Namaz Vakitleri

8 Zilhicce 1445
14 Haziran 2024
İmsak
03:24
Güneş
05:24
Öğle
13:09
İkindi
17:09
Akşam
20:44
Yatsı
22:35
Detaylı Arama

Önce Şeriat Mı Zikir Mi Lazım? (Sorular ve Cevaplar)

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN

4 Zilhicce 1412 / 05.06.1992

Açıklama

Hocamız, Gönül dostumuz, Mürebbi'miz Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın 1980 sonrası sohbetlerine ek olarak başka bir uygulama daha başlatıldı. Problemi olanlar, herhangi bir konuda sıkıntısı olanlar, meselelerini yazılı olarak hocamıza gönderiyorlardı. Hocamız onları birer birer okuyor, her birisi için gerekli cevapları, açıklamaları, nasihatleri yapıyor, tavsiyelerde bulunuyordu.

Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN hocamızın sohbetlerine katılanlar, katlanmış kâğıt parçalarının elden ele, kürsüye doğru taşındığını ve bir zaman sonra bunların kürsüde küçük tepecikler oluşturduklarını görmüşlerdir.

Konuşma Metni

es-Selamu aleyküm hocam. es-Selamu aleyküm hocam.

Lût aleyhisselamın kıssası boşuna mı zikredilmiş? Şeriat isteyen zikir istemiyor. Ve cahil midirler? Lût aleyhisselamın kıssası boşuna mı zikredilmiş?

Şeriat isteyen zikir istemiyor. Ve cahil midirler?

Önce şeriat mı zikir mi lazım? Allah celle celâlühû razı olsun. Önce şeriat mı zikir mi lazım?

Allah celle celâlühû razı olsun.

Cevap: Sorunun kelimelerini aynen okudum. Ne mânaya geldiğini ben şöyle anlıyorum. Cevap: Sorunun kelimelerini aynen okudum. Ne mânaya geldiğini ben şöyle anlıyorum.

"Şeriat isteyen zikir istemiyor." diyor. Demek ki tanıdığı bazı kimseler var."Şeriat isteyen zikir istemiyor." diyor.

Demek ki tanıdığı bazı kimseler var.
Biz şeriati istiyoruz filan diyorlarmış ama, ama zikrin, tasavvufun filan karşısındalarmış.Biz şeriati istiyoruz filan diyorlarmış ama, ama zikrin, tasavvufun filan karşısındalarmış. Bu sözden, bu ifadeden öyle anlıyorum. "Cahil midirler?" diye soruyor. Bu sözden, bu ifadeden öyle anlıyorum.

"Cahil midirler?" diye soruyor.

"Önce şeriat mı zikir mi lazım?" diye soruyor. "Önce şeriat mı zikir mi lazım?" diye soruyor.

Muhterem kardeşlerim! İslâm tek bir emirden ibaret değil ki!Muhterem kardeşlerim!

İslâm tek bir emirden ibaret değil ki!
Kur'ân-ı Kerîm tek bir sayfadan, tek bir satırdan ibaret değil ki!Kur'ân-ı Kerîm tek bir sayfadan, tek bir satırdan ibaret değil ki! Kur'ân-ı Kerîm'in 30 cüzü var, 6000 küsur [6236] âyet-i kerîmesi var. Kur'ân-ı Kerîm'in 30 cüzü var, 6000 küsur [6236] âyet-i kerîmesi var. Allahu Teâlâ hazretlerinin nice emirleri var, farzları var.Allahu Teâlâ hazretlerinin nice emirleri var, farzları var. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in nice nasihatleri, tavsiyeleri var. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in nice nasihatleri, tavsiyeleri var.

İyi bir müslüman nasıl olacak? İyi bir müslüman nasıl olacak?

İyi bir müslüman, bütün emirleri tutacak, bütün farzları yerine getirecek, bütün haramlardan kaçınacak.İyi bir müslüman, bütün emirleri tutacak, bütün farzları yerine getirecek, bütün haramlardan kaçınacak. Yani iyi müslüman olmak için Allah'ın emirlerinin hepsini göz önünde bulundurmak,Yani iyi müslüman olmak için Allah'ın emirlerinin hepsini göz önünde bulundurmak, Allah'ın haramlarından, haramlarının hepsinden kaçınmak lazım.Allah'ın haramlarından, haramlarının hepsinden kaçınmak lazım. Böyle yapmayan insanların yani bazı âyetlere inanıp bazı âyetlere inanmayanBöyle yapmayan insanların yani bazı âyetlere inanıp bazı âyetlere inanmayan veya bazılarını uygulayıp bazılarını uygulamayan insanlar için Kur'ân-ı Kerîm'de yine âyet-i kerîme var; veya bazılarını uygulayıp bazılarını uygulamayan insanlar için Kur'ân-ı Kerîm'de yine âyet-i kerîme var;

Efetü'minûne bi-ba'di'l-kitâbi ve tekfürûne bi-ba'din.Efetü'minûne bi-ba'di'l-kitâbi ve tekfürûne bi-ba'din. "Siz Allah'ın bazı âyetlerine inanıyorsunuz da bazılarına inanmıyor musunuz?"Siz Allah'ın bazı âyetlerine inanıyorsunuz da bazılarına inanmıyor musunuz? Ne kadar büyük cezası var bunun!" diye bildiriyor. Ne kadar büyük cezası var bunun!" diye bildiriyor.

İslâm bize bir hayat tarzı gösteriyor.İslâm bize bir hayat tarzı gösteriyor. Yani müslüman olan bir insan, öteki insanlar gibi yaşayacak bu dünyada;Yani müslüman olan bir insan, öteki insanlar gibi yaşayacak bu dünyada; doğmuş, büyümüş, aklı başına gelmiş, müslüman olmuş, ömrü ne kadarsa sürecek bu ömrü.doğmuş, büyümüş, aklı başına gelmiş, müslüman olmuş, ömrü ne kadarsa sürecek bu ömrü. Ondan sonra eceli geldiği zaman âhirete göçüp gidecek ama bu yaşayışını İslâm'a göre yaşayacak.Ondan sonra eceli geldiği zaman âhirete göçüp gidecek ama bu yaşayışını İslâm'a göre yaşayacak. Yani öteki insanlar da yaşıyor, müslüman da yaşıyor. Öteki insanlar da birçok iş yapıyor.Yani öteki insanlar da yaşıyor, müslüman da yaşıyor. Öteki insanlar da birçok iş yapıyor. Hayatta bir tek iş yapmıyor ki insan! Her gün bin tane iş yapıyor, başından binlerce de gün geçiyor. Hayatta bir tek iş yapmıyor ki insan! Her gün bin tane iş yapıyor, başından binlerce de gün geçiyor.

Şunu demek istiyorum, anlıyorsunuz, hem Allah'ın emirleri çok hem yaptığımız işler çok.Şunu demek istiyorum, anlıyorsunuz, hem Allah'ın emirleri çok hem yaptığımız işler çok. Yemeğin bile [bir çok çeşidi var.] Bir çeşit yemek koysalar önümüze razı olmayız.Yemeğin bile [bir çok çeşidi var.] Bir çeşit yemek koysalar önümüze razı olmayız. Yahu deriz, olur mu her gün aynı yemek bana, her gün makarna...Yahu deriz, olur mu her gün aynı yemek bana, her gün makarna... Baklava olsa istenmez demişler ya hani. Baklava bile olsa her gün istenmez diye [söylemişler.] Baklava olsa istenmez demişler ya hani. Baklava bile olsa her gün istenmez diye [söylemişler.]

