Namaz Vakitleri

24 Şa'bân 1447
12 February 2026
İmsak
06:30
Güneş
07:56
Öğle
13:23
İkindi
16:14
Akşam
18:42
Yatsı
20:02
Detaylı Arama

Mahreminiz Olmayanla Konuşmayın!

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

26 Cemâziye'l-Evvel 1406 / 12.02.1986
İskenderpaşa Camii / İstanbul

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Hadis sohbetlerini 5 aşamada özetleyebiliriz.

a. İskenderpaşa Camii Sohbetleri (1977-1997)

Mehmed Zâhid KOTKU Hz. görevli oldukları İskenderpaşa Camii’nde, her pazar günü ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika Râmûzü’l-Ehàdis’ten hadis okuyup izah ederdi. 1977 yılının ilkbaharından itibaren bu dersler Mahmud Es’ad COŞAN tarafından yapılır oldu.

COŞAN, o yıllarda Ankara’da oturuyordu. Her hafta sonu İstanbul’a geliyor, pazar günkü hadis dersini yapıp geri dönüyordu. Tatillerde ve müsait zamanlarında cuma namazından önce de sohbet ettiği olurdu. Önemli bir engel olmadıkça, bu böyle devam etti.

13 Kasım 1980’de Mehmed Zâhid KOTKU Hazretleri’nin vefatından sonra da İskenderpaşa’daki dersler aynen devam etti. Hac veya başka bir seyahat nedeniyle yurtdışında olduğu zamanların dışında önemli bir aksama olmadı. 1997 Mayısında yurtdışına çıkıncaya kadar bu böyle devam etti. İskenderpaşa’daki son sohbeti 4 Mayıs 1997 pazar günü oldu.
COŞAN, derse besmele ve hamdele ile başlardı. Arkasından, “Kitapların en efdali Allah’ın kitabıdır, yolların en faziletlisi Peygamber (s.a.s.)’in yoludur. Sonradan uydurulan şeyler bid’attir. Her bid’at dalâlettir. Her dalâlet ve dalâlet sahibi cehenneme gider.” anlamındaki Arapça giriş cümlelerini söylerdi. Sonra, sıradaki ilk hadisin Arapça metnini okurdu.

Ondan sonra okunan kitap hakkında kısa bilgi verir; hadislerin okunmasına ve izahına geçmeden önce, başta Peygamber (s.a.s.) Efendimiz olmak üzere cümle enbiyânın, evliyânın, sülehànın; sâdât ve meşâyih-i kiramın ruhları için; kitabın müellifinin ve bu kitabın içindeki hadis-i şeriflerin bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın, râvilerin ruhları için; caminin bânisi İskender Paşa’nın ruhu için; bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere oraya gelmiş olan kimselerin ahirete irtihal etmiş olan cümle yakınlarının ruhları için ve Mehmed Zahid KOTKU Hazretleri’nin ruhu için, bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerif okunmasını isterdi.

Daha sonra, sıradaki hadis-i şerifin Arapça metnini okuyup, kelime kelime izahına geçerdi. Konuyla ilgili ayet-i kerimeler ve diğer hadis-i şeriflerle meseleyi bir güzel açıklardı. Sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanırdı. Konunun iyi anlaşılması için misaller, hatıralar anlatır; şiirlere, Farsça ve Arapça beyitlere yer verirdi.

COŞAN, ilk yıllarda her sohbette 8-10 hadis-i şerif okuyup izah ederdi, sohbet süresi bir saati geçmezdi. Son yıllarda bu sayı 3’e kadar düşmüş, izah için daha çok vakit ayrılmış, sohbet süresi bir saati biraz aşmaya başlamıştı.

Sohbetin sonunda mutlaka Hatm-i Hàcegân yaptırırdı. Bazen, intisab etmek isteyenler için zikir dersi tarifi yapardı. Eğer vakit müsaitse, küçük notlarla soru gönderenlerin sorularına cevap verirdi.

Sohbetlere öncelikle gençler, öğrenciler, okumuş kimseler gelirlerdi. Fakat her yaştan ve her kesimden insana rastlamak mümkündü. Zamanla ilgi arttığı için, caminin etrafındaki evler satın alınarak cami genişletilmiş; hanımların ve erkeklerin sohbetleri takip edebilmesi için mekânlar yapılmıştır.

İskenderpaşa Camii’ndeki sohbetler, ilk yıllardan beri teyp kasetlerine kayıt edilmiştir. 1987’den sonra görüntülü video kayıtları yapılmıştır.

b. Ankara Özelif Camii Sohbetleri (1982-1996)

COŞAN, Mehmed Zâhid KOTKU Hz. vefat edip, irşad görevi kendisine intikal ettikten sonra, Ankara’da da hadis dersleri başlattı (1982). İlk önce çarşamba günleri evinin yanındaki Muradiye Camii’nde, daha sonra perşembe akşamları Özelif Camii’nde hadis dersi yapmaya başladı. Bir ara cumartesi günleri yapıldı. Emekli olup da Ankara’dan ayrıldıkları 1987 yılına kadar bu dersler devam etti. 1987’den sonra ise, her ayın ilk perşembe akşamı Ankara’ya gelip, bu hadis derslerini ayda bir yapmaya devam etti.

c. Sapanca Sohbetleri (1987-1989)

COŞAN emekli olduktan sonra Sapanca’ya yerleşmiştir. Orada oturdukları yıllarda (1987-1989), evinin yakınındaki Yüzevler Camii’nde cumartesi günleri, ikindiden sonra Muhtâru’l-Ehàdîs isimli kitaptan hadis dersleri yapmıştır.

Muhtâru’l-Ehâdîs kitabı muteber hadis kitaplarından seçilmiş ve ilk harflerine göre alfabetik olarak sıralanmış bin dört yüz kadar hadis ihtivâ etmektedir. Mısırlı alim Seyyid Ahmed el-Hâşimî (1878-1943) tarafından hazırlanmıştır. Türkçe’ye muhtelif tercümeleri yapılmıştır.

d. Anadolu’da Sohbetler

COŞAN, Türkiye’de bulunduğu 1980-1997 yılları arasında sık sık Anadolu’da seyahatler yaparlardı. Gittikleri illerde, uygun camilerde, halka açık hadis dersleri yapmıştır. Eskişehir, Bursa, İzmir, Antalya, Adapazarı, Konya, Edirne gibi illerde sohbetler yapılmış hadis sohbetleri mevcuttur.

e. Ev Sohbetleri
Doğum, ölüm, düğün, sünnet vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği evlerde; kahvaltı vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği öğrenci evlerinde mutlaka yarım saat - 45 dakika civarında bir hadis sohbeti yaparlardı.

Mahreminiz Olmayanla Konuşmayın!

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

26 Cemâziye'l-Evvel 1406 / 12.02.1986
İskenderpaşa Camii / İstanbul

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın Hadis sohbetlerini 5 aşamada özetleyebiliriz.

a. İskenderpaşa Camii Sohbetleri (1977-1997)

Mehmed Zâhid KOTKU Hz. görevli oldukları İskenderpaşa Camii’nde, her pazar günü ikindiden sonra bir saat, cuma günleri öğleden önce 45 dakika Râmûzü’l-Ehàdis’ten hadis okuyup izah ederdi. 1977 yılının ilkbaharından itibaren bu dersler Mahmud Es’ad COŞAN tarafından yapılır oldu.

COŞAN, o yıllarda Ankara’da oturuyordu. Her hafta sonu İstanbul’a geliyor, pazar günkü hadis dersini yapıp geri dönüyordu. Tatillerde ve müsait zamanlarında cuma namazından önce de sohbet ettiği olurdu. Önemli bir engel olmadıkça, bu böyle devam etti.

13 Kasım 1980’de Mehmed Zâhid KOTKU Hazretleri’nin vefatından sonra da İskenderpaşa’daki dersler aynen devam etti. Hac veya başka bir seyahat nedeniyle yurtdışında olduğu zamanların dışında önemli bir aksama olmadı. 1997 Mayısında yurtdışına çıkıncaya kadar bu böyle devam etti. İskenderpaşa’daki son sohbeti 4 Mayıs 1997 pazar günü oldu.
COŞAN, derse besmele ve hamdele ile başlardı. Arkasından, “Kitapların en efdali Allah’ın kitabıdır, yolların en faziletlisi Peygamber (s.a.s.)’in yoludur. Sonradan uydurulan şeyler bid’attir. Her bid’at dalâlettir. Her dalâlet ve dalâlet sahibi cehenneme gider.” anlamındaki Arapça giriş cümlelerini söylerdi. Sonra, sıradaki ilk hadisin Arapça metnini okurdu.

Ondan sonra okunan kitap hakkında kısa bilgi verir; hadislerin okunmasına ve izahına geçmeden önce, başta Peygamber (s.a.s.) Efendimiz olmak üzere cümle enbiyânın, evliyânın, sülehànın; sâdât ve meşâyih-i kiramın ruhları için; kitabın müellifinin ve bu kitabın içindeki hadis-i şeriflerin bizlere kadar ulaşmasında emeği geçmiş olan ulemânın, râvilerin ruhları için; caminin bânisi İskender Paşa’nın ruhu için; bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere oraya gelmiş olan kimselerin ahirete irtihal etmiş olan cümle yakınlarının ruhları için ve Mehmed Zahid KOTKU Hazretleri’nin ruhu için, bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerif okunmasını isterdi.

Daha sonra, sıradaki hadis-i şerifin Arapça metnini okuyup, kelime kelime izahına geçerdi. Konuyla ilgili ayet-i kerimeler ve diğer hadis-i şeriflerle meseleyi bir güzel açıklardı. Sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanırdı. Konunun iyi anlaşılması için misaller, hatıralar anlatır; şiirlere, Farsça ve Arapça beyitlere yer verirdi.

COŞAN, ilk yıllarda her sohbette 8-10 hadis-i şerif okuyup izah ederdi, sohbet süresi bir saati geçmezdi. Son yıllarda bu sayı 3’e kadar düşmüş, izah için daha çok vakit ayrılmış, sohbet süresi bir saati biraz aşmaya başlamıştı.

Sohbetin sonunda mutlaka Hatm-i Hàcegân yaptırırdı. Bazen, intisab etmek isteyenler için zikir dersi tarifi yapardı. Eğer vakit müsaitse, küçük notlarla soru gönderenlerin sorularına cevap verirdi.

Sohbetlere öncelikle gençler, öğrenciler, okumuş kimseler gelirlerdi. Fakat her yaştan ve her kesimden insana rastlamak mümkündü. Zamanla ilgi arttığı için, caminin etrafındaki evler satın alınarak cami genişletilmiş; hanımların ve erkeklerin sohbetleri takip edebilmesi için mekânlar yapılmıştır.

İskenderpaşa Camii’ndeki sohbetler, ilk yıllardan beri teyp kasetlerine kayıt edilmiştir. 1987’den sonra görüntülü video kayıtları yapılmıştır.

b. Ankara Özelif Camii Sohbetleri (1982-1996)

COŞAN, Mehmed Zâhid KOTKU Hz. vefat edip, irşad görevi kendisine intikal ettikten sonra, Ankara’da da hadis dersleri başlattı (1982). İlk önce çarşamba günleri evinin yanındaki Muradiye Camii’nde, daha sonra perşembe akşamları Özelif Camii’nde hadis dersi yapmaya başladı. Bir ara cumartesi günleri yapıldı. Emekli olup da Ankara’dan ayrıldıkları 1987 yılına kadar bu dersler devam etti. 1987’den sonra ise, her ayın ilk perşembe akşamı Ankara’ya gelip, bu hadis derslerini ayda bir yapmaya devam etti.

c. Sapanca Sohbetleri (1987-1989)

COŞAN emekli olduktan sonra Sapanca’ya yerleşmiştir. Orada oturdukları yıllarda (1987-1989), evinin yakınındaki Yüzevler Camii’nde cumartesi günleri, ikindiden sonra Muhtâru’l-Ehàdîs isimli kitaptan hadis dersleri yapmıştır.

Muhtâru’l-Ehâdîs kitabı muteber hadis kitaplarından seçilmiş ve ilk harflerine göre alfabetik olarak sıralanmış bin dört yüz kadar hadis ihtivâ etmektedir. Mısırlı alim Seyyid Ahmed el-Hâşimî (1878-1943) tarafından hazırlanmıştır. Türkçe’ye muhtelif tercümeleri yapılmıştır.

d. Anadolu’da Sohbetler

COŞAN, Türkiye’de bulunduğu 1980-1997 yılları arasında sık sık Anadolu’da seyahatler yaparlardı. Gittikleri illerde, uygun camilerde, halka açık hadis dersleri yapmıştır. Eskişehir, Bursa, İzmir, Antalya, Adapazarı, Konya, Edirne gibi illerde sohbetler yapılmış hadis sohbetleri mevcuttur.

e. Ev Sohbetleri
Doğum, ölüm, düğün, sünnet vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği evlerde; kahvaltı vs. gibi sebeplerle ziyaret ettiği öğrenci evlerinde mutlaka yarım saat - 45 dakika civarında bir hadis sohbeti yaparlardı.

Konuşma Metni

Eùzü bi’llâhi mine’ş-şeytàni’r-racîm.Eùzü bi’llâhi mine’ş-şeytàni’r-racîm. Bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm.

Bi’smi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm.
El-hamdü li’llâhi rabbi’l-àlemîn…

El-hamdü li’llâhi rabbi’l-àlemîn…
Ve’s-salâtu ve’s-selâmü alâ seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirîn…Ve’s-salâtu ve’s-selâmü alâ seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirîn… Seyyidinâ ve senedinâ muhammedin ve âlihî, ve sahbihî ecmaîn…Seyyidinâ ve senedinâ muhammedin ve âlihî, ve sahbihî ecmaîn… Ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d- dîn…Ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d- dîn… Emmâ ba’dü fa’lemû eyyühe’l-ihvân,

Emmâ ba’dü fa’lemû eyyühe’l-ihvân,
feinne efdale’l-hadîsi kitâbu’llàh,feinne efdale’l-hadîsi kitâbu’llàh, ve efdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ muhammedin salla’llàhu teàlâ aleyhi ve sellem,ve efdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ muhammedin salla’llàhu teàlâ aleyhi ve sellem, ve şerre’l-umûri muhdesâtühâ,ve şerre’l-umûri muhdesâtühâ, ve külle muhdesetin bid’ah,ve külle muhdesetin bid’ah, ve külle bid’atin dalâleh,ve külle bid’atin dalâleh, ve külle dalâletin ve sàhibehâ fî’n-nâr…ve külle dalâletin ve sàhibehâ fî’n-nâr… Ve bi’s-senedi’s-muttasıli ile’n-nebiyyi salla’llàhu aleyhi ve selleme ennehû kàl:Ve bi’s-senedi’s-muttasıli ile’n-nebiyyi salla’llàhu aleyhi ve selleme ennehû kàl: RE. 469/1 Lâ tühaddisne mine’r-ricâli illâ mahremâ.

RE. 469/1 Lâ tühaddisne mine’r-ricâli illâ mahremâ.
Sadaka rasûlü’llàh, fî mâ kàl, ev kemâ kàl.

