Yok, sen yanlışsın, ben doğru yoldayım.Ya yanlış, cehenneme doğru yuvarlanıyorsun!

"Yok, sen yanlışsın, ben doğru yoldayım.
Sen terssin." diyor. Evet, tersim ama sen ters yolda gittiğin için sana tersim. Sen terssin." diyor.

Evet, tersim ama sen ters yolda gittiğin için sana tersim.
Benim gittiğim yol elhamdülillah hadise, âyete, tarihe, akla, mantığa, fenne, teknolojiye dayanıyor.Benim gittiğim yol elhamdülillah hadise, âyete, tarihe, akla, mantığa, fenne, teknolojiye dayanıyor. Ben elhamdülillah sapasağlam gidiyorum. Ben elhamdülillah sapasağlam gidiyorum. Hem mesudum, hem bahtiyarım, hem rahatım, hem huzur içindeyim,Hem mesudum, hem bahtiyarım, hem rahatım, hem huzur içindeyim, hem etrafımdaki insanlara faydam dokunuyor elhamdülillah. hem etrafımdaki insanlara faydam dokunuyor elhamdülillah. Yediyorum, içiriyorum, şen şatır şakrak tatlı bir ömür geçiriyorum gidiyorum. Ya sen ne yapıyorsun? Yediyorum, içiriyorum, şen şatır şakrak tatlı bir ömür geçiriyorum gidiyorum.

Ya sen ne yapıyorsun?

Kavga, gürültü, çekişme, sıkıntı, mücadele, vur kır... Ondan sonra, ilâ cehenneme zümerâ...Kavga, gürültü, çekişme, sıkıntı, mücadele, vur kır... Ondan sonra, ilâ cehenneme zümerâ... Yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehl-i kubûr. "Dünyadan gitti; bakalım yanındaki,Yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehl-i kubûr. "Dünyadan gitti; bakalım yanındaki, kabirdeki arkadaşları tahammül etsinler!" denecek bir durumda. kabirdeki arkadaşları tahammül etsinler!" denecek bir durumda.

Hâsılı, âhirette ilk sorulacak olan namazdır. İnsanın yakasına yapışacaklar: Hâsılı, âhirette ilk sorulacak olan namazdır. İnsanın yakasına yapışacaklar:

"Gel bakalım kulum. Sen mü'min miydin?" "Mü'mindim." "Namazı kıldın mı?.." "Gel bakalım kulum. Sen mü'min miydin?"

"Mü'mindim."

"Namazı kıldın mı?.."

İlk önce namazdan soracaklar. Bizden söylemesi...İlk önce namazdan soracaklar. Bizden söylemesi... Sizden de bu nasihate göre namazlarınıza dikkat etmek, namazın ruhunu ihmal etmemek,Sizden de bu nasihate göre namazlarınıza dikkat etmek, namazın ruhunu ihmal etmemek, namazın Allah'a yaklaşma, huzuruna çıkma olduğunu idrak ederek güzelce kılmak. Sonra neymiş? namazın Allah'a yaklaşma, huzuruna çıkma olduğunu idrak ederek güzelce kılmak.

Sonra neymiş?

Ve zirvetü senâmihî el-cihâd. "Bu dinin zirvesi, tepe noktası var, hörgücü var.Ve zirvetü senâmihî el-cihâd. "Bu dinin zirvesi, tepe noktası var, hörgücü var. Hörgücün en yüksek noktası, zirvesi cihattır." Cihat ne demek? Hörgücün en yüksek noktası, zirvesi cihattır."

Cihat ne demek?

"Cehd sarf etmek, uğraşmak" demek. "Ter dökmek, insanın alnından ter damlaması" demek. "Cehd sarf etmek, uğraşmak" demek. "Ter dökmek, insanın alnından ter damlaması" demek.

Kime karşı? Düşmana, şeytana, nefse, her şeye karşı. Kime karşı?

Düşmana, şeytana, nefse, her şeye karşı.

İnsanın burnundan ter damlamadan cennet yok. Oturduğu yerden rahat rahat cennet yok. İnsanın burnundan ter damlamadan cennet yok. Oturduğu yerden rahat rahat cennet yok.

Ya nasıl var? Uğraşacaksın, didineceksin, çalışacaksın, çabalayacaksın. Ya nasıl var?

Uğraşacaksın, didineceksin, çalışacaksın, çabalayacaksın.

Ve en leyse li'l-insâni illâ mâ seâ ve enne sa'yehû sevfe yurâ.Ve en leyse li'l-insâni illâ mâ seâ ve enne sa'yehû sevfe yurâ. "İnsanoğluna sây u gayret sarf ettiği husustan başka hiçbir şey verilmez."İnsanoğluna sây u gayret sarf ettiği husustan başka hiçbir şey verilmez. Neye gayret sarf etmişse, neye uğraşmış, didinmiş, çabalamış, terlemişse o eline geçer." Neye gayret sarf etmişse, neye uğraşmış, didinmiş, çabalamış, terlemişse o eline geçer."

Neye çalışmışsa onun karşılığını muhakkak görecek. Neye çalışmışsa onun karşılığını muhakkak görecek.

Cihadın mâruf şekli: Bizim bir memleketimiz, vatanımız var elhamdülillah.Cihadın mâruf şekli: Bizim bir memleketimiz, vatanımız var elhamdülillah. Ecdâdımız canını vermiş, biz de veririz. Bizim vatanımız. Ne diye düşmana vereyim? Kaptırmam. Ecdâdımız canını vermiş, biz de veririz. Bizim vatanımız. Ne diye düşmana vereyim? Kaptırmam. Canımı veririm, vermem. Malımı da vermem. Malımı da vermem, vatanımı da vermem.Canımı veririm, vermem. Malımı da vermem. Malımı da vermem, vatanımı da vermem. Mal da aziz, can da aziz, namus da aziz, vatan da aziz. Ölürüm, vermem! Hele bir gelsin! Mal da aziz, can da aziz, namus da aziz, vatan da aziz. Ölürüm, vermem! Hele bir gelsin!

Birisi kalkmış, Erzurum'a doğru gidiyormuş. Sormuşlar: "Nereye gidiyorsun?" Birisi kalkmış, Erzurum'a doğru gidiyormuş. Sormuşlar:

"Nereye gidiyorsun?"

Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2