Allah'ın emirleri çok olduğundan iyi bir müslüman her işini Allah'ın emrine uygun yapacak.Allah'ın emirleri çok olduğundan iyi bir müslüman her işini Allah'ın emrine uygun yapacak. Uykusunu Allah'ın emrine uygun olarak uyuyacak, yemeğini Allah'ın emrine uygun olarak yiyecek,Uykusunu Allah'ın emrine uygun olarak uyuyacak, yemeğini Allah'ın emrine uygun olarak yiyecek, kazancını Allah'ın emrine uygun olarak kazanacak, evliliğini Allah'ın emrine uygun olarak yapacak,kazancını Allah'ın emrine uygun olarak kazanacak, evliliğini Allah'ın emrine uygun olarak yapacak, sözünü Allah'ın emrine uygun olarak söyleyecek, mücadelesini Allah'ın emrine uygun olarak yapacak.sözünü Allah'ın emrine uygun olarak söyleyecek, mücadelesini Allah'ın emrine uygun olarak yapacak. Bunları biribirlerine tercih etmeye hakkımız da yok.Bunları biribirlerine tercih etmeye hakkımız da yok. Yani Allah'ın herhangi bir emrini küçümsemek de câiz değil. Hor görmek, azımsamak da câiz değil.Yani Allah'ın herhangi bir emrini küçümsemek de câiz değil. Hor görmek, azımsamak da câiz değil. Yerine göre hepsinin çok mühim ehemmiyeti var. Yerine göre hepsinin çok mühim ehemmiyeti var.

Peygamber Efendimiz mesela, [birisi] sol eliyle yemek yiyordu [ona] dedi ki; Peygamber Efendimiz mesela, [birisi] sol eliyle yemek yiyordu [ona] dedi ki;

"Sağ elinle ye." "Yiyemiyorum." dedi. "Sağ elinle ye."

"Yiyemiyorum." dedi.

"Yiyemez ol!" dedi. Yiyemez oldu adam, [ondan sonra] eli tutmadı. "Yiyemez ol!" dedi. Yiyemez oldu adam, [ondan sonra] eli tutmadı.

"Canım sağla da yese solla da yese."Canım sağla da yese solla da yese. Hani ne olacak nihayet, neticede bazı insanlar solak oluyor." filan diyebilir insan ama,Hani ne olacak nihayet, neticede bazı insanlar solak oluyor." filan diyebilir insan ama, bak, ona Efendimiz "sağla ye" dedi. bak, ona Efendimiz "sağla ye" dedi.

Tavsiyesi var; iyi işlere sağ ayakla başlanıyor, sağ elle başlanıyor, besmeleyle başlanıyor. Tavsiyesi var; iyi işlere sağ ayakla başlanıyor, sağ elle başlanıyor, besmeleyle başlanıyor.

Allah'ın emirleri küçümsenmez.Allah'ın emirleri küçümsenmez. Ve Allah'ın emirleri, birisini tuttum ötekisini tutmaktan artık muafım diyemez bir insan. Ve Allah'ın emirleri, birisini tuttum ötekisini tutmaktan artık muafım diyemez bir insan.

"Canım ben Ramazan'da oruç tuttum." Ee, güzel. "Ramazan namazlarını kılmayacağım."Canım ben Ramazan'da oruç tuttum."

Ee, güzel.

"Ramazan namazlarını kılmayacağım.
Nasıl olsa sabahtan akşama kadar oruç tutuyorum." diyebilir mi? Diyemez. Nasıl olsa sabahtan akşama kadar oruç tutuyorum." diyebilir mi?

Diyemez.

Oruç da tutacaksın kardeşim namaz da kılacaksın. "Peki, tamam.Oruç da tutacaksın kardeşim namaz da kılacaksın.

"Peki, tamam.
Senin gül hatırın için oruç da tutayım namaz da kılayım ama zekât vermem." diyebilir mi? Senin gül hatırın için oruç da tutayım namaz da kılayım ama zekât vermem." diyebilir mi?

Diyemez. Zekât da verecek. "Canım hepsini her sene yapıyoruz.Diyemez. Zekât da verecek.

"Canım hepsini her sene yapıyoruz.
Bunca zamandır Allah'a ibadet ediyoruz, namaz kılıyoruz, Kur'an okuyoruz filan. Bunca zamandır Allah'a ibadet ediyoruz, namaz kılıyoruz, Kur'an okuyoruz filan. Artık bir de bana hacca gitmeyi teklif etme!" diyebilir mi? Diyemez. Artık bir de bana hacca gitmeyi teklif etme!" diyebilir mi?

Diyemez.

O da, haccetmek de zengine, sıhhatli olan insana bir vazife. O da, haccetmek de zengine, sıhhatli olan insana bir vazife.

Cihanşah kardeşimize şunu söyleyen kardeşlerimiz yanılıyorlar. "Önce şu, sonra bu."Cihanşah kardeşimize şunu söyleyen kardeşlerimiz yanılıyorlar. "Önce şu, sonra bu." Öyle bir şey yok. Allah'ın emirleri bir bütündür, Kur'ân-ı Kerîm bir bütündür.Öyle bir şey yok. Allah'ın emirleri bir bütündür, Kur'ân-ı Kerîm bir bütündür. Öpüp başımıza koyarız, gönlümüze yerleştirmişiz. Hepsini uygularız.Öpüp başımıza koyarız, gönlümüze yerleştirmişiz. Hepsini uygularız. Gücümüz yettiğince, aklımız erdiğince duyduğumuz her şeyi yapmaya, Allah'ın emirlerini tutmaya çalışırız. Gücümüz yettiğince, aklımız erdiğince duyduğumuz her şeyi yapmaya, Allah'ın emirlerini tutmaya çalışırız.

Bir insan şeriati istiyorsa... Bu böyle değil mi? Bu böyle. Zikir. Bir insan şeriati istiyorsa...

Bu böyle değil mi?

Bu böyle.

Zikir.

Zikir Allah'ın emri mi değil mi? Onu tespit edeceğiz ilk önce. Zikir Allah'ın emri mi değil mi?

Onu tespit edeceğiz ilk önce.

Zikir Allahu Teâlâ hazretlerinin emrettiği bir şey mi,Zikir Allahu Teâlâ hazretlerinin emrettiği bir şey mi, yoksa siz sarıklı hocaların çıkarttığı, uydurduğu bir şey mi? İlk önce bunu bir tespit edelim. yoksa siz sarıklı hocaların çıkarttığı, uydurduğu bir şey mi?

İlk önce bunu bir tespit edelim.

Zikir, Allahu Teâlâ hazretlerinin Kur'ân-ı Kerîm'inde, pek çok âyet-i kerîmede emrettiği bir vazife.Zikir, Allahu Teâlâ hazretlerinin Kur'ân-ı Kerîm'inde, pek çok âyet-i kerîmede emrettiği bir vazife. Namazı da çok âyetlerde emretmiş, oruç hakkında da âyetler var, hac hakkında da âyetler var.Namazı da çok âyetlerde emretmiş, oruç hakkında da âyetler var, hac hakkında da âyetler var. Ama zikir hakkında da saymadım ama 70-80 belki daha fazla âyet-i kerîme var.Ama zikir hakkında da saymadım ama 70-80 belki daha fazla âyet-i kerîme var. Zikir hakkında 500'den fazla hadîs-i şerîf var. Zikir hakkında 500'den fazla hadîs-i şerîf var. Yani benim yanımda topladığım, şöyle fotokopisini aldığım 500'den fazla hadîs-i şerîf var. Yani benim yanımda topladığım, şöyle fotokopisini aldığım 500'den fazla hadîs-i şerîf var.

