Namaz Vakitleri

1 Şa'bân 1447
20 January 2026
İmsak
06:48
Güneş
08:17
Öğle
13:20
İkindi
15:51
Akşam
18:13
Yatsı
19:37
Detaylı Arama

Konuşma Metni

Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh,Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh, kemâ yenbagî licelâli vechihî ve li-azîmi sultànih.kemâ yenbagî licelâli vechihî ve li-azîmi sultànih. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidi’l-evvelîne ve’l-àhirîn,Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidi’l-evvelîne ve’l-àhirîn, muhammedin ve âlihî ve sahbihîmuhammedin ve âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-dîn.ve men tebiahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-dîn. Emmâ ba’dü fa’lemû eyyühe’l-ihvân.

Emmâ ba’dü fa’lemû eyyühe’l-ihvân.
Feinne efdale’l-hadîsi kitâbu’llàh.Feinne efdale’l-hadîsi kitâbu’llàh. Ve efdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ muhammedinVe efdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ muhammedin salla’llàhu aleyhi ve sellem.salla’llàhu aleyhi ve sellem. Ve şerre’l-umûri muhdesâtühâ.Ve şerre’l-umûri muhdesâtühâ. Ve külle muhdesetin bid’ah.Ve külle muhdesetin bid’ah. Ve külle bid’atin dalâleh.Ve külle bid’atin dalâleh. Ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi’nnâr.Ve külle dalâletin ve sâhibehâ fi’nnâr. Ve bi’s-senedi’l-muttasili ile’nnebiyyiVe bi’s-senedi’l-muttasili ile’nnebiyyi salla’llàhu aleyhi ve selleme ennehû kàl:salla’llàhu aleyhi ve selleme ennehû kàl: RE. 109/14 İnne’l-hedye’s-sàliha,

RE. 109/14 İnne’l-hedye’s-sàliha,
ve’ssemte’s-sàliha, ve’liktisâde,ve’ssemte’s-sàliha, ve’liktisâde, cüz’ün min hamsetin ve ışrîne cüz’encüz’ün min hamsetin ve ışrîne cüz’en mine’n-nübüvveti.mine’n-nübüvveti. Sadaka rasûlü’llàh, fî mâ kàl, ev kemà kàl.Sadaka rasûlü’llàh, fî mâ kàl, ev kemà kàl. Aziz ve sevgili kardeşlerim!

Aziz ve sevgili kardeşlerim!
Ramazan münasebetiyle seyahatler yaptığımız için,

Ramazan münasebetiyle seyahatler yaptığımız için,
bana göre uzun bir ayrılıktan sonra,bana göre uzun bir ayrılıktan sonra, böyle bir derste buluşmuş oluyoruz.böyle bir derste buluşmuş oluyoruz. Allah Ramazan’da yaptığınız ibadetlerinizi,

Allah Ramazan’da yaptığınız ibadetlerinizi,
hayırlarınızı kabul eylesin.hayırlarınızı kabul eylesin. Sizleri rahmetine erdirdiği kullarından eylesin.Sizleri rahmetine erdirdiği kullarından eylesin. Nice nice RamazanlaraNice nice Ramazanlara erişip, nice makbul, güzel ibadetler yapmanızı nasib eylesin.erişip, nice makbul, güzel ibadetler yapmanızı nasib eylesin. Rızasını kazanmanızı nasib eylesin.Rızasını kazanmanızı nasib eylesin. Ahirette hesabı geçip,

Ahirette hesabı geçip,
cehennemden kurtulupcehennemden kurtulup cennete girmek suretiyle, asıl bayramları,cennete girmek suretiyle, asıl bayramları, en büyük bayramı da kazanmayı nasib eylesin.en büyük bayramı da kazanmayı nasib eylesin. Her gününüz mutlu olsun, saîd olsun,Her gününüz mutlu olsun, saîd olsun, bayram olsun.bayram olsun. İki cihanda aziz ve bahtiyar olun.İki cihanda aziz ve bahtiyar olun. Peygamber SAS Efendimiz’in hadis-i şeriflerinden bir demet,

Peygamber SAS Efendimiz’in hadis-i şeriflerinden bir demet,
o gül bahçesinden bir desteo gül bahçesinden bir deste size sunmak üzere konuşmaya başlıyoruz.size sunmak üzere konuşmaya başlıyoruz. Bu hadis-i şeriflerin okunmasına ve izahına geçmeden önce,

Bu hadis-i şeriflerin okunmasına ve izahına geçmeden önce,
evvelâ Peygamber Efendimiz’in ruhuna hediye olsun diye;evvelâ Peygamber Efendimiz’in ruhuna hediye olsun diye; sonra onun bütün mübarek âline,sonra onun bütün mübarek âline, ashabına, ezvâcına, evlâdına,ashabına, ezvâcına, evlâdına, etbaına, zürriyet-i tayyibesine, hulefâsına,etbaına, zürriyet-i tayyibesine, hulefâsına, ahbâbına, ihvânına ve hàssetenahbâbına, ihvânına ve hàsseten makam-ı irşâdının vârislerimakam-ı irşâdının vârisleri ulemâ-ı muhakkıkîn ve mürşidîn-i kâmilînimizin ruhlarına;ulemâ-ı muhakkıkîn ve mürşidîn-i kâmilînimizin ruhlarına; Ebû Bekr-i Sıddîk ve Aliyyü’l-Murtazâ

Ebû Bekr-i Sıddîk ve Aliyyü’l-Murtazâ
ve sair sahabe-i kirâm (rıdvanu’llàhi teàlâ aleyhim ecmaîn)ve sair sahabe-i kirâm (rıdvanu’llàhi teàlâ aleyhim ecmaîn) hazretlerinden, şeyhimiz, başımızın tacı,hazretlerinden, şeyhimiz, başımızın tacı, kutbu’l-aktâb ve gavsu’l-vâsilîn Muhammed Zâhid Kotku ibn-i İbrâhimkutbu’l-aktâb ve gavsu’l-vâsilîn Muhammed Zâhid Kotku ibn-i İbrâhim el-Bursevî Efendimiz’e kadar,el-Bursevî Efendimiz’e kadar, cihandan gelip geçmişcihandan gelip geçmiş bütün mürşid-i kamillerimizin, evliyaullah büyüklerimizin,bütün mürşid-i kamillerimizin, evliyaullah büyüklerimizin, Allah’ın mübarek sevgili kullarının ruhlarınaAllah’ın mübarek sevgili kullarının ruhlarına ve bizim de ahirete göçmüş olanve bizim de ahirete göçmüş olan bütün müslüman annelerimizin babalarımızınbütün müslüman annelerimizin babalarımızın dedelerimizin ninelerimizin ecdâd ü ceddâtımızın,dedelerimizin ninelerimizin ecdâd ü ceddâtımızın, akraba u taallûkàtımızın, evlâdımızın, kardeşlerimizin,akraba u taallûkàtımızın, evlâdımızın, kardeşlerimizin, sevdiklerimizin, dostlarımızın ruhlarına hediye olsun diye;sevdiklerimizin, dostlarımızın ruhlarına hediye olsun diye; Bu caminin bânîsi İskender Paşa’nın ruhuna,

Bu caminin bânîsi İskender Paşa’nın ruhuna,
caminin çevresinde medfun bulunan mevtânın ruhlarına,caminin çevresinde medfun bulunan mevtânın ruhlarına, bu İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Muhammed Hân Cennet Mekân’ın ruhuna,bu İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Muhammed Hân Cennet Mekân’ın ruhuna, ordusu mensubu mübarek mücahidlerin, şehidlerin,ordusu mensubu mübarek mücahidlerin, şehidlerin, gazilerin ruhlarına hediye olsun diye;gazilerin ruhlarına hediye olsun diye; Okuduğumuz eseri yazan, eserin içindeki hadis-i şerifleri

Okuduğumuz eseri yazan, eserin içindeki hadis-i şerifleri
bize kadar nakil ve rivâyet eden ravilerin ve alimlerin ve müellifi;bize kadar nakil ve rivâyet eden ravilerin ve alimlerin ve müellifi; Ahmed Ziyâüddîn-i Gümüşhànevî Efendimiz Hazretleri’nin

Ahmed Ziyâüddîn-i Gümüşhànevî Efendimiz Hazretleri’nin
ruhuna hediye olsun diye;ruhuna hediye olsun diye; Allah onların ruhlarını şad etsin,Allah onların ruhlarını şad etsin, kabirleri cennet bahçesi olsun, makamları yüce olsun,kabirleri cennet bahçesi olsun, makamları yüce olsun, onları memnun ve mesrur etsin,onları memnun ve mesrur etsin, bizlere de tevfikini refik eylesin,bizlere de tevfikini refik eylesin, ömrümüzü rızasına uygun geçirmemizi,ömrümüzü rızasına uygun geçirmemizi, sevdiği kullar olmamızı, huzurunasevdiği kullar olmamızı, huzuruna sevdiği kullar olarak varmamızı nasib eylesin diye,sevdiği kullar olarak varmamızı nasib eylesin diye, bir Fatiha, üç İhlâs-ı Şerîf okuyup öyle başlayalım, buyurun!bir Fatiha, üç İhlâs-ı Şerîf okuyup öyle başlayalım, buyurun! El-hamdü lillâh.El-hamdü lillâh. Peygamber SAS Efendimiz,Peygamber SAS Efendimiz, Taberânî’nin ve Ahmed ibn-i Hanbel,Taberânî’nin ve Ahmed ibn-i Hanbel, Beyhakî gibi kaynakların; İbn-i AbbasBeyhakî gibi kaynakların; İbn-i Abbas RA’dan ve diğerRA’dan ve diğer kırk beş ravinin şeyinden rivâyet ettiğine göre,kırk beş ravinin şeyinden rivâyet ettiğine göre, bu hadis-i şerifte buyurmuş ki Efendimiz SAS Efendimiz:bu hadis-i şerifte buyurmuş ki Efendimiz SAS Efendimiz: “—Şunlar şunlar şunlar şunlar

“—Şunlar şunlar şunlar şunlar
peygamberliğin yirmi beş bölüğünden bir bölüktür.”peygamberliğin yirmi beş bölüğünden bir bölüktür.” Peygamberlik makamı yirmi beş şube ise;

Peygamberlik makamı yirmi beş şube ise;
yirmi beş şubeden bunlar bir bölüktür diyeyirmi beş şubeden bunlar bir bölüktür diye buyurmuş.buyurmuş. Şu sayılan şeyler.Şu sayılan şeyler. Peygamberliğin vasıflarınPeygamberliğin vasıfların güzîdelerinden olduğunu beyan etmiş oluyor,güzîdelerinden olduğunu beyan etmiş oluyor, mühim şeyler olduğunu beyan etmiş oluyor.mühim şeyler olduğunu beyan etmiş oluyor. Yâni bir peygamber hangi sıfatlara sahiptir?Yâni bir peygamber hangi sıfatlara sahiptir? Peygamberlik dendiği zaman o makama sahip olan insanınPeygamberlik dendiği zaman o makama sahip olan insanın ne gibi halleri vardır?ne gibi halleri vardır? Ne gibi ahlakı vardır bu mühim.Ne gibi ahlakı vardır bu mühim. Peygamber, Allah’ın vazifeli kulu,Peygamber, Allah’ın vazifeli kulu, Allah’ın emirlerini kullara getiren bir kul,Allah’ın emirlerini kullara getiren bir kul, olağanüstü kıymetli bir insan.olağanüstü kıymetli bir insan. E, bunun sıfatları nasıl olmalı,E, bunun sıfatları nasıl olmalı, onlar nasıl insanlardı,onlar nasıl insanlardı, nasıl güzel ahlâka sahiplerdi, nasıl güzel sıfatlara sahiplerdi?nasıl güzel ahlâka sahiplerdi, nasıl güzel sıfatlara sahiplerdi? İşte şunlar, şunlar, şunlar.İşte şunlar, şunlar, şunlar. Burada üç tanesi sayılıyor, Peygamberliğin yirmi beşBurada üç tanesi sayılıyor, Peygamberliğin yirmi beş bölüğünden bir bölüktür.bölüğünden bir bölüktür. Yirmi beşte biridir.Yirmi beşte biridir. Neymiş bunları şimdi anlayalım.Neymiş bunları şimdi anlayalım. Üç şey sayıyor Efendimiz:Üç şey sayıyor Efendimiz: 1. İnne’l-hedye’s-salih

1. İnne’l-hedye’s-salih
“Birisi hedy-i sàlih.”“Birisi hedy-i sàlih.” “—Bir şey anlamadım hocam!” diyeceksiniz.“—Bir şey anlamadım hocam!” diyeceksiniz. Doğru, anlatacağım.Doğru, anlatacağım. Hedye’s-sàlih; bir.Hedye’s-sàlih; bir. 2. Ve’s-semte’s-sàlih2. Ve’s-semte’s-sàlih “Hedye's-salih, semt-i sàlih; iki.“Hedye's-salih, semt-i sàlih; iki. 3. Ve’l-iktisâd; bu da üç.3. Ve’l-iktisâd; bu da üç. Bu üçü peygamberliğin yirmi beşte birinden biriymiş.Bu üçü peygamberliğin yirmi beşte birinden biriymiş. Peygamberliğin neden meydana geldiğini bildiren başka hadisi şeriflerde,

Peygamberliğin neden meydana geldiğini bildiren başka hadisi şeriflerde,
Efendimiz buyuruyor ki meselâ:Efendimiz buyuruyor ki meselâ: Salih rüya, salih rüya da peygamberliğin

Salih rüya, salih rüya da peygamberliğin
şu kadar cüzünden bir cüzdür,şu kadar cüzünden bir cüzdür, bir bölümüdür diye bildiriyor.bir bölümüdür diye bildiriyor. Yâni, peygamberler rüya gördüler mi,

Yâni, peygamberler rüya gördüler mi,
onların rüyaları öyle sıradan bir şey değildir,onların rüyaları öyle sıradan bir şey değildir, onların rüyalarında gerçek vardır.onların rüyalarında gerçek vardır. Allah’ın rüya yoluyla, rüya âleminde onlaraAllah’ın rüya yoluyla, rüya âleminde onlara gerçek emri vardır.gerçek emri vardır. Rüyaları kıymetlidir.Rüyaları kıymetlidir. Rüyaları sıradan insanlarınRüyaları sıradan insanların rüyaları gibi değildir demek.rüyaları gibi değildir demek. Peygamber Efendimiz de hangi rüyayı görse,

Peygamber Efendimiz de hangi rüyayı görse,
gün ışığı gibi, gün aydını gibi,gün ışığı gibi, gün aydını gibi, olduğu gibi rüyası çıkardı ertesi gün, olduğu gibi çıkardı.olduğu gibi rüyası çıkardı ertesi gün, olduğu gibi çıkardı. Akşamdan görürdü, sabahleyin olduğu gibi aynen çıkardı.Akşamdan görürdü, sabahleyin olduğu gibi aynen çıkardı. Yâni, bir ilâhi haberleşme vasıtası oluyor rüya.Yâni, bir ilâhi haberleşme vasıtası oluyor rüya. Rüyada Allah söylüyor.Rüyada Allah söylüyor. Ben aciz, naçiz kardeşiniz de kendi hayatımdan

Ben aciz, naçiz kardeşiniz de kendi hayatımdan
bazı misaller biliyorum, siz de biliyorsunuzdur.bazı misaller biliyorum, siz de biliyorsunuzdur. Yâni, sizin de bazen akşam bir rüya görüp deYâni, sizin de bazen akşam bir rüya görüp de —belki içinizde böyleleri vardır——belki içinizde böyleleri vardır— sabahleyin o olur, olmuştur, karşınıza gelmiştir.sabahleyin o olur, olmuştur, karşınıza gelmiştir. “—Allah Allah, dün akşam ben bu rüyayı gördüm,

“—Allah Allah, dün akşam ben bu rüyayı gördüm,
bak bu sabah böyle oldu.” diye,bak bu sabah böyle oldu.” diye, bazen böyle şeyle karşılaşmış olabilirsiniz.bazen böyle şeyle karşılaşmış olabilirsiniz. Ben karşılaştım hem de çok aşikâr, aynı,

Ben karşılaştım hem de çok aşikâr, aynı,
tıpatıp, aynen öyle şeylerle karşılaştığım oldu.tıpatıp, aynen öyle şeylerle karşılaştığım oldu. Talebeyken daha hani böyle hocalık mocalık,Talebeyken daha hani böyle hocalık mocalık, sarık, cübbe, kavuk filan yokken,sarık, cübbe, kavuk filan yokken, daha öğrenciyken olabiliyor yâni böyle şeyler.daha öğrenciyken olabiliyor yâni böyle şeyler. Demek ki rüya da boş değil.

