Namaz Vakitleri

8 Zilhicce 1445
14 Haziran 2024
İmsak
03:24
Güneş
05:24
Öğle
13:09
İkindi
17:09
Akşam
20:44
Yatsı
22:35
Detaylı Arama

Harem-i Şerîf’te Kadınlar ve Erkeklerin Beraber Tavafı (Sorular ve Cevaplar)

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

4 Zilhicce 1412 / 05.06.1992

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın 1980 sonrası sohbetlerine ek olarak başka bir uygulama daha başlatıldı. Problemi olanlar, herhangi bir konuda sıkıntısı olanlar, meselelerini yazılı olarak hocamıza gönderiyorlardı. Hocamız onları birer birer okuyor, her birisi için gerekli cevapları, açıklamaları, nasihatleri yapıyor, tavsiyelerde bulunuyordu.

Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamızın sohbetlerine katılanlar, katlanmış kâğıt parçalarının elden ele, kürsüye doğru taşındığını ve bir zaman sonra bunların kürsüde küçük tepecikler oluşturduklarını görmüşlerdir.

Konuşma Metni

Bismillâhirrahmânirrahîm. Kıymetli hocam. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Kıymetli hocam.

Harem-i Şerîf'te kadın erkek beraber tavaf yapıyorlar, üstelik şuursuz. Harem-i Şerîf'te kadın erkek beraber tavaf yapıyorlar, üstelik şuursuz.

Allah şuur versin. Aynı zamanda tavaf mümkün mü? Allah şuur versin.

Aynı zamanda tavaf mümkün mü?

Sonra yanyana, kadın önde namaz kılıyor. Bunların yeri ayrılsa? Sonra yanyana, kadın önde namaz kılıyor. Bunların yeri ayrılsa?

Sonra aynı yerden giriliyor aynı yerden çıkılıyor. Sonra servis meselesi.Sonra aynı yerden giriliyor aynı yerden çıkılıyor.

Sonra servis meselesi.
Erkekler kadınlardan fazla hücum ediyor. Sıra diye bir şey, saygı diye bir şey yok. Erkekler kadınlardan fazla hücum ediyor. Sıra diye bir şey, saygı diye bir şey yok.

Cevap: Ben şahsen kadınla erkeklerin beraber tavafından üzüntülüyüm.Cevap: Ben şahsen kadınla erkeklerin beraber tavafından üzüntülüyüm. Mümkün olduğu zamanda görevlileri koyarlar kadınlara işaret ederler.Mümkün olduğu zamanda görevlileri koyarlar kadınlara işaret ederler. "Sen dışta tavaf et! Erkekler içte tavaf etsin! Karışmasın!" filan diye ama"Sen dışta tavaf et! Erkekler içte tavaf etsin! Karışmasın!" filan diye ama çok kalabalıkta bunlar ipin ucunu kaçırıyor bir şey yapmıyorlar. Karmakarış tavaf ediliyor.çok kalabalıkta bunlar ipin ucunu kaçırıyor bir şey yapmıyorlar. Karmakarış tavaf ediliyor. Tabii bu üzülecek bir durum. Arkadaşımıza katılıyoruz. Doğru bir şey değil. Tabii bu üzülecek bir durum. Arkadaşımıza katılıyoruz. Doğru bir şey değil.

Bazı mezheplere göre, Şafii mezhebinde kadına değdiği zaman erkeğin abdesti bozulur.Bazı mezheplere göre, Şafii mezhebinde kadına değdiği zaman erkeğin abdesti bozulur. Abdestsiz tavaf ettiği zaman kurban kesmesi gerekir. Yani çok [karışık bir]şey. Abdestsiz tavaf ettiği zaman kurban kesmesi gerekir. Yani çok [karışık bir]şey.

Çare ne olabilir? Bunun çaresi ne olabilir? Çare ne olabilir? Bunun çaresi ne olabilir?

Bunun çaresi kadınların tavaf zamanlarını, erkeklerin tavaf zamanlarını ayırmak olabilir.Bunun çaresi kadınların tavaf zamanlarını, erkeklerin tavaf zamanlarını ayırmak olabilir. Mesela; "Sabahleyin dokuzdan on bire kadar kadınlar tavaf edecek.Mesela; "Sabahleyin dokuzdan on bire kadar kadınlar tavaf edecek. Öğleden sonra ikiden üç buçuğa kadar kadınlar tavaf edecek.Öğleden sonra ikiden üç buçuğa kadar kadınlar tavaf edecek. Şu vakitten şu vakite kadar kadınlar tavaf edecek." diye, belli vakitler verirlerse,Şu vakitten şu vakite kadar kadınlar tavaf edecek." diye, belli vakitler verirlerse, bir de arasına şöyle, "Şurası kadınların tavaf yeridir, burası da erkeklerin tavaf yeridir." diyebir de arasına şöyle, "Şurası kadınların tavaf yeridir, burası da erkeklerin tavaf yeridir." diye bir şey [koyup] yer ayırırlarsa; nasıl namaz vakitlerinde kadınları oralardan sepetliyorlar, çıkarıyorlar.bir şey [koyup] yer ayırırlarsa; nasıl namaz vakitlerinde kadınları oralardan sepetliyorlar, çıkarıyorlar. Namaz kılınacağı zaman hiç kadın bırakmıyorlar, beceriyorlar bu işi. Namaz kılınacağı zaman hiç kadın bırakmıyorlar, beceriyorlar bu işi.

Yapabilirler, öyle bir şey yapsalar iyi olur. "Yanyana veya bazen kadın önde namaz kılıyorlar." Yapabilirler, öyle bir şey yapsalar iyi olur.

"Yanyana veya bazen kadın önde namaz kılıyorlar."

Tabii bu da bizim Hanefi mezhebine göre normal şartlarda namazın bozulmasına sebeptir.Tabii bu da bizim Hanefi mezhebine göre normal şartlarda namazın bozulmasına sebeptir. Fakat burada bir olağanüstü durum ve kaçınılmaz bir mecburiyet var.Fakat burada bir olağanüstü durum ve kaçınılmaz bir mecburiyet var. Şimdi siz mesela bütün dikkatinizle kadın olmayan bir yerde namaza niyet ediyorsunuz,Şimdi siz mesela bütün dikkatinizle kadın olmayan bir yerde namaza niyet ediyorsunuz, kaçınıyorsunuz kaçınıyorsunuz bir yer arayıp buluyorsunuz,kaçınıyorsunuz kaçınıyorsunuz bir yer arayıp buluyorsunuz, Allahuekber [deyip] orada namaza duruyorsunuz.Allahuekber [deyip] orada namaza duruyorsunuz. Siz durduktan sonra pat bir kadın geliyor, yanınıza [namaza durabiliyor]. Siz durduktan sonra pat bir kadın geliyor, yanınıza [namaza durabiliyor].

