Namaz Vakitleri

3 Muharrem 1448
18 June 2026
İmsak
03:24
Güneş
05:24
Öğle
13:10
İkindi
17:10
Akşam
20:45
Yatsı
22:37
Detaylı Arama

Yeni Hicrî Yıl (1390)

Mehmed Zahid KOTKU

7 Muharrem 1390 / 14.03.1970
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Yeni Hicrî Yıl (1390)

Mehmed Zahid KOTKU

7 Muharrem 1390 / 14.03.1970
İskenderpaşa Camii/ İstanbul

Açıklama

Gönül dostu, âlim Mehmed Zahid KOTKU Hocamızın sohbetleri, kendi seslerinden konulara yaklaşımı, açıklamaları, değerlendirmeleri ve tavsiyeleri, sizlerin istifadesine sunulmuştur.
Mehmed Zâhid KOTKU, geçtiğimiz asırda yaşamış (1897-1980) bir mürşid-i kâmil, bir sâlih insan, bir Allah dostudur. Ömrü boyunca tebliğ ve irşad çalışmaları içinde bulunmuş, milletimize ve ülkemize hizmet eden nice kıymetli kadrolar, devlet adamları yetiştirmiştir.

Gümüşhaneli Hazretleri tarafından başlatılan Ramûzü’l-Ehâdîs dersleri, takipçileri tarafından devam ettirilmiştir. İskenderpaşa Camii’nde Mehmed Zâhid KOTKU (Rh.A) Hocamız bu dersleri 1958’den 1977 yılına kadar sürdürmüş; 1977’den sonra ise, Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamız devam ettirmiştir.

İlk zamanlar düzenli olarak pazar günleri ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika hadis dersleri yaparlarken, son yıllarında hadis derslerini Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamıza bırakmışlar, kendileri cuma namazından sonra 10-15 dakikalık kısa konuşmalar yapmaya başlamışlardır.

Bu konuşmalar irticalen yapılmış, bazen bir sahabeden bahsetmişler, bazen güncel bir olayı konu edinmişlerdir. Bu konuşmalar 1978 yılında başlamış, vefatına kadar devam etmiştir. Son konuşmaları vefatından bir hafta önce, 6 Kasım 1980’de Medine’de kaydedilmiştir.

Konuşma Metni

El-hamdü li’llâh, sümme el-hamdü li’llâh…El-hamdü li’llâh, sümme el-hamdü li’llâh… El-hamdü li’llâhi’llezî hedânâ

El-hamdü li’llâhi’llezî hedânâ
li-hâzâ vemâ künnâ li-nehtediye levlâ en hedâna’llàh.li-hâzâ vemâ künnâ li-nehtediye levlâ en hedâna’llàh. Ve mâ tevfîkî illâ bi’llâh.Ve mâ tevfîkî illâ bi’llâh. Aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünîb.Aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünîb. Neşhedü en lâ ilâhe illa’llàhu vahdehû lâ şerîke leh.

Neşhedü en lâ ilâhe illa’llàhu vahdehû lâ şerîke leh.
Ve neşhedü enne muhammeden abdühû ve habîbuhû ve rasûlüh.Ve neşhedü enne muhammeden abdühû ve habîbuhû ve rasûlüh. Allàhümme salli ve sellim ve bârik alâ hâze’n-nebiyyi’l-kerîm.

Allàhümme salli ve sellim ve bârik alâ hâze’n-nebiyyi’l-kerîm.
Ve’r-rasûli seyyidü’ssenedi’l-azim,Ve’r-rasûli seyyidü’ssenedi’l-azim, Zü’l-kalbi’r-rahîm, seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.Zü’l-kalbi’r-rahîm, seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. Emmâ ba’du feyâ ibâda’llàh.

Emmâ ba’du feyâ ibâda’llàh.
Ûsiküm ve nefsi’lâsiyeti bi-takva’llàhi ve tàatih.Ûsiküm ve nefsi’lâsiyeti bi-takva’llàhi ve tàatih. İnna’llàhe meallezîne’ttekav ve’llezînehüm muhsinûn.İnna’llàhe meallezîne’ttekav ve’llezînehüm muhsinûn. Kàle’llàhu tebàreke ve teàlâ fî kelâmihi’lhakîm, estaizü bi’llâh:

Kàle’llàhu tebàreke ve teàlâ fî kelâmihi’lhakîm, estaizü bi’llâh:
Kul huva’llàhu ehad.

