Namaz Vakitleri
İstanbul
19 Zilka'de 1447
06 May 2026
Detaylı Arama

Şeytanin Fitnesi Ve Nefsin İmtihani

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Şeytanin Fitnesi Ve Nefsin İmtihani

Mehmed Zahid KOTKU


İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

Eûzubillahimineşşeytânirracîm.Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn

el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn
es-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. es-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ’lemû eyyühe’l-ihvân,İ’lemû eyyühe’l-ihvân, enne efdale’l-kitâbi kitâbullâh,enne efdale’l-kitâbi kitâbullâh, fe-enne efdale’l-hedyi hedyu Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem fe-enne efdale’l-hedyi hedyu Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra’l-umûri muhdesâtuhâve şerra’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’ahve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâlehve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nârve külle dalâletin fi’n-nâr ve bi’s-senedi’l-muttasili ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellemeve bi’s-senedi’l-muttasili ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:ennehû kâl: İnne iblîse yeb'asü eşedde ashâbihî

İnne iblîse yeb'asü eşedde ashâbihî
ve akvâ ashâbihî ilâ men yesneu'l-ma'rûfe fî mâlihî.ve akvâ ashâbihî ilâ men yesneu'l-ma'rûfe fî mâlihî. Ravâhü’t-Taberânî an İbn Abbâs.

Ravâhü’t-Taberânî an İbn Abbâs.
Sadaka Rasûlüllâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.

Sadaka Rasûlüllâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.
İblis aleyhillaneye biz iman ederiz, varlıklarına.

İblis aleyhillaneye biz iman ederiz, varlıklarına.
Bizim şeytan dediğimiz yani.Bizim şeytan dediğimiz yani. Bunun da bir hükümeti var yani, bu kral.Bunun da bir hükümeti var yani, bu kral. Etrafında birçok tebaası var.Etrafında birçok tebaası var. Bu tebaasını sevk eder etrafa.Bu tebaasını sevk eder etrafa. Tabi ashabının da içinde becerikliler var, beceriksizler var.Tabi ashabının da içinde becerikliler var, beceriksizler var. Bu becerikli olan, eşedde ashâbihî ve akvâ,Bu becerikli olan, eşedde ashâbihî ve akvâ, en kuvvetlilerini yani beceriklilerini bunları sevk eder.en kuvvetlilerini yani beceriklilerini bunları sevk eder. İlâ men yesneu'l-ma'rûfe, hayır işleyenlere.İlâ men yesneu'l-ma'rûfe, hayır işleyenlere. Hayır işleyenleri kandırırlar. Hayır işleyenleri kandırırlar. Paralarını harcamasınlar, vermesinler hayırlara, diyerekten.Paralarını harcamasınlar, vermesinler hayırlara, diyerekten. Aralarına fitne düşürür.Aralarına fitne düşürür. Şu yap, bir yap.Şu yap, bir yap. Bunların birçok kendisine göre desiseleri var tabi.Bunların birçok kendisine göre desiseleri var tabi. Bu desiseleri içeriye sevk edecek, bu iyilikleri yaptırmamak istiyor.Bu desiseleri içeriye sevk edecek, bu iyilikleri yaptırmamak istiyor. O, İblis aleyhillane, demek iyilik yapan insanlara ma'ruf.

O, İblis aleyhillane, demek iyilik yapan insanlara ma'ruf.
İkram, ihsan yapan insanlara en kuvvetli, en aldatıcı,İkram, ihsan yapan insanlara en kuvvetli, en aldatıcı, idlal edici güruhu onlara sevk ediyor.idlal edici güruhu onlara sevk ediyor. Ki kandırın canı, mallarını tasadduk etmesinler,Ki kandırın canı, mallarını tasadduk etmesinler, aralarını bozun, işlerini bozun, ne yapacaksanız yapın.aralarını bozun, işlerini bozun, ne yapacaksanız yapın. Vesvese verin, korkutun.Vesvese verin, korkutun. Sonra fakir kalırsınız, şu olur bu olur, diyerektenSonra fakir kalırsınız, şu olur bu olur, diyerekten Allah cümlemizi şerrinden muhafaza etsin.Allah cümlemizi şerrinden muhafaza etsin. Onun için insan şimdi korktuğuna karşıOnun için insan şimdi korktuğuna karşı kendisini dayayacak bir yer arar. kendisini dayayacak bir yer arar. Bu korktuğun el ile tutulmaz, gözle görülmez.Bu korktuğun el ile tutulmaz, gözle görülmez. El ile tutulmayıp gözle görülmeyen bu düşman hakkındanEl ile tutulmayıp gözle görülmeyen bu düşman hakkından kendimiz gelemeyiz. kendimiz gelemeyiz. Binaenaleyh, o düşmanın sahibi olan Allah'a.Binaenaleyh, o düşmanın sahibi olan Allah'a. Köpek saldırır adama, çoban köpeği, ısıracak.Köpek saldırır adama, çoban köpeği, ısıracak. “Aman çoban, kurtar beni”, dersin.“Aman çoban, kurtar beni”, dersin. Ya Allah bunun şerrinden bizi halas eyle.Ya Allah bunun şerrinden bizi halas eyle. İnne iblis lemmâ raâ âdeme ecvefe

İnne iblis lemmâ raâ âdeme ecvefe
kâle ve izzetike lâ ahrucü min cevfihî mâ dâme fîhi'r-rûhu. Lâ ehûlü beynehû ve beyne't-tevbeti mâ dâme rûhu fihi.kâle ve izzetike lâ ahrucü min cevfihî mâ dâme fîhi'r-rûhu. Lâ ehûlü beynehû ve beyne't-tevbeti mâ dâme rûhu fihi. İlâ âhiri’l-hadîs. Hadis uzun.

İlâ âhiri’l-hadîs. Hadis uzun.
Adem aleyhisselam’ı Cenab-ı Hak yarattı.

Adem aleyhisselam’ı Cenab-ı Hak yarattı.
Şeytan şöyle bir baktı ona toprak halinde,Şeytan şöyle bir baktı ona toprak halinde, ceset halinde yani yaratılmış. ceset halinde yani yaratılmış. Baktı ki içimiz tabi boş ya.Baktı ki içimiz tabi boş ya. Buraya baktı ki içi boş. Dedi ki: Buraya baktı ki içi boş. Dedi ki: “Ya Rabbi, ben izzet ve celaline kasem ederim ki

“Ya Rabbi, ben izzet ve celaline kasem ederim ki
bunun içinden, bunun canı durdukça çıkmam ben. bunun içinden, bunun canı durdukça çıkmam ben. Bunun içindeyim ben yani.Bunun içindeyim ben yani. Bunun içinden ayrılmam, çıkmam”, dedi. Bunun içinden ayrılmam, çıkmam”, dedi. Fe kala’llâhü azze ve celle: Hz. Allah celle ve alâ da buyurdu ki:

Fe kala’llâhü azze ve celle: Hz. Allah celle ve alâ da buyurdu ki:
Ve izzeti, İzzet-i Celal'in hakkı için.

Ve izzeti, İzzet-i Celal'in hakkı için.
Lâ ehûlü beynehû ve beyne't-tevbeti. Lâ ehûlü beynehû ve beyne't-tevbeti. Onun da ben tövbesinin arasına mani koymam.Onun da ben tövbesinin arasına mani koymam. Mâ dame ruhu fihi, sen onun içinden çıkmayacağım diyorsun ya,Mâ dame ruhu fihi, sen onun içinden çıkmayacağım diyorsun ya, onun da ruhu olduğu müddetçe ben de onun tövbesine hail olmam.onun da ruhu olduğu müddetçe ben de onun tövbesine hail olmam. Binaenaleyh her zaman tövbe ettikçe de onun,Binaenaleyh her zaman tövbe ettikçe de onun, senin yaptığın iğvaların hepsi boşa gider.senin yaptığın iğvaların hepsi boşa gider. Ben de onların tövbelerini kabul ediveririm.Ben de onların tövbelerini kabul ediveririm. Ta gargara haline kadar. Bizde müsaade çok.Ta gargara haline kadar. Bizde müsaade çok. Fakat bu müsaadeden istifade edip de suistimal etmemek lazım. Fakat bu müsaadeden istifade edip de suistimal etmemek lazım. Çünkü insanın nasıl ve ne zaman öleceğini kimse bilmez olduğu gibi,Çünkü insanın nasıl ve ne zaman öleceğini kimse bilmez olduğu gibi, bir kere ta 60'ına 70’ine kadar şeytana alet olmuş da insan,bir kere ta 60'ına 70’ine kadar şeytana alet olmuş da insan, şeytana alet olmuş,şeytana alet olmuş, 60'tan 70'ten sonra tövbekar olmuş;60'tan 70'ten sonra tövbekar olmuş; Allah affedicidir ama o şeytanın huyları ondan çıkmaz ki.Allah affedicidir ama o şeytanın huyları ondan çıkmaz ki. O öğrendiği, o güne kadar yapageldiği şeytanlık onda bakidir. O öğrendiği, o güne kadar yapageldiği şeytanlık onda bakidir. Yine icabında her şeyi yapacaktır o.Yine icabında her şeyi yapacaktır o. Onun için şeytanın daha gençlik zamanında,Onun için şeytanın daha gençlik zamanında, çünkü şeytana gençlik devrinde, kuvvet o zaman oluyor ya insanlarda,çünkü şeytana gençlik devrinde, kuvvet o zaman oluyor ya insanlarda, o gençlik devrindeyken galebe çalarsan, o gençlik devrindeyken galebe çalarsan, sen ihityarladığın vakitte zayıflayacaksın.sen ihityarladığın vakitte zayıflayacaksın. Dermanın da azalacak, kuvvetin de azalacak.Dermanın da azalacak, kuvvetin de azalacak. Şeytan ise gitgide kuvvetleniyor. Şeytan ise gitgide kuvvetleniyor. Onun arkasından gelmesi zor olur.Onun arkasından gelmesi zor olur. Onun için gençlikteyken Allah hepimizeOnun için gençlikteyken Allah hepimize onun sözünü dinlememek suretiyle yardımcımız olsun Cenab-ı Hakk.onun sözünü dinlememek suretiyle yardımcımız olsun Cenab-ı Hakk. Yine bir tane daha okuyacağım:

Yine bir tane daha okuyacağım:
İnne iblise lehu hurtumun kehurtumi’l-kelb.

İnne iblise lehu hurtumun kehurtumi’l-kelb.
Şeytan aleyhillanenin bir burnu varmış, hurtum dediğimiz.Şeytan aleyhillanenin bir burnu varmış, hurtum dediğimiz. Köpeğin burnu gibi.Köpeğin burnu gibi. Fakat bu, filinki gibi desek daha doğru olacak. Yani uzar bir şey.Fakat bu, filinki gibi desek daha doğru olacak. Yani uzar bir şey. Vâdi’uhû alâ kalbi’bni Âdem.Vâdi’uhû alâ kalbi’bni Âdem. Adamın içine bunu uzatıyor.Adamın içine bunu uzatıyor. Adamın içine iliştirilebilen bunun hünerli bir burnu var.Adamın içine iliştirilebilen bunun hünerli bir burnu var. Yani ne derler ona? Cazılı bir burnu var bunun.Yani ne derler ona? Cazılı bir burnu var bunun. Cazılı bir burnu var.Cazılı bir burnu var. Bizimki gibi sabit değil.Bizimki gibi sabit değil. Bunu, adam olanın kalbine yerleştiriyor.Bunu, adam olanın kalbine yerleştiriyor. Yüzekkir’ş-şehevât.

