Namaz Vakitleri

25 Rebîü'l-Evvel 1448
07 September 2026
İmsak
05:01
Güneş
06:29
Öğle
13:07
İkindi
16:44
Akşam
19:35
Yatsı
20:58
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah'a sonsuz hamd-ü senalar olsun.

Allah'a sonsuz hamd-ü senalar olsun.
el-hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne

el-hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne
hamden kesîran tayyiben müberaken fîh.hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn.Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve Peygamberimiz, serverimiz, önderimiz, rehberimiz, başımızın tacı

Ve Peygamberimiz, serverimiz, önderimiz, rehberimiz, başımızın tacı
Muhammed-i Mustafa Efendimiz hazretlerine Muhammed-i Mustafa Efendimiz hazretlerine salât-u selâm, tahiyyat ve ihtiramlarımızı arz ederiz.salât-u selâm, tahiyyat ve ihtiramlarımızı arz ederiz. Rabbimiz bizi onun şefaatine erdirsin, onun yolunda yürütsün,Rabbimiz bizi onun şefaatine erdirsin, onun yolunda yürütsün, onun sünnetini ihya etmeyi nasip etsin, onun sünnetini ihya etmeyi nasip etsin, onun ümmetine güzel hizmet etmeyi nasib-i müyesser eylesin.onun ümmetine güzel hizmet etmeyi nasib-i müyesser eylesin. Gemiye veyahut herhangi bir bineğe,

Gemiye veyahut herhangi bir bineğe,
vasıtaya binildiği zaman İslâmî âdâba göre bir dua edilir.vasıtaya binildiği zaman İslâmî âdâba göre bir dua edilir. Ayet-i kerîmede bu şekilde dua etmek tavsiye ediliyor.Ayet-i kerîmede bu şekilde dua etmek tavsiye ediliyor. Özellikle gemiye bindikleri zaman Müslümanlar şöyle dua ederler diye bildiriliyor.Özellikle gemiye bindikleri zaman Müslümanlar şöyle dua ederler diye bildiriliyor. Sübhânellezî sehhara lenâ hâzâ ve mâ künnâ lehû mukrinîn.

Sübhânellezî sehhara lenâ hâzâ ve mâ künnâ lehû mukrinîn.
Ve innâ ilâ rabbinâ le-münkalibûn. (43/Zuhruf 13-14.)Ve innâ ilâ rabbinâ le-münkalibûn. (43/Zuhruf 13-14.) Bize bu deniz gibi tehlikeli bir ortamda, gemi gibi emniyetli bir araçla

Bize bu deniz gibi tehlikeli bir ortamda, gemi gibi emniyetli bir araçla
seyahat imkânı nasip eden Allah'a hamdolsun.seyahat imkânı nasip eden Allah'a hamdolsun. O'nun şanı her türlü noksandan münezzehtir.O'nun şanı her türlü noksandan münezzehtir. O her türlü kemâlata sahiptir. Ve biz;O her türlü kemâlata sahiptir.

Ve biz;
Ve innâ ilâ rabbinâ le-münkalibûn. (43/Zuhruf 14.)Ve innâ ilâ rabbinâ le-münkalibûn. (43/Zuhruf 14.) Rabbimizin bir gün huzuruna varacağız, kavuşacağız.Rabbimizin bir gün huzuruna varacağız, kavuşacağız. Allah huzuruna sevdiği, razı olduğu kullara olarak varmayı,Allah huzuruna sevdiği, razı olduğu kullara olarak varmayı, iyi bir hal ile O’na kavuşmayı nasip eylesin cümlemize.iyi bir hal ile O’na kavuşmayı nasip eylesin cümlemize. Gemi seyahatimiz hayırlı, mübarek olsun.

Gemi seyahatimiz hayırlı, mübarek olsun.
Allah aramızdaki kardeşlik bağlarını, sevgi bağlarını,Allah aramızdaki kardeşlik bağlarını, sevgi bağlarını, dinimize bağlılık arzusunu ve duygusunudinimize bağlılık arzusunu ve duygusunu ve güzel işler yapmayı bize nasib-i müyesser eylesin.ve güzel işler yapmayı bize nasib-i müyesser eylesin. Şu toplantımız, şu gemi seyahatimiz, şu akşamımız hayırlı olsun.Şu toplantımız, şu gemi seyahatimiz, şu akşamımız hayırlı olsun. Bu akşam bizim 29 Mayıs İstanbul'un fethini kutlama törenlerimizin bir sayfasıdır, bir safhasıdır.

Bu akşam bizim 29 Mayıs İstanbul'un fethini kutlama törenlerimizin bir sayfasıdır, bir safhasıdır.
Cuma günü akşam Fatih'in, Fatih Sultan Muhammed cennetmekan Han hazretlerinin Cuma günü akşam Fatih'in, Fatih Sultan Muhammed cennetmekan Han hazretlerinin mübarek şahsiyetini, kişiliğini mübarek şahsiyetini, kişiliğini ve fetih ruhunu anlatan bir konuşmayla bu kutlamayı başlatmış oldu camiamız, kardeşlerimiz.ve fetih ruhunu anlatan bir konuşmayla bu kutlamayı başlatmış oldu camiamız, kardeşlerimiz. Dün devam etti birtakım etkinliklerle.Dün devam etti birtakım etkinliklerle. Bugün de çok bereketli, çok hayırlı, çok tatlı bir şekilde geçti.Bugün de çok bereketli, çok hayırlı, çok tatlı bir şekilde geçti. Bereketli oldu, faydalı oldu.Bereketli oldu, faydalı oldu. Bekir Efendi kardeşimiz diyor ki; Bekir Efendi kardeşimiz diyor ki; Allah selamet versin, aramızda var mı yok mu bilmiyorum.Allah selamet versin, aramızda var mı yok mu bilmiyorum. “Bu akşam rahat uyuyacağım” diyor.

“Bu akşam rahat uyuyacağım” diyor.
Çünkü akşamlardan beri günlerdir uykusu kaçıyormuş.Çünkü akşamlardan beri günlerdir uykusu kaçıyormuş. Bu akşam rahat uyuyacağım.Bu akşam rahat uyuyacağım. Çünkü namaz kıldığımız çarşıdaki Mehmed Zâhid Kotku Cami’mizinÇünkü namaz kıldığımız çarşıdaki Mehmed Zâhid Kotku Cami’mizin aylık kirasını nasıl ödeyeceğiz diye düşünürken uykularım kaçıyordu.aylık kirasını nasıl ödeyeceğiz diye düşünürken uykularım kaçıyordu. Elhamdülillah bugünkü toplantıda bu konu halloldu.Elhamdülillah bugünkü toplantıda bu konu halloldu. Sizin kardeşçe ve zevkli hayır ve bağışlarınız ile bir birikim oldu.Sizin kardeşçe ve zevkli hayır ve bağışlarınız ile bir birikim oldu. İnşallah cuma namazı da kılınan o camimizdeki İnşallah cuma namazı da kılınan o camimizdeki ibadet ve eğitim hizmetlerimiz elhamdülillah daha devam edecek. ibadet ve eğitim hizmetlerimiz elhamdülillah daha devam edecek. Alnımız ak, yüzümüz ak, içimiz rahat.Alnımız ak, yüzümüz ak, içimiz rahat. Eh, inşallah ileriye doğru Cenâb-ı Hak çok yakın bir zamanda bize Eh, inşallah ileriye doğru Cenâb-ı Hak çok yakın bir zamanda bize kendimize mahsus konuşma salonları,kendimize mahsus konuşma salonları, toplantı salonları, ibadethaneler ihtiva eden büyük tesisler nasip etsin.toplantı salonları, ibadethaneler ihtiva eden büyük tesisler nasip etsin. O da bir fütuhat olsun, füyüzat olsun.O da bir fütuhat olsun, füyüzat olsun. Temenni ederiz ki Allah Broadmeadows;Temenni ederiz ki Allah Broadmeadows; Melbourne'un kuzey batı kesimi kısmındaMelbourne'un kuzey batı kesimi kısmında kardeşlerimize anlı şanlı hizmetlerinin rahat güzel yapılabileceği bir yerkardeşlerimize anlı şanlı hizmetlerinin rahat güzel yapılabileceği bir yer nasip ve müyesser eylesin.nasip ve müyesser eylesin. Bu gemi davetimize teşrif ettiğiniz için,