Normal olarak bir kadın önde olursa arkasındaki erkeklerin hepsinin namazı bozulurNormal olarak bir kadın önde olursa arkasındaki erkeklerin hepsinin namazı bozulur ama işte burada alimler: "Mazeret vardır. İnşallah ibadetler kabul oluyordur." diye söylüyorlar. ama işte burada alimler: "Mazeret vardır. İnşallah ibadetler kabul oluyordur." diye söylüyorlar.

Önden geçme meselesi de böyle.Önden geçme meselesi de böyle. Normal olarak önünden geçilmez ama burada onun önünden geçme, bunun önünden geçme, mümkün olmuyor.Normal olarak önünden geçilmez ama burada onun önünden geçme, bunun önünden geçme, mümkün olmuyor. İlerlemek mümkün olmuyor ve müsaade de var. Zaruret halinde böyle geçilebiliyor diye, onun için geçiliyor.İlerlemek mümkün olmuyor ve müsaade de var. Zaruret halinde böyle geçilebiliyor diye, onun için geçiliyor. Bunlar normal mescitlerde olan şeyler değil, buranın sıkışıklığına ve özel durumuna göre olan şeyler. Bunlar normal mescitlerde olan şeyler değil, buranın sıkışıklığına ve özel durumuna göre olan şeyler.

"Aynı yerden girip aynı yerden çıkıyorlar." "Aynı yerden girip aynı yerden çıkıyorlar."

Kadınlar için ayrı kapı var ama ahâli kadın kapısı,Kadınlar için ayrı kapı var ama ahâli kadın kapısı, erkek kapısı bilmediği için erkeklerin yanına kadınlar giriyor, kadınların [yerine] erkekler giriyor.erkek kapısı bilmediği için erkeklerin yanına kadınlar giriyor, kadınların [yerine] erkekler giriyor. Kadınlar için ayrılmış paravanalı kısımlar var.Kadınlar için ayrılmış paravanalı kısımlar var. Bakıyorsun, adam oraya uzanmış, karısı da yanında sohbet ediyor. Nizamı bozan ahâli.Bakıyorsun, adam oraya uzanmış, karısı da yanında sohbet ediyor. Nizamı bozan ahâli. Artık onunla başa çıkamıyorlar. Aslında bazı ayrımlar yapmışlar ama şu sırada başa çıkamıyorlar. Artık onunla başa çıkamıyorlar. Aslında bazı ayrımlar yapmışlar ama şu sırada başa çıkamıyorlar.

Biz mümkün olduğu kadar bu nizamlara riayet etmeye çalışalım. Biz mümkün olduğu kadar bu nizamlara riayet etmeye çalışalım.

"Bir de servis meselesi." Ha bu bizim kendi meselemiz."Bir de servis meselesi."

Ha bu bizim kendi meselemiz.
Bu servis meselesi Harem'in meselesi değil. Bu servis meselesi Harem'in meselesi değil. Tabii kadınlara öncelik tanımak önemli, yaşlılara, ihtiyarlara öncelik tanımak önemli.Tabii kadınlara öncelik tanımak önemli, yaşlılara, ihtiyarlara öncelik tanımak önemli. Ya da bir sıra olması önemli. Medeni insanlar, müslüman insanlar başkasının hakkını çiğnemez.Ya da bir sıra olması önemli. Medeni insanlar, müslüman insanlar başkasının hakkını çiğnemez. Kendi arasında sıraya riayet eder, öndekinden itibaren girer. Kendi arasında sıraya riayet eder, öndekinden itibaren girer.

Ama maalesef bizim bu İslâm ülkelerinde diyeceğim,Ama maalesef bizim bu İslâm ülkelerinde diyeceğim, yani kaç İslâm ülkesini gezdiysem bu acayipliği gördüm. yani kaç İslâm ülkesini gezdiysem bu acayipliği gördüm. Mesela Pakistan'da bilet kuyruğundayız, uçak bagajını verme kuyruğunda.Mesela Pakistan'da bilet kuyruğundayız, uçak bagajını verme kuyruğunda. Yandan koca sarıklı, koca kavuklu, koca sakallı adam geldi; "Yahu sıra!" diyoruz, hiç aldırmıyor.Yandan koca sarıklı, koca kavuklu, koca sakallı adam geldi; "Yahu sıra!" diyoruz, hiç aldırmıyor. Geldi en öne [durdu]. Hani senin bu sakalın, sarığın, zihniyetin bunu nasıl yaptırtıyor sana? Geldi en öne [durdu].

Hani senin bu sakalın, sarığın, zihniyetin bunu nasıl yaptırtıyor sana?

Yapıyor. Başka yerlerde de aynı usulsüzlüğü görüyoruz.Yapıyor.

Başka yerlerde de aynı usulsüzlüğü görüyoruz.
Halbuki Avrupa'da, mesela oralarda da seyahat ettim.Halbuki Avrupa'da, mesela oralarda da seyahat ettim. Bu terbiyeyi vermişler halklarına, herkes sıraya riayet ediyor.Bu terbiyeyi vermişler halklarına, herkes sıraya riayet ediyor. Sıradan gidiyor ve işler de bitiyor. Bir zaman sonra geliyor bitiyor. Sıradan gidiyor ve işler de bitiyor. Bir zaman sonra geliyor bitiyor.

Biz riayet etmeye çalışalım.Biz riayet etmeye çalışalım. Hakka riayet eden, hukuka riayet eden, Allah'ın rızasını gözeten, kardeşimizi seven,Hakka riayet eden, hukuka riayet eden, Allah'ın rızasını gözeten, kardeşimizi seven, kardeşlerimiz için fedakarlık yapan insanlar olduğumuzu göstermeye çalışalım. kardeşlerimiz için fedakarlık yapan insanlar olduğumuzu göstermeye çalışalım.

Evet iki soru idi, iki sorunun cevabını söyledik. Evet iki soru idi, iki sorunun cevabını söyledik.

Bir de şurada Hz. Osman radıyallahu anh'ın bir sözü var.Bir de şurada Hz. Osman radıyallahu anh'ın bir sözü var. Akşam açtım o geldi karşıma, onu okumaya karar verdim.Akşam açtım o geldi karşıma, onu okumaya karar verdim. Çünkü dün konuşmamda demiştim ki bütün ibadetlerin, ruhu özü, Çünkü dün konuşmamda demiştim ki bütün ibadetlerin, ruhu özü, nasıl elektrik aletlerini çalıştıran cereyansa, her şeyin özü, ibadetin özü takvâdır demiştim. nasıl elektrik aletlerini çalıştıran cereyansa, her şeyin özü, ibadetin özü takvâdır demiştim. Sonra, bu sayfayı açınca, Hz. Osman Efendimiz'in takvâ ehli insanlarla ilgili bir sözünü görünce, Sonra, bu sayfayı açınca, Hz. Osman Efendimiz'in takvâ ehli insanlarla ilgili bir sözünü görünce, dedim yarın cemaate bunu okuyayım. Hz. Osman Efendimiz buyurmuş ki; Hz. Osman kim? dedim yarın cemaate bunu okuyayım.

