Namaz Vakitleri
İstanbul
11 Rebîü'l-Evvel 1448
24 August 2026
İmsak
04:42
Güneş
06:16
Öğle
13:12
İkindi
16:56
Akşam
19:58
Yatsı
21:25
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Din neyse öyle öğretir.Din neyse öyle öğretir. İki, devletin dini öğrenmesi.İki, devletin dini öğrenmesi. Bir tanesini de şu anda toparlayamadım.Bir tanesini de şu anda toparlayamadım. Yani devlete bağlı din şeyine getiriyor şeyde.Yani devlete bağlı din şeyine getiriyor şeyde. Yani laiklikte şey serbest oluyor daYani laiklikte şey serbest oluyor da laik sistemdelaik sistemde din de ayrı oluyor devlet de ayrı oluyordin de ayrı oluyor devlet de ayrı oluyor o serbest oluyor ikisi serbest oluyor.o serbest oluyor ikisi serbest oluyor. Bir dini devlet var.

Bir dini devlet var.
O da bir tanesi de oluyor yani her şey dine göre tanzim ediliyor. O da bir tanesi de oluyor yani her şey dine göre tanzim ediliyor. Bir de devlete bağlı din var. Bir de devlete bağlı din var. Bunun en kötüsü devlete bağlı din. Bunun en kötüsü devlete bağlı din. Çünkü devlet kendi dini değil dine sahip çıkarsa tepedenÇünkü devlet kendi dini değil dine sahip çıkarsa tepeden o zaman bu diyor demirperde gerisindedir umumiyetlero zaman bu diyor demirperde gerisindedir umumiyetler demirperde gerisindeki ülkelerdedir.demirperde gerisindeki ülkelerdedir. Evet, Moskova'da bir şey vardır din adamı kadrosu vardır.Evet, Moskova'da bir şey vardır din adamı kadrosu vardır. İllerde eyaletlerde bir takım din adamları vardır.İllerde eyaletlerde bir takım din adamları vardır. Hatta, hacca gönderirler sarıkla, cübbeyle,Hatta, hacca gönderirler sarıkla, cübbeyle, filanca yer müftüsü, falanca yer müftüsü diye... Ama filanca yer müftüsü, falanca yer müftüsü diye... Ama adam gittiği yerde komünizm propagandası yapar.adam gittiği yerde komünizm propagandası yapar. Neden? Çünkü orada din devlete bağlı...Neden? Çünkü orada din devlete bağlı... Devletin, hizmetinde, kırbacının altında...Devletin, hizmetinde, kırbacının altında... Bunu böyle yapacaksın, şöyle olacak, böyle olacak denilir.Bunu böyle yapacaksın, şöyle olacak, böyle olacak denilir. Bu sistemlerin hangisi en güzel?

Bu sistemlerin hangisi en güzel?
Dine bağlı olanı tabii, elbette.Dine bağlı olanı tabii, elbette. Yâni dindar olduğumuza göre, her şey Allah-u Teâlâ Hazretleri’nin emrettiği gibi olsun.Yâni dindar olduğumuza göre, her şey Allah-u Teâlâ Hazretleri’nin emrettiği gibi olsun. Her şeyin Allah’ın emrine, Rasûlüllah’ın emrine uygun olarak düzenlenmesi en idealdir.Her şeyin Allah’ın emrine, Rasûlüllah’ın emrine uygun olarak düzenlenmesi en idealdir. Orta karar olan şey, hiç olmazsa hür olmaktır.Orta karar olan şey, hiç olmazsa hür olmaktır. En berbatı da, boyunduruk altına girmektir.En berbatı da, boyunduruk altına girmektir. O zaman adamlar: “Şu ayeti söyleyemezsin, bunu çıkar!O zaman adamlar: “Şu ayeti söyleyemezsin, bunu çıkar! Bunu konuşamazsın, şunu şöyle yapma, bunu böyle etme!” derler. Bunu konuşamazsın, şunu şöyle yapma, bunu böyle etme!” derler. En berbat olan durum da bu...En berbat olan durum da bu... Şimdi bu berbat duruma düşmemek için, biz kendimiz,

Şimdi bu berbat duruma düşmemek için, biz kendimiz,
evlatlarımızı güzel yetiştirir de, onlar vasıtasıylaevlatlarımızı güzel yetiştirir de, onlar vasıtasıyla böyle hür olarak her yerde anlatırsak;böyle hür olarak her yerde anlatırsak; inşaallah Allah’ın emirleri çarpıtılmaz,inşaallah Allah’ın emirleri çarpıtılmaz, rayından çıkartılmaz,rayından çıkartılmaz, yanlış istikametlere sevk edilmez, söylenmez.yanlış istikametlere sevk edilmez, söylenmez. Ben hatırlıyorum, Güzel Sanatlar Akademisi’nde bir kitap yayınlanmış;

Ben hatırlıyorum, Güzel Sanatlar Akademisi’nde bir kitap yayınlanmış;
“İslâm’da resim yasağı yoktur.” diyor.“İslâm’da resim yasağı yoktur.” diyor. Şimdi ev sahibi Mete Hoca bilir bu işleri.Şimdi ev sahibi Mete Hoca bilir bu işleri. Halbuki müslümanlar bilir ki,Halbuki müslümanlar bilir ki, “Allah-u Teâlâ Hazretleri tasvir yapanlara lanet ediyor.”“Allah-u Teâlâ Hazretleri tasvir yapanlara lanet ediyor.” diye hadis-i şerif var... Yâni, İslâm’da aşikâr bir şekilde,diye hadis-i şerif var... Yâni, İslâm’da aşikâr bir şekilde, herkesin bildiği bir tarzda yasak...herkesin bildiği bir tarzda yasak... Ama bu kitap yazmış, yasak değil diyor. Neden?Ama bu kitap yazmış, yasak değil diyor. Neden? Kitabı Güzel Sanatlar Akademisi neşrettiği için, mecbur... Kitabı Güzel Sanatlar Akademisi neşrettiği için, mecbur... Orada heykel yapıyorlar, Orada heykel yapıyorlar, bilmem ne yapıyorlar;bilmem ne yapıyorlar; yazarı öyle demek zorunda... yazarı öyle demek zorunda... İşte bu, dinin en tehlikeli hali...İşte bu, dinin en tehlikeli hali... Yani dine karşı en büyük şey bu.

Yani dine karşı en büyük şey bu.
Çünkü dinin hükmü başka,Çünkü dinin hükmü başka, fakat belli bir sebepten dolayı o değiştiriyor, şöyle gösteriyor. fakat belli bir sebepten dolayı o değiştiriyor, şöyle gösteriyor. Evet. Makina, böyle kırmızı, bu da mı? Fotoğrafın bir mahsudu. Evet. Makina, böyle kırmızı, bu da mı? Fotoğrafın bir mahsudu. Evet, yaniEvet, yani din baskı altına alınmaz. Dini bilgi tazyik ile yamultulmaz,din baskı altına alınmaz. Dini bilgi tazyik ile yamultulmaz, eksik gösterilmez, ters gösterilmez.eksik gösterilmez, ters gösterilmez. Her şey neyse bilimsel olarak, dosdoğru ortaya konulur.Her şey neyse bilimsel olarak, dosdoğru ortaya konulur. “—İslâm faizi yasaklamamıştır.”

“—İslâm faizi yasaklamamıştır.”
Yasaklamıştır, bal gibi yasaklamıştır.Yasaklamıştır, bal gibi yasaklamıştır. “—E canım, Kur’an-ı Kerim’de ribâ yasaklanıyor.”

“—E canım, Kur’an-ı Kerim’de ribâ yasaklanıyor.”
Sen kelime oyunu yapma, ribâ da faiz demektir.

Sen kelime oyunu yapma, ribâ da faiz demektir.
O zaman faiz kelimesi kullanılmamış amaO zaman faiz kelimesi kullanılmamış ama Kur’an-ı Kerim’de bazı kelimeler, meselâ sadaka kelimesi zekât mânâsına gelir. Kur’an-ı Kerim’de bazı kelimeler, meselâ sadaka kelimesi zekât mânâsına gelir. Kur’an-ı Kerim’in kendi vokabuleri,Kur’an-ı Kerim’in kendi vokabuleri, yâni lügatçesi farklı;yâni lügatçesi farklı; ancak alimlerin bildiği bir mesele... Yâni, sen kelime oyunlarıyla işi değiştirme;ancak alimlerin bildiği bir mesele... Yâni, sen kelime oyunlarıyla işi değiştirme; faiz yasak!faiz yasak! “—Efendim, bira içki değil!”

“—Efendim, bira içki değil!”
Niye içki değil? İçti mi bal gibi sarhoş oluyor,

Niye içki değil? İçti mi bal gibi sarhoş oluyor,
ondan sonra götürüp arabayı direğe çarpıyor.ondan sonra götürüp arabayı direğe çarpıyor. “—Efendim, alkol nisbeti azmış.”

“—Efendim, alkol nisbeti azmış.”
Az da olsa, çok da olsa içki... Zararını veriyor.

Az da olsa, çok da olsa içki... Zararını veriyor.
O bakımdan, dinin böyle rayından çıkartılması,

O bakımdan, dinin böyle rayından çıkartılması,
yönünden saptırılması en tehlikelidir.yönünden saptırılması en tehlikelidir. Buna karşı herkesin,Buna karşı herkesin, dindar olan herkesin dinini koruma hususundadindar olan herkesin dinini koruma hususunda uyanık olması ve bunu söylemesi lâzım.uyanık olması ve bunu söylemesi lâzım. Yâni, Allah’ın emri budur bu gerçeği kimse çarpıtamaz diye söylemesi gerekiyor, söylenmesi gerekiyor.Yâni, Allah’ın emri budur bu gerçeği kimse çarpıtamaz diye söylemesi gerekiyor, söylenmesi gerekiyor. O bakımdan, bunu söyleyecek bağımlı olmayan, hür insanlara ihtiyaç var...O bakımdan, bunu söyleyecek bağımlı olmayan, hür insanlara ihtiyaç var... Midesinden veya boynundan veya daha başka bir yerden

Midesinden veya boynundan veya daha başka bir yerden
bağımlı insanlar bunu söyleyemez kardeşlerim, söyleyemiyorlar. bağımlı insanlar bunu söyleyemez kardeşlerim, söyleyemiyorlar. Söyleyemediği zaman, o din adamlığı olmuyor.Söyleyemediği zaman, o din adamlığı olmuyor. Din adamlığı olabilmesi için dobra dobra gerçeklerin söylemesi lâzım! Din adamlığı olabilmesi için dobra dobra gerçeklerin söylemesi lâzım! Gerçek söylenmediği zaman, o din adamlığı olmuyor.Gerçek söylenmediği zaman, o din adamlığı olmuyor. Onun için, evlâtlarınızı güzel yetiştirin,

Onun için, evlâtlarınızı güzel yetiştirin,
kızlarınızı güzel yetiştirin. kızlarınızı güzel yetiştirin. Yâni, dini bakımdan bilgili yetiştirin.Yâni, dini bakımdan bilgili yetiştirin. Onlar gerçekleri dobra dobra söylesinler,Onlar gerçekleri dobra dobra söylesinler, şu konu yasak, bu konu sansürlü, şu konuya girme, şurayı anlatma...şu konu yasak, bu konu sansürlü, şu konuya girme, şurayı anlatma... Hatta bizim ilâhiyat fakültelerinin,Hatta bizim ilâhiyat fakültelerinin, YÖK tarafından programları yapılırken,YÖK tarafından programları yapılırken, bazı ilimlere üvey evlat muamelesi yapılıyordu. bazı ilimlere üvey evlat muamelesi yapılıyordu. Zaten ilâhiyat fakülteleri üvey evlât;Zaten ilâhiyat fakülteleri üvey evlât; ayrıca ilâhiyat fakülteleri içindede bazı ilimlereayrıca ilâhiyat fakülteleri içindede bazı ilimlere üvey evlât muamelesi yapılıyordu. Yâni birkaç kat üvey evlât...üvey evlât muamelesi yapılıyordu. Yâni birkaç kat üvey evlât... “—Hangi ilim?”

