Namaz Vakitleri

26 Rebîü'l-Âhir 1448
07 October 2026
İmsak
05:35
Güneş
07:00
Öğle
12:57
İkindi
16:09
Akşam
18:43
Yatsı
20:02
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. El-Hamdü li’llâhi Rabbi’l-âlemîn.

El-Hamdü li’llâhi Rabbi’l-âlemîn.
Alâ külli hâlin ve fî külli hîn.Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. ........ Ve ala kulli hal.Ve ala kulli hal. Ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.Ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. Ve men tebi’ahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-dîn.Ve men tebi’ahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-dîn. Emmâ ba’d.

Emmâ ba’d.
Fa’lemû eyyühe’l-ihvân fe-inne efdale’l-hadîsi kitâbullahFa’lemû eyyühe’l-ihvân fe-inne efdale’l-hadîsi kitâbullah ve efdale’l-hedyi hedyü sey-yidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem.ve efdale’l-hedyi hedyü sey-yidinâ Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem. Ve şerre’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetin bid’atünVe şerre’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesetin bid’atün ve külle bid’atin dalâletünve külle bid’atin dalâletün ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi’n-nâr.ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi’n-nâr. Ve kane'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:Ve kane'n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl: İzâ sâle’s-seylü, kàle:

İzâ sâle’s-seylü, kàle:
Uhricû binâ ilâ hâze’lvâdî,Uhricû binâ ilâ hâze’lvâdî, ellezî cealehu’llàhu tahûran,ellezî cealehu’llàhu tahûran, fenetetahhera minhü, ve nahmeda’llàhe aleyhfenetetahhera minhü, ve nahmeda’llàhe aleyh Aziz ve muhterem kardeşlerim. Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun!

Aziz ve muhterem kardeşlerim.

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun!
Peygamber SAS efendimizin şemail-i şerifi ve âdât-ı seniyyesindenPeygamber SAS efendimizin şemail-i şerifi ve âdât-ı seniyyesinden rivayetleri okumaya devam ediyoruz.rivayetleri okumaya devam ediyoruz. Okuduğumuz rivayetler Râmûzü’l-Ehâdîs isimli hadis kitabının 535. sayfasındaki 8. rivayet ve devamıdır.Okuduğumuz rivayetler Râmûzü’l-Ehâdîs isimli hadis kitabının 535. sayfasındaki 8. rivayet ve devamıdır. Bu rivayetleri okunmasına geçmeden önce Peygamber Efendimiz’e

Bu rivayetleri okunmasına geçmeden önce Peygamber Efendimiz’e
sevgimizin, saygımızın, bağlılığımızın bir nişanesi olmak üzeresevgimizin, saygımızın, bağlılığımızın bir nişanesi olmak üzere Acizane nacizane bizlerden bir hediye-i kur'aniye olsun rûh-ı pâkine diyeAcizane nacizane bizlerden bir hediye-i kur'aniye olsun rûh-ı pâkine diye ve onun cümle âlinin, ashabının, etbaının, ahbabının ruhlarınınve onun cümle âlinin, ashabının, etbaının, ahbabının ruhlarının cümle enbiyâ ve mürselînin ruhlarına vecümle enbiyâ ve mürselînin ruhlarına ve Ümmet-i Muhammed’in irşadıyla, talim ve terbiyesiyle vazifeli olanÜmmet-i Muhammed’in irşadıyla, talim ve terbiyesiyle vazifeli olan verese-i nebî ulemâ-i muhakkıkîn meşâyih-i vasılın sâdât-ı turuk âliyyemizin ruhlarına;verese-i nebî ulemâ-i muhakkıkîn meşâyih-i vasılın sâdât-ı turuk âliyyemizin ruhlarına; Hâsseten şu eseri yazmış olan Gümüşhanevi hocamızın ruhunaHâsseten şu eseri yazmış olan Gümüşhanevi hocamızın ruhuna ve kendisinden feyz aldığımız hocamız Muhammed-i Zahid-i Bursevî’nin ruhuna hediye olsun diye...ve kendisinden feyz aldığımız hocamız Muhammed-i Zahid-i Bursevî’nin ruhuna hediye olsun diye... Bu rivayetleri bize nakleden alimlerin ve ravilerin ruhlarına hediye olsun diye...Bu rivayetleri bize nakleden alimlerin ve ravilerin ruhlarına hediye olsun diye... Bu beldeleri fethetmiş olan fatihlerin, şehidlerin, gazilerin, mücahidlerinBu beldeleri fethetmiş olan fatihlerin, şehidlerin, gazilerin, mücahidlerin Ve hâsseten Fâtih Sultan Mehmed Hanın ve ordusunun mensuplarının ruhlarına hediye olsun diye...Ve hâsseten Fâtih Sultan Mehmed Hanın ve ordusunun mensuplarının ruhlarına hediye olsun diye... İçinde ibadet ettiğimiz şu caminin bânîsi İskender Paşa'nın ruhunaİçinde ibadet ettiğimiz şu caminin bânîsi İskender Paşa'nın ruhuna ve bu caminin tekrar tekrar tamir ve tevsi eyleyenlerinve bu caminin tekrar tekrar tamir ve tevsi eyleyenlerin azda olsa yardımlarıyla genişletmiş ve ibadetin devamına sebep olmuş olanların...azda olsa yardımlarıyla genişletmiş ve ibadetin devamına sebep olmuş olanların... kendilerinin ve geçmişlerinin ruhları için;kendilerinin ve geçmişlerinin ruhları için; Uzaktan ve yakından bu hadîs-i şerifleri dinlemeğe gelmiş olan siz kardeşlerimizin deUzaktan ve yakından bu hadîs-i şerifleri dinlemeğe gelmiş olan siz kardeşlerimizin de bütün sevdiklerinin ve geçmişlerinin ruhlarına hediye olsun diye...bütün sevdiklerinin ve geçmişlerinin ruhlarına hediye olsun diye... Biz yaşayan müminler de Rabbimizin rızasına uygunBiz yaşayan müminler de Rabbimizin rızasına uygun Kur’ân-ı Kerîm’in yolunda Peygamber efendimizin izinde yaşayalımKur’ân-ı Kerîm’in yolunda Peygamber efendimizin izinde yaşayalım Peygamber efendimizin sünnetini ihya edelim de yüzlerce şehit sevabına nail olalım diyePeygamber efendimizin sünnetini ihya edelim de yüzlerce şehit sevabına nail olalım diye bir Fâtiha, üç İhlâs- ı Şerîf okuyalım, öyle başlayalım, buyurun!bir Fâtiha, üç İhlâs- ı Şerîf okuyalım, öyle başlayalım, buyurun! Okumuş olduğumuz rivayete göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz,

Okumuş olduğumuz rivayete göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz,
sel olduğu zaman, yağmurlar yağıp dasel olduğu zaman, yağmurlar yağıp da dağlardan yağmur suları geldiği zaman, buyururdu ki:dağlardan yağmur suları geldiği zaman, buyururdu ki: Uhrucû binâ ilâ hâze’l-vâdî.Uhrucû binâ ilâ hâze’l-vâdî. Hadi bizi şu yağmurun sellerinin gelip akıp biriktiği şu vadiye çıkartın, götürün.Hadi bizi şu yağmurun sellerinin gelip akıp biriktiği şu vadiye çıkartın, götürün. Ellezî cealehullâhu tahûran.Ellezî cealehullâhu tahûran. Allahu Teâlâ Hazretleri onu temizlemiştir,

Allahu Teâlâ Hazretleri onu temizlemiştir,
temiz kılmıştır ve temizleyici kılmıştır. Fe-netatahher.temiz kılmıştır ve temizleyici kılmıştır.

Fe-netatahher.
Gidelim orada abdest alalım, gusül alalım, temizlenelim.Gidelim orada abdest alalım, gusül alalım, temizlenelim. Ve nahmedullâhe aleyh.Ve nahmedullâhe aleyh. Ve Allahu Teâlâ Hazretlerine hamd edelim dermiş.Ve Allahu Teâlâ Hazretlerine hamd edelim dermiş. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. Muhterem kardeşlerim! Bu çok aziz bir nimettir.Muhterem kardeşlerim! Bu çok aziz bir nimettir. Çok kıymetli bir nimettir.Çok kıymetli bir nimettir. Bolluğundan dolayı biz onun kıymeti üzerinde farkında değiliz, durmuyoruz.Bolluğundan dolayı biz onun kıymeti üzerinde farkında değiliz, durmuyoruz. Fakat bizim memlekette de Allah'a çok şükür bol bol var.Fakat bizim memlekette de Allah'a çok şükür bol bol var. Çok kıymetli bir malzeme, çok kıymetli hayati bir malzeme.Çok kıymetli bir malzeme, çok kıymetli hayati bir malzeme. Hayatımız için zaruri, temizliğimiz için zaruri.Hayatımız için zaruri, temizliğimiz için zaruri. Bitkiler hayvanlar için gerekli olan bir şey.Bitkiler hayvanlar için gerekli olan bir şey. Rabbimiz kâinatın nizamını ne güzel kurmuş ki böyle bir madde yaratmış.Rabbimiz kâinatın nizamını ne güzel kurmuş ki böyle bir madde yaratmış. Dünyanın büyük bir kısmı bu maddeyle dolu.Dünyanın büyük bir kısmı bu maddeyle dolu. O denizlerden buharlaşan su buharlarını,

O denizlerden buharlaşan su buharlarını,
buhar halindeki su zerrelerini rüzgârlarla taşıttırıyor,buhar halindeki su zerrelerini rüzgârlarla taşıttırıyor, dağların tepesinden şakır şakır döktürüyor,dağların tepesinden şakır şakır döktürüyor, rüzgârlara hamallık yaptırtıyor, bulutları oraya oraya sevk ettirtiyor.rüzgârlara hamallık yaptırtıyor, bulutları oraya oraya sevk ettirtiyor. Sonra kurduğu eşsiz, emsalsiz,Sonra kurduğu eşsiz, emsalsiz, hayran kalınacak bir nizam ile onları dağlarınhayran kalınacak bir nizam ile onları dağların tepelerinden şakır şakır döküyor.tepelerinden şakır şakır döküyor. Ve oralardan aşağılara şırıl şırıl hayran kaldığımız,Ve oralardan aşağılara şırıl şırıl hayran kaldığımız, meftun olduğumuz dereler, ırmaklar, sular akıyor, tertemiz sular.meftun olduğumuz dereler, ırmaklar, sular akıyor, tertemiz sular. İçinde çeşit çeşit nimetler, balıklar vesaireler.İçinde çeşit çeşit nimetler, balıklar vesaireler. Eşsiz bir nizam, şahane bir sanat, harika bir güzellik.Eşsiz bir nizam, şahane bir sanat, harika bir güzellik. Tabi suyun olduğu yerde hayat oluyor.Tabi suyun olduğu yerde hayat oluyor. Kuşlar cıvıl cıvıl ötüşüyor, balıklar oluyor,Kuşlar cıvıl cıvıl ötüşüyor, balıklar oluyor, suyun içinde çeşit çeşit nimetler oluyor.suyun içinde çeşit çeşit nimetler oluyor. Su olmayan yerde de insan barınamıyor.

Su olmayan yerde de insan barınamıyor.
Kuraklıktan bitkiler kavruluyor,Kuraklıktan bitkiler kavruluyor, insanlar cılızlaşıyor, araziler çölleşiyor.insanlar cılızlaşıyor, araziler çölleşiyor. Çölde de olmuyor artık, insanlar barınamıyorlar, kalkıp gidiyorlar.Çölde de olmuyor artık, insanlar barınamıyorlar, kalkıp gidiyorlar. Suudi Arabistan sıcağı çok olan bir yerdir.Suudi Arabistan sıcağı çok olan bir yerdir. Sıcak ekvatora yakın olduğu için,Sıcak ekvatora yakın olduğu için, güneşin ışıkları dik geldiği için oraya bir bastırdı mı,güneşin ışıkları dik geldiği için oraya bir bastırdı mı, İnsan güneşin altında duramaz.İnsan güneşin altında duramaz. Bilmeyen, cahil kimseler, orada hacca,Bilmeyen, cahil kimseler, orada hacca, umreye gitmiş kimseler, o sıcaklarda biraz gezinirlerse,umreye gitmiş kimseler, o sıcaklarda biraz gezinirlerse, biraz sonra bakarsınız,biraz sonra bakarsınız, güneş çarpmasına uğramışlar, hastaneye giderler.güneş çarpmasına uğramışlar, hastaneye giderler. Güneş çarpması bizim buradaki hafif şöyle bir ayılma,Güneş çarpması bizim buradaki hafif şöyle bir ayılma, bayılma tarzında olmaz.bayılma tarzında olmaz. Vaktinde müdahale edilmezse orada adamı öldürür.Vaktinde müdahale edilmezse orada adamı öldürür. Hemen götürürler hastaneye, buza yatırırlar, buzların içinde durur.Hemen götürürler hastaneye, buza yatırırlar, buzların içinde durur. O zaman kendine gelirse gelir, müdahale ederler doktorlar.

O zaman kendine gelirse gelir, müdahale ederler doktorlar.
Oranın baya güneş çarpması için özel hastanesi vardır.Oranın baya güneş çarpması için özel hastanesi vardır. Ancak öyle kurtulabilir.Ancak öyle kurtulabilir. Yoksa güneş çarpmasından pek çok kimse ölür.Yoksa güneş çarpmasından pek çok kimse ölür. Onun için oraya gidenlerin böyle takkesiz,Onun için oraya gidenlerin böyle takkesiz, şemsiyesiz, dolaşmamasını söylerler.şemsiyesiz, dolaşmamasını söylerler. Sıcak mevsimlerde bilhassa gidenler.Sıcak mevsimlerde bilhassa gidenler. Şimdi orada su kıymetini bizden daha çok bilirler.Şimdi orada su kıymetini bizden daha çok bilirler. Oranın ahalisi su ne kadar kıymetli olduğunu bilirler.Oranın ahalisi su ne kadar kıymetli olduğunu bilirler. Tabii çok da şiddetli yağıyor.