Sadaka rasûlü’llàh, fî mâ kàl, ev kemâ kàl.
Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Allah’ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun…

Allah’ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun…
Allah-u Teàlâ Hazretleri bu yeni hicrî yılımızda,

Allah-u Teàlâ Hazretleri bu yeni hicrî yılımızda,
1407. hicrî yılımızda1407. hicrî yılımızda bizi rızasına uygun ömür sürmek nimetine mazhar eylesin…bizi rızasına uygun ömür sürmek nimetine mazhar eylesin… Ümmet-i Muhammed için bu yılı fevz-ü felâh,Ümmet-i Muhammed için bu yılı fevz-ü felâh, hayr-u necâh yılı eylesin…hayr-u necâh yılı eylesin… Peygamberimiz SAS Hazretleri’nin mübarek hadîs-i şerîflerinden bir demet

Peygamberimiz SAS Hazretleri’nin mübarek hadîs-i şerîflerinden bir demet
teberrüken, teşerrüfen okumak üzere şu mescid-i mübarekte toplanmış bulunuyoruz.teberrüken, teşerrüfen okumak üzere şu mescid-i mübarekte toplanmış bulunuyoruz. Bu hadîs-i şerîflerin okunmasına başlamazdan önce,

Bu hadîs-i şerîflerin okunmasına başlamazdan önce,
saygımızın, sevgimizin, bağlılığımızın bir ifadesi olmak üzere,saygımızın, sevgimizin, bağlılığımızın bir ifadesi olmak üzere, başta Peygamberimiz Efendimiz Muhammed-i Mustafâ SAS Hazretleri’ninbaşta Peygamberimiz Efendimiz Muhammed-i Mustafâ SAS Hazretleri’nin ruh-u pâkine hediye olsun diye;ruh-u pâkine hediye olsun diye; sonra onun cümle âlinin ve ashâbının ve etbâının ve ahbabının ruhlarına;sonra onun cümle âlinin ve ashâbının ve etbâının ve ahbabının ruhlarına; ve sâir enbiyâ ve mürselîn ve cümle evliyâullah ve mukarrabînin ruhlarına;ve sâir enbiyâ ve mürselîn ve cümle evliyâullah ve mukarrabînin ruhlarına; ve hâsseten Ümmet-i Muhammed’in mürşidleri olanve hâsseten Ümmet-i Muhammed’in mürşidleri olan verese-i enbiyâ ulemâ-i muhakkıkîn, sâdât ve meşâyih-i turuk-u aliyyemizin;verese-i enbiyâ ulemâ-i muhakkıkîn, sâdât ve meşâyih-i turuk-u aliyyemizin; Ebû Bekr-i Sıddîk ve Aliyy-i Murtazâ’dan müteselsilenEbû Bekr-i Sıddîk ve Aliyy-i Murtazâ’dan müteselsilen Hocamız Muhammed Zâhid Kotku Hazretlerine kadar güzerân eylemiş olanHocamız Muhammed Zâhid Kotku Hazretlerine kadar güzerân eylemiş olan silsile mensublarının cümlesinin ruhlarına; halifelerinin, müridlerinin ve muhiblerinin ruhlarına,silsile mensublarının cümlesinin ruhlarına; halifelerinin, müridlerinin ve muhiblerinin ruhlarına, ve bu kitabı te’lif eylemiş olan Gümüşhaneli Ahmed Ziyaeddin Efendi Hocamızın ruhuna;ve bu kitabı te’lif eylemiş olan Gümüşhaneli Ahmed Ziyaeddin Efendi Hocamızın ruhuna; ve bu hadîs-i şerifleri bize kadar nakil ve rivayet etmiş olan râvilerin, hadis alimlerinin, ulemamızın, fukahamızın ruhlarına,ve bu hadîs-i şerifleri bize kadar nakil ve rivayet etmiş olan râvilerin, hadis alimlerinin, ulemamızın, fukahamızın ruhlarına, ve bu beldeleri fethetmiş olan fatihlerin, şehidlerin, gazilerin,ve bu beldeleri fethetmiş olan fatihlerin, şehidlerin, gazilerin, mücahidlerin ruhlarına; bu beldeleri düşmanlardan korumuş,mücahidlerin ruhlarına; bu beldeleri düşmanlardan korumuş, düşmanları buraya gelmişse bile def etmiş olan mücahid,düşmanları buraya gelmişse bile def etmiş olan mücahid, muvahhid askerlerin ruhlarına hediye olsun diye,muvahhid askerlerin ruhlarına hediye olsun diye, cümle hayır ve hasenat sahiplerinin ve bilhassa şu caminin bânisicümle hayır ve hasenat sahiplerinin ve bilhassa şu caminin bânisi bahtiyar İskender Paşa Hazretleri’nin ruhunabahtiyar İskender Paşa Hazretleri’nin ruhuna hediye olsun diye; ve bu camiyi tekraren tekrarenhediye olsun diye; ve bu camiyi tekraren tekraren inşâ ve tecdid eylemiş olan, tamir eylemiş olan kimselerin ve tamirine yardım eylemiş olanlarıninşâ ve tecdid eylemiş olan, tamir eylemiş olan kimselerin ve tamirine yardım eylemiş olanların kendilerinin ve geçmişlerinin ruhlarına,kendilerinin ve geçmişlerinin ruhlarına, ve bu hadis-i şerifleri dinlemek üzereve bu hadis-i şerifleri dinlemek üzere —kim bilir nerelerden geldiniz— uzaktan ve yakından şu camiye gelmiş olan siz kardeşlerimizin—kim bilir nerelerden geldiniz— uzaktan ve yakından şu camiye gelmiş olan siz kardeşlerimizin ve diğer ihvanımızın ahirete göçmüş olanve diğer ihvanımızın ahirete göçmüş olan bütün sevdiklerinin ve yakınlarının ruhlarına,bütün sevdiklerinin ve yakınlarının ruhlarına, ve geçen gün ailesiyle, çoluk çocuğuyla birlikte trafik kazasında ahirete irtihal edenve geçen gün ailesiyle, çoluk çocuğuyla birlikte trafik kazasında ahirete irtihal eden kardeşlerimizden Bursalı Ahmet Akyol ve ailesinin ruhlarına;kardeşlerimizden Bursalı Ahmet Akyol ve ailesinin ruhlarına; bugün defnedilen Abdullah Tomba kardeşimizin ruhuna ve sair geçmişlerimizin ruhlarına hediye olsun,bugün defnedilen Abdullah Tomba kardeşimizin ruhuna ve sair geçmişlerimizin ruhlarına hediye olsun, yaşayan biz Müslümanlar da ıslah olalım, Rabbimizin rızasına uygun ömür sürelimyaşayan biz Müslümanlar da ıslah olalım, Rabbimizin rızasına uygun ömür sürelim ve huzuruna sevdiği, razı olduğu yüzü ak, alnı açık kullar olarak varalım diye bir Fâtiha,ve huzuruna sevdiği, razı olduğu yüzü ak, alnı açık kullar olarak varalım diye bir Fâtiha, üç İhlâs-ı Şerif okuyalım, ondan sonra başlayalım, buyurun!üç İhlâs-ı Şerif okuyalım, ondan sonra başlayalım, buyurun! Okuduğumuz hadis-i şerifler Râmûzü’l-Ehàdîs isimli hadis mecmuasının

Okuduğumuz hadis-i şerifler Râmûzü’l-Ehàdîs isimli hadis mecmuasının
469. sayfasının başından başlıyor.469. sayfasının başından başlıyor. Birinci hadîs-i şerîf...

Birinci hadîs-i şerîf...
Demin metnini okumuş olduğum (hadis) kadınlarla ilgili bir hadis-i şeriftir.Demin metnini okumuş olduğum (hadis) kadınlarla ilgili bir hadis-i şeriftir. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
RE. 469/1 Lâ tühaddisne mine’r-ricâli illâ mahremen.

RE. 469/1 Lâ tühaddisne mine’r-ricâli illâ mahremen.
“Ey kadınlar!" Kadınlara hitap ediyor.

“Ey kadınlar!" Kadınlara hitap ediyor.
“Ey hatunlar, ey kadınlar!

“Ey hatunlar, ey kadınlar!
Ancak mahreminiz olan kimselerle konuşun;Ancak mahreminiz olan kimselerle konuşun; başka erkeklerle konuşmayın!başka erkeklerle konuşmayın! Mahreminiz olanla konuşun;Mahreminiz olanla konuşun; mahreminiz olmayan, size nikâhı düşebilecek olan kimselerle konuşmayın!”mahreminiz olmayan, size nikâhı düşebilecek olan kimselerle konuşmayın!” diye Efendimiz tavsiye eylemiş.diye Efendimiz tavsiye eylemiş. Muhterem kardeşlerim!

Muhterem kardeşlerim!
Biz şimdi 20. yüzyılda yaşıyoruz.

Biz şimdi 20. yüzyılda yaşıyoruz.
Aradan on dört asır geçmiş.Aradan on dört asır geçmiş. Başımızdan çok maceralar geçmiş,Başımızdan çok maceralar geçmiş, başka kültürlerle karşılaşmışız.başka kültürlerle karşılaşmışız. Batı kültürünü görmüşüz;Batı kültürünü görmüşüz; İngilizler, Amerikalılar, Fransızlar, İtalyanlar, Komünistler, Ruslar, bilmem neler…İngilizler, Amerikalılar, Fransızlar, İtalyanlar, Komünistler, Ruslar, bilmem neler… Herkes kendi fikrini, bizim bu Türkiye’yi bir Pazar gibi gördüğü için, buraya gönderipHerkes kendi fikrini, bizim bu Türkiye’yi bir Pazar gibi gördüğü için, buraya gönderip müşteri bulmaya çalışıyor bizim bu memlekette…müşteri bulmaya çalışıyor bizim bu memlekette… Şimdi biz Allah’ın mü’min kullarıyız.

Şimdi biz Allah’ın mü’min kullarıyız.
Değil mi?Değil mi? “Lâ ilâhe illa’llàh, muhammedün rasûlü’llah” demişiz.“Lâ ilâhe illa’llàh, muhammedün rasûlü’llah” demişiz. Allah’ın varlığını, birliğini ikrar eylemiş, kabul eylemişiz.Allah’ın varlığını, birliğini ikrar eylemiş, kabul eylemişiz. Peygamber SAS Efendimiz’e başımızı, canımızı feda etmeye hazır,Peygamber SAS Efendimiz’e başımızı, canımızı feda etmeye hazır, onun peygamberliğini tasdik etmişiz.onun peygamberliğini tasdik etmişiz. Dinimizi ölçerken,

Dinimizi ölçerken,
dinimizin ahkâmını, ayetlerini, hadislerini anlamaya çalışırken,dinimizin ahkâmını, ayetlerini, hadislerini anlamaya çalışırken, 20. yüzyılın kafasıyla bakmayacağız hadiselere…20. yüzyılın kafasıyla bakmayacağız hadiselere… Yâni ilk önceden kendimiz bir tavır alıp daYâni ilk önceden kendimiz bir tavır alıp da ayetlere, hadislere yad yad, yabancı yabancı, yan yan bakmayacağız.ayetlere, hadislere yad yad, yabancı yabancı, yan yan bakmayacağız. Nasıl yapacağız?Nasıl yapacağız? İlk önce peşin olarak, “Ben mü’min kulum,

İlk önce peşin olarak, “Ben mü’min kulum,
ayetlere ve hadislere gönlümü verdim,ayetlere ve hadislere gönlümü verdim, canım feda olsun!” diyeceğiz.canım feda olsun!” diyeceğiz. İlk önce onlara bağlanacağız.İlk önce onlara bağlanacağız. Her şeyi ona göre (ayarlayacağız.)Her şeyi ona göre (ayarlayacağız.) “Şimdi 20. Yüzyıl’da ben plaja gidiyorum.

“Şimdi 20. Yüzyıl’da ben plaja gidiyorum.
Bikinili kadınlarla bile konuşuyorum.Bikinili kadınlarla bile konuşuyorum. Bikinili kadınlar da benimle konuşuyor.Bikinili kadınlar da benimle konuşuyor. Şimdi bu devirde (konuşmamak) olur mu?”Şimdi bu devirde (konuşmamak) olur mu?” Sen şimdi 20. yüzyıla sırtını dayamışın,

Sen şimdi 20. yüzyıla sırtını dayamışın,
20. yüzyılın keyfine, zevkine, eğlencesine, küfrüne,20. yüzyılın keyfine, zevkine, eğlencesine, küfrüne, nifakına, bilmem nesine…nifakına, bilmem nesine… Bunu tabii kabul ediyorsun, İslâm’a tenkitçi gözle bakıyorsun!Bunu tabii kabul ediyorsun, İslâm’a tenkitçi gözle bakıyorsun! Öyle yapma, bu yanlış!

Öyle yapma, bu yanlış!
Bu mü’mine yakışan bir bakış tarzı değil…Bu mü’mine yakışan bir bakış tarzı değil… Önce Müslüman ol, İslâm’ı kabul et, ayetleri ve hadisleri, her şeyi benimse…Önce Müslüman ol, İslâm’ı kabul et, ayetleri ve hadisleri, her şeyi benimse… Çünkü Müslüman ayeti inkâr ederse, kâfir olur.Çünkü Müslüman ayeti inkâr ederse, kâfir olur. Sübut bulmuş olan, Peygamber Efendimiz’den çıktığı muhakkak olan bir hadis-i şerifi inkâr ederse de kâfir olur.Sübut bulmuş olan, Peygamber Efendimiz’den çıktığı muhakkak olan bir hadis-i şerifi inkâr ederse de kâfir olur. Yani o zaman kafir olmaktan kurtulmaz.Yani o zaman kafir olmaktan kurtulmaz. O zaman da kâfir olur.O zaman da kâfir olur. Sakın ha yanlış anlamasın bazı kimseler!Sakın ha yanlış anlamasın bazı kimseler! Ancak, “Hadis acaba Peygamber Efendimiz’den varid olmuş mu, olmamış mı?” diye

Ancak, “Hadis acaba Peygamber Efendimiz’den varid olmuş mu, olmamış mı?” diye
ulemanın ilmî münakaşası caizdir.ulemanın ilmî münakaşası caizdir. İlmen sabit olmuş bir hadise, “Benim aklım öyle şeye ermez!” dedi mi,İlmen sabit olmuş bir hadise, “Benim aklım öyle şeye ermez!” dedi mi, buyur, pat diye küfür lağımının içine düşer gider.buyur, pat diye küfür lağımının içine düşer gider. Helâk olur, gider.Helâk olur, gider. Yani Efendimiz'den çıkmışsa bir şey...Yani Efendimiz'den çıkmışsa bir şey... İslâm’ın kendisinin öz mantığı var,

İslâm’ın kendisinin öz mantığı var,
öz sistemi var.öz sistemi var. Öz düşüncesi var, öz tedbirleri var…Öz düşüncesi var, öz tedbirleri var… Öz eczanesi var, öz ilaçları var, hepsi şifalı…Öz eczanesi var, öz ilaçları var, hepsi şifalı… Bu insanların dünya ve ahiret saadetini kazanması için,Bu insanların dünya ve ahiret saadetini kazanması için, Allah’ın gönderdiği bir ecza deposu İslâm…Allah’ın gönderdiği bir ecza deposu İslâm… Celle celâlühû Hazretleri insanların hastalıklarına şifa olsun diye,Celle celâlühû Hazretleri insanların hastalıklarına şifa olsun diye, bize bir ecza deposu göndermiş ki fezadan,bize bir ecza deposu göndermiş ki fezadan, adı İslâm… Her derde ilaç var…adı İslâm… Her derde ilaç var… Şimdi burada kadın erkekle ihtilat etmez.

Şimdi burada kadın erkekle ihtilat etmez.
Bizim sistemimizde, bizim inancımızda...Bizim sistemimizde, bizim inancımızda... Eve kadınlı erkekli misafir gelirse "Beyler buraya buyursun, hanımlar buraya buyursun." deriz.Eve kadınlı erkekli misafir gelirse "Beyler buraya buyursun, hanımlar buraya buyursun." deriz. Eskiden tramvaylarda kadınlar kısmı ayrı imiş, erkekler kısmı ayrı imiş.Eskiden tramvaylarda kadınlar kısmı ayrı imiş, erkekler kısmı ayrı imiş. Arada perde varmış veyahut vagonu ayrı imiş.Arada perde varmış veyahut vagonu ayrı imiş. Yani her şeyin (yeri) değişmiş.Yani her şeyin (yeri) değişmiş. Şimdi biz 20. yüzyılda tabi...Şimdi biz 20. yüzyılda tabi... “Canım, İngiliz, Amerikalı ne güzel el ele tutuşuyor, tokalaşıyor.”

“Canım, İngiliz, Amerikalı ne güzel el ele tutuşuyor, tokalaşıyor.”
“Ne güzel!" deme.

“Ne güzel!" deme.
Tokalaşıyorlar ama onlarda ar yok, namus yok, telakkileri başka türlü…Tokalaşıyorlar ama onlarda ar yok, namus yok, telakkileri başka türlü… Haram helâl fikirleri teşekkül etmemiş.Haram helâl fikirleri teşekkül etmemiş. Şimdi bak, o adamların ne kadar sefil durumda olduklarını anlatmak için

Şimdi bak, o adamların ne kadar sefil durumda olduklarını anlatmak için
olmuş bir şey nakledeyim sana.olmuş bir şey nakledeyim sana. Benim Müslüman kardeşlerimden birisi burada kendi ağzıyla anlattı:Benim Müslüman kardeşlerimden birisi burada kendi ağzıyla anlattı: “Ben Avrupa’nın filanca şehrinde talebeyken…”

“Ben Avrupa’nın filanca şehrinde talebeyken…”
Babayiğit bir arkadaş, yakışıklı, boylu poslu…

Babayiğit bir arkadaş, yakışıklı, boylu poslu…
Evin sahibi, yani tahsili dolayısıyla bunun ilgili olduğu, tanıdığı bir kimse, kaptan diyor ki:Evin sahibi, yani tahsili dolayısıyla bunun ilgili olduğu, tanıdığı bir kimse, kaptan diyor ki: “Al şu anahtarı, benim evin anahtarını”

“Al şu anahtarı, benim evin anahtarını”
“Ne olacak?” demiş.

“Ne olacak?” demiş.
"Ben sefere gidiyorum; e ne olacak?"

"Ben sefere gidiyorum; e ne olacak?"
Ben sefere gidiyorum, evimin anahtarını al!Ben sefere gidiyorum, evimin anahtarını al! Hanımım yalnız kalmasın…”Hanımım yalnız kalmasın…” “Tevbe estağfirullah, olur mu öyle şey?

“Tevbe estağfirullah, olur mu öyle şey?
Buna aklın, vicdanın nasıl elveriyor?Buna aklın, vicdanın nasıl elveriyor? Utanmaz mısın, arlanmaz mısın?”Utanmaz mısın, arlanmaz mısın?” “Ben gittiğim yerde nasıl olsa keyfime göre yaşıyorum ya,

“Ben gittiğim yerde nasıl olsa keyfime göre yaşıyorum ya,
hanımım da keyfine göre yaşasın!”hanımım da keyfine göre yaşasın!” Bunlar böyle… Bunların ahlâkı dünyayı batırıyor.

Bunlar böyle… Bunların ahlâkı dünyayı batırıyor.
Sen onları ne taklid ediyorsun?Sen onları ne taklid ediyorsun? Onların ahlâkı böyle… Onlarda namus telakkisi yok ki… Güler geçer o…Onların ahlâkı böyle… Onlarda namus telakkisi yok ki… Güler geçer o… Çırılçıplak soyunur, denizde öyle yüzer.