Kul huva’llàhu ehad.
Allàhu’s-samed.Allàhu’s-samed. Lem yelid. Ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad. (İhlâs, 112/1-4)Lem yelid. Ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad. (İhlâs, 112/1-4) Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Size bugün yeni senemizden bahsetmek isteyeceğim.

Size bugün yeni senemizden bahsetmek isteyeceğim.
Yeni senemizin ilk ayına Muharrem derler.Yeni senemizin ilk ayına Muharrem derler. Peygamberimiz SAS Hazretleri’ninPeygamberimiz SAS Hazretleri’nin hicretinden bugüne kadar 1389 sene geçmiş,hicretinden bugüne kadar 1389 sene geçmiş, şimdi 1390. seneye girdik (9 Mart 1970).şimdi 1390. seneye girdik (9 Mart 1970). On sene sonra 1400. sene olacak.On sene sonra 1400. sene olacak. Bu hicreti hepiniz bilirsiniz amaBu hicreti hepiniz bilirsiniz ama kısacak size bir hatırlatma yapayım:kısacak size bir hatırlatma yapayım: Efendimiz SAS Hazretleri

Efendimiz SAS Hazretleri
Mekke-i Mükerreme’de dünyaya geldiMekke-i Mükerreme’de dünyaya geldi ve kırk yaşında iken Cenabı Allah-ü Zülcelâl Hazretlerive kırk yaşında iken Cenabı Allah-ü Zülcelâl Hazretleri ona peygamberliği ikram buyurdu.ona peygamberliği ikram buyurdu. Elli yaşına kadar, elli üç yaşına kadarElli yaşına kadar, elli üç yaşına kadar Mekke-i Mükerreme’de bu dinin tebliğine memur oldu.Mekke-i Mükerreme’de bu dinin tebliğine memur oldu. Fakat maalesef ki insanlar

Fakat maalesef ki insanlar
alıştıkları, göre geldikleri an’aneleri kolayca bırakamıyorlar.alıştıkları, göre geldikleri an’aneleri kolayca bırakamıyorlar. Onlar da putlarını bırakıp Allah’a ibadete yönelemediler.Onlar da putlarını bırakıp Allah’a ibadete yönelemediler. Peygamber SAS’inPeygamber SAS’in vücûd-u saadetlerine zarar vermevücûd-u saadetlerine zarar verme emelinde bulundular.emelinde bulundular. Ellerinden başka şey gelmiyor.Ellerinden başka şey gelmiyor. O devirde insanlar kabilelerden,

O devirde insanlar kabilelerden,
aşiretlerden mürekkeb.aşiretlerden mürekkeb. Bir aşiretin, diğer aşiretleBir aşiretin, diğer aşiretle bozuşması bir felâket oluyor.bozuşması bir felâket oluyor. Bir kabilenin diğer kabileye karşı birBir kabilenin diğer kabileye karşı bir düşmanlık yapması bir felâket oluyor.düşmanlık yapması bir felâket oluyor. Onun için Efendimiz SAS’i Kureyş kabilesinden

Onun için Efendimiz SAS’i Kureyş kabilesinden
olması dolayısıyla, evvela Abdülmuttalib, sonra Ebû Tàlibolması dolayısıyla, evvela Abdülmuttalib, sonra Ebû Tàlib onu himaye ettiler.onu himaye ettiler. Onların himayesinde olduğundan dolayı,Onların himayesinde olduğundan dolayı, diğer kabilelerin insanları,diğer kabilelerin insanları, her ne kadar fikirlerine muhalif bir fikir ortaya attı,her ne kadar fikirlerine muhalif bir fikir ortaya attı, İslâmiyeti attı, ve bu fikir onlara hoş gelmiyorsa da,İslâmiyeti attı, ve bu fikir onlara hoş gelmiyorsa da, Efendimiz SAS’e bir şey de yapamıyorlardı.Efendimiz SAS’e bir şey de yapamıyorlardı. Çünkü kabilelerin birbiriyleÇünkü kabilelerin birbiriyle uzun müddet dövüşmelerinin neticesi olacak.uzun müddet dövüşmelerinin neticesi olacak. Himayede olduğu için dokunamadılar.Himayede olduğu için dokunamadılar. Fakat vaktâ ki Ebû Tàlib vefat etti.Fakat vaktâ ki Ebû Tàlib vefat etti. Efendimiz himayeden mahrum kaldıEfendimiz himayeden mahrum kaldı ve küffarın işkencesi de o nisbette arttı.ve küffarın işkencesi de o nisbette arttı. Hatta bir gece toplanıp,