Tabii çok da şiddetli yağıyor.
Yağdığı zaman öyle yağıyor ki köprüleri alıp götürüyor.Yağdığı zaman öyle yağıyor ki köprüleri alıp götürüyor. Yolları alıp götürüyor.Yolları alıp götürüyor. Şakır şakır bir yağmur yağdı mı,Şakır şakır bir yağmur yağdı mı, yollar bakıyorsun yarılmış, köprüler uçmuş gitmiş.yollar bakıyorsun yarılmış, köprüler uçmuş gitmiş. Hadi yan yollardan, çöllerin içindeki varyanttan,Hadi yan yollardan, çöllerin içindeki varyanttan, servis yolundan öbür tarafa öyle geçiyorsunuz.servis yolundan öbür tarafa öyle geçiyorsunuz. Böyle şey oluyor.Böyle şey oluyor. Peygamber Efendimiz de yağmuru severmişPeygamber Efendimiz de yağmuru severmiş ve yağmur yağdığı zaman bir vadiye,ve yağmur yağdığı zaman bir vadiye, hadi şu Allah'ın temizlediği, madde olarak da temizleyici madde kıldığı,hadi şu Allah'ın temizlediği, madde olarak da temizleyici madde kıldığı, bu suyun biriktiği yerlere gidelim,bu suyun biriktiği yerlere gidelim, oralardan abdest alalım, vücudumuzu yıkayalım diye söylermiş.oralardan abdest alalım, vücudumuzu yıkayalım diye söylermiş. Abdest ve gusül ikisi de yani yıkanmak tarzında.Abdest ve gusül ikisi de yani yıkanmak tarzında. Ve yıkanırlarmış.Ve yıkanırlarmış. Tabi yağmurun suyu tuzsuz olur, acı olmaz, ağır olmaz, latif olur.Tabi yağmurun suyu tuzsuz olur, acı olmaz, ağır olmaz, latif olur. Biriktiği yerlerde gayet güzel olur.

Biriktiği yerlerde gayet güzel olur.
Biz de gördük Medine-i Münevvere'de yağmurların çok yağdığı bir sene.Biz de gördük Medine-i Münevvere'de yağmurların çok yağdığı bir sene. Garajların olduğu taraflarda yolları almış, arabaları almış götürmüş.Garajların olduğu taraflarda yolları almış, arabaları almış götürmüş. Yani dikkat etmezse insan o gümbür gümbür gelen seller çok canlar da yakabiliyor.Yani dikkat etmezse insan o gümbür gümbür gelen seller çok canlar da yakabiliyor. Ondan sonra Uhud dağının cenubunda sular patlamış,Ondan sonra Uhud dağının cenubunda sular patlamış, göllenmiş, büyük böyle havuzlar meydana gelmiş.göllenmiş, büyük böyle havuzlar meydana gelmiş. Hani metrelerce böyle, insan boyu derinliğinde.Hani metrelerce böyle, insan boyu derinliğinde. Artık oradan gidiyorlardı arazözler, kamyonlar,Artık oradan gidiyorlardı arazözler, kamyonlar, su kamyonları, suyun çıktığı yere hortumlarını sokuyorlardı,su kamyonları, suyun çıktığı yere hortumlarını sokuyorlardı, oradan temiz suyu alıyorlardı, Ahali kullansın diye.oradan temiz suyu alıyorlardı, Ahali kullansın diye. Gençler oraya arabalarıyla geliyorlar, yüzüyorlardı.Gençler oraya arabalarıyla geliyorlar, yüzüyorlardı. Tabi yüzme de bilmiyorlar.Tabi yüzme de bilmiyorlar. Derin yerlerine geldikleri zaman hayatı tehlikeye girenler de oluyordu.Derin yerlerine geldikleri zaman hayatı tehlikeye girenler de oluyordu. Yani su bir cümbük oluyor orada.

Yani su bir cümbük oluyor orada.
Bir nimet oluyor. Bir serinleme, bir temizlenme vesilesi oluyor.Bir nimet oluyor. Bir serinleme, bir temizlenme vesilesi oluyor. Tabi burada da öyle. Burada da denizler, yıkanma şeyi.Tabi burada da öyle. Burada da denizler, yıkanma şeyi. Burada da öyle ama burada büyük günahlar oluyor tabi.Burada da öyle ama burada büyük günahlar oluyor tabi. Soyunuyorlar, kadın erkek bir arada oluyorlar.Soyunuyorlar, kadın erkek bir arada oluyorlar. Gözle bakmak da günah, aralarına katılmak da günah, soyunmak da günah.Gözle bakmak da günah, aralarına katılmak da günah, soyunmak da günah. Hepsi günah oluyor.Hepsi günah oluyor. O kadar deniz tutkusu, deniz sevgisi, su sevgisi fazla oluyor ki,O kadar deniz tutkusu, deniz sevgisi, su sevgisi fazla oluyor ki, tatillerde, yaz mevsimlerinde içerideki şehirlerin ahalisi boşalıyor.tatillerde, yaz mevsimlerinde içerideki şehirlerin ahalisi boşalıyor. Ankara'ya gidiyorsun bakıyorsun ahali kalmamış.Ankara'ya gidiyorsun bakıyorsun ahali kalmamış. Memurların hepsi Bodrum, Marmaris, Antalya, Alanya, Side, Perge,Memurların hepsi Bodrum, Marmaris, Antalya, Alanya, Side, Perge, oralara kaymışlar gitmişler.oralara kaymışlar gitmişler. Tabi o yaz mevsiminde, o çıplaklık, o açık saçıklık,Tabi o yaz mevsiminde, o çıplaklık, o açık saçıklık, o kadın erkek bir arada,o kadın erkek bir arada, işsiz güçsüz insanlar, bir ay orada eğleneceğim,işsiz güçsüz insanlar, bir ay orada eğleneceğim, bir tatil edeceğim diye,bir tatil edeceğim diye, gece yapılacak bir şey yok, gündüz yapılacak bir şey yok,gece yapılacak bir şey yok, gündüz yapılacak bir şey yok, toplu eğlenceler vesaireler,toplu eğlenceler vesaireler, Çok ahlâkın dejenere olmasına sebep oluyor.Çok ahlâkın dejenere olmasına sebep oluyor. Çok ailelerin yıkılmasına sebep oluyor.

Çok ailelerin yıkılmasına sebep oluyor.
Çok gençlerin sapıtmasına sebep oluyor.Çok gençlerin sapıtmasına sebep oluyor. Gazeteler yazıyor bunları.Gazeteler yazıyor bunları. Yaz sevdaları, yaz aşkları filan diye.Yaz sevdaları, yaz aşkları filan diye. Başa gelen maceraları.Başa gelen maceraları. Secaat arz ederken merd-i kıbtî sırkatin söyler demiş Râgub Paşa.Secaat arz ederken merd-i kıbtî sırkatin söyler demiş Râgub Paşa. Yine delikanlısı.Yine delikanlısı. Kahramanlığını, şecatini göstereceğim derken yaptığı hırsızlıkları sayar diye.Kahramanlığını, şecatini göstereceğim derken yaptığı hırsızlıkları sayar diye. Böyle şey yapmış.Böyle şey yapmış. Onları yazıyorlar bir de gazetelerde.Onları yazıyorlar bir de gazetelerde. Bizim kanaatimiz, yani deniz kenarlarında İslâmî yaşantı fevkalâde zorBizim kanaatimiz, yani deniz kenarlarında İslâmî yaşantı fevkalâde zor ve oralarda Müslümanlık fevkalâde zayıflamış durumda.ve oralarda Müslümanlık fevkalâde zayıflamış durumda. Sanki Türkiye deniz kenarlarından rutubet alan tahta bir zemin gibi düşünelim.Sanki Türkiye deniz kenarlarından rutubet alan tahta bir zemin gibi düşünelim. Sanki oralardan rutubet ala ala çürüyor deniz kenarları.Sanki oralardan rutubet ala ala çürüyor deniz kenarları. İslâmî bakımdan fevkalâde yanlış, ters, Aleyh’de kötü bir gelişme.İslâmî bakımdan fevkalâde yanlış, ters, Aleyh’de kötü bir gelişme. Çünkü İslâmiyeti çürütüyor, ahlâkı çürütüyor,

Çünkü İslâmiyeti çürütüyor, ahlâkı çürütüyor,
Müslümanları gevşetiyor, günahlara lâubâlliğe sevk ediyor.Müslümanları gevşetiyor, günahlara lâubâlliğe sevk ediyor. Artık çaresi nasıl alınması gerekiyorsa öyle alınmalı.Artık çaresi nasıl alınması gerekiyorsa öyle alınmalı. Bakın Peygamber Efendimiz nasıl?Bakın Peygamber Efendimiz nasıl? Gidelim temizlenelim. Ve nahmetullâhe aleyhi.Gidelim temizlenelim. Ve nahmetullâhe aleyhi. Allah’ın verdiği bu nimete hamd edelim diyor.Allah’ın verdiği bu nimete hamd edelim diyor. Allah’ın verdiği bu nimete hamd edelim diyor.Allah’ın verdiği bu nimete hamd edelim diyor. O her güzelliği gördüğünde,O her güzelliği gördüğünde, her nimeti gördüğünde şükrediyor, hamd ediyor, Allah’ı hatırlıyor.her nimeti gördüğünde şükrediyor, hamd ediyor, Allah’ı hatırlıyor. Bizimkiler de her nimeti gördüğünde Allah’ı unutuyorlar, günaha dalıyorlar.Bizimkiler de her nimeti gördüğünde Allah’ı unutuyorlar, günaha dalıyorlar. Bu tepenin üstünün manzarası çok güzel.Bu tepenin üstünün manzarası çok güzel. Aman buraya bir gazino yapalım, gelsin içkiler,Aman buraya bir gazino yapalım, gelsin içkiler, gelsin çengiler, gelsin çalgılar.gelsin çengiler, gelsin çalgılar. Güzellik hemen arkasından günah.Güzellik hemen arkasından günah. Aman bu deniz kenarı, bu koy, bu körfez çok güzel.

Aman bu deniz kenarı, bu koy, bu körfez çok güzel.
Aman bir beş yıldızlı turistik bir otel yapalım.Aman bir beş yıldızlı turistik bir otel yapalım. İçki olsun içinde, bilmem jazz olsun, dans olsun,İçki olsun içinde, bilmem jazz olsun, dans olsun, bilmem oryantaller gelsin, bilmem neler gelsin.bilmem oryantaller gelsin, bilmem neler gelsin. Hadi günah.Hadi günah. Yani nerede bir güzel güzellik varsa orada bizim ahalinin hatırınaYani nerede bir güzel güzellik varsa orada bizim ahalinin hatırına Allah’a isyan ve günah geliyor.Allah’a isyan ve günah geliyor. Allah ıslah etsin. Allah akıl fikir versin.Allah ıslah etsin. Allah akıl fikir versin. Allah’ın verdiği güzelliklere, nimetlere hamd etmek gerekirken,Allah’ın verdiği güzelliklere, nimetlere hamd etmek gerekirken, şükretmek gerekirkenşükretmek gerekirken o nimetleri yiyip yiyip de azmak,o nimetleri yiyip yiyip de azmak, tabii Allah’ın dünyada ve ahirette gazabına, hoşnutsuzluğunatabii Allah’ın dünyada ve ahirette gazabına, hoşnutsuzluğuna uğramak sonunda ne kadar pişmanlık verecek bir durum.uğramak sonunda ne kadar pişmanlık verecek bir durum. Allah akıl fikir versin.Allah akıl fikir versin. Kâne izâ secede câfâ hattâ yürâ beyâdu ibteyhi.Kâne izâ secede câfâ hattâ yürâ beyâdu ibteyhi. Peygamber Efendimiz'in secde halinde kolları nasıl olurdu, onu anlatıyor

Peygamber Efendimiz'in secde halinde kolları nasıl olurdu, onu anlatıyor
bu hadîs-i şerîf, bu rivayet.bu hadîs-i şerîf, bu rivayet. Efendimiz şöyle secde ettiği zaman iki kolunun beyazıEfendimiz şöyle secde ettiği zaman iki kolunun beyazı görünecek şekilde ellerini yayardı,görünecek şekilde ellerini yayardı, kollarını iki tarafa yayardı. Yani şöyle kapalı durmazdı,kollarını iki tarafa yayardı. Yani şöyle kapalı durmazdı, yayar, arslan gibi yani şöyle geriniyor böyle.yayar, arslan gibi yani şöyle geriniyor böyle. İki tarafa doğru yayılmış bir vaziyette dururdu.İki tarafa doğru yayılmış bir vaziyette dururdu. Kadınlar öyle durmazlar, kadınlar kapalı dururlar.Kadınlar öyle durmazlar, kadınlar kapalı dururlar. Tesettür sebebiyle,Tesettür sebebiyle, herhangi bir yerleri açılmaması ve görünmemesi için onlar derli toplu dururlar.herhangi bir yerleri açılmaması ve görünmemesi için onlar derli toplu dururlar. Erkekler kollarını iki tarafa yayarlar.Erkekler kollarını iki tarafa yayarlar. Eğer izdiham yoksa, tabi izdiham olduğu zaman, yandaki arkadaşının daEğer izdiham yoksa, tabi izdiham olduğu zaman, yandaki arkadaşının da ben kolumu açacağım diye bir köşeye sıkışmasına sebep olmamak lazım.ben kolumu açacağım diye bir köşeye sıkışmasına sebep olmamak lazım. Kimisi öyle şey yapıyor.

