Namaz Vakitleri
İstanbul
24 Cemâziye'l-Evvel 1448
04 November 2026
İmsak
06:05
Güneş
07:31
Öğle
12:53
İkindi
15:38
Akşam
18:03
Yatsı
19:25
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Bismillâhirrahmânirrahîm.Bismillâhirrahmânirrahîm. el-hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.

el-hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn.
Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ-seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirîne Muhammedini'l Mustafa’l-emin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaînVe's-salâtu ve's-selâmu alâ-seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirîne Muhammedini'l Mustafa’l-emin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn. Emmâ ba'dü: Fekale Nebiyyün sallallahu aleyhi ve sellem.

Emmâ ba'dü: Fekale Nebiyyün sallallahu aleyhi ve sellem.
Kemâ revâihu ibn Mâce an Ebi Zerr radiyallahu anh.

Kemâ revâihu ibn Mâce an Ebi Zerr radiyallahu anh.
Lâ akle ke’t-tedbîri, ve lâ vera‘a ke’l-keffi, ve lâ hasebe ke-husni’l-huluki.

Lâ akle ke’t-tedbîri, ve lâ vera‘a ke’l-keffi, ve lâ hasebe ke-husni’l-huluki.
Sadaka rasûlü’llâh venetakaha habibullah.

Sadaka rasûlü’llâh venetakaha habibullah.
Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin hayatı, sözleri,

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin hayatı, sözleri,
nasihatleri, emirleri, yasakları bizim için saâdet-i dareyne erme vesilesidir.nasihatleri, emirleri, yasakları bizim için saâdet-i dareyne erme vesilesidir. Hatta sükutu bile bir mana ifade eder. Bir cevaz ifade eder.Hatta sükutu bile bir mana ifade eder. Bir cevaz ifade eder. Ona da sünnet-i takrîriye denmiş, biliyorsunuz.Ona da sünnet-i takrîriye denmiş, biliyorsunuz. O bakımdan şu mübarek beldedeki şu kıymetli zamanlarımızı Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleminO bakımdan şu mübarek beldedeki şu kıymetli zamanlarımızı Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hadîs-i şerîfleri ve Kur'an-ı Kerim'in âyetleri üzerinde sohbetler yaparak değerlendiriyoruz.hadîs-i şerîfleri ve Kur'an-ı Kerim'in âyetleri üzerinde sohbetler yaparak değerlendiriyoruz. Maksadımız teallum eylemek, tefeyyüz eylemek, sevap kazanmak, vaktimizi güzel değerlendirmek, ilim öğrenmek,Maksadımız teallum eylemek, tefeyyüz eylemek, sevap kazanmak, vaktimizi güzel değerlendirmek, ilim öğrenmek, ilim öğrenenlerin nail oldukları derecelere, mükâfatlara nail olmaktır.ilim öğrenenlerin nail oldukları derecelere, mükâfatlara nail olmaktır. Allahu Teâla Hazretleri umduklarımıza nail, korktuklarımızdan emin eylesin,

Allahu Teâla Hazretleri umduklarımıza nail, korktuklarımızdan emin eylesin,
saâdet-i dareyne cümlemizi nail eylesin.saâdet-i dareyne cümlemizi nail eylesin. Büyük hadîs âlimlerinden, imamlarından İbn-i Mâce rahmetullahi aleyh,Büyük hadîs âlimlerinden, imamlarından İbn-i Mâce rahmetullahi aleyh, 6 sahih hadîs kitabının birisini yazmış olan6 sahih hadîs kitabının birisini yazmış olan İmam İbn Mâce, Ebû Zer el-Gıfârî radıyallahu anh'ten rivayet eylemiş ki,İmam İbn Mâce, Ebû Zer el-Gıfârî radıyallahu anh'ten rivayet eylemiş ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri şöyle buyuruyorlar:Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri şöyle buyuruyorlar: Lâ akle ke’t-tedbîr:

Lâ akle ke’t-tedbîr:
Tedbir gibi akıl olmaz. İzahını yapmaya çalışırız inşallah.Tedbir gibi akıl olmaz. İzahını yapmaya çalışırız inşallah. Ve lâ vera‘a ke’l-keff:

Ve lâ vera‘a ke’l-keff:
Ve kendisini çekmek, alıkoymak gibi vera' olmaz.Ve kendisini çekmek, alıkoymak gibi vera' olmaz. Ve lâ hasebe ke-husni’l-huluk:

Ve lâ hasebe ke-husni’l-huluk:
Güzel huyu gibi de hasep olmaz.Güzel huyu gibi de hasep olmaz. Şimdi Peygamber Efendimiz “Lâ akle ke’t-tedbîr” buyurmuş.

Şimdi Peygamber Efendimiz “Lâ akle ke’t-tedbîr” buyurmuş.
Tedbir gibi o kadar güzel başka akıl olmaz.Tedbir gibi o kadar güzel başka akıl olmaz. Şimdi tedbir nedir?

Şimdi tedbir nedir?
Tedbir bir işin akıbetini, edbarını, arkasını, verasını önceden düşünmek demektir.

Tedbir bir işin akıbetini, edbarını, arkasını, verasını önceden düşünmek demektir.
Onun için aldığımız birtakım düşünerek, taşınarak aldığımız birtakım şeylere de tedbir diye ad veriyoruz biz.Onun için aldığımız birtakım düşünerek, taşınarak aldığımız birtakım şeylere de tedbir diye ad veriyoruz biz. Bir işin sonunda bize lazım olacak, şu lazım olacak,Bir işin sonunda bize lazım olacak, şu lazım olacak, bu lazım olacak diye birtakım işler yapıyoruz ve ona da tedbir diyoruz, neden?bu lazım olacak diye birtakım işler yapıyoruz ve ona da tedbir diyoruz, neden? İşin edbarını yani arka tarafının sonunun nasıl geleceğini önceden düşünmek.

İşin edbarını yani arka tarafının sonunun nasıl geleceğini önceden düşünmek.
İşte işin sonunu düşünmek gibi güzel akıllılık olmaz.İşte işin sonunu düşünmek gibi güzel akıllılık olmaz. Yani en, en akıllıca iş, en akıllıca davranış, yapacağı işin akıbetini insanın hesaplaması ve düşünmesidir.Yani en, en akıllıca iş, en akıllıca davranış, yapacağı işin akıbetini insanın hesaplaması ve düşünmesidir. Sonunun ne olacağını aldırmadan paldır küldür bir işe girişmek. Öfkeyle kalkmak. Öfkeyle kalkan zararla oturur.Sonunun ne olacağını aldırmadan paldır küldür bir işe girişmek. Öfkeyle kalkmak. Öfkeyle kalkan zararla oturur. Düşünmeden işe giren sonunda eyvah ben ne yapmışım, keşke bu işe girmeseydim,Düşünmeden işe giren sonunda eyvah ben ne yapmışım, keşke bu işe girmeseydim, battım çıktım, keşke yapmasaymışım filan diye çok üzülür sonunda.battım çıktım, keşke yapmasaymışım filan diye çok üzülür sonunda. Onun için bu hadîs-i şerîf bizi planlı olmaya teşvik ediyor.Onun için bu hadîs-i şerîf bizi planlı olmaya teşvik ediyor. Mü'minin planlı olmasını, düşünceli olmasını, mütefekkir olmasını, hesaplı olmasını,Mü'minin planlı olmasını, düşünceli olmasını, mütefekkir olmasını, hesaplı olmasını, her şeyi inceden inceye düşünmesini teşvik ediyor, talim ediyor, tavsiye ediyor bize.her şeyi inceden inceye düşünmesini teşvik ediyor, talim ediyor, tavsiye ediyor bize. O halde bizler de tesadüfî davranışlar içinden tedebbürî, tefekkürî davranışlara geçmeliyiz.

O halde bizler de tesadüfî davranışlar içinden tedebbürî, tefekkürî davranışlara geçmeliyiz.
Yani tesadüfen yaşıyoruz, tesadüfen işler yapıyoruz, tesadüfen geliyoruz, tesadüfen gidiyoruz,Yani tesadüfen yaşıyoruz, tesadüfen işler yapıyoruz, tesadüfen geliyoruz, tesadüfen gidiyoruz, tesadüfen karşılaşıyoruz, tesadüfen uğruyoruz böyle şey olmaz.tesadüfen karşılaşıyoruz, tesadüfen uğruyoruz böyle şey olmaz. Yaptığın şeyi düşüne taşına yap. Hayrı murad et. Yaptığın zaman sevap kazanırsın.Yaptığın şeyi düşüne taşına yap. Hayrı murad et. Yaptığın zaman sevap kazanırsın. Yapmadığın zaman da niyetinden dolayı sevap kazanırsın.Yapmadığın zaman da niyetinden dolayı sevap kazanırsın. Düşün. Allah sana bir düşünme mekanizması vermiş. Akıl diye bir nimet vermiş.

Düşün. Allah sana bir düşünme mekanizması vermiş. Akıl diye bir nimet vermiş.
Bu sana çok kazanç getirecek bir şey.Bu sana çok kazanç getirecek bir şey. Yani çok kıymetli bir şey.Yani çok kıymetli bir şey. İnsanın, insanın tefekkür mekanizmasına sahip olması o kadar güzel kiİnsanın, insanın tefekkür mekanizmasına sahip olması o kadar güzel ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki,Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş ki, “Müslümanın niyeti amelinden daha hayırlıdır.”“Müslümanın niyeti amelinden daha hayırlıdır.” Müslüman böyle bir oturur, der ki ah bir param olsa şunları yapacağım,Müslüman böyle bir oturur, der ki ah bir param olsa şunları yapacağım, bunları yapacağım, şu hayırları yapacağım filan.bunları yapacağım, şu hayırları yapacağım filan. Halbuki parası olan nice öteki Müslümanlar vardır, o şeyleri yapamıyorlar.Halbuki parası olan nice öteki Müslümanlar vardır, o şeyleri yapamıyorlar. Yani yapabilmek kolay bir şey değil. Ama niyet etmek kolay. Güzel şeyleri arzu etmek kolay.Yani yapabilmek kolay bir şey değil. Ama niyet etmek kolay. Güzel şeyleri arzu etmek kolay. Ve işin en güzel tarafı İslâm'da, Allah güzel şeyleri arzu edenlere, niyet edenlere de niyetinden dolayı da sevap veriyor.Ve işin en güzel tarafı İslâm'da, Allah güzel şeyleri arzu edenlere, niyet edenlere de niyetinden dolayı da sevap veriyor. Çünkü bu da bir eğitim meselesi.Çünkü bu da bir eğitim meselesi. Yani insan güzel şeyleri niyet etmeye de alışmalı. Güzel şeyleri düşünmeye de alışmalı.

Yani insan güzel şeyleri niyet etmeye de alışmalı. Güzel şeyleri düşünmeye de alışmalı.
Güzel şeyleri düşünmekle vaktini geçirmeli.Güzel şeyleri düşünmekle vaktini geçirmeli. Zamanını boş yere geçirmemeli, fitneyle geçirmemeli, fesatla geçirmemeli,Zamanını boş yere geçirmemeli, fitneyle geçirmemeli, fesatla geçirmemeli, ters ters düşüncelerle geçirmemeli diye Allah celle celaluhu niyeti de sevap vermiş.ters ters düşüncelerle geçirmemeli diye Allah celle celaluhu niyeti de sevap vermiş. Bir insan bir işi yapmaya niyet etse ve yapsa, niyet ettiği şeyi yapmaya muvaffak olsaBir insan bir işi yapmaya niyet etse ve yapsa, niyet ettiği şeyi yapmaya muvaffak olsa Allah ona bire on sevap verir.Allah ona bire on sevap verir. Bire bir vermez de on misli fazlasıyla verir.Bire bir vermez de on misli fazlasıyla verir. Mükâfatını en aşağı on misli fazlasıyla verir.Mükâfatını en aşağı on misli fazlasıyla verir. el hasenetu bi aşri emsâlihâ.

el hasenetu bi aşri emsâlihâ.
Bazen bazı işlere ondan fazla da sevap verir, yetmiş sevap verir.Bazen bazı işlere ondan fazla da sevap verir, yetmiş sevap verir. Mesela misvakla namaz kılmak 70 kat daha sevaplı oluyor.Mesela misvakla namaz kılmak 70 kat daha sevaplı oluyor. Diş temizlemesini öğrensin Müslümanlar.Diş temizlemesini öğrensin Müslümanlar. Ağzı kokmasın, dişleri sapsarı olmasın, etrafındakileri ezalandırmasın,Ağzı kokmasın, dişleri sapsarı olmasın, etrafındakileri ezalandırmasın, güzel kokulu olsun, güzel dişli olsun, hoş halli olsun, temiz olsun, pâk olsun,güzel kokulu olsun, güzel dişli olsun, hoş halli olsun, temiz olsun, pâk olsun, tıraşlı olsun, taranmış olsun diye Efendimiz tavsiye etmiş bunları.tıraşlı olsun, taranmış olsun diye Efendimiz tavsiye etmiş bunları. Yani tecemmül. Yani güzel olmak için tedbir almak, insanın her şeyine dikkat etmesi.

Yani tecemmül. Yani güzel olmak için tedbir almak, insanın her şeyine dikkat etmesi.
Bunların hepsi güzel şey.Bunların hepsi güzel şey. Bazen yedi yüz misil sevap verir.Bazen yedi yüz misil sevap verir. Mesela bizim bu hacca yaptığımız masraflar, fisebilillahMesela bizim bu hacca yaptığımız masraflar, fisebilillah masrafı olduğu için, bunlar yedi yüzdür, bunların sevabı.masrafı olduğu için, bunlar yedi yüzdür, bunların sevabı. Ne yaparsanız burada, hangi hayrı yaparsanız en aşağı 700'dür.Ne yaparsanız burada, hangi hayrı yaparsanız en aşağı 700'dür. Yolda sarf ettiğiniz paralar, masraflar, vesaireler, uçak paraları, bilmem ayak bastı paraları, vergiler vesaire.Yolda sarf ettiğiniz paralar, masraflar, vesaireler, uçak paraları, bilmem ayak bastı paraları, vergiler vesaire. Bunların hep 700 mislidir Allah indinde şeyleri, mükâfatı.Bunların hep 700 mislidir Allah indinde şeyleri, mükâfatı. Yani bu parayı Türkiye'de verseydiniz alacağınız mükâfatın 700 misli fazlasıdır.Yani bu parayı Türkiye'de verseydiniz alacağınız mükâfatın 700 misli fazlasıdır. Çünkü Allah yolunda harcıyorsunuz bu paraları.Çünkü Allah yolunda harcıyorsunuz bu paraları. O bakımdan hacıya cimrilik ve pintilik yakışmaz.O bakımdan hacıya cimrilik ve pintilik yakışmaz. Cömert olmalı. Gayretli olmalı.Cömert olmalı. Gayretli olmalı. Buraya ben para sarf edip de sevap kazanmaya geldim demeli.Buraya ben para sarf edip de sevap kazanmaya geldim demeli. Arkadaşlarına mükrim olmalı.Arkadaşlarına mükrim olmalı. İbadete haris olmalı.İbadete haris olmalı. Harem-i şerîfe gitmeye gayretli olmalı.Harem-i şerîfe gitmeye gayretli olmalı. Dolmuş parasına kıyıvermeli.Dolmuş parasına kıyıvermeli. Ne olacak yani?Ne olacak yani? 2 riyal, 5 riyal, 10 riyal feda olsun.

