Namaz Vakitleri

23 Cemâziye'l-Evvel 1448
03 November 2026
İmsak
06:04
Güneş
07:30
Öğle
12:53
İkindi
15:39
Akşam
18:05
Yatsı
19:26
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Eùzü bi’llâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm.Eùzü bi’llâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm. Bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm.Bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm. El-hamdü lillâhi rabbi’l-àlemîn...

El-hamdü lillâhi rabbi’l-àlemîn...
Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh...Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh... Kemâ yenbagî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultànih...Kemâ yenbagî li-celâli vechihî ve li-azîmi sultànih... Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ ve tâci ruûsinâVe’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ ve tâci ruûsinâ ve menbai’s-sıdkı ve’s-safâ, bürhânü’lasfiyâve menbai’s-sıdkı ve’s-safâ, bürhânü’lasfiyâ muhammedini’l-mustafâ aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm...muhammedini’l-mustafâ aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm... Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsân...Ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsân... Emmâ ba’d:Emmâ ba’d: Aziz ve muhterem, sevgili ve değerli kardeşlerim!

Aziz ve muhterem, sevgili ve değerli kardeşlerim!
Allah-u Teàlâ Hazretleri cümlenizden râzı olsun...

Allah-u Teàlâ Hazretleri cümlenizden râzı olsun...
Cümlenizi Peygamber Efendimiz’in sevgisine, şefaatine, iltifatına nâil eylesin...Cümlenizi Peygamber Efendimiz’in sevgisine, şefaatine, iltifatına nâil eylesin... Peygamber Efendimiz’in has ümmeti olmanızı nasib eylesin...Peygamber Efendimiz’in has ümmeti olmanızı nasib eylesin... Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup,Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin...dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin... Firdevs-i A’lâ’da Peygamber-i Zîşânımız’a cümlenizi komşu eylesin...Firdevs-i A’lâ’da Peygamber-i Zîşânımız’a cümlenizi komşu eylesin... Cennet nimetleriyle mütena’îm eylesin...Cennet nimetleriyle mütena’îm eylesin... İyi bir müslümanın, tam bir müslümanın en başta gelen vasfı,

İyi bir müslümanın, tam bir müslümanın en başta gelen vasfı,
Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin emrini,Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin emrini, yasağını, dinini, sevgisini, ona itaati, ibadeti, taatiyasağını, dinini, sevgisini, ona itaati, ibadeti, taati her şeyin üzerinde tutmaktır.her şeyin üzerinde tutmaktır. Cân u gönülden Rabbinin emirlerine bağlanıp,Cân u gönülden Rabbinin emirlerine bağlanıp, yasaklarından kaçınıp iyi bir kul olmağa çalışmaktır.yasaklarından kaçınıp iyi bir kul olmağa çalışmaktır. İyi bir kul olmanın en başta gelen şartı ise,

İyi bir kul olmanın en başta gelen şartı ise,
Peygamber SAS Efendimiz’e sevgi ile bağlanıp ittibâ etmektir.Peygamber SAS Efendimiz’e sevgi ile bağlanıp ittibâ etmektir. Sevgi ile bağlanmayı Peygamber Efendimiz hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor:Sevgi ile bağlanmayı Peygamber Efendimiz hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: Ve’llezî nefsî bi-yedihî lâ yü’minü ehadiküm,

Ve’llezî nefsî bi-yedihî lâ yü’minü ehadiküm,
hattâ ekûne ehabbe ileyhi min veledihî, ve vâlidihî, ve’n-nâsi ecmaîn.hattâ ekûne ehabbe ileyhi min veledihî, ve vâlidihî, ve’n-nâsi ecmaîn. Sahîh hadis-i şerîftir:

Sahîh hadis-i şerîftir:
“Sizden biriniz kâmil bir müslüman derecesine gelemez,“Sizden biriniz kâmil bir müslüman derecesine gelemez, mü’min olmuş olamaz, tam bir imanı sağlamış olamaz;mü’min olmuş olamaz, tam bir imanı sağlamış olamaz; ben ona babasından, evlâdındanben ona babasından, evlâdından ve bütün sevilebilecek insanlardan daha sevgili olmadıkça...”ve bütün sevilebilecek insanlardan daha sevgili olmadıkça...” Yâni imanın, mü’minin kâmil müslüman olduğunun alâmeti,

Yâni imanın, mü’minin kâmil müslüman olduğunun alâmeti,
işareti, göstergesi, şartı, onunişareti, göstergesi, şartı, onun Peygamber SAS Efendimiz’e aşkı ve muhabbetidir.Peygamber SAS Efendimiz’e aşkı ve muhabbetidir. Aşık mı Rasûlüllah’a, muhabbetinden ölüyor mu,Aşık mı Rasûlüllah’a, muhabbetinden ölüyor mu, “Canım sana kurban olsun!” diyor mu,“Canım sana kurban olsun!” diyor mu, kurban edilme zamanında da kurban edilmesine râzı mı?

kurban edilme zamanında da kurban edilmesine râzı mı?
Tam müslüman.Tam müslüman. Bu duygulardan hiç haberi yok mu? Allah uyandırsın...Bu duygulardan hiç haberi yok mu? Allah uyandırsın... En-nâsü niyâmün, feizâ mâtû, intebehû

En-nâsü niyâmün, feizâ mâtû, intebehû
“İnsanlar uykudadır, ölünce gözleri açılacak.”“İnsanlar uykudadır, ölünce gözleri açılacak.” Daha Hanya’yı Konya’yı anlayamamış, dinin ruhunu kavrayamamış,Daha Hanya’yı Konya’yı anlayamamış, dinin ruhunu kavrayamamış, dinin özüne, esasına ulaşamamış.dinin özüne, esasına ulaşamamış. Rasûlüllah’ı sevmenin dinimizde ne kadar önemli bir yeri olduğunu,Rasûlüllah’ı sevmenin dinimizde ne kadar önemli bir yeri olduğunu, bu hadis-i şerifte Efendimiz bize bildiriyor.bu hadis-i şerifte Efendimiz bize bildiriyor. Rasûlüllah’a ittibaın şart olduğunu da,

Rasûlüllah’a ittibaın şart olduğunu da,
şu âyet-i kerîmeyle anlatabilirim size,şu âyet-i kerîmeyle anlatabilirim size, bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm:bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm: Kul in küntüm tühibbûna’llàhe fe’ttebiùnî yuhbibkümu’llàhu ve yağfirleküm zünûbeküm,

Kul in küntüm tühibbûna’llàhe fe’ttebiùnî yuhbibkümu’llàhu ve yağfirleküm zünûbeküm,
va’llàhu gafûrun rahîm.va’llàhu gafûrun rahîm. Sadaka’llàhu’l-azîm.Sadaka’llàhu’l-azîm. Ey Resûl-i ZîşânımEy Resûl-i Zîşânım Allah emrediyor...Allah emrediyor... Ve mâ yentıku ani’l-hevâ. İn hüve illâ vahyün yûhâ.

Ve mâ yentıku ani’l-hevâ. İn hüve illâ vahyün yûhâ.
Ne söylediyse Rasûlüllah SAS Efendimiz, Allah emrettiğinden söylüyor.Ne söylediyse Rasûlüllah SAS Efendimiz, Allah emrettiğinden söylüyor. Allah emrediyor, konuş diyor, söyle diyor; söylüyor.Allah emrediyor, konuş diyor, söyle diyor; söylüyor. Belliğ mâ ünzile ileyke

Belliğ mâ ünzile ileyke
“Sana ne tebliğ olunmuşsa, gönderilmişse Allah tarafından, onu insanlara tebliğ et!“Sana ne tebliğ olunmuşsa, gönderilmişse Allah tarafından, onu insanlara tebliğ et! Ve in lem tef’al femâ bellağte risâletehVe in lem tef’al femâ bellağte risâleteh Tebliğ vazifeni güzel yapmazsan, peygamberliğini güzel yapmamış olursun.” buyruluyor.Tebliğ vazifeni güzel yapmazsan, peygamberliğini güzel yapmamış olursun.” buyruluyor. O da harfiyyen, tam tamına, Allah ne emretmişse onu yapıyor. Emrini tutuyor.O da harfiyyen, tam tamına, Allah ne emretmişse onu yapıyor. Emrini tutuyor. Kul;

Kul;
“Ey Rasûlüm söyle şu insanlara.“Ey Rasûlüm söyle şu insanlara. in küntüm tühibbûna’llàhin küntüm tühibbûna’llàh ’Eğer siz Allah’ı seviyorsa-nız...’ de onlara...”’Eğer siz Allah’ı seviyorsa-nız...’ de onlara...” “Seviyor musunuz Allah’ı?”“Seviyor musunuz Allah’ı?” Seviyoruz tabii,Seviyoruz tabii, yaratanımız, yaşatanımız, er-zâkımızı veren, sıhhatimizi veren,yaratanımız, yaşatanımız, er-zâkımızı veren, sıhhatimizi veren, aklımızı, irfânımızı, bedenimizin âzasını, her çeşit ihsâ-nı, ikrâmı, ihtiyacı veren Allah.aklımızı, irfânımızı, bedenimizin âzasını, her çeşit ihsâ-nı, ikrâmı, ihtiyacı veren Allah. Elbette seve-cek. İsdırarî olarak, mecburi olarak, aşkullah muhabbetullahElbette seve-cek. İsdırarî olarak, mecburi olarak, aşkullah muhabbetullah hasıl olması lâzım akıllı bir insanın gönlünde.hasıl olması lâzım akıllı bir insanın gönlünde. Kim veriyor bunu sana yâ?

Kim veriyor bunu sana yâ?
Kimse kimseye,Kimse kimseye, babasına bakmıyor, evladına bakmıyor bu devirde de

babasına bakmıyor, evladına bakmıyor bu devirde de
bu kadar nimetleri kim veriyor sana?bu kadar nimetleri kim veriyor sana? Allah veriyor. Seveceksin Allah’ı.Allah veriyor. Seveceksin Allah’ı. “—E ben Allah’ı seviyorum.”

“—E ben Allah’ı seviyorum.”
Yooo! Öyle seviyorum demek yeterli değil.

Yooo! Öyle seviyorum demek yeterli değil.
Kuru bir şekilde “Ben Allah’ı seviyorum.” demek yetmez.Kuru bir şekilde “Ben Allah’ı seviyorum.” demek yetmez. Ne lâzım yâ Rabbi?Ne lâzım yâ Rabbi? Kul in küntüm tühibbûna’llàhe fe’ttebiûnî yuhbibkümu’llàh

Kul in küntüm tühibbûna’llàhe fe’ttebiûnî yuhbibkümu’llàh
“Bana tâbî olun de o insanlara.“Bana tâbî olun de o insanlara. Ey Rasûlüm ben seni peygamber gönderdim ya dünyaya,Ey Rasûlüm ben seni peygamber gönderdim ya dünyaya, sen Rasûlüllah değil misin,sen Rasûlüllah değil misin, Allah’ın gönderdiği bir mübarek kul değil misin?Allah’ın gönderdiği bir mübarek kul değil misin? Diyeceksin bunu,Diyeceksin bunu, utanmayacaksın, tevâzu göstermeyeceksin, boynunu bükmeyeceksin,utanmayacaksın, tevâzu göstermeyeceksin, boynunu bükmeyeceksin, kendileri anlasın demeyeceksin. Ne diyeceksin?kendileri anlasın demeyeceksin. Ne diyeceksin? Fe’ttebiùnîFe’ttebiùnî Tâbi olun bana, uyun benim buyruğuma,Tâbi olun bana, uyun benim buyruğuma, gelin benim yoluma, düşün benim peşime diyeceksin;gelin benim yoluma, düşün benim peşime diyeceksin; yuhbibkümu’llàhu ve yağfirleküm zünûbekümyuhbibkümu’llàhu ve yağfirleküm zünûbeküm O zaman Allah bir insan böyle yaparsa, Allah o zaman onu sever.O zaman Allah bir insan böyle yaparsa, Allah o zaman onu sever. “—Ben Allah’ı seviyorum...”

“—Ben Allah’ı seviyorum...”
Rasûlüllah’a uy! Allah’ın seni sevmesi için nelerin gerektiğini sana o öğretecek.

Rasûlüllah’a uy! Allah’ın seni sevmesi için nelerin gerektiğini sana o öğretecek.
Sevgili, mübarek, iyi bir kul olmanın yolunu, formülünü,Sevgili, mübarek, iyi bir kul olmanın yolunu, formülünü, şeklini, ilmini, esasını kim öğretecek?şeklini, ilmini, esasını kim öğretecek? Rasûlüllah Efendimiz öğretecek. Ona ittiba edeceğiz.Rasûlüllah Efendimiz öğretecek. Ona ittiba edeceğiz. “—Efendim ben berbere giderim, güzel tıraş olurum.

“—Efendim ben berbere giderim, güzel tıraş olurum.
En güzel elbiseleri giyerim, en güzel losyonları üstüme sıkarım,En güzel elbiseleri giyerim, en güzel losyonları üstüme sıkarım, güzel kokulu, yakışıklı, boylu poslu...güzel kokulu, yakışıklı, boylu poslu... Ayakkabılarımı da güzelce boyattırırım,Ayakkabılarımı da güzelce boyattırırım, en güzel terziye elbiseleri diktiririm, yakışıklı bir adam olurum.”en güzel terziye elbiseleri diktiririm, yakışıklı bir adam olurum.” İnna’llàhe lâ yenzuru ilâ suveriküm ve emvâliküm

İnna’llàhe lâ yenzuru ilâ suveriküm ve emvâliküm
“Allah sizin, yüzünüze, elbisenize, suretinize, şeklinize bakmıyor.“Allah sizin, yüzünüze, elbisenize, suretinize, şeklinize bakmıyor. Velâkin innemâ yenzuru ilâ kulûbiküm ve a’mâliküm

Velâkin innemâ yenzuru ilâ kulûbiküm ve a’mâliküm
gönüllerinize ve amellerinize bakıyor.”gönüllerinize ve amellerinize bakıyor.” İçinizdeki duygularınızın, fikirlerinizin, niyetinizin nasıl olduğuna bakıyor.İçinizdeki duygularınızın, fikirlerinizin, niyetinizin nasıl olduğuna bakıyor. İçini temizleyeceksin!

İçini temizleyeceksin!
İnsanlar dışını süslemeğe uğraşır, kıymeti yok.İnsanlar dışını süslemeğe uğraşır, kıymeti yok. İçini süslemeğe çalışacaksın...İçini süslemeğe çalışacaksın... İnsan gönlünü nurlu bir gönül yapmağa çalışacak.İnsan gönlünü nurlu bir gönül yapmağa çalışacak. İçine aşkullahı, muhabbetullahı, şevkullahı, itaatullahı, ibadetullahı yerleştirecek,İçine aşkullahı, muhabbetullahı, şevkullahı, itaatullahı, ibadetullahı yerleştirecek, ma’rifetullahı, muhabbetullahı yerleştirecek içine...ma’rifetullahı, muhabbetullahı yerleştirecek içine... Niyeti pırıl pırıl tertemiz olacak.Niyeti pırıl pırıl tertemiz olacak. Hangi işleri yapacağını da, Allah’ın Rasûlü ona liste halinde verecek:Hangi işleri yapacağını da, Allah’ın Rasûlü ona liste halinde verecek: “—Ey müslüman! Al, şunları şunları yap.

“—Ey müslüman! Al, şunları şunları yap.
Bir, iki, üç, dört, beş... on, yirmi, otuz, kırk, elli...”Bir, iki, üç, dört, beş... on, yirmi, otuz, kırk, elli...” Rasûlüllah öğretecek.

Rasûlüllah öğretecek.
İyi bir insanın Allah’ın sevgili kulu olması için ne yapması gerektiğini kim öğretecek?İyi bir insanın Allah’ın sevgili kulu olması için ne yapması gerektiğini kim öğretecek? Rasûlüllah öğretecek.Rasûlüllah öğretecek. “—E ben Rasûlüllah’ı dinlemem de Kur’an’ı okurum.”