Kimisi öyle şey yapıyor.
Bazı öyle baba yiğitlerin yanında namaz kıldığım oluyor,Bazı öyle baba yiğitlerin yanında namaz kıldığım oluyor, O kaçacağım geliyor, sıkıştırıyor.O kaçacağım geliyor, sıkıştırıyor. Neymiş, kolunu öyle şey yapacak, öyle yaygın duracak diye.Neymiş, kolunu öyle şey yapacak, öyle yaygın duracak diye. Başkasını da düşünmek lazım, yerine göre.Başkasını da düşünmek lazım, yerine göre. Böyle icabında gayet dar bir şekilde durmayaBöyle icabında gayet dar bir şekilde durmaya gayret etmek lazım ki o kardeş de o safa sığsın.gayret etmek lazım ki o kardeş de o safa sığsın. Sahabe-i kiram safların sık olmasına çok dikkat ederlermiş.Sahabe-i kiram safların sık olmasına çok dikkat ederlermiş. Arada boşluk kalmamasına çok dikkat ederlermiş.Arada boşluk kalmamasına çok dikkat ederlermiş. Ve elbiselerinin bu omuz tarafları aşınırmış en çok.Ve elbiselerinin bu omuz tarafları aşınırmış en çok. Çok sürtünüyor orası demek ki.Çok sürtünüyor orası demek ki. O kadar sıkı duruyorlar ki bu iki tarafı, omuz tarafları aşınırmış.O kadar sıkı duruyorlar ki bu iki tarafı, omuz tarafları aşınırmış. Tabii böyle insan kasılırsa, bazıları öyle yapıyor şimdi bizim memlekette,

Tabii böyle insan kasılırsa, bazıları öyle yapıyor şimdi bizim memlekette,
fazla sıkışıklığa gelemiyor.fazla sıkışıklığa gelemiyor. Saf sıkışık oldu mu kızıyor.Saf sıkışık oldu mu kızıyor. Yanına sokulan insana şöyle bir yan yan bir bakıyor ters ters.Yanına sokulan insana şöyle bir yan yan bir bakıyor ters ters. Gözünden çıkan ışınlarla neredeyse eritecek onu.Gözünden çıkan ışınlarla neredeyse eritecek onu. Sen misin buraya sokulan filan.Sen misin buraya sokulan filan. Böyle eritecek gibi bir bakıyor.Böyle eritecek gibi bir bakıyor. O anlamazsa veya anlamazlıktan gelirse veya safın sıklığı mübarektir,O anlamazsa veya anlamazlıktan gelirse veya safın sıklığı mübarektir, iyidir filan diye düşünür de, piskinliğe vurursa,iyidir filan diye düşünür de, piskinliğe vurursa, bu sefer kızıyor, hop geriye çekiliyor.bu sefer kızıyor, hop geriye çekiliyor. Birinci safın sevabı çoktu, ne diye geriye çekildin?Birinci safın sevabı çoktu, ne diye geriye çekildin? Sıkışık sıkışık kıl.Sıkışık sıkışık kıl. Hayır, kızgınlığından geri çekiliyor.Hayır, kızgınlığından geri çekiliyor. Bunlar yanlış hareketler yani.Bunlar yanlış hareketler yani. Dört rekât bir namaz kılacaksın, sabret yanındaki kardeşinin şeyine.Dört rekât bir namaz kılacaksın, sabret yanındaki kardeşinin şeyine. Sen kardeşinin sıkışıklığına sabret,

Sen kardeşinin sıkışıklığına sabret,
kardeşini de sıkıştırmamaya gayret etsin.kardeşini de sıkıştırmamaya gayret etsin. Kardeşlik böyle olur.Kardeşlik böyle olur. Yani herkes karşısındakini düşünürse öyle olur.Yani herkes karşısındakini düşünürse öyle olur. Aksi takdirde namaz bile yanındaki adamla nefretle, çekişmeyle,Aksi takdirde namaz bile yanındaki adamla nefretle, çekişmeyle, rekabetle namazlıktan çıkar,rekabetle namazlıktan çıkar, tatsız bir hale döner, sevabı filan kalmaz.tatsız bir hale döner, sevabı filan kalmaz. Yanındaki niye böyle yaptı bilmem ne filan derken işin tatı tuzu kalmaz.Yanındaki niye böyle yaptı bilmem ne filan derken işin tatı tuzu kalmaz. Kâne izâ secede refea’l-imâmete an cebheteyhi.

Kâne izâ secede refea’l-imâmete an cebheteyhi.
Secde ettiği zaman Efendimiz sarığını da alnından kaldırırdı.Secde ettiği zaman Efendimiz sarığını da alnından kaldırırdı. Sarık alnına sarık yaptırmazdı, sarkı tutmazdı.Sarık alnına sarık yaptırmazdı, sarkı tutmazdı. Tabii bizim şimdi bu sarıklarımız kolaylık olsun diye fesin üzerine sarılıyor.

Tabii bizim şimdi bu sarıklarımız kolaylık olsun diye fesin üzerine sarılıyor.
Ondan sonra da her seferinde sarmak zor geldiğinden,Ondan sonra da her seferinde sarmak zor geldiğinden, herkes böyle güzel saramadığından,herkes böyle güzel saramadığından, bir kere sarıldı mı öyle duruyor.bir kere sarıldı mı öyle duruyor. Veyahut makinede sarıyorlar, böyle şerit üstüne çeviriyorlar filan.Veyahut makinede sarıyorlar, böyle şerit üstüne çeviriyorlar filan. Böyle kalıptan çıkmış, saksı gibi filan oluyor.Böyle kalıptan çıkmış, saksı gibi filan oluyor. Aslında tabii sarığı insan kendisi sarmayı öğrenecek.Aslında tabii sarığı insan kendisi sarmayı öğrenecek. Bazı kardeşlerimiz, hoşuma gidiyor, şurasından çıkartıyorlar,Bazı kardeşlerimiz, hoşuma gidiyor, şurasından çıkartıyorlar, hemen kapıdan girince güzel bir doluyorlar.hemen kapıdan girince güzel bir doluyorlar. Bayağı da güzel oluyor işte. Yani hiçbir farkı yok.Bayağı da güzel oluyor işte.

Yani hiçbir farkı yok.
Yalnız sarık ne kadar çok olursa sevabı o kadar fazla.Yalnız sarık ne kadar çok olursa sevabı o kadar fazla. Yani azıcık böyle bir şey değil de biraz fazlaca dolanmalı.Yani azıcık böyle bir şey değil de biraz fazlaca dolanmalı. Her dolaması için sevabı biraz daha fazla oluyor.Her dolaması için sevabı biraz daha fazla oluyor. Ve sarık meleklerin kıyafeti olarak teşvik edilmiş olan bir başörtme şekli.Ve sarık meleklerin kıyafeti olarak teşvik edilmiş olan bir başörtme şekli. Ve sarıkla kılınan namaz, sarıksız kılınan namaza göre 70 kat daha sevaplı.Ve sarıkla kılınan namaz, sarıksız kılınan namaza göre 70 kat daha sevaplı. O halde bu müslümanların alameti olan,O halde bu müslümanların alameti olan, meleklerin kıyafeti olan sarığa tabii gayret etmesi lazım kardeşlerimizin.meleklerin kıyafeti olan sarığa tabii gayret etmesi lazım kardeşlerimizin. Onlar da mümkünse sarıkla böyle şey yapması lazım kiOnlar da mümkünse sarıkla böyle şey yapması lazım ki sevabı çok olsun, kıyafet de İslâmî kıyafet olsun.sevabı çok olsun, kıyafet de İslâmî kıyafet olsun. Şimdi geçen sefer de galiba bir vesileyle bir yerde anlattım.

Şimdi geçen sefer de galiba bir vesileyle bir yerde anlattım.
Almanya’dan bir kardeşimiz geldi.Almanya’dan bir kardeşimiz geldi. Alman asıllı müslüman olmuş.Alman asıllı müslüman olmuş. Ama bizim Avrupa’da okumuş bazı kardeşlerimiz var.Ama bizim Avrupa’da okumuş bazı kardeşlerimiz var. Onlarla eskiden beri tanışıyor.Onlarla eskiden beri tanışıyor. Yani köklü müslüman. Böyle yeniden ne olduğu belirsiz.Yani köklü müslüman. Böyle yeniden ne olduğu belirsiz. Acaba hakiki müslüman mı değil mi filan diye tereddüt edecek gibi değil.Acaba hakiki müslüman mı değil mi filan diye tereddüt edecek gibi değil. İçine müslümanlığı sindirmiş bir kardeşimiz.İçine müslümanlığı sindirmiş bir kardeşimiz. Maşallah. Allah daim etsin. Kılık kıyafeti.Maşallah. Allah daim etsin. Kılık kıyafeti. Şimdi diyor ki, müslümanlar İslâmî kıyafetle gezmeli.

Şimdi diyor ki, müslümanlar İslâmî kıyafetle gezmeli.
Dışından baktığın zaman bunun müslüman olduğu belli olmalı.Dışından baktığın zaman bunun müslüman olduğu belli olmalı. Neden? Anlatmış neden olduğunu.Neden? Anlatmış neden olduğunu. Amerika'da bir kavga olmuş.Amerika'da bir kavga olmuş. Birisi de arabayı kullanıyormuş, kavgaya bakmış.Birisi de arabayı kullanıyormuş, kavgaya bakmış. Yesinler birbirlerini demiş, geçmiş. Ne olacak demiş. YaniYesinler birbirlerini demiş, geçmiş. Ne olacak demiş. Yani ikisinin de kıyafeti şey Amerikalı. Ne diye girecek aralarına?ikisinin de kıyafeti şey Amerikalı. Ne diye girecek aralarına? Girmemiş, yürümüş.Girmemiş, yürümüş. Fakat sonradan duymuş ki onlardan bir tanesi müslümanmış ve öldürülmüş.Fakat sonradan duymuş ki onlardan bir tanesi müslümanmış ve öldürülmüş. Yani o kavgada öldürülmüş. Öldürülünce çok üzülmüş.

Yani o kavgada öldürülmüş. Öldürülünce çok üzülmüş.
Ah demiş, keşke yani üzerinde bir İslâm müslüman olduğunu belirten birAh demiş, keşke yani üzerinde bir İslâm müslüman olduğunu belirten bir emare olsaydı da,emare olsaydı da, ben de onun desteğine gitseydim, yardımcı olsaydım, hayatını belki kurtarırdım diye.ben de onun desteğine gitseydim, yardımcı olsaydım, hayatını belki kurtarırdım diye. Çok üzülmüş sonradan.Çok üzülmüş sonradan. Onu söylemiş yani, gittiği yerlerde onu söylüyormuş.Onu söylemiş yani, gittiği yerlerde onu söylüyormuş. İslâmî kıyafetle bulunun, görünüşünüz sizin müslüman olduğunuzu belli etsin.İslâmî kıyafetle bulunun, görünüşünüz sizin müslüman olduğunuzu belli etsin. Yani bir İngiliz, bir Alman, bir İtalyan, bir İspanyol yan yana durduğu zaman,

Yani bir İngiliz, bir Alman, bir İtalyan, bir İspanyol yan yana durduğu zaman,
sen de durduğun zaman,sen de durduğun zaman, tamam şu müslüman denilecek bir kıyafet olsun ki başkaları da bilsin.tamam şu müslüman denilecek bir kıyafet olsun ki başkaları da bilsin. Ama kılık kıyafet bakımından aynı pantolonu giyiyor, aynı ceketi giyiyor,Ama kılık kıyafet bakımından aynı pantolonu giyiyor, aynı ceketi giyiyor, aynı şekilde sakalı bıyığı tıraşlı, aynı şekilde saçı onların tıraşı gibi,aynı şekilde sakalı bıyığı tıraşlı, aynı şekilde saçı onların tıraşı gibi, başlığı onların başlığı gibi, o zaman kimse bilmiyor.başlığı onların başlığı gibi, o zaman kimse bilmiyor. Yani bu müslüman mı değil mi? İnsan bakıyor selam vermiyorYani bu müslüman mı değil mi?

İnsan bakıyor selam vermiyor
veyahut camiye gelmiş insan bakıyor,veyahut camiye gelmiş insan bakıyor, Bizim acaba turist mi filan derken bakıyorsun, namaz kılıyor, müslüman iyi.Bizim acaba turist mi filan derken bakıyorsun, namaz kılıyor, müslüman iyi. Ama ne sakal var, ne bıyık var,Ama ne sakal var, ne bıyık var, ne kıyafette bir emare var müslüman olduğuna bin tane şahit lazım.ne kıyafette bir emare var müslüman olduğuna bin tane şahit lazım. Yani kıyafetimize de dikkat edeceğiz inşallah.Yani kıyafetimize de dikkat edeceğiz inşallah. Peygamber Efendimiz de tabi sarık sarardı.Peygamber Efendimiz de tabi sarık sarardı. Şimdi bana Ankara'da Aksaray'dan birkaç arkadaş geldi.