2 riyal, 5 riyal, 10 riyal feda olsun.
Yani bir namaz harem-i şerîfte kılmanın başka zaman parayla alınması mümkün değil ki.Yani bir namaz harem-i şerîfte kılmanın başka zaman parayla alınması mümkün değil ki. Hazır gelmişsin buraya, biraz böyle insan bu tarzda olmalı.Hazır gelmişsin buraya, biraz böyle insan bu tarzda olmalı. Bazen de bi gayri hisab sevap verir Allah.Bazen de bi gayri hisab sevap verir Allah. Hesaba sığmayacak kadar sevap verir.Hesaba sığmayacak kadar sevap verir. O da artık kişinin kalitesine, niyetinin halisliğine,O da artık kişinin kalitesine, niyetinin halisliğine, kalbinin pırıl pırıl altın gibi pür nur olmasına bağlı bir şeydir.kalbinin pırıl pırıl altın gibi pür nur olmasına bağlı bir şeydir. Bu arada size söyleyeyim ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin bir hadîs-i şerîfini okuduk.Bu arada size söyleyeyim ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin bir hadîs-i şerîfini okuduk. Nafakatüke fî sebîlillâhi fî seb‘i mi’eti dereceh.

Nafakatüke fî sebîlillâhi fî seb‘i mi’eti dereceh.
Tamam. Allah yolunda infâk etmek yedi yüz mislidir.

Tamam. Allah yolunda infâk etmek yedi yüz mislidir.
Zikrullâhi teâlâ efdalu indallâhi minen-nefakati fî sebîlillâhi bi-mîeti dereceh.

Zikrullâhi teâlâ efdalu indallâhi minen-nefakati fî sebîlillâhi bi-mîeti dereceh.
Zikretmek, Allah yolunda infâk etmekten yüz kat daha fazla sevaplıdır. Sübhanallah.

Zikretmek, Allah yolunda infâk etmekten yüz kat daha fazla sevaplıdır. Sübhanallah.
Hem kolay hem sevabı çok daha fazla, neden?Hem kolay hem sevabı çok daha fazla, neden? Zikrullah muhabbetullaha götürür de ondan.

Zikrullah muhabbetullaha götürür de ondan.
Muhabbetullah, marifetullah en kıymetli şey olduğundan.Muhabbetullah, marifetullah en kıymetli şey olduğundan. Şemmetün minel-ma‘rifeti hayrun mined-dünyâ ve mâ fîhâ.

Şemmetün minel-ma‘rifeti hayrun mined-dünyâ ve mâ fîhâ.
Marifetullah'tan bir koklamcık nasibi olsa bir insanın, bunun sahip olduğu bu marifetullah

Marifetullah'tan bir koklamcık nasibi olsa bir insanın, bunun sahip olduğu bu marifetullah
dünyadan ve dünyanın içindeki her şeye sahip olmaktan bu adam için daha hayırlıdır.dünyadan ve dünyanın içindeki her şeye sahip olmaktan bu adam için daha hayırlıdır. Marifetullah çok kıymetli.Marifetullah çok kıymetli. Zikrullah insanı marifetullaha götürdüğünden, aşkullaha, muhabbetullaha götürdüğünden,Zikrullah insanı marifetullaha götürdüğünden, aşkullaha, muhabbetullaha götürdüğünden, rızâ-yı Bârî'ye götürdüğünden onun derecesi Allah yolunda infâktan da yüz kat fazla oluyor.rızâ-yı Bârî'ye götürdüğünden onun derecesi Allah yolunda infâktan da yüz kat fazla oluyor. Binâenaleyh yüz çarpı yedi yüz yetmiş bin kat oluyor zikrullahın sevabı.Binâenaleyh yüz çarpı yedi yüz yetmiş bin kat oluyor zikrullahın sevabı. İnsan, Allah dedikçe yetmiş bin yetmiş bin alıyor mükâfatları.

İnsan, Allah dedikçe yetmiş bin yetmiş bin alıyor mükâfatları.
Bire bir almıyor, bire on almıyor, bire yedi yüz almıyor, bire yetmiş almıyor.Bire bir almıyor, bire on almıyor, bire yedi yüz almıyor, bire yetmiş almıyor. Bire yetmiş bin, bire yetmiş bin, bire yetmiş bin olarak alıyor.Bire yetmiş bin, bire yetmiş bin, bire yetmiş bin olarak alıyor. Onun için zikirden gafil ve uzak ve mahrum kalmayın.Onun için zikirden gafil ve uzak ve mahrum kalmayın. Allah'ı çok zikredin.Allah'ı çok zikredin. Diliniz zikirli olsun daima.Diliniz zikirli olsun daima. Yolda gidiyorsunuz yani bir zahmeti yok ki, bir zorluğu yok ki.Yolda gidiyorsunuz yani bir zahmeti yok ki, bir zorluğu yok ki. Lâ ilâhe illallah de. Salât-u selâm getir. Allah de.Lâ ilâhe illallah de. Salât-u selâm getir. Allah de. Çeşitli zikirler var.

Çeşitli zikirler var.
Duymuşsundur, almışsındır vazife olarak zikre devam et.Duymuşsundur, almışsındır vazife olarak zikre devam et. Bir de kalben yapılan zikir. Yani hiç kimsenin duymayacağı şekilde içinden zikrediyor insan.Bir de kalben yapılan zikir. Yani hiç kimsenin duymayacağı şekilde içinden zikrediyor insan. Dili kıpırdamıyor, dudağı kıpırdamıyor, kimse duyamıyor.Dili kıpırdamıyor, dudağı kıpırdamıyor, kimse duyamıyor. Hatta kimse duymak ne kelime, melekler dahi anlamazmış.Hatta kimse duymak ne kelime, melekler dahi anlamazmış. Bu meleklerin bile farkına varmadığı kalpten yapılan zikir,Bu meleklerin bile farkına varmadığı kalpten yapılan zikir, yani içinden sessizce yapılan zikir, dille yapılan zikirden de 70 kat daha sevaplıdır.yani içinden sessizce yapılan zikir, dille yapılan zikirden de 70 kat daha sevaplıdır. O zaman bunun sevabı bire 4.900.000 fazla oluyor.O zaman bunun sevabı bire 4.900.000 fazla oluyor. 70 bin çarpı 70, 7 kere 7 49, önüne de bir sıfır koyarsak 5 milyona yakın oluyor sevabı.70 bin çarpı 70, 7 kere 7 49, önüne de bir sıfır koyarsak 5 milyona yakın oluyor sevabı. Yani insan kalbinden kimseye gösteriş olmadan, şöhret olmadan, riya olmadan,Yani insan kalbinden kimseye gösteriş olmadan, şöhret olmadan, riya olmadan, süm'a olmadan kalbinden Allah demeye alıştı mı aldığı sevaplar her Allah deyişinde,süm'a olmadan kalbinden Allah demeye alıştı mı aldığı sevaplar her Allah deyişinde, her Lâ ilâhe illallah deyişinde, her zikredişinde 5 milyon, 5 milyon, 5 milyon, 5 milyon geliyor.her Lâ ilâhe illallah deyişinde, her zikredişinde 5 milyon, 5 milyon, 5 milyon, 5 milyon geliyor. Onun için Allah'ı zikredenler kurtulurlar.Onun için Allah'ı zikredenler kurtulurlar. Allah'ı zikredenler fevz ü felâh bulurlar.Allah'ı zikredenler fevz ü felâh bulurlar. Bunu da bu vesileyle anlatayım.Bunu da bu vesileyle anlatayım. “Lâ akle ke’t-tedbîr”, işleri önceden düşünüp planlamak,

“Lâ akle ke’t-tedbîr”, işleri önceden düşünüp planlamak,
akıbetini düşünmek, ona göre yapmaktan daha güzel bir akıl olmaz.akıbetini düşünmek, ona göre yapmaktan daha güzel bir akıl olmaz. En güzel akıl budur.En güzel akıl budur. En güzel akıl da ahireti düşünmektir.En güzel akıl da ahireti düşünmektir. İşlerin en sonuncusu ahiret olduğundan en akıllı insan ahireti düşünendir.İşlerin en sonuncusu ahiret olduğundan en akıllı insan ahireti düşünendir. Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir hadîs-i şerîfinde buyurdu ki:

Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir hadîs-i şerîfinde buyurdu ki:
el-keyyisü men dâne nefsehû ve amile limâ ba’de’l-mevt.

el-keyyisü men dâne nefsehû ve amile limâ ba’de’l-mevt.
Zeki insan, akıllı insan, nefsine sahip olup, nefsini dizginleyip,

Zeki insan, akıllı insan, nefsine sahip olup, nefsini dizginleyip,
nefsini zapturapt altına alıp da ahirete hazırlanandır.nefsini zapturapt altına alıp da ahirete hazırlanandır. Ahmak insan da âciz insan da,Ahmak insan da âciz insan da, Vel-âcizu men etbea nefsehu hevâhâ ve temennâ alellâhil-emâniyye.

Vel-âcizu men etbea nefsehu hevâhâ ve temennâ alellâhil-emâniyye.
Allah'tan ümit edip durup ama nefsinin peşinde gidip Allah'tan ümit edendir.

Allah'tan ümit edip durup ama nefsinin peşinde gidip Allah'tan ümit edendir.
Ahmaktır, âcizdir. Çünkü çalışmadan olmaz. İbadet etmeden Allah sevmez. O zaman vermez.Ahmaktır, âcizdir. Çünkü çalışmadan olmaz. İbadet etmeden Allah sevmez. O zaman vermez. Hem ibadet etmiyor hem dünyaya dalmış hem ahirete çalışmıyor hem de Allah Gafurdur,Hem ibadet etmiyor hem dünyaya dalmış hem ahirete çalışmıyor hem de Allah Gafurdur, Rahimdir diye Allah'ın sevdiği kullarına, âbid kullarına verdiği mükâfatı kendisine gelecekRahimdir diye Allah'ın sevdiği kullarına, âbid kullarına verdiği mükâfatı kendisine gelecek diye umuyor, kendi kendini aldatıyor.diye umuyor, kendi kendini aldatıyor. Evet, o mükâfatlar var ama yolunda yürüyenlere, Allah'ın emirlerini tutanlara,Evet, o mükâfatlar var ama yolunda yürüyenlere, Allah'ın emirlerini tutanlara, karınca kararınca Allah'a kulluk etmek isteyenleridir muhterem kardeşlerim.karınca kararınca Allah'a kulluk etmek isteyenleridir muhterem kardeşlerim. Onun için en büyük akıl, ahireti kazanacak akıldır.Onun için en büyük akıl, ahireti kazanacak akıldır. Bir insanın 10 tane yüksek tahsil diploması olsa, 5 tane doktorası olsa,

Bir insanın 10 tane yüksek tahsil diploması olsa, 5 tane doktorası olsa,
nice nice yüksek vasıflara sahip, nice nice yüksek mekanlarda, makamlarda, mertebelerdenice nice yüksek vasıflara sahip, nice nice yüksek mekanlarda, makamlarda, mertebelerde dünyanın itibar ettiği bir parmakla gösterilen kimse olsa, ahiretine yarayan iş yapmıyorsa o insan akıllı değildir.dünyanın itibar ettiği bir parmakla gösterilen kimse olsa, ahiretine yarayan iş yapmıyorsa o insan akıllı değildir. Çünkü ebedi hayatını korumaya çalışmıyor adam.Çünkü ebedi hayatını korumaya çalışmıyor adam. Fâni hayata kendisini yöneltmiş, bir adım ötesini, burnunun ucunu görmüyor,Fâni hayata kendisini yöneltmiş, bir adım ötesini, burnunun ucunu görmüyor, önündeki büyük felaketi görmüyor, önündeki cehennem çukurunu görmüyor,önündeki büyük felaketi görmüyor, önündeki cehennem çukurunu görmüyor, cehenneme düşüp de cayır cayır yanacağını düşünmüyor, bu adam akıllı değildir.cehenneme düşüp de cayır cayır yanacağını düşünmüyor, bu adam akıllı değildir. O halde bu sözü hiç unutmayın:O halde bu sözü hiç unutmayın: “Lâ akle ke’t-tedbîr”,

“Lâ akle ke’t-tedbîr”,
işin akıbetini düşünmek gibi akıl olmaz.işin akıbetini düşünmek gibi akıl olmaz. En güzel akıl, işin akıbetini düşünmektir.En güzel akıl, işin akıbetini düşünmektir. Siz de âkıbet-endîş kimseler olun.Siz de âkıbet-endîş kimseler olun. Yani her işin akıbetini düşünen, “dûr-endîş” de derler Farsça.Yani her işin akıbetini düşünen, “dûr-endîş” de derler Farsça. Uzağı gören, uzak görüşlü kimseler olun.Uzağı gören, uzak görüşlü kimseler olun. Âkıbet-endîş olun. Akıbeti tedebbür eden, tefekkür eden kimse olun.Âkıbet-endîş olun. Akıbeti tedebbür eden, tefekkür eden kimse olun. Yaptığınız işi sonu iyi gelecekse yapın, sonu iyi gelmeyecekse yapmayın.Yaptığınız işi sonu iyi gelecekse yapın, sonu iyi gelmeyecekse yapmayın. Biliyorsunuz ki meyhaneler ve günahhaneler ve kumarhaneler vesairelerBiliyorsunuz ki meyhaneler ve günahhaneler ve kumarhaneler vesaireler bir anlık böyle keyiflere, zevklere tabi insanlarla dolu oluyor da ondan sonra bin pişmanlık duyuyorlar.bir anlık böyle keyiflere, zevklere tabi insanlarla dolu oluyor da ondan sonra bin pişmanlık duyuyorlar. Yani böyle güle güle günahı işleyenler sonra ağlaya ağlaya cezayı çekecekler.Yani böyle güle güle günahı işleyenler sonra ağlaya ağlaya cezayı çekecekler. Onun için onlarınki akıl değildir.Onun için onlarınki akıl değildir. Muhakkak bir lezzet için çok büyük felaketleri, çok büyük cezaları göze almak düşüncesizliktir.Muhakkak bir lezzet için çok büyük felaketleri, çok büyük cezaları göze almak düşüncesizliktir. Göze almak da değildir o, hiç düşünmemektir.Göze almak da değildir o, hiç düşünmemektir. Aptallığın sembolüdür, timsalidir.Aptallığın sembolüdür, timsalidir. Allahu Teâlâ Hazretleri bizi tefekkürden, akıldan, fikirden, tedbirden, tedebbürden mahrum kimselerden etmesin.