Hz. Osman Efendimiz buyurmuş ki;

Hz. Osman kim?

Aşere-i mübeşşereden. Yani cennetlik olduğu hayatında kendisine müjdelenmiş 10 kişi var.Aşere-i mübeşşereden. Yani cennetlik olduğu hayatında kendisine müjdelenmiş 10 kişi var. O 10 kişiden birisi bu Hz. Osman Efendimiz. Sonra Kur'ân-ı Kerîm'i toplayan kimse bu.O 10 kişiden birisi bu Hz. Osman Efendimiz. Sonra Kur'ân-ı Kerîm'i toplayan kimse bu. Kurân-ı Kerîm'i, -Câmi'ul Kur'an derler- muhtelif yerlerdeki yazılardan topladı,Kurân-ı Kerîm'i, -Câmi'ul Kur'an derler- muhtelif yerlerdeki yazılardan topladı, mushafları yazdırdı [kendi] zamanında. O [özelliği] var. Ondan sonra Peygamber Efendimiz'in damadı.mushafları yazdırdı [kendi] zamanında. O [özelliği] var. Ondan sonra Peygamber Efendimiz'in damadı. İlk müslüman olanlardan, parasını İslâm'ın gelişmesi için, yayılması için sarfedenlerden.İlk müslüman olanlardan, parasını İslâm'ın gelişmesi için, yayılması için sarfedenlerden. Üçüncü halife. Ömrünü, Kur'an okurken şehit edilip [tamamlamış,]Üçüncü halife. Ömrünü, Kur'an okurken şehit edilip [tamamlamış,] Kur'an okumak halindeyken ruhunu teslim etmiş olan bir şehit aynı zamanda.Kur'an okumak halindeyken ruhunu teslim etmiş olan bir şehit aynı zamanda. Peygamber Efendimiz'in; "Ağlama ya Osman! Kaç tane kızım olsa hepsini bir bir sana verirdim." Peygamber Efendimiz'in; "Ağlama ya Osman! Kaç tane kızım olsa hepsini bir bir sana verirdim." Yani birisi öldü ötekisi, ötesi öldü ötekisi, ne kadar olursa hepsini verirdim diye iltifat ettiği insandır.Yani birisi öldü ötekisi, ötesi öldü ötekisi, ne kadar olursa hepsini verirdim diye iltifat ettiği insandır. Cömertliğiyle tanınmış büyüklerimizden. Cömertliğiyle tanınmış büyüklerimizden.

Buyurmuş ki; Hamsün hünne alâmâtü'l-müttakîn. "Beş şey vardır ki bunlar müttakîlerin alâmetidir." Buyurmuş ki;

Hamsün hünne alâmâtü'l-müttakîn. "Beş şey vardır ki bunlar müttakîlerin alâmetidir."

Hani takvâ lazım dedik ya. Takvâ ehli insanların alâmeti neymiş? Hani takvâ lazım dedik ya.

Takvâ ehli insanların alâmeti neymiş?

Bu da onu anlattığı için, takvâ meselesi zihnimizdeBu da onu anlattığı için, takvâ meselesi zihnimizde biraz daha iyi yerleşmiş olsun diye onları da okuyuverelim. Takvâ ehli insanların alâmeti; biraz daha iyi yerleşmiş olsun diye onları da okuyuverelim.

Takvâ ehli insanların alâmeti;

Evvelühâ en lâ yücâlise illâ men yuslihu'd-dîne me'ahû ve yağlibu'l-ferce ve'l-lisâne.Evvelühâ en lâ yücâlise illâ men yuslihu'd-dîne me'ahû ve yağlibu'l-ferce ve'l-lisâne. "Müttakî olan insan, yani takvâyı kendisine şiar edinmiş olan, takvâ ehli olacağım diye karar vermiş olan"Müttakî olan insan, yani takvâyı kendisine şiar edinmiş olan, takvâ ehli olacağım diye karar vermiş olan ve takvâyı elde etmiş olan insanın birinci alâmeti şudur: Herkesle oturmaz." ve takvâyı elde etmiş olan insanın birinci alâmeti şudur: Herkesle oturmaz."

En lâ yücâlise illâ men yuslihu'd-dîne me'ahû. Veya yaslihu'd-dînü me'ahû.En lâ yücâlise illâ men yuslihu'd-dîne me'ahû. Veya yaslihu'd-dînü me'ahû. "Din, dindarlık yanında hoş olan, dini yanında tamam olan insanla oturur. Başkasıyla oturmaz." "Din, dindarlık yanında hoş olan, dini yanında tamam olan insanla oturur. Başkasıyla oturmaz."

Yani zevzekle, gevezeyle, laubaliyle, günahkârla oturmaz. Akılsızla, beyinsizle, münafıkla oturmaz. Yani zevzekle, gevezeyle, laubaliyle, günahkârla oturmaz. Akılsızla, beyinsizle, münafıkla oturmaz.

Ancak kimin sohbetini seçer? Kimin yanına gider? Kiminle oturur? Ancak kimin sohbetini seçer? Kimin yanına gider? Kiminle oturur?

"Yanında dini öğrenebileceği ve Allah'ın rızasına uygun ibadetin taatin yapılabileceği.""Yanında dini öğrenebileceği ve Allah'ın rızasına uygun ibadetin taatin yapılabileceği." Ve yağlibu'l-ferce ve'l-lisân. Nefsine hakim olan, diline hakim olan insanın yanında, onunla oturur." Ve yağlibu'l-ferce ve'l-lisân. Nefsine hakim olan, diline hakim olan insanın yanında, onunla oturur."

Yani düşüp kalktığı insanları tarif ediyor.Yani düşüp kalktığı insanları tarif ediyor. Takvâ ehli insan herkesle sıkı fıkı ahbaplık yapmaz, ahbaplık yapacağı insanları özel seçer. Takvâ ehli insan herkesle sıkı fıkı ahbaplık yapmaz, ahbaplık yapacağı insanları özel seçer.

Kimlerle arkadaşlık eder? Yanında dini tashih olacak insanla ahbaplık eder.Kimlerle arkadaşlık eder?

Yanında dini tashih olacak insanla ahbaplık eder.
Yani, "Ben filanca insanın yanına gideyim, hatam varsa söyler.Yani, "Ben filanca insanın yanına gideyim, hatam varsa söyler. Bilmediğim şeyleri onlardan öğrenirim." filan diye iyi, dindar insanın yanına gider.Bilmediğim şeyleri onlardan öğrenirim." filan diye iyi, dindar insanın yanına gider. Hem de namusuna da hâkim diline de hâkim olan insanın yanına gider.Hem de namusuna da hâkim diline de hâkim olan insanın yanına gider. Nefsini yenemeyen, dilini tutamayan insanlarla ahbaplık etmez. Çünkü onlar günaha girecekler.Nefsini yenemeyen, dilini tutamayan insanlarla ahbaplık etmez. Çünkü onlar günaha girecekler. Yani günaha girecek derecede gevşek insanlarla ahbaplık etmez. Yani günaha girecek derecede gevşek insanlarla ahbaplık etmez.