Hiçbirini bilmeseniz, namazların sonunda arkasında ne çekiyoruz? Hiçbirini bilmeseniz, namazların sonunda arkasında ne çekiyoruz?

33 Sübhânallah, 33 Elhamdülillah, 33 Allahuekber çekiyoruz. Kim söylemiş bunu? 33 Sübhânallah, 33 Elhamdülillah, 33 Allahuekber çekiyoruz.

Kim söylemiş bunu?

Peygamber Efendimiz söylemiş de, Arab'ı da Türk'ü de, Acem'i de, herkes eliyle,Peygamber Efendimiz söylemiş de, Arab'ı da Türk'ü de, Acem'i de, herkes eliyle, tesbihiyle namazın arkasından bunu çekiyor. tesbihiyle namazın arkasından bunu çekiyor.

Zikir, şeksiz şüphesiz, Allah'ın emirlerinden, farzlarından, Kur'ân-ı Kerîm'de,Zikir, şeksiz şüphesiz, Allah'ın emirlerinden, farzlarından, Kur'ân-ı Kerîm'de, hadîs-i şerîfte, şeriatte anlatılmış olan bir şey.hadîs-i şerîfte, şeriatte anlatılmış olan bir şey. Bunun karşısında hiçbir kimse duramaz, hiçbir kimse bunu inkâr edemez. Bunun karşısında hiçbir kimse duramaz, hiçbir kimse bunu inkâr edemez.

Bazı kimseler bazı şeylere itiraz ediyorlarsa itirazı zikre değil, başka şeylere.Bazı kimseler bazı şeylere itiraz ediyorlarsa itirazı zikre değil, başka şeylere. Mesela bid'atlara itiraz ediyor. Bu yolda bid'atlar varsa, bid'atlara itiraz ediyor.Mesela bid'atlara itiraz ediyor. Bu yolda bid'atlar varsa, bid'atlara itiraz ediyor. Biz de itiraz ediyoruz. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; Biz de itiraz ediyoruz. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;

"Bid'at işleyen bir insan dalâlet yapmış olur. Her dalâlet ve sahibi de cehenneme gider." "Bid'at işleyen bir insan dalâlet yapmış olur. Her dalâlet ve sahibi de cehenneme gider."

Onun için bizim esas fikrimiz, Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesine uymak,Onun için bizim esas fikrimiz, Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyyesine uymak, onun yolunda yürümek, bid'atlardan uzak durmak.onun yolunda yürümek, bid'atlardan uzak durmak. O bakımdan dinimizi korumakta çok önemli bir husus olan sünnet-i seniyyeye sarılmakO bakımdan dinimizi korumakta çok önemli bir husus olan sünnet-i seniyyeye sarılmak ve bid'atlardan uzak durmak hususunda kale gibi sağlamız, elhamdülillah.ve bid'atlardan uzak durmak hususunda kale gibi sağlamız, elhamdülillah. O hususta hiç [şüphe] yok ama Allah'ın bütün emirlerini tam tutmaya çalışıyoruz.O hususta hiç [şüphe] yok ama Allah'ın bütün emirlerini tam tutmaya çalışıyoruz. Birisini tutup da ötekisini yapmamak, birisini isteyip de ötekisine karşı gelmek Birisini tutup da ötekisini yapmamak, birisini isteyip de ötekisine karşı gelmek veya birisini istiyorum binâenaleyh ötekisine lüzum yok filan gibi bir durum demeye kimsenin hakkı olmaz.veya birisini istiyorum binâenaleyh ötekisine lüzum yok filan gibi bir durum demeye kimsenin hakkı olmaz. Hiç kimse de âyetle, hadîs-i şerîfle, büyük alimlerimizin tespitleriyle ortaya çıkmış,Hiç kimse de âyetle, hadîs-i şerîfle, büyük alimlerimizin tespitleriyle ortaya çıkmış, belli olan dinin hakikatlerini inkâr edemez. belli olan dinin hakikatlerini inkâr edemez.

Bazı kardeşlerimiz şeriati istiyorlar da biz zikir ehli insanlar olarak biz şeriat istemiyor muyuz? Bazı kardeşlerimiz şeriati istiyorlar da biz zikir ehli insanlar olarak biz şeriat istemiyor muyuz?

O kardeşler kimin arasından çıktı? Bizim aramızdan çıktı. Bizim kardeşlerimiz.O kardeşler kimin arasından çıktı?

Bizim aramızdan çıktı. Bizim kardeşlerimiz.
Yani en çok bu hususta gayret sarfeden yine biziz.Yani en çok bu hususta gayret sarfeden yine biziz. Dine hizmet eden insanların meslekleri, meşrepleri,Dine hizmet eden insanların meslekleri, meşrepleri, zihniyetleri araştırılsa en yüksek kaliteli müslümanların, erbâb-ı tasavvuf içinden çıktığı görülür. Çok net!zihniyetleri araştırılsa en yüksek kaliteli müslümanların, erbâb-ı tasavvuf içinden çıktığı görülür. Çok net! En büyük mücahitlerin erbâb-ı tasavvuf içinden çıktığı görülür.En büyük mücahitlerin erbâb-ı tasavvuf içinden çıktığı görülür. Herkesin bildiği, hiç kimsenin itiraz etmediği misal; Şeyh Şamil. Buyur.Herkesin bildiği, hiç kimsenin itiraz etmediği misal; Şeyh Şamil. Buyur. Kafkasyanın kartalı, arslanı Şeyh Şamil. Kafkasyanın kartalı, arslanı Şeyh Şamil. Bizim Nakşî tarikatından, bizim Hâlid-i Bağdâdî Efendimiz'in halifelerinden.Bizim Nakşî tarikatından, bizim Hâlid-i Bağdâdî Efendimiz'in halifelerinden. Millet o tarafını söylemiyor, Şeyh Şamil diyor, geçiyor. Kimin şeyhi? Neyin şeyhi? Millet o tarafını söylemiyor, Şeyh Şamil diyor, geçiyor.

Kimin şeyhi? Neyin şeyhi?
Nereden gelmiş? Nereye gitmiş? diye söylemiyor. Yıllarca orada ne kadar güzel cihat etmiş. Nereden gelmiş? Nereye gitmiş? diye söylemiyor. Yıllarca orada ne kadar güzel cihat etmiş.

Hindistan'da başka din koymaya çalışmış adamlar,Hindistan'da başka din koymaya çalışmış adamlar, İmam-ı Rabbânî Efendimiz hükümdarın karşısına çıkmış mücadele vermiş, hapse girmiş, hapisten çıkmış.İmam-ı Rabbânî Efendimiz hükümdarın karşısına çıkmış mücadele vermiş, hapse girmiş, hapisten çıkmış. Ölümden korkmamış. İmam-ı Rabbânî yani hapislere, şeylere girdiği, vesairesi meşhur. Ölümden korkmamış. İmam-ı Rabbânî yani hapislere, şeylere girdiği, vesairesi meşhur.

