Namaz Vakitleri

3 Rebîü'l-Evvel 1448
16 August 2026
İmsak
04:31
Güneş
06:08
Öğle
13:14
İkindi
17:02
Akşam
20:10
Yatsı
21:40
Detaylı Arama

Namazları Camide Kılalım!

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

16 Şevvâl 1404 / 15.07.1984
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Hadis sohbetlerini 5 aşamada özetleyebiliriz.

a. İskenderpaşa Camii Sohbetleri (1977-1997)

Mehmed Zâhid KOTKU Hz. görevli oldukları İskenderpaşa Camii’nde, her pazar günü ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika Râmûzü’l-Ehàdis’ten hadis okuyup izah ederdi. 1977 yılının ilkbaharından itibaren bu dersler Mahmud Es’ad COŞAN tarafından yapılır oldu.

COŞAN, o yıllarda Ankara’da oturuyordu. Her hafta sonu İstanbul’a geliyor, pazar günkü hadis dersini yapıp geri dönüyordu. Tatillerde ve müsait zamanlarında cuma namazından önce de sohbet ettiği olurdu. Önemli bir engel olmadıkça, bu böyle devam etti.

13 Kasım 1980’de Mehmed Zâhid KOTKU Hazretleri’nin vefatından sonra da İskenderpaşa’daki dersler aynen devam etti. Hac veya başka bir seyahat nedeniyle yurtdışında olduğu zamanların dışında önemli bir aksama olmadı. 1997 Mayısında yurtdışına çıkıncaya kadar bu böyle devam etti. İskenderpaşa’daki son sohbeti 4 Mayıs 1997 pazar günü oldu.
COŞAN, derse besmele ve hamdele ile başlardı. Arkasından, “Kitapların en efdali Allah’ın kitabıdır, yolların en faziletlisi Peygamber (s.a.s.)’in yoludur. Sonradan uydurulan şeyler bid’attir. Her bid’at dalâlettir. Her dalâlet ve dalâlet sahibi cehenneme gider.” anlamındaki Arapça giriş cümlelerini söylerdi. Sonra, sıradaki ilk hadisin Arapça metnini okurdu.

Ondan sonra okunan kitap hakkında kısa bilgi verir; hadislerin okunmasına ve izahına geçmeden önce, başta Peygamber (s.a.s.) Efendimiz olmak üzere cümle enbiyânın, evliyânın, sülehànın; sâdât ve meşâyih-i kiramın ruhları için; kitabın müellifinin ve bu kitabın içindeki hadis-i şeriflerin bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın, râvilerin ruhları için; caminin bânisi İskender Paşa’nın ruhu için; bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere oraya gelmiş olan kimselerin ahirete irtihal etmiş olan cümle yakınlarının ruhları için ve Mehmed Zahid KOTKU Hazretleri’nin ruhu için, bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerif okunmasını isterdi.

Daha sonra, sıradaki hadis-i şerifin Arapça metnini okuyup, kelime kelime izahına geçerdi. Konuyla ilgili ayet-i kerimeler ve diğer hadis-i şeriflerle meseleyi bir güzel açıklardı. Sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanırdı. Konunun iyi anlaşılması için misaller, hatıralar anlatır; şiirlere, Farsça ve Arapça beyitlere yer verirdi.

COŞAN, ilk yıllarda her sohbette 8-10 hadis-i şerif okuyup izah ederdi, sohbet süresi bir saati geçmezdi. Son yıllarda bu sayı 3’e kadar düşmüş, izah için daha çok vakit ayrılmış, sohbet süresi bir saati biraz aşmaya başlamıştı.

Sohbetin sonunda mutlaka Hatm-i Hàcegân yaptırırdı. Bazen, intisab etmek isteyenler için zikir dersi tarifi yapardı. Eğer vakit müsaitse, küçük notlarla soru gönderenlerin sorularına cevap verirdi.

Sohbetlere öncelikle gençler, öğrenciler, okumuş kimseler gelirlerdi. Fakat her yaştan ve her kesimden insana rastlamak mümkündü. Zamanla ilgi arttığı için, caminin etrafındaki evler satın alınarak cami genişletilmiş; hanımların ve erkeklerin sohbetleri takip edebilmesi için mekânlar yapılmıştır.

İskenderpaşa Camii’ndeki sohbetler, ilk yıllardan beri teyp kasetlerine kayıt edilmiştir. 1987’den sonra görüntülü video kayıtları yapılmıştır.

b. Ankara Özelif Camii Sohbetleri (1982-1996)

COŞAN, Mehmed Zâhid KOTKU Hz. vefat edip, irşad görevi kendisine intikal ettikten sonra, Ankara’da da hadis dersleri başlattı (1982). İlk önce çarşamba günleri evinin yanındaki Muradiye Camii’nde, daha sonra perşembe akşamları Özelif Camii’nde hadis dersi yapmaya başladı. Bir ara cumartesi günleri yapıldı. Emekli olup da Ankara’dan ayrıldıkları 1987 yılına kadar bu dersler devam etti. 1987’den sonra ise, her ayın ilk perşembe akşamı Ankara’ya gelip, bu hadis derslerini ayda bir yapmaya devam etti.

c. Sapanca Sohbetleri (1987-1989)

COŞAN emekli olduktan sonra Sapanca’ya yerleşmiştir. Orada oturdukları yıllarda (1987-1989), evinin yakınındaki Yüzevler Camii’nde cumartesi günleri, ikindiden sonra Muhtâru’l-Ehàdîs isimli kitaptan hadis dersleri yapmıştır.

Muhtâru’l-Ehâdîs kitabı muteber hadis kitaplarından seçilmiş ve ilk harflerine göre alfabetik olarak sıralanmış bin dört yüz kadar hadis ihtivâ etmektedir. Mısırlı alim Seyyid Ahmed el-Hâşimî (1878-1943) tarafından hazırlanmıştır. Türkçe’ye muhtelif tercümeleri yapılmıştır.

d. Anadolu’da Sohbetler

COŞAN, Türkiye’de bulunduğu 1980-1997 yılları arasında sık sık Anadolu’da seyahatler yaparlardı. Gittikleri illerde, uygun camilerde, halka açık hadis dersleri yapmıştır. Eskişehir, Bursa, İzmir, Antalya, Adapazarı, Konya, Edirne gibi illerde sohbetler yapılmış hadis sohbetleri mevcuttur.

e. Ev Sohbetleri
Doğum, ölüm, düğün, sünnet vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği evlerde; kahvaltı vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği öğrenci evlerinde mutlaka yarım saat - 45 dakika civarında bir hadis sohbeti yaparlardı.

Mescide Çok Devam Eden Kimse, Besmelesiz Yağ Sürünmek, Kim Nefsini Zelil Ederse, Allah’ın Kulunu Affetmesi, Gülerek Günah İşlemek | gibi konu başlıkları içeren dini sohbet.

Namazları Camide Kılalım!

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

16 Şevvâl 1404 / 15.07.1984
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Hadis sohbetlerini 5 aşamada özetleyebiliriz.

a. İskenderpaşa Camii Sohbetleri (1977-1997)

Mehmed Zâhid KOTKU Hz. görevli oldukları İskenderpaşa Camii’nde, her pazar günü ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika Râmûzü’l-Ehàdis’ten hadis okuyup izah ederdi. 1977 yılının ilkbaharından itibaren bu dersler Mahmud Es’ad COŞAN tarafından yapılır oldu.

COŞAN, o yıllarda Ankara’da oturuyordu. Her hafta sonu İstanbul’a geliyor, pazar günkü hadis dersini yapıp geri dönüyordu. Tatillerde ve müsait zamanlarında cuma namazından önce de sohbet ettiği olurdu. Önemli bir engel olmadıkça, bu böyle devam etti.

13 Kasım 1980’de Mehmed Zâhid KOTKU Hazretleri’nin vefatından sonra da İskenderpaşa’daki dersler aynen devam etti. Hac veya başka bir seyahat nedeniyle yurtdışında olduğu zamanların dışında önemli bir aksama olmadı. 1997 Mayısında yurtdışına çıkıncaya kadar bu böyle devam etti. İskenderpaşa’daki son sohbeti 4 Mayıs 1997 pazar günü oldu.
COŞAN, derse besmele ve hamdele ile başlardı. Arkasından, “Kitapların en efdali Allah’ın kitabıdır, yolların en faziletlisi Peygamber (s.a.s.)’in yoludur. Sonradan uydurulan şeyler bid’attir. Her bid’at dalâlettir. Her dalâlet ve dalâlet sahibi cehenneme gider.” anlamındaki Arapça giriş cümlelerini söylerdi. Sonra, sıradaki ilk hadisin Arapça metnini okurdu.

Ondan sonra okunan kitap hakkında kısa bilgi verir; hadislerin okunmasına ve izahına geçmeden önce, başta Peygamber (s.a.s.) Efendimiz olmak üzere cümle enbiyânın, evliyânın, sülehànın; sâdât ve meşâyih-i kiramın ruhları için; kitabın müellifinin ve bu kitabın içindeki hadis-i şeriflerin bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın, râvilerin ruhları için; caminin bânisi İskender Paşa’nın ruhu için; bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere oraya gelmiş olan kimselerin ahirete irtihal etmiş olan cümle yakınlarının ruhları için ve Mehmed Zahid KOTKU Hazretleri’nin ruhu için, bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerif okunmasını isterdi.

Daha sonra, sıradaki hadis-i şerifin Arapça metnini okuyup, kelime kelime izahına geçerdi. Konuyla ilgili ayet-i kerimeler ve diğer hadis-i şeriflerle meseleyi bir güzel açıklardı. Sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanırdı. Konunun iyi anlaşılması için misaller, hatıralar anlatır; şiirlere, Farsça ve Arapça beyitlere yer verirdi.

COŞAN, ilk yıllarda her sohbette 8-10 hadis-i şerif okuyup izah ederdi, sohbet süresi bir saati geçmezdi. Son yıllarda bu sayı 3’e kadar düşmüş, izah için daha çok vakit ayrılmış, sohbet süresi bir saati biraz aşmaya başlamıştı.

Sohbetin sonunda mutlaka Hatm-i Hàcegân yaptırırdı. Bazen, intisab etmek isteyenler için zikir dersi tarifi yapardı. Eğer vakit müsaitse, küçük notlarla soru gönderenlerin sorularına cevap verirdi.

Sohbetlere öncelikle gençler, öğrenciler, okumuş kimseler gelirlerdi. Fakat her yaştan ve her kesimden insana rastlamak mümkündü. Zamanla ilgi arttığı için, caminin etrafındaki evler satın alınarak cami genişletilmiş; hanımların ve erkeklerin sohbetleri takip edebilmesi için mekânlar yapılmıştır.

İskenderpaşa Camii’ndeki sohbetler, ilk yıllardan beri teyp kasetlerine kayıt edilmiştir. 1987’den sonra görüntülü video kayıtları yapılmıştır.

b. Ankara Özelif Camii Sohbetleri (1982-1996)

COŞAN, Mehmed Zâhid KOTKU Hz. vefat edip, irşad görevi kendisine intikal ettikten sonra, Ankara’da da hadis dersleri başlattı (1982). İlk önce çarşamba günleri evinin yanındaki Muradiye Camii’nde, daha sonra perşembe akşamları Özelif Camii’nde hadis dersi yapmaya başladı. Bir ara cumartesi günleri yapıldı. Emekli olup da Ankara’dan ayrıldıkları 1987 yılına kadar bu dersler devam etti. 1987’den sonra ise, her ayın ilk perşembe akşamı Ankara’ya gelip, bu hadis derslerini ayda bir yapmaya devam etti.

c. Sapanca Sohbetleri (1987-1989)

COŞAN emekli olduktan sonra Sapanca’ya yerleşmiştir. Orada oturdukları yıllarda (1987-1989), evinin yakınındaki Yüzevler Camii’nde cumartesi günleri, ikindiden sonra Muhtâru’l-Ehàdîs isimli kitaptan hadis dersleri yapmıştır.

Muhtâru’l-Ehâdîs kitabı muteber hadis kitaplarından seçilmiş ve ilk harflerine göre alfabetik olarak sıralanmış bin dört yüz kadar hadis ihtivâ etmektedir. Mısırlı alim Seyyid Ahmed el-Hâşimî (1878-1943) tarafından hazırlanmıştır. Türkçe’ye muhtelif tercümeleri yapılmıştır.

d. Anadolu’da Sohbetler

COŞAN, Türkiye’de bulunduğu 1980-1997 yılları arasında sık sık Anadolu’da seyahatler yaparlardı. Gittikleri illerde, uygun camilerde, halka açık hadis dersleri yapmıştır. Eskişehir, Bursa, İzmir, Antalya, Adapazarı, Konya, Edirne gibi illerde sohbetler yapılmış hadis sohbetleri mevcuttur.

e. Ev Sohbetleri
Doğum, ölüm, düğün, sünnet vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği evlerde; kahvaltı vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği öğrenci evlerinde mutlaka yarım saat - 45 dakika civarında bir hadis sohbeti yaparlardı.

Mescide Çok Devam Eden Kimse, Besmelesiz Yağ Sürünmek, Kim Nefsini Zelil Ederse, Allah’ın Kulunu Affetmesi, Gülerek Günah İşlemek | gibi konu başlıkları içeren dini sohbet.

Konuşma Metni

Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.Bismillâhirrahmânirrahîm.

el-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.
Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn seyyidinâ ve senedinâ MuhammedinVe's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidi'l-evvelîne ve'l-âhirîn seyyidinâ ve senedinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'd. ve âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.

Emmâ ba'd.

Fa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-kitâbi kitâbu'llah ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâFa'lemû eyyühe'l-ihvân fe-inne efdale'l-kitâbi kitâbu'llah ve efdale'l-hedyi hedyü seyyidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve serre'l-umûri muhdesâtühâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve serre'l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr.ve külle muhdesetin bid'atün ve külle bid'atin dalâleh ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi'n-nâr. Ve bi's-senedi'l-muttasili ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: Ve bi's-senedi'l-muttasili ile'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:

Men edmene'l-ihtilâfe ile'l-mescidi esâbe ehan müstefâden fi'llâhi ev ilmen mustatrafenMen edmene'l-ihtilâfe ile'l-mescidi esâbe ehan müstefâden fi'llâhi ev ilmen mustatrafen ev kelimeten tedüllühû alâ'l-hüdâ ev uhrâ tesudduhû ani'r-ridâev kelimeten tedüllühû alâ'l-hüdâ ev uhrâ tesudduhû ani'r-ridâ ev rahmeten muntazaraten ev yetrükü'z-zünûbe hayâen ev hasyeten. ev rahmeten muntazaraten ev yetrükü'z-zünûbe hayâen ev hasyeten.