“—E ben Rasûlüllah’ı dinlemem de Kur’an’ı okurum.”
Kur’an’ı da Rasûlüllah getirdi.

Kur’an’ı da Rasûlüllah getirdi.
Ahmak, aklını başına topla!Ahmak, aklını başına topla! Kur’an-ı Kerim’i sana Allah, Rasûlüllah’a indirip getirdi.Kur’an-ı Kerim’i sana Allah, Rasûlüllah’a indirip getirdi. Kur’an-ı Kerim gökten tekbirlerle inmedi.Kur’an-ı Kerim gökten tekbirlerle inmedi. Kur’an-ı Kerim’i Allah yirmi üç yılda Peygamber SAS Efendimiz’e,Kur’an-ı Kerim’i Allah yirmi üç yılda Peygamber SAS Efendimiz’e, necmen necmen diyorlar,necmen necmen diyorlar, yâni ayet grubu, ayet grubu halinde, hadiseler üzerine,yâni ayet grubu, ayet grubu halinde, hadiseler üzerine, ihtiyaç üzerine hikmetle, ibretle,ihtiyaç üzerine hikmetle, ibretle, sebeb-i nüzûl ile indirdi.sebeb-i nüzûl ile indirdi. Peygamber Efendimiz hazmettire hazmettire okuttu, öğretti Kur’an-ı Kerim’i.Peygamber Efendimiz hazmettire hazmettire okuttu, öğretti Kur’an-ı Kerim’i. Bunun mânâsı budur,Bunun mânâsı budur, şöyle müslüman olacaksın, şöyle yapacaksın...şöyle müslüman olacaksın, şöyle yapacaksın... Kur’an-ı Kerim’in en büyük müfessiri kim?

Kur’an-ı Kerim’in en büyük müfessiri kim?
Peygamber Efendimiz.Peygamber Efendimiz. Dinin en büyük muallimi kim?Dinin en büyük muallimi kim? Peygamber Efendimiz.Peygamber Efendimiz. Kur’an-ı Kerim’i bize getiren kim?

Kur’an-ı Kerim’i bize getiren kim?
Peygamber Efendimiz.Peygamber Efendimiz. Kur’an-ı Kerim’in tefsirini kimden anlayacağız, kimden öğreneceğiz?Kur’an-ı Kerim’in tefsirini kimden anlayacağız, kimden öğreneceğiz? Peygamber Efendimiz’den.Peygamber Efendimiz’den. Kur’an-ı Kerim’e uygun bir Kur’an ehli müslüman olmak isteyen müslüman ne yapacak?Kur’an-ı Kerim’e uygun bir Kur’an ehli müslüman olmak isteyen müslüman ne yapacak? Peygamber SAS Efendimiz’e tâbi olacak.Peygamber SAS Efendimiz’e tâbi olacak. Çünkü o tâbi olmuş, en iyi o anlamış,Çünkü o tâbi olmuş, en iyi o anlamış, en iyi o anlatmış, en iyi o yaşatmış...en iyi o anlatmış, en iyi o yaşatmış... Onun için Rasûlüllah SAS’e tâbi olacağız.Onun için Rasûlüllah SAS’e tâbi olacağız. Fettebiûnî yuhbibkümu’llàhFettebiûnî yuhbibkümu’llàh “Tâbi olursanız Allah sizi o zaman sever.”“Tâbi olursanız Allah sizi o zaman sever.” Tâbi olmazsa bir insan, hem doğru yolu bulamaz, hem güzel insan olmaz,

Tâbi olmazsa bir insan, hem doğru yolu bulamaz, hem güzel insan olmaz,
kâmil insan olmaz, hem de Allah’ın sevdiği bir kul olamaz.kâmil insan olmaz, hem de Allah’ın sevdiği bir kul olamaz. Birçok insan dünyada birçok iş yapıyor.Birçok insan dünyada birçok iş yapıyor. Hepsi de bu yaptığı işi, “Eh işte ben bunu iyi görüyorum, doğru görüyorum.”Hepsi de bu yaptığı işi, “Eh işte ben bunu iyi görüyorum, doğru görüyorum.” diye ondan yapıyor.diye ondan yapıyor. Herkes bir yol tutturmuş ve herkes kibirli, kendini beğenmiş,Herkes bir yol tutturmuş ve herkes kibirli, kendini beğenmiş, “Benim yolum doğru.” diyor.“Benim yolum doğru.” diyor. Hepsi öyle diyor ama hepsi yamuk yumuk gidiyor.

Hepsi öyle diyor ama hepsi yamuk yumuk gidiyor.
Yolların çıkmaz olanı var, cadde-i kübrâ,Yolların çıkmaz olanı var, cadde-i kübrâ, dosdoğru cennete götüreni var...dosdoğru cennete götüreni var... Peygamber Efendimiz’in yolu bir cadde-i kübrâdır ki,Peygamber Efendimiz’in yolu bir cadde-i kübrâdır ki, insanı cennete götürüyor.insanı cennete götürüyor. Öteki yollar?Öteki yollar? Öteki yollar çıkmaz,Öteki yollar çıkmaz, gitmez oraya, yarı yolda kalır.gitmez oraya, yarı yolda kalır. Ormanda kalır, dağda kalır, köyde kalır,Ormanda kalır, dağda kalır, köyde kalır, çıkmaz sokaktır, orada kalır.çıkmaz sokaktır, orada kalır. Öbür tarafa gitmek için, ana yoldan gideceksin.Öbür tarafa gitmek için, ana yoldan gideceksin. E Ankara’ya gitmek için insan ara sokaklara mı dalıyor,E Ankara’ya gitmek için insan ara sokaklara mı dalıyor, Pendik’ten şuradan buradan,Pendik’ten şuradan buradan, yoksa E5’e, E6’ya mı çıkıp gidiyor?yoksa E5’e, E6’ya mı çıkıp gidiyor? Ötekiler gitmez ki...Ötekiler gitmez ki... “—Bu benim sırât-ı müstakîmimdir, buna tâbi olun,“—Bu benim sırât-ı müstakîmimdir, buna tâbi olun, öteki yollara tâbi olmayın, öteki yollara sapmayın, yoldan şaşırırsınız.” diyor.öteki yollara tâbi olmayın, öteki yollara sapmayın, yoldan şaşırırsınız.” diyor. Peygamber Efendimiz SAS, Allah’ın en sevdiği kul.

Peygamber Efendimiz SAS, Allah’ın en sevdiği kul.
Allah sevmiş, Allah göndermiş, Allah yaratmış,Allah sevmiş, Allah göndermiş, Allah yaratmış, en güzel huy üzere, huluk-u azîm üzere yaratmış.en güzel huy üzere, huluk-u azîm üzere yaratmış. Geleceğini önceden müjdelemiş. Ahir zaman peygamberi eylemiş.Geleceğini önceden müjdelemiş. Ahir zaman peygamberi eylemiş. İmanımızın ifadesi olan kelime-i şehadetimizin yarısıİmanımızın ifadesi olan kelime-i şehadetimizin yarısı Lâ ilàhe illa’llàh, yarısı Muhammedün rasûlü’llah...Lâ ilàhe illa’llàh, yarısı Muhammedün rasûlü’llah... Ezanımızın bazı cümleleri Allàhu ekber, bazı cümleleriEzanımızın bazı cümleleri Allàhu ekber, bazı cümleleri Eşhedü en lâ ilâhe illa’llàh;Eşhedü en lâ ilâhe illa’llàh; bazı cümlesi de, Eşhedü enne muhammeden rasûlü’llàh...bazı cümlesi de, Eşhedü enne muhammeden rasûlü’llàh... Ezanımızda var, kelime-i şehâdetimizde var,Ezanımızda var, kelime-i şehâdetimizde var, imanımızın anahtarı olan ana cümleler...imanımızın anahtarı olan ana cümleler... Namazımızda var,Namazımızda var, tahiyyâtımızda Rasûlüllah SAS Efendimiz’i anıyoruz.tahiyyâtımızda Rasûlüllah SAS Efendimiz’i anıyoruz. Peygamber SAS Efendimiz, kendisini seversek,Peygamber SAS Efendimiz, kendisini seversek, Allah’ın sevgili kulu olacağımızı; kendisini seversek,Allah’ın sevgili kulu olacağımızı; kendisini seversek, imanımızın tamam olacağını bildiriyor.imanımızın tamam olacağını bildiriyor. Peygamber SAS Efendimiz’in ashâbı, zamanının mübarekleri,Peygamber SAS Efendimiz’in ashâbı, zamanının mübarekleri, hâl-i hayatında onun etrafına toplanmış olan mü’minler,hâl-i hayatında onun etrafına toplanmış olan mü’minler, Rasûlüllah Efendimiz’e:Rasûlüllah Efendimiz’e: Fidâke ebî ve ümmî yâ rasûla’llàh! diye söze başlarlardı.

Fidâke ebî ve ümmî yâ rasûla’llàh! diye söze başlarlardı.
“Anam, babam, canım sana kurban olsun, fedâ olsun yâ Rasûlallah!”

“Anam, babam, canım sana kurban olsun, fedâ olsun yâ Rasûlallah!”
diye söze başlarlardı ve feda ederlerdi.diye söze başlarlardı ve feda ederlerdi. Rasûlüllah’a göğüslerini siper ederlerdi.Rasûlüllah’a göğüslerini siper ederlerdi. “Rasûlüllah’a atılan oklar benim göğsüme saplansın.” derlerdi.“Rasûlüllah’a atılan oklar benim göğsüme saplansın.” derlerdi. Peygamber Efendimiz için hayatını feda ederdi.Peygamber Efendimiz için hayatını feda ederdi. Birisini müşrikler yakalamış, öldürmeğe götürürken soruyorlar,

Birisini müşrikler yakalamış, öldürmeğe götürürken soruyorlar,
diyorlar ki:diyorlar ki: “—Bak, bütün bunlar sen müslüman oldun diye başına geldi.

“—Bak, bütün bunlar sen müslüman oldun diye başına geldi.
O Muhammed’e uymasaydın, müslüman olmasaydın, ölmeyecektin şimdi.O Muhammed’e uymasaydın, müslüman olmasaydın, ölmeyecektin şimdi. Seni ölmeğe götürmeyecektik.Seni ölmeğe götürmeyecektik. Müslümansın diye öldürüyoruz seni.Müslümansın diye öldürüyoruz seni. Bak şimdi sen çoluk çocuğunun yanında olsaydın,Bak şimdi sen çoluk çocuğunun yanında olsaydın, Muhammed bizim elimizde olsaydı,Muhammed bizim elimizde olsaydı, onu öldürseydik biz.onu öldürseydik biz. Sen de rahat etseydin.”Sen de rahat etseydin.” “—(Lâ) Vallàhi onun ayağına diken batmasına râzı değilim!

“—(Lâ) Vallàhi onun ayağına diken batmasına râzı değilim!
Değil öyle sizin elinize düşüp de sizin tarafınızdan işkence edilmesine,Değil öyle sizin elinize düşüp de sizin tarafınızdan işkence edilmesine, ayağına diken batmasına râzı değilim. Canım yoluna feda olsun!” diyor.ayağına diken batmasına râzı değilim. Canım yoluna feda olsun!” diyor. Sahabe-i kirâm Rasûlüllah Efendimiz’i böyle severlerdi.

Sahabe-i kirâm Rasûlüllah Efendimiz’i böyle severlerdi.
Yâni neydi? İmanları tamdı.Yâni neydi? İmanları tamdı. Öyle alimler yazıyor ki kitaplar, her gece yatarken dua edermiş:

Öyle alimler yazıyor ki kitaplar, her gece yatarken dua edermiş:
“—Yâ Rabbi! Dün gece öldürmedin beni, bu geceye kadar yaşattın işte,

“—Yâ Rabbi! Dün gece öldürmedin beni, bu geceye kadar yaşattın işte,
dün ölmek istedim öldürmedin.dün ölmek istedim öldürmedin. Bari bu gece öldür de, Muhammed’ime kavuşayım!” dermiş,Bari bu gece öldür de, Muhammed’ime kavuşayım!” dermiş, böyle dua edermiş. “Dayanamıyorum yâ Rabbi artıkböyle dua edermiş. “Dayanamıyorum yâ Rabbi artık hasretine, bari bu gece öleyim de, bu gece kavuşayım!” dermiş.hasretine, bari bu gece öleyim de, bu gece kavuşayım!” dermiş. Her akşam insan:

Her akşam insan:
“—Yâ Rabbi, sen beni elemden, kederden, akrepten, yılandan, çıyandan koru da,

“—Yâ Rabbi, sen beni elemden, kederden, akrepten, yılandan, çıyandan koru da,
güzel bir istirahat edeyim de sabaha selâmetle, esenlikle çıkayım...” diye yatar.güzel bir istirahat edeyim de sabaha selâmetle, esenlikle çıkayım...” diye yatar. O mübarek de her gece:

O mübarek de her gece:
“—Bari bugün canımı al da yâ Rabbi Muhammed’ime kavuşayım.” diye yatıyor.

“—Bari bugün canımı al da yâ Rabbi Muhammed’ime kavuşayım.” diye yatıyor.
Rasûlüllah sevgisi onların yaşadığı, bildiği şey.

Rasûlüllah sevgisi onların yaşadığı, bildiği şey.
Kitaplar yazılmış onun için, şiirler yazılmış, kasideler yazılmış.Kitaplar yazılmış onun için, şiirler yazılmış, kasideler yazılmış. Kaside-i Bürdeler, Kaside-i Bür’eler, na’t-ı şerîfler, şemâil-i şerîfeler, gazeller...Kaside-i Bürdeler, Kaside-i Bür’eler, na’t-ı şerîfler, şemâil-i şerîfeler, gazeller... Bunların hepsi Allah’ın mü’min-i kâmil kullarınınBunların hepsi Allah’ın mü’min-i kâmil kullarının Peygamber SAS Efendimiz’e olan aşkını, muhabbetini gösteren eserler.Peygamber SAS Efendimiz’e olan aşkını, muhabbetini gösteren eserler. Allah-u Teala hazretleri.Allah-u Teala hazretleri. Burada akşamla yatsı arasında,

Burada akşamla yatsı arasında,
merasimimizin başladığı zaman okunan bir aşr-ı şerîf var,merasimimizin başladığı zaman okunan bir aşr-ı şerîf var, Hücûrât Suresi...Hücûrât Suresi... Hücûrât Sûresi’nde Allah-u Teàlâ Hazretleri diyor ki, mü’minlere tavsiye buyuruyor ki:Hücûrât Sûresi’nde Allah-u Teàlâ Hazretleri diyor ki, mü’minlere tavsiye buyuruyor ki: Lâ terfaù esvâteküm fevka savti’n-nebiy.Lâ terfaù esvâteküm fevka savti’n-nebiy. Sesinizi Rasûlüllah’ın sesinden fazla, daha yukarı çıkartmayın!Sesinizi Rasûlüllah’ın sesinden fazla, daha yukarı çıkartmayın! Amelleriniz heba olur öyle saygısızlık yapmayın!Amelleriniz heba olur öyle saygısızlık yapmayın! Sesinizi bile yükseltmeyin diye emrediyor.Sesinizi bile yükseltmeyin diye emrediyor. Öyle birinizin ötekisine diklendiği gibi,Öyle birinizin ötekisine diklendiği gibi, aşikâre bağıra bağıra konuştuğu gibi yapmayın!aşikâre bağıra bağıra konuştuğu gibi yapmayın! En yahbeta a’mâlüküm ve entüm lâ teş’urûnEn yahbeta a’mâlüküm ve entüm lâ teş’urûn Yâni farkına varmazsınız sevaplarınız gidiverir, amelleriniz hebâ olur.”Yâni farkına varmazsınız sevaplarınız gidiverir, amelleriniz hebâ olur.” Peygamber SAS Efendimiz’in huzurunda fısıltıyla konuşurlardı.