Hatta bir gece toplanıp,
bir kabile bir iş yapamıyor.bir kabile bir iş yapamıyor. Bütün kabilelerin reislerini topladılar.Bütün kabilelerin reislerini topladılar. El birliğiyle kimin Efendimiz’e zarar verdiği belli olmasın diyerekten,El birliğiyle kimin Efendimiz’e zarar verdiği belli olmasın diyerekten, her kabileye vazife verdiler.her kabileye vazife verdiler. O zamanki Arap kabileleri kaç tane ise.O zamanki Arap kabileleri kaç tane ise. Bunu Efendimiz SAS’e Cenâb-ı Hak haber verdi.Bunu Efendimiz SAS’e Cenâb-ı Hak haber verdi. Efendimiz SAS Hazretleri deEfendimiz SAS Hazretleri de Hz. Ali KV’i yatağında bırakarak,Hz. Ali KV’i yatağında bırakarak, o düşmanlar evi muhasara ettiler,o düşmanlar evi muhasara ettiler, onların muhasarasının arasından,onların muhasarasının arasından, Cenab-ı Hakk’ın verdiği bir mucize dolayısıyla,Cenab-ı Hakk’ın verdiği bir mucize dolayısıyla, onlar görmeden çekildi.onlar görmeden çekildi. Neticede o gün Mekke’yi terk etti.Neticede o gün Mekke’yi terk etti. Ve de belki hacılarımızdan

Ve de belki hacılarımızdan
gidip görenler olmuştur.gidip görenler olmuştur. Orada bir mağara var ki o mağaraya kadar gitti.Orada bir mağara var ki o mağaraya kadar gitti. Üç gün orada saklandıktan sonra...Üç gün orada saklandıktan sonra... Düşman geldi onu o mağarada buldu.Düşman geldi onu o mağarada buldu. Buldu ama içeriye bakmayaBuldu ama içeriye bakmaya Allah onların gönüllerine fırsat vermedi.Allah onların gönüllerine fırsat vermedi. İçerdeydiler.İçerdeydiler. Şeytan da önlerinde delil.

Şeytan da önlerinde delil.
“Burada!” diyor.“Burada!” diyor. Fakat kapının önüne güvercinler yuva yapmış,Fakat kapının önüne güvercinler yuva yapmış, örümcekler ağ örmüş.örümcekler ağ örmüş. Buraya insan girse bozulurdu dediler.Buraya insan girse bozulurdu dediler. Mağaraya girmeye lüzum görmediler.Mağaraya girmeye lüzum görmediler. Halbuki içerideydiler.Halbuki içerideydiler. Allah sokmadı yani, basiretlerin kapadı.Allah sokmadı yani, basiretlerin kapadı. O günden itibaren Medine-i Münevvere’ye hicret ettiler.

O günden itibaren Medine-i Münevvere’ye hicret ettiler.
Kuba denilen köyde ilk camiyi kurduKuba denilen köyde ilk camiyi kurdu ve Medine-i Münevvere cemaatine iltihak eyledi,ve Medine-i Münevvere cemaatine iltihak eyledi, ashab-ı kiramıyla beraber.ashab-ı kiramıyla beraber. Bu hicret gününe Muharremül Haram deniyor, ilk senemiz oluyor.Bu hicret gününe Muharremül Haram deniyor, ilk senemiz oluyor. Bu hicret günü biz müslümanların tarihi oluyor.

Bu hicret günü biz müslümanların tarihi oluyor.
1900 senenin tarihi Hz. İsa’nın tarihi.1900 senenin tarihi Hz. İsa’nın tarihi. 1300 senesinin tarihi de1300 senesinin tarihi de bizim Peygamberimiz SAS Hazretleri’nin hicret tarihidir.bizim Peygamberimiz SAS Hazretleri’nin hicret tarihidir. Bu hicretten bize birçok dersler çıkar.Bu hicretten bize birçok dersler çıkar. Ne kadar istersen, o kadar çok ders çıkar.Ne kadar istersen, o kadar çok ders çıkar. Bunların izahına vaktimiz müsait değil.Bunların izahına vaktimiz müsait değil. Onun için insanların adedi günden güne çoğalmakta.