Sadaka resûlullâh fîmâ kâl ev kemâ kâl.Sadaka resûlullâh fîmâ kâl ev kemâ kâl. Aziz ve muhterem kardeşlerim! Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Allahu Teâlâ hazretlerinin selâmı, rahmeti, bereketi cümlenizin üzerine olsun.Allahu Teâlâ hazretlerinin selâmı, rahmeti, bereketi cümlenizin üzerine olsun. Allahu Teâlâ hazretleri kıldığınız namazları, yaptığınız ibadet ve taatleri kabul eylesin.Allahu Teâlâ hazretleri kıldığınız namazları, yaptığınız ibadet ve taatleri kabul eylesin. Dualarınızı, isteklerinizi, dileklerinizi ihsan eylesin. Dualarınızı, isteklerinizi, dileklerinizi ihsan eylesin.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in mübarek hadîs-i şerîflerinden bir demet,Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in mübarek hadîs-i şerîflerinden bir demet, üstadımız Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddîn hazretlerinin cem' ve te'lif etmiş olduğuüstadımız Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddîn hazretlerinin cem' ve te'lif etmiş olduğu Râmûzü'l-ehâdîs kitabının 'mim' faslından okumaya devam edeceğiz. Râmûzü'l-ehâdîs kitabının 'mim' faslından okumaya devam edeceğiz.

Bu hadîs-i şerîflerin okunmasına ve izahına geçilmezden önce, evvela ve hâsseten EfendimizBu hadîs-i şerîflerin okunmasına ve izahına geçilmezden önce, evvela ve hâsseten Efendimiz Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem'in ruh-i pâkine hürmetimizin nişânesi, bağlılığımızınMuhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem'in ruh-i pâkine hürmetimizin nişânesi, bağlılığımızın ve sevgimizin işareti olmak üzere ve onun mübarek âl'inin, ashâbının, etbâinin, ahbâbınınve sevgimizin işareti olmak üzere ve onun mübarek âl'inin, ashâbının, etbâinin, ahbâbının ruhlarına hediye olmak üzere; şair enbiyâ ve mürselînin,ruhlarına hediye olmak üzere; şair enbiyâ ve mürselînin, cümle evliyâullahın ruhlarına hediye olmak üzere; şu eseri telif eylemiş Hocamızcümle evliyâullahın ruhlarına hediye olmak üzere; şu eseri telif eylemiş Hocamız Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddîn hazretlerinin, kendisinden feyz aldığımız üstadımızGümüşhaneli Ahmed Ziyâeddîn hazretlerinin, kendisinden feyz aldığımız üstadımız Muhammed Zahîd-i Bursevî'nin, bu eserin içindeki bilgilerin ilimlerin bize kadar gelmesineMuhammed Zahîd-i Bursevî'nin, bu eserin içindeki bilgilerin ilimlerin bize kadar gelmesine emek sarf etmiş olan bütün râvilerin, âlimlerin ruhları için; emek sarf etmiş olan bütün râvilerin, âlimlerin ruhları için; uzaktan yakından bu hadisleri dinlemek üzere şu meclise, şu mescide gelmiş olan siz kardeşlerimizin deuzaktan yakından bu hadisleri dinlemek üzere şu meclise, şu mescide gelmiş olan siz kardeşlerimizin de âhirete göçmüş olan bütün yakınlarının, sevdiklerinin ruhlarına hediye olsun diye;âhirete göçmüş olan bütün yakınlarının, sevdiklerinin ruhlarına hediye olsun diye; şu hayatta bulunan biz müslümanların da Mevlâmız'ın rızasına uygun bir ömür sürüpşu hayatta bulunan biz müslümanların da Mevlâmız'ın rızasına uygun bir ömür sürüp huzuruna sevdiği razı olduğu bir kul olarak varmamıza vesile olsun temennisiylehuzuruna sevdiği razı olduğu bir kul olarak varmamıza vesile olsun temennisiyle buyurun bir Fâtiha, üç İhlâs-i Şerîf okuyalım. buyurun bir Fâtiha, üç İhlâs-i Şerîf okuyalım.

Metnini okuduğumuz hadîs-i şerîf mescitlere devamın faydalarını bize bildiren bir hadîs-i şerîftir.Metnini okuduğumuz hadîs-i şerîf mescitlere devamın faydalarını bize bildiren bir hadîs-i şerîftir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerindenPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden Taberânî'nin kitabında nakledilmiş, İbn Asâkir'de de var.Taberânî'nin kitabında nakledilmiş, İbn Asâkir'de de var. Bu hadîs-i şerîfte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlar: Bu hadîs-i şerîfte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlar:

Men edmene'l-ihtilâfe ile'l-mescidi. Men edmene'l-ihtilâfe ile'l-mescidi.

Edmene, "idman etmek yani devem etmek, bir şeyi devamlı yapmak" demek.Edmene, "idman etmek yani devem etmek, bir şeyi devamlı yapmak" demek. İhtilâfe, ilâ ile kullanılınca "gidip gelmek, çok gitmek,İhtilâfe, ilâ ile kullanılınca "gidip gelmek, çok gitmek, bir gidiyor bir geliyor, çokça gidip geliyor" mânasına geliyor. bir gidiyor bir geliyor, çokça gidip geliyor" mânasına geliyor. "Mescide kim çok gidip gelirse, gidip gelmeyi idman ederse, bunu çok yaparsa,"Mescide kim çok gidip gelirse, gidip gelmeyi idman ederse, bunu çok yaparsa, devamlı mescide gider gelirse, mescide gitmekdevamlı mescide gider gelirse, mescide gitmek mescitte namaz kılmak kendisinin itiyadı, alışkanlığı olursa..." mescitte namaz kılmak kendisinin itiyadı, alışkanlığı olursa..."

Bir müslüman günde beş defa gider çünkü davet olunuyor. Hayya ale's-salâh.Bir müslüman günde beş defa gider çünkü davet olunuyor. Hayya ale's-salâh. "Haydi namaza gelin!" Müezzin bağırdığı zaman söylediği sözleri bir bilsek yüreğimiz dayanmaz ki..."Haydi namaza gelin!" Müezzin bağırdığı zaman söylediği sözleri bir bilsek yüreğimiz dayanmaz ki... Hayya ale'l-felâh. "Kurtuluşa gelin, felaha gelin!" diyor; oturuyor! Davet...Hayya ale'l-felâh. "Kurtuluşa gelin, felaha gelin!" diyor; oturuyor! Davet... Evet, müezzin söylüyor ama Allah'ın daveti; ev Allah'ın evi, davet de Allah'ın daveti,Evet, müezzin söylüyor ama Allah'ın daveti; ev Allah'ın evi, davet de Allah'ın daveti, kul da Allah'ın kulu; gelmiyor. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki; kul da Allah'ın kulu; gelmiyor.

Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;

"Bir insan mescit komşusu olursa mutlaka namazı mescitte kılacak." "Bir insan mescit komşusu olursa mutlaka namazı mescitte kılacak."

Lâ salâte li-câri mescidi illâ fi'l-mescid. "Mescit komşusunun namazı ancak mescitte olur." Lâ salâte li-câri mescidi illâ fi'l-mescid. "Mescit komşusunun namazı ancak mescitte olur."

Etrafta bulunan bütün apartmanlardaki kardeşlerimizin şu mescide gelmesi lazımEtrafta bulunan bütün apartmanlardaki kardeşlerimizin şu mescide gelmesi lazım ama buradaki gelmezse kardeşlerimiz Hereke'den gelir, Yalova'dan gelir, İzmit'ten gelir,ama buradaki gelmezse kardeşlerimiz Hereke'den gelir, Yalova'dan gelir, İzmit'ten gelir, Bursa'dan gelir, Adapazarı'ndan gelir, Konya'dan gelir, Aksaray'dan gelir.Bursa'dan gelir, Adapazarı'ndan gelir, Konya'dan gelir, Aksaray'dan gelir. Buradaki gelmezse ne diyelim, kötü bir şey demesek bile şu güzel sözü söyleriz: Buradaki gelmezse ne diyelim, kötü bir şey demesek bile şu güzel sözü söyleriz:

Zâlike fadlu'llâhi yü'tîhi men yesâ'. "Bu Allah'ın bir fazlıdır ki dilediğine verir." Zâlike fadlu'llâhi yü'tîhi men yesâ'. "Bu Allah'ın bir fazlıdır ki dilediğine verir."

Herkese nasip olmuyor. Bir insan bir camiye gelmişse ne büyük bir şeref, huzura kabul olmuş!Herkese nasip olmuyor. Bir insan bir camiye gelmişse ne büyük bir şeref, huzura kabul olmuş! Camiye gelememiş ki ne kadar üzülse yeridir; camiye kabul olunmamış, huzura girememiş! Camiye gelememiş ki ne kadar üzülse yeridir; camiye kabul olunmamış, huzura girememiş!

Şöyle düşünmesi lazım: "Kim mescide devamı itiyat edinirse, çok gider gelirse..." Şöyle düşünmesi lazım:

"Kim mescide devamı itiyat edinirse, çok gider gelirse..."

Ne olur? Kazanılacak maddî mânevî faydalar hadîs-i şerîfte sayılıyor: Ne olur?

Kazanılacak maddî mânevî faydalar hadîs-i şerîfte sayılıyor:

Esâbe ehan müstefâden. "Kendisinden faydalanılan bir kardeş bulur." Esâbe ehan müstefâden. "Kendisinden faydalanılan bir kardeş bulur."

Orada bir kardeşe isabet eder. Bakar ki ârif, kâmil, cemaatten mübarek bir zât;Orada bir kardeşe isabet eder. Bakar ki ârif, kâmil, cemaatten mübarek bir zât; sohbeti tatlı, bilgisi geniş bir kardeş sahibi olur. sohbeti tatlı, bilgisi geniş bir kardeş sahibi olur.

Ev, Arapça'da "veyahut" mânasına. Ev, Arapça'da "veyahut" mânasına.

Ev ilmen mustatrafen. "Zarif bulunan bir ilme sahip olur." Ev ilmen mustatrafen. "Zarif bulunan bir ilme sahip olur."

Herkesin "Ne hoş bir bilgi, ne kadar tatlı, ne kadar derin bir düşünce,Herkesin "Ne hoş bir bilgi, ne kadar tatlı, ne kadar derin bir düşünce, ne kadar hikmetli fikir!" diye beğendiği, hoş, zarif bulduğu ilimler öğrenir camide. ne kadar hikmetli fikir!" diye beğendiği, hoş, zarif bulduğu ilimler öğrenir camide.

Bizim eskiden beri büyüklerimizin açtığı yoldur.Bizim eskiden beri büyüklerimizin açtığı yoldur. Mektepte değiliz, sıraların içinde değiliz, biz de kürsüde değiliz; caminin içinde namazımızı kıldıkMektepte değiliz, sıraların içinde değiliz, biz de kürsüde değiliz; caminin içinde namazımızı kıldık bu tarafa döndük, hadis tefsir okuyoruz. Camilerimiz, cemiyetimizin merkezidir.bu tarafa döndük, hadis tefsir okuyoruz. Camilerimiz, cemiyetimizin merkezidir. Camimiz bizim her şeyimizdir. Çocuklarımız, yaşlılarımız camiye gelir, cenazelerimiz camiye gelir,Camimiz bizim her şeyimizdir. Çocuklarımız, yaşlılarımız camiye gelir, cenazelerimiz camiye gelir, camiden âhirete uğurlanır, nikâh dualarımız camide olur. Her şeyimiz camide; cami bizim her şeyimiz! camiden âhirete uğurlanır, nikâh dualarımız camide olur. Her şeyimiz camide; cami bizim her şeyimiz!

"Bir faydalı ilim öğrenir." "Bir faydalı ilim öğrenir."

Ev kelimeten tedüllühû ale'l-hudâ. "Yahut orada hidayete delâlet eden bir söz duyar." Ev kelimeten tedüllühû ale'l-hudâ. "Yahut orada hidayete delâlet eden bir söz duyar."

Çünkü camide malayani konuşulmaz, kötü sözler söylenmez, dünya kelâmı söylenmez; hep âhirete yarayacak,Çünkü camide malayani konuşulmaz, kötü sözler söylenmez, dünya kelâmı söylenmez; hep âhirete yarayacak, Allah korkusunun ışığı altında, el vicdana konularak söylenecek sözler söylenir.Allah korkusunun ışığı altında, el vicdana konularak söylenecek sözler söylenir. Cahil konuşmaz da bilgili insan konuşur, hak yolu görür, hak yolu bulur. Cahil konuşmaz da bilgili insan konuşur, hak yolu görür, hak yolu bulur.

Ev uhrâ tesudduhû ani'r-redâ. "Veyahut da bir söz duyar ki o söz kendisini kötülükten men eder." Ev uhrâ tesudduhû ani'r-redâ. "Veyahut da bir söz duyar ki o söz kendisini kötülükten men eder."

"Ben şimdiye kadar şöyle yapıyordum meğer o da doğru bir şey değilmiş."Ben şimdiye kadar şöyle yapıyordum meğer o da doğru bir şey değilmiş. Bundan sonra inşallah öyle yapmayayım." diye kendisini kötülükten alıkoyacak sözler duymuş olabilir. Bundan sonra inşallah öyle yapmayayım." diye kendisini kötülükten alıkoyacak sözler duymuş olabilir.

Ev rahmeten muntazaraten. Veyahut insan camiye neden geliyor? Ev rahmeten muntazaraten.

Veyahut insan camiye neden geliyor?

"Allah rahmet eylesin, rahmetine gark eylesin, ihsanına boğsun, mazhar eylesin." diye geliyor. "Allah rahmet eylesin, rahmetine gark eylesin, ihsanına boğsun, mazhar eylesin." diye geliyor.

"Beklenilen rahmete kavuşulur." Ev yetrukü'z-zünûbe hayâen ev hasyeten."Beklenilen rahmete kavuşulur."

Ev yetrukü'z-zünûbe hayâen ev hasyeten.
"Veyahut buraya gelirken giderken, 'Yahu ben cami cemaatindenim,"Veyahut buraya gelirken giderken, 'Yahu ben cami cemaatindenim, Allahu Teâlâ'nin huzurunda şu pak alnımı yere koydum.Allahu Teâlâ'nin huzurunda şu pak alnımı yere koydum. Şimdi ben bu camiden çıkmışken günaha dalar mıyım? Dalmam. Şu kötülüğü yapar mıyım?Şimdi ben bu camiden çıkmışken günaha dalar mıyım? Dalmam. Şu kötülüğü yapar mıyım? Yapmam, yakışmaz.' diye yapacağı kötülükten kendini alıkoyar." Yapmam, yakışmaz.' diye yapacağı kötülükten kendini alıkoyar."

Ev yetrukü'z-zünûbe. "Günahları terk eder." Ev yetrukü'z-zünûbe. "Günahları terk eder."

Hayâen. "Utandığı için." Ev hasyeten. "Veya Allah'tan korktuğu için" yapar. Hayâen. "Utandığı için." Ev hasyeten. "Veya Allah'tan korktuğu için" yapar.

Bilin ki Kur'ân-ı Kerîm'de, Allahu Teâlâ hazretlerinin âyet-i kerîmesinde bize bildirilmiştir: Bilin ki Kur'ân-ı Kerîm'de, Allahu Teâlâ hazretlerinin âyet-i kerîmesinde bize bildirilmiştir:

Inne's-salâte tenhâ ani'l-fahsâ'i ve'l-münker.Inne's-salâte tenhâ ani'l-fahsâ'i ve'l-münker. "Namaz insanı kötülükten, münkerâttan alıkoyar, men eder." Öyle bir hassası vardır."Namaz insanı kötülükten, münkerâttan alıkoyar, men eder."