Çırılçıplak soyunur, denizde öyle yüzer.
Güneşleneceğim diye…Güneşleneceğim diye… Bir o tarafa döner, bir bu tarafa döner…Bir o tarafa döner, bir bu tarafa döner… Güneşlenir de… Namus telakkisi de yok, ar telakkisi de yok,Güneşlenir de… Namus telakkisi de yok, ar telakkisi de yok, ırz da yok, bir şey de yok. Her türlü şeyi yapar.ırz da yok, bir şey de yok. Her türlü şeyi yapar. O bize uymaz.O bize uymaz. “Öyle olursa ne olur?”

“Öyle olursa ne olur?”
“Öyle olursa bir millet batar.”

“Öyle olursa bir millet batar.”
“Ee, batmamış.”

“Ee, batmamış.”
“Batıyor.”

“Batıyor.”
Stockholm’den bir polis müdürü geliyor buraya, diyor ki:

Stockholm’den bir polis müdürü geliyor buraya, diyor ki:
“her türlü tedbiri aldık halkımızın rahatı için.

“her türlü tedbiri aldık halkımızın rahatı için.
Sosyal güvenliği var, sigortası var;Sosyal güvenliği var, sigortası var; çalışsa para alır, çalışmasa para alır, aç kalması mümkün değil…çalışsa para alır, çalışmasa para alır, aç kalması mümkün değil… Devlet maaş bağlamış.Devlet maaş bağlamış. Fakat her türlü serbestlik de var, cinsiyet serbestliği de var…Fakat her türlü serbestlik de var, cinsiyet serbestliği de var… Irz, namus olmadığı için; ucuz, bedava... Sudan ucuz olduğundan,Irz, namus olmadığı için; ucuz, bedava... Sudan ucuz olduğundan, her türlü şey serbest olduğu halde, en çok sex cinayetleri bizde yapılıyor,her türlü şey serbest olduğu halde, en çok sex cinayetleri bizde yapılıyor, en çok afyon iptilâsı, tiryakiliği bizde…en çok afyon iptilâsı, tiryakiliği bizde… intiharlar bizde, dünyada birinciyiz.intiharlar bizde, dünyada birinciyiz. Bunun sebebini araştırıyorum.” diye buraya gelmiş.Bunun sebebini araştırıyorum.” diye buraya gelmiş. Bakın, sosyal adaleti tamamlamış bir ülke, parasız insan yok…

Bakın, sosyal adaleti tamamlamış bir ülke, parasız insan yok…
Her türlü serbestlik de var…Her türlü serbestlik de var… Bu serbestlik insanın açlığını arttıran bir serbestliktir kardeşlerim!Bu serbestlik insanın açlığını arttıran bir serbestliktir kardeşlerim! Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin insanoğlunu yaratışı böyle…Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin insanoğlunu yaratışı böyle… O mel’aneti icra ettikçe, o küfrü, o zinayı, o inkârı yaptıkça,O mel’aneti icra ettikçe, o küfrü, o zinayı, o inkârı yaptıkça, iştihası daha da artar, daha da artar…iştihası daha da artar, daha da artar… Helâk oluncaya kadar gider.Helâk oluncaya kadar gider. Helâk oluncaya kadar gider.Helâk oluncaya kadar gider. Onların işi bize yaramaz! Kendilerine de yaramıyor.

Onların işi bize yaramaz! Kendilerine de yaramıyor.
Kendilerini de batıracak.Kendilerini de batıracak. Kendilerinde de intiharlar dünyada birinci…Kendilerinde de intiharlar dünyada birinci… Afyon iptilâsı dünyada birinci…Afyon iptilâsı dünyada birinci… Irz, namus, sex cinayetleri dünyada birinci…Irz, namus, sex cinayetleri dünyada birinci… Bizden çare aramaya geliyor.Bizden çare aramaya geliyor. Bizimkiler de: “Batı… Batı… Batı…”Bizimkiler de: “Batı… Batı… Batı…” Yahu sen batının nesini alacağını, nesini almayacağını iyi düşün, bil!Yahu sen batının nesini alacağını, nesini almayacağını iyi düşün, bil! Batının nesini alacağını, nesini almayacağını düşünBatının nesini alacağını, nesini almayacağını düşün Bakın, Peygamber Efendimiz kendi kızı Fâtımatü’z-Zehrâ RAnhâ’nın,Bakın, Peygamber Efendimiz kendi kızı Fâtımatü’z-Zehrâ RAnhâ’nın, cennet hanımlarının seyyidesi, efendisicennet hanımlarının seyyidesi, efendisi Hz. Fâtıma’nın evine giderkenHz. Fâtıma’nın evine giderken -daha önce de söyledim, hatırınızda kalsın, ezberinizde kalsın, herkese söyleyin diye tekrar söylüyorum--daha önce de söyledim, hatırınızda kalsın, ezberinizde kalsın, herkese söyleyin diye tekrar söylüyorum- yanında kendi sahabesi, kendisi de baba olarak başlarında olduğu haldeyanında kendi sahabesi, kendisi de baba olarak başlarında olduğu halde Hazreti Fâtımatü’z-Zehrâ RAnhâ’nın evine giderken dışarıdan sesleniyor:Hazreti Fâtımatü’z-Zehrâ RAnhâ’nın evine giderken dışarıdan sesleniyor: “Kızım, perdenin arkasına geç, yanımda misafirler var!” diyor.

“Kızım, perdenin arkasına geç, yanımda misafirler var!” diyor.
Birisi Peygamber, diğeri peygamber kızı,Birisi Peygamber, diğeri peygamber kızı, ötekiler Peygamber sahabeleri...ötekiler Peygamber sahabeleri... Bunlardan bir kötülük bahis konusu olur mu?Bunlardan bir kötülük bahis konusu olur mu? Olmaz ama kanun öyle…Olmaz ama kanun öyle… “Perdenin arkasına geç kızım" diyor, "Yanımda misafirler var!"“Perdenin arkasına geç kızım" diyor, "Yanımda misafirler var!" Evlerde odalar yok… Odalar olsaydı, “Öteki odaya geç!” diyecekti.Evlerde odalar yok… Odalar olsaydı, “Öteki odaya geç!” diyecekti. Perdeler var, üstü kapatılmışPerdeler var, üstü kapatılmış duvarı çamurla sıvanmış, hurma dallarından örtülmüş, kapanmış basit şeyler.duvarı çamurla sıvanmış, hurma dallarından örtülmüş, kapanmış basit şeyler. "Perdenin arkasına geç!" Yani görünmesin. Tedbir olsun diye."Perdenin arkasına geç!" Yani görünmesin. Tedbir olsun diye. Evlerde kapı yok, kilit yok; belki bir örtü asılmış falan, öylece.Evlerde kapı yok, kilit yok; belki bir örtü asılmış falan, öylece. Bak burada da Peygamber Efendimiz hanımlara diyor ki:

Bak burada da Peygamber Efendimiz hanımlara diyor ki:
“Sakın ha ey hatunlar,

“Sakın ha ey hatunlar,
mahreminiz olmayan erkeklerle konuşmayın!”mahreminiz olmayan erkeklerle konuşmayın!” Çünkü Allah kadını erkeğe ilgi duyucu yaratmıştır.Çünkü Allah kadını erkeğe ilgi duyucu yaratmıştır. Erkeği kadın ilgi duyucu yaratmıştır.Erkeği kadın ilgi duyucu yaratmıştır. Bu dünyanın her yerinde böyledir.Bu dünyanın her yerinde böyledir. Geçenlerde gazetelerde vardı,

Geçenlerde gazetelerde vardı,
yaz aylarında plajlara gidenlerin gönül maceralarını anlatıyordu.yaz aylarında plajlara gidenlerin gönül maceralarını anlatıyordu. Bir gazetenin pazar ilavesinde ballandıra ballandıra anlatıyor.Bir gazetenin pazar ilavesinde ballandıra ballandıra anlatıyor. Övüne övüne…Övüne övüne… En çok o zaman aşık oluyorlarmış.En çok o zaman aşık oluyorlarmış. Bir de utanmadan, arlanmadan ballandırarak anlatıyor.Bir de utanmadan, arlanmadan ballandırarak anlatıyor. “Yaz aşklarının tadı başkaymış.” falan diyor.“Yaz aşklarının tadı başkaymış.” falan diyor. İbret alacağız.

İbret alacağız.
İnsan her baktığı şeyden, her duyduğu şeyden ibret alacak!İnsan her baktığı şeyden, her duyduğu şeyden ibret alacak! Ateşle barut bir arada eğlenmez, olmaz.Ateşle barut bir arada eğlenmez, olmaz. Patlar; mümkün değil.Patlar; mümkün değil. Onun için onlar, ikisi yan yana geldi mi,Onun için onlar, ikisi yan yana geldi mi, eli sıcak geliverir, bakışı yumuşak geliverir,eli sıcak geliverir, bakışı yumuşak geliverir, bilmem ne derken, hadi...bilmem ne derken, hadi... Kız gönlünü kaptırır, oğlan gönlünü kaptırır.Kız gönlünü kaptırır, oğlan gönlünü kaptırır. Hatta oğlan evli olur, yuvası yıkılır.Hatta oğlan evli olur, yuvası yıkılır. Kız bilmem ne olur, bilmem nesi yıkılır.Kız bilmem ne olur, bilmem nesi yıkılır. Nice aile faciaları duyup duruyoruz.Nice aile faciaları duyup duruyoruz. Duyup duruyoruz.Duyup duruyoruz. Çok acaip şeyler duyuyoruz.Çok acaip şeyler duyuyoruz. Koleksiyon yapsak, kitaplarda neşretsek... Çok acayip şeyler duyuyoruz.Koleksiyon yapsak, kitaplarda neşretsek... Çok acayip şeyler duyuyoruz. İslâm bunların önüne önceden geçiyor.

İslâm bunların önüne önceden geçiyor.
Yani kötülük olduktan sonra, ayıkla pirincin taşını…Yani kötülük olduktan sonra, ayıkla pirincin taşını… Ayıklayamazsın!Ayıklayamazsın! İlk baştan İslâm tedbir alıyor. Nasıl tedbir almış İslam?

İlk baştan İslâm tedbir alıyor. Nasıl tedbir almış İslam?
“Kadın erkek ayrıca ayrıca dursun bir kere, çok yan yana gelmesinler!”

“Kadın erkek ayrıca ayrıca dursun bir kere, çok yan yana gelmesinler!”
Ondan sonra:

Ondan sonra:
“Erkek, kadın çabuk evlensin! Erken yaşta evlensin!” (diyor.)

“Erkek, kadın çabuk evlensin! Erken yaşta evlensin!” (diyor.)
Kırk yaşına gelmiş, hala geziyor ortalıkta…

Kırk yaşına gelmiş, hala geziyor ortalıkta…
“Niye evlenmedin? Bu vakte kadar nasıl vakit geçirdin sen?

“Niye evlenmedin? Bu vakte kadar nasıl vakit geçirdin sen?
14 yaşında büluğa erdin, 12 yaşında büluğa erdin,14 yaşında büluğa erdin, 12 yaşında büluğa erdin, kırk yaşına kadar ne yaptın sen?”kırk yaşına kadar ne yaptın sen?” “Hocam, ne sen sor, ne ben söyleyeyim!”

“Hocam, ne sen sor, ne ben söyleyeyim!”
Hala evlenmemiş, yâhu evlensene!Hala evlenmemiş, yâhu evlensene! Tahsil diyor, tehir…

Tahsil diyor, tehir…
Askerlik diyor, tehir…Askerlik diyor, tehir… İş olacak diyor, tehir…İş olacak diyor, tehir… Ev alacağız diyor, tehir…Ev alacağız diyor, tehir… Bilmem ne olacak diyor, tehir…Bilmem ne olacak diyor, tehir… Ondan sonra da:Ondan sonra da: “Ben bu vakte kadar hanımsız yaşadım, beysiz yaşadım.

“Ben bu vakte kadar hanımsız yaşadım, beysiz yaşadım.
Bundan sonra da yaşarım. Ne diye onu yük alacağım?” diyor.Bundan sonra da yaşarım. Ne diye onu yük alacağım?” diyor. Hadii, ayrı bir mantık tutturup gidiyor.Hadii, ayrı bir mantık tutturup gidiyor. İslâm, “Erken evlenin!” diyor.

İslâm, “Erken evlenin!” diyor.
“Çocuklarınızı erken evlendirin!” diyor. Burada söyledim:“Çocuklarınızı erken evlendirin!” diyor. Burada söyledim: “Bir delikanlı, erkek veya kız çocuk...

“Bir delikanlı, erkek veya kız çocuk...
Annesi babası (çocuğu) büluğ çağına gelir de evlendirmezse,Annesi babası (çocuğu) büluğ çağına gelir de evlendirmezse, bir kabahat işlerse vebal annesinin, babasınındır.” diyor Peygamber Efendimiz.bir kabahat işlerse vebal annesinin, babasınındır.” diyor Peygamber Efendimiz. Vebal annesinin, babasınındır.Vebal annesinin, babasınındır. Ben şahsen kendi çocuğuma da söyledim.

Ben şahsen kendi çocuğuma da söyledim.
Bir tanesi kaldı evlenmedik…Bir tanesi kaldı evlenmedik… Dedim ki: "Evlen!"

Dedim ki: "Evlen!"
Yani vebali gitsin diye o hadisi duyduktan sonra.Yani vebali gitsin diye o hadisi duyduktan sonra. "Sana ev, sana maaş benden…"

"Sana ev, sana maaş benden…"
"Evlen!" diye söyledim yani."Evlen!" diye söyledim yani. Siz de söyleyeceksiniz. Erken evlenecek ki, gözü başka yerde olmasın!

Siz de söyleyeceksiniz. Erken evlenecek ki, gözü başka yerde olmasın!
Bir...

Bir...
Kadın erkek örtülü olacak.Kadın erkek örtülü olacak. Şimdi ne oluyor?Şimdi ne oluyor? Açabildiğine kadar açıyor.Açabildiğine kadar açıyor. Kanun nereye kadar müsaade etmişse,Kanun nereye kadar müsaade etmişse, oraya kadar açıyor.oraya kadar açıyor. Altsızlar, üstsüzler, bikiniler, bilmem neler, bilmem neler…Altsızlar, üstsüzler, bikiniler, bilmem neler, bilmem neler… Adını bildiğimiz; yokiniler, bir şeyler...Adını bildiğimiz; yokiniler, bir şeyler... Kanun sıkı durmasa, kanun sıkı durmamış zaten, açmış açabildiği kadar da…Kanun sıkı durmasa, kanun sıkı durmamış zaten, açmış açabildiği kadar da… Orda da durmasa daha neler olacak?Orda da durmasa daha neler olacak? Daha neler olacak?Daha neler olacak? Ama İslâm, “Örtün!” diyor.

Ama İslâm, “Örtün!” diyor.
Ondan sonra ne diyor?Ondan sonra ne diyor? “Erkekler kadınlarla konuşmasın!” diyor.“Erkekler kadınlarla konuşmasın!” diyor. “Ee, ne olacak şimdi, ben çarşıdan dallı fistan alacaktım,

“Ee, ne olacak şimdi, ben çarşıdan dallı fistan alacaktım,
güllü entari alacaktım, bilmem ne alacaktım.güllü entari alacaktım, bilmem ne alacaktım. Bizim erkek bilmez bunu, benim gidip almam lâzım!”Bizim erkek bilmez bunu, benim gidip almam lâzım!” Haa, sen oradan beğendiğin kumaşı alacaksın ama,

Haa, sen oradan beğendiğin kumaşı alacaksın ama,
bir sürü günaha girip öyle geleceksin. Varsın erkek (alsın!)bir sürü günaha girip öyle geleceksin. Varsın erkek (alsın!) Senin birinci defada istediğini alamaz,Senin birinci defada istediğini alamaz, ikincide alır. Veya varsın tam istediği gibi olasın, ne yapalım?ikincide alır. Veya varsın tam istediği gibi olasın, ne yapalım? Çarşıyı geziyorlar, pazarı geziyorlar, süsleniyorlar…

Çarşıyı geziyorlar, pazarı geziyorlar, süsleniyorlar…
“Kime süsleniyorsun sen? Kime süsleniyorsun söyle bakayım?

“Kime süsleniyorsun sen? Kime süsleniyorsun söyle bakayım?
Sen evlenmedin mi, benim nikâhlım değil misin?Sen evlenmedin mi, benim nikâhlım değil misin? Ee, bu süs kime?Ee, bu süs kime? Bu dışarıya giderken bu süslenmek kime?”Bu dışarıya giderken bu süslenmek kime?” Örtün, kapan! süsleri sakla!

Örtün, kapan! süsleri sakla!
Sakla, sakla!..Sakla, sakla!.. Çünkü bizim dinimiz bu süsleri dışarıda saklamayı emrediyor.Çünkü bizim dinimiz bu süsleri dışarıda saklamayı emrediyor. Avrupa(lı):

Avrupa(lı):
“Süsünü aç açabildiğin kadar, göster gösterebildiğin kadar…

“Süsünü aç açabildiğin kadar, göster gösterebildiğin kadar…
Gömleğin şuraya kadar yırtmaçlı olsun! Arkadan buraya kadar yırtmacı olsun…”Gömleğin şuraya kadar yırtmaçlı olsun! Arkadan buraya kadar yırtmacı olsun…” Yandan şuraya kadar (yırtmacı olsun.)Yandan şuraya kadar (yırtmacı olsun.) “Yahu, bunu uzun yapmışsın, bunun yırtmacı ne oluyor?”