“—Hangi ilim?”
Fıkıh ilmi... Fıkıh İslâm hukuku olduğu için,

Fıkıh ilmi... Fıkıh İslâm hukuku olduğu için,
adamlar fıkıh dediğin zaman zıplıyor.adamlar fıkıh dediğin zaman zıplıyor. Yâni yerinde duramıyor gibi bir şey...Yâni yerinde duramıyor gibi bir şey... Canım bu bir ilimdir, bunun Batı’da kürsüsü vardır, okuturlar;Canım bu bir ilimdir, bunun Batı’da kürsüsü vardır, okuturlar; doğruyu bir öğret bakalım sen! Öğretmeyi dahi engelliyor. doğruyu bir öğret bakalım sen! Öğretmeyi dahi engelliyor. Nasıl engelliyor? Kadro vermiyor.Nasıl engelliyor? Kadro vermiyor. Fıkıh profesörü olma imkânı yok, kadro vermiyor.Fıkıh profesörü olma imkânı yok, kadro vermiyor. Yâni sokak çıkmaz, öbür tarafa nasıl gideceksin?Yâni sokak çıkmaz, öbür tarafa nasıl gideceksin? Ötekisinin yolu açık... Felsefe profesörü oluyor,

Ötekisinin yolu açık... Felsefe profesörü oluyor,
bilmem ne profesörü oluyor, bilmem ne profesörü oluyor, ama fıkıhtan profesör olmuyor.ama fıkıhtan profesör olmuyor. Yâni sen böyle,Yâni sen böyle, adamların üstüne tavan koyarakadamların üstüne tavan koyarak cüce kalmasına sebep oluyorsun.cüce kalmasına sebep oluyorsun. Daha fazla büyüme diye üstüne beton tavan koyuyorsun;Daha fazla büyüme diye üstüne beton tavan koyuyorsun; daha fazla büyüyemiyor ağaç, başından engelliyor. daha fazla büyüyemiyor ağaç, başından engelliyor. O bakımdan, İslâm’ın ilmine vurulan zincirlerin

O bakımdan, İslâm’ın ilmine vurulan zincirlerin
ve gerçeklerin önüne çekilen perdelerin kalkması içinve gerçeklerin önüne çekilen perdelerin kalkması için konuşabilecek kadroların yetişmesi lâzım!konuşabilecek kadroların yetişmesi lâzım! Gerçekleri doğru düzgün bilen, doğru düzgün anlatan Gerçekleri doğru düzgün bilen, doğru düzgün anlatan kadro lâzım! He gerçek her yerde söylenmez.kadro lâzım! He gerçek her yerde söylenmez. Söylendiği zaman suç olur, suç olduğu zaman başı derde girer. Söylendiği zaman suç olur, suç olduğu zaman başı derde girer. Başı derde gireceği zaman da kişi konuşmaz,Başı derde gireceği zaman da kişi konuşmaz, o zaman ondan bahsetmez. Havadan, sudan bahseder: o zaman ondan bahsetmez. Havadan, sudan bahseder: “—Efendim hava bugün güneşli, ne kadar güzel!

“—Efendim hava bugün güneşli, ne kadar güzel!
Bahçede çiçekler var... Arılar ne güzel uçuyor,Bahçede çiçekler var... Arılar ne güzel uçuyor, işte arılar bal yapıyor,işte arılar bal yapıyor, Allah’ın hikmetine bak!” filân, yâni havadan, sudan...Allah’ın hikmetine bak!” filân, yâni havadan, sudan... Yâhu, sen az da öteki konudan bahsetsene!

Yâhu, sen az da öteki konudan bahsetsene!
“—Sen orayı karıştırma!” diyorlar o zaman...

“—Sen orayı karıştırma!” diyorlar o zaman...
Yâni, zülf-i yâre dokunduğu zaman, olmuyor.

Yâni, zülf-i yâre dokunduğu zaman, olmuyor.
Böyle olmaması lâzım.Böyle olmaması lâzım. Bu büyük bir hastalıktır, ictimâî bir hastalıktır.Bu büyük bir hastalıktır, ictimâî bir hastalıktır. Biz dindar insanlar bunu problem olarak bilmeliyiz Biz dindar insanlar bunu problem olarak bilmeliyiz ve bu problemi aşmalıyız.ve bu problemi aşmalıyız. Bu problemin öbür tarafına geçmemiz lâzım!Bu problemin öbür tarafına geçmemiz lâzım! Dinimiz öğretilmezse olmaz!

Dinimiz öğretilmezse olmaz!
Allah’ın emirleri, yasakları bilinmezse olmaz! Allah’ın emirleri, yasakları bilinmezse olmaz! “—Böyle yapsan da olur, şöyle yapsan da olur.” Olmaz!

“—Böyle yapsan da olur, şöyle yapsan da olur.” Olmaz!
Bir tek yolu var, şöyle olacak!Bir tek yolu var, şöyle olacak! “—Açılsa da olur, kapansa da olur.” Olmaz, kapanması lâzım!

“—Açılsa da olur, kapansa da olur.” Olmaz, kapanması lâzım!
Bizim talebelerden bir tanesi anlattı.

Bizim talebelerden bir tanesi anlattı.
Hocam saatlerce münakaşa ettik diyor.Hocam saatlerce münakaşa ettik diyor. İzmirli bir adam, bizim ilâhiyatın eski mezunlarından birisiymiş.İzmirli bir adam, bizim ilâhiyatın eski mezunlarından birisiymiş. Hem faizi methediyormuş,Hem faizi methediyormuş, hem de paraların bankaya konulmasınıhem de paraların bankaya konulmasını din adamı sıfatıyla teşvik ediyormuş.din adamı sıfatıyla teşvik ediyormuş. Yâni sıradan bir vatandaş, dışarıda bir tüccar,Yâni sıradan bir vatandaş, dışarıda bir tüccar, sakalsız bıyıksız bir laik vatandaş savunabilir bunu, yâni osakalsız bıyıksız bir laik vatandaş savunabilir bunu, yâni o söyleyebilir ama,söyleyebilir ama, din adamı sıfatıyla ve din adamı olarak: “Bunun böyle yapılması lâzım, tavsiye ediyorum!” diyormuş.din adamı sıfatıyla ve din adamı olarak: “Bunun böyle yapılması lâzım, tavsiye ediyorum!” diyormuş. Bizim arkadaş, saatlerce konuşmuş; “İknâ edemedim.” diyor.Bizim arkadaş, saatlerce konuşmuş; “İknâ edemedim.” diyor. Din ilmine gölge düşmüştür;

Din ilmine gölge düşmüştür;
bu gölgenin düşmemesi lâzım, pırıl pırıl olması lâzım! bu gölgenin düşmemesi lâzım, pırıl pırıl olması lâzım! Allah’ın emirlerine zincir vurulmaması lâzım! Allah’ın emirlerine zincir vurulmaması lâzım! Gerçekten olduğu gibi konuşulabilmesi,Gerçekten olduğu gibi konuşulabilmesi, söylenebilmesi, dinlenebilmesi ve kabul edilmesi lazım. söylenebilmesi, dinlenebilmesi ve kabul edilmesi lazım. Üçüncü hadis-i şerife geçiyoruzÜçüncü hadis-i şerife geçiyoruz sanırım bu kadar üstünde durduğumuz konunun önemi anlaşılmıştır.

sanırım bu kadar üstünde durduğumuz konunun önemi anlaşılmıştır.
İnşâallah, kardeşlerimiz evlâtlarını bu tarzda yetiştirirler.İnşâallah, kardeşlerimiz evlâtlarını bu tarzda yetiştirirler. Acizâne bendeniz, kendi evlatlarımı aynı şartlara göre yetiştirmeye çalışmış bir kimseyim. Acizâne bendeniz, kendi evlatlarımı aynı şartlara göre yetiştirmeye çalışmış bir kimseyim. Yâni böyle yapmaya gayret ettim. Yâni böyle yapmaya gayret ettim. Kolay olmuyor, seneler geçiyor, yıllar geçiyor,Kolay olmuyor, seneler geçiyor, yıllar geçiyor, ömürler bitiyor ömürler bitiyor ama sonunda neticesi iyi olur inşâallah... ama sonunda neticesi iyi olur inşâallah... Bizler böyle yapalım! Yirmi sene sonranın hazırlığı bunlar.

Bizler böyle yapalım! Yirmi sene sonranın hazırlığı bunlar.
Yâni, bugünkü çocuğumuz yirmi sene sonra iş başına gelecek, çizgiye gelecek,Yâni, bugünkü çocuğumuz yirmi sene sonra iş başına gelecek, çizgiye gelecek, otuz sene sonra yetişecek.otuz sene sonra yetişecek. Onun için şimdiden tedbiri alacağız. Bunlar asırlara yönelik işlerimizdir.Onun için şimdiden tedbiri alacağız. Bunlar asırlara yönelik işlerimizdir. Nizamü’l-Mülk,

Nizamü’l-Mülk,
Medreselere çok para harcamış.Medreselere çok para harcamış. Selçuklu Sultanlarının meşhur veziri, biliyorsunuz. Selçuklu Sultanlarının meşhur veziri, biliyorsunuz. Bunu şikâyet etmişler Sultan Melik Şah’a, demişler ki:Bunu şikâyet etmişler Sultan Melik Şah’a, demişler ki: “—Senin vezirin hazinenin hepsini taşa toprağa harcıyor,

“—Senin vezirin hazinenin hepsini taşa toprağa harcıyor,
orduya para ayırmıyor. orduya para ayırmıyor. Senin ordun zayıflarsa, düşmana yenilirsen halin ne olacak?Senin ordun zayıflarsa, düşmana yenilirsen halin ne olacak? Bu veziri değiştir. Bu veziri uçur!” gibilerden, aleyhinde çalışmışlar.Bu veziri değiştir. Bu veziri uçur!” gibilerden, aleyhinde çalışmışlar. Melik Şah genç, Nizamü’l-Mülk yaşlı...