Bu gemi davetimize teşrif ettiğiniz için,
şeref verdiğiniz için, katıldığınız için çok mutluyuz.şeref verdiğiniz için, katıldığınız için çok mutluyuz. Sizi karşımızda, aramızda görmekten mutluyuz.Sizi karşımızda, aramızda görmekten mutluyuz. Hepinize teşekkür ederiz, şükranlarımızı sunarız ve dualar ederizHepinize teşekkür ederiz, şükranlarımızı sunarız ve dualar ederiz Allah büyük mükâfatlar versin diye.Allah büyük mükâfatlar versin diye. Tabi teveccüh çok, gemi biraz teveccühe göre küçük kaldı.Tabi teveccüh çok, gemi biraz teveccühe göre küçük kaldı. Aslında daha büyük bir gemi olsaydı, kapalı salonuna hepimiz girebilseydik,Aslında daha büyük bir gemi olsaydı, kapalı salonuna hepimiz girebilseydik, üst taraftaki kardeşlerimiz de aşağıda olsaydı daha iyi olurduüst taraftaki kardeşlerimiz de aşağıda olsaydı daha iyi olurdu veya aşağıdakiler de yukarıya çıkabilecek gibi bir durum olsaydı daha iyi olurdu.veya aşağıdakiler de yukarıya çıkabilecek gibi bir durum olsaydı daha iyi olurdu. Şimdilik böyle bir şekilde oldu ama, ecdadımız bu gibi meselelerde Şimdilik böyle bir şekilde oldu ama, ecdadımız bu gibi meselelerde kestirip atmışlar, kolayca söylemişler işin sonucunu:kestirip atmışlar, kolayca söylemişler işin sonucunu: “İki gönül bir olunca samanlık seyran olur” demişler.“İki gönül bir olunca samanlık seyran olur” demişler. Beraber olduğumuz için, gönüllerimiz bir arada olduğu içinBeraber olduğumuz için, gönüllerimiz bir arada olduğu için yer dar da olsa bize saray gibi geliyor,yer dar da olsa bize saray gibi geliyor, memnun oluyoruz.memnun oluyoruz. İnşallah ileriye doğru da, ilerleyen dakikalar ve saatlerde deİnşallah ileriye doğru da, ilerleyen dakikalar ve saatlerde de memnuniyet verici tarzda akşamımız devam eder.memnuniyet verici tarzda akşamımız devam eder. Tekrar hepinize sevgilerimi saygılarımı sunuyorum.Tekrar hepinize sevgilerimi saygılarımı sunuyorum. Allah razı olsun.

Allah razı olsun.
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!...

es-selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!...
Programımızın açılışını Muhterem Zühdü Ünal Hocaefendi Kur'an-ı Kerîm ile başlatacaklar.

Programımızın açılışını Muhterem Zühdü Ünal Hocaefendi Kur'an-ı Kerîm ile başlatacaklar.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm.

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
Lem yekünillezîne keferû min ehli’l-kitâbi ve’l-müşrikîne münfekkîne hattâ te’tiyehümü’l-beyyineh.

Lem yekünillezîne keferû min ehli’l-kitâbi ve’l-müşrikîne münfekkîne hattâ te’tiyehümü’l-beyyineh.
Rasûlün mina’llâhi yetlû suhufen mutahherah.

Rasûlün mina’llâhi yetlû suhufen mutahherah.
Fîhâ kütübün kayyimeh.

Fîhâ kütübün kayyimeh.
Ve mâ teferraka’llezîne ûtü’l-kitâbe illâ min ba’di mâ câet hümü’l-beyyineh.

Ve mâ teferraka’llezîne ûtü’l-kitâbe illâ min ba’di mâ câet hümü’l-beyyineh.
Ve mâ ümirû illâ li-ya’büdu’llâhe muhlisîne lehü’d-dîne hunefâe ve yükîmü’s-salâte ve yü'tü’z-zekâte ve zâlike dînü’l-kayyimeh.

Ve mâ ümirû illâ li-ya’büdu’llâhe muhlisîne lehü’d-dîne hunefâe ve yükîmü’s-salâte ve yü'tü’z-zekâte ve zâlike dînü’l-kayyimeh.
İnne’llezîne keferû min ehli’l-kitâbi ve’l-müşrikîne fî nâri cehenneme hâlidîne fîhâ.

İnne’llezîne keferû min ehli’l-kitâbi ve’l-müşrikîne fî nâri cehenneme hâlidîne fîhâ.
Ülâike hüm şerru’l-beriyyeh.

Ülâike hüm şerru’l-beriyyeh.
İnne’llezîne âmenû ve amilu’s-sâlihâti

İnne’llezîne âmenû ve amilu’s-sâlihâti
ülâike hüm hayru’l-beriyyeh.ülâike hüm hayru’l-beriyyeh. Cezâühüm inde rabbihim cennâtü adnin tecrî min tahtiha’l-enhâr...

Cezâühüm inde rabbihim cennâtü adnin tecrî min tahtiha’l-enhâr...
Tecrî min tahtiha’l-enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ.Tecrî min tahtiha’l-enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ. Radiyallâhü anhüm ve radû anh. Zâlike li-men haşiye rabbeh. (98/Beyyine 1-8)

Radiyallâhü anhüm ve radû anh. Zâlike li-men haşiye rabbeh. (98/Beyyine 1-8)
Sadakallâhü'l-azîm.

Sadakallâhü'l-azîm.
MODERATÖR: Zühdü Ünal Hocaefendi'ye bu okudukları

MODERATÖR: Zühdü Ünal Hocaefendi'ye bu okudukları
Kur'an-ı Kerîm'den dolayı teşekkürlerimizi arz ediyoruz.Kur'an-ı Kerîm'den dolayı teşekkürlerimizi arz ediyoruz. İslâm'a zuhûr ettiği zamandan beri hizmet etmiş olan bütün mücahitlere,

İslâm'a zuhûr ettiği zamandan beri hizmet etmiş olan bütün mücahitlere,
bu uğurda canını vermiş şehitlere, sağ salim muzaffer yerine yurduna dönmüş gazilerebu uğurda canını vermiş şehitlere, sağ salim muzaffer yerine yurduna dönmüş gazilere Allah yüksek makamlar ihsan etsin. Bizi cennette onlarla buluştursun. Allah yüksek makamlar ihsan etsin. Bizi cennette onlarla buluştursun. Bizi de onlardan eylesin.Bizi de onlardan eylesin. Zühdü kardeşimiz programımızın açılışında Kur'an-ı Kerîm'den okudu ki:Zühdü kardeşimiz programımızın açılışında Kur'an-ı Kerîm'den okudu ki: Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
İnne’llezîne keferû min ehli’l-kitâbi ve’l-müşrikîne fî nâri cehenneme hâlidîne fîhâ. Ülâike hüm şerru’l-beriyyeh.

İnne’llezîne keferû min ehli’l-kitâbi ve’l-müşrikîne fî nâri cehenneme hâlidîne fîhâ. Ülâike hüm şerru’l-beriyyeh.
Allah Teâlâ hazretleri buyuruyor: Yeri göğü yaratan, bizi yaşatan, rızkımızı veren, hayatımızı veren mevlâmız.

Allah Teâlâ hazretleri buyuruyor:

Yeri göğü yaratan, bizi yaşatan, rızkımızı veren, hayatımızı veren mevlâmız.
Yıldızları, ayları, güneşleri, gökleri, yerleri yaratan mevlâmız buyuruyor ki:Yıldızları, ayları, güneşleri, gökleri, yerleri yaratan mevlâmız buyuruyor ki: İnnelleżîne keferû.