Peygamber SAS Efendimiz’in huzurunda fısıltıyla konuşurlardı.
Başlarının üstüne kuş konmuş da,Başlarının üstüne kuş konmuş da, kıpırdarlarsa kaçacakmış gibi öyle candan dinlerlerdi.kıpırdarlarsa kaçacakmış gibi öyle candan dinlerlerdi. Hatta bazıları Rasûlüllah’a sevgisinden,Hatta bazıları Rasûlüllah’a sevgisinden, Rasûlüllah’ı görünce duyduğu heyecandan,Rasûlüllah’ı görünce duyduğu heyecandan, Rasûlüllah Efendimiz camiye gelirken başını kaldırıp bakamazlardı.Rasûlüllah Efendimiz camiye gelirken başını kaldırıp bakamazlardı. Rasûlüllah’ın yüzüne bakamazlardı.Rasûlüllah’ın yüzüne bakamazlardı. Birisi diyor ki o mübareklerden:

Birisi diyor ki o mübareklerden:
“—Ömrüm boyunca, Rasûlüllah’a saygımdan,

“—Ömrüm boyunca, Rasûlüllah’a saygımdan,
gözümü kaldırıp yüzüne bakamadım.gözümü kaldırıp yüzüne bakamadım. Doya doya bakamadım Rasûlüllah’a...” Bakamıyor ki...Doya doya bakamadım Rasûlüllah’a...” Bakamıyor ki... “Saygımdan, edebimden doya doya Rasûlüllah’ın yüzüne bakamadım.” diyor.“Saygımdan, edebimden doya doya Rasûlüllah’ın yüzüne bakamadım.” diyor. Allah-u Teàlâ Hazretleri,

Allah-u Teàlâ Hazretleri,
benim demin okuduğum Fetih Sûresi’nin ayetlerinde:benim demin okuduğum Fetih Sûresi’nin ayetlerinde: İnnâ fetahnâ leke fethan mübînâ.

İnnâ fetahnâ leke fethan mübînâ.
Rasûlüllah’a büyük fütühat ihsân ettiğini bildiriyor.

Rasûlüllah’a büyük fütühat ihsân ettiğini bildiriyor.
Sonra, namazda okuduğum ayet-i kerimede:

Sonra, namazda okuduğum ayet-i kerimede:
İnne’llezîne yubâyiûneke innemâ yübâyiùna’llàh

İnne’llezîne yubâyiûneke innemâ yübâyiùna’llàh
“Ey Rasûlüm, ey Rasûl-ü zîşânım! Kim senin elini tutar da,“Ey Rasûlüm, ey Rasûl-ü zîşânım! Kim senin elini tutar da, ‘Yâ Rasûlüllah! Uzat mübarek elini, tutayım, sana bey’at edeyim,‘Yâ Rasûlüllah! Uzat mübarek elini, tutayım, sana bey’at edeyim, senin emrinde olduğumu sana ahd ü misak edip bildireyim.’diye elini tuttuğu zaman,senin emrinde olduğumu sana ahd ü misak edip bildireyim.’diye elini tuttuğu zaman, Allah’ın elini tutmuş olur.” diyor ayet-i kerime.Allah’ın elini tutmuş olur.” diyor ayet-i kerime. “Allah’ın eli sizin o tutuştuğunuz elin üzerindedir.“Allah’ın eli sizin o tutuştuğunuz elin üzerindedir. Rasûlüllah’a bey’at eden, Allah’a bey’at etmiştir.” diyor.Rasûlüllah’a bey’at eden, Allah’a bey’at etmiştir.” diyor. Rasûlüllah böyle bir mübarek.Rasûlüllah böyle bir mübarek. Muhammedün rasûlü’llàh

Muhammedün rasûlü’llàh
“ Allah’ın Rasûlüdür.“ Allah’ın Rasûlüdür. Ve’llezîne meahû eşiddâu ale’l-küffâri ruhamâu beynehümVe’llezîne meahû eşiddâu ale’l-küffâri ruhamâu beynehüm O kadar çok ayet-i kerimeler var:O kadar çok ayet-i kerimeler var: Yâ eyyühe’n-nebiyyü innâ erselnâke şâhiden ve mübeşşiren ve nezîrâ.

Yâ eyyühe’n-nebiyyü innâ erselnâke şâhiden ve mübeşşiren ve nezîrâ.
“Ey Rasûlüm biz seni şahid olarak indirdik bu insanlara,“Ey Rasûlüm biz seni şahid olarak indirdik bu insanlara, sen hepsinin şahidisin.sen hepsinin şahidisin. Mahkeme-i kübrâda en büyük şâhid sensin bu insanlara;Mahkeme-i kübrâda en büyük şâhid sensin bu insanlara; muhakeme olurken, sen şahid olacaksın.muhakeme olurken, sen şahid olacaksın. Ve mübeşşiran ve nezira.Ve mübeşşiran ve nezira. Cenneti müjdeleyeceksin insanlara:Cenneti müjdeleyeceksin insanlara: ‘—Ey insanlar! Allah’ın iyi kulları olun,

‘—Ey insanlar! Allah’ın iyi kulları olun,
ibadet edin, müslüman olun, ahlâklı olun,ibadet edin, müslüman olun, ahlâklı olun, Kur’an’a uyun, cennete gideceksiniz.’ diye müjdeleyeceksin,Kur’an’a uyun, cennete gideceksiniz.’ diye müjdeleyeceksin, müjdeci olarak gönderdik seni.müjdeci olarak gönderdik seni. Günah işleyenlere de ihtar edeceksin,Günah işleyenlere de ihtar edeceksin, diyeceksin ki:diyeceksin ki: ‘—Böyle yapmayın, cehenneme gidersiniz, Allah cezanızı verir, belânızı verir,‘—Böyle yapmayın, cehenneme gidersiniz, Allah cezanızı verir, belânızı verir, mahvolursunuz, kahrolursunuz, ahirette fecî durumlara düşersiniz.’ diye ihtar edeceksin.”mahvolursunuz, kahrolursunuz, ahirette fecî durumlara düşersiniz.’ diye ihtar edeceksin.” Ve dâiyen ila’llah

Ve dâiyen ila’llah
“Allah’ın yoluna bir mübarek davetçi olarak gönderdi insanlara...”“Allah’ın yoluna bir mübarek davetçi olarak gönderdi insanlara...” O asırda insanları Allah’ın yoluna davet etti.O asırda insanları Allah’ın yoluna davet etti. Ve dâiyen ila’llahVe dâiyen ila’llah Allah yolunun davetçisi, cennetin davetçisi.Allah yolunun davetçisi, cennetin davetçisi. ‘Gelin, Allah’ın yoluna girin, gelin cennete gidin!’ diye Allah’ın davetçisi.‘Gelin, Allah’ın yoluna girin, gelin cennete gidin!’ diye Allah’ın davetçisi. Ve sirâcen münîrâ.Ve sirâcen münîrâ. “Etrafa ışıl ışıl ışık saçan, etrafı aydınlatan bir ışık kaynağı olarak gönderdi.”“Etrafa ışıl ışıl ışık saçan, etrafı aydınlatan bir ışık kaynağı olarak gönderdi.” Evet, Rasûlüllah SAS’in böyle yüce vasıflara sahip olduğu,

Evet, Rasûlüllah SAS’in böyle yüce vasıflara sahip olduğu,
ayet-i kerimelerde bildiriliyor.ayet-i kerimelerde bildiriliyor. Lekad câeküm rasûlün min enfüsiküm.

Lekad câeküm rasûlün min enfüsiküm.
“Sizin içinizden beşer kılığında, kıyafetinde, meleklerden üstün,

“Sizin içinizden beşer kılığında, kıyafetinde, meleklerden üstün,
sizden, insanoğlundan bir kişiyi, size peygamber olarak gönderdisizden, insanoğlundan bir kişiyi, size peygamber olarak gönderdi Allah da, o böyle sizin içinizden bir peygamber olarak geldi.Allah da, o böyle sizin içinizden bir peygamber olarak geldi. Azîzün aleyhi mâ anittüm harîsün aleyküm bi’l-mü’minîne raûfun rahîmAzîzün aleyhi mâ anittüm harîsün aleyküm bi’l-mü’minîne raûfun rahîm O sizin üzerinize titrer, size gelen belâlardan üzülür,O sizin üzerinize titrer, size gelen belâlardan üzülür, sizin herhangi bir sıkıntıya düşmemenizi ister.sizin herhangi bir sıkıntıya düşmemenizi ister. Size karşı bir şefkat ile üstünüze böyle kanatlarını germiş,Size karşı bir şefkat ile üstünüze böyle kanatlarını germiş, sizi korumağa çalışır.”sizi korumağa çalışır.” Re’fetlidir, merhametli bir peygamber olarak gönderdiğini methediyor.Re’fetlidir, merhametli bir peygamber olarak gönderdiğini methediyor. Allah-u Teàlâ Hazretleri.Allah-u Teàlâ Hazretleri. Le amruke

Le amruke
diye Rasûlüllah’ın ömrüne and içiyor.diye Rasûlüllah’ın ömrüne and içiyor. “Senin ömrüne yemin olsun ki...” diye Peygamber Efendimiz’in ömrüne and içiyor.“Senin ömrüne yemin olsun ki...” diye Peygamber Efendimiz’in ömrüne and içiyor. Rasûlüllah SAS’in şânını gösteren işaretler olarak.Rasûlüllah SAS’in şânını gösteren işaretler olarak. Hadis-i şerîflerde o kadar çok şeyler var ki...

Hadis-i şerîflerde o kadar çok şeyler var ki...
Allah râzı olsun, makamını daha a’lâ eylesinAllah râzı olsun, makamını daha a’lâ eylesin Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddin Efendimiz,Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddin Efendimiz, Râmûzü’l-Ehâdis’in en son bölümüneRâmûzü’l-Ehâdis’in en son bölümüne Rasûlüllah SAS Efendimiz’in şemâil-i şerîfesini derc etmiş.Rasûlüllah SAS Efendimiz’in şemâil-i şerîfesini derc etmiş. Bizim kardeşlerimiz de onları izahlarımızdan toplayıp,Bizim kardeşlerimiz de onları izahlarımızdan toplayıp, Peygamber Efendimiz’in ahlâkını, şemâilini gösteren hadis-i şerîfleriPeygamber Efendimiz’in ahlâkını, şemâilini gösteren hadis-i şerîfleri bizim neşriyatımızın arasında neşrettiler.bizim neşriyatımızın arasında neşrettiler. Neden?

Neden?
Okuyun diye! Rasûlüllah SAS Efendimiz’i tanıyasınız diye.Okuyun diye! Rasûlüllah SAS Efendimiz’i tanıyasınız diye. Onunla ilgili bir bilgi hasıl olsun, içinizde sevgi cûşa gelsin diye...Onunla ilgili bir bilgi hasıl olsun, içinizde sevgi cûşa gelsin diye... Onları bastırdık ki, onlar okunsun, bilgi sahibi olsun kardeşlerimiz diye.Onları bastırdık ki, onlar okunsun, bilgi sahibi olsun kardeşlerimiz diye. Tabii bu hususlarda nice nice kitaplar yazılmış.

Tabii bu hususlarda nice nice kitaplar yazılmış.
Kimisi şiir yazmış, duyguları en güzel anlatan anlatım vasıtası şiir olduğundan...Kimisi şiir yazmış, duyguları en güzel anlatan anlatım vasıtası şiir olduğundan... Bizim Medine-i Münevvere’de, Hocamız’ın evine misafir gittiği meşhur şair Ali Ulvi Kurucu var.Bizim Medine-i Münevvere’de, Hocamız’ın evine misafir gittiği meşhur şair Ali Ulvi Kurucu var. Mustafa efendi buraya gelirken davet etmiş de, bir yere davetli olduğu için:

Mustafa efendi buraya gelirken davet etmiş de, bir yere davetli olduğu için:
“—Gençlere söz verdim oraya gideceğim demiş.“—Gençlere söz verdim oraya gideceğim demiş. Orası mübarek yer, gelmek isterdim amaOrası mübarek yer, gelmek isterdim ama söz verdiğim yere gitmek zorundayım.” demiş.söz verdiğim yere gitmek zorundayım.” demiş. Şimdi Ali Ulvi Bey Medine’de çalıştığı için, onun bir şiirini okumak, izah etmek istiyorum.Şimdi Ali Ulvi Bey Medine’de çalıştığı için, onun bir şiirini okumak, izah etmek istiyorum. Ne demiş:Ne demiş: Ruhum sana, varlık sana hayrandır Efendim.

Ruhum sana, varlık sana hayrandır Efendim.
Yâni, hem ben, benim ruhum tâ derinden,

Yâni, hem ben, benim ruhum tâ derinden,
ruhumun en derinliklerine kadar muhabbet-i Rasûlüllah’la dolmuş,ruhumun en derinliklerine kadar muhabbet-i Rasûlüllah’la dolmuş, ruhum da sana aşık, cümle mahlûkat da sana hayrandır Efendim.ruhum da sana aşık, cümle mahlûkat da sana hayrandır Efendim. Evet, Peygamber SAS Efendimiz geçerken,

Evet, Peygamber SAS Efendimiz geçerken,
ağaçlar, taşlar Peygamber Efendimiz’e selâm verirlerdi.ağaçlar, taşlar Peygamber Efendimiz’e selâm verirlerdi. Yâni, Peygamber Efendimiz’e cümle cihan aşık.Yâni, Peygamber Efendimiz’e cümle cihan aşık. Ruhum sana, varlık sana hayrandır Efendim.Ruhum sana, varlık sana hayrandır Efendim. Bir ben değil alem sana hayrandır Efendim.

Bir ben değil alem sana hayrandır Efendim.
Seni seven sadece ben değilim,

Seni seven sadece ben değilim,
bu hazineyi keşfetmiş olan sadece ben değilim;bu hazineyi keşfetmiş olan sadece ben değilim; cümle alem sana hayrandır Efendim.cümle alem sana hayrandır Efendim. Ecrâm-ı felek ne demek? Gökteki bütün cirimler, yıldızlar demek.

Ecrâm-ı felek ne demek? Gökteki bütün cirimler, yıldızlar demek.
Feleğin varlıkları, maddeleri, yâni gökteki yıldızlar,Feleğin varlıkları, maddeleri, yâni gökteki yıldızlar, Levh-i KalemLevh-i Kalem Levh-i Mahfûz ve Levh-i Mahfûz’a yazı yazan Kalem-i Ezel.Levh-i Mahfûz ve Levh-i Mahfûz’a yazı yazan Kalem-i Ezel. Mest-i Nigahın Dîdârına aşık ulu Yezdân’dır Efendim.Mest-i Nigahın Dîdârına aşık ulu Yezdân’dır Efendim. Yani gökteki yıldızlar, Levh-i Mahfûz,Yani gökteki yıldızlar, Levh-i Mahfûz, Kalem-i Ezel, şöyle senin bakışına mest,Kalem-i Ezel, şöyle senin bakışına mest, ondan sonra bayılmışlar.ondan sonra bayılmışlar. Senin dîdarına Allah-u Teàlâ Hazretleri aşık, seni sevmiş,

Senin dîdarına Allah-u Teàlâ Hazretleri aşık, seni sevmiş,
seni kendisine Habibullah edinmiş.seni kendisine Habibullah edinmiş. Dîdârına aşık ulu Yezdân’dır Efendim!Dîdârına aşık ulu Yezdân’dır Efendim! Mahşerde nebîler bile senden meded ister,

Mahşerde nebîler bile senden meded ister,
Rahmet diyen alemlere rahmandır Efendim.