Yüzekkir’ş-şehevât.
Başlıyor ona, şehvetleri tatlı tatlı ballandırmaya ona.Başlıyor ona, şehvetleri tatlı tatlı ballandırmaya ona. Şehvetleri ballandırıyor.Şehvetleri ballandırıyor. Ve’l-lezzât, lezzetler de yemeleri, içmeleri, Ve’l-lezzât, lezzetler de yemeleri, içmeleri, yaşamaları böyle ona tatlı tatlı ballandırıyor.yaşamaları böyle ona tatlı tatlı ballandırıyor. Ve ye'tihi bi’l-vesveseti ala kalbihî.Ve ye'tihi bi’l-vesveseti ala kalbihî. Bir de acize bir vesvese veriyor.Bir de acize bir vesvese veriyor. liyüşekkikehu fi Rabbihi. liyüşekkikehu fi Rabbihi. Bir de Allah hakkında şekke düşürüyor, şüpheye düşürüyor.Bir de Allah hakkında şekke düşürüyor, şüpheye düşürüyor. Bunlar tabiatın hatarıdır diyor.Bunlar tabiatın hatarıdır diyor. Bak görmüyor musun işte, şunlar oluyor, bunlar oluyor.Bak görmüyor musun işte, şunlar oluyor, bunlar oluyor. Tabiat kanunlarıdır, diye saplanıyor oraya.Tabiat kanunlarıdır, diye saplanıyor oraya. Şekke düşürüyor, şirke düşürüyor.Şekke düşürüyor, şirke düşürüyor. Eğer size de, sizin de başınıza böyle bir hal gelirse,Eğer size de, sizin de başınıza böyle bir hal gelirse, sizi şekke düşürecek şeytanın bir vesvesesi gelirse,sizi şekke düşürecek şeytanın bir vesvesesi gelirse, geçen bir müezzin efendi geldi Üsküdar'dan.geçen bir müezzin efendi geldi Üsküdar'dan. Bilmem nerenin müezzini.Bilmem nerenin müezzini. Dehşetli şeytan buna musallat olmuş.Dehşetli şeytan buna musallat olmuş. Neredeyse baştan çıkaracakmış diyor, hafızmış da kendisi.Neredeyse baştan çıkaracakmış diyor, hafızmış da kendisi. “Öyle şeyler söylüyor ki bana hocaefendi,” diyor.

“Öyle şeyler söylüyor ki bana hocaefendi,” diyor.
“Beni zorluyor, bunları yap diyerekten,” diyor.“Beni zorluyor, bunları yap diyerekten,” diyor. “Neredeyse namazı da kıldırttırmayacak bana” diyor.“Neredeyse namazı da kıldırttırmayacak bana” diyor. Öyle bir hale düşürmüş. Öyle bir hale düşürmüş. Yani Allah şerrinden muhafaza etsin, belalı bir mahluktur.Yani Allah şerrinden muhafaza etsin, belalı bir mahluktur. Feizâ kâle'l-abd. Kul dediği vakitte.

Feizâ kâle'l-abd. Kul dediği vakitte.
Euzu billahi’s-semiu’l alim mine’ş-şeytanir’racimEuzu billahi’s-semiu’l alim mine’ş-şeytanir’racim ve eûzü billâhi en yehdurûne inne’llâhe hüve’s-semî'ul alîm.ve eûzü billâhi en yehdurûne inne’llâhe hüve’s-semî'ul alîm. Bu da okudu mu.Bu da okudu mu. Hanese’l hurtumu ani’l-kalbi.Hanese’l hurtumu ani’l-kalbi. Güzel. Çeker, alır. Kalbi, onun vesvesesinden kurtulur yani.Güzel. Çeker, alır. Kalbi, onun vesvesesinden kurtulur yani. Onun için Cenab-ı Hakk'a daima sığınmak.Onun için Cenab-ı Hakk'a daima sığınmak. Bu biz, ya Rabbi sana sığınırız deriz ama bu bizim dememizBu biz, ya Rabbi sana sığınırız deriz ama bu bizim dememiz pek bir mana ifade etmiyor.pek bir mana ifade etmiyor. Allah celle ve alânın öğrettiği ve Resul'ünün öğrettiğiAllah celle ve alânın öğrettiği ve Resul'ünün öğrettiği dualarla yapılırsa bu tesirli olur. dualarla yapılırsa bu tesirli olur. Yoksa bizim kendiliğimizden, uydurduğumuz,Yoksa bizim kendiliğimizden, uydurduğumuz, ya Rabbi sana sığınıyoruz bu şeytanın, deyip duruyoruz bunları ya.ya Rabbi sana sığınıyoruz bu şeytanın, deyip duruyoruz bunları ya. Onun için candan olaraktan,Onun için candan olaraktan, burada Cenab-ı Peygamber'in bize öğrettiği gibi,burada Cenab-ı Peygamber'in bize öğrettiği gibi, Eûzü billâhi semî'ul alîm mineş-şeytânirracîmEûzü billâhi semî'ul alîm mineş-şeytânirracîm ve eûzü billâhi en yehdûrûn innellâhe hüves-semî'ul alîm.ve eûzü billâhi en yehdûrûn innellâhe hüves-semî'ul alîm. İnne iblis, yine o kafir. Yakduru şeyatinehu.

İnne iblis, yine o kafir. Yakduru şeyatinehu.
Yine amel, avenetli toplar başına. Feyekûlu der.Yine amel, avenetli toplar başına. Feyekûlu der. Aleyküm billahmi ve biküllü müskirin ve bi’n-nisa.Aleyküm billahmi ve biküllü müskirin ve bi’n-nisa. Size dersim olsun, nasihatim olsun.Size dersim olsun, nasihatim olsun. Siz insanları et yemeye, içki içmeyeSiz insanları et yemeye, içki içmeye ve kadınlarla gayri meşru münasebette bulunmayave kadınlarla gayri meşru münasebette bulunmaya sevk etmenin çarelerini arayın, bulun, becerin.sevk etmenin çarelerini arayın, bulun, becerin. Feinni, çünkü ben, hocaları ya.Feinni, çünkü ben, hocaları ya. Lem ecid cima’a’şerri illâ fihâ.Lem ecid cima’a’şerri illâ fihâ. Bütün şerlerin başına bunlarda buldum diyor, bu üç şeyde.Bütün şerlerin başına bunlarda buldum diyor, bu üç şeyde. Başka şeylerle uğraşmayın.Başka şeylerle uğraşmayın. Onlara eti teşvik edin, et yesinler çok.Onlara eti teşvik edin, et yesinler çok. Et, tabi muhtaçtır insan gibi yemeği ama zulmanidir.Et, tabi muhtaçtır insan gibi yemeği ama zulmanidir. Mahluk, hayvan etleri zulmet yaratır insanın vücudunda.Mahluk, hayvan etleri zulmet yaratır insanın vücudunda. Nebati maddeler nuranidir, nur yapar insanın vücudunda.Nebati maddeler nuranidir, nur yapar insanın vücudunda. Bunun için erbab-ı sülûke et yedirmezler,Bunun için erbab-ı sülûke et yedirmezler, sebebi bu, zulmet olmasın diyerekten. sebebi bu, zulmet olmasın diyerekten. Etin gayrı olan nebati yerden biten nebatlarsa insanda nur ihsan eder.Etin gayrı olan nebati yerden biten nebatlarsa insanda nur ihsan eder. Şimdi mesela Hindistan'da varmış bir millet, et yemezlermiş onlar.

Şimdi mesela Hindistan'da varmış bir millet, et yemezlermiş onlar.
Et yiyenlerle de kavga edermiş.Et yiyenlerle de kavga edermiş. Sonra şimdi bizim burada da çıkmış mesela bir cemiyet,Sonra şimdi bizim burada da çıkmış mesela bir cemiyet, et yemez cemiyeti diyorlarmış adına.et yemez cemiyeti diyorlarmış adına. Bunlar da etin aleyhinde. Fakat biz öyle değil.Bunlar da etin aleyhinde. Fakat biz öyle değil. Peygamberimiz’in yaptığı gibi yiyeceğiz.Peygamberimiz’in yaptığı gibi yiyeceğiz. Ama ne yapalım, ne yapalım? Öyle her gün ete düşkün olursak,Ama ne yapalım, ne yapalım? Öyle her gün ete düşkün olursak, o zulmet peyda eder.o zulmet peyda eder. Onun için Hazreti Ömer kırk günde,Onun için Hazreti Ömer kırk günde, kırk gün böyle üst üste et yiyenleri dövermiş.kırk gün böyle üst üste et yiyenleri dövermiş. Ete düşkün olmak iyi değildir.Ete düşkün olmak iyi değildir. Sonra müşkülat,Sonra müşkülat, tabiatıyla Allah-u Teala'nın yasak ettiği bir şey. tabiatıyla Allah-u Teala'nın yasak ettiği bir şey. Artık bu üzümün suyudur diyerekten küfre gitmenin lüzumu yok.Artık bu üzümün suyudur diyerekten küfre gitmenin lüzumu yok. Bu üzümün suyudur der,Bu üzümün suyudur der, bunu helal itikad edersen insan Allah hakkıdır diye, küfre girer.bunu helal itikad edersen insan Allah hakkıdır diye, küfre girer. İçersen sarhoşluk, günah-ı kebair işlemiş olursun.İçersen sarhoşluk, günah-ı kebair işlemiş olursun. Helaldir diyecek olursan, ne beis vardır diyecek olursan,Helaldir diyecek olursan, ne beis vardır diyecek olursan, bu sefer farkı olmaz insanın Allah esirgeye. bu sefer farkı olmaz insanın Allah esirgeye. Ve bi’n-nisa. İkincisi de kadın.

Ve bi’n-nisa. İkincisi de kadın.
Kadın baş belasıdır.Kadın baş belasıdır. Geçen ki derste de geçti ya.Geçen ki derste de geçti ya. Şeytanın avı, şeytanın avı yalnız kadın.Şeytanın avı, şeytanın avı yalnız kadın. Kadın vasıtası ile şeytan avlıyor insanları.Kadın vasıtası ile şeytan avlıyor insanları. Onun için, kendi kadının da olsa, nikahlı kadın da olsa, Onun için, kendi kadının da olsa, nikahlı kadın da olsa, onunla cinsi muamelelerionunla cinsi muameleleri ve şehvani hareketleri çok yapan insan makbul değildir.ve şehvani hareketleri çok yapan insan makbul değildir. Yani eli kadının şurasından burasından ayrılmayan insanlar,Yani eli kadının şurasından burasından ayrılmayan insanlar, şehvetinin esiri insan demektir ki, şehvetinin esiri insan demektir ki, helal olur ama makbul değildir.helal olur ama makbul değildir. Helal olduğu hâlde bile ifrada kaçmamak lazım. Helal olduğu hâlde bile ifrada kaçmamak lazım. İnne İbrahim (sav) hemme en yed'üve ve alâ ehli Irâk.

İnne İbrahim (sav) hemme en yed'üve ve alâ ehli Irâk.
Demek ki evvela Irak'ta bulunuyormuş İbrahim aleyhisselam da Demek ki evvela Irak'ta bulunuyormuş İbrahim aleyhisselam da onlardan gördüğü yanlış harekatlara göreonlardan gördüğü yanlış harekatlara göre onların aleyhinde bir beddua etmek istemiş. onların aleyhinde bir beddua etmek istemiş. Fe evhallahu ileyhi.

Fe evhallahu ileyhi.
Derhal Cenab-ı Hak, çünkü peygamberler masumdur,Derhal Cenab-ı Hak, çünkü peygamberler masumdur, onlardan öyle yanlış bir şey sadır olmaz.onlardan öyle yanlış bir şey sadır olmaz. Çünkü imdatlarına derhal Allah yetişiyor.Çünkü imdatlarına derhal Allah yetişiyor. Fe evhallah, Cenab-ı Hak vahyetti ki,Fe evhallah, Cenab-ı Hak vahyetti ki, la tef'al, sakın öyle beddua etme. la tef'al, sakın öyle beddua etme. Feinni, çünkü ben, cealtu hazeine ilmi fihim.Feinni, çünkü ben, cealtu hazeine ilmi fihim. Burada hazine ilmi var, Ebu Hanife gelecek oradan.Burada hazine ilmi var, Ebu Hanife gelecek oradan. Ve eskentu’r-rahmete kulübehüm.Ve eskentu’r-rahmete kulübehüm. Bunların kalplerinde merhamet denilen şey vardır.Bunların kalplerinde merhamet denilen şey vardır. Cenab-ı Hak onları vermiş. Şimdi size ünlü bir misali söyleyeyim.Cenab-ı Hak onları vermiş. Şimdi size ünlü bir misali söyleyeyim. Tabi biz de yabancıydık, bizden evvel giden hacı efendiler de yabancıydı.