Buradan şunu anlıyoruz ki; biz de takvâ ehli olmak istiyorsak kiminle arkadaşlık edeceğimizi seçelim. Buradan şunu anlıyoruz ki; biz de takvâ ehli olmak istiyorsak kiminle arkadaşlık edeceğimizi seçelim.

Türkiye'ye döneceğiz; Kiminle vaktimizi geçireceğiz? Kiminle oturacağız? Nerede oturacağız? Türkiye'ye döneceğiz; Kiminle vaktimizi geçireceğiz? Kiminle oturacağız? Nerede oturacağız?

Bunu mutlaka zihnimizin ön planında tutmamız lazım geliyor.Bunu mutlaka zihnimizin ön planında tutmamız lazım geliyor. Kendimize iyi arkadaşlar bulmamız gerekiyor.Kendimize iyi arkadaşlar bulmamız gerekiyor. Dini bilen, Allah'tan korkan, Allah'ın sevgili kulu olduğunu hüsn-i zan edip, Dini bilen, Allah'tan korkan, Allah'ın sevgili kulu olduğunu hüsn-i zan edip, tahmin ettiğimiz insanlarla ahbaplık etmemiz lazım.tahmin ettiğimiz insanlarla ahbaplık etmemiz lazım. Bize günahı teşvik eden, bizi günaha götürecek olan insanlardan mümkün olduğu kadar kaçınmamız lazım.Bize günahı teşvik eden, bizi günaha götürecek olan insanlardan mümkün olduğu kadar kaçınmamız lazım. "Merhaba" edebiliriz, nasihat edebiliriz ama onlarla düşüp kalkmak doğru olmaz. "Merhaba" edebiliriz, nasihat edebiliriz ama onlarla düşüp kalkmak doğru olmaz.

Babamın ahbâbı rahmetli Hüseyi Karagözoğlu vardı. Şu Kur'an Anahtarı diye kitabı ilk yazan kimsedir. Babamın ahbâbı rahmetli Hüseyi Karagözoğlu vardı. Şu Kur'an Anahtarı diye kitabı ilk yazan kimsedir.

Allah cümle geçmişlerimizle beraber ona da rahmet eylesin. Allah cümle geçmişlerimizle beraber ona da rahmet eylesin.

Bizim evimize geldi Erenköy'de. Bahçeli güzel bir evimiz vardı ahşap konak. Geldi; Bizim evimize geldi Erenköy'de. Bahçeli güzel bir evimiz vardı ahşap konak. Geldi;

"Nereye gidiyorsun?" diye sordu bana. Ben de; "Nereye gidiyorsun?" diye sordu bana. Ben de;

"Üniversitede Arapça öğretilen yere gidiyorum. Yeni başladım, birkaç ay oldu." filan deyince; "Üniversitede Arapça öğretilen yere gidiyorum. Yeni başladım, birkaç ay oldu." filan deyince;

"Aferin, aferin!" dedi. Yaşlı, çok ciddi bir alimdi. Rahmetli cennet mekân. "Aferin, aferin!" dedi.

Yaşlı, çok ciddi bir alimdi. Rahmetli cennet mekân.

Harekesiz, üstünsüz, esresiz bir beyit yazdı, "Oku bakalım şunu." dedi. Harekesiz, üstünsüz, esresiz bir beyit yazdı, "Oku bakalım şunu." dedi.

Yazdı, "Oku bakayım şunu." dedi. İmtihan ediyor beni.Yazdı, "Oku bakayım şunu." dedi. İmtihan ediyor beni. Ben birkaç aylık bir Arapça talebesiyim, imtihan ediyor. Okudum; Ben birkaç aylık bir Arapça talebesiyim, imtihan ediyor. Okudum;

İzâ kâne'l-ğurâbü delile kavmin le-ye'tîhim ile'l-ardı'l-ciyâfi. İzâ kâne'l-ğurâbü delile kavmin le-ye'tîhim ile'l-ardı'l-ciyâfi.

"Aferin" dedi, yani okuyuşumu beğendi, doğru okudum diye bir "aferin" aldım. Ama yazdığı söz şu: "Aferin" dedi, yani okuyuşumu beğendi, doğru okudum diye bir "aferin" aldım. Ama yazdığı söz şu:

"Bir kavmin kılavuzu karga olursa, onları cifenin başına götürür." "Bir kavmin kılavuzu karga olursa, onları cifenin başına götürür."

Karga, çünkü leş kargası, leş yer. Kavmi kendisinin keyfine, zevkine uygun yere götürür.Karga, çünkü leş kargası, leş yer. Kavmi kendisinin keyfine, zevkine uygun yere götürür. Demek ki kargayla ahbaplık ederse kargayı kılavuz ederse insan leşin başına gider. Demek ki kargayla ahbaplık ederse kargayı kılavuz ederse insan leşin başına gider.

Bu bir atasözü tabii. Onun için, biz de kiminle ahbaplık edeceğimize bundan sonra dikkat edelim. Bu bir atasözü tabii. Onun için, biz de kiminle ahbaplık edeceğimize bundan sonra dikkat edelim.

Kiminle ahbaplık edeceğiz? Kiminle ahbaplık edeceğiz?

Dindar insanla, akıllı insanla, ilimli insanla, nefsine hakim olan insanla, günahlara dalmayan,Dindar insanla, akıllı insanla, ilimli insanla, nefsine hakim olan insanla, günahlara dalmayan, sözünü bilen, mâlâyâni konuşmayan insanla ahbaplık edelim.sözünü bilen, mâlâyâni konuşmayan insanla ahbaplık edelim. Arkadaşların iyilerini, kalitelilerini seçelim.Arkadaşların iyilerini, kalitelilerini seçelim. Çok sayıda arkadaş yerine kaliteli dost edinmeye çok dikkat edelim. Çok sayıda arkadaş yerine kaliteli dost edinmeye çok dikkat edelim.

Tabii bu kaliteli dostların adedini ne kadar artırırsak o kadar iyi.Tabii bu kaliteli dostların adedini ne kadar artırırsak o kadar iyi. İnsan yeni bir dost edinince Allah cennette ona bir derece daha verir.İnsan yeni bir dost edinince Allah cennette ona bir derece daha verir. Ama öyle bir yüksek derece verir ki bu dereceden o dereceye başka hiçbir iş yaparak Ama öyle bir yüksek derece verir ki bu dereceden o dereceye başka hiçbir iş yaparak çıkmak mümkün olmayacak kadar yüksek bir derece verir.çıkmak mümkün olmayacak kadar yüksek bir derece verir. Onun için iyi ahbap, iyi arkadaş edinmeye çalışmak lazım. Onun için iyi ahbap, iyi arkadaş edinmeye çalışmak lazım.