Allahu Teâlâ Hazretleri bizi tefekkürden, akıldan, fikirden, tedbirden, tedebbürden mahrum kimselerden etmesin.
Mütefekkir kimse eylesin.Mütefekkir kimse eylesin. Tefekkür gibi ibadet olmaz.Tefekkür gibi ibadet olmaz. Tedebbür gibi ibadet olmaz.Tedebbür gibi ibadet olmaz. Bunun sevabı çok fazladır.Bunun sevabı çok fazladır. Bazen bir, bir kısa bir müddetlik tefekkür bir insanın hayatını değiştirir.Bazen bir, bir kısa bir müddetlik tefekkür bir insanın hayatını değiştirir. İmanının kuvvetlenmesine sebep olur. Cenneti kazanmasına sebep olur.İmanının kuvvetlenmesine sebep olur. Cenneti kazanmasına sebep olur. Onun için tefekkürün kıymetini bilelim.

Onun için tefekkürün kıymetini bilelim.
Sükûtümüz tefekkür olsun.Sükûtümüz tefekkür olsun. Yapacağımız işler tedebbür ile arkasını düşünerek yapılsın.Yapacağımız işler tedebbür ile arkasını düşünerek yapılsın. Her işimizde bir niyet, ön niyet olsun.Her işimizde bir niyet, ön niyet olsun. Önden bir iyi niyet olsun.Önden bir iyi niyet olsun. İyi niyetle bir işe yapmaya girişelim.İyi niyetle bir işe yapmaya girişelim. Böylece ecrimiz tamamen ee ve Allah'ın yani ecir verdiği bir durumda olalım ve büyük ecirlere nail kimselerden olalım.Böylece ecrimiz tamamen ee ve Allah'ın yani ecir verdiği bir durumda olalım ve büyük ecirlere nail kimselerden olalım. Allahualem birinci cümlenin manası hakkında benim düşündüklerim aklıma gelen bunlar.Allahualem birinci cümlenin manası hakkında benim düşündüklerim aklıma gelen bunlar. Yani mücmel ve çetin bir ibare bu.Yani mücmel ve çetin bir ibare bu. “Lâ akle ke’t-tedbîr”

“Lâ akle ke’t-tedbîr”
ama Allahu alem manası böyle olsa gerek.ama Allahu alem manası böyle olsa gerek. Ve lâ vera‘a ke’l-keff: “Keff”, kendisini çekmek demek.

Ve lâ vera‘a ke’l-keff: “Keff”, kendisini çekmek demek.
Mesela tam bir iş yapacakken insan duraksıyor, yapmıyor.Mesela tam bir iş yapacakken insan duraksıyor, yapmıyor. Tam alacakken almıyor.Tam alacakken almıyor. Eline bir fırsat geçmiş, ortada kimse yok, ortada para var.Eline bir fırsat geçmiş, ortada kimse yok, ortada para var. Sağa bakıyor, sola bakıyor, kimse yok.Sağa bakıyor, sola bakıyor, kimse yok. Alsam bunu cebime koysam koyarım. Şu kadar bin lira, şu kadar bin riyal benim olacak.Alsam bunu cebime koysam koyarım. Şu kadar bin lira, şu kadar bin riyal benim olacak. Bir anlık bir şey ama yok, elini çekiyor.Bir anlık bir şey ama yok, elini çekiyor. Veyahut bir başka günah. Yapmasına ramak kalmış, yapmıyor.Veyahut bir başka günah. Yapmasına ramak kalmış, yapmıyor. Ve lekad hemmet bihî ve hemme bihâ lev lâ en raâ burhâne rabbihî. (Yûsuf Suresi, 24. Ayet)

Ve lekad hemmet bihî ve hemme bihâ lev lâ en raâ burhâne rabbihî. (Yûsuf Suresi, 24. Ayet)
Yusuf aleyhisselam nasıl tuttu kendisini?

Yusuf aleyhisselam nasıl tuttu kendisini?
Şöyle bir düşündü,

Şöyle bir düşündü,
lev lâ en raâ burhâne rabbihî,lev lâ en raâ burhâne rabbihî, Rabbinin burhanını görmeseydi, başka insan olsaydı dayanamazdı.Rabbinin burhanını görmeseydi, başka insan olsaydı dayanamazdı. Günaha sapıverirdi ama sapmadı.Günaha sapıverirdi ama sapmadı. Kāle rabbi's-sicnu eḥabbu ileyye mimmā yed‘ūnenī ileyhi. (Yûsuf Suresi, 33. Ayet)

Kāle rabbi's-sicnu eḥabbu ileyye mimmā yed‘ūnenī ileyhi. (Yûsuf Suresi, 33. Ayet)
Şu kadınların beni çağırdıkları şu günahlara bulaşmaktansa hapse girmek benim için daha sevimlidir yâ Rabbi!

Şu kadınların beni çağırdıkları şu günahlara bulaşmaktansa hapse girmek benim için daha sevimlidir yâ Rabbi!
Sok beni hapse de şu kadınlardan kurtar dedi.Sok beni hapse de şu kadınlardan kurtar dedi. Günaha, günaha düşmektense hapse girmek daha iyidir dedi, hapse girdi.Günaha, günaha düşmektense hapse girmek daha iyidir dedi, hapse girdi. Onun için Medrese-i Yusufiye diyor, Nurcu kardeşlerimiz, hoşuma gidiyor yani.Onun için Medrese-i Yusufiye diyor, Nurcu kardeşlerimiz, hoşuma gidiyor yani. Said Nursi rahmetlinin şeyidir, rahmetullahi aleyhin buluşudur.Said Nursi rahmetlinin şeyidir, rahmetullahi aleyhin buluşudur. Medrese-i Yusufiye, ne kadar güzel tabir.Medrese-i Yusufiye, ne kadar güzel tabir. Yani hapse girmektense, yani günaha girmektense hapse girmek daha iyi.Yani hapse girmektense, yani günaha girmektense hapse girmek daha iyi. Cehenneme girmektense, yani keyif yaparak cehenneme girmektense Allah yolunda şehit olmak daha iyi.Cehenneme girmektense, yani keyif yaparak cehenneme girmektense Allah yolunda şehit olmak daha iyi. İnsan bunları şey yapmalı.İnsan bunları şey yapmalı. Şimdi “keff” insanın kendisini geri çekmesi demek.Şimdi “keff” insanın kendisini geri çekmesi demek. Ne diyor Peygamber Efendimiz:Ne diyor Peygamber Efendimiz: “Lâ vera‘a ke’l-keffi”

“Lâ vera‘a ke’l-keffi”
Yani insanın günahlara tam böyle düşme durumundaykenYani insanın günahlara tam böyle düşme durumundayken birden kendisini tutup frenleyip de yapmaması kadar büyük takvâ olmaz.birden kendisini tutup frenleyip de yapmaması kadar büyük takvâ olmaz. Takvânın en ileri derecesi budur.Takvânın en ileri derecesi budur. Şimdi bir misal de anlatayım.Şimdi bir misal de anlatayım. Aklıma gelen bir misalle kıymetli kardeşlerim:Aklıma gelen bir misalle kıymetli kardeşlerim: İki kardeş, iki evliyâ, birisi dağda çobanlık yapıyor, ötekisi şehirde ayakkabı tamirciliği yapıyor.

İki kardeş, iki evliyâ, birisi dağda çobanlık yapıyor, ötekisi şehirde ayakkabı tamirciliği yapıyor.
Dağda çobanlık yapan şehirdeki ağabeyini ziyarete niyet ediyor.Dağda çobanlık yapan şehirdeki ağabeyini ziyarete niyet ediyor. Mendilin içine hayvanlardan sütü sağıyor, mendilin dört ucunu bağlıyor, sallayarak götürüyor.Mendilin içine hayvanlardan sütü sağıyor, mendilin dört ucunu bağlıyor, sallayarak götürüyor. Naylon değil bu, mendil bez. İçinde süt durmaz, damlar akar gider.Naylon değil bu, mendil bez. İçinde süt durmaz, damlar akar gider. Amma keramet sahibi olduğu için iyi insan, Allah'ın sevgili kulu olduğundanAmma keramet sahibi olduğu için iyi insan, Allah'ın sevgili kulu olduğundan mendilin içine sütü doldurmuş, bakraçla getirmiyor, kapla kacakla getirmiyor,mendilin içine sütü doldurmuş, bakraçla getirmiyor, kapla kacakla getirmiyor, mendilin içinde sütü böyle şey taşır gibi katı bir madde taşır gibi sıvı maddeyi bezin içinde getiriyor.mendilin içinde sütü böyle şey taşır gibi katı bir madde taşır gibi sıvı maddeyi bezin içinde getiriyor. Selamun aleyküm abi diyor. Aleyküm selam.Selamun aleyküm abi diyor. Aleyküm selam. Hoş geldin, nasılsın?

Hoş geldin, nasılsın?
İyiyim elhamdülillah. Süt getirdim sana abi diyor.

İyiyim elhamdülillah. Süt getirdim sana abi diyor.
As şu direğe diyor.As şu direğe diyor. Şu ceketi astığı gibi direkte bir çivi varmış, o direğe asıyor.Şu ceketi astığı gibi direkte bir çivi varmış, o direğe asıyor. Gelen kardeş direğe, içine süt konulmuş ama süt kerametten akmıyor, keramet gösteriyor,Gelen kardeş direğe, içine süt konulmuş ama süt kerametten akmıyor, keramet gösteriyor, o sütü oraya koyuyor.o sütü oraya koyuyor. Şimdi oturuyorlar, konuşurken, çarşaflı bir kadın geliyor o zamanŞimdi oturuyorlar, konuşurken, çarşaflı bir kadın geliyor o zaman diyor ki, “Eskici amca, eskici baba benim pabucumun altı açıldı, yarıldı söküldü şunu diker misin?” diyor.diyor ki, “Eskici amca, eskici baba benim pabucumun altı açıldı, yarıldı söküldü şunu diker misin?” diyor. Pabucunu şöyle ayağından çıkartıp uzatıyor,Pabucunu şöyle ayağından çıkartıp uzatıyor, uzatırken de bak benim bu yenim uzundur ama uzanırken bileği görünüyor insanın yani biraz böyle.uzatırken de bak benim bu yenim uzundur ama uzanırken bileği görünüyor insanın yani biraz böyle. O da örtülü bir kadın ama hacı baba diyor karşısındaki adam aksakallı, yaşlı diye bir kötülük de düşünmüyor.O da örtülü bir kadın ama hacı baba diyor karşısındaki adam aksakallı, yaşlı diye bir kötülük de düşünmüyor. Pabucu çıkartıyor, şöyle uzatırken şuradan ötesinin görünmemesi lazım. Bileğinin görünmemesi lazım.Pabucu çıkartıyor, şöyle uzatırken şuradan ötesinin görünmemesi lazım. Bileğinin görünmemesi lazım. Bileği görünüyor. Bileği görününce, dağdaki çoban da onu görünce ötekisi alışkın bakmış, bakmamayı öğrenmiş ötekisi.Bileği görünüyor. Bileği görününce, dağdaki çoban da onu görünce ötekisi alışkın bakmış, bakmamayı öğrenmiş ötekisi. Dağdaki çoban pabucu uzatan kadının görünmemesi gereken yerini görüyor.Dağdaki çoban pabucu uzatan kadının görünmemesi gereken yerini görüyor. Yani bileğini görüyor. Daha başka bir şey değil.

Yani bileğini görüyor. Daha başka bir şey değil.
Bileğini görünce çiviye astığı mendilden süt dım dım dım dım dım aşağıya damlamaya başlıyor.Bileğini görünce çiviye astığı mendilden süt dım dım dım dım dım aşağıya damlamaya başlıyor. Bileğini gördü diye süt damlamaya başlıyor.Bileğini gördü diye süt damlamaya başlıyor. O damlayınca ona bir bakıyor, süte bir bakıyor, kardeşine bir bakıyor Eskici baba.O damlayınca ona bir bakıyor, süte bir bakıyor, kardeşine bir bakıyor Eskici baba. Kardeşim diyor, gözüne sahip ol diyor. Burada diyor, şehirde yaşamak dağda çobanlık yapmaya benzemez.Kardeşim diyor, gözüne sahip ol diyor. Burada diyor, şehirde yaşamak dağda çobanlık yapmaya benzemez. Dağda çobanlık yapmaya benzemez.Dağda çobanlık yapmaya benzemez. Şehirde yaşamak daha zor.Şehirde yaşamak daha zor. Şehirde günah daha çoktur.Şehirde günah daha çoktur. Şimdi sabahleyin geliyoruz, satıcı kadınlar dizilmişler, mal satıyorlar orada.Şimdi sabahleyin geliyoruz, satıcı kadınlar dizilmişler, mal satıyorlar orada. Bir tanesi göğsünü bağrını açmış.Bir tanesi göğsünü bağrını açmış. Ya Mekke'de olur mu böyle?

Ya Mekke'de olur mu böyle?
Göğsünü açmış, bağrını açmış, oturmuş.