Demek ki rüya da boş değil.
Yâni, insanın zihnine bir şeylerin gelmesi.Yâni, insanın zihnine bir şeylerin gelmesi. E, bu nereden geliyor?E, bu nereden geliyor? Geliş yeri önemli.Geliş yeri önemli. Şeytandan gelebilir, nefisten gelebilir,Şeytandan gelebilir, nefisten gelebilir, meleklerden gelebilir,meleklerden gelebilir, Allah-u Teàlâ Hazretleri gelebilir.Allah-u Teàlâ Hazretleri gelebilir. Geliş yeri önemli.Geliş yeri önemli. Yâni, bana bir şey geliyor; ama hangi kanaldan geliyor?Yâni, bana bir şey geliyor; ama hangi kanaldan geliyor? Ekranda bir şey var, hangi kanal, nereden geliyor?Ekranda bir şey var, hangi kanal, nereden geliyor? Nereden yayınlamışlar da ekrana aksetmiş.Nereden yayınlamışlar da ekrana aksetmiş. Rüya ekranımız bizim, zihnimiz; ama oraya nereden geldiği önemli.Rüya ekranımız bizim, zihnimiz; ama oraya nereden geldiği önemli. Onun için, sàlih rüya daOnun için, sàlih rüya da peygamberliğin bölüklerinden bir bölüktür.peygamberliğin bölüklerinden bir bölüktür. Bunlar da, burada sayılan üç şey de

Bunlar da, burada sayılan üç şey de
peygamberliğin bölüklerinden bir bölüktür.peygamberliğin bölüklerinden bir bölüktür. “—E, bize ne?” diyebiliriz değil mi.

“—E, bize ne?” diyebiliriz değil mi.
Şimdi akıl yürütüyoruz kendi kendimize:

Şimdi akıl yürütüyoruz kendi kendimize:
Bize ne?Bize ne? Yâni, bunlar güzel şey,Yâni, bunlar güzel şey, bunları edinmeye çalışalım!bunları edinmeye çalışalım! Bak peygamberler bu vasıflara sahip;Bak peygamberler bu vasıflara sahip; biz de aklımızı başımıza toplayalım,biz de aklımızı başımıza toplayalım, böyle hallere sahip olmaya çalışalım!böyle hallere sahip olmaya çalışalım! Çünkü peygamberler bu vasıftaymış.Çünkü peygamberler bu vasıftaymış. Allah peygamberleri niçin gönderiyor dünyaya?

Allah peygamberleri niçin gönderiyor dünyaya?
Elle tutulur, gözle görülürElle tutulur, gözle görülür misal olsun diye, nümune olsun diye.misal olsun diye, nümune olsun diye. “—İşte bak bu peygamber, öp elini, eteğini öp,

“—İşte bak bu peygamber, öp elini, eteğini öp,
ayağını öp; işte bu peygamber.ayağını öp; işte bu peygamber. Bak bunu hareketine, nasıl hareket ettiğine bak,Bak bunu hareketine, nasıl hareket ettiğine bak, ne söylediğine dikkat et!ne söylediğine dikkat et! Bak bunun yolundan yürü,Bak bunun yolundan yürü, bunun izini takip et, emrini tut!”bunun izini takip et, emrini tut!” Allah nümune-i imtisâl diyoruz, üsve-i hasene diyoruz;

Allah nümune-i imtisâl diyoruz, üsve-i hasene diyoruz;
onları bize nümune insan olarak gönderiyor,onları bize nümune insan olarak gönderiyor, “—Ey kullarım,

“—Ey kullarım,
uzun tarife lüzum yok, ben böyle insan istiyorum.uzun tarife lüzum yok, ben böyle insan istiyorum. Böyle insan olmaya çalışın!Böyle insan olmaya çalışın! Böyle mükemmel olmaya çalışın,Böyle mükemmel olmaya çalışın, böyle güzel olmaya çalışın,böyle güzel olmaya çalışın, böyle salih olmaya çalışın!” diyor, bu güzel.böyle salih olmaya çalışın!” diyor, bu güzel. Kolaydır yâni, böyle bir öğretme yolu kolaydır.

Kolaydır yâni, böyle bir öğretme yolu kolaydır.
Misali ortaya koyarsınız,Misali ortaya koyarsınız, öğrenmek isteyenler o misale bakarlar,öğrenmek isteyenler o misale bakarlar, kendilerini ona benzetmeye çalışırlar.kendilerini ona benzetmeye çalışırlar. Demek ki bu üç sıfat, değerli sıfatlar.Demek ki bu üç sıfat, değerli sıfatlar. Şimdi bunları anlamaya çalışalım:Şimdi bunları anlamaya çalışalım: İnne’l-hedye’s-sàlih.İnne’l-hedye’s-sàlih. Sàlih, iyi demek.Sàlih, iyi demek. İzahını yapacağım, iyi bir tavır, hal.İzahını yapacağım, iyi bir tavır, hal. Bu hadis-i şeriflerin okunmasına geçmeden önce de ne diyoruz?Bu hadis-i şeriflerin okunmasına geçmeden önce de ne diyoruz? Efdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ muhammedin salla’llàhu aleyhi ve sellem.Efdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ muhammedin salla’llàhu aleyhi ve sellem. “Hal ve gidişin en güzeli,“Hal ve gidişin en güzeli, Peygamber Efendimiz’in hal ve gidişidir.” diyoruz ya.Peygamber Efendimiz’in hal ve gidişidir.” diyoruz ya. Hadis’i okumaya geçmeden önce, size bir önHadis’i okumaya geçmeden önce, size bir ön konuşma yaptığımız zaman, ne diyoruz?konuşma yaptığımız zaman, ne diyoruz? “—Sözlerin en güzeli Allah’ın kelâmıdır.

“—Sözlerin en güzeli Allah’ın kelâmıdır.
Hal ve gidişin en güzeli de,Hal ve gidişin en güzeli de, Peygamberimiz SAS’in hal ve gidişidir.” diyoruz.Peygamberimiz SAS’in hal ve gidişidir.” diyoruz. Onun Arapçası ne?

Onun Arapçası ne?
Hedy.Hedy. Efdale’l-hedyiEfdale’l-hedyi hedyü seyyidinâ muhammedin salla’llàhu aleyhi ve sellem.hedyü seyyidinâ muhammedin salla’llàhu aleyhi ve sellem. En iyi hal ve gidiş Peygamber Efendimiz'in hal ve gidişidir diyoruz.En iyi hal ve gidiş Peygamber Efendimiz'in hal ve gidişidir diyoruz. Aslında hedy kelime olarak nereden geliyor?Aslında hedy kelime olarak nereden geliyor? Hedâ-yehdî;Hedâ-yehdî; yol gitmek ve yol göstermek demek.yol gitmek ve yol göstermek demek. Yolu gösteren kimseyeYolu gösteren kimseye hâdî derler bu kökten.hâdî derler bu kökten. Hâdî, yol gösteren.Hâdî, yol gösteren. Kendisine doğru yol gösterilmiş de,Kendisine doğru yol gösterilmiş de, doğru yoldan gidene de, mehdî derler.doğru yoldan gidene de, mehdî derler. Kendisine klavuzluk yapılmış da doğru yolda gidiyor mânâsına.Kendisine klavuzluk yapılmış da doğru yolda gidiyor mânâsına. Peygamber Efendimiz hem hâdîdir,Peygamber Efendimiz hem hâdîdir, hem mehdîdir.hem mehdîdir. Yâni hem kendisi doğru yola kılavuzluk yapıyor, hem de kendisineYâni hem kendisi doğru yola kılavuzluk yapıyor, hem de kendisine Allah tarafından doğru yol gösterilmiş de,Allah tarafından doğru yol gösterilmiş de, o yoldan giden bir insan, her yaptığı güzel.o yoldan giden bir insan, her yaptığı güzel. Hedy de işte böyle hal ve gidiş diye tercüme ediyoruz, uygun.

Hedy de işte böyle hal ve gidiş diye tercüme ediyoruz, uygun.
Hal ve gidiş sözü uygun, hal ve gidiş uygun düşüyor.Hal ve gidiş sözü uygun, hal ve gidiş uygun düşüyor. Zaten hedy de biraz gitmekle ilgili.Zaten hedy de biraz gitmekle ilgili. Kur’an-ı Kerim’deKur’an-ı Kerim’de Fatiha Sûresi’nde de ne diyoruz?Fatiha Sûresi’nde de ne diyoruz? İhdina’s-sırâta’l-müstakîm.

İhdina’s-sırâta’l-müstakîm.
“Bizi doğru yola götür.“Bizi doğru yola götür. Yâni, oraya kılavuzluk et bizi ya Rabbi, sevk et!” (Fâtiha, 1/6) diyoruz.Yâni, oraya kılavuzluk et bizi ya Rabbi, sevk et!” (Fâtiha, 1/6) diyoruz. Oradan da anlıyoruz.

Oradan da anlıyoruz.
İhdina’s-sırâta’l- müstakîm.İhdina’s-sırâta’l- müstakîm. “Bizi doğru yola sevk et, oraya götür!“Bizi doğru yola sevk et, oraya götür! Oraya gitmemizi sağla.” demiş oluyoruz.Oraya gitmemizi sağla.” demiş oluyoruz. Hedy böylece hal ve gidiş demek.Hedy böylece hal ve gidiş demek. Sàlih de uygun demek.Sàlih de uygun demek. Raculün sâlih; uygun, iyi insan demek.Raculün sâlih; uygun, iyi insan demek. Hedyün salih; iyi bir hal ve gidiş, uygun, uyumlu demek yâni.Hedyün salih; iyi bir hal ve gidiş, uygun, uyumlu demek yâni. Eskiler kullanırlar da, belki yeniler bilmezler,Eskiler kullanırlar da, belki yeniler bilmezler, “—Bu işe bu sàlihtir.”“—Bu işe bu sàlihtir.” yâni, uygundur demek.yâni, uygundur demek. Uyan, tamam bu işi bu yapabilir,Uyan, tamam bu işi bu yapabilir, bu işi falanca adam yapabilir,bu işi falanca adam yapabilir, o adam bu işe salihtir.o adam bu işe salihtir. Hatta salih olmaya, uygun olmaya da ne diyoruz,Hatta salih olmaya, uygun olmaya da ne diyoruz, salâhiyet diyoruz; salâhiyet.salâhiyet diyoruz; salâhiyet. “—Bu adam bu konu da salâhiyetlidir.”“—Bu adam bu konu da salâhiyetlidir.” Ne demek yâni, uygunluğu vardır bu adamın bu işe;

Ne demek yâni, uygunluğu vardır bu adamın bu işe;
bu işi yapabilir demek.bu işi yapabilir demek. Uygunluk demek yâni,Uygunluk demek yâni, onun da tam tercümesinin karşılığını bulmuş olduk.onun da tam tercümesinin karşılığını bulmuş olduk. Uygun hal ve gidiş.

Uygun hal ve gidiş.
Uygunsuz değil yâni.Uygunsuz değil yâni. Uygunsuz adam, uygunsuz kadın,Uygunsuz adam, uygunsuz kadın, uygunsuz vaziyet, uygunsuz söz.uygunsuz vaziyet, uygunsuz söz. Yâni bunları biliyoruz, kullanıyoruz dilimizde.Yâni bunları biliyoruz, kullanıyoruz dilimizde. Uygun mu?Uygun mu? Bir uygun var, bir uygunsuz var.Bir uygun var, bir uygunsuz var. Sözün bir uygunu var, bir de uygunsuzu var.Sözün bir uygunu var, bir de uygunsuzu var. Vaziyetin bir uygunu var, bir de uygunsuzu var. “Vaziyetin bir uygunu var, bir de uygunsuzu var. “ —Uygunsuz vaziyette yakalandı!—Uygunsuz vaziyette yakalandı! Polis götürdü.”Polis götürdü.” Ama burada uygun.Ama burada uygun. El-hedyü’s-sâlih.El-hedyü’s-sâlih. “İyi, uygun bir gidiş.”“İyi, uygun bir gidiş.” Tabii, bu uygunluk nereye uygunluk olacak?Tabii, bu uygunluk nereye uygunluk olacak? Salihlik, salahiyet, uygun oluş.Salihlik, salahiyet, uygun oluş. Nereye uygunluk olacak?Nereye uygunluk olacak? Allah’ın emrine uygunluk olacak,Allah’ın emrine uygunluk olacak, Allah’ın rızasına uygunluk olacak.Allah’ın rızasına uygunluk olacak. Allah’ın seveceği olacak.Allah’ın seveceği olacak. Demek ki, dine, kitaba, Kur’an-ı Kerim’e,Demek ki, dine, kitaba, Kur’an-ı Kerim’e, şeriata uygun bir hal ve tavır; denmiş oluyor.şeriata uygun bir hal ve tavır; denmiş oluyor. “—E, hocam, kelime kısa da,

“—E, hocam, kelime kısa da,
anlamı şimdi kocaman oldu yâni benanlamı şimdi kocaman oldu yâni ben üç nasihat tutacaktım amaüç nasihat tutacaktım ama şimdi ben bunun neresinden tutayım?şimdi ben bunun neresinden tutayım? Yâni çok büyüdü iş, genişledi.”Yâni çok büyüdü iş, genişledi.” Doğru.Doğru. Zaten İslâm küçücük bir şey değildir.Zaten İslâm küçücük bir şey değildir. Bir sistemdir, bir nizamdır İslâm.Bir sistemdir, bir nizamdır İslâm. Hayat nizamıdır.Hayat nizamıdır. Bizim her şeyimiz başka türlüdür, İslâmcadır,Bizim her şeyimiz başka türlüdür, İslâmcadır, mü’mincedir.mü’mincedir. Başkasının da başka türlüdür meselâ,Başkasının da başka türlüdür meselâ, Avrupalı’lar başka türlü düşünüyor.Avrupalı’lar başka türlü düşünüyor. Amerikalılar’ın hali başka türlü.Amerikalılar’ın hali başka türlü. Geçen bir televizyonda gösteriyordu

Geçen bir televizyonda gösteriyordu
Brezilya’da karnaval varmış,Brezilya’da karnaval varmış, martaval vezninde karnaval.martaval vezninde karnaval. E, rezalet.E, rezalet. Rezalet diz boyu değil, boyu aşmış, çamur. Neden?Rezalet diz boyu değil, boyu aşmış, çamur. Neden? Düşündüm, Brezilya’nın sahası içinde Amazon ormanları var,Düşündüm, Brezilya’nın sahası içinde Amazon ormanları var, vahşi kabileler var,vahşi kabileler var, daha medeniyetin gidemediği, ulaşamadığı köyler var.daha medeniyetin gidemediği, ulaşamadığı köyler var. E kadın oradan çıkmış, gelmiş büyük şehre.E kadın oradan çıkmış, gelmiş büyük şehre. Bu İslâm’ı bilmiyor,Bu İslâm’ı bilmiyor, imanı bilmiyor, ahlâkı bilmiyor, edebi bilmiyor;imanı bilmiyor, ahlâkı bilmiyor, edebi bilmiyor; orada düşmüş şebekelerin eline.orada düşmüş şebekelerin eline. Tabii böyle rezalet olacak.Tabii böyle rezalet olacak. İnsanı insan yapan nedir?