O bakımdan, eğer bir insan bu zamanda şeriat istiyorum filan diyor da zikir istemiyorsa o cahildir,O bakımdan, eğer bir insan bu zamanda şeriat istiyorum filan diyor da zikir istemiyorsa o cahildir, yani dini bilmiyor demektir. Ya da başka bir maksadı vardır ona da bu şeyleri söyleyip hatırlatmak lazım. yani dini bilmiyor demektir. Ya da başka bir maksadı vardır ona da bu şeyleri söyleyip hatırlatmak lazım.

Bir soru bu, kardeşimizin sorusu bu. Bir soru bu, kardeşimizin sorusu bu.

"Önce şeriat mi zikir mi?" sorusunu da biraz açıklamaya çalışalım."Önce şeriat mi zikir mi?" sorusunu da biraz açıklamaya çalışalım. Lut kavminin durumunu da bahis konusu etmiş çünkü. Lut kavminin durumunu da bahis konusu etmiş çünkü.

Hakikaten kitaplarımızda yazıyor ki Lut kavmi, ahlakındaki çok çirkin, kötü işlerden dolayıHakikaten kitaplarımızda yazıyor ki Lut kavmi, ahlakındaki çok çirkin, kötü işlerden dolayı Allah'ın gazabına uğradı, yerin dibine batırıldı, biliyoruz. Allah'ın gazabına uğradı, yerin dibine batırıldı, biliyoruz. "Batırıldığı gece" der kitaplarımız, "o kavmin içinde 70 bin gece ibadetine kalkmış insan varmış,"Batırıldığı gece" der kitaplarımız, "o kavmin içinde 70 bin gece ibadetine kalkmış insan varmış, ama yine batırılmış." der. ama yine batırılmış." der.

Evet, bir kavmin içinde kötü huylar galip duruma gelirseEvet, bir kavmin içinde kötü huylar galip duruma gelirse o zaman o kavme Allah belayı umumi verir, masumlar da yanar.o zaman o kavme Allah belayı umumi verir, masumlar da yanar. Ormanda yangın çıktığı zaman kuru ağaçlar da yanar yaşlar da yanar.Ormanda yangın çıktığı zaman kuru ağaçlar da yanar yaşlar da yanar. Zavallı kuşlar da yanar, böcekler de yanar, tavşanlar da yanar, hepsi gider...Zavallı kuşlar da yanar, böcekler de yanar, tavşanlar da yanar, hepsi gider... Yangın bir çıktı mı hepsi gider gümbürtüye.Yangın bir çıktı mı hepsi gider gümbürtüye. Âhirette Allah masumları, mazlumları, sevdiği kullarını mükafatlandırır, ayırır. Kader öyle.Âhirette Allah masumları, mazlumları, sevdiği kullarını mükafatlandırır, ayırır. Kader öyle. Ama ekseriyet bozulduğu zaman bela umumi olarak gelir. Ama ekseriyet bozulduğu zaman bela umumi olarak gelir.

Hatta bir hadîs-i şerîfinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; Hatta bir hadîs-i şerîfinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;

"Ahir zamanda, ümmet bozulduğu zaman..." "Ahir zamanda, ümmet bozulduğu zaman..."

Allah'ın tabii çok yumuşak huylu, çok böyle gözü yaşlı kulları var.Allah'ın tabii çok yumuşak huylu, çok böyle gözü yaşlı kulları var. Kendisi için bir şey istemiyor da el açıyorlar; "Aman yâ Rabbi!Kendisi için bir şey istemiyor da el açıyorlar; "Aman yâ Rabbi! Ümmet-i Muhammed'e selamet ver yâ Rabbi! İyilikler ver yâ Rabbi!Ümmet-i Muhammed'e selamet ver yâ Rabbi! İyilikler ver yâ Rabbi! Hepsine lütuflar ihsan eyle yâ Rabbi!" filan, başkası için umuma dua ediyorlar. Hepsine lütuflar ihsan eyle yâ Rabbi!" filan, başkası için umuma dua ediyorlar.

Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde; "Böylelerine" diyor, "Allah diyecek ki;Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde; "Böylelerine" diyor, "Allah diyecek ki; 'Sen kendin için dua et. Senin kendin için duanı kabul ederim ama umum için dua etme. 'Sen kendin için dua et. Senin kendin için duanı kabul ederim ama umum için dua etme. Çünkü ben onlara kızıyorum. Kızdığım için onlar için dua etme." Çünkü ben onlara kızıyorum. Kızdığım için onlar için dua etme."

Malum Kur'ân-ı Kerîm'de; İn testağfir lehüm seb'îne merraten fe-len yağfirallahu lehüm. buyrulmuştur. Malum Kur'ân-ı Kerîm'de;

İn testağfir lehüm seb'îne merraten fe-len yağfirallahu lehüm. buyrulmuştur.

Bir sebeple Peygamber Efendimiz hani Allah'ın sevmediği bir insana tevbe ve istiğfar etse bile,Bir sebeple Peygamber Efendimiz hani Allah'ın sevmediği bir insana tevbe ve istiğfar etse bile, 70 defa etse bile Allah onları afv u mağfiret etmeyeceğini bildiriyor.70 defa etse bile Allah onları afv u mağfiret etmeyeceğini bildiriyor. Çünkü onlar suçludur, münafıktır, Allah'ın sevmediği durumdadır, diye âyet-i kerîmede bildiriyor. Çünkü onlar suçludur, münafıktır, Allah'ın sevmediği durumdadır, diye âyet-i kerîmede bildiriyor.

Cemiyeti ıslah etmeye çalışmamız lazım.Cemiyeti ıslah etmeye çalışmamız lazım. Cemiyetin yüzde ellisinden fazlasının bozuk duruma düşüp deCemiyetin yüzde ellisinden fazlasının bozuk duruma düşüp de Allah'ın gazabına hedef hâline gelmesini engellemek için çalışmamız lazım.Allah'ın gazabına hedef hâline gelmesini engellemek için çalışmamız lazım. Hatta ümitsiz bile olsa çalışmamız lazım.Hatta ümitsiz bile olsa çalışmamız lazım. Çünkü bir âyet-i kerîmede Allahu Teâlâ hazretleri buyurmuş ki; bildiriyor bize; Çünkü bir âyet-i kerîmede Allahu Teâlâ hazretleri buyurmuş ki; bildiriyor bize; İşte bu diyarların biraz daha yukaralarında, şimallerinde bir belde varmış.İşte bu diyarların biraz daha yukaralarında, şimallerinde bir belde varmış. Oranın ahalisi Allah'ın emirlerini dinlememişler, âsi olmuşlar, bu Kızıldeniz sahilinde.Oranın ahalisi Allah'ın emirlerini dinlememişler, âsi olmuşlar, bu Kızıldeniz sahilinde. Bir sahil şehri ahalisi, Allah'ın sevmediği insanlar.Bir sahil şehri ahalisi, Allah'ın sevmediği insanlar. Âsi olmuşlar, Allah'ın emrinden dışarıya çıkmışlar ama bir grup insan onlara gidiyor, nasihatini yine yapıyor.Âsi olmuşlar, Allah'ın emrinden dışarıya çıkmışlar ama bir grup insan onlara gidiyor, nasihatini yine yapıyor. İkazını yapıyor, sözünü söylemeye devam ediyor. İkazını yapıyor, sözünü söylemeye devam ediyor.