Melik Şah genç, Nizamü’l-Mülk yaşlı...
Huzuruna çağırıyor, sultan olduğu için kendisi, tahtında diyor ki:Huzuruna çağırıyor, sultan olduğu için kendisi, tahtında diyor ki: “—Lala, senden bir şikâyet duydum ben...

“—Lala, senden bir şikâyet duydum ben...
Sen benim hazinemi çok lüzumsuz yerlere sarf ediyormuşsun. Sen benim hazinemi çok lüzumsuz yerlere sarf ediyormuşsun. Orduyu kuvvetlendirmiyormuşsun?”Orduyu kuvvetlendirmiyormuşsun?” Diyor ki:

Diyor ki:
“—Hükümdarım! Ben saçı, sakalı ağarmış bir ihtiyar kulunum, kölenim...

“—Hükümdarım! Ben saçı, sakalı ağarmış bir ihtiyar kulunum, kölenim...
Esir pazarına götürsen satsan, beş para etmem, kıymetim yok...Esir pazarına götürsen satsan, beş para etmem, kıymetim yok... Senin ordunun mensupları,Senin ordunun mensupları, seni otuz metre kadar uzağa tesir eden oklarıyla koruyabilirler.seni otuz metre kadar uzağa tesir eden oklarıyla koruyabilirler. İki metre kadar uzağa tesiri olan mızraklarıyla koruyabilirler. İki metre kadar uzağa tesiri olan mızraklarıyla koruyabilirler. Ben seni korumak için öyle bir ordu hazırlıyorum ki,Ben seni korumak için öyle bir ordu hazırlıyorum ki, senin askerlerin yorulup yattıkları zaman,senin askerlerin yorulup yattıkları zaman, eğlenip, sarhoş oldukları, sızdıkları zaman, eğlenip, sarhoş oldukları, sızdıkları zaman, —o tür belâlar o zaman da varmış anlaşılan——o tür belâlar o zaman da varmış anlaşılan— benim hazırladığım ordu kalkar, maneviyat ordum kalkar,benim hazırladığım ordu kalkar, maneviyat ordum kalkar, Onlar seccadelerinde dua ederler.Onlar seccadelerinde dua ederler. senin ülkelerini korumak için, müslümanları korumak için,senin ülkelerini korumak için, müslümanları korumak için, onların duası berekâtıyla sen saadet selâmet bulursun!” diyor.onların duası berekâtıyla sen saadet selâmet bulursun!” diyor. Çok ileri görüşlü...

Çok ileri görüşlü...
Sosyal yardımların, sosyal hizmetlerin,Sosyal yardımların, sosyal hizmetlerin, kültürel çalışmaların önemini kavranmış bir vezir olduğu anlaşılıyor.kültürel çalışmaların önemini kavranmış bir vezir olduğu anlaşılıyor. Diyebiliriz ki, Osmanlıların başarısı o yatırımların sonucudur.Diyebiliriz ki, Osmanlıların başarısı o yatırımların sonucudur. Yâni o yatırım yapmıştır, alimler yetişmiştir;Yâni o yatırım yapmıştır, alimler yetişmiştir; onlar halka tesir etmişlerdir, onlar halka tesir etmişlerdir, insanları sağlam dindar kimseler olarak yetiştirmişlerdir.insanları sağlam dindar kimseler olarak yetiştirmişlerdir. O sağlam cemiyette toplumumuz gelişmiştir,O sağlam cemiyette toplumumuz gelişmiştir, düşmanlara karşı başarı sağlamıştır, ilerlemiştir.düşmanlara karşı başarı sağlamıştır, ilerlemiştir. O bakımdan, bu gibi yatırımların tesiri birden görünmez.

O bakımdan, bu gibi yatırımların tesiri birden görünmez.
Yâni bir çiçek alırsın,Yâni bir çiçek alırsın, bir senede mutlaka çiçek açar, görürsün,bir senede mutlaka çiçek açar, görürsün, Ama bir ağaç diktiğin zaman, meyva vermesi on sene alır.Ama bir ağaç diktiğin zaman, meyva vermesi on sene alır. Ağacına göre, daha uzun zaman da alabilir.Ağacına göre, daha uzun zaman da alabilir. Bunu, yâni ilme yapılan yatırımın meyvasını yirmi sene, otuz sene, elli sene sonra görür milletler...Bunu, yâni ilme yapılan yatırımın meyvasını yirmi sene, otuz sene, elli sene sonra görür milletler... Ama biz bunu böyle yaparsak, çok fayda sağlarız.Ama biz bunu böyle yaparsak, çok fayda sağlarız. Bizden önceki hocalarımızdan birisi,

Bizden önceki hocalarımızdan birisi,
kendi ihvanını üniversitelerde asistan, doçent olmaya teşvik etmişti;kendi ihvanını üniversitelerde asistan, doçent olmaya teşvik etmişti; Rh.A Abdül’aziz Hocamız...Rh.A Abdül’aziz Hocamız... Şimdi bizim ihvanımızdanŞimdi bizim ihvanımızdan ilmin çeşitli dallarında bir sürü ilim adamı var... ilmin çeşitli dallarında bir sürü ilim adamı var... Yâni birinci sınıf alim, profesör, matematikçi, doktor,Yâni birinci sınıf alim, profesör, matematikçi, doktor, tekstil mühendisi ve sâire...tekstil mühendisi ve sâire... Yâni biz ilimde kimseden eksikli değiliz,Yâni biz ilimde kimseden eksikli değiliz, boynu bükük değiliz, kimsenin karşısındaboynu bükük değiliz, kimsenin karşısında bir şey anlamaz bir durumda kalmıyoruz.bir şey anlamaz bir durumda kalmıyoruz. Neden? O yaptığı hamleden dolayı...Neden? O yaptığı hamleden dolayı... Yâni işi sadece bir noktada bırakmayıp,Yâni işi sadece bir noktada bırakmayıp, teknik yöne de müslümanları yöneltmek suretiyle, teknik yöne de müslümanları yöneltmek suretiyle, o taraftaki eksikliği de tamamlamasından dolayı...o taraftaki eksikliği de tamamlamasından dolayı... Ama kaç sene geçti aradan?Ama kaç sene geçti aradan? Yirmi sene geçti, otuz sene geçti.Yirmi sene geçti, otuz sene geçti. Onun genç talebeleri, yanındaki Onun genç talebeleri, yanındaki üniversiteye giden okuyan talebeleri mezun oldular, profesör oldular, hattaüniversiteye giden okuyan talebeleri mezun oldular, profesör oldular, hatta emekli oldular şimdi...emekli oldular şimdi... Onun için, lütfen ilme böylece bakın veOnun için, lütfen ilme böylece bakın ve çocuklarınızı böylece yetiştirin!çocuklarınızı böylece yetiştirin! Üçüncü hadis-i şerif;

Üçüncü hadis-i şerif;
(Aceben li-emri’l-mü’mini

(Aceben li-emri’l-mü’mini
inne emrehu küllehû lehayrun,inne emrehu küllehû lehayrun, ve leyse zâlike li-ehadin ille’l-mü’mini: ve leyse zâlike li-ehadin ille’l-mü’mini: İn esàbethü serrâü şekera,İn esàbethü serrâü şekera, ve kâne hayran lehû;ve kâne hayran lehû; ve in esàbethü darrâü sabera, ve kâne hayran lehû.)ve in esàbethü darrâü sabera, ve kâne hayran lehû.) Mezheb imamı Ahmed ibn-i Hanbel (Rh.A) rivayet etmiş bu hadisi şerifi...Mezheb imamı Ahmed ibn-i Hanbel (Rh.A) rivayet etmiş bu hadisi şerifi... Peygamber SAS bu hadisi şerifinde buyuruyor ki:

Peygamber SAS bu hadisi şerifinde buyuruyor ki:
“Mü’minin işi tamamen şâyân-ı taaccübdür.

“Mü’minin işi tamamen şâyân-ı taaccübdür.
Mü’minin işine hayret edilir.Mü’minin işine hayret edilir. Müslümanın, müminin işi hayret edilecek durumdadır. Müslümanın, müminin işi hayret edilecek durumdadır. Çünkü, onun her işi her bakımdan tamamen hayırdır. Çünkü, onun her işi her bakımdan tamamen hayırdır. Yâni insan mümin oldu mu, her şeyi ile hayır;Yâni insan mümin oldu mu, her şeyi ile hayır; hangi yönden baksan, hangi tarafına baksan hayırdır.hangi yönden baksan, hangi tarafına baksan hayırdır. Bu başka bir kimse için böyle değildir; sadece mü’min için böyledir.Bu başka bir kimse için böyle değildir; sadece mü’min için böyledir. Çünkü, müslüman ne yapar?

Çünkü, müslüman ne yapar?
(İn esàbethü serrâü şekera)(İn esàbethü serrâü şekera) Kendisini sevindirecek sevinçli bir olayla karşılaşırsa şükreder:Kendisini sevindirecek sevinçli bir olayla karşılaşırsa şükreder: “—Yâ Rabbi çok şükür, bana bunu da nasib ettin!“—Yâ Rabbi çok şükür, bana bunu da nasib ettin! Oh, elhamdü lillâh ev sahibi oldum, bark sahibi oldum.” der.Oh, elhamdü lillâh ev sahibi oldum, bark sahibi oldum.” der. Veyahut,

Veyahut,
“—El-hamdülillâh düğünüm oldu, evlendim.” der. Veyahut,

“—El-hamdülillâh düğünüm oldu, evlendim.” der. Veyahut,
“—El-hamdülillâh bu ticaretimde büyük kazanç sağladım,

“—El-hamdülillâh bu ticaretimde büyük kazanç sağladım,
bu seyahatim çok iyi oldu.”bu seyahatim çok iyi oldu.” “—El-hamdü lillâh, çocuğum başarılı oldu.” der.

“—El-hamdü lillâh, çocuğum başarılı oldu.” der.
Sevindirici bir şey olunca şükreder.