Tabi biz de yabancıydık, bizden evvel giden hacı efendiler de yabancıydı.
Bir yer yabancı.Bir yer yabancı. Fakat onlar, müslüman hacı kardeşler geldi diyerekten,Fakat onlar, müslüman hacı kardeşler geldi diyerekten, bizim 40 mı 50 mi araba, İmam-ı Azam Camisi'nin önüne konmuşlar.bizim 40 mı 50 mi araba, İmam-ı Azam Camisi'nin önüne konmuşlar. Bunlar da Türk hacıları geldi diyerekten,Bunlar da Türk hacıları geldi diyerekten, hemen o hacı efendileri 5 o, 10 o, 15 o emrine alıvermişler.hemen o hacı efendileri 5 o, 10 o, 15 o emrine alıvermişler. Güzelce onları kendilerine misafir etmişler, karınlarını doyurmuşlar, Güzelce onları kendilerine misafir etmişler, karınlarını doyurmuşlar, akşam da yatırmışlar.akşam da yatırmışlar. Sabahleyin sabah namazına gelmişler camiye, gidecekler. Demişler ki:Sabahleyin sabah namazına gelmişler camiye, gidecekler. Demişler ki: “Yok sabahleyin kahvaltıyı yapmadan salmayız.”

“Yok sabahleyin kahvaltıyı yapmadan salmayız.”
“Yok biz gideceğiz, yolumuz bizim. Eksik olmayın.”

“Yok biz gideceğiz, yolumuz bizim. Eksik olmayın.”
Hemen derhal fırına gitmiş adam, 2 bin kişiymişler.

Hemen derhal fırına gitmiş adam, 2 bin kişiymişler.
2 bin kişiye, 2 bin tane sabah kahvaltısı yağlı pide, kıymalı pide.2 bin kişiye, 2 bin tane sabah kahvaltısı yağlı pide, kıymalı pide. Buyrun, buyrun, buyrun hepsini vermişler.Buyrun, buyrun, buyrun hepsini vermişler. Eskentu rahmete, diyor Cenab-ı Hak.Eskentu rahmete, diyor Cenab-ı Hak. Bu rahmeti demek bu kanun içine koymuş. Biz bunu yapamayız.Bu rahmeti demek bu kanun içine koymuş. Biz bunu yapamayız. Geçen gün buraya şey geldi, Cezayirliler geldi,

Geçen gün buraya şey geldi, Cezayirliler geldi,
sabah namazına gelmişler.sabah namazına gelmişler. Nereden geldiyse adam.Nereden geldiyse adam. Şimdi biz hoş geldin dedik, Allah ısmarladık dedik.Şimdi biz hoş geldin dedik, Allah ısmarladık dedik. Halbuki bizim için düşen bu misafirlere sabah kahvaltısını vermek,Halbuki bizim için düşen bu misafirlere sabah kahvaltısını vermek, onlara izzet ikram etmek, vazifemizdir yani.onlara izzet ikram etmek, vazifemizdir yani. Vazifemizdir.Vazifemizdir. Ama biz evimiz müsait değil, yerimiz müsait değil,Ama biz evimiz müsait değil, yerimiz müsait değil, telaşeye pek gelemeyiz, hanımı da hiç incitemeyiz,telaşeye pek gelemeyiz, hanımı da hiç incitemeyiz, binaenaleyh uğurlar olsun dedik, gitti.binaenaleyh uğurlar olsun dedik, gitti. Ama bu doğru olmayan bir şey yani.Ama bu doğru olmayan bir şey yani. Bunlar da hacıya gitmek için İstanbul'a da gidelim demişler,

Bunlar da hacıya gitmek için İstanbul'a da gidelim demişler,
şu İstanbul'da bir görelim de öyle gidelim, demişler.şu İstanbul'da bir görelim de öyle gidelim, demişler. Ama biz onlara lazım olan misafirseverliği yapamadık.Ama biz onlara lazım olan misafirseverliği yapamadık. Çünkü demek ki şeyimiz de yok. Çünkü demek ki şeyimiz de yok. Diyoruz ki çok zengin olalım da o zaman diyoruz. O da olmuyor işte. Diyoruz ki çok zengin olalım da o zaman diyoruz. O da olmuyor işte. İnne ibni ha’ze. Çocuklarını gösterirken.

İnne ibni ha’ze. Çocuklarını gösterirken.
Hz. Hasan. İnne ibni ha’ze seyyidun. Seyyid'dir bu.Hz. Hasan. İnne ibni ha’ze seyyidun. Seyyid'dir bu. Ve lealle’lahe en yüsliha bihi beyne fieteyni azimeteyni mine’l-müslimin.Ve lealle’lahe en yüsliha bihi beyne fieteyni azimeteyni mine’l-müslimin. Müslümanlardan iki büyük fırkanın arasını ıslah edecek, arasını bulacaklar.Müslümanlardan iki büyük fırkanın arasını ıslah edecek, arasını bulacaklar. Umarım diyor Efendimiz, bu oğlumdan.Umarım diyor Efendimiz, bu oğlumdan. Bu oğlumun ileride Müslümanlar arasında gelecek büyük bir fitneyiBu oğlumun ileride Müslümanlar arasında gelecek büyük bir fitneyi ıslah edeceğini umarım diyor. Çocuktu. Büyüdü, yetiştiler.ıslah edeceğini umarım diyor. Çocuktu. Büyüdü, yetiştiler. Tabi hilafet devirleri Hazreti Ali'den Hazreti Hasan'a atladı.Tabi hilafet devirleri Hazreti Ali'den Hazreti Hasan'a atladı. Atlayınca 29 sene 6 ay oldu.Atlayınca 29 sene 6 ay oldu. 6 ay daha var hilafeti. 30 sene olacak hilafet.6 ay daha var hilafeti. 30 sene olacak hilafet. Binaenaleyh Hazreti Hasan 6 ay hilafetini yaptıktan sonraBinaenaleyh Hazreti Hasan 6 ay hilafetini yaptıktan sonra Hazreti Muaviye hilafeti devredivedi. Niçin? Hazreti Muaviye hilafeti devredivedi. Niçin? Kendisinin 40.000 tane de ölüme söz vermiş askeri var.Kendisinin 40.000 tane de ölüme söz vermiş askeri var. Ölüm üzerine söz vermiş 40.000 tane askeri var.Ölüm üzerine söz vermiş 40.000 tane askeri var. Ama istemedi ki Müslümanlar arasında kan dökülsün.Ama istemedi ki Müslümanlar arasında kan dökülsün. Bunu istemediği için Hazreti Muaviye kendi arzusuyla devretmişti.Bunu istemediği için Hazreti Muaviye kendi arzusuyla devretmişti. Kanının önüne geçiverdiler.Kanının önüne geçiverdiler. Ve azele nefsehu ani’l hilâfe feterekehâ bi’l muâviye. Ve azele nefsehu ani’l hilâfe feterekehâ bi’l muâviye. Allah cümlemizi şefaatlerine nail eylesin.Allah cümlemizi şefaatlerine nail eylesin. Inne ibni haze.

Inne ibni haze.
Yani Hüseyin.Yani Hüseyin. İki tane ya: Hasan, Hüseyin. Hasan hilafete sahip oldu.İki tane ya: Hasan, Hüseyin. Hasan hilafete sahip oldu. Altı asrını Muaviye’ye devretti.Altı asrını Muaviye’ye devretti. Hüseyin Hazretleri'ni de kandırdılar, Iraklılar. Hüseyin Hazretleri'ni de kandırdılar, Iraklılar. Gel buraya, alalım yardımcısının evinden dediler.Gel buraya, alalım yardımcısının evinden dediler. Gittiler işte orada aralarında büyük bir çatışma oldu.Gittiler işte orada aralarında büyük bir çatışma oldu. 70 mi 80 tane mi ne.70 mi 80 tane mi ne. Bu zavallının şeysi var, mağlubiyeti vardı. Bu zavallının şeysi var, mağlubiyeti vardı. Zeynü’l Abidin de o arada daha ufacık çocuk.Zeynü’l Abidin de o arada daha ufacık çocuk. Fakat hepsini katlettiler.Fakat hepsini katlettiler. Yani o şeyi ne okumak isterim, ne de söylemek isterim.Yani o şeyi ne okumak isterim, ne de söylemek isterim. Allah affetsin cümlemizi.Allah affetsin cümlemizi. Orada, yüktelü bir ardin min ardin Irak,

Orada, yüktelü bir ardin min ardin Irak,
Efendimiz daha çocuk yanlarını mucize olaraktan Efendimiz daha çocuk yanlarını mucize olaraktan hallerini ümmetlerine duyurdu. hallerini ümmetlerine duyurdu. Şu oğlum dedi, Irak'ta Kerbela denilen yerde şehit olacak, dedi.Şu oğlum dedi, Irak'ta Kerbela denilen yerde şehit olacak, dedi. Ki Cebrail aleyhisselam onun toprağını da getirmiş,Ki Cebrail aleyhisselam onun toprağını da getirmiş, Efendimiz'e de göstermiş ki senin bu sevdiğin, Efendimiz'e de göstermiş ki senin bu sevdiğin, onun da boynundan öpmüş galibaonun da boynundan öpmüş galiba sevdiğin çocuğunun şehadeti işte burasıdır diyerekten.sevdiğin çocuğunun şehadeti işte burasıdır diyerekten. Bunlarda da tabii ne hikmetler vardır, aklımız ermez.Bunlarda da tabii ne hikmetler vardır, aklımız ermez. Cenab-ı Hak sevgili Habibi’nin çocuklarına da böyle.Cenab-ı Hak sevgili Habibi’nin çocuklarına da böyle. Femen şehide zâlik, şimdi bakınFemen şehide zâlik, şimdi bakın fe men şehide zâlik minkum fe men şehide zâlik minkum sizden her kim o gün orada bulunacak olursasizden her kim o gün orada bulunacak olursa hayatta bulunacak olursa felyensurhu bu oğluma yardım etsin.hayatta bulunacak olursa felyensurhu bu oğluma yardım etsin. Burada demiş ki bil ebdân ve’l enfüs ve’l emvâl canıyla,Burada demiş ki bil ebdân ve’l enfüs ve’l emvâl canıyla, malıyla, bütün bedeniyle oraya bugün yardım etmek mecburiyetindedir.malıyla, bütün bedeniyle oraya bugün yardım etmek mecburiyetindedir. Be’l bi fidâil evlâd.Be’l bi fidâil evlâd. Hatta evladını da feda etmek.Hatta evladını da feda etmek. Çünkü bakmışsa onlara yardım bize vaciptir diyor. Çünkü bakmışsa onlara yardım bize vaciptir diyor. Fî zemeni.Fî zemeni. Bu zamanda yardım üzerimize vaciptir.Bu zamanda yardım üzerimize vaciptir. Ve buğzü âdâihim bâdehum. Ve buğzü âdâihim bâdehum. Onların düşmanlarını da bundan sonra adavet de üzerimize borçtur.Onların düşmanlarını da bundan sonra adavet de üzerimize borçtur. Ama tabi şimdi İmam-ı Gazali der ki:Ama tabi şimdi İmam-ı Gazali der ki: “Onlar dövüştüler, kılıçlarını kana boyadılar, kanlandılar.

“Onlar dövüştüler, kılıçlarını kana boyadılar, kanlandılar.
Fakat bilmeyiz ki onlar kıyamet gününde belkiFakat bilmeyiz ki onlar kıyamet gününde belki birbirlerini affedeceklerdir.birbirlerini affedeceklerdir. Elbet büyüktür bunlar, affederler düşmanların kuvvetini.Elbet büyüktür bunlar, affederler düşmanların kuvvetini. Binaenaleyh bizim artık o devirden sonraBinaenaleyh bizim artık o devirden sonra dillerimizi kana bulamaya, lüzum yok.dillerimizi kana bulamaya, lüzum yok. Allah'a bırakalım artık bu işi, unutalım.Allah'a bırakalım artık bu işi, unutalım. O hadise unutulmalıdır.”O hadise unutulmalıdır.” Mesela şimdi Şiiler, Muharrem'in 10'da bir dövüş yapıyorlar.