Üçüncü bir grup da diyor ki; Üçüncü bir grup da diyor ki;

Lime te'izûne kavmenillahü mühlikühüm ev mu'azzibühüm azâben şediden.Lime te'izûne kavmenillahü mühlikühüm ev mu'azzibühüm azâben şediden. "Niçin Allah'ın bu helâk edeceği veyahut da şiddetli azaba uğratacağı bu kavme"Niçin Allah'ın bu helâk edeceği veyahut da şiddetli azaba uğratacağı bu kavme boş yere nefes tüketip duruyorsunuz, vaaz-ı nasihat ediyorsunuz?" boş yere nefes tüketip duruyorsunuz, vaaz-ı nasihat ediyorsunuz?"

Adamların kulaklarına girmiyor işte! Yani ne diye bu nasihatı yapıyorsunuz? Adamların kulaklarına girmiyor işte!

Yani ne diye bu nasihatı yapıyorsunuz?

Kâlû ma'ziraten ilâ rabbiküm. "Rabbinize bir mazeret olsun diye." Kâlû ma'ziraten ilâ rabbiküm. "Rabbinize bir mazeret olsun diye."

Yani öğüt verenler, karşı taraf, öğüt bir kulağından girip öbür kulağından çıksa,Yani öğüt verenler, karşı taraf, öğüt bir kulağından girip öbür kulağından çıksa, dinlemese bile neden öğüt veriyor? Allah'a mazeret olsun diye.dinlemese bile neden öğüt veriyor?

Allah'a mazeret olsun diye.
Yani, "Yâ Rabbi! Ben onların yaptığı işe razı değildim.Yani, "Yâ Rabbi! Ben onların yaptığı işe razı değildim. Onun kötü olduğunu biliyordum ve onu değiştirmek için uğraştım, vazifemi yaptım.Onun kötü olduğunu biliyordum ve onu değiştirmek için uğraştım, vazifemi yaptım. Beni mazur gör yâ Rabbi! Benim mazeretimi kabul et yâ Rabbi!" demek için. Beni mazur gör yâ Rabbi! Benim mazeretimi kabul et yâ Rabbi!" demek için.

Ma'ziraten ilâ rabbiküm ve le'allehüm yettekûn. Ma'ziraten ilâ rabbiküm ve le'allehüm yettekûn.

Bir ihtimal, binde bir de olsa, çıkmadık canda ümit vardır.Bir ihtimal, binde bir de olsa, çıkmadık canda ümit vardır. Bakarsın içinden bir tanesi, iki tanesi uyanır, doğru yola gelebilir diye söylemek lazım.Bakarsın içinden bir tanesi, iki tanesi uyanır, doğru yola gelebilir diye söylemek lazım. Demek ki toplumu ıslah etme çalışmasından ümitsiz durumlarda bile geri durmamak lazım. Demek ki toplumu ıslah etme çalışmasından ümitsiz durumlarda bile geri durmamak lazım.

Yasin sûresini hepimiz okuyoruz sabahleyin. İkinci sayfasında bir mübarek zâttan bahsediliyor.Yasin sûresini hepimiz okuyoruz sabahleyin. İkinci sayfasında bir mübarek zâttan bahsediliyor. Habîb-i Neccâr ismindeymiş. Orada ismi söylenmiyor ama kitaplarda yazılıyor. Habîb-i Neccâr ismindeymiş. Orada ismi söylenmiyor ama kitaplarda yazılıyor.

Antakya şehrine Allah'ın emrini tebliğ etmeye gelen, onların aya, güneşe tapmasını engellemeye çalışan,Antakya şehrine Allah'ın emrini tebliğ etmeye gelen, onların aya, güneşe tapmasını engellemeye çalışan, Allah'ın varlığını, birliğini kabul etmelerini öğretmeye çalışan insanları o kavim,Allah'ın varlığını, birliğini kabul etmelerini öğretmeye çalışan insanları o kavim, cezalandırmaya kalkışmış, öldürmeye kalkışmış. Kendisine gönderilen mürselleri dinlememiş, öldürecekler.cezalandırmaya kalkışmış, öldürmeye kalkışmış. Kendisine gönderilen mürselleri dinlememiş, öldürecekler. Sehpayı hazırlarlamışlar, cellatlar hazır, öldürecekler. Sehpayı hazırlarlamışlar, cellatlar hazır, öldürecekler.

Ve câe min aksa'l-medîneti racülün yes'â.Ve câe min aksa'l-medîneti racülün yes'â. "Bir mübarek zât koşarak şehrin ta öbür ucundan"Bir mübarek zât koşarak şehrin ta öbür ucundan veyahut şehrin etrafından mânasına iki rivayet yani tefsir var.veyahut şehrin etrafından mânasına iki rivayet yani tefsir var. Öbür ucundan telaşla koşarak geliyor, diyor ki; Öbür ucundan telaşla koşarak geliyor, diyor ki;

Kâle yâ kavmi't-tebiu'l-mürselîn. "Ey kavmim! Bu mürsellere ittiba edin! Dinleyin bunları!"Kâle yâ kavmi't-tebiu'l-mürselîn. "Ey kavmim! Bu mürsellere ittiba edin! Dinleyin bunları!" İttebiû men lâ yes'elüküm ecran ve hüm mühtedûn. "Sizden bunlar para pul istemiyorlar.İttebiû men lâ yes'elüküm ecran ve hüm mühtedûn. "Sizden bunlar para pul istemiyorlar. Maddi ücret istemiyorlar. Hidayet üzre bu adamlar, doğru yol üzre.Maddi ücret istemiyorlar. Hidayet üzre bu adamlar, doğru yol üzre. Size doğruyu söylüyorlar. Tâbi olun bunlara." diye söylüyor yani nasihatini yapıyor. Size doğruyu söylüyorlar. Tâbi olun bunlara." diye söylüyor yani nasihatini yapıyor.

Ötekiler azgın, ötekilerin gözünü kan bürümüş, ötekilerin kafası karışmış.Ötekiler azgın, ötekilerin gözünü kan bürümüş, ötekilerin kafası karışmış. Hakkı kabul edecek kulak yok, hakkı görecek göz yok ama o yine koşarak geliyor ve nasihatini yapıyor. Hakkı kabul edecek kulak yok, hakkı görecek göz yok ama o yine koşarak geliyor ve nasihatini yapıyor.

Rivayetler muhtelif de, bir rivayette onu da öldürdükleri rivayet ediliyor. Onu da şehit etmişler.Rivayetler muhtelif de, bir rivayette onu da öldürdükleri rivayet ediliyor. Onu da şehit etmişler. Şehit olmak pahasına hakkı söylemekten geri durmayan bir mübarek zâtın, cennetlik zâtın [canına kıyıyorlar.] Şehit olmak pahasına hakkı söylemekten geri durmayan bir mübarek zâtın, cennetlik zâtın [canına kıyıyorlar.]