İnsanı insan yapan nedir?
Eğitimdir, bilgilerdir, terbiyesidir.Eğitimdir, bilgilerdir, terbiyesidir. E, o terbiye olmayınca tabii, o karnaval olacak,E, o terbiye olmayınca tabii, o karnaval olacak, rezaletler olacak, ölümler olacak,rezaletler olacak, ölümler olacak, şikâyetler olacak.şikâyetler olacak. “—Çok şikâyet ediyorlar, her senede tekrar ediliyor,“—Çok şikâyet ediyorlar, her senede tekrar ediliyor, çok de rezaletler oluyor.” diyor.çok de rezaletler oluyor.” diyor. Dikkatimi çekti, ibretli bir şey; tamam.Dikkatimi çekti, ibretli bir şey; tamam. İslâm kendine mahsus bir sistemdir, nizamdır.

İslâm kendine mahsus bir sistemdir, nizamdır.
Her şeyi kendine mahsustur.Her şeyi kendine mahsustur. İslâm’ı başkasıyla tarif etseniz, doğru tarif edemezsiniz,İslâm’ı başkasıyla tarif etseniz, doğru tarif edemezsiniz, tarif edemezsiniz.tarif edemezsiniz. Meselâ, leylağın rengi ne renktir?Meselâ, leylağın rengi ne renktir? Leylak, leylak rengidir.Leylak, leylak rengidir. Çünkü ne diyeceksin,Çünkü ne diyeceksin, işte biraz kırmızı, biraz mor,işte biraz kırmızı, biraz mor, mavi karıştırdığın zaman işte şu.mavi karıştırdığın zaman işte şu. Canım işte, leylak rengi.Canım işte, leylak rengi. Yâni gök rengi filan.Yâni gök rengi filan. Hani böyle renkleri bazen anlatıyoruz ya;Hani böyle renkleri bazen anlatıyoruz ya; ancak kendisiyle anlatıyoruz.ancak kendisiyle anlatıyoruz. İslâm da kendisi İslam’dır.İslâm da kendisi İslam’dır. “—İslâm demokrasi midir?”

“—İslâm demokrasi midir?”
“—Hayır!”“—Hayır!” İslâm demokrasi değildir, sakın ha!İslâm demokrasi değildir, sakın ha! İslâm demokrasi falan değildir, İslâm’daİslâm demokrasi falan değildir, İslâm’da demokrasideki kadar kötülüklere müsaade yoktur.demokrasideki kadar kötülüklere müsaade yoktur. “—Var mıdır?“—Var mıdır? İçki içmek serbest midir?”İçki içmek serbest midir?” “—Değildir!”“—Değildir!” “—Zina etmek serbest midir?”“—Zina etmek serbest midir?” “—Değildir!”“—Değildir!” “—Edepsizlik yapmak, günah işlemek.“—Edepsizlik yapmak, günah işlemek. Evin içinde işliyor canım, sana ne.Evin içinde işliyor canım, sana ne. Kapısını kapatıyor.”Kapısını kapatıyor.” “—Evinin içinde bile işleyemez.”“—Evinin içinde bile işleyemez.” “—Neden”“—Neden” “—İslâm nizamı böyle.”“—İslâm nizamı böyle.” “—Demokrasi?”“—Demokrasi?” “—Demokrasi evin içine karışmaz.“—Demokrasi evin içine karışmaz. Halkın hepsi bir edepsizce işe karar verirse, o iş yapılır.Halkın hepsi bir edepsizce işe karar verirse, o iş yapılır. ‘Şu meydana çıplak karı koca değilde iki heykelin resmini koyalım!’‘Şu meydana çıplak karı koca değilde iki heykelin resmini koyalım!’ Belediye meclisi karar verir, koyarlar.”Belediye meclisi karar verir, koyarlar.” “—Neden?” “—E, demokrasi var. İkisi karar verir, tamam.”“—Neden?” “—E, demokrasi var. İkisi karar verir, tamam.” “—E, bunlar sarmaş dolaş iki heykel olsun.”“—E, bunlar sarmaş dolaş iki heykel olsun.” “—Tamam, o da âlâ, onu da koyarlar.“—Tamam, o da âlâ, onu da koyarlar. Kabul ederlerse olur.” “—Neden?”Kabul ederlerse olur.” “—Neden?” “— Ee canım işte, bu hükümeti,“— Ee canım işte, bu hükümeti, bu belediyeyi, bu şehri bunlar idare ediyor;bu belediyeyi, bu şehri bunlar idare ediyor; halk kabul etti mi, bu böyle olur.”halk kabul etti mi, bu böyle olur.” İslâm’da öyle olmaz,

İslâm’da öyle olmaz,
İslâm’da demokrasi yoktur.İslâm’da demokrasi yoktur. Halkın idaresi yoktur İslam’da.Halkın idaresi yoktur İslam’da. Kötülüğün hâkimiyeti yoktur.Kötülüğün hâkimiyeti yoktur. Kötülüğü yapabilme serbestliği yoktur.Kötülüğü yapabilme serbestliği yoktur. Kötülük yapılmaz, kötülük yasaktır İslâm’da.Kötülük yapılmaz, kötülük yasaktır İslâm’da. “—E, hangisi daha iyi?

“—E, hangisi daha iyi?
Hürriyet mi iyi, hürriyetsizlik mi iyi?”Hürriyet mi iyi, hürriyetsizlik mi iyi?” “—İslâm daha iyi.“—İslâm daha iyi. Çünkü kötülüğü engelliyor, yaptırtmıyor.Çünkü kötülüğü engelliyor, yaptırtmıyor. ”—Aslında bu bizim çağdaş”—Aslında bu bizim çağdaş toplumlarda da bazı şeyler yaptırılmıyor.toplumlarda da bazı şeyler yaptırılmıyor. Neden yaptırılmıyor?Neden yaptırılmıyor? Bayağı, aşikâr bir tehlikesi görülen şeyler yaptırılmıyor.Bayağı, aşikâr bir tehlikesi görülen şeyler yaptırılmıyor. “—Bu genel sağlığa aykırıdır, bunu yapamazsın!”

“—Bu genel sağlığa aykırıdır, bunu yapamazsın!”
Geliyor adam mühürlüyor, dükkânı kapatıyor.Geliyor adam mühürlüyor, dükkânı kapatıyor. “—E, canım, demokrasi var memlekette,“—E, canım, demokrasi var memlekette, ben bu dükkânı çalıştıracağım, ne kapatıyorsun?”ben bu dükkânı çalıştıracağım, ne kapatıyorsun?” “—Kapatırım, var mı diyeceğin?“—Kapatırım, var mı diyeceğin? Demokrasi memokrasi tanımam, burada halkın sağlığı önemli.”Demokrasi memokrasi tanımam, burada halkın sağlığı önemli.” “—Allah Allah, bak şu belediye zabıtasının yaptığına.“—Allah Allah, bak şu belediye zabıtasının yaptığına. Bak nasıl şeyler yapıyor, zorbalık yapıyor!Bak nasıl şeyler yapıyor, zorbalık yapıyor! Ama kimse de bir şey demiyor.”Ama kimse de bir şey demiyor.” Neden? Memnun.Neden? Memnun. Halkın sağlığını korumak bakımından,

Halkın sağlığını korumak bakımından,
genel ahlâkı korumak bakımından,genel ahlâkı korumak bakımından, suları korumak bakımından.suları korumak bakımından. “—Deniz kenarına villa yapamazsın.“—Deniz kenarına villa yapamazsın. Kanalizasyonu oraya veremezsin.”Kanalizasyonu oraya veremezsin.” Bir sürü yasaklar, bir sürü yasaklar,

Bir sürü yasaklar, bir sürü yasaklar,
bir sürü yasaklar.bir sürü yasaklar. Neresi hürriyet?Neresi hürriyet? Toplum ilerledikçe, hürriyetler azalıyor.Toplum ilerledikçe, hürriyetler azalıyor. Toplum nizamını koruyucu tedbirler artıyor yâni.Toplum nizamını koruyucu tedbirler artıyor yâni. Şunu yapamazsın, bunu yapamazsın.Şunu yapamazsın, bunu yapamazsın. Tükürmek serbest mi?Tükürmek serbest mi? Değil meselâ.Değil meselâ. Birçok yasaklar var.Birçok yasaklar var. Onun için, çağdaş toplumlarda aslında birçok şeyi yasaklıyorlar.

Onun için, çağdaş toplumlarda aslında birçok şeyi yasaklıyorlar.
İslâm da yasaklıyor yâni, İslâm’ı onlarİslâm da yasaklıyor yâni, İslâm’ı onlar yasakçı diye kınamasınlar.yasakçı diye kınamasınlar. İslâm’da yasaklıyor; ama İslâm’ın yasakladıkları kötü şeyler.İslâm’da yasaklıyor; ama İslâm’ın yasakladıkları kötü şeyler. Zinayı yasaklıyor.Zinayı yasaklıyor. Bu toplumda, ya da batı toplumunda adam diyebiliyor ki:Bu toplumda, ya da batı toplumunda adam diyebiliyor ki: “—Sana ne!

“—Sana ne!
İki kişi bir şeye karar vermişseİki kişi bir şeye karar vermişse kanun bunlara ne karışıyor?”kanun bunlara ne karışıyor?” Bunu bizim hukukçular içinde de söyleyenler var:Bunu bizim hukukçular içinde de söyleyenler var: “—Kadın da râzı, erkek de râzı;“—Kadın da râzı, erkek de râzı; iki kişi böyle bir şeyi yapmaya razıysa,iki kişi böyle bir şeyi yapmaya razıysa, kanun bunun peşine ne koşuyor?kanun bunun peşine ne koşuyor? Niye evi basıyor?” falan diyor.Niye evi basıyor?” falan diyor. İslâm’da basar neden?

İslâm’da basar neden?
İslâm beş gayeyi şey yapıyor.İslâm beş gayeyi şey yapıyor. Nesli korumayı amaçlıyor.Nesli korumayı amaçlıyor. Öyle gelişi güzel, anası babası belli olmayan evlat istemiyor İslâm.Öyle gelişi güzel, anası babası belli olmayan evlat istemiyor İslâm. Aile istiyor, ana babanın belli olmasını istiyor.Aile istiyor, ana babanın belli olmasını istiyor. Nesebin sahih olmasını istiyor.Nesebin sahih olmasını istiyor. Soyu, nesebi korumak istiyor İslâm.Soyu, nesebi korumak istiyor İslâm. Sonra insan sağlığına,Sonra insan sağlığına, insanın kendi vücuduna aykırı şeyleri yasaklıyor.insanın kendi vücuduna aykırı şeyleri yasaklıyor. İçki yasak;İçki yasak; “—Sana ne ya hu? Çekil benim karşımdan, bırak!”“—Sana ne ya hu? Çekil benim karşımdan, bırak!” Dün akşam uçakla Antalya’dan geliyoruz,

Dün akşam uçakla Antalya’dan geliyoruz,
tepsi içinde hanımefendiler ikram sunuyor bize, “göksel avratlar”.tepsi içinde hanımefendiler ikram sunuyor bize, “göksel avratlar”. Hostes diyemiyorum ceza yazacaklar diye.Hostes diyemiyorum ceza yazacaklar diye. İkram sunuyor, birisi sarı renkli;İkram sunuyor, birisi sarı renkli; şu arkadaşın üstündeki kıyafet gibi, sarı renkli.şu arkadaşın üstündeki kıyafet gibi, sarı renkli. Tamam, portakal.Tamam, portakal. Ötekisi de şeffaf gibi.Ötekisi de şeffaf gibi. Soruyor yanımdaki:Soruyor yanımdaki: “—Bu ne?”“—Bu ne?” “—Bu şampanya!” diyor.“—Bu şampanya!” diyor. Ha, İslâm’da öyle şey yok.Ha, İslâm’da öyle şey yok. İslâm’da olmaz, neden?İslâm’da olmaz, neden? Sarhoşluk aklı götürüyor,Sarhoşluk aklı götürüyor, aklı götürünce de trafik kazası oluyor, şunu oluyor, bunu oluyor;aklı götürünce de trafik kazası oluyor, şunu oluyor, bunu oluyor; İslâm bunu yapmaz.İslâm bunu yapmaz. “—Efendim işte, first class,“—Efendim işte, first class, birinci sınıf yer; bilmem ne.”birinci sınıf yer; bilmem ne.” Suudi Arabistan havayollarında yok.

Suudi Arabistan havayollarında yok.
Sen de istersen yapmazsın. Ne olacak?Sen de istersen yapmazsın. Ne olacak? Çünkü adam buradan inecek, uçakÇünkü adam buradan inecek, uçak alanının yanında ki duran arabasına binecek, kullanacak.alanının yanında ki duran arabasına binecek, kullanacak. Alkollü kullanacak, ondan sonra kaza yapacak.Alkollü kullanacak, ondan sonra kaza yapacak. Ne diye şey yapıyorsun zararlı şeyi.Ne diye şey yapıyorsun zararlı şeyi. Mümkün olduğu kadar içirme.Mümkün olduğu kadar içirme. Sigara yasak, kanunla yasakladırlar;

Sigara yasak, kanunla yasakladırlar;
şampanya serbest.şampanya serbest. Tezat var, İslâm bu tezadı kaldırıyor.Tezat var, İslâm bu tezadı kaldırıyor. Böyle zıtlık yok İslâm’da.Böyle zıtlık yok İslâm’da. Yasaklar var ama, yasaklarYasaklar var ama, yasaklar insanın kendisinin lehine,insanın kendisinin lehine, vücudunun sıhhatine, toplumunvücudunun sıhhatine, toplumun huzuruna yönelik oluyor.huzuruna yönelik oluyor. İşte bunları yapmamız lâzım, bilmemiz lâzım!