Öyle bir hassası vardır.
İnsan namaza gelmeden önce içinde kötü şeyler besler, namaz kıldıktan sonra o kötü şeyler temizlenir.İnsan namaza gelmeden önce içinde kötü şeyler besler, namaz kıldıktan sonra o kötü şeyler temizlenir. "Hadi Yaradan'a havale ettim. "Hadi Yaradan'a havale ettim. Yaradılanı hoş gördüm, Yaradan'dan ötürü." der; hak işi yapar, kötülüğü terk eder.Yaradılanı hoş gördüm, Yaradan'dan ötürü." der; hak işi yapar, kötülüğü terk eder. Utanarak, "Bana yakışmaz!" diyerek veyahut Allah'tan korkarak kötülüğü terk eder, kötülükleri bırakır. Utanarak, "Bana yakışmaz!" diyerek veyahut Allah'tan korkarak kötülüğü terk eder, kötülükleri bırakır.

İşte camiye devam etmenin faydalarından bir kısmı bunlardır.İşte camiye devam etmenin faydalarından bir kısmı bunlardır. Dikkat ederseniz evde yalnız kaldığı zaman bunların hiçbirisi olmaz.Dikkat ederseniz evde yalnız kaldığı zaman bunların hiçbirisi olmaz. Söylediklerimi aklınızdan geçirirseniz; bunlar evde olmaz, camide cemaatin bereketiyledir. Söylediklerimi aklınızdan geçirirseniz; bunlar evde olmaz, camide cemaatin bereketiyledir.

Cemaatte rahmet vardır; firkatte, tefrikada, ayrılıkta azap vardır.Cemaatte rahmet vardır; firkatte, tefrikada, ayrılıkta azap vardır. Toplulukta, birleşmekte, beraberlikte rahmet vardır.Toplulukta, birleşmekte, beraberlikte rahmet vardır. Allah'ın rahmeti beraber olanların üstüne yağar, ayrılanlara yağmaz; ayrılanlara azap gelir.Allah'ın rahmeti beraber olanların üstüne yağar, ayrılanlara yağmaz; ayrılanlara azap gelir. Kim müslüman cemaatini terk ederse sürüden ayrılanı kurt kapar.Kim müslüman cemaatini terk ederse sürüden ayrılanı kurt kapar. Onun için cemaati terk etmeyelim, camileri terk etmeyelim.Onun için cemaati terk etmeyelim, camileri terk etmeyelim. Bu camiler bize ecdadımızın bize emanetleridir. Bu camiler bize ecdadımızın bize emanetleridir.

Camilerin imarı iki şekilde olur: Taşını, toprağını, çimentosunu, sıvasını tazelersiniz,Camilerin imarı iki şekilde olur: Taşını, toprağını, çimentosunu, sıvasını tazelersiniz, duvarını yıkılmaktan korursunuz. İçinde cemaat olursanız da cami çalışır.duvarını yıkılmaktan korursunuz. İçinde cemaat olursanız da cami çalışır. Bir maddî imar, bir mânevî imar. Camileri terk etmeyin.Bir maddî imar, bir mânevî imar.

Camileri terk etmeyin.
Gönlü mescitlere asılı duran kimseler, öteki namaz vaktinde mescide gelinceye kadarGönlü mescitlere asılı duran kimseler, öteki namaz vaktinde mescide gelinceye kadar aklı mescitte olan kimseler Arş-i Âlâ'nın gölgesinde gölgelenecek.aklı mescitte olan kimseler Arş-i Âlâ'nın gölgesinde gölgelenecek. Yarın, rûz-i mahşerde.Yarın, rûz-i mahşerde. Öğleyin kıldın, ikindiye kadar evinde durdun amaÖğleyin kıldın, ikindiye kadar evinde durdun ama "İkindi ezanı okunacak aman hazırlanayım." Şeklinde aklın hep mescitte kaldı."İkindi ezanı okunacak aman hazırlanayım." Şeklinde aklın hep mescitte kaldı. İkindiyi kıldı, akşama kadar aklı mescitte... İkindiyi kıldı, akşama kadar aklı mescitte...

Kalbühû müallakun bi'l-mesâcidi. "Kalbi mescitlere takılı." Kalbühû müallakun bi'l-mesâcidi. "Kalbi mescitlere takılı."

Şu kandil nasıl takılıysa aklı burada gönlü burada... Şu kandil nasıl takılıysa aklı burada gönlü burada...

İşte böyle kimseleri Allahu Teâlâ hazretleri Arş-i Âlâ'nın altında ,aziz kardeşlerim, gölgelendirecek. İşte böyle kimseleri Allahu Teâlâ hazretleri Arş-i Âlâ'nın altında ,aziz kardeşlerim, gölgelendirecek.

Bakın hava bugün sıcakça... Her ne kadar şu kubbenin altında gölgedeysek de hava sıcak,Bakın hava bugün sıcakça... Her ne kadar şu kubbenin altında gölgedeysek de hava sıcak, hepimiz terliyoruz, mendille yüzümüzü siliyoruz, biraz da yakın yakın oturunca sıcak oluyor. hepimiz terliyoruz, mendille yüzümüzü siliyoruz, biraz da yakın yakın oturunca sıcak oluyor. Ama bu sıkıntılara Allah bol bol rahmet ediyor.Ama bu sıkıntılara Allah bol bol rahmet ediyor. Üstümüzde pervane dönüyor, biraz havalandırıyor ama rûz-i mahşerde gölgesiz bir haldeÜstümüzde pervane dönüyor, biraz havalandırıyor ama rûz-i mahşerde gölgesiz bir halde güneş insanın başına, alnına yaklaştırılacak da insanların terleri kulakları hizasına kadar çıkacak.güneş insanın başına, alnına yaklaştırılacak da insanların terleri kulakları hizasına kadar çıkacak. Binlerce yıl bekleşecekler, diz çökecekler, tâkat getiremeyecekler,Binlerce yıl bekleşecekler, diz çökecekler, tâkat getiremeyecekler, o kadar takatsiz kalacaklar ki herkes; "Rabbimiz bizim hakkımızda mahkemeyi görse hükmü verse de cennete gideceksek cennete, o kadar takatsiz kalacaklar ki herkes; "Rabbimiz bizim hakkımızda mahkemeyi görse hükmü verse de cennete gideceksek cennete, cehenneme gideceksek cehenneme gitsek; bu bekleme canımıza tak etti bundan kurtulsak!" diyecek. cehenneme gideceksek cehenneme gitsek; bu bekleme canımıza tak etti bundan kurtulsak!" diyecek. Bütün peygamberleri dolaşacaklar, şefaat isteyecekler.Bütün peygamberleri dolaşacaklar, şefaat isteyecekler. "Rabbimiz mahkeme-i kübrâsını kursun da hiç olmazsa hükmetmeye başlasın." diye dileyecekler."Rabbimiz mahkeme-i kübrâsını kursun da hiç olmazsa hükmetmeye başlasın." diye dileyecekler. Binlerce yıl bekleşicekler. Binlerce yıl bekleşicekler. O günde Arş-i Âlâ'nın gölgesinde nurdan minberlerde gölgelenmeyi düşünün.O günde Arş-i Âlâ'nın gölgesinde nurdan minberlerde gölgelenmeyi düşünün. Bu tabirleri ben uydurmuyorum, hadîs-i şerîfte zikrediliyor.Bu tabirleri ben uydurmuyorum, hadîs-i şerîfte zikrediliyor. Alâ menâbire min nûrin diye hadîs-i şerîflerde zikredilmiş. Alâ menâbire min nûrin diye hadîs-i şerîflerde zikredilmiş.

İşte yedi sınıf, yedi zümre insan.İşte yedi sınıf, yedi zümre insan. Arş-i Âlâ'nın gölgesinde gölgelenecek olan insanlardan bir tanesi, aklı mescitlerde olan kişidir. Arş-i Âlâ'nın gölgesinde gölgelenecek olan insanlardan bir tanesi, aklı mescitlerde olan kişidir.

Bu mescitleri terketmeyin. Bu mescitleri terketmeyin.

[Mehmed Zahid] Hocamiz'in vasiyetlerinden biri de şu oldu ki;[Mehmed Zahid] Hocamiz'in vasiyetlerinden biri de şu oldu ki; "Şu mescidi büyük bir mâni olmadıkça terk etme!" "Şu mescidi büyük bir mâni olmadıkça terk etme!"

Çok büyük mazeret, mâni olursa neyse, bunun dışında mescitleri terk etmeyeceğiz.Çok büyük mazeret, mâni olursa neyse, bunun dışında mescitleri terk etmeyeceğiz. Hocamız pazar günleri başka yerlere gidenleri;Hocamız pazar günleri başka yerlere gidenleri; "Pazar günü ders varken nereye gidiyorsunuz?!" diyerek kınar, ayıplar, azarlardı. "Pazar günü ders varken nereye gidiyorsunuz?!" diyerek kınar, ayıplar, azarlardı.

"Hocam, vaaz veren hoca şöyle böyle..." "Hocam, vaaz veren hoca şöyle böyle..."

Bana ne söylerseniz yeri ama bu usul büyüklerimizden böyle gelmiş, böyle gidiyor.Bana ne söylerseniz yeri ama bu usul büyüklerimizden böyle gelmiş, böyle gidiyor. Ben de geleceğim, ben de gideceğim bu dünyadan.Ben de geleceğim, ben de gideceğim bu dünyadan. Bu kürsüleri kimler görmüş, kimler gelip görecek, bizim bedenlerimiz toprak olacak,Bu kürsüleri kimler görmüş, kimler gelip görecek, bizim bedenlerimiz toprak olacak, burada kimler daha ne namazlar kılacak, bilmiyoruz.burada kimler daha ne namazlar kılacak, bilmiyoruz. Belki kılacak, belki kılmayacak, gelip geçer ama bu usûlü bozmamak lazım.Belki kılacak, belki kılmayacak, gelip geçer ama bu usûlü bozmamak lazım. Bu usul, camide hadis söylemek, ilim öğrenmek, tâ Peygamber Efendimiz'in zamanındaki usul.Bu usul, camide hadis söylemek, ilim öğrenmek, tâ Peygamber Efendimiz'in zamanındaki usul. Onun için pazar günleri safa yerine gitmeyin, bu safa yeri burasıdır. Buraya gelin, hadisleri dinleyin.Onun için pazar günleri safa yerine gitmeyin, bu safa yeri burasıdır. Buraya gelin, hadisleri dinleyin. Burası cennet bahçesi gibidir. "Cennet bahçelerine uğradığınız zaman istifade edin." buyuruluyor. Burası cennet bahçesi gibidir.

"Cennet bahçelerine uğradığınız zaman istifade edin." buyuruluyor.

Cennet bahçesi nedir? Burada üç-dört hadîs-i şerîf geçti, bilirsiniz.Cennet bahçesi nedir?

Burada üç-dört hadîs-i şerîf geçti, bilirsiniz.
Bir tanesi mecâlisü'l-ilm, "ilim meclisi" diye cevaplandırıyor Peygamber Efendimiz.Bir tanesi mecâlisü'l-ilm, "ilim meclisi" diye cevaplandırıyor Peygamber Efendimiz. İşte, bakın Resûlullah'ın bilgilerini size naklediyoruz. Şurası cennet bahçesi, nasıl? İşte, bakın Resûlullah'ın bilgilerini size naklediyoruz. Şurası cennet bahçesi, nasıl?

Gözünden perde kalksa belki meleklerin gökyüzüne kadar yığıldığını görürsün.Gözünden perde kalksa belki meleklerin gökyüzüne kadar yığıldığını görürsün. Resûlullah'ın hadisi söyleniyor, dinin ahkâmı öğretiliyor. Resûlullah'ın hadisi söyleniyor, dinin ahkâmı öğretiliyor.

Geçen hafta okumadık mı; bir hadîs-i şerîfi ümmete ulaştıran bir insan ne kadar büyük sevaplar alıyor... Geçen hafta okumadık mı; bir hadîs-i şerîfi ümmete ulaştıran bir insan ne kadar büyük sevaplar alıyor...

"O hadis öğrenilsin veyahut onunla bir bid'at önlensin, engellensin." diye öğreten kimse nedir? "O hadis öğrenilsin veyahut onunla bir bid'at önlensin, engellensin." diye öğreten kimse nedir?

Men eddâ ilâ ümmetî hadîsen li-tukâme bihî sünnetün ev tüsleme bihî bid'atün fe-huve fi'l-cenneti. Men eddâ ilâ ümmetî hadîsen li-tukâme bihî sünnetün ev tüsleme bihî bid'atün fe-huve fi'l-cenneti.

demiyor mu? Hem dünyada hem âhirette büyük mükâfatlar verecek. demiyor mu?

Hem dünyada hem âhirette büyük mükâfatlar verecek.

Onun için, bu mescitlere devam edelim.Onun için, bu mescitlere devam edelim. Evde namaz kılmak iyi ama mescitte namaz kılmak ile mukayese edilmez. Evde namaz kılmak iyi ama mescitte namaz kılmak ile mukayese edilmez.

Eyne's-serâ mine's-süreyyâ? der Araplar. Serâ, "toprak" demektir.Eyne's-serâ mine's-süreyyâ? der Araplar. Serâ, "toprak" demektir. "Toprak nerede, gökteki ülker yıldızı nerede?" Birbirine denk olur mu? Olmaz. "Toprak nerede, gökteki ülker yıldızı nerede?" Birbirine denk olur mu?

Olmaz.

Bu ilim meclisleri böyledir. Meclisleri kim mâmur eder? Bu ilim meclisleri böyledir.

Meclisleri kim mâmur eder?

Allah'a inanan, âhiret gününe inanan, imanı kavi olan sağlam müslüman. Burayı kim terk eder? Allah'a inanan, âhiret gününe inanan, imanı kavi olan sağlam müslüman.

Burayı kim terk eder?

Zayıflar terk eder. Kalenin dışında kalıyor. Zavallı koyun gibi, kurtlar parçalar Bu yerlerin kıymetini bilin.Zayıflar terk eder. Kalenin dışında kalıyor. Zavallı koyun gibi, kurtlar parçalar

Bu yerlerin kıymetini bilin.
Biraz terliyorsunuz ama ecri çok. Mühim olan da Allah'tan ecir sevap kazanmak,Biraz terliyorsunuz ama ecri çok. Mühim olan da Allah'tan ecir sevap kazanmak, huzurunda cennetine cemâline ermek, rahat etmektir. Zaten bu dünyada sıkıntı çok oluyor. huzurunda cennetine cemâline ermek, rahat etmektir. Zaten bu dünyada sıkıntı çok oluyor.



Men iddehene ve lem yüsemmi iddehene meahû sittûne seytânen. Men iddehene ve lem yüsemmi iddehene meahû sittûne seytânen.

Bu hadîs-i şerîf, İbn Sinnî tarafından Zeyd b. Nâfi isimli zât-i muhteremdenBu hadîs-i şerîf, İbn Sinnî tarafından Zeyd b. Nâfi isimli zât-i muhteremden "mürsel" olarak rivayet edilmiş. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş: "mürsel" olarak rivayet edilmiş.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş:

Men iddehene. "Kim yağlanırsa." Iddehene, "yağ sürünmek" demek. Men iddehene. "Kim yağlanırsa."