Göğsünü açmış, bağrını açmış, oturmuş.
Ötekiler tepesinde mal alıyorlar.Ötekiler tepesinde mal alıyorlar. Şeytanın işi her yerde, yani burada hacıları kandıracak, sevinecek.Şeytanın işi her yerde, yani burada hacıları kandıracak, sevinecek. Şeytan; hacıları kandıracak, sevinecek.Şeytan; hacıları kandıracak, sevinecek. Onun için şimdi “lâ vera‘a ke’l-keffi”

Onun için şimdi “lâ vera‘a ke’l-keffi”
tam böyle şey geldiği zaman insanın haramdan kendisini çekivermesi kadar kıymetli takvâ davranışı yoktur.tam böyle şey geldiği zaman insanın haramdan kendisini çekivermesi kadar kıymetli takvâ davranışı yoktur. İnsan bu gibi durumlarda belli olur takvâsı, Müslümanlığı,İnsan bu gibi durumlarda belli olur takvâsı, Müslümanlığı, inancının sağlamlığı, ahlâkının salâbeti, dininin kuvveti bu gibi durumlarda belli olur.inancının sağlamlığı, ahlâkının salâbeti, dininin kuvveti bu gibi durumlarda belli olur. Yoksa önünde hiç imkân yok.Yoksa önünde hiç imkân yok. Camide ibadet etmek kolaydır.Camide ibadet etmek kolaydır. Halkın içinde ibadet etmek zordur.Halkın içinde ibadet etmek zordur. Dağda çobanlık yaparken tespih çekmek, sevap kazanmak kolaydır.Dağda çobanlık yaparken tespih çekmek, sevap kazanmak kolaydır. Şehrin içinde zordur.Şehrin içinde zordur. Açık insanlar, saçık insanlar, günahkâr insanlar, kusurlu insanlar,Açık insanlar, saçık insanlar, günahkâr insanlar, kusurlu insanlar, sen namusunu korumaya çalışırsın, namusunu hiç korumayı düşünmeyen insanlar dolaşır etrafında.sen namusunu korumaya çalışırsın, namusunu hiç korumayı düşünmeyen insanlar dolaşır etrafında. O zordur.O zordur. O bakımdan “lâ vera‘a ke’l-keff”

O bakımdan “lâ vera‘a ke’l-keff”
günaha böyle yanaşmışken, günah karşına peydah olmuşken, çıkıvermişken,günaha böyle yanaşmışken, günah karşına peydah olmuşken, çıkıvermişken, gözünü kapatmak, kendisini çekmek, günahtan çekinmek kadar takvâ yoktur.gözünü kapatmak, kendisini çekmek, günahtan çekinmek kadar takvâ yoktur. Takvânın ileri derecesi yoktur diyor.Takvânın ileri derecesi yoktur diyor. Vera', maruf tabiriyle şüpheli şeylerden uzak durmak gerekir, bak biliyorsunuz.Vera', maruf tabiriyle şüpheli şeylerden uzak durmak gerekir, bak biliyorsunuz. Ama yani böyle karşılaştığı bir şeyle kendisini alıkoyacak.Ama yani böyle karşılaştığı bir şeyle kendisini alıkoyacak. Canı istese de canı çekse de yapmayacak.Canı istese de canı çekse de yapmayacak. Allah selamet versin.Allah selamet versin. Bizim kardeşlerle böyle bir seyahatimiz olmuştu

Bizim kardeşlerle böyle bir seyahatimiz olmuştu
Hocamız rahmetullahi aleyh sağdı.Hocamız rahmetullahi aleyh sağdı. Bizim bir hacı amca, Allah onu da rahmetine gark etsin.Bizim bir hacı amca, Allah onu da rahmetine gark etsin. Kabri nur olsun, kabrine nur yağsın.Kabri nur olsun, kabrine nur yağsın. Deniz kenarındaki hanesine çağırmıştı.Deniz kenarındaki hanesine çağırmıştı. Deniz kenarındaki bahçesi geniş. Adam hacı amca. Misafirler otuz kişi, kırk kişi böyle bir kalabalık.Deniz kenarındaki bahçesi geniş. Adam hacı amca. Misafirler otuz kişi, kırk kişi böyle bir kalabalık. Hocamız var. Yemek yenildi. Sofra kuruldu. Ağaçlarda. Aşağıda bir kademe var.Hocamız var. Yemek yenildi. Sofra kuruldu. Ağaçlarda. Aşağıda bir kademe var. Beş metre kadar filan iniliyor ondan sonra kumsal var. Orada da denize giriliyor.Beş metre kadar filan iniliyor ondan sonra kumsal var. Orada da denize giriliyor. E millet tabi gençler var içlerde, içeride.E millet tabi gençler var içlerde, içeride. Denizi görünce denize dayanamıyorlar yani denize karşı şeyleri çok.Denizi görünce denize dayanamıyorlar yani denize karşı şeyleri çok. Hemen önüne gelen soyunup yüzmeye kalkıştı.Hemen önüne gelen soyunup yüzmeye kalkıştı. Yani orada fırsatı buldum diye.Yani orada fırsatı buldum diye. İstanbul'da yüzmek baya bir zor bir şeydir.İstanbul'da yüzmek baya bir zor bir şeydir. Her yerde yüzülmez.Her yerde yüzülmez. Öyle güzel kumsal bulununca.Öyle güzel kumsal bulununca. Fakat bir tanesi dayattı.Fakat bir tanesi dayattı. Olmaz böyle şey dedi.Olmaz böyle şey dedi. Olmaması lazım dedi.Olmaması lazım dedi. Baya bir şey çıkarttı böyle.Baya bir şey çıkarttı böyle. Hani yürüyorken, böyle bir kıyafeti yokken, örtülmesi tam değilken, nasıl olur bu filan diyeHani yürüyorken, böyle bir kıyafeti yokken, örtülmesi tam değilken, nasıl olur bu filan diye gayet sağlam bir tavır gösterdi.gayet sağlam bir tavır gösterdi. Demek ki buradan hadîs-i şerîfin bu ikinci cümlesinden hatırımıza şunu yerleştireceğiz ki

Demek ki buradan hadîs-i şerîfin bu ikinci cümlesinden hatırımıza şunu yerleştireceğiz ki
karşımıza bir zevkli, keyifli, nefsani, şehvani, şeytani bir şey çıksa ne yapacağız?karşımıza bir zevkli, keyifli, nefsani, şehvani, şeytani bir şey çıksa ne yapacağız? Derhal kendimize sahip olacağız.

Derhal kendimize sahip olacağız.
Bir günah ihtimali olsa karşımıza gelse, yanaşsa bize sürünmek istese, derhal kendimizi geri çekeceğiz,Bir günah ihtimali olsa karşımıza gelse, yanaşsa bize sürünmek istese, derhal kendimizi geri çekeceğiz, günaha yanaşmayacağız.günaha yanaşmayacağız. Hocamız tarikat dersini verirken, ders alacak dervişlere anlatırkenHocamız tarikat dersini verirken, ders alacak dervişlere anlatırken derdi ki, “Günaha giden yollara dahi adımını atmamak, her günahtan son derece uzak durmak,derdi ki, “Günaha giden yollara dahi adımını atmamak, her günahtan son derece uzak durmak, uzak kaçmak, derdi o, günahlardan uzak kaçarak diye böyle hareket etmek” derdi.uzak kaçmak, derdi o, günahlardan uzak kaçarak diye böyle hareket etmek” derdi. Şimdi ben burada şöyle diyorum kiŞimdi ben burada şöyle diyorum ki Allahu Teâlâ Hazretleri içkiyi haram kıldığı gibi satılmasını da haram kılmış,Allahu Teâlâ Hazretleri içkiyi haram kıldığı gibi satılmasını da haram kılmış, taşınmasını da haram kılmış dinimiz, yasaklamış.taşınmasını da haram kılmış dinimiz, yasaklamış. Yani bir insan içki kasasını taşıyamaz bir hamal, bir şoför taşıyamaz.Yani bir insan içki kasasını taşıyamaz bir hamal, bir şoför taşıyamaz. O da yasak.O da yasak. Bunlar neden böyle yasak kılınmış?

Bunlar neden böyle yasak kılınmış?
Yani şişenin içinde duruyor işte, sakin sakin, kasa halinde duruyor.

Yani şişenin içinde duruyor işte, sakin sakin, kasa halinde duruyor.
Ben bunu götüreceğim, kendim içmeyeceğim, el sürmeyeceğim.Ben bunu götüreceğim, kendim içmeyeceğim, el sürmeyeceğim. Hayır, yani onlar o onu, o onu, o onu sonunda günaha götürür.Hayır, yani onlar o onu, o onu, o onu sonunda günaha götürür. Günaha götürecek şeyi önceden, önceden tedbiri alıp hiç o tarafa yanaşmamak önemlidir.Günaha götürecek şeyi önceden, önceden tedbiri alıp hiç o tarafa yanaşmamak önemlidir. Birden karşılaşıverdiği böyle bir durum da olursa, hani gözünün önüne bir açılma saçılma gibi bir durum olur,Birden karşılaşıverdiği böyle bir durum da olursa, hani gözünün önüne bir açılma saçılma gibi bir durum olur, eline bir günah, haram para yeme imkânı geçer, daha başka çeşitli günahlar olabilir.eline bir günah, haram para yeme imkânı geçer, daha başka çeşitli günahlar olabilir. İnsanın şüpheliden ve günahtan kendisini tutabilecek bir irade gücüne sahip olması lazım.İnsanın şüpheliden ve günahtan kendisini tutabilecek bir irade gücüne sahip olması lazım. Dayanamadım hocam.Dayanamadım hocam. Yapmamam lazımdı ama yapıverdim hocam, olmaz.Yapmamam lazımdı ama yapıverdim hocam, olmaz. Yani sapasağlam durup frene bastı mı zınk diye durabilmeli.

Yani sapasağlam durup frene bastı mı zınk diye durabilmeli.
Yani freni tutmayanlardan olmamalı.Yani freni tutmayanlardan olmamalı. Freni pompalıyorsun, pompalıyorsun, pompalıyorsun. Hâlâ paldır küldür gidiyor.Freni pompalıyorsun, pompalıyorsun, pompalıyorsun. Hâlâ paldır küldür gidiyor. Toslayacak işte bir yere. Bir kaza olacak.Toslayacak işte bir yere. Bir kaza olacak. Fren kuvvetli olmalı.Fren kuvvetli olmalı. Bastığın zaman zzzzt tekerlekler kaymalı. Asfaltta iz yapmalı. Orada durmalı yani.Bastığın zaman zzzzt tekerlekler kaymalı. Asfaltta iz yapmalı. Orada durmalı yani. Tabi bu nasıl olacak?

Tabi bu nasıl olacak?
Bu da çalışmakla olur, idmanla olur.Bu da çalışmakla olur, idmanla olur. Ramazan'da idman yapıyoruz 30 gün. Önümüzde yemek varken yememeye, su varken içmemeye,Ramazan'da idman yapıyoruz 30 gün. Önümüzde yemek varken yememeye, su varken içmemeye, sigaraya alışmışken içmemeye şey yapıyorlar.sigaraya alışmışken içmemeye şey yapıyorlar. Ramazan bitti mi hadi yine eskisine dönüyor.Ramazan bitti mi hadi yine eskisine dönüyor. Ya 30 gün idman yaptın işte. Bu idmanı niye tekrar siliyorsun, sıfıra indiriyorsun?Ya 30 gün idman yaptın işte. Bu idmanı niye tekrar siliyorsun, sıfıra indiriyorsun? Demek ki işin sonunu düşünmek gibi akıllılık olmaz.Demek ki işin sonunu düşünmek gibi akıllılık olmaz. Şüpheli şeylere bile yanaşmayıp kendini tutabilmek, frenleyebilmek gibi vera' olmaz.Şüpheli şeylere bile yanaşmayıp kendini tutabilmek, frenleyebilmek gibi vera' olmaz. Takvânın ileri derecesi hemen kendisini tutabilmektir.Takvânın ileri derecesi hemen kendisini tutabilmektir. Siz de tutabilmeye alışın.Siz de tutabilmeye alışın. Yani bir söz.Yani bir söz. Vellezîne izâ fealû fâhişeten ev zalemû enfüsehum zekerullâhe festağferû li-zünûbihim

Vellezîne izâ fealû fâhişeten ev zalemû enfüsehum zekerullâhe festağferû li-zünûbihim
ve men yağfiruz-zünûbe ilallâhu ve lem yusırrû alâ mâ fealû ve hum ya‘lemûn. (Âl-i İmrân Suresi, 135. Ayet)ve men yağfiruz-zünûbe ilallâhu ve lem yusırrû alâ mâ fealû ve hum ya‘lemûn. (Âl-i İmrân Suresi, 135. Ayet) Allahu Teâlâ Hazretleri böyle günahlardan uzak durmayı cümlemize nasip ve müyesser eylesin.

Allahu Teâlâ Hazretleri böyle günahlardan uzak durmayı cümlemize nasip ve müyesser eylesin.
Üçüncü cümlesi:

Üçüncü cümlesi:
Ve lâ hasebe ke-husni’l-huluk: Üçüncü cümlesi de bu.

Ve lâ hasebe ke-husni’l-huluk: Üçüncü cümlesi de bu.
Şimdi haseb, güzel huy gibi haseb olmaz diyor Peygamber Efendimiz.Şimdi haseb, güzel huy gibi haseb olmaz diyor Peygamber Efendimiz. Güzel huyluluk gibi haseb olmaz buyuruyor.Güzel huyluluk gibi haseb olmaz buyuruyor. Haseb ne demek?

Haseb ne demek?
Haseb; hasibe, hesap etmek kökünden gelen bir kelime.

Haseb; hasibe, hesap etmek kökünden gelen bir kelime.
Yani bir insanın hatırının hesaplığı, itibarlı olması.Yani bir insanın hatırının hesaplığı, itibarlı olması. Hatırı sayılır.Hatırı sayılır. Saymak diyoruz ya, hesap. O da Türkçe'de de gene hesap gibi yani manası.Saymak diyoruz ya, hesap. O da Türkçe'de de gene hesap gibi yani manası. Saygıdeğer kimse olması. Sayılır kimse olması. Haseb budur.Saygıdeğer kimse olması. Sayılır kimse olması. Haseb budur. Şimdi eski insanlarda, İslâm'dan önceki cahiliye devrinde haseb neydi?

Şimdi eski insanlarda, İslâm'dan önceki cahiliye devrinde haseb neydi?
Haseb, bir insanın falanca aileye mensup olmasıydı.

Haseb, bir insanın falanca aileye mensup olmasıydı.
Ha bu filancagillerdendir. Çok itibarlı adamdır bu. Ağadır, paşadır, eşraftandır filan.Ha bu filancagillerdendir. Çok itibarlı adamdır bu. Ağadır, paşadır, eşraftandır filan. Başka?

Başka?
Zenginlik. Adam çok zengin. Herkes etrafında pervane gibi dönerdi.

Zenginlik. Adam çok zengin. Herkes etrafında pervane gibi dönerdi.
Haseb buydu. Şimdi daha başka belki şeyler de sayabiliriz.Haseb buydu. Şimdi daha başka belki şeyler de sayabiliriz. İslâm şeyi yıktı. Soya bağlı olarak insanın itibarlı olması şeyini yıktı.İslâm şeyi yıktı. Soya bağlı olarak insanın itibarlı olması şeyini yıktı. Her insan, kendisi kıymet ifade ediyorsa kıymetlidir,Her insan, kendisi kıymet ifade ediyorsa kıymetlidir, kıymet ifade etmiyorsa bağlı olduğu soydan dolayı bir, hasep sahibi olamaz.kıymet ifade etmiyorsa bağlı olduğu soydan dolayı bir, hasep sahibi olamaz. Velev en iyi bir insanın çocuğu, evladı vesairesi bile olsa.Velev en iyi bir insanın çocuğu, evladı vesairesi bile olsa. Eğer kendisi Allah yolundaysa, takvâ ehliyse, iyi insansa ne âlâ.Eğer kendisi Allah yolundaysa, takvâ ehliyse, iyi insansa ne âlâ. Değilse falancaya mensup, filancaya bağlı, filanca sülaleden, falanca aileden.Değilse falancaya mensup, filancaya bağlı, filanca sülaleden, falanca aileden. Kendisi nasıl, hâli nasıl?

Kendisi nasıl, hâli nasıl?
Önemli olan budur. Şeyi yıktı, soya bağlı asaleti yıktı İslâm.