İşte bunları yapmamız lâzım, bilmemiz lâzım!
İslâm bir nizam olduğundan, İslâm nizamını bilmemiz lâzım.İslâm bir nizam olduğundan, İslâm nizamını bilmemiz lâzım. Nasıl evleneceğim, nasıl yuva kuracağım,Nasıl evleneceğim, nasıl yuva kuracağım, nasıl evlat sahibi olacağım,nasıl evlat sahibi olacağım, nasıl ticaret yapacağım, nereden kazanacağım,nasıl ticaret yapacağım, nereden kazanacağım, kazancımı nasıl harcayacağım.kazancımı nasıl harcayacağım. İşte bu bir yaşam tarzı.İşte bu bir yaşam tarzı. Başkalarınınki farklı; Brezilya’nınki farklı, İsveç’inki farklı.

Başkalarınınki farklı; Brezilya’nınki farklı, İsveç’inki farklı.
Bakın İsveç’ten bir misal.Bakın İsveç’ten bir misal. Burada olan bir arkadaş anlattı bana.Burada olan bir arkadaş anlattı bana. İsveç’te tahsil görürken veyaİsveç’te tahsil görürken veya oraya bir ihtisas için gittiği zaman;oraya bir ihtisas için gittiği zaman; İsveçli bir aile ile tanışmışlar.İsveçli bir aile ile tanışmışlar. Adam kaptanmış,Adam kaptanmış, evinin anahtarını bizim arkadaşa vermiş:evinin anahtarını bizim arkadaşa vermiş: “—Buyur, evimin anahtarı.

“—Buyur, evimin anahtarı.
Ben dört aylık, gemiyle gidiyorum;Ben dört aylık, gemiyle gidiyorum; eşim yalnız kalacak, buyurun evin anahtarı.” demiş.eşim yalnız kalacak, buyurun evin anahtarı.” demiş. “Buyurun evin anahtarı.” demiş bizim arkadaşa.“Buyurun evin anahtarı.” demiş bizim arkadaşa. Bu İsveç mantığı.Bu İsveç mantığı. Bunlar İsveçli.Bunlar İsveçli. “—Ben orada dört ay istediğim gibi yaşayacağım, bu da“—Ben orada dört ay istediğim gibi yaşayacağım, bu da istediği gibi yaşasın.” demiş.istediği gibi yaşasın.” demiş. Çünkü, namus telakkisi farklı,

Çünkü, namus telakkisi farklı,
dünya görüşü farklı.dünya görüşü farklı. Çünkü, nizamlar başka türlü nizam.Çünkü, nizamlar başka türlü nizam. İslâm nizamı başka türlüdür.İslâm nizamı başka türlüdür. Onun için, bu İslâm’ın nizamını öğreneceksiniz.Onun için, bu İslâm’ın nizamını öğreneceksiniz. Nedir İslâm nizamının önemli,Nedir İslâm nizamının önemli, önde gelen mühim maddeleri?önde gelen mühim maddeleri? Farzlardır.Farzlardır. Farzları öğreneceksiniz.Farzları öğreneceksiniz. Beş vakit namaz kılacaksınız.Beş vakit namaz kılacaksınız. “—Hocam, beş tane olmasa da üç tane olmaz mı?”“—Hocam, beş tane olmasa da üç tane olmaz mı?” Tenzilat hakkımız yok.Tenzilat hakkımız yok. Tenzilat hakkımız yok, Allah böyle emretmiş.Tenzilat hakkımız yok, Allah böyle emretmiş. Elli vakit sevabı veriyor, beş vakit namaz.Elli vakit sevabı veriyor, beş vakit namaz. “—Namazı öyle kılmasam da, böyle kılsam olur mu?”“—Namazı öyle kılmasam da, böyle kılsam olur mu?” Olmaz, olmaz.

Olmaz, olmaz.
Çünkü Peygamber Efendimiz namazın nasıl kılınacağını tarif buyurmuş,Çünkü Peygamber Efendimiz namazın nasıl kılınacağını tarif buyurmuş, vs. yâni, İslâm’ın nizamına uyacağız.vs. yâni, İslâm’ın nizamına uyacağız. Bunları öğreneceğiz, farzları öğreneceğiz.Bunları öğreneceğiz, farzları öğreneceğiz. Farzlar gibi, bir de olumsuz farzlar var.Farzlar gibi, bir de olumsuz farzlar var. Olumlu emirlere farz diyoruz;Olumlu emirlere farz diyoruz; namaz kıl, oruç tut, hacca git,namaz kıl, oruç tut, hacca git, malından zekât vermalından zekât ver ve şunu yap ve bunu yap.ve şunu yap ve bunu yap. Bunlar olumlu emirler, farz.Bunlar olumlu emirler, farz. Bir de olumsuz emirler var, yâni yasak.

Bir de olumsuz emirler var, yâni yasak.
Şunu yapma.Şunu yapma. Yalan, söyleme.Yalan, söyleme. Haram.Haram. Sonra, içki içme, haram.Sonra, içki içme, haram. Faiz yeme, haram.Faiz yeme, haram. Onlar da emir aslında, ama yasak diyoruz.Onlar da emir aslında, ama yasak diyoruz. Bu çeşit olumsuz emirlere yasak adını veriyoruz.Bu çeşit olumsuz emirlere yasak adını veriyoruz. Emirler ve yasaklar.Emirler ve yasaklar. Bunları öğreneceksiniz.Bunları öğreneceksiniz. “—Hocam, ben daha öğrenmedim bunları.”

“—Hocam, ben daha öğrenmedim bunları.”
Olmaz, çok geç kalmışsın!Olmaz, çok geç kalmışsın! Bunları ne zaman öğrenecektin biliyor musun?Bunları ne zaman öğrenecektin biliyor musun? Bunların hepsini ezbere bilecektin. Ne zaman?Bunların hepsini ezbere bilecektin. Ne zaman? Sorumluluk yaşına girmeden önce.Sorumluluk yaşına girmeden önce. Sorumluluk yaşına yani,Sorumluluk yaşına yani, meleklerin senin sevaplarını günahlarınımeleklerin senin sevaplarını günahlarını kaydetmeye başladığıkaydetmeye başladığı yaştan önce bunları öğrenecektin ki,yaştan önce bunları öğrenecektin ki, günah işlemeyip, defterine günah yazdırtmayacaktın.günah işlemeyip, defterine günah yazdırtmayacaktın. Sevapları kaçırmayıp, günah yazdırmayacaktın.Sevapları kaçırmayıp, günah yazdırmayacaktın. Sevapları yapıp, sevap kazanacaktın.Sevapları yapıp, sevap kazanacaktın. Ne zaman yâni?

Ne zaman yâni?
Buluğ çağına ermeden önce öğretecektin.Buluğ çağına ermeden önce öğretecektin. Demek ki, İslâm nizamındaDemek ki, İslâm nizamında Allah’ın emirleriniAllah’ın emirlerini çocuk daha buluğa ermeden öğretmek varmış.çocuk daha buluğa ermeden öğretmek varmış. Bak, işte nizam değişti,Bak, işte nizam değişti, nizamlar farklı.nizamlar farklı. Şimdiki nizamda çocuklaraŞimdiki nizamda çocuklara oyunla bir şeyler öğretiyorlar,oyunla bir şeyler öğretiyorlar, belli yaşa kadar bir şeyler öğretmiyorlar.belli yaşa kadar bir şeyler öğretmiyorlar. İlkokul çağı masum bir çağ olarak kabul ediliyor vs. filan.İlkokul çağı masum bir çağ olarak kabul ediliyor vs. filan. İslâm’da öyle değil.İslâm’da öyle değil. İlkokulun son sınıfında veyaİlkokulun son sınıfında veya ortaokulun başlarında çocuk buluğa eriyor.ortaokulun başlarında çocuk buluğa eriyor. Yâni, sorumluluk başlıyor.Yâni, sorumluluk başlıyor. Demek ki, ilkokulda çok mühim şeyleri öğrenmesi lâzım.Demek ki, ilkokulda çok mühim şeyleri öğrenmesi lâzım. “—Hocam, bu kadar ağır şeyleri çocuk nasıl öğrenir?”

“—Hocam, bu kadar ağır şeyleri çocuk nasıl öğrenir?”
Buna terbiye ilmi derler.Buna terbiye ilmi derler. Çocuk terbiye ilmi, pedagoji derler.Çocuk terbiye ilmi, pedagoji derler. Bunun usulü vardır.Bunun usulü vardır. Gene o farzları o yasakları çocuğaGene o farzları o yasakları çocuğa onun anlayacağı şekilde öğretebilirsin.onun anlayacağı şekilde öğretebilirsin. Büyüklere öğretim tarzı başka türlü olur,Büyüklere öğretim tarzı başka türlü olur, küçüklere başka türlü olur.küçüklere başka türlü olur. Basit öğretirsin, ama gene öğretirsin, öğretilebilir.Basit öğretirsin, ama gene öğretirsin, öğretilebilir. Sade bir misalle kolayca öğretirsin.Sade bir misalle kolayca öğretirsin. Öğretmen lâzım.Öğretmen lâzım. Böylece bir güzel hal ve gidişi olur insanın, bilir.

Böylece bir güzel hal ve gidişi olur insanın, bilir.
Gıybet etmek günah diye bilir,Gıybet etmek günah diye bilir, iftira etmek günah diye bilir,iftira etmek günah diye bilir, dedikodu yapmamak lâzım diye bilir,dedikodu yapmamak lâzım diye bilir, yalan söylememek gerekir diye bilir;yalan söylememek gerekir diye bilir; böylece bir hal ve gidişi ortaya çıkar kişinin.böylece bir hal ve gidişi ortaya çıkar kişinin. Hal ve gidiş.Hal ve gidiş. Nasıl hal ve gidiş?Nasıl hal ve gidiş? Güzel bir hal ve gidiş ortaya çıkar.Güzel bir hal ve gidiş ortaya çıkar. Tamam, böyle bir hal ve gidişe sahip olması lâzım bir müslümanın.Tamam, böyle bir hal ve gidişe sahip olması lâzım bir müslümanın. “—E, biz bunlara sahip değiliz hocam!”

“—E, biz bunlara sahip değiliz hocam!”
Neden?Neden? Çünkü biz çok başka kafalarla yetiştik.Çünkü biz çok başka kafalarla yetiştik. Hem bizi yetiştirenlerin kafası başka türlüydü,Hem bizi yetiştirenlerin kafası başka türlüydü, hem de belki babalarımızın kafası başka türlü,hem de belki babalarımızın kafası başka türlü, hem de belki bizim şahsen kendimizinhem de belki bizim şahsen kendimizin birçok şeyden haberi yok, bizim kafamız başka türlü.birçok şeyden haberi yok, bizim kafamız başka türlü. Yâni, biz müslüman olmamamızınYâni, biz müslüman olmamamızın mantıklı sonucu olarak hareketlerimi düzenleyebilmiş değiliz.mantıklı sonucu olarak hareketlerimi düzenleyebilmiş değiliz. Müslüman adam; ama şeriata düşman.Müslüman adam; ama şeriata düşman. Müslüman adam; ama laik.Müslüman adam; ama laik. Müslüman adam; ama şöyle.Müslüman adam; ama şöyle. Kişi laik olmaz.

Kişi laik olmaz.
Bunu bilmiyorlar.Bunu bilmiyorlar. Kişinin laik olması demek ya kâfir,Kişinin laik olması demek ya kâfir, ya münafık olması demek olur, neden?ya münafık olması demek olur, neden? Çünkü bir şeyi tutmayacak, tarafsız olacak.Çünkü bir şeyi tutmayacak, tarafsız olacak. Devlet laik olur.Devlet laik olur. Devlet vatandaşlarının inançlarına müdahale edemez,Devlet vatandaşlarının inançlarına müdahale edemez, onların karşısında tarafsız olur.onların karşısında tarafsız olur. Sen şöyle yap, sen böyle yap diye baskı yapamaz.Sen şöyle yap, sen böyle yap diye baskı yapamaz. Olsa olsa devlet olur;Olsa olsa devlet olur; fertler inançlı olur, bir inanca sahip olur.fertler inançlı olur, bir inanca sahip olur. Yahudiyse yahudi olur mesela, Allah saklasın.Yahudiyse yahudi olur mesela, Allah saklasın. Müslümansa müslüman olur, el-hamdü lillâh biz müslümanız.Müslümansa müslüman olur, el-hamdü lillâh biz müslümanız. Ha, devlet Yahudi’ye baskı yapamaz laik nizamda.Ha, devlet Yahudi’ye baskı yapamaz laik nizamda. “—Sen sinagoga gitme, sen

“—Sen sinagoga gitme, sen
kiliseye gitme, sen Hıristiyan olma,kiliseye gitme, sen Hıristiyan olma, sen papazlık elbisesi giyme!” diyemez.sen papazlık elbisesi giyme!” diyemez. Laiklik ne demek?

Laiklik ne demek?
Toplumun içerisindeki inanç gruplarınınToplumun içerisindeki inanç gruplarının hareketlerindeki serbestlik demek.hareketlerindeki serbestlik demek. Devletin onlara baskı yapmaması demek.Devletin onlara baskı yapmaması demek. Devletin laik olmasını uygun görmüş Avrupa nizamları.Devletin laik olmasını uygun görmüş Avrupa nizamları. Çünkü, bakmışlar Yüzyıl Harpleri olmuş,Çünkü, bakmışlar Yüzyıl Harpleri olmuş, mezhep kavgaları olmuş, birbirlerini yakmışlar,mezhep kavgaları olmuş, birbirlerini yakmışlar, yıkmışlar filan.yıkmışlar filan. Sonunda bir sonuca da varamamışlar,Sonunda bir sonuca da varamamışlar, sertlikten de bir sonuç çıkmamış.sertlikten de bir sonuç çıkmamış. Katliamlar yapmışlar.Katliamlar yapmışlar. Sen Barthelemi katliamı gibi böyle.Sen Barthelemi katliamı gibi böyle. Akşamları evleri işaretleyip ondan sonraAkşamları evleri işaretleyip ondan sonra koyun gibi kesmişler, kıtır kıtır kesmişler;koyun gibi kesmişler, kıtır kıtır kesmişler; öteki mezhepten diye.öteki mezhepten diye. Kovmuşlar, saman alevlerinde yakmışlar,Kovmuşlar, saman alevlerinde yakmışlar, sen dünya yuvarlak dedin diye işkence yapmışlar,sen dünya yuvarlak dedin diye işkence yapmışlar, engizisyon mahkemesine yargılamışlar.engizisyon mahkemesine yargılamışlar. Bakmışlar bu sertlikler sonuç vermiyor.