Iddehene, "yağ sürünmek" demek.

Başlarına bir çeşit yağ sürerlerdi. "İnsan hiç başına yağ sürer mi?" diye biraz garip gelebilir. Başlarına bir çeşit yağ sürerlerdi.

"İnsan hiç başına yağ sürer mi?" diye biraz garip gelebilir.

Biraz düşünün. Hani saçları parlasın, bozulmasın diye bizde briyantin sürmüyorlar mı?Biraz düşünün. Hani saçları parlasın, bozulmasın diye bizde briyantin sürmüyorlar mı? Onun gibi bir şey. Araplar da iddihan ederlerdi,duhan sürerlerdi saçlarına. Yağ sürerlerdi. Onun gibi bir şey. Araplar da iddihan ederlerdi,duhan sürerlerdi saçlarına. Yağ sürerlerdi. Oranın iklimi sıcaktır, insanı perişan eder. İnsanın derisi kurur, çatır çatır çatlar.Oranın iklimi sıcaktır, insanı perişan eder. İnsanın derisi kurur, çatır çatır çatlar. Oranın iklimine göre ve saçların güzel olması için, yatması içinOranın iklimine göre ve saçların güzel olması için, yatması için o zamanin usûlü olarak briyantinlenmek gibi yağ sürünmek vardı. o zamanin usûlü olarak briyantinlenmek gibi yağ sürünmek vardı.

"Kim yağlanırsa..." "Saçlarını kremlerse..." diyelim. "Kim yağlanırsa..."

"Saçlarını kremlerse..." diyelim.

Yağ deyince biraz garip geliyor insana. Kim kremlerse diyelim saçlarını,Yağ deyince biraz garip geliyor insana. Kim kremlerse diyelim saçlarını, Ve lem yüsemmi. "Ama Allah'ın adini anmadan..." Bismillâhirrahmânirrahîm demeden yaparsa... Ve lem yüsemmi. "Ama Allah'ın adini anmadan..."

Bismillâhirrahmânirrahîm demeden yaparsa...

Semmâ-yüsemmi-tesmiyeten, Bismillâhirrahmânirrahîm demek mânasınadır. Bismillah demeden yağlandı. Semmâ-yüsemmi-tesmiyeten, Bismillâhirrahmânirrahîm demek mânasınadır. Bismillah demeden yağlandı.

Men ezelle nefsehû. "Kim nefsini zelil ederse." E'azze dînehû. "Dinini aziz kılar."Men ezelle nefsehû. "Kim nefsini zelil ederse." E'azze dînehû. "Dinini aziz kılar." Ve men e'azze nefsehû. "Kim nefsini aziz tutarsa, ona kıymet paye verir deVe men e'azze nefsehû. "Kim nefsini aziz tutarsa, ona kıymet paye verir de onun peşinden giderse, ona izzet ikram ederse..." Ezelle dînehû. "Dinini zelil, hor eder."onun peşinden giderse, ona izzet ikram ederse..." Ezelle dînehû. "Dinini zelil, hor eder." Ve'd-dînü lâ büdde minhü. "Ama din herkese lazımdır, ona çare yok." Ve'd-dînü lâ büdde minhü. "Ama din herkese lazımdır, ona çare yok."

Dinsiz olunmaz ki! Dini olmayınca insan dünyada âhirette bir şeye yaramaz ki... Dinsiz olunmaz ki! Dini olmayınca insan dünyada âhirette bir şeye yaramaz ki...

Ve men semmene nefsehû hezele dînehû. "Kim bedenini semirtirse, yağlandirirsa dinini zayıflatır."Ve men semmene nefsehû hezele dînehû. "Kim bedenini semirtirse, yağlandirirsa dinini zayıflatır." Ve men semmene dînehû. "Kim de dinini semirtirse, kuvvetlendirirse..." Ve men semmene dînehû. "Kim de dinini semirtirse, kuvvetlendirirse..." Semine lehû dînühû ve seminet lehû nefsühû.Semine lehû dînühû ve seminet lehû nefsühû. "Öyle yapan kimsenin hem dini kuvvetlenir hem de nefsi kuvvetlendirilir." "Öyle yapan kimsenin hem dini kuvvetlenir hem de nefsi kuvvetlendirilir."

Hepimizin aklı, nefsi var.Hepimizin aklı, nefsi var. Nefisimiz; bizim içimizdeki, bize kötü şeyleri isteten, arzuların kaynağı olan mânevî varlıktır. İstiyor.Nefisimiz; bizim içimizdeki, bize kötü şeyleri isteten, arzuların kaynağı olan mânevî varlıktır. İstiyor. Mesela içimizden bir şey; "Yemek istiyorum." der, gideriz yemek yeriz.Mesela içimizden bir şey; "Yemek istiyorum." der, gideriz yemek yeriz. "Ah, çok yoruldum, uyku istiyorum." der. Sözle söylemese bile biz hissederiz onu, küt yatağa yatar, uyur."Ah, çok yoruldum, uyku istiyorum." der. Sözle söylemese bile biz hissederiz onu, küt yatağa yatar, uyur. "Bugün canım hiç çalışmak istemiyor." der, çalışmayız. "İşe gitmek istemiyorum." der, gitmeyiz."Bugün canım hiç çalışmak istemiyor." der, çalışmayız. "İşe gitmek istemiyorum." der, gitmeyiz. İçki içmek istiyor canım." der. Şimartırsak. İçki içmek istiyor canım." der. Şimartırsak. Madem çok istiyorsun biraz sundan vereyim; "Biraya da içki değil." diyorlar derken içer.Madem çok istiyorsun biraz sundan vereyim; "Biraya da içki değil." diyorlar derken içer. "Canım biraz da kumar oynamak istiyor." der, vesaire..."Canım biraz da kumar oynamak istiyor." der, vesaire... Nefs; "can" dediğimiz, bizim içimizden gelen isteklerin, arzuların kaynağıdır. Nefs; "can" dediğimiz, bizim içimizden gelen isteklerin, arzuların kaynağıdır.

Bu nefsin dediklerini tutarsan; en-Nefsü ke't-tifli in tühmilhu sebbe alâ hubbi'r-redâ'i.Bu nefsin dediklerini tutarsan;

en-Nefsü ke't-tifli in tühmilhu sebbe alâ hubbi'r-redâ'i.
Ve in teftimhuyenfatimûVe in teftimhuyenfatimû "Nefis çocuk gibidir, eğer onu ihmal edersen süt emme arzusu devam eder durur. "Nefis çocuk gibidir, eğer onu ihmal edersen süt emme arzusu devam eder durur. Koca, kazık kadar bebek olur, hâlâ süt emmek ister." Ve in teftimhu yenfatimû.Koca, kazık kadar bebek olur, hâlâ süt emmek ister." Ve in teftimhu yenfatimû. "Eğer kesersen sütten kesilir." İki yaşından sonra çocuk emzirilir mi? "Eğer kesersen sütten kesilir."

İki yaşından sonra çocuk emzirilir mi?

Dört yaşına kadar çocuk hâlâ meme emiyor, "Kazık kadar çocuk, ayıp!" derler. Dört yaşına kadar çocuk hâlâ meme emiyor, "Kazık kadar çocuk, ayıp!" derler.

Nefis de böyledir; alıştırırsan bırakmak istemez. Yedi yaşına gelse de dokuz yaşına gelse de ister. Nefis de böyledir; alıştırırsan bırakmak istemez. Yedi yaşına gelse de dokuz yaşına gelse de ister.

Nefsin arzuları çoktur, bitmez. Bir tanecik nefsimiz var; ama içimizdeki arzuları sayamayız.Nefsin arzuları çoktur, bitmez. Bir tanecik nefsimiz var; ama içimizdeki arzuları sayamayız. Bir açsın, cevizin içi gibi bir tane çıkmaz; kaynaşır böyle arzular. Kiyir kiyir arzu... Bitmez arzuları.Bir açsın, cevizin içi gibi bir tane çıkmaz; kaynaşır böyle arzular. Kiyir kiyir arzu... Bitmez arzuları. Eğer o arzuların hepsini ona verirsen; "Tamam, üç tane arzum yerine geldi. Eğer o arzuların hepsini ona verirsen; "Tamam, üç tane arzum yerine geldi. Bundan sonra artık bir şey istemeyeceğim, Allah senden razı olsun." diye kenara çekilmez. Bundan sonra artık bir şey istemeyeceğim, Allah senden razı olsun." diye kenara çekilmez. İstedikçe daha çok ister, verdikçe daha çok ister.İstedikçe daha çok ister, verdikçe daha çok ister. Böyle bil. Gider durur nefsin hali.Böyle bil. Gider durur nefsin hali. Onun her istediğini yapan insan helâk olur.Onun her istediğini yapan insan helâk olur. Ona aklı hâkim kılacaksin, akıl onun isteğine bir bakacak.Ona aklı hâkim kılacaksin, akıl onun isteğine bir bakacak. "Senin bu isteğin yersiz. Vermiyorum. Sus! Otur!" diyecek. "Senin bu isteğin yersiz. Vermiyorum. Sus! Otur!" diyecek.

Mesela, Ramazan'da "iste midem biraz ağrıyor da ne olur oruç tutmasam..." içerden o kıvranır.Mesela, Ramazan'da "iste midem biraz ağrıyor da ne olur oruç tutmasam..." içerden o kıvranır. "İşte zaten şeriatte de hani hastalar tutmasa da olur müsade var ya" kıyıdan köşeden senin zayıf tarafını arar. "İşte zaten şeriatte de hani hastalar tutmasa da olur müsade var ya" kıyıdan köşeden senin zayıf tarafını arar. "Sus! Bu oruç tutulacak!" Tutarsan hiçbir şey olmaz. "Sus! Bu oruç tutulacak!" Tutarsan hiçbir şey olmaz.

"Geçen sene oruç tutmuştum da başım ağrımıştı. Yine başım ağrırsa ilaç alamam." "Geçen sene oruç tutmuştum da başım ağrımıştı. Yine başım ağrırsa ilaç alamam."

Sen bir tut bakalım, olacak mı? Nefs bir sürü bahane ileriye sürer. "Sus" dersin hakkı yaptırırşın. Sen bir tut bakalım, olacak mı?

Nefs bir sürü bahane ileriye sürer. "Sus" dersin hakkı yaptırırşın.

"Kalk namaz kıl!" "Kalk namaz kıl!"

"Ya çok yoruldum, sabahtan akşama kadar ayaklarım ağrıdı; biraz sonra yaparım." der. "Ya çok yoruldum, sabahtan akşama kadar ayaklarım ağrıdı; biraz sonra yaparım." der.

"Hadi biraz istirahat et, acıdım sana..." dersen; bir uyanırsın, bakarsın ne yatsıyı kılabılmışsın,"Hadi biraz istirahat et, acıdım sana..." dersen; bir uyanırsın, bakarsın ne yatsıyı kılabılmışsın, ne teheccüdü kılabilmişsin, ne de sabahı; üstüne güneş doğmuş da ne hâle gelmiş... Neden? ne teheccüdü kılabilmişsin, ne de sabahı; üstüne güneş doğmuş da ne hâle gelmiş...

Neden?

Ona fazla yüz verdiğin için. Onun için, içimizden gelen arzuları kontrol etmeyi öğrenmemiz lazım. Ona fazla yüz verdiğin için.

Onun için, içimizden gelen arzuları kontrol etmeyi öğrenmemiz lazım.

Nasıl öğreneceğiz? Bir mektebe gitsek de bunun egzersizini yapsak.Nasıl öğreneceğiz?

Bir mektebe gitsek de bunun egzersizini yapsak.
Ramazan bunun mektebiydi, Ramazan kurs zamanıydı; nefsimizi engellemek, nefsimizi tutmak zamanıydı.Ramazan bunun mektebiydi, Ramazan kurs zamanıydı; nefsimizi engellemek, nefsimizi tutmak zamanıydı. Ramazan boyunca önümüzde yiyecekler vardı, yemedik.Ramazan boyunca önümüzde yiyecekler vardı, yemedik. Karpuzlar, böyle buzdolabında sıralı duruyordu meyveler, şişeler, soğuk sular duruyordu. İçmedik.Karpuzlar, böyle buzdolabında sıralı duruyordu meyveler, şişeler, soğuk sular duruyordu. İçmedik. Geceleri yorgun da olsak; "İşten geldik, hadi teravihi kaçırmayalım." dedik, "Hatimle kılıyoruz." dediler, geldik. Hatimle kılanlar.Geceleri yorgun da olsak; "İşten geldik, hadi teravihi kaçırmayalım." dedik, "Hatimle kılıyoruz." dediler, geldik. Hatimle kılanlar. Neden? Sevap alacağız diye.Neden? Sevap alacağız diye. Şeytanlara biraz zincir vuruluyor da insan hayırları kolay işliyor.Şeytanlara biraz zincir vuruluyor da insan hayırları kolay işliyor. Ramazan'da alışıp Ramazan'dan sonra devam ettirecektik. Ramazan günahlara keffârettir. Tertemiz olduk.Ramazan'da alışıp Ramazan'dan sonra devam ettirecektik. Ramazan günahlara keffârettir. Tertemiz olduk. Ramazan'dan sonra dikkat etmemiz lazımdı. Yine günahlara dalıyoruz, yüzümüz kararıyor,Ramazan'dan sonra dikkat etmemiz lazımdı. Yine günahlara dalıyoruz, yüzümüz kararıyor, kalbimiz günahların lekeleriyle kirlenmeye başlıyor. Nefsi hor, zelil edeceğiz. kalbimiz günahların lekeleriyle kirlenmeye başlıyor. Nefsi hor, zelil edeceğiz.

"Kim nefsini zelil ederse dinini aziz eder; dini yerini bulur, "Kim nefsini zelil ederse dinini aziz eder; dini yerini bulur, evap kazanır." diye buyurmuş Peygamber Efendimiz. evap kazanır." diye buyurmuş Peygamber Efendimiz.

Peygamber Efendimiz diyor, ben demiyorum. İzah bir tarafa, tercümesi böyle. Peygamber Efendimiz diyor, ben demiyorum. İzah bir tarafa, tercümesi böyle.

"Kim nefsini zelil ederse dinini aziz eder."Kim nefsini zelil ederse dinini aziz eder. Kim nefsini aziz tutarsa 'Aman üzülme, aman canın sıkılmasın.' diye şımartırsa, ezelle dînehû dinini hor eder." Kim nefsini aziz tutarsa 'Aman üzülme, aman canın sıkılmasın.' diye şımartırsa, ezelle dînehû dinini hor eder."

Nefis, dinin emirlerini yaptırtmaz ki... Ve'd-dînü lâ büdde minhü. "Halbuki dinsiz de olmaz." Nefis, dinin emirlerini yaptırtmaz ki...

Ve'd-dînü lâ büdde minhü. "Halbuki dinsiz de olmaz."

Dindarlık herkese lazım ki Allah'ın indinde sevap kazanıp gidelim de cennetini, cemâlini bulalım. Dindarlık herkese lazım ki Allah'ın indinde sevap kazanıp gidelim de cennetini, cemâlini bulalım.