Şimdi bana Ankara'da Aksaray'dan birkaç arkadaş geldi.
Kesinlikle şeylerde münakaşalar oluyor bunların.Kesinlikle şeylerde münakaşalar oluyor bunların. Sarık saralım mı, sarmayalım mı?Sarık saralım mı, sarmayalım mı? Suudlular başörtü örtüyorlar.Suudlular başörtü örtüyorlar. Şöyle başörtüyü hani hanımlar üçgen şeklinde katlarlar,Şöyle başörtüyü hani hanımlar üçgen şeklinde katlarlar, öyle örtüyorlar başörtüyü.öyle örtüyorlar başörtüyü. Bir de entari giyiyorlar.Bir de entari giyiyorlar. Aşağı kadar tam entari giyiyorlar, beyaz entari giyiyorlar.Aşağı kadar tam entari giyiyorlar, beyaz entari giyiyorlar. Üstünde başörtü, sırtında entari, arkadan baktığı zaman insan,Üstünde başörtü, sırtında entari, arkadan baktığı zaman insan, ha bir hanımefendi filan diyor.ha bir hanımefendi filan diyor. Şöyle biraz yan döndüğü zaman bakıyorsun sakalı var, şey var, ha erkekmiş filan diye.Şöyle biraz yan döndüğü zaman bakıyorsun sakalı var, şey var, ha erkekmiş filan diye. Yani insan o zaman şaşırıyor.

Yani insan o zaman şaşırıyor.
Suud’a gidenlerde böyle bir durumu,Suud’a gidenlerde böyle bir durumu, ilk defa bir hayret etme durumu oluyordur muhakkak.ilk defa bir hayret etme durumu oluyordur muhakkak. Şimdi tabii Suudlular şimdi sarık sarmıyorlar, öyle başörtüyle geziyorlar.Şimdi tabii Suudlular şimdi sarık sarmıyorlar, öyle başörtüyle geziyorlar. Başörtü. Halbuki başörtü Peygamber Efendimiz’in sünneti.Başörtü. Halbuki başörtü Peygamber Efendimiz’in sünneti. Kur’an-ı Kerîm’de meleklerin o kıyafetle öyle şey yaptıkları, harplerdeKur’an-ı Kerîm’de meleklerin o kıyafetle öyle şey yaptıkları, harplerde müslümanları teyit ve destekleme üzere geldikleri bildiriliyor.müslümanları teyit ve destekleme üzere geldikleri bildiriliyor. Sarıklı sarıklı, öyle mücahit halinde.Sarıklı sarıklı, öyle mücahit halinde. Bunun böyle olması lazım.Bunun böyle olması lazım. Sarık Arapların tacıdır.Sarık Arapların tacıdır. O'nu bıraktıkları zaman Araplarda hayır kalmaz diye rivayetler var.O'nu bıraktıkları zaman Araplarda hayır kalmaz diye rivayetler var. Yani sarık önemli bir şey.

Yani sarık önemli bir şey.
Peygamber Efendimiz bak sarardı.Peygamber Efendimiz bak sarardı. İşte bana Anadolu'dan geliyorlar şimdi.İşte bana Anadolu'dan geliyorlar şimdi. Mesela Ankara'dayken geldiler, sordular.Mesela Ankara'dayken geldiler, sordular. Hocam bu sarık da nereden çıkmış?Hocam bu sarık da nereden çıkmış? Sünnet Peygamber Efendimiz sarmış.Sünnet Peygamber Efendimiz sarmış. Hani hangi rivayet, nerede?Hani hangi rivayet, nerede? Olur ben size bulayım, rivayetleri göndereyim dedim.Olur ben size bulayım, rivayetleri göndereyim dedim. Bir dosya kağıdı rivayetleri açtım,Bir dosya kağıdı rivayetleri açtım, hadis kitaplarından topladım, yazdım yazdım, gönderdim.hadis kitaplarından topladım, yazdım yazdım, gönderdim. Oradan bir teşekkür meşekkür gelmedi ama inşallah ellerine ulaşmıştır.Oradan bir teşekkür meşekkür gelmedi ama inşallah ellerine ulaşmıştır. Yani bak bu hadîs-i şerîfte gösteriyor ki,

Yani bak bu hadîs-i şerîfte gösteriyor ki,
Efendimiz sarık sarardı namaza ve alnı yere değsin diyeEfendimiz sarık sarardı namaza ve alnı yere değsin diye sarığını şöyle kaldırtırmış. Yani şey yapmasın diye secde ettiğisarığını şöyle kaldırtırmış. Yani şey yapmasın diye secde ettiği yerde sarık alnının altında kalmaması için kaldırırmış yukarıya doğru.yerde sarık alnının altında kalmaması için kaldırırmış yukarıya doğru. Kâne izâ sürre istenâre vechühû fe-ke’ennehû kıt’atü kamerin.

Kâne izâ sürre istenâre vechühû fe-ke’ennehû kıt’atü kamerin.
Buhârî’de ve Müslim’de Ka‘b b. Mâlik el-Ensârî’den radıyallahu anh rivayet olmuş ki,Buhârî’de ve Müslim’de Ka‘b b. Mâlik el-Ensârî’den radıyallahu anh rivayet olmuş ki, Peygamber Efendimiz sevindiği, sevinçli olduğu zaman,Peygamber Efendimiz sevindiği, sevinçli olduğu zaman, bir şeye memnun olduğu zaman,bir şeye memnun olduğu zaman, sürurlandığı zaman yüzü ay parçası gibi parlardı.sürurlandığı zaman yüzü ay parçası gibi parlardı. Yani hani gülünce yüzünde güller açar deriz ya,Yani hani gülünce yüzünde güller açar deriz ya, sevindiği zaman yüzü ay parçası gibi parlardı.sevindiği zaman yüzü ay parçası gibi parlardı. Biliyorsunuz Kadir gecesinde bizim Ali Rıza kardeşimiz konuştu.Biliyorsunuz Kadir gecesinde bizim Ali Rıza kardeşimiz konuştu. Güzel konuşmasında şey yaptı.Güzel konuşmasında şey yaptı. Sahabeden birisi kapıda durmuş.Sahabeden birisi kapıda durmuş. O gece de mehtaplıymış.O gece de mehtaplıymış. Peygamber Efendimiz çıkarken bir peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e bakmış.Peygamber Efendimiz çıkarken bir peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e bakmış. Bir gökteki dolunaya bakmış. Diyor ki;Bir gökteki dolunaya bakmış. Diyor ki; Vallahi ya Resûlallah senin yüzün kamerden daha parlak, daha pırıltılı, daha nurlu.Vallahi ya Resûlallah senin yüzün kamerden daha parlak, daha pırıltılı, daha nurlu. Allah rüyalarda gül yüzünü görmemizi nasip eylesin.Allah rüyalarda gül yüzünü görmemizi nasip eylesin. Âhirette de komşuluğunu, sohbetini nasip eylesin.Âhirette de komşuluğunu, sohbetini nasip eylesin. Resûlullah Efendimiz muhterem kardeşlerim,Resûlullah Efendimiz muhterem kardeşlerim, mütebessim dururdu, güleç yüzlü dururdu.mütebessim dururdu, güleç yüzlü dururdu. Yani böyle asık suratlı, çatık kaşlı, abûs çehreli, sert görünüşlü değildi.

Yani böyle asık suratlı, çatık kaşlı, abûs çehreli, sert görünüşlü değildi.
Mütebessim dururdu. Ama kahkahayla gülmezdi.Mütebessim dururdu. Ama kahkahayla gülmezdi. Aşırı gülmezdi fakat mütebessim dururdu.Aşırı gülmezdi fakat mütebessim dururdu. O tabi yerine göre de yüzünün başka tavırlar aldığı da olurdu.O tabi yerine göre de yüzünün başka tavırlar aldığı da olurdu. Mesela kızdığı zaman şurada iki kaşığın arasında bir damarı vardı, o kabarırdı.Mesela kızdığı zaman şurada iki kaşığın arasında bir damarı vardı, o kabarırdı. Bir şeye çok kızdığı zaman o damarı şişerdi.Bir şeye çok kızdığı zaman o damarı şişerdi. Böyle oradan anlarlardı çok sinirlendiğini.Böyle oradan anlarlardı çok sinirlendiğini. Sonra bazı zamanlarda da mahzun halleri olduğunu da aşağıda okuyacağız şimdi gelecek.

Sonra bazı zamanlarda da mahzun halleri olduğunu da aşağıda okuyacağız şimdi gelecek.
Kâne izâ selleme mine’s-salâti kâle selâse merrâtin:

Kâne izâ selleme mine’s-salâti kâle selâse merrâtin:
Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûnSübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün ale’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemînve selâmün ale’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn Ebû Sa’id hazretlerinden radıyallahu anh rivayet olmuş.Ebû Sa’id hazretlerinden radıyallahu anh rivayet olmuş. Efendimiz namazdan selam verdikten sonra üç defa,Efendimiz namazdan selam verdikten sonra üç defa, Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün ale’l-mürselînSübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün ale’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn âyetlerini okurdu. Üç defa.ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn âyetlerini okurdu. Üç defa. Geçtiğimiz haftalarda da bir rivayeti görmüştük.Geçtiğimiz haftalarda da bir rivayeti görmüştük. Selam verdiği zaman, Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah diye üç defa istiğfar edip,Selam verdiği zaman, Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah diye üç defa istiğfar edip, Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm, tebâreke yâ ze'l-celâli ve’l-ikrâm derdi diye.Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm, tebâreke yâ ze'l-celâli ve’l-ikrâm derdi diye. Bizim müezzinlerimiz o rivayete göre selamdan sonra öyle diyorlar.Bizim müezzinlerimiz o rivayete göre selamdan sonra öyle diyorlar. Bu da hatırınızda olsun.

Bu da hatırınızda olsun.
Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün ale’l-mürselin ve’l-hamdü lillâhiSübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün ale’l-mürselin ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn de dermiş üç defa.rabbi’l-âlemîn de dermiş üç defa. Bunu da zaman zaman Peygamber Efendimizin yaptığı bir sünnet diye siz de uygularsınız.Bunu da zaman zaman Peygamber Efendimizin yaptığı bir sünnet diye siz de uygularsınız. Burada bir şeyi söyleyeceğim.Burada bir şeyi söyleyeceğim. Bazı kardeşlerimiz şimdi bu ayetlerin manası bu Sâffât sûresinin sonundaki üç ayet-i kerimedir.Bazı kardeşlerimiz şimdi bu ayetlerin manası bu Sâffât sûresinin sonundaki üç ayet-i kerimedir. Tabi manasını söyleyelim.Tabi manasını söyleyelim. Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti.Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti. Senin Rabbin, izzet sahibi olan Rabbin,Senin Rabbin, izzet sahibi olan Rabbin, izzet sahibi olan senin Rabbin her türlü noksandan münezzehtir.izzet sahibi olan senin Rabbin her türlü noksandan münezzehtir. O müşriklerin ona yakıştırdığı gelişi güzel, asılsız,O müşriklerin ona yakıştırdığı gelişi güzel, asılsız, esassız sözlerden münezzehtir.esassız sözlerden münezzehtir. Şerîki, nazîri yoktur. Kemal sıfatlarıyla muttasıftır.Şerîki, nazîri yoktur. Kemal sıfatlarıyla muttasıftır. Her türlü noksandan münezzehtir.

Her türlü noksandan münezzehtir.
Senin Rabbin,Senin Rabbin, izzet sahibi olan senin Rabbin her türlü noksandan münezzehtir.izzet sahibi olan senin Rabbin her türlü noksandan münezzehtir. Müşriklerin, münafıkların, kâfirlerin batıl inançlarından,Müşriklerin, münafıkların, kâfirlerin batıl inançlarından, itikatlarından, onların isnatlarından,itikatlarından, onların isnatlarından, sözlerinden berîdir. Mânasına geliyor bu.sözlerinden berîdir. Mânasına geliyor bu. Senin Rabbin.Senin Rabbin. Ve selâmun ale’l-mürselîn.Ve selâmun ale’l-mürselîn. Ve bütün Allah tarafından gönderilmiş olan peygamberlere selam olsun.Ve bütün Allah tarafından gönderilmiş olan peygamberlere selam olsun. Ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn.Ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn. Ve hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'ındır. Mânasına geliyor.Ve hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'ındır. Mânasına geliyor. Şimdi burada bazı kardeşlerimiz

Şimdi burada bazı kardeşlerimiz
ve bazen de ben de öyle yaptığım olmuştur.ve bazen de ben de öyle yaptığım olmuştur. Sübhâne rabbike diyecek yerde,Sübhâne rabbike diyecek yerde, yani senin Rabbin diyecek yerde,yani senin Rabbin diyecek yerde, Sübhâne rabbinâ, bizim Rabbimiz diye sözüSübhâne rabbinâ, bizim Rabbimiz diye sözü kendimize uyudurarak söylüyorduk ama,kendimize uyudurarak söylüyorduk ama, bak Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendisi öyle söylememiş.bak Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendisi öyle söylememiş. Yani âyeti bozmamış, âyeti aynen söylemiş.Yani âyeti bozmamış, âyeti aynen söylemiş. O isteseydi o da söylerdi. Sübhâne rabbinâ derdi.O isteseydi o da söylerdi. Sübhâne rabbinâ derdi. Sübhâne rabbinâ derdi. Yani öyle dememiş.Sübhâne rabbinâ derdi.