Bakmışlar bu sertlikler sonuç vermiyor.
Demişler ki: “—Karışmayalım biz.Demişler ki: “—Karışmayalım biz. Devlet bu işlere karışmasın,Devlet bu işlere karışmasın, kişinin inancına müdahale etmesin!”kişinin inancına müdahale etmesin!” Ama devletin başındaki adam dindar olabiliyor.Ama devletin başındaki adam dindar olabiliyor. Meselâ, Amerika reisicumhuru kiliseye gidebiliyor, eski.Meselâ, Amerika reisicumhuru kiliseye gidebiliyor, eski. Bazıları vardı meselâ, yanında papaz gezdiriyordu.Bazıları vardı meselâ, yanında papaz gezdiriyordu. Her şeyi papaza soruyordu filan, dindardı bayağı.Her şeyi papaza soruyordu filan, dindardı bayağı. Şimdikinden önceki birisiydi.Şimdikinden önceki birisiydi. Ha, kişi dindar olur, bir dine bağlı olur,Ha, kişi dindar olur, bir dine bağlı olur, bir mezhebe bağlı olur, bir tarikata bağlı olur,bir mezhebe bağlı olur, bir tarikata bağlı olur, devlet ona yan bakıp baskı yapmaz.devlet ona yan bakıp baskı yapmaz. Bu işte demokrasinin, laikliğin gereği bu.Bu işte demokrasinin, laikliğin gereği bu. Ama ne yapıyorlar?

Ama ne yapıyorlar?
Laikliği din düşmanlığı gibi anlayıpLaikliği din düşmanlığı gibi anlayıp dine çatıyorlar.dine çatıyorlar. E bu, bu işi anlamamak demek yâni.E bu, bu işi anlamamak demek yâni. Hazmedememiş, insan haklarını, hürriyetlerini anlayamamış.Hazmedememiş, insan haklarını, hürriyetlerini anlayamamış. Karşısındakine hürriyet vermek istemiyor.Karşısındakine hürriyet vermek istemiyor. Kendisinin istediğini yapmasını istiyor da,Kendisinin istediğini yapmasını istiyor da, karşısındakine istediğini yapma müsaadesinikarşısındakine istediğini yapma müsaadesini vermek istemiyor bizim Türkiye’deki aydınlarımız.vermek istemiyor bizim Türkiye’deki aydınlarımız. Karşısındakine müsaade vermek istemiyor.Karşısındakine müsaade vermek istemiyor. “—E, ne olacak peki?”

“—E, ne olacak peki?”
“—Ben ne istiyorsam öyle olacaksın!” diyor.“—Ben ne istiyorsam öyle olacaksın!” diyor. “—E, ben senin yolunu beğenmiyorum ki.“—E, ben senin yolunu beğenmiyorum ki. Allah seni ıslah etsin, Allah sana hidayet versin.Allah seni ıslah etsin, Allah sana hidayet versin. Allah seni, ne bileyim, düzeltsin.Allah seni, ne bileyim, düzeltsin. Sen yanlış yoldasın.”Sen yanlış yoldasın.” “—Hayır, benim gibi olacaksın!”“—Hayır, benim gibi olacaksın!” “—Senin ne meziyetin var da, ben senin gibi olayım?“—Senin ne meziyetin var da, ben senin gibi olayım? Benim yolum daha güzel, daha mantıklı, daha temiz.Benim yolum daha güzel, daha mantıklı, daha temiz. İnsanlara daha faydalı, herkesin iyiliğini istiyorum.İnsanlara daha faydalı, herkesin iyiliğini istiyorum. Tertemizim, pırıl pırılım, hayır yapıyorum, hasenat yapıyorum.Tertemizim, pırıl pırılım, hayır yapıyorum, hasenat yapıyorum. Sen niye İslâm’a düşmansın, niye şeriata düşmansın?”Sen niye İslâm’a düşmansın, niye şeriata düşmansın?” “—İlericiyim ben!”“—İlericiyim ben!” “—Nerede ilerisin sen?“—Nerede ilerisin sen? Neye doğru ileri yâni, ilericisin de.Neye doğru ileri yâni, ilericisin de. Cehennem yolunda mı ilericisin?Cehennem yolunda mı ilericisin? Ha aşırısın, tamam.Ha aşırısın, tamam. İlerilikten kastın oysa aşırısın.İlerilikten kastın oysa aşırısın. Çünkü sen daha laikliği anlayamamışsın,Çünkü sen daha laikliği anlayamamışsın, kanunları anlayamamışsın, anayasayı anlayamamışsın.” filan.kanunları anlayamamışsın, anayasayı anlayamamışsın.” filan. Neyse, bu noktalara tabii temas ediyoruz gerektiği için.

Neyse, bu noktalara tabii temas ediyoruz gerektiği için.
El-hedyü’s-sàlih.

El-hedyü’s-sàlih.
Şöyle bir güzel, uygun hal ve gidiş.Şöyle bir güzel, uygun hal ve gidiş. Ahlâklı, edepli, sakin, terbiyeli hal ve gidiş.Ahlâklı, edepli, sakin, terbiyeli hal ve gidiş. Yâni adam taşkın değil, azgın değil,Yâni adam taşkın değil, azgın değil, saldırgan değil, küstah değil,saldırgan değil, küstah değil, hedy-i sàlihe sahip yâni, iyi bir hal ve gidişi var;hedy-i sàlihe sahip yâni, iyi bir hal ve gidişi var; bu bir.bu bir. Peygamberler böyleydi.Peygamberler böyleydi. Saygın kimselerdi.Saygın kimselerdi. Fazla komik, faza şakacı, fazla gayr-i ciddi,Fazla komik, faza şakacı, fazla gayr-i ciddi, fazla zalim, fazla sert filan değildi.fazla zalim, fazla sert filan değildi. Yâni, hedy-i salih’i vardı, şöyle;Yâni, hedy-i salih’i vardı, şöyle; sevimli, güzel, ciddi bir hal ve gidişi vardı.sevimli, güzel, ciddi bir hal ve gidişi vardı. Birisi bu; hedy-i salih.Birisi bu; hedy-i salih. E, bu nasıl teşekkül eder, bu

E, bu nasıl teşekkül eder, bu
nelerle tahakkuk eder?nelerle tahakkuk eder? Bu küçük şeylerden teşekkül eder.Bu küçük şeylerden teşekkül eder. Nasıl bir televizyonun ekranındaki görüntüNasıl bir televizyonun ekranındaki görüntü küçük noktalardan teşekkül ediyorsan,küçük noktalardan teşekkül ediyorsan, vericideki her nokta bu tarafta gelipvericideki her nokta bu tarafta gelip uygun ışığı sana getiriyorsa,uygun ışığı sana getiriyorsa, o ışıkların birleşmesindeno ışıkların birleşmesinden televizyondaki şekil meydana geliyorsa;televizyondaki şekil meydana geliyorsa; nasıl bir halı ipliknasıl bir halı iplik ilmiklerinden meydana geliyorsa;ilmiklerinden meydana geliyorsa; sen halıyı şey görüyorsun ama,sen halıyı şey görüyorsun ama, halı düğümlerden meydana gelmiş.halı düğümlerden meydana gelmiş. Düğüm, düğüm, düğüm, düğüm; halı olmuş.Düğüm, düğüm, düğüm, düğüm; halı olmuş. Onun gibi.Onun gibi. Sonra, hatta kendimizi düşünelim,

Sonra, hatta kendimizi düşünelim,
kendimiz hücrelerden meydana gelmişiz.kendimiz hücrelerden meydana gelmişiz. Hücre hücre, hücre hücre, biz olmuşuz.Hücre hücre, hücre hücre, biz olmuşuz. Köy köy, kasaba kasaba, bilmem ne Türkiye olmuş; gibi yâni,Köy köy, kasaba kasaba, bilmem ne Türkiye olmuş; gibi yâni, küçük cüzlerden meydana gelmişiz.küçük cüzlerden meydana gelmişiz. İnsanın hedyi de, hal ve gidişi de

İnsanın hedyi de, hal ve gidişi de
küçük parçalardan meydana gelir.küçük parçalardan meydana gelir. Bu parçalar nedir?Bu parçalar nedir? Bir eğitim sürecinde kazanılmışBir eğitim sürecinde kazanılmış güzel meziyetlerdir.güzel meziyetlerdir. Doğru sözlülüktür, sakinliktir, sabırdır,Doğru sözlülüktür, sakinliktir, sabırdır, merhamettir, vesairedir;merhamettir, vesairedir; bunlardan bir İslâmî karakter oluşur,bunlardan bir İslâmî karakter oluşur, bir güzel hal ve gidiş oluşur,bir güzel hal ve gidiş oluşur, aşırılıklardan uzak bir şeydir yâni.aşırılıklardan uzak bir şeydir yâni. Güzel vasıflar grubudur; bu bir.Güzel vasıflar grubudur; bu bir. Ve’s-semtü’s-salih.

Ve’s-semtü’s-salih.
Semt de Arapça’daSemt de Arapça’da çeşitli mânâları arasında, heyet,çeşitli mânâları arasında, heyet, görünüm mânâsına geliyor.görünüm mânâsına geliyor. Bundan da kasdı, insana şöyle bakıldığı zamanBundan da kasdı, insana şöyle bakıldığı zaman güleç yüzlü filan görünmesi.güleç yüzlü filan görünmesi. Hali de güzel, huyu da güzel, yüzü de güzel.Hali de güzel, huyu da güzel, yüzü de güzel. Böyle tavrı da güzel.Böyle tavrı da güzel. Evet, müslüman biraz bu hususa dikkat edecek;

Evet, müslüman biraz bu hususa dikkat edecek;
güleç yüzlü olacak, açık yüzlü olacak,güleç yüzlü olacak, açık yüzlü olacak, beşüş diyoruz, beşaşet diyoruz,beşüş diyoruz, beşaşet diyoruz, yüzde şöyle bir tatlılık olacak müslümanda.yüzde şöyle bir tatlılık olacak müslümanda. Yâni, bu tatlılık olabilir, insan yaparsa,Yâni, bu tatlılık olabilir, insan yaparsa, biraz ağzını yayarsa tebessüm oluyor bu.biraz ağzını yayarsa tebessüm oluyor bu. Kaşını aşağı indirirse, kaş çatıklığı oluyor.Kaşını aşağı indirirse, kaş çatıklığı oluyor. Yâni, yüzdeki birtakım şeyleri,Yâni, yüzdeki birtakım şeyleri, kaşları, gözleri, dudakları oynatmaktankaşları, gözleri, dudakları oynatmaktan yüzün manzarası değişiyor.yüzün manzarası değişiyor. Karşısındaki de ona göreKarşısındaki de ona göre memnun oluyor veya üzülüyor.memnun oluyor veya üzülüyor. Diyor ki: “—Bu adam bana niye kaş çattı?Diyor ki: “—Bu adam bana niye kaş çattı? Niye dik dik baktı, böyle niye başını çevirdi.”Niye dik dik baktı, böyle niye başını çevirdi.” Biraz böyle bakarsa,

Biraz böyle bakarsa,
“Niye yan baktı?” diyor.“Niye yan baktı?” diyor. Böyle bakarsa, “Niye dik baktı?” diyor.Böyle bakarsa, “Niye dik baktı?” diyor. Demek ki dik bakmak da doğru değil,Demek ki dik bakmak da doğru değil, yan bakmak da doğru değil.yan bakmak da doğru değil. E, nasıl bakacağız?E, nasıl bakacağız? Yumuşak bakacaksın, tatlı tatlı bakacaksın,Yumuşak bakacaksın, tatlı tatlı bakacaksın, biraz da hatların yumuşak olacak, güleceksin.biraz da hatların yumuşak olacak, güleceksin. Peygamber Efendimiz SAS buyuruyor ki:Peygamber Efendimiz SAS buyuruyor ki: Tebessümüke fî vechi ahîke leke sadakatün.

Tebessümüke fî vechi ahîke leke sadakatün.
“Kardeşinin yüzüne tebessüm etmen, senin için sadakadır.”“Kardeşinin yüzüne tebessüm etmen, senin için sadakadır.” Biliyor muyduk?Biliyor muyduk? Ben birkaç defa söyledim, vaaza devam edenler bilir,Ben birkaç defa söyledim, vaaza devam edenler bilir, devam etmeyenler ilk defa duymuş olabilirler.devam etmeyenler ilk defa duymuş olabilirler. Tebessüm sadakadır İslâm’da.Tebessüm sadakadır İslâm’da. Yâni, cüzdanını çıkartacaksın,Yâni, cüzdanını çıkartacaksın, fakire bir para vereceksin, sadaka, tamam;fakire bir para vereceksin, sadaka, tamam; ama, arkadaşının yüzüne tebessüm etmek deama, arkadaşının yüzüne tebessüm etmek de İslâm’da sadakadır.İslâm’da sadakadır. Bu da önemli, çünkü kaş çatıldığı zaman iyi olmuyor,Bu da önemli, çünkü kaş çatıldığı zaman iyi olmuyor, dik bakıldığı zaman iyi olmuyor,dik bakıldığı zaman iyi olmuyor, dudak büküldüğü zaman iyi olmuyor,dudak büküldüğü zaman iyi olmuyor, kaş kırıştırıldığı zaman iyi olmuyor.kaş kırıştırıldığı zaman iyi olmuyor. Bir kaşını kaldırdığı zaman iyi olmuyor filan.Bir kaşını kaldırdığı zaman iyi olmuyor filan. Yâni, hepsinin mânâsı var, insanınYâni, hepsinin mânâsı var, insanın kaşını gözünü oynatmasındaki;kaşını gözünü oynatmasındaki; göz yumduğu zaman,göz yumduğu zaman, “—O adam, bu işe göz yumdu.” diyoruz;

“—O adam, bu işe göz yumdu.” diyoruz;
veyahut gözünü açtığı zaman,veyahut gözünü açtığı zaman, “—Gözünü fal taşı gibi açtı.” diyoruz,“—Gözünü fal taşı gibi açtı.” diyoruz, o da bir duyguyu ifade ediyor filan.o da bir duyguyu ifade ediyor filan. Hasılı, şöyle karşısındakiniHasılı, şöyle karşısındakini memnun edecek bir güzel görünümde olacak.memnun edecek bir güzel görünümde olacak. Hali de güzel olacak, yüzü de güzel olacak.Hali de güzel olacak, yüzü de güzel olacak. Ve’l-iktisad.

Ve’l-iktisad.
Üçüncüsü de iktisad.Üçüncüsü de iktisad. Tabii kelimelerin tarih boyunca yaşantıları vardır.Tabii kelimelerin tarih boyunca yaşantıları vardır. Mânâ değişiklikleri vardır,Mânâ değişiklikleri vardır, manasında gelişmeler ve kaymalar vardır.manasında gelişmeler ve kaymalar vardır. İktisad, bugün ekonomi mânâsına kullanılıyor.İktisad, bugün ekonomi mânâsına kullanılıyor. İktisadi ve Ticari İlimler Fakültesi diyoruz.İktisadi ve Ticari İlimler Fakültesi diyoruz. “—Sen ne iş yaparsın?”