Can sevmek ile müyesser olmaz cânân, Ya bundan ümit ya tama' andan kes. diyor sair. Can sevmek ile müyesser olmaz cânân,

Ya bundan ümit ya tama' andan kes.

diyor sair.

"Cani sevmekle cânan ele geçmez. Ya cânandan vazgeç, ya candan; ikisi birden olmaz." "Cani sevmekle cânan ele geçmez. Ya cânandan vazgeç, ya candan; ikisi birden olmaz."

Ve men semmene nefsehû hezele dînehû. "Kim nefsini semirtirse, şişmanlatırsa dinini zayıflatır." Ve men semmene nefsehû hezele dînehû. "Kim nefsini semirtirse, şişmanlatırsa dinini zayıflatır."

Nefis nasıl semirecek? Çok yemekle, çok uyumakla, çok keyif ile, çok safayla nefsi direk gibi olur.Nefis nasıl semirecek?

Çok yemekle, çok uyumakla, çok keyif ile, çok safayla nefsi direk gibi olur.
Nasıl direk gibi? Süleymaniye camiinin yan tarafındakı kocaman iki kişinin yan yana tutamadiği direk gibi olur. Nasıl direk gibi? Süleymaniye camiinin yan tarafındakı kocaman iki kişinin yan yana tutamadiği direk gibi olur.

Granit direk gibi olur. Kırılmaz.Granit direk gibi olur. Kırılmaz. "Şu hayrı işle.", yapmaz; "Şöyle yap.", etmez. Kaç türlü nasihat edersin olmaz. "Şu hayrı işle.", yapmaz; "Şöyle yap.", etmez. Kaç türlü nasihat edersin olmaz.

Ramazan geliyor geçiyor, bayram geliyor geçiyor; iki kardeş bayram etmiyor. Ramazan geliyor geçiyor, bayram geliyor geçiyor; iki kardeş bayram etmiyor.

Neden? Şu nefis var ya... Neden?

Şu nefis var ya...

Ramazan geliyor geçiyor da büyüğüne gelip bayramlaşmıyor. Neden? Nefis var, direk gibi... Ramazan geliyor geçiyor da büyüğüne gelip bayramlaşmıyor.

Neden?

Nefis var, direk gibi...

Nefis kıvrılır mı? Zayıf olsa sürükler getirirsin; nefis ejderha gibi! Nefis kıvrılır mı? Zayıf olsa sürükler getirirsin; nefis ejderha gibi!

Ve men semmene dînehû. "Kim dinini semirtirse, dini kuvvetli, dindarliği sağlam olursa..." Ve men semmene dînehû. "Kim dinini semirtirse, dini kuvvetli, dindarliği sağlam olursa..."

Biz ona, "salâbet-i dîniyye sahibi olmak" diyoruz, sapasağlam olursa o zaman iki kâri olmuş olur:Biz ona, "salâbet-i dîniyye sahibi olmak" diyoruz, sapasağlam olursa o zaman iki kâri olmuş olur: Hem dini kuvvetli olmuş olur hem de nefsi kuvvetli olmuş olur. Nefsi de kuvvetli olur öyle insanın. Hem dini kuvvetli olmuş olur hem de nefsi kuvvetli olmuş olur. Nefsi de kuvvetli olur öyle insanın.

Seminetlehûnefsühû. Nefsi de manevi bakımdan kuvvetlenir bu sefer. Kimse önünde duramaz hâle gelir.Seminetlehûnefsühû. Nefsi de manevi bakımdan kuvvetlenir bu sefer. Kimse önünde duramaz hâle gelir. Şu nefis denilen düşmanin hileleri çok gizlidir. Kimse anlamaz.Şu nefis denilen düşmanin hileleri çok gizlidir. Kimse anlamaz. Karşımızdaki düşman bize bağırır çağırır, silah çeker; biz onun düşman olduğunu biliriz. Karşımızdaki düşman bize bağırır çağırır, silah çeker; biz onun düşman olduğunu biliriz.

Kimse Yunanli'ya itimat eder mi? Etmez. Düşmanımızdır. Moskof'a itimat eder mi? Kimse Yunanli'ya itimat eder mi?

Etmez. Düşmanımızdır.

Moskof'a itimat eder mi?

Etmez, düşmanımız. Bilir. Ama nefsi hiç kimse bilmiyor ki.Etmez, düşmanımız. Bilir.

Ama nefsi hiç kimse bilmiyor ki.
Nefsin düşman olduğunu ve içinde bir nefsi olduğundan herkes haberdar değil.Nefsin düşman olduğunu ve içinde bir nefsi olduğundan herkes haberdar değil. Kendisinin içinde nefis denilen bir varlık var, onu hep zararlara günahlara götürüyor.Kendisinin içinde nefis denilen bir varlık var, onu hep zararlara günahlara götürüyor. Meyhaneye götüren o,kumarhaneye götüren o, camiden uzak tutan o, arkadaşıyla kavga ettiren o, haramları işlettiren o.Meyhaneye götüren o,kumarhaneye götüren o, camiden uzak tutan o, arkadaşıyla kavga ettiren o, haramları işlettiren o. Âhirette Allah divanında celle celâlühû'ya yüzü yere eğip, mahcup ettirecek olan o nefis;Âhirette Allah divanında celle celâlühû'ya yüzü yere eğip, mahcup ettirecek olan o nefis; hiç kimse onun düşman olduğunu bilmiyor. Halbuki Peygamber Efendimiz çok ikaz etmiş: hiç kimse onun düşman olduğunu bilmiyor.

Halbuki Peygamber Efendimiz çok ikaz etmiş:

A'dâ adüvvüke nefsüke'lletî beyne cenbeyke. A'dâ adüvvüke nefsüke'lletî beyne cenbeyke. "Sana en büyük düşmanlık yapan düşmanın, şu iki yanın arasındaki nefsindir." "Sana en büyük düşmanlık yapan düşmanın, şu iki yanın arasındaki nefsindir."

Başka düşman arama; senin kendine yaptiğin zararı iki cihan halkı bir araya gelse yapamaz.Başka düşman arama; senin kendine yaptiğin zararı iki cihan halkı bir araya gelse yapamaz. Sen kendine neler ediyorsun... Bu nefsin düşman olduğunu bilelim, nefsimize yüz vermeyelim.Sen kendine neler ediyorsun...

Bu nefsin düşman olduğunu bilelim, nefsimize yüz vermeyelim.
"Aklın emrinde çalışsin kerata.Girsin aklın emrine çalışsın. İsteddiği kadar yiyecek veririm. Zalim değilim."Aklın emrinde çalışsin kerata.Girsin aklın emrine çalışsın. İsteddiği kadar yiyecek veririm. Zalim değilim. Normal uykusunu veririm, Resûlullah'ın emrettiği,Normal uykusunu veririm, Resûlullah'ın emrettiği, dinimizin müsaade ettiği vakitte uyusun, namaz vaktinde kalksın.dinimizin müsaade ettiği vakitte uyusun, namaz vaktinde kalksın. Dinimiz müsaade ettiği zaman yemek yesin, 'oruç tut' dediğimiz zaman tutsun,Dinimiz müsaade ettiği zaman yemek yesin, 'oruç tut' dediğimiz zaman tutsun, edebini takınsın, yola gelsin. Hiç yüz vermem." diyebilirsek ne âlâ... Aksi takdirde bizi mahveder.edebini takınsın, yola gelsin. Hiç yüz vermem." diyebilirsek ne âlâ... Aksi takdirde bizi mahveder. Şahsen bizi mahvediyor, topluluk olarak cemaatleri de mahvediyor nefs. Şahsen bizi mahvediyor, topluluk olarak cemaatleri de mahvediyor nefs.

Öbür hadisi şerife geçtikÖbür hadisi şerife geçtik Men eznebe zenben fe-alime ennehû lehû rabben in sâe en yağfire lehû gafere lehûMen eznebe zenben fe-alime ennehû lehû rabben in sâe en yağfire lehû gafere lehû ve in sâe en yüazzibehû azzebehû kâne hakkan ala'llâhi en yağfire lehû. ve in sâe en yüazzibehû azzebehû kâne hakkan ala'llâhi en yağfire lehû.

Hadi gözünüz aydın! Hadi gözünüz aydın!

Enes b. Mâlik radiyallahu anh'ten rivayet edilmiş, Müstedrek'te rivayet olunmuş bir hadîs-i şerîf.Enes b. Mâlik radiyallahu anh'ten rivayet edilmiş, Müstedrek'te rivayet olunmuş bir hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz sizi, bizi, gözü kara günahlı kulları teselli ediyor. Müjde! Peygamber Efendimiz sizi, bizi, gözü kara günahlı kulları teselli ediyor.

Müjde!

Men eznebe zenben. "Kim bir günah işlediyse, bir günah irtikâp ettiyse..." Fe-alime. "Bildiyse ki..."Men eznebe zenben. "Kim bir günah işlediyse, bir günah irtikâp ettiyse..." Fe-alime. "Bildiyse ki..." Ennehû lehû rabben. "Onun bir Rabbi var."İn sâe en yağfire lehû gafere lehû.Ennehû lehû rabben. "Onun bir Rabbi var."İn sâe en yağfire lehû gafere lehû. "Eğer onu mağfiret etmek isterse mağfiret eder." Ve in sâe en yuazzibehû azzebehû."Eğer onu mağfiret etmek isterse mağfiret eder." Ve in sâe en yuazzibehû azzebehû. "Eğer dilerse azaplandirabilir." Böyle bir Rabbi olduğunu bilirse... "Eğer dilerse azaplandirabilir."

Böyle bir Rabbi olduğunu bilirse...

Kâne hakkan ala'llâhi. "Allah'ın üstüne hak olur." En yağfire lehû.Kâne hakkan ala'llâhi. "Allah'ın üstüne hak olur." En yağfire lehû. "Bu şuura ermiş kulu afv u mağfiret eylemek." Günahsız mıyız, günahlı mıyız? "Bu şuura ermiş kulu afv u mağfiret eylemek."

Günahsız mıyız, günahlı mıyız?

"Deryâ-i zenbi boyladık, ayağımız günah deryasının dibine değdi, battık da dibine değdi,"Deryâ-i zenbi boyladık, ayağımız günah deryasının dibine değdi, battık da dibine değdi, günahlarımız çok, yüzümüz kara; artık ne namaz kılalım, ne oruç tutalım, ne ibadet yapalım.günahlarımız çok, yüzümüz kara; artık ne namaz kılalım, ne oruç tutalım, ne ibadet yapalım. Çünkü battık!" Yok! Dinde "battı balık yan gider" mantığı yok.Çünkü battık!"

Yok! Dinde "battı balık yan gider" mantığı yok.
Çünkü kulun günahı ne kadar çok olursa olsun Allahu Teâlâ hazretlerininÇünkü kulun günahı ne kadar çok olursa olsun Allahu Teâlâ hazretlerinin rahmeti, mağfireti var; kulu affeder.rahmeti, mağfireti var; kulu affeder. Hele kul bilirse ki kendisinin bir Rabbi var, affetmek onun şânındandır, [rahmetine yaklaşır].Hele kul bilirse ki kendisinin bir Rabbi var, affetmek onun şânındandır, [rahmetine yaklaşır]. İsterse azaplandırır, isterse affeder.İsterse azaplandırır, isterse affeder. Bilmiyoruz, iki ihtimal var, Peygamber Efendimiz ikisini de söylüyor. Bilmiyoruz, iki ihtimal var, Peygamber Efendimiz ikisini de söylüyor.

Dilerse azaplandırır. Dilerse azap eder.Dilerse azaplandırır. Dilerse azap eder. "Rabbim ben kusur işledim. Dilersen azap edersin, dilersen bağışlarsın." "Rabbim ben kusur işledim. Dilersen azap edersin, dilersen bağışlarsın."

Peygamber Efendimiz; "Kim bunu böyle bilirsePeygamber Efendimiz;

"Kim bunu böyle bilirse
onu afv u mağfiret etmek Allah'ın üzerine hak olur." diyor. Allah günahları bağışlar. onu afv u mağfiret etmek Allah'ın üzerine hak olur." diyor.

Allah günahları bağışlar.

Ey nefislerine zulmeden, ey günah işlemiş olan kullar! Ey nefislerine zulmeden, ey günah işlemiş olan kullar!

Evet, yüzünüz kara ama Rabbiniz Gaffârü'z-zünûb "günahları bağışlayıcı",Evet, yüzünüz kara ama Rabbiniz Gaffârü'z-zünûb "günahları bağışlayıcı", Settârü'l-uyûb "ayıpları örtücü". Ey rahmeti çok padişah Cürmüm ile geldim sana. Settârü'l-uyûb "ayıpları örtücü".

Ey rahmeti çok padişah

Cürmüm ile geldim sana.

Ben eyledim hadsiz günah Cürmüm ile geldim sana. Hadden tecavüz eyledim Deryâ-i zenbi boyladım. Ben eyledim hadsiz günah

Cürmüm ile geldim sana.

Hadden tecavüz eyledim

Deryâ-i zenbi boyladım.

Mâlum sana, ben neyledim Cürmüm ile geldim sana. Adın senin Gaffâr iken Ayb örtücü Settâr iken Mâlum sana, ben neyledim

Cürmüm ile geldim sana.

Adın senin Gaffâr iken

Ayb örtücü Settâr iken

Kime varam sen vâr iken Cürmüm ile geldim sana. Kime varam sen vâr iken

Cürmüm ile geldim sana.

Ne güzel söylemiş Kuddûsî kaddesallahu sirrahû. Ne kadar güzel söylemiş.Ne güzel söylemiş Kuddûsî kaddesallahu sirrahû. Ne kadar güzel söylemiş. Kuddusi hazretleri Niğde'li. Bor'lu .Nakşi, Kadiri mesâyihindeni, evliyâullahtan.Kuddusi hazretleri Niğde'li. Bor'lu .Nakşi, Kadiri mesâyihindeni, evliyâullahtan. Zamanın kutuplarından bir zati muhteremmiş. Böyle söylemiş. Allah şfaatlerine nâil eylesin. Zamanın kutuplarından bir zati muhteremmiş. Böyle söylemiş. Allah şfaatlerine nâil eylesin.

Nereye gideceğiz, başka hangi kapi var? Nereye gidebiliriz ki?Nereye gideceğiz, başka hangi kapi var? Nereye gidebiliriz ki? Yâ Rabbi! Senin adin Gaffâr iken, senin adin günahları afv u mağfiret edici,Yâ Rabbi! Senin adin Gaffâr iken, senin adin günahları afv u mağfiret edici, ayıp örtücü Settâr iken ben kime varayim? Başka kime gidilir?ayıp örtücü Settâr iken ben kime varayim? Başka kime gidilir? Türbeye mum mu yakilir, başkasına minnet mi edilir?.. Türbeye mum mu yakilir, başkasına minnet mi edilir?..

Aç elini, koy başını secdeye, gözlerinden inci gibi yaşları dök. Bu günahin karalığını ne temizler? Aç elini, koy başını secdeye, gözlerinden inci gibi yaşları dök.

Bu günahin karalığını ne temizler?