Şimdi mesela buraya bir kardeşimiz geldi. Az önce selam verdi. Aleykümselam.Şimdi mesela buraya bir kardeşimiz geldi. Az önce selam verdi. Aleykümselam. Biz Özbekistan'a gittik, orada arkadaş edindik. Biz Özbekistan'a gittik, orada arkadaş edindik. Burada da şimdi onlar da geldiler, ahbaplığımız devam ediyor mesela. Allah razı olsun. Burada da şimdi onlar da geldiler, ahbaplığımız devam ediyor mesela.

Allah razı olsun.

Takvâ ehli insanların birinci alâmeti; ahbaplık ettiği insanı seçer, bir.Takvâ ehli insanların birinci alâmeti; ahbaplık ettiği insanı seçer, bir. Dindar, namusuna, diline sahip olan insanla ahbaplık edeceğiz, bir. Dindar, namusuna, diline sahip olan insanla ahbaplık edeceğiz, bir.

Ve izâ esâbehû şey'ün azîmün mine'd-dünyâ yerâhu vebâlen.Ve izâ esâbehû şey'ün azîmün mine'd-dünyâ yerâhu vebâlen. "Dünyalıktan kendisine büyük bir şey isabet edince takvâ ehli insan bunu tehlike ve vebal olarak görür." "Dünyalıktan kendisine büyük bir şey isabet edince takvâ ehli insan bunu tehlike ve vebal olarak görür."

Çok para geçti eline mesela; "Eyvah! Çok para geçti.Çok para geçti eline mesela;

"Eyvah! Çok para geçti.
Şimdi benim vebalim arttı. Ne yapayım? Hayır yapmam lazım, zekâtımı vermem lazım. Şimdi benim vebalim arttı. Ne yapayım? Hayır yapmam lazım, zekâtımı vermem lazım. Aman eksiksiz vereyim! Zengin oldum, hacca gitmem lazım..." vesaire filan.Aman eksiksiz vereyim! Zengin oldum, hacca gitmem lazım..." vesaire filan. Yani paradan hemen mesuliyetini, yapması gereken ödevleri hatırlıyor.Yani paradan hemen mesuliyetini, yapması gereken ödevleri hatırlıyor. Ehli dünya, "Oh oh! Nereden gelirse gelsin. Nasıl gelirse gelsin. Boşver, aldırma.Ehli dünya, "Oh oh! Nereden gelirse gelsin. Nasıl gelirse gelsin. Boşver, aldırma. Haram olsun, helal olsun, önemli değil." filan der. Haram olsun, helal olsun, önemli değil." filan der. Ama takvâ ehli insan, parası artınca telaşı artar, "Eyvah! Çok para kazandım. Dünyalık geçti elime.Ama takvâ ehli insan, parası artınca telaşı artar, "Eyvah! Çok para kazandım. Dünyalık geçti elime. Şimdi benim vazifem ne? Ne yapmam lazım?" diye, hemen kafası o tarafa çalışmaya başlar. Şimdi benim vazifem ne? Ne yapmam lazım?" diye, hemen kafası o tarafa çalışmaya başlar.

Biz de inşaallah bu şekilde düşünelim. Vazifelerimizi eksiksiz yapmaya gayret edelim. Biz de inşaallah bu şekilde düşünelim. Vazifelerimizi eksiksiz yapmaya gayret edelim.

İslâm dininin en güzel taraflarından birisi, sosyal yönünün çok kuvvetli olmasıdır.İslâm dininin en güzel taraflarından birisi, sosyal yönünün çok kuvvetli olmasıdır. Cemiyeti ıslah edecek, insanları mutlu edecek, fakirliği tedavi edecek, yok edecek prensipler vardır İslâm'da.Cemiyeti ıslah edecek, insanları mutlu edecek, fakirliği tedavi edecek, yok edecek prensipler vardır İslâm'da. Malî vazifeler vardır, bunlar en önemli ibadetlerdendir.Malî vazifeler vardır, bunlar en önemli ibadetlerdendir. Mesela zekât, çok önemli bir ibadettir, fevkalade önemli bir ibadettir. Bir farz olmuş.Mesela zekât, çok önemli bir ibadettir, fevkalade önemli bir ibadettir. Bir farz olmuş. Namaz da farz bir ibadet, keseyi açıp para vermek de ibadet. Namaz da farz bir ibadet, keseyi açıp para vermek de ibadet.

Madem bazı iyi insanların adı anılıyor böyle sohbette, çok sevdiğim, hürmet ettiğimMadem bazı iyi insanların adı anılıyor böyle sohbette, çok sevdiğim, hürmet ettiğim Ali Yakub hocanın da adını anayım.Ali Yakub hocanın da adını anayım. Böyle hacca geliyormuş, o Bağdat'a gittiği zaman Bağdat'ta bir yerde misafir olmuşlar.Böyle hacca geliyormuş, o Bağdat'a gittiği zaman Bağdat'ta bir yerde misafir olmuşlar. Tabii Ali Yakub Hoca'nın ilmini irfanını biliyor ev sahibi. Yanaşmış demiş ki; Tabii Ali Yakub Hoca'nın ilmini irfanını biliyor ev sahibi. Yanaşmış demiş ki;

"Ali Yakub hocam, ben zikri nasıl yapayım? Zikr-i cehrî mi yapayım, zikr-i hafî mi yapayım? "Ali Yakub hocam, ben zikri nasıl yapayım? Zikr-i cehrî mi yapayım, zikr-i hafî mi yapayım?

Yani fısfıs mı Allah diyeyim, yavaş yavaş mı, yoksa yüksek sesle mi Allah diyeyim?" filan diye soruyor. Yani fısfıs mı Allah diyeyim, yavaş yavaş mı, yoksa yüksek sesle mi Allah diyeyim?" filan diye soruyor.

Ali Yakub hoca gülerek diyor ki; Ali Yakub hoca gülerek diyor ki;

"Ben onun biraz zengin olmasına rağmen vazifelerini yapmadığını biliyordum."Ben onun biraz zengin olmasına rağmen vazifelerini yapmadığını biliyordum. Dedim ki ona; 'Sen zikri böyle yapacaksın.' Yani [eliyle] para verme işareti [yaparak] böyle [gösteriyor ve];Dedim ki ona; 'Sen zikri böyle yapacaksın.' Yani [eliyle] para verme işareti [yaparak] böyle [gösteriyor ve]; 'Sen zikri böyle yapacaksın, [tespih çekme işareti yaparak] böyle değil." [diyor.] 'Sen zikri böyle yapacaksın, [tespih çekme işareti yaparak] böyle değil." [diyor.]