Kîle'd-huli'l-cenneh. "Cennete gir denilecek ona."Kîle'd-huli'l-cenneh. "Cennete gir denilecek ona." Kâle yâ leyte kavmî ya'lemûn bimâ ğafera lî rabbî ve ce'alenî mine'l-mükramîn.Kâle yâ leyte kavmî ya'lemûn bimâ ğafera lî rabbî ve ce'alenî mine'l-mükramîn. "Ah! Keşke kavmim bilseydi beni Rabbimin mağfiret eylediğini, bana böyle ikramlarda bulunduğunu,"Ah! Keşke kavmim bilseydi beni Rabbimin mağfiret eylediğini, bana böyle ikramlarda bulunduğunu, ikrama ermiş insanlardan eylediğini keşke kavmim bilseydi de yanlış yolu bıraksaydı." ikrama ermiş insanlardan eylediğini keşke kavmim bilseydi de yanlış yolu bıraksaydı."

Beni öldürdüler ziyanı yok, ben Allah'ın ikramına erdim.Beni öldürdüler ziyanı yok, ben Allah'ın ikramına erdim. Keşke onlar da yine doğru yolu bulsalardı, diye hala öyle temenni ediyor. Kalbinin temizliğine bak! Keşke onlar da yine doğru yolu bulsalardı, diye hala öyle temenni ediyor. Kalbinin temizliğine bak!

Evet, has müslümanlar, has mü'minler, Allah'ın has kulları, peygamberler,Evet, has müslümanlar, has mü'minler, Allah'ın has kulları, peygamberler, firavunun karşısında da nemrutun karşısında da zalimlerin karşısında da hakkı söylemişlerdir, yılmamışlardır.firavunun karşısında da nemrutun karşısında da zalimlerin karşısında da hakkı söylemişlerdir, yılmamışlardır. İbrahim aleyhisselam da bir şehrin bütün ahalisinin karşısına tek başına çıkmıştır. İbrahim aleyhisselam da bir şehrin bütün ahalisinin karşısına tek başına çıkmıştır. Musa aleyhisselam da koca bir Mısır devletinin firavununun karşısına çıkmıştır.Musa aleyhisselam da koca bir Mısır devletinin firavununun karşısına çıkmıştır. Bütün peygamberlerin, bütün evliyaullahın, ilmiyle âmil büyük alimlerin, ariflerin, salihlerin hali budur. Yani; Bütün peygamberlerin, bütün evliyaullahın, ilmiyle âmil büyük alimlerin, ariflerin, salihlerin hali budur. Yani;

Efdalu'l-cihâdi kelimetü hakkın ınde sultânin câir.Efdalu'l-cihâdi kelimetü hakkın ınde sultânin câir. "En büyük cihat, zalim hükümdarın karşısında, huzurunda,"En büyük cihat, zalim hükümdarın karşısında, huzurunda, hak sözü çatır çatır söylemektir." diyor Peygamber Efendimiz. hak sözü çatır çatır söylemektir." diyor Peygamber Efendimiz.

Onun için cihadın en efdalini de yine bunlar yapar, yine müttakî kullar yapar,Onun için cihadın en efdalini de yine bunlar yapar, yine müttakî kullar yapar, yine Allah korkusu yüreğini [sarmış], eli tesbihli, gönlü aydınlık kullar yapar. Yine onlar yapmışlardır. yine Allah korkusu yüreğini [sarmış], eli tesbihli, gönlü aydınlık kullar yapar. Yine onlar yapmışlardır.

Onun için şöyle bir iftiradan dolayı belki bu şeyler çıkıyor; Onun için şöyle bir iftiradan dolayı belki bu şeyler çıkıyor;

"Efendim işte bu derviş denilen, mutasavvıf denilen insanlar miskin, bir kenara oturmuşlar,"Efendim işte bu derviş denilen, mutasavvıf denilen insanlar miskin, bir kenara oturmuşlar, tekkelerde miskin miskin yemişler içmişler, yan gelmişler yatmışlar." tekkelerde miskin miskin yemişler içmişler, yan gelmişler yatmışlar."

Ben böyle bir şey hiç görmedim. Tekke içinde büyüdüm, ben hiç böyle bir şey görmedim. Ben böyle bir şey hiç görmedim. Tekke içinde büyüdüm, ben hiç böyle bir şey görmedim.

Nereden çıkartmışlar bu yalanı, nereden uydurmuşlar, nasıl şey yapmışlar bilmiyoruz.Nereden çıkartmışlar bu yalanı, nereden uydurmuşlar, nasıl şey yapmışlar bilmiyoruz. Tarih kitaplarında okuyorum. Tarih kitaplarında okuyorum. Bayraklarla, hani böyle hareme [Kâbe'ye] girerken çıkarken bayraklar böyle kaldırıyorlarBayraklarla, hani böyle hareme [Kâbe'ye] girerken çıkarken bayraklar böyle kaldırıyorlar arkadakiler görüyor onları, peşinden gidiyorlar filan ya.arkadakiler görüyor onları, peşinden gidiyorlar filan ya. Bayraklarla davullarla cihada gitmiş tekkeler. Bir tanesinin misalini anlatayım mesela. Bayraklarla davullarla cihada gitmiş tekkeler. Bir tanesinin misalini anlatayım mesela.

Sivaslı Şemseddin, Şemseddîn-i Sivâsî hazretleri var. Halvetî tarikatının büyüklerinden bu. Meşhur.Sivaslı Şemseddin, Şemseddîn-i Sivâsî hazretleri var. Halvetî tarikatının büyüklerinden bu. Meşhur. Kara Şemseddin derlermiş kendisine. Kara ama, Kâbe'nin örtüsü de kara. Kara ama içi nurlu, yani mübarek zât. Kara Şemseddin derlermiş kendisine. Kara ama, Kâbe'nin örtüsü de kara. Kara ama içi nurlu, yani mübarek zât.

Gece yatmış rüyasına. Rüyada Allah kendisine cihadı, cihada gitmeyi, hazırlanmayı işaret etmiş.Gece yatmış rüyasına. Rüyada Allah kendisine cihadı, cihada gitmeyi, hazırlanmayı işaret etmiş. Nasıl rüya gördüğünü şu anda hatırlayamıyorum.Nasıl rüya gördüğünü şu anda hatırlayamıyorum. Sabah kalkmış, yakın bir dervişine, ârif, yaşlı bir dervişine demiş ki; Sabah kalkmış, yakın bir dervişine, ârif, yaşlı bir dervişine demiş ki;

"Rüya gördüm, savaşa hazırlanmamız lazım." "Rüya gördüm, savaşa hazırlanmamız lazım."

"Efendim" demiş o, "Siz yaşlısınız."Efendim" demiş o, "Siz yaşlısınız. Zaten siz cihadın en büyüğü olan nefisle cihadı yapıyorsunuz. Zaten siz cihadın en büyüğü olan nefisle cihadı yapıyorsunuz. Nefis de büyük düşman, en büyük düşman. Zaten onunla siz mücadeleyi yapıyorsunuz. O ona işarettir." Nefis de büyük düşman, en büyük düşman. Zaten onunla siz mücadeleyi yapıyorsunuz. O ona işarettir."

Yani işte oturun oturduğunuz yerde demek istiyor. "Yook." diyor.Yani işte oturun oturduğunuz yerde demek istiyor.

"Yook." diyor.
"Benim bu rüyadan anladığım, benim resmen savaşa hazırlanmam lazım." diyor"Benim bu rüyadan anladığım, benim resmen savaşa hazırlanmam lazım." diyor Şemseddîn-i Sivâsî hazretleri, mübarek. Demircilerine emrediyor; Şemseddîn-i Sivâsî hazretleri, mübarek.