İnnelleżîne keferû.
Kâfir olanlar, küfürde olanlar, imanı inkâr edenler, imana gelmeyenler, Kâfir olanlar, küfürde olanlar, imanı inkâr edenler, imana gelmeyenler, ister daha önce kendilerine peygamber gönderilmiş, kitap indirilmiş kavimlerden olsun;ister daha önce kendilerine peygamber gönderilmiş, kitap indirilmiş kavimlerden olsun; yahudiler gibi, hristiyanlar gibi.yahudiler gibi, hristiyanlar gibi. Çünkü Yahudiler’e Musa aleyhisselam ve daha başka bazı peygamberler geldi.Çünkü Yahudiler’e Musa aleyhisselam ve daha başka bazı peygamberler geldi. Hristiyanlara İsa aleyhisselam geldi.Hristiyanlara İsa aleyhisselam geldi. Musa aleyhisselam'a, İsa aleyhisselam'a, Allah'ın peygamberlerine sevgi ve saygımız sonsuzdur.Musa aleyhisselam'a, İsa aleyhisselam'a, Allah'ın peygamberlerine sevgi ve saygımız sonsuzdur. Hepsine salât-u selâm ederiz.Hepsine salât-u selâm ederiz. Onlara, ihlâsla tâbi olan müminlere, geçmişlere onlara da saygı duyuyoruz.Onlara, ihlâsla tâbi olan müminlere, geçmişlere onlara da saygı duyuyoruz. Onlara da salât-u selâm ederiz.Onlara da salât-u selâm ederiz. Onlarla sorunumuz yok.Onlarla sorunumuz yok. Ama onların soyundan geldik diye, onlara bağlıyız diyeAma onların soyundan geldik diye, onlara bağlıyız diye âhir zaman peygamberi Muhammed Mustafa Efendimiz'i inkâra,âhir zaman peygamberi Muhammed Mustafa Efendimiz'i inkâra, onu kabul etmemeye, onunla mücadele etmeye kalkışanlara…onu kabul etmemeye, onunla mücadele etmeye kalkışanlara… Onlar başka! Onlara karşıyız, şiddetle karşıyız.Onlar başka! Onlara karşıyız, şiddetle karşıyız. Çünkü Allah Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki:Çünkü Allah Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki: İster böyle kendilerine önceden peygamber gönderilmiş kitap indirilmiş insanlar olsun,

İster böyle kendilerine önceden peygamber gönderilmiş kitap indirilmiş insanlar olsun,
isterse puta tapan müşrikler olsun,isterse puta tapan müşrikler olsun, Mekke'nin puta tapıcıları, Kureyş'in azılıları olsun,Mekke'nin puta tapıcıları, Kureyş'in azılıları olsun, fark etmez.fark etmez. İnne’llezîne keferû min ehli’l-kitâbi ve’l-müşrikîne fî nâri cehenneme.İnne’llezîne keferû min ehli’l-kitâbi ve’l-müşrikîne fî nâri cehenneme. Hepsi cehenneme atılacaklar.Hepsi cehenneme atılacaklar. Hâlidîne fîhâ.Hâlidîne fîhâ. Sonunda çıkış kurtuluş da yok.Sonunda çıkış kurtuluş da yok. Ebediyyen orada kalacaklar.Ebediyyen orada kalacaklar. Ülâike hüm şerru’l-beriyyeh.Ülâike hüm şerru’l-beriyyeh. Onlar şu yeryüzünde yürüyen, gezen, yaratıkların hepsinin;Onlar şu yeryüzünde yürüyen, gezen, yaratıkların hepsinin; insanların değil, yaratıklarının hepsinin en aşağısıdır, en kötüsüdürler.insanların değil, yaratıklarının hepsinin en aşağısıdır, en kötüsüdürler. Çünkü yeri göğü yaratan Allah emir indiriyor, Çünkü yeri göğü yaratan Allah emir indiriyor, elçi gönderiyor, peygamber gönderiyor da ona karşı çıkıyorlar;elçi gönderiyor, peygamber gönderiyor da ona karşı çıkıyorlar; Allah'a karşı çıkıyorlar.Allah'a karşı çıkıyorlar. Şu yıldızların, ayların, güneşlerin, yerin göğün yaratanına, kendilerini yaratana,

Şu yıldızların, ayların, güneşlerin, yerin göğün yaratanına, kendilerini yaratana,
kendilerini yaşatana, kendilerine hayat verene, akıl verene, rızık verene,kendilerini yaşatana, kendilerine hayat verene, akıl verene, rızık verene, her türlü nimeti verene ki; saymak istesek nimetleri saymakla bitiremeyiz,her türlü nimeti verene ki; saymak istesek nimetleri saymakla bitiremeyiz, O’na karşı geliyorlar, O’nunla mücadele ediyorlar.O’na karşı geliyorlar, O’nunla mücadele ediyorlar. İyilik yapmaya, iyilik yapan insana iyilik yapmak gerekirken,İyilik yapmaya, iyilik yapan insana iyilik yapmak gerekirken, iyilik yapmak durumundayken, iyilik yapmak vazifeleri iken,iyilik yapmak durumundayken, iyilik yapmak vazifeleri iken, iyi kulluk etmek vazifeleri iken O’na karşı gelmekiyi kulluk etmek vazifeleri iken O’na karşı gelmek sıradan bir insana karşı gelmek gibi de değil. Allah'a karşı gelmek,sıradan bir insana karşı gelmek gibi de değil. Allah'a karşı gelmek, herhangi birine, iyilik yapmış büyüklerine karşı gelmek gibi de değil Allah'a karşı gelmek.herhangi birine, iyilik yapmış büyüklerine karşı gelmek gibi de değil Allah'a karşı gelmek. Tüm yaratıkların…Tüm yaratıkların… Ülâike hüm şerru’l-beriyyeh.Ülâike hüm şerru’l-beriyyeh. Yani şu yeryüzünde yürüyen her canlının en aşağısıdır,Yani şu yeryüzünde yürüyen her canlının en aşağısıdır, insanların en aşağısıdır.insanların en aşağısıdır. Ülâike ke’l-en’âmi bel hüm edall. (7/A’râf 179)

Ülâike ke’l-en’âmi bel hüm edall. (7/A’râf 179)
Belki insanların en aşağısı olmak değil, hayvanlardan da daha şaşkın, daha aşağı, daha fenadır.Belki insanların en aşağısı olmak değil, hayvanlardan da daha şaşkın, daha aşağı, daha fenadır. Çünkü o hayvanların inkârı yoktur; kafirliği, müşrikliği yoktur.Çünkü o hayvanların inkârı yoktur; kafirliği, müşrikliği yoktur. O hayvanların idrakleri kadar muntazam ibadetleri de vardır.O hayvanların idrakleri kadar muntazam ibadetleri de vardır. Çünkü Allah Kur'an-ı Kerîm'de buyuruyor ki:Çünkü Allah Kur'an-ı Kerîm'de buyuruyor ki: Ve in min şey’in illâ yüsebbihu bi-hamdihî.

Ve in min şey’in illâ yüsebbihu bi-hamdihî.
Hiç Allah'a zikr-ü tesbih etmeyen yaratık yok.Hiç Allah'a zikr-ü tesbih etmeyen yaratık yok. Yaratık; canlı ve cansızYaratık; canlı ve cansız hiçbir varlık yok tesbih etmeyen.hiçbir varlık yok tesbih etmeyen. Ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahüm. (17/İsrâ 44)Ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahüm. (17/İsrâ 44) Siz onların tesbih ediş tarzını anlayamazsınız.

Siz onların tesbih ediş tarzını anlayamazsınız.
Belki kuşların cıvıltısı, belki rüzgârın uğultusu, belki dalgaların çağlaması,Belki kuşların cıvıltısı, belki rüzgârın uğultusu, belki dalgaların çağlaması, çalkalanması. Belki nehirlerde suların akmasıdır tesbih, bilmiyoruz. çalkalanması. Belki nehirlerde suların akmasıdır tesbih, bilmiyoruz. Biz idrak edemiyoruz ama, onların hepsi vazifelerini yapıyorlar.Biz idrak edemiyoruz ama, onların hepsi vazifelerini yapıyorlar. Allah'a itaat ediyorlar. Hepsi vazife yapıyor.Allah'a itaat ediyorlar. Hepsi vazife yapıyor. Allah rüzgâra es deyince esiyor. Güneşe ısıt deyince ısıtıyor.