Zikri böyle yapıyoruz işte Allah Allah Allah Allah... yani el böyle [kendimize doğru] çalışıyor.Zikri böyle yapıyoruz işte Allah Allah Allah Allah... yani el böyle [kendimize doğru] çalışıyor. [Para verme işareti yaparak,] "Sen böyle yapacaksın." demiş. [Para verme işareti yaparak,] "Sen böyle yapacaksın." demiş. Çünkü o mali ibadeti yapmayınca iyi müslüman olmuyor insan. Çünkü o mali ibadeti yapmayınca iyi müslüman olmuyor insan.

Bakın, şu hadis kitabında hadisler arasında geçiyor. Bakın, şu hadis kitabında hadisler arasında geçiyor.

Hacc-ı mebrûr istiyoruz hepimiz değil mi? Haccımız mebrûr olsun. Hacc-ı mebrûr istiyoruz hepimiz değil mi?

Haccımız mebrûr olsun.

"Hacc-ı mebrûrun alâmetinden bir tanesi ziyafet vermektir." diyor Peygamber Efendimiz. Neden? "Hacc-ı mebrûrun alâmetinden bir tanesi ziyafet vermektir." diyor Peygamber Efendimiz.

Neden?

Tabii o zaman bakkal yok, kasap yok, meyve yok, mahrumiyet çok.Tabii o zaman bakkal yok, kasap yok, meyve yok, mahrumiyet çok. Adam kesesini açıyor, hacılara ziyafet çekiyor, yani iş görüyor,Adam kesesini açıyor, hacılara ziyafet çekiyor, yani iş görüyor, bir çok insanın karnının doymasına sebep oluyor. Onun için büyük sevap kazanıyor.bir çok insanın karnının doymasına sebep oluyor. Onun için büyük sevap kazanıyor. Hacc-ı mebrûrun şartlarından birisi, tîb-u kelâm. "Hoş konuşacak.Hacc-ı mebrûrun şartlarından birisi, tîb-u kelâm. "Hoş konuşacak. Tatlı dilli olacak, güleç yüzlü olacak." Birisi de it'âm-u taam.Tatlı dilli olacak, güleç yüzlü olacak." Birisi de it'âm-u taam. "Yemek yedirecek yani kesenin ağzını açacak." "Yemek yedirecek yani kesenin ağzını açacak."

Onun için maddî masraflar da önemli ibadetlerdir. Hem hac da hem de bundan sonraki zamanda. Onun için maddî masraflar da önemli ibadetlerdir. Hem hac da hem de bundan sonraki zamanda.

Onun için madde bakımından gelişirsek bilelim ki vebalimiz arttı, görevimiz arttı,Onun için madde bakımından gelişirsek bilelim ki vebalimiz arttı, görevimiz arttı, yapmamız gereken hizmetler çoğaldı. [Hazreti Osman radıyallahu anh'ın sözü devam ediyor;] yapmamız gereken hizmetler çoğaldı.

[Hazreti Osman radıyallahu anh'ın sözü devam ediyor;]

Ve izâ esâbehû şey'ün kalîlün mine'd-dîni iğteme zâlike.Ve izâ esâbehû şey'ün kalîlün mine'd-dîni iğteme zâlike. "Dinden kendisine az bir şey isabet etse bile hemen onu yapmaya girişir." "Dinden kendisine az bir şey isabet etse bile hemen onu yapmaya girişir."

Yani, "Küçük bu" demez, sevaplı bir işi duydu mu hemen yapmaya çalışır.Yani, "Küçük bu" demez, sevaplı bir işi duydu mu hemen yapmaya çalışır. "Haa şu vakitte kalkıp iki rekât namaz kılmak sevapmış." hemen yapar. "Haa şu vakitte kalkıp iki rekât namaz kılmak sevapmış." hemen yapar. "Şöyle yapmak iyiymiş." [hemen yapar.]"Şöyle yapmak iyiymiş." [hemen yapar.] Cuma namazının farzını kıldıktan sonra 100 defa lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerike leh.Cuma namazının farzını kıldıktan sonra 100 defa lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerike leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yumîtü ve hüve alâ külli şey'in kadîr demek çok sevap.Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yumîtü ve hüve alâ külli şey'in kadîr demek çok sevap. Hadîs-i şerîfte geçiyor. Mesela bunu duydu, hemen yapar.Hadîs-i şerîfte geçiyor. Mesela bunu duydu, hemen yapar. Böyle iyi bir şey gördü mü duydu mu hemen yapacak. Üçüncüsü bu. Böyle iyi bir şey gördü mü duydu mu hemen yapacak. Üçüncüsü bu.

Ve lâ yemleü batnehû mine'l-halâli havfan min en yuhâlitahû harâmun.Ve lâ yemleü batnehû mine'l-halâli havfan min en yuhâlitahû harâmun. "Karnını belki haram olur diye korkusundan helalle bile tam doyurmuyor." "Karnını belki haram olur diye korkusundan helalle bile tam doyurmuyor."

Takvâ ehli insan yediği lokmaya dikkat eder. Helali bile ölçülü yer, haram karışmamasına da çok dikkat eder.Takvâ ehli insan yediği lokmaya dikkat eder. Helali bile ölçülü yer, haram karışmamasına da çok dikkat eder. Zaten bir insan haram lokma yedi mi hapı yuttu demektir. Neden hapı yuttu demektir? Zaten bir insan haram lokma yedi mi hapı yuttu demektir.

Neden hapı yuttu demektir?

Çünkü bir haram lokmadan 40 sabah namazı kabul olmuyor. Hadîs-i şerîf var.Çünkü bir haram lokmadan 40 sabah namazı kabul olmuyor. Hadîs-i şerîf var. Uğraş ki artık 40 gün geçsin de, o 40 gün içinde bir haram daha yerse, Uğraş ki artık 40 gün geçsin de, o 40 gün içinde bir haram daha yerse, cezayı bir daha yine 40 gün daha yiyecek. cezayı bir daha yine 40 gün daha yiyecek.

Onun için [insan] haram lokma yememeye çok dikkat etmesi lazım.Onun için [insan] haram lokma yememeye çok dikkat etmesi lazım. Takvâ ehli insan olmanın bir şartı da budur. Takvâ ehli insan olmanın bir şartı da budur.

Helal lokmanın fazlası, israfı, israf da haram olduğundan o da [haram].Helal lokmanın fazlası, israfı, israf da haram olduğundan o da [haram]. Demek ki ölçülü yemeye de dikkat edecek. Yemeğinin helal olmasına da dikkat edecek. Dördüncüsü bu. Demek ki ölçülü yemeye de dikkat edecek. Yemeğinin helal olmasına da dikkat edecek. Dördüncüsü bu.

Beşincisini söyleyip sözümüzü bitirebiliriz; Beşincisini söyleyip sözümüzü bitirebiliriz;

Ve yera'n-nâse küllehüm kad necev ve yerâ nefsehû kad heleke.Ve yera'n-nâse küllehüm kad necev ve yerâ nefsehû kad heleke. "Bütün insanlar kurtulmuş da sadece kendisi helâk olmuş, olacakmış gibi düşünecek." "Bütün insanlar kurtulmuş da sadece kendisi helâk olmuş, olacakmış gibi düşünecek."