Ne Fay temizler, ne Puro temizler, ne Tursil temizler, ne Pop temizler;Ne Fay temizler, ne Puro temizler, ne Tursil temizler, ne Pop temizler; bu günahin karasini gözyasi temizler. Gözünden kanli yasi akıtırsın; bu günahin karasini gözyasi temizler. Gözünden kanli yasi akıtırsın;

"Yâ Rabbi! Senden çok utaniyorum. Sen bana sabahtan akşama, her zaman nimetler ihsan ettin."Yâ Rabbi! Senden çok utaniyorum. Sen bana sabahtan akşama, her zaman nimetler ihsan ettin. Bana şu şu nimetleri verdin, beni bu hâle getirdin. Bana şu şu nimetleri verdin, beni bu hâle getirdin. Beni müslüman etmişsin; bir kere bu nimeti ödeyemem.Beni müslüman etmişsin; bir kere bu nimeti ödeyemem. Ümmet-i Muhammed etmişsin, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gibi Seyyidü'l-evvelîn ve'l-âhirin,Ümmet-i Muhammed etmişsin, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gibi Seyyidü'l-evvelîn ve'l-âhirin, gelmiş ve geçmislerin Efendisi bir peygamberin ümmeti etmişsin.gelmiş ve geçmislerin Efendisi bir peygamberin ümmeti etmişsin. Eski peygamberler 'ona ümmet olalim' diye can atmışlar. Ona ümmet etmişsin, şu nimetleri vermissin.Eski peygamberler 'ona ümmet olalim' diye can atmışlar. Ona ümmet etmişsin, şu nimetleri vermissin. Cennet gibi bir memlekette yasiyorum, elhamdülillah!Cennet gibi bir memlekette yasiyorum, elhamdülillah! Şu sirada harp yok, darp yok, hürriyet içindeyim. Dışarıda çesit çesit meyveler var, günes piril piril, gök masmavi, deniz yemyesil,Şu sirada harp yok, darp yok, hürriyet içindeyim. Dışarıda çesit çesit meyveler var, günes piril piril, gök masmavi, deniz yemyesil, daglar agaçlik; bulunur bir memleket değil. Utaniyorum yâ Rabbi!daglar agaçlik; bulunur bir memleket değil. Utaniyorum yâ Rabbi! Bunca nimetlere karsi sana iyi kulluk edemedim. Affet, bağışla yâ Rabbi!Bunca nimetlere karsi sana iyi kulluk edemedim. Affet, bağışla yâ Rabbi! Insaallah bana kuvvet ver, sana kötü kulluk yapmayayım, iyi kulluk yapayim. Insaallah bana kuvvet ver, sana kötü kulluk yapmayayım, iyi kulluk yapayim. günah islememeyim!" diye yalvarirsin, gözyasi dökersin, Allah bağışlar. günah islememeyim!" diye yalvarirsin, gözyasi dökersin, Allah bağışlar.

Allahu Teâlâ hazretleri kulunun doğru yola gelmesinden nasıl memnun olur, tarif edilmez.Allahu Teâlâ hazretleri kulunun doğru yola gelmesinden nasıl memnun olur, tarif edilmez. Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfte tarif etmişi buyuruyor ki: Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfte tarif etmişi buyuruyor ki:

Bir insan çölde giderken, çöl; üstü kizgin günes, altı kizgin kum, devesine şu tulumlarını almış,Bir insan çölde giderken, çöl; üstü kizgin günes, altı kizgin kum, devesine şu tulumlarını almış, gıdasını almış, uzun bir yola çıkmış gidiyor. Bu yolda ihtiyaci olmuş, devesinden inmiş. gıdasını almış, uzun bir yola çıkmış gidiyor. Bu yolda ihtiyaci olmuş, devesinden inmiş.

Peygamber Efendimiz anlatıyor, Arapçasini söylemiyorum, Türkçesini söylüyorum. Peygamber Efendimiz anlatıyor, Arapçasini söylemiyorum, Türkçesini söylüyorum.

Devesinden indi; agaç, tas yok ki baglasin. Tam ihtiyacini görürken deve ürktü, kaçti. Devesinden indi; agaç, tas yok ki baglasin. Tam ihtiyacini görürken deve ürktü, kaçti. Hadi bakalım ara bul deveyi... Bir sürü kum tepesi...Hadi bakalım ara bul deveyi... Bir sürü kum tepesi... Bir tepenin üstüne çikarsa öbür tarafi çukur, bir tepeye çikiyorsun, deve yok; Bir tepenin üstüne çikarsa öbür tarafi çukur, bir tepeye çikiyorsun, deve yok; ara tara, deve gitti. Çölün ortasinda kaldı. Yol, agaç yok, şu tulumu da gıda da gitti, ne yapacaksin?ara tara, deve gitti. Çölün ortasinda kaldı. Yol, agaç yok, şu tulumu da gıda da gitti, ne yapacaksin? Günes tepede, yoruldu, yürüyemez hâle geldi, sendelemeye başladı.Günes tepede, yoruldu, yürüyemez hâle geldi, sendelemeye başladı. Kumlara yikildi mi günes artık onu öldürür, orada ölüm var, gidersin. Kumlara yikildi mi günes artık onu öldürür, orada ölüm var, gidersin.

Derken birden bineğini buluveriyor. Devesini, atını veya merkebini neyse... Kendiliğinden geliveriyor, yularına yapisiyor.Derken birden bineğini buluveriyor. Devesini, atını veya merkebini neyse... Kendiliğinden geliveriyor, yularına yapisiyor. Şu da geldi, gıda da geldi, can geldi. "Yâ Rabbi! Sana çok sükür!Şu da geldi, gıda da geldi, can geldi. "Yâ Rabbi! Sana çok sükür! Sen benim merhametli Rabbimsin; ben senin âciz nâçiz kulunum." diyecek yerde diyor pergamber efendimiz,Sen benim merhametli Rabbimsin; ben senin âciz nâçiz kulunum." diyecek yerde diyor pergamber efendimiz, "Yâ Rabbi! Ben senin rabbinim, sen benim kulumsun." der diyor insan sasirarak, sevincinden yani. "Yâ Rabbi! Ben senin rabbinim, sen benim kulumsun." der diyor insan sasirarak, sevincinden yani. Başka zaman dili dolaşıp da ters söz söylemez ama aklı gitti dili dolaştı, öyle söyleyeyim. İşte o kada çok sevinir Allah diye öyle anlatmış.Başka zaman dili dolaşıp da ters söz söylemez ama aklı gitti dili dolaştı, öyle söyleyeyim. İşte o kada çok sevinir Allah diye öyle anlatmış. Bir insan doğru yola geldi mi, Allah o kadar çok sevinir. Bir insan doğru yola geldi mi, Allah o kadar çok sevinir.

Cehenneme atılmayı kendimiz kararlaştırıyoruz;Cehenneme atılmayı kendimiz kararlaştırıyoruz; biz kendimiz "Illa cehenneme gideceğiz." diye günahlara dalıyoruz.biz kendimiz "Illa cehenneme gideceğiz." diye günahlara dalıyoruz. İnsanlar zorla cehenneme gidiyor, yoksa Allah Gaffârü'z-zünûb, Settârü'l-uyûb.İnsanlar zorla cehenneme gidiyor, yoksa Allah Gaffârü'z-zünûb, Settârü'l-uyûb. Kendisinin affedici olduğunu bileni affetmek üzerine hak oluyor. Kendisinin affedici olduğunu bileni affetmek üzerine hak oluyor.

Şu hadîs-i serîfin güzelliğine bakın! Onun için, ümitsizlige düsmeyin. Mevlaya güzel kulluk etmeye bakın.Şu hadîs-i serîfin güzelliğine bakın!

Onun için, ümitsizlige düsmeyin. Mevlaya güzel kulluk etmeye bakın.
Öyle yapalım. Allah gayret versin. Men eznebe ve hüve yedhakü dehale'n-nâre ve hüve yebkî. Öyle yapalım. Allah gayret versin.

Men eznebe ve hüve yedhakü dehale'n-nâre ve hüve yebkî.

İbn Abbas radiyallahu anhümâ'dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîf.İbn Abbas radiyallahu anhümâ'dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîf. Aynı mevzu ile ilgili.Aynı mevzu ile ilgili. Hani insan günah işliyor.Günahlar tatlıdır;Hani insan günah işliyor.Günahlar tatlıdır; içki içmek, sinemaya gitmek, safa, plaj, harama bakmak tatlıdır. içki içmek, sinemaya gitmek, safa, plaj, harama bakmak tatlıdır. İnsan kimisinin tadını bilir, kimisinin bilmez ama herkesin koştuğuna bakılırsa,İnsan kimisinin tadını bilir, kimisinin bilmez ama herkesin koştuğuna bakılırsa, yani arıların bala üsüstügü gibi günaha üsüsüyor millet.yani arıların bala üsüstügü gibi günaha üsüsüyor millet. Deniz kenarlarını biliyorsunuz; günah tatlıdır, insanlar güle güle, Deniz kenarlarını biliyorsunuz; günah tatlıdır, insanlar güle güle, kaşıklarını tuta tuta günah işlerler, çok eğlenirler. "Çok eğlendik bu aksak" Çok eğlendin... kaşıklarını tuta tuta günah işlerler, çok eğlenirler.

"Çok eğlendik bu aksak"

Çok eğlendin...

Men eznebe ve hüve yedhakü dehale'n-nâre ve hüve yebkî.Men eznebe ve hüve yedhakü dehale'n-nâre ve hüve yebkî. "Kim gülerek günah işlerse ağlaya ağlaya cehenneme girer." "Kim gülerek günah işlerse ağlaya ağlaya cehenneme girer."

İbn Abbas radiyallahu anhümâ rivayet etmiş, Peygamber Efendimiz böyle buyurmuş. İbn Abbas radiyallahu anhümâ rivayet etmiş, Peygamber Efendimiz böyle buyurmuş.

Günahlar tatlıdır ama sonu acı gelir. Sevaplar sıkıntılıdır ama sonu hoş gelir.Günahlar tatlıdır ama sonu acı gelir. Sevaplar sıkıntılıdır ama sonu hoş gelir. Cennetin yolu dağın yerinde patika yol gibidir, ayak yere basamaz, zordur.Cennetin yolu dağın yerinde patika yol gibidir, ayak yere basamaz, zordur. Cehennemin yolu vadide düz, kolayca gidilen bir yol gibidir.Cehennemin yolu vadide düz, kolayca gidilen bir yol gibidir. Basılmış, yazılmış hiç zorluğu olmayan yol gibidir. Cehennemin yolu kolaydir.Basılmış, yazılmış hiç zorluğu olmayan yol gibidir. Cehennemin yolu kolaydir. bırakırsan herkes dosdoğru cehenneme gider. bırakırsan herkes dosdoğru cehenneme gider. Cennete gitmek için yamaçlara sarip mesakkâtleri yüklenmek,Cennete gitmek için yamaçlara sarip mesakkâtleri yüklenmek, Allahu Teâlâ hazretlerinin rızası uğrunda bazı fedakârlıklara katlanmak lazım. Allahu Teâlâ hazretlerinin rızası uğrunda bazı fedakârlıklara katlanmak lazım.

Men eznebefî'd-dünyâMen eznebefî'd-dünyâ Öbür hadîs-i şerîf... Hz. Ali Efendimiz rivayet etmiş.Öbür hadîs-i şerîf...

Hz. Ali Efendimiz rivayet etmiş.
Hz. Ali Efendimiz'den oldu mu bir hadisin rivayeti, içime başka bir tat geliyor. Neden? Hz. Ali Efendimiz'den oldu mu bir hadisin rivayeti, içime başka bir tat geliyor.

Neden?

Bizim memleketimizde bazı kardeşlerimiz var,Bizim memleketimizde bazı kardeşlerimiz var, Hz. Ali Efendimiz'e bağlı olduğu söyleniyor, "Alevî" deniyor. Alevî ne demek? Hz. Ali Efendimiz'e bağlı olduğu söyleniyor, "Alevî" deniyor.

Alevî ne demek?

Ali sözünden gelmektedir, "Hz. Ali'ye bağlılar" demek. Eğer bağlıysanız dinleyin bakalım.Ali sözünden gelmektedir, "Hz. Ali'ye bağlılar" demek. Eğer bağlıysanız dinleyin bakalım. Hz. Ali Efendimiz bir hadis rivayet etti mi hosuma gidiyor.Hz. Ali Efendimiz bir hadis rivayet etti mi hosuma gidiyor. Hz. Ali Efendimiz'in bin sözü var çantamda,Hz. Ali Efendimiz'in bin sözü var çantamda, nasip olursa tercümesini çikaririz, görürler. Bakalım Hz. Ali Efendimiz ne demiş? nasip olursa tercümesini çikaririz, görürler.

Bakalım Hz. Ali Efendimiz ne demiş?

Ahmed b. Hanbel, İbn Cerîr rivayet etmiş. Bu hadîs-i serîfe de "sahih" diyor.Ahmed b. Hanbel, İbn Cerîr rivayet etmiş. Bu hadîs-i serîfe de "sahih" diyor. Râvîsi, Efendimiz'den duyup da nakleden Hz. Ali Efendimiz. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş: Râvîsi, Efendimiz'den duyup da nakleden Hz. Ali Efendimiz.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş:

Men eznebe fî'd-dünyâ zenben fe-ûkibe bihî fa'llâhu a'delü min en yüsenniye ukûbetehû alâ abdihîMen eznebe fî'd-dünyâ zenben fe-ûkibe bihî fa'llâhu a'delü min en yüsenniye ukûbetehû alâ abdihî ve men eznebe zenben fî'd-dünyâ fe-setera'llâhu aleyhive men eznebe zenben fî'd-dünyâ fe-setera'llâhu aleyhi ve afâ anhu fa'llâhu ekremü min en yeûde fî sey'in kad afâ anhu. ve afâ anhu fa'llâhu ekremü min en yeûde fî sey'in kad afâ anhu.

Şu hadîs-i şerîf de bizim için müjdedir. Şu hadîs-i şerîf de bizim için müjdedir.

Buyurmuş ki efendimiz:Buyurmuş ki efendimiz: Men eznebe fî'd-dünyâ zenben fe-ûkibe bihî.Men eznebe fî'd-dünyâ zenben fe-ûkibe bihî. "Kim dünyada bir günah işler de ona şeriat tarafından ceza verilir, o cezayla cezalandırılır..." "Kim dünyada bir günah işler de ona şeriat tarafından ceza verilir, o cezayla cezalandırılır..."

Arada bir hadis atlamışız, onu da okuyalım.Arada bir hadis atlamışız, onu da okuyalım. Aynı mevzuda olduğu için başlangıçları aynı olduğundan atladık, bir daha okuyorum. Aynı mevzuda olduğu için başlangıçları aynı olduğundan atladık, bir daha okuyorum.

Men eznebe zenben fe-ukîme aleyhi haddü zâlike'z-zenbi fe-hüve keffâretühû. Men eznebe zenben fe-ukîme aleyhi haddü zâlike'z-zenbi fe-hüve keffâretühû.

"Kim bir günah işlerse ve onun üzerine had ikâme olunursa bu onun kefâretidir." "Kim bir günah işlerse ve onun üzerine had ikâme olunursa bu onun kefâretidir."

Mânasi şu: "Kim bir günah işler de onun üzerine had ikâme olunursa bu günahin haddi onun kefâretidir." Had demek, "cezâ-i ser'î" demektir. Mânasi şu: "Kim bir günah işler de onun üzerine had ikâme olunursa bu günahin haddi onun kefâretidir."

Had demek, "cezâ-i ser'î" demektir.

Bir insan içki içerse meydan dayağı, sopa ile dövülür.Bir insan içki içerse meydan dayağı, sopa ile dövülür. Bir insan hırsızlık ederse, hırsızlığı sabit olursa 'şu şartlar ile şöyle olursa' eli kesilir.Bir insan hırsızlık ederse, hırsızlığı sabit olursa 'şu şartlar ile şöyle olursa' eli kesilir. Bir insan evliyken zina edip 'şu şu şu' şartlar da olursa recm olunur.Bir insan evliyken zina edip 'şu şu şu' şartlar da olursa recm olunur. Bir insan şu hatayı yaparsa bir namuslu insana iftira eder, iftirasından dolayı şu cezaya çarptırılır.Bir insan şu hatayı yaparsa bir namuslu insana iftira eder, iftirasından dolayı şu cezaya çarptırılır. İşte bu cezalara "had-i ser'î" derler, "ser'î ceza, seriatin o suça verdiği ceza" demektir. İşte bu cezalara "had-i ser'î" derler, "ser'î ceza, seriatin o suça verdiği ceza" demektir.

Kim böyle bir günah işler de dünyada onun üzerine bu ser'î ceza tatbik olunursa;Kim böyle bir günah işler de dünyada onun üzerine bu ser'î ceza tatbik olunursa; dövülmekse dövülmek, recm edilmekse recm edilmek, kesilmekse kesilmek, idamsa idam...dövülmekse dövülmek, recm edilmekse recm edilmek, kesilmekse kesilmek, idamsa idam... Bu verilen cezalar o günahların kefâretidir. Artık günah gider. O cezayı çekti mi günahı da silindi. Bu verilen cezalar o günahların kefâretidir. Artık günah gider. O cezayı çekti mi günahı da silindi.

Şimdi Hz. Ali Efendimiz'den nakledilen hadîs-i serîfe geçelim: Şimdi Hz. Ali Efendimiz'den nakledilen hadîs-i serîfe geçelim:

Men eznebe fî'd-dünyâ zenben. "Kim dünyada bir günah işlemişse."Men eznebe fî'd-dünyâ zenben. "Kim dünyada bir günah işlemişse." Fe-ûkibe bihî. "Dünyada onun cezası verilmişse." Fe-ûkibe bihî. "Dünyada onun cezası verilmişse."

Çünkü günahların cezası var; hırsızlık yapanın, iftira edenin,Çünkü günahların cezası var; hırsızlık yapanın, iftira edenin, bilmem şu günahları işleyenin cezası var. bilmem şu günahları işleyenin cezası var.

"Dünyada cezalandırılmışsa..." Fa'llâhu a'delü min en yüsenniye ukûbetehû alâ abdihî."Dünyada cezalandırılmışsa..."

Fa'llâhu a'delü min en yüsenniye ukûbetehû alâ abdihî.
"Allah kulu üzerine bir suçun cezasını ikinci bir defa vermekten daha âdildir, "Allah kulu üzerine bir suçun cezasını ikinci bir defa vermekten daha âdildir, böyle adaletsizlik yapmaz." Bir kere cezayı çekmişse ikinci defa o cezayı çektirmez.böyle adaletsizlik yapmaz."

Bir kere cezayı çekmişse ikinci defa o cezayı çektirmez.
Âhirette o günahtan dolaylı cezalandırılmaz.Bitti, günahından kurtulur cezayı çekince. Âhirette o günahtan dolaylı cezalandırılmaz.Bitti, günahından kurtulur cezayı çekince.

Ve men eznebe zenben fî'd-dünyâ. "Kim dünyada bir günah işlediyse."Ve men eznebe zenben fî'd-dünyâ. "Kim dünyada bir günah işlediyse." Fe-setera'llâhu aleyhi ve afâ anhu. "Allah o günahin üzerini örttüyse, kimse anlamadıysa..." Fe-setera'llâhu aleyhi ve afâ anhu. "Allah o günahin üzerini örttüyse, kimse anlamadıysa..."

Bir kabahat işlemiş ama polis farkına varmamış, müfettiş anlayamamış;Bir kabahat işlemiş ama polis farkına varmamış, müfettiş anlayamamış; dünyada gizli kalmış, örtülü kalmış. Allah böyle saklamış, affetmişse... dünyada gizli kalmış, örtülü kalmış. Allah böyle saklamış, affetmişse...

Fa'llâhu ekremü min en yeûde fî sey'in kad afâ anhu.Fa'llâhu ekremü min en yeûde fî sey'in kad afâ anhu. "Allah dünyada affetmiş olduğu bir şeyi âhirette gelip de cezalandırmak için ortaya dökmekten daha kerîmdir." Böyle yapmaz. "Allah dünyada affetmiş olduğu bir şeyi âhirette gelip de cezalandırmak için ortaya dökmekten daha kerîmdir." Böyle yapmaz.

"Affetmiş, örtmüşse örter, dünyada cezası çekilmişse âhirette bir daha vermez." demek. "Affetmiş, örtmüşse örter, dünyada cezası çekilmişse âhirette bir daha vermez." demek.

Bununla ilgili birçok rivayetler vardır: Bir kadıncağız geldi; Bununla ilgili birçok rivayetler vardır:

Bir kadıncağız geldi;

"Yâ Resûlallah! Ben bir kabahat işledim, zinâ ettim." dedi. "Yâ Resûlallah! Ben bir kabahat işledim, zinâ ettim." dedi.

Peygamber Efendimiz onu gönderdi.Peygamber Efendimiz onu gönderdi. Ondan sonra şöyle oldu böyle oldu, sonunda cezası tatbik edildi.Ondan sonra şöyle oldu böyle oldu, sonunda cezası tatbik edildi. Cezası tatbik edilirken birisi de onun aleyhinde konuştu, seni bilmem ne falan diye.Cezası tatbik edilirken birisi de onun aleyhinde konuştu, seni bilmem ne falan diye. Kabahatli bir insan cezası veriliyor ya. Coştu, heyecanlandı öyle konuştu. Peygamber Efendimiz onu yasakladı: Kabahatli bir insan cezası veriliyor ya. Coştu, heyecanlandı öyle konuştu. Peygamber Efendimiz onu yasakladı:

"O çektiği ceza ile affolundu; o günahtan dolayı ona dil uzatıp durma!" diye mani oldu. "O çektiği ceza ile affolundu; o günahtan dolayı ona dil uzatıp durma!" diye mani oldu.

Onun için bu ser'î cezalar, âhirette azaba uğramamak için dünyada verilmiş cezadır.Onun için bu ser'î cezalar, âhirette azaba uğramamak için dünyada verilmiş cezadır. Âhirette bir daha ceza olmaz; o günah temizlenir, ötekisi kefâret olur. Âhirette bir daha ceza olmaz; o günah temizlenir, ötekisi kefâret olur.

Men ezzene seneten min niyyetin sâdikatin lâ yatlubu aleyhi ecren duiye yevme'l-kiyâmetiMen ezzene seneten min niyyetin sâdikatin lâ yatlubu aleyhi ecren duiye yevme'l-kiyâmeti ve vukife alâ bâbi'l-cenneti fe-kîle lehû: Isfa' li-men si'te. ve vukife alâ bâbi'l-cenneti fe-kîle lehû: Isfa' li-men si'te.

Allah Allah!Allah Allah! Enes b. Mâlik'ten rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf. Enes b. Mâlik'ten rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem müezzinlere bir iltifat var bunda, müezzinlikle ilgili bir iltifat.Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem müezzinlere bir iltifat var bunda, müezzinlikle ilgili bir iltifat. Men ezzene seneten. "Kim bir sene boyunca ezan okursa." Min niyyetin sâdikatin.Men ezzene seneten. "Kim bir sene boyunca ezan okursa." Min niyyetin sâdikatin. "Doğru, has, samimi, sadık bir niyet ile ezanı okursa." "Doğru, has, samimi, sadık bir niyet ile ezanı okursa."

Kalbinde başka kötü niyet yok, art niyet yok, kötü bir şey yok. Başka bir şey düşünmüyor. Böyle okursa... Kalbinde başka kötü niyet yok, art niyet yok, kötü bir şey yok. Başka bir şey düşünmüyor. Böyle okursa...

Lâ yatlubu aleyhi ecren. "Bu okuduğu ezan için de ecir istemezse."Lâ yatlubu aleyhi ecren. "Bu okuduğu ezan için de ecir istemezse." Ücret, para istemezseÜcret, para istemezse Duiye yevme'l-kiyâmeti ve vukife alâ bâbi'l-cenneti. "Kıyamet gününde çağrılır,Duiye yevme'l-kiyâmeti ve vukife alâ bâbi'l-cenneti. "Kıyamet gününde çağrılır, cennetin kapisinda durdurulur."cennetin kapisinda durdurulur." "Gel, surada dur." diye cennetin kapisinda durdurulur."Gel, surada dur." diye cennetin kapisinda durdurulur. Fe-kîle lehû. "Ona denir ki:" Isfa' li-men si'te. "Dilediğine şefaat et! Fe-kîle lehû. "Ona denir ki:" Isfa' li-men si'te. "Dilediğine şefaat et! "Al şu ehl-i cehennemden kaç kisi istiyorsan, kapidasin dahil ediver içeriye." "Al şu ehl-i cehennemden kaç kisi istiyorsan, kapidasin dahil ediver içeriye."

Hani bazı yerde kapıya bekçi koyuyorlar da; "Hüviyetini göster." diyor.Hani bazı yerde kapıya bekçi koyuyorlar da; "Hüviyetini göster." diyor. Yani, tanidik olsa mesela giriversin.Yani, tanidik olsa mesela giriversin. Diyelim ki bir sarayin kapisi, bir müzenin kapisinda tanidik olur; "gel" derse bedavadan girmek mümkün olur.Diyelim ki bir sarayin kapisi, bir müzenin kapisinda tanidik olur; "gel" derse bedavadan girmek mümkün olur. Öteki cennete girecek durumda değil ama kapidaki sahis; "gel hadi bana şefaat selahiyet verildi gir" derse, girer. Öteki cennete girecek durumda değil ama kapidaki sahis; "gel hadi bana şefaat selahiyet verildi gir" derse, girer.

Bu hadîs-i şerîf ezanın, müezzinliğin kıymetini gösteriyor. Bu hadîs-i şerîf ezanın, müezzinliğin kıymetini gösteriyor.

Bir iki hadisi serif daha var pes pese. Onları da okuyalım:Bir iki hadisi serif daha var pes pese. Onları da okuyalım: Men ezzene seb'a sinîne muhtesiben kütibet lehû berâetün mine'n-nâri. Men ezzene seb'a sinîne muhtesiben kütibet lehû berâetün mine'n-nâri.

Tirmizî'de mevcut bir hadîs-i şerîf, İbn Abbas radiyallahu anhümâ rivayet etmiş. Tirmizî'de mevcut bir hadîs-i şerîf, İbn Abbas radiyallahu anhümâ rivayet etmiş.

Men ezzene seb'a sinîne. "Kim yedi sene ezan okursa." Muhtesiben. "Sevabini Allah'tan bekleyerek."Men ezzene seb'a sinîne. "Kim yedi sene ezan okursa." Muhtesiben. "Sevabini Allah'tan bekleyerek." "Sevabi Allah verir" diyerek ezan okursa... "Sevabi Allah verir" diyerek ezan okursa...

Kütibet lehû berâetün mine'n-nâri. "Cehennemden âzatlık beratı verilir." Kütibet lehû berâetün mine'n-nâri. "Cehennemden âzatlık beratı verilir."

Ona "Bu cehenneme sokmayin, bu cehenneme girmeyecek." diye eline vesika verilir.Ona "Bu cehenneme sokmayin, bu cehenneme girmeyecek." diye eline vesika verilir. Cehenneme girmez yani. Yedi sene müezzinlik ederse. Cehenneme girmez yani. Yedi sene müezzinlik ederse.

Bir cami yapsak -Allah nasip etsin- imamlığı, müezzinliği bizde olsa; yedi sene değil, on sene değil,Bir cami yapsak -Allah nasip etsin- imamlığı, müezzinliği bizde olsa; yedi sene değil, on sene değil, on yedi sene biz okusak, ne güzel olur! Köyümüzde mi olur, kentimizde mi, mahallemizde mi olur... on yedi sene biz okusak, ne güzel olur! Köyümüzde mi olur, kentimizde mi, mahallemizde mi olur...

İnsan duyduğu hadîs-i şerîfi de tatbik imkânını bulmalı.İnsan duyduğu hadîs-i şerîfi de tatbik imkânını bulmalı. Ondan sonra cennetin kapisinda dur, yakınlarına "Sen de gel, sende gel, sende gel..." hepsini sok cennete. Ondan sonra cennetin kapisinda dur, yakınlarına "Sen de gel, sende gel, sende gel..." hepsini sok cennete.

Men ezzene sintey asrete seneten vecebet lehü'l-cennetü ve kütibe lehû bi-te'zînihîMen ezzene sintey asrete seneten vecebet lehü'l-cennetü ve kütibe lehû bi-te'zînihî fî külli yevmin sittûne haseneten ve li-külli ikâmetin selâsûne haseneten. fî külli yevmin sittûne haseneten ve li-külli ikâmetin selâsûne haseneten.

Bu da bir başka hadîs-i şerîf. Abdullah b. Ömer radiyallahu anhümâ tarafından rivayet edilmiş. Bu da bir başka hadîs-i şerîf. Abdullah b. Ömer radiyallahu anhümâ tarafından rivayet edilmiş.

Men ezzene sintey asrete seneten. "Kim on iki sene ezan okursa."Men ezzene sintey asrete seneten. "Kim on iki sene ezan okursa." Vecebet lehü'l-cennetü. "Cennet ona vacib olur." Vecebet lehü'l-cennetü. "Cennet ona vacib olur." Ve kütibe lehû bi-te'zînihî fî külli yevmin sittûne haseneten. Ve kütibe lehû bi-te'zînihî fî külli yevmin sittûne haseneten. "O ezanından dolayı her gün ona altmış hasene yazılır, "O ezanından dolayı her gün ona altmış hasene yazılır, bir kamet getirmesinden dolayı da otuz hasene yazılır." bir kamet getirmesinden dolayı da otuz hasene yazılır."

Burada da kayit yok, "Kim on iki sene müezzinlik yaparsa..." dedi. Burada da kayit yok, "Kim on iki sene müezzinlik yaparsa..." dedi.

Bir tane daha hadisi serif var.Bir tane daha hadisi serif var. Ezan okumakla ilgili bir hadîs-i şerîf daha var. Bu da Ebû Hüreyre radiyallahu anh'ten rivayet edilmiş: Ezan okumakla ilgili bir hadîs-i şerîf daha var. Bu da Ebû Hüreyre radiyallahu anh'ten rivayet edilmiş:

Men ezzene hamse salavâtin îmânen va'htisâben gufire lehû mâ tekaddeme min zenbihî. Men ezzene hamse salavâtin îmânen va'htisâben gufire lehû mâ tekaddeme min zenbihî.

"Kim Allah'a inanarak, sevabini Allah'tan bekleyerek"Kim Allah'a inanarak, sevabini Allah'tan bekleyerek beş vakit namazın ezanını okursa geçmiş günahları bağışlanır." Beş vakit, bu da kolay... beş vakit namazın ezanını okursa geçmiş günahları bağışlanır."

Beş vakit, bu da kolay...

Beş vakit insan bir camide Allah rızası için ezan okursa... Bu da Ebû Hüreyre radiyallahu anh'ten.Beş vakit insan bir camide Allah rızası için ezan okursa... Bu da Ebû Hüreyre radiyallahu anh'ten. Şimdi kardeşlerim gördünüz kardeşlerim, bu dört hadîs-i şerîf başka başka kisilerden rivayet edilmişŞimdi kardeşlerim gördünüz kardeşlerim, bu dört hadîs-i şerîf başka başka kisilerden rivayet edilmiş ama hükümleri de başka başka; yedi sene, on iki sene, beş vakit namaz şeklinde farklı farklı hükümler.ama hükümleri de başka başka; yedi sene, on iki sene, beş vakit namaz şeklinde farklı farklı hükümler. Fakat bakın hepsi aynı kapıya çıkıyor; ezan okumanın ne kadar sevaplı olduğu... Neden? Fakat bakın hepsi aynı kapıya çıkıyor; ezan okumanın ne kadar sevaplı olduğu...

Neden?

Çünkü minareden insanlara hakkı teblig ediyorsun. Eshedü en lâ ilâhe illallah. Allahu ekber.Çünkü minareden insanlara hakkı teblig ediyorsun. Eshedü en lâ ilâhe illallah. Allahu ekber. "Allah en büyüktür. Sehadet ederim ki O'ndan gayri ilah yok."Allah en büyüktür. Sehadet ederim ki O'ndan gayri ilah yok. Sehadet ederim ki Hz. Muhammed O'nun elçisidir, peygamberidir." diyorsun. Sehadet ederim ki Hz. Muhammed O'nun elçisidir, peygamberidir." diyorsun.

"Haydi namaza" gelin diyorsun insanları hayra çagiriyorsun. Ne kadar kiymeyli bir is yapiyorsun."Haydi namaza" gelin diyorsun insanları hayra çagiriyorsun. Ne kadar kiymeyli bir is yapiyorsun. İşte böyle Allah'ın varlığını, birliğini insanlara tebliğ ederse,İşte böyle Allah'ın varlığını, birliğini insanlara tebliğ ederse, insanları hayra hakka davet ederse bu mükâfatlara nâil olur. insanları hayra hakka davet ederse bu mükâfatlara nâil olur.

Onun için, her zaman aklınız, fikriniz, işiniz, gücünüz;Onun için, her zaman aklınız, fikriniz, işiniz, gücünüz; Allahu Teâlâ hazretlerinin yoluna kullarını çagirmak olsun,Allahu Teâlâ hazretlerinin yoluna kullarını çagirmak olsun, Allahu Teâlâ hazretlerinin büyüklügünü, azametini, kudretini insanlara ilan etmek olsun,Allahu Teâlâ hazretlerinin büyüklügünü, azametini, kudretini insanlara ilan etmek olsun, Allahu Teâlâ hazretlerinin var ve bir olduğunu yakınlarınıza anlatmak olsun. Allahu Teâlâ hazretlerinin var ve bir olduğunu yakınlarınıza anlatmak olsun.

Bizim asıl vazifemiz, müslüman olmaktır. Bizim asıl vazifemiz, dine yardım etmektir.Bizim asıl vazifemiz, müslüman olmaktır. Bizim asıl vazifemiz, dine yardım etmektir. Bizim asıl vazifemiz bakkallık değil, mühendislik değil, doktorluk değil, hocalık değil, hacılık değil;Bizim asıl vazifemiz bakkallık değil, mühendislik değil, doktorluk değil, hocalık değil, hacılık değil; asıl işimiz İslâm'ın hizmetçisi, hâdimi olmaktır.asıl işimiz İslâm'ın hizmetçisi, hâdimi olmaktır. Hepimizin vazifesi bu. Hiç farkı yok.Hepimizin vazifesi bu. Hiç farkı yok. Ben de bir hizmetçiyim, siz de bir hizmetçisiniz, dinimizin hizmetçisiyiz.Ben de bir hizmetçiyim, siz de bir hizmetçisiniz, dinimizin hizmetçisiyiz. Hepimiz el birliğiyle dinimize hizmet edersek yeryüzü üzerinde küfür kalmaz. Hepimiz el birliğiyle dinimize hizmet edersek yeryüzü üzerinde küfür kalmaz.

Geçen gün gazetede okudum, yüregim burkuldu: Geçen gün gazetede okudum, yüregim burkuldu:

Sovyet Rusya'da devlet adamları Taskent sehrine gelmişler.Sovyet Rusya'da devlet adamları Taskent sehrine gelmişler. Para ayırıyorlar, daireler var, binalar var, salonlar var.Para ayırıyorlar, daireler var, binalar var, salonlar var. Gazete; resmen dinsizlik propagandası yapmaya, Allah'sizlik telkini yapmak için geldiler.Gazete; resmen dinsizlik propagandası yapmaya, Allah'sizlik telkini yapmak için geldiler. "Dine inanmayın. Allah'a Peygamber'e inanmayın. Dinin aslı esası yoktur. Dinsizlik en iyi şeydir. Boşverin. "Dine inanmayın. Allah'a Peygamber'e inanmayın. Dinin aslı esası yoktur. Dinsizlik en iyi şeydir. Boşverin. Maddî olun, materyalist olun." Artık ne diyecekse. Maddî olun, materyalist olun." Artık ne diyecekse. Allah'a inanmamanin resmî propagandasını yapmak için gelmişler." diyor. Neden Taskent'e geliyor? Allah'a inanmamanin resmî propagandasını yapmak için gelmişler." diyor.

Neden Taskent'e geliyor?

Taskent bizim dedelerimizin sehri. Orada bizim hemşehrilerimiz var, müslüman dindaşlarımız var, ırkdaşlarımız, kardeşlerimiz var.Taskent bizim dedelerimizin sehri. Orada bizim hemşehrilerimiz var, müslüman dindaşlarımız var, ırkdaşlarımız, kardeşlerimiz var. Moskof onların müslüman olmasindan korkuyor da dinsiz yapmaya çalisiyor. Moskof onların müslüman olmasindan korkuyor da dinsiz yapmaya çalisiyor.

Bu memlekette insanları dinsiz yapmaya çalisan kime hizmet ediyor? Bu memlekette insanları dinsiz yapmaya çalisan kime hizmet ediyor?

Kime hizmet ettiğini anlasın. Akıl için yol bir. Biraz aklı olan anlar. Şıp diye anlar.Kime hizmet ettiğini anlasın. Akıl için yol bir. Biraz aklı olan anlar. Şıp diye anlar. Moskof'la yan yana gelmesin, onunla aynı duruma düşmesin.Moskof'la yan yana gelmesin, onunla aynı duruma düşmesin. Onlar bizim dindaşlarımıza, kardeşlerimize zulmediyorlar; bari biz bize etmeyelim. Onlar bizim dindaşlarımıza, kardeşlerimize zulmediyorlar; bari biz bize etmeyelim.

Bizi dünyada, âhirette kurtaracak olan imanımız. Allahu teala hazretlerine olan imanımız,Bizi dünyada, âhirette kurtaracak olan imanımız. Allahu teala hazretlerine olan imanımız, bizim şu pak dinimiz, bizi hem dünyada hem ahirette kurtarır.bizim şu pak dinimiz, bizi hem dünyada hem ahirette kurtarır. Biz saf, salih, hâlis, hakiki müslüman olursak cümle cihan halkı bize muhtaç olur;Biz saf, salih, hâlis, hakiki müslüman olursak cümle cihan halkı bize muhtaç olur; Allah bizi onlara muhtaç etmez. Şu Suudi Arabistan'in hâlini görmüyor musun? Allah bizi onlara muhtaç etmez.

Şu Suudi Arabistan'in hâlini görmüyor musun?

Petrol çıkıyor, Amerika önünde diz çöküyor. Dağlarında da uranyum varmış.Petrol çıkıyor, Amerika önünde diz çöküyor. Dağlarında da uranyum varmış. Dağlara tünel kazmak için deliyorlar, içinden altın madeni çıkıyor. Dağlara tünel kazmak için deliyorlar, içinden altın madeni çıkıyor.

Allah yolunda kul olmak lazım. IMF'den para almaya lüzum yok; hazine Islâm'da, milletin haberi yok! Allah yolunda kul olmak lazım. IMF'den para almaya lüzum yok; hazine Islâm'da, milletin haberi yok!

Amerikalı Dale Carnegie kitabında yaziyor: Hindistan'da bir adamcağız varmış, fakir.Amerikalı Dale Carnegie kitabında yaziyor:

Hindistan'da bir adamcağız varmış, fakir.
Bir tarlasi varmış ama her tarafi koca koca, iri iri taslar; bir şey ekse çok mahsul vermiyormuş.Bir tarlasi varmış ama her tarafi koca koca, iri iri taslar; bir şey ekse çok mahsul vermiyormuş. Dağarcığını almış; "Bu tarladan bir şey çikmiyor." diyerek terk-i diyar etmiş.Dağarcığını almış; "Bu tarladan bir şey çikmiyor." diyerek terk-i diyar etmiş. Başka yerlerde yoksulluk içinde ölmüs. Başka yerlerde yoksulluk içinde ölmüs.

"Yoksulluk içinde ölen çok insan var; bunları ne diye anlatıyorsunuz?" diyeceksiniz. "Yoksulluk içinde ölen çok insan var; bunları ne diye anlatıyorsunuz?" diyeceksiniz.

Arkasını dinleyin. Meğer onun taşlı tarlasinda elmas varmış, sonradan elmas çıkmış.Arkasını dinleyin.

Meğer onun taşlı tarlasinda elmas varmış, sonradan elmas çıkmış.
Dünyanin meshur elmaslarının özel isimleri bile vardır.Dünyanin meshur elmaslarının özel isimleri bile vardır. Çok büyük bir elmas, 286 kirat koca iri elmas, "kûh-i nûr" diye bir elmas var;Çok büyük bir elmas, 286 kirat koca iri elmas, "kûh-i nûr" diye bir elmas var; müzelerde adı anılan, ansiklopedilerde adı geçen elmas o tarladan çıkmış.müzelerde adı anılan, ansiklopedilerde adı geçen elmas o tarladan çıkmış. İşte o tarlada. Sahibi yoksul ölen tarlada.Diyarı gurbetlerde aç açık ölen o adamın o taşlı tarlasından çıkmış elmas. İşte o tarlada. Sahibi yoksul ölen tarlada.Diyarı gurbetlerde aç açık ölen o adamın o taşlı tarlasından çıkmış elmas.

İşte bizim İslâmımız da böyle. Biz de diyâr-i gurbette İslâm'dan gayri yabanci diyarlarda,İşte bizim İslâmımız da böyle. Biz de diyâr-i gurbette İslâm'dan gayri yabanci diyarlarda, İslâm'dan gayri ideolojilerde şifa arıyoruz. Tarlamız elmas dolu, başkası çıkaracak. İslâm'dan gayri ideolojilerde şifa arıyoruz. Tarlamız elmas dolu, başkası çıkaracak.

İbret alın. Bu misal hatırınızda sağlam kalsın. İslâm'dan kopacağız, kopabiliriz.İbret alın. Bu misal hatırınızda sağlam kalsın.

İslâm'dan kopacağız, kopabiliriz.
Allah'ın kullara ihtiyaci yok. Cümle cihan kâfir olsa Allah'ın azametinden zerre eksilmez.Allah'ın kullara ihtiyaci yok. Cümle cihan kâfir olsa Allah'ın azametinden zerre eksilmez. Bu millet dinden kopabilir arkadaşlar.Bu millet dinden kopabilir arkadaşlar. Sen de, ben de dinden imandan kopsak Allah'ın azametine bir noksanlik gelmez. Sen de, ben de dinden imandan kopsak Allah'ın azametine bir noksanlik gelmez. Muhtaç olan biziz! Biz bu dine hava kadar, şu kadar muhtaciz! Biz bu dine sahip olduk muMuhtaç olan biziz! Biz bu dine hava kadar, şu kadar muhtaciz! Biz bu dine sahip olduk mu sahsen huzurlu, mutlu olacağız; cemiyet olarak düzenli, çaliskan, temiz, pak olacağız.sahsen huzurlu, mutlu olacağız; cemiyet olarak düzenli, çaliskan, temiz, pak olacağız. Allah belki kazdığımız zaman boş çıkan kuyudan petrol fışkırtacak,Allah belki kazdığımız zaman boş çıkan kuyudan petrol fışkırtacak, belki yol açmak için yardığımız dağdan elmas çıkacak müslüman olursak. belki yol açmak için yardığımız dağdan elmas çıkacak müslüman olursak.

İslâm'ı bıraktın mi bereket gider. Bereket gitti mi hiçbir hayır olmaz. İslâm'ı bıraktın mi bereket gider. Bereket gitti mi hiçbir hayır olmaz. "Elmas çiksin" diye Müslümanlik yapilmaz; "Kahir da gelse lütuf da gelse"Elmas çiksin" diye Müslümanlik yapilmaz; "Kahir da gelse lütuf da gelse ben Allah'ın kuluyum, müslüman olarak yaşayacağım, müslüman olarak öleceğim." ben Allah'ın kuluyum, müslüman olarak yaşayacağım, müslüman olarak öleceğim." diyeceğiz ama Allah kulunu taltif eder yolunda gittiği zaman. diyeceğiz ama Allah kulunu taltif eder yolunda gittiği zaman. Allah'ın yolundan ayrılmayalım. Allah'ın yolunun dışında ne madde vardır ne mânâ vardır.Allah'ın yolundan ayrılmayalım. Allah'ın yolunun dışında ne madde vardır ne mânâ vardır. ne maddi refah vardır, ne manevi refah vardır. Aklınızdan çıkmasın. İyi müslüman olmaya bakın. ne maddi refah vardır, ne manevi refah vardır. Aklınızdan çıkmasın. İyi müslüman olmaya bakın. En büyük hazine, en büyük ganimet Islâm'dir; bunun kıymetini bilin. En büyük hazine, en büyük ganimet Islâm'dir; bunun kıymetini bilin.

Peki aziz kardeşlerim! Çok güzel hadisler geldi.Peki aziz kardeşlerim!

Çok güzel hadisler geldi.
Müjdeli hadisler geldi.Müjdeli hadisler geldi. Ağzımız tatlı tatlı, insaallah sâlimen, gânimen sevaplar kazanmış olarak evlerimize döneriz. Ağzımız tatlı tatlı, insaallah sâlimen, gânimen sevaplar kazanmış olarak evlerimize döneriz.

Fâtiha-i Şerîfe mea'l-Besmele. Fâtiha-i Şerîfe mea'l-Besmele.

Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2