Sevindirici bir şey olunca şükreder.
Bundan hayır kazanır.Bundan hayır kazanır. Bu şükretmesi kendisi için hayır olur ve hayır kazanır.Bu şükretmesi kendisi için hayır olur ve hayır kazanır. Böyle sevinçli bir şey isabet etmesi kendisi için hayır olur.Böyle sevinçli bir şey isabet etmesi kendisi için hayır olur. (Ve in esàbethü darrâü sabera)

(Ve in esàbethü darrâü sabera)
“Kendisine bir zararlı, üzücü, sıkıntılı bir musîbet gelirse,“Kendisine bir zararlı, üzücü, sıkıntılı bir musîbet gelirse, o zaman da sabreder.” o zaman da sabreder.” “Bunu bana Allah gönderdi, imtihan ediliyorum.“Bunu bana Allah gönderdi, imtihan ediliyorum. Hayatta bazen hadiseler tatlı olur, bazen acı olur.Hayatta bazen hadiseler tatlı olur, bazen acı olur. Eh acı ama, bu başıma gelenEh acı ama, bu başıma gelen Rabbimin kaderidir. Ne yapayım, kadere razıyım.” diye sabreder.Rabbimin kaderidir. Ne yapayım, kadere razıyım.” diye sabreder. (Ve kâne hayran lehû.) “Bu da onun için hayır olur.” (Ve kâne hayran lehû.) “Bu da onun için hayır olur.” Yâni, müslümanın sırtı yere gelmez muhterem kardeşlerim!

Yâni, müslümanın sırtı yere gelmez muhterem kardeşlerim!
Müslümanın sırtını yere kimse getiremez!Müslümanın sırtını yere kimse getiremez! Müslümanın sırtı yere değmez,Müslümanın sırtı yere değmez, ne yapsan el-hamdü lillâh hayırdadır müslüman...ne yapsan el-hamdü lillâh hayırdadır müslüman... Sonra müslüman etrafı için de böyledir.

Sonra müslüman etrafı için de böyledir.
Yanında yürüsen faydalanırsın; arkadaşlık etsen, faydalanırsın... Yanında yürüsen faydalanırsın; arkadaşlık etsen, faydalanırsın... Müslümanın her şeyi hayırdır,Müslümanın her şeyi hayırdır, müslüman tepeden, tırnağa hayır timsalidir.müslüman tepeden, tırnağa hayır timsalidir. Allah bizi bu imana sahib eylemiş, en büyük nimet budur.Allah bizi bu imana sahib eylemiş, en büyük nimet budur. El-hamdü lillâhi alâ ni’meti’l-islâm...El-hamdü lillâhi alâ ni’meti’l-islâm... Bizim bu İslâm nimetine sahip olmamıza hamd olsun...Bizim bu İslâm nimetine sahip olmamıza hamd olsun... Biz otururuz sevap kazanırız, kalkarız sevap kazanırız,

Biz otururuz sevap kazanırız, kalkarız sevap kazanırız,
yemek yeriz sevap kazanırız, uyuruz sevap kazanırız... Nasıl? yemek yeriz sevap kazanırız, uyuruz sevap kazanırız... Nasıl? Peygamber Efendimiz öğleyin uyurmuş,Peygamber Efendimiz öğleyin uyurmuş, öğleyin uyumak sünnettir.öğleyin uyumak sünnettir. Yat, uyu; sevap kazanırsın, sünnet... Yat, uyu; sevap kazanırsın, sünnet... Geceleyin şu vakitte kalkarmış,Geceleyin şu vakitte kalkarmış, teheccüd namazı kılarmış.teheccüd namazı kılarmış. Kalk, sevap kazanırsın. Kalk, sevap kazanırsın. Uyudun sevap kazandın, kalktın sevap kazandın.Uyudun sevap kazandın, kalktın sevap kazandın. “Peygamber Efendimiz sütü çok severmiş; getir bir bardak süt içeyim!” “Peygamber Efendimiz sütü çok severmiş; getir bir bardak süt içeyim!” dersin, “Bi’smil’lâhi’rrahmâni’r-rahîm.” dersin, süt içersin; sevap... dersin, “Bi’smil’lâhi’rrahmâni’r-rahîm.” dersin, süt içersin; sevap... Hattâ müslümanın evlenmesi sevap... Hattâ müslümanın evlenmesi sevap... Yani o kadar detaylı anlatıyor ki Peygamber SAS; Yani o kadar detaylı anlatıyor ki Peygamber SAS; o detaya şimdi girmek istemiyorum.o detaya şimdi girmek istemiyorum. Müslüman her anında sevap kazanır, susar sevap kazanır,

Müslüman her anında sevap kazanır, susar sevap kazanır,
konuşur sevap kazanır.konuşur sevap kazanır. “Allah rızası için hadi şu kardeşime cevap vermeyeyim,“Allah rızası için hadi şu kardeşime cevap vermeyeyim, Haksız bir ithamda bulundu bana ama!” diye susar; sevap kazanır.Haksız bir ithamda bulundu bana ama!” diye susar; sevap kazanır. Bir yerde İslâm’a bir hücum yapılıyor; kalkarBir yerde İslâm’a bir hücum yapılıyor; kalkar bir karşılık verir, sevap kazanır.bir karşılık verir, sevap kazanır. Yâni, her şeyinden sevap kazanır müslüman...Yâni, her şeyinden sevap kazanır müslüman... Bunu şuna benzetiyorum:

Bunu şuna benzetiyorum:
Fransa Atlas Okyanusu’nun kenarında olduğu için, Fransa Atlas Okyanusu’nun kenarında olduğu için, gel-git hadisesi oluyor.gel-git hadisesi oluyor. Yâni sular bir yükseliyor yedi sekiz metre...Yâni sular bir yükseliyor yedi sekiz metre... Ondan sonra bir iniyor aşağıya, yedi sekiz metre geriye çekiliyor.Ondan sonra bir iniyor aşağıya, yedi sekiz metre geriye çekiliyor. Danimarka taraflarında, Almanya’nın kuzeyinde adamlar gidiyorlar, denizdenDanimarka taraflarında, Almanya’nın kuzeyinde adamlar gidiyorlar, denizden o suyun çekilmesi dolayısıyla kalan balıkları ve sâireyi topluyorlar. o suyun çekilmesi dolayısıyla kalan balıkları ve sâireyi topluyorlar. Su çekiliyor gidiyor, kenarda izi görülüyor, rıhtımın kenarında...

Su çekiliyor gidiyor, kenarda izi görülüyor, rıhtımın kenarında...
Su şuraya kadar çıkarmış, şuraya kadar inermiş; görünüyor izi...Su şuraya kadar çıkarmış, şuraya kadar inermiş; görünüyor izi... Midye izi, yosun izi ve saire belli oluyor.Midye izi, yosun izi ve saire belli oluyor. Şimdi şu bir yükseliyor, ondan sonra bir alçalıyor;Şimdi şu bir yükseliyor, ondan sonra bir alçalıyor; mehtapla ilgili olarak, ayın cazibesi ile ilgili olarak...mehtapla ilgili olarak, ayın cazibesi ile ilgili olarak... Şimdi Fransa’nın kenarında sun’î bir yer yapmışlar;

Şimdi Fransa’nın kenarında sun’î bir yer yapmışlar;
havuz gibi ama, çok geniş bir yer yapmışlar.havuz gibi ama, çok geniş bir yer yapmışlar. Bu havuzun ağzına elektrik üretmeye yarayan türbinleri koymuşlar.Bu havuzun ağzına elektrik üretmeye yarayan türbinleri koymuşlar. Hani bizim barajlara koyduğumuz gibi...Hani bizim barajlara koyduğumuz gibi... Barajın suyunu böyle bir borudan aşağı akıtıyoruz,Barajın suyunu böyle bir borudan aşağı akıtıyoruz, türbini döndürüyoruz, elektrik hasıl oluyor. türbini döndürüyoruz, elektrik hasıl oluyor. Karakaya Barajı’ndan, bilmem Sarıyer Barajı’ndanKarakaya Barajı’ndan, bilmem Sarıyer Barajı’ndan şu kadar elektrik dağılıyor etrafa ya...şu kadar elektrik dağılıyor etrafa ya... Türbinleri o denizin suyunun geçtiği yere koymuşlar.Türbinleri o denizin suyunun geçtiği yere koymuşlar. Deniz suyu deniz yükseldikçe, o yaptıkları içerdeki büyük,Deniz suyu deniz yükseldikçe, o yaptıkları içerdeki büyük, muazzam kısma akar, şaldır, şaldır, şaldır... muazzam kısma akar, şaldır, şaldır, şaldır... Deniz suyu yükseldiği zaman, deliklerden geçerken bu tarafa doğru,Deniz suyu yükseldiği zaman, deliklerden geçerken bu tarafa doğru, türbini döndürüyor ve elektrik hasıl oluyor. türbini döndürüyor ve elektrik hasıl oluyor. Yâni bizim barajlardan hasıl ettiğimiz elektriği, onlar oradan elde ediyorlar.Yâni bizim barajlardan hasıl ettiğimiz elektriği, onlar oradan elde ediyorlar. Ondan sonra, gel-git’in tersi olduğu zaman,Ondan sonra, gel-git’in tersi olduğu zaman, yâni havuza dolmuş olan su denize çekildiği zaman,yâni havuza dolmuş olan su denize çekildiği zaman, bu sefer tersine dönerek yeniden türbinleri döndürüyor vebu sefer tersine dönerek yeniden türbinleri döndürüyor ve yeniden elektrik hasıl oluyor.yeniden elektrik hasıl oluyor. Yâni bunu şu bakımdan anlatıyorum, Yâni bunu şu bakımdan anlatıyorum, su gelirken de elektrik hasıl oluyor, giderken de elektrik hasıl oluyor.su gelirken de elektrik hasıl oluyor, giderken de elektrik hasıl oluyor. Müslümanın da işi böyledir.Müslümanın da işi böyledir. Yâni müslümanın her şeyi sevaplıdır.Yâni müslümanın her şeyi sevaplıdır. İmanla, şuurla Allah rızası için hareket ettiğimiz zaman, İmanla, şuurla Allah rızası için hareket ettiğimiz zaman, ne mutlu bize!ne mutlu bize! Ne mutlu müslüman olana!Ne mutlu müslüman olana! Ne mutlu her işini müslümanca düşünene, yapana! Altındaki hadis-i şerifte de: Ne mutlu her işini müslümanca düşünene, yapana! Altındaki hadis-i şerifte de: (Acibtü li’l-mü’mini inna’llàhe teâlâ lem yakdî lehû kadàin illâ kâne