“Yahu, bunu uzun yapmışsın, bunun yırtmacı ne oluyor?”
“Daha çok yüreğini ağzına getiriyor, hop ettiriyor. Onun için…”

“Daha çok yüreğini ağzına getiriyor, hop ettiriyor. Onun için…”
Uzun maksi etek, ta kalçasına kadar da yandan yırtmaç…

Uzun maksi etek, ta kalçasına kadar da yandan yırtmaç…
“Bu ne, yırtıldı mı?”

“Bu ne, yırtıldı mı?”
Ne yırtılması, ar damarı çatladı, o yırtıldı.

Ne yırtılması, ar damarı çatladı, o yırtıldı.
Alnı yırtıldı, alnında ar damarı yırtıldı da ondan buraya kadar açık…Alnı yırtıldı, alnında ar damarı yırtıldı da ondan buraya kadar açık… Bizim dinimiz böyle değil…Bizim dinimiz böyle değil… “Efendim, işte 20. yüzyıl hürriyet…”

“Efendim, işte 20. yüzyıl hürriyet…”
Şeytana hürriyet tanırsan, şeytan insanı cehenneme götürür.

Şeytana hürriyet tanırsan, şeytan insanı cehenneme götürür.
Nefse hürriyet tanırsan, nefis insanı daldan dala vurur.Nefse hürriyet tanırsan, nefis insanı daldan dala vurur. Bir azgın katırın üstüne bir adamı bindirseler,

Bir azgın katırın üstüne bir adamı bindirseler,
dur dediği zaman, çüş dediği zaman durmayan bir hayvanın üstüne bindirselerdur dediği zaman, çüş dediği zaman durmayan bir hayvanın üstüne bindirseler bir korktu, bir ürktü; ne yapar?bir korktu, bir ürktü; ne yapar? Zeytin dalına takar insanı, kayaya vurur.Zeytin dalına takar insanı, kayaya vurur. Tepesi taklak aşağı attırır, üstüne çıkar, tekme atar.Tepesi taklak aşağı attırır, üstüne çıkar, tekme atar. Katır bu…Katır bu… Nefse de o fırsatı verdin mi,

Nefse de o fırsatı verdin mi,
“Hadi bakalım hürsün, yap yaptığını”“Hadi bakalım hürsün, yap yaptığını” O hemen ortaya çıkar, Hacivat Karagöz oyunu gibi bir eğlence arar kendisine…O hemen ortaya çıkar, Hacivat Karagöz oyunu gibi bir eğlence arar kendisine… “Yok mu bana bir eğlence… Acaba gönlümü nerede eğlendirsem?” diye

“Yok mu bana bir eğlence… Acaba gönlümü nerede eğlendirsem?” diye
eğlence aramaya bakar.eğlence aramaya bakar. İslâm böyle yapmıyor, nefsin sözünü dinleme diyor,

İslâm böyle yapmıyor, nefsin sözünü dinleme diyor,
nefse uyma diyor.nefse uyma diyor. Şeytan âşikâr düşmandır,Şeytan âşikâr düşmandır, şeytana uyma diyor.şeytana uyma diyor. Her şeyi başından yasaklamış.Her şeyi başından yasaklamış. İçkiyi yasaklamış, neden?

İçkiyi yasaklamış, neden?
İçki aklı götürür.İçki aklı götürür. Akıl gittiği zaman da insan, her türlü akılsızlığı yapar.Akıl gittiği zaman da insan, her türlü akılsızlığı yapar. Her türlü mel’aneti yapar.Her türlü mel’aneti yapar. Akıl gitti mi, şu kafadan bu akıl gitti mi...Akıl gitti mi, şu kafadan bu akıl gitti mi... Bu akıl bizim sigortamız…Bu akıl bizim sigortamız… Bu akıl bize böyle edepsiz, arsız işleri yaptırtmayan…Bu akıl bize böyle edepsiz, arsız işleri yaptırtmayan… Akıl gitti mi, hiçbir şey kalmaz.Akıl gitti mi, hiçbir şey kalmaz. Onun için bu hadisi dinlerken,

Onun için bu hadisi dinlerken,
20. yüzyılın küfrünü kendine arka alıp,20. yüzyılın küfrünü kendine arka alıp, onu esas kabul (edip),onu esas kabul (edip), “Canım, bu kadar da dar kafalılık olur mu?” deme…“Canım, bu kadar da dar kafalılık olur mu?” deme… Küfre gidersin!Küfre gidersin! Peygamber Efendimiz, kötülük olmasın diye engellemek için söylüyor:

Peygamber Efendimiz, kötülük olmasın diye engellemek için söylüyor:
Yâ kadınlar, ey hatunlar!

Yâ kadınlar, ey hatunlar!
Mahreminiz olmayan erkeklerle konuşmayın!” buyuruyor.Mahreminiz olmayan erkeklerle konuşmayın!” buyuruyor. Konuşma! Emir dinle, söz dinle!

Konuşma! Emir dinle, söz dinle!
Kadın kadına konuşun, mahreminle konuş!Kadın kadına konuşun, mahreminle konuş! Nâ-mahremlerle konuşma!Nâ-mahremlerle konuşma! Araya gelme, karışma ki, kötülük engellensin.Araya gelme, karışma ki, kötülük engellensin. “Benim aklımda hiç kötülük yok…”

“Benim aklımda hiç kötülük yok…”
Sen bu erkek milletini bilmezsin!

Sen bu erkek milletini bilmezsin!
Onu ben bilirim.Onu ben bilirim. Sen bu erkek milletinin ne millet olduğunu bilmezsin!Sen bu erkek milletinin ne millet olduğunu bilmezsin! Yanına gidersin, senin aklında kötülük olmaz, onun aklında kötülük olur.

Yanına gidersin, senin aklında kötülük olmaz, onun aklında kötülük olur.
Veyahut kadınların fitnelerine akıl ermez.Veyahut kadınların fitnelerine akıl ermez. Yani benim kalbim saf, bilmem ne dersin,Yani benim kalbim saf, bilmem ne dersin, ondan sonra da gece uykun kaçar.ondan sonra da gece uykun kaçar. Ne olduğunu anlayamazsın, çarpılmışa dönersin.Ne olduğunu anlayamazsın, çarpılmışa dönersin. Onun için en iyisi Allah’ın emirlerine uymaktır,

Onun için en iyisi Allah’ın emirlerine uymaktır,
Peygamber Efendimiz'in tavsiyesine uymaktır.Peygamber Efendimiz'in tavsiyesine uymaktır. Niye bir hadis-i şerif üzerinde bu kadar durdum, uzunca konuştum?

Niye bir hadis-i şerif üzerinde bu kadar durdum, uzunca konuştum?
Muhterem kardeşlerim, biz Allah’ın rızasına göre yaşamak zorunda olan,

Muhterem kardeşlerim, biz Allah’ın rızasına göre yaşamak zorunda olan,
böylece sevap kazanıp cenneti kazanacak olan insanlarız.böylece sevap kazanıp cenneti kazanacak olan insanlarız. Bizi yoldan hangi hastalık daha çok çıkartıyorsa,Bizi yoldan hangi hastalık daha çok çıkartıyorsa, hangi hastalık bizi Allah’ın rızasından uzaklaştırıyorsa,hangi hastalık bizi Allah’ın rızasından uzaklaştırıyorsa, hangi hastalık bizi günahlara düşürüyorsa,hangi hastalık bizi günahlara düşürüyorsa, hangi hastalık bizi cehenneme yuvarlattırıyorsa, onu çokça söyleyeceğiz.hangi hastalık bizi cehenneme yuvarlattırıyorsa, onu çokça söyleyeceğiz. Bu devrin insanlarının en çok günaha girme yolu bu meseledendir.

Bu devrin insanlarının en çok günaha girme yolu bu meseledendir.
Yani kadın erkek ilişkileri meselesindendir.Yani kadın erkek ilişkileri meselesindendir. Burdan giderler gümbürtüye, çoğu...Burdan giderler gümbürtüye, çoğu... Babası âbid, zâhid; çocuğu sapık…

Babası âbid, zâhid; çocuğu sapık…
Anası sâliha hatun, kızı bilmem ne…Anası sâliha hatun, kızı bilmem ne… Ondan sonra, “Çocuklarla baş edemiyoruz!” filân derler.Ondan sonra, “Çocuklarla baş edemiyoruz!” filân derler. Kızlar…

Kızlar…
Şimdi Mekke-i Mükerreme’ye gittik.

Şimdi Mekke-i Mükerreme’ye gittik.
Çok sevdiğimiz bir kardeşimizin küçücük bir kızı var, onu da getirmiş.Çok sevdiğimiz bir kardeşimizin küçücük bir kızı var, onu da getirmiş. “Oo, hacı hanım!” filân diye ben takılıyorum.

“Oo, hacı hanım!” filân diye ben takılıyorum.
Küçük ama, iki karış boyu…Küçük ama, iki karış boyu… Küçücük bebek daha yeni konuşuyor, tatlı tatlı konuşuyor.Küçücük bebek daha yeni konuşuyor, tatlı tatlı konuşuyor. “Oo, sen hacı oldun" dedim. "Hani senin başörtün?" dedim.

“Oo, sen hacı oldun" dedim. "Hani senin başörtün?" dedim.
Hani senin uzun kollu entarin?” dedim.Hani senin uzun kollu entarin?” dedim. Şaka yaptım ama, yarı şaka yarı ciddi…

Şaka yaptım ama, yarı şaka yarı ciddi…
İstiyorum ki ben kızlar da bebek de olsa, uzun giyinsin!İstiyorum ki ben kızlar da bebek de olsa, uzun giyinsin! “Neden öyle istiyorsun hocam? Sen yazın sıcağını hiç bilmez misin?

“Neden öyle istiyorsun hocam? Sen yazın sıcağını hiç bilmez misin?
Biraz püfür püfür esse ya…Biraz püfür püfür esse ya… Yani biraz hava alsalar ya…”Yani biraz hava alsalar ya…” Peygamber Efendimiz diyor ki kardeşlerim:

Peygamber Efendimiz diyor ki kardeşlerim:
“Çocuğun avreti de erkeğin avreti gibidir.”

“Çocuğun avreti de erkeğin avreti gibidir.”
Çocuğun avreti de göründü mü,

Çocuğun avreti de göründü mü,
büyüğün avreti gibi o da günah olur.büyüğün avreti gibi o da günah olur. Nasıl büyüğün avret mahallerinin açılması günah iseNasıl büyüğün avret mahallerinin açılması günah ise nasıl erkeğin diz ile bel arası haram ise,nasıl erkeğin diz ile bel arası haram ise, çocuğun da görünmeyecek.çocuğun da görünmeyecek. Nasıl kadının şurası burası mahrem ise, haram ise, avret ise kızın da görünmeyecek.Nasıl kadının şurası burası mahrem ise, haram ise, avret ise kızın da görünmeyecek. Tamam, bunu anladı.

Tamam, bunu anladı.
Ben şaka yollu söyledim, o hacı kardeş de anladı.Ben şaka yollu söyledim, o hacı kardeş de anladı. Şimdi Mekke-i Mükerreme neresi?..

Şimdi Mekke-i Mükerreme neresi?..
“Kâbemizin olduğu yer, Müslümanların kıblesinin olduğu yer…”

“Kâbemizin olduğu yer, Müslümanların kıblesinin olduğu yer…”
Şimdi, Hocamız böyle dedi diye çarşıya pazara çıkıyor bizim hacı efendi…

Şimdi, Hocamız böyle dedi diye çarşıya pazara çıkıyor bizim hacı efendi…
Mekke-e Mükerreme kazan, bu kepçe…Mekke-e Mükerreme kazan, bu kepçe… Dolanıyor, dolanıyor; uzun kollu, uzun etekli entari arayacak.Dolanıyor, dolanıyor; uzun kollu, uzun etekli entari arayacak. Arap diyarında uzun kollu, uzun entari arayacakArap diyarında uzun kollu, uzun entari arayacak “Bulamadım hocam!” dedi. Kaç gün aradı aradı bulamadı.
“Bulamadım hocam!” dedi. Kaç gün aradı aradı bulamadı.
Eteği uzun, kolu kısa…

Eteği uzun, kolu kısa…
Kolu uzun yok. Uzun kollu entari yok…Kolu uzun yok. Uzun kollu entari yok… Modayı Mekke’de bile bizim aleyhimize döndürmüşler.Modayı Mekke’de bile bizim aleyhimize döndürmüşler. Ne olur uzun kollu olursa? Ne olur?

Ne olur uzun kollu olursa? Ne olur?
ol yap, püfür püfür yine aynı rahatlık olur.ol yap, püfür püfür yine aynı rahatlık olur. Niye böyle kısa (kollu) yapıyorsun?Niye böyle kısa (kollu) yapıyorsun? Niye eteği kısa yapıyorsun? Niye bu çocuğun kilotu görünüyor,Niye eteği kısa yapıyorsun? Niye bu çocuğun kilotu görünüyor, niye bacağı görünüyor? Niye böyle alıştırıyorsun?niye bacağı görünüyor? Niye böyle alıştırıyorsun? Niye başını örtmeye alıştırmıyorsun?Niye başını örtmeye alıştırmıyorsun? Alıştırmıyor, alıştırmıyor; “O küçüktür, ziyanı yok!”
Alıştırmıyor, alıştırmıyor; “O küçüktür, ziyanı yok!”
“Ah benim şeker yavrum!” Şap şup falan.“Ah benim şeker yavrum!” Şap şup falan. Ondan sonra çocuk geliyor on beş yaşına…

Ondan sonra çocuk geliyor on beş yaşına…
“Hadi kızım, artık büyüdün, örtünme zamanın geldi.”

“Hadi kızım, artık büyüdün, örtünme zamanın geldi.”
“Hayır, ben manto giymem!

“Hayır, ben manto giymem!
zorlarsanız, intihar ederim!”zorlarsanız, intihar ederim!” İntihar edersin, cehenneme gidersin.

İntihar edersin, cehenneme gidersin.
Alışmadı, zor geliyor artık.Alışmadı, zor geliyor artık. “Artık örtün!” dediğin zaman zor geliyor.“Artık örtün!” dediğin zaman zor geliyor. Aklımızı başımıza devşirelim!

Aklımızı başımıza devşirelim!
Anne isek, baba isek, bu evlâtların sorgusu suali var yarın…Anne isek, baba isek, bu evlâtların sorgusu suali var yarın… Mahkeme-i kübrada sorgu sual var kardeşlerim!Mahkeme-i kübrada sorgu sual var kardeşlerim! Hepimize sorgu sual olacak!Hepimize sorgu sual olacak! “Bu evlâtlar senin mi?”

“Bu evlâtlar senin mi?”
“Benim…”

“Benim…”
“Sen bunun terbiyesini güzel yaptın mı, yapmadın mı?

“Sen bunun terbiyesini güzel yaptın mı, yapmadın mı?
Okuttun mu, okutmadın mı? Kur’an-ı Kerim’i öğretin mi, öğretmedin mi?Okuttun mu, okutmadın mı? Kur’an-ı Kerim’i öğretin mi, öğretmedin mi? Helâl lokma yedirdin mi, yedirmedin mi?”Helâl lokma yedirdin mi, yedirmedin mi?” Bunların hep sorgusu, suali var.Bunların hep sorgusu, suali var. Sonra onlar cehenneme giderse, gözünün önünde “Anne! Baba” diye bağırırsa, ateşlerin arasından sesini duysan rahat edebilir misin?

Sonra onlar cehenneme giderse, gözünün önünde “Anne! Baba” diye bağırırsa, ateşlerin arasından sesini duysan rahat edebilir misin?
İster misin çocuğun ateşlerin içinde cayır cayır yansın?

İster misin çocuğun ateşlerin içinde cayır cayır yansın?
“İster miyim Hocam, istemem! Cennete girmesini isterim.”

“İster miyim Hocam, istemem! Cennete girmesini isterim.”
(O zaman) cennete gidecek şekilde terbiye edeceğiz,

(O zaman) cennete gidecek şekilde terbiye edeceğiz,
cennete gidecek şekilde örteceğiz,cennete gidecek şekilde örteceğiz, cennete gidecek şekilde yetiştireceğiz,cennete gidecek şekilde yetiştireceğiz, bize hayırlı evlat olacak şekilde büyüteceğiz.bize hayırlı evlat olacak şekilde büyüteceğiz. Hayırlı bir mesleğe sokacağız.Hayırlı bir mesleğe sokacağız. Ondan sonra ölürsek, müsterih bir şekilde rahat öleceğiz.Ondan sonra ölürsek, müsterih bir şekilde rahat öleceğiz. “Elhamdülillâh, salih bir oğlum şekilde yetişti, büyüdü.

“Elhamdülillâh, salih bir oğlum şekilde yetişti, büyüdü.
Mâşâallah din yolunda hiç eğrilmeden, bükülmeden,Mâşâallah din yolunda hiç eğrilmeden, bükülmeden, takvâ üzere yaşıyor, dümdüz gidiyor doğru yolda…” diyeceğiz.takvâ üzere yaşıyor, dümdüz gidiyor doğru yolda…” diyeceğiz. Veyahut;

Veyahut;
“Sàliha bir kızım oldu, elhamdülillâh...