“—Sen ne iş yaparsın?”
“—Ben iktisatçıyım, işletmeciyim.” diyor.“—Ben iktisatçıyım, işletmeciyim.” diyor. İktisad bugün belli bir mânâya geliyor;İktisad bugün belli bir mânâya geliyor; ama eskiden de o mânâya gelecekama eskiden de o mânâya gelecek demek değil bu.demek değil bu. Her kelimenin bir tarihi var.

Her kelimenin bir tarihi var.
Tarih içinde başka mânâya gelmesi de mümkün.Tarih içinde başka mânâya gelmesi de mümkün. İktisad, itidalli davranmak demek.İktisad, itidalli davranmak demek. Yâni aşırı olmamak;Yâni aşırı olmamak; ne fazla öyle, ne fazla böyle.ne fazla öyle, ne fazla böyle. Ne az ne çok.Ne az ne çok. İfrad ve tefridin ortasındaİfrad ve tefridin ortasında dengeli gitmek iktisattır.dengeli gitmek iktisattır. Yâni, itidallilik demek.Yâni, itidallilik demek. Bak gördün mü, iktisat kelimesiBak gördün mü, iktisat kelimesi eskiden başka mânâya geliyormuş,eskiden başka mânâya geliyormuş, Peygamber Efendimiz başka mânâya kullanmış.Peygamber Efendimiz başka mânâya kullanmış. Dengelilik demek yâni, aşırı olmamak demek.Dengelilik demek yâni, aşırı olmamak demek. Şimdi aşırılıklar neler olabilir?

Şimdi aşırılıklar neler olabilir?
Meselâ bir adamın parası vardır,Meselâ bir adamın parası vardır, çok parasını harcar harcar;çok parasını harcar harcar; bu adama müsrif diyoruz.bu adama müsrif diyoruz. İsrafçı bu adam, israfçı.İsrafçı bu adam, israfçı. Bizim dört gün aile eğitimimiz oldu Alanya’da,Bizim dört gün aile eğitimimiz oldu Alanya’da, çok büyük bir tatil köyünde;çok büyük bir tatil köyünde; 700-800 kişilik bir toplantı yaptık dört gün.700-800 kişilik bir toplantı yaptık dört gün. Açık büfe, yemekler açık büfeydi,Açık büfe, yemekler açık büfeydi, masanın üstünde.masanın üstünde. Herkes tabağına koyuyor,Herkes tabağına koyuyor, istediği yemeği koyuyor,istediği yemeği koyuyor, gidiyor masaya oturuyor, yiyor onu; serbest, tahdid yok.gidiyor masaya oturuyor, yiyor onu; serbest, tahdid yok. Yâni, az alacaksın,Yâni, az alacaksın, bir tabak alacaksın diye bir şey yok.bir tabak alacaksın diye bir şey yok. Başında nöbetçi yok, karışan yok yâni.Başında nöbetçi yok, karışan yok yâni. Serbest, doyasıya açık büfe.Serbest, doyasıya açık büfe. Şimdi ben dikkat ettim kardeşlerimize,

Şimdi ben dikkat ettim kardeşlerimize,
tabii eğer lokanta da olsaydı, kendisine gelen yemeğitabii eğer lokanta da olsaydı, kendisine gelen yemeği usta koyacaktı, belli bir miktarda koyacaktı.usta koyacaktı, belli bir miktarda koyacaktı. O da onu yiyecekti.O da onu yiyecekti. Ben lokantada da yemek yerken,Ben lokantada da yemek yerken, ya çok koydurtmuyorum tabağıma,ya çok koydurtmuyorum tabağıma, ya da tabağıma konulanı yiyorum;ya da tabağıma konulanı yiyorum; ya da satıyorum.ya da satıyorum. Arkadaşlarıma satıyorum.Arkadaşlarıma satıyorum. Diyorum ki: “—Bak şu tarafını hiç yemedim,

Diyorum ki: “—Bak şu tarafını hiç yemedim,
var mı bunu yiyecek?var mı bunu yiyecek? Ziyan olmasın, yazık.” filan diyorum,Ziyan olmasın, yazık.” filan diyorum, “Bak temiz!” diyorum, satıyorum ki“Bak temiz!” diyorum, satıyorum ki dökülmesin, çöpe atılmasın diye.dökülmesin, çöpe atılmasın diye. Yâni, israf doğru değil diye.Yâni, israf doğru değil diye. Şimdi bazıları kocaman, yaygın, büyük tabaklara

Şimdi bazıları kocaman, yaygın, büyük tabaklara
dolduruyor böyledolduruyor böyle Mevlevî külahı gibi, yukarıya doğruMevlevî külahı gibi, yukarıya doğru yığma dolduruyor.yığma dolduruyor. Bir orasından alıyor, bir orasından alıyor,Bir orasından alıyor, bir orasından alıyor, ondan sonra götürüyor. Ne olacak o?ondan sonra götürüyor. Ne olacak o? Atılacak.Atılacak. İsraf haram.İsraf haram. Az al, tabağındakinin hepsini sıyır.Az al, tabağındakinin hepsini sıyır. Yâni, bir damlayı bile ziyan etmek doğru değil.Yâni, bir damlayı bile ziyan etmek doğru değil. Çok önemli.Çok önemli. Bak israf haram.Bak israf haram. Evde de öyle olacaksın,Evde de öyle olacaksın, para verdiğin yerde de öyle olacaksın.para verdiğin yerde de öyle olacaksın. Ziyafet olan yerde de öyle olacak,Ziyafet olan yerde de öyle olacak, açık büfede de öyle olacak.açık büfede de öyle olacak. Bu bir terbiye işte.

Bu bir terbiye işte.
Tabii, keşke bütün kardeşlerimiz burada olsalardı daTabii, keşke bütün kardeşlerimiz burada olsalardı da oraya katılanlar, anlatsaydık; amaoraya katılanlar, anlatsaydık; ama duyarlar bunu, tabağındakini yemediğinin,duyarlar bunu, tabağındakini yemediğinin, döktüğünün hesabını verecek yarın Allah’a.döktüğünün hesabını verecek yarın Allah’a. O kadar yemeği bol bol aldın, heveslendin,O kadar yemeği bol bol aldın, heveslendin, üç tabağı önüne koydun,üç tabağı önüne koydun, onlar ondan sonra bidona gitti, çöp bidonuna.onlar ondan sonra bidona gitti, çöp bidonuna. Mutfağa gittiği zaman, orada adamMutfağa gittiği zaman, orada adam fırçayla, fırt fırt yapıyor, hadi atıyor,fırçayla, fırt fırt yapıyor, hadi atıyor, tabak yıkanmaya gidiyor.tabak yıkanmaya gidiyor. Ziyan oldu onlar, israf oldu, israf haram.Ziyan oldu onlar, israf oldu, israf haram. Azıcık al, yiyeceğin kadar al!

Azıcık al, yiyeceğin kadar al!
Kendini bilmiyor musun, midenin ölçüsünü bilmiyor musun,Kendini bilmiyor musun, midenin ölçüsünü bilmiyor musun, kendi halini bilmez misin?kendi halini bilmez misin? Azıcık al, sıyır, bitir, tertemiz götür.Azıcık al, sıyır, bitir, tertemiz götür. Ben bazen böyle tabağı sıyırırım,Ben bazen böyle tabağı sıyırırım, şaka yaparım, hanıma veririm, derim ki:şaka yaparım, hanıma veririm, derim ki: “—Bak, tertemiz yıkadım sana, zahmet olmasın diye,“—Bak, tertemiz yıkadım sana, zahmet olmasın diye, rafa koy!” derim.rafa koy!” derim. Rafa koymaz tabii de, amaRafa koymaz tabii de, ama hiç bir şeyi ziyan etmem.hiç bir şeyi ziyan etmem. Çünkü yağ da bir madde, gıda maddesi oradaki,Çünkü yağ da bir madde, gıda maddesi oradaki, her şey bir şey.her şey bir şey. Ziyan doğru değil.Ziyan doğru değil. Demek ki israf bir aşırı uçmuş, israf haram; haram.

Demek ki israf bir aşırı uçmuş, israf haram; haram.
“—Aaa, israf harammış.“—Aaa, israf harammış. İçki de haramdı,İçki de haramdı, hocam içki de haramdı, şimdi ne olacak?hocam içki de haramdı, şimdi ne olacak? İsraf da haram mı?”İsraf da haram mı?” “—Aynı, israf da haram!”“—Aynı, israf da haram!” “—Ayy, keşke bilseydim; ben o zaman hiç israf yapmazdım.”“—Ayy, keşke bilseydim; ben o zaman hiç israf yapmazdım.” Tabii ya, içki içmediğin gibi israf da yapmayacaksın!

Tabii ya, içki içmediğin gibi israf da yapmayacaksın!
Ben her zaman söylüyorum;Ben her zaman söylüyorum; haramların çeşitlerini öğreneceksiniz.haramların çeşitlerini öğreneceksiniz. Bir müslümanın bir müslümana üç günden fazla dargın kalması haram.Bir müslümanın bir müslümana üç günden fazla dargın kalması haram. Ne? Haram.Ne? Haram. Dargın kalmayacaksın.Dargın kalmayacaksın. E, ne olacak?E, ne olacak? Konuşacaksın, dargınlık yok İslâm’da.Konuşacaksın, dargınlık yok İslâm’da. Eğer bir derdin varsa, anlat!Eğer bir derdin varsa, anlat! İnsanlar konuşa konuşa anlaşır, anlaşması lâzım.İnsanlar konuşa konuşa anlaşır, anlaşması lâzım. Küsmek yok, dargın olmak yok, haram.Küsmek yok, dargın olmak yok, haram. İsraf etmiyor da, har vurup harman savurmuyor da;

İsraf etmiyor da, har vurup harman savurmuyor da;
eli böyle sıkı, açabilirsen aşk olsun.eli böyle sıkı, açabilirsen aşk olsun. Hiç açılmaz eli, sımsıkı yumrukları.Hiç açılmaz eli, sımsıkı yumrukları. Şuradan yalattırmaz yâniŞuradan yalattırmaz yâni dışını, avucunun içindekinindışını, avucunun içindekinin dışını bile yalattırmaz.dışını bile yalattırmaz. Ha, bunun da adı cimrilik.Ha, bunun da adı cimrilik. Bu da haram.Bu da haram. Bu da doğru değil, bu da bir aşırılık.Bu da doğru değil, bu da bir aşırılık. Müslüman nasıl olacak?

Müslüman nasıl olacak?
Ne müsrif olacak, ne cimri olacak; orta,Ne müsrif olacak, ne cimri olacak; orta, itidalli olacak.itidalli olacak. Her şeyi dengeli yapacak.Her şeyi dengeli yapacak. Çok süslenip, giyinip donanıp, çok fiyakalı olmayacak;Çok süslenip, giyinip donanıp, çok fiyakalı olmayacak; çok da şey olmayacak.çok da şey olmayacak. Her şeyde ölçülere dikkat edecek ölçülü olacak.Her şeyde ölçülere dikkat edecek ölçülü olacak. İşte buna iktisat diyoruz.İşte buna iktisat diyoruz. İktisad yâni, tutumluluk demek değil;

İktisad yâni, tutumluluk demek değil;
iki aşırı uçta olmamak,iki aşırı uçta olmamak, normal yolda olmak demek.normal yolda olmak demek. Bunlar önemli şeyler.Bunlar önemli şeyler. İbadette de var bu.İbadette de var bu. Peygamberlere mahsus bir sıfat olduğu için söyleyelim,Peygamberlere mahsus bir sıfat olduğu için söyleyelim, Peygamber SAS Efendimiz ashabını uyarmıştı, dedi ki bakın siz;Peygamber SAS Efendimiz ashabını uyarmıştı, dedi ki bakın siz; Bazıları yemin etmişler.Bazıları yemin etmişler. “—Ben, hiç oruçsuz vakit geçirmeyeceğim.“—Ben, hiç oruçsuz vakit geçirmeyeceğim. Bundan sonra her gün oruç tutacağım!”Bundan sonra her gün oruç tutacağım!” Bir tanesi de demiş ki: “—Ben geceleri bundan sonraBir tanesi de demiş ki: “—Ben geceleri bundan sonra hep sabahlara kadar ibadet edeceğim!”hep sabahlara kadar ibadet edeceğim!” Bir tanesi de demiş ki:Bir tanesi de demiş ki: “—Hep bu kadınlarla evlenmeden neler oluyor, neler oluyor;“—Hep bu kadınlarla evlenmeden neler oluyor, neler oluyor; hiç evlenmeyeceğim, bekâr yaşayacağım,hiç evlenmeyeceğim, bekâr yaşayacağım, hep ömrüm böyle geçecek!”hep ömrüm böyle geçecek!” Efendimiz bunları duymuş, çok kızmış,

Efendimiz bunları duymuş, çok kızmış,
sinirlenmiş, alnındaki damarısinirlenmiş, alnındaki damarı kabaracak kadar asabileşmişkabaracak kadar asabileşmiş ve bunlara ikazda bulunmuş:ve bunlara ikazda bulunmuş: “—Böyle yapmayın, bu aşırılık!” demiş.

“—Böyle yapmayın, bu aşırılık!” demiş.
“Bakın, ben sizin Allah’tan en çok korkanınızım,“Bakın, ben sizin Allah’tan en çok korkanınızım, Allah’ın en sevdiği kimseyim; ama böyle aşırı yapmıyorum.Allah’ın en sevdiği kimseyim; ama böyle aşırı yapmıyorum. Gecenin belli zamanları uyuyorum,Gecenin belli zamanları uyuyorum, sonra uyanıp gece ibadeti yaptığım zaman da oluyor.sonra uyanıp gece ibadeti yaptığım zaman da oluyor. Bazı günler oruç tutuyorum,Bazı günler oruç tutuyorum, oruç tutmadığım zamanlar da oluyor.oruç tutmadığım zamanlar da oluyor. Görüyorsunuz evliyim.”Görüyorsunuz evliyim.” Yâni, tabiata,Yâni, tabiata, yaratılışa, hilkate, fıtrata uygun bir din.yaratılışa, hilkate, fıtrata uygun bir din. “—Efendim, hristiyanlar hiç evlenmiyor,“—Efendim, hristiyanlar hiç evlenmiyor, rahibeler evlenmiyor, papazlar evlenmiyor.”rahibeler evlenmiyor, papazlar evlenmiyor.” Böyle şey yok.