Demircilerine emrediyor;

"Haydi bakalım, kılıç hazırla, kalkan hazırla, ok hazırla, vesaire..." filan. Hazırlık başlıyor. "Haydi bakalım, kılıç hazırla, kalkan hazırla, ok hazırla, vesaire..." filan.

Hazırlık başlıyor.

Sivas'ta duruyor bu adam, bu mübarek zât-ı muhterem, Allah'ın bu sevgili kulu Sivas'ta.Sivas'ta duruyor bu adam, bu mübarek zât-ı muhterem, Allah'ın bu sevgili kulu Sivas'ta. Öbür tarafta da İstanbul'da padişah Avusturya ile savaşa karar veriyor.Öbür tarafta da İstanbul'da padişah Avusturya ile savaşa karar veriyor. O zamana kadar padişahlar sefere gitmez olmuşlar.O zamana kadar padişahlar sefere gitmez olmuşlar. Kanuni'den sonra, Sarı Selim'den sonra sefere gitmez olmuşlar.Kanuni'den sonra, Sarı Selim'den sonra sefere gitmez olmuşlar. Artık padişahların sefere gitmesi görülen duyulan bir olay değil, fakat bu padişah celalli.Artık padişahların sefere gitmesi görülen duyulan bir olay değil, fakat bu padişah celalli. "Şu Avusturyalıları ille yeneceğim!" filan diye, "Ben de sefere gideceğim!" diye karar vermiş. "Şu Avusturyalıları ille yeneceğim!" filan diye, "Ben de sefere gideceğim!" diye karar vermiş.

Ve diyor ki; "Evliyaullahtan, salihlerden, Allah'ın iyi kullarından kimler tanınıyorsaVe diyor ki;

"Evliyaullahtan, salihlerden, Allah'ın iyi kullarından kimler tanınıyorsa
onlara nâme gönderin, ulak gönderin, posta tatarı gönderin, haber gönderin, ferman gönderin;onlara nâme gönderin, ulak gönderin, posta tatarı gönderin, haber gönderin, ferman gönderin; onlar da savaşa katılsınlar. Şöyle bir şenlik olsun. Yani güzel bir şenlikle gazaya gidelim." filan... onlar da savaşa katılsınlar. Şöyle bir şenlik olsun. Yani güzel bir şenlikle gazaya gidelim." filan...

Tabii Şemseddîn-i Sivâsî hazretlerinin de nâmı yayılmış, ona da bir haberci gidiyor.Tabii Şemseddîn-i Sivâsî hazretlerinin de nâmı yayılmış, ona da bir haberci gidiyor. Huzuruna varıyor, el öpüyor, etek öpüyor.Huzuruna varıyor, el öpüyor, etek öpüyor. Koynundan padişahın fermanını, mektubunu çıkartıyor, öpüp başına koyuyor, veriyor şeyh hazretlerine. Koynundan padişahın fermanını, mektubunu çıkartıyor, öpüp başına koyuyor, veriyor şeyh hazretlerine.

[Şemseddîn-i Sivâsî hazretleri mektubu] açıyor, gülüyor. Diyor ki; [Şemseddîn-i Sivâsî hazretleri mektubu] açıyor, gülüyor. Diyor ki;

"Padişah bizi gazaya davet etmiş. Biz zaten rüyasını ne kadar önceden görmüştük, hazırlanıyorduk." "Padişah bizi gazaya davet etmiş. Biz zaten rüyasını ne kadar önceden görmüştük, hazırlanıyorduk."

Tabii haberci İstanbul'a sevinç içinde dönüyor. Diyor ki; Tabii haberci İstanbul'a sevinç içinde dönüyor. Diyor ki;

"Padişahım! Zaten o mübarek zât savaşa gitmenin rüyasını önceden görmüş,"Padişahım! Zaten o mübarek zât savaşa gitmenin rüyasını önceden görmüş, hazırlığa bile başlamış." filan diye de haberi de getiriyor padişaha. hazırlığa bile başlamış." filan diye de haberi de getiriyor padişaha.

Ve Şemseddîn-i Sivâsî hazretleri savaş hazırlığını yapmış olarak, dervişleriyle, "Yâ Allah!.."Ve Şemseddîn-i Sivâsî hazretleri savaş hazırlığını yapmış olarak, dervişleriyle, "Yâ Allah!.." Sivas'tan yola çıkıyor haydi İstanbul'a!.. Sivas'tan yola çıkıyor haydi İstanbul'a!..

O zaman Aziz Mahmud-u Hüdâyî hazretleri meşhur, padişahın hürmet ettiği, atına bindirdiği,O zaman Aziz Mahmud-u Hüdâyî hazretleri meşhur, padişahın hürmet ettiği, atına bindirdiği, önünde yaya yürüdüğü, elini öptüğü şeyh, yani meşhur Aziz Mahmud-u Hüdâyî.önünde yaya yürüdüğü, elini öptüğü şeyh, yani meşhur Aziz Mahmud-u Hüdâyî. Ama o padişahtan önceki padişah bu. Ama o padişahtan önceki padişah bu.

[Aziz Mahmud-u Hüdâyî hazretleri] o İstanbul'a yaklaştığı zaman üç konak mesafeye karşılamaya gidiyor.[Aziz Mahmud-u Hüdâyî hazretleri] o İstanbul'a yaklaştığı zaman üç konak mesafeye karşılamaya gidiyor. Birinci konak Kartal, ikinci konak Gebze, üçüncü konak İzmit.Birinci konak Kartal, ikinci konak Gebze, üçüncü konak İzmit. İzmit'e karşılamaya geliyor Şemseddîn-i Sivâsî hazretlerini. Neden? İzmit'e karşılamaya geliyor Şemseddîn-i Sivâsî hazretlerini.

Neden?

Mücevherin kıymetini kuyumcu bilir de ondan.Mücevherin kıymetini kuyumcu bilir de ondan. Gelenin ne cevher olduğunu bu bildiğinden, üç konak mesafeye karşılamaya gidiyor. Gelenin ne cevher olduğunu bu bildiğinden, üç konak mesafeye karşılamaya gidiyor.

Şehre geliyorlar, İstanbul'a. Padişah tabii sevinç içinde, saraya davet ediyor. Soruyor; Şehre geliyorlar, İstanbul'a. Padişah tabii sevinç içinde, saraya davet ediyor. Soruyor;

"Efendi hazretleri, habercilerden duydum ki bizim daha nâmemiz size gitmeden siz savaş hazırlığı yapmışsınız."Efendi hazretleri, habercilerden duydum ki bizim daha nâmemiz size gitmeden siz savaş hazırlığı yapmışsınız. Öyle midir?""Evet, öyle bir rüya görmüştük, hazırlık yapıyorduk." [diye cevap veriyor.] Öyle midir?""Evet, öyle bir rüya görmüştük, hazırlık yapıyorduk." [diye cevap veriyor.]

"Peki, böyle bir işaretle ve beşaretle bu iş olduğuna göre"Peki, böyle bir işaretle ve beşaretle bu iş olduğuna göre acaba savaşın sonu hakkında da bir işaret var mı Efendi hazretleri?" diyor. acaba savaşın sonu hakkında da bir işaret var mı Efendi hazretleri?" diyor.

"Evet padişahım vardır. İnşallah galebe, zafer ve üstünlük müslümanlarda olacak inşaallah." diyor. "Evet padişahım vardır. İnşallah galebe, zafer ve üstünlük müslümanlarda olacak inşaallah." diyor.