“Sàliha bir kızım oldu, elhamdülillâh...
Tam bir Müslüman hatunu…Tam bir Müslüman hatunu… Mâşâallah, çok şükür!” diyeceğiz.Mâşâallah, çok şükür!” diyeceğiz. O Kur’an okudukça, o ibadet ettikçe bizim kabrimize

O Kur’an okudukça, o ibadet ettikçe bizim kabrimize
nur yağacak, sevap geçek.nur yağacak, sevap geçek. Sermaye, ahiret sermayesi…

Sermaye, ahiret sermayesi…
Onun için muhterem kardeşlerim,

Onun için muhterem kardeşlerim,
kafamızı İslâm’a ayarlayalım!kafamızı İslâm’a ayarlayalım! 20. yüzyılın bâtılına ayarlayıp,20. yüzyılın bâtılına ayarlayıp, İslâm’a çarpık çarpık bakmayalım!İslâm’a çarpık çarpık bakmayalım! İslâm’a ayarlayalım kafamızı,İslâm’a ayarlayalım kafamızı, İslâm ayarına göre 20. yüzyılın ne kadar çarpık olduğunu görüsün o azaman…İslâm ayarına göre 20. yüzyılın ne kadar çarpık olduğunu görüsün o azaman… 20. Yüzyıl’ın teknolojisi ne kadar alkışlanacak gibiyse,

20. Yüzyıl’ın teknolojisi ne kadar alkışlanacak gibiyse,
ahlâkî durumu da o kadar esef edilecek gibidir.ahlâkî durumu da o kadar esef edilecek gibidir. 20. Yüzyıl’da aile mefhumu kalmamıştır.

20. Yüzyıl’da aile mefhumu kalmamıştır.
20. Yüzyıl’da evlatlık duygusu kalmamıştır.20. Yüzyıl’da evlatlık duygusu kalmamıştır. 20. Yüzyıl’a karılık kocalık mes’uliyeti kalmamıştır.20. Yüzyıl’a karılık kocalık mes’uliyeti kalmamıştır. 20. Yüzyıl’da hak, adalet duygusu kalmamıştır.20. Yüzyıl’da hak, adalet duygusu kalmamıştır. Vuranın elinde kalıyor, kıranın elinde kalıyor.Vuranın elinde kalıyor, kıranın elinde kalıyor. Herkes birbirinin kurdu, öyle gidiyor yani.Herkes birbirinin kurdu, öyle gidiyor yani. Haramlara dalmış, gidiyor.Haramlara dalmış, gidiyor. Biz onlara uyamayız.Biz onlara uyamayız. Biz Müslümanız, biz Allah’ın emirlerine uyarız.Biz Müslümanız, biz Allah’ın emirlerine uyarız. Önümüze baklava börek koysalar,

Önümüze baklava börek koysalar,
altın tepsi içine çil çil altınları koysalar, harama el uzatamayız.altın tepsi içine çil çil altınları koysalar, harama el uzatamayız. “Yok, bu haram, bu benim hakkım değil!” deriz.

“Yok, bu haram, bu benim hakkım değil!” deriz.
Uazatamayız.Uazatamayız. “Yâhu uzatsan, bir avuç alsan, zengin oldun gittin!”

“Yâhu uzatsan, bir avuç alsan, zengin oldun gittin!”
“Dünya zenginliği para etmez.

“Dünya zenginliği para etmez.
Ahirette vebal olacak, ateş olacak şeyi almam!” deriz.Ahirette vebal olacak, ateş olacak şeyi almam!” deriz. Dememiz lâzım!

Dememiz lâzım!
Bu mantıkla yetişmezsek, bizim Müslümanlığımız sakat…Bu mantıkla yetişmezsek, bizim Müslümanlığımız sakat… Daha biz İslâm’ı anlayamamışız.Daha biz İslâm’ı anlayamamışız. Al sen 20. Yüzyıl’ı yanına,

Al sen 20. Yüzyıl’ı yanına,
gir 20. Yüzyıl’ın koluna;gir 20. Yüzyıl’ın koluna; ondan sonra İslâm’a yan yan bak! Ters ters bak!ondan sonra İslâm’a yan yan bak! Ters ters bak! “Bu yüzyılda, bu asırda, bu modern çağda bu din de çekilir mi?”

“Bu yüzyılda, bu asırda, bu modern çağda bu din de çekilir mi?”
Sen gittin gümbürtüye…

Sen gittin gümbürtüye…
Çekilir.Çekilir. Bu seni küfürden, bu seni cehennemden, bu seni mutsuzluktan,Bu seni küfürden, bu seni cehennemden, bu seni mutsuzluktan, bu seni düzensizlikten, bu seni anarşiden kurtarmak için gelen reçete bu!bu seni düzensizlikten, bu seni anarşiden kurtarmak için gelen reçete bu! Allah’ın senin hastalığına gönderdiği ilaç (bu)…Allah’ın senin hastalığına gönderdiği ilaç (bu)… Sen ilacı istemiyorsun!Sen ilacı istemiyorsun! O zaman kanserden, cüzzamdan mahvolup gideceksin.O zaman kanserden, cüzzamdan mahvolup gideceksin. Sonra anlayacaksın!Sonra anlayacaksın! İş işten geçtikten sonra anlayacaksın:

İş işten geçtikten sonra anlayacaksın:
“Vay be, tüh be… Benim çocuğumu keşke ben öyle yetiştirmeseymişim.

“Vay be, tüh be… Benim çocuğumu keşke ben öyle yetiştirmeseymişim.
Avrupa’da da okuttum ama bak yaptığına!Avrupa’da da okuttum ama bak yaptığına! yaptığını görüyor musun?”yaptığını görüyor musun?” Anarşist oldu, komünist oldu, dinsiz oldu, imansız oldu,

Anarşist oldu, komünist oldu, dinsiz oldu, imansız oldu,
ahlâksız oldu, edepsiz oldu…ahlâksız oldu, edepsiz oldu… “Ne lüzumu varmış bu sizin inandığınız şeylere?” demeye başladı.

“Ne lüzumu varmış bu sizin inandığınız şeylere?” demeye başladı.
Sen tarlanı satarsın, onu okutmak için böyle gayret sarf edersin,Sen tarlanı satarsın, onu okutmak için böyle gayret sarf edersin, dinine dikkat etmediğin için bu noktaya gelir.dinine dikkat etmediğin için bu noktaya gelir. Ben böyle çok ağlayan babalar gördüm. Çok, çok…

Ben böyle çok ağlayan babalar gördüm. Çok, çok…
Çok ağlayan anneler, babalar gördüm. Evlâdını iyi niyetlerle yetiştirmek istemiş ama,Çok ağlayan anneler, babalar gördüm. Evlâdını iyi niyetlerle yetiştirmek istemiş ama, dinî duygusunu güzel yerleştiremediği için…dinî duygusunu güzel yerleştiremediği için… Doktor olabilir, mühendis olabilir, ağa olabilir, paşa olabilir...Doktor olabilir, mühendis olabilir, ağa olabilir, paşa olabilir... Mühim olan adam olmak…Mühim olan adam olmak… şey olabilir ama, adam olmazsa yandı o zaman.şey olabilir ama, adam olmazsa yandı o zaman. O bakımdan evlatlarımıza dikkat edeceğiz.

O bakımdan evlatlarımıza dikkat edeceğiz.
Nesine dikkat edeceğiz?Nesine dikkat edeceğiz? Helâl lokma yiyecek, namuslu yetişecek.

Helâl lokma yiyecek, namuslu yetişecek.
Mert olacak, dürüst olacak, her şeyi açık olacak.Mert olacak, dürüst olacak, her şeyi açık olacak. Allah’ın rızası yolunda yürüyecek evlât olacak.Allah’ın rızası yolunda yürüyecek evlât olacak. Kadınlarımız da öyle…Kadınlarımız da öyle… “Bu havada örtünmek zor geliyor bana, sıcak hava!”

“Bu havada örtünmek zor geliyor bana, sıcak hava!”
Cehennemin ateşi daha sıcak…

Cehennemin ateşi daha sıcak…
Kul nâru cehenneme eşeddü harrâ. (Tevbe, 9/81)

Kul nâru cehenneme eşeddü harrâ. (Tevbe, 9/81)
“Cehennem ateşi daha sıcak!”

“Cehennem ateşi daha sıcak!”
“Bu sıcakta cihada gidilir mi çölde?” dediler.

“Bu sıcakta cihada gidilir mi çölde?” dediler.
“Cehennem ateşi daha sıcak!” dedi Allah-u Teàlâ Hazretleri Kur’an-ı Kerim’de…

“Cehennem ateşi daha sıcak!” dedi Allah-u Teàlâ Hazretleri Kur’an-ı Kerim’de…
Onun için buradaki az bir sıkıntı, ahirette ferah olur.

Onun için buradaki az bir sıkıntı, ahirette ferah olur.
Buradaki az bir eğlence, keyif, zevk, sefa,Buradaki az bir eğlence, keyif, zevk, sefa, ahirette büyük vebal olur.ahirette büyük vebal olur. Dikkat edelim, aldanmayalım!Dikkat edelim, aldanmayalım! Dünyaya aldanmayalım, faniye aldanmayalım,Dünyaya aldanmayalım, faniye aldanmayalım, zevke aldanmayalım, nefse aldanmayalım, şeytana aldanmayalım!zevke aldanmayalım, nefse aldanmayalım, şeytana aldanmayalım! Allah yolunda dosdoğru yürüyelim!Allah yolunda dosdoğru yürüyelim! Kur’an’ın emrine, Peygamber Efendimiz’in tavsiyesine uyalım!

Kur’an’ın emrine, Peygamber Efendimiz’in tavsiyesine uyalım!
Haramını haram bilelim, razı gelelim;Haramını haram bilelim, razı gelelim; helâlini helâl bilelim, baş tacı edelim, öyle hareket edelim!helâlini helâl bilelim, baş tacı edelim, öyle hareket edelim! Mahremimizle konuşabiliriz.

Mahremimizle konuşabiliriz.
Mahrem olmayan kimselerle köşe başlarında,Mahrem olmayan kimselerle köşe başlarında, bilmem nerelerde, "kah kah kah kah; kikir kikir kikir kikir" güle güle eğlence.bilmem nerelerde, "kah kah kah kah; kikir kikir kikir kikir" güle güle eğlence. “Hadi gel bir de poker oynayalım, hadi bilmem ne!”

“Hadi gel bir de poker oynayalım, hadi bilmem ne!”
Ondan sonra ayıkla pirincin taşını…

Ondan sonra ayıkla pirincin taşını…
"Lâ tüdîmü’n-nazara ile’l-meczûmîn"

"Lâ tüdîmü’n-nazara ile’l-meczûmîn"
İkinci hadis-i şerife geçiyoruz.

İkinci hadis-i şerife geçiyoruz.
Efendimiz ikinci hadis-i şerifte buyurmuş ki:Efendimiz ikinci hadis-i şerifte buyurmuş ki: “Cüzzamlılara, cüzzam hastalığına tutulmuş kimselere dikkatli dikkatli, keskin keskin bakmayın!

“Cüzzamlılara, cüzzam hastalığına tutulmuş kimselere dikkatli dikkatli, keskin keskin bakmayın!
Çünkü hor görürsünüz,Çünkü hor görürsünüz, hakir görürsünüz, fena olursunuz, dayanamazsınız.hakir görürsünüz, fena olursunuz, dayanamazsınız. Mânevî birtakım zararları olur, öyle keskin keskin bakmayın!” buyrulmuş.Mânevî birtakım zararları olur, öyle keskin keskin bakmayın!” buyrulmuş. Cüzzam, bir devasız gibi zor bir hastalıktır.

Cüzzam, bir devasız gibi zor bir hastalıktır.
Allah korusun, yakalananları ayrı bir yere kapatıyorlar, böyle ölümü bekliyor falan.Allah korusun, yakalananları ayrı bir yere kapatıyorlar, böyle ölümü bekliyor falan. O büyük ölçüde şeyden oluyor.O büyük ölçüde şeyden oluyor. İşte bu, fazla güneşte kalınca kan kanseri, deri hastalıkları vs.İşte bu, fazla güneşte kalınca kan kanseri, deri hastalıkları vs. Ordan o tarafa dönüyor falan diyorlar.Ordan o tarafa dönüyor falan diyorlar. Allah bizi afiyet üzere yaşatsın,

Allah bizi afiyet üzere yaşatsın,
dert verip derman arattırmasın, inletmesin…dert verip derman arattırmasın, inletmesin… Sıhhatle, afiyetle yaşatıp, huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varıp,Sıhhatle, afiyetle yaşatıp, huzuruna sevdiği, razı olduğu kul olarak varıp, ahirette de mes’ud olmayı nasib eylesin…ahirette de mes’ud olmayı nasib eylesin… "Lâ taharrev bi-salâtiküm tulûa’ş-şemsi, ve lâ gurûbehâ

"Lâ taharrev bi-salâtiküm tulûa’ş-şemsi, ve lâ gurûbehâ
feinnehâ tatlüu bi-karneyi şeytànin."feinnehâ tatlüu bi-karneyi şeytànin." Buhari’de, Müslim’de, İbn-i Mâce’de olan bir hadis-i şerif, üçüncü hadis-i şerif.

Buhari’de, Müslim’de, İbn-i Mâce’de olan bir hadis-i şerif, üçüncü hadis-i şerif.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
Namazlarınızda güneşin doğuşunu ve batışını araştırmayın!

Namazlarınızda güneşin doğuşunu ve batışını araştırmayın!
Çünkü o şeytanın iki boynuzu arasından doğar.Çünkü o şeytanın iki boynuzu arasından doğar. Yani tam sabah namazını kılacağınız zaman tehir edip, tehir edipYani tam sabah namazını kılacağınız zaman tehir edip, tehir edip güneşin doğacağı zamana bıraktırmayın!güneşin doğacağı zamana bıraktırmayın! Yani güneşin doğma zamanına yakın hale getirmeyin.Yani güneşin doğma zamanına yakın hale getirmeyin. Tam o zamana denk getirmeyin!Tam o zamana denk getirmeyin! İkindi namazınızı tehir edip, tehir edip de tam güneşin batacağı zamana denk getirmeyin!

İkindi namazınızı tehir edip, tehir edip de tam güneşin batacağı zamana denk getirmeyin!
Şimdi bu güneşin doğduğu ve battığı zamanlar,

Şimdi bu güneşin doğduğu ve battığı zamanlar,
başka din mensuplarının, güneşe tapanların,başka din mensuplarının, güneşe tapanların, ateşe tapanların güneşe hürmet gösterdikleri bir zaman…ateşe tapanların güneşe hürmet gösterdikleri bir zaman… Onlar fırsatı kollarlarmış, tam o vakit olsun ki,Onlar fırsatı kollarlarmış, tam o vakit olsun ki, güneşe secde ile tamam olsun diye…güneşe secde ile tamam olsun diye… O vakitlerde kılarlarmış namazlarını.O vakitlerde kılarlarmış namazlarını. Tabii cahiliye zihniyeti…Tabii cahiliye zihniyeti… Tam Müslüman olamamış içi deTam Müslüman olamamış içi de hala o eski kalıntıların fikriyatın tesiri ile işi böyle yapıyor.hala o eski kalıntıların fikriyatın tesiri ile işi böyle yapıyor. Peygamber Efendimiz onları yasaklamak maksadıylaPeygamber Efendimiz onları yasaklamak maksadıyla böyle güneşin doğma, batma zamanına yakın bir hale kadar (kılınmamasını) istemiş.böyle güneşin doğma, batma zamanına yakın bir hale kadar (kılınmamasını) istemiş. Sabah namazının vakti,

Sabah namazının vakti,
bizim Hanefi mezhebimizde,bizim Hanefi mezhebimizde, güneş doğmasına yarım saat falan kalınca gibidir.güneş doğmasına yarım saat falan kalınca gibidir. Yani namazı kıldıktan sonra,Yani namazı kıldıktan sonra, eğer namazda bir hata olduğu belirirse,eğer namazda bir hata olduğu belirirse, "Ya, biz namazda şöyle bir hata ettik. Yanlış oldu, kabul olmadı.

"Ya, biz namazda şöyle bir hata ettik. Yanlış oldu, kabul olmadı.
Batıl oldu, yeniden kılalım, abdestsiz kılmışım.Batıl oldu, yeniden kılalım, abdestsiz kılmışım. Hay Allah! Abdest aldığımı sanıyordum. Ama meğer şurası kanamış." falan...Hay Allah! Abdest aldığımı sanıyordum. Ama meğer şurası kanamış." falan... Yeniden namaz kılacak kadar sonraya (ertelemek)...Yeniden namaz kılacak kadar sonraya (ertelemek)... Hava açık olduğu zamanda aşağı yuları yarım saat kala bir daha başlarsa insan namazaHava açık olduğu zamanda aşağı yuları yarım saat kala bir daha başlarsa insan namaza yirmi, yirmi beş dakika...yirmi, yirmi beş dakika... O zaman sabahı bitirir.O zaman sabahı bitirir. Bir bozukluğu anlaşıldığı zaman yeniden kılması mümkün olur.Bir bozukluğu anlaşıldığı zaman yeniden kılması mümkün olur. Ama bulutlu olduğu zaman biraz erkene, biraz daha ihtiyatlı bir zamandaAma bulutlu olduğu zaman biraz erkene, biraz daha ihtiyatlı bir zamanda kılıp bitirmeye dair tavsiyeler var.kılıp bitirmeye dair tavsiyeler var. İkindi de güneş batmasından evvel kılınacak.