Yani öyle dememiş.
Sübhâne rabbike diye âyeti bozmadan söylemiş.Sübhâne rabbike diye âyeti bozmadan söylemiş. Senin Rabbin diye söylemiş.Senin Rabbin diye söylemiş. Benim Rabbim tarzında söyleyip duruma göreBenim Rabbim tarzında söyleyip duruma göre sözü kendisine uygun hale getirebilirdi.sözü kendisine uygun hale getirebilirdi. Demek ki âyet-i kerîmeyi aynen bırakmakDemek ki âyet-i kerîmeyi aynen bırakmak onun daha çok hoşuna gitmiş bir şey olmuş oluyor.onun daha çok hoşuna gitmiş bir şey olmuş oluyor. Âyeti bozmamış, değiştirmemiş oluyor.Âyeti bozmamış, değiştirmemiş oluyor. Biz de bundan sonra inşallah değiştirmeyelim, bozmayalım.Biz de bundan sonra inşallah değiştirmeyelim, bozmayalım. Sübhâne rabbinâ rabbi’l-izzeti demeyelim de,Sübhâne rabbinâ rabbi’l-izzeti demeyelim de, Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûnSübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün ale’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn diyelim. ve selâmün ale’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn diyelim.  Yani Kur’an-ı Kerîm’de geçtiği şekli aynen koruyalım,

Yani Kur’an-ı Kerîm’de geçtiği şekli aynen koruyalım,
mânaya göre değiştirmeyelim inşaallah.mânaya göre değiştirmeyelim inşaallah. Onu anlıyoruz.Onu anlıyoruz. Şeyde, bu Kaddafi de Libya’nın başkanı,Şeyde, bu Kaddafi de Libya’nın başkanı, Muammer Kaddafi de Kur’an-ı Kerîm’le çok oynuyor maalesef.Muammer Kaddafi de Kur’an-ı Kerîm’le çok oynuyor maalesef. Yani biraz şeyi var, böyle küstahlığıYani biraz şeyi var, böyle küstahlığı ve mütecavizliği var, sivri akıllılığı var.ve mütecavizliği var, sivri akıllılığı var. Şimdi mesela Kur’an-ı Kerîm’de bazı âyet-i kerîmeler nasıl başlıyor?Şimdi mesela Kur’an-ı Kerîm’de bazı âyet-i kerîmeler nasıl başlıyor? Kul diye başlıyor.Kul diye başlıyor. Söyle, de ki.Söyle, de ki. Mesela kul, huvallâhu ehad.

Mesela kul, huvallâhu ehad.
Söyle ki, o Allah bir tektir.Söyle ki, o Allah bir tektir. Veyahut kul, eûzü bi-rabbi’l-falak.Veyahut kul, eûzü bi-rabbi’l-falak. De ki, falakın Rabbine sığınırım.De ki, falakın Rabbine sığınırım. Veya kul, eûzü bi-rabbi’n-nâs.Veya kul, eûzü bi-rabbi’n-nâs. De ki, insanların Rabbine sığınırım.De ki, insanların Rabbine sığınırım. Şimdi bu kulları kaldırıyormuş, kul kelimelerini.Şimdi bu kulları kaldırıyormuş, kul kelimelerini. Neden?Neden? E ben söylüyorum artık kul demeye lüzum yok filan diye.E ben söylüyorum artık kul demeye lüzum yok filan diye. Fakat bak burada Peygamber Efendimizin hareket tarzı bize bir numunedir. BizdeFakat bak burada Peygamber Efendimizin hareket tarzı bize bir numunedir. Bizde âyeti bozmuyor.âyeti bozmuyor. Subhâne rabbike diyor.Subhâne rabbike diyor. Biz de demek ki Kul huvallâh okuyacağız,Biz de demek ki Kul huvallâh okuyacağız, Kul eûzü bi-rabbi’l-falak okuyacağız, Kul eûzü bi-rabbi’n-nâs okuyacağız.Kul eûzü bi-rabbi’l-falak okuyacağız, Kul eûzü bi-rabbi’n-nâs okuyacağız. Yani onun öyle makaslaması,

Yani onun öyle makaslaması,
bazı kelimeleri atması doğru olmamış olduğunabazı kelimeleri atması doğru olmamış olduğuna ben buradan öyle bir işaret çıkartıyorum.ben buradan öyle bir işaret çıkartıyorum. Kur’ân-ı Kerîm bastırmış,Kur’ân-ı Kerîm bastırmış, Kur’ân-ı Kerîm’i tutmuş tamamen başka bir rivayete göre bastırmış.Kur’ân-ı Kerîm’i tutmuş tamamen başka bir rivayete göre bastırmış. Avustralya’ya göndermiş.Avustralya’ya göndermiş. E açtılar, baktılar, ezberinde olan sureler, şeyler filan,E açtılar, baktılar, ezberinde olan sureler, şeyler filan, İnsanlar aklı karmakarışık olur.İnsanlar aklı karmakarışık olur. Yani öteki rivayetlere göre.Yani öteki rivayetlere göre. Canım herkesin alıştığı mutat rivayete göre şey yapsana.Canım herkesin alıştığı mutat rivayete göre şey yapsana. Onu bilim adamları ayrıca kıraat-ı aşere sahipleri kendi kütüphanelerinde ayrıca şey yapsınlarOnu bilim adamları ayrıca kıraat-ı aşere sahipleri kendi kütüphanelerinde ayrıca şey yapsınlar ama halka mal olan Kur'an-ı Kerim'iama halka mal olan Kur'an-ı Kerim'i birbirinden farklı rivayetler halinde ne diye sürüyorsun ortaya?birbirinden farklı rivayetler halinde ne diye sürüyorsun ortaya? Hemen topladılar oradan.Hemen topladılar oradan. Hemen topladılar depo ettiler bir kenara iade ettiler.Hemen topladılar depo ettiler bir kenara iade ettiler. Parasız göndermiş onlar da hemen bir kenara kaldırdılar. Demeyiz dediler.

Parasız göndermiş onlar da hemen bir kenara kaldırdılar. Demeyiz dediler.
Çünkü bizim alıştığımız şey de değil.Çünkü bizim alıştığımız şey de değil. Herkesin İslâm tarihi Peygamber Efendimiz'in hicretinden başlıyor.Herkesin İslâm tarihi Peygamber Efendimiz'in hicretinden başlıyor. Bir sivri fikir hicretten başlamasın,Bir sivri fikir hicretten başlamasın, Peygamber Efendimiz'in doğumundan başlasın.Peygamber Efendimiz'in doğumundan başlasın. Hadi ayrı bir hicret takvimi çıkarttı ortaya.Hadi ayrı bir hicret takvimi çıkarttı ortaya. Olmaz. Yani her şeyi ayrı aykırı yapıyor.Olmaz. Yani her şeyi ayrı aykırı yapıyor. Kur'ân-ı Kerîm'de de böyle oynama yapması doğru olmuyor.Kur'ân-ı Kerîm'de de böyle oynama yapması doğru olmuyor. Onu çıkartıyoruz bu rivayetten.Onu çıkartıyoruz bu rivayetten. Kâne izâ selleme lem yak‘ud illâ bi-mikdâri mâ yekûl.

Kâne izâ selleme lem yak‘ud illâ bi-mikdâri mâ yekûl.
Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebârekte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm.Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebârekte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm. Hz. Aişe validemizden.Hz. Aişe validemizden. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem namazdan selam verdi mi,Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem namazdan selam verdi mi, ancak Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâmancak Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebâreke yâze’l-celâli ve’l-ikrâm diyecek kadar otururdu.tebâreke yâze’l-celâli ve’l-ikrâm diyecek kadar otururdu. Fazla oturmaz, farz namazdan sonra.

Fazla oturmaz, farz namazdan sonra.
Az, hemen bu kadar oturur kalkardı. Biz de öyle yapıyoruz.Az, hemen bu kadar oturur kalkardı. Biz de öyle yapıyoruz. Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebâreke yâze’l-celâli ve’l-ikrâm diyoruz.Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebâreke yâze’l-celâli ve’l-ikrâm diyoruz. O sünnetini büyüklerimiz bize öğretmişler demek ki hemen o kadar yapıp kalkıyoruz.O sünnetini büyüklerimiz bize öğretmişler demek ki hemen o kadar yapıp kalkıyoruz. Tabi bu şeyden arkasında bir sünnet namaz filan,Tabi bu şeyden arkasında bir sünnet namaz filan, nafile namaz kılınacağı zaman.nafile namaz kılınacağı zaman. Yine rivayetlerden biliyoruz ki, sahih rivayetlerden biliyoruz ki,Yine rivayetlerden biliyoruz ki, sahih rivayetlerden biliyoruz ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemPeygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar mihrapta otururdu.Efendimiz sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar mihrapta otururdu. Rivayetler var. Ebu Davud'dan rivayetler var.Rivayetler var. Ebu Davud'dan rivayetler var. Burada şerhte başka rivayetler de almış. Onları da söyleyivereyim.

Burada şerhte başka rivayetler de almış. Onları da söyleyivereyim.
Şu bakımdan söyleyeceğim.Şu bakımdan söyleyeceğim. Bazı hoca kardeşlerim bana dediler ki,Bazı hoca kardeşlerim bana dediler ki, yani bu sabah namazından sonra ne diye böyle bu İskenderpaşa camiinde oturuluyor?yani bu sabah namazından sonra ne diye böyle bu İskenderpaşa camiinde oturuluyor? Yani bu rivayetler hakkında biraz bilgisi az galiba.Yani bu rivayetler hakkında biraz bilgisi az galiba. Onu şey yapmadı yani. Lüzumsuz, uygunsuz filan gibi şey yaptı.Onu şey yapmadı yani. Lüzumsuz, uygunsuz filan gibi şey yaptı. Ama Peygamber Efendimiz'in sünneti böyle oturmaktır.Ama Peygamber Efendimiz'in sünneti böyle oturmaktır. Otururdu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. HocamızOtururdu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. Hocamız buradaki rivayette de diyor ki, Diyor ki hocamız derste:buradaki rivayette de diyor ki, Diyor ki hocamız derste: kâne yak‘udü ba‘de edâi’s-subhi fî musallâhu hattâ tatlu‘a’ş-şems.kâne yak‘udü ba‘de edâi’s-subhi fî musallâhu hattâ tatlu‘a’ş-şems. Ve kad eşâra ilâ zâlike’l-Beyzâviyyu bi-kavlihî: innemâ zâlike fî salâtinVe kad eşâra ilâ zâlike’l-Beyzâviyyu bi-kavlihî: innemâ zâlike fî salâtin ba‘dehâ râtibetün; emmâ’lletîba‘dehâ râtibetün; emmâ’lletî lâ râtibete ba‘dehâ ke’s-subhi fe-lâ.lâ râtibete ba‘dehâ ke’s-subhi fe-lâ. Yani büyük müfessir Kâdî Beyzâvî rahmetullahi aleyh de,

Yani büyük müfessir Kâdî Beyzâvî rahmetullahi aleyh de,
Yani bu böyle Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm diyecek kadar durmak,Yani bu böyle Allahümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm diyecek kadar durmak, arkasından bir ratibe, sünnet olduğu zamandır.arkasından bir ratibe, sünnet olduğu zamandır. Sünnet olmadığı zaman otururdu diye.Sünnet olmadığı zaman otururdu diye. O da Kâd-ı Beyzâvî de işaret etmiş.O da Kâd-ı Beyzâvî de işaret etmiş. Ebû Davud’da da rivayet var. Tirmizî’de de rivayet var.Ebû Davud’da da rivayet var. Tirmizî’de de rivayet var. Daha başka şeylerde de rivayet var.Daha başka şeylerde de rivayet var. Bizim büyük alimlerimiz, eski selef-i sâlihînimiz de böyle yaparlarmış.Bizim büyük alimlerimiz, eski selef-i sâlihînimiz de böyle yaparlarmış. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hayatını okudum, öyle yapıyor.İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hayatını okudum, öyle yapıyor. Daha sonraki evliyâullahın hayatlarını okudum,Daha sonraki evliyâullahın hayatlarını okudum, sabah namazından sonra öyle Peygamberimizin yaptığı gibi yapıyorlar.sabah namazından sonra öyle Peygamberimizin yaptığı gibi yapıyorlar. Benim de bazen orada otururken ayağıma bir sancı girer,Benim de bazen orada otururken ayağıma bir sancı girer, diz çökemem, bağdaş kurarım, üzülürüm.diz çökemem, bağdaş kurarım, üzülürüm. Yani orada otururken niye diz çökemiyorum, bağdaş kurmasam filan diye.

Yani orada otururken niye diz çökemiyorum, bağdaş kurmasam filan diye.
Fakat bugün onun da bir müsaadesini gördüm burada.Fakat bugün onun da bir müsaadesini gördüm burada. Efendimiz sabah namazından sonra bağdaş kurar, öyle otururmuş.Efendimiz sabah namazından sonra bağdaş kurar, öyle otururmuş. O da sünnete uygun oluyor, o zaman sevindim.O da sünnete uygun oluyor, o zaman sevindim. Yani ben ağrıdan dolayı öyle yapıyordum ama ona da sevindim.Yani ben ağrıdan dolayı öyle yapıyordum ama ona da sevindim. Demek ki Efendimiz bağdaş kurup da öyle otururmuş.Demek ki Efendimiz bağdaş kurup da öyle otururmuş. Ona da bilelim.Ona da bilelim. Kâne izâ semi’a’l-müezzine kâle misle mâ yekûluhü hattâ izâ belega

Kâne izâ semi’a’l-müezzine kâle misle mâ yekûluhü hattâ izâ belega
hattâ hayye ale’s-salâhi hayye ale’l-felâhi kâlehattâ hayye ale’s-salâhi hayye ale’l-felâhi kâle lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. Peygamber Efendimiz müezzini dinlerken ne söylerse aynen söylerdi.

Peygamber Efendimiz müezzini dinlerken ne söylerse aynen söylerdi.
Müezzin Allahu Ekber mi diyor? Allahu Ekber derdi.Müezzin Allahu Ekber mi diyor? Allahu Ekber derdi. Eşhedü en lâ ilâhe illallah mı diyor? Eşhedü en lâ ilâhe illallah derdi.Eşhedü en lâ ilâhe illallah mı diyor? Eşhedü en lâ ilâhe illallah derdi. Böyleyse aynen müezzinin sözünü tekrar eder,Böyleyse aynen müezzinin sözünü tekrar eder, ona fikren iştirak ettiğini diliyle ifade ederdi.ona fikren iştirak ettiğini diliyle ifade ederdi. Ama hayyâle’s-salâh, hayyâle’l-felâh taraflarına geldiği zaman, ezanı daAma hayyâle’s-salâh, hayyâle’l-felâh taraflarına geldiği zaman, ezanı da o zaman ne derdi?o zaman ne derdi? Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh derdi.Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh derdi. Ne demek bu?Ne demek bu? Hayyâle’s-salâh, hayyâle’l-felâh.Hayyâle’s-salâh, hayyâle’l-felâh. Hayyâle’s-salâh demek, haydi namaza demek.Hayyâle’s-salâh demek, haydi namaza demek. Haydi kalkın, ne duruyorsunuz?Haydi kalkın, ne duruyorsunuz? Allah çağırıyor, namaza gelseniz de demek.Allah çağırıyor, namaza gelseniz de demek. Yani camiden sesleniyoruz, evlere, etrafa, civara sesleniyoruz.