Padişah sevinç içinde artık, sefere çıkıyorlar. Uzun... Bu savaş Haçova Meydan Savaşı.Padişah sevinç içinde artık, sefere çıkıyorlar. Uzun... Bu savaş Haçova Meydan Savaşı. Ve o zaman tabii artık 18. Yüzyıl. Avusturya eski Avusturya değil; toplar döküyor, zırhlar yapıyor.Ve o zaman tabii artık 18. Yüzyıl. Avusturya eski Avusturya değil; toplar döküyor, zırhlar yapıyor. İlerlemiş, ordusu kalabalık. Muazzam şeyler, yani yenmek kolay değil. İlerlemiş, ordusu kalabalık. Muazzam şeyler, yani yenmek kolay değil.

İki ordu Haçova'da karşılaşıyorlar.İki ordu Haçova'da karşılaşıyorlar. Düşman çok üstün kuvvetleri var, kıyasıya bir mücadele başlıyor, düşman bastırıyor. Düşman çok üstün kuvvetleri var, kıyasıya bir mücadele başlıyor, düşman bastırıyor. Düşman bastırıyor ve ordunun orta kısmı, merkez kısmı çöküyor.Düşman bastırıyor ve ordunun orta kısmı, merkez kısmı çöküyor. Geri çekilip kaçmaya başlıyorlar, tabii düşman da kovalıyor. Geri çekilip kaçmaya başlıyorlar, tabii düşman da kovalıyor. Padişahın çadırının yakınlarına kadar gelmiş düşman ve padişahın mutfak neferleriPadişahın çadırının yakınlarına kadar gelmiş düşman ve padişahın mutfak neferleri yani mutfakta yemek hazırlayan, patates soyan,yani mutfakta yemek hazırlayan, patates soyan, et pişiren [neferler] artık satırlarla filan düşmanla mücadeleye başlamışlar.et pişiren [neferler] artık satırlarla filan düşmanla mücadeleye başlamışlar. Kıyasıya, dişe diş böyle bir mücadele başlamış.Kıyasıya, dişe diş böyle bir mücadele başlamış. Düşmanın eline düşmemek için padişah atına binip daha geriye kaçacak. Düşmanın eline düşmemek için padişah atına binip daha geriye kaçacak.

Hoca Saadeddin Efendi diye de o zamanın büyük alimlerden birisi var. Hoca Saadeddin Efendi diye de o zamanın büyük alimlerden birisi var.

"Padişahım! Nereye gidiyorsun, gidemezsin! Dur burada, durduğun yerde." diyor. "Padişahım! Nereye gidiyorsun, gidemezsin! Dur burada, durduğun yerde." diyor.

Padişah kızgın, diyor ki Şemseddîn-i Sivâsî hazretlerine; Padişah kızgın, diyor ki Şemseddîn-i Sivâsî hazretlerine;

"Hocaefendi, şeyh efendi! Hani galebe ve zafer bizim elimizde olacaktı?!" "Hocaefendi, şeyh efendi! Hani galebe ve zafer bizim elimizde olacaktı?!"

O gayet sakin; "Sabredin padişahım. Sonucu biraz sonra görürsünüz." diyor, hiç fütur getirmiyor. O gayet sakin;

"Sabredin padişahım. Sonucu biraz sonra görürsünüz." diyor, hiç fütur getirmiyor.

Hakikaten biraz sonra ne oluyorsa böyle, düşmanın üzerine bir yüklenme oluyor,Hakikaten biraz sonra ne oluyorsa böyle, düşmanın üzerine bir yüklenme oluyor, düşman kaçmaya başlıyor. "Düşman kaçıyor!" diye bir haber, sesler duyuluyor.düşman kaçmaya başlıyor. "Düşman kaçıyor!" diye bir haber, sesler duyuluyor. Geriye kaçışan yeniçeriler dönüyorlar, [düşmanı] bataklığa sıkıştırıyorlar, Haçova Meydan Savaşı kazanılıyor.Geriye kaçışan yeniçeriler dönüyorlar, [düşmanı] bataklığa sıkıştırıyorlar, Haçova Meydan Savaşı kazanılıyor. Bilmem kaç yüz bin Avusturya ordusu bataklıklarda öldürülüyor ve imha ediliyor. Bilmem kaç yüz bin Avusturya ordusu bataklıklarda öldürülüyor ve imha ediliyor.

Savaştan dönüyorlar, tabii padişah çok memnun biraz da mahçup.Savaştan dönüyorlar, tabii padişah çok memnun biraz da mahçup. Tam savaşın en kızgın, kızıştığı zamanda biraz ümitsizliğe düşüp deTam savaşın en kızgın, kızıştığı zamanda biraz ümitsizliğe düşüp de şeyh Efendi'ye bir söz söylediği için mahçup da tabii. İltifat etmek istiyor; şeyh Efendi'ye bir söz söylediği için mahçup da tabii. İltifat etmek istiyor;

"Efendim, İstanbul'da kalsanız." diyor. "Yok" diyor, "Bizim de âhiret seferimiz de yakındır."Efendim, İstanbul'da kalsanız." diyor.

"Yok" diyor, "Bizim de âhiret seferimiz de yakındır.
İnşallah memleketimize gidelim de şeylerimizi de görelim, İnşallah memleketimize gidelim de şeylerimizi de görelim, yakınlarımızla helalleşiriz." filan diye Sivas'a dönüyor. Allah şefaatlerine nâil eylesin. yakınlarımızla helalleşiriz." filan diye Sivas'a dönüyor.

Allah şefaatlerine nâil eylesin.

[Sivas'a döndükten sonra da âhirete] irtihal ediyor. [Sivas'a döndükten sonra da âhirete] irtihal ediyor.

Yani kim demiş öyle miskin diye? Kim demiş yalan yanlış sözleri? Tarih okunursa bu işlerin şeyi görülür. Yani kim demiş öyle miskin diye? Kim demiş yalan yanlış sözleri?

Tarih okunursa bu işlerin şeyi görülür.

Hindistan'a nasıl yayılmış Müslümanlık?Hindistan'a nasıl yayılmış Müslümanlık? Avrupa'ya nasıl yayılmış, Afrika'ya nasıl yayılmış, Asya'ya nasıl yayılmış Müslümanlık? Avrupa'ya nasıl yayılmış, Afrika'ya nasıl yayılmış, Asya'ya nasıl yayılmış Müslümanlık?

Bir tek sebebi var; İşte bu evliyaullahın çalışmasıyla yayılmış. Öyle lafla, palavrayla değil!Bir tek sebebi var;

İşte bu evliyaullahın çalışmasıyla yayılmış. Öyle lafla, palavrayla değil!
Onlar yapmışlar yine. Okuyun, Afrika tarihini okuyun, Asya tarihini okuyun, Avrupa'yı okuyun. Onlar yapmışlar yine.

Okuyun, Afrika tarihini okuyun, Asya tarihini okuyun, Avrupa'yı okuyun.
Bu Güneydoğu Asya'da, Hindistan'da, Endonezya'da vesairede İslâm nasıl gelmiş,Bu Güneydoğu Asya'da, Hindistan'da, Endonezya'da vesairede İslâm nasıl gelmiş, nasıl yerleşmiş, nasıl girmiş oralara, okuyun, göreceksiniz. nasıl yerleşmiş, nasıl girmiş oralara, okuyun, göreceksiniz.

Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2