Onun için insanların adedi günden güne çoğalmakta.
Bugün mesela müslüman adedi olsun,Bugün mesela müslüman adedi olsun, diğer milletlerin adedi olsun,diğer milletlerin adedi olsun, eski zamana nisbetle çok fazla.eski zamana nisbetle çok fazla. Böyle olmakla beraber büyüklere sormuşlar:Böyle olmakla beraber büyüklere sormuşlar: “—Bu kadar çokluk ne ile geçinir?

“—Bu kadar çokluk ne ile geçinir?
Bak boyna artıyor.”Bak boyna artıyor.” Demişler ki ibad, ibad o insandır ki sayıda iş yok.Demişler ki ibad, ibad o insandır ki sayıda iş yok. “—Allah’ın kulu o kimsedir ki,“—Allah’ın kulu o kimsedir ki, gecede ve gündüzde Allah’ın rızasını gözetir.gecede ve gündüzde Allah’ın rızasını gözetir. Gecede ve gündüzdeGecede ve gündüzde yani bütün evkatı, hakkın rızasını gözetmektir.”yani bütün evkatı, hakkın rızasını gözetmektir.” Beytullah’a gidiyoruz, el-hamdü lillâh, büyük bir devlettir.

Beytullah’a gidiyoruz, el-hamdü lillâh, büyük bir devlettir.
Beytullah’ın etrafında dönüyoruz, büyük bir devlettir.Beytullah’ın etrafında dönüyoruz, büyük bir devlettir. Fakat bu bir remz, maksat orada dönmek değil,Fakat bu bir remz, maksat orada dönmek değil, o remzin ifası için insan kendini,o remzin ifası için insan kendini, “Yâ Rabbi, ben senin rızan etrafındayım,“Yâ Rabbi, ben senin rızan etrafındayım, senin rızanın dışına çıkmayacağım!” diyoruz orada.senin rızanın dışına çıkmayacağım!” diyoruz orada. Harekatımız bunu söylüyor.Harekatımız bunu söylüyor. Bir insanın harekâtı bunu söylerken,

Bir insanın harekâtı bunu söylerken,
diğer harekâtı da bunu tekzip ederse,diğer harekâtı da bunu tekzip ederse, yani hakkın rızası olmayan şeyleri yaparsa;yani hakkın rızası olmayan şeyleri yaparsa; yalan, hıyanet, hırsızlık emvai çeşidi.yalan, hıyanet, hırsızlık emvai çeşidi. Burada bu dönüşü yapıyor ve Hakk’a söz veriyor,Burada bu dönüşü yapıyor ve Hakk’a söz veriyor, fiilen bu sözünü isbat ediyor.fiilen bu sözünü isbat ediyor. Fakat memleketine geldikten sonra bu sözünün aksini yapıyor.Fakat memleketine geldikten sonra bu sözünün aksini yapıyor. İşte bu çok yanlış bir harekettir.İşte bu çok yanlış bir harekettir. Onun için ibad çoklukta değil,

Onun için ibad çoklukta değil,
Allah’ın rızasını gözeten insanlardır.Allah’ın rızasını gözeten insanlardır. Allah-u Teàlâ’nın rızasını gözeten insana Allah’ın kulu derler.Allah-u Teàlâ’nın rızasını gözeten insana Allah’ın kulu derler. Yoksa Allah’ın mahlûku çok.Yoksa Allah’ın mahlûku çok. Yalnızca insan değil ki mahlûk,Yalnızca insan değil ki mahlûk, bu kadar mevcudat var ki mikrop da Allah’ın mahlûku.bu kadar mevcudat var ki mikrop da Allah’ın mahlûku. Sayısını Allah’tan başka kimse bilmez, ne yerde ne gökte.Sayısını Allah’tan başka kimse bilmez, ne yerde ne gökte. Binâen aleyh asıl kul odur ki,Binâen aleyh asıl kul odur ki, Allah-u Teàlâ’nın rızasını gecede, gündüzde daima gözetirAllah-u Teàlâ’nın rızasını gecede, gündüzde daima gözetir ve onun rızasının dışına çıkmamayı kendisine şiar edinir.ve onun rızasının dışına çıkmamayı kendisine şiar edinir. Onun için Ebu’l-Haseni’l-Harakanî Hazretleri sormuş