Rahmet diyen alemlere rahmandır Efendim.
Mahşerde bütün peygamberler,

Mahşerde bütün peygamberler,
Peygamber Efendimiz’in hadis-i şerîfinde bildirdiği üzere,Peygamber Efendimiz’in hadis-i şerîfinde bildirdiği üzere, bir kenarda boynu bükük böyle bekleşecekler.bir kenarda boynu bükük böyle bekleşecekler. İnsanlar o peygamberlere gidecekler diyecekler ki:İnsanlar o peygamberlere gidecekler diyecekler ki: Ya Nebiallah!Ya Nebiallah! Hangi peygambere gittilerse, Âdem AS, İdris AS, Nuh AS,Hangi peygambere gittilerse, Âdem AS, İdris AS, Nuh AS, Musa AS, İsâ AS... Gidecek diyecekler ki:Musa AS, İsâ AS... Gidecek diyecekler ki: “—Çok sıkıntıdayız, sen Allah’ın peygamberisin, lütfen şefaat eyle..”

“—Çok sıkıntıdayız, sen Allah’ın peygamberisin, lütfen şefaat eyle..”
Hepsi başları önde eğik,

Hepsi başları önde eğik,
hepsi kendisinin dünyada başından geçmiş olan bir hadiseyi beyan ederek,hepsi kendisinin dünyada başından geçmiş olan bir hadiseyi beyan ederek, mazeret ileri sürecekler.mazeret ileri sürecekler. Mahşer halkı Peygamber SAS Efendimiz’e gelecek.Mahşer halkı Peygamber SAS Efendimiz’e gelecek. Peygamberler bile Peygamber Efendimiz’den meded isteyecekler. Doğru.Peygamberler bile Peygamber Efendimiz’den meded isteyecekler. Doğru. Mahşerde nebiler bile senden meded ister,

Mahşerde nebiler bile senden meded ister,
Rahmet diyen àlemlere Rahman’dır Efendim.

Rahmet diyen àlemlere Rahman’dır Efendim.
Tabii, alemlere rahmet diye seni isimlendiren Allah-u Teàlâ Hazretleri:

Tabii, alemlere rahmet diye seni isimlendiren Allah-u Teàlâ Hazretleri:
Ve mâ erselnâke illâ rahmeten li’l-àlemîn ,diyen kim?

Ve mâ erselnâke illâ rahmeten li’l-àlemîn ,diyen kim?
Allah.Allah. Kur'an-ı Kerim'de indirmiş Alemlere rahmetKur'an-ı Kerim'de indirmiş Alemlere rahmet hem bu dünyada, hem ahirette alemlere rahmet olduğundan...hem bu dünyada, hem ahirette alemlere rahmet olduğundan... Diyor ki Peygamber Efendimiz,

Diyor ki Peygamber Efendimiz,
kendisini anlatırken:kendisini anlatırken: “Benim elimde Livâü’l-Hamd olacak, Hamd Sancağı olacak.“Benim elimde Livâü’l-Hamd olacak, Hamd Sancağı olacak. Peygamber Efendimiz’in elinde Hamd Sancağı olacak mahşer yerinde.Peygamber Efendimiz’in elinde Hamd Sancağı olacak mahşer yerinde. Uzun, muazzam, muhteşem, nurlu bir sancak, bayrak,Uzun, muazzam, muhteşem, nurlu bir sancak, bayrak, livâü’l-hamd, hamd sancağı olacak.livâü’l-hamd, hamd sancağı olacak. Adem AS ve ondan sonraki Peygamber Efendimiz’e kadar gelen bütün peygamberler,Adem AS ve ondan sonraki Peygamber Efendimiz’e kadar gelen bütün peygamberler, hepsi Livâü’l-Hamd’i altında toplanacaklar Peygamber Efendimiz’in.hepsi Livâü’l-Hamd’i altında toplanacaklar Peygamber Efendimiz’in. Mahşer halkı kalabalık, nereye gidecek?Mahşer halkı kalabalık, nereye gidecek? Herkes grup grup olacak.Herkes grup grup olacak. Vesîka’llezîne keferû ilâ cehenneme zümerâ

Vesîka’llezîne keferû ilâ cehenneme zümerâ
Vesîka’llezîne’ttekav rabbehüm ile’l-cenneti zümerâ

Vesîka’llezîne’ttekav rabbehüm ile’l-cenneti zümerâ
Zümre zümre, gurup gurup olacaklar insanlar mahşerde.

Zümre zümre, gurup gurup olacaklar insanlar mahşerde.
Ama Peygamber Efendimiz Livâü’l-Hamd’i açacak, dalgalanacak Livâü’l-Hamd...Ama Peygamber Efendimiz Livâü’l-Hamd’i açacak, dalgalanacak Livâü’l-Hamd... Peygamberlerin hepsi...Peygamberlerin hepsi... Bütün peygamberler, sıddîklar, şehidler, salihlerBütün peygamberler, sıddîklar, şehidler, salihler Peygamber Efendimiz’in Livâü’l-Hamd’i altında toplanacak.Peygamber Efendimiz’in Livâü’l-Hamd’i altında toplanacak. Biz de inşâallah, Peygamber Efendimiz’in Livâü’l-Hamd’i altında toplanacağız.Biz de inşâallah, Peygamber Efendimiz’in Livâü’l-Hamd’i altında toplanacağız. Mahşerde melekler bile ondan meded isteyecek.Mahşerde melekler bile ondan meded isteyecek. Yâni, rahmeten li’l-àlemîn...Yâni, rahmeten li’l-àlemîn... Sonra:

Sonra:
Tâ Arş’a çıkar her gece àşıkların âhı Medheyleyen ahlâkını

Tâ Arş’a çıkar her gece àşıkların âhı Medheyleyen ahlâkını
Kur’an’dır Efendim!Kur’an’dır Efendim! Geceleyin ne olur yâ hu?

Geceleyin ne olur yâ hu?
Geceleri Allah’ın aşık-ı sàdık kulları uyanırlar,Geceleri Allah’ın aşık-ı sàdık kulları uyanırlar, abdest alırlar, namaz kılarlar, tesbih çekerler, gözyaşı dökerler...abdest alırlar, namaz kılarlar, tesbih çekerler, gözyaşı dökerler... Ahları, feryâdları nereye çıkar? Arş-ı A’lâ’ya çıkar.Ahları, feryâdları nereye çıkar? Arş-ı A’lâ’ya çıkar. Geceleri aşıkların gözünü uyku tutmaz.Geceleri aşıkların gözünü uyku tutmaz. Allah o muhabbetten cümleye ihsan eylesin.Allah o muhabbetten cümleye ihsan eylesin. Teheccüd vaktinde aşıklar abdestli,Teheccüd vaktinde aşıklar abdestli, seccadesinde, secdede, gözlerinden ılık ılık yaşlar akar, böyle seccadesini ıslatır.seccadesinde, secdede, gözlerinden ılık ılık yaşlar akar, böyle seccadesini ıslatır. Ta arşa çıkar her gece âşıkların âhı, neden?Ta arşa çıkar her gece âşıkların âhı, neden? Medheyleyen ahlâkını Kur’an’dır Efendim

Medheyleyen ahlâkını Kur’an’dır Efendim
“Seni Kur’an-ı Kerim’in ayetleri medhediyor;“Seni Kur’an-ı Kerim’in ayetleri medhediyor; raûf diyor, rahîm diyor, şefkatli diyor, merhametli diyor.raûf diyor, rahîm diyor, şefkatli diyor, merhametli diyor. Size karşı harîs diyor, sizi korumak için dikkatli diyor.Size karşı harîs diyor, sizi korumak için dikkatli diyor. Ulvî de senin bağrı yanık àşık-ı zârın, Feryâdı bütün àteş-i sûzândır Efendim.

Ulvî de senin bağrı yanık àşık-ı zârın, Feryâdı bütün àteş-i sûzândır Efendim.
Ali Ulvi Kurucu ya adı...

Ali Ulvi Kurucu ya adı...
Ulvî de senin bağrı yanık âşık-ı zârın, o da senin!Ulvî de senin bağrı yanık âşık-ı zârın, o da senin! Aşık-ı zâr ne demek?Aşık-ı zâr ne demek? İnim inim inleyen, zâri zâri ağlayan demek.İnim inim inleyen, zâri zâri ağlayan demek. O da senin öyle zâri zâri ağlayan bir aşıkındır.O da senin öyle zâri zâri ağlayan bir aşıkındır. Feryâdı bütün âteş-i sûzândır Efendim

Feryâdı bütün âteş-i sûzândır Efendim
Sûzan ne demek? Yakıcı demek.Sûzan ne demek? Yakıcı demek. Aaah dedikçe, feryâd ettikçe, zâri zâri ağladıkça,Aaah dedikçe, feryâd ettikçe, zâri zâri ağladıkça, yakar ortalığı aşıkların feryadı.yakar ortalığı aşıkların feryadı. Aşkınla buhurdan gibi tütmede bu kalbim

Aşkınla buhurdan gibi tütmede bu kalbim
Sensiz bana cennet bile hicrândır Efendim.Sensiz bana cennet bile hicrândır Efendim. Doğ kalbime bir lahzacık ey nûr-u dilârâ

Doğ kalbime bir lahzacık ey nûr-u dilârâ
Nurun ki, gönül derdine dermândır Efendim.Nurun ki, gönül derdine dermândır Efendim. Kıtmîriniz ey Şâh-ı rüsûl, kovma kapından,

Kıtmîriniz ey Şâh-ı rüsûl, kovma kapından,
Âsîlere lûtfun yüce fermândır Efendim.
Âsîlere lûtfun yüce fermândır Efendim.
Diye işte bir aşıkın mesela zamanımızda dilini anlayabileceğiniz bir şiiri.

Diye işte bir aşıkın mesela zamanımızda dilini anlayabileceğiniz bir şiiri.
Tabii hepsi içeriden geliyor. Yanıyor, dayanamıyor, kalemini eline alıyor, öyle...Tabii hepsi içeriden geliyor. Yanıyor, dayanamıyor, kalemini eline alıyor, öyle... Meselâ Şeyh Galib’in şiiri:Meselâ Şeyh Galib’in şiiri: Sultân-ı rüsül şâh-ı mümeccedsin Efendim

Sultân-ı rüsül şâh-ı mümeccedsin Efendim
Bîçârelere devlet-i sermedsin EfendimBîçârelere devlet-i sermedsin Efendim Divân-ı ilâhîde serâmedsin EfendimDivân-ı ilâhîde serâmedsin Efendim Menşûr-u leamrükle müeyyedsin Efendim.Menşûr-u leamrükle müeyyedsin Efendim. Sen Ahmed ü Mahmûd ü Muhammed’sin Efendim

Sen Ahmed ü Mahmûd ü Muhammed’sin Efendim
Hak’tan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim.Hak’tan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim. Ne demiş? Sultân-ı rusülsün, peygamberlerin sultanısın.

Ne demiş? Sultân-ı rusülsün, peygamberlerin sultanısın.
Evet, bütün peygamberlerin serveri, sultanı, seyyidi,Evet, bütün peygamberlerin serveri, sultanı, seyyidi, seyyidü’l-beşer, eşrefi Peygamber Efendimiz.seyyidü’l-beşer, eşrefi Peygamber Efendimiz. Sonra?Sonra? Şâh-ı mümecced, yüceltilmiş, mânevî makamın sultanı, şâhı.Şâh-ı mümecced, yüceltilmiş, mânevî makamın sultanı, şâhı. “Bîçârelere devlet-i sermedsin”“Bîçârelere devlet-i sermedsin” Yâni, insan Allah’ın huzurunda suçuyla nedir? Biçaredir.Yâni, insan Allah’ın huzurunda suçuyla nedir? Biçaredir. Ne yapacak?Ne yapacak? Allah CC eğer emrederse cezasını çekecek, affetmezse hali harap olacak.Allah CC eğer emrederse cezasını çekecek, affetmezse hali harap olacak. Biçare. Onları kurtaracak kim?Biçare. Onları kurtaracak kim? Rasûlüllah SAS Efendimiz.Rasûlüllah SAS Efendimiz. Hadis-i şerifinde buyurmuş ki:Hadis-i şerifinde buyurmuş ki: Şefâatî li-ehli’l-kebâiri min ümmetî

Şefâatî li-ehli’l-kebâiri min ümmetî
“Benim şefaatim ümmetimin günahkârlarına olacak.“Benim şefaatim ümmetimin günahkârlarına olacak. Günahkârdır diye, ben onları bırakmayacağım.Günahkârdır diye, ben onları bırakmayacağım. ‘Affet yâ Rabbi!’ diyeceğim,‘Affet yâ Rabbi!’ diyeceğim, ‘Ümmetimi dilerim yâ Rabbi!’ diyeceğim,‘Ümmetimi dilerim yâ Rabbi!’ diyeceğim, Rahmân’ın huzurunda secdeye kapanacağım,Rahmân’ın huzurunda secdeye kapanacağım, ümmetimi bağışlamasını isteyeceğim.ümmetimi bağışlamasını isteyeceğim. Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin affını sağlayacağım.”Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin affını sağlayacağım.” diye müjdesi var.diye müjdesi var. Allah-u Teàlâ Hazretleri Rasûlüllah SAS Efendimiz’in bu yalvarmasını,Allah-u Teàlâ Hazretleri Rasûlüllah SAS Efendimiz’in bu yalvarmasını, bu şefaatini kabul edeceğini bildiriyor.bu şefaatini kabul edeceğini bildiriyor. Şâfi-i müşeffa’ ne demek?Şâfi-i müşeffa’ ne demek? Şefaati makbul tutulan, şefaati geçerli olan şefaatçi demek.Şefaati makbul tutulan, şefaati geçerli olan şefaatçi demek. Her şefaatçiyi Allah kabul etmeyebilir.Her şefaatçiyi Allah kabul etmeyebilir. “—Ben de istiyorum, şunu da kurtar yâ Rabbi!”

“—Ben de istiyorum, şunu da kurtar yâ Rabbi!”
“—Sen otur yerine, edebsiz! Karışma!”“—Sen otur yerine, edebsiz! Karışma!” diyebilir.

diyebilir.
Ama, şâfi-i müşeffa’ olunca;Ama, şâfi-i müşeffa’ olunca; “—Seni şefaatçi tayin ettim,

“—Seni şefaatçi tayin ettim,
seni şefaatçi olarak kabul ettim,seni şefaatçi olarak kabul ettim, sana şefaatçi olarak konuşmağa müsaade ettim,sana şefaatçi olarak konuşmağa müsaade ettim, sana şefaatçilik makamını ihsân ettim, şefaat et!” denilecek,sana şefaatçilik makamını ihsân ettim, şefaat et!” denilecek, o da şefaat edecek.o da şefaat edecek. O kadar, o kadar, o kadar afv u mağfiret olacak ki mahşer yerinde...

O kadar, o kadar, o kadar afv u mağfiret olacak ki mahşer yerinde...
Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin rahmeti cûşa gelip,Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin rahmeti cûşa gelip, afvı galebe eyleyip, o kadar insan affolunacak ki...afvı galebe eyleyip, o kadar insan affolunacak ki... Nasıl anlatalım acaba, o affın ne kadar çok olacağını:Nasıl anlatalım acaba, o affın ne kadar çok olacağını: Şeytan-ı aleyhi’lla’ne bile,Şeytan-ı aleyhi’lla’ne bile, “Acaba ben de affolacak mıyım?”“Acaba ben de affolacak mıyım?” diye heveslenecek bir ara.diye heveslenecek bir ara. “—Dur bakalım ne oluyor, vaziyet iyi gidiyor galiba... Dur bakalım,

“—Dur bakalım ne oluyor, vaziyet iyi gidiyor galiba... Dur bakalım,
şeytanlığıma rağmen Allah beni de mi affedecek?” diyecek.şeytanlığıma rağmen Allah beni de mi affedecek?” diyecek. Hayır! Seni affetmeyecek.