İkindi de güneş batmasından evvel kılınacak.
Yani münasip bir zamanda kılınacak, ilk vaktinde.Yani münasip bir zamanda kılınacak, ilk vaktinde. Güneşin batma zamanına doğru tehir edilmeyecek ki başka din mensuplarının durumunu düşünmüş gibi olmasın.Güneşin batma zamanına doğru tehir edilmeyecek ki başka din mensuplarının durumunu düşünmüş gibi olmasın. RE. 469/4 Lâ tahkıranne mine’l-ma’rûfi şey’en,

RE. 469/4 Lâ tahkıranne mine’l-ma’rûfi şey’en,
velev en tesubbe min delvike fî inâi’l-müsteskî,velev en tesubbe min delvike fî inâi’l-müsteskî, ve en telkà ehàke bi-bişrin hasenin,ve en telkà ehàke bi-bişrin hasenin, feizâ edbere felâ tağtâbehû.feizâ edbere felâ tağtâbehû. Bu hadis-i şerif... Dördüncü hadis-i şerife geldik.

Bu hadis-i şerif... Dördüncü hadis-i şerife geldik.
Bize iyilikleri tavsiye eden bir hadis-i şeriftir.Bize iyilikleri tavsiye eden bir hadis-i şeriftir. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
"Lâ tahkıranne...

"Lâ tahkıranne...
Sakın ha, asla ve asla "mine’l-ma’rûfi şey’en"Sakın ha, asla ve asla "mine’l-ma’rûfi şey’en" İyilikten hiçbir şeyi hor ve hakir görme!İyilikten hiçbir şeyi hor ve hakir görme! ‘Canım küçücük bir iyilik, azıcık bir iyilik…‘Canım küçücük bir iyilik, azıcık bir iyilik… Ne kıymeti var?’ filan diye bir iyiliği küçük görme, küçümseme!Ne kıymeti var?’ filan diye bir iyiliği küçük görme, küçümseme! Hor, hakir görme yapılan bir iyiliği.Hor, hakir görme yapılan bir iyiliği. Nasıl bir iyilik?

Nasıl bir iyilik?
"Ve lev" İsterse,

"Ve lev" İsterse,
"En tesubbe min delvike fî inâi’l-müsteskî""En tesubbe min delvike fî inâi’l-müsteskî" Su isteyen kimseye kendi kovandan suyu "Şâr..."Su isteyen kimseye kendi kovandan suyu "Şâr..." boşaltıvermek tarzında bir iyilik de olsaboşaltıvermek tarzında bir iyilik de olsa "İşte, bir kovacık su verdim canım, çok bir şey değil yani...""İşte, bir kovacık su verdim canım, çok bir şey değil yani..." Onu bile hor hakir görme!Onu bile hor hakir görme! "Hor, hakir görme" demekten maksat şu:"Hor, hakir görme" demekten maksat şu: Yâni onu da yap!

Yâni onu da yap!
Bu mühüm değil, bunu yapmasan önemli değil.Bu mühüm değil, bunu yapmasan önemli değil. Bu iyilik pek mühim olmadığından yapmayıvereyim!”Bu iyilik pek mühim olmadığından yapmayıvereyim!” "Yok, vermem su." falan der insan küçümsediği için.

"Yok, vermem su." falan der insan küçümsediği için.
Büyük sevap var dedi mi herkes koşar.

Büyük sevap var dedi mi herkes koşar.
“Şunu şöyle yaparsan yedi yüz misli sevap var!”

“Şunu şöyle yaparsan yedi yüz misli sevap var!”
“Aman ben de yapayım!”

“Aman ben de yapayım!”
Yedi yüz misli sevabı gördü, nasıl koşuyor bak.

Yedi yüz misli sevabı gördü, nasıl koşuyor bak.
Etekleri uçuşa uçuşa koşuyor, sevap yedi yüz misli.Etekleri uçuşa uçuşa koşuyor, sevap yedi yüz misli. Ama küçük bir sevap oldu mu pek aldırmaz insan…Ama küçük bir sevap oldu mu pek aldırmaz insan… Onun için Peygamber Efendimiz diyor ki:Onun için Peygamber Efendimiz diyor ki: “İyilikten hiçbir şeyi hor ve hakir görme!

“İyilikten hiçbir şeyi hor ve hakir görme!
İsterse su isteyen adamın kovasına sen kendi kovandanİsterse su isteyen adamın kovasına sen kendi kovandan "Hadi bakalım, şu kadarını da sana vereyim, şaar..."Hadi bakalım, şu kadarını da sana vereyim, şaar... Birazcık su boşaltıverdin, alıp gidiyor.Birazcık su boşaltıverdin, alıp gidiyor. O bile olsa... Bir.O bile olsa... Bir. Misal.Misal. İkincisi; "Ve en telkà ehàke bi-bişrin hasenin."

İkincisi; "Ve en telkà ehàke bi-bişrin hasenin."
“Ve müslüman kardeşe bir güleç yüzle karşı gelmen."“Ve müslüman kardeşe bir güleç yüzle karşı gelmen." Yani, mütebessim. "Oo, hoş geldin, nasılsın" falan diye gülüvermen, gülümsemen;Yani, mütebessim. "Oo, hoş geldin, nasılsın" falan diye gülüvermen, gülümsemen; güleç yüzle olan (karşılık vermen.)güleç yüzle olan (karşılık vermen.) Bu da bir iyiliktir.Bu da bir iyiliktir. “Canım ne olacak, gülsen ne olur, gülmesen ne olur?”

“Canım ne olacak, gülsen ne olur, gülmesen ne olur?”
Küçük gibi görme.Küçük gibi görme. O da önemli, onu bile küçümseme!O da önemli, onu bile küçümseme! Yani, herkesin yapacağı bir şey bu…Yani, herkesin yapacağı bir şey bu… “Ben çok zengin olsaydım, ah neler yapardım, neler yapardım…

“Ben çok zengin olsaydım, ah neler yapardım, neler yapardım…
Köşkler yapardım, saraylar yapardım. Fakirleri doyururdum, çıplakları giydirirdim…”Köşkler yapardım, saraylar yapardım. Fakirleri doyururdum, çıplakları giydirirdim…” Sen şimdi yapabileceğin şeyleri yap da, eline o fırsat geçerse, onu da yaparsın!

Sen şimdi yapabileceğin şeyleri yap da, eline o fırsat geçerse, onu da yaparsın!
“Tebessüm edemez misin, para ile mi tebessüm?”

“Tebessüm edemez misin, para ile mi tebessüm?”
“Değil…”

“Değil…”
Niye gülmezsin?

Niye gülmezsin?
İki kaşını çatmışsın, iki kaşın çatık. Bir türlü gülmüyorsun!İki kaşını çatmışsın, iki kaşın çatık. Bir türlü gülmüyorsun! Önünde dokuz takla mı atalım, hokkabazlık mı yapalım?Önünde dokuz takla mı atalım, hokkabazlık mı yapalım? Ne yapalım, ne istiyorsun yani yüzünü güldürmek için?Ne yapalım, ne istiyorsun yani yüzünü güldürmek için? Allah’ın bir selamı var. Niye selam vermez geçersin? Ne oluyor böyle?

Allah’ın bir selamı var. Niye selam vermez geçersin? Ne oluyor böyle?
Bazı insanlar maalesef bu hususta böyle kaşları çatık oluyor.

Bazı insanlar maalesef bu hususta böyle kaşları çatık oluyor.
Doğru değil…Doğru değil… Kaşları çatık oldu mu, o adam “Yahu, bu adam bana kızdı galiba!” der,Kaşları çatık oldu mu, o adam “Yahu, bu adam bana kızdı galiba!” der, “Benim de ona pek ihtiyacım yok, ben de ona selâm vermeyeyim de görsün bakalım!“Benim de ona pek ihtiyacım yok, ben de ona selâm vermeyeyim de görsün bakalım! Geçen gün o bana selâm vermedi,Geçen gün o bana selâm vermedi, tamam, bende ona şimdi selâm vermem.tamam, bende ona şimdi selâm vermem. Alsın boyunun ölçüsünü…” (der.)Alsın boyunun ölçüsünü…” (der.) Bu sefer iki Müslüman arasında başlar bir çekişme…

Bu sefer iki Müslüman arasında başlar bir çekişme…
“O bana selâm vermedi, ben ona selâm vermedim.

“O bana selâm vermedi, ben ona selâm vermedim.
Ben onun önünü keseyim, o benim önümü kessin…Ben onun önünü keseyim, o benim önümü kessin… Ben onun işine zıt çıkayım, o benim işime zıt çıksın…”Ben onun işine zıt çıkayım, o benim işime zıt çıksın…” Zıtlaşma büyür büyür, bir muhabbetsizlik olur.

Zıtlaşma büyür büyür, bir muhabbetsizlik olur.
Öyle olmayacak, muhabbet olacak.

Öyle olmayacak, muhabbet olacak.
Onun için küçük büyük deme, yapabildiğin iyiliği ardına koyma

Onun için küçük büyük deme, yapabildiğin iyiliği ardına koyma
yapabildiğin iyiliği yapmaya çalış!yapabildiğin iyiliği yapmaya çalış! Yani ben bunu şöyle anlattım, geçen gün kardeşlerime:Yani ben bunu şöyle anlattım, geçen gün kardeşlerime: Şimdi bir bakkal, gidersin kibrit istersin; verir.

Şimdi bir bakkal, gidersin kibrit istersin; verir.
Şu kadar para, alır onu, verir.Şu kadar para, alır onu, verir. Toplu iğne istersin, verir.Toplu iğne istersin, verir. Çengelli iğne istersin, verir.Çengelli iğne istersin, verir. Kaç para? Şu kadar…

Kaç para? Şu kadar…
Bir mektup kâğıdı istiyorum, verir. Bir zarf istersin, verir.

Bir mektup kâğıdı istiyorum, verir. Bir zarf istersin, verir.
Küçük yani. En ufak bir şeyi bile verir.Küçük yani. En ufak bir şeyi bile verir. Ne olacak bundan? Bu verdiğim para 25 kuruş, 50 kuruş, bir lira

Ne olacak bundan? Bu verdiğim para 25 kuruş, 50 kuruş, bir lira
ne işe yarar bu devirde?ne işe yarar bu devirde? Bir gazozun bile fiatı şu kadarken…Bir gazozun bile fiatı şu kadarken… Ama akşama hepsi birikiyor.

Ama akşama hepsi birikiyor.
O onu öyle hesaplamaz.O onu öyle hesaplamaz. Akşama kadar yaptığı irili ufaklı, küçüklü büyüklü alışverişin hepsindeAkşama kadar yaptığı irili ufaklı, küçüklü büyüklü alışverişin hepsinde sabahki kasadaki durumu yazmıştı o defterine.sabahki kasadaki durumu yazmıştı o defterine. "Bugün 28 bin liralık alışveriş yapmışım." O onu bilir."Bugün 28 bin liralık alışveriş yapmışım." O onu bilir. Bu 28 bin liralık alışverişin yüzde kırk kârı var der,Bu 28 bin liralık alışverişin yüzde kırk kârı var der, veyahut yüzde on kârı var der, yüzde beş karı var der…veyahut yüzde on kârı var der, yüzde beş karı var der… Neyse. “Bugün 2800 TL kazanmışım, üç bin lira kazanmışım, beş bin lira kazanmışım...” der.Neyse. “Bugün 2800 TL kazanmışım, üç bin lira kazanmışım, beş bin lira kazanmışım...” der. Biz de böyle yapacağız.

Biz de böyle yapacağız.
Birisinin kovasına birazcık su döküverdim.

Birisinin kovasına birazcık su döküverdim.
Ötekisine bir güleçyüz gösterdim.Ötekisine bir güleçyüz gösterdim. Berikisine bir tatlı söz söyledim.Berikisine bir tatlı söz söyledim. Yoldan bir taşı bir kenara kaldırıverdim.Yoldan bir taşı bir kenara kaldırıverdim. çocuğunun başını okşayıverdim.çocuğunun başını okşayıverdim. Birisi hastaydı, ziyaretine gidiverdim…Birisi hastaydı, ziyaretine gidiverdim… Birisinin cenazesine iştirak ediverdim.Birisinin cenazesine iştirak ediverdim. Ötekisinin çocuğunun işini yapıverdim.Ötekisinin çocuğunun işini yapıverdim. Berisinin elektrik şirketinde parasını yatırıverdim.Berisinin elektrik şirketinde parasını yatırıverdim. Mahallemizdeki dul kadının gittim, maaşını alıverdim.Mahallemizdeki dul kadının gittim, maaşını alıverdim. Bilmem ne falan...Bilmem ne falan... Komşunun ekmeği kalmamış, ekmek alıverdim…Komşunun ekmeği kalmamış, ekmek alıverdim… Küçük küçük, küçük küçük akşama birikir, bayağı bir sevap eder.Küçük küçük, küçük küçük akşama birikir, bayağı bir sevap eder. Onun için, iyilik yapmak için fırsat arayacağız.

Onun için, iyilik yapmak için fırsat arayacağız.
Hiçbir şeyi hor hakir görmeyeceğiz.Hiçbir şeyi hor hakir görmeyeceğiz. Bu iyi şeylerin bir de üçüncüsünü sıralamış hadis-i şerifte…

Bu iyi şeylerin bir de üçüncüsünü sıralamış hadis-i şerifte…
Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz:Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz: "Feizâ edbere felâ teğtâbehû."

"Feizâ edbere felâ teğtâbehû."
Bir de iyiliklerin bir tanesi Sana arkasını dönüp gittiği zaman,Bir de iyiliklerin bir tanesi Sana arkasını dönüp gittiği zaman, onu gıybet etmemektir.onu gıybet etmemektir. Şimdi yüzüne karşı bizim yüzümüz tutmaz, tatlı tatlı konuşuruz:

Şimdi yüzüne karşı bizim yüzümüz tutmaz, tatlı tatlı konuşuruz:
Yüzüne karşı tatlı tatlı konuşuruz.Yüzüne karşı tatlı tatlı konuşuruz. “Aman efendim, nasılsın efendim, iyi misin, özledim, bilmem ne…” filân.

“Aman efendim, nasılsın efendim, iyi misin, özledim, bilmem ne…” filân.
Arkasından:

Arkasından:
“Bu hacı efendi iyi ama bir de şu kusuru yapmasaydı.

“Bu hacı efendi iyi ama bir de şu kusuru yapmasaydı.
Biraz da şu kusuru var…Biraz da şu kusuru var… Geçenlerde bana bir de böyle yaptı, bir kızdırdı beni.” Bilmem ne...Geçenlerde bana bir de böyle yaptı, bir kızdırdı beni.” Bilmem ne... “Pekiyi, demin yüzüne niye gülüyordun?”

“Pekiyi, demin yüzüne niye gülüyordun?”
Yüzüne başka, arkasından başka… Arkasından gıybet ediyor.

Yüzüne başka, arkasından başka… Arkasından gıybet ediyor.
Böyle etmemek, gıybet de yapmamak yani…

Böyle etmemek, gıybet de yapmamak yani…
Güzel huy bu işte, İslâm bu…Güzel huy bu işte, İslâm bu… İslâm dediğimiz şey, insanın ağzına geleni söylememesi;

İslâm dediğimiz şey, insanın ağzına geleni söylememesi;
eline imkân geçtiği zaman her aklına gelen şeyi yapmaması,eline imkân geçtiği zaman her aklına gelen şeyi yapmaması, kontrollü olması demek. İslâm bu…kontrollü olması demek. İslâm bu… İslâm kolay değil bir bakıma, çünkü

İslâm kolay değil bir bakıma, çünkü
kendi kendinle mücadele edeceksin.kendi kendinle mücadele edeceksin. Kendi kendini tutacaksın,Kendi kendini tutacaksın, kötülükten alıkoyacaksın, nefsine hakim olacaksın!kötülükten alıkoyacaksın, nefsine hakim olacaksın! “Asıl pehlivan, kızdığı zaman nefsine hakim olandır.” diyor Peygamber Efendimiz.

“Asıl pehlivan, kızdığı zaman nefsine hakim olandır.” diyor Peygamber Efendimiz.
Güreşiyormuş delikanlılar… Oradan geçerken Peygamber Efendimiz görmüş onları.

Güreşiyormuş delikanlılar… Oradan geçerken Peygamber Efendimiz görmüş onları.
Onlar da utanmışlar, tam güreşirken, el-ense falan...Onlar da utanmışlar, tam güreşirken, el-ense falan... Utanmışlar yani Efendimiz gördü diye.Utanmışlar yani Efendimiz gördü diye. Şöyle utanarak kenara çekilince, onları teşvik etmiş.Şöyle utanarak kenara çekilince, onları teşvik etmiş. Çünkü spor olacak, Müslüman güçlü kuvvetli olması lâzım.Çünkü spor olacak, Müslüman güçlü kuvvetli olması lâzım. Demiş ki:Demiş ki: İnneme’ş-şedîdü’llezî yemlikü nefsehû inde’l-gadabi

İnneme’ş-şedîdü’llezî yemlikü nefsehû inde’l-gadabi
Pehlivan, kızdığı zaman kendisine hakim olabilendir." buyurmuş.Pehlivan, kızdığı zaman kendisine hakim olabilendir." buyurmuş. Asıl pehlivanlık odur diye buyurmuş.Asıl pehlivanlık odur diye buyurmuş. Biz de (nefsimize) hakim olacağız.

Biz de (nefsimize) hakim olacağız.
Muhterem kardeşlerim!