Allah rüzgâra es deyince esiyor. Güneşe ısıt deyince ısıtıyor.
Her şey Allah’a itaatli de, Allah'ın şeref verdiği, en şerefli mahlûkat kıldığı insan Allah'a itaat etmezse çok ayıp olur.Her şey Allah’a itaatli de, Allah'ın şeref verdiği, en şerefli mahlûkat kıldığı insan Allah'a itaat etmezse çok ayıp olur. Çok ayıp oluyor zaten. Ve bütün varlıkların en şerlisi, yani en kötüsü oluyorlar.Çok ayıp oluyor zaten. Ve bütün varlıkların en şerlisi, yani en kötüsü oluyorlar. İnne’llezîne âmenû ve amilu’s-sâlihâti.İnne’llezîne âmenû ve amilu’s-sâlihâti. Ama müminlere gelince, müminler öyle değil. Müminler imtihanı kazandılar.Ama müminlere gelince, müminler öyle değil. Müminler imtihanı kazandılar. Çünkü yaratanlarını bildiler, yaratıcılarını buldular.Çünkü yaratanlarını bildiler, yaratıcılarını buldular. Ben kendi kendimi yaratmış değilim ki. Benim bir şeyden haberim yokken ben dünyaya gelmişim.Ben kendi kendimi yaratmış değilim ki. Benim bir şeyden haberim yokken ben dünyaya gelmişim. Annem babam da öyle. Ondan sonra da her an, her lahza Cenâb-ı Hakk’ın lütfuyla yaşıyoruz.Annem babam da öyle. Ondan sonra da her an, her lahza Cenâb-ı Hakk’ın lütfuyla yaşıyoruz. Her an O’nun lütfuyla yaşıyoruz.Her an O’nun lütfuyla yaşıyoruz. Yoksa bir anda lütfu kesilse; herkes biliyor, doktorlar, mühendisler, fizikçiler, kimyacılar ki,Yoksa bir anda lütfu kesilse; herkes biliyor, doktorlar, mühendisler, fizikçiler, kimyacılar ki, bir an bize Cenâb-ı Hakk'ın lütfu kesilse hayat biter.bir an bize Cenâb-ı Hakk'ın lütfu kesilse hayat biter. Mum gibi eririz, söner gideriz.Mum gibi eririz, söner gideriz. İman edenler kurtarıyor vaziyeti.İman edenler kurtarıyor vaziyeti. İnne’llezîne âmenû.İnne’llezîne âmenû. Ne mutlu Allah'ı tanıyabilenlere, Allah'ı bilenlere.Ne mutlu Allah'ı tanıyabilenlere, Allah'ı bilenlere. Yâ Rabbi! Beni sen yarattın, ben senin kulunum. Yeri göğü sen yarattın Yâ Rabbi!

Yâ Rabbi! Beni sen yarattın, ben senin kulunum. Yeri göğü sen yarattın Yâ Rabbi!
Yâ Rabbi! Gökten, bulutlardan bu şakır şakır yağmurları indiren sensin Yâ Rabbi!

Yâ Rabbi! Gökten, bulutlardan bu şakır şakır yağmurları indiren sensin Yâ Rabbi!
Yerden, kara toprağın içinden fidanları çıkartan sensin Yâ Rabbi!

Yerden, kara toprağın içinden fidanları çıkartan sensin Yâ Rabbi!
Şu çiçeklere şu rengi veren sensin. Şu güzel kokuyu veren sensin.

Şu çiçeklere şu rengi veren sensin. Şu güzel kokuyu veren sensin.
Şu meyvelere şu lezzeti şu tadı sen verdin Yâ Rabbi! Biliyorum.

Şu meyvelere şu lezzeti şu tadı sen verdin Yâ Rabbi! Biliyorum.
Çok şükür sana, diyen iman edenler.Çok şükür sana, diyen iman edenler. Bir...Bir... İman etmek yeter mi?

İman etmek yeter mi?
Ve amilu’s-sâlihâti.Ve amilu’s-sâlihâti. Elhamdulillah müminiz.Elhamdulillah müminiz. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû.Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû. Hem biliyoruz hem de şahidiz. Şehadet ederiz ki, şahitlik yaparız ki; Allah birdir;Hem biliyoruz hem de şahidiz. Şehadet ederiz ki, şahitlik yaparız ki; Allah birdir; şeriki, naziri yoktur, putlar nâ-haktır, Allah celle celaluhu hazretlerine ibadet etmek lazımdır.şeriki, naziri yoktur, putlar nâ-haktır, Allah celle celaluhu hazretlerine ibadet etmek lazımdır. İnsanların elleriyle yaptıkları şekiller, ağaçlar, dağlar, vesaire vesaire; ay güneş, tanrı değildir.İnsanların elleriyle yaptıkları şekiller, ağaçlar, dağlar, vesaire vesaire; ay güneş, tanrı değildir. Tanrı’nın, Allah'ın yaratığıdır.Tanrı’nın, Allah'ın yaratığıdır. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh.Eşhedü en lâ ilâhe illallâh. Şahidim ki, her zaman söylerim ki, şahitlik ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur.Şahidim ki, her zaman söylerim ki, şahitlik ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur. Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû.Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû. Ve Muhammed de O'nun Resûlüdür.Ve Muhammed de O'nun Resûlüdür. Tamam, güzel, aferin. Bildin. Sorunun birinci kısmını bildin.Tamam, güzel, aferin. Bildin. Sorunun birinci kısmını bildin. Peki ama sırf inandım (demek) yetiyor mu?Peki ama sırf inandım (demek) yetiyor mu? İnandıktan sonraİnandıktan sonra ve amilu’s-sâlihâti.ve amilu’s-sâlihâti. Müminin görevleri var.Müminin görevleri var. Hepimizin görevleri var.Hepimizin görevleri var. Tüm müminlerin görevleri var.Tüm müminlerin görevleri var. Allah Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki;

Allah Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki;
Bismillâhirrahmânirrahîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
Küntüm hayra ümmetin. (3/Âl-i İmrân 110)

Küntüm hayra ümmetin. (3/Âl-i İmrân 110)
Siz tüm ümmetlerin, bütün milletlerin en hayırlısı oldunuz.

Siz tüm ümmetlerin, bütün milletlerin en hayırlısı oldunuz.
Allah-u Ekber. Rütbeye bak, şerefe bak. Allah böyle bildiriyor.

Allah-u Ekber. Rütbeye bak, şerefe bak. Allah böyle bildiriyor.
Küntüm hayra ümmetin. Ümmetlerin en hayırlısı oldunuz.Küntüm hayra ümmetin. Ümmetlerin en hayırlısı oldunuz. Neyle en hayırlısı olduk?Neyle en hayırlısı olduk? En hayırlı peygamberin, Muhammed-i Mustafa'nın ümmeti olmakla.En hayırlı peygamberin, Muhammed-i Mustafa'nın ümmeti olmakla. Bozulmamış bir din, tahrif olunmamış bir kelâm-ı kadîm, aynen muhafaza edilmiş bir kelâm-ı kadim,Bozulmamış bir din, tahrif olunmamış bir kelâm-ı kadîm, aynen muhafaza edilmiş bir kelâm-ı kadim, tertemiz bir İslâm ahlâkı… Pırıl pırıl, mert, temiz, dürüst, merhametli, edepli, terbiyeli,tertemiz bir İslâm ahlâkı… Pırıl pırıl, mert, temiz, dürüst, merhametli, edepli, terbiyeli, çok güzel bir ahlâk; pırıl pırıl bir ahlâk, dünyaya şifa verecek bir zihniyet,çok güzel bir ahlâk; pırıl pırıl bir ahlâk, dünyaya şifa verecek bir zihniyet, tüm insanlığın sorunlarını çözecek bir anlayış, bir merhamet…tüm insanlığın sorunlarını çözecek bir anlayış, bir merhamet… Osmanlı'nın yıkıldığı topraklarda şimdi geriye kalanlar:Osmanlı'nın yıkıldığı topraklarda şimdi geriye kalanlar: “Ah Osmanlı neredesin” diyorlar. “Sizin zamanınızda huzur içinde yaşıyorduk” diyorlar.

“Ah Osmanlı neredesin” diyorlar. “Sizin zamanınızda huzur içinde yaşıyorduk” diyorlar.
Yalan değil, hikâye değil, masal değil, temenni değil, rüya değil.Yalan değil, hikâye değil, masal değil, temenni değil, rüya değil. Bulgaristan’da bir kardeşimiz trafik kazasına karıştığı için, kaza yaptığı için Bulgaristan'dan çıkmasına izin verilmemiş. KardeşimizBulgaristan’da bir kardeşimiz trafik kazasına karıştığı için, kaza yaptığı için Bulgaristan'dan çıkmasına izin verilmemiş. Kardeşimiz orada; Türklerin değil, Hristiyan Bulgarların ağladığını,orada; Türklerin değil, Hristiyan Bulgarların ağladığını, “Ah Osmanlı devri” dediğini söylüyor.“Ah Osmanlı devri” dediğini söylüyor. Ah o devirde rahattık, temizdik, emniyetteydik, namusluyduk, huzurluyduk, mutluyduk diyorlar.Ah o devirde rahattık, temizdik, emniyetteydik, namusluyduk, huzurluyduk, mutluyduk diyorlar. Şimdi ise mahvolduk diyorlar.Şimdi ise mahvolduk diyorlar. İslâm’ın gittiği yerde hayır kalmaz!

İslâm’ın gittiği yerde hayır kalmaz!
Fe-mazâ ba’de’l-hakkı ille’d-dalâl. (10/Yunus 32)

Fe-mazâ ba’de’l-hakkı ille’d-dalâl. (10/Yunus 32)
Hakk’ın gittiği yerde dalâletten başka ne kalır?

Hakk’ın gittiği yerde dalâletten başka ne kalır?
İyilik giderse bir yerde ne olur?

İyilik giderse bir yerde ne olur?
Temiz hava kalmazsa ne olur? Pis hava…Temiz hava kalmazsa ne olur?

Pis hava…
İyi su kalmazsa ne olur? Susuzluktan kavrulur.

İyi su kalmazsa ne olur?

Susuzluktan kavrulur.
Güzel ahlâk, tertemiz bir ahlâk, merhamet, merhamet, merhamet, merhamet…

Güzel ahlâk, tertemiz bir ahlâk, merhamet, merhamet, merhamet, merhamet…
Acımak, insanlara acımak.Acımak, insanlara acımak. Acımış büyüklerimiz, merhamet etmiş, zayıfın yardımına koşmuş.Acımış büyüklerimiz, merhamet etmiş, zayıfın yardımına koşmuş. Kuşlara bile acımış da kuşlar için kuş köşkleri yapmış.

Kuşlara bile acımış da kuşlar için kuş köşkleri yapmış.
Kendi köşkünün üst köşesinde kuş köşkü yapmış. Köşede kuş yuvası yapmış yani.Kendi köşkünün üst köşesinde kuş köşkü yapmış. Köşede kuş yuvası yapmış yani. Gördünüz mü?Gördünüz mü? Ben çok gördüm.Ben çok gördüm. Kuş köşkleri yapmış. Hem de böyle süslü püslü.Kuş köşkleri yapmış. Hem de böyle süslü püslü. Serçeler giriyor çıkıyor, cik cik diyor; mutlu, yavruları var, yumurtaları var.Serçeler giriyor çıkıyor, cik cik diyor; mutlu, yavruları var, yumurtaları var. Kuşu bile düşünmüş. Kuşu bile düşünmüş. Kanadı, bacağı kırılıp da göçemeyecekKanadı, bacağı kırılıp da göçemeyecek göçmen kuşlar için vakıf bırakan merhametli dedelerimiz var.göçmen kuşlar için vakıf bırakan merhametli dedelerimiz var. Göçmen kuştur, bunların yaşaması göç etmelerine bağlıdır.Göçmen kuştur, bunların yaşaması göç etmelerine bağlıdır. Soğuk olduğu zaman sıcak yerlere göçerler.Soğuk olduğu zaman sıcak yerlere göçerler. Ya kanadı kırıldıysa? Ya bacağı kırıldıysa?Ya kanadı kırıldıysa? Ya bacağı kırıldıysa? Haa, o zaman bunlara aş bulalım, yem bulalım, birileri baksın diye para bırakmış, vakıf bırakmış dedelerimiz.Haa, o zaman bunlara aş bulalım, yem bulalım, birileri baksın diye para bırakmış, vakıf bırakmış dedelerimiz. vakıf bırakmış dedelerimiz.vakıf bırakmış dedelerimiz. Kuşlara bile merhamet etmişler. Kuşlara bile...

Kuşlara bile merhamet etmişler. Kuşlara bile...
Bahâeddîn-i Nakşibend kaddesallâhu sirrahü'l-azîz Efendimiz'i bilmiyor musunuz?

Bahâeddîn-i Nakşibend kaddesallâhu sirrahü'l-azîz Efendimiz'i bilmiyor musunuz?
Yıllarca insanlara hizmet ettikten sonra hocaları,Yıllarca insanlara hizmet ettikten sonra hocaları, “Şimdi de hasta, zayıf hayvanlara hizmet edeceksin” diye yedi senede hizmet ettirmemiş mi?“Şimdi de hasta, zayıf hayvanlara hizmet edeceksin” diye yedi senede hizmet ettirmemiş mi? Yaralılara, o köpeklere, kedilere yedi sene bakmamış mı?Yaralılara, o köpeklere, kedilere yedi sene bakmamış mı? Merhamete bak.Merhamete bak. Onun da canı var diyor.Onun da canı var diyor. Yazık diyor.Yazık diyor. Onun da canı var diyor,Onun da canı var diyor, nasıl merhamet ediyor.nasıl merhamet ediyor. Ahlâk.Ahlâk. Güzel ahlâk,Güzel ahlâk, sağlam bir adalet terazisi, herkese hakkını veren bir ahlâk terakkisi...sağlam bir adalet terazisi, herkese hakkını veren bir ahlâk terakkisi... Biz babalarımızın karşısında el pençe divan dururuz.Biz babalarımızın karşısında el pençe divan dururuz. Babam, bu benim babam hocam!Babam, bu benim babam hocam! El pençe divan dururuz.El pençe divan dururuz. Başkaları öyle mi yapıyor?Başkaları öyle mi yapıyor? Düşkünler evine gönderiyor.Düşkünler evine gönderiyor. Var mı bizden bir tane babasını düşkünler evine gönderen?Var mı bizden bir tane babasını düşkünler evine gönderen? "Anama babama ben bakarım der. Ölünceye kadar başımın üstünde yeri var" der.

"Anama babama ben bakarım der. Ölünceye kadar başımın üstünde yeri var" der.
Ahlâk, vefa borcu. O bana baktı ben ona niye bakmayayım der.Ahlâk, vefa borcu. O bana baktı ben ona niye bakmayayım der. Hemşireler baksın demez, düşkünler evinde otursun demez.Hemşireler baksın demez, düşkünler evinde otursun demez. Ben Almanya’da hatırlıyorum; arkadaşımızın evinde, karşı komşusunun Ben Almanya’da hatırlıyorum; arkadaşımızın evinde, karşı komşusunun kızı, damadı çalışıyorlar, gidip geliyorlar.kızı, damadı çalışıyorlar, gidip geliyorlar. Kadıncağızın evi var, güzel. Eşyaları var,Kadıncağızın evi var, güzel. Eşyaları var, eşyalarını dağıtıverdiler. Kadıncağızı düşkünler evine gönderiverdiler.eşyalarını dağıtıverdiler. Kadıncağızı düşkünler evine gönderiverdiler. Kirasını veremeyiz dediler, bitirdiler işi.Kirasını veremeyiz dediler, bitirdiler işi. Merhamet yok.Merhamet yok. Babasını yemeğe çağırdığı zaman tabağın altına fatura koyuyor.Babasını yemeğe çağırdığı zaman tabağın altına fatura koyuyor. Böyle mantık mı olur?Böyle mantık mı olur? En güzel iman, en güzel ahlâk, en güzel nizam

En güzel iman, en güzel ahlâk, en güzel nizam
İslâm!İslâm! Allah-u Ekber ve lillahi’l-hamd.

Allah-u Ekber ve lillahi’l-hamd.
Elhamdülillah alâ nimeti’l-İslâm.

Elhamdülillah alâ nimeti’l-İslâm.
Elhamdülillah alâ tevfiki’l-îmân.

Elhamdülillah alâ tevfiki’l-îmân.
Elhamdülillah alâ hidâyeti’r-rahmân.

Elhamdülillah alâ hidâyeti’r-rahmân.
Ne kadar şükür etsek Rabbimiz’e (azdır). Bize bu nimeti verdiği için hamd ü senalar olsun.

Ne kadar şükür etsek Rabbimiz’e (azdır). Bize bu nimeti verdiği için hamd ü senalar olsun.
Evlatlarımızı Müslüman yetiştirirsek istikbalimizin sigortasını sağlamış oluruz.Evlatlarımızı Müslüman yetiştirirsek istikbalimizin sigortasını sağlamış oluruz. Hayırlı evlat bakar, hayırsız evlat merdivenden atar.Hayırlı evlat bakar, hayırsız evlat merdivenden atar. Sen evladını Müslüman yetiştirmezsen, seni merdivenden atarsa esrarkeş oğlun, suç senin.Sen evladını Müslüman yetiştirmezsen, seni merdivenden atarsa esrarkeş oğlun, suç senin. Suç, senin!Suç, senin! Sebep?Sebep? İslâmî zihniyetin verilmemesi!İslâmî zihniyetin verilmemesi! Bizim fakülteye bir öğrencim gelmiş, kayıt olmuş.Bizim fakülteye bir öğrencim gelmiş, kayıt olmuş. Ama mahalledeki imam ahbabı, arkadaşıymış.Ama mahalledeki imam ahbabı, arkadaşıymış. Onunla beraber gitmişler.Onunla beraber gitmişler. İmam ilahiyata gelecek, onu kandırmış.İmam ilahiyata gelecek, onu kandırmış. Sen de gel demiş, arkadaşız demiş,Sen de gel demiş, arkadaşız demiş, ilahiyata gelmişler.ilahiyata gelmişler. İstenilen fakülteye kaydedildiği zamanlarda.İstenilen fakülteye kaydedildiği zamanlarda. İmtihana giriyor gene, birçok fakülteleri kazanıyor, istediğine gidip kaydını yaptırıyor.İmtihana giriyor gene, birçok fakülteleri kazanıyor, istediğine gidip kaydını yaptırıyor. Hatta birkaç kere kayıt yapılıyordu o zamanlar. Kaydettirmiş.Hatta birkaç kere kayıt yapılıyordu o zamanlar. Kaydettirmiş. Akşam eve gelmiş.Akşam eve gelmiş. Sohbet olsun diye anlatıyorum.Sohbet olsun diye anlatıyorum. Ama bir gerçeği anlatmak için anlatıyorum. İyi dinleyin. Ama bir gerçeği anlatmak için anlatıyorum. İyi dinleyin. Olmuş bir hadise.Olmuş bir hadise. Bu şahsı, bu şahıs bizim fakültemizden mezun, ilahiyat fakültesi mezunu, benim talebem.Bu şahsı, bu şahıs bizim fakültemizden mezun, ilahiyat fakültesi mezunu, benim talebem. Akşam eve gidince babası sormuş:Akşam eve gidince babası sormuş: “Oğlum kaydını nereye yaptırdın” diye?“Oğlum kaydını nereye yaptırdın” diye? Demiş ki: “Baba, imam kardeşle ilahiyat fakültesine kaydımızı yaptırdık beraber.”Demiş ki:

“Baba, imam kardeşle ilahiyat fakültesine kaydımızı yaptırdık beraber.”
Ne? Eyvah! Git, yarın hemen kaydını oradan sil.

Ne? Eyvah! Git, yarın hemen kaydını oradan sil.
Öyle gerici bir fakülteye mi kaydını yaptırdın?Öyle gerici bir fakülteye mi kaydını yaptırdın? Abilerini görmüyor musun?Abilerini görmüyor musun? Birisi hariciyeci oldu elçilikte çalışıyor. Birisi mühendis oldu. Birisi doktor oldu.Birisi hariciyeci oldu elçilikte çalışıyor. Birisi mühendis oldu. Birisi doktor oldu. Öyle gerici fakülteye mi gidilirmiş? Yarın git, kaydını al.Öyle gerici fakülteye mi gidilirmiş? Yarın git, kaydını al. Gelmiş bizim imam talebeye.Gelmiş bizim imam talebeye. Demiş ki: Valla babam çok kızdı, dün akşam neredeyse beni dövecekti

Demiş ki:

Valla babam çok kızdı, dün akşam neredeyse beni dövecekti
böyle gerici fakülteye kaydoldum diye. böyle gerici fakülteye kaydoldum diye. Ben alacağım kaydımı, demiş.Ben alacağım kaydımı, demiş. İlahiyat fakültesinden gideceğim, fen fakültesine, bilmem nereye. İlahiyat fakültesinden gideceğim, fen fakültesine, bilmem nereye. Oraya kaydımı yaptıracağım demiş.Oraya kaydımı yaptıracağım demiş. Bizim imam demiş ki;Bizim imam demiş ki; Hayır, olmaz. Onlar bilmiyorlar.Hayır, olmaz. Onlar bilmiyorlar. Sen burada kaydını tut, ben babanla görüşeyim filan demiş.Sen burada kaydını tut, ben babanla görüşeyim filan demiş. Gitmiş, babasıyla bir güzel konuşmuş.Gitmiş, babasıyla bir güzel konuşmuş. Babası cevap verememiş.Babası cevap verememiş. Memnun da olmamış ama, ne haliniz varsa görün. demiş. Allah!Memnun da olmamış ama, ne haliniz varsa görün. demiş. Allah! Allah da dememiştir ya.Allah da dememiştir ya. Allah demek müminin işi.Allah demek müminin işi. Ne haliniz varsa görün.Ne haliniz varsa görün. Kendi düşen ağlamaz gibi demiş yani. Kendi düşen ağlamaz gibi demiş yani. Mademki kendin bu kadar istiyorsan buldun belanı, ne olursa olsun gibi;Mademki kendin bu kadar istiyorsan buldun belanı, ne olursa olsun gibi; hadi, demiş.hadi, demiş. Bu imam ve bu çocuk ilahiyat fakültesinden mezun oldular.Bu imam ve bu çocuk ilahiyat fakültesinden mezun oldular. Mezun olduktan sonra o baba ağlamış ve demiş ki:Mezun olduktan sonra o baba ağlamış ve demiş ki: “Ah benim kafam! Ah ah, keşke bütün çocuklarımı ilahiyatta okutsaymışım.

“Ah benim kafam! Ah ah, keşke bütün çocuklarımı ilahiyatta okutsaymışım.
En hayırlı evladım İslâm’ı en iyi öğrenen evladım oldu” demiş.En hayırlı evladım İslâm’ı en iyi öğrenen evladım oldu” demiş. “Ötekisi hariciyeci, ötekisi mühendis, ötekisi doktor ama, en hayırlı evladım bu oldu.” demiş.

“Ötekisi hariciyeci, ötekisi mühendis, ötekisi doktor ama, en hayırlı evladım bu oldu.” demiş.
Niye ilahiyatı istemiyorlar?

Niye ilahiyatı istemiyorlar?
Parası az diye.

Parası az diye.
Allah ilahiyatlıların rızkını az mı veriyor?Allah ilahiyatlıların rızkını az mı veriyor? Vallahi billahi değil. Böyle düşünenler yanılıyorlar.Vallahi billahi değil. Böyle düşünenler yanılıyorlar. Benim kaç tane evim var, hem de zenginlik meraklısı değilim.

Benim kaç tane evim var, hem de zenginlik meraklısı değilim.
Vallahi gökten iner gibi geliyor. Ben istemeden geliyor.Vallahi gökten iner gibi geliyor. Ben istemeden geliyor. Bir tanesini anlatayım. Bir tanesini anlatayım. Ben fakir bir insandım yani.Ben fakir bir insandım yani. Bir tanesinin nasıl olduğunu anlatayım:Bir tanesinin nasıl olduğunu anlatayım: Nasıl fakir bir insandım, ilahiyat fakültesinde hocaydım, maaşım ayın sonuna yetmezdi.

Nasıl fakir bir insandım, ilahiyat fakültesinde hocaydım, maaşım ayın sonuna yetmezdi.
Son günlerde ekmek alacak paramızın olmadığı zaman olurdu.Son günlerde ekmek alacak paramızın olmadığı zaman olurdu. Vallahi eve gelen misafire ikram edecek bir şeyimizin olmadığı günler oldu.Vallahi eve gelen misafire ikram edecek bir şeyimizin olmadığı günler oldu. Ev kira, fakülteye geliş gidiş masraf, Ev kira, fakülteye geliş gidiş masraf, hiçbir başka masrafımız olmadığı halde paramız yetmezdi.hiçbir başka masrafımız olmadığı halde paramız yetmezdi. Günde 845 kuruş para düşerdi harcayacak, 12 lira harcardık.Günde 845 kuruş para düşerdi harcayacak, 12 lira harcardık. Günde... Çünkü bir kilo et 12 lira falandı. Günde... Çünkü bir kilo et 12 lira falandı. Süttü, yumurtaydı, bilmem neydi filan derken, 845'i tutturamazdık.Süttü, yumurtaydı, bilmem neydi filan derken, 845'i tutturamazdık. İnne’llezîne âmenû ve amilu’s-sâlihâti.

İnne’llezîne âmenû ve amilu’s-sâlihâti.
İman edenler ve imanına göre, İslâm’a göre iyi işler yapıp ömrünü salih amelle geçirenler…İman edenler ve imanına göre, İslâm’a göre iyi işler yapıp ömrünü salih amelle geçirenler… Ülâike hüm hayru’l-beriyyeh.Ülâike hüm hayru’l-beriyyeh. Yeryüzündeki yaratıkların en hayırlıları işte onlardır.Yeryüzündeki yaratıkların en hayırlıları işte onlardır. Cezâühüm inde rabbihim.Cezâühüm inde rabbihim. Allah'ın onlara hazırladığı, huzurunda, ahirette hazırladığı mükâfatları.Allah'ın onlara hazırladığı, huzurunda, ahirette hazırladığı mükâfatları. Cennâtü adnin tecrî min tahtiha’l-enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ. Cennâtü adnin tecrî min tahtiha’l-enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ. Aşağılardan şırıl şırıl cennet ırmaklarının akacağı cennet bahçeleri, mükâfatları.Aşağılardan şırıl şırıl cennet ırmaklarının akacağı cennet bahçeleri, mükâfatları. İman edip de salih amel işleyenlerin mükâfatları cennette çok büyük araziler... Eykırıçla (acre) falan ölçülmez. İman edip de salih amel işleyenlerin mükâfatları cennette çok büyük araziler... Eykırıçla (acre) falan ölçülmez. Bu dünya ve bu gökler kadar. Dünyalarla ölçülür.Bu dünya ve bu gökler kadar. Dünyalarla ölçülür. Bu dünyalar, bu yıldızlar kadar geniş arazi bir Müslümana.Bu dünyalar, bu yıldızlar kadar geniş arazi bir Müslümana. Cennâtün.Cennâtün. Cennet bahçeleri.Cennet bahçeleri. Tecrî min tahtiha’l-enhâru.

Tecrî min tahtiha’l-enhâru.
Aşağılardan şırıl şırıl cennet nehirlerinin aktığı bahçeler…Aşağılardan şırıl şırıl cennet nehirlerinin aktığı bahçeler… Cennet nehirleri neler?Cennet nehirleri neler? Ve enhârun min hamrin.Ve enhârun min hamrin. Cennet şarabından nehirler.Cennet şarabından nehirler. Ve enhârun min aselin musaffâ.Ve enhârun min aselin musaffâ. Süzme baldan nehirler.Süzme baldan nehirler. Ve enhârun min lebenin lem yeteğayyer ta’muhû.Ve enhârun min lebenin lem yeteğayyer ta’muhû. Bozulmayan, fermentasyona uğramayan, bozulmayan süt ırmakları, bal ırmağı, süt ırmağı,Bozulmayan, fermentasyona uğramayan, bozulmayan süt ırmakları, bal ırmağı, süt ırmağı, cennet meşrubatının ırmağı.cennet meşrubatının ırmağı. Ondan sonra.Ondan sonra. Fîhâ enhârun min mâin ğayri âsin. (47/Muhammed 15)

Fîhâ enhârun min mâin ğayri âsin. (47/Muhammed 15)
Cennet ırmakları böyle.

Cennet ırmakları böyle.
Cennet bahçeleri öyle, cennet meyveleri öyle, cennet hizmetçileri öyle,Cennet bahçeleri öyle, cennet meyveleri öyle, cennet hizmetçileri öyle, cennet hûrileri öyle, gılman...cennet hûrileri öyle, gılman... Halidîne fîhâ ebedâ.Halidîne fîhâ ebedâ. Ebedi olarak orada kalacaklar.Ebedi olarak orada kalacaklar. Radiyallâhü anhüm ve radû anh.Radiyallâhü anhüm ve radû anh. Ben bu Zühdü Bey’e bu âyeti oku demedim ama, Ben bu Zühdü Bey’e bu âyeti oku demedim ama, Allah Teâlâ Hazretleri sizin topluluğunuzun vasfına göre bu sureyi okutmayı ona ilham etmiş ki,Allah Teâlâ Hazretleri sizin topluluğunuzun vasfına göre bu sureyi okutmayı ona ilham etmiş ki, cennetliklere böyle mükâfatlar var, buyuruyor Allah.cennetliklere böyle mükâfatlar var, buyuruyor Allah. Radiyallâhü anhüm ve radû anh, diyor sonunda da.Radiyallâhü anhüm ve radû anh, diyor sonunda da. Allah onlardan razı, hoşnut. Allah,Allah onlardan razı, hoşnut. Allah, o müminlerden memnun, hoşnut, razı.o müminlerden memnun, hoşnut, razı. Ve radû anh,Ve radû anh, Onlar da Allah'ın ikramlarından mest olmuş durumda.Onlar da Allah'ın ikramlarından mest olmuş durumda. Onlar da memnun, hoşnut ve razı.Onlar da memnun, hoşnut ve razı. Zâlike li-men haşiye rabbeh.Zâlike li-men haşiye rabbeh. İşte bu mükâfatlar Allah’tan korkup da güzel Müslümanca yaşayanlara mahsus,İşte bu mükâfatlar Allah’tan korkup da güzel Müslümanca yaşayanlara mahsus, müttakki insanlara mahsus.müttakki insanlara mahsus. Aziz ve muhterem kardeşlerim!Aziz ve muhterem kardeşlerim! Çoğunuz tahsillisiniz, biliyorum.Çoğunuz tahsillisiniz, biliyorum. Dünyayı biliyorsunuz, cahil değilsiniz.Dünyayı biliyorsunuz, cahil değilsiniz. Türkiye’yi biliyorsunuz, Avustralya’yı biliyorsunuz.Türkiye’yi biliyorsunuz, Avustralya’yı biliyorsunuz. Tahsil gördünüz, terbiye gördünüz.Tahsil gördünüz, terbiye gördünüz. En büyük hakikat, en mühim hakikat, en önemli konu; En büyük hakikat, en mühim hakikat, en önemli konu; insanın gerçek Müslüman olmasıdır!insanın gerçek Müslüman olmasıdır! En kârlı iş budur.En kârlı iş budur. Gerçek Müslüman olmak en büyük kârdır. Çünkü sonunda cenneti kazanacak.

Gerçek Müslüman olmak en büyük kârdır. Çünkü sonunda cenneti kazanacak.
Kâfir olmak en büyük aptallıktır, en büyük akılsızlıktır,Kâfir olmak en büyük aptallıktır, en büyük akılsızlıktır, sonunda ebediyen cehennemde yanacağı için.sonunda ebediyen cehennemde yanacağı için. Sonra sizler Müslümansınız, şu kadar yaşa geldiniz, Müslümanlığın bir zararını gördünüz mü?Sonra sizler Müslümansınız, şu kadar yaşa geldiniz, Müslümanlığın bir zararını gördünüz mü? Elhamdülillah. Her şeyimiz var. Hiçbir şeyimiz eksik değil.Elhamdülillah. Her şeyimiz var. Hiçbir şeyimiz eksik değil. Öteki Müslüman olmayanlardan nimet bakımından bir eksikliğimiz yok.Öteki Müslüman olmayanlardan nimet bakımından bir eksikliğimiz yok. Belki kat kat daha iyiyiz. Belki kat kat daha iyiyiz. Belki dünyada da Allah kat kat nimetlerle taltif ediyor.Belki dünyada da Allah kat kat nimetlerle taltif ediyor. O halde aziz ve muhterem kardeşlerim! O halde aziz ve muhterem kardeşlerim! Fatihler gibi düşünün, mümin-i kâmiller gibi düşünün,Fatihler gibi düşünün, mümin-i kâmiller gibi düşünün, hayatını ve malını ve canını Allah yoluna vakfeden hayatını ve malını ve canını Allah yoluna vakfeden eski mübarek insanlar gibi düşünün.eski mübarek insanlar gibi düşünün. Onlar imtihanı kazandılar. Onlar imtihanı kazandılar. Onlar açık gözlülük ettiler. Onlar açık gözlülük ettiler. Onlar en doğru yolu buldular. Onlar en doğru yolu buldular. En iyi seçeneği seçtiler ve kazandılar.En iyi seçeneği seçtiler ve kazandılar. Siz de fatihlerin, şehitlerin, gazilerin, mücahitlerin, müttakilerin, salihlerin, âbidlerin, zahidlerin yolunda yürüyün.Siz de fatihlerin, şehitlerin, gazilerin, mücahitlerin, müttakilerin, salihlerin, âbidlerin, zahidlerin yolunda yürüyün. Eğer doğru düzgün aklı seliminiz varsa, Eğer doğru düzgün aklı seliminiz varsa, hissi seliminiz varsa, kalbi seliminiz varsa, ki var.hissi seliminiz varsa, kalbi seliminiz varsa, ki var. Benim bu sözüm sizden ziyade bunları anlayamamış insanlara.Benim bu sözüm sizden ziyade bunları anlayamamış insanlara. Bu hitabım videolardan, kameralardan, mikrofonlardan, bu hususta tereddüdü olanlara.Bu hitabım videolardan, kameralardan, mikrofonlardan, bu hususta tereddüdü olanlara. Şehadet ederiz ki, müslüman olan hem dünyada hem ahirette mutlu yaşar, bahtiyar olur.Şehadet ederiz ki, müslüman olan hem dünyada hem ahirette mutlu yaşar, bahtiyar olur. Bedeni sıhhatli olur.Bedeni sıhhatli olur. Doktor beni muayene etti. Soruyor, iç hastalıkları mütehassısı.Doktor beni muayene etti. Soruyor, iç hastalıkları mütehassısı. Sigara içer misin?Sigara içer misin? İçmem. Kaşları mı çattım. Zaten çatık kaşlıyım.İçmem. Kaşları mı çattım. Zaten çatık kaşlıyım. İçmem.İçmem. İçki içer misin?İçki içer misin? Kesinlikle (içmem).

Kesinlikle (içmem).
Başka şu var mı, bu var mı?

Başka şu var mı, bu var mı?
Elhamdülillah.

Elhamdülillah.
Müslüman sıhhatli olur.

Müslüman sıhhatli olur.
Sıhhatimizi bir şeyden kaybederiz biz.Sıhhatimizi bir şeyden kaybederiz biz. Peygamber Efendimiz o kadar yemeyin demiş, çok yersek kaybederiz.Peygamber Efendimiz o kadar yemeyin demiş, çok yersek kaybederiz. Şişmanlarız ondan olur. Başka bir zararı olmaz bize.Şişmanlarız ondan olur. Başka bir zararı olmaz bize. Oruç tutun dediği zaman oruç tutsak, o da olmayacak.Oruç tutun dediği zaman oruç tutsak, o da olmayacak. Benim söylediğim, tarif ettiğim miktarda yiyin desek o da olmaz.Benim söylediğim, tarif ettiğim miktarda yiyin desek o da olmaz. Çakı gibi olur, şu kardeşimiz gibi olur herkes.Çakı gibi olur, şu kardeşimiz gibi olur herkes. Evelallah.Evelallah. Onun için Müslüman olan bedenen sıhhatli olur, ruhen rahat olur.Onun için Müslüman olan bedenen sıhhatli olur, ruhen rahat olur. Var mı bir sıkıntınız? Var mı vicdanınızı kemiren bir suçunuz?Var mı bir sıkıntınız? Var mı vicdanınızı kemiren bir suçunuz? Var mı bir insana bir kötülüğünüz?Var mı bir insana bir kötülüğünüz? Yok.Yok. Benim yok. O kadar rahatım ki elhamdülillah. Kimseye bir zararım yok.Benim yok. O kadar rahatım ki elhamdülillah. Kimseye bir zararım yok. Kalben huzurlu olur, böyle düşünür Müslüman. Kalben huzurlu olur, böyle düşünür Müslüman. Bedeni sıhhatli olur, ruhu sıhhatli olur.Bedeni sıhhatli olur, ruhu sıhhatli olur. Hanımı ona bağlı olur, o eşine sadık olur, yuva mutlu olur.Hanımı ona bağlı olur, o eşine sadık olur, yuva mutlu olur. Çocuklar İslâm terbiyesiyle büyüdüğü için terbiyeli çocuklar olur.Çocuklar İslâm terbiyesiyle büyüdüğü için terbiyeli çocuklar olur. O çocuklar büyüyünce anne babalarına iyi evlatlık ederler.O çocuklar büyüyünce anne babalarına iyi evlatlık ederler. Ahir ömürde anne babalarını da mutlu ederler.Ahir ömürde anne babalarını da mutlu ederler. Vefat ettikten sonra da Müslüman ahirette:Vefat ettikten sonra da Müslüman ahirette: Cezâühüm inde rabbihim cennâtü adnin tecrî min tahtiha’l-enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ.

Cezâühüm inde rabbihim cennâtü adnin tecrî min tahtiha’l-enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ.
Ebediyyen o uçsuz bucaksız cennet bahçelerinin sahibi olur,

Ebediyyen o uçsuz bucaksız cennet bahçelerinin sahibi olur,
orada yaşar, orada nimetlere nail olur,orada yaşar, orada nimetlere nail olur, iki cihanda aziz ve bahtiyar olur.iki cihanda aziz ve bahtiyar olur. O halde İslâm’a sımsıkı sarılalım.O halde İslâm’a sımsıkı sarılalım. İslâm'ın hakiki mensupları olalım.İslâm'ın hakiki mensupları olalım. İslâm dininin gerçek hizmetlileri olalım,İslâm dininin gerçek hizmetlileri olalım, malımızı, canımızı her türlü aklî kabiliyetlerimizi, malımızı, canımızı her türlü aklî kabiliyetlerimizi, bedenî melekelerimizi, mesleki hünerlerimizi Allah'ın dinine hizmete yönlendirelim.bedenî melekelerimizi, mesleki hünerlerimizi Allah'ın dinine hizmete yönlendirelim. Biz de bu fatihler gibi sevap kazanalım.Biz de bu fatihler gibi sevap kazanalım. Bu dünya fani, gelip geçecek.Bu dünya fani, gelip geçecek. Bizim de bir gün gelecek, ömrümüz sonra erecek.Bizim de bir gün gelecek, ömrümüz sonra erecek. Allah hayırlı uzun ömür versin.Allah hayırlı uzun ömür versin. Ne zaman olacağını bilmiyoruz ama hayırlı işler yapalım.Ne zaman olacağını bilmiyoruz ama hayırlı işler yapalım. Arkamızda eserler bırakalım.Arkamızda eserler bırakalım. At ölür, meydan kalır.

At ölür, meydan kalır.
Yiğit ölür, şân kalır.Yiğit ölür, şân kalır. Fatih Sultan Mehmet ölmüş, cennet mekân. Şânı kalmış, namı kalmış.Fatih Sultan Mehmet ölmüş, cennet mekân. Şânı kalmış, namı kalmış. Onun için toplandık bu akşam. Mübareğin yaptığı güzel şeylere sevincimizden dua etmek için.Onun için toplandık bu akşam. Mübareğin yaptığı güzel şeylere sevincimizden dua etmek için. Cümle geçmişlerimizin ruhları için;

Cümle geçmişlerimizin ruhları için;
annelerimiz, babalarımız, kardeşlerimiz, dostlarımız, yakınlarımız, sevdiklerimiz;annelerimiz, babalarımız, kardeşlerimiz, dostlarımız, yakınlarımız, sevdiklerimiz; maziye doğru ecdâd-ı ceddâtımızın ruhları için; bütün mücahitlerin ruhları için;maziye doğru ecdâd-ı ceddâtımızın ruhları için; bütün mücahitlerin ruhları için; hâsseten özellikle İstanbul'u fetheden o ne güzel komutan,hâsseten özellikle İstanbul'u fetheden o ne güzel komutan, o muazzam komutanın ruhu için; onun emrinde o fütuhâtı yapan o ne güzel ordu,o muazzam komutanın ruhu için; onun emrinde o fütuhâtı yapan o ne güzel ordu, o güzel ordunun mensuplarının dereceleri daha yüksek olsun diye;o güzel ordunun mensuplarının dereceleri daha yüksek olsun diye; ahirette onların şefaatlerine erelim diye; ahirette onların şefaatlerine erelim diye; bizler de Allah yolunda yürüyelim diye;bizler de Allah yolunda yürüyelim diye; kıyamete kadar evlatlarımız Allah’ın sevgili kulları olarak devam etsin,kıyamete kadar evlatlarımız Allah’ın sevgili kulları olarak devam etsin, hiç bizim neslimizden Allah fâsık, facir, müşrik, münafık, kâfir, edepsiz getirmesin.hiç bizim neslimizden Allah fâsık, facir, müşrik, münafık, kâfir, edepsiz getirmesin. Hepsi bizim yolumuzda bizden daha iyi Müslümanlar olsun diye,Hepsi bizim yolumuzda bizden daha iyi Müslümanlar olsun diye, iki cihan saadetine cümleten erelim diye;iki cihan saadetine cümleten erelim diye; el-Fâtiha.

el-Fâtiha.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2