Onun için Ebu’l-Haseni’l-Harakanî Hazretleri sormuş
etrafında bulunan insanlara:etrafında bulunan insanlara: “—Dünyada en az, en kıymetli, en güzel şey nedir?” demiş.“—Dünyada en az, en kıymetli, en güzel şey nedir?” demiş. “—Bilemeyiz efendim.“—Bilemeyiz efendim. Buyurun siz söyleyin, biz de duyalım!” demişler.Buyurun siz söyleyin, biz de duyalım!” demişler. Harakan o zamanki ismi, bugünkü ismi Kars.Harakan o zamanki ismi, bugünkü ismi Kars. Bistam denilen vilayetin köylerinden bir köy,Bistam denilen vilayetin köylerinden bir köy, bizim Kars ilinin köylerinden bir köy demek.bizim Kars ilinin köylerinden bir köy demek. Orada yatar bu zat.Orada yatar bu zat. Diyor ki: “—En güzel şey, ne malın çokluğundadır,

Diyor ki: “—En güzel şey, ne malın çokluğundadır,
ne evlad u iyalin çokluğundadır,ne evlad u iyalin çokluğundadır, ne şunun ne bunun çokluğundadır.ne şunun ne bunun çokluğundadır. En aziz şey kulun Allah-u Teàlâ’yıEn aziz şey kulun Allah-u Teàlâ’yı zikreder olduğu halde yaşamasıdır.zikreder olduğu halde yaşamasıdır. Allah-u Teàlâ’yı zikreder olduğu halde yaşamaktır.Allah-u Teàlâ’yı zikreder olduğu halde yaşamaktır. Allah-u Teàlâ’yı zikreden insan,Allah-u Teàlâ’yı zikreden insan, yahut gönlüyle anan insan,yahut gönlüyle anan insan, elbette ki Allah-u Teàlâ’nınelbette ki Allah-u Teàlâ’nın emirlerinin dışına çıkmayan insan demektir.emirlerinin dışına çıkmayan insan demektir. Eğer diliyle Allah diyor da,

Eğer diliyle Allah diyor da,
Allah’ın rızasının dışında hareket ediyorsa, o Allah demiş değildir.Allah’ın rızasının dışında hareket ediyorsa, o Allah demiş değildir. Allah demek böyle olmaz.Allah demek böyle olmaz. Allah diyen insan, Allah-u Teàlâ’nın rızasını gözetir.Allah diyen insan, Allah-u Teàlâ’nın rızasını gözetir. Allah-u Teàlâ benim bu hareketimden razı mıdır, değil midir;Allah-u Teàlâ benim bu hareketimden razı mıdır, değil midir; evvela onu tetkik eder.evvela onu tetkik eder. Doğruysa yapar, değilse kaçar ondan.Doğruysa yapar, değilse kaçar ondan. Onun için İslâmiyet iki yerde toplanır.

Onun için İslâmiyet iki yerde toplanır.
Birisi emr-i ma’ruf, diğerine de nehy-i ani’l-münker derler.Birisi emr-i ma’ruf, diğerine de nehy-i ani’l-münker derler. Emr-i ma’ruf, Allah-u Teàlâ’nınEmr-i ma’ruf, Allah-u Teàlâ’nın istediği güzel şeyleri yapabilmektir.istediği güzel şeyleri yapabilmektir. Emrettiği güzel şeyleri, başta namaz olmak üzere,Emrettiği güzel şeyleri, başta namaz olmak üzere, emirleri nelerse onları yapabilmektir.emirleri nelerse onları yapabilmektir. Nehy-i ani’l-münker deNehy-i ani’l-münker de Allah-u Teàlâ’nın istemediği, sevmediği ve yapmayın dediği şeyleri yapmamaktır.Allah-u Teàlâ’nın istemediği, sevmediği ve yapmayın dediği şeyleri yapmamaktır. Binâen aleyh ibadet kolaydır, yapılır.

Binâen aleyh ibadet kolaydır, yapılır.
Fakat Allah-u Teàlâ’nın yasağından kurtulmak çok zordur.Fakat Allah-u Teàlâ’nın yasağından kurtulmak çok zordur. Günahlardan kaçmak çok zordur.Günahlardan kaçmak çok zordur. Günahtan kaçmak için, evvela günahlara alışmamak lâzım.Günahtan kaçmak için, evvela günahlara alışmamak lâzım. Günaha alıştıktan sonra günahların terki çok zordur.Günaha alıştıktan sonra günahların terki çok zordur. Onun için çocuğu, daha çocukluğundan itibaren