(Acibtü li’l-mü’mini inna’llàhe teâlâ lem yakdî lehû kadàin illâ kâne
hayran lehû.)hayran lehû.) “Ben mü’mine şaştım!“Ben mü’mine şaştım! Çünkü, Allah-u Teâlâ Hazretleri ona ne hükmederse, Çünkü, Allah-u Teâlâ Hazretleri ona ne hükmederse, ne takdir ederse, o onun için hayır olur.” buyurmuş.ne takdir ederse, o onun için hayır olur.” buyurmuş. Bu da işte, bizimBu da işte, bizim imanımızdan dolayı kazandığımız sonsuz hayırlardan, bereketlerden birisi...imanımızdan dolayı kazandığımız sonsuz hayırlardan, bereketlerden birisi... (Acibtü li’l-mü’mini ve cezeihî mine’s-sukmi,

(Acibtü li’l-mü’mini ve cezeihî mine’s-sukmi,
velev ya’lemu mâ lehû fi’s-sukmi, ehabbevelev ya’lemu mâ lehû fi’s-sukmi, ehabbe en yekûne sakîmen hattâ lekıya’llàhe azze ve celle.)en yekûne sakîmen hattâ lekıya’llàhe azze ve celle.) Peygamber SAS buyuruyor ki:Peygamber SAS buyuruyor ki: “Mü’mine ve onun hastalıktan çekinmesine,“Mü’mine ve onun hastalıktan çekinmesine, hastalıktan dolayı telaşına, üzülmesine şaşarım! hastalıktan dolayı telaşına, üzülmesine şaşarım! Eğer mü’minEğer mü’min hastalıkta kendisinin manevi bakımdan ne kadar büyük kazançlara sahip olacağınıhastalıkta kendisinin manevi bakımdan ne kadar büyük kazançlara sahip olacağını bir bilseydi, biliverseydi;bir bilseydi, biliverseydi; isterdi ki, isterdi ki, Rabbine kavuşuncaya kadar bütün hayatı boyunca hep hasta olsaydı...”Rabbine kavuşuncaya kadar bütün hayatı boyunca hep hasta olsaydı...” Böyle isterdi. Yâni hastalığın kendisine sağladığı sevabı bilseydi, Böyle isterdi. Yâni hastalığın kendisine sağladığı sevabı bilseydi, temenni ederdi ki, hep hasta olayım da bu sevabı kazanayım...temenni ederdi ki, hep hasta olayım da bu sevabı kazanayım... Ne hikmetse bugün çektiğimiz hadisler hep böyle hastalara teselli verenlerden geliyor.Ne hikmetse bugün çektiğimiz hadisler hep böyle hastalara teselli verenlerden geliyor. Herhalde hanımlar tarafında veya sizin aranızda hastası olanlar var.Herhalde hanımlar tarafında veya sizin aranızda hastası olanlar var. Neyin nesiyse yâni, Neyin nesiyse yâni, hastalığın böyle mânevî sevapları, bereketleri çoktur.hastalığın böyle mânevî sevapları, bereketleri çoktur. O bakımdan sabrederse büyük ecirler kazanır.O bakımdan sabrederse büyük ecirler kazanır. Bir uzunca hadis-i şerif , 4-5 satır bakalım, okuyalım ne çıkacak.

Bir uzunca hadis-i şerif , 4-5 satır bakalım, okuyalım ne çıkacak.
(Acibtü li-melekeyni mine’l-melâiketi nezelâ ile’l-ardı,

(Acibtü li-melekeyni mine’l-melâiketi nezelâ ile’l-ardı,
yeltemisâni abden fî musallâhüyeltemisâni abden fî musallâhü felem yecidâhü, sümme arecâ ilâ rabbihimâ, fekàlâ: felem yecidâhü, sümme arecâ ilâ rabbihimâ, fekàlâ: Yâ rabbi, künnâ nektübü li-abdike’l-mü’mini fî yevmihî ve leyletihî mine’l-ameli kezâ ve kezâ, Yâ rabbi, künnâ nektübü li-abdike’l-mü’mini fî yevmihî ve leyletihî mine’l-ameli kezâ ve kezâ, fevecednâhü kad habestühû fî habâletike,fevecednâhü kad habestühû fî habâletike, felem nektübü lehû şey’en; fekàle’llàhu azze ve celle:felem nektübü lehû şey’en; fekàle’llàhu azze ve celle: Üktübâ li-abdî amelehû fî yevmihî ve leyletihî,Üktübâ li-abdî amelehû fî yevmihî ve leyletihî, ve lâ tünkısà min amelihî şey’en ve lâ tünkısà min amelihî şey’en alâ ecrühû mâ hasebtühû, ve lehû ecru mâ kâne ya’melü.)alâ ecrühû mâ hasebtühû, ve lehû ecru mâ kâne ya’melü.) Peygamber SAS buyuruyor ki, bu hadis-i şerifinde:

Peygamber SAS buyuruyor ki, bu hadis-i şerifinde:
Abdullah ibn-i Mes’ud RA’dan rivayet edilmiş bu hadis-i şerif:

Abdullah ibn-i Mes’ud RA’dan rivayet edilmiş bu hadis-i şerif:
Peygamber SAS buyuruyor ki, bu hadis-i şerifinde:

Peygamber SAS buyuruyor ki, bu hadis-i şerifinde:
“Ben iki meleğe şaştım, Allah’ın meleklerinden iki meleğe hayret ettim.

“Ben iki meleğe şaştım, Allah’ın meleklerinden iki meleğe hayret ettim.
Onlar yeryüzüne indiler,Onlar yeryüzüne indiler, bir kulu arıyorlardı namaz kılma yerinde ve onu bulamadılar.bir kulu arıyorlardı namaz kılma yerinde ve onu bulamadılar. Sonra tekrar Rablerinin huzuruna çıktılar, dediler ki:Sonra tekrar Rablerinin huzuruna çıktılar, dediler ki: ‘—Ya Rabbi, biz filânca kulun için

‘—Ya Rabbi, biz filânca kulun için
her gün ve her gece yaptığı amellerden dolayı şöyle şöyleher gün ve her gece yaptığı amellerden dolayı şöyle şöyle sevaplar yazmaktaydık.sevaplar yazmaktaydık. Fakat, senin takdirin dolayısıyla, onuFakat, senin takdirin dolayısıyla, onu bu işleri yapamaz durumda gördük ve ona bir şey yazamıyoruz.’bu işleri yapamaz durumda gördük ve ona bir şey yazamıyoruz.’ Bunun üzerine, Allah-u Teâlâ Hazretleri buyurdu ki:Bunun üzerine, Allah-u Teâlâ Hazretleri buyurdu ki: ‘—Ona gündüz ve gece yapmış olduğu amelleri yapmış gibi yazın ve sakın

‘—Ona gündüz ve gece yapmış olduğu amelleri yapmış gibi yazın ve sakın
onların sevabından bir şeyi eksik etmeyin!onların sevabından bir şeyi eksik etmeyin! Onun ecrini, ona musallat ettiğim meşguliyetten dolayı aynen veriyorum.’ Onun ecrini, ona musallat ettiğim meşguliyetten dolayı aynen veriyorum.’ buyurdu.” O onu yapamasa bile, aynen yapmış gibi ecri alıyor.buyurdu.” O onu yapamasa bile, aynen yapmış gibi ecri alıyor. Yâni bu hadis-i şeriften şu anlaşılıyor ki:

Yâni bu hadis-i şeriften şu anlaşılıyor ki:
Bir kul itiyadı olan bir takım amelleri,Bir kul itiyadı olan bir takım amelleri, yâni yapmakta olduğu bir takım sevaplı işleri, ibadetleriyâni yapmakta olduğu bir takım sevaplı işleri, ibadetleri bazı sebeplerden dolayı yapamasa; bazı sebeplerden dolayı yapamasa; bir mazereti olduğu için, hastalığı olduğu için,bir mazereti olduğu için, hastalığı olduğu için, Allah’ın bir takdiri dolayısıyla yapamama durumuna düşse, Allah’ın bir takdiri dolayısıyla yapamama durumuna düşse, Allah-u Teâlâ Hazretleri o özrünü kabul ediyor.Allah-u Teâlâ Hazretleri o özrünü kabul ediyor. O özründen dolayı o ibadeti yapamadığı halde,O özründen dolayı o ibadeti yapamadığı halde, yapmış gibi Allah ecir veriyor.yapmış gibi Allah ecir veriyor. Yâni, Allah-u Teâlâ Hazretleri’nin fazl u keremindenYâni, Allah-u Teâlâ Hazretleri’nin fazl u kereminden bir keremi de budur ki,bir keremi de budur ki, kul îtiyad haline getirmiş olduğu bir güzel işi,kul îtiyad haline getirmiş olduğu bir güzel işi, bir mazeret dolayısıyla yapamama durumuna düşerse; bir mazeret dolayısıyla yapamama durumuna düşerse; Allah ona yapmış gibi sevap verir.Allah ona yapmış gibi sevap verir. Bu mazeret hastalık olabilir, Allah’ın bir başka takdiri olabilir,Bu mazeret hastalık olabilir, Allah’ın bir başka takdiri olabilir, bir başka sebebi olabilir; sevabını aynen alır. bir başka sebebi olabilir; sevabını aynen alır. Acibtü li’l-müslimi izâ esàbethü musîbetün ihtesebe ve sabera,

Acibtü li’l-müslimi izâ esàbethü musîbetün ihtesebe ve sabera,
ve izâ esâbehû hayrun hamida’llàhe ve şekera, ve izâ esâbehû hayrun hamida’llàhe ve şekera, inne’lmüslime yü’ceru fî külli şey’in,inne’lmüslime yü’ceru fî külli şey’in, hattâ fi’l-lukmati yerfeuhâ ilâ fîhi.)hattâ fi’l-lukmati yerfeuhâ ilâ fîhi.) Bu gün hep, aynı mevzu etrafında döndük.Bu gün hep, aynı mevzu etrafında döndük. SAS Efendimiz buyuruyor ki: “Ben müslümanın haline şaştım! SAS Efendimiz buyuruyor ki: “Ben müslümanın haline şaştım! Çünkü, ona bir musibet geldiği zaman,Çünkü, ona bir musibet geldiği zaman, Allah’tan sevabını bekledi ve sabretti;Allah’tan sevabını bekledi ve sabretti; hayır geldiği zaman da Allah’a hamd etti ve şükretti.hayır geldiği zaman da Allah’a hamd etti ve şükretti. Müslüman böylece her şeyinden dolayı ecir kazanır.Müslüman böylece her şeyinden dolayı ecir kazanır. Hatta ağzına kaldırdığı lokmadan dolayı bile sevap kazanır.” Hatta ağzına kaldırdığı lokmadan dolayı bile sevap kazanır.” Diyor Peygamber Efendimiz SAS.Diyor Peygamber Efendimiz SAS. İki hadis daha okuyup bitirmeyi düşünüyorum.İki hadis daha okuyup bitirmeyi düşünüyorum. (Acibtü li-tàlibi’d-dünyâ ve’l-mevtü yatlubühû,

(Acibtü li-tàlibi’d-dünyâ ve’l-mevtü yatlubühû,
ve acibtü ligàfilin ve leyse bi-mağfûlin anhü,ve acibtü ligàfilin ve leyse bi-mağfûlin anhü, ve acibtü li-dàhıkin mil’e fîhî ve lâ yedrî e rudıye anhü em sühıta.) ve acibtü li-dàhıkin mil’e fîhî ve lâ yedrî e rudıye anhü em sühıta.) Bu hadisi şerif, biraz tehditli bir hadisi şeriftir. Diyor ki, Peygamber Efendimiz:

Bu hadisi şerif, biraz tehditli bir hadisi şeriftir. Diyor ki, Peygamber Efendimiz:
“Dünyayı taleb eden, dünya peşinde koşan insana şaştım!