Hayır! Seni affetmeyecek.
Sen affolmayacaksın. Ama onun hevesleneceği kadar affedecek.Sen affolmayacaksın. Ama onun hevesleneceği kadar affedecek. Ümmetinden yetmiş bin kişinin bi-gayri hisâb

Ümmetinden yetmiş bin kişinin bi-gayri hisâb
cennete gireceğini Peygamber Efendimiz müjdeliyor.cennete gireceğini Peygamber Efendimiz müjdeliyor. “—Benim ümmetimin mübarekleri,

“—Benim ümmetimin mübarekleri,
Benî İsrâil’in, eski ümmetlerin,Benî İsrâil’in, eski ümmetlerin, eski ümmetlerin ehl-i kitâbın peygamberleri gibi kıymetlidir.”eski ümmetlerin ehl-i kitâbın peygamberleri gibi kıymetlidir.” buyuruyor Peygamber Efendimiz.buyuruyor Peygamber Efendimiz. Ümmet-i Muhammed’den öyle kâmil, öyle zarif,

Ümmet-i Muhammed’den öyle kâmil, öyle zarif,
öyle âlim, öyle fazıl insanlar gelmiş.öyle âlim, öyle fazıl insanlar gelmiş. Peygamber gibi ama, peygamber değil.Peygamber gibi ama, peygamber değil. Benî İsrâil’in peygamberleri gibi makamı yüksek...Benî İsrâil’in peygamberleri gibi makamı yüksek... “—Yetmiş bin kişi senin ümmetinden cennetime girecek ey Rasûlüm!” diye müjdeleyince,

“—Yetmiş bin kişi senin ümmetinden cennetime girecek ey Rasûlüm!” diye müjdeleyince,
Peygamber Efendimiz ısrarlı bizim için, istekli.Peygamber Efendimiz ısrarlı bizim için, istekli. Diyor ki:

Diyor ki:
“—Yâ Rabbi, arttır!

“—Yâ Rabbi, arttır!
Arttır yâ Rabbi!” dedim,Arttır yâ Rabbi!” dedim, böyle müjde olunca bana.böyle müjde olunca bana. “Senin ümmetinden yetmiş bin kişiyi

“Senin ümmetinden yetmiş bin kişiyi
bi-gayri hisab cennetime sokacağım yâ Muhammed!” diye müjdeleyince;bi-gayri hisab cennetime sokacağım yâ Muhammed!” diye müjdeleyince; “Arttır yâ Rabbi!” diye niyaz eylemiş.“Arttır yâ Rabbi!” diye niyaz eylemiş. “—Tamam, pekiyi arttırıyorum. Her birisine yetmiş bin kişi bağışladım.

“—Tamam, pekiyi arttırıyorum. Her birisine yetmiş bin kişi bağışladım.
Her bir yetmiş binin bir tanesine yetmiş bin kişi, onun hürmetine affedeceğim.” buyurmuş.Her bir yetmiş binin bir tanesine yetmiş bin kişi, onun hürmetine affedeceğim.” buyurmuş. Yetmiş bine yetmiş bin bağışlamış, bir de diyor ki:

Yetmiş bine yetmiş bin bağışlamış, bir de diyor ki:
“Rahmân’ın avuçlarından birkaç avuç daha...”“Rahmân’ın avuçlarından birkaç avuç daha...” Yâni, Rahmân’ın avucu nedir, ne kadardır kendisi bilir.Yâni, Rahmân’ın avucu nedir, ne kadardır kendisi bilir. Hani alışveriş yaparken,Hani alışveriş yaparken, tartarsın biter de teraziye terazinin hakkı diye dükkancı biraz daha koyar.tartarsın biter de teraziye terazinin hakkı diye dükkancı biraz daha koyar. Yetmiş bine yetmiş bin bağışlamış da,Yetmiş bine yetmiş bin bağışlamış da, Rahmân’ın avuçlarıyla birkaç avuç daha bağışlanmış.Rahmân’ın avuçlarıyla birkaç avuç daha bağışlanmış. İşte öyle, biz biçarelerin ebedî saadeti Peygamber Efendimiz,

İşte öyle, biz biçarelerin ebedî saadeti Peygamber Efendimiz,
devlet-i sermed, ebedî devamlı saadet.devlet-i sermed, ebedî devamlı saadet. Divân-ı ilâhîde serâmedsin Efendim

Divân-ı ilâhîde serâmedsin Efendim
Serâmed ne demek? Başta gelen demek. Allah’ın divanı var mı? Var.Serâmed ne demek? Başta gelen demek. Allah’ın divanı var mı? Var. Herkes el pençe Allah’ın divanına duracak mı, ayaküstü duracak mı,Herkes el pençe Allah’ın divanına duracak mı, ayaküstü duracak mı, diz çökerek duracak mı yarın mahşer gününde?diz çökerek duracak mı yarın mahşer gününde? Ve terâ külle ümmetin câsiyeh

Ve terâ külle ümmetin câsiyeh
“Her ümmeti diz çökmüş görürsün.”“Her ümmeti diz çökmüş görürsün.” Diz çökecekler. Öyle yağma yok. O divan öyle divan. Diz çökecekler.Diz çökecekler. Öyle yağma yok. O divan öyle divan. Diz çökecekler. Etrafa bakınacaklar mı?

Etrafa bakınacaklar mı?
“Kaldır ey kulum başını!” deyinceye kadar kaldırmak yok.“Kaldır ey kulum başını!” deyinceye kadar kaldırmak yok. Başlar aşağıda muhterem kardeşlerim!Başlar aşağıda muhterem kardeşlerim! Diz çökecek, başlar aşağıda..Diz çökecek, başlar aşağıda.. Birisini anlatıyor Peygamber Efendimiz:

Birisini anlatıyor Peygamber Efendimiz:
“—Kaldır başını ey kulum!” demiş.

“—Kaldır başını ey kulum!” demiş.
O kul, Allah’ın divanında başını kaldırmış.

O kul, Allah’ın divanında başını kaldırmış.
Kaldır demese kaldıramaz.Kaldır demese kaldıramaz. Allah’ın divanında öyle başını oynatmak yok.Allah’ın divanında öyle başını oynatmak yok. “Kaldır kulum başını!” denmiş, kaldırmış.“Kaldır kulum başını!” denmiş, kaldırmış. Aman yâ Rabbi! Karşıda bir köşkler var ki, aman Allahım,Aman yâ Rabbi! Karşıda bir köşkler var ki, aman Allahım, ne güzel köşkler! Mücevherlerden.ne güzel köşkler! Mücevherlerden. Kenarları mücevherle süslenmiş muhteşem cennet köşklerini görecek.Kenarları mücevherle süslenmiş muhteşem cennet köşklerini görecek. Allah gösteriyor. “Kaldır başını!” dedi, gördü.Allah gösteriyor. “Kaldır başını!” dedi, gördü. “—Acaba bu kimin yâ Rabbi? Hangi peygamberin, hangi şehidin bu?”

“—Acaba bu kimin yâ Rabbi? Hangi peygamberin, hangi şehidin bu?”
“—Hayır, peygamberin değil, şehidin değil.”

“—Hayır, peygamberin değil, şehidin değil.”
“—E kimin yâ Rabbi bu köşkler?

“—E kimin yâ Rabbi bu köşkler?
Bunu şimdi bana gösterdin, benim yüreğimin yağı eriyor şimdi,Bunu şimdi bana gösterdin, benim yüreğimin yağı eriyor şimdi, dayanamıyorum.dayanamıyorum. O köşklerin güzelliğine dayanamıyorum,O köşklerin güzelliğine dayanamıyorum, kimin bu köşkler yâ Rabbi?”kimin bu köşkler yâ Rabbi?” “—Bedelini ödeyenin...”

“—Bedelini ödeyenin...”
“—Kim ödeyebilir bu köşklerin bedelini?”

“—Kim ödeyebilir bu köşklerin bedelini?”
“Dünyada bir ev sahibi olamadık, kirayla ömrümüz geçti”“Dünyada bir ev sahibi olamadık, kirayla ömrümüz geçti” diyecek meselâ fukara.diyecek meselâ fukara. Nasıl ödeyebilir onu?Nasıl ödeyebilir onu? “—Sen ödeyebilirsin ey kulum!”

“—Sen ödeyebilirsin ey kulum!”
“—Yâ Rabbi! Nasıl ödeyeyim?”

“—Yâ Rabbi! Nasıl ödeyeyim?”
“—Bu köşkler kardeşlerini

“—Bu köşkler kardeşlerini
affedenlere verilecek.affedenlere verilecek. Sen de filanca kardeşinle kavgalıydın ya, dargındın ya, kızıyordun ya...Sen de filanca kardeşinle kavgalıydın ya, dargındın ya, kızıyordun ya... Görsen bir karış suda boğacaktın ya, küstünüz ya...Görsen bir karış suda boğacaktın ya, küstünüz ya... Bu köşkler affedenlere verilecek.Bu köşkler affedenlere verilecek. Sen affedersen sana da verilebilir.”Sen affedersen sana da verilebilir.” “—Affettim yâ Rabbi! Affettim.”

“—Affettim yâ Rabbi! Affettim.”
“—E o zaman al, köşk senin hadi...”

“—E o zaman al, köşk senin hadi...”
Köşke giderken Allah-u Teàlâ Hazretleri diyecekmiş ki:

Köşke giderken Allah-u Teàlâ Hazretleri diyecekmiş ki:
“—Dur! Nereye gidiyorsun?”

“—Dur! Nereye gidiyorsun?”
“—E köşküme gidiyorum yâ Rabbi,

“—E köşküme gidiyorum yâ Rabbi,
verdin ya, köşkü bana vermedin mi, köşküme gidiyorum.”verdin ya, köşkü bana vermedin mi, köşküme gidiyorum.” “—Verdim ama, sen o kardeşini affettiğin için,

“—Verdim ama, sen o kardeşini affettiğin için,
o da cehenneme düşmekten kurtuldu.o da cehenneme düşmekten kurtuldu. O da cennete gidecek. Tut elinden, onu da götür!”O da cennete gidecek. Tut elinden, onu da götür!” Peygamber Efendimiz SAS diyor ki:Peygamber Efendimiz SAS diyor ki: “—Ey müslümanlar! Allah’tan korkun, ibret alın.

“—Ey müslümanlar! Allah’tan korkun, ibret alın.
Allah iki müslüman kulunu barıştırmak için,Allah iki müslüman kulunu barıştırmak için, bak neler yapıyor mahşer gününde.bak neler yapıyor mahşer gününde. Cennetin güzel köşklerini gösteriyor,Cennetin güzel köşklerini gösteriyor, ‘Affedersen vereceğim.’ diyor, öteki müslümana affettiriyor.‘Affedersen vereceğim.’ diyor, öteki müslümana affettiriyor. Öteki müslüman cehenneme düşecekken, bu hakkını affettiğinden,Öteki müslüman cehenneme düşecekken, bu hakkını affettiğinden, o da cehenneme düşmekten kurtuluyor;o da cehenneme düşmekten kurtuluyor; ‘Hadi bakalım elini tut da öyle gidin, dargınlık yok.’ diyor.”‘Hadi bakalım elini tut da öyle gidin, dargınlık yok.’ diyor.” Ve neza’nâ mâ fî sudûrihim min gıllin ihvânen alâ sürurin mütekàbilîn

Ve neza’nâ mâ fî sudûrihim min gıllin ihvânen alâ sürurin mütekàbilîn
Göğüslerinden, kalblerinden, gönüllerinden kızgınlıklar, kinler, dargınlıklar alınacak.Göğüslerinden, kalblerinden, gönüllerinden kızgınlıklar, kinler, dargınlıklar alınacak. “Tut bakalım elinden!” denilecek, tutacaklar, el ele gidecekler cennete...“Tut bakalım elinden!” denilecek, tutacaklar, el ele gidecekler cennete... Ve’l-àfîne ani’n-nâs

Ve’l-àfîne ani’n-nâs
“İnsanları affedenlere…” o köşkler verilecek.“İnsanları affedenlere…” o köşkler verilecek. Ne oluyor muhterem kardeşlerim?

Ne oluyor muhterem kardeşlerim?
Nedir bu bizim kavgamız, gürültümüz, ihtilafımız,Nedir bu bizim kavgamız, gürültümüz, ihtilafımız, kızgınlığımız, kırgınlığımız şu iki paralık dünya hayatında?kızgınlığımız, kırgınlığımız şu iki paralık dünya hayatında? Ben bunu neden anlattım?Ben bunu neden anlattım? Dargınlar barışsın... Tabii o çıktı karşımıza,Dargınlar barışsın... Tabii o çıktı karşımıza, Allah’ın o nasihati çıktı.Allah’ın o nasihati çıktı. Rasûlüllah’ın bu mübarek akşamda,Rasûlüllah’ın bu mübarek akşamda, bize bu nasihatı karşımıza çıktı.bize bu nasihatı karşımıza çıktı. Ben şunu demek istiyordum:Ben şunu demek istiyordum: Herkes Allah’ın divanında diz çökmüş duracak, başı eğik olacak,Herkes Allah’ın divanında diz çökmüş duracak, başı eğik olacak, kaldıramayacak başını derken aklıma geldi de, ondan söyledim.kaldıramayacak başını derken aklıma geldi de, ondan söyledim. Kimisi dizine kadar, kimisi beline kadar,

Kimisi dizine kadar, kimisi beline kadar,
kimisi boynuna kadar, kimisi kulağına kadar tere batmış olacak.kimisi boynuna kadar, kimisi kulağına kadar tere batmış olacak. Sadaka verenlerin sadakaları başına gölge edecek,Sadaka verenlerin sadakaları başına gölge edecek, ötekiler güneşin altında duracak.ötekiler güneşin altında duracak. Herkes, “Nefsî, nefsî, nefsî, nefsî”Herkes, “Nefsî, nefsî, nefsî, nefsî” diye kendi canının derdine düşecek o günde...diye kendi canının derdine düşecek o günde... İyilik yapanlara ne mutlu, Arş’ın gölgesinde duranlara ne mutlu,İyilik yapanlara ne mutlu, Arş’ın gölgesinde duranlara ne mutlu, bi-gayri hisâb cennete girenlere ne mutlu!bi-gayri hisâb cennete girenlere ne mutlu! Evet, “Sultân-ı rüsül şâh-ı mümeccedsin Efendim”

Evet, “Sultân-ı rüsül şâh-ı mümeccedsin Efendim”
Efendim dediği kim?Efendim dediği kim? Rasûlüllah SAS.Rasûlüllah SAS. Ona aşkını yazıyor Şeyh Galib.Ona aşkını yazıyor Şeyh Galib. Sultân-ı rüsül şâh-ı mümeccedsin Efendim

Sultân-ı rüsül şâh-ı mümeccedsin Efendim
Bîçârelere devlet-i sermedsin Efendim

Bîçârelere devlet-i sermedsin Efendim
Divân-ı ilâhîde serâmedsin Efendim Menşûr-u leamrükle müeyyedsin Efendim.

Divân-ı ilâhîde serâmedsin Efendim Menşûr-u leamrükle müeyyedsin Efendim.
“En başta gelensin Allah’ın divanında, en önde duransın Efendim.

“En başta gelensin Allah’ın divanında, en önde duransın Efendim.
Meşhuru leamrükle müeyyedsin efendimMeşhuru leamrükle müeyyedsin efendim Kur’an-ı Kerim’de Allah sana:Kur’an-ı Kerim’de Allah sana: Leamrük ‘Senin ömrüne and olsun.’ diye şeref vermiş ömrüne,

Leamrük ‘Senin ömrüne and olsun.’ diye şeref vermiş ömrüne,
bir de berat vermiş eline...bir de berat vermiş eline... Leamrük beratıyla te’yid edilmiş bir mübarek kulsun Efendim!”Leamrük beratıyla te’yid edilmiş bir mübarek kulsun Efendim!” Sen Ahmed ü Mahmûd ü Muhammed’sin Efendim Hak’tan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim.

Sen Ahmed ü Mahmûd ü Muhammed’sin Efendim Hak’tan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim.
Peygamber Efendimiz’in isimleri çok.