Onun için çocuğu, daha çocukluğundan itibaren
onu iyi şeylere alıştırmak;onu iyi şeylere alıştırmak; kötü şeylerden onu korkutupkötü şeylerden onu korkutup ona yaptırmamaya çalışmak daona yaptırmamaya çalışmak da ebeveynin vazifelerinin başında gelir.ebeveynin vazifelerinin başında gelir. Onun içindir ki:

Onun içindir ki:
Terkü zerretin min mehârimi’llâh,Terkü zerretin min mehârimi’llâh, hayrun min ibâtedis- sakaleyn.hayrun min ibâtedis- sakaleyn. Yani haramdan ve Allah’ın yasaklarındanYani haramdan ve Allah’ın yasaklarından en ufak bir şeyi bile terk edebilmeninen ufak bir şeyi bile terk edebilmenin sevabı hudutsuz bir sevaptır.sevabı hudutsuz bir sevaptır. Namütenahi bir sevap kazanıyor demektir.Namütenahi bir sevap kazanıyor demektir. Zira nefsi alıştığı şeydenZira nefsi alıştığı şeyden terkedebilmek kadar zor şey yoktur.terkedebilmek kadar zor şey yoktur. Binâen aleyh insan nefsini

Binâen aleyh insan nefsini
daima kontrol altında tutup,daima kontrol altında tutup, Allah- u Celle ve A’lâ’nınAllah- u Celle ve A’lâ’nın razı olmadığı, hoşnut olmadığırazı olmadığı, hoşnut olmadığı kötü şeylerden uzak etmekle olur.kötü şeylerden uzak etmekle olur. Onun için, Kaside-i Bür’e sahibi der ki:

Onun için, Kaside-i Bür’e sahibi der ki:
“Nefis bir çocuk gibidir.“Nefis bir çocuk gibidir. O alıştığı şeyi kolayca terk etmez.O alıştığı şeyi kolayca terk etmez. Ama onu sütten kestiğin gibi ki kesildiği vakitte kesilmesi mümkün oluyor.”Ama onu sütten kestiğin gibi ki kesildiği vakitte kesilmesi mümkün oluyor.” Acı sürüyorsunuz veyahut bir şeyler yapıyorsunuz,Acı sürüyorsunuz veyahut bir şeyler yapıyorsunuz, o sevdiği şeyi terk ediyor.o sevdiği şeyi terk ediyor. Binâen aleyh, sevdiği şeyi terk edebilmesi için,

Binâen aleyh, sevdiği şeyi terk edebilmesi için,
insanın azminin kuvvetli olması lazım.insanın azminin kuvvetli olması lazım. Azmi zayıf olan insanlar,Azmi zayıf olan insanlar, şehvetlerinin ve nefislerininşehvetlerinin ve nefislerinin esiri olarak yaşarlar ki,esiri olarak yaşarlar ki, bu yaşayışa Firavun’un yaşayışı gibi bir yaşayış derler.bu yaşayışa Firavun’un yaşayışı gibi bir yaşayış derler. Onun için Allah-u Celle ve A’lâ cümlemizin muîni olsun,

Onun için Allah-u Celle ve A’lâ cümlemizin muîni olsun,
nâsırı olsun, biz de ona halis,nâsırı olsun, biz de ona halis, muhlis bir kul olarak, onu çok zikreden,muhlis bir kul olarak, onu çok zikreden, emirlerine mutî, yasaklarındanemirlerine mutî, yasaklarından içtinab eden bahtiyar kulların arasınaiçtinab eden bahtiyar kulların arasına girebilmek devlet ü şerefini Cenâb-ı Hak cümle Ümmet-i Muhammed’e,girebilmek devlet ü şerefini Cenâb-ı Hak cümle Ümmet-i Muhammed’e, bizleri de nasib ü müyesser eylesin.bizleri de nasib ü müyesser eylesin. Elâ inne ahsene’l-kelâm ve ebleğa’l-nizam,

Elâ inne ahsene’l-kelâm ve ebleğa’l-nizam,
kelâmu’llàhi’l- meliki’l-azîzi’l-allâm.kelâmu’llàhi’l- meliki’l-azîzi’l-allâm. Kemâ kàle’llàhu tebâreke ve teàlâ fi’l- kelâm:Kemâ kàle’llàhu tebâreke ve teàlâ fi’l- kelâm: Ve izâ kurie’l-kur’âni festemiù lehû ve ensitû lealleküm türhamûn. (A’raf, 7/204)

Ve izâ kurie’l-kur’âni festemiù lehû ve ensitû lealleküm türhamûn. (A’raf, 7/204)
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2