Muhterem kardeşlerim!
Bu gıybet denilen şey öyle tatlıdır ki,

Bu gıybet denilen şey öyle tatlıdır ki,
hani; diyelimki, insanın bazen yarası olur; cılk cılk kaşınır.hani; diyelimki, insanın bazen yarası olur; cılk cılk kaşınır. "Kaşıma! Kanatacaksın tekrar. Daha beter yayacaksın""Kaşıma! Kanatacaksın tekrar. Daha beter yayacaksın" "Ama öyle tatlı kaşınıyor ki hocam cak cak cak cak cak cak cak cak kaşınıyor.

"Ama öyle tatlı kaşınıyor ki hocam cak cak cak cak cak cak cak cak kaşınıyor.
Yara ediyor orasını.Yara ediyor orasını. Yani tatlı kaşınıyor.Yani tatlı kaşınıyor. Bu gıybet de böyledir, çok tatlıdır.Bu gıybet de böyledir, çok tatlıdır. Öyle tatlıdır ki şeytanın öyle böyle zevk verdirtir ki insanaÖyle tatlıdır ki şeytanın öyle böyle zevk verdirtir ki insana ille "Nasıl bu arkadaş?"ille "Nasıl bu arkadaş?" "İyi, ama..." Ne aması?"İyi, ama..." Ne aması? Söylemeyeyim hadi. Hadi söyle söyle canım.Söylemeyeyim hadi. Hadi söyle söyle canım. Ne olacak, bilmem ne...Ne olacak, bilmem ne... Arkasından illa onu söyler, zaten söyleme dese de söyler.Arkasından illa onu söyler, zaten söyleme dese de söyler. İçinden çünkü tadı, lezzeti geliyor, onu illa söyleyecek o.İçinden çünkü tadı, lezzeti geliyor, onu illa söyleyecek o. "Ama" dedi mi, arkasından onu söylemek için diyor zaten."Ama" dedi mi, arkasından onu söylemek için diyor zaten. Tutacağız kendimizi, gıybet etmeyeceğiz.Tutacağız kendimizi, gıybet etmeyeceğiz. Gıybet etmedik mi, çok sevap kazanırız.Gıybet etmedik mi, çok sevap kazanırız. Bu hadis-i şerif de yeminle ilgili…

Bu hadis-i şerif de yeminle ilgili…
Abdullah ibn-i Ömer RA’dan rivayet edilmiş bir hadis-i şeriftir.Abdullah ibn-i Ömer RA’dan rivayet edilmiş bir hadis-i şeriftir. Peygamber SAS Efendimiz buyuruyor ki:Peygamber SAS Efendimiz buyuruyor ki: "Babalarınızın adını ortaya atarak yemin etmeyin."

"Babalarınızın adını ortaya atarak yemin etmeyin."
“Babamın başına and olsun ki…” filan gibi çeşitli yemin şekilleri vardı Araplarda.

“Babamın başına and olsun ki…” filan gibi çeşitli yemin şekilleri vardı Araplarda.
Bizim belki Doğu Anadolu’da, bazı yerlerde böyle vardır:Bizim belki Doğu Anadolu’da, bazı yerlerde böyle vardır: "Sevdiğinin başı için…” derler.

"Sevdiğinin başı için…” derler.
"Babanın başı için…” derler."Babanın başı için…” derler. Böyle bir yemin şekli vardır.Böyle bir yemin şekli vardır. Peygamber Efendimiz diyor ki:

Peygamber Efendimiz diyor ki:
“Babalarınızla yemin etmeyin!

“Babalarınızla yemin etmeyin!
Babanın adını vererek yemin etmeyin!Babanın adını vererek yemin etmeyin! Yasaklıyor onu.Yasaklıyor onu. "Allah için yemin edilir.”"Allah için yemin edilir.” Allah ancak yemin edilmek hususunda uygun olan şeydir, demek istiyor.Allah ancak yemin edilmek hususunda uygun olan şeydir, demek istiyor. İfade öyle.İfade öyle. "Men halefe bi’llâhi felyasduk.

"Men halefe bi’llâhi felyasduk.
“Kim Allah’a and içmişse, vallahi diye yemin etmişse,“Kim Allah’a and içmişse, vallahi diye yemin etmişse, o andını, o yeminini doğru çıkartacak şekilde hareket etsin!”o andını, o yeminini doğru çıkartacak şekilde hareket etsin!” Ya yemin etmeyecekti ya da yemin ettiyse sözünde dursun, o işi öyle yapsın!

Ya yemin etmeyecekti ya da yemin ettiyse sözünde dursun, o işi öyle yapsın!
“Vallàhi ben sana yarın geleceğim!”

“Vallàhi ben sana yarın geleceğim!”
Hadi bakalım, her işi bırakıp gideceksin. Yemin ettin.

Hadi bakalım, her işi bırakıp gideceksin. Yemin ettin.
“Vallahi ben seni yalnız bırakmam, sana veririm bu şeyi. Sıkıştığın zaman hiç merak etme, arkandayım!”

“Vallahi ben seni yalnız bırakmam, sana veririm bu şeyi. Sıkıştığın zaman hiç merak etme, arkandayım!”
Vereceksin, madem yemin ettin. Madem söz verdin, o sözünü yerine getirmen lâzım!Vereceksin, madem yemin ettin. Madem söz verdin, o sözünü yerine getirmen lâzım! Bu da böyle bir kaide…Bu da böyle bir kaide… Yemin etmemeye alıştıracağız kendimizi esas kaide olarak.

Yemin etmemeye alıştıracağız kendimizi esas kaide olarak.
Çünkü, Müslüman sözünün eridir.Çünkü, Müslüman sözünün eridir. Yapamayacağı şeyi ortaya öyle atmaması lâzım!Yapamayacağı şeyi ortaya öyle atmaması lâzım! Büyük günahtır;

Büyük günahtır;
böyle koca koca konuşup, yapamayacağı şeyleri ortaya atmak büyük günahtır.böyle koca koca konuşup, yapamayacağı şeyleri ortaya atmak büyük günahtır. Boş yere yemin etmeyelim.

Boş yere yemin etmeyelim.
Bir kere yemin etmemeye kendimizi alıştıralım. Bir...Bir kere yemin etmemeye kendimizi alıştıralım. Bir... Yemin edersek, sözümüzün eri olalım, dediğimiz şeyi yapalım!Yemin edersek, sözümüzün eri olalım, dediğimiz şeyi yapalım! Sonra ne diyor Peygamber SAS Efendimiz:

Sonra ne diyor Peygamber SAS Efendimiz:
"Ve men hulife lehû bi’llâhi felyerda"

"Ve men hulife lehû bi’llâhi felyerda"
“Kim Allah’ın adı verilerek kendisine yemin edilirse, kabul etsin, razı gelsin!”

“Kim Allah’ın adı verilerek kendisine yemin edilirse, kabul etsin, razı gelsin!”
“Vallahi ben yapmadım!”“Vallahi ben yapmadım!” “Pekiyi, madem Allah’a yemin ediyorsun, senin yapmadığını kabul ettim.”

“Pekiyi, madem Allah’a yemin ediyorsun, senin yapmadığını kabul ettim.”
"Bu şeyi kim kırdı?

"Bu şeyi kim kırdı?
Benim bu arabanın farını kim kırdı?Benim bu arabanın farını kim kırdı? Bizim bu camı kim (kırdı)? Sen mi yaptın, bak kimse yoktu burada?”Bizim bu camı kim (kırdı)? Sen mi yaptın, bak kimse yoktu burada?” “Vallahi ben yapmadım.”

“Vallahi ben yapmadım.”
"Yok yok, sen yapmışsındır, gel buraya" falan demeyecek.

"Yok yok, sen yapmışsındır, gel buraya" falan demeyecek.
Vallahi dedi ya, yemin etti ya.Vallahi dedi ya, yemin etti ya. Allah'ı anarak yemin eden kimsenin (yeminine) ötekisi razı gelsin.Allah'ı anarak yemin eden kimsenin (yeminine) ötekisi razı gelsin. Yani, onu ona da "Allah'ın adı anıldığı halde razı gelmeme durumu göstermesin" diyor Peygamber Efendimiz.Yani, onu ona da "Allah'ın adı anıldığı halde razı gelmeme durumu göstermesin" diyor Peygamber Efendimiz. Eğer, "Ve men lem yerda bi’llâhi"

Eğer, "Ve men lem yerda bi’llâhi"
“Kim Allah’ın adı anıldığı halde hala (yemine razı gelmezse)...“Kim Allah’ın adı anıldığı halde hala (yemine razı gelmezse)... "Allah aşkına yapma.""Allah aşkına yapma." Bilmem ne dediği halde kim razı gelmez de hala ısrar ederse;Bilmem ne dediği halde kim razı gelmez de hala ısrar ederse; "Feleyse mina’llàhi"

"Feleyse mina’llàhi"
Allah’tan bir şey beklemesin!Allah’tan bir şey beklemesin! Allah’ın rahmetinden bir şey beklemesin!”Allah’ın rahmetinden bir şey beklemesin!” Çünkü, Allah’ın adı anılıyor da adam tutturmuş hala devam ediyor.

Çünkü, Allah’ın adı anılıyor da adam tutturmuş hala devam ediyor.
Israr ediyor. Öyle olmayacak.Israr ediyor. Öyle olmayacak. Bu yemin işinde bu tavsiyeleri olmuş Efendimiz'in SAS.Bu yemin işinde bu tavsiyeleri olmuş Efendimiz'in SAS. Altıncı hadis-i şerif…

Altıncı hadis-i şerif…
RE. 469/6 "Lâ tahillu’s-sadakatü li-zî gınen ve lâ zî mirretin seviyyin."

RE. 469/6 "Lâ tahillu’s-sadakatü li-zî gınen ve lâ zî mirretin seviyyin."
Sadaka konusuna geçti.

Sadaka konusuna geçti.
Efendimiz diyor ki: "Lâ tahillu’s-sadakatü"

Efendimiz diyor ki: "Lâ tahillu’s-sadakatü"
“Sadaka caiz olmaz.”“Sadaka caiz olmaz.” Bu sadakanın bir manası bağış demek olabilir.

Bu sadakanın bir manası bağış demek olabilir.
Bir manası da sadaka, zekât manasına da bir ara kullanılıyordu.Bir manası da sadaka, zekât manasına da bir ara kullanılıyordu. “Sadaka veya zekât helâl olmaz.

“Sadaka veya zekât helâl olmaz.
"Li-zî gınen"

"Li-zî gınen"
Zenginlik miktarı mala sahip olan kimseye helâl olmaz.Zenginlik miktarı mala sahip olan kimseye helâl olmaz. Yani sen (zengin kimseye) vermemeye çalış,Yani sen (zengin kimseye) vermemeye çalış, zengin kimseye verme.zengin kimseye verme. Zengin kimsenin de almaya hakkı yoktur, onu almaya kalkışmasın!”Zengin kimsenin de almaya hakkı yoktur, onu almaya kalkışmasın!” "Ben zenginim, benim ihtiyacım yoktur!” diyecek, almayacak.

"Ben zenginim, benim ihtiyacım yoktur!” diyecek, almayacak.
Almaması lâzım.Almaması lâzım. Ben İzmit’te baktım namaz kılıyordum.

Ben İzmit’te baktım namaz kılıyordum.
Yanımda bir ihtiyar, güzel ibadet ediyor, hoşuma gitti, yaşlı, beli iki kat;Yanımda bir ihtiyar, güzel ibadet ediyor, hoşuma gitti, yaşlı, beli iki kat; elbisesi yamalı,elbisesi yamalı, ceketinin uçları yıpranmış.ceketinin uçları yıpranmış. Yanımda bir miktar (para) vardı, çıkarttım, verdim.Yanımda bir miktar (para) vardı, çıkarttım, verdim. Aldı parayı eline.Aldı parayı eline. “Bu ne?” dedi.

“Bu ne?” dedi.
Kaşlarını çattıKaşlarını çattı Sanki ben kabahat yapmışım gibi…

Sanki ben kabahat yapmışım gibi…
“Hayır…” dedim.

“Hayır…” dedim.
“Bana zekât düşmez." dedi.

“Bana zekât düşmez." dedi.
"Ben zekâta muhtaç değilim!” dedi."Ben zekâta muhtaç değilim!” dedi. "Zekat bana düşmez." dedi."Zekat bana düşmez." dedi. “Amca!" dedim, "Madem düşmüyor, o zaman sen mahallenden o paranın

“Amca!" dedim, "Madem düşmüyor, o zaman sen mahallenden o paranın
zekâta müstehak olan, müstehakkı olan kimse onu bul, ona ver!” dedim.zekâta müstehak olan, müstehakkı olan kimse onu bul, ona ver!” dedim. “Eh, o olur.” dedi.

“Eh, o olur.” dedi.
Ciddi adam, o zaman parayı cebine koydu.

Ciddi adam, o zaman parayı cebine koydu.
Hoşuma gitti yani; “Bu bana düşmez!” diyor.

Hoşuma gitti yani; “Bu bana düşmez!” diyor.
Ceketi yırtık, yamalı, bilmem ne filân ama,Ceketi yırtık, yamalı, bilmem ne filân ama, “Hayır, bu bana düşmez!” dedi.“Hayır, bu bana düşmez!” dedi. Dobra dobra, ben de baktım dürüst bir insan...Dobra dobra, ben de baktım dürüst bir insan... Dedim "Bu parayı sen geri al daDedim "Bu parayı sen geri al da artık ordaki, etrafındaki kimlere (vermen) gerekiyorsaartık ordaki, etrafındaki kimlere (vermen) gerekiyorsa onlara verirsin" dedim.onlara verirsin" dedim. Medine-i Münevvere’de o fukara zenciler var.

Medine-i Münevvere’de o fukara zenciler var.
Köşeye oturuyorlar. Önlerine bir iki ceviz gibi bir şeyler koyuyorlar, onu satıyorlar.Köşeye oturuyorlar. Önlerine bir iki ceviz gibi bir şeyler koyuyorlar, onu satıyorlar. Ondan para kazanacak falan...Ondan para kazanacak falan... Fukaracık, acıyor insan, yüreği parçalanıyor.Fukaracık, acıyor insan, yüreği parçalanıyor. Yanaştık bir tanesine, hayır vereceğiz.

Yanaştık bir tanesine, hayır vereceğiz.
"Ben bugünkü gıdamı, rızkımı aldım; başkasına verin!” dedi.

"Ben bugünkü gıdamı, rızkımı aldım; başkasına verin!” dedi.
Almadı, başkasına ver dedi.Almadı, başkasına ver dedi. Almadı yani, tok gözlü…

Almadı yani, tok gözlü…
Bir günlük (yiyeceği) olduğu zaman;Bir günlük (yiyeceği) olduğu zaman; yiyeceği, içeceğiyiyeceği, içeceği kendisinin o günkü (yiyeceği) hallolunca gözü tok yani...kendisinin o günkü (yiyeceği) hallolunca gözü tok yani... Herkes böyle olsa,Herkes böyle olsa, hakiki fakirler ortaya çıkar,hakiki fakirler ortaya çıkar, onlara yardım ederiz biz…onlara yardım ederiz biz… Adamın cebi para dolu,

Adamın cebi para dolu,
evi, apartmanı var, katı, dairesi var… Hırpani giyinmiş, saçını dağıtmış,evi, apartmanı var, katı, dairesi var… Hırpani giyinmiş, saçını dağıtmış, “Muhtacım!” diyor.“Muhtacım!” diyor. Yalvarmasını, yakarmasını da iyi biliyor.Yalvarmasını, yakarmasını da iyi biliyor. “Ameliyat oldum!” diyor, kolu sarılı, kanlar dışarı çıkmış…

“Ameliyat oldum!” diyor, kolu sarılı, kanlar dışarı çıkmış…
Açıyorsun, kolu sağlam, dalak bağlamış.

Açıyorsun, kolu sağlam, dalak bağlamış.
Kolu sağlam.Kolu sağlam. Aç bakalım.Aç bakalım. "İşte memlekete gideceğim, paraya ihtiyacım var…

"İşte memlekete gideceğim, paraya ihtiyacım var…
“Hadi gel, otobüs parasını vereyim!”

“Hadi gel, otobüs parasını vereyim!”
“Yok, şimdi biraz işim var, parasını ver!”

“Yok, şimdi biraz işim var, parasını ver!”
“Parasını vermem, bilet veririm.