“Dünyayı taleb eden, dünya peşinde koşan insana şaştım!
Halbuki ecel onun peşinde, ölüm kendisinin peşinde,Halbuki ecel onun peşinde, ölüm kendisinin peşinde, o onun farkında değil; o dünyanın peşinde, ben ona hayret ettim.o onun farkında değil; o dünyanın peşinde, ben ona hayret ettim. Ve şu gafil insana şaştım ki,

Ve şu gafil insana şaştım ki,
onun yaptıklarından Allah gafil değil...onun yaptıklarından Allah gafil değil... Kendisinden gafil olunmayan,Kendisinden gafil olunmayan, kendisi gafil olan insana şaştım!kendisi gafil olan insana şaştım! Allah kimseden gàfil değil, herkesin yaptığını biliyor.Allah kimseden gàfil değil, herkesin yaptığını biliyor. Ve ağız dolusunca gülen insana; ağzı dola dola

Ve ağız dolusunca gülen insana; ağzı dola dola
—yâni ağzını yaya yaya diyelim biz——yâni ağzını yaya yaya diyelim biz— kah kah, kih kih, gülen insana şaştım!kah kah, kih kih, gülen insana şaştım! O bilmiyor ki Allah kendisinden razı mı, yoksa kızıyor mu?O bilmiyor ki Allah kendisinden razı mı, yoksa kızıyor mu? Bunu bilmediği halde, gülen işte bu kimseye şaşarım!” diyor.Bunu bilmediği halde, gülen işte bu kimseye şaşarım!” diyor. Muhterem Kardeşlerim, karikatürlerde hatırlıyorum bir balık çizerler,

Muhterem Kardeşlerim, karikatürlerde hatırlıyorum bir balık çizerler,
küçük balık.küçük balık. Arkasında daha büyük bir balık ağzını açmış, arkasından yüzüyor.Arkasında daha büyük bir balık ağzını açmış, arkasından yüzüyor. Onu yakalayacak yutacak yâni.Onu yakalayacak yutacak yâni. Böyle onun arkasında daha büyük bir balık, daha büyük ebatta;Böyle onun arkasında daha büyük bir balık, daha büyük ebatta; o da onun böyle arkasında gidiyor.o da onun böyle arkasında gidiyor. Onun arkasında daha büyük bir balık, o da onun peşinden gidiyor. Onun arkasında daha büyük bir balık, o da onun peşinden gidiyor. Yâni o onu yutacak, o onu yatacak, o onu yutacak...Yâni o onu yutacak, o onu yatacak, o onu yutacak... Tabii önündeki küçük balığı kovalayan arkasındakinden haberdar değil,Tabii önündeki küçük balığı kovalayan arkasındakinden haberdar değil, vaziyeti bilmiyor.vaziyeti bilmiyor. O onu yutmak peşine ama, arkasından daha büyük bir balık var, o da onun peşinde...O onu yutmak peşine ama, arkasından daha büyük bir balık var, o da onun peşinde... Şimdi bizim de arkamızdan ecel kovalıyor, ecel var, yâni ölüm var...

Şimdi bizim de arkamızdan ecel kovalıyor, ecel var, yâni ölüm var...
Ölüm kendisini takip edip dururken, koşturup dururken, Ölüm kendisini takip edip dururken, koşturup dururken, yâni fırsat kollayıp dururken,yâni fırsat kollayıp dururken, dünyayı taleb edene şaşarım diyor Peygamber Efendimiz...dünyayı taleb edene şaşarım diyor Peygamber Efendimiz... Burada tabii, bir izahta bulunmamız gerekir muhterem kardeşlerim:

Burada tabii, bir izahta bulunmamız gerekir muhterem kardeşlerim:
Dünya insana ahireti unutturupDünya insana ahireti unutturup Allah’ın rızasını kazanmaktan alıkoyan şeylerin hepsine birden verilen isimdir. Allah’ın rızasını kazanmaktan alıkoyan şeylerin hepsine birden verilen isimdir. Yoksa, bazıları meseleyi doğru anlayamayabiliyorlar.Yoksa, bazıları meseleyi doğru anlayamayabiliyorlar. Bir insan Allah’tan gafil değilse, Bir insan Allah’tan gafil değilse, Allah rızası için çalışmakta ve gayret göstermekteyse,Allah rızası için çalışmakta ve gayret göstermekteyse, ticaret yapabilir, iş yapabilir, çeşitli meşguliyetlerde bulunabilir ama,ticaret yapabilir, iş yapabilir, çeşitli meşguliyetlerde bulunabilir ama, mesele Allah’tan gàfil olmaması ve niyetinin iyi olmasıdır.mesele Allah’tan gàfil olmaması ve niyetinin iyi olmasıdır. Allah’ı unutarak yapıldığı zaman olmuyor,Allah’ı unutarak yapıldığı zaman olmuyor, dünyaya yönelik çalışma kişiye hayır getirmiyor.dünyaya yönelik çalışma kişiye hayır getirmiyor. Meselâ, Ebû Bekr-i Sıddık Efendimiz’in zenginliğini biliyoruz,

Meselâ, Ebû Bekr-i Sıddık Efendimiz’in zenginliğini biliyoruz,
Osman-ı Zinnûreyn Efendimiz’in zenginliğini biliyoruz,Osman-ı Zinnûreyn Efendimiz’in zenginliğini biliyoruz, İmam-ı Azam Efendimiz’in zenginliğini biliyoruz...İmam-ı Azam Efendimiz’in zenginliğini biliyoruz... Yâni gàfil olmadıktan sonra, Allah’ı unutmadıktan sonra,Yâni gàfil olmadıktan sonra, Allah’ı unutmadıktan sonra, görevlerini yaptıktan sonra,görevlerini yaptıktan sonra, Allah’ın dinine hizmet olduktan sonra, onun bir mahzuru olmaz.Allah’ın dinine hizmet olduktan sonra, onun bir mahzuru olmaz. Eğer Allah’tan alıkoyuyorsa;

Eğer Allah’tan alıkoyuyorsa;
(Küllü mâ elhâke an zikri mevlâke fehüve dünyâke)

(Küllü mâ elhâke an zikri mevlâke fehüve dünyâke)
“Seni Allah’ı zikretmekten, anmaktan, ona kulluk etmekten“Seni Allah’ı zikretmekten, anmaktan, ona kulluk etmekten alıkoyan her şey dünyadır.” deniliyor.alıkoyan her şey dünyadır.” deniliyor. Yâni, diyelim ki bir meşguliyet tutturmuş kişi, Allah’ı unutturuyor.

Yâni, diyelim ki bir meşguliyet tutturmuş kişi, Allah’ı unutturuyor.
O meşguliyet isterse para kazanmaya yönelik bir şey olmasın, o da dünyadır.O meşguliyet isterse para kazanmaya yönelik bir şey olmasın, o da dünyadır. Bir kenarda ömür tüketiyor boş yere, onun peşine takılmış; Bir kenarda ömür tüketiyor boş yere, onun peşine takılmış; o da dünyadır.o da dünyadır. Yâni, Allah’tan insanı alıkoyan her şeyYâni, Allah’tan insanı alıkoyan her şey dünyalık sayılır ve mel’undur, makbul değildir.dünyalık sayılır ve mel’undur, makbul değildir. İnsan ahirete rağbet etmeli, Allah’ın rızasını kazanmaya gayret etmeli!

İnsan ahirete rağbet etmeli, Allah’ın rızasını kazanmaya gayret etmeli!
Nihayet sonuncu hadis-i şerifini okuyorum, bu akşamki sohbetimizin:

Nihayet sonuncu hadis-i şerifini okuyorum, bu akşamki sohbetimizin:
(Acibtü li-men yeşteri’l-memâlîke bi-mâlihî sümme yu’tikuhüm,

(Acibtü li-men yeşteri’l-memâlîke bi-mâlihî sümme yu’tikuhüm,
keyfe lâ yeşteri’l-ahrâra bi ma’rûfihî ve hüve a’zamü sevâben.)keyfe lâ yeşteri’l-ahrâra bi ma’rûfihî ve hüve a’zamü sevâben.) Abdullah ibn-i Ömer RA’dan rivayet edilmiş. Peygamber Efendimiz diyor ki:

Abdullah ibn-i Ömer RA’dan rivayet edilmiş. Peygamber Efendimiz diyor ki:
“—Köleleri Allah rızası için malıyla parasıyla satın alıp da,

“—Köleleri Allah rızası için malıyla parasıyla satın alıp da,
sonra onları azad edenlere şaşarım!”sonra onları azad edenlere şaşarım!” Sevap kazanmak için böyle yaparlardı.

Sevap kazanmak için böyle yaparlardı.
Meselâ, Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz Bilâl-i Habeşî’yi çok para vererek aldı ve azad etti.Meselâ, Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz Bilâl-i Habeşî’yi çok para vererek aldı ve azad etti. Çok eziyet ediyordu Bilâl-i Habeşi’nin efendisi, çok zulmediyordu ona...Çok eziyet ediyordu Bilâl-i Habeşi’nin efendisi, çok zulmediyordu ona... Talip oldu, “Sat bunu bana!” dedi. O da çok para istedi ama,Talip oldu, “Sat bunu bana!” dedi. O da çok para istedi ama, Ebû Bekr-i Sıddık istediği parayı verdi; Ebû Bekr-i Sıddık istediği parayı verdi; Bilâl-i Habeşi Hazretleri’ni kurtardı ve azad etti.Bilâl-i Habeşi Hazretleri’ni kurtardı ve azad etti. Peygamber Efendimiz burada diyor ki...Peygamber Efendimiz burada diyor ki... Tabii bunu Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz için demiyor.Tabii bunu Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz için demiyor. Ben köle azad etmenin sevabını anlatmak için şimdi söyledim bunu, Ben köle azad etmenin sevabını anlatmak için şimdi söyledim bunu, hadis-i şerife dönüyorum:hadis-i şerife dönüyorum: “—Köleleri satın alıp malıyla, parasıyla; sonra azad eden kimseye şaşarım.