Önemli olan budur. Şeyi yıktı, soya bağlı asaleti yıktı İslâm.
Zenginliğe zaten hiç şey yapmıyor.Zenginliğe zaten hiç şey yapmıyor. Yani bir insanın malından dolayı kibirlenmesini, şey yapmasının çok günah olduğunu bildiriyor.Yani bir insanın malından dolayı kibirlenmesini, şey yapmasının çok günah olduğunu bildiriyor. Hatta bir dindar insanın zengin bir kimseye dininden dolayı hürmet etmesininHatta bir dindar insanın zengin bir kimseye dininden dolayı hürmet etmesinin onun dindarlığının 3'te 2'sinin gitmesine sebep olduğunu bildiriyor Peygamber Efendimiz.onun dindarlığının 3'te 2'sinin gitmesine sebep olduğunu bildiriyor Peygamber Efendimiz. Neden hürmet ediyorsun bu adama? Parası var.

Neden hürmet ediyorsun bu adama? Parası var.
Senin dininin 3'te 2'si gitti, kaldı 3'te 1’i.Senin dininin 3'te 2'si gitti, kaldı 3'te 1’i. Sen insana, insan olduğu için kıymet vereceksin.Sen insana, insan olduğu için kıymet vereceksin. Fukara da olabilir, yoksul, hiç beş parasız kimse de olabilir,Fukara da olabilir, yoksul, hiç beş parasız kimse de olabilir, takvâ ehliyse elini öpeceksin.takvâ ehliyse elini öpeceksin. Elini bırakıp ayağını öpeceksin.Elini bırakıp ayağını öpeceksin. Eğer zengin olmasına rağmen takvâdan mahrum ise, günahkâr bir kimse ise ona da nasihat edeceksin.Eğer zengin olmasına rağmen takvâdan mahrum ise, günahkâr bir kimse ise ona da nasihat edeceksin. Onun karşısında hiç öyle eğilmeyeceksin, şımartmayacaksın onu.Onun karşısında hiç öyle eğilmeyeceksin, şımartmayacaksın onu. Nasihat edeceksin, hakkı söyleyeceksin.Nasihat edeceksin, hakkı söyleyeceksin. İslâm bunu da yıktı.İslâm bunu da yıktı. Para pul şeyini de asaletini de yıktı,Para pul şeyini de asaletini de yıktı, soy sop asaletini de yıktı.soy sop asaletini de yıktı. Biliyorsunuz Peygamber Efendimiz bir kız alacaksanız parasından dolayı almayın,Biliyorsunuz Peygamber Efendimiz bir kız alacaksanız parasından dolayı almayın, güzelliğinden dolayı almayın, soyunun sopunun güzelliğinden, şeyinden dolayı almayın,güzelliğinden dolayı almayın, soyunun sopunun güzelliğinden, şeyinden dolayı almayın, dindarlığından dolayı alın diye tavsiye etmiştir. Oradan da biliyoruz.dindarlığından dolayı alın diye tavsiye etmiştir. Oradan da biliyoruz. Burada da buyuruyor ki:

Burada da buyuruyor ki:
“Lâ hasebe ke-husni’l-huluk”,

“Lâ hasebe ke-husni’l-huluk”,
güzel huydan daha büyük itibarlılık, soyluluk, asalet olmaz.güzel huydan daha büyük itibarlılık, soyluluk, asalet olmaz. İşte İslâm'ın insanlara verdiği değer, işte İslâm'ın insanoğullarının, cahiliye devrini yaşayanİşte İslâm'ın insanlara verdiği değer, işte İslâm'ın insanoğullarının, cahiliye devrini yaşayan insanoğullarının cemiyetine getirdiği gerçek, gerçek güzellik.insanoğullarının cemiyetine getirdiği gerçek, gerçek güzellik. Yani ne soya itibar ettiriyor ne paraya itibar ettiriyor.Yani ne soya itibar ettiriyor ne paraya itibar ettiriyor. Ahlâkı güzelse, huyu güzelse o insan en güzel oluyor.Ahlâkı güzelse, huyu güzelse o insan en güzel oluyor. Köle olabilir.Köle olabilir. Diyar-ı küfürle savaş edilirken ganimet olarak alınmıştır.Diyar-ı küfürle savaş edilirken ganimet olarak alınmıştır. Afrika'dan ganimet olarak alınmıştır.Afrika'dan ganimet olarak alınmıştır. Kara renklidir. Kara tenlidir ama kalbi nurludur, iyidir.Kara renklidir. Kara tenlidir ama kalbi nurludur, iyidir. Köledir. Ya köle olarak kalmıştır veyahut azat olmuştur.Köledir. Ya köle olarak kalmıştır veyahut azat olmuştur. Ama ahiretin efendisidir. Takvâ ile ahiretin efendisi olabilir.Ama ahiretin efendisidir. Takvâ ile ahiretin efendisi olabilir. Bilâl-i Habeşî Hazretleri gibi yani böyle köleyken sonradan nice böyleBilâl-i Habeşî Hazretleri gibi yani böyle köleyken sonradan nice böyle efendilerden, padişahlardan üstün kimseler var.efendilerden, padişahlardan üstün kimseler var. Bir zengin, bir zat diyor ki, “Andolsun ki, vallahi falanca şehirde çok zengin bir adam ile kölesini tanıyorum.

Bir zengin, bir zat diyor ki, “Andolsun ki, vallahi falanca şehirde çok zengin bir adam ile kölesini tanıyorum.
Çok zengin bir adam ile kölesini tanıyorum.Çok zengin bir adam ile kölesini tanıyorum. O zengin adam sonradan ne hale geldi cahilliğinden dolayı.O zengin adam sonradan ne hale geldi cahilliğinden dolayı. O köle sonradan ne hale geldi.O köle sonradan ne hale geldi. Alim ve fâzıl ve kâmil olmasından dolayı etrafına nice insanlar toplandı,Alim ve fâzıl ve kâmil olmasından dolayı etrafına nice insanlar toplandı, nice böyle yüksek mertebelere çıktı, köle olmasına rağmen. İlim ile yükseldi, cahillik ile ötekisi alçaldı” diyor.nice böyle yüksek mertebelere çıktı, köle olmasına rağmen. İlim ile yükseldi, cahillik ile ötekisi alçaldı” diyor. Onun için İslâm'ın önem verdiği şey takvâdır, güzel huydur. Güzel huy insanın hasebidir.Onun için İslâm'ın önem verdiği şey takvâdır, güzel huydur. Güzel huy insanın hasebidir. Ve ize’ntemâ ehadün ilâ ehadin fe-innî müntemin ilâ edebî.

Ve ize’ntemâ ehadün ilâ ehadin fe-innî müntemin ilâ edebî.
Şair böyle söylemiş.

Şair böyle söylemiş.
Herkes birisine intisap eder. Ben falancagillerdenim, falanca soydanım, filanca soptanım,Herkes birisine intisap eder. Ben falancagillerdenim, falanca soydanım, filanca soptanım, Osmanlı sülalesindenim vesaire vesaire filan diyebilir ama herkes bir şeye övünür, bir yere bağlılıklar.Osmanlı sülalesindenim vesaire vesaire filan diyebilir ama herkes bir şeye övünür, bir yere bağlılıklar. Ben de edebimle övünürüm diyor. Şair öyle demiş.Ben de edebimle övünürüm diyor. Şair öyle demiş. Edeb ve güzel huy. Haseb budur işte İslâm'da.Edeb ve güzel huy. Haseb budur işte İslâm'da. Asıl soyluluk, asıl asalet, asıl kişilik, asıl kıymet, asıl hatırlılık bu, budur.Asıl soyluluk, asıl asalet, asıl kişilik, asıl kıymet, asıl hatırlılık bu, budur. Allahu Teâlâ Hazretleri bizi güzel huylara sahip eylesin.Allahu Teâlâ Hazretleri bizi güzel huylara sahip eylesin. Mekârim-i ahlâka, fezâil-i ahlâka sahip eylesin.Mekârim-i ahlâka, fezâil-i ahlâka sahip eylesin. Ve insanları ekseriyetle cennete sokacak olan şey güzel huydur.Ve insanları ekseriyetle cennete sokacak olan şey güzel huydur. Ekseru mâ yudhilun-nâse’l-cennete takvallâhi ve hüsnül-huluk.

Ekseru mâ yudhilun-nâse’l-cennete takvallâhi ve hüsnül-huluk.
Takvâdan dolayı cennete girecek insanlar, güzel huydan dolayı cennete girecek.

Takvâdan dolayı cennete girecek insanlar, güzel huydan dolayı cennete girecek.
Böyle güzel huya sahip eylesin, dünyada güzel yaşamayı nasip etsin,Böyle güzel huya sahip eylesin, dünyada güzel yaşamayı nasip etsin, ahirette de cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin.ahirette de cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin. Güzel huyu aslında o kadar ee net ki yani güzel huy insana dünyada da rahatlık verir,Güzel huyu aslında o kadar ee net ki yani güzel huy insana dünyada da rahatlık verir, mutluluk verir, ahirette de cenneti kazandırıyor.mutluluk verir, ahirette de cenneti kazandırıyor. Güzel huylu insan dünyada rahat eder, mutlu olur, tatlı geçer ömrü, ahirette de şey yapar.Güzel huylu insan dünyada rahat eder, mutlu olur, tatlı geçer ömrü, ahirette de şey yapar. Çirkin huylu insan da dünyada da çok rahatsız olur,Çirkin huylu insan da dünyada da çok rahatsız olur, keskin sirke küpüne bile zarar verir dedikleri gibi,keskin sirke küpüne bile zarar verir dedikleri gibi, adamın kötü huyundan dolayı kendisi başı dertten kurtulmaz.adamın kötü huyundan dolayı kendisi başı dertten kurtulmaz. Her yerde bir belaya uğrar.Her yerde bir belaya uğrar. Neden böylesin ya?

Neden böylesin ya?
Hocam sorma, çok sinirliyim, tutamıyorum kendimi.

Hocam sorma, çok sinirliyim, tutamıyorum kendimi.
Her yerde bir belayla karşılaşıyorum.Her yerde bir belayla karşılaşıyorum. İşte benim de şeyim böyle.İşte benim de şeyim böyle. İşte kötü huyları atacağız.İşte kötü huyları atacağız. Kötü huyları atacağız, iyi huyları alacağız.Kötü huyları atacağız, iyi huyları alacağız. İslâm'ın eseri üzerimizde güzel huy olarak gözükecek.İslâm'ın eseri üzerimizde güzel huy olarak gözükecek. Sen nesin? Müslümanım.

Sen nesin? Müslümanım.
Nereden belli be adam?Nereden belli be adam? Yani bu böyle dış görünüşten, İslâm kıyafeti giymekle olacak bir şey değil ki,

Yani bu böyle dış görünüşten, İslâm kıyafeti giymekle olacak bir şey değil ki,
ahlâkına tesir edecek.ahlâkına tesir edecek. Kadın tatlı yapmış, getirmiş, sofraya koymuş,Kadın tatlı yapmış, getirmiş, sofraya koymuş, e bakıyorsun ortası hamur, içine tatlıyı çekmemiş.e bakıyorsun ortası hamur, içine tatlıyı çekmemiş. Yani tadı yok, tuzu yok.Yani tadı yok, tuzu yok. Tatlının içine, şeyin hamurun içine tatlı girmeli, ta ucuna, köşelerine kadar yumuşatmalı.Tatlının içine, şeyin hamurun içine tatlı girmeli, ta ucuna, köşelerine kadar yumuşatmalı. Tatlı o zaman güzel olur.Tatlı o zaman güzel olur. İçine girmezse, tatlı olmazsa olmaz.İçine girmezse, tatlı olmazsa olmaz. Güzel huy da insanın vücuduna işlemeli, Müslümanın hareketlerinde görülmeli,

Güzel huy da insanın vücuduna işlemeli, Müslümanın hareketlerinde görülmeli,
vefalı olmalı, arkadaş canlısı olmalı, geçimli olmalı, güleç yüzlü olmalı,vefalı olmalı, arkadaş canlısı olmalı, geçimli olmalı, güleç yüzlü olmalı, sabırlı olmalı, cömert olmalı, fedakâr olmalı, vefakâr olmalı, bir kahvenin 40 yıl hatırını unutmamalı,sabırlı olmalı, cömert olmalı, fedakâr olmalı, vefakâr olmalı, bir kahvenin 40 yıl hatırını unutmamalı, arkadaşlarını terk etmemeli, yardımdan, hizmetten geri kalmamalı.arkadaşlarını terk etmemeli, yardımdan, hizmetten geri kalmamalı. Kendisi yemeyip başkasını yedirmeli, kendisi giymeyip başkasına giydirmeli.Kendisi yemeyip başkasını yedirmeli, kendisi giymeyip başkasına giydirmeli. İslâm bu işte. Fedakârlıklarla. Dereceleri kazananlar böyle kazanmışlar.İslâm bu işte. Fedakârlıklarla. Dereceleri kazananlar böyle kazanmışlar. Böyle mertebelere ermişler.Böyle mertebelere ermişler. Allah Teâlâ Hazretleri şu güzel huyluluğu hepimize nasip etsin.Allah Teâlâ Hazretleri şu güzel huyluluğu hepimize nasip etsin. Yani şerbetin içinde yüzüp de iyi pişmemiş olmaktan dolayı,Yani şerbetin içinde yüzüp de iyi pişmemiş olmaktan dolayı, içimizin çiğ kalmasından, hamur kalmasından dolayı şerbeti içine alamayan,içimizin çiğ kalmasından, hamur kalmasından dolayı şerbeti içine alamayan, tadını bulamayan tatlılar gibi olmayalım.tadını bulamayan tatlılar gibi olmayalım. Müslüman tatlıdır deniliyor ama içine girmesi lazım.Müslüman tatlıdır deniliyor ama içine girmesi lazım. Güzel huyun içine işlemesi lazım.Güzel huyun içine işlemesi lazım. Bir hadîs-i şerîfte buyurmuş ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri:

Bir hadîs-i şerîfte buyurmuş ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri:
el-müslimü elîfün me’lûfün (ev elîfün mü'ellefün)

el-müslimü elîfün me’lûfün (ev elîfün mü'ellefün)
Müslüman geçimlidir. Başkalarıyla güzel geçinebilir.

Müslüman geçimlidir. Başkalarıyla güzel geçinebilir.
Başkaları da onun yanına gelebilirler. Memnun olurlar.Başkaları da onun yanına gelebilirler. Memnun olurlar. Arkadaşlık yapmak isterler de geçinebilirler.Arkadaşlık yapmak isterler de geçinebilirler. Lâ hayra fîmen lâ ya‘rifu ve lâ yu‘rafu.

Lâ hayra fîmen lâ ya‘rifu ve lâ yu‘rafu.
Kendisi başkalarıyla geçinemeyen, başkalarının kendisinin yanına gelip de

Kendisi başkalarıyla geçinemeyen, başkalarının kendisinin yanına gelip de
bir an duramadığı, geçimsiz insanlarda, “lâ hayra”bir an duramadığı, geçimsiz insanlarda, “lâ hayra” hiçbir hayır yok diyor Peygamber Efendimiz.hiçbir hayır yok diyor Peygamber Efendimiz. Geçimli olacak, tatlı dilli olacak, kötülüğe iyilikle mukabele edecek,Geçimli olacak, tatlı dilli olacak, kötülüğe iyilikle mukabele edecek, dövene elsiz olacak, sövene dilsiz olacak, gönülsüz olacak, sabırlı olacak,dövene elsiz olacak, sövene dilsiz olacak, gönülsüz olacak, sabırlı olacak, sağır olacak, kör olacak, dilsiz olacak.sağır olacak, kör olacak, dilsiz olacak. Hocam amma şeyler söyledin.Hocam amma şeyler söyledin. Yani sağır ne demek?Yani sağır ne demek? Sağır, kendi aleyhinde söylediği sözleri duymayacak.Sağır, kendi aleyhinde söylediği sözleri duymayacak. Kör, kendi aleyhine yapılan hareketleri fark etmeyecek.Kör, kendi aleyhine yapılan hareketleri fark etmeyecek. Dilsiz, hakkını söylemesi gereken, tam gerekirken, karşı taraf tam adamakıllıDilsiz, hakkını söylemesi gereken, tam gerekirken, karşı taraf tam adamakıllı sunturlu bir cevabı hak etmişken söylemeyecek işte.sunturlu bir cevabı hak etmişken söylemeyecek işte. Susacak, Allah için susacak.Susacak, Allah için susacak. “Lâ vera‘a ke’l-keff” dedi ya, tutacak kendisini.

“Lâ vera‘a ke’l-keff” dedi ya, tutacak kendisini.
Ben sana söylemesini bilirdim ama elhamdülillah ben Müslümanım.Ben sana söylemesini bilirdim ama elhamdülillah ben Müslümanım. Hadi, Allah seni ıslah etsin.Hadi, Allah seni ıslah etsin. Bizim tanıdıklarımız vardı memleketler falan.Bizim tanıdıklarımız vardı memleketler falan. Kızdırırsın, Çok sinirlendiğin zamanKızdırırsın, Çok sinirlendiğin zaman Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resûlullah diyor.Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resûlullah diyor. Yani bu kadar.Yani bu kadar. Yani ne kadar sinirlendirirsen sinirlendir.Yani ne kadar sinirlendirirsen sinirlendir. Çok sinirlendiği zaman Lâ İlâhe İllallah diyor.Çok sinirlendiği zaman Lâ İlâhe İllallah diyor. Ne güzel alıştırmış kendisini.Ne güzel alıştırmış kendisini. Kimisi de ağzını açar, gözünü yumar, ağzından çıkanı kulağı duymaz yani, neden?Kimisi de ağzını açar, gözünü yumar, ağzından çıkanı kulağı duymaz yani, neden? Şeyi gitti, kontrol kaçtı, bozuldu yani.

Şeyi gitti, kontrol kaçtı, bozuldu yani.
Artık ne söyleyeceği belli olmaz.Artık ne söyleyeceği belli olmaz. Allah güzel huylu eylesin bizi.Allah güzel huylu eylesin bizi. Güzel huyların tabi neler olduğuna dair başka hadîs-i şerîfler vardır.Güzel huyların tabi neler olduğuna dair başka hadîs-i şerîfler vardır. En önemlilerinden birisi, arkadaşlığı, kardeşliği, canlı tutucu bir hâlet-i ruhiye içinde olmaktır.En önemlilerinden birisi, arkadaşlığı, kardeşliği, canlı tutucu bir hâlet-i ruhiye içinde olmaktır. Tatlı olmaktır, geçimli olmaktır. En önemlilerinden birisi odur.Tatlı olmaktır, geçimli olmaktır. En önemlilerinden birisi odur. Belki bundan daha önemlilerinden bir tanesi, iki tanesi sabır ve şükürdür.Belki bundan daha önemlilerinden bir tanesi, iki tanesi sabır ve şükürdür. Yani İslâm diyor Peygamber Efendimiz, yani yarısı sabırdır, yarısı şükürdür.Yani İslâm diyor Peygamber Efendimiz, yani yarısı sabırdır, yarısı şükürdür. Müslüman çok sabırlı olacak.Müslüman çok sabırlı olacak. Bizim bu hac imtihanımız, hac imtihanımız, biz imtihandayız şu anda, imtihan bandındayız, imtihan yolundayız.Bizim bu hac imtihanımız, hac imtihanımız, biz imtihandayız şu anda, imtihan bandındayız, imtihan yolundayız. Bizim buradaki ana imtihanımız nedir?

Bizim buradaki ana imtihanımız nedir?
Sabırdır.

Sabırdır.
Bize 12 saat Suudlu bekletir, Allah bekletti diyor. Onu vesile ediyor.Bize 12 saat Suudlu bekletir, Allah bekletti diyor. Onu vesile ediyor. 14 saat bekletir, 16 saat bekletir.14 saat bekletir, 16 saat bekletir. Sabredemeyip, ağzını açan, gözünü yuman hata eder.Sabredemeyip, ağzını açan, gözünü yuman hata eder. İmtihanı kaybeder. Puanı düşer. Susacak, ses çıkartmayacak, ibretle seyredecek.İmtihanı kaybeder. Puanı düşer. Susacak, ses çıkartmayacak, ibretle seyredecek. Yarısı da şükürdür.Yarısı da şükürdür. Elhamdülillah yâ Rabbi! Şöyle bir gölgelik yer nasip ettin, mükeyyifli bir oda nasip ettin.Elhamdülillah yâ Rabbi! Şöyle bir gölgelik yer nasip ettin, mükeyyifli bir oda nasip ettin. Elhamdülillah karnım tok, sırtım pek. Ne ararsam aşağıdaki bakkalda var.Elhamdülillah karnım tok, sırtım pek. Ne ararsam aşağıdaki bakkalda var. Tatlı istersem tatlı, meşrubat istersem meşrubat, ekmek istersem ekmek.Tatlı istersem tatlı, meşrubat istersem meşrubat, ekmek istersem ekmek. Eskiler arpa ekmeği bulmuşlarsa, buğday ekmeği bulmuşlarsa katık aramamışlar.Eskiler arpa ekmeği bulmuşlarsa, buğday ekmeği bulmuşlarsa katık aramamışlar. Bazıları pişirilen ekmeğin yanık yerlerini, düz yerlerine katık yapmış öyle yemiş.Bazıları pişirilen ekmeğin yanık yerlerini, düz yerlerine katık yapmış öyle yemiş. Bazıları haftada bir dışarıya çıkacak kadar az yemiş.Bazıları haftada bir dışarıya çıkacak kadar az yemiş. Burada yaşayan öyle insanlar gelmiş geçmiş ki, şu harem hudutları içindeBurada yaşayan öyle insanlar gelmiş geçmiş ki, şu harem hudutları içinde yani umre yapılmak için gidilen o hudutların iç tarafında hiç abdest bozmamış adam buraya hürmetinden.yani umre yapılmak için gidilen o hudutların iç tarafında hiç abdest bozmamış adam buraya hürmetinden. Gidermiş haftada bir Harem'in hududu dışına abdestini tazelermiş, gelirmiş.Gidermiş haftada bir Harem'in hududu dışına abdestini tazelermiş, gelirmiş. Mübarek nasıl adamsın sen uyku uyumaz mısın?

Mübarek nasıl adamsın sen uyku uyumaz mısın?
Yemek yemez misin?

Yemek yemez misin?
Yani bir hafta abdesti nasıl tutarlardı, nasıl olurdu bilmiyorum yani.

Yani bir hafta abdesti nasıl tutarlardı, nasıl olurdu bilmiyorum yani.
Belki abdesti uyuyunca kaçıyordur, abdest alıyordur da ama abdest bozmaması çok az yemek yediğini gösteriyor tabi.Belki abdesti uyuyunca kaçıyordur, abdest alıyordur da ama abdest bozmaması çok az yemek yediğini gösteriyor tabi. Böyle bu eski insanların kitaplarında okuduğum böyle yemek yemeden durmayıBöyle bu eski insanların kitaplarında okuduğum böyle yemek yemeden durmayı üç günden beş güne, beş günden yedi güne, yedi günden on güne,üç günden beş güne, beş günden yedi güne, yedi günden on güne, bilmem kırk güne, elli güne çıkaranlar var.bilmem kırk güne, elli güne çıkaranlar var. Hani millet Hint fakirlerini biliyor da Müslümanların fakirlerinden haberleri yok.Hani millet Hint fakirlerini biliyor da Müslümanların fakirlerinden haberleri yok. Çünkü bunlar övünmezler. Söylemediler bunlar. Böyle saklarlar kendilerini.Çünkü bunlar övünmezler. Söylemediler bunlar. Böyle saklarlar kendilerini. Tamam. Bu hadîs-i şerîfi bir kere daha şöyle zikredivereyim.Tamam. Bu hadîs-i şerîfi bir kere daha şöyle zikredivereyim. Lâ akle ke’t-tedbîr,

Lâ akle ke’t-tedbîr,
bir işin akıbetini düşünmekten daha güzel akıllılık olmaz.bir işin akıbetini düşünmekten daha güzel akıllılık olmaz. Biz de bundan sonra her işimizin önünü, sonunu akıbetini iyi hesaplayıcı,Biz de bundan sonra her işimizin önünü, sonunu akıbetini iyi hesaplayıcı, tedbirli, tedebbürlü, tefekkürlü, Müslüman olacağız.tedbirli, tedebbürlü, tefekkürlü, Müslüman olacağız. Ve lâ vera‘a ke’l-keff,

Ve lâ vera‘a ke’l-keff,
bir kötülüğün, bir eza etmenin, bir, zarar vermenin hemen başında meseleyi anlar anlamaz,bir kötülüğün, bir eza etmenin, bir, zarar vermenin hemen başında meseleyi anlar anlamaz, kendisini tutmak gibi vera' ve takvâ olmaz.kendisini tutmak gibi vera' ve takvâ olmaz. Yani şüpheli, zararlı şeyden böyle kaçınma duygusunun en iyi derecesi kendisini geri çekebilme hasletidir.Yani şüpheli, zararlı şeyden böyle kaçınma duygusunun en iyi derecesi kendisini geri çekebilme hasletidir. Ve güzel huydan daha iyi haseb, nesep, soyluluk, asalet olmaz.Ve güzel huydan daha iyi haseb, nesep, soyluluk, asalet olmaz. Güzel huylu olmaya da gayret edeceğiz.Güzel huylu olmaya da gayret edeceğiz. İçimizdeki kötü huyları düşüneceğiz. Tespit etmişsek ondan kurtulmaya çalışacağız.İçimizdeki kötü huyları düşüneceğiz. Tespit etmişsek ondan kurtulmaya çalışacağız. İyi huyları başkalarında görmüşsek, şu huyu güzel, ben de böyle yapayım diye yapmaya çalışacağız.İyi huyları başkalarında görmüşsek, şu huyu güzel, ben de böyle yapayım diye yapmaya çalışacağız. Tasavvufun ana çalışmalarından bir tanesi de güzel huyu öğrenmek ve öğretmek,Tasavvufun ana çalışmalarından bir tanesi de güzel huyu öğrenmek ve öğretmek, kötü huylardan sıyrılmak ve kurtulmaktır.kötü huylardan sıyrılmak ve kurtulmaktır. Yani tasavvuf nedir?

Yani tasavvuf nedir?
Tezkiye-i nefistir.

Tezkiye-i nefistir.
Tezkiye-i nefis nedir?

Tezkiye-i nefis nedir?
Kötü huyları atmaktır, iyi huyları almaktır.

Kötü huyları atmaktır, iyi huyları almaktır.
Onun için, Allah Teâlâ Hazretlerinden tefekkürlü bir Müslüman olmayı niyaz ederiz,

Onun için, Allah Teâlâ Hazretlerinden tefekkürlü bir Müslüman olmayı niyaz ederiz,
günahlara düşmeyecek bir halavet-i diniye sahip olmayı, kendini kontrolgünahlara düşmeyecek bir halavet-i diniye sahip olmayı, kendini kontrol ve kendisini tutabilme mekanizmasına sahip olmayı dileriz Rabbimizden, fazl-u kereminden.ve kendisini tutabilme mekanizmasına sahip olmayı dileriz Rabbimizden, fazl-u kereminden. Bir de güzel huylu olmayı dileriz.Bir de güzel huylu olmayı dileriz. Yâ Rabbi! Bizdeki sevmediğin ne kadar kötü huy varsa bunlardan bizi pâk eyle.

Yâ Rabbi! Bizdeki sevmediğin ne kadar kötü huy varsa bunlardan bizi pâk eyle.
Bizi sevdiğin güzel huylar ile müzeyyen eyle. Kalbimizi pür nur eyle. Nefsimizi müeddeb eyle.Bizi sevdiğin güzel huylar ile müzeyyen eyle. Kalbimizi pür nur eyle. Nefsimizi müeddeb eyle. Müzekka eyle. Terbiye edilmiş nefis eyle Yâ Rabbi!Müzekka eyle. Terbiye edilmiş nefis eyle Yâ Rabbi! İkinci hadîs-i şerîfe geçiyorum. Sayfada çıkan:

İkinci hadîs-i şerîfe geçiyorum. Sayfada çıkan:
Lâ yu’minu ehadüküm hattâ ekûne ehabbe ileyhi min veledihî ve vâlidihî ven-nâsi ecmaîn.

Lâ yu’minu ehadüküm hattâ ekûne ehabbe ileyhi min veledihî ve vâlidihî ven-nâsi ecmaîn.
Revâihu Şeyhani an Enes radıyallahu anh.

Revâihu Şeyhani an Enes radıyallahu anh.
Bu hadîs-i şerîfi Şeyhan, yani İmam Buhârî ve İmam Müslim rahmetullahi aleyhimâ rivayet etmişler.

Bu hadîs-i şerîfi Şeyhan, yani İmam Buhârî ve İmam Müslim rahmetullahi aleyhimâ rivayet etmişler.
Sahih hadis-i şerîftir. Sıhhatinde tenezzül olmayan bir hadîs-i şerîftir.Sahih hadis-i şerîftir. Sıhhatinde tenezzül olmayan bir hadîs-i şerîftir. Enes radıyallahu anh’dir, Peygamber Efendimizden nakleden ravisi.Enes radıyallahu anh’dir, Peygamber Efendimizden nakleden ravisi. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor ki bizlere, bildiriyor ki:

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor ki bizlere, bildiriyor ki:
Lâ yu’minu ehadüküm, sizden biriniz inanmış olmaz.

Lâ yu’minu ehadüküm, sizden biriniz inanmış olmaz.
Hattâ ekûne ehabbe ileyhi min veledihî ve vâlidihî ven-nâsi ecmaîn,Hattâ ekûne ehabbe ileyhi min veledihî ve vâlidihî ven-nâsi ecmaîn, ben o kimseye, o mü'mine, o Müslümana, babasından da oğlundan daben o kimseye, o mü'mine, o Müslümana, babasından da oğlundan da insanların diğerleri, sevgili diğer kimler varsa, onların hepsinden deinsanların diğerleri, sevgili diğer kimler varsa, onların hepsinden de daha sevgili olmadıkça bir kimse mü'min olmaz diyor Peygamber Efendimiz.daha sevgili olmadıkça bir kimse mü'min olmaz diyor Peygamber Efendimiz. Muhterem kardeşlerim,

Muhterem kardeşlerim,
Peygamber Efendimiz mütevazı insandı.

Peygamber Efendimiz mütevazı insandı.
Çok mütevazı bir insandı. Fahretmeyi sevmeyen bir insandı.Çok mütevazı bir insandı. Fahretmeyi sevmeyen bir insandı. Köleler gibi yaşadı. Mütevazı yaşadı.Köleler gibi yaşadı. Mütevazı yaşadı. Şu bizim gördüğümüz nimetlerin yüzde birine, binde birine sahip değildi Peygamber Efendimiz.Şu bizim gördüğümüz nimetlerin yüzde birine, binde birine sahip değildi Peygamber Efendimiz. Aylarca aç, ocaklarında yemek pişmeden geçtiği olurdu. Hurmayla akşamladığı olurdu.Aylarca aç, ocaklarında yemek pişmeden geçtiği olurdu. Hurmayla akşamladığı olurdu. Karnı acımasın diye sıcak taş bağladığı olurdu karnına.Karnı acımasın diye sıcak taş bağladığı olurdu karnına. Çok yoksullukla, sıkıntılarla, o zamanın insanların genel yapısı da öyleydi.Çok yoksullukla, sıkıntılarla, o zamanın insanların genel yapısı da öyleydi. Sıkıntılarla vakit geçirirdi. Hasır üzerine yatardı. Mütevazi ömür sürerdi.Sıkıntılarla vakit geçirirdi. Hasır üzerine yatardı. Mütevazi ömür sürerdi. Medîne-i Münevvere'de, zevcât-ı tâhirâtın odalarını,

Medîne-i Münevvere'de, zevcât-ı tâhirâtın odalarını,
Mescidi genişletelim diye yıktıkları zaman sahabe-i kiram ağlaşmışlar, hüngür hüngür ağlaşmışlar.Mescidi genişletelim diye yıktıkları zaman sahabe-i kiram ağlaşmışlar, hüngür hüngür ağlaşmışlar. Demişler ki, ah şu odalar yıkılmasaydı da Müslümanların evlerin ne kadar küçükDemişler ki, ah şu odalar yıkılmasaydı da Müslümanların evlerin ne kadar küçük ne kadar böyle sade ne kadar basit olduğunu görmeleri daima mümkün olsaydı.ne kadar böyle sade ne kadar basit olduğunu görmeleri daima mümkün olsaydı. Verilen ölçülere göre hesaplıyorum, şu üzerinde oturduğunuz minderler kadarVerilen ölçülere göre hesaplıyorum, şu üzerinde oturduğunuz minderler kadar zevcât-ı tâhirâtın her birinin odası muhterem kardeşlerim.zevcât-ı tâhirâtın her birinin odası muhterem kardeşlerim. Yani şu oturduğunuz şeyler kadar.Yani şu oturduğunuz şeyler kadar. Hani Peygamber Efendimiz'in zevcelerinin odaları, odaları, odaları şu oturduğunuz minderler kadar.Hani Peygamber Efendimiz'in zevcelerinin odaları, odaları, odaları şu oturduğunuz minderler kadar. Yani bir uzandığı zaman iki insanın ancak yatabileceği kadar.Yani bir uzandığı zaman iki insanın ancak yatabileceği kadar. Verilen ölçülere göre vuruyorum şu ölçüde.Verilen ölçülere göre vuruyorum şu ölçüde. Yani oda dediği, bizim şu odamız. Şu odamız onun on misli, on beş misli yani şu oturduğumuz oda.Yani oda dediği, bizim şu odamız. Şu odamız onun on misli, on beş misli yani şu oturduğumuz oda. Öyle bir mütevazi yaşadı Peygamber Efendimiz. Kimsenin methini istemedi.Öyle bir mütevazi yaşadı Peygamber Efendimiz. Kimsenin methini istemedi. Kendisine neler teklif ettiler?

Kendisine neler teklif ettiler?
Dedi ki, “Benim bir elime güneşi verseniz, bir elime kameri verseniz

Dedi ki, “Benim bir elime güneşi verseniz, bir elime kameri verseniz
ben bu davadan vazgeçmem” dedi.ben bu davadan vazgeçmem” dedi. Geçmedi. Meşakkatleri ihtiyar etti. Allah'ın rızasını düşündü.Geçmedi. Meşakkatleri ihtiyar etti. Allah'ın rızasını düşündü. Kendisine Cebrail aleyhisselam gelip de Allah sana selam ediyorKendisine Cebrail aleyhisselam gelip de Allah sana selam ediyor ey Allah'ın elçisi! Ey Resûlullah! Eğer dilersen sana şu Mekke'nin dağlarını altın yapacakey Allah'ın elçisi! Ey Resûlullah! Eğer dilersen sana şu Mekke'nin dağlarını altın yapacak dediği halde istemem dedi.dediği halde istemem dedi. Bir gün aç, bir gün iki gün aç gezeyim, bir gün ee karnım doysun yeter dedi.Bir gün aç, bir gün iki gün aç gezeyim, bir gün ee karnım doysun yeter dedi. Tevazuyu seçti. Mahviyetkârane yaşamayı seçti.Tevazuyu seçti. Mahviyetkârane yaşamayı seçti. Ama Peygamber Efendimiz bir İslâmi hakikati bildiriyor burada bize.Ama Peygamber Efendimiz bir İslâmi hakikati bildiriyor burada bize. Diyor ki, “Sizden biriniz, beni herkesten daha çok sevmek zorunda.”Diyor ki, “Sizden biriniz, beni herkesten daha çok sevmek zorunda.” Babasından da çok sevecek. Evladından da çok sevecek.Babasından da çok sevecek. Evladından da çok sevecek. Daha başka kim, hangi insan varsa, onun içine her şey girer.Daha başka kim, hangi insan varsa, onun içine her şey girer. Kimisi kadına âşık olur, kadın delisi olur.Kimisi kadına âşık olur, kadın delisi olur. Leyla, Mecnun hikayeleri malum malum. Ferhat ile Şirin hikayeleri malum. Kerem ile Aslı hikayeleri malum.Leyla, Mecnun hikayeleri malum malum. Ferhat ile Şirin hikayeleri malum. Kerem ile Aslı hikayeleri malum. Her insandan daha sevgili olacak Resûlullah bir Müslüman'ın yanında.Her insandan daha sevgili olacak Resûlullah bir Müslüman'ın yanında. Öyle olmazsa o kimse gerçek Müslüman olmaz, neden?Öyle olmazsa o kimse gerçek Müslüman olmaz, neden? İslâm'ın şeyine giremez. Rayına, yörüngesine oturamaz da ondan.

İslâm'ın şeyine giremez. Rayına, yörüngesine oturamaz da ondan.
Başka sevgiler bu gönüldeyken insanın has Müslüman olması mümkün olmaz.Başka sevgiler bu gönüldeyken insanın has Müslüman olması mümkün olmaz. Resûlullah'ı sevecek, canından çok sevecek.Resûlullah'ı sevecek, canından çok sevecek. Canından çok sevecek, babasından çok sevecek, evladından çok sevecek,Canından çok sevecek, babasından çok sevecek, evladından çok sevecek, bütün insanlardan daha çok sevecek, İslâm'a öyle bağlanacak, Resûlullah'a öyle bağlanacak,bütün insanlardan daha çok sevecek, İslâm'a öyle bağlanacak, Resûlullah'a öyle bağlanacak, Resûlullah'ın hatırını öyle kollayacak, sünnetine öyle sarılacak, yolunda öyle gidecek ki o zaman Müslüman olacak.Resûlullah'ın hatırını öyle kollayacak, sünnetine öyle sarılacak, yolunda öyle gidecek ki o zaman Müslüman olacak. Aksi takdirde olmuyor, olmaz ve olmayacak.Aksi takdirde olmuyor, olmaz ve olmayacak. Olmadı, Resûlullah'a bağlanmadan hiçbir kimse muradına eremedi.Olmadı, Resûlullah'a bağlanmadan hiçbir kimse muradına eremedi. Şimdi de olmaz, ileride de olmayacak.Şimdi de olmaz, ileride de olmayacak. Kaide bu. Resûlullah'ı en çok sevecek.Kaide bu. Resûlullah'ı en çok sevecek. Resûlullah'ı en çok sevmedikçe, her şeyden daha fazla sevecek hale gelmedikçeResûlullah'ı en çok sevmedikçe, her şeyden daha fazla sevecek hale gelmedikçe gerçek imanın tadını duyamaz, gerçek mü'min sıfatına bir insan sahip olamaz muhterem kardeşlerim.gerçek imanın tadını duyamaz, gerçek mü'min sıfatına bir insan sahip olamaz muhterem kardeşlerim. Peygamber Efendimiz diyor ki,Peygamber Efendimiz diyor ki, “Evlatlarınızı Resûlullah'ın sevgisiyle yetiştirin.”“Evlatlarınızı Resûlullah'ın sevgisiyle yetiştirin.” Nasıl yetiştireceksin?

Nasıl yetiştireceksin?
Hadi bakalım alın başınıza belayı.

Hadi bakalım alın başınıza belayı.
Bela yani bir büyük vazife. Yapmadığınız zaman mesulsünüz.Bela yani bir büyük vazife. Yapmadığınız zaman mesulsünüz. Çocuklarınız Resûlullah'ı sevecek, hayran olacak, âşık olacak, gözyaşı dökecek,Çocuklarınız Resûlullah'ı sevecek, hayran olacak, âşık olacak, gözyaşı dökecek, Resûlullah deyince yüreği ağzına gelecek çocuğun. Hadi bakalım yetiştirin öyle.Resûlullah deyince yüreği ağzına gelecek çocuğun. Hadi bakalım yetiştirin öyle. Vazife o.Vazife o. E yani kendisi muhtac-ı himmet bir dede. Nerde kaldı gayrıya himmet ede.E yani kendisi muhtac-ı himmet bir dede. Nerde kaldı gayrıya himmet ede. Kendisi Resûlullah'ı sevememiş ki çocuğuna sevdirsin.Kendisi Resûlullah'ı sevememiş ki çocuğuna sevdirsin. Kendisinin o tarakta bezi yok ki. Kendisi daha olmamış kiKendisinin o tarakta bezi yok ki. Kendisi daha olmamış ki başkasına nasıl şey yapsın?başkasına nasıl şey yapsın? Çok önemli bir şey aziz ve muhterem kardeşlerim.

Çok önemli bir şey aziz ve muhterem kardeşlerim.
Allahu Teâlâ Hazretleri Peygamber Efendimizin ismini kendi isminin yanına yazdı.Allahu Teâlâ Hazretleri Peygamber Efendimizin ismini kendi isminin yanına yazdı. O şerefi verdi ona.O şerefi verdi ona. Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resûlullah.

Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resûlullah.
Allah'tan gayri ilah yok, Muhammed onun elçisidir diyeAllah'tan gayri ilah yok, Muhammed onun elçisidir diye “Bile yazdın adın ile adımı.”“Bile yazdın adın ile adımı.” Beraber yazdım, senin adınla kendi adımı diye Miraç'taBeraber yazdım, senin adınla kendi adımı diye Miraç'ta öyle dediğini naklediyor ya Süleyman Çelebi.öyle dediğini naklediyor ya Süleyman Çelebi. O ezanda Eşhedü en lâ ilâhe illallah diyoruz.O ezanda Eşhedü en lâ ilâhe illallah diyoruz. Ondan sonra Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah diye fezalara haykırıyoruz.Ondan sonra Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah diye fezalara haykırıyoruz. Muhammed, Allah'ın elçisidir diye. Namaz kılıyoruz da ettahiyyatü okuyoruz.Muhammed, Allah'ın elçisidir diye. Namaz kılıyoruz da ettahiyyatü okuyoruz. Arkasından salât-u selâm getiriyoruz. Allahümme salli’yi, barik'i okuyoruz da öyle selam veriyoruz.Arkasından salât-u selâm getiriyoruz. Allahümme salli’yi, barik'i okuyoruz da öyle selam veriyoruz. Bunlardan anlamaz mı insan Resûlullah'ın dinimizdeki yerini, önemini.Bunlardan anlamaz mı insan Resûlullah'ın dinimizdeki yerini, önemini. Anlaması lazım. Anlaması lazım ama Resûlullah'ı okumazsın hayatını. Hadîslerini bellemezsin.Anlaması lazım. Anlaması lazım ama Resûlullah'ı okumazsın hayatını. Hadîslerini bellemezsin. Salât-u selâm getirmezsin.Salât-u selâm getirmezsin. Nasıl olacak?

Nasıl olacak?
Adamın birisi demiş ki

Adamın birisi demiş ki
Resûlullah'ı rüyamda göremiyorum hocam.Resûlullah'ı rüyamda göremiyorum hocam. Rüyamda göremiyorum, ne yapayım?Rüyamda göremiyorum, ne yapayım? Bu gece aç yat demiş. Akşam yemeğini yemeden yat demiş.Bu gece aç yat demiş. Akşam yemeğini yemeden yat demiş. Ertesi gün gelmiş gene.Ertesi gün gelmiş gene. Demiş hocam sen bana aç yat dedin ama demiş yine Resûlullah'ı göremedim.Demiş hocam sen bana aç yat dedin ama demiş yine Resûlullah'ı göremedim. Demiş ki ne gördün?

Demiş ki ne gördün?
Valla kızartmalar gördüm, tavuklar gördüm, börekler gördüm, çörekler gördüm, tatlılar gördüm.Valla kızartmalar gördüm, tavuklar gördüm, börekler gördüm, çörekler gördüm, tatlılar gördüm. Yani aklın fikrin yemekte.Yani aklın fikrin yemekte. Ha o sevgi o dereceye gelmezse rüyada göremezsin ki.Ha o sevgi o dereceye gelmezse rüyada göremezsin ki. Yani yemeği yemeyince nasıl aklın fikrin yemeğe takılıyor?

Yani yemeği yemeyince nasıl aklın fikrin yemeğe takılıyor?
Aklın fikrin Resûlullah'a takılmadıkça göremezsin tabi.

Aklın fikrin Resûlullah'a takılmadıkça göremezsin tabi.
O sevgi içine düşmedikçe göremezsin.O sevgi içine düşmedikçe göremezsin. O sevgiye sahip olacaksın. O edebe sahip olacaksın.O sevgiye sahip olacaksın. O edebe sahip olacaksın. Çok yalvaracaksın. Salât-u selâmı çok getireceksin.Çok yalvaracaksın. Salât-u selâmı çok getireceksin. Salât-u selâmı getirdikçe, sünnet-i seniyyesine sarıldıkça.Salât-u selâmı getirdikçe, sünnet-i seniyyesine sarıldıkça. Men ahyâ sünnetî fekad ehabbenî diyor Peygamber Efendimiz.Men ahyâ sünnetî fekad ehabbenî diyor Peygamber Efendimiz. Kim benim sünnetimi ihyâ ederse o beni sevmiş olur.Kim benim sünnetimi ihyâ ederse o beni sevmiş olur. Sevgi o zaman hasıl olur.Sevgi o zaman hasıl olur. Resûlullah'ın sünnetine aykırı giderek Resûlullah'ın sevgisi hasıl olmaz.Resûlullah'ın sünnetine aykırı giderek Resûlullah'ın sevgisi hasıl olmaz. Resûlullah'ın sünneti nedir?

Resûlullah'ın sünneti nedir?
Sünneti beş vakit namazı camide cemaatle kılmak, kuvvetli sünnettir.Sünneti beş vakit namazı camide cemaatle kılmak, kuvvetli sünnettir. Gidiyor musun camiye?Gidiyor musun camiye? Yok hocam işte evde kılıveriyoruz çoluk çocukla.Yok hocam işte evde kılıveriyoruz çoluk çocukla. E ne oldu cemaat sünneti?E ne oldu cemaat sünneti? Ayaklar altında kaldı.Ayaklar altında kaldı. Şu sünneti yapıyor musun, bu sünneti yapıyor musun? Şöyle ediyor musun? Böyle ediyor musun?Şu sünneti yapıyor musun, bu sünneti yapıyor musun? Şöyle ediyor musun? Böyle ediyor musun? Yok, yok, yok, yok. Olmaz o zaman.

Yok, yok, yok, yok. Olmaz o zaman.
Sünnet-i seniyyeyi ihya yoluyla, salât-u selâmı çok getirmek yoluylaSünnet-i seniyyeyi ihya yoluyla, salât-u selâmı çok getirmek yoluyla hayatını okumak, hadîs-i şerîflerini okumak yoluyla Resûlullah'ın sevgisine sahip olacak.hayatını okumak, hadîs-i şerîflerini okumak yoluyla Resûlullah'ın sevgisine sahip olacak. Tabii burada söylemesem olmayacak, söylemek zorundayım.Tabii burada söylemesem olmayacak, söylemek zorundayım. Tasavvufun Resûlullah'ı sevdirme metodu, bilinenden bilinmeyene yükselme metodudur.Tasavvufun Resûlullah'ı sevdirme metodu, bilinenden bilinmeyene yükselme metodudur. Mürşidi sevmekten Resûlullah'ı sevmeye götürmek yoludur.Mürşidi sevmekten Resûlullah'ı sevmeye götürmek yoludur. Fenâ fiş-Şeyh makamından, Fenâ fir-Resûl makamına,Fenâ fiş-Şeyh makamından, Fenâ fir-Resûl makamına, Fenâ fir-Resûl makamından, Fenâ fillah makamına götürmektir.Fenâ fir-Resûl makamından, Fenâ fillah makamına götürmektir. Onun için bir kişi şeyhini aynı tarzda sevecek.Onun için bir kişi şeyhini aynı tarzda sevecek. Çünkü Hakk'a götüren, Hakk'a götüren vesiledir.Çünkü Hakk'a götüren, Hakk'a götüren vesiledir. Vebteğû ileyhil-vesîlete.

Vebteğû ileyhil-vesîlete.
O sevgiyi duymadıktan sonra, yani Resûlullah Efendimiz'in çağında yaşasaydın ne yapacaktın?

O sevgiyi duymadıktan sonra, yani Resûlullah Efendimiz'in çağında yaşasaydın ne yapacaktın?
Resûlullah'ın çağında yaşasaydın ne yapacaktın?

Resûlullah'ın çağında yaşasaydın ne yapacaktın?
Gidecektin, sen de diyecektin ki,

Gidecektin, sen de diyecektin ki,
es-selamu aleyke yâ Resûlallah, fidake ebi ve ümmi Yâ Resûlallah,es-selamu aleyke yâ Resûlallah, fidake ebi ve ümmi Yâ Resûlallah, anam babam sana feda olsun Ey Allah'ın Resûlü!anam babam sana feda olsun Ey Allah'ın Resûlü! Canım senin yoluna kurban olsun ey Allah'ın Resûlü diyecektin.Canım senin yoluna kurban olsun ey Allah'ın Resûlü diyecektin. O sevgiyi öğreneceksin, sevmeyi öğreneceksin,O sevgiyi öğreneceksin, sevmeyi öğreneceksin, hocanı sevmeyi öğreneceksin, şeyhini sevmeyi öğreneceksin,hocanı sevmeyi öğreneceksin, şeyhini sevmeyi öğreneceksin, manevi kapı açılacak, oradan Resûlullah, Resûlullah'ı o zaman göreceksin,manevi kapı açılacak, oradan Resûlullah, Resûlullah'ı o zaman göreceksin, Resûlullah'ı o zaman seveceksin. Şeyin manevi yolu da bu.Resûlullah'ı o zaman seveceksin. Şeyin manevi yolu da bu. Bu hadîs-i şerîf çıktı. Utanarak bunu da söylemek zorunda kaldım.Bu hadîs-i şerîf çıktı. Utanarak bunu da söylemek zorunda kaldım. Allah kusurlarımızı affeylesin.Allah kusurlarımızı affeylesin. Bir hadîs daha okuyayım, okuyayım, keseyim ondan sonra.Bir hadîs daha okuyayım, okuyayım, keseyim ondan sonra. Üç hadîs-i şerîf olsun:

Üç hadîs-i şerîf olsun:
La yetekellemenne ehadüm li dayfihi mâ lâ yakdiru aleyhi.

La yetekellemenne ehadüm li dayfihi mâ lâ yakdiru aleyhi.
Revâiuhu Beyhâkî rahmetullahi aleyh.

Revâiuhu Beyhâkî rahmetullahi aleyh.
İmam Beyhâkî rivayet etmiş ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleriİmam Beyhâkî rivayet etmiş ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri misafire ikram konusunda şöyle buyurmuşlar:misafire ikram konusunda şöyle buyurmuşlar: “Sizden biriniz sakın ha asla ve kat'a misafirine mükellef, külfetli,

“Sizden biriniz sakın ha asla ve kat'a misafirine mükellef, külfetli,
kendisini zorlayarak aşırı ikramda bulunmasın.kendisini zorlayarak aşırı ikramda bulunmasın. Takatinin üstünde tekelluflu şey yapmasin. Takati kadar yapsın.Takatinin üstünde tekelluflu şey yapmasin. Takati kadar yapsın. Zenginse güzelce ikramı yapsın ama yani misafirim geldi diyeZenginse güzelce ikramı yapsın ama yani misafirim geldi diye çoluğun çocuğun rızkını kesip de böyle şey külfetli ikram yapmasın.çoluğun çocuğun rızkını kesip de böyle şey külfetli ikram yapmasın. Sade ikram yapsın, derecesine göre ikram yapsın, gücünün yettiği kadar yapsın,Sade ikram yapsın, derecesine göre ikram yapsın, gücünün yettiği kadar yapsın, fazlasını sakın ha yapmasın.”fazlasını sakın ha yapmasın.” Nûn-u te’kid-i sakîle ile gelmiş, nehy-i hazır.

Nûn-u te’kid-i sakîle ile gelmiş, nehy-i hazır.
Lâ yetekellemenne.Lâ yetekellemenne. Yani sonuna böyle iki şeddeli nun gelirse, sakın ha asla ve kat'a yapmasın manasına geliyor.Yani sonuna böyle iki şeddeli nun gelirse, sakın ha asla ve kat'a yapmasın manasına geliyor. Misafire takatin fevkinde hizmeti yasaklıyor Peygamber Efendimiz, nedendir?

Misafire takatin fevkinde hizmeti yasaklıyor Peygamber Efendimiz, nedendir?
İmam Gazâlî İhyâ'sında bildiriyor ki, bir insan misafire böyle ikram ederse,

İmam Gazâlî İhyâ'sında bildiriyor ki, bir insan misafire böyle ikram ederse,
geldiği zaman yani sofralar kuruyor, ikramlar yapıyor, kuzular kestiriyor,geldiği zaman yani sofralar kuruyor, ikramlar yapıyor, kuzular kestiriyor, meyveler diziyor, 10 tane, 15 tane, bilmem şöyle yapıyor, böyle yapıyor filan.meyveler diziyor, 10 tane, 15 tane, bilmem şöyle yapıyor, böyle yapıyor filan. Yaparsa sonra ne olur?

Yaparsa sonra ne olur?
Bir zaman gelir camide bir dostunu görür amma eve çağıramaz.

Bir zaman gelir camide bir dostunu görür amma eve çağıramaz.
Ya bu sefer evde pek ikram yok, misafiri ağırlayacak malzemem yok, gelmese.Ya bu sefer evde pek ikram yok, misafiri ağırlayacak malzemem yok, gelmese. Ağırlayamam bunu, gelmese demeye başlar.Ağırlayamam bunu, gelmese demeye başlar. Halbuki misafirin gelmesini istemeyene de Allah lanet eder.Halbuki misafirin gelmesini istemeyene de Allah lanet eder. Misafiri sevmemek büyük kusurdur, istememek büyük kusurdur, misafiri isteyecek.Misafiri sevmemek büyük kusurdur, istememek büyük kusurdur, misafiri isteyecek. Yani külfetli ikram edeyim derken, bir zaman gelir misafirin gelmesini istememe durumuna düşer.Yani külfetli ikram edeyim derken, bir zaman gelir misafirin gelmesini istememe durumuna düşer. Gelmese misafir, rahat etsek filan demeye başlar, o zaman da mahvolur.Gelmese misafir, rahat etsek filan demeye başlar, o zaman da mahvolur. Onun için tabii ölçülerle ikram edecek.Onun için tabii ölçülerle ikram edecek. Hoş geldin, buyur. Bizim evde çorbayı beraber içelim.Hoş geldin, buyur. Bizim evde çorbayı beraber içelim. Tuz ekmeği beraber yiyelim.Tuz ekmeği beraber yiyelim. Evde ne varsa buyur. Akşam nevalesini beraber yiyelim.Evde ne varsa buyur. Akşam nevalesini beraber yiyelim. Hanım evde ne var?Hanım evde ne var? Bir şey yok işte. Biraz ekmek var, biraz peynir var. İşte geçen gün aldığın kara zeytin var.Bir şey yok işte. Biraz ekmek var, biraz peynir var. İşte geçen gün aldığın kara zeytin var. Tamam getir. Sürün siniyi bu tarafa, tamam.Tamam getir. Sürün siniyi bu tarafa, tamam. Çay yapabilir misin?

Çay yapabilir misin?
Yapabilirim.

Yapabilirim.
Getir bir de çay.Getir bir de çay. Oldu bitti.Oldu bitti. Yani e hocam bu kadar da misafire yani bu kadar da şey olur mu?

Yani e hocam bu kadar da misafire yani bu kadar da şey olur mu?
Canım yani imkânın varsa yaparsın da yoksa olduğu kadarıyla yaparsın.

Canım yani imkânın varsa yaparsın da yoksa olduğu kadarıyla yaparsın.
Yani sirke bile olsa sirkeyi, ekmeği koyarsın; sirkeye banıp öyle yer, başka bir şeyi yoksa.Yani sirke bile olsa sirkeyi, ekmeği koyarsın; sirkeye banıp öyle yer, başka bir şeyi yoksa. Ben bir paça yemeğine çağrılsam bile giderim buyurdu Peygamber Efendimiz.Ben bir paça yemeğine çağrılsam bile giderim buyurdu Peygamber Efendimiz. Yani o zaman paça tabi kolay. Herkesin sahip olabileceği bir şey.Yani o zaman paça tabi kolay. Herkesin sahip olabileceği bir şey. Ağalar, zenginler hayvanın güzel yerlerini alırlar da geriye paçalar, bacaklar, boynuzlar, kafalar kalır.Ağalar, zenginler hayvanın güzel yerlerini alırlar da geriye paçalar, bacaklar, boynuzlar, kafalar kalır. Soyması zor, ütülemesi zor. Kadınlar onu istemezler.Soyması zor, ütülemesi zor. Kadınlar onu istemezler. Fukaracık da onları alır.Fukaracık da onları alır. Sonra kemiktir, takır takır kemiktir, tencereye koyacaksın, kaynayacak, kaynayacak işte paça.Sonra kemiktir, takır takır kemiktir, tencereye koyacaksın, kaynayacak, kaynayacak işte paça. Beni paça yemeğine çağırsalar, bir deve paçasına çağırsalar bile giderim buyurmuş Peygamber Efendimiz.Beni paça yemeğine çağırsalar, bir deve paçasına çağırsalar bile giderim buyurmuş Peygamber Efendimiz. Tevazu ondan.Tevazu ondan. Yani ikramın derecesine göre ama çok

Yani ikramın derecesine göre ama çok
kendisi sofraya oturduğu zaman kaç türlü yemek yiyen bir insan da misafiri geldiği zamankendisi sofraya oturduğu zaman kaç türlü yemek yiyen bir insan da misafiri geldiği zaman kendisinin her zaman gördüğü ikramdan aşağı bir ikram da ona yapmamalı.kendisinin her zaman gördüğü ikramdan aşağı bir ikram da ona yapmamalı. Yani takatine göre yapmalı, takatinin üstünde yapmamalı demiş oluyorYani takatine göre yapmalı, takatinin üstünde yapmamalı demiş oluyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. Allahu Teâlâ Hazretleri İslâm'ın güzel âdabını öğrenmeyi, hayatımızın her safhasında,

Allahu Teâlâ Hazretleri İslâm'ın güzel âdabını öğrenmeyi, hayatımızın her safhasında,
içtimai yaşantımızın her anında sünnet-i seniyyeye uygun hareket etmeyi,içtimai yaşantımızın her anında sünnet-i seniyyeye uygun hareket etmeyi, sünnet-i seniyyeyi ihyâ etmeyi, bid'atlardan uzak yaşamayı, Kur'an yolunda yürümeyi,sünnet-i seniyyeyi ihyâ etmeyi, bid'atlardan uzak yaşamayı, Kur'an yolunda yürümeyi, Kur'an-ı Kerîm'in şefaatine, Peygamber Efendimiz'in iltifatına ermeyi cümlemize nasip eylesin.Kur'an-ı Kerîm'in şefaatine, Peygamber Efendimiz'in iltifatına ermeyi cümlemize nasip eylesin. Ahirette Peygamber Efendimiz'e komşu olmayı nasip ve müyesser eylesin.Ahirette Peygamber Efendimiz'e komşu olmayı nasip ve müyesser eylesin. Fâtiha-i şerîfe mea’l-Besmele.

Fâtiha-i şerîfe mea’l-Besmele.
Düzenlenen Aralık
00:00:00 00:00:00
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2