Mesela şimdi Şiiler, Muharrem'in 10'da bir dövüş yapıyorlar.
İhya ediyorlar sözde o matem gününü diyerekten.İhya ediyorlar sözde o matem gününü diyerekten. Buna lüzum yok tabi. Bu içte olmalı.Buna lüzum yok tabi. Bu içte olmalı. İnne ebvabe’l-cenneti tahte zileli’s-suyufi.

İnne ebvabe’l-cenneti tahte zileli’s-suyufi.
Ebvab, kapı. Cennet, cennet. Cennetin kapıları.Ebvab, kapı. Cennet, cennet. Cennetin kapıları. Kılıçların gölgesi altında. Cennet demek.Kılıçların gölgesi altında. Cennet demek. Cennet kılıçlarının gölgesi altında.Cennet kılıçlarının gölgesi altında. Zilel, gölge. Süyuf, kılıç.Zilel, gölge. Süyuf, kılıç. Yani, Müslüman, harpten düşmanın kılıcından katiyyen korkmaz.

Yani, Müslüman, harpten düşmanın kılıcından katiyyen korkmaz.
Çünkü kılıcın altındaki cenneti. Çünkü kılıcın altındaki cenneti. Onun için cennete gitmek için canını feda etmektenOnun için cennete gitmek için canını feda etmekten hiçbir zaman müslüman uzak kalmaz. hiçbir zaman müslüman uzak kalmaz. Onun için ecdadımız, Onun için ecdadımız, muharebelerde böyle canlarını kıyasıya feda ettikleri içinmuharebelerde böyle canlarını kıyasıya feda ettikleri için Allah onlara ne büyük zaferler ihsan etti. Allah onlara ne büyük zaferler ihsan etti. Her şeyde mahrum oldukları halde,Her şeyde mahrum oldukları halde, düşmanları çok üstün oldukları halde o üstünlükleri para etmedi,düşmanları çok üstün oldukları halde o üstünlükleri para etmedi, can fedailiği çünkü hepsinden üstün. can fedailiği çünkü hepsinden üstün. Allah da onlara büyük büyük muzafferiyetler ve nimetler verdi. Allah da onlara büyük büyük muzafferiyetler ve nimetler verdi. Bir de bu hasılat baki kaldıkça daima bu böyledir.Bir de bu hasılat baki kaldıkça daima bu böyledir. Ama düşmanın topu çok büyükmüş, atomu varmış, füzesi varmış,Ama düşmanın topu çok büyükmüş, atomu varmış, füzesi varmış, daha neleri varsa varsın, insan böyle can sipahani,daha neleri varsa varsın, insan böyle can sipahani, canını feda edercesine saldırdı mıydı, muhakkak düşman korkup kaçar.canını feda edercesine saldırdı mıydı, muhakkak düşman korkup kaçar. Hatta şu yakın harplerden birisinde de söylerler.

Hatta şu yakın harplerden birisinde de söylerler.
Asker misvak kullanıyormuş.Asker misvak kullanıyormuş. Bir deredeymişler, misvak kullanıyor.Bir deredeymişler, misvak kullanıyor. Düşman da tepeden seyrediyormuş.Düşman da tepeden seyrediyormuş. Eyvah demişler, Müslümanlar dişlerini biliyor.Eyvah demişler, Müslümanlar dişlerini biliyor. Gelecekler diye pılını pırtını topladıklarındanGelecekler diye pılını pırtını topladıklarından asker olarak kaçmışlar.asker olarak kaçmışlar. Korkuyu veren Allah. Korkuyu veren Allah.Korkuyu veren Allah. Korkuyu veren Allah. İnne ehadisi yensehu ba'duhâ ba'dan keneshi’l- Kur'an.

İnne ehadisi yensehu ba'duhâ ba'dan keneshi’l- Kur'an.
Onun için Kur'an ilmi olduğu gibi hadis ilmi de vardır.Onun için Kur'an ilmi olduğu gibi hadis ilmi de vardır. İnne hadisi, bilmeden hadislerle amel caiz değildir.İnne hadisi, bilmeden hadislerle amel caiz değildir. Ben filan kitapta, filan hadiste gördüm, şöyle diyordu.Ben filan kitapta, filan hadiste gördüm, şöyle diyordu. Ama sen eğer fıkhı bilmiyorsan, fıkhı bilmediğin için esas fıkıhtır.Ama sen eğer fıkhı bilmiyorsan, fıkhı bilmediğin için esas fıkıhtır. Fıkh bilinmezse, hadislerin hangisi nasih,Fıkh bilinmezse, hadislerin hangisi nasih, hangisi mensuh olduğunu bilmezsen hataya düşersin. hangisi mensuh olduğunu bilmezsen hataya düşersin. Bunun için hadisler okunur, fakat amel fıkha göredir.Bunun için hadisler okunur, fakat amel fıkha göredir. Fıkhın dediği ne ise, on tane hadis olsun. Fıkhın dediği ne ise, on tane hadis olsun. Buhari'nin olsun, kimin olursa olsun.Buhari'nin olsun, kimin olursa olsun. Hadis, fıkıhtan sonra gelir.Hadis, fıkıhtan sonra gelir. Fıkıh ne dedi ise, o odur.Fıkıh ne dedi ise, o odur. Onun için muhaddisler, muhakkak ilmi fıkhı iyi bilirler.Onun için muhaddisler, muhakkak ilmi fıkhı iyi bilirler. İnne ehabbe mâ yekulü'l-abdu

İnne ehabbe mâ yekulü'l-abdu
izâ’steykaza min nevmihi.izâ’steykaza min nevmihi. İnsan uykudan uyandırırsa,İnsan uykudan uyandırırsa, Cenab-ı Hak'a en sevgili olarak söylediği söz,Cenab-ı Hak'a en sevgili olarak söylediği söz, Sübhanellezi yuhyi'l-mevte ve hüve alâ külli şeyin kadir.Sübhanellezi yuhyi'l-mevte ve hüve alâ külli şeyin kadir. En kısası.En kısası. Sübhanellezi yuhyi'l-mevte ve hüve alâ külli şeyin kadir. Sübhanellezi yuhyi'l-mevte ve hüve alâ külli şeyin kadir. Geçen derste de İbrahim aleyhisselam sormuştu Cenab-ı Hakk'a:

Geçen derste de İbrahim aleyhisselam sormuştu Cenab-ı Hakk'a:
“Ya Rabbi sana hamd edenin cezası nedir,

“Ya Rabbi sana hamd edenin cezası nedir,
mükafatı nedir,mükafatı nedir, elhamdülillah diyenleri ne yapacaksın sen?” Buyurdu ki Cenab-ı Hak:elhamdülillah diyenleri ne yapacaksın sen?” Buyurdu ki Cenab-ı Hak: “Hamdin anahtarı şükürdür. Şükrün yeri de arş-ı alâdır.”

“Hamdin anahtarı şükürdür. Şükrün yeri de arş-ı alâdır.”
“Tesbih edenler, Sübhanallah diyenlere ne vereceksin ya Rabbi?”

“Tesbih edenler, Sübhanallah diyenlere ne vereceksin ya Rabbi?”
“Onun tevilini, yani onun sevabını Allah'tan gayrı kimse bilmez.

“Onun tevilini, yani onun sevabını Allah'tan gayrı kimse bilmez.
Rabbu’l alemin olan Allah bilir.Rabbu’l alemin olan Allah bilir. Yani bir tesbih deyip hiç geçme.Yani bir tesbih deyip hiç geçme. Bir Sübhanallah'ın değeri milyonların üstündedir yani.Bir Sübhanallah'ın değeri milyonların üstündedir yani. Milyarlar ölçmez o işi.Milyarlar ölçmez o işi. Çünkü sevabını Allah'tan başka kimse bilmez,” diyor.Çünkü sevabını Allah'tan başka kimse bilmez,” diyor. “Para veririz, 1’e 10 verir.“Para veririz, 1’e 10 verir. Çok veririz, ihlasla veririz.Çok veririz, ihlasla veririz. 1’e 100 verir. 1’e 1000 verir. Bir hududu var.1’e 100 verir. 1’e 1000 verir. Bir hududu var. Fakat bunun yok.Fakat bunun yok. Sübhanallah'ın hududu yok, ben bilirim” diyor.Sübhanallah'ın hududu yok, ben bilirim” diyor. Benden başka kimse bilmez.Benden başka kimse bilmez. Demek ki siz de aklınızı alamaz bunun,

Demek ki siz de aklınızı alamaz bunun,
onlara vereceğimiz sevabı demek. onlara vereceğimiz sevabı demek. Bunun için insan dilini tesbihten çıkarmamalı.Bunun için insan dilini tesbihten çıkarmamalı. İşte fakirhane yaptığımız o tesbihler,İşte fakirhane yaptığımız o tesbihler, sabahleyin okuduğumuz tesbihler, yani bulunur şeyler değildir.sabahleyin okuduğumuz tesbihler, yani bulunur şeyler değildir. Allah, isimleriyle amel etmeyi cümlemize nasip etsin…

Allah, isimleriyle amel etmeyi cümlemize nasip etsin…
İnne ehabbel buyûti illallah beytün fîhi yetîmun mukram.

İnne ehabbel buyûti illallah beytün fîhi yetîmun mukram.
Allah Teala'nın evler içerisinde kendisine en sevdiği ev,Allah Teala'nın evler içerisinde kendisine en sevdiği ev, o evdir ki, o yetim de, kendisine ikram olunan yetim olan.o evdir ki, o yetim de, kendisine ikram olunan yetim olan. Yetimlere ikram olunuyorsa o evde,Yetimlere ikram olunuyorsa o evde, bu ev Cenab-ı Hakk'ın en sevdiği evlerden birisidir.bu ev Cenab-ı Hakk'ın en sevdiği evlerden birisidir. Şimdi bir kardeş geldi.

Şimdi bir kardeş geldi.
14 yaşında bir çocuğu var. Getirdi.14 yaşında bir çocuğu var. Getirdi. Aslan gibi, çok nur topu gibi bir çocuk.Aslan gibi, çok nur topu gibi bir çocuk. Ortanın ikinci sınıfında mı, üçüncü sınıfında mı kalmış.Ortanın ikinci sınıfında mı, üçüncü sınıfında mı kalmış. Şuuru kaybolmuş çocuğun.Şuuru kaybolmuş çocuğun. Senelerden beri babası harcamadığı parada kalmamış yani.Senelerden beri babası harcamadığı parada kalmamış yani. Hacısına, hocasına, doktoruna, dünyanın parasını harcamış.Hacısına, hocasına, doktoruna, dünyanın parasını harcamış. Bir ümit de bizde kalmış anlaşılan, hoca efendi diye getirdi.Bir ümit de bizde kalmış anlaşılan, hoca efendi diye getirdi. Nur gibi çocuk.Nur gibi çocuk. Baktım baktım böyle Cenab-ı Hakk'a. Hikmet-i İlahi'ye.Baktım baktım böyle Cenab-ı Hakk'a. Hikmet-i İlahi'ye. Almanya'ya götürmek istemiş. Almanya'ya götürmek istemiş. Oradan Almanya'dan bir doktor yazmış, yat getirme buraya.Oradan Almanya'dan bir doktor yazmış, yat getirme buraya. Onların memlekette tedavisi kâfi neyse o.Onların memlekette tedavisi kâfi neyse o. Allah'tan gayrı bunun çaresi yok, demiş.Allah'tan gayrı bunun çaresi yok, demiş. Allah'tan ümit kesilmez tabi.Allah'tan ümit kesilmez tabi. Dikkat edeceksin.