"Herkes kurtuldu da eyvah ben mahvoldum!"Herkes kurtuldu da eyvah ben mahvoldum! Ben helâk oldum!" diye düşünecek, yani "Herkes yanlış, ben doğru" demeyecek. Ben helâk oldum!" diye düşünecek, yani "Herkes yanlış, ben doğru" demeyecek.

Hocamızın babası Âzeristan'dan, Azerbaycan'dan geldiği için biraz telaffuzu böyle Âzerî şivesiyleşmiş.Hocamızın babası Âzeristan'dan, Azerbaycan'dan geldiği için biraz telaffuzu böyle Âzerî şivesiyleşmiş. Hocamız naklederdi, öyle söylermiş; Hocamız naklederdi, öyle söylermiş;

"Herkes yahşı men yaman." Yani herkes iyi ben kötü. "Herkes buğday ben saman.""Herkes yahşı men yaman." Yani herkes iyi ben kötü. "Herkes buğday ben saman." Buğday tabii tane olduğu için ekmek yapılıyor filan. Samanı da tabii çok kıymetli değil. Buğday tabii tane olduğu için ekmek yapılıyor filan. Samanı da tabii çok kıymetli değil.

Böyle bilecek yani kendisinin kötü durumda olduğunu düşünecek, kurtarmaya çalışacak kendisini.Böyle bilecek yani kendisinin kötü durumda olduğunu düşünecek, kurtarmaya çalışacak kendisini. Herkesin iyi tarafını görecek; "Herkes bak kurtuldu oh! Herkesin iyi tarafını görecek; "Herkes bak kurtuldu oh! Herkes sevapları kazandı, bir ben geride kaldım." diyecek.Herkes sevapları kazandı, bir ben geride kaldım." diyecek. Bir mecliste oturduğu zaman o mecliste en kötü insanın,Bir mecliste oturduğu zaman o mecliste en kötü insanın, en seviyesi aşağıda olan insanın kendisi olduğunu düşünecek. en seviyesi aşağıda olan insanın kendisi olduğunu düşünecek.

Yaşlılar kendisinden daha iyi. Neden? Yaşlılar kendisinden daha iyi.

Neden?

Daha çok yaşadılar, daha çok namaz kıldılar, oruç tuttular, ibadet ettiler ondan daha iyi. Daha çok yaşadılar, daha çok namaz kıldılar, oruç tuttular, ibadet ettiler ondan daha iyi.

Gençler de kendisinden daha iyi. O neden? Gençler de kendisinden daha iyi.

O neden?

Onlar da daha az yaşadılar, daha az günah işlediler onun için daha iyi. Onlar da daha az yaşadılar, daha az günah işlediler onun için daha iyi.

Gençler daha az günah işlediği için ondan daha iyi, yaşlılar daha çok ibadet ettiği için ondan daha iyi.Gençler daha az günah işlediği için ondan daha iyi, yaşlılar daha çok ibadet ettiği için ondan daha iyi. Kendisi mahvolmuş herkes kurtulmuş gibi düşünecek, tedbir alacak. Kendisi mahvolmuş herkes kurtulmuş gibi düşünecek, tedbir alacak.

Büyüklerimizden bir tanesi, galiba Hasan-ı Basrî hazretleri olmalı,Büyüklerimizden bir tanesi, galiba Hasan-ı Basrî hazretleri olmalı, bir kandil gecesinde evinden çıkmış ki benzi sapsarı. Kül gibi olmuş böyle, beti benzi uçmuş. bir kandil gecesinde evinden çıkmış ki benzi sapsarı. Kül gibi olmuş böyle, beti benzi uçmuş.

Diyorlar ki; Hasta mısın, ne oldu? Daha beterim! Hastalık ne demek! Diyorlar ki;

Hasta mısın, ne oldu?

Daha beterim! Hastalık ne demek!

İşlediğim günahları biliyorum.İşlediğim günahları biliyorum. Hatırıma geliyor, şu günah bu günah, şu günah bu günah Hatırıma geliyor, şu günah bu günah, şu günah bu günah ama affedildiğine dair bir alâmet yok ki elimde bir vesika yok ki? ama affedildiğine dair bir alâmet yok ki elimde bir vesika yok ki?

İşlediğim günahları biliyorum. Evet, yaptığım ibadetler var ama kabul olunduğunu da bilmiyorum ki? İşlediğim günahları biliyorum. Evet, yaptığım ibadetler var ama kabul olunduğunu da bilmiyorum ki?

Ben yaptım ama bakalım kabul oldu mu olmadı mı? Ben yaptım ama bakalım kabul oldu mu olmadı mı?

Bektaşiye, "Namaz kıl" demişler, kalkmış kılmış. Ondan sonra demişler ki; Bektaşiye, "Namaz kıl" demişler, kalkmış kılmış. Ondan sonra demişler ki;

"Yâ sen yüznumaraya gitmiştin, oturmuştun. 'Namaz kıl' deyince kalktın namaz kıldın." demişler."Yâ sen yüznumaraya gitmiştin, oturmuştun. 'Namaz kıl' deyince kalktın namaz kıldın." demişler. Yani, "Abdestsiz kıldın [namazın olmadı." demişler.] "Ben kıldım, oldu." demiş. Yani, "Abdestsiz kıldın [namazın olmadı." demişler.]

"Ben kıldım, oldu." demiş.

Olmaz ki! Abdestsiz namaz olmaz.Olmaz ki! Abdestsiz namaz olmaz. İsterse dört dakika değil sekiz dakika, 12 dakika uzatsın, abdestsiz oldu mu olmaz. İsterse dört dakika değil sekiz dakika, 12 dakika uzatsın, abdestsiz oldu mu olmaz.

O bakımdan, kendimizin kurtulmamıza medar olacak şeyleri düşüneceğiz; "Çok fena durumdayım.O bakımdan, kendimizin kurtulmamıza medar olacak şeyleri düşüneceğiz; "Çok fena durumdayım. Eyvah! Mahvolmak üzereyim. Herkes kurtuldu, bir ben kaldım. Eyvah! Mahvolmak üzereyim. Herkes kurtuldu, bir ben kaldım. Herkes bak ne kadar sevaplar kazanıyor. Ben daha bir şey yapamadım.Herkes bak ne kadar sevaplar kazanıyor. Ben daha bir şey yapamadım. Filanca arkadaş cami yaptırdı, filanca arkadaş çocuğunu hafız yetiştirdi,Filanca arkadaş cami yaptırdı, filanca arkadaş çocuğunu hafız yetiştirdi, filanca arkadaş şu hayrı işledi, falanca arkadaş bak şöyle yapmış,filanca arkadaş şu hayrı işledi, falanca arkadaş bak şöyle yapmış, Ramazan'da itikafa girmiş ben giremedim, bilmem ne filan..." böyle hayırda biraz yarışacak. Ramazan'da itikafa girmiş ben giremedim, bilmem ne filan..." böyle hayırda biraz yarışacak.