Peygamber Efendimiz’in isimleri çok.
Diyorlar ki: “—Yâ Rasûlüllah! Kendini anlat, nesin sen?”Diyorlar ki: “—Yâ Rasûlüllah! Kendini anlat, nesin sen?” “—Ben Hazret-i İbrâhim AS’ın duasıyım.” diyor.

“—Ben Hazret-i İbrâhim AS’ın duasıyım.” diyor.
Öyle anlatıyor bir keresinde de...Öyle anlatıyor bir keresinde de... Çok anlatışları var kendisinin de.Çok anlatışları var kendisinin de. “—Ben Hazret-i İbrâhim’in duasıyım ey müslümanlar!”

“—Ben Hazret-i İbrâhim’in duasıyım ey müslümanlar!”
Allah Allah ne demek istedi?Allah Allah ne demek istedi? İbrâhim AS, İsmâil AS kucağındayken Hacer Validemiz’i getirdi

İbrâhim AS, İsmâil AS kucağındayken Hacer Validemiz’i getirdi
Hicaz’a. Nereden getirdi? Ürdün’den getirdi, Suriye’den getirdi.Hicaz’a. Nereden getirdi? Ürdün’den getirdi, Suriye’den getirdi. Oralardan aşağıya yürüdü, geldi, Mekke’nin dağlarının arasına geldi.Oralardan aşağıya yürüdü, geldi, Mekke’nin dağlarının arasına geldi. “—Burası mı yâ Rabbi?”

“—Burası mı yâ Rabbi?”
“—Burası...”

“—Burası...”
“—Tamam.”

“—Tamam.”
Allah’ın emrettiği yere hanımını, kucağındaki yavrusuyla,

Allah’ın emrettiği yere hanımını, kucağındaki yavrusuyla,
küçük çocuğu İsmail AS’la beraber oraya getirdi.küçük çocuğu İsmail AS’la beraber oraya getirdi. Ne var orada? Hiçbir şey yok. Taşlar var, kayalık.Ne var orada? Hiçbir şey yok. Taşlar var, kayalık. İnsan var mı? Yok. Ev var mı? Yok.İnsan var mı? Yok. Ev var mı? Yok. Ağaç var mı? Ağaç da yok. Ekin var mı? Ekin de yok.Ağaç var mı? Ağaç da yok. Ekin var mı? Ekin de yok. Bi-vâdin gayri zî zer’in

Bi-vâdin gayri zî zer’in
“Ziraatsız, ekinsiz bir vadi...”“Ziraatsız, ekinsiz bir vadi...” E ne olacak şimdi? “Allah’a ısmarladık”

E ne olacak şimdi? “Allah’a ısmarladık”
dedi, gitti.dedi, gitti. Hacer Validemiz’in yüreği küt küt, küt küt atıyor.Hacer Validemiz’in yüreği küt küt, küt küt atıyor. Çocuk yanında, kocası İbrahim AS gidiyor;Çocuk yanında, kocası İbrahim AS gidiyor; taşların arasında çocuğuyla onları bırakıyor.taşların arasında çocuğuyla onları bırakıyor. “—Yâ İbrâhim! Gidiyor musun?”

“—Yâ İbrâhim! Gidiyor musun?”
“—Evet, gidiyorum.”

“—Evet, gidiyorum.”
“—Biz ne olacağız?

“—Biz ne olacağız?
Allah mı emretti bizi buraya bırakmanı?”Allah mı emretti bizi buraya bırakmanı?” “—Evet Allah emretti.”

“—Evet Allah emretti.”
“—Eh Allah emrettiyse, o bize kâfi.” diyor.

“—Eh Allah emrettiyse, o bize kâfi.” diyor.
Yürüyüp gidiyor İbrâhim AS,

Yürüyüp gidiyor İbrâhim AS,
dua ediyor giderken.dua ediyor giderken. Kur’an-ı Kerim’den biliyoruz duasını.Kur’an-ı Kerim’den biliyoruz duasını. O maceraları Kur’an-ı Kerim’den anlıyoruz,O maceraları Kur’an-ı Kerim’den anlıyoruz, tüylerimiz diken diken oluyor.tüylerimiz diken diken oluyor. Elini kaldırıyor, diyor ki:Elini kaldırıyor, diyor ki: Ya Rabbi innî eskentü min zürriyyetî bi-vâdin gayri zî-zer’in inde beytike’l-muharremi

Ya Rabbi innî eskentü min zürriyyetî bi-vâdin gayri zî-zer’in inde beytike’l-muharremi
rabbenâ li-yukîmu’s-salâte fec’al ef’ideten mine’n-nâsi tehvîrabbenâ li-yukîmu’s-salâte fec’al ef’ideten mine’n-nâsi tehvî ileyhim ve’rzukhüm mine’ssemerâti leallehüm yeşkürûn.ileyhim ve’rzukhüm mine’ssemerâti leallehüm yeşkürûn. Ayet-i kerimeler uzun. Kısaca açıklayalım:

Ayet-i kerimeler uzun. Kısaca açıklayalım:
“Yâ Rabbi!“Yâ Rabbi! Ben zürriyetimin bir kısmını...” Çünkü başka evlatları da vardı İbrâhim AS’ın.Ben zürriyetimin bir kısmını...” Çünkü başka evlatları da vardı İbrâhim AS’ın. Bu Hacer Validemiz’le İsmail AS.. “Zürriyetimden bir kısmınıBu Hacer Validemiz’le İsmail AS.. “Zürriyetimden bir kısmını yâni Hacer’le İsmail’i ekinyâni Hacer’le İsmail’i ekin bitmez şu vadiye...”bitmez şu vadiye...” İnde beytike’l-muharremİnde beytike’l-muharrem Yalnız dikkat edin!Yalnız dikkat edin! Bazıları tatmadıkları, hissetmedikleri, düşünemedikleri şeyi bilmezler.Bazıları tatmadıkları, hissetmedikleri, düşünemedikleri şeyi bilmezler. İbrâhim AS çok merhametli bir peygamberdi.İbrâhim AS çok merhametli bir peygamberdi. İnne ibrâhîme le-halîmün evvâhün münîb

İnne ibrâhîme le-halîmün evvâhün münîb
Gözü yaşlı bir peygamberdi,Gözü yaşlı bir peygamberdi, yalnız yemek yememişti,yalnız yemek yememişti, sofrası fukarasız yemek yemezdi.sofrası fukarasız yemek yemezdi. Merhametliydi İbrâhim AS...Merhametliydi İbrâhim AS... E o merhametli peygamber niye evlâdını ekin bitmez,

E o merhametli peygamber niye evlâdını ekin bitmez,
taşlık, kayalar arasındaki bir yeretaşlık, kayalar arasındaki bir yere Sevgili karısını ve sevgili çocuğunu niye bırakıyor?Sevgili karısını ve sevgili çocuğunu niye bırakıyor? Orada Beyt-i Muharrem var.

Orada Beyt-i Muharrem var.
İnde beytike’lmuharremİnde beytike’lmuharrem “Senin mübarek, muhterem Beytullah’ının yanına bıraktım.”

“Senin mübarek, muhterem Beytullah’ının yanına bıraktım.”
Hani nerede o beyt?Hani nerede o beyt? Melekler yapmışlar, Âdem AS yapmış,Melekler yapmışlar, Âdem AS yapmış, ondan sonra Nuh tufanında seller altında kalmış filan...ondan sonra Nuh tufanında seller altında kalmış filan... Orası ama iz belli değil.Orası ama iz belli değil. Kumlar gelmiş etraftan, yığılmış, bir şey görünmüyor orada…Kumlar gelmiş etraftan, yığılmış, bir şey görünmüyor orada… Allah-u Teàlâ Hazretleri:Allah-u Teàlâ Hazretleri: “—Benim Beyt-i Muharreme’min, yâni Kâbe-i Müşerrefe’min,

“—Benim Beyt-i Muharreme’min, yâni Kâbe-i Müşerrefe’min,
Beyt-i Muazzama’mın olduğu yere git, Hàcer’i ve İsmâil’i bırak!”Beyt-i Muazzama’mın olduğu yere git, Hàcer’i ve İsmâil’i bırak!” diye vahyetmiş demek ki.diye vahyetmiş demek ki. O da el açıp diyor ki:

O da el açıp diyor ki:
“—Yâ Rabbi! Zürriyetimden bir kısmını emrin üzere buraya bıraktım.”

“—Yâ Rabbi! Zürriyetimden bir kısmını emrin üzere buraya bıraktım.”
Merhametli, gözü yaşlı, ağlıyor ama Allah’ın emri.Merhametli, gözü yaşlı, ağlıyor ama Allah’ın emri. Ama ölmeyeceğini biliyor, peygamber.Ama ölmeyeceğini biliyor, peygamber. Allah bildirmiş. Orada yaşayacaklarını biliyor.Allah bildirmiş. Orada yaşayacaklarını biliyor. “Yâ Rabbi! Burada bu mübarek beytin yanında ibadetlerini yapsınlar,“Yâ Rabbi! Burada bu mübarek beytin yanında ibadetlerini yapsınlar, namazlarını kılsınlar, insanlar bunlara teveccüh etsinnamazlarını kılsınlar, insanlar bunlara teveccüh etsin ve bunları çeşit çeşit rızıklarla merzuk eyle...ve bunları çeşit çeşit rızıklarla merzuk eyle... Ve’b’as fîhim rasûlen minhüm

Ve’b’as fîhim rasûlen minhüm
Buraya bu yerleştirdiğim evlâdımın neslinden bir peygamber çıkar;Buraya bu yerleştirdiğim evlâdımın neslinden bir peygamber çıkar; Ve’b’as fîhim rasûlen minhümVe’b’as fîhim rasûlen minhüm yetlû aleyhim âyâtihî ve yüzekkîhimyetlû aleyhim âyâtihî ve yüzekkîhim onlara senin ayetlerini okusun,onlara senin ayetlerini okusun, onları tertemiz müslümanlar eylesin,onları tertemiz müslümanlar eylesin, onları helâl rızıklarla rızıklandır...” diye dua ediyor.onları helâl rızıklarla rızıklandır...” diye dua ediyor. Yâni, Peygamber Efendimiz için dua ediyor.Yâni, Peygamber Efendimiz için dua ediyor. İçlerinden, yerleştirdiğim bu evlâdımın neslinden öyle bir peygamber getir ki,İçlerinden, yerleştirdiğim bu evlâdımın neslinden öyle bir peygamber getir ki, işte şanı şöyle olsun, böyle olsun diyor.işte şanı şöyle olsun, böyle olsun diyor. Onun için Peygamber Efendimiz,

Onun için Peygamber Efendimiz,
“—Sen kimsin bir anlat.” dedikleri zaman,

“—Sen kimsin bir anlat.” dedikleri zaman,
“—Ben İbrâhim atamın, İbrâhim AS’ın duasıyım.

“—Ben İbrâhim atamın, İbrâhim AS’ın duasıyım.
Tâ o zaman dua etmişti, Allah beni işte burada nerelere getirdi.”Tâ o zaman dua etmişti, Allah beni işte burada nerelere getirdi.” Tabii biliyorsunuz, çok ibretlidir.

Tabii biliyorsunuz, çok ibretlidir.
Yâni İbrâhim AS’ın ihlâsını, samimiyetini anlayın da,Yâni İbrâhim AS’ın ihlâsını, samimiyetini anlayın da, samimiyet neymiş biraz koklayın!samimiyet neymiş biraz koklayın! Güzel kokuları duysun ruhunuz...Güzel kokuları duysun ruhunuz... “—Kes çocuğunu...” deniyor,

“—Kes çocuğunu...” deniyor,
kesmeğe kalkışıyor.kesmeğe kalkışıyor. “—Kurban et!”

“—Kurban et!”
“—Baş üstüne...”

“—Baş üstüne...”
“—Çok sevdiğin hanımını çocuğunla beraber taşların arasına,

“—Çok sevdiğin hanımını çocuğunla beraber taşların arasına,
kayalık bir yere bırak.”kayalık bir yere bırak.” “—Baş üstüne...”

“—Baş üstüne...”
Allahu ekber! Ne İbrâhim AS’mış yâ!

Allahu ekber! Ne İbrâhim AS’mış yâ!
Allah şefaatine erdirsin... Ne fedakârmış.Allah şefaatine erdirsin... Ne fedakârmış. Hem merhametli, hem sevgili, hem aşık;Hem merhametli, hem sevgili, hem aşık; hem de Allah neyi sevdiyse alıyor elinden... Ona veriyor.hem de Allah neyi sevdiyse alıyor elinden... Ona veriyor. “Sen evlat mı istedin, erkek evlat mı istedin?”“Sen evlat mı istedin, erkek evlat mı istedin?” Vermedi vermedi vermedi,Vermedi vermedi vermedi, erkek evladı Hacer Validemiz’den verdi. Yaşlı anında verdi.erkek evladı Hacer Validemiz’den verdi. Yaşlı anında verdi. “—El-hamdülillâh, evlat verdi bana.”

“—El-hamdülillâh, evlat verdi bana.”
“—Çok mu sevdin evladı?”

“—Çok mu sevdin evladı?”
“—Çok sevdim yâ Rabbi! Çok şükür, el-hamdü lillâh!”

“—Çok sevdim yâ Rabbi! Çok şükür, el-hamdü lillâh!”
“—Hadi bakalım, onu götür dağ başına bırak!”

“—Hadi bakalım, onu götür dağ başına bırak!”
“—Pekiyi yâ Rabbi! Veren sensin, bırak diyen de sensin...”

“—Pekiyi yâ Rabbi! Veren sensin, bırak diyen de sensin...”
Şu hale bakın muhterem kardeşlerim!

Şu hale bakın muhterem kardeşlerim!
Biz nasıl müslümanız yâ!Biz nasıl müslümanız yâ! Biz nasıl mü’miniz,Biz nasıl mü’miniz, o peygamberler nasıl insanlarmış muhterem kardeşlerim?o peygamberler nasıl insanlarmış muhterem kardeşlerim? “Verdin, çok şükür.”“Verdin, çok şükür.” E oraya bırak diyor;E oraya bırak diyor; “Pekiyi yâ Rabbi!” diyor, bırakıyor.

“Pekiyi yâ Rabbi!” diyor, bırakıyor.
Rüya da arada sırada geliyor ondan sonra.Rüya da arada sırada geliyor ondan sonra. Tekrar geliyor, tekrar gidiyor.Tekrar geliyor, tekrar gidiyor. Ölmeyecekleri malumu, Allah emretti filan tabii.Ölmeyecekleri malumu, Allah emretti filan tabii. Tekrar geliyor, gidiyor...Tekrar geliyor, gidiyor... Muhterem kardeşlerim!

Muhterem kardeşlerim!
Sabahlara kadar bu sohbetler bitmez,Sabahlara kadar bu sohbetler bitmez, Kur’an-ı Kerîm’in zevkine, keyfine doyulmaz...Kur’an-ı Kerîm’in zevkine, keyfine doyulmaz... Felemmâ beleğa meahu’s-sa’y

Felemmâ beleğa meahu’s-sa’y
Yürüyecek hale gelip de, babasının yanında tıpış tıpış maiyyetinde gezinecek hale gelince,Yürüyecek hale gelip de, babasının yanında tıpış tıpış maiyyetinde gezinecek hale gelince, İsmail AS, emrediyor Allah:İsmail AS, emrediyor Allah: “—Kurban et bu İsmail’i bana!”

“—Kurban et bu İsmail’i bana!”
Hadi... Üf... Anlayın bakalım.

Hadi... Üf... Anlayın bakalım.
Bir baba çok sevdiği evladını,Bir baba çok sevdiği evladını, yıllar yılı dua edip de Allah’tan istediği evladını aldı,yıllar yılı dua edip de Allah’tan istediği evladını aldı, çocuk büyüdü, güzeller güzeli bir çocuk.çocuk büyüdü, güzeller güzeli bir çocuk. Allah emrediyor:Allah emrediyor: “—Kes bu çocuğu, kurban et!

“—Kes bu çocuğu, kurban et!
Al eline bıçağı, sür boğazına, fışkırt kanını, kurban et!”Al eline bıçağı, sür boğazına, fışkırt kanını, kurban et!” “—Peki yâ Rabbi..” diyor.

“—Peki yâ Rabbi..” diyor.
Neden Allah İbrâhim AS’ı Halilullah eylemiş, samimi dost eylemiş?

Neden Allah İbrâhim AS’ı Halilullah eylemiş, samimi dost eylemiş?
Neden?Neden? E pekiyi diyor.E pekiyi diyor. Alıyor çocuğunu, götürüyor:Alıyor çocuğunu, götürüyor: Kàle yâ büneyye innî erâ fi’l-menâmi innî ezbehuke

Kàle yâ büneyye innî erâ fi’l-menâmi innî ezbehuke
“Bana rüyamda vahiy olarak gösterildi ki,“Bana rüyamda vahiy olarak gösterildi ki, seni kesmem lâzım, Allah kes dedi.seni kesmem lâzım, Allah kes dedi. Fenzur mâ zâ terâFenzur mâ zâ terâ Bu işe ne dersin?Bu işe ne dersin? Bir bak bakalım sen bu meseleye ne dersin?” diyor.Bir bak bakalım sen bu meseleye ne dersin?” diyor. Ne der bir çocuk? Babası diyor ki:

Ne der bir çocuk? Babası diyor ki:
“—Seni keseceğim ey yavrum. Yavrucuğum,

“—Seni keseceğim ey yavrum. Yavrucuğum,
Allah seni kes dedi, keseceğim.”Allah seni kes dedi, keseceğim.” Ne der bir evlat düşünün, ne diyebilir, ne der?

Ne der bir evlat düşünün, ne diyebilir, ne der?
Tahmin edin! Hangi evlat babasına nasıl bağlanır, ne cevap verir?Tahmin edin! Hangi evlat babasına nasıl bağlanır, ne cevap verir? Diyor ki:Diyor ki: Yâ ebeti’f’al mâ tü’mer

Yâ ebeti’f’al mâ tü’mer
“Babacığım! Allah sana ne emrettiyse yap.“Babacığım! Allah sana ne emrettiyse yap. Kes kafamı yâ, kes boynumu...Kes kafamı yâ, kes boynumu... Yâ ebeti’f’al mâ tü’merYâ ebeti’f’al mâ tü’mer Emrolunduğun işi yap!Emrolunduğun işi yap! Setecidünî inşâa’llàhu mine’s-sàbirînSetecidünî inşâa’llàhu mine’s-sàbirîn İnşâallah, beni sabırlı bir evlat bulursun.İnşâallah, beni sabırlı bir evlat bulursun. İnşâallah sen benim boğazımı keserken,İnşâallah sen benim boğazımı keserken, sana çırpınıp da bir zarar vermem.sana çırpınıp da bir zarar vermem. Bağlayıver elimi de,Bağlayıver elimi de, gözümü bağlayıver de babacığım sana elimde olmadan can havliylegözümü bağlayıver de babacığım sana elimde olmadan can havliyle zarar vermeyim.” filan diyor.zarar vermeyim.” filan diyor. Anlatırlar kitaplar o kesilme macerasını.

Anlatırlar kitaplar o kesilme macerasını.
Bıçağı eline alır, taşa yatırır İsmâil AS’ı,Bıçağı eline alır, taşa yatırır İsmâil AS’ı, keseceği zaman ne oluyor?keseceği zaman ne oluyor? Koç gönderiyor Allah:Koç gönderiyor Allah: “—Dur yâ İbrâhim!

“—Dur yâ İbrâhim!
Kad saddakte’r-rü’yâ

Kad saddakte’r-rü’yâ
“Rüyadaki emri yerine getireceğin belli oldu.“Rüyadaki emri yerine getireceğin belli oldu. Bu işte sadakatini gösterdin.”Bu işte sadakatini gösterdin.” Ve fedeynâhu bi-zibhin azîm

Ve fedeynâhu bi-zibhin azîm
“Al sana muazzam bir kurban, evlâdının yerine bunu kes!” diyor.“Al sana muazzam bir kurban, evlâdının yerine bunu kes!” diyor. İmtihan.İmtihan. Allah-u Teàlâ Hazretleri insanı,

Allah-u Teàlâ Hazretleri insanı,
nefsine zor gelecek şeyle imtihan eder muhterem kardeşlerim!nefsine zor gelecek şeyle imtihan eder muhterem kardeşlerim! İmtihanı güzel cevap veren,İmtihanı güzel cevap veren, iyi kulluk yapan kazanır.iyi kulluk yapan kazanır. İmtihandan korkan, Allah’ın emrini tutmayan,İmtihandan korkan, Allah’ın emrini tutmayan, yasağını işleyen imtihanı kaybeder.yasağını işleyen imtihanı kaybeder. “—Ben babam İbrâhim AS’ın duasıyım,

“—Ben babam İbrâhim AS’ın duasıyım,
dua etmişti, ben doğdum.dua etmişti, ben doğdum. İbrâhim AS’ın neslinden, İsmâil AS’ın neslinden.İbrâhim AS’ın neslinden, İsmâil AS’ın neslinden. İbrâhim AS’ın duasıyım. Annemin rüyasıyım.”İbrâhim AS’ın duasıyım. Annemin rüyasıyım.” Annesi rüya gördü...Annesi rüya gördü... İşte ben şu sıfata sahibim,

İşte ben şu sıfata sahibim,
bu sıfata sahibim diye Peygamber SAS hadis-i şerîflerinde bildirmiş.bu sıfata sahibim diye Peygamber SAS hadis-i şerîflerinde bildirmiş. Çok aşikâr olarak belli ki...Çok aşikâr olarak belli ki... Okuyorduk biraz, devam edelim.

Okuyorduk biraz, devam edelim.
Aşıkların sevgisi tesir eder insana da, onlara da biraz bir şeyler olur...Aşıkların sevgisi tesir eder insana da, onlara da biraz bir şeyler olur... Tabii her kelimenin mânâsını kardeşlerimiz bilemez,Tabii her kelimenin mânâsını kardeşlerimiz bilemez, atlayarak gidelim:atlayarak gidelim: Hutben okunur minber-i iklim-i bekàda,Hutben okunur minber-i iklim-i bekàda, Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-i cezâda

Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-i cezâda
Gülbenk-i kudûmün çekilir Arş-ı Hüdâda

Gülbenk-i kudûmün çekilir Arş-ı Hüdâda
Esmâ-i şerîfin anılır arz u semâda

Esmâ-i şerîfin anılır arz u semâda
Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim
Hak’tan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim

Hak’tan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim
Ol dem ki nebîlerle velîler kala hayran

Ol dem ki nebîlerle velîler kala hayran
Nefsî deyü dehşetle kopa cümleden efgân

Nefsî deyü dehşetle kopa cümleden efgân
Ye’s ile usâtın ola ahvâli perişân

Ye’s ile usâtın ola ahvâli perişân
Destûr-u şefaatle senindir yine meydân

Destûr-u şefaatle senindir yine meydân
Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim
Haktan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim

Haktan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim
Peygamberler hayran kalır, veliler hayran kalır,

Peygamberler hayran kalır, veliler hayran kalır,
herkes “Nefsî, nefsî” diye dehşetle feryâd eder,herkes “Nefsî, nefsî” diye dehşetle feryâd eder, asilerin ümitsizlikle hali perişan olur ama sanaasilerin ümitsizlikle hali perişan olur ama sana şefaat desturu verilir,

şefaat desturu verilir,
müsaadesi verilir, meydan yine sana bırakılır,müsaadesi verilir, meydan yine sana bırakılır, sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin Efendim.sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin Efendim. Niye çok ismi var Peygamber Efendimiz’in?

Niye çok ismi var Peygamber Efendimiz’in?
Muhterem kardeşlerim!Muhterem kardeşlerim! Sıfattır bunlar.Sıfattır bunlar. İsmi Muhammed, İncil’de Ahmed diye müjdelemiş Allah.İsmi Muhammed, İncil’de Ahmed diye müjdelemiş Allah. Mânâsı aynı...Mânâsı aynı... Muhammed ile Ahmed’in manaları birbirine benziyor.Muhammed ile Ahmed’in manaları birbirine benziyor. Ahmed ism-i tafdîldir, tabii hamdden ism-i tafdîldir.

Ahmed ism-i tafdîldir, tabii hamdden ism-i tafdîldir.
İsm-i fâilin ism-i tafdîli olur,İsm-i fâilin ism-i tafdîli olur, ism-i mef’ûlün de ism-i tafdîli olur.ism-i mef’ûlün de ism-i tafdîli olur. Yâni hamd övmek demek, ahmed övülen mânâsına da gelir,Yâni hamd övmek demek, ahmed övülen mânâsına da gelir, çok hamd eden, çok öğen mânâsına da gelir,çok hamd eden, çok öğen mânâsına da gelir, her iki mânâsı da var.her iki mânâsı da var. Övülen mânâsına geldiği zaman,Övülen mânâsına geldiği zaman, Muhammed mânâsıyla eşit olur.Muhammed mânâsıyla eşit olur. Aynı mânâ demektir yâni.Aynı mânâ demektir yâni. Allah, İsâ AS’a Peygamber Efendimiz’in geleceğini müjdelemiş,

Allah, İsâ AS’a Peygamber Efendimiz’in geleceğini müjdelemiş,
isminin Ahmed olacağını da İncil’de bildirmiş.isminin Ahmed olacağını da İncil’de bildirmiş. Kur’an-ı Kerim’de var, İncil’de var.Kur’an-ı Kerim’de var, İncil’de var. İncil’deki ayetlerde okuduk,İncil’deki ayetlerde okuduk, Kur’an-ı Kerim’de de, İncil’de olduğunu bildiriyor.Kur’an-ı Kerim’de de, İncil’de olduğunu bildiriyor. Bi’smi’llahi’rrahmâni’r-rahîm:Bi’smi’llahi’rrahmâni’r-rahîm: Ve iz kàle îse’bnü meryeme yâ benî isrâîle

Ve iz kàle îse’bnü meryeme yâ benî isrâîle
innî rasûlü’llàhi ileyküm musaddikan limâinnî rasûlü’llàhi ileyküm musaddikan limâ beyne yedeyye mine’t-tevrâti ve mübeşşirenbeyne yedeyye mine’t-tevrâti ve mübeşşiren bi-rasûlün ye’tî min ba’di’smühû ahmedbi-rasûlün ye’tî min ba’di’smühû ahmed “Ben ileride Ahmed isminde bir peygamber geleceğini size müjdelemekle vazifeliyim.” diyor İsâ AS.“Ben ileride Ahmed isminde bir peygamber geleceğini size müjdelemekle vazifeliyim.” diyor İsâ AS. “Allah bildirdi.

“Allah bildirdi.
Ahir zamanda gelecekmiş, adı Ahmed olacakmış.” diye İncil’de bildiriyor.Ahir zamanda gelecekmiş, adı Ahmed olacakmış.” diye İncil’de bildiriyor. Kime bildiriyor?Kime bildiriyor? İsâ AS hristiyanlara bildiriyor.İsâ AS hristiyanlara bildiriyor. Ne hikmeti var, ne sebeple Allah hristiyanlaraNe hikmeti var, ne sebeple Allah hristiyanlara Peygamber Efendimiz’in geleceğini söylettirmiş İsa AS’a?Peygamber Efendimiz’in geleceğini söylettirmiş İsa AS’a? Anlamıyor musun, ne kadar hikmetli...

Anlamıyor musun, ne kadar hikmetli...
Hristiyanlar devam edecek, devam edecek, devam edecek.Hristiyanlar devam edecek, devam edecek, devam edecek. Bir yılda kalmayacak ki,Bir yılda kalmayacak ki, asırlar geçecek, devam edecek, devam edecek, devam edecek...asırlar geçecek, devam edecek, devam edecek, devam edecek... Peygamber-i Zîşânımız doğduğu zaman,

Peygamber-i Zîşânımız doğduğu zaman,
peygamberlik kendisine verildiği zaman, bilecekler ki,peygamberlik kendisine verildiği zaman, bilecekler ki, “Ahmed adında bir peygamber gelecekti, ona tâbi olacaktık biz!” diye“Ahmed adında bir peygamber gelecekti, ona tâbi olacaktık biz!” diye hristiyanlar ona tâbî olsunlar diye.hristiyanlar ona tâbî olsunlar diye. Hristiyanlara önceden bir kolaylık...Hristiyanlara önceden bir kolaylık... “Bak, ileride Ahmed diye bir peygamber gelecek.“Bak, ileride Ahmed diye bir peygamber gelecek. O geldiği zaman sakın karşı gelmeyin, ona uyun, ona iman getirin!” demek bu.O geldiği zaman sakın karşı gelmeyin, ona uyun, ona iman getirin!” demek bu. “—Öyle bir peygamberin geleceğini Peygamber Efendimiz gelmeden evvel,

“—Öyle bir peygamberin geleceğini Peygamber Efendimiz gelmeden evvel,
öyle bir peygamberin geleceğini insanlar bekliyorlar mıydı?”öyle bir peygamberin geleceğini insanlar bekliyorlar mıydı?” Bekliyorlardı.

Bekliyorlardı.
Vallàhi de, billâhi de bekliyorlardı.Vallàhi de, billâhi de bekliyorlardı. Daha Peygamberimiz ortada yokken,

Daha Peygamberimiz ortada yokken,
bir peygamber gelecek diye bekliyorlardı.bir peygamber gelecek diye bekliyorlardı. Bunun misalleri çok. Beklediklerinin delilleri çok...Bunun misalleri çok. Beklediklerinin delilleri çok... Bir tanesi ne?Bir tanesi ne? Delillerinden bir tanesi Selmân el-Fârisî RA.

Delillerinden bir tanesi Selmân el-Fârisî RA.
Selmân el-Fârisî ateşe tapan bir ateşperest dihkanın oğlu idi,

Selmân el-Fârisî ateşe tapan bir ateşperest dihkanın oğlu idi,
köy ağasının, köy muhtarının, kabile başkanının oğluydu.köy ağasının, köy muhtarının, kabile başkanının oğluydu. Ateşe tapmağa götürülürken yolda bir hristiyan papazını görüyor.Ateşe tapmağa götürülürken yolda bir hristiyan papazını görüyor. O zaman Hristiyanlık hak din, daha İslâm gelmemiş.O zaman Hristiyanlık hak din, daha İslâm gelmemiş. Hristiyanlık o zaman geçerli, muteber olan din.Hristiyanlık o zaman geçerli, muteber olan din. Hristiyan papazını görüyor.Hristiyan papazını görüyor. Yâni hak dinden bir rahip görüyor, o rahiple tanışıyor,Yâni hak dinden bir rahip görüyor, o rahiple tanışıyor, ateşperestliği bırakıyor,ateşperestliği bırakıyor, hak din olan Hristiyanlığa giriyor. Hristiyan oluyor.hak din olan Hristiyanlığa giriyor. Hristiyan oluyor. Ama o zaman hristiyanlık, daha İslâm gelmediğinden muteber yâni.Ama o zaman hristiyanlık, daha İslâm gelmediğinden muteber yâni. O zaman hak dine giriyor.O zaman hak dine giriyor. O vefat edince ederken diyor ki:O vefat edince ederken diyor ki: “—Efendim, hocam, üstadım!

“—Efendim, hocam, üstadım!
Siz vefat ediyorsunuz, ben ne yapayım şimdi?”Siz vefat ediyorsunuz, ben ne yapayım şimdi?” “—Filanca şehirde benim sevdiğim dindar bir başka âlim var, ona git!” diyor, ona gidiyor.

“—Filanca şehirde benim sevdiğim dindar bir başka âlim var, ona git!” diyor, ona gidiyor.
O ölüyor, o ölürken,

O ölüyor, o ölürken,
“—Filanca şehirde bir başka şahıs var, ona git.” diyor.