Böyle şey yok.
Nasıl olacak?Nasıl olacak? Allah madem seni erkek yaratmış,Allah madem seni erkek yaratmış, o zaman evleneceksin,o zaman evleneceksin, çoluk çocuğun olacak.çoluk çocuğun olacak. Evin erkeği olacaksın, adamı olacaksın,Evin erkeği olacaksın, adamı olacaksın, kocası olacaksın kadının,kocası olacaksın kadının, çocukların babası olacaksın, normal bir şey.çocukların babası olacaksın, normal bir şey. Madem seni de hanım yaratmış,Madem seni de hanım yaratmış, sen de evleneceksin,sen de evleneceksin, çoluk çocuk sahibi olacaksın, ev hanımı olacaksın,çoluk çocuk sahibi olacaksın, ev hanımı olacaksın, çoluk çocuk yetiştireceksin, neden?çoluk çocuk yetiştireceksin, neden? Böyle yaratmış Allah.Böyle yaratmış Allah. Âdem AS, Havva AS. e, niye böyle olmuş?Âdem AS, Havva AS. e, niye böyle olmuş? Subhàne’llezi haleka’l-ezvâce küllehâ

Subhàne’llezi haleka’l-ezvâce küllehâ
mimmâ tünbitü’l-ardu ve min enfüsihim ve mimmâ lâ ya’lemûn. (Yasin, 36)mimmâ tünbitü’l-ardu ve min enfüsihim ve mimmâ lâ ya’lemûn. (Yasin, 36) Hem insanları, hem diğer mahlûkları,

Hem insanları, hem diğer mahlûkları,
hem bitkileri Allah böyle yaratmış.hem bitkileri Allah böyle yaratmış. Hurmanın bile erkeği dişisi var.Hurmanın bile erkeği dişisi var. Erkek hurmanın dalları dikenli oluyor.Erkek hurmanın dalları dikenli oluyor. Yâni biraz yanaştığın zaman batıyor.Yâni biraz yanaştığın zaman batıyor. Onun çiçekleri alınıyormuş,Onun çiçekleri alınıyormuş, dişi hurmanın üstüne asıldığı zamandişi hurmanın üstüne asıldığı zaman hurma öyle oluyormuş.hurma öyle oluyormuş. Bizim şurada avluyu genişletelim diye

Bizim şurada avluyu genişletelim diye
kestiğimiz incir ağacı vardı.kestiğimiz incir ağacı vardı. Erkek incirdi aşısı olmadığından,Erkek incirdi aşısı olmadığından, kozalakları, kobatlarıkozalakları, kobatları incirler pat pat düşüyordu.incirler pat pat düşüyordu. Çocuklar birbirleriyle oyun oynuyorlardı onları toplayıp,Çocuklar birbirleriyle oyun oynuyorlardı onları toplayıp, ellerine alıp, birbirlerine atıyorlardı.ellerine alıp, birbirlerine atıyorlardı. Neden düşüyor? Aşılanmadığı için.Neden düşüyor? Aşılanmadığı için. Aşılı olması lâzım.Aşılı olması lâzım. Bizim köyde

Bizim köyde
fıstık aşılamışlar dağdaki yabani birtakım bitkilere; olmamış.fıstık aşılamışlar dağdaki yabani birtakım bitkilere; olmamış. Fıstık teşekkül etmiyor.Fıstık teşekkül etmiyor. Gitmişler ziraatçılara söylemişler.Gitmişler ziraatçılara söylemişler. Demişler ki bunun erkeği var, dişisi var.Demişler ki bunun erkeği var, dişisi var. Siz buna dikkat etmemişsiniz ondan.Siz buna dikkat etmemişsiniz ondan. Erkeğini, dişini temin etmişler,Erkeğini, dişini temin etmişler, ondan sonra güzel güzel fıstıklar oluyor.ondan sonra güzel güzel fıstıklar oluyor. Antep’in fıstıklarından da daha pahalı oluyormuşAntep’in fıstıklarından da daha pahalı oluyormuş bizim fıstıklar daha iyi oluyormuş yâni, nedense?bizim fıstıklar daha iyi oluyormuş yâni, nedense? Kokusu, rayihası filan güzel oluyormuş.Kokusu, rayihası filan güzel oluyormuş. Bu hılkate bu fıtrata uygun olacak.Bu hılkate bu fıtrata uygun olacak. “—E pekiyi, bir insan evlenmezse ne olur?”

“—E pekiyi, bir insan evlenmezse ne olur?”
Bir insan evlenmediği zaman,

Bir insan evlenmediği zaman,
ruhî ihtiyaçlarıruhî ihtiyaçları gelişmediğinden veya baskı altında olduğundan,gelişmediğinden veya baskı altında olduğundan, tabii bir insan olmaz.tabii bir insan olmaz. Gayri tabii bir insan olur.Gayri tabii bir insan olur. Bir kız evlenmediği zaman, gayri tabii olur.Bir kız evlenmediği zaman, gayri tabii olur. Yaşı geldi mi, geçmeğe başladı mıYaşı geldi mi, geçmeğe başladı mı ruhsal sıkıntılar başlar. Neden?ruhsal sıkıntılar başlar. Neden? İnsanın tabiatı böyle olduğundan.İnsanın tabiatı böyle olduğundan. İnsanın tabiatını Allah böyle yarattığından.İnsanın tabiatını Allah böyle yarattığından. Bekâr durmayıp da kazanovalık yapmak,

Bekâr durmayıp da kazanovalık yapmak,
çok aşırı kız peşinde koşmak,çok aşırı kız peşinde koşmak, onu bunu ayartmak mayartmak; bu da haram.onu bunu ayartmak mayartmak; bu da haram. Nasıl olacak? Bunun orta yolu nedir?Nasıl olacak? Bunun orta yolu nedir? İşte evliliktir,İşte evliliktir, normal ilişkiler içinde ciddi bir hayat sürmektir.normal ilişkiler içinde ciddi bir hayat sürmektir. İslâm budur, İslâm nedir?İslâm budur, İslâm nedir? İslâm iktisat dinidir, itidal dinidir.İslâm iktisat dinidir, itidal dinidir. Aşırı değildir.Aşırı değildir. İbadette de aşırılık yoktur,

İbadette de aşırılık yoktur,
fazlalık ve eksiklik yoktur.fazlalık ve eksiklik yoktur. Hepsinin ölçüsü vardır, bunlara dikkat edeceksiniz.Hepsinin ölçüsü vardır, bunlara dikkat edeceksiniz. Evet, işteEvet, işte iyi bir hal ve gidiş; güzel bir yüz,iyi bir hal ve gidiş; güzel bir yüz, mütebessim bir çehremütebessim bir çehre ve her işi itidalli, dengeli yapmak;ve her işi itidalli, dengeli yapmak; peygamberliğin yirmi beşte birinden birisiymiş.peygamberliğin yirmi beşte birinden birisiymiş. Güzel yüzlü olabiliriz.

Güzel yüzlü olabiliriz.
Yâni görünüşümüzü düzeltebiliriz.Yâni görünüşümüzü düzeltebiliriz. Peygamber Efendimiz görüşününPeygamber Efendimiz görüşünün maddî yönden de güzel olmasına dikkat ederdi.maddî yönden de güzel olmasına dikkat ederdi. Dişleri göründüğü zaman etrafa ışıklar saçılırdı.Dişleri göründüğü zaman etrafa ışıklar saçılırdı. Neden? Çok güzeldi dişleri,Neden? Çok güzeldi dişleri, öyle sararmış, kararmış, çürümüş, perişan değildi.öyle sararmış, kararmış, çürümüş, perişan değildi. Diş güzelliğine, ağız sıhhatine dikkat ederdi.Diş güzelliğine, ağız sıhhatine dikkat ederdi. Başka nelere dikkat ederdi?

Başka nelere dikkat ederdi?
Koltuk altlarındaki kılları alırdı Peygamber Efendimiz.Koltuk altlarındaki kılları alırdı Peygamber Efendimiz. Çünkü koltuk altı terler,Çünkü koltuk altı terler, birisi de koltuk altının terinden dolayıbirisi de koltuk altının terinden dolayı koku olduğunu ona hatırlatmazsakoku olduğunu ona hatırlatmazsa yanındakiler burnunu kapatıp kaçarlar.yanındakiler burnunu kapatıp kaçarlar. Keşke birisi buna koltuk altlarına sürülenKeşke birisi buna koltuk altlarına sürülen filanca şeyi anlatsa filan diye reklâmlar oluyor ya.filanca şeyi anlatsa filan diye reklâmlar oluyor ya. Çünkü teke gibi kokar insan.

Çünkü teke gibi kokar insan.
Orada terler, bir terleyip bir kurudu mu,Orada terler, bir terleyip bir kurudu mu, bir terleyip bir daha kurudu mu;bir terleyip bir daha kurudu mu; bazı insanlar maaşallah tekeden de fena kokuyor.bazı insanlar maaşallah tekeden de fena kokuyor. Ne yapacak?Ne yapacak? Koltuk altlarını temizleyecek, yıkanacak,Koltuk altlarını temizleyecek, yıkanacak, oraya koku, işte ne iseoraya koku, işte ne ise gerekli şeyleri sürecek.gerekli şeyleri sürecek. Başka çaresi yok çünküBaşka çaresi yok çünkü yanındaki duramıyor kokusundan,yanındaki duramıyor kokusundan, yanındaki duramıyor, ağzı temiz olacak.yanındaki duramıyor, ağzı temiz olacak. Ağzını çalkalayacak, yıkacak, dişleriAğzını çalkalayacak, yıkacak, dişleri misvaklayacak, fırçalayacak filan.misvaklayacak, fırçalayacak filan. Elbisesi temiz olacak.Elbisesi temiz olacak. “—Hocam, benim vücudum temiz de,

“—Hocam, benim vücudum temiz de,
elbisemi aldırma.”elbisemi aldırma.” Olmaz, elbise temizliği de namaz için lâzım.

Olmaz, elbise temizliği de namaz için lâzım.
Üst baş temizliği de lâzım.Üst baş temizliği de lâzım. Tertemiz olacak her şeyi müslümanın.Tertemiz olacak her şeyi müslümanın. Yeni olmayabilir, bir tanecik elbisesi olur;Yeni olmayabilir, bir tanecik elbisesi olur; ama tertemiz olacak, pırıl pırıl olacak,ama tertemiz olacak, pırıl pırıl olacak, burcu burcu olacak.burcu burcu olacak. Burcu kelimesini çok seviyorum,Burcu kelimesini çok seviyorum, nedense çok hoşuma gidiyor.nedense çok hoşuma gidiyor. Burcu burcu kokacak elbisesi.Burcu burcu kokacak elbisesi. Bir şeyi okuyunca çok hoşuma gitti,

Bir şeyi okuyunca çok hoşuma gitti,
temiz elbisenin tesbihi, zikri varmış;temiz elbisenin tesbihi, zikri varmış; elbise kirlendi mi tesbihi, zikri sönermiş, bitermiş.elbise kirlendi mi tesbihi, zikri sönermiş, bitermiş. Biliyor muydunuz?Biliyor muydunuz? Temiz elbisenin zikri, tesbihi varmış;Temiz elbisenin zikri, tesbihi varmış; elbise kirlendiği zaman zikri, tesbihi sönermiş, bitermiş.elbise kirlendiği zaman zikri, tesbihi sönermiş, bitermiş. Mumun böyle canı gittiği gibi yâni olurmuş.Mumun böyle canı gittiği gibi yâni olurmuş. Onun için temiz giyineceğiz.

Onun için temiz giyineceğiz.
İki tane elbise alırız, iki üç tane çorap alırız,İki tane elbise alırız, iki üç tane çorap alırız, birisini yıkarız, ötekisini giyeriz;birisini yıkarız, ötekisini giyeriz; onu yıkarız ötekisini giyeriz olur biter yâni,onu yıkarız ötekisini giyeriz olur biter yâni, hep böyle üstümüzdeki elbiseler tesbih etsin.hep böyle üstümüzdeki elbiseler tesbih etsin. Her şeyimiz mübarek olsun,Her şeyimiz mübarek olsun, giyimimiz, kuşamımız her şeyimiz güzel olsun,giyimimiz, kuşamımız her şeyimiz güzel olsun, tertemiz olsun, pırıl pırıl olsun.tertemiz olsun, pırıl pırıl olsun. Efendimiz güzel koku sürerdi bir de.

Efendimiz güzel koku sürerdi bir de.
En güzel kokuları sürerdi.En güzel kokuları sürerdi. Zaten kendisi çok güzel kokardı daZaten kendisi çok güzel kokardı da fakat çok da güzel kokular sürerdi.fakat çok da güzel kokular sürerdi. Bir yerden geçtiği zaman bir başkası o sokaktan geçerseBir yerden geçtiği zaman bir başkası o sokaktan geçerse kokuyu duyardı.kokuyu duyardı. “—Peygamber Efendimiz buradan geçmiş.” diye kokusunu duyardı.

“—Peygamber Efendimiz buradan geçmiş.” diye kokusunu duyardı.
Güzel koku, taranırdı,

Güzel koku, taranırdı,
tarağı vardı, aynası vardı, misvağı vardı.tarağı vardı, aynası vardı, misvağı vardı. Bunların hepsi nedir?Bunların hepsi nedir? Güzellik alet edevatıdır.Güzellik alet edevatıdır. Bilmiyorum sizin tarağınız var mı, misvağınız var mı,Bilmiyorum sizin tarağınız var mı, misvağınız var mı, güzel kokunuz var mı yanınızda?güzel kokunuz var mı yanınızda? Bilmiyorum içinizdeki çamaşır kaç günlük?Bilmiyorum içinizdeki çamaşır kaç günlük? Bilmiyorum koltuk altlarınız temizlenmiş mi?Bilmiyorum koltuk altlarınız temizlenmiş mi? Bilmiyorum ter kokuyor musunuz, kokmuyor musunuz?Bilmiyorum ter kokuyor musunuz, kokmuyor musunuz? E, bunları kendiniz şey yapacaksınız, yâniE, bunları kendiniz şey yapacaksınız, yâni kendi kendinize özen göstereceksiniz,kendi kendinize özen göstereceksiniz, tertemiz olacaksınız, burcu burcu olacaksınız, mümkün olsa.tertemiz olacaksınız, burcu burcu olacaksınız, mümkün olsa. Abdülhamid Han hoşuma gidiyor,

Abdülhamid Han hoşuma gidiyor,
her sabah havlusunu alırmış,her sabah havlusunu alırmış, her sabah gidermiş, yıkanırmışher sabah gidermiş, yıkanırmış ondan sonra giyinirmiş.ondan sonra giyinirmiş. O en güzeli, her zaman yıkanmak en güzeli.O en güzeli, her zaman yıkanmak en güzeli. Keşke evler müsait olsa, banyolar müsait olsa,

Keşke evler müsait olsa, banyolar müsait olsa,
keşke her gün güzelce yıkansanız.keşke her gün güzelce yıkansanız. O zaman sakal da böyle yumuşacık oluyor,O zaman sakal da böyle yumuşacık oluyor, saç da yumuşacık oluyor,saç da yumuşacık oluyor, insanın da böyle cildinin gözenekleri açıldığı içininsanın da böyle cildinin gözenekleri açıldığı için bir rahatlık hissediyor.bir rahatlık hissediyor. Bir hafiflik hissediyor.Bir hafiflik hissediyor. Aksi takdirde işte bugün yıkanamadı, yarın yıkanamadı,

Aksi takdirde işte bugün yıkanamadı, yarın yıkanamadı,
öbür gün yıkanamadı, böyle bir yapış yapışlık başlıyor insanın vücudunda,öbür gün yıkanamadı, böyle bir yapış yapışlık başlıyor insanın vücudunda, kokular başlıyor, ağırlıklar başlıyor filan.kokular başlıyor, ağırlıklar başlıyor filan. Saçlar keçeleşiyor, sakallar keçeleşiyor filan.Saçlar keçeleşiyor, sakallar keçeleşiyor filan. E, hiç olmazsa haftada bir yıkansın.E, hiç olmazsa haftada bir yıkansın. Bak eskiden, mahrumiyet zamanlarında bile

Bak eskiden, mahrumiyet zamanlarında bile
Peygamber Efendimiz biliyorsunuz çöllerde yaşadı.Peygamber Efendimiz biliyorsunuz çöllerde yaşadı. Yâni, orada bile haftada birYâni, orada bile haftada bir cuma guslü, abdesti almak ne kadar sevap.cuma guslü, abdesti almak ne kadar sevap. Yâni, hiç olmazsa haftada bir, bir güzel yıkansınYâni, hiç olmazsa haftada bir, bir güzel yıkansın tepeden tırnağa; hiç olmazsa.tepeden tırnağa; hiç olmazsa. Tabii günde beş defa da elini, ayağını yıkıyor.Tabii günde beş defa da elini, ayağını yıkıyor. O ayaklar günde beş defa gıcır gıcır yıkanırsa,O ayaklar günde beş defa gıcır gıcır yıkanırsa, ayak kokusu kokar mı?ayak kokusu kokar mı? Bizimkiler ne yapıyor?