Yani camiden sesleniyoruz, evlere, etrafa, civara sesleniyoruz.
Ne oturursunuz?Ne oturursunuz? Namaz vakti geldi, hadi Allah’ın huzuruna çıkılacak,Namaz vakti geldi, hadi Allah’ın huzuruna çıkılacak, cemaatle namaz kılınacak, gelin namaza deniliyor.cemaatle namaz kılınacak, gelin namaza deniliyor. Hayye ale’l-felâh ne demek?Hayye ale’l-felâh ne demek? Haydi kurtuluşa, felaha gelin.Haydi kurtuluşa, felaha gelin. Gelirseniz, namaz kılarsanız Allah’ın rızasını kazanırsınız, sevap kazanırsınız,Gelirseniz, namaz kılarsanız Allah’ın rızasını kazanırsınız, sevap kazanırsınız, felah bulursunuz, dünya ve ahiretiniz mamur olur demek.felah bulursunuz, dünya ve ahiretiniz mamur olur demek. Şimdi bu manayı duyup da bir insan nasıl evinde oturur?

Şimdi bu manayı duyup da bir insan nasıl evinde oturur?
Müezzin Allah’ın ibadetine davet ediyor,Müezzin Allah’ın ibadetine davet ediyor, “Haydin, namaza gelin!” diye o da evde oturuyor.“Haydin, namaza gelin!” diye o da evde oturuyor. Allah çağırıyor huzuruna, dinleyen kullar dinleyip geliyorlar, o gelmiyor.Allah çağırıyor huzuruna, dinleyen kullar dinleyip geliyorlar, o gelmiyor. Niye gelmiyor?Niye gelmiyor? Peygamber Efendimiz buyururmuş ki, Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.Peygamber Efendimiz buyururmuş ki, Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. İbadet yapmaya kuvvet,İbadet yapmaya kuvvet, Allah’ın yolunda yürümeye güç, kuvvet, takat ancak Allah’tandır.Allah’ın yolunda yürümeye güç, kuvvet, takat ancak Allah’tandır. Allah nasip etmezse insan gelemez.Allah nasip etmezse insan gelemez. Gelmek mi iyi, gelmemek mi iyi?Gelmek mi iyi, gelmemek mi iyi? Yani geldiği zaman zahmet çekiyor, belki epeyce yürüyor.

Yani geldiği zaman zahmet çekiyor, belki epeyce yürüyor.
Evinde kılıverse gelmek çok sevaplı.Evinde kılıverse gelmek çok sevaplı. Evinde cemaatle kılsam, çoluk çocuğum da işte toplanmış oluyor,Evinde cemaatle kılsam, çoluk çocuğum da işte toplanmış oluyor, hanım çocuklar saf bağlıyorlar filan, ben de imam oluyorum.hanım çocuklar saf bağlıyorlar filan, ben de imam oluyorum. Evdeki imamlık camide gelip cemaat olmakla namaz kılmak gibi olmaz.Evdeki imamlık camide gelip cemaat olmakla namaz kılmak gibi olmaz. Camide kalabalık ne kadar çoksa sevap o kadar çok olur.Camide kalabalık ne kadar çoksa sevap o kadar çok olur. Sonra yürüdüğü kadar sevap alır,Sonra yürüdüğü kadar sevap alır, yürüdüğü adımlar kadar günaha dökülür.yürüdüğü adımlar kadar günaha dökülür. Sonra camide başka mübarek insanların hürmetine onun namazı da kabul olur.

Sonra camide başka mübarek insanların hürmetine onun namazı da kabul olur.
Evde ya kabul olur ya kabul olmaz.Evde ya kabul olur ya kabul olmaz. Ama camide cemaate iştirak etmiş insanların içinde bir Allah'ın sevgili kulu varsa,Ama camide cemaate iştirak etmiş insanların içinde bir Allah'ın sevgili kulu varsa, mübarek kulu varsa onun hürmetine herkesin namazı kabul olur.mübarek kulu varsa onun hürmetine herkesin namazı kabul olur. Çünkü Allah onunkini ayırıp ötekileri ayırmaz.Çünkü Allah onunkini ayırıp ötekileri ayırmaz. Cemaatle kıldığı için hepsinin namazını kabul eder.Cemaatle kıldığı için hepsinin namazını kabul eder. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz
cemaatle namaz kılmayı erkeklere o kadar şiddetle tavsiye etmiştir ki,cemaatle namaz kılmayı erkeklere o kadar şiddetle tavsiye etmiştir ki, çok önemli bir sünnettir bu, cemaate iştirak edip namazı öyle kılmak,çok önemli bir sünnettir bu, cemaate iştirak edip namazı öyle kılmak, ona çok dikkat edelim.ona çok dikkat edelim. Neden? Camide insanlar böyle beraber olacaklar,Neden? Camide insanlar böyle beraber olacaklar, tanıyacaklar birbirlerini,tanıyacaklar birbirlerini, birbirleriyle iş birliği yapacaklar,birbirleriyle iş birliği yapacaklar, İslâmî meseleleri görüşecekler,İslâmî meseleleri görüşecekler, mahallelerindeki meseleleri görüşecekler,mahallelerindeki meseleleri görüşecekler, hastalar, dullar, yetimler kayrılacak, gözetilecek,hastalar, dullar, yetimler kayrılacak, gözetilecek, İslâm'ın düşmanlarına karşı tavır alınacak,İslâm'ın düşmanlarına karşı tavır alınacak, Böylece müslümanların işi ileriye gidecek.Böylece müslümanların işi ileriye gidecek. Bu toplantı az, önemli bir toplantı mı?Bu toplantı az, önemli bir toplantı mı? Herhangi bir dernek kuruluyor da, derneğin bir toplantısı yapacak,Herhangi bir dernek kuruluyor da, derneğin bir toplantısı yapacak, gazetede ilan ediyorsun, şöyle yapıyorsun, böyle yapıyorsun.gazetede ilan ediyorsun, şöyle yapıyorsun, böyle yapıyorsun. Ona rağmen birinci toplantıda nisap temin edilemiyor.

Ona rağmen birinci toplantıda nisap temin edilemiyor.
Hükümet komiseri geliyor boşuna, birkaç kişi geliyor boşuna, tekrar dönüyorlar.Hükümet komiseri geliyor boşuna, birkaç kişi geliyor boşuna, tekrar dönüyorlar. İkinci toplantı filanca zaman filan diyorlar.İkinci toplantı filanca zaman filan diyorlar. Bak müslümanlar elhamdülillah Allah bir nizam koymuş, günde beş vakit toplanıyorlar.Bak müslümanlar elhamdülillah Allah bir nizam koymuş, günde beş vakit toplanıyorlar. Haftada bir cuma günü toplanıyorlar. BizimHaftada bir cuma günü toplanıyorlar. Bizim senede bir Mekke-i Mükerreme’de toplanıyorlar.senede bir Mekke-i Mükerreme’de toplanıyorlar. Ne güzel bir nizam koymuş.Ne güzel bir nizam koymuş. Ne kadar güzel bir toplum.Ne kadar güzel bir toplum. Ne kadar güzel bir içtimaî intizam, düzen.Ne kadar güzel bir içtimaî intizam, düzen. Allah İslâm’ın kıymetini bilmeyi ve bizim için tavsiye edilmiş olan bu düzeni,Allah İslâm’ın kıymetini bilmeyi ve bizim için tavsiye edilmiş olan bu düzeni, bu nizamı verimli bir tarzda kullanmayı Allah bize nasip etsin.bu nizamı verimli bir tarzda kullanmayı Allah bize nasip etsin. Yani elimizde bir düzen var, bir nizam var, biz onu kullanamıyoruz.

Yani elimizde bir düzen var, bir nizam var, biz onu kullanamıyoruz.
Halbuki başkaları bunu kullanmak için ne kadar masraflar ederler,Halbuki başkaları bunu kullanmak için ne kadar masraflar ederler, dernekler kurarlar, ilan etmek için ne kadar masraflar yaparlar, gazetelere ilan verirler.dernekler kurarlar, ilan etmek için ne kadar masraflar yaparlar, gazetelere ilan verirler. Bizim her şeyimiz belli.Bizim her şeyimiz belli. Biz şu camileri sıhhatli çalıştırsak dünyaya hakim oluruz.Biz şu camileri sıhhatli çalıştırsak dünyaya hakim oluruz. Müslümanlar dünyaya hakim oluruz.Müslümanlar dünyaya hakim oluruz. Şu camilerdeki camilerin gerçek fonksiyonunu tam yapsak,Şu camilerdeki camilerin gerçek fonksiyonunu tam yapsak, yani camilerin gerçek işleyişini tam işletsek dünyada Müslümanlar hakim oluruz.yani camilerin gerçek işleyişini tam işletsek dünyada Müslümanlar hakim oluruz. Her yerde Müslümanlar hakim olur ama öyle yapılmıyor.Her yerde Müslümanlar hakim olur ama öyle yapılmıyor. Onun için sanıyorum Amerika'da filan bu işin önemini anlamışlar da

Onun için sanıyorum Amerika'da filan bu işin önemini anlamışlar da
müslümanlar, işte mescitler toplantısı yapıyorlarmış.müslümanlar, işte mescitler toplantısı yapıyorlarmış. Mescitlerin güzel kullanılması,Mescitlerin güzel kullanılması, verimli kullanılması ve cemaatin şuurlandırılması konusunda böyle toplantılar,verimli kullanılması ve cemaatin şuurlandırılması konusunda böyle toplantılar, kongreler yapıyorlarmış.kongreler yapıyorlarmış. Hatta bir arkadaşım bana dedi ki,Hatta bir arkadaşım bana dedi ki, “Hocam Amerika'da bu sene yine böyle bir toplantı olacak,“Hocam Amerika'da bu sene yine böyle bir toplantı olacak, siz de götürebilir miyiz, gelir misiniz? ” filan dediler.siz de götürebilir miyiz, gelir misiniz? ” filan dediler. Mescitlerin sıhhatli bir tarzda işlemesi çok önemli.Mescitlerin sıhhatli bir tarzda işlemesi çok önemli. Nasıl hani bir makineyi, bir dikiş makinesini güzelce yağlıyorsun,Nasıl hani bir makineyi, bir dikiş makinesini güzelce yağlıyorsun, tıkır tıkır böyle keyifli bir tarzda çalışıyor.tıkır tıkır böyle keyifli bir tarzda çalışıyor. Veyahut arabanın yağını değiştiriyorsun,Veyahut arabanın yağını değiştiriyorsun, bujilerini değiştiriyorsun, bakımını yapıyorsun.bujilerini değiştiriyorsun, bakımını yapıyorsun. Bakıyorsun araba keyifli çalışıyor.

Bakıyorsun araba keyifli çalışıyor.
Öteki türlü pat yapıyor, küt yapıyor, bir gidiyor bir gitmiyor, bir basıyor bir basmıyor filan.Öteki türlü pat yapıyor, küt yapıyor, bir gidiyor bir gitmiyor, bir basıyor bir basmıyor filan. Sarsıntı sallanma filan oluyor.Sarsıntı sallanma filan oluyor. İşte bizim de Allah'ın bize öğrettiği, bize bahşettiği,İşte bizim de Allah'ın bize öğrettiği, bize bahşettiği, bizim için kurduğu nizamı çalıştırmayı bilmemiz lazım.bizim için kurduğu nizamı çalıştırmayı bilmemiz lazım. Nizam çok güzel fakat bizler tecrübesiz Acemi nizamı kullanamıyoruz.Nizam çok güzel fakat bizler tecrübesiz Acemi nizamı kullanamıyoruz. Yani bize güzel bir araba verilmiş, bir helikopter verilmiş, bir uçak verilmiş.Yani bize güzel bir araba verilmiş, bir helikopter verilmiş, bir uçak verilmiş. Kullanmasını bilmiyoruz ki. O olduğu yerde çürüyor, kalıyor.Kullanmasını bilmiyoruz ki. O olduğu yerde çürüyor, kalıyor. Biz onlara binip de uçamıyoruz yani.Biz onlara binip de uçamıyoruz yani. Allah ârif eylesin, alim eylesin, cahillikten kurtarsın cümlemizi.Allah ârif eylesin, alim eylesin, cahillikten kurtarsın cümlemizi. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhe.Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhe. Allah nasip etmedi mi insan gelemez.Allah nasip etmedi mi insan gelemez. Allah güç kuvvet vermedi mi gelemez.

Allah güç kuvvet vermedi mi gelemez.
Allah sevmedi mi huzuruna çağırmaz, sokmaz.Allah sevmedi mi huzuruna çağırmaz, sokmaz. Gelemedin sen camiye çünkü Allah'ın hoşuna gitmeyecek bir edepsizlik yaptın,Gelemedin sen camiye çünkü Allah'ın hoşuna gitmeyecek bir edepsizlik yaptın, bir günah işledin de ondan Allah bak sana camiye gelmeyi nasip etmedi.bir günah işledin de ondan Allah bak sana camiye gelmeyi nasip etmedi. Sen ona ağla.Sen ona ağla. Camiye gelemiyorsan ben ne biçim müslümanım ki Allah beni evine çağırmadı,Camiye gelemiyorsan ben ne biçim müslümanım ki Allah beni evine çağırmadı, Beytullahına çağırmadı.Beytullahına çağırmadı. Her her cami Allah'ın evidir. Allah'ın evidir bu camiler.Her her cami Allah'ın evidir. Allah'ın evidir bu camiler. Seni Allah evine davet etmiyor.Seni Allah evine davet etmiyor. Öteki ziyaretçileri kabul ediyor, seni kabul etmemiş, gidememişsin.Öteki ziyaretçileri kabul ediyor, seni kabul etmemiş, gidememişsin. Çok büyük mahrumiyettir.Çok büyük mahrumiyettir. Bu işi böyle düşünüp, ondan kurtulmanın çaresine bakman lazım.Bu işi böyle düşünüp, ondan kurtulmanın çaresine bakman lazım. Kâne izâ semi’a’l-müezzine yeteşhehedu kâle ve ene ve ene.

Kâne izâ semi’a’l-müezzine yeteşhehedu kâle ve ene ve ene.
Hz. Aişe validemizden bildirildiğine göre,Hz. Aişe validemizden bildirildiğine göre, müezzin eşhedü en lâ ilâhe illallah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah diye bağırırken,müezzin eşhedü en lâ ilâhe illallah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah diye bağırırken, şehadet ederim ki Allah’tan gayri bir mâbûd yoktur, ancak Allah vardır.şehadet ederim ki Allah’tan gayri bir mâbûd yoktur, ancak Allah vardır. Şehadet ederim ki Muhammed-i Mustafâ onun elçisidir, Resûlüdür,Şehadet ederim ki Muhammed-i Mustafâ onun elçisidir, Resûlüdür, O'nun gönderdiği peygamberidir, diyor ya müezzin bağırıyor.O'nun gönderdiği peygamberidir, diyor ya müezzin bağırıyor. O zaman bu şeyi böyle bağırırken, tabii Peygamber Efendimiz'in çeşitli müezzinleri vardı.O zaman bu şeyi böyle bağırırken, tabii Peygamber Efendimiz'in çeşitli müezzinleri vardı. En meşhuru Bilal-i Habeşi hazretleriydi.En meşhuru Bilal-i Habeşi hazretleriydi. O öyle bağırırken müezzin, Peygamber EfendimizO öyle bağırırken müezzin, Peygamber Efendimiz şehadet ederim ki diye bağırırken, Peygamber Efendimiz ve ene, ve ene derdi.şehadet ederim ki diye bağırırken, Peygamber Efendimiz ve ene, ve ene derdi. Ben de şehadet ederim, ben de şehadet ederim derdi.Ben de şehadet ederim, ben de şehadet ederim derdi. Bu bana şeyi hatırlattı,Bu bana şeyi hatırlattı, rahmetli Hacı Bayram imamını ziyarete gitmiştik.rahmetli Hacı Bayram imamını ziyarete gitmiştik. Felç vardı mübarekte, yatıyor yatağında,

Felç vardı mübarekte, yatıyor yatağında,
dış kapı caminden ezan okunuyor.dış kapı caminden ezan okunuyor. Ve ene diyor, ve ene eşhedü,Ve ene diyor, ve ene eşhedü, ve ene eşhedü diyor böyle gayet samimi bir tarzda.ve ene eşhedü diyor böyle gayet samimi bir tarzda. Allah rahmet eylesin cümle geçmişlerimize,Allah rahmet eylesin cümle geçmişlerimize, büyüklerimize, hocalarımıza ve ona.büyüklerimize, hocalarımıza ve ona. Öyle o hatırıma geldi.Öyle o hatırıma geldi. Demek ki bu hadisi biliyormuş da Peygamber Efendimiz'in öyle dediğini.Demek ki bu hadisi biliyormuş da Peygamber Efendimiz'in öyle dediğini. Ene ne demek? Ben demek.Ene ne demek? Ben demek. Ve ene, ben de şehadet ediyorum,Ve ene, ben de şehadet ediyorum, ben de şehadet ederim diye söylerdi Peygamber Efendimiz.ben de şehadet ederim diye söylerdi Peygamber Efendimiz. Biz olsak susarız.Biz olsak susarız. Yani Peygamber Efendimiz'in çevresine, ilgisine bakın.

Yani Peygamber Efendimiz'in çevresine, ilgisine bakın.
Etrafındaki olan hadiselere, alakasına bakınEtrafındaki olan hadiselere, alakasına bakın ve o olayların karşısında takındığı tavra bakın.ve o olayların karşısında takındığı tavra bakın. Kâne izâ semi‘a savta’r-ra‘di ve’s-savâ‘ik kâle:

Kâne izâ semi‘a savta’r-ra‘di ve’s-savâ‘ik kâle:
Allahümme lâ taktülnâ bi-gadabikeAllahümme lâ taktülnâ bi-gadabike ve lâ tühliknâ bi-azâbike ve âfinâ kable zâlike.ve lâ tühliknâ bi-azâbike ve âfinâ kable zâlike. Gök gürültüsünün şimşek çaktıktan sonraGök gürültüsünün şimşek çaktıktan sonra gök gürülemesinin sesini duyunca Peygamber Efendimiz derdik ki,gök gürülemesinin sesini duyunca Peygamber Efendimiz derdik ki, yâ Rabbi, gazabınla bizi öldürme, azabınla bizi helak eyleme,yâ Rabbi, gazabınla bizi öldürme, azabınla bizi helak eyleme, bizi afiyet ehli eyle, bizi affet, afiyet sahibi eyle,bizi afiyet ehli eyle, bizi affet, afiyet sahibi eyle, her türlü azaptan, ikaptan, beladan, üzüntüden uzak eyle,her türlü azaptan, ikaptan, beladan, üzüntüden uzak eyle, afiyet sahibi, saadet sahibi eyle diye dua ederdi.afiyet sahibi, saadet sahibi eyle diye dua ederdi. Duayı bir daha söyleyeyim, yazmak isteyenler yazsın.Duayı bir daha söyleyeyim, yazmak isteyenler yazsın. Peygamber Efendimiz gök gürültüsü ve şimşek duyduğu zaman,

Peygamber Efendimiz gök gürültüsü ve şimşek duyduğu zaman,
sesi duyduğu zaman derdi ki,sesi duyduğu zaman derdi ki, Allahümme lâ taktülnâ bi-gadabike.Allahümme lâ taktülnâ bi-gadabike. Yâ Rabbi gazabınla bizi öldürme.Yâ Rabbi gazabınla bizi öldürme. Ve lâ tühliknâ bi-azâbike.Ve lâ tühliknâ bi-azâbike. Azabınla bizi yâ Rabbi helak etme.Azabınla bizi yâ Rabbi helak etme. Ve âfinâ kable zâlike.Ve âfinâ kable zâlike. Bizleri bundan önce affeyle, afiyet sahibi eyle,Bizleri bundan önce affeyle, afiyet sahibi eyle, her türlü belalardan, musibetlerden mahfuz eyle,her türlü belalardan, musibetlerden mahfuz eyle, gök gürlediği zaman âfiyette eyle diye dua ederdi.gök gürlediği zaman âfiyette eyle diye dua ederdi. Tabi bu gök gürlemesininTabi bu gök gürlemesinin Normal olarak söylediği çakması, gürlemesi vardır;Normal olarak söylediği çakması, gürlemesi vardır; bir de Kur’ân-ı Kerîm’de bildiriliyor ki,bir de Kur’ân-ı Kerîm’de bildiriliyor ki, Allahu Teàlâ hazretleri, Fe-yursilü’s-savâ‘ikaAllahu Teàlâ hazretleri, Fe-yursilü’s-savâ‘ika fe-yusîbu bihâ men yeşâ’u ve hüm yücâdilûne fi’llâhi.fe-yusîbu bihâ men yeşâ’u ve hüm yücâdilûne fi’llâhi. Allah’a karşı gelip de kâfirliklerinde azılı azılı devam eden bazı kimselerin de başınaAllah’a karşı gelip de kâfirliklerinde azılı azılı devam eden bazı kimselerin de başına yıldırımları yağdırıp helâk ettiğini,yıldırımları yağdırıp helâk ettiğini, Allahu Teàlâ hazretleri Kur’ân-ı Kerîm’de de bildiriyor.Allahu Teàlâ hazretleri Kur’ân-ı Kerîm’de de bildiriyor. Bu bir imkândır, Allahu Teâlâ Hazretleri'nin bir şeyidir,

Bu bir imkândır, Allahu Teâlâ Hazretleri'nin bir şeyidir,
elinde olan bir imkân.elinde olan bir imkân. Allahu Teâlâ Hazretleri dilerse onu kulun başına gönderir, helâk eder.Allahu Teâlâ Hazretleri dilerse onu kulun başına gönderir, helâk eder. Allahu Teâlâ Hazretleri dilerse günah anındaAllahu Teâlâ Hazretleri dilerse günah anında o günahkârın tepesine yıldırımları yağdırır, helâk eder.o günahkârın tepesine yıldırımları yağdırır, helâk eder. Ammâ ve ya‘fû an kesîr.Ammâ ve ya‘fû an kesîr. Çok günahları affediyor, çok suçları bağışlıyorÇok günahları affediyor, çok suçları bağışlıyor Rabbimiz de adam akıllı, mütemerrit olanları cezalandırıyor.Rabbimiz de adam akıllı, mütemerrit olanları cezalandırıyor. Çok hatalarımızı, kusurlarımızı,Çok hatalarımızı, kusurlarımızı, günahlarımızı nicelerini nicelerine bağışlıyor.günahlarımızı nicelerini nicelerine bağışlıyor. Rahmetinden, kereminden dolayı.Rahmetinden, kereminden dolayı. Kâne izâ semi‘a bi’l-ismi’l-kabîhi havvelehû ilâ mâ hüve ahsene minhü.

Kâne izâ semi‘a bi’l-ismi’l-kabîhi havvelehû ilâ mâ hüve ahsene minhü.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kötü bir isimle karşılaştığı zaman,Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kötü bir isimle karşılaştığı zaman, duyduğu zaman adamın isminin kötü olduğunu,duyduğu zaman adamın isminin kötü olduğunu, onu daha güzel bir isme çevirirdi.onu daha güzel bir isme çevirirdi. Peygamber Efendimiz’in güzel âdetlerinden birisi buydu.

Peygamber Efendimiz’in güzel âdetlerinden birisi buydu.
Senin adın ne?Senin adın ne? Mesela diyelim ki böyle kötü mânası olan bir isim, hemen onu değiştirirdi.Mesela diyelim ki böyle kötü mânası olan bir isim, hemen onu değiştirirdi. İyi mânası olan bir isme değiştirirdi.İyi mânası olan bir isme değiştirirdi. Bizim hocamız da öyle bu sünnete uygun olarakBizim hocamız da öyle bu sünnete uygun olarak ihvanımızdan bazılarının böyle isimlerini değiştirmiştir.ihvanımızdan bazılarının böyle isimlerini değiştirmiştir. Senin adın Abdurrahman olsun, senin adın şöyle olsun,Senin adın Abdurrahman olsun, senin adın şöyle olsun, senin adın böyle olsun diye.senin adın böyle olsun diye. Ben de onlardan gördüğüme göre soruyorum.Ben de onlardan gördüğüme göre soruyorum. Senin adın ne Cengiz?Senin adın ne Cengiz? Cengiz müslüman değildi.Cengiz müslüman değildi. Orduyu çekti, nice insanlarla savaştı, nice müslümanları öldürdü.Orduyu çekti, nice insanlarla savaştı, nice müslümanları öldürdü. Cengiz'in putperest olan çocukları İslâm ülkelerine saldırdılar,Cengiz'in putperest olan çocukları İslâm ülkelerine saldırdılar, İslâm ülkelerini yaktılar, yıktılar.İslâm ülkelerini yaktılar, yıktılar. Şehrin üstünde taş üstünde taş bırakmadılar, ayak üstünde baş bırakmadılar.Şehrin üstünde taş üstünde taş bırakmadılar, ayak üstünde baş bırakmadılar. Bağdat'a girdiler, Bağdat'ı yağmaladılar.

Bağdat'a girdiler, Bağdat'ı yağmaladılar.
Bağdat'ın önünden geçen Dicle nehrine kütüphanedeki kitapları attılar.Bağdat'ın önünden geçen Dicle nehrine kütüphanedeki kitapları attılar. Bu nehrin Bağdat önünden geçen bir müddet suları kırmızı aktı,Bu nehrin Bağdat önünden geçen bir müddet suları kırmızı aktı, öldürülen insanların kanlarından,öldürülen insanların kanlarından, bir müddet siyah aktı, atılan kitapların mürekkebinden.bir müddet siyah aktı, atılan kitapların mürekkebinden. E şimdi böyle bir adamın ismini ne diyor?E şimdi böyle bir adamın ismini ne diyor? Koyarsın kendi çocuğuna, o da öyle mi olsun?Koyarsın kendi çocuğuna, o da öyle mi olsun? Koy bir müslüman ismi, koy bir peygamber ismi,Koy bir müslüman ismi, koy bir peygamber ismi, koy bir güzel isim, koy bir mübarek isim.koy bir güzel isim, koy bir mübarek isim. Efendimiz böyle değiştirildi.Efendimiz böyle değiştirildi. Peygamber Efendimiz'in âdetlerinden birisi de eşyalarına da isim koyardı.Peygamber Efendimiz'in âdetlerinden birisi de eşyalarına da isim koyardı. Kılıcının ismi vardı, devesinin ismi vardı.Kılıcının ismi vardı, devesinin ismi vardı. Yani şeylerine isim koymak âdeti vardı.