“—Filanca şehirde bir başka şahıs var, ona git.” diyor.
Böyle hocadan hocaya, rahipten rahibe intikal ediyor da

Böyle hocadan hocaya, rahipten rahibe intikal ediyor da
en sonuncu ölürken:en sonuncu ölürken: “—Efendim, bu benim kaderim. Kimin yanına geldiysem ölüyorlar.

“—Efendim, bu benim kaderim. Kimin yanına geldiysem ölüyorlar.
Şimdi ben siz ölünce kime gideyim?” diyor Selmân el-Fârisî.Şimdi ben siz ölünce kime gideyim?” diyor Selmân el-Fârisî. O da diyor ki:O da diyor ki: “—Artık ben böyle iyi, dindar bir insan hatırlamıyorum, bilmiyorum.

“—Artık ben böyle iyi, dindar bir insan hatırlamıyorum, bilmiyorum.
İnsanlar bozuldu. Pek iyilerini hatırlamıyorum.İnsanlar bozuldu. Pek iyilerini hatırlamıyorum. Yalnız ahir zaman peygamberinin gelmesi yaklaştı, sana tavsiye ederimYalnız ahir zaman peygamberinin gelmesi yaklaştı, sana tavsiye ederim Hicaz taraflarına git.Hicaz taraflarına git. Oralardan onun zuhur etme zamanı yakınlaştı,Oralardan onun zuhur etme zamanı yakınlaştı, zaman olarak bize bildirilen zaman yakınlaştı,zaman olarak bize bildirilen zaman yakınlaştı, o tarafa git.” diyor.o tarafa git.” diyor. Selmânü’l-Fârisî, bu Hristiyanların ahir zaman peygamberini beklediklerinin şahididir.

Selmânü’l-Fârisî, bu Hristiyanların ahir zaman peygamberini beklediklerinin şahididir.
Daha başka şahidler çok yâni.Daha başka şahidler çok yâni. Böyle bekliyorlardı.Böyle bekliyorlardı. İnananlar inandı.İnananlar inandı. Muhterem kardeşlerim! Bir başka şahid:

Muhterem kardeşlerim! Bir başka şahid:
Bir yahudi hahamı vardı,Bir yahudi hahamı vardı, Peygamber Efendimiz Medine’ye geldiği zaman bir yahudi haham başı vardı.Peygamber Efendimiz Medine’ye geldiği zaman bir yahudi haham başı vardı. İsmi neydi? Abdullah ibn-i Selâm.İsmi neydi? Abdullah ibn-i Selâm. Selâm oğlu Abdullah adlı bir...Selâm oğlu Abdullah adlı bir... Tabii yahudiler şimdi şalom diyorlar ya,Tabii yahudiler şimdi şalom diyorlar ya, şalom selâm demek yâni.şalom selâm demek yâni. Abdullah ibn-i Selâm diye bir alimleri vardı onların.Abdullah ibn-i Selâm diye bir alimleri vardı onların. Peygamber Efendimiz Medine’ye varınca herkese İslâm’ı anlattı.Peygamber Efendimiz Medine’ye varınca herkese İslâm’ı anlattı. Tebliğ et dedi ya Allah, bildir peygamberliği.Tebliğ et dedi ya Allah, bildir peygamberliği. Herkese anlattı anlattı anlattı, kabilelere anlattı...Herkese anlattı anlattı anlattı, kabilelere anlattı... Mekke’de de öyleydi.

Mekke’de de öyleydi.
Millet panayıra gelirdi, Ukaz panayırına mal satmağa gelirdi,Millet panayıra gelirdi, Ukaz panayırına mal satmağa gelirdi, Peygamber Efendimiz gidip panayıra gelen guruplara İslâm’ı anlatmağa dolaşırdı.Peygamber Efendimiz gidip panayıra gelen guruplara İslâm’ı anlatmağa dolaşırdı. “—Siz nereden geldiniz?”

“—Siz nereden geldiniz?”
“—Taif’ten geldik.”

“—Taif’ten geldik.”
“—Ben peygamberim, ahir zaman peygamberiyim,

“—Ben peygamberim, ahir zaman peygamberiyim,
imana gelin, Allah’ın varlığını, birliğini kabul edin, putlara tapmayın.”imana gelin, Allah’ın varlığını, birliğini kabul edin, putlara tapmayın.” Giderdi ötekilere:

Giderdi ötekilere:
“—Siz nereden geldiniz?”

“—Siz nereden geldiniz?”
“—Biz Necran’dan geldik.”

“—Biz Necran’dan geldik.”
“—Siz nereden geldiniz?”

“—Siz nereden geldiniz?”
“—Biz Yemâme’den geldik.”

“—Biz Yemâme’den geldik.”
Hepsine böyle tebliğ ederdi.

Hepsine böyle tebliğ ederdi.
Medine’de de münafıkların reisine tebliğ etti, başkalarına tebliğ etti,Medine’de de münafıkların reisine tebliğ etti, başkalarına tebliğ etti, geldi sıra bir gün yahudilere tebliğ edecek İslâm’ı,geldi sıra bir gün yahudilere tebliğ edecek İslâm’ı, yahudilerin havrasına gitti. Yahudilere dedi ki:yahudilerin havrasına gitti. Yahudilere dedi ki: “—Ey yahudi cemaati! Sizin kitabınızda...”

“—Ey yahudi cemaati! Sizin kitabınızda...”
Onlara da Musa AS ahir zaman peygamberinden bahsetmiş.Onlara da Musa AS ahir zaman peygamberinden bahsetmiş. Her peygamberin bildirmesi vardır ümmetine.Her peygamberin bildirmesi vardır ümmetine. “Sizin kitabınızda, ayetlerinizde ahir zaman peygamberinden bahsediliyor ya“Sizin kitabınızda, ayetlerinizde ahir zaman peygamberinden bahsediliyor ya ben o peygamberim, ben o ahir zaman peygamberiyim.ben o peygamberim, ben o ahir zaman peygamberiyim. Filanca ayette, falanca ayette bildirilen peygamberim.” diyeFilanca ayette, falanca ayette bildirilen peygamberim.” diye Tevrat’ın ayetlerini onlara — Allah’ın bildirmesiyle— okudu.Tevrat’ın ayetlerini onlara — Allah’ın bildirmesiyle— okudu. Hiç ses çıkartmadılar. Böyle başlarını önlerine eğdiler,

Hiç ses çıkartmadılar. Böyle başlarını önlerine eğdiler,
hayır demediler, evet de demediler. Böyle durdular.hayır demediler, evet de demediler. Böyle durdular. Baktı baktı Peygamber Efendimiz, çıktı.Baktı baktı Peygamber Efendimiz, çıktı. Arkalarından —Peygamber Efendimiz’in yanında birkaç kişi vardı—Arkalarından —Peygamber Efendimiz’in yanında birkaç kişi vardı— Abdullah ibn-i Selâm koştu geldi, dedi ki:Abdullah ibn-i Selâm koştu geldi, dedi ki: “—Yâ Rasûlallah! Sen doğru söylüyorsun, sen haklısın,

“—Yâ Rasûlallah! Sen doğru söylüyorsun, sen haklısın,
Tevrat’ta o ayetler var, ben sana iman ediyorum,Tevrat’ta o ayetler var, ben sana iman ediyorum, sen ahir zaman peygamberisin,sen ahir zaman peygamberisin, bunlar kıskançlıklarından evet demediler,bunlar kıskançlıklarından evet demediler, ama senin sözlerin doğrudur.” dedi.ama senin sözlerin doğrudur.” dedi. Peygamber Efendimiz’in arkasından koştu,Peygamber Efendimiz’in arkasından koştu, bunu böylece söyledi. O da bir şahit...bunu böylece söyledi. O da bir şahit... Çok şahitler vardır.Çok şahitler vardır. Çok şahitler var.

Çok şahitler var.
Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Peygamber Efendimiz’in bir adı Ahmed’di,Peygamber Efendimiz’in bir adı Ahmed’di, dedesi Muhammed adını koymuştu.dedesi Muhammed adını koymuştu. Muhammed, çok övülmüş demek. YâniMuhammed, çok övülmüş demek. Yâni hamide övmek demek, hammede çok övmek demek.hamide övmek demek, hammede çok övmek demek. Teksîr, çokluk mânâsı varTeksîr, çokluk mânâsı var o sîgaya geldiği zaman fiilde o mânâ oluyor.o sîgaya geldiği zaman fiilde o mânâ oluyor. Muhammed de çok övülmüş demek.Muhammed de çok övülmüş demek. Dediler ki:

Dediler ki:
“—Yâ Abde’l-muttalib! Sen bu torununa böyle aramızda muteber

“—Yâ Abde’l-muttalib! Sen bu torununa böyle aramızda muteber
ve tanınmış ve bilinmiş olmayan bir garip isim koydun,ve tanınmış ve bilinmiş olmayan bir garip isim koydun, niye bu ismi koydun?” dediler,niye bu ismi koydun?” dediler, “—Yerde de gökte de bu torunum övülsün diye koydum.” dedi.

“—Yerde de gökte de bu torunum övülsün diye koydum.” dedi.
Tabii Allah ilham ediyor.

Tabii Allah ilham ediyor.
Onun kalbine o ismi koydurmasını Allah ilham ediyor.Onun kalbine o ismi koydurmasını Allah ilham ediyor. Onun için Ahmed’dir, Muhammed’dir, Mahmud’dur.Onun için Ahmed’dir, Muhammed’dir, Mahmud’dur. Mahmud da ne demek?Mahmud da ne demek? O da hamide kökünden ismi mef’uldür.O da hamide kökünden ismi mef’uldür. O da övülmüş demek.O da övülmüş demek. Hepsi aynı mânâya.Hepsi aynı mânâya. Ahmed; çok övülmüş, Mahmud; övülmüş,Ahmed; çok övülmüş, Mahmud; övülmüş, Muhammed de çok çok sık sık övülmüş demek.Muhammed de çok çok sık sık övülmüş demek. Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim
Çeşit çeşit isimlerle anılmış Peygamber Efendimiz,

Çeşit çeşit isimlerle anılmış Peygamber Efendimiz,
çeşit çeşit sıfatlarla mübarek kılınmış, tebcil edilmiş.çeşit çeşit sıfatlarla mübarek kılınmış, tebcil edilmiş. Ümmiddeyiz ye’s ile ah eylemeyiz biz

Ümmiddeyiz ye’s ile ah eylemeyiz biz
Sermâye-i imanı tebah eylemeyiz biz.

Sermâye-i imanı tebah eylemeyiz biz.
Bâbın koyup ağyârı penâh eylemeyiz

Bâbın koyup ağyârı penâh eylemeyiz
biz Bir kimseye sâyende nigâh eylemeyiz

biz Bir kimseye sâyende nigâh eylemeyiz
biz Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim

biz Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim
Hak’tan bize sultàn-ı müeyyedsin Efendim

Hak’tan bize sultàn-ı müeyyedsin Efendim
Ümiddeyiz yâ Rasûlüllah,

Ümiddeyiz yâ Rasûlüllah,
ye’se düşmüş değiliz, ümitsiz değiliz.ye’se düşmüş değiliz, ümitsiz değiliz. Ah eylemiyoruz o bakımdan,Ah eylemiyoruz o bakımdan, Peygamber-i Zîşânımız var, şefaatçimiz var diye ümitteyiz.Peygamber-i Zîşânımız var, şefaatçimiz var diye ümitteyiz. Sermâye-i imanı tebah eylemeyiz,Sermâye-i imanı tebah eylemeyiz, yâni ümide düşüp imanımızı tehlikeye düşürmeyiz.yâni ümide düşüp imanımızı tehlikeye düşürmeyiz. Çünkü ümitsizliğe düşmek imanda yok.Çünkü ümitsizliğe düşmek imanda yok. Allah Kur’an-ı Kerim’de ümitsizliği yasaklamıştır.Allah Kur’an-ı Kerim’de ümitsizliği yasaklamıştır. Lâ taknetû min rahmeti’llâh

Lâ taknetû min rahmeti’llâh
“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin!” demiş.“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin!” demiş. Onun için öyle imanın sermâyesini harcamayız.Onun için öyle imanın sermâyesini harcamayız. Ümidimiz var yâni, ümidi kesmeyiz.Ümidimiz var yâni, ümidi kesmeyiz. “Bâbın koyup ağyârı penâh eylemeyiz biz.”

“Bâbın koyup ağyârı penâh eylemeyiz biz.”
Senin kapını koyup da başkasının, gayrinin şeyine dayanmayız biz.Senin kapını koyup da başkasının, gayrinin şeyine dayanmayız biz. Sana sarılmışız. “Bir kimseye sâyende nigâh eylemeyiz biz” başkasına bakmayız.Sana sarılmışız. “Bir kimseye sâyende nigâh eylemeyiz biz” başkasına bakmayız. Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin
Efendim Haktan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim

Efendim Haktan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim
Sonuncusunu okuyorum:

Sonuncusunu okuyorum:
Bî-çâredir ümmetlerin nisyânına bakma,

Bî-çâredir ümmetlerin nisyânına bakma,
Dest-i red urup hasret ile düzaha yakma, Rahmeyle,Dest-i red urup hasret ile düzaha yakma, Rahmeyle, aman ateş-i hicrânına yakma,aman ateş-i hicrânına yakma, Ez cümle kulun Galib-i pür cürmü bırakma,Ez cümle kulun Galib-i pür cürmü bırakma, Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin Efendim
Haktan bize sultàn-ı müeyyedsin Efendim

Haktan bize sultàn-ı müeyyedsin Efendim
Ümmetlerin biçaredir,

Ümmetlerin biçaredir,
onların isyanlarına, kusurlarına bakma yâ Rasûlüllah!onların isyanlarına, kusurlarına bakma yâ Rasûlüllah! Reddedip de hasret ile ateşlere yakma bizleri yâ Rasûlallah!Reddedip de hasret ile ateşlere yakma bizleri yâ Rasûlallah! Rahmette aman hicrân ateşine bizleri düşürme,Rahmette aman hicrân ateşine bizleri düşürme, ayrılık ateşine düşürme,ayrılık ateşine düşürme, sizinle beraber olmak istiyoruz,sizinle beraber olmak istiyoruz, ayrı düşürme bizi, ezcümle bunlar arasında, o ümmetin arasındaayrı düşürme bizi, ezcümle bunlar arasında, o ümmetin arasında şu Gàlib-i pürcürmü de bırakma bir kenarda.şu Gàlib-i pürcürmü de bırakma bir kenarda. Tabii o Gàlip demiş, ben Esad derim, sen Ahmed dersin, adın neyse onu koyarsın oraya.Tabii o Gàlip demiş, ben Esad derim, sen Ahmed dersin, adın neyse onu koyarsın oraya. Bizi de bırakma yâ Rasûlüllah!Bizi de bırakma yâ Rasûlüllah! “Sen Ahmed ü Mahmudu Muhammed’sin Efendim!”“Sen Ahmed ü Mahmudu Muhammed’sin Efendim!” Peygamber Efendimiz’in ismi Muhammed ile amân kelimesi

Peygamber Efendimiz’in ismi Muhammed ile amân kelimesi
Ebced hesabıyla aynı düşüyor, rakam aynı,Ebced hesabıyla aynı düşüyor, rakam aynı, ikisi de aynı rakama çıkıyor.ikisi de aynı rakama çıkıyor. Amân lafzı senin ism-i şerîfinle müsâvidir.

Amân lafzı senin ism-i şerîfinle müsâvidir.
Aman’ı da hesaplarsan aynı,

Aman’ı da hesaplarsan aynı,
Muhammed’i de hesaplarsan aynı rakam çıkıyor.Muhammed’i de hesaplarsan aynı rakam çıkıyor. Amân lafzı senin ism-i şerîfinle müsâvidir.

Amân lafzı senin ism-i şerîfinle müsâvidir.
Anınçün aşıkın zikri aman’dır yâ Rasûlallàh!Anınçün aşıkın zikri aman’dır yâ Rasûlallàh!
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2