Bizimkiler ne yapıyor?
Bir çorabı altı ay giyiyor.Bir çorabı altı ay giyiyor. Erzurum’dan buraya gelinceye kadar çorabı çıkarmıyor.Erzurum’dan buraya gelinceye kadar çorabı çıkarmıyor. Ondan sonra da camiye geliyor,Ondan sonra da camiye geliyor, arkasındaki adam fenalıklar geçiriyor.arkasındaki adam fenalıklar geçiriyor. Namaz kılıncaya kadarNamaz kılıncaya kadar “—Ayy, sabredeyim ya Rabbi,“—Ayy, sabredeyim ya Rabbi, dur bakayım, üç rekat kaldı, iki rekat kaldı.” filan, neden?dur bakayım, üç rekat kaldı, iki rekat kaldı.” filan, neden? Kokuyor, kokuyor.Kokuyor, kokuyor. “—Mübarek adam, sen bu çorabı çıkartsaydın,

“—Mübarek adam, sen bu çorabı çıkartsaydın,
pabucunun içine koysaydın,pabucunun içine koysaydın, bak şurada şadırvandan şırıl şırıl su akıyor.bak şurada şadırvandan şırıl şırıl su akıyor. Şırıl şırıl sözü de hoşuma gidiyor benim;Şırıl şırıl sözü de hoşuma gidiyor benim; burcu burcu gibi.burcu burcu gibi. Ne güzel kelimeler var.Ne güzel kelimeler var. Şırıl şırıl su akıyor, gıcır gıcır yıka ayaklarını.Şırıl şırıl su akıyor, gıcır gıcır yıka ayaklarını. Hatta sabunla.Hatta sabunla. Sabunluyorum, çok güzel oluyor.Sabunluyorum, çok güzel oluyor. Ayaklarını sabunla, araları sabunla,Ayaklarını sabunla, araları sabunla, şöyle tertemiz olsun.şöyle tertemiz olsun. Kokmasın.Kokmasın. Gel buraya, çıplak ayakla gel!Gel buraya, çıplak ayakla gel! Kimse seni ayıplamaz, niye çorapsız geziyor diye.Kimse seni ayıplamaz, niye çorapsız geziyor diye. Daha güzel olur.Daha güzel olur. Hàsılı, Efendimiz

Hàsılı, Efendimiz
dış görünümün şartlarına da dikkat ederdi,dış görünümün şartlarına da dikkat ederdi, güzellik alet ve edevatını da kullanırdı,güzellik alet ve edevatını da kullanırdı, güzelliğe gayret ederdi,güzelliğe gayret ederdi, “İslâm temizlik dinidir.” buyururdu.“İslâm temizlik dinidir.” buyururdu. Temizliği de birtakım şartlara bağlamış.

Temizliği de birtakım şartlara bağlamış.
Abdest almak namaz için gerekli oluyor,Abdest almak namaz için gerekli oluyor, gusül abdesti gerekli oluyor,gusül abdesti gerekli oluyor, haftada bir hiç olmazsa Cuma guslü almakhaftada bir hiç olmazsa Cuma guslü almak gerekli oluyor filan diye.gerekli oluyor filan diye. Yâni, temizliği mecburiyetlere bağlamış ki halkYâni, temizliği mecburiyetlere bağlamış ki halk ne yapmasın diye?ne yapmasın diye? Kaytarmasın diye, yan çizmesin diye.Kaytarmasın diye, yan çizmesin diye. “—E, bunun ne önemi var Hoca!”

“—E, bunun ne önemi var Hoca!”
Bunun o kadar önemi var ki;Bunun o kadar önemi var ki; eskiden Avrupalılar yıkanmazmış.eskiden Avrupalılar yıkanmazmış. Neden yıkanmazmış?Neden yıkanmazmış? Küçükken papazın kendisiniKüçükken papazın kendisini ıslattığı vaftiz suyunun bereketi kaçmasın diye yıkanmazmış.ıslattığı vaftiz suyunun bereketi kaçmasın diye yıkanmazmış. Yıkanmaktan sıhhati bozulur diye düşünürlermiş.Yıkanmaktan sıhhati bozulur diye düşünürlermiş. Bizim Osmanlı dedelerimize şaşarlarmış.Bizim Osmanlı dedelerimize şaşarlarmış. “—Yahu bunlar bıcıl bıcıl, çıpıl çıpıl,

“—Yahu bunlar bıcıl bıcıl, çıpıl çıpıl,
hemen şırıl şırıl yıkanıyorlar şey yapıyorlar,hemen şırıl şırıl yıkanıyorlar şey yapıyorlar, bunlar hasta olacak, ölecek!” filan derlermiş,bunlar hasta olacak, ölecek!” filan derlermiş, yıkanmazlarmış.yıkanmazlarmış. O Paris’in meşhur, güzel kokularının çıkması,O Paris’in meşhur, güzel kokularının çıkması, o ter kokularını, yıkanmamaktan meydana gelmişo ter kokularını, yıkanmamaktan meydana gelmiş vücuttaki birikmiş pis kokularıvücuttaki birikmiş pis kokuları bastırmak içinmiş, Paris’in kokularının güzel olmasının sebebi oymuş.bastırmak içinmiş, Paris’in kokularının güzel olmasının sebebi oymuş. E, bir insanı düşünebiliyor musunuz,

E, bir insanı düşünebiliyor musunuz,
büyük abdestini yaptığı zamanbüyük abdestini yaptığı zaman iyice temizlenmemesinden ne kokular hasıl olur?iyice temizlenmemesinden ne kokular hasıl olur? Ben bir terzi arkadaşın yanındaydım.Ben bir terzi arkadaşın yanındaydım. Birisi pantolonunu ütületmeye göndermiş terziye.Birisi pantolonunu ütületmeye göndermiş terziye. Terzi de malum suya şöyle sokuyor bir şeyi,Terzi de malum suya şöyle sokuyor bir şeyi, süngeri, pantolonun şöyle üstüne bir sürüyor, ondan sonra ütülüyor.süngeri, pantolonun şöyle üstüne bir sürüyor, ondan sonra ütülüyor. Yâni, biraz ıslatıyor, öyle ütülüyor.Yâni, biraz ıslatıyor, öyle ütülüyor. Tam ayak arasını ütülemeye gelinceTam ayak arasını ütülemeye gelince bir kokular çıktı.bir kokular çıktı. Yüznumara gibi.Yüznumara gibi. Yâni, adamın kendisi yok pantolonun içinde,

Yâni, adamın kendisi yok pantolonun içinde,
adamın kendisi yok; ama neyi gösteriyor bu?adamın kendisi yok; ama neyi gösteriyor bu? Vaziyetin çok fena olduğunu gösteriyor.Vaziyetin çok fena olduğunu gösteriyor. Yâni pantolonun pis kokusu.Yâni pantolonun pis kokusu. Öyle ütülerken, etrafa yüznumara kokuları yayıldı.Öyle ütülerken, etrafa yüznumara kokuları yayıldı. Demek ki, büyük abdestinden sonra gerekliDemek ki, büyük abdestinden sonra gerekli temizliğe ihtimam etmiyor.temizliğe ihtimam etmiyor. Demek ki suları, selleri —su kullanıyorsa— demek kiDemek ki suları, selleri —su kullanıyorsa— demek ki oraları temiz değil.oraları temiz değil. Nasıl olacak?

Nasıl olacak?
Pırıl pırıl olacak.Pırıl pırıl olacak. Şu kadar bir yerden daha fazla miktardaŞu kadar bir yerden daha fazla miktarda veya avuç içi kadar derler,veya avuç içi kadar derler, daha fazla miktarda pislik olursadaha fazla miktarda pislik olursa insanın vücudunda, elbisesinde namazı olmaz.insanın vücudunda, elbisesinde namazı olmaz. Demek ki dikkat edecek,Demek ki dikkat edecek, temiz olmaya dikkat edecek, aziz ve muhterem kardeşlerim!temiz olmaya dikkat edecek, aziz ve muhterem kardeşlerim! Evet, demek ki hal ve gidişimiz iyi olacak.

Evet, demek ki hal ve gidişimiz iyi olacak.
Hal ve gidişin iyi olmasını sağlamak kolay bir şey değil.Hal ve gidişin iyi olmasını sağlamak kolay bir şey değil. Bu İslâm’ın emirleri öğrenmeyi gerektiriyor.Bu İslâm’ın emirleri öğrenmeyi gerektiriyor. Bu da ilmik ilmik halı dokur gibi bir şey.Bu da ilmik ilmik halı dokur gibi bir şey. Yavaş yavaş öğrenilecek.Yavaş yavaş öğrenilecek. Bak biz buraya geliyoruz,Bak biz buraya geliyoruz, hadis okuyoruz, siz de dinliyorsunuz Allah râzı olsun.hadis okuyoruz, siz de dinliyorsunuz Allah râzı olsun. Her gün bir şeyler öğreniyoruz, uyguluyoruz.Her gün bir şeyler öğreniyoruz, uyguluyoruz. İşte halıya bir iki ilmek atmış oluyoruz.İşte halıya bir iki ilmek atmış oluyoruz. Böylece, böyle ilmik ilmik,Böylece, böyle ilmik ilmik, ince ince, yavaş yavaş oluyor.ince ince, yavaş yavaş oluyor. Hızlı olsa daha iyi.Hızlı olsa daha iyi. Aileden olunca hızlı olur.Aileden olunca hızlı olur. Küçükten öğretilirse, bir insan;Küçükten öğretilirse, bir insan; küçük yaştan öğretilirse çok iyi olur.küçük yaştan öğretilirse çok iyi olur. Bu eğitim toplantısı yaptığımız yerde

Bu eğitim toplantısı yaptığımız yerde
bizim ruh sağlığı merkezimizden bir doktor kardeşimizbizim ruh sağlığı merkezimizden bir doktor kardeşimiz konuşma yaptı topluma.konuşma yaptı topluma. Ben hayran kaldım.Ben hayran kaldım. Çok şeyler öğrendim ruh sağlığıyla ilgili.Çok şeyler öğrendim ruh sağlığıyla ilgili. Bir çocuğun üç yaşına kadarkiBir çocuğun üç yaşına kadarki hayatındaki karşılaştığı olaylar,hayatındaki karşılaştığı olaylar, ondan sonraki hayatında çok büyük tesirondan sonraki hayatında çok büyük tesir meydana getiriyormuş.meydana getiriyormuş. Meselâ annesinin, “Altına yaparsanMeselâ annesinin, “Altına yaparsan senin pipini yakarım!” demesi.senin pipini yakarım!” demesi. “Çişini yaparsan, pantolonunu ıslatırsan,“Çişini yaparsan, pantolonunu ıslatırsan, iğne yaparım!” filan demesi;iğne yaparım!” filan demesi; ileride ruhsal bazı hastalıklara yol açıyormuş.ileride ruhsal bazı hastalıklara yol açıyormuş. O baskılar, o çok önemliymiş.O baskılar, o çok önemliymiş. Ne yapacakmışız çocuğa?Ne yapacakmışız çocuğa? “—Aferin evladım, bak kendi kendine

“—Aferin evladım, bak kendi kendine
haber verdin çiş yapacağını hadi bakalımhaber verdin çiş yapacağını hadi bakalım aferin bilmem ne, al sana şeker bilmem ne.”aferin bilmem ne, al sana şeker bilmem ne.” böyle methederek yapacakmışız bu işleri.böyle methederek yapacakmışız bu işleri. Sertlikle olmazmış bunlar.Sertlikle olmazmış bunlar. Üç yaşına kadarki şeyler.Üç yaşına kadarki şeyler. Babasının çocuğa ilgi göstermemesi,

Babasının çocuğa ilgi göstermemesi,
erkek çocuğunun sonundaerkek çocuğunun sonunda buluğ çağına erdiği zaman,buluğ çağına erdiği zaman, ruhsal hastalıklara düşmesine sebep oluyormuş.ruhsal hastalıklara düşmesine sebep oluyormuş. Babasının davranışlarının önemi var çocuk üzerinde.Babasının davranışlarının önemi var çocuk üzerinde. Annenin şefkatinin önemi var.Annenin şefkatinin önemi var. Üç yaşına kadar.Üç yaşına kadar. Onları kitap haline getirsinler veyaOnları kitap haline getirsinler veya makale haline getirsinler dergilerden okuyun,makale haline getirsinler dergilerden okuyun, biz çocuklarımızı ziyan ediyoruz.biz çocuklarımızı ziyan ediyoruz. Hata ediyoruz biz.Hata ediyoruz biz. Hepimiz çocuğa yakarım, ederim demişizdir.Hepimiz çocuğa yakarım, ederim demişizdir. İğne batırırım demişizdir yâni.İğne batırırım demişizdir yâni. Ben çok üzüldüm.Ben çok üzüldüm. Bunları öğrenmek lâzım.Bunları öğrenmek lâzım. Çocuğun ilerideki ruhsal gelişmesiniÇocuğun ilerideki ruhsal gelişmesini çok berbat ediyormuşuz biz.çok berbat ediyormuşuz biz. Küçük yaştaki eğitim çok önemliymiş.Küçük yaştaki eğitim çok önemliymiş. Bunların hepsini öğrenelim.Bunların hepsini öğrenelim. Hal ve gidişimiz güzel olacak.

Hal ve gidişimiz güzel olacak.
Bu ilmik ilmik olacak.Bu ilmik ilmik olacak. Sabırla olacak, zamanla olacak,Sabırla olacