Namaz Vakitleri

29 Rebîü'l-Âhir 1448
10 October 2026
İmsak
05:39
Güneş
07:03
Öğle
12:56
İkindi
16:06
Akşam
18:39
Yatsı
19:58
Detaylı Arama

Konuşma Metni

...alâ külli hâlin ve fî külli hîn....alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.

Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ ve senedinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.
Ve men tebi‘ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.

Ve men tebi‘ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.
Emmâ ba‘d, fa‘lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullâh ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallâhu aleyhi ve sellem.

Emmâ ba‘d, fa‘lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-hadîsi kitâbullâh ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallâhu aleyhi ve sellem.
Ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid‘ah ve külle bid‘atin dalâleh ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr.Ve şerra'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid‘ah ve külle bid‘atin dalâleh ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasıl ile'n-nebiyyi ennehû kâl:

Ve bi's-senedi'l-muttasıl ile'n-nebiyyi ennehû kâl:
"Tâ‘atullâhi tâ‘atü'l-vâlid, ve ma‘siyetullâhi ma‘siyetü'l-vâlid.""Tâ‘atullâhi tâ‘atü'l-vâlid, ve ma‘siyetullâhi ma‘siyetü'l-vâlid." Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.
Rabbimiz ibadetlerinizi kabul eylesin,Rabbimiz ibadetlerinizi kabul eylesin, dualarınızı, dileklerinizi ihsan eylesin;dualarınızı, dileklerinizi ihsan eylesin; iki cihanın saadetine cümlenizi nail eylesin.iki cihanın saadetine cümlenizi nail eylesin. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin hadis-i şeriflerini okuyarak

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin hadis-i şeriflerini okuyarak
dini bilgimizi artırma, tefeyyüz etme niyet ederek hadis-i şerifleri okuyoruz.dini bilgimizi artırma, tefeyyüz etme niyet ederek hadis-i şerifleri okuyoruz. Bu hadis-i şeriflerin okunmasına ve dinlenmesine, izahına geçmezden önce:Bu hadis-i şeriflerin okunmasına ve dinlenmesine, izahına geçmezden önce: Başta Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'in

Başta Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'in
ruh-u pâki olmak üzere Allah'ın cümle sevgili kullarının, cümle peygamberlerin, evliyaullahın,ruh-u pâki olmak üzere Allah'ın cümle sevgili kullarının, cümle peygamberlerin, evliyaullahın, şehitlerin, salihlerin ruhlarına;şehitlerin, salihlerin ruhlarına; hassaten ümmet-i Muhammed'in mürşitleri ve mürebbileri olan,hassaten ümmet-i Muhammed'in mürşitleri ve mürebbileri olan, verese-i nebi olan ulema-i muhakkikîn ve meşâyih-iverese-i nebi olan ulema-i muhakkikîn ve meşâyih-i vâsılînimizin ruhlarına hediye olsun diye;vâsılînimizin ruhlarına hediye olsun diye; bu hadisleri nakil ve rivayet etmiş olan âlimlerin, râvilerin;bu hadisleri nakil ve rivayet etmiş olan âlimlerin, râvilerin; bu beldeleri fetheden gazilerin, şehitlerin,bu beldeleri fetheden gazilerin, şehitlerin, mücahitlerin ruhlarına hediye olsun diye;mücahitlerin ruhlarına hediye olsun diye; cümle hayrat u hasenat sahiplerinincümle hayrat u hasenat sahiplerinin ve hassaten şu caminin yapılmasına, tamirine, tezyinine, hizmetle devamına vesile olanlarınve hassaten şu caminin yapılmasına, tamirine, tezyinine, hizmetle devamına vesile olanların kendilerinin ve geçmişlerinin ruhları için;kendilerinin ve geçmişlerinin ruhları için; uzaktan ve yakından bu hadis-i şerifleri dinlemek üzereuzaktan ve yakından bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere şu ilim meclisine gelmiş olan siz kardeşlerimizin ahirete göçmüşşu ilim meclisine gelmiş olan siz kardeşlerimizin ahirete göçmüş bütün sevdiklerinin ve yakınlarının ruhlarına hediye olsun diye;bütün sevdiklerinin ve yakınlarının ruhlarına hediye olsun diye; ve sair mü'minîn ve mü'minât ve müslimîn ve müslimâtın da ruhlarına hediye olsun diye;ve sair mü'minîn ve mü'minât ve müslimîn ve müslimâtın da ruhlarına hediye olsun diye; cümlesinin kabirleri pürnûr, ruhları mesrûr, makamları a‘lâ, dereceleri yüksek olsun diye; ve biz yaşayan mü'min kullar dacümlesinin kabirleri pürnûr, ruhları mesrûr, makamları a‘lâ, dereceleri yüksek olsun diye; ve biz yaşayan mü'min kullar da Rabbimizin emirlerine uygun, rızasına uygun yaşayalım;Rabbimizin emirlerine uygun, rızasına uygun yaşayalım; Rabbimizin huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak varalım;Rabbimizin huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak varalım; dünyada da ahirette de yüzümüz ak, alnımız açık olsun;dünyada da ahirette de yüzümüz ak, alnımız açık olsun; iki cihanın saadetine nail olalım diye:iki cihanın saadetine nail olalım diye: Buyrun bir Fatiha, üç İhlas-ı Şerif okuyup öyle başlayalım.Buyrun bir Fatiha, üç İhlas-ı Şerif okuyup öyle başlayalım. Bismillâhirrahmânirrahîm...

Bismillâhirrahmânirrahîm...
Metnini az önce okumuş olduğumuz birinci hadis-i şerif Taberânî tarafından rivayet edilmiş; rahmetullâhi aleyh.

Metnini az önce okumuş olduğumuz birinci hadis-i şerif Taberânî tarafından rivayet edilmiş; rahmetullâhi aleyh.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuşlar ki:

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuşlar ki:
"Tâ‘atullâhi tâ‘atü'l-vâlid."

"Tâ‘atullâhi tâ‘atü'l-vâlid."
Allah'a itaat etmek, Allah'a muti bir kul olmakAllah'a itaat etmek, Allah'a muti bir kul olmak babaya itaat etmekledir.babaya itaat etmekledir. İslam dini anne babaya büyük hürmet etmeyi Müslümanlara emrediyor.İslam dini anne babaya büyük hürmet etmeyi Müslümanlara emrediyor. "Ve ma‘siyetullâhi ma‘siyetü'l-vâlid."

"Ve ma‘siyetullâhi ma‘siyetü'l-vâlid."
Allah'a isyan da babaya isyandadır.Allah'a isyan da babaya isyandadır. Babaya isyan etti mi insan, Allah'a da asi olmuş olur.Babaya isyan etti mi insan, Allah'a da asi olmuş olur. Çünkü Allah Teâlâ Hazretleri sebebi hayatı olan,Çünkü Allah Teâlâ Hazretleri sebebi hayatı olan, kendisini küçükten bakmış büyütmüş olan babaya hürmet etmeyikendisini küçükten bakmış büyütmüş olan babaya hürmet etmeyi İslami bir vazife olarak Müslümanlara emrediyor.İslami bir vazife olarak Müslümanlara emrediyor. Bu ana babaya hürmet bize gayet tabii geliyor.

Bu ana babaya hürmet bize gayet tabii geliyor.
Elbette böyle olacak gibi düşünüyoruz amaElbette böyle olacak gibi düşünüyoruz ama İslam'ın büyüklüğünü anlamak için İslam'dan gayrı dinleri incelemek lazım.İslam'ın büyüklüğünü anlamak için İslam'dan gayrı dinleri incelemek lazım. Müslüman olmayan başka toplumları göz önünde bulundurmak lazım;Müslüman olmayan başka toplumları göz önünde bulundurmak lazım; İslam'ın büyüklüğü o zaman ortaya çıkıyor.İslam'ın büyüklüğü o zaman ortaya çıkıyor. Avrupa'da, Amerika'da onların da aslında kıyıdan köşeden ilahi emirlerden haberleri vardır.

Avrupa'da, Amerika'da onların da aslında kıyıdan köşeden ilahi emirlerden haberleri vardır.
Birazcık bulaşmışlardır bu işe.Birazcık bulaşmışlardır bu işe. Çünkü Hristiyanlığı Hazret-i İsa Aleyhisselam onlara ilk başta getirmişti; sonradan onlar raydan çıkarttılar, küfre düştüler.Çünkü Hristiyanlığı Hazret-i İsa Aleyhisselam onlara ilk başta getirmişti; sonradan onlar raydan çıkarttılar, küfre düştüler. Allah'ın peygamberini Allah'ın oğlu diye —hâşâ sümme hâşâ— ileri sürdüler.Allah'ın peygamberini Allah'ın oğlu diye —hâşâ sümme hâşâ— ileri sürdüler. Çeşitli batıl işler ortaya çıkarttılar ama kıyıdan köşedenÇeşitli batıl işler ortaya çıkarttılar ama kıyıdan köşeden İncil'in bozulmamış olan ayetlerinden az çok ahlakı bilmeleri lazım.İncil'in bozulmamış olan ayetlerinden az çok ahlakı bilmeleri lazım. Fakat öyle katı, öyle materyalist olmuşlar ki adamlar ana babasına bakmıyor!Fakat öyle katı, öyle materyalist olmuşlar ki adamlar ana babasına bakmıyor! Düşkünler evine gönderiveriyor, ne yaparsa yapsın; "Ben mi bakacağım ona?" diyor.Düşkünler evine gönderiveriyor, ne yaparsa yapsın; "Ben mi bakacağım ona?" diyor. Kendisi işine bakıyor, keyfine bakıyor; eşiyle efendim yaşamına bakıyor.Kendisi işine bakıyor, keyfine bakıyor; eşiyle efendim yaşamına bakıyor. Anne baba ile evlat arasında muhabbet bağı yok.

Anne baba ile evlat arasında muhabbet bağı yok.
Evlada bir müddet bakıyor.Evlada bir müddet bakıyor. Küçükken seviyor tabii, muhakkak ki...Küçükken seviyor tabii, muhakkak ki... Küçük çocuk da annesini babasını seviyor muhakkak.Küçük çocuk da annesini babasını seviyor muhakkak. Fakat bülûğ çağına geldi mi, reşit oldu mu evlat bir tarafa gidiyor.Fakat bülûğ çağına geldi mi, reşit oldu mu evlat bir tarafa gidiyor. Anne baba da zaten evladın gittiğini istiyor;Anne baba da zaten evladın gittiğini istiyor; "Nereye gidersen git, git kendin para kazan."Nereye gidersen git, git kendin para kazan. Benim elime bakma.Benim elime bakma. Kendin nasıl geçineceksen geçin" diyor.Kendin nasıl geçineceksen geçin" diyor. Böyle bir maddi, materyalist anlayış içinde bülûğ çağından sonra anne baba, evlat arasında birBöyle bir maddi, materyalist anlayış içinde bülûğ çağından sonra anne baba, evlat arasında bir bağ kalmıyor; bir sevgi kalmıyor.bağ kalmıyor; bir sevgi kalmıyor. İşte filmlerde görüyorsunuz: Efendim anasına, babasına açıyor ağzını, yumuyor gözünü; çatır çatır münakaşa yapıyor.

İşte filmlerde görüyorsunuz: Efendim anasına, babasına açıyor ağzını, yumuyor gözünü; çatır çatır münakaşa yapıyor.
Efendim hiç onunla, onun fikirleriyle kendisini bağımlı hissetmiyor: "Ben kendi hayatımı kendim istediğim gibi serbest yaşarım.Efendim hiç onunla, onun fikirleriyle kendisini bağımlı hissetmiyor: "Ben kendi hayatımı kendim istediğim gibi serbest yaşarım. Sen kim oluyorsun, bana karışamazsın" diyor.Sen kim oluyorsun, bana karışamazsın" diyor. Çünkü arkasında kanunlar onu o şeye eriştirmiş.Çünkü arkasında kanunlar onu o şeye eriştirmiş. 18 yaşından sonra anne baba çocuğa efendim müdahale edemez; 17 yaşından sonra,18 yaşından sonra anne baba çocuğa efendim müdahale edemez; 17 yaşından sonra, 16 yaşından sonra, 14 yaşından sonra çeşitli16 yaşından sonra, 14 yaşından sonra çeşitli hürriyetleri kademe kademe kazandığı için çocuk,hürriyetleri kademe kademe kazandığı için çocuk, o yaşa geldi mi çekip gidebiliyor evden;o yaşa geldi mi çekip gidebiliyor evden; "Niye gittin?" diyemiyor."Niye gittin?" diyemiyor. İstediğini yapıyor, "Niye yaptın?" diyemiyor.İstediğini yapıyor, "Niye yaptın?" diyemiyor. Yönlendirmesi mümkün olmuyor; o zamana kadar ne vermişse çocuk ona göre devam ediyor.Yönlendirmesi mümkün olmuyor; o zamana kadar ne vermişse çocuk ona göre devam ediyor. Bu bir sistem, materyalist sistem.

Bu bir sistem, materyalist sistem.
Efendim gayrimüslim toplumların sistemi.Efendim gayrimüslim toplumların sistemi. Bizde ise Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:Bizde ise Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: Annesine babasına sağlığında erişmiş de annesi babası sebebiyle cenneti kazanamamışsa —anası babası onu cennete sokturtamamışsa—Annesine babasına sağlığında erişmiş de annesi babası sebebiyle cenneti kazanamamışsa —anası babası onu cennete sokturtamamışsa— yazıklar olsun o çocuğa, burnu yerde sürünsünyazıklar olsun o çocuğa, burnu yerde sürünsün diye efendim hadis-i şerifte geçiyor.diye efendim hadis-i şerifte geçiyor. Yani insan annesine babasına yetişti mi onun hayır duasını aldı mı cenneti kazanacak:Yani insan annesine babasına yetişti mi onun hayır duasını aldı mı cenneti kazanacak: "El-cennetü tahte akdâmi'l-ümmehât.""El-cennetü tahte akdâmi'l-ümmehât." Cennet annelerin ayaklarının altındadır.Cennet annelerin ayaklarının altındadır. O halde anneye hürmet,O halde anneye hürmet, sevgi, saygı, hizmet; onu böyle el bebek gül bebek, pamukların üstündesevgi, saygı, hizmet; onu böyle el bebek gül bebek, pamukların üstünde olandan şeyiyle hoş tutmak,olandan şeyiyle hoş tutmak, rızasını almak, elini öpmek, "Bir isteğin var mı?rızasını almak, elini öpmek, "Bir isteğin var mı? Hemen emret yerine getireyim" demek...Hemen emret yerine getireyim" demek... Bu da İslam'ın şeyi: Ölünceye kadar hürmet etmek efendim ve her türlü şeyi, fedakarlığı onlar için yapmak; kendisini düşünmemek,

Bu da İslam'ın şeyi: Ölünceye kadar hürmet etmek efendim ve her türlü şeyi, fedakarlığı onlar için yapmak; kendisini düşünmemek,
çoluk çocuğundan evvel, kendisinden evvel annesini babasını düşünmek.çoluk çocuğundan evvel, kendisinden evvel annesini babasını düşünmek. Bu da İslam'ın sistemi.Bu da İslam'ın sistemi. Malum hadis-i şerifte

Malum hadis-i şerifte
üç kişi bir mağaraya girdikleri sıradaüç kişi bir mağaraya girdikleri sırada bir kaya yuvarlanmış, mağaranın ağzı kapanmış dabir kaya yuvarlanmış, mağaranın ağzı kapanmış da herkes dua ediyor içerideki şahıslar:herkes dua ediyor içerideki şahıslar: "Bu beladan kurtulalım, şu mağaradan çıkamazsak öleceğiz."Bu beladan kurtulalım, şu mağaradan çıkamazsak öleceğiz. Şu kaya nasıl gider de buradan kurtuluruz?" diye yuvarlanmış kayadan kurtulmak için.Şu kaya nasıl gider de buradan kurtuluruz?" diye yuvarlanmış kayadan kurtulmak için. Allah'tan dua edip "Kurtar ya Rabbi bizi" demekten gayrı çare yok.Allah'tan dua edip "Kurtar ya Rabbi bizi" demekten gayrı çare yok. Bir tanesi diyor ki: "Biliyorsun ki ya Rabbi benim bir annem babam vardı.

Bir tanesi diyor ki: "Biliyorsun ki ya Rabbi benim bir annem babam vardı.
Efendim ben onların o uzun yaşlı hallerine kadar kendilerine baktım.Efendim ben onların o uzun yaşlı hallerine kadar kendilerine baktım. Hatta bir akşam işimden geç gelmiştim, yemekleri kendim yedirirdim.Hatta bir akşam işimden geç gelmiştim, yemekleri kendim yedirirdim. Onlar uyumuşlar, süt kasesi elimde onlar uyanıncaya kadar elpençe divan durdum ve onların uykularını bölmeye kıyamadım.Onlar uyumuşlar, süt kasesi elimde onlar uyanıncaya kadar elpençe divan durdum ve onların uykularını bölmeye kıyamadım. Nasıl ben buna böyle bu hürmeti anneme babama, bu saygıyı senin rızan için yapmışsam,Nasıl ben buna böyle bu hürmeti anneme babama, bu saygıyı senin rızan için yapmışsam, eğer bu senin indinde makbul bir amelse bu saygı; şu kayayı kaldır ya Rabbi!eğer bu senin indinde makbul bir amelse bu saygı; şu kayayı kaldır ya Rabbi! Yuvarlattır ya Rabbi de şuradan ölümden kurtulalım, burada mağaranın içinde tıkılı kaldık, helak olacağız" diye söyleyinceYuvarlattır ya Rabbi de şuradan ölümden kurtulalım, burada mağaranın içinde tıkılı kaldık, helak olacağız" diye söyleyince işte mağaranın hani kayası aralanıyor, kurtuluyorlar.işte mağaranın hani kayası aralanıyor, kurtuluyorlar. İslam böyle:İslam böyle: Yani yaşlanıp efendim yemek yedirilmeye muhtaç hale gelinceye kadar efendim vefatına kadar yapabildiği her hürmeti yapacak.Yani yaşlanıp efendim yemek yedirilmeye muhtaç hale gelinceye kadar efendim vefatına kadar yapabildiği her hürmeti yapacak. Karşısında elpençe divan duracak, efendim bir sözünü iki etmeyecek;Karşısında elpençe divan duracak, efendim bir sözünü iki etmeyecek; hayır duasını kazanmak için etrafında pervane gibi dolaşacak.hayır duasını kazanmak için etrafında pervane gibi dolaşacak. Bir hadis-i şerifi çok seviyorum, hoşuma gidiyor:

Bir hadis-i şerifi çok seviyorum, hoşuma gidiyor:
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuş ki: Bir evlat babasına, anasına kendisine sevgiyle baktırtabilirse,Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuş ki: Bir evlat babasına, anasına kendisine sevgiyle baktırtabilirse, sevgi nazarlarıyla bakmasını sağlayabilirse —annesi veya babası kendisine böyle severeksevgi nazarlarıyla bakmasını sağlayabilirse —annesi veya babası kendisine böyle severek "Benim canım oğlum" diye veya "kızım" diye severek bakabildi—"Benim canım oğlum" diye veya "kızım" diye severek bakabildi— tabii buna baktırtmak için onun da güzel hürmet etmesi lazım;tabii buna baktırtmak için onun da güzel hürmet etmesi lazım; tatlı dilli, güler yüzlü, hizmet ehli ve annesini babasını sevdirecek tavırda hareket etmesi lazım...tatlı dilli, güler yüzlü, hizmet ehli ve annesini babasını sevdirecek tavırda hareket etmesi lazım... Şimdi baktırabilirse, bir sevgi nazarıyla baktı mı: "Kâne ke-ıtkı nesemetin."Şimdi baktırabilirse, bir sevgi nazarıyla baktı mı: "Kâne ke-ıtkı nesemetin." Bir köle azat etmiş gibi sevaba nail olur diyor Peygamber Efendimiz.Bir köle azat etmiş gibi sevaba nail olur diyor Peygamber Efendimiz. Babası, anası şöyle çocuğa bir baktı: Hah! Hemen bir köle azat etmiş gibi...Babası, anası şöyle çocuğa bir baktı: Hah! Hemen bir köle azat etmiş gibi... Büyük sevap tabii. Köle kıymetli bir şey, kolay elde edilebilen bir şey değil.Büyük sevap tabii. Köle kıymetli bir şey, kolay elde edilebilen bir şey değil. Kolay olmadığını şuradan anlayabiliriz ki: Hazret-i Ali Efendimiz'le Fatımatü'z-Zehra radıyallâhu anhümâ yuva kurdular, evlendiler.

Kolay olmadığını şuradan anlayabiliriz ki: Hazret-i Ali Efendimiz'le Fatımatü'z-Zehra radıyallâhu anhümâ yuva kurdular, evlendiler.
Peygamber kızı; efendim Peygamber Efendimiz'in damadı, aynı zamanda amcazadesi; ilk Müslümanlardan,Peygamber kızı; efendim Peygamber Efendimiz'in damadı, aynı zamanda amcazadesi; ilk Müslümanlardan, "Allah'ın Arslanı" isimli o mübarek. Efendim ötekisi de cennet hatunlarının efendisi, hanımefendisi Fatımatü'z-Zehra..."Allah'ın Arslanı" isimli o mübarek. Efendim ötekisi de cennet hatunlarının efendisi, hanımefendisi Fatımatü'z-Zehra... Ev işlerini yapmaktan, kuyudan su çekmekten, taş değirmeni böyle çevirip de buğday öğütmekten elleri yara olmuş!Ev işlerini yapmaktan, kuyudan su çekmekten, taş değirmeni böyle çevirip de buğday öğütmekten elleri yara olmuş! Yani ev işleri yapmaktan...Yani ev işleri yapmaktan... Diyorlar ki babalarına gelip Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'e:Diyorlar ki babalarına gelip Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'e: "Ellerimiz yara oldu babacığım.

"Ellerimiz yara oldu babacığım.
Bize bir köle... Bu harpten darptan hani esir aldık müşriklerden, şeylerden efendim hasım kabilelerden;Bize bir köle... Bu harpten darptan hani esir aldık müşriklerden, şeylerden efendim hasım kabilelerden; bir köle bize hizmetçi verseniz de şu ellerimiz şu şeyden kurtulsa, bu ızdıraptan, ezadan" diye... Diyor ki Peygamber Efendimiz:bir köle bize hizmetçi verseniz de şu ellerimiz şu şeyden kurtulsa, bu ızdıraptan, ezadan" diye... Diyor ki Peygamber Efendimiz: "Size veremeyeceğim maalesef. Bir köle veremeyeceğim."Size veremeyeceğim maalesef. Bir köle veremeyeceğim. Köleleri satıp bedelini —yani azatlık şeylerini veya satış bedellerini—Köleleri satıp bedelini —yani azatlık şeylerini veya satış bedellerini— Ashâb-ı Suffe'nin ihtiyaçlarını karşılamaya kullanmayı düşünüyorum.Ashâb-ı Suffe'nin ihtiyaçlarını karşılamaya kullanmayı düşünüyorum. Öteki fukaracıklar aç, açık duruyorlar. Mescidin efendim bir örtülü kısmında kalıyorlar.Öteki fukaracıklar aç, açık duruyorlar. Mescidin efendim bir örtülü kısmında kalıyorlar. Yiyecekleri yok, yatacakları yok.Yiyecekleri yok, yatacakları yok. Âşık, sadık kimseler... Peygamber Efendimiz'in hadis-i şeriflerini dinlerler,Âşık, sadık kimseler... Peygamber Efendimiz'in hadis-i şeriflerini dinlerler, ezberlerler; Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini dinlerler, ezberlerler.ezberlerler; Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini dinlerler, ezberlerler. Onlardan bir tanesini Peygamber Efendimiz uygun gördüğünde:

Onlardan bir tanesini Peygamber Efendimiz uygun gördüğünde:
'Hadi sen filanca kabileye git, onlara namaz kıldır, Allah'ın emirlerini öğret,'Hadi sen filanca kabileye git, onlara namaz kıldır, Allah'ın emirlerini öğret, burada gördüklerini, bildiklerini onlara anlat' diye gönderir.burada gördüklerini, bildiklerini onlara anlat' diye gönderir. Böylece dinin yayılmasında tabii hizmet görüyor onlar ama maddi bakımdan çok büyük sıkıntılar, yoksulluklar, mahrumiyetler var.Böylece dinin yayılmasında tabii hizmet görüyor onlar ama maddi bakımdan çok büyük sıkıntılar, yoksulluklar, mahrumiyetler var. İşte onların ihtiyaçlarını karşılayacağım, size veremeyeceğim.İşte onların ihtiyaçlarını karşılayacağım, size veremeyeceğim. Sizin sevabınız çok olsun, size tespihler öğreteyim, onları çekin; Allah gayret, kuvvet versin" diye şey yapıyor.Sizin sevabınız çok olsun, size tespihler öğreteyim, onları çekin; Allah gayret, kuvvet versin" diye şey yapıyor. Oradan biliyoruz; yani köle sahibi olmak herkesin kolay kolay sahip olabileceği bir imkan değil efendim ve köle kıymetli.

Oradan biliyoruz; yani köle sahibi olmak herkesin kolay kolay sahip olabileceği bir imkan değil efendim ve köle kıymetli.
Bu kıymetli şey gibi sevap kazanıyor insan.Bu kıymetli şey gibi sevap kazanıyor insan. Yani babası, anası şöyle yüzüne bir baktı mı severek, güler yüzle; çocuk hemen bir köle azat etmiş gibi sevap kazanıyor.Yani babası, anası şöyle yüzüne bir baktı mı severek, güler yüzle; çocuk hemen bir köle azat etmiş gibi sevap kazanıyor. Bu sefer dinleyenlerden bir tanesi demiş ki:

Bu sefer dinleyenlerden bir tanesi demiş ki:
"Yâ Resûlallah, anne baba çocuğuna günde 360 defa bakar.""Yâ Resûlallah, anne baba çocuğuna günde 360 defa bakar." Yani bu rakam illa 359 değil, 361 değil, 360 defa bakar manasına değil de;Yani bu rakam illa 359 değil, 361 değil, 360 defa bakar manasına değil de; hani günde çok bakar: Girdiği zaman bakar, çıktığı zaman bakar, konuşurken bakar, çok bakar yani...hani günde çok bakar: Girdiği zaman bakar, çıktığı zaman bakar, konuşurken bakar, çok bakar yani... "Yani her seferinde sevap var mı?" demek istemiş."Yani her seferinde sevap var mı?" demek istemiş. Anne baba çok bakar çocuğunun yüzüne.Anne baba çok bakar çocuğunun yüzüne. Diyor ki Peygamber Efendimiz: "Allâhu Ekber!" Allahu Teâlâ Hazretleri kudret sahibidir;Diyor ki Peygamber Efendimiz: "Allâhu Ekber!" Allahu Teâlâ Hazretleri kudret sahibidir; uluların ulusu, yücelerin yücesidir. Efendim kulu 360 defa baktı diye vadinden döner mi?uluların ulusu, yücelerin yücesidir. Efendim kulu 360 defa baktı diye vadinden döner mi? 360 defasında da 360 köle azat etmiş gibi sevap verir diye öyle cevap vermiş.360 defasında da 360 köle azat etmiş gibi sevap verir diye öyle cevap vermiş. Demek ki muhterem kardeşlerim bizim aile sistemimiz, bizim baba ile evlat arasındaki münasebetler,

Demek ki muhterem kardeşlerim bizim aile sistemimiz, bizim baba ile evlat arasındaki münasebetler,
bizde hoca ile talebe arasındaki münasebetler, bizde koca ile kadın arasındaki münasebetler,bizde hoca ile talebe arasındaki münasebetler, bizde koca ile kadın arasındaki münasebetler, bizde komşu ile komşu arasındaki münasebetler, bizde müşteri ile dükkan sahibi arasındaki münasebetler,bizde komşu ile komşu arasındaki münasebetler, bizde müşteri ile dükkan sahibi arasındaki münasebetler, bizde işveren ile işçi arasındaki münasebetler gayrimüslimlerin diyarlarına benzemez!bizde işveren ile işçi arasındaki münasebetler gayrimüslimlerin diyarlarına benzemez! Bizde her şey İslamîdir, ahlaka uygundur, Allah'ın rızasına uygundur; sevgiyle örülmüştür,

Bizde her şey İslamîdir, ahlaka uygundur, Allah'ın rızasına uygundur; sevgiyle örülmüştür,
saygıyla merhametle örülmüştür, fedakarlık üzerinde kurulmuştur.saygıyla merhametle örülmüştür, fedakarlık üzerinde kurulmuştur. Çok tatlıdır ama anlayana...Çok tatlıdır ama anlayana... Şimdi burada görüyorsunuz, efendim ben de görüyorum: Roma dondurması, Maraş dondurması yazıyorlar mesela.

Şimdi burada görüyorsunuz, efendim ben de görüyorum: Roma dondurması, Maraş dondurması yazıyorlar mesela.
Tamam Maraş dondurmasıymış, çocuk istiyor filan; alıyorsun, tadına bakıyorsun işte bir tatlı bir şey.Tamam Maraş dondurmasıymış, çocuk istiyor filan; alıyorsun, tadına bakıyorsun işte bir tatlı bir şey. Bir de Maraş'a gidiyorsun; bir de orada Maraş dondurması çıkartıyorlar karşına, bıçakla kesiyor adam!Bir de Maraş'a gidiyorsun; bir de orada Maraş dondurması çıkartıyorlar karşına, bıçakla kesiyor adam! Dükkanın önüne asmış; çekiyorsun kopmuyor, yiyorsun: "Aah!"Dükkanın önüne asmış; çekiyorsun kopmuyor, yiyorsun: "Aah!" Bu nerede, ötekisi nerede yaniBu nerede, ötekisi nerede yani bunun sadece burada adı var, ötekisinin orada müstesna bir tadı var!bunun sadece burada adı var, ötekisinin orada müstesna bir tadı var! Çok ayrı şeyler.Çok ayrı şeyler. Yani bizde... Bizde her şey böyle tatlı, her şey güzel ama unutulmuş. Eskiden böyleymiş efendim.Yani bizde... Bizde her şey böyle tatlı, her şey güzel ama unutulmuş. Eskiden böyleymiş efendim. Belki de eskiden de kötü insanlar gene vardı, iyi insanlar gene vardı; bilmiyoruz.Belki de eskiden de kötü insanlar gene vardı, iyi insanlar gene vardı; bilmiyoruz. Ama yaşadığımız devirde okuduğumuz kitaplardaki güzellikleri büyük âlimlerin,Ama yaşadığımız devirde okuduğumuz kitaplardaki güzellikleri büyük âlimlerin, evliyaullahın, salihlerin hayatlarındaki hikayeleri, menkıbeleri okuyoruz daevliyaullahın, salihlerin hayatlarındaki hikayeleri, menkıbeleri okuyoruz da onların öyle bir kırıntısını bile göremiyoruz.onların öyle bir kırıntısını bile göremiyoruz. İmam Gazali kitabına yazmış ki İhyâu Ulûm'a:

İmam Gazali kitabına yazmış ki İhyâu Ulûm'a:
"Arkadaşlık üç mertebedir."Arkadaşlık üç mertebedir. Allah yolunda dostluk, kardeşlik, arkadaşlık üç mertebe.Allah yolunda dostluk, kardeşlik, arkadaşlık üç mertebe. En aşağı mertebesi, en düşük seviyesi arkadaşının ihtiyaçlarını görmendir:En aşağı mertebesi, en düşük seviyesi arkadaşının ihtiyaçlarını görmendir: Karnı açsa doyuracaksın, çıplaksa giydireceksin, yeri yurdu yoksa barındıracaksın.Karnı açsa doyuracaksın, çıplaksa giydireceksin, yeri yurdu yoksa barındıracaksın. Yani evindeki hizmetçin gibi, evine barınmış teyzen gibi, yeğenin gibi, okuyan efendim talebe akraban, filancanın çocuğu gibiYani evindeki hizmetçin gibi, evine barınmış teyzen gibi, yeğenin gibi, okuyan efendim talebe akraban, filancanın çocuğu gibi senin evine gelmiş; sana gelmiş, sığınmış, sen ona yediriyorsun, içiriyorsun, bakıyorsun... Hah!senin evine gelmiş; sana gelmiş, sığınmış, sen ona yediriyorsun, içiriyorsun, bakıyorsun... Hah! Kardeşi işte en aşağı böylece kollamaktır; en aşağı seviyesi bu.Kardeşi işte en aşağı böylece kollamaktır; en aşağı seviyesi bu. Arkadaşlığın, kardeşliğin en aşağı seviyesi bu.

Arkadaşlığın, kardeşliğin en aşağı seviyesi bu.
Orta seviyesi bölüşmektir; yarı yarıya.Orta seviyesi bölüşmektir; yarı yarıya. Yarısı senin, yarısı benim: Cebimde şu kadar para var, al şu kadarı senin, al bu kadarı benim.Yarısı senin, yarısı benim: Cebimde şu kadar para var, al şu kadarı senin, al bu kadarı benim. Bir elma geldi, al yarısı senin, yarısı benim. EfendimBir elma geldi, al yarısı senin, yarısı benim. Efendim işte iki tane evim var, al birisi senin, birisi benim.işte iki tane evim var, al birisi senin, birisi benim. İki tane tarlam var, hadi birisini sen işle, işte birisi benim diye..." Böyle yapmışlar.İki tane tarlam var, hadi birisini sen işle, işte birisi benim diye..." Böyle yapmışlar. Şeyler geldiği zaman... Mekke-i Mükerreme'den muhacirler Medine-i Münevvere'ye geldiler. Ne için geldiler? İman uğrunda.Şeyler geldiği zaman... Mekke-i Mükerreme'den muhacirler Medine-i Münevvere'ye geldiler. Ne için geldiler? İman uğrunda. Allah emri olduğu için, Peygamber Efendimiz'in işaretine uygun olarak Mekke'deki evlerini bıraktılar,Allah emri olduğu için, Peygamber Efendimiz'in işaretine uygun olarak Mekke'deki evlerini bıraktılar, dükkanlarını bıraktılar, ticaretlerini bıraktılar. Oranın zengini Medine'ye geldi; yoksul, parasız, imkansız...dükkanlarını bıraktılar, ticaretlerini bıraktılar. Oranın zengini Medine'ye geldi; yoksul, parasız, imkansız... Orada evi barkı olan, burada evsiz barksız.Orada evi barkı olan, burada evsiz barksız. Orada hanımı ailesi olan, burada yalnız başına böyle bir şey halde...Orada hanımı ailesi olan, burada yalnız başına böyle bir şey halde... Medine-i Münevvere'nin Müslümanları nasıl karşıladılar onları:Medine-i Münevvere'nin Müslümanları nasıl karşıladılar onları: "Siz bizim din yolunda kardeşlerimizsiniz, neyimiz varsa yarı yarıya bölüşelim" dediler."Siz bizim din yolunda kardeşlerimizsiniz, neyimiz varsa yarı yarıya bölüşelim" dediler. Buna işte müşareket deniliyor, yarı yarıya efendim...Buna işte müşareket deniliyor, yarı yarıya efendim... "Bu da orta derecesi" demiş İmam Gazali,"Bu da orta derecesi" demiş İmam Gazali, "Kardeşliğin orta derecesi de budur" diye söylenmiş."Kardeşliğin orta derecesi de budur" diye söylenmiş. İslam tarihinde misallerini de görüyoruz.İslam tarihinde misallerini de görüyoruz. Kardeşliğin asıl yüksek olanı da îsârdır.

Kardeşliğin asıl yüksek olanı da îsârdır.
Îsâr demek: Kardeşini kendisine tercih etmek; dostunun ihtiyacını öne almak, kendisi mahrumiyete katlanmak demek:Îsâr demek: Kardeşini kendisine tercih etmek; dostunun ihtiyacını öne almak, kendisi mahrumiyete katlanmak demek: "Ve yü'sirûne alâ enfüsihim ve lev kâne bihim hasâsah.""Ve yü'sirûne alâ enfüsihim ve lev kâne bihim hasâsah." Ashâb-ı kirâmın, ensarın bazılarının da böyle davrandığını Kur'an-ı Kerim bildiriyor.Ashâb-ı kirâmın, ensarın bazılarının da böyle davrandığını Kur'an-ı Kerim bildiriyor. Yemiyor, yediriyor; giymiyor, giydiriyor.Yemiyor, yediriyor; giymiyor, giydiriyor. Peygamber Efendimiz mescide bir misafir gelmiş:

Peygamber Efendimiz mescide bir misafir gelmiş:
"Bu mübarek misafiri kim bu akşam evinde ağırlayacak?" diyor."Bu mübarek misafiri kim bu akşam evinde ağırlayacak?" diyor. Birisi diyor ki: "Ben götüreyim, ağırlayayım."Birisi diyor ki: "Ben götüreyim, ağırlayayım." Sevabı çok diye, misafir ağırlamanın sevabı çok diye...Sevabı çok diye, misafir ağırlamanın sevabı çok diye... Eve geliyor, çoluk çocuğu var, hanımı var.Eve geliyor, çoluk çocuğu var, hanımı var. E yemek kendilerine bile yetecek kadar değil, kısıtlı, az.E yemek kendilerine bile yetecek kadar değil, kısıtlı, az. Diyor ki hanımına: "Mumu söndür, çocukları uyut.Diyor ki hanımına: "Mumu söndür, çocukları uyut. Çocukları uyut, mumu da söndür; karanlıkta biz tabağın içine kaşığımızı sokar tıkırdatır, çekeriz.Çocukları uyut, mumu da söndür; karanlıkta biz tabağın içine kaşığımızı sokar tıkırdatır, çekeriz. Tıkırdatır çekeriz, misafirin karnı doysun" diyor.Tıkırdatır çekeriz, misafirin karnı doysun" diyor. Yani bir ailenin yiyeceği yemeği ortaya koyuyorlar, o kendilerine bile yetmeyecek;Yani bir ailenin yiyeceği yemeği ortaya koyuyorlar, o kendilerine bile yetmeyecek; çocukları bir kere uyutarak dışarıya efendim sayının dışına alıyorlar,çocukları bir kere uyutarak dışarıya efendim sayının dışına alıyorlar, kendileri de ışığı söndürerek yememeye razı oluyorlar, misafiri doyuruyorlar.kendileri de ışığı söndürerek yememeye razı oluyorlar, misafiri doyuruyorlar. Bu nedir? Bu da îsârdır; yani tercihtir. Kardeşi tercih etmek, dostu tercih etmektir.Bu nedir? Bu da îsârdır; yani tercihtir. Kardeşi tercih etmek, dostu tercih etmektir. "Arkadaşlığın yüksek mertebesi budur" diyor."Arkadaşlığın yüksek mertebesi budur" diyor. Biz şimdi yükseğinden geçtik, ortasından geçtik; aşağısına bile yani razı olmuş kardeşleri az görüyoruz.

Biz şimdi yükseğinden geçtik, ortasından geçtik; aşağısına bile yani razı olmuş kardeşleri az görüyoruz.
Yani evinde barındıracak, işte biraz ihtiyacını giderecek...Yani evinde barındıracak, işte biraz ihtiyacını giderecek... Adam borçtan kıvranıyor; ötekisi de malını nereye koyacağını, parasını nereye koyacağını bilemiyor; borç vermiyor! Yardım etmiyor, desteklemiyor.Adam borçtan kıvranıyor; ötekisi de malını nereye koyacağını, parasını nereye koyacağını bilemiyor; borç vermiyor! Yardım etmiyor, desteklemiyor. Kardeşin kardeşe bile efendim böyle bir katı tutumu var.Kardeşin kardeşe bile efendim böyle bir katı tutumu var. Tabii bunlar İslam ahlakının olmayışından, imanın olmayışından, az olduğundan, zayıf olmasından;Tabii bunlar İslam ahlakının olmayışından, imanın olmayışından, az olduğundan, zayıf olmasından; insanların maddeci, materyalist olmasından...insanların maddeci, materyalist olmasından... Bir de efendim Müslüman mahallesinde yıllar yılı salyangoz satıldığından!

Bir de efendim Müslüman mahallesinde yıllar yılı salyangoz satıldığından!
Yıllar yılı sümüklü salyangozlar Müslüman mahallesinde sattılar, sattılar; İslam ahlakını unutturdular! Çocukları efendim cılk yetiştirdiler.Yıllar yılı sümüklü salyangozlar Müslüman mahallesinde sattılar, sattılar; İslam ahlakını unutturdular! Çocukları efendim cılk yetiştirdiler. Hani yumurtanın içi cılk çıkıyor da civciv olmuyor; üstünde tavuk duruyor duruyor, hepsi kokmuş!Hani yumurtanın içi cılk çıkıyor da civciv olmuyor; üstünde tavuk duruyor duruyor, hepsi kokmuş! Allah Allah... Bunlarda ne insaf var, ne merhamet var;Allah Allah... Bunlarda ne insaf var, ne merhamet var; eline tabancayı geçiren ötekisini öldürüyor, mezraa basıyor...eline tabancayı geçiren ötekisini öldürüyor, mezraa basıyor... Cinayetler; çoluk demezler, çocuk demezler, kadın demezler, masum demezler neden?Cinayetler; çoluk demezler, çocuk demezler, kadın demezler, masum demezler neden? Cılk çıktı da ondan! Yumurtalar cılk çıktı, bozuldu.Cılk çıktı da ondan! Yumurtalar cılk çıktı, bozuldu. Eğitimi, yetiştirilmesi doğru yapılmadı;Eğitimi, yetiştirilmesi doğru yapılmadı; maddeci, materyalist yapıldı.maddeci, materyalist yapıldı. Mekteplerde olmasa bile dışarıda, sinemalarda, ithal edilen filmlerde, efendim resimli romanlarda,Mekteplerde olmasa bile dışarıda, sinemalarda, ithal edilen filmlerde, efendim resimli romanlarda, Mike Hammer'in efendim resimsiz haince romanlarında, efendim falanca cep romanında, polisiye romanlarda, bilmem nelerde

Mike Hammer'in efendim resimsiz haince romanlarında, efendim falanca cep romanında, polisiye romanlarda, bilmem nelerde
insanların süfli duyguları öyle bir kamçılandı, insanlar öyle bir maddeci, materyalist yetiştirildi,insanların süfli duyguları öyle bir kamçılandı, insanlar öyle bir maddeci, materyalist yetiştirildi, öyle zevkperest yetiştirildi ki Roma'nın o zalimleri halt etmiş!öyle zevkperest yetiştirildi ki Roma'nın o zalimleri halt etmiş! Yunan'ın eski hainleri, müşrikleri, zevkperestleri, ahlaksızları halt etmiş duruma geldi!Yunan'ın eski hainleri, müşrikleri, zevkperestleri, ahlaksızları halt etmiş duruma geldi! İnsanlar bugün gazinolarda, eğlence yerlerinde, daha bizim bilmediğimiz nice nice gizli eğlence partilerindeİnsanlar bugün gazinolarda, eğlence yerlerinde, daha bizim bilmediğimiz nice nice gizli eğlence partilerinde afyon çekerek, esrar çekerek toplu efendim eğlenceler tertipleyerek...afyon çekerek, esrar çekerek toplu efendim eğlenceler tertipleyerek... Bizim haberimiz yok da bazı müstehcen yayınlar var, onlar onları halk öğrensin de onlar da yapsınlar,Bizim haberimiz yok da bazı müstehcen yayınlar var, onlar onları halk öğrensin de onlar da yapsınlar, onlar da bozulsunlar, onlar da hapı yutsunlar diye böyle ballandıra ballandıra anlatıyorlar:onlar da bozulsunlar, onlar da hapı yutsunlar diye böyle ballandıra ballandıra anlatıyorlar: Efendim bilmem İstanbul'un bilmem hangi semtinde komünler varmış, komün komün...Efendim bilmem İstanbul'un bilmem hangi semtinde komünler varmış, komün komün... Kadın erkek bir arada, harman, artık rezaletin bini bir para diye anlatıyorlar.Kadın erkek bir arada, harman, artık rezaletin bini bir para diye anlatıyorlar. Tabii bu ahlak ile yetişen insan, imansız yetişen insan, ahiret duygusu olmadan yetişen insan,

Tabii bu ahlak ile yetişen insan, imansız yetişen insan, ahiret duygusu olmadan yetişen insan,
merhametsiz yetişen insan bugün memleketimizi doldurdu.merhametsiz yetişen insan bugün memleketimizi doldurdu. Bugün iyi insanlar azınlıkta kaldı.Bugün iyi insanlar azınlıkta kaldı. Bugün ahlaki olan değerler, ahlakî davranışlar enayilik kabul ediliyor!Bugün ahlaki olan değerler, ahlakî davranışlar enayilik kabul ediliyor! Enayiliğe bak, şuna bak: Parayı almıyor! Eline geçmiş de faiz diye parayı almıyor.Enayiliğe bak, şuna bak: Parayı almıyor! Eline geçmiş de faiz diye parayı almıyor. Teklif etmişler de efendim rüşveti almıyor, haramdır diye.Teklif etmişler de efendim rüşveti almıyor, haramdır diye. "Bana getir, bana getir" diyor!"Bana getir, bana getir" diyor! Hain bir de kâfir... Yani karşı tarafın almadığını ayıplıyor:Hain bir de kâfir... Yani karşı tarafın almadığını ayıplıyor: "Sen yemeyeceksen bana getir" diyor, "Sen içmeyeceksen bana ver" diyor."Sen yemeyeceksen bana getir" diyor, "Sen içmeyeceksen bana ver" diyor. Dairenin müdürüne viski hediye etmişler, bilmem ne hediye etmişler, yılbaşı hediyesi, bilmem ne hediyesi filan;Dairenin müdürüne viski hediye etmişler, bilmem ne hediye etmişler, yılbaşı hediyesi, bilmem ne hediyesi filan; dairenin sahibi demiş: "Hediye mediye almam."dairenin sahibi demiş: "Hediye mediye almam." Öbür taraftan öteki diyor: "Al bana ver" diyor, "Al da bana ver" diyor.Öbür taraftan öteki diyor: "Al bana ver" diyor, "Al da bana ver" diyor. Yani haram yemeye böyle ağızları açık bir sürü haramzâde, bir sürü efendim böyle dinsiz, imansız insan yetişmiş.Yani haram yemeye böyle ağızları açık bir sürü haramzâde, bir sürü efendim böyle dinsiz, imansız insan yetişmiş. O zaman reisicumhur çıkıyor, dert yanıyor, diyor ki: "Yahu rüşveti önleyemedik bir türlü.O zaman reisicumhur çıkıyor, dert yanıyor, diyor ki: "Yahu rüşveti önleyemedik bir türlü. Alan razı, veren razı; rüşveti önleyemedik" diyor.Alan razı, veren razı; rüşveti önleyemedik" diyor. Tabii! Sen İslam'ı engellersen, yıllar yılı efendim İslam'ın aleyhindeTabii! Sen İslam'ı engellersen, yıllar yılı efendim İslam'ın aleyhinde Bulgaristan'da yapılmayan efendim baskı olursa, camiler yıkılırsa, medreseler yıkılırsa,Bulgaristan'da yapılmayan efendim baskı olursa, camiler yıkılırsa, medreseler yıkılırsa, din adamları takip edilirse, Kur'an okutturulmazsa, toplattırılıp yakılırsa...din adamları takip edilirse, Kur'an okutturulmazsa, toplattırılıp yakılırsa... Bunlar oldu yani!Bunlar oldu yani! Bunların hepsi efendim yaşlı insanların hepsi gördüler, bilirler; efendim ötekiler de onlardan duymuşlardır.Bunların hepsi efendim yaşlı insanların hepsi gördüler, bilirler; efendim ötekiler de onlardan duymuşlardır. Yani "Biz İslam'dan vazgeçtik, efendim İslam'ı bıraktık.

Yani "Biz İslam'dan vazgeçtik, efendim İslam'ı bıraktık.
İslam medeniyetinin ve İslam dininin tüm izlerini silip Garp medeniyetine girmeye kararlıyız" diye resmi kitaplarda basıldı, dağıtıldı!İslam medeniyetinin ve İslam dininin tüm izlerini silip Garp medeniyetine girmeye kararlıyız" diye resmi kitaplarda basıldı, dağıtıldı! Bu kitaplar kaymak kağıtlara basıldı, kuşe kağıtlara basıldı:Bu kitaplar kaymak kağıtlara basıldı, kuşe kağıtlara basıldı: "Biz bıraktık! Geçtikleri yerde kalsın geçmişler" dediler."Biz bıraktık! Geçtikleri yerde kalsın geçmişler" dediler. "Bize bundan inkılapçı demişler, yıkılmadan yapılmıyor neyleyim...""Bize bundan inkılapçı demişler, yıkılmadan yapılmıyor neyleyim..." Yıkılmadan niye yapılmasın? Bal gibi restorasyon yapılıyor, çok güzel oluyor.Yıkılmadan niye yapılmasın? Bal gibi restorasyon yapılıyor, çok güzel oluyor. Sen şimdi Süleymaniye Camii'ni yıktın da mı yaptın? Fatih Camii'ni yıktın da mı yaptın?Sen şimdi Süleymaniye Camii'ni yıktın da mı yaptın? Fatih Camii'ni yıktın da mı yaptın? Hayır, iskele kurdun, tamir ettin, düzelttin; çok güzel oldu.Hayır, iskele kurdun, tamir ettin, düzelttin; çok güzel oldu. Ne demek yıkılmadan yapılmıyor? Her şey yıkılırsa şey mi olur; yani tarihi eser mi kalır, güzel abide mi kalır?Ne demek yıkılmadan yapılmıyor? Her şey yıkılırsa şey mi olur; yani tarihi eser mi kalır, güzel abide mi kalır? Ne demek yıkılmadan yapılmıyor? "Geçtikleri yerde kalsın geçmişler..." Saygı yok, sevgi yok;Ne demek yıkılmadan yapılmıyor? "Geçtikleri yerde kalsın geçmişler..." Saygı yok, sevgi yok; "Onlar orada dursun, biz şimdi yeni adamız" dediler. Bunu milli eğitimin felsefesi yaptılar."Onlar orada dursun, biz şimdi yeni adamız" dediler. Bunu milli eğitimin felsefesi yaptılar. Gittiler dünyanın en dinsiz filozofları kimler? Kendi memleketlerinde kabul edilmemiş,

Gittiler dünyanın en dinsiz filozofları kimler? Kendi memleketlerinde kabul edilmemiş,
karşılarına bir sürü başka makul itirazlarda bulunan başka filozoflar çıkmış insanlarınkarşılarına bir sürü başka makul itirazlarda bulunan başka filozoflar çıkmış insanların en dinsizlerinin eserlerini Maarif Klasikleri arasında efendim "Garp klasikleri" diye çıkarttılar,en dinsizlerinin eserlerini Maarif Klasikleri arasında efendim "Garp klasikleri" diye çıkarttılar, bu milletin çocuklarına okuttular!bu milletin çocuklarına okuttular! Yunan'ın homoseksüelliğini anlatan kitaplarıYunan'ın homoseksüelliğini anlatan kitapları Milli Eğitim klasikleri içinde okuttular, kütüphanelere soktular.Milli Eğitim klasikleri içinde okuttular, kütüphanelere soktular. Allah Allah... Sokrates efendim talebesiyle bir örtünün altında yani bilmem ne oluyor, şurada ne oluyor, burada ne oluyor; bir sürü bu şeylerle yetişti.Allah Allah... Sokrates efendim talebesiyle bir örtünün altında yani bilmem ne oluyor, şurada ne oluyor, burada ne oluyor; bir sürü bu şeylerle yetişti. Bir nesli, iki nesli, üç nesli böylece mahvettiler;Bir nesli, iki nesli, üç nesli böylece mahvettiler; şimdi yaktıkları konağın nasıl yandığına cayır cayır kenardan geçip bakıyorlar!şimdi yaktıkları konağın nasıl yandığına cayır cayır kenardan geçip bakıyorlar! "Şimdi şu şöyle olmuş da, böyle olmuş..." Değiştirdiler bütün bu milletin güzel olan hasletlerini, herkesin beğendiği hasletlerini:"Şimdi şu şöyle olmuş da, böyle olmuş..." Değiştirdiler bütün bu milletin güzel olan hasletlerini, herkesin beğendiği hasletlerini: "Batılı olacağız..." Ne Batılı oldu, ne doğulu oldu!"Batılı olacağız..." Ne Batılı oldu, ne doğulu oldu! Ben Batı ülkelerinin çoğunu gezdim; bizim kadar rezalet yok orada!Ben Batı ülkelerinin çoğunu gezdim; bizim kadar rezalet yok orada! Gene orada —işte işçilik yapan kardeşlerimiz filan da bilirler— az çok şöyle bir mantık var, bir akl-ı selim var,Gene orada —işte işçilik yapan kardeşlerimiz filan da bilirler— az çok şöyle bir mantık var, bir akl-ı selim var, efendim bir intizam var, bir düzen var filan... Burada?efendim bir intizam var, bir düzen var filan... Burada? Burada hepsi; yani ip koptu mu artık bir daha uçuruma bir yuvarlanmaya başladı mı, oradan kurtarmak mümkün olmuyor.Burada hepsi; yani ip koptu mu artık bir daha uçuruma bir yuvarlanmaya başladı mı, oradan kurtarmak mümkün olmuyor. Bütün bu tenkitlerin sonunda söyleyeceğimiz ne:

Bütün bu tenkitlerin sonunda söyleyeceğimiz ne:
Bizim hem dünyada hem ahirette kurtuluşumuz Allah'ın emirlerine sımsıkı sarılmaktadır.Bizim hem dünyada hem ahirette kurtuluşumuz Allah'ın emirlerine sımsıkı sarılmaktadır. Biz ana babamıza hürmet ederiz, biz hocamıza hürmet ederiz, biz ahlaki değerlere bağlıyız,Biz ana babamıza hürmet ederiz, biz hocamıza hürmet ederiz, biz ahlaki değerlere bağlıyız, biz haramı önümüze getirseler zorlasalar bile yemeyiz! Helal lokma yeriz,biz haramı önümüze getirseler zorlasalar bile yemeyiz! Helal lokma yeriz, çoluk çocuğumuzu helal lokmayla besleriz. Vicdanımızın sesini dinleriz, imanımıza göre hareket ederiz,çoluk çocuğumuzu helal lokmayla besleriz. Vicdanımızın sesini dinleriz, imanımıza göre hareket ederiz, Allah yolunda mahrumiyetlere katlanırız; gerekirse canımızı veririz!Allah yolunda mahrumiyetlere katlanırız; gerekirse canımızı veririz! Bizim hayat tarzımız da böyle. Bizim yaşam tarzımız da böyle.Bizim hayat tarzımız da böyle. Bizim yaşam tarzımız da böyle. Sahâbe-i kirâm da böyle yaşamış.

Sahâbe-i kirâm da böyle yaşamış.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in de hayatını incelediğimiz zaman hep bu hali görüyoruz.Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in de hayatını incelediğimiz zaman hep bu hali görüyoruz. İşte buna sımsıkı sarılacağız.İşte buna sımsıkı sarılacağız. Yani dış görünüşe, yaldıza, boyaya aldanmayacağız;Yani dış görünüşe, yaldıza, boyaya aldanmayacağız; şeytanın insana efendim tatlı gösterdiği keyif ve zevk ve şeytan yollarına kaydırmayacağız ayağımızı.şeytanın insana efendim tatlı gösterdiği keyif ve zevk ve şeytan yollarına kaydırmayacağız ayağımızı. Allah'ın yolunda sebat edip yürüyeceğiz ki; Allahu Teâlâ Hazretleri insanları bu dünyaya imtihan için göndermiştir,Allah'ın yolunda sebat edip yürüyeceğiz ki; Allahu Teâlâ Hazretleri insanları bu dünyaya imtihan için göndermiştir, ahirette de sorgusu suali hesabı vardır; orada hesabımız doğru çıksın da ebedi saadete erelim diye.ahirette de sorgusu suali hesabı vardır; orada hesabımız doğru çıksın da ebedi saadete erelim diye. Rabbimiz şaşıran kardeşlerimizi de doğru yola sevk eylesin.

Rabbimiz şaşıran kardeşlerimizi de doğru yola sevk eylesin.
Hidayet ihsan eylesin.Hidayet ihsan eylesin. Biz Müslüman kardeşlere de, Müslüman ümmete de gayret ihsan eylesin.Biz Müslüman kardeşlere de, Müslüman ümmete de gayret ihsan eylesin. Bizimkiler de şeye alışmışlar; efendim mezbelenin içinde, çörçöpün arasında yaşamaya, oturmaya kalkmaya alışmışlar.Bizimkiler de şeye alışmışlar; efendim mezbelenin içinde, çörçöpün arasında yaşamaya, oturmaya kalkmaya alışmışlar. Etrafındaki imansızlıklar, ahlaksızlıklar, düzensizlikler bizi rahatsız etmez hale gelmiş:Etrafındaki imansızlıklar, ahlaksızlıklar, düzensizlikler bizi rahatsız etmez hale gelmiş: "Tamam, o orada dursun, ben burada durayım. Yılan şurada çöreklenip yatsın, ben de burada uyuyayım."Tamam, o orada dursun, ben burada durayım. Yılan şurada çöreklenip yatsın, ben de burada uyuyayım. Akrep şurada dolaşsın, ben de burada yatarım dinlenirim..." Olur mu yahu?Akrep şurada dolaşsın, ben de burada yatarım dinlenirim..." Olur mu yahu? O akrep gelir seni sokar! Yılan kalkar senin efendim bacağını ısırır, zehirler seni!O akrep gelir seni sokar! Yılan kalkar senin efendim bacağını ısırır, zehirler seni! Yani o orada tutulur mu?Yani o orada tutulur mu? Müslümanın ne yapması lazım:

Müslümanın ne yapması lazım:
Hak için, hakikat için, güzel şeyler için efendim emr-i mâruf nehy-i münker yapması lazım.Hak için, hakikat için, güzel şeyler için efendim emr-i mâruf nehy-i münker yapması lazım. İyiliği yaymaya çalışması lazım, kötülüğü engellemeye çalışması lazım. El ele tutuşması lazım,İyiliği yaymaya çalışması lazım, kötülüğü engellemeye çalışması lazım. El ele tutuşması lazım, kesesinin ağzını da açması lazım, uykusunu terk etmesi lazım.kesesinin ağzını da açması lazım, uykusunu terk etmesi lazım. İnsan gezince çok çeşitli şeyler duyuyor.

İnsan gezince çok çeşitli şeyler duyuyor.
Dün İznik'teydik, orada eski müftü anlattı:Dün İznik'teydik, orada eski müftü anlattı: Trakya'da Vize'ye gitmiş, Vize kasabasına gitmiş bir Ramazan'da vaaz vermeye. İşteTrakya'da Vize'ye gitmiş, Vize kasabasına gitmiş bir Ramazan'da vaaz vermeye. İşte o Ramazan'da yani hoca şikayet ediyormuş; yani Ramazan olduğu halde bu koca köyde —gittiği yerde yani neyse yerleşme yeri— efendim işte birkaç aile geliyor.o Ramazan'da yani hoca şikayet ediyormuş; yani Ramazan olduğu halde bu koca köyde —gittiği yerde yani neyse yerleşme yeri— efendim işte birkaç aile geliyor. Bir tane adamla, altı tane kadınla teravih namazı kılıyor oluyormuş; yani koca camide! Bu kadar az filan...Bir tane adamla, altı tane kadınla teravih namazı kılıyor oluyormuş; yani koca camide! Bu kadar az filan... Tabii Trakya'da maalesef köylümüz dini duygusu zayıflamış, ibadete bağlılığını gevşetmiş filan diye duyuyoruz, üzülüyoruz.Tabii Trakya'da maalesef köylümüz dini duygusu zayıflamış, ibadete bağlılığını gevşetmiş filan diye duyuyoruz, üzülüyoruz. Şimdi başka yerlere de yayılıyor bu diye duyuyoruz; yaniŞimdi başka yerlere de yayılıyor bu diye duyuyoruz; yani başka köylerde de artık yavaş yavaş radyonun, televizyonun, efendim ceylanların, bilmem nelerin,başka köylerde de artık yavaş yavaş radyonun, televizyonun, efendim ceylanların, bilmem nelerin, o Amerikan filmlerinin ahlaksızlıklarının tesiriyle çeşit çeşit fikirler, hareketler ortaya çıktığını söylüyorlar;o Amerikan filmlerinin ahlaksızlıklarının tesiriyle çeşit çeşit fikirler, hareketler ortaya çıktığını söylüyorlar; Allah korusun.Allah korusun. Fakat bir de ters misal: Müftü Efendi anlatıyor, işte orada Ramazan'a gittiği zaman; camiye kamyonla bir yığın genç gelmiş!

Fakat bir de ters misal: Müftü Efendi anlatıyor, işte orada Ramazan'a gittiği zaman; camiye kamyonla bir yığın genç gelmiş!
Kılmışlar namazı, bu da merak etmiş: "Yahu biz cemaat bulamıyoruz, böyle bir saf bile olmuyor;Kılmışlar namazı, bu da merak etmiş: "Yahu biz cemaat bulamıyoruz, böyle bir saf bile olmuyor; kamyonla misafir gelmiş. Siz nesiniz, nedir şeyiniz?"kamyonla misafir gelmiş. Siz nesiniz, nedir şeyiniz?" Biz demişler, yani köyün camisi tıklım tıklım dolu olduğundan camiye sığmadığımızdan böyle kamyona atlıyoruzBiz demişler, yani köyün camisi tıklım tıklım dolu olduğundan camiye sığmadığımızdan böyle kamyona atlıyoruz arkadaşımızın kamyonuna, civar köylere geliyoruz demişler.arkadaşımızın kamyonuna, civar köylere geliyoruz demişler. O köyde de bir hoca varmış böyle Allah'ın emirlerini güzel anlatmış demek ki;O köyde de bir hoca varmış böyle Allah'ın emirlerini güzel anlatmış demek ki; köyde mütemerrit, inatçı, firavun mizaçlı bir tane aile varmış, bir o gelmiyormuş.köyde mütemerrit, inatçı, firavun mizaçlı bir tane aile varmış, bir o gelmiyormuş. Köyün bütün ahalisi kadınlı erkekli camiye doluyorlarmış daKöyün bütün ahalisi kadınlı erkekli camiye doluyorlarmış da camide yer kalmadığından bunlar kamyonlara atlayıp efendim diğer yerlere gidip oralarda namaz kılıyorlarmış.camide yer kalmadığından bunlar kamyonlara atlayıp efendim diğer yerlere gidip oralarda namaz kılıyorlarmış. Yani Müslüman ihraç ediyor köy! Kamyon kamyon başka camilere cemaat ihraç ediyor. Ona da güldüm, hoşuma gitti.Yani Müslüman ihraç ediyor köy! Kamyon kamyon başka camilere cemaat ihraç ediyor. Ona da güldüm, hoşuma gitti. Muhterem kardeşlerim!

Muhterem kardeşlerim!
İslam'ın bir özelliği vardır: İslam hiçbir sisteme uymayacak bir tarzda gelişir;

İslam'ın bir özelliği vardır: İslam hiçbir sisteme uymayacak bir tarzda gelişir;
hiçbir sisteme benzemez. Ne aritmetik dizi 1, 2, 3, 4, 5 diye artar; ne geometrik dizi efendim 2, 4, 8 efendim 64 filan diye böyle karesiyle artar;hiçbir sisteme benzemez. Ne aritmetik dizi 1, 2, 3, 4, 5 diye artar; ne geometrik dizi efendim 2, 4, 8 efendim 64 filan diye böyle karesiyle artar; hiçbir sisteme benzemez. Bir insan gelir, bir ümmet kurtulur!hiçbir sisteme benzemez. Bir insan gelir, bir ümmet kurtulur! Peygamber Efendimiz geldi, insanlık kurtuldu.Peygamber Efendimiz geldi, insanlık kurtuldu. Peygamber Efendimiz'in bir sahabesi bir beldeye gitmiştir, orası Müslüman olmuştur.Peygamber Efendimiz'in bir sahabesi bir beldeye gitmiştir, orası Müslüman olmuştur. Müslümanlar bir efendim İran'a gelmişlerdir, İran tamamen Müslüman olmuştur.Müslümanlar bir efendim İran'a gelmişlerdir, İran tamamen Müslüman olmuştur. 200 bin çadır göçebe Türk kabileleri kılıç kullanmadan, kendi arzularıyla şıp İslam'a girmişlerdir.200 bin çadır göçebe Türk kabileleri kılıç kullanmadan, kendi arzularıyla şıp İslam'a girmişlerdir. Bu öyle rakamla, ölçüyle anlaşılacak bir şey değildir.Bu öyle rakamla, ölçüyle anlaşılacak bir şey değildir. Yalnız Allah yolunda çalışmak aşkını, şevkini hepimizin yüreğimizde yandırmamız lazım.

Yalnız Allah yolunda çalışmak aşkını, şevkini hepimizin yüreğimizde yandırmamız lazım.
Hepimizin içinde o aşk u şevk olmalı.Hepimizin içinde o aşk u şevk olmalı. Yani oturduğumuz, rahat ettiğimiz zaman rahatsız olmalıyız:Yani oturduğumuz, rahat ettiğimiz zaman rahatsız olmalıyız: "Niye ben bugün çok rahatım? Niye ben bugün çok oturdum? Niye ben bugün çok tokum?"Niye ben bugün çok rahatım? Niye ben bugün çok oturdum? Niye ben bugün çok tokum? Niye ben bugün çok uyudum?" diye rahatsız olmalıyız.Niye ben bugün çok uyudum?" diye rahatsız olmalıyız. Niye bu kadar rahatım, Allah benden bu rahatı sormaz mı?Niye bu kadar rahatım, Allah benden bu rahatı sormaz mı? Ben bugün İslam için bir çalışma yapmadım,Ben bugün İslam için bir çalışma yapmadım, benim akşam oluyor, güneş batıyor; bugün kazandığım ne sevabım var diye rahatsız olmalıyız,benim akşam oluyor, güneş batıyor; bugün kazandığım ne sevabım var diye rahatsız olmalıyız, ah vah etmeye başlamalıyız.ah vah etmeye başlamalıyız. Hanım filan sormalı, konu komşu: "Yahu senin bir derdin var bugün, ne?"Hanım filan sormalı, konu komşu: "Yahu senin bir derdin var bugün, ne?" "Benim derdimi sorma, benim derdimi kimse kimse bilmez. Benim derdim Müslüman, Müslümanların selameti.""Benim derdimi sorma, benim derdimi kimse kimse bilmez. Benim derdim Müslüman, Müslümanların selameti." Bak Bulgaristan'dan elin gâvuru gönderiverdi şu kadar Müslümanı

Bak Bulgaristan'dan elin gâvuru gönderiverdi şu kadar Müslümanı
"Hadi ne halin varsa gör" diye. Evlerine, tarlalarına el koydu."Hadi ne halin varsa gör" diye. Evlerine, tarlalarına el koydu. Hiçbir şeyinizi getirtmedi; ne malını, ne mülkünü, ne altınını, ne şeyini getirebildiler.Hiçbir şeyinizi getirtmedi; ne malını, ne mülkünü, ne altınını, ne şeyini getirebildiler. Kıvrılmış bir döşekleriyle, bir iki yorganıyla, bir araba almasına herhalde müsaade ettiler alabilenlere;Kıvrılmış bir döşekleriyle, bir iki yorganıyla, bir araba almasına herhalde müsaade ettiler alabilenlere; onlar da çıkıverdiler. O benim derdim değil mi?onlar da çıkıverdiler. O benim derdim değil mi? Kırım'dakiler benim derdim değil mi? Kafkasya'dakiler benim derdim değil mi?Kırım'dakiler benim derdim değil mi? Kafkasya'dakiler benim derdim değil mi? Afganistan'dakiler benim derdim değil mi? Tayland'dakiler benim derdim değil mi?Afganistan'dakiler benim derdim değil mi? Tayland'dakiler benim derdim değil mi? Müslümanlar birbirinden kopuk, birbirinden habersiz; her yerde Müslümanlar mağdur.Müslümanlar birbirinden kopuk, birbirinden habersiz; her yerde Müslümanlar mağdur. Birleşseler, el birliğiyle hareket etseler...Birleşseler, el birliğiyle hareket etseler... Şimdi Bulgar bize zulmü yapıyor; Arap kardeşlerimiz Bulgaristan'la ticaret yapıyor,Şimdi Bulgar bize zulmü yapıyor; Arap kardeşlerimiz Bulgaristan'la ticaret yapıyor, Arap ticareti sayesinde Bulgaristan'ın ekonomik bakımdan efendim yüzü gülüyor!Arap ticareti sayesinde Bulgaristan'ın ekonomik bakımdan efendim yüzü gülüyor! "Sen Müslümanlara böyle yaptığın için ben de seninle ticareti kestim, nakliyeyi de kestim;"Sen Müslümanlara böyle yaptığın için ben de seninle ticareti kestim, nakliyeyi de kestim; senden hiçbir şey almıyorum, senin tırınla hiçbir şey nakletmiyorum.senden hiçbir şey almıyorum, senin tırınla hiçbir şey nakletmiyorum. Bundan sonra benim yüzüme bakma, ben de senin yüzüne bakmayacağım.Bundan sonra benim yüzüme bakma, ben de senin yüzüne bakmayacağım. Sen benim oradaki dindaş kardeşlerime efendim böyle muamele ettin" diye onu şey yapmalıyız.Sen benim oradaki dindaş kardeşlerime efendim böyle muamele ettin" diye onu şey yapmalıyız. Bak Batı komünist bloktaki olan Polonya'yı kurtarmak için ne manevralara geçti!

Bak Batı komünist bloktaki olan Polonya'yı kurtarmak için ne manevralara geçti!
Takip ediyorsunuz: Bak Walesa'lar efendim ne oyunlar ettiler, hükümetle karşı karşıya geldiler;Takip ediyorsunuz: Bak Walesa'lar efendim ne oyunlar ettiler, hükümetle karşı karşıya geldiler; adama bir kenarda bir kurşunlayıverirler yani, yaptırtmıyorlar.adama bir kenarda bir kurşunlayıverirler yani, yaptırtmıyorlar. İngiliz şeyi gitti, bilmem kim gitti, bilmem kim gitti...İngiliz şeyi gitti, bilmem kim gitti, bilmem kim gitti... Maksat ne?Maksat ne? Demir perdenin içinde olduğu halde, komünist baskısı altında olduğu halde oradaki şeyleri kurtarmak;Demir perdenin içinde olduğu halde, komünist baskısı altında olduğu halde oradaki şeyleri kurtarmak; oradaki insanları kurtaracak çalışma yapmak el birliğiyle. Bak dün Margaret Thatcher yine haberlerde ne diyordu:oradaki insanları kurtaracak çalışma yapmak el birliğiyle. Bak dün Margaret Thatcher yine haberlerde ne diyordu: "Bu demokratlaşma hareketine geçmiş olan Doğu Avrupa ülkelerine yardımcı olmalıyız" diyor."Bu demokratlaşma hareketine geçmiş olan Doğu Avrupa ülkelerine yardımcı olmalıyız" diyor. Yani herkesi yardıma çağırıyor, "Onları desteklemeliyiz" diye.Yani herkesi yardıma çağırıyor, "Onları desteklemeliyiz" diye. Ermenistan'da bir zelzele oldu; dünyanın her yerinden orayı ihya edecek kadar yardım toplandı.

Ermenistan'da bir zelzele oldu; dünyanın her yerinden orayı ihya edecek kadar yardım toplandı.
Onun arkasından Türklerin oturduğu yerde zelzele oldu; ses seda yok, tıs yok! HaniOnun arkasından Türklerin oturduğu yerde zelzele oldu; ses seda yok, tıs yok! Hani nerede Müslümanlar? Hani nerede efendim onların kardeşleri, akrabaları, dostları;nerede Müslümanlar? Hani nerede efendim onların kardeşleri, akrabaları, dostları; yarısı buraya göçmüş, yarısı orada kalmış...yarısı buraya göçmüş, yarısı orada kalmış... Yani bizim bu vurdumduymazlığımız, bizim bu birbirimizle ilgisizliğimiz,Yani bizim bu vurdumduymazlığımız, bizim bu birbirimizle ilgisizliğimiz, irtibatsızlığımız bize çok çok günah getirir, çok vebal getirir.irtibatsızlığımız bize çok çok günah getirir, çok vebal getirir. Biz dergimizi çıkartmaya başladığımız zaman ben bizim dergiyi çıkartan talebelerime, kardeşlerime dedim ki:

Biz dergimizi çıkartmaya başladığımız zaman ben bizim dergiyi çıkartan talebelerime, kardeşlerime dedim ki:
Dış ülkelerdeki Müslümanlardan haberleri çok yayacaksınız, çok yazacaksınız burada. Neden?Dış ülkelerdeki Müslümanlardan haberleri çok yayacaksınız, çok yazacaksınız burada. Neden? Müslüman başka ülkelerdeki Müslüman kardeşleri olduğunu bilsin, onların dertlerini bilsin, onların dertleriyle dertlensin.Müslüman başka ülkelerdeki Müslüman kardeşleri olduğunu bilsin, onların dertlerini bilsin, onların dertleriyle dertlensin. Çünkü "Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen bizden değildir" diyor Peygamber Efendimiz;Çünkü "Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen bizden değildir" diyor Peygamber Efendimiz; iyi Müslüman olamıyor insan.iyi Müslüman olamıyor insan. Moro'daki Müslümanlarla da ilgilenecek, Filipinler'deki Müslümanlarla da ilgilenecek, efendimMoro'daki Müslümanlarla da ilgilenecek, Filipinler'deki Müslümanlarla da ilgilenecek, efendim Afrika'daki Müslümanlarla da ilgilenecek, Amerika'daki zenci Müslümanlarla da ilgilenecek;Afrika'daki Müslümanlarla da ilgilenecek, Amerika'daki zenci Müslümanlarla da ilgilenecek; herkesle ilgilenmesi lazım.herkesle ilgilenmesi lazım. Manila Havaalanı'nda bizim uçaktaki Avustralyalı kardeşlerimizden bir tanesi kayboldu. "Yahu

Manila Havaalanı'nda bizim uçaktaki Avustralyalı kardeşlerimizden bir tanesi kayboldu. "Yahu
neredesin? Uçak neredeyse kalkacak filan..."neredesin? Uçak neredeyse kalkacak filan..." Manila Havaalanı'ndan atlamış taksiye, gitmiş oradaki mescide. Gözleri yaşlı geldi:Manila Havaalanı'ndan atlamış taksiye, gitmiş oradaki mescide. Gözleri yaşlı geldi: "Hocam o kadar fakirler, o kadar yoksullar ki dedi oradaki Müslümanlar dedi; zekatlarımı hepsini orada dağıttım" dedi."Hocam o kadar fakirler, o kadar yoksullar ki dedi oradaki Müslümanlar dedi; zekatlarımı hepsini orada dağıttım" dedi. Oradaki fukaraya, şeye, o camidekilere zekatını dağıtmış gelmiş; gözleri yaşlı ama kalbi tabii mutmain:Oradaki fukaraya, şeye, o camidekilere zekatını dağıtmış gelmiş; gözleri yaşlı ama kalbi tabii mutmain: "Hiç olmazsa zekatın yerini buldu, fakir kardeşlerime yardım ettim" diye."Hiç olmazsa zekatın yerini buldu, fakir kardeşlerime yardım ettim" diye. Muhterem kardeşlerim! Müslümanların hepsinin bu şuurda olması lazım.

Muhterem kardeşlerim! Müslümanların hepsinin bu şuurda olması lazım.
Münevverinin çok derin şekilde bu meseleleri düşünmesi lazım.Münevverinin çok derin şekilde bu meseleleri düşünmesi lazım. Politika mesleğine girmiş olanların, idareci olanların meseleleri böyle düşünmesi lazım.Politika mesleğine girmiş olanların, idareci olanların meseleleri böyle düşünmesi lazım. Herkes kendi mesleğine uygun, yetişmesine uygun tarzda İslam'a yardıma gayret etmesi gerekiyor.Herkes kendi mesleğine uygun, yetişmesine uygun tarzda İslam'a yardıma gayret etmesi gerekiyor. Allah hepimize İslam'a yardım şuurunu ihsan eylesin.Allah hepimize İslam'a yardım şuurunu ihsan eylesin. İkinci hadis-i şerife geçiyorum. Yani ana babaya da hürmeti tabii buradan anladık;

İkinci hadis-i şerife geçiyorum. Yani ana babaya da hürmeti tabii buradan anladık;
asıl iki kültürün mukayesesini yapmış olduk:asıl iki kültürün mukayesesini yapmış olduk: Bir İslam kültürü var dünyada, bir de gayrimüslimlerin çeşit çeşit kültürleri var.Bir İslam kültürü var dünyada, bir de gayrimüslimlerin çeşit çeşit kültürleri var. Biz İslam'ız, Müslüman'ız; İslam'ın her emrine sımsıkı sarılacağız.Biz İslam'ız, Müslüman'ız; İslam'ın her emrine sımsıkı sarılacağız. Bizim her bir sistemimiz farklıdır. Efendim bizim marka başka marka.Bizim her bir sistemimiz farklıdır. Efendim bizim marka başka marka. Hani Mercedes bir arabadır, Citroën bir arabadır;Hani Mercedes bir arabadır, Citroën bir arabadır; birisinin parçası ötekisine uymaz. Tekeri ötekisine uymaz, efendim hiçbir parçası uymaz.birisinin parçası ötekisine uymaz. Tekeri ötekisine uymaz, efendim hiçbir parçası uymaz. Yapılış sistemlerinde de büyük farklar vardır,Yapılış sistemlerinde de büyük farklar vardır, onun gibi: Bizim sistemimiz İslam sistemidir, bizim ailemiz İslam ailesidir,onun gibi: Bizim sistemimiz İslam sistemidir, bizim ailemiz İslam ailesidir, bizim mektebimiz İslam ahlakı üzerine çalışan bir mekteptir,bizim mektebimiz İslam ahlakı üzerine çalışan bir mekteptir, bizim iş yerimiz İslam ahlakına göre çalışan bir iş yeridir.bizim iş yerimiz İslam ahlakına göre çalışan bir iş yeridir. Ben aldığım parayı hak etmek için böyle dürüst çalışırım;Ben aldığım parayı hak etmek için böyle dürüst çalışırım; patron da işçinin hakkı geçmesin diye şöyle fedakarlık yapar, efendim işçisini ortak yapar, şöyle yapar, böyle yapar...patron da işçinin hakkı geçmesin diye şöyle fedakarlık yapar, efendim işçisini ortak yapar, şöyle yapar, böyle yapar... Neyse yani bizim Müslümanlığımız her yerde belli olmalı, görülmeli;Neyse yani bizim Müslümanlığımız her yerde belli olmalı, görülmeli; her hareketimiz İslamca olmalı, Allah'ın rızasına uygun olmalı.her hareketimiz İslamca olmalı, Allah'ın rızasına uygun olmalı. İkinci hadis-i şerife geçiyorum:

İkinci hadis-i şerife geçiyorum:
"Tâlibü'l-ilmi tâlibü'r-rahmeh.

"Tâlibü'l-ilmi tâlibü'r-rahmeh.
Tâlibü'l-ilmi rüknü'l-İslâm,Tâlibü'l-ilmi rüknü'l-İslâm, ve yü'tâ ecrahû ma‘a'n-nebiyyîn."ve yü'tâ ecrahû ma‘a'n-nebiyyîn." Bu ikinci hadis-i şerif ilimle ilgili.

Bu ikinci hadis-i şerif ilimle ilgili.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: İlim öğrenmeye heves eden, ilme yönelen kimse Allah'ın rahmetine yönelmiş demektir;İlim öğrenmeye heves eden, ilme yönelen kimse Allah'ın rahmetine yönelmiş demektir; Allah'ın rahmetini istiyor demektir, onu elde edecek demektir, ona ulaşacak demektir.Allah'ın rahmetini istiyor demektir, onu elde edecek demektir, ona ulaşacak demektir. İlme yönelmek Allah'ın rahmetini, rızasını istemek demektir.İlme yönelmek Allah'ın rahmetini, rızasını istemek demektir. Kim ilme gayret ederse, ilim öğrenmeye yönünü döner, işini ilim öğrenmeye çevirirseKim ilme gayret ederse, ilim öğrenmeye yönünü döner, işini ilim öğrenmeye çevirirse Allah'ın rahmetine yönelmiş olur; onu elde etmek üzere olur.Allah'ın rahmetine yönelmiş olur; onu elde etmek üzere olur. "Tâlibü'l-ilmi rüknü'l-İslâm."

"Tâlibü'l-ilmi rüknü'l-İslâm."
İlim öğrenmeye heves eden, koşturan kimse İslam'ın direğidir, dayanak.İlim öğrenmeye heves eden, koşturan kimse İslam'ın direğidir, dayanak. Yani İslam'ın dayandığı temel direkleridir.Yani İslam'ın dayandığı temel direkleridir. "Ve yü'tâ ecrahû ma‘a'n-nebiyyîn."

"Ve yü'tâ ecrahû ma‘a'n-nebiyyîn."
O kimsenin ecri peygamberlerle beraber verilir.O kimsenin ecri peygamberlerle beraber verilir. Yani ilim öğrenen kimsenin ecri peygamberlerle birlikte, onlarla beraber verilir; ecri çok verilir.Yani ilim öğrenen kimsenin ecri peygamberlerle birlikte, onlarla beraber verilir; ecri çok verilir. Peygamberlerden sonra ümmetin en yüksek sınıfı âlimler sınıfıdır.Peygamberlerden sonra ümmetin en yüksek sınıfı âlimler sınıfıdır. Ve "El-ulemâü veresetü'l-enbiyâ."Ve "El-ulemâü veresetü'l-enbiyâ." Peygamberlerin varisleri âlimlerdir.Peygamberlerin varisleri âlimlerdir. Peygamberler vazifelerini yapıp göçtükten sonra onların getirdiği şeriatı insanlara anlatan,Peygamberler vazifelerini yapıp göçtükten sonra onların getirdiği şeriatı insanlara anlatan, onların emirlerini insanlara yayan, onların hayatlarında veyahut hayatlarından sonra gidemedikleri yerlere,onların emirlerini insanlara yayan, onların hayatlarında veyahut hayatlarından sonra gidemedikleri yerlere, kasabalara, beldelere gidip de efendim anlatan kimseler ne olmuş oluyor?kasabalara, beldelere gidip de efendim anlatan kimseler ne olmuş oluyor? Peygamberler gibi ecir alıyor; peygamberlerle beraber ecir almış oluyor.Peygamberler gibi ecir alıyor; peygamberlerle beraber ecir almış oluyor. O bakımdan hepimizin ilme yönelmemiz gerekiyor.O bakımdan hepimizin ilme yönelmemiz gerekiyor. Çünkü en yüksek, en yüksek sevap, en yüksek kâr burada.Çünkü en yüksek, en yüksek sevap, en yüksek kâr burada. Avrupa'daki ilim adamları araştırma yapmışlar:

Avrupa'daki ilim adamları araştırma yapmışlar:
Paramızı yatıracağız, yatırım yapacağız para kazanmak için;Paramızı yatıracağız, yatırım yapacağız para kazanmak için; acaba hangi sahaya yatırım yapsak?acaba hangi sahaya yatırım yapsak? Ticaret mi yapsak,Ticaret mi yapsak, imalat mı yapsak,imalat mı yapsak, ziraat mı yapsakziraat mı yapsak diye böyle çeşitli iş dallarını düşünmüşler düşünmüşler,diye böyle çeşitli iş dallarını düşünmüşler düşünmüşler, hangisi daha çok kâr getiriyor diye incelemeler yapmışlar, kârları ortaya böyle dökmüşler...hangisi daha çok kâr getiriyor diye incelemeler yapmışlar, kârları ortaya böyle dökmüşler... Diyorlar ki sonuçta: En yüksek kâr ilme yapılan yatırımda!Diyorlar ki sonuçta: En yüksek kâr ilme yapılan yatırımda! Yani ilme devlet yatırım yaptığı zaman en büyük kârı sağlamış oluyor;Yani ilme devlet yatırım yaptığı zaman en büyük kârı sağlamış oluyor; âlim yetiştirdiği zaman, bilimsel bir çalışma yapıldığı zaman o hadde hesaba sığmayacak kadar büyük kârlar getiriyor.âlim yetiştirdiği zaman, bilimsel bir çalışma yapıldığı zaman o hadde hesaba sığmayacak kadar büyük kârlar getiriyor. Bugün Avrupa'yı gidin görenler bilirler, biz de gördük; küçük küçük ülkeler...

Bugün Avrupa'yı gidin görenler bilirler, biz de gördük; küçük küçük ülkeler...
Mesela İsviçre dağlık bir ülke. Efendim bizim şu dağların üstünde köyler bile yoktur yaniMesela İsviçre dağlık bir ülke. Efendim bizim şu dağların üstünde köyler bile yoktur yani oraları yüksek filan diye; İsviçre temeli, her tarafı dağ olan bir ülke.oraları yüksek filan diye; İsviçre temeli, her tarafı dağ olan bir ülke. Fakat işini öyle güzel ayarlamış ki dünyanın en çok kazanan ülkelerinden birisi:Fakat işini öyle güzel ayarlamış ki dünyanın en çok kazanan ülkelerinden birisi: Efendim silah sanayine yatırmış parasını, efendim ilaç sanayine yatırmış parasını, küçücük saatlere yatırmış;Efendim silah sanayine yatırmış parasını, efendim ilaç sanayine yatırmış parasını, küçücük saatlere yatırmış; şu kadarcık bir saat, senden tıkır tıkır şu kadar bin, şu kadar milyon para alıyor!şu kadarcık bir saat, senden tıkır tıkır şu kadar bin, şu kadar milyon para alıyor! Yani küçük şeylerle çok büyük paralar alıyor.Yani küçük şeylerle çok büyük paralar alıyor. Sen uğraşıyorsun, güneşin alnında çalışıyorsun, efendim dönümlerce tarlaları ekiyorsun, biçiyorsun,Sen uğraşıyorsun, güneşin alnında çalışıyorsun, efendim dönümlerce tarlaları ekiyorsun, biçiyorsun, belin sakatlanıyor; efendim madenlere iniyorsun, madenleri kazıp arabalarla çıkartıyorsun, efendim zehirleniyorsun, ocak çöküyor, şu ne oluyor bu ne oluyor...belin sakatlanıyor; efendim madenlere iniyorsun, madenleri kazıp arabalarla çıkartıyorsun, efendim zehirleniyorsun, ocak çöküyor, şu ne oluyor bu ne oluyor... Adamlar orada bir saat imal ediyor oturduğu yerde, kaloriferli yerde, manzaralı yerde; efendim onu sana şu kadara yutturuyor!Adamlar orada bir saat imal ediyor oturduğu yerde, kaloriferli yerde, manzaralı yerde; efendim onu sana şu kadara yutturuyor! Alma!Alma! Alma adamların şeylerini; efendim kendin yapmaya çalış.Alma adamların şeylerini; efendim kendin yapmaya çalış. Tabii onlarla mücadele de —yani ekonomik mücadele— o da ilimle olacak bir şey.Tabii onlarla mücadele de —yani ekonomik mücadele— o da ilimle olacak bir şey. İslam'ın kurtuluşu da ilimle olacak bir şey.İslam'ın kurtuluşu da ilimle olacak bir şey. Geçen gün gazetede yazmışlar; kendileri yazmışlar da benim de dikkatimi çekti, okudum:

Geçen gün gazetede yazmışlar; kendileri yazmışlar da benim de dikkatimi çekti, okudum:
Bir bira şişesi bir içimliktir herhalde,Bir bira şişesi bir içimliktir herhalde, belki de iki bardak oluyordur döktükleri zaman karşılıklı tokuştursunlar kadehlerini diye;belki de iki bardak oluyordur döktükleri zaman karşılıklı tokuştursunlar kadehlerini diye; belki tek bardaktır. Bodur bir bira şişesi bin liraya satılıyormuş.belki tek bardaktır. Bodur bir bira şişesi bin liraya satılıyormuş. Malzemesi 48 liraymış, işçiliği 27 liraymış;Malzemesi 48 liraymış, işçiliği 27 liraymış; yani topladığınız zaman 49 muydu, neydi, 29 muydu...yani topladığınız zaman 49 muydu, neydi, 29 muydu... Yani 77 lira; 77 lira aslı bu işin! Ondan sonra bin liraya satılıyor: 77 nerede, 77 nerede efendim, bin lira nerede?Yani 77 lira; 77 lira aslı bu işin! Ondan sonra bin liraya satılıyor: 77 nerede, 77 nerede efendim, bin lira nerede? Şu kadarı perakendeci kârı, bu kadarı reklam, şu kadarı nakliye, bu kadarı soğutma, şu kadarı kapak ücreti,Şu kadarı perakendeci kârı, bu kadarı reklam, şu kadarı nakliye, bu kadarı soğutma, şu kadarı kapak ücreti, bu kadarı bilmem ne filan... Kabarta kabarta kabarta bin liraya satıyor!bu kadarı bilmem ne filan... Kabarta kabarta kabarta bin liraya satıyor! E yahu ben onu alacağıma, ben onu alacağıma giderim çarşıya pazara; fileyi meyveyle doldururum,E yahu ben onu alacağıma, ben onu alacağıma giderim çarşıya pazara; fileyi meyveyle doldururum, bir de eve pres alırım, meyveleri sıkarım sıkarım, âlâsını, hasını, vücuda en faydalısını içerim; daha da rahat olur!bir de eve pres alırım, meyveleri sıkarım sıkarım, âlâsını, hasını, vücuda en faydalısını içerim; daha da rahat olur! Yani her şeyin... Her şeyin doğrusunu görmek için insanın ilme gayret etmesi lazım.

Yani her şeyin... Her şeyin doğrusunu görmek için insanın ilme gayret etmesi lazım.
Müslümanlığın da kurtuluşu dünya üzerinde —her yerde mağdur, her yerde hainler efendim aldatmışlar Müslümanları—Müslümanlığın da kurtuluşu dünya üzerinde —her yerde mağdur, her yerde hainler efendim aldatmışlar Müslümanları— oradan kurtulmak için ilme sımsıkı sarılmamız lazım.oradan kurtulmak için ilme sımsıkı sarılmamız lazım. "E hocam işte ibadet?" İbadet de ilimle olur, cahillikle olmaz!

"E hocam işte ibadet?" İbadet de ilimle olur, cahillikle olmaz!
Cahilin ibadeti bazen günah olur:Cahilin ibadeti bazen günah olur: Zamansız yaptığı için, yersiz yaptığı için, yanlış yaptığı için,Zamansız yaptığı için, yersiz yaptığı için, yanlış yaptığı için, afetlerinden korunacak tedbirleri bilmediğinden ibadetten bile günah alır bazen.afetlerinden korunacak tedbirleri bilmediğinden ibadetten bile günah alır bazen. Kur'an okur, Kur'an kendisine lanet eder;Kur'an okur, Kur'an kendisine lanet eder; oruç tutar, akşama aç kalmaktan başka kârı olmaz;oruç tutar, akşama aç kalmaktan başka kârı olmaz; namaz kılar, Allah'tan uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz;namaz kılar, Allah'tan uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz; sadaka verir, minnet edip başa kaktığından sadakasının sevabı iptal olur...sadaka verir, minnet edip başa kaktığından sadakasının sevabı iptal olur... Yani cahillikle âlimlik de olmaz, yani ibadet de olmaz, sevap da kazanılmaz,Yani cahillikle âlimlik de olmaz, yani ibadet de olmaz, sevap da kazanılmaz, Allah'ın rızası da kazanılmaz, dünya rahatı da kazanılmaz; efendimAllah'ın rızası da kazanılmaz, dünya rahatı da kazanılmaz; efendim kâfirlere karşı galip olmak da mümkün olmaz. İnsanın dünyası da ahireti de efendim harap olur.kâfirlere karşı galip olmak da mümkün olmaz. İnsanın dünyası da ahireti de efendim harap olur. Onun için Müslümanların her birinin ilme koşturması lazımOnun için Müslümanların her birinin ilme koşturması lazım ve yaptığı şeyin en güzelini yapmaya çalışması lazım;ve yaptığı şeyin en güzelini yapmaya çalışması lazım; çalıştığı dalda, meslekte onun ilmini de sonuna kadar öğrenip en güzelini yapmalı.çalıştığı dalda, meslekte onun ilmini de sonuna kadar öğrenip en güzelini yapmalı. Eskilerden iftiharla duyuyoruz efendim:

Eskilerden iftiharla duyuyoruz efendim:
Daha Avrupalı karanlık çağlarda yaşıyorken bizim Müslümanlar çalar saat yapmışlar daDaha Avrupalı karanlık çağlarda yaşıyorken bizim Müslümanlar çalar saat yapmışlar da onların imparatorlarına çalar saati göndermişler.onların imparatorlarına çalar saati göndermişler. Zamanı geldikçe çalıyor saat.Zamanı geldikçe çalıyor saat. Adamlar korkularından "Bunun içinde cin var" filan diye saatin sağına soluna bakarken bozmuşlar saati!Adamlar korkularından "Bunun içinde cin var" filan diye saatin sağına soluna bakarken bozmuşlar saati! Yani o kadar geri ki saatin bir alet olduğunu bile anlayacak durumda değil.Yani o kadar geri ki saatin bir alet olduğunu bile anlayacak durumda değil. E Müslümanlar böyle ileriymiş. Müslümanların çeliğinin karşısında duramıyormuş:E Müslümanlar böyle ileriymiş. Müslümanların çeliğinin karşısında duramıyormuş: Düşmanın kılıcıyla Müslümanın kılıcı çat diye bir çatıştı mı düşmanın kılıcı kırılıyormuş;Düşmanın kılıcıyla Müslümanın kılıcı çat diye bir çatıştı mı düşmanın kılıcı kırılıyormuş; Müslümanın çelik olduğu için, sağlam çelik olduğundan efendim şey oluyormuş...Müslümanın çelik olduğu için, sağlam çelik olduğundan efendim şey oluyormuş... Bilmem Almanların Solingen çelik fabrikalarının ustası Türkiye'de çeliği öğrenmiş de kendi memleketine çeliği öyle götürmüş.Bilmem Almanların Solingen çelik fabrikalarının ustası Türkiye'de çeliği öğrenmiş de kendi memleketine çeliği öyle götürmüş. Hollandalı Baron van Biesbroeck efendim lale çiçeğini Türkiye'de görmüş, hayran kalmış da soğanını almış Almanya'ya götürmüş.

Hollandalı Baron van Biesbroeck efendim lale çiçeğini Türkiye'de görmüş, hayran kalmış da soğanını almış Almanya'ya götürmüş.
Yani eskiler her şeyin güzelini yapmaya heves ederlermiş;Yani eskiler her şeyin güzelini yapmaya heves ederlermiş; ustalara mükafat verirlermiş.ustalara mükafat verirlermiş. Bir usta çırağı yanına aldı mı o çırağa başkası ayak yapamazmış.Bir usta çırağı yanına aldı mı o çırağa başkası ayak yapamazmış. Ustası onu yetiştirecek;Ustası onu yetiştirecek; becerirse kalfa olurmuş, bir merasimle kalfalık verirlermiş.becerirse kalfa olurmuş, bir merasimle kalfalık verirlermiş. Çırak da ustasına hürmetkâr olurmuş; elini öpermiş ömrü boyu, ona minnettarlığını ihmal etmezmiş.Çırak da ustasına hürmetkâr olurmuş; elini öpermiş ömrü boyu, ona minnettarlığını ihmal etmezmiş. Bu hususta böyle rivayetler var, minyatürler var, görüyoruz.Bu hususta böyle rivayetler var, minyatürler var, görüyoruz. Yani her şeyi en güzel yapmaya gayret ederlermiş.Yani her şeyi en güzel yapmaya gayret ederlermiş. Bugün Süleymaniye Camii'nin çinilerini hala yapamıyorlar!

Bugün Süleymaniye Camii'nin çinilerini hala yapamıyorlar!
Bugün İznik çinilerini... İşte geçenlerde toplantılar yaptılar, gazetelere de intikal etmiştir, siz de muhakkak duymuş görmüşsünüzdür:Bugün İznik çinilerini... İşte geçenlerde toplantılar yaptılar, gazetelere de intikal etmiştir, siz de muhakkak duymuş görmüşsünüzdür: İznik çinilerinin kıymetinin yanına yanaşılmıyor bugün hala!İznik çinilerinin kıymetinin yanına yanaşılmıyor bugün hala! Bilmem bir ara bilmem hangi padişahın kurmuş olduğu cam fabrikasının yapmış olduğu eserlerin her birisi müzede,Bilmem bir ara bilmem hangi padişahın kurmuş olduğu cam fabrikasının yapmış olduğu eserlerin her birisi müzede, her birisi milyonlarca lira.her birisi milyonlarca lira. Şu kadarcık bir şey gösterdiler bana bir şişe: "Ne kadar?" dedim bunun fiyatı,Şu kadarcık bir şey gösterdiler bana bir şişe: "Ne kadar?" dedim bunun fiyatı, "5milyon lira" dedi."5milyon lira" dedi. 5 milyon lira! Neden?5 milyon lira! Neden? Yaptığı şeyi güzel yaptığı için özendiği için ve ilmini iyi bildiği için paha biçilemiyor.Yaptığı şeyi güzel yaptığı için özendiği için ve ilmini iyi bildiği için paha biçilemiyor. O bakımdan aziz ve muhterem kardeşlerim,

O bakımdan aziz ve muhterem kardeşlerim,
bu hadis-i şerifi okurken bilin ki İslam'ın kurtuluşu ilimle olacak.bu hadis-i şerifi okurken bilin ki İslam'ın kurtuluşu ilimle olacak. Siz de Müslümansınız;Siz de Müslümansınız; Allah'ın rızasını kazanmak için, rahmetine ermek için ilme koşturacaksınız.Allah'ın rızasını kazanmak için, rahmetine ermek için ilme koşturacaksınız. Boş durmayacaksınız. Zamanınızı boş geçirmeyeceksiniz; okuyacaksınız.Boş durmayacaksınız. Zamanınızı boş geçirmeyeceksiniz; okuyacaksınız. Cebinizde bir kitap olacak, şuranızda bir kalem olacak, şuranızda bir not defteri olacak.Cebinizde bir kitap olacak, şuranızda bir kalem olacak, şuranızda bir not defteri olacak. Güzel bir söz duydunuz mu kalemi çıkartıp, defteri çıkartıp onu yazacaksınız.Güzel bir söz duydunuz mu kalemi çıkartıp, defteri çıkartıp onu yazacaksınız. Boş bir zaman buldunuz mu, cebinizden kitabı çıkartıp açacaksınız:

Boş bir zaman buldunuz mu, cebinizden kitabı çıkartıp açacaksınız:
"Tamam, bunu bitirdim" diyeceksiniz."Tamam, bunu bitirdim" diyeceksiniz. Arka tarafına da bu kitap hakkındaki fikrinizi yazacaksınız:Arka tarafına da bu kitap hakkındaki fikrinizi yazacaksınız: "Ben bunu okudum. Pek önemli bir kitap değil."Ben bunu okudum. Pek önemli bir kitap değil. Yalnız sadece şu taraftaki şu şeyi enteresan. Şurası dikkatimi çekti. Şu sayfadaki şu bilgi bana çok orijinal geldi."Yalnız sadece şu taraftaki şu şeyi enteresan. Şurası dikkatimi çekti. Şu sayfadaki şu bilgi bana çok orijinal geldi." Onu koyacaksınız, başkaca başka bir kitabı cebinize alacaksınız.Onu koyacaksınız, başkaca başka bir kitabı cebinize alacaksınız. Böylece vaktiniz zayi olmayacak.Böylece vaktiniz zayi olmayacak. Vaktinizi ihya edeceksiniz.

Vaktinizi ihya edeceksiniz.
İhya etmek ne demek?İhya etmek ne demek? Diriltmek demek.Diriltmek demek. Vakti ihya etmek: Boşa geçirmemek.Vakti ihya etmek: Boşa geçirmemek. Vakit öldürmek nedir?Vakit öldürmek nedir? Cinayettir!Cinayettir! İnsan öldürmek nedir?İnsan öldürmek nedir? Cinayet. Vakit öldürmek nedir? O da manevi bir cinayet!Cinayet. Vakit öldürmek nedir? O da manevi bir cinayet! Sen vaktini nasıl öldürürsün? Ya zikret, ya ibadet et, ya Kur'an oku ezberle, ya ilme çalış,Sen vaktini nasıl öldürürsün? Ya zikret, ya ibadet et, ya Kur'an oku ezberle, ya ilme çalış, ya bir başkasının hizmetine koş, ya Müslümanlara yarar bir iş yap.ya bir başkasının hizmetine koş, ya Müslümanlara yarar bir iş yap. Ya da çık evinin önüne, evinin kaldırımını düzelt, sokağı temizle.Ya da çık evinin önüne, evinin kaldırımını düzelt, sokağı temizle. Efendim camiye gel, caminin bir tarafını tamir et, düzelt, güzelleştir.Efendim camiye gel, caminin bir tarafını tamir et, düzelt, güzelleştir. Şimdi ben gezdiğim kasabalarda kızıyorum! Acıyorum Müslümanlara; her taraf mezbele! Hiç bakımı yok.

Şimdi ben gezdiğim kasabalarda kızıyorum! Acıyorum Müslümanlara; her taraf mezbele! Hiç bakımı yok.
İznik'e gittik; Kutbuddin-i İznikî Hazretleri meşhur bir âlim, efendim türbesinin etrafı mezbele.İznik'e gittik; Kutbuddin-i İznikî Hazretleri meşhur bir âlim, efendim türbesinin etrafı mezbele. E yahu yok mu bir işsiz güçsüz Müslüman, emekli? Var.E yahu yok mu bir işsiz güçsüz Müslüman, emekli? Var. E git oraya; sağını solunu düzelt, düzelt yavaş yavaş, orasını bir böyle güzel bir hale getir.E git oraya; sağını solunu düzelt, düzelt yavaş yavaş, orasını bir böyle güzel bir hale getir. Demre'ye gittik, şeye Kaş kasabasına yakın bir yere gittik. İngiliz turistler kaya mezarlarını süpürüyorlarmış!

Demre'ye gittik, şeye Kaş kasabasına yakın bir yere gittik. İngiliz turistler kaya mezarlarını süpürüyorlarmış!
Tabii hınzırlar, maksatları başka. Süpürürken orada belki bir şey bulacak; sikke bulacak, para bulacak, belki bir tarihi bir şey bulacak, onu alıp götürecek.Tabii hınzırlar, maksatları başka. Süpürürken orada belki bir şey bulacak; sikke bulacak, para bulacak, belki bir tarihi bir şey bulacak, onu alıp götürecek. "Niye yapıyorsunuz?""Niye yapıyorsunuz?" "E düzenliyoruz burayı" diyorlar. Tarihi eserlerin bekçisi mekcisi yok mu?"E düzenliyoruz burayı" diyorlar. Tarihi eserlerin bekçisi mekcisi yok mu? Bu yağma Hasan'ın böreği midir, bu memleketin her şeyini böyle bunlar çalıp çırpıp götürecekler mi?Bu yağma Hasan'ın böreği midir, bu memleketin her şeyini böyle bunlar çalıp çırpıp götürecekler mi? Evet, öyle; yağma Hasan'ın böreği. O zaman senin vaktin varsa git orada dur:Evet, öyle; yağma Hasan'ın böreği. O zaman senin vaktin varsa git orada dur: "Turist sen buraya geçemezsin!" de."Turist sen buraya geçemezsin!" de. Bizim şeyde mahallede bir tane sakat çocuk vardı; ortaokula, liseye gittiğimiz zaman.

Bizim şeyde mahallede bir tane sakat çocuk vardı; ortaokula, liseye gittiğimiz zaman.
Beşyol ağzı bir yer vardı; bir yoldan gelen ötekisini görmez, beşyol ağzı.Beşyol ağzı bir yer vardı; bir yoldan gelen ötekisini görmez, beşyol ağzı. Çocuk kendiliğinden orada duruyordu sakat; gelene işaret ediyordu:Çocuk kendiliğinden orada duruyordu sakat; gelene işaret ediyordu: "Sen dur, sen geç. Sonra sen geç, sen geç" filan..."Sen dur, sen geç. Sonra sen geç, sen geç" filan... Yani fahriye şey yapıyordu; trafik polisliği yapıyordu. Oraya trafik polisi koyacak kadar bir şey yok ama önemli bir kavşak;Yani fahriye şey yapıyordu; trafik polisliği yapıyordu. Oraya trafik polisi koyacak kadar bir şey yok ama önemli bir kavşak; çoluk çocuk ezilebilir, arabalar birbirleriyle tokuşabilirler filan...çoluk çocuk ezilebilir, arabalar birbirleriyle tokuşabilirler filan... Sonunda bunun yaptığı işin hayırlı faydalı olduğu anladılar da efendim trafikten buna bir şapkaSonunda bunun yaptığı işin hayırlı faydalı olduğu anladılar da efendim trafikten buna bir şapka verdiler, koluna bir şey verdiler, efendim böyle bant verdiler.verdiler, koluna bir şey verdiler, efendim böyle bant verdiler. O orada o işi yapmaya devam ediyor.O orada o işi yapmaya devam ediyor. Tabii yanından geçen de arabasına bir fren yapıyor, cebinden çıkartıyor bir bahşiş veriyor filan...Tabii yanından geçen de arabasına bir fren yapıyor, cebinden çıkartıyor bir bahşiş veriyor filan... Fukaracık orada sakat, eli ayağı sakat; orada geçimini temin ediyorduFukaracık orada sakat, eli ayağı sakat; orada geçimini temin ediyordu ama mertçe bir gelir. Dilenmiyor; bir işe yarıyor yani.ama mertçe bir gelir. Dilenmiyor; bir işe yarıyor yani. İşte Müslüman yani vaktini öldürmemeli. Vakit de bir cinayettir, vakit öldürmek de bir cinayettir; çalışmalı, gayret etmeli.

İşte Müslüman yani vaktini öldürmemeli. Vakit de bir cinayettir, vakit öldürmek de bir cinayettir; çalışmalı, gayret etmeli.
Hiçbir şey yapamazsa çevresini tanzim etmeli. Efendim o da bir hizmettir.Hiçbir şey yapamazsa çevresini tanzim etmeli. Efendim o da bir hizmettir. Hatta "Yoldan taşı kenara almak, dikeni kemik parçasını kenara almak sadaka" diyor Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz.Hatta "Yoldan taşı kenara almak, dikeni kemik parçasını kenara almak sadaka" diyor Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz. Allah hepimizi böyle aktif Müslüman eylesin. UyuşukAllah hepimizi böyle aktif Müslüman eylesin. Uyuşuk ve uyuşuk insanlar Müslümanların arasına yakışmıyorlar yani.ve uyuşuk insanlar Müslümanların arasına yakışmıyorlar yani. Kıpırdamaz, gözünü kaldırmaz, efendim söz söylersin cevap vermez, kendisine hücum olur kendisini savunmaz, efendimKıpırdamaz, gözünü kaldırmaz, efendim söz söylersin cevap vermez, kendisine hücum olur kendisini savunmaz, efendim zarara uğrar zararını bilmez, kârını bilmez... Müslüman böyle değil.zarara uğrar zararını bilmez, kârını bilmez... Müslüman böyle değil. Müslüman, Müslüman aktif Müslümandır.Müslüman, Müslüman aktif Müslümandır. Bir tane Müslüman söyleyeyim size:

Bir tane Müslüman söyleyeyim size:
Osman İbn-i Maz'ûn radıyallâhu anh, Peygamber Efendimiz'in ashabından.Osman İbn-i Maz'ûn radıyallâhu anh, Peygamber Efendimiz'in ashabından. İslam daha yeni çıkıyor; herkes tanımıyor Müslümanlığı.İslam daha yeni çıkıyor; herkes tanımıyor Müslümanlığı. Arap şairlerinden meşhur Lebîd İbn-i Rebîa gelmiş. Kabilesinden gelmiş,Arap şairlerinden meşhur Lebîd İbn-i Rebîa gelmiş. Kabilesinden gelmiş, herkes iltifat ediyor bu büyük şairdir filan diye. Kureyş de onu almış efendim, Kâbe'nin olduğu yere getirmişler.herkes iltifat ediyor bu büyük şairdir filan diye. Kureyş de onu almış efendim, Kâbe'nin olduğu yere getirmişler. O zaman Kâbe'de putlar filan var daha; Peygamber Efendimiz henüz Mekke'yi fethetmiş değil.O zaman Kâbe'de putlar filan var daha; Peygamber Efendimiz henüz Mekke'yi fethetmiş değil. Orada Müslümanlar gizli, sessiz, mazlum, mağdur durumdalar.Orada Müslümanlar gizli, sessiz, mazlum, mağdur durumdalar. Şair çıkmış efendim şiirler okuyor orada;Şair çıkmış efendim şiirler okuyor orada; Osman İbn-i Maz'ûn da kenardaymış, radıyallâhu anh.Osman İbn-i Maz'ûn da kenardaymış, radıyallâhu anh. Şimdi o şair diyor ki: "Elâ küllü şey'in mâ halallâhe bâtılun." (Haberiniz olsun ki Allah'tan gayrı her şey boştur!)

Şimdi o şair diyor ki: "Elâ küllü şey'in mâ halallâhe bâtılun." (Haberiniz olsun ki Allah'tan gayrı her şey boştur!)
"Ve küllü naîmin lâ mehâlete zâilün." (Ve her nimet günün birinde elden gider, zeval bulur.)"Ve küllü naîmin lâ mehâlete zâilün." (Ve her nimet günün birinde elden gider, zeval bulur.) Böyle şiir okuyor, şey yapıyor. Yani bu şiiri de Peygamber Efendimiz sonradan bir hadis-i şerifinde okuyoruz ki beğenmiş.Böyle şiir okuyor, şey yapıyor. Yani bu şiiri de Peygamber Efendimiz sonradan bir hadis-i şerifinde okuyoruz ki beğenmiş. Yani Arap şairleri içinde doğru dürüst söz söyleyenler az tabii;Yani Arap şairleri içinde doğru dürüst söz söyleyenler az tabii; kimisi içkiden bahsetmiş, kimisi şaraptan bahsetmiş, kimisi gönül maceralarından günahlarından bahsetmiş; hepsi cehennemlik.kimisi içkiden bahsetmiş, kimisi şaraptan bahsetmiş, kimisi gönül maceralarından günahlarından bahsetmiş; hepsi cehennemlik. Mesela Arapların içinde bugün cahiliye devrinin en büyük şairi bilinen İmrü'l-Kays diye bir herif var,Mesela Arapların içinde bugün cahiliye devrinin en büyük şairi bilinen İmrü'l-Kays diye bir herif var, Peygamber Efendimiz diyor ki: "Cehenneme gidecek şairlerin en önünde bulunacak."Peygamber Efendimiz diyor ki: "Cehenneme gidecek şairlerin en önünde bulunacak." Yani şairleri cehenneme sevk esnasında grubun başında olacak herif.Yani şairleri cehenneme sevk esnasında grubun başında olacak herif. Neden? Şaraptan bahsetmiş, zinadan bahsetmiş, methetmiş;Neden? Şaraptan bahsetmiş, zinadan bahsetmiş, methetmiş; kendi kepazeliklerini, rezilliklerini şiire dökmüş.kendi kepazeliklerini, rezilliklerini şiire dökmüş. Cehenneme girecek; hem de en başta girecek,Cehenneme girecek; hem de en başta girecek, hem de hepsinin sanki sevk edicisiymiş gibi, kervanın başındaki merkep gibi yani...hem de hepsinin sanki sevk edicisiymiş gibi, kervanın başındaki merkep gibi yani... Öyle gidecek yani, tamam.Öyle gidecek yani, tamam. Şimdi en güzel söz diyor, şairlerin söylediği: "Allah'tan gayrı şey... Allah'tan gayrı her şey boştur, Allah efendim...

Şimdi en güzel söz diyor, şairlerin söylediği: "Allah'tan gayrı şey... Allah'tan gayrı her şey boştur, Allah efendim...
Allah'a sarılmak lazım filan" manasını ihtiva eden o mısrayı beğenmiş Peygamber Efendimiz.Allah'a sarılmak lazım filan" manasını ihtiva eden o mısrayı beğenmiş Peygamber Efendimiz. Şimdi Osman İbn-i Maz'ûn da o şair orada şiiri söylerken, böyle deyince:

Şimdi Osman İbn-i Maz'ûn da o şair orada şiiri söylerken, böyle deyince:
"Allah'tan gayrı her şey boştur, Allah'a sarılmak lazım, tevekkül etmek lazım,"Allah'tan gayrı her şey boştur, Allah'a sarılmak lazım, tevekkül etmek lazım, O'na kul olmak lazım" gibi bir manayı söyleyince;O'na kul olmak lazım" gibi bir manayı söyleyince; "Doğru söylüyorsun" demiş buradan seslenmiş,"Doğru söylüyorsun" demiş buradan seslenmiş, "Doğru" demiş."Doğru" demiş. İkinci mısraı söylediği zaman: "Her nimet bir gün elden çıkar, zail olur, zeval bulur" deyince; "Yok" demiş,İkinci mısraı söylediği zaman: "Her nimet bir gün elden çıkar, zail olur, zeval bulur" deyince; "Yok" demiş, "Doğru değil" demiş, "Cennet nimeti ebedi" demiş! "Cennette nimet sonsuz" demiş."Doğru değil" demiş, "Cennet nimeti ebedi" demiş! "Cennette nimet sonsuz" demiş. Tabii şair böyle tersine gidilip de müdahale edilince rahatsız olmuş da:

Tabii şair böyle tersine gidilip de müdahale edilince rahatsız olmuş da:
"Yâ Kureyş kavmi!" diyor, "Eskiden buraya geldik mi çok saygı görürdük" diyor, "Hiç kimse bize müdahale etmezdi" diyor,"Yâ Kureyş kavmi!" diyor, "Eskiden buraya geldik mi çok saygı görürdük" diyor, "Hiç kimse bize müdahale etmezdi" diyor, "Bu ne müdahale böyle?" diyor; rahatsız olduğu için öyle diyor."Bu ne müdahale böyle?" diyor; rahatsız olduğu için öyle diyor. Tabii İslam geldi; Müslüman müdahalecidir! Müslüman durduğu yerde durmaz,Tabii İslam geldi; Müslüman müdahalecidir! Müslüman durduğu yerde durmaz, bak; şairin doğru sözüne "Evet" diyor, eğri sözüne "Hayır" diyor! Rahatsız ediyor;bak; şairin doğru sözüne "Evet" diyor, eğri sözüne "Hayır" diyor! Rahatsız ediyor; eğri söz söyleyeni rahatsız ediyor. Neden? Müslüman çevresiyle ilgili insandır.eğri söz söyleyeni rahatsız ediyor. Neden? Müslüman çevresiyle ilgili insandır. Her şeyin düzgününü ister, eğrilik olduğu zaman doğrultmaya çalışır.Her şeyin düzgününü ister, eğrilik olduğu zaman doğrultmaya çalışır. Yani Hazret-i Ömer'e bile ne demişler; yani o insanların o hoşuma gidiyor şeyi tabii, güzel bir şey:

Yani Hazret-i Ömer'e bile ne demişler; yani o insanların o hoşuma gidiyor şeyi tabii, güzel bir şey:
"Yâ Ömer!" demişler, "Sende bir eğrilik görsek kılıcımızla doğrulturuz!" demişler."Yâ Ömer!" demişler, "Sende bir eğrilik görsek kılıcımızla doğrulturuz!" demişler. Keseriz demek yani; kılıçla doğrultmaktan ne çıkacak?Keseriz demek yani; kılıçla doğrultmaktan ne çıkacak? Yani çekiçle tak tak vurup doğrultmak, çivi doğrultmak gibi değil;Yani çekiçle tak tak vurup doğrultmak, çivi doğrultmak gibi değil; "Kılıcımızla doğrulturuz" demek "Keseriz seni" demek yani."Kılıcımızla doğrulturuz" demek "Keseriz seni" demek yani. O da ona bir şey dememiş yani; eğrilik görürsek kılıcımızla doğrulturuz demiş.O da ona bir şey dememiş yani; eğrilik görürsek kılıcımızla doğrulturuz demiş. Nerede o Müslümanlar, nerede şimdikiler?Nerede o Müslümanlar, nerede şimdikiler? Şimdiki Müslümanlar Müslümanlığı bilmediği için çok sevaplı işleri kaçırıyorlar;Şimdiki Müslümanlar Müslümanlığı bilmediği için çok sevaplı işleri kaçırıyorlar; bir de yapmaları gereken çok vazifeleri yapmadığından çok vebal yükleniyorlar da işin farkında değiller.bir de yapmaları gereken çok vazifeleri yapmadığından çok vebal yükleniyorlar da işin farkında değiller. Allah bizlere uyanıklık nasip etsin;Allah bizlere uyanıklık nasip etsin; kendisinin istediği has Müslüman olmayı cümlemize nasip eylesin.kendisinin istediği has Müslüman olmayı cümlemize nasip eylesin. Fatiha-i Şerife maa besmele...

Fatiha-i Şerife maa besmele...
Fâ‘lem ennehû: Lâ ilâhe illallâh...

Fâ‘lem ennehû: Lâ ilâhe illallâh...
Lâ ilâhe illallâh...Lâ ilâhe illallâh... Lâ ilâhe illallâh...Lâ ilâhe illallâh... Lâ ilâhe illallâh...Lâ ilâhe illallâh... Lâ ilâhe illallâh...Lâ ilâhe illallâh... Lâ ilâhe illallâh...Lâ ilâhe illallâh... Lâ ilâhe illallâh...Lâ ilâhe illallâh... Lâ ilâhe illallâh...Lâ ilâhe illallâh... Lâ ilâhe illallâh...Lâ ilâhe illallâh... Lâ ilâhe illallâhu'l-Melikü'l-Hakku'l-Mübîn, Muhammedü'r-Resûlullâhi sâdiku'l-va‘di'l-emîn.Lâ ilâhe illallâhu'l-Melikü'l-Hakku'l-Mübîn, Muhammedü'r-Resûlullâhi sâdiku'l-va‘di'l-emîn. Sallallâhu Teâlâ aleyhi ve âlihî ve sahbihî ve men tebi‘ahû bi-ihsânin ecmaîn.Sallallâhu Teâlâ aleyhi ve âlihî ve sahbihî ve men tebi‘ahû bi-ihsânin ecmaîn. Salâten ve selâmen dâimeyni mütelâzimeyni ilâ yevmi'd-dîn.Salâten ve selâmen dâimeyni mütelâzimeyni ilâ yevmi'd-dîn. Eûzü bi’llâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm. Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm.

Eûzü bi’llâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm. Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm.
"İnne li'l-müttekîne mefâzâ. Hadâika ve a‘nâbâ. Ve kevâ‘ıbe etrâbâ. Ve ke’sen dihâkâ."İnne li'l-müttekîne mefâzâ. Hadâika ve a‘nâbâ. Ve kevâ‘ıbe etrâbâ. Ve ke’sen dihâkâ. Lâ yesme‘ûne fîhâ lağven ve lâ kizzâbâ.Lâ yesme‘ûne fîhâ lağven ve lâ kizzâbâ. Cezâen min rabbike atâen hisâbâ. Rabbi's-semâvâti ve'l-ardı ve mâ beynehüme'r-rahmâni lâ yemlikûne minhü hitâbâ.Cezâen min rabbike atâen hisâbâ. Rabbi's-semâvâti ve'l-ardı ve mâ beynehüme'r-rahmâni lâ yemlikûne minhü hitâbâ. Yevme yekûmü'r-rûhu ve'l-melâiketü saffâ,Yevme yekûmü'r-rûhu ve'l-melâiketü saffâ, lâ yetekellemûne illâ men ezine lehü'r-rahmânü ve kâle savâbâ.lâ yetekellemûne illâ men ezine lehü'r-rahmânü ve kâle savâbâ. Zâlike'l-yevmü'l-hakku fe-men şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ.Zâlike'l-yevmü'l-hakku fe-men şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ. İnnâ enzernâküm azâben karîbâ,İnnâ enzernâküm azâben karîbâ, yevme yenzuru'l-mer'ü mâ kaddemet yedâhü ve yekûlü'l-kâfiru yâ leytenî küntü türâbâ."yevme yenzuru'l-mer'ü mâ kaddemet yedâhü ve yekûlü'l-kâfiru yâ leytenî küntü türâbâ." Sadakallâhu'l-azîm.Sadakallâhu'l-azîm. Sübhâne rabbike rabbi'l-ızzeti ammâ yasıfûn. Ve selâmün ale'l-mürselîn.

Sübhâne rabbike rabbi'l-ızzeti ammâ yasıfûn. Ve selâmün ale'l-mürselîn.
Ve'l-hamdü li'llâhi rabbi'l-âlemîn.Ve'l-hamdü li'llâhi rabbi'l-âlemîn. Sübhâne rabbiye'l-aliyyi'l-a‘le'l-vehhâb.Sübhâne rabbiye'l-aliyyi'l-a‘le'l-vehhâb. Elhamdülillâhi hakka hamdih. Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ hayri halkıhî Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.Elhamdülillâhi hakka hamdih. Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ hayri halkıhî Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. Ve men tebi‘ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.Ve men tebi‘ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Yâ Rabbenâ, yâ Rabbenâ, yâ Rabbe'l-âlemîn!

Yâ Rabbenâ, yâ Rabbenâ, yâ Rabbe'l-âlemîn!
Günahlarımızı afveyle. İbadetlerimizi kabul eyle. Hatmimizi lütfunla kereminle ahsen-i kabul ile makbul eyle.Günahlarımızı afveyle. İbadetlerimizi kabul eyle. Hatmimizi lütfunla kereminle ahsen-i kabul ile makbul eyle. Şu aciz, naçiz ibadet ve taatlerimize ecr-i cezîl, sevab-ı kesîr ihsan eyle.Şu aciz, naçiz ibadet ve taatlerimize ecr-i cezîl, sevab-ı kesîr ihsan eyle. Rahmetine, rızana ermemize vesile eyle.Rahmetine, rızana ermemize vesile eyle. Hâsıl olan ecr ü mesûbâtı evvelâ Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'e hediye eyledik, şu anda vâsıl eyle.Hâsıl olan ecr ü mesûbâtı evvelâ Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'e hediye eyledik, şu anda vâsıl eyle. Peygamber Efendimiz'in mübarek âlinin, pak ashabının, cümle etbaının ve sair enbiya ve mürselînin ve cümle evliyaullahınPeygamber Efendimiz'in mübarek âlinin, pak ashabının, cümle etbaının ve sair enbiya ve mürselînin ve cümle evliyaullahın ve hassaten ümmet-i Muhammed'in mürşitleri, verese-i nebi, ulema-i muhakkikîn, meşâyih-i vâsılîn, sâdât-ı turuk-ı aliyyemizinve hassaten ümmet-i Muhammed'in mürşitleri, verese-i nebi, ulema-i muhakkikîn, meşâyih-i vâsılîn, sâdât-ı turuk-ı aliyyemizin ve halifelerinin, müridlerinin, muhiblerinin ruhlarına hediye eyledik, vasıl eyle.ve halifelerinin, müridlerinin, muhiblerinin ruhlarına hediye eyledik, vasıl eyle. Fatihlerin, şehitlerin, gazilerin, mücahitlerin, ashâb-ı hayrat u hasenatın ruhlarına ikram eyle.Fatihlerin, şehitlerin, gazilerin, mücahitlerin, ashâb-ı hayrat u hasenatın ruhlarına ikram eyle. Ve hassaten "Âmin" diyen kardeşlerimizin ahirete göçmüş cümle sevdiklerinin ve yakınlarının ruhlarına ikram eyle.Ve hassaten "Âmin" diyen kardeşlerimizin ahirete göçmüş cümle sevdiklerinin ve yakınlarının ruhlarına ikram eyle. Sair mü'minîn ve mü'minât ve müslimîn ve müslimâta da dereceleri üzere ikram eyleyipSair mü'minîn ve mü'minât ve müslimîn ve müslimâta da dereceleri üzere ikram eyleyip cümlesinin kabirlerini pürnûr eyle, ruhlarını mesrûr eyle, makamlarını a‘lâ, derecelerini yüksek eyle.cümlesinin kabirlerini pürnûr eyle, ruhlarını mesrûr eyle, makamlarını a‘lâ, derecelerini yüksek eyle. Yâ Rabbe'l-âlemîn, bizlere de sevdiğin kul olmayı nasip eyle.Yâ Rabbe'l-âlemîn, bizlere de sevdiğin kul olmayı nasip eyle. Sevdiğin amelleri işlemeyi nasip eyle. Sevdiğin ilimlerle mücehhez eyle.Sevdiğin amelleri işlemeyi nasip eyle. Sevdiğin ilimlerle mücehhez eyle. Cümlemizi dinde fakih eyle. Hakkı hak olarak görüp uymayı nasip eyle;Cümlemizi dinde fakih eyle. Hakkı hak olarak görüp uymayı nasip eyle; batılı batıl görüp ondan korunmayı nasip eyle.batılı batıl görüp ondan korunmayı nasip eyle. Cümlemize sıhhat ü afiyetler ihsan eyle.Cümlemize sıhhat ü afiyetler ihsan eyle. Hastalarımıza acilen şifalar, devalar nasip eyle. Dertlilerimize çareler ihsan eyle.Hastalarımıza acilen şifalar, devalar nasip eyle. Dertlilerimize çareler ihsan eyle. Her işimizin önünü, sonunu hayreyle.Her işimizin önünü, sonunu hayreyle. Bizi hayırlarla meşgul eyle,Bizi hayırlarla meşgul eyle, her türlü şerden mahfuz eyle.her türlü şerden mahfuz eyle. Cümlemize hayırlı, uzun ömürler ihsan eyle.Cümlemize hayırlı, uzun ömürler ihsan eyle. Helal, temiz, pak rızıklar nasip eyle.Helal, temiz, pak rızıklar nasip eyle. Ömrümüz sona erdiğinde iman-ı kâmil ile sevdiğin bir kul olarak, ve buyrun beraber diyelim:Ömrümüz sona erdiğinde iman-ı kâmil ile sevdiğin bir kul olarak, ve buyrun beraber diyelim: "Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh" diye diye,

"Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh" diye diye,
kelimeteyn-i şehâdeteyni getire getire mü'min-i kâmiller olarak göçmeyi nasip eyle.kelimeteyn-i şehâdeteyni getire getire mü'min-i kâmiller olarak göçmeyi nasip eyle. Yâ Rabbi kabirlerimizi cennet bahçeleri eyle.Yâ Rabbi kabirlerimizi cennet bahçeleri eyle. Kabirden kalktığımız zaman bizi böylece bu cemaatimizle Peygamber Efendimiz'inKabirden kalktığımız zaman bizi böylece bu cemaatimizle Peygamber Efendimiz'in Livâü'l-Hamd'i altında haşr ü cem eyle.Livâü'l-Hamd'i altında haşr ü cem eyle. Yâ Rabbe'l-âlemîn, Efendimiz'e Havz-ı Kevser'i başında mülâkî eyle.

Yâ Rabbe'l-âlemîn, Efendimiz'e Havz-ı Kevser'i başında mülâkî eyle.
Peygamber Efendimiz'le beraber dühûl-i evvelîn ile cennât-ı âliyâta dahil eyleyipPeygamber Efendimiz'le beraber dühûl-i evvelîn ile cennât-ı âliyâta dahil eyleyip türlü cennet nimetleriyle cümlemizi mütenaim eyle.türlü cennet nimetleriyle cümlemizi mütenaim eyle. Bi-hürmeti esmâike'l-hüsnâ ve habîbike'l-müctebâ ve bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-Fâtihah...

Bi-hürmeti esmâike'l-hüsnâ ve habîbike'l-müctebâ ve bi-hürmeti esrâr-ı sûreti'l-Fâtihah...
Soru: Soru sormuş bir kardeşimiz, diyor ki: "İntisap ve biat ne demektir? Aynı anlamda kullanılabilir mi?

Soru: Soru sormuş bir kardeşimiz, diyor ki: "İntisap ve biat ne demektir? Aynı anlamda kullanılabilir mi?
Bir kişiye biat, başka bir kişiye intisap edilebilir mi?"Bir kişiye biat, başka bir kişiye intisap edilebilir mi?" Cevap: Aziz ve muhterem kardeşlerim! Mühim bir sorudur.

Cevap: Aziz ve muhterem kardeşlerim! Mühim bir sorudur.
Cevabını vereyim; durumu müsait olanlar can kulağıyla dinlesinler.Cevabını vereyim; durumu müsait olanlar can kulağıyla dinlesinler. İntisap demek: Bir kimseye nispet olunmak, bağlanmak demektir.

İntisap demek: Bir kimseye nispet olunmak, bağlanmak demektir.
Biat da alışveriş yapar gibi efendim el tutup söz vermek demektir.Biat da alışveriş yapar gibi efendim el tutup söz vermek demektir. Bu ikisi aynıdır.Bu ikisi aynıdır. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'e ashâb-ı kirâmın kadınları ve erkekleri hepsi biat etmişlerdir, hepsi.

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'e ashâb-ı kirâmın kadınları ve erkekleri hepsi biat etmişlerdir, hepsi.
Zaten Peygamber Efendimiz'e bağlanmayan, O'nun hükmüne bile razı olmayan imanda olmaz.

Zaten Peygamber Efendimiz'e bağlanmayan, O'nun hükmüne bile razı olmayan imanda olmaz.
Yani muhakkak öyle olacak.Yani muhakkak öyle olacak. Peygamber Efendimiz'e biat etmişlerdir.Peygamber Efendimiz'e biat etmişlerdir. Peygamber Efendimiz'den sonra Ebubekir Sıddık Efendimiz'e biat etmişlerdir.Peygamber Efendimiz'den sonra Ebubekir Sıddık Efendimiz'e biat etmişlerdir. İhtilaf olmamıştır; bazı kırılmalar vesaireler, çeşitli sözler olmuşsa da herkes kabul etmiştirİhtilaf olmamıştır; bazı kırılmalar vesaireler, çeşitli sözler olmuşsa da herkes kabul etmiştir Ebubekir Sıddık Efendimiz'in Peygamber Efendimiz'in halifesi olduğunu, makamına kaim olduğunu kabul etmiştir.Ebubekir Sıddık Efendimiz'in Peygamber Efendimiz'in halifesi olduğunu, makamına kaim olduğunu kabul etmiştir. Ondan sonra Hulefâ-yi Râşidîn'e biat etmişlerdir sırasıyla.Ondan sonra Hulefâ-yi Râşidîn'e biat etmişlerdir sırasıyla. Fakat Hazret-i Hüseyin Efendimiz'e biat edilmek bahis konusu olduğu zaman;

Fakat Hazret-i Hüseyin Efendimiz'e biat edilmek bahis konusu olduğu zaman;
zaten Hazret-i Ali Efendimiz'e biat edildiği zaman bazı kimseler razı gelmeyip de ayrılık gayrılık çıkarttıklarından büyük facialar meydana gelmişti.zaten Hazret-i Ali Efendimiz'e biat edildiği zaman bazı kimseler razı gelmeyip de ayrılık gayrılık çıkarttıklarından büyük facialar meydana gelmişti. O mübarek Peygamber Efendimiz'in torununu ailesiyle, çocuklarıyla, kadınlarıyla, bebekleriyle katletmişlerdir,

O mübarek Peygamber Efendimiz'in torununu ailesiyle, çocuklarıyla, kadınlarıyla, bebekleriyle katletmişlerdir,
büyük cinayetler işlenmiştir Kerbela faciasını biliyorsunuz.büyük cinayetler işlenmiştir Kerbela faciasını biliyorsunuz. Halbuki Kûfe ahalisi: "Gel bizim başımıza, seni efendim biz başımıza şey yapmak istiyoruz, sana bağlanmak istiyoruz" filan demişlerdi.Halbuki Kûfe ahalisi: "Gel bizim başımıza, seni efendim biz başımıza şey yapmak istiyoruz, sana bağlanmak istiyoruz" filan demişlerdi. Ondan sonra onları öldüren kimseler kahren ve gadren ve zulmen Müslümanların başına geçmişlerdir.Ondan sonra onları öldüren kimseler kahren ve gadren ve zulmen Müslümanların başına geçmişlerdir. Müslümanların efendim şeylerini, itiraz edenlerini şehit etmişlerdir.Müslümanların efendim şeylerini, itiraz edenlerini şehit etmişlerdir. Hatta onların valileri Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in mescidinin kapılarını tutup:Hatta onların valileri Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in mescidinin kapılarını tutup: "Ya böyle bizim istediğimiz herife şey yaparsınız, bağlanırsınız ya da şu kapıdan sağ çıkamazsınız, hepinizi keseriz" filan demişlerdir."Ya böyle bizim istediğimiz herife şey yaparsınız, bağlanırsınız ya da şu kapıdan sağ çıkamazsınız, hepinizi keseriz" filan demişlerdir. Tabii bu zoraki bağlılığın dindeki Peygamber Efendimiz'e bağlanmakla, halifelerine bağlanmakla hiçbir ilgisi yoktur; bu zulümdür.

Tabii bu zoraki bağlılığın dindeki Peygamber Efendimiz'e bağlanmakla, halifelerine bağlanmakla hiçbir ilgisi yoktur; bu zulümdür.
Yani onlara bağlanmak da gerekmez.Yani onlara bağlanmak da gerekmez. Peygamber Efendimiz'in makamına kaim olanlar, O'nun yerine geçenler ulema olduğu için;Peygamber Efendimiz'in makamına kaim olanlar, O'nun yerine geçenler ulema olduğu için; "El-ulemâü veresetü'l-enbiyâ" dendiğinden, "Âlimler peygamberlerin varisleridir" dendiğinden;"El-ulemâü veresetü'l-enbiyâ" dendiğinden, "Âlimler peygamberlerin varisleridir" dendiğinden; ondan sonra Peygamber Efendimiz'den sonraki bu karışıklıkların arkasından âlimlere biat silsileyle gelmiştir.ondan sonra Peygamber Efendimiz'den sonraki bu karışıklıkların arkasından âlimlere biat silsileyle gelmiştir. O âlimlere biatın bir adı da intisap olmuştur.O âlimlere biatın bir adı da intisap olmuştur. Ve: "Senin emrindeyiz, senin sözünü dinliyoruz" demişlerdir.Ve: "Senin emrindeyiz, senin sözünü dinliyoruz" demişlerdir. Hatta onlara "Sultan" lakabını vermişlerdir:Hatta onlara "Sultan" lakabını vermişlerdir: Efendim Hacı Bayram Sultan, efendim bilmem Mevlânâ Sultan veyahut bilmem ne diye böyle bu isimlerleEfendim Hacı Bayram Sultan, efendim bilmem Mevlânâ Sultan veyahut bilmem ne diye böyle bu isimlerle öyle şey yaparak; bunlar manevi hayatın sultanlarıdır diye şey yapmışlardır.öyle şey yaparak; bunlar manevi hayatın sultanlarıdır diye şey yapmışlardır. Dünya hayatındaki o zalim, gâsıp yöneticilere de güçleri yetmediği için mazlum

Dünya hayatındaki o zalim, gâsıp yöneticilere de güçleri yetmediği için mazlum
boyunlarını bükmüşlerdir; başka bir çareleri olmamıştır.boyunlarını bükmüşlerdir; başka bir çareleri olmamıştır. Demek ki Müslümanların aslında efendim bağlanmaları bir tek yereydi Peygamber Efendimiz'in zamanında.Demek ki Müslümanların aslında efendim bağlanmaları bir tek yereydi Peygamber Efendimiz'in zamanında. Ondan sonra da bunun böyle ikileşmesi, üçleşmesi diye bir şey bahis konusu değildir; sadeceOndan sonra da bunun böyle ikileşmesi, üçleşmesi diye bir şey bahis konusu değildir; sadece ortada bir zulüm ve haksızlık bahis konusudur.ortada bir zulüm ve haksızlık bahis konusudur. Zaten Kur'an-ı Kerim'de buyruluyor ki:

Zaten Kur'an-ı Kerim'de buyruluyor ki:
"Lev kâne fîhimâ âlihetün illa'llâhu le-fesedetâ.""Lev kâne fîhimâ âlihetün illa'llâhu le-fesedetâ." Yani eğer kainatın yönetiminde başka başka ilahlar olsaydı,Yani eğer kainatın yönetiminde başka başka ilahlar olsaydı, o zaman kainatın nizamı fesada uğrardı, karmakarışık olurdu; birçok yerden emir alınmaz.o zaman kainatın nizamı fesada uğrardı, karmakarışık olurdu; birçok yerden emir alınmaz. İnsan bir yere bağlandı mı ne diye bağlanıyor:İnsan bir yere bağlandı mı ne diye bağlanıyor: "Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'in vekilidir" diye bağlanıyor."Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'in vekilidir" diye bağlanıyor. O sevgiyle, o saygıyla onun buyruğuna giriyor; sözü,O sevgiyle, o saygıyla onun buyruğuna giriyor; sözü, onun sözünü dinlemeye razı oluyor.onun sözünü dinlemeye razı oluyor. Zaten de: "Zamanının imamını bilmeyen cahiliye ölümüyle ölür" dendiğindenZaten de: "Zamanının imamını bilmeyen cahiliye ölümüyle ölür" dendiğinden Müslümanların da böyle bir başıboş halde olmamaları tavsiye edilmiş oluyor.Müslümanların da böyle bir başıboş halde olmamaları tavsiye edilmiş oluyor. O bakımdan peygamberlik makamına varis olan yerlere biat edilir; işin aslı odur.O bakımdan peygamberlik makamına varis olan yerlere biat edilir; işin aslı odur. Ötekiler birtakım efendim siyasi gadirlerdir, haksızlıklardır, savaşlardır.Ötekiler birtakım efendim siyasi gadirlerdir, haksızlıklardır, savaşlardır. Bir sultanın birçok oğlu çıkmıştır; birbirleriyle saltanat kavgaları yapmışlardır.Bir sultanın birçok oğlu çıkmıştır; birbirleriyle saltanat kavgaları yapmışlardır. O öyle olmuştur, bu böyle olmuştur.O öyle olmuştur, bu böyle olmuştur. Müslüman Müslümanla, Müslüman devlet Müslüman devletle çarpışa çarpışa tarihin içi cinayetlerle dolmuştur,Müslüman Müslümanla, Müslüman devlet Müslüman devletle çarpışa çarpışa tarihin içi cinayetlerle dolmuştur, kardeş öldürmelerle dolmuştur; kardeş katilleriyle efendim dolmuştur.kardeş öldürmelerle dolmuştur; kardeş katilleriyle efendim dolmuştur. O bakımdan onların dinle, imanla hiçbir ilgisi alakası yoktur.O bakımdan onların dinle, imanla hiçbir ilgisi alakası yoktur. Bir Müslümanın öbür yandan meseleye bakacak olursak, itaat edeceği bir tek yer vardır:

Bir Müslümanın öbür yandan meseleye bakacak olursak, itaat edeceği bir tek yer vardır:
Allahu Teâlâ Hazretleri ve Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'in bir kesin buyruğu vardır:Allahu Teâlâ Hazretleri ve Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'in bir kesin buyruğu vardır: "Lâ tâ‘ate li-mahlûkın fî ma‘siyeti'l-hâlık.""Lâ tâ‘ate li-mahlûkın fî ma‘siyeti'l-hâlık." Allah'a isyanda hiçbir kimseye itaat olunmaz!Allah'a isyanda hiçbir kimseye itaat olunmaz! Amiri olsa, babası olsa, kocası olsa, reisi olsa, başkanı olsa, daire başkanı olsa, bakanı olsa, reisicumhuru olsaAmiri olsa, babası olsa, kocası olsa, reisi olsa, başkanı olsa, daire başkanı olsa, bakanı olsa, reisicumhuru olsa ve bilmem nesi olsa; isyan konusunda, günah konusunda söz dinlenmez!ve bilmem nesi olsa; isyan konusunda, günah konusunda söz dinlenmez! Bugünkü kanunlarda da buna benzer şeyler vardır.

Bugünkü kanunlarda da buna benzer şeyler vardır.
Mesela bir amir bir memuruna gayrikanuni bir şey emredebilir mi? Edemez.Mesela bir amir bir memuruna gayrikanuni bir şey emredebilir mi? Edemez. Ederse memur dinlemek zorunda mıdır? Hayır, dinlemeyecek derler.Ederse memur dinlemek zorunda mıdır? Hayır, dinlemeyecek derler. Yani usul, mantıki usul bu düzene de, bu düzenlere de intikal etmiştir.Yani usul, mantıki usul bu düzene de, bu düzenlere de intikal etmiştir. Onun için esas itaat Allah'adır.Onun için esas itaat Allah'adır. Millet hiç başka şeye şaşırmasın, başka tarafa gitmesin; itaat Allah'adır.Millet hiç başka şeye şaşırmasın, başka tarafa gitmesin; itaat Allah'adır. Allah'a itaat etmenin yolu da şeriata bağlanmak, Kur'an-ı Kerim'e bağlanmak,

Allah'a itaat etmenin yolu da şeriata bağlanmak, Kur'an-ı Kerim'e bağlanmak,
Resûlullah'ın efendim hadislerine bağlanmaktır.Resûlullah'ın efendim hadislerine bağlanmaktır. Bu bağlanmak da tabii herkesin kolayca Kur'an'dan hüküm çıkarması,Bu bağlanmak da tabii herkesin kolayca Kur'an'dan hüküm çıkarması, hadisleri anlaması mümkün olmadığından; onları en güzel anlatabilecek insana bağlanmak şeklinde tecelli eder.hadisleri anlaması mümkün olmadığından; onları en güzel anlatabilecek insana bağlanmak şeklinde tecelli eder. Onun için: "Etîullâhe ve etîu'r-resûle ve üli'l-emri minküm" ayetinin tefsirinde ulema demişlerdir ki:Onun için: "Etîullâhe ve etîu'r-resûle ve üli'l-emri minküm" ayetinin tefsirinde ulema demişlerdir ki: "Ülü'l-emr hakikatte âlimlerdir.""Ülü'l-emr hakikatte âlimlerdir." Yani Allah'a... Allah'a itaat edeceğiz, tamam.

Yani Allah'a... Allah'a itaat edeceğiz, tamam.
Allah'a itaatın şekli Peygamber Efendimiz'in zamanında Peygamber Efendimiz'e ittiba şeklindeydi;Allah'a itaatın şekli Peygamber Efendimiz'in zamanında Peygamber Efendimiz'e ittiba şeklindeydi; ondan sonra da O'nun varislerine ve ülü'l-emre ittiba tarzında olacak.ondan sonra da O'nun varislerine ve ülü'l-emre ittiba tarzında olacak. Ülü'l-emr ise aslında gerçekte âlimlerdir. E başka kimselere ittiba.Ülü'l-emr ise aslında gerçekte âlimlerdir. E başka kimselere ittiba. Başka kimselere ittiba ikilik yaratır, ihtilaf çıkartır. Birisi bir şey söyler ötekisiBaşka kimselere ittiba ikilik yaratır, ihtilaf çıkartır. Birisi bir şey söyler ötekisi başka bir şey söylerse nizam-ı alem fesada uğrar.başka bir şey söylerse nizam-ı alem fesada uğrar. O bakımdan bu ikisi arasında bir fark yoktur.O bakımdan bu ikisi arasında bir fark yoktur. İkisi aynı manayadır, aynı şeye delalet ederler, medlûlleri aynıdır.İkisi aynı manayadır, aynı şeye delalet ederler, medlûlleri aynıdır. Birisine biat, birisine intisap olmaz; o zaman aralarında ihtilaf olur, karmakarışık olur.Birisine biat, birisine intisap olmaz; o zaman aralarında ihtilaf olur, karmakarışık olur. İnsanın yani bağlandığı bir tek yerdir; başka şeylerin aslı esası yoktur.İnsanın yani bağlandığı bir tek yerdir; başka şeylerin aslı esası yoktur. Peki öyle derse ne olur?

Peki öyle derse ne olur?
Yani öyle de olsun, öyle de olsun derse o da bid‘at olur; uydurma bir şey olur.Yani öyle de olsun, öyle de olsun derse o da bid‘at olur; uydurma bir şey olur. Dini gerçeklere uygun olmayan bir şey olur.Dini gerçeklere uygun olmayan bir şey olur. Âlime ittiba etmeyip de başkasına ittibayı tavsiye eden kimse de laikçeÂlime ittiba etmeyip de başkasına ittibayı tavsiye eden kimse de laikçe bir düşünce tarzıyla dini şeye efendim nizama bir başka 20. yüzyılın yeni bir bid‘at nizamını getirmiş, sokmuş olur.bir düşünce tarzıyla dini şeye efendim nizama bir başka 20. yüzyılın yeni bir bid‘at nizamını getirmiş, sokmuş olur. Allah ıslah etsin.Allah ıslah etsin. Birisi bir başka soru getirdi:

Birisi bir başka soru getirdi:
Soru: "Fındık temel besin maddesi olmadığı için öşrü verilmez diyorlar.

Soru: "Fındık temel besin maddesi olmadığı için öşrü verilmez diyorlar.
Bir de öşrün onda yedisini yani devlet alıyor, üçü veriliyor deniliyor.Bir de öşrün onda yedisini yani devlet alıyor, üçü veriliyor deniliyor. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız?" diye sormuş kardeşimiz.Bu konuda bizi aydınlatır mısınız?" diye sormuş kardeşimiz. Cevap: Fındık temel besin maddesi olmak şartı yoktur öşürde.

Cevap: Fındık temel besin maddesi olmak şartı yoktur öşürde.
Temel besin maddesi olsun, hiç besin maddesi olmasın fark etmez.Temel besin maddesi olsun, hiç besin maddesi olmasın fark etmez. Yani mesela keten, kenevir ekse insan; bu yenmez, içilmez.Yani mesela keten, kenevir ekse insan; bu yenmez, içilmez. daha başka bir endüstri bitkisi ekse —yani yenilmeyen içilmeyen—daha başka bir endüstri bitkisi ekse —yani yenilmeyen içilmeyen— kazanç maksadıyla ekilip biçilen her şeyde öşür vardır.kazanç maksadıyla ekilip biçilen her şeyde öşür vardır. Onda birdir kendiliğinden bitiyorsa, yani bir zorlama yoksa; suyu özel çekerek zahmetli oluyorsa,Onda birdir kendiliğinden bitiyorsa, yani bir zorlama yoksa; suyu özel çekerek zahmetli oluyorsa, onun masrafı olduğu zaman yirmide birdir.onun masrafı olduğu zaman yirmide birdir. Arazi-i öşriyyeden —yani öşür alınması gereken araziden— efendim çıkan mahsulün onda birini,Arazi-i öşriyyeden —yani öşür alınması gereken araziden— efendim çıkan mahsulün onda birini, mahsulün cinsi ne olursa olsun: Buğday, arpa, fındık, pırasa, lahana, efendim keten, kenevir, susam, mercimekmahsulün cinsi ne olursa olsun: Buğday, arpa, fındık, pırasa, lahana, efendim keten, kenevir, susam, mercimek veyahut pamuk —mesela yenmeyen bir şey, pamuk— efendim filan her ne olursa olsun bunların hepsinin şeyi vardır, öşrü vardır.veyahut pamuk —mesela yenmeyen bir şey, pamuk— efendim filan her ne olursa olsun bunların hepsinin şeyi vardır, öşrü vardır. Yani öşür, zekatın arazi mahsulatından alınma şeklidir.Yani öşür, zekatın arazi mahsulatından alınma şeklidir. Öşür onda bir demektir kelime olarak manası, onda bir demektir.Öşür onda bir demektir kelime olarak manası, onda bir demektir. Demek ki arazi mahsulatının zekatı onda bir oluyormuş ve özel adı öşür oluyormuş.Demek ki arazi mahsulatının zekatı onda bir oluyormuş ve özel adı öşür oluyormuş. Arazi mahsulünün illa gıda maddesi olma mecburiyeti yoktur.Arazi mahsulünün illa gıda maddesi olma mecburiyeti yoktur. Binaenaleyh fındık da kazanç getiren bir ziraat şeyi ve bazı bölgelerimizin başlıca geçim şeyi olması dolayısıylaBinaenaleyh fındık da kazanç getiren bir ziraat şeyi ve bazı bölgelerimizin başlıca geçim şeyi olması dolayısıyla fındığın da şeyi vardır; efendim öşrü vardır, onun da verilmesi gerekiyor.fındığın da şeyi vardır; efendim öşrü vardır, onun da verilmesi gerekiyor. Şeye gelince; efendim ondan alınan vergilerin durumuna gelince: "Onda yedisini..."

Şeye gelince; efendim ondan alınan vergilerin durumuna gelince: "Onda yedisini..."
Parantez açmış: "Onda yedisini yani birin onda yedisi..."Parantez açmış: "Onda yedisini yani birin onda yedisi..." Birin onda yedisi; binde yedi mi demek istiyor? Evet...Birin onda yedisi; binde yedi mi demek istiyor? Evet... Yani onda dokuzu gene öşür olarak kalıyor da onun içinde birin de onda yedisini devlet alıyor.Yani onda dokuzu gene öşür olarak kalıyor da onun içinde birin de onda yedisini devlet alıyor. Şimdi devletin aldığının adı öşür değildir, devlet vergi alıyor.Şimdi devletin aldığının adı öşür değildir, devlet vergi alıyor. Devlet vergi aldıktan sonra da bunu efendim öşrün ve zekatın sarf yerlerine sarf etmiyor.Devlet vergi aldıktan sonra da bunu efendim öşrün ve zekatın sarf yerlerine sarf etmiyor. Yani devlet parayı aldığı zaman onunla isterse gidip mesela Müslüman'ın tasvip etmeyeceği bira fabrikası bile kurabiliyor,Yani devlet parayı aldığı zaman onunla isterse gidip mesela Müslüman'ın tasvip etmeyeceği bira fabrikası bile kurabiliyor, Tekel'i işletebiliyor, başka işler yapabiliyor; biz ona karışamayız.Tekel'i işletebiliyor, başka işler yapabiliyor; biz ona karışamayız. Yani zekatın kullanım şeyine de uymuyor. O verdiği ayrı bir vergidir,Yani zekatın kullanım şeyine de uymuyor. O verdiği ayrı bir vergidir, kişinin öşrünü vermesi lazım. Yani onda bir, mahsulatının onda birini vermesi lazım.kişinin öşrünü vermesi lazım. Yani onda bir, mahsulatının onda birini vermesi lazım. "Ha, sen bu onda birin içinden de —yani öşrü şu kadarla ayırdın mahsulünün, bu öşür—

"Ha, sen bu onda birin içinden de —yani öşrü şu kadarla ayırdın mahsulünün, bu öşür—
bu öşrün içinden de devlete verdiğimizden bu kadarını bir tarafa ayırırım, nasıl olsa veriliyor..."bu öşrün içinden de devlete verdiğimizden bu kadarını bir tarafa ayırırım, nasıl olsa veriliyor..." Veriliyor ama yani o, bu öşrün kullanım yerlerine sarf edilmediği için bir tehlikeli bir şey olur.Veriliyor ama yani o, bu öşrün kullanım yerlerine sarf edilmediği için bir tehlikeli bir şey olur. Artık onu da sineye çekecek, ötekisini de sineye çekecek; bunu da verecek, ihtiyatlı olan budur.Artık onu da sineye çekecek, ötekisini de sineye çekecek; bunu da verecek, ihtiyatlı olan budur. Allah kabul etsin, Allah hepinizden razı olsun. El-Fâtiha!

Allah kabul etsin, Allah hepinizden razı olsun. El-Fâtiha!
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2