“—Köleleri satın alıp malıyla, parasıyla; sonra azad eden kimseye şaşarım.
Niye hürleri onlara iyilik yaparak satın almıyor? Bu sevapça daha fazla!” diyor.Niye hürleri onlara iyilik yaparak satın almıyor? Bu sevapça daha fazla!” diyor. Anlaşıldı mı? Yâni köleleri para verip

Anlaşıldı mı? Yâni köleleri para verip
satın alıp, ondan sonra azad etmek çok sevap;satın alıp, ondan sonra azad etmek çok sevap; bunu yapmak çok para, pahalı... Bir köle kaçadır?bunu yapmak çok para, pahalı... Bir köle kaçadır? Bir köle bir kamyon fiyatınadır,Bir köle bir kamyon fiyatınadır, bir otomobil fiyatınadır bu günün parasıyla; yâni kolay bir şey değildir. bir otomobil fiyatınadır bu günün parasıyla; yâni kolay bir şey değildir. Çünkü adamı çalıştıracaksın yâni,Çünkü adamı çalıştıracaksın yâni, boğazına biraz yiyecek vereceksin, ev vereceksin; şunu şöyle yap,boğazına biraz yiyecek vereceksin, ev vereceksin; şunu şöyle yap, bunu böyle yap diyeceksin, yapacak.bunu böyle yap diyeceksin, yapacak. Yâni bayağı insanı zahmetten kurtaran bir şey...Yâni bayağı insanı zahmetten kurtaran bir şey... O devir için önemli bir imkân yâni, öyle az bir şey değil...O devir için önemli bir imkân yâni, öyle az bir şey değil... Bayağı bir para, bir otomobil gibi, bir kamyon gibi kıymetli, paralı, ücreti çok...Bayağı bir para, bir otomobil gibi, bir kamyon gibi kıymetli, paralı, ücreti çok... Onu alıyor azad ediyor. Bu sevap...Onu alıyor azad ediyor. Bu sevap... “Bunun sevabının kıymetini bilen insana şaşarım,“Bunun sevabının kıymetini bilen insana şaşarım, hürleri niye satın almıyor?” diyor.hürleri niye satın almıyor?” diyor. Hürler nasıl satın alınacak?

Hürler nasıl satın alınacak?
İyilik yaparak,İyilik yaparak, ma’ruf dediğimiz şey; yâni aklın ve şeriatınma’ruf dediğimiz şey; yâni aklın ve şeriatın güzel gördüğü, sevdiği, beğendiği,güzel gördüğü, sevdiği, beğendiği, zarif, latif hallerle hürleri niye satın almıyor?zarif, latif hallerle hürleri niye satın almıyor? (Ve hüve a’zamü sevâben)(Ve hüve a’zamü sevâben) Bu, sevap olarak daha da fazla diyor.Bu, sevap olarak daha da fazla diyor. İşte bu son cümle üzerinde ne kadar dursak,

İşte bu son cümle üzerinde ne kadar dursak,
zihnimize bunu ne kadar derin bir şekilde kazısak, nakşetsek; o kadar iyidir. zihnimize bunu ne kadar derin bir şekilde kazısak, nakşetsek; o kadar iyidir. Köle azad etmek sevab ama,Köle azad etmek sevab ama, hürleri, hürlerin gönlünü alıp onları kendine dost edinmek daha fazla sevaplı...hürleri, hürlerin gönlünü alıp onları kendine dost edinmek daha fazla sevaplı... Arkadaşlığın önemini gösteriyor bu...

Arkadaşlığın önemini gösteriyor bu...
Yâni insanlara iyilik yapmanın kıymetini gösteriyor,Yâni insanlara iyilik yapmanın kıymetini gösteriyor, Asil bir insan, köle değil...Asil bir insan, köle değil... Şerefli, zengin, parası var, pulu var;Şerefli, zengin, parası var, pulu var; sen ona bir iyilik yapıyorsun,sen ona bir iyilik yapıyorsun, o sana şükran borçlu oluyor, müteşekkir kalıyor yâni... o sana şükran borçlu oluyor, müteşekkir kalıyor yâni... Bunun sevabı, köle azad etmekten daha fazla diyor.Bunun sevabı, köle azad etmekten daha fazla diyor. Bakın, İslâm bir cemiyetin

Bakın, İslâm bir cemiyetin
olumlu bir istikamete gitmesi için,olumlu bir istikamete gitmesi için, insanların birbirlerini sevmesi içininsanların birbirlerini sevmesi için ne kadar güzel mükâfatlar koyuyor, ne kadar olumlu mükâfatlar koyuyor. ne kadar güzel mükâfatlar koyuyor, ne kadar olumlu mükâfatlar koyuyor. Yani bir insanın,

Yani bir insanın,
buna benzer bir başka şey hatırladım:buna benzer bir başka şey hatırladım: Bir insanın ihtiyacı olan din kardeşine borç para vermesi,Bir insanın ihtiyacı olan din kardeşine borç para vermesi, din kardeşine yani ihtiyacı olan din kardeşine borç para vermesidin kardeşine yani ihtiyacı olan din kardeşine borç para vermesi fakire sadaka vermesinden daha sevaplı oluyor. Neden? fakire sadaka vermesinden daha sevaplı oluyor. Neden? Kardeşi o, arkadaşı, dostu o; dostluk çok önemli olduğundan...Kardeşi o, arkadaşı, dostu o; dostluk çok önemli olduğundan... Dostuna borç para veriyor, geriye alacak parayı;Dostuna borç para veriyor, geriye alacak parayı; fakire sadaka veriyor, temelli gidecek. fakire sadaka veriyor, temelli gidecek. Önceki daha sevaplı... Neden? İslâm’da dostluk kıymetli de onun için... Önceki daha sevaplı... Neden? İslâm’da dostluk kıymetli de onun için... Onun için, başkaları ne yapar bilmiyorum ama,

Onun için, başkaları ne yapar bilmiyorum ama,
herkesin tabii dost olmasını temenni ederiz.herkesin tabii dost olmasını temenni ederiz. Bizim kardeşlerimiz,Bizim kardeşlerimiz, yâni bizi seven, bizi tanıyan işte böyle toplandığımız müslüman kardeşlerimiz,yâni bizi seven, bizi tanıyan işte böyle toplandığımız müslüman kardeşlerimiz, ve bundan sonra da videodan bu konuşmayı dinleyen kardeşlerimiz,ve bundan sonra da videodan bu konuşmayı dinleyen kardeşlerimiz, lütfen kardeşliklerini, arkadaşlıklarını Allah’ın istediği gibi samimi yapsınlar,lütfen kardeşliklerini, arkadaşlıklarını Allah’ın istediği gibi samimi yapsınlar, candan yapsınlar!candan yapsınlar! Yâni bak, Allah borç verdiği zaman sevaplı sayıyor.

Yâni bak, Allah borç verdiği zaman sevaplı sayıyor.
Ona iyilik yapmayı köle azat etmekten daha üstün sayıyor.Ona iyilik yapmayı köle azat etmekten daha üstün sayıyor. Kardeşliğin çok iyiliği var. Dostluğun, ahbaplığın çok kııymeti var.Kardeşliğin çok iyiliği var. Dostluğun, ahbaplığın çok kııymeti var. Bir dostluk Allah rızası için ziyaret ettiği zaman Allah razı oluyor, seviyor.Bir dostluk Allah rızası için ziyaret ettiği zaman Allah razı oluyor, seviyor. Şimdi biz buradaŞimdi biz burada bizi bu camide konuşturmayacaklarına dair bir yazıyı

bizi bu camide konuşturmayacaklarına dair bir yazıyı
gönderdikleri zaman Melbourn’a, düşündük:gönderdikleri zaman Melbourn’a, düşündük: “Sydney’e gitsek mi, gitmesek mi?“Sydney’e gitsek mi, gitmesek mi? Gitmeyebiliriz Sydney’e ama, kardeşlerimiz var, ilgi gösteriyorlar bizlere... Gitmeyebiliriz Sydney’e ama, kardeşlerimiz var, ilgi gösteriyorlar bizlere... Allah razı olsun... Telefon ettiler, bizleri davet ediyorlar,Allah razı olsun... Telefon ettiler, bizleri davet ediyorlar, biz kardeşlerimizi ziyarete gideriz.biz kardeşlerimizi ziyarete gideriz. Camiye almıyorlarmış, konuşturmuyorlarmış... Camiye almıyorlarmış, konuşturmuyorlarmış... Konuşturmuyorlarsa evlerine gideriz, kardeşlerimizi ziyaret eder geliriz.Konuşturmuyorlarsa evlerine gideriz, kardeşlerimizi ziyaret eder geliriz. Yeter bize...” dedik, öyle düşündük, o maksatla geldik.Yeter bize...” dedik, öyle düşündük, o maksatla geldik. Birbirinizle kardeşliklerinizi safî, hâlis yapın,

Birbirinizle kardeşliklerinizi safî, hâlis yapın,
candan yapın ve birbirinize sımsıkı bağlanın!candan yapın ve birbirinize sımsıkı bağlanın! Müslümanların birbirine bağlanmasını Allah-u Teâlâ Hazretleri çok seviyorMüslümanların birbirine bağlanmasını Allah-u Teâlâ Hazretleri çok seviyor çok büyük mükâfatlar veriyor.çok büyük mükâfatlar veriyor. Burada bitireceğim dedim ama,

Burada bitireceğim dedim ama,
Buhârî’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerif daha var altında onu da okuyayım, kısa:Buhârî’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerif daha var altında onu da okuyayım, kısa: (Ud men lâ yeùdüke,

(Ud men lâ yeùdüke,
ve ehdi men lâ yühdî lek.)ve ehdi men lâ yühdî lek.) Bu hadis-i şerifte Peygamber SAS Efendimiz buyuruyor ki:

Bu hadis-i şerifte Peygamber SAS Efendimiz buyuruyor ki:
“Seni ziyaret etmeyene, sen ziyaret yap! “Seni ziyaret etmeyene, sen ziyaret yap! Sana bir şey vermeyene sen hediye ver!”Sana bir şey vermeyene sen hediye ver!” İşte dostluğun anahtarı da bu!

İşte dostluğun anahtarı da bu!
Her şey karşılıklı olmaz,Her şey karşılıklı olmaz, bazı şeyler karşılıksız olacak.bazı şeyler karşılıksız olacak. Ve karşılıksız olduğu zaman da, sevabı daha fazla oluyor. Ve karşılıksız olduğu zaman da, sevabı daha fazla oluyor. Bunu büyüklerimiz atasözü olarak şöyle ifade etmişler, Bunu büyüklerimiz atasözü olarak şöyle ifade etmişler, yâni kelimelere dökmüşler. Diyorlar ki:yâni kelimelere dökmüşler. Diyorlar ki: “—Kötülüğe kötülükle mukabele her kişini kârdır,

“—Kötülüğe kötülükle mukabele her kişini kârdır,
kötülüğe iyilikle mukabele er kişini kârıdır.”kötülüğe iyilikle mukabele er kişini kârıdır.” Yâni birisi kötülük yapmış, sen ona iyilik yapacaksın.Yâni birisi kötülük yapmış, sen ona iyilik yapacaksın. Bunu herkes yapamaz, işte bu babayiğitlik... Asıl pazu kuvveti bu...Bunu herkes yapamaz, işte bu babayiğitlik... Asıl pazu kuvveti bu... Peygamber SAS zamanında, gençler güreşiyorlarmış.

Peygamber SAS zamanında, gençler güreşiyorlarmış.
O da uzaktan geliyor oraya... O da uzaktan geliyor oraya... Gençler utanıyorlar Peygamber Efendimiz bizi altlı, üstlü güreşirken görür diye...Gençler utanıyorlar Peygamber Efendimiz bizi altlı, üstlü güreşirken görür diye... Yanlarına varıyor, kızmıyor yâni...Yanlarına varıyor, kızmıyor yâni... Onların tabii, spor yapması lâzım. Diyor ki:Onların tabii, spor yapması lâzım. Diyor ki: (Leyse’ş-şedîde bi’s-suraati)

(Leyse’ş-şedîde bi’s-suraati)
“Pehlivan güreşte karşı tarafı yere çalan değildir,“Pehlivan güreşte karşı tarafı yere çalan değildir, (İnneme’ş-şedîdü’llezî yemlikü nefsehû inde’l-gadabi)(İnneme’ş-şedîdü’llezî yemlikü nefsehû inde’l-gadabi) Asıl pehlivan, gazaplandığı zaman kendisine hàkim olup,Asıl pehlivan, gazaplandığı zaman kendisine hàkim olup, kendisini tutabilen kimsedir.kendisini tutabilen kimsedir. Sinirlenmeyip kendisini tutabilen insandır.”Sinirlenmeyip kendisini tutabilen insandır.” Böyle bir nasihat eylemiş.Böyle bir nasihat eylemiş. Demek ki, güzel ahlâk karşılıksız olanı oluyor.Demek ki, güzel ahlâk karşılıksız olanı oluyor. Aradaki kırgınlıkları düzeltmenin çaresi de budur, başka çaresi yok yâni.Aradaki kırgınlıkları düzeltmenin çaresi de budur, başka çaresi yok yâni. Çünkü o bir tarafa çeker, sen bir tarafa çekersen, ip kopar.Çünkü o bir tarafa çeker, sen bir tarafa çekersen, ip kopar. Yâni sen karşılıksız olarak kötülüğe iyilikle muamele edersen, iş düzelir.Yâni sen karşılıksız olarak kötülüğe iyilikle muamele edersen, iş düzelir. Tasavvufi ahlâk da bunu gerektiriyor.Tasavvufi ahlâk da bunu gerektiriyor. Yunus Emre’nin biliyorsunuz, ilâhisi var:

Yunus Emre’nin biliyorsunuz, ilâhisi var:
Dövene elsiz gerek, Sövene dilsiz gerek,

Dövene elsiz gerek, Sövene dilsiz gerek,
Derviş gönülsüz gerek; Sen derviş olamazsın!Derviş gönülsüz gerek; Sen derviş olamazsın! Yunus güzel söylediği için,

Yunus güzel söylediği için,
insana pek böyle itiraz hissi gelmiyor ama birisi diyebilir ki:insana pek böyle itiraz hissi gelmiyor ama birisi diyebilir ki: “—Yâ o beni dövecek, benim elim armut mu topluyor;

“—Yâ o beni dövecek, benim elim armut mu topluyor;
ben de ona patlatırım!ben de ona patlatırım! Dövene elsiz gerek, Sövene dilsiz gerek.Dövene elsiz gerek, Sövene dilsiz gerek. O konuşacak, ben susar mıyım; ben de konuşurum!”O konuşacak, ben susar mıyım; ben de konuşurum!” Ama işte karşındaki müslümansa, uymayacaksın ona, sabredeceksin!

Ama işte karşındaki müslümansa, uymayacaksın ona, sabredeceksin!
Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz’e birisi gelmiş,

Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz’e birisi gelmiş,
açmış ağzını yummuş gözünü, yükleniyor.açmış ağzını yummuş gözünü, yükleniyor. Adam müşrik...Adam müşrik... Peygamber Efendimiz de orada...Peygamber Efendimiz de orada... Ebû Bekr-i Sıddîk RA da Peygamber Efendimiz var diye böyle sessiz duruyor.Ebû Bekr-i Sıddîk RA da Peygamber Efendimiz var diye böyle sessiz duruyor. Bir Peygamber Efendimiz’e bakıyor,Bir Peygamber Efendimiz’e bakıyor, bir konuşan şahsa bakıyor, ses çıkartmıyor.bir konuşan şahsa bakıyor, ses çıkartmıyor. Ötekisi azıtmış artık, işi ilerletmiş, daha beter yüklenmeğe başlamış.Ötekisi azıtmış artık, işi ilerletmiş, daha beter yüklenmeğe başlamış. Hazret-i Ebû Bekir yine sabretmiş...Hazret-i Ebû Bekir yine sabretmiş... Daha beter yüklenmeğe başlamış; yine sabretmiş... Nihayet:Daha beter yüklenmeğe başlamış; yine sabretmiş... Nihayet: “—Ama sen de haksızlık ediyorsun, şu şöyle değil mi, bu böyle değil mi?” diye

“—Ama sen de haksızlık ediyorsun, şu şöyle değil mi, bu böyle değil mi?” diye
cevap vermeye başlayınca;cevap vermeye başlayınca; Peygamber Efendimiz SAS derhal oradan kalkmış ve yürümeğe başlamış.Peygamber Efendimiz SAS derhal oradan kalkmış ve yürümeğe başlamış. Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz bir

Ebû Bekr-i Sıddîk Efendimiz bir
bakıyor ki, Rasûlüllah SAS Efendimiz gidiyor...bakıyor ki, Rasûlüllah SAS Efendimiz gidiyor... Hemen koşuyor arkasından, diyor ki:Hemen koşuyor arkasından, diyor ki: “—Anam babam sana fedâ olsun yâ Rasûlallah!

“—Anam babam sana fedâ olsun yâ Rasûlallah!
Size karşı kırıcı bir harekette mi bulundum?Size karşı kırıcı bir harekette mi bulundum? Hiç tahmin etmiyordum,Hiç tahmin etmiyordum, yâni sizi kırmak istemiyordum; niye kalktınız?”yâni sizi kırmak istemiyordum; niye kalktınız?” Diyor ki:

Diyor ki:
“—Ey Ebû Bekir! Bana karşı bir şey yapmadın ama,

“—Ey Ebû Bekir! Bana karşı bir şey yapmadın ama,
sen konuşmazken, susuyorken, sen konuşmazken, susuyorken, sana karşı o edepsiz konuşup dururken,sana karşı o edepsiz konuşup dururken, senin namına bir melek ona cevap veriyordu.”senin namına bir melek ona cevap veriyordu.” Melek nasıl cevap verir, cevap verince öbür tarafa ne olur; bilmiyoruz ama,

Melek nasıl cevap verir, cevap verince öbür tarafa ne olur; bilmiyoruz ama,
herhalde öbür tarafa bir şey olur,herhalde öbür tarafa bir şey olur, bu taraf da herhalde savunmuş oluyor. Nasıl oluyorsa...bu taraf da herhalde savunmuş oluyor. Nasıl oluyorsa... “—Ama, sen kendin cevap vermeye başlayınca,

“—Ama, sen kendin cevap vermeye başlayınca,
seni savunan melek aradan çekildi;seni savunan melek aradan çekildi; oraya şeytan geldi.oraya şeytan geldi. Şeytanın geldiği yerde de, peygamber olarak ben duramayacağım için,Şeytanın geldiği yerde de, peygamber olarak ben duramayacağım için, benim durumum dolayısıyla orada durmamam gerektiğinden kalktım.” diyor. benim durumum dolayısıyla orada durmamam gerektiğinden kalktım.” diyor. Demek ki münakaşalarda bir fayda yok,

Demek ki münakaşalarda bir fayda yok,
çekişmelerde kavgalarda bir fayda yok...çekişmelerde kavgalarda bir fayda yok... Dövene elsiz, sövene dilsiz olmak gerekiyor, işin yatışması bakımından...Dövene elsiz, sövene dilsiz olmak gerekiyor, işin yatışması bakımından... Allah-u Teâlâ Hazretleri hepimizi güzel ahlâk ile muttasıf eylesin,

Allah-u Teâlâ Hazretleri hepimizi güzel ahlâk ile muttasıf eylesin,
sevdiği işleri yapmayı nasib etsin...sevdiği işleri yapmayı nasib etsin... Bizde sevmediği ne gibi hal, huy ve sıfat varsa, bizi onlardan pak eylesin...Bizde sevmediği ne gibi hal, huy ve sıfat varsa, bizi onlardan pak eylesin... Ömrümüzü hayırlı ve verimli işler yaparak,

Ömrümüzü hayırlı ve verimli işler yaparak,
hakikaten başarılı,hakikaten başarılı, müslümanlar için faydalı işler yaparak geçirmeyi nasib eylesin...müslümanlar için faydalı işler yaparak geçirmeyi nasib eylesin... Ahir ömrümüzde güzel bir hal ile hallenip ve buyurun:Ahir ömrümüzde güzel bir hal ile hallenip ve buyurun: “Eşhedü en lâ ilâhe illa’llah,“Eşhedü en lâ ilâhe illa’llah, ve eşhedü enne muhammeden abdühû ve rasûlühû.” diyerek,ve eşhedü enne muhammeden abdühû ve rasûlühû.” diyerek, iman-ı kâmil ile göçmeyi,iman-ı kâmil ile göçmeyi, cennetine cemâline nâil ve sahip ve mazhar olmayıcennetine cemâline nâil ve sahip ve mazhar olmayı Allah cümlemize nasib eylesin...Allah cümlemize nasib eylesin... Bi-hürmeti esrarı sûreti’l-fâtihah!

Bi-hürmeti esrarı sûreti’l-fâtihah!
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2