Yani şeylerine isim koymak âdeti vardı.
Güzel bir isimli kimse gördüğü zaman onunla tefe’ül ederdi.Güzel bir isimli kimse gördüğü zaman onunla tefe’ül ederdi. Yani hayra yorardı, sevinirdi.Yani hayra yorardı, sevinirdi. Mesela Sehil adında birisi geldi.Mesela Sehil adında birisi geldi. Kim geldi? Sehil geldi.Kim geldi? Sehil geldi. Sehil ne demek? Kolaylık demek.Sehil ne demek? Kolaylık demek. Ha işimiz kolay olacak diye öyle ondan hayırlı mâna çıkartırdı.Ha işimiz kolay olacak diye öyle ondan hayırlı mâna çıkartırdı. Yani isminin güzelliğinden hayırlı mâna çıkartırdı.Yani isminin güzelliğinden hayırlı mâna çıkartırdı. Böyle tatlı, latif âdetleri vardı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in.Böyle tatlı, latif âdetleri vardı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in. Siz de çocuklarınıza kötü isim koymayın.Siz de çocuklarınıza kötü isim koymayın. İsim önemli. Kötü isim koymayın, iyi isim koyun.İsim önemli. Kötü isim koymayın, iyi isim koyun. Çünkü kötü isim koyarsanız, rûz-u mahşerde evladınız sizden davacı olur.Çünkü kötü isim koyarsanız, rûz-u mahşerde evladınız sizden davacı olur. Evladın baba üzerinde hakkı, en yuhsine’smehû,Evladın baba üzerinde hakkı, en yuhsine’smehû, ismini güzel koymaktır. Yani haklarından bir tanesi odur.ismini güzel koymaktır.

Yani haklarından bir tanesi odur.
Bazen çirkin isimler koyuyorlar.Bazen çirkin isimler koyuyorlar. Ne bileyim, şu anda tam hatırıma gelmiyor ama, kaçırıyor insan,Ne bileyim, şu anda tam hatırıma gelmiyor ama, kaçırıyor insan, nasıl koydu bu ismi filan diye. Değiştirmek lazım.nasıl koydu bu ismi filan diye. Değiştirmek lazım. Soyadını da bazen öyle kötü koyuyorlar.Soyadını da bazen öyle kötü koyuyorlar. Kendi ismini de kötü koyuyorlar.Kendi ismini de kötü koyuyorlar. İyi isimler koymaya gayret etmek gerekiyor.İyi isimler koymaya gayret etmek gerekiyor. Kâne izâ şeribe teneffese selâsen ve yekûlü hüve ehne’u ve emra’u ve ebra’u.

Kâne izâ şeribe teneffese selâsen ve yekûlü hüve ehne’u ve emra’u ve ebra’u.
Peygamber Efendimiz su içerken üç defa nefes alırdı, dinlene dinlene içerdi.

Peygamber Efendimiz su içerken üç defa nefes alırdı, dinlene dinlene içerdi.
Suyu böyle başına dikip lıkır lıkır lıkır lıkır lıkır gümbür gümbür gümbür gümbür böyle mideye indirmezdi.Suyu böyle başına dikip lıkır lıkır lıkır lıkır lıkır gümbür gümbür gümbür gümbür böyle mideye indirmezdi. Üç defa nefes alırdı. Yani ara verirdi, nefes alırdı ve buyururdu kiÜç defa nefes alırdı. Yani ara verirdi, nefes alırdı ve buyururdu ki Hüve ehne’u.Hüve ehne’u. Bu daha lezzetlidir, böyle hafif hafif, dinlene dinlene içmek.Bu daha lezzetlidir, böyle hafif hafif, dinlene dinlene içmek. Ve emre’u.Ve emre’u. Hazma daha faydalıdır. Ve ebre’u.Hazma daha faydalıdır. Ve ebre’u. Hastalıklara düşmemek için daha münasiptir.Hastalıklara düşmemek için daha münasiptir. İnsanı hastalıklara düşürmemek bakımından daha uygundur.İnsanı hastalıklara düşürmemek bakımından daha uygundur. Çünkü terlisin sen, yukarıdan bir bardak suyu bir boşaltıyorsun,Çünkü terlisin sen, yukarıdan bir bardak suyu bir boşaltıyorsun, yemek borusunda midenin üstüne bir bardak su gümbür gümbür bir gidiyor.yemek borusunda midenin üstüne bir bardak su gümbür gümbür bir gidiyor. E zaten sen terliydin, için sıcaktı, o soğuk su,E zaten sen terliydin, için sıcaktı, o soğuk su, bakıyorsun midede bir rahatsızlık başlıyor,bakıyorsun midede bir rahatsızlık başlıyor, boğaz bakıyorsun şişmiş.boğaz bakıyorsun şişmiş. Galiba sıcak su, soğuk su içtim terli terli.

Galiba sıcak su, soğuk su içtim terli terli.
Tabi ya, boğazın şey yapmaz, konuşamazsın, nefesin tıkanır vesaire.Tabi ya, boğazın şey yapmaz, konuşamazsın, nefesin tıkanır vesaire. Onun için suyu Peygamber Efendimiz böyle üç nefeste içerdi.Onun için suyu Peygamber Efendimiz böyle üç nefeste içerdi. Kâne izâ şeribe’l-mâe kâle:

Kâne izâ şeribe’l-mâe kâle:
el-hamdü lillâhi’llezî sekânâ azben furâten bi-rahmetihî ve lem yec’alhü milhen ucâcen bi-zünûbinâ.el-hamdü lillâhi’llezî sekânâ azben furâten bi-rahmetihî ve lem yec’alhü milhen ucâcen bi-zünûbinâ. Bir de su içtiği zaman dua etmesi var.Bir de su içtiği zaman dua etmesi var. Ne derdi su içtiği zaman? Elhamdülillahi’llezîNe derdi su içtiği zaman? Elhamdülillahi’llezî sekânâ azben furâten bi-rahmetihîsekânâ azben furâten bi-rahmetihî ve lem yec’alhü milhen ucâcen bi-zünûbinâ derdi.ve lem yec’alhü milhen ucâcen bi-zünûbinâ derdi. Mânası, o Allah’a hamd olsun ki bize tatlı,Mânası, o Allah’a hamd olsun ki bize tatlı, içimi güzel, lezzetli su ikram etti rahmetiyle.içimi güzel, lezzetli su ikram etti rahmetiyle. Bizim günahlarımızdan dolayı bu içilecek suyu acı,Bizim günahlarımızdan dolayı bu içilecek suyu acı, tuzlu, içimizi kavuran bir çirkin su yapmadı.tuzlu, içimizi kavuran bir çirkin su yapmadı. Elhamdülillah böyle gayet lezzetli bir su yaptı diye,

Elhamdülillah böyle gayet lezzetli bir su yaptı diye,
su eyledi diye böylece hamd ederdi.su eyledi diye böylece hamd ederdi. Aşağıdaki hadîs-i şerîfle aynı konuyla ilgili.Aşağıdaki hadîs-i şerîfle aynı konuyla ilgili. Kâne izâ şeribe fe-neffese fi’l-inâi selâsen,Kâne izâ şeribe fe-neffese fi’l-inâi selâsen, yüsemmî inde külli nefesin ve yeşkuru fî âhirihinne.yüsemmî inde külli nefesin ve yeşkuru fî âhirihinne. Üç defa nefes alırdı ve her birinde besmeleyi çekerdi.Üç defa nefes alırdı ve her birinde besmeleyi çekerdi. Sonra en sonuncuda da Allah'a şükrederdi.Sonra en sonuncuda da Allah'a şükrederdi. Elhamdülillah derdi, çok şükür yâ Rabbi derdi, şükrederdi.Elhamdülillah derdi, çok şükür yâ Rabbi derdi, şükrederdi. Kâne izâ şeribe teneffese merrateyni.

Kâne izâ şeribe teneffese merrateyni.
İçtiği zaman iki defa duraklardı diye de, yani üç nefes ediyor,İçtiği zaman iki defa duraklardı diye de, yani üç nefes ediyor, sonuncusu artık sayılmamış oluyor.sonuncusu artık sayılmamış oluyor. Şimdi demek ki suyu yavaş yavaş içmek önemli oluyor.

Şimdi demek ki suyu yavaş yavaş içmek önemli oluyor.
Peygamber Efendimiz'in sünneti oluyor. Besmele ile başlamak gerekiyor.Peygamber Efendimiz'in sünneti oluyor. Besmele ile başlamak gerekiyor. Sonunda hamd etmek, şükretmek gerekiyor.Sonunda hamd etmek, şükretmek gerekiyor. Bir defa da içmemek uygun oluyor.Bir defa da içmemek uygun oluyor. Sıhhat bakımından, afiyet bakımından, lezzet bakımından.Sıhhat bakımından, afiyet bakımından, lezzet bakımından. Bir de o suyu veren Allah’ın tabii elhamdülillah bize böyle tatlı güzel su nasip etti.Bir de o suyu veren Allah’ın tabii elhamdülillah bize böyle tatlı güzel su nasip etti. Tuzlu acı su vermedi diye onun nimetini düşünmek,Tuzlu acı su vermedi diye onun nimetini düşünmek, rahmetini düşünmek uygun oluyor.rahmetini düşünmek uygun oluyor. Bu suyu böyle yavaş yavaş içmeye, oturarak içmeye gayret edelim.Bu suyu böyle yavaş yavaş içmeye, oturarak içmeye gayret edelim. Böyle sünnet-i seniyyeye uygun hareket etmeye ihtimam gösterelim.Böyle sünnet-i seniyyeye uygun hareket etmeye ihtimam gösterelim. Çocuklarımızı da o tarzda yetiştirelim.Çocuklarımızı da o tarzda yetiştirelim. Bir şeyde soruluyor, bilmece gibi.Bir şeyde soruluyor, bilmece gibi. Bir bardak suyun üstünde ne vardır, altında ne vardır?Bir bardak suyun üstünde ne vardır, altında ne vardır? Bilmece.

Bilmece.
Çocuğa soruyorsun, bir bardak suyun üstünde ne var, altında ne var?Çocuğa soruyorsun, bir bardak suyun üstünde ne var, altında ne var? Her tarafında su var.Her tarafında su var. Hayır.Hayır. Üstünde besmele var, altında hamd var.Üstünde besmele var, altında hamd var. Sen içerken Bismillahirrahmanirrahim diyorsun,Sen içerken Bismillahirrahmanirrahim diyorsun, en sonunda da elhamdülillah diyorsun.en sonunda da elhamdülillah diyorsun. Fatih Sultan Mehmed de rahmetli seferden dönüyormuş cennet mekân.Fatih Sultan Mehmed de rahmetli seferden dönüyormuş cennet mekân. Gebze taraflarında mı ne bir yerde bir köye mola vermişler.Gebze taraflarında mı ne bir yerde bir köye mola vermişler. At üstünde gelmiş böyle hararetli, terli, sıcak bir köye gelince,At üstünde gelmiş böyle hararetli, terli, sıcak bir köye gelince, köyden kadının birisi bir tas ayran sunmuş, yaşlı bir kadın.köyden kadının birisi bir tas ayran sunmuş, yaşlı bir kadın. Tabii hemen çok susamış olduğu için ayranı almış, içecek ama yavaş yavaş içmiş.

Tabii hemen çok susamış olduğu için ayranı almış, içecek ama yavaş yavaş içmiş.
Üstüne birkaç tane saman çöpü düşmüş, tasın üstüne.Üstüne birkaç tane saman çöpü düşmüş, tasın üstüne. Kadının hatırı kırılmasın diye onu da böyle elinde sokmamış tabii içine, kabın içine.Kadının hatırı kırılmasın diye onu da böyle elinde sokmamış tabii içine, kabın içine. Böyle ağzına yaklaşınca çekiyormuş tası, saman çöpü ağzına girmesin diye.Böyle ağzına yaklaşınca çekiyormuş tası, saman çöpü ağzına girmesin diye. Böyle yavaş yavaş içmiş filan.Böyle yavaş yavaş içmiş filan. Allah razı olsun, çok makbule geçti demiş.Allah razı olsun, çok makbule geçti demiş. Tam da çok susamıştım, bu ayran çok yaradı, makbule geçti.Tam da çok susamıştım, bu ayran çok yaradı, makbule geçti. Sağ olasın filan demiş.Sağ olasın filan demiş. Ama yine söylemekten kendisini alamamış demiş.Ama yine söylemekten kendisini alamamış demiş. Bir de demiş, üstünde birkaç tane saman çöpü olmasaydı, yine demiş,

Bir de demiş, üstünde birkaç tane saman çöpü olmasaydı, yine demiş,
bu üstündeki saman çöpleri de olmasaydı, daha da iyi olmaz mıydı filan deyince,bu üstündeki saman çöpleri de olmasaydı, daha da iyi olmaz mıydı filan deyince, “—As sultanım, ben onları ayranın üstüne mahsus koydum.“—As sultanım, ben onları ayranın üstüne mahsus koydum. Sen seferden terli terli geliyorsun, onu delikanlısın, birden içersin,Sen seferden terli terli geliyorsun, onu delikanlısın, birden içersin, hasta olursun diye, birden içmeyesin diye mahsus koydum.hasta olursun diye, birden içmeyesin diye mahsus koydum. O köyde çok mülkler almış, o kadına bağışlamış o güzel düşüncesinden dolayı.O köyde çok mülkler almış, o kadına bağışlamış o güzel düşüncesinden dolayı. Bu da bir hatıra olarak hatırınızda kalsın.Bu da bir hatıra olarak hatırınızda kalsın. Fâtiha-i şerîfe mea’l-besmele..

Fâtiha-i şerîfe mea’l-besmele..
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2