Takvâ ehli insanların halleri böyledir. Takvâ ehli insanların halleri böyledir.

Allahu Teâlâ hazretleri sizleri ve bizleri, çok sevdiği bir sıfat olan takvâ sıfatına sahip eylesin.Allahu Teâlâ hazretleri sizleri ve bizleri, çok sevdiği bir sıfat olan takvâ sıfatına sahip eylesin. Her işimizi, her ibadetimizi, taatimizi müttakîyâne, takvâ ehli insanlar olarak, yapmamızı bize ilham eylesin,Her işimizi, her ibadetimizi, taatimizi müttakîyâne, takvâ ehli insanlar olarak, yapmamızı bize ilham eylesin, ihsan eylesin, öğretsin ve yapmaya muvaffak eylesin. Ömrümüzü rızasına uygun geçirmeyi nasip eylesin. ihsan eylesin, öğretsin ve yapmaya muvaffak eylesin. Ömrümüzü rızasına uygun geçirmeyi nasip eylesin.

Öleceğimiz zaman da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem müjdelemiş ki; Öleceğimiz zaman da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem müjdelemiş ki;

Temûtûne kemâ ta'îşûne. "Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, ona uygun ölürsünüz." Temûtûne kemâ ta'îşûne. "Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, ona uygun ölürsünüz."

Güzel yaşayıp güzel bir hal ile ölmeyi Allah nasip eylesin.Güzel yaşayıp güzel bir hal ile ölmeyi Allah nasip eylesin. Mümin-i kâmil olarak, kelime-i şehâdet getirerek, iman-ı kâmil ile, Allah'ın sevdiği kul olarak; Mümin-i kâmil olarak, kelime-i şehâdet getirerek, iman-ı kâmil ile, Allah'ın sevdiği kul olarak;

Fe ravhun ve rayhânun ve cennetü ne'îmin diye, böyle cennetle müjdelenmiş olarak,Fe ravhun ve rayhânun ve cennetü ne'îmin diye, böyle cennetle müjdelenmiş olarak, hoş kokular içinde, rahatlıklar içinde ruh teslim etmeyi Allah cümlemize nasip eylesin. hoş kokular içinde, rahatlıklar içinde ruh teslim etmeyi Allah cümlemize nasip eylesin.

Kabrimizi cennet bahçesi eylesin. Kabri cehennem çukuru olanlardan etmesin.Kabrimizi cennet bahçesi eylesin. Kabri cehennem çukuru olanlardan etmesin. Kabirden kalktğımızda şurada, -Allah bize nasip etti hacca gelmeyi.Kabirden kalktğımızda şurada, -Allah bize nasip etti hacca gelmeyi. Sütuh diyorlar böyle teraslara. Teras İtalyanca veya işte Batı dillerinden bir kelime.Sütuh diyorlar böyle teraslara. Teras İtalyanca veya işte Batı dillerinden bir kelime. Sütuh, satıh yani binanın üstü demek.-Sütuh, satıh yani binanın üstü demek.- şu satıhta böyle toplandığımız gibi Rabbü'l-âlemîn bizi Peygamber Efendimiz'inşu satıhta böyle toplandığımız gibi Rabbü'l-âlemîn bizi Peygamber Efendimiz'in livâü'l-hamd'i altında da peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, salihlerle beraber toplasın. livâü'l-hamd'i altında da peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, salihlerle beraber toplasın.

Mahşer gününde ne kadar sıkıntı çekeceğimizi, dün de biraz söyledim, bu günkü izdihamlardan anlayabiliriz.Mahşer gününde ne kadar sıkıntı çekeceğimizi, dün de biraz söyledim, bu günkü izdihamlardan anlayabiliriz. Bu gün, Cuma günü, ben nerdeyse bayılıyordum.Bu gün, Cuma günü, ben nerdeyse bayılıyordum. Güneş çarpma durumuna geldim, neredeyse bayılıyordum.Güneş çarpma durumuna geldim, neredeyse bayılıyordum. Güya erken gidelim dedik ama yine de tam demek gidememişiz.Güya erken gidelim dedik ama yine de tam demek gidememişiz. İçeri izdihamla girdik, güneşte kaldık, geriye çekildik böyle [ortada kaldık...] İçeri izdihamla girdik, güneşte kaldık, geriye çekildik böyle [ortada kaldık...]

Dünyanın kalabalığı böyle olursa mahşer yerinin kalabalığı nasıl olacak? Dünyanın kalabalığı böyle olursa mahşer yerinin kalabalığı nasıl olacak?

Orada gölge yok. Orada gölge yok ancak insanın sadakası, hayrı gölge yapacak.Orada gölge yok. Orada gölge yok ancak insanın sadakası, hayrı gölge yapacak. Bir de Arş-ı Âlâ'nın gölgesi var. Arş-ı Âlâ'nın gölgesinde insanlar gölgelenecekler. Bir de Arş-ı Âlâ'nın gölgesi var. Arş-ı Âlâ'nın gölgesinde insanlar gölgelenecekler.

Rabbimiz bizi o günde arşın gölgesinde gölgelendirdiği bahtiyarlardan eylesin.Rabbimiz bizi o günde arşın gölgesinde gölgelendirdiği bahtiyarlardan eylesin. Nurdan minberlere oturtup arşın gölgesinde gölgelendirdiği kardeşler olarak ikram ettiği kullarından eylesin.Nurdan minberlere oturtup arşın gölgesinde gölgelendirdiği kardeşler olarak ikram ettiği kullarından eylesin. Defter, divan açıp da sevapları günahları hesaplamaya kalkmasın Rabbimiz.Defter, divan açıp da sevapları günahları hesaplamaya kalkmasın Rabbimiz. Bizi hesaba uğratmadan bigayri hisâb cennetine dahil eylesin. Bizi hesaba uğratmadan bigayri hisâb cennetine dahil eylesin.

Çünkü hesaba tahammülümüz yoktur. Bir insan tam hesaba tâbi olsa helâk olur. Çünkü hesaba tahammülümüz yoktur. Bir insan tam hesaba tâbi olsa helâk olur.

Allahu Teâlâ hazretleri bizi bigayri hisâb cennete girenlerden eylesin.Allahu Teâlâ hazretleri bizi bigayri hisâb cennete girenlerden eylesin. Ve habîb-i edîb'ine komşu eylesin. Cemaliyle müşerref eylesin. Ve habîb-i edîb'ine komşu eylesin. Cemaliyle müşerref eylesin.

Bi hürmet-i esrâr-ı sûreti'l-Fâtihâ… Bi hürmet-i esrâr-ı sûreti'l-Fâtihâ…

Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2