“Parasını vermem, bilet veririm.
Götürür oraya."Götürür oraya." Böyle tüccarları türemiş bu işin,

Böyle tüccarları türemiş bu işin,
asıl fukara da istemiyor.asıl fukara da istemiyor. Aç kalıyor, ağlıyor ama istemiyor hakiki fukara.Aç kalıyor, ağlıyor ama istemiyor hakiki fukara. Veyahut zar zor istiyor.Veyahut zar zor istiyor. Veyahut ötekiler öne geçtiğinden onlar arkada kalıyor.Veyahut ötekiler öne geçtiğinden onlar arkada kalıyor. Ötekilerin arasına karışıyor.Ötekilerin arasına karışıyor. Yani hakiki muhtaçlara da hayrın gitmesini engellediği için,Yani hakiki muhtaçlara da hayrın gitmesini engellediği için, iki misli günaha giriyorlar bunlar.iki misli günaha giriyorlar bunlar. Allah bize basiret ihsan eylesin…

Allah bize basiret ihsan eylesin…
Yakınımızdan, mahallemizden hakikaten muhtaç insanı görelim, gözleyelim, ona vaktinde verelim!Yakınımızdan, mahallemizden hakikaten muhtaç insanı görelim, gözleyelim, ona vaktinde verelim! Tesadüfen verdiğin zaman

Tesadüfen verdiğin zaman
bakıyorsun aslında apartmanı, (dairesi) olanbakıyorsun aslında apartmanı, (dairesi) olan dilenmeyi meslek edilmiş insana gidiyor.dilenmeyi meslek edilmiş insana gidiyor. Cenazelerin olduğu yerlerde,Cenazelerin olduğu yerlerde, türbelerde bu işin tüccarlığını yapan insanlar olabiliyor.türbelerde bu işin tüccarlığını yapan insanlar olabiliyor. RE. 469/7 Lâ tahillü’s-sadakatü li-ganiyyin illâ li-hamsetin:

RE. 469/7 Lâ tahillü’s-sadakatü li-ganiyyin illâ li-hamsetin:
Yedinci hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Yedinci hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:
“Sadaka zengine helâl olmaz,“Sadaka zengine helâl olmaz, ancak şu beş kişi müstesnâ…ancak şu beş kişi müstesnâ… Zengine sadaka verilmez.Zengine sadaka verilmez. Yani zekat veya bağış tarzında bir para vermek uygun olmaz.Yani zekat veya bağış tarzında bir para vermek uygun olmaz. Beş kişi müstesnâ:Beş kişi müstesnâ: "Li-gàzin fî sebîli’llâh"

"Li-gàzin fî sebîli’llâh"
Beşi sayıyor üstündeki hadis-i şerifte;Beşi sayıyor üstündeki hadis-i şerifte; Li-gàzin fî sebîli’llâh

Li-gàzin fî sebîli’llâh
“Allah yolunda gaza eden kimseye verilir para.“Allah yolunda gaza eden kimseye verilir para. Sadaka, zekât verilir.Sadaka, zekât verilir. Yani zengin de olsa, parası da olsa,Yani zengin de olsa, parası da olsa, ok alacak, kılıç alacak, başka malzeme alacak,ok alacak, kılıç alacak, başka malzeme alacak, gaza için kullanacak.gaza için kullanacak. Oraya verilebilir o para.”Oraya verilebilir o para.” Ev li-àmilin aleyhâ

Ev li-àmilin aleyhâ
“Sadaka almakla vazifeli“Sadaka almakla vazifeli zekât memuru, àmil derler buna…zekât memuru, àmil derler buna… O àmile de o zekâttan parası, maaşı verilir.”O àmile de o zekâttan parası, maaşı verilir.” Zengin de olsa o işi yapmakla görevli olmuş olduğundan,Zengin de olsa o işi yapmakla görevli olmuş olduğundan, görevinin karşılığı olarak o maaşı alır.görevinin karşılığı olarak o maaşı alır. "Ev li gàrimin"

"Ev li gàrimin"
“Veyahut borçlu kimse...“Veyahut borçlu kimse... Borca batmış, borcunu ödeyememe durumuna düşmüşBorca batmış, borcunu ödeyememe durumuna düşmüş "Ev li-racülin işterâhâ bi-mâlihî"

"Ev li-racülin işterâhâ bi-mâlihî"
Meselâ zekât devesi toplanmış,

Meselâ zekât devesi toplanmış,
zekât koyunu toplanmışzekât koyunu toplanmış zekât malı toplanmış,zekât malı toplanmış, burada duruyor.burada duruyor. Zengin bunu parası ile satın alabilir.Zengin bunu parası ile satın alabilir. Zekât parası diye almamazlık yok.Zekât parası diye almamazlık yok. Paraya değiştirmek icap ettiği zaman zekât mallarınıParaya değiştirmek icap ettiği zaman zekât mallarını o zamanzengin bunun parasını verip alabiliro zamanzengin bunun parasını verip alabilir Diyelim ki; zekat toplandı kırk tane koyun...

Diyelim ki; zekat toplandı kırk tane koyun...
Şimdi bu zekat müessesesi bunu paraya çevirmek istiyor.Şimdi bu zekat müessesesi bunu paraya çevirmek istiyor. Yani et olarak değil de, bir kısmını da giyim olarak kullanacakYani et olarak değil de, bir kısmını da giyim olarak kullanacak Satılığa çıkardıSatılığa çıkardı Zengin de onu satın alabilir. Bir adam gelip alabilir.Zengin de onu satın alabilir. Bir adam gelip alabilir. Yani aman bu zekat malıdır, bu alınmaz gibi bir şey yok.Yani aman bu zekat malıdır, bu alınmaz gibi bir şey yok. O zaman alınabilir. Parasıyla oldu mu almak serbest.O zaman alınabilir. Parasıyla oldu mu almak serbest. Bir mahsuru yokBir mahsuru yok Çünkü; bir sebeple o paraya dönüştürülmek istenmiş oluyorÇünkü; bir sebeple o paraya dönüştürülmek istenmiş oluyor "Ve li-racülin kâne lehû cârun miskînün fetesaddaka alâ miskînin"

"Ve li-racülin kâne lehû cârun miskînün fetesaddaka alâ miskînin"
“Veyahut bir kimseye caizdir ki,“Veyahut bir kimseye caizdir ki, onun miskin bir (komşusu) vardıronun miskin bir (komşusu) vardır "Fetesaddaka alâ miskînin, feehdâhe’l-miskînü li’l- ganiyyi

"Fetesaddaka alâ miskînin, feehdâhe’l-miskînü li’l- ganiyyi
Miskin mal sahibi olduktan sonra,Miskin mal sahibi olduktan sonra, bunu istediğine hediye etmek suretiyle yedirebilir veya verebilir.bunu istediğine hediye etmek suretiyle yedirebilir veya verebilir. Diyelim ki bir fakire bir para geldi.Diyelim ki bir fakire bir para geldi. O da zengin komşusunu çağırdı.O da zengin komşusunu çağırdı. Yok, sen zekât parası yiyorsun, ben senin sofrana otrumam falan demez.Yok, sen zekât parası yiyorsun, ben senin sofrana otrumam falan demez. Yani o onun malı olduktan sonra artık o istediğine hediye etmek suretiyle verebilir.Yani o onun malı olduktan sonra artık o istediğine hediye etmek suretiyle verebilir. Bu beş şeyi saymış Peygamber SAS Efendimiz.Bu beş şeyi saymış Peygamber SAS Efendimiz. Sekizinci hadis-i şerifi söyleyeceğim.

Sekizinci hadis-i şerifi söyleyeceğim.
Ondan sonra keseceğim (sohbeti). Sonuncu hadisi okuyorum:Ondan sonra keseceğim (sohbeti). Sonuncu hadisi okuyorum: İbn-i Abbas RA'den buyurdu ki Efendimiz:

İbn-i Abbas RA'den buyurdu ki Efendimiz:
RE. 469/8 Lâ tahillü’l-hicretü fevka selâsete eyyâmin,

RE. 469/8 Lâ tahillü’l-hicretü fevka selâsete eyyâmin,
feini’ltekayâ feselleme ehadühümâ,feini’ltekayâ feselleme ehadühümâ, feredde’l-âharu, işterekâ fi’l-ecri;feredde’l-âharu, işterekâ fi’l-ecri; ve in lem yerüdde,ve in lem yerüdde, berie hâzâ mine’l-ismi, ve bâe bihi’l-âharu;berie hâzâ mine’l-ismi, ve bâe bihi’l-âharu; ve in mâtâ, ve hümâ mütehâcirânive in mâtâ, ve hümâ mütehâcirâni lâ yectemiàni fi’l-cenneh.lâ yectemiàni fi’l-cenneh. Çok mühim bir hadis.

Çok mühim bir hadis.
Konusu tam bizim bir hastalığımıza parmak basan,Konusu tam bizim bir hastalığımıza parmak basan, bizim şimdi üzerine eğilmemiz gereken bir konuda bir hadis-i şerif.bizim şimdi üzerine eğilmemiz gereken bir konuda bir hadis-i şerif. Sonuncu hadis-i şerif.Sonuncu hadis-i şerif. Böyle çıktı karşımıza.Böyle çıktı karşımıza. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: Lâ tahillü’l-hicretü fevka selâsete eyyâmin

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: Lâ tahillü’l-hicretü fevka selâsete eyyâmin
Üç günden fazla ayrı, küs durmak helal olmaz.Üç günden fazla ayrı, küs durmak helal olmaz. Müslümanın müslümana üç günden fazlaMüslümanın müslümana üç günden fazla küs durması helal olmaz.küs durması helal olmaz. ayrılık yapması, gayrılık yapması,ayrılık yapması, gayrılık yapması, küsüp yana çekilmesiküsüp yana çekilmesi helal olmaz.helal olmaz. “Üç gün niye?”

“Üç gün niye?”
Üç gün insanın içinde kızgınlık vardır, sinirlenir.

Üç gün insanın içinde kızgınlık vardır, sinirlenir.
Yatar, kalkar,Yatar, kalkar, sinirleri yatışır sonundasinirleri yatışır sonunda gelir, barışır.gelir, barışır. Üç gün olabilir.Üç gün olabilir. Üç günden fazla, uzun boylu, biz bununla beş senedir küsüz,Üç günden fazla, uzun boylu, biz bununla beş senedir küsüz, üç senedir küsüzüç senedir küsüz yirmi sene önce bir darılmıştık maşallahyirmi sene önce bir darılmıştık maşallah Sözünde sabit yirmi senedir hiç konuşmamışlar öyle şey olur mu?Sözünde sabit yirmi senedir hiç konuşmamışlar öyle şey olur mu? Üç günden fazla dargınlık yok Müslümanlıkta.Üç günden fazla dargınlık yok Müslümanlıkta. Efendimiz öyle emrediyor.Efendimiz öyle emrediyor. Yani üç güneYani üç güne göğüsün kızgınlığı soğusun diye müsade ediyor.göğüsün kızgınlığı soğusun diye müsade ediyor. Aslında hiç dargınlık olmasa iyi olur amaAslında hiç dargınlık olmasa iyi olur ama o göğüs bir kaynadı mı fokur fokur ısındı,o göğüs bir kaynadı mı fokur fokur ısındı, elini tutsan elin yanacakelini tutsan elin yanacak parmağın yanacak, yapışacakparmağın yanacak, yapışacak üç günde soğur ancak o.üç günde soğur ancak o. Üç günde soğuyacak bir kızgınlıkÜç günde soğuyacak bir kızgınlık ama üç günden fazla dargınlıkama üç günden fazla dargınlık helal olmaz diyor Peygamberimiz Efendimiz.helal olmaz diyor Peygamberimiz Efendimiz. Şimdi sayın bakalım, düşünün bakalım...Şimdi sayın bakalım, düşünün bakalım... Kime ne kadar gündür dargınsınız?Kime ne kadar gündür dargınsınız? Barışacağız mecburen.Barışacağız mecburen. Nefis...Nefis... Nefis ne kadar (galip) gelirse gelsin...Nefis ne kadar (galip) gelirse gelsin... "Peki barışacağız.""Peki barışacağız." Feini’ltekayâ

Feini’ltekayâ
eğer ikisi karşılaşırsaeğer ikisi karşılaşırsa iki dargın karşı karşıya geldiler.iki dargın karşı karşıya geldiler. Bu adam bu adama dargın dur seyredelim bakalım ne olacak?Bu adam bu adama dargın dur seyredelim bakalım ne olacak? İkisi karşılaştılar ne olacak?İkisi karşılaştılar ne olacak? "Feselleme ehadühümâ",

"Feselleme ehadühümâ",
bir tanesi "esselamu aleyküm" dedi selam verdi.bir tanesi "esselamu aleyküm" dedi selam verdi. İkisi de dargındı ya.İkisi de dargındı ya. Karşılaştılar yolda,Karşılaştılar yolda, yolu dönüp de geri kaçacak değil ya.yolu dönüp de geri kaçacak değil ya. Gidiyorlar birisi diğerine "esselamu aleyküm" dedi.Gidiyorlar birisi diğerine "esselamu aleyküm" dedi. İki dargın birisi selamı verdi, neden?İki dargın birisi selamı verdi, neden? Dinimiz selamı emrediyor.Dinimiz selamı emrediyor. İsterse vermesin!İsterse vermesin! Verecek...Verecek... Selam verdi.Selam verdi. "Feselleme ehadühümâ eredde’l-âharu"

"Feselleme ehadühümâ eredde’l-âharu"
İkincisi de "Ve aleyküm selam" dedi.İkincisi de "Ve aleyküm selam" dedi. Selamı iade etti, karşıladı.Selamı iade etti, karşıladı. "İşterekâ fi’l- ecri" sevapta müşterek olurlar.”

"İşterekâ fi’l- ecri" sevapta müşterek olurlar.”
“Al sana da sevap, al sana da sevap…

“Al sana da sevap, al sana da sevap…
Sen selâm verdiğin için sevap kazandın, sen deSen selâm verdiğin için sevap kazandın, sen de küslüğü bırakıp selâmı aldığın için sevap kazandın.”küslüğü bırakıp selâmı aldığın için sevap kazandın.” İkisi de sevap kazanır.İkisi de sevap kazanır. "Ve in lem yerüdde"

"Ve in lem yerüdde"
“Eğer selâm verilen sahıs selâmı almazsa,“Eğer selâm verilen sahıs selâmı almazsa, "Ben ona küsüm, onun selamına karşılık verir miyim? O bana ne yapmıştı!

"Ben ona küsüm, onun selamına karşılık verir miyim? O bana ne yapmıştı!
"Vermiyorum selam!""Vermiyorum selam!" Selam vermedi, ne olur?Selam vermedi, ne olur? "Berie hâzâ mine’l-ismi"
"Berie hâzâ mine’l-ismi"
birinci selâm veren günahtan beri olur.birinci selâm veren günahtan beri olur. Kurtulur, çünkü selam verdi.Kurtulur, çünkü selam verdi. Nefsini yendi; selam verdi, o kurtulur.Nefsini yendi; selam verdi, o kurtulur. "Ve bâe bihi’l-âharu" Ötekisi vebali yüklenir.”"Ve bâe bihi’l-âharu" Ötekisi vebali yüklenir.” Selam almadığı için, inadı devam ettirdiği için, kızgınlığı devam ettirdiği içinSelam almadığı için, inadı devam ettirdiği için, kızgınlığı devam ettirdiği için o artık vebali yüklenir.o artık vebali yüklenir. Gelelim sonuncu cümleye…

Gelelim sonuncu cümleye…
"Ve in mâtâ" Eğer bu iki dargın adamcağız ölürlerse

"Ve in mâtâ" Eğer bu iki dargın adamcağız ölürlerse
"Ve in mâtâ, ve hümâ mütehâcirâni""Ve in mâtâ, ve hümâ mütehâcirâni" Birbirine küskün olarak, konuşmaz durumda bu ikisi ölürlerse...Birbirine küskün olarak, konuşmaz durumda bu ikisi ölürlerse... Ali ile Veli Efendi 10 senedir dargındı, öldüler.

Ali ile Veli Efendi 10 senedir dargındı, öldüler.
Buyur, şimdi ne olacak?Buyur, şimdi ne olacak? "Lâ yectemiàni fi’l-cenneh"

"Lâ yectemiàni fi’l-cenneh"
bir araya gelemezler.” Ne demek?bir araya gelemezler.” Ne demek? Yani haklı olan cennete girer.

Yani haklı olan cennete girer.
Birisi cennete girmişse, ötekisi degiremez.Birisi cennete girmişse, ötekisi degiremez. Birisi cennete girdi mi, ötekisine cennete girmek yok…Birisi cennete girdi mi, ötekisine cennete girmek yok… Toplanamazlar, bir araya gelemezler.Toplanamazlar, bir araya gelemezler. İkisi de haksızsa, ikisi de cehenneme gider.

İkisi de haksızsa, ikisi de cehenneme gider.
Bir tanesi haklı ise, haklı olan cennete girer.Bir tanesi haklı ise, haklı olan cennete girer. Ötekisinin cennete girmesi mümkün olmaz.Ötekisinin cennete girmesi mümkün olmaz. “Sen cennette birisine dargın idin,

“Sen cennette birisine dargın idin,
haksızlık sende idi.haksızlık sende idi. Hadi bakalım cehenneme!” derler.Hadi bakalım cehenneme!” derler. Allah eylemesin, Allah etmesin…

Allah eylemesin, Allah etmesin…
Allah cehenneme düşürmesin…Allah cehenneme düşürmesin… bizi bu nefsin oyunlarına uğratmasın…bizi bu nefsin oyunlarına uğratmasın… Bu nefis öyle bir mahlûktur ki,

Bu nefis öyle bir mahlûktur ki,
öyle bir inatçıdır ki, öyle bir güreşçidir ki, bizi böyle tutar,öyle bir inatçıdır ki, öyle bir güreşçidir ki, bizi böyle tutar, usta bir pehlivanın küçük bir çocukla oynadığı gibi,usta bir pehlivanın küçük bir çocukla oynadığı gibi, yerden yere çalar. Sırtımızı yere yatırır, yatırır; yapıştırır, yapıştırır geçer gider.yerden yere çalar. Sırtımızı yere yatırır, yatırır; yapıştırır, yapıştırır geçer gider. Nefis böyledir. Allah nefsin şerrinden cümlemizi korusun…

Nefis böyledir. Allah nefsin şerrinden cümlemizi korusun…
Şeytanın şerrinden cümlemizi korusun…Şeytanın şerrinden cümlemizi korusun… Hakiki Müslüman olmayı cümlenize, cümlemize nasib eylesin…Hakiki Müslüman olmayı cümlenize, cümlemize nasib eylesin… Fâtiha-i şerîfe mea’l-besmele!

Fâtiha-i şerîfe mea’l-besmele!
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2