Dikkat edeceksin.
Oğlansa iki tane keseceksin. Oğlansa iki tane keseceksin. Çünkü mirasa hakkı ikidir oğlunun.Çünkü mirasa hakkı ikidir oğlunun. Bu iki tane kurban, bugünkü parayla farz et ki, Bu iki tane kurban, bugünkü parayla farz et ki, ikişer yüz liradan dört yüz yapar yahut iki yüz elliden beş yüz yapar.ikişer yüz liradan dört yüz yapar yahut iki yüz elliden beş yüz yapar. Beş yüz lirayı bir evladı feda etmek suretiyle Beş yüz lirayı bir evladı feda etmek suretiyle onun hayatındaki gelecek felaketlerionun hayatındaki gelecek felaketleri daha ilk gününden şükran vazifesini yaparaktandaha ilk gününden şükran vazifesini yaparaktan bunları önlemiş oluyorsun.bunları önlemiş oluyorsun. Fakat sen bu şükran vazifesini yapmazsan,Fakat sen bu şükran vazifesini yapmazsan, onu kendi haline bırakırsanonu kendi haline bırakırsan işte Cenab-ı Hak belki bu kurban kesenlerde de olur ama işte Cenab-ı Hak belki bu kurban kesenlerde de olur ama ee ben vazifemi yaptım diyorsun hiç olmazsa, ne yapayım olduysa artık.ee ben vazifemi yaptım diyorsun hiç olmazsa, ne yapayım olduysa artık. Bu da Allah'tan.Bu da Allah'tan. Ama vazifeni yapmadan yaparsan çok iyi bir şey değil.Ama vazifeni yapmadan yaparsan çok iyi bir şey değil. Onun için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendisi kesti akikasını.Onun için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendisi kesti akikasını. Çünkü babasının derdinde babası öyle şey bilmiyordu belki.Çünkü babasının derdinde babası öyle şey bilmiyordu belki. Fakat kendisi sallallahu aleyhi ve sellem bir fil kesmiştir.Fakat kendisi sallallahu aleyhi ve sellem bir fil kesmiştir. Akika kurbanlarının böyle kesilmesi bizde sünnettir.Akika kurbanlarının böyle kesilmesi bizde sünnettir. İnne ehabbe’l e'mali illallahi ta’cilu’s-salati le evveli vaktiha.

İnne ehabbe’l e'mali illallahi ta’cilu’s-salati le evveli vaktiha.
Buyurdular ki yine Cenab-ı Peygamber EfendimizBuyurdular ki yine Cenab-ı Peygamber Efendimiz amellerin Cenab-ı Hakk'a en sevgilisi amellerin Cenab-ı Hakk'a en sevgilisi namazı ta’cil ederek evvel vaktinde kılmaktır.namazı ta’cil ederek evvel vaktinde kılmaktır. Ta’cil ederek evvel vaktinde kılmaktır.Ta’cil ederek evvel vaktinde kılmaktır. Şimdi aklıma geldi bizim müezzin efendi, ben geldim.

Şimdi aklıma geldi bizim müezzin efendi, ben geldim.
Tabi cemaat geliyordu mütemadiyen.Tabi cemaat geliyordu mütemadiyen. “Bunlar da tembel bir ruh var, daha yeni geliyorlar filan” dedi.

“Bunlar da tembel bir ruh var, daha yeni geliyorlar filan” dedi.
Şimdi yer geldi de, ben demek istedim ki müezzin efendiye:

Şimdi yer geldi de, ben demek istedim ki müezzin efendiye:
“Biz de imam olmasaydık kim bilir ya gelirdik ya gelmezdik.

“Biz de imam olmasaydık kim bilir ya gelirdik ya gelmezdik.
Bizim de vazifemiz var diye geliyoruz erkenden.Bizim de vazifemiz var diye geliyoruz erkenden. Fakat onun için hoş görmek lazım.Fakat onun için hoş görmek lazım. Cemaatin her kısmı bir işi vardır, gücü vardır. Cemaatin her kısmı bir işi vardır, gücü vardır. Oradan çıkıp da gelecek, Oradan çıkıp da gelecek, onları hoş görmeli, müsamaha etmeli, biraz da ağır alınırsa daha iyi olur.onları hoş görmeli, müsamaha etmeli, biraz da ağır alınırsa daha iyi olur. Acele etmemek biraz onların da.Acele etmemek biraz onların da. Çünkü namaz kılarken Kur'an okumak mekruhtur.Çünkü namaz kılarken Kur'an okumak mekruhtur. Çünkü adam namazı mı kılsın, senin Kur'an'ını mı dinlesin?Çünkü adam namazı mı kılsın, senin Kur'an'ını mı dinlesin? Sadece ama ufacık. Şaşırıyor kafasında.Sadece ama ufacık. Şaşırıyor kafasında. Onun için namazların bitmesini öndeki cemaat de acele etmemeli.Onun için namazların bitmesini öndeki cemaat de acele etmemeli. Biz erken geldik.Biz erken geldik. Daha niçin çok fazla bekleyelim diye.Daha niçin çok fazla bekleyelim diye. Oturduğumuz müddetçe sevap oluyor çünkü.”Oturduğumuz müddetçe sevap oluyor çünkü.” İnne ehabbe’l kelam ilallah Sübhaneke Allahumme ve bi hamdik

İnne ehabbe’l kelam ilallah Sübhaneke Allahumme ve bi hamdik
ve tebera kesmük ve teala ceddük vela İlahe gayruk.ve tebera kesmük ve teala ceddük vela İlahe gayruk. Bizim İmam Azam’ımız’ın, sübhanecimizeBizim İmam Azam’ımız’ın, sübhanecimize buradan almış demek, bu hadisten almış. buradan almış demek, bu hadisten almış. Bize namazda dururkenBize namazda dururken en evvel Cenab-ı Hakk'ın en sevdiği kelam ile başlayacağız. en evvel Cenab-ı Hakk'ın en sevdiği kelam ile başlayacağız. Nasıl?Nasıl? Sübhaneke Allahumme ve bi hamdike

Sübhaneke Allahumme ve bi hamdike
ve tebera kesmük ve teala ceddük vela İlahe gayruk.ve tebera kesmük ve teala ceddük vela İlahe gayruk. Ondan sonra başlıyoruz Cenab-ı Hakk'ın kelamını okumaya.Ondan sonra başlıyoruz Cenab-ı Hakk'ın kelamını okumaya. Ve inne ebğadal kelam.

Ve inne ebğadal kelam.
Bu sefer başlıyoruz.Bu sefer başlıyoruz. Bir de bunun buğzlusu var, sevilmeyeni var ki. O da neymiş?Bir de bunun buğzlusu var, sevilmeyeni var ki. O da neymiş? En yeküle’r-racülü li’r-racüli ittekillah.

En yeküle’r-racülü li’r-racüli ittekillah.
Diyor ki Allah'tan kork yahu.Diyor ki Allah'tan kork yahu. namaza gelmeyen yahut kabahati kusurlu bir adama.namaza gelmeyen yahut kabahati kusurlu bir adama. Diyor ki Allah'tan kork yahu.Diyor ki Allah'tan kork yahu. Olur mu yaptığın iş de yapılır mı? O da diyor ki:Olur mu yaptığın iş de yapılır mı? O da diyor ki: Aleyke bi nefsike. Sen kendine bak diyor.

Aleyke bi nefsike. Sen kendine bak diyor.
Sen bana kadar öğüt verecek kadar adam mı oldun yani. Sen bana kadar öğüt verecek kadar adam mı oldun yani. Sen kendine bak.Sen kendine bak. Bundan daha Allah-u Teala'ya çirkin bir söz yokmuş.Bundan daha Allah-u Teala'ya çirkin bir söz yokmuş. Ebğadu’l kelam. Buğzlu kelam.Ebğadu’l kelam. Buğzlu kelam. Sevmez böyle çirkin sözü Allah.Sevmez böyle çirkin sözü Allah. Eh inşallah bırakırım de.Eh inşallah bırakırım de. Eksik olma, teşekkür ederim, de. İkaz ettin, uyandırdın, de.Eksik olma, teşekkür ederim, de. İkaz ettin, uyandırdın, de. Böyle bir şey de, fakat böyle bir cevap.Böyle bir şey de, fakat böyle bir cevap. Sen kendine bak, bana ne.Sen kendine bak, bana ne. Benden mi uğraşıyorsun sen benim gözcüm müsün, filan, Benden mi uğraşıyorsun sen benim gözcüm müsün, filan, bu gibi sözleri sevmezmiş Cenab-ı Hak. bu gibi sözleri sevmezmiş Cenab-ı Hak. İnne ehabbe mâ zûrtümullâhe mesacidiküm ve gubûriküm el beyât.

İnne ehabbe mâ zûrtümullâhe mesacidiküm ve gubûriküm el beyât.
Şimdi Arabistan'da tabii, hep giderseniz göreceksiniz, herkes beyaz.Şimdi Arabistan'da tabii, hep giderseniz göreceksiniz, herkes beyaz. Niçin?Niçin? Cenab-ı Peygamber diyor ki,Cenab-ı Peygamber diyor ki, camilerinizde hep sizi beyaz gibi görmek isteriz.camilerinizde hep sizi beyaz gibi görmek isteriz. Beyazlar Cenab-ı Hakk'ın sevdiği bir şeydir.Beyazlar Cenab-ı Hakk'ın sevdiği bir şeydir. Mescitlere beyaz esvaplarla girin.Mescitlere beyaz esvaplarla girin. Burada herkes onun için beyaz giyer. Beyaz entariler.Burada herkes onun için beyaz giyer. Beyaz entariler. Ve kubûriküm. Ve kubûriküm. E kabirde ne oluyor? Kabirde de beyaz.E kabirde ne oluyor? Kabirde de beyaz. E biz camiye gelirken, E biz camiye gelirken, Allah'ın evine gelirken öyle beyaz giyiniyoruzAllah'ın evine gelirken öyle beyaz giyiniyoruz şimdi Allah'a gidiyoruz da doğrudan doğruya.şimdi Allah'a gidiyoruz da doğrudan doğruya. Artık bitti dünyada işimiz.Artık bitti dünyada işimiz. Allah'a giderken de en güzel kılık bu beyaz kılığa bürünerekten öyle gitmek.Allah'a giderken de en güzel kılık bu beyaz kılığa bürünerekten öyle gitmek. Onun için kefene sararlar, bembeyaz. Onun için kefene sararlar, bembeyaz. Alır, götürdüler.Alır, götürdüler. Dünyadaki malı ondan ibaret.Dünyadaki malı ondan ibaret. İnne ehabbekum ileyye ve ekrabekum minni meclisen yevme’l kıyameti

İnne ehabbekum ileyye ve ekrabekum minni meclisen yevme’l kıyameti
ehasinüküm ahlakânehasinüküm ahlakân ve inne ebgadakum ileyyeve inne ebgadakum ileyye ve eb’adeküm minni meclisen yevme’l-kıyameti mesa’viukum ahlakân. ve eb’adeküm minni meclisen yevme’l-kıyameti mesa’viukum ahlakân. Şimdi Cenab-ı Peygamber yine kıyamet gününde

Şimdi Cenab-ı Peygamber yine kıyamet gününde
benim meclisimde bana en yakın olacak akraba,benim meclisimde bana en yakın olacak akraba, en yakın olacaklarınız,en yakın olacaklarınız, ahlaken en güzel olanlarınızdır, buyurdu.ahlaken en güzel olanlarınızdır, buyurdu. En güzel ahlaklılar kimlerse,En güzel ahlaklılar kimlerse, onlar Resul-i Ekrem'in meclisinde bulunacaklar.onlar Resul-i Ekrem'in meclisinde bulunacaklar. Yakın olaraktan en yakın.Yakın olaraktan en yakın. Ve inne ebgadakum ileyye.

Ve inne ebgadakum ileyye.
Bana en buğzlu olanlar, ve eb’adeküm minni meclisen,Bana en buğzlu olanlar, ve eb’adeküm minni meclisen, en uzakta kalanlar benim meclisimden, mesa’viukum ahlakân.en uzakta kalanlar benim meclisimden, mesa’viukum ahlakân. İmanı var ama ahlakı bozuk.İmanı var ama ahlakı bozuk. Mesavi, kötü ahlak. Mesavi, kötü ahlak. Şu, bu kötü ahlaklar,Şu, bu kötü ahlaklar, cennete girseler bile Resulü Ekrem’in meclisinden çok uzakta kalacaklar, cennete girseler bile Resulü Ekrem’in meclisinden çok uzakta kalacaklar, sevinmeyenlerden olacaklar.sevinmeyenlerden olacaklar. Bunları sayarken, es-serserun, el-müteşeddikun,Bunları sayarken, es-serserun, el-müteşeddikun, el-mütefeyhikun diye üç tane ahlakı gösterdi.el-mütefeyhikun diye üç tane ahlakı gösterdi. Serserûn, çok konuşan.Serserûn, çok konuşan. Yani beş para ver söylet, on para ver sustur dedikleri kabilden

Yani beş para ver söylet, on para ver sustur dedikleri kabilden
hikayeler, laflar birbirini kovalar durur.hikayeler, laflar birbirini kovalar durur. Bu iyi değil, iyi bir hâl değil.Bu iyi değil, iyi bir hâl değil. El-müteşeddikun daima insanlara karşı üstünlük taslayarak konuşanlar. El-müteşeddikun daima insanlara karşı üstünlük taslayarak konuşanlar. Üçüncüsü mütekebbirun mütefeyhikun mütekebbirun daima mağrurÜçüncüsü mütekebbirun mütefeyhikun mütekebbirun daima mağrur kibirli insanlar.kibirli insanlar. Bu üç insanı Cenab-ı Peygamber sevmedi.Bu üç insanı Cenab-ı Peygamber sevmedi. Mebğuz grubuna bağlıdır.Mebğuz grubuna bağlıdır. Çok konuşmamak, zaten o geçen senelerde birkaç defa arz ettim,Çok konuşmamak, zaten o geçen senelerde birkaç defa arz ettim, sözlerimiz nefeslerdir, nefeslerimiz canlarımızdır,sözlerimiz nefeslerdir, nefeslerimiz canlarımızdır, canlarımızı kaçırıyoruz boş yere.canlarımızı kaçırıyoruz boş yere. Onun için nefesi insan harcarken çok düşünmeli,Onun için nefesi insan harcarken çok düşünmeli, boş yere nefes harcamamalı.boş yere nefes harcamamalı. Çünkü nefes candan gidiyor.Çünkü nefes candan gidiyor. Yani hayatını harcıyorsun.Yani hayatını harcıyorsun. Allah demekten üşenirsin, çekinirsin, e yeter bu kadar dersin.Allah demekten üşenirsin, çekinirsin, e yeter bu kadar dersin. Canın boş laflarını topla, bak ne kadar saat tutmuştur.Canın boş laflarını topla, bak ne kadar saat tutmuştur. Bunların yanında yarım saat Allah demek çok gelir sana. Bunların yanında yarım saat Allah demek çok gelir sana. Bana da öyle. Allah aklınızı affetsin.Bana da öyle. Allah aklınızı affetsin. İnne ahadeküm izâ kâme fî salâtihi

İnne ahadeküm izâ kâme fî salâtihi
fe innehû yunâcî rabbehufe innehû yunâcî rabbehu ev enne rabbehu beynehû ve beynel kıbletiev enne rabbehu beynehû ve beynel kıbleti fe lâ yebzûkanne ahaduküm kibelefe lâ yebzûkanne ahaduküm kibele kibletihi velâkin an yesârihi ev tahte kademeyhi.kibletihi velâkin an yesârihi ev tahte kademeyhi. Buhari de var.

Buhari de var.
Şimdi namaz, lalettayin bir şey değildir yalnız.Şimdi namaz, lalettayin bir şey değildir yalnız. Cenab-ı Hakk'a, münacata girdiğimiz bir yer.Cenab-ı Hakk'a, münacata girdiğimiz bir yer. Edeb ile okuduğumuz. Edeb ile okuduğumuz. Binaenaleyh Cenab-ı Hakk'a en yakın olduğumuz bir yerdir orası.Binaenaleyh Cenab-ı Hakk'a en yakın olduğumuz bir yerdir orası. Kıble ile Rabbin arasındaki o zamanda sakın hata etmeyiniz.Kıble ile Rabbin arasındaki o zamanda sakın hata etmeyiniz. İçinizi de düzgün tutunuz. İçinizi de düzgün tutunuz. Dışınızdaki hareketlere de dikkat ediniz.Dışınızdaki hareketlere de dikkat ediniz. Namazda tükürmek gibi, sümkürmek gibi, aksırmak gibi,Namazda tükürmek gibi, sümkürmek gibi, aksırmak gibi, yahut boğaz gıcıklattırmak gibi, bunun gibi şeyler.yahut boğaz gıcıklattırmak gibi, bunun gibi şeyler. Ama zorla içeriden gelirse başka.Ama zorla içeriden gelirse başka. Bir de kendiliğinden getirme var.Bir de kendiliğinden getirme var. Bu gibi şeyler lüzumsuz yere öhö öhö yapıyor mesela.Bu gibi şeyler lüzumsuz yere öhö öhö yapıyor mesela. Lüzumsuz bu.Lüzumsuz bu. Bu gibi şeyler. Hiç iyi şeyler değildir.Bu gibi şeyler. Hiç iyi şeyler değildir. Eğer birinize tükürmesi icap ediyorsa,Eğer birinize tükürmesi icap ediyorsa, sakın kıble tarafına tükürmesin bir.sakın kıble tarafına tükürmesin bir. Ya sağına, sağına da tükürmesin.Ya sağına, sağına da tükürmesin. Soluna ve ayağının altına tükürsün.Soluna ve ayağının altına tükürsün. Onu orada, camiler orada toprak olduğu için kayıp gider.Onu orada, camiler orada toprak olduğu için kayıp gider. Bir evliyayı, bir adamı yani evliyadır diye methetmişler.

Bir evliyayı, bir adamı yani evliyadır diye methetmişler.
Filan yerde bir evliya var, şöyle evliya, böyle evliya. Filan yerde bir evliya var, şöyle evliya, böyle evliya. Beyazıd- Bistami Hazretleri de demiş arkadaşlarının cemaatine,Beyazıd- Bistami Hazretleri de demiş arkadaşlarının cemaatine, gidelim şu methedilen evliyayı bir ziyaret edelim, demiş.gidelim şu methedilen evliyayı bir ziyaret edelim, demiş. Evliya ya.Evliya ya. Kalkmış gitmişler.Kalkmış gitmişler. İki rivayet, birisi böyle camideyken,İki rivayet, birisi böyle camideyken, birisi de daha yolda gelirkenbirisi de daha yolda gelirken kıble tarafına doğru geliyormuş demiş adamın yolu,kıble tarafına doğru geliyormuş demiş adamın yolu, tükürmüş böyle tü diyerekten.tükürmüş böyle tü diyerekten. Beyazıd-ı Bistami Hazretleri demiş ki, Beyazıd-ı Bistami Hazretleri demiş ki, öğrendik demiş evliyayı, dönün geriye demiş.öğrendik demiş evliyayı, dönün geriye demiş. Evliya masumdur derler. Evliya masumdur.Evliya masumdur derler. Evliya masumdur. Cenab-ı Hak peygamberleri nasıl koruyorsa Cenab-ı Hak peygamberleri nasıl koruyorsa velisine de öyle korur. velisine de öyle korur. Binaenaleyh Allah'ın velisi böyle kıbleye karşı tükürmez.Binaenaleyh Allah'ın velisi böyle kıbleye karşı tükürmez. Daha kıblenin hürmetini bilemeyen bir insanda velilik ne arar?Daha kıblenin hürmetini bilemeyen bir insanda velilik ne arar? Daha kıblenin hürmetini bilemiyorsun. Yine:Daha kıblenin hürmetini bilemiyorsun. Yine: İnne ehadeküm iza kane fi’s-salati feinnellahe kıbele vechihi.

İnne ehadeküm iza kane fi’s-salati feinnellahe kıbele vechihi.
Bak, kıbele vecihi diyor.Bak, kıbele vecihi diyor. Feinnellahe kıbele vechihi. Feinnellahe kıbele vechihi. Senin karşında Allah-u Teala var.Senin karşında Allah-u Teala var. Fela yetenehhamenne ehadun. Ehadün kıbele vecihi fi’s-salah.Fela yetenehhamenne ehadun. Ehadün kıbele vecihi fi’s-salah. Sakın böyle sümkürmek gibi bir şey filan cümlesine karşı yapmasın.Sakın böyle sümkürmek gibi bir şey filan cümlesine karşı yapmasın. Çünkü Allah-u Teala'nın karşısındadır.Çünkü Allah-u Teala'nın karşısındadır. Allah cömlemizi affetsin.Allah cömlemizi affetsin. Şimdi bu dış hareket.Şimdi bu dış hareket. Sümkürmek, tükürmek filan bu hacettir.Sümkürmek, tükürmek filan bu hacettir. Bir de Allah-u Teala'nın bizim içimize âgâh oluşu.Bir de Allah-u Teala'nın bizim içimize âgâh oluşu. İçimizi bilişi görüşü var.İçimizi bilişi görüşü var. Binaenaleyh onu şöyle hesaba kataraktan,Binaenaleyh onu şöyle hesaba kataraktan, gönlümüzü daima yoklama, yoklama halinde, gönlümüzü daima yoklama, yoklama halinde, bakayım kaçıyor mu başka taraflara diyerekten,bakayım kaçıyor mu başka taraflara diyerekten, kaçıyorsa şahit kaçtıysa terbiyeni takın,kaçıyorsa şahit kaçtıysa terbiyeni takın, huzur-u Rabbi’l alemindesin.huzur-u Rabbi’l alemindesin. Başka şeyler düşünmeye, şimdi yeri değildir diyerekten,Başka şeyler düşünmeye, şimdi yeri değildir diyerekten, onu Hakk’ın huzurunda edebiyle durmaya sevk etmek lazımdır.onu Hakk’ın huzurunda edebiyle durmaya sevk etmek lazımdır. Geçen de söylemiştim galiba,

Geçen de söylemiştim galiba,
geçen bir resmini gördüm de,geçen bir resmini gördüm de, Sultan Hamid'in yanına gidiyor. Sultan Hamid'in yanına gidiyor. Gidecek adamlar şöyle eğilmiş, büzülmüş, resmini çıkarmışlar oraya.Gidecek adamlar şöyle eğilmiş, büzülmüş, resmini çıkarmışlar oraya. Öyle bir fevkalade bir hürmet,Öyle bir fevkalade bir hürmet, saygı alameti olaraktan padişahın karşısında duracak.saygı alameti olaraktan padişahın karşısında duracak. Bu padişahlar kim olursa olsunBu padişahlar kim olursa olsun hepsi bildiğimiz Allah'ın kullarından bir kul. hepsi bildiğimiz Allah'ın kullarından bir kul. Bunun önüne giderken bile insanBunun önüne giderken bile insan şöyle bir saygı yapma mecburiyetini duyuyor daşöyle bir saygı yapma mecburiyetini duyuyor da varlıkların sahibi olan Hz. Allah'ınvarlıkların sahibi olan Hz. Allah'ın divanına girerken lalettayin Allahuekber deyip duruveriyor.divanına girerken lalettayin Allahuekber deyip duruveriyor. Gaflet ne kadar büyük.Gaflet ne kadar büyük. Getirelim, bir salat-ı selam getirelim.

Getirelim, bir salat-ı selam getirelim.
''Es salatu ve’s-selamu aleyke ya Resulallah,''Es salatu ve’s-selamu aleyke ya Resulallah, es-salatu ve’s-selamu aleyke ya Habibullah, es-salatu ve’s-selamu aleyke ya Habibullah, es-salatu ve’s-selamu aleyke ya Seyyide evvelin ve’l-ahirin.''es-salatu ve’s-selamu aleyke ya Seyyide evvelin ve’l-ahirin.'' İnne ehadekum izâ mâte

İnne ehadekum izâ mâte
urida aleyhi mak'aduhu bi’l ğada’ti ve’l aşiyyi.urida aleyhi mak'aduhu bi’l ğada’ti ve’l aşiyyi. İn kane min ehli’l-cenneti, İn kane min ehli’l-cenneti, fe min ehli’l-cenneti, ve in kane min ehli’l-nâr,fe min ehli’l-cenneti, ve in kane min ehli’l-nâr, fe min ehli’-nâr. fe min ehli’-nâr. Yukâlu hâzâ mak'adüke hattâ yeb'aseke’llâhu ileyhi yevme’l-kıyâmeti.Yukâlu hâzâ mak'adüke hattâ yeb'aseke’llâhu ileyhi yevme’l-kıyâmeti. Sadeka Rasulullah.

Sadeka Rasulullah.
Râvîleri, ravehu İmam Malik, Taberani, Ahmed ibn Hanbel.

Râvîleri, ravehu İmam Malik, Taberani, Ahmed ibn Hanbel.
Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesâi, İbni Mace, an ibni Ömer.Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesâi, İbni Mace, an ibni Ömer. Çok kuvvetli raviler.Çok kuvvetli raviler. Şimdi, itikadımızın da kütüğüne denk geldi.

Şimdi, itikadımızın da kütüğüne denk geldi.
Hem de hayatımızın ölçüsü bu.Hem de hayatımızın ölçüsü bu. İnne ehadeküm.İnne ehadeküm. Ta ki sizden biriniz.Ta ki sizden biriniz. İzâ mât, öldüğü vakitte.İzâ mât, öldüğü vakitte. Urida aleyhi mak'aduhu. Urida, arz olunur.Urida aleyhi mak'aduhu. Urida, arz olunur. Aleyhi, o ölene.Aleyhi, o ölene. Mak'aduhu, oturağı. Bi’l ğada’ti ve’l aşiyyi. Mak'aduhu, oturağı. Bi’l ğada’ti ve’l aşiyyi. Sabahta ve akşamda. Sabahta ve akşamda. Bu, ona nerenin adamıysa, o yeri ona arz olunur.Bu, ona nerenin adamıysa, o yeri ona arz olunur. İşte yerin diyerekten.İşte yerin diyerekten. İn kane, eğer bu rahmetlik ölen,

İn kane, eğer bu rahmetlik ölen,
min ehli’l-cenneti, ehl-i iman, ehl-i cennetmin ehli’l-cenneti, ehl-i iman, ehl-i cennet olarak ölmüşse fe min ehli’l-cenneh,olarak ölmüşse fe min ehli’l-cenneh, onun cenneteki yeri ona gösterilir, sabah da akşam da.onun cenneteki yeri ona gösterilir, sabah da akşam da. Cenneteki saraylarını, köşklerini görür.Cenneteki saraylarını, köşklerini görür. Oh! Hani el cenneti, ravzatun riyazul cennet var ya,Oh! Hani el cenneti, ravzatun riyazul cennet var ya, olur cennet bahçesi.olur cennet bahçesi. Çünkü oh! Gördükçe ferahlanıyorsun.Çünkü oh! Gördükçe ferahlanıyorsun. Ne güzel bir yere düşmüşüm diyerekten.Ne güzel bir yere düşmüşüm diyerekten. Zaten bu gibilerin kabri yetmiş arşın genişler.Zaten bu gibilerin kabri yetmiş arşın genişler. Bu genişleme tabi şimdi bizim havsalarımızın dışında.Bu genişleme tabi şimdi bizim havsalarımızın dışında. O toprak yetmiş arşın.O toprak yetmiş arşın. Fakat gönül açılacak burada.Fakat gönül açılacak burada. Şimdi o cenneteki yerini gördükçe, ne bahtiyar,Şimdi o cenneteki yerini gördükçe, ne bahtiyar, ne sevinç, ne sürur içerisinde.ne sevinç, ne sürur içerisinde. Aksi, ve in kane min ehli’l-nâr.Aksi, ve in kane min ehli’l-nâr. Ya bu adam ehl-i tevhid değilse,Ya bu adam ehl-i tevhid değilse, imansız bir adamsa, imansız bir adamsa, küfürbaz bir adamsa,küfürbaz bir adamsa, dine hıyanetlik eden insansa, dine hıyanetlik eden insansa, dini yıkmaya, baltalamaya çalışan bir insansa, dini yıkmaya, baltalamaya çalışan bir insansa, Allah esirgeye,Allah esirgeye, fe min ehli’-nâr, ona da cehennemdeki yeri gösterilir. fe min ehli’-nâr, ona da cehennemdeki yeri gösterilir. İşte yerin.İşte yerin. Alevler böyle gümbür gümbür fırıldıyor etrafta.Alevler böyle gümbür gümbür fırıldıyor etrafta. Yılanlar, akreplar, çıyanlar, envai çeşidi.Yılanlar, akreplar, çıyanlar, envai çeşidi. Hani şimdi sinema perdelerindeHani şimdi sinema perdelerinde nasıl gösteriyorlar böyle karşıdan seyrediyoruz. nasıl gösteriyorlar böyle karşıdan seyrediyoruz. Orada da böyle cehennemdeki o hali ona arz olunur, gösterilir.Orada da böyle cehennemdeki o hali ona arz olunur, gösterilir. İşte o zaman altından bir tabuta konmuş, altından bir kubbeye,İşte o zaman altından bir tabuta konmuş, altından bir kubbeye, kubbe koymuşlar üzerine, kıymeti yok.kubbe koymuşlar üzerine, kıymeti yok. Yandı içeride, her gün yandı.Yandı içeride, her gün yandı. Orası oluyor, kabruhu, nasıl? Gurfetü niran.Orası oluyor, kabruhu, nasıl? Gurfetü niran. Oh, orası o mezar, cehennem çukurundan bir çukur işte.Oh, orası o mezar, cehennem çukurundan bir çukur işte. Niçin?Niçin? Her gün yanmakta.Her gün yanmakta. Ama sabah akşam diyor bak, bi’l ğada’t ve’l aşiyyi.Ama sabah akşam diyor bak, bi’l ğada’t ve’l aşiyyi. Sonra, bu bak, altı var.Sonra, bu bak, altı var. Hattâ yeb'aseke’llâhu ileyhi yevme’l-kıyâmeh.Hattâ yeb'aseke’llâhu ileyhi yevme’l-kıyâmeh. Bir gün, iki gün değil.Bir gün, iki gün değil. Ta kıyamet kopuncaya kadar her gün bu hâl ona arz olunacak.Ta kıyamet kopuncaya kadar her gün bu hâl ona arz olunacak. Diyeceksin ki, hocaefendi

Diyeceksin ki, hocaefendi
bu pek olsa işte 52. günde burnu üflüyormuş.bu pek olsa işte 52. günde burnu üflüyormuş. İki ay, üç ay, beş ay sonra bir şeysi kalmayacak. İki ay, üç ay, beş ay sonra bir şeysi kalmayacak. Beş, on sene sonra toprak olacak.Beş, on sene sonra toprak olacak. Efendi ne olursa olsun, zerresi orda onun.Efendi ne olursa olsun, zerresi orda onun. O zerresi onun orada, o sabah akşam o belayı, o acıyı çekecek.O zerresi onun orada, o sabah akşam o belayı, o acıyı çekecek. Ne mutlu o müslümana ki her gün cennette gibi yerinde,Ne mutlu o müslümana ki her gün cennette gibi yerinde, rahat, sevinç ve sürur içerisinde.rahat, sevinç ve sürur içerisinde. Ne yazık bu bedbaht insanlara kiNe yazık bu bedbaht insanlara ki o güzel dini bırakmışlar da küfrü tercih etmişlero güzel dini bırakmışlar da küfrü tercih etmişler ve kıyamete kadar da onun azabını orada çekecekler.ve kıyamete kadar da onun azabını orada çekecekler. Şimdi nasıl ağlamazsın,Şimdi nasıl ağlamazsın, acımazsın bu çocuklara kiacımazsın bu çocuklara ki bunların babaları olan insanlarbunların babaları olan insanlar niçin evlatlarına İslam'ın yolunu göstermezler? niçin evlatlarına İslam'ın yolunu göstermezler? Ha diyeceksin ki bu yoldan çıkan çocuğun babası da zaten o yolda.Ha diyeceksin ki bu yoldan çıkan çocuğun babası da zaten o yolda. Onun için babası ona bu yolu öğretmeye şeysi iktidarı yok.Onun için babası ona bu yolu öğretmeye şeysi iktidarı yok. Çünkü kendisi de bozuk.Çünkü kendisi de bozuk. Ama babasının babası yahut dedesinin dedesi,Ama babasının babası yahut dedesinin dedesi, herkesin bir iyisi vardır ya.herkesin bir iyisi vardır ya. Ama Allah mukadder etmiş böyle başka.Ama Allah mukadder etmiş böyle başka. Ama biz vazifemizi yapmak isteriz.Ama biz vazifemizi yapmak isteriz. Benim şimdi çocukluk halimi size arz edeyim.

Benim şimdi çocukluk halimi size arz edeyim.
Bizim dedemiz rahmetli. Bizim dedemiz rahmetli. Bize hiçbir gece yokluğu nasihat etti.Bize hiçbir gece yokluğu nasihat etti. Çocukluk hatırımda kalıyor böyle.Çocukluk hatırımda kalıyor böyle. Yani şimdi dedemin karşısında böyle görüyorum,Yani şimdi dedemin karşısında böyle görüyorum, kaç sene rahmetlik olmuş,kaç sene rahmetlik olmuş, onun nasihatta da her an sanki zannediyorum ki kulağımda çınlıyor.onun nasihatta da her an sanki zannediyorum ki kulağımda çınlıyor. Çocukluk hali.Çocukluk hali. Çünkü dedemiz güzel güzel şeylerle böyle biziÇünkü dedemiz güzel güzel şeylerle böyle bizi her akşam irşad eder, dururdu.her akşam irşad eder, dururdu. Ama biz anlardık anlamazdık başka. Ama biz anlardık anlamazdık başka. Ama o vazifesini yapıyordu.Ama o vazifesini yapıyordu. Onun için siz kardeşlerim de evlatlarınıza daimaOnun için siz kardeşlerim de evlatlarınıza daima her akşam bir saat bulup, efendim dersi var. her akşam bir saat bulup, efendim dersi var. Dersi olsun efendim.Dersi olsun efendim. Senin söyleyeceğin ya beş dakikadır ya on dakikadır.Senin söyleyeceğin ya beş dakikadır ya on dakikadır. Öyle uzun boylu çocuğu da yormaya da gelmez,Öyle uzun boylu çocuğu da yormaya da gelmez, kafasını da patlatmaya gelmez.kafasını da patlatmaya gelmez. İslam yolunu gayet ince bir şekilde güzelce ona anlatır İslam yolunu gayet ince bir şekilde güzelce ona anlatır ve onu hiç olmazsa camiye gelip gitmeyi,ve onu hiç olmazsa camiye gelip gitmeyi, camide ibadete taata alıştırmayıcamide ibadete taata alıştırmayı bir vazife saymak çok sevdiğimiz için lazım bir şeydir.bir vazife saymak çok sevdiğimiz için lazım bir şeydir. Kendi haline bıraktığın çocuklarıKendi haline bıraktığın çocukları ne dinden haberleri olur ne imandan, ne ibadetten.ne dinden haberleri olur ne imandan, ne ibadetten. İnne ehadekum izâ kâme fi’s-salati,

İnne ehadekum izâ kâme fi’s-salati,
fe innehû yunâcî rabbehu.fe innehû yunâcî rabbehu. Bak yine bir tane daha geldi. Bak yine bir tane daha geldi. Sizden biriniz namaza kalktığı vakitte, Sizden biriniz namaza kalktığı vakitte, fe innehû yunâcî rabbeh,fe innehû yunâcî rabbeh, öyle bir merasim olaraktan yatıp kalkmak yapmıyor yani. Merasim.öyle bir merasim olaraktan yatıp kalkmak yapmıyor yani. Merasim. Bunun için ibadeti âdetlikten çıkarmak lazım.Bunun için ibadeti âdetlikten çıkarmak lazım. İbadet, âdet.İbadet, âdet. E, öğlen vakti işte on rekat, sabahleyin dört rekat,E, öğlen vakti işte on rekat, sabahleyin dört rekat, akşama şu, bellenmiş bu vakit.akşama şu, bellenmiş bu vakit. Hadi, yaptık. Hadi, yaptık. Bu âdettir.Hadi, yaptık. Hadi, yaptık. Bu âdettir. Bunu adetlikten çıkarıp, daima taze bir ruhla,Bunu adetlikten çıkarıp, daima taze bir ruhla, taze bir ruhla varlıkların sahibinin divanına duruyorum, taze bir ruhla varlıkların sahibinin divanına duruyorum, ona karşı bir hesap vereceğim.ona karşı bir hesap vereceğim. Bakalım bu arada ne yaptım?Bakalım bu arada ne yaptım? Gün de bunu beş defa tazelemiş.Gün de bunu beş defa tazelemiş. Fe innehû yunâcî rabbehu. Fe innehû yunâcî rabbehu. Şu elhamın manası ne kadar büyüktür yani.Şu elhamın manası ne kadar büyüktür yani. Onun için Hazreti İmam Ali Kerimalllah kırk deve kitap yapalım demiş,Onun için Hazreti İmam Ali Kerimalllah kırk deve kitap yapalım demiş, elhamın manasını duyurabilmek için insanlara.elhamın manasını duyurabilmek için insanlara. Bitmez manası.Bitmez manası. Kelime-i tevhidin manası bitmez ki elhamın manası bitsin.Kelime-i tevhidin manası bitmez ki elhamın manası bitsin. Ama hiç olmazsa işte elhamda nasıl konuşuluyor,Ama hiç olmazsa işte elhamda nasıl konuşuluyor, bunları şöyle insan kafasında toplamalı.bunları şöyle insan kafasında toplamalı. Felya’lem ehadukum mâ yünaci rabbehu.

Felya’lem ehadukum mâ yünaci rabbehu.
Sizden her biriniz bilsin ki bakalım kimin karşısında duruyor,Sizden her biriniz bilsin ki bakalım kimin karşısında duruyor, kime söyleniyor, kime yalvarıyor, kime münacat ediyor.kime söyleniyor, kime yalvarıyor, kime münacat ediyor. Bunu hatırlasın ama.Bunu hatırlasın ama. Böyle kuru kuruya hemen okuyup geçivermesin.Böyle kuru kuruya hemen okuyup geçivermesin. Vela yecher ba’dukum alâ’ ba’din bi’l-kıraati fi’s-salati.

Vela yecher ba’dukum alâ’ ba’din bi’l-kıraati fi’s-salati.
Bazen Şafiî kardeşler oluyor mesela.Bazen Şafiî kardeşler oluyor mesela. Onlar elhamı tekrar okumak mecburiyetindedirler.Onlar elhamı tekrar okumak mecburiyetindedirler. Okurken de biraz sessizce okumak suretiyleOkurken de biraz sessizce okumak suretiyle bazıları yapıyor ki yanındaki insanın şaşırmasına da vesile olur.bazıları yapıyor ki yanındaki insanın şaşırmasına da vesile olur. Herkes huzura dalmıştır.Herkes huzura dalmıştır. Hele ben hiç dayanamam.Hele ben hiç dayanamam. Azıcık ufak bir çıt oldu muydu,Azıcık ufak bir çıt oldu muydu, bakarım onun suçunu hemen uyarırım. bakarım onun suçunu hemen uyarırım. Evde de öyle, her yerde de. Evde de öyle, her yerde de. Herkesin şeysi bir olmuyor. Herkesin şeysi bir olmuyor. Bazı hafızlar mesela, onların şeyleri kuvvetli.Bazı hafızlar mesela, onların şeyleri kuvvetli. Bazısı ne kadar olsa hiç kulak asmaz, okur gider kendine. Bazısı ne kadar olsa hiç kulak asmaz, okur gider kendine. Onun için sesli okumamalı, etrafındaki insanı şaşırtacak kadar olmamalı.Onun için sesli okumamalı, etrafındaki insanı şaşırtacak kadar olmamalı. İnnâ ehadeküm izâ kane fi’l mescidi ca’e’ş-şeytanu

İnnâ ehadeküm izâ kane fi’l mescidi ca’e’ş-şeytanu
fe ebesse bihi kema yubissu’r-racülü bidabbetihi, fe ebesse bihi kema yubissu’r-racülü bidabbetihi, fe iza sekene lehu zenekahu ev elcemehu. fe iza sekene lehu zenekahu ev elcemehu. Altındaki hadis de yine öyle.

Altındaki hadis de yine öyle.
Yani namaza durduğumuz vakitte, camiye gittik,Yani namaza durduğumuz vakitte, camiye gittik, camiye gittikte şeytani aleyhillâne de peşimizde geliyor yani. camiye gittikte şeytani aleyhillâne de peşimizde geliyor yani. Peşimizi bırakmıyor şeytan aleyhillâne. Peşimizi bırakmıyor şeytan aleyhillâne. Orada bizden eğleniyor. Eğleniyor.Orada bizden eğleniyor. Eğleniyor. Abdestimiz bozuldu gibi abdestlik yerlerinde hareketler yapıyor,Abdestimiz bozuldu gibi abdestlik yerlerinde hareketler yapıyor, ay yellendim galiba filan diyerekten,ay yellendim galiba filan diyerekten, hadi gidelim bir daha abdest tazeleyelim diyerekten,hadi gidelim bir daha abdest tazeleyelim diyerekten, cemaatten hiç olmazsa, kıldıracağını biliyor amacemaatten hiç olmazsa, kıldıracağını biliyor ama hiç olmazsa cemaatten şunu alakoyayım diyor,hiç olmazsa cemaatten şunu alakoyayım diyor, cemaatten alakoyayım. cemaatten alakoyayım. Sizde böyle bir şey olduğu vakitte, kokuyu duymadıkçaSizde böyle bir şey olduğu vakitte, kokuyu duymadıkça ve sesi işitmedikçe şeytanın bu gürültüsüne kulak vermemeli.ve sesi işitmedikçe şeytanın bu gürültüsüne kulak vermemeli. İnne ehaeküm ize’nkadaâ şis’u na’leyhi fekale:

İnne ehaeküm ize’nkadaâ şis’u na’leyhi fekale:
innâ lillahi ve innâ ileyhi raciun.innâ lillahi ve innâ ileyhi raciun. Kane aleyhi mine’llahi’s-salatu ve’l-hüda ve’r-rahmetu.Kane aleyhi mine’llahi’s-salatu ve’l-hüda ve’r-rahmetu. Bak, bugün çok ders aldım ben burada.

Bak, bugün çok ders aldım ben burada.
Şimdi ayakkabınız sökülüyor.Şimdi ayakkabınız sökülüyor. Burada takunyalar var mesela. Tasması kopuyor.Burada takunyalar var mesela. Tasması kopuyor. Ayakların giydiği bu babuşların üzerlerinde böyle tasma gibidir.Ayakların giydiği bu babuşların üzerlerinde böyle tasma gibidir. Bunlar kopuyor. Nasıl olsa bir şey olmuş, kopmuş.Bunlar kopuyor. Nasıl olsa bir şey olmuş, kopmuş. De ki, innâ lillahi ve innâ ileyhi raciun.De ki, innâ lillahi ve innâ ileyhi raciun. Yani bir adam ölüyor ya,Yani bir adam ölüyor ya, ölünce ona diyoruz ki, innâ lillahi ve innâ ileyhi raciun.ölünce ona diyoruz ki, innâ lillahi ve innâ ileyhi raciun. Senin de içinde papucun koptu, bu da öldü yani.Senin de içinde papucun koptu, bu da öldü yani. Onun için de sen de ki, innâ lillahi ve innâ ileyhi raciun.Onun için de sen de ki, innâ lillahi ve innâ ileyhi raciun. Fe inneha tü’zil insan.

Fe inneha tü’zil insan.
Çünkü o ayağın tasması kopunca, yayan yürüyeceksin,Çünkü o ayağın tasması kopunca, yayan yürüyeceksin, bir eziyettir bu insana.bir eziyettir bu insana. Bu eziyetten dolayı, ve küllü ma ezâhu, fe hüve musibeh. Bu eziyetten dolayı, ve küllü ma ezâhu, fe hüve musibeh. Her eza bir musibettir insana.Her eza bir musibettir insana. Binaenaleyh, vel mesaibü derecât. Binaenaleyh, vel mesaibü derecât. Bu musibetlerin de dereceleri var.Bu musibetlerin de dereceleri var. Musibete göre mükafat var yani.Musibete göre mükafat var yani. Kane mine’llahi aleyhi salah.Kane mine’llahi aleyhi salah. Yani şimdi bu tahtan koptu, ayakkabın koptu, belki çalındı. Yani şimdi bu tahtan koptu, ayakkabın koptu, belki çalındı. Geçen mesele olduğu gibi.Geçen mesele olduğu gibi. Çalınan da oluyor ya.Çalınan da oluyor ya. Bu çalınma, bunlar hepsi birer musibet.Bu çalınma, bunlar hepsi birer musibet. Fakat bundan dolayı bu kimseye,Fakat bundan dolayı bu kimseye, bak şimdi burada salatın manası rahmet ve bereket.bak şimdi burada salatın manası rahmet ve bereket. Salatın beş manası var, yerine göre.Salatın beş manası var, yerine göre. Şimdi bazı bizim ne diyeceğiz sivri fikirli mi adamlar?Şimdi bazı bizim ne diyeceğiz sivri fikirli mi adamlar? İşte Cenab-ı Hak namazı zikrediyor, salatı zikrediyor.İşte Cenab-ı Hak namazı zikrediyor, salatı zikrediyor. Salatın manası rahmettir diyor.Salatın manası rahmettir diyor. Namazı söylemiyor oradan.Namazı söylemiyor oradan. Ya onun yerinde beş manası var.Ya onun yerinde beş manası var. Buradaki manasıyla, namazdaki manası, ekimu’s-salat dediği vakitte,Buradaki manasıyla, namazdaki manası, ekimu’s-salat dediği vakitte, burada salatın manası, bereket, rahmetburada salatın manası, bereket, rahmet var ise de asıl makbul olan, işte kıldığımız namazdır o.var ise de asıl makbul olan, işte kıldığımız namazdır o. Buradaki manası, ona rahmet vardır Cenab-ı Hakk'ın.Buradaki manası, ona rahmet vardır Cenab-ı Hakk'ın. O musibete mukabil. Ve’l-hüda vel rahmeh.O musibete mukabil. Ve’l-hüda vel rahmeh. Merhamet ilahi, hidayet-i ilahi, o musibetlere sabredildikçe olur.Merhamet ilahi, hidayet-i ilahi, o musibetlere sabredildikçe olur. Burada aklıma gelen,

Burada aklıma gelen,
Rabbena a'tina fi’d-dünya. Ha geçen hafta gördün.Rabbena a'tina fi’d-dünya. Ha geçen hafta gördün. Orada diyor ki Hz. Ali kerremallahi’ye, bunun manasında demiş ki:Orada diyor ki Hz. Ali kerremallahi’ye, bunun manasında demiş ki: “Ya Rabbi bana dünyada güzel kadın ver.

“Ya Rabbi bana dünyada güzel kadın ver.
Hasene.Hasene. Kadının güzelliğidir demiş.Kadının güzelliğidir demiş. Yani efendisine itaat eden, müslüman, edepli, terbiyeli bir kadındır,” demiş.Yani efendisine itaat eden, müslüman, edepli, terbiyeli bir kadındır,” demiş. Rabbena atina fi’d-dünya.Rabbena atina fi’d-dünya. Dünyadaki hasene, hayırlı bir kadındır.Dünyadaki hasene, hayırlı bir kadındır. Bi hürmeti'l-Fâtiha.

Bi hürmeti'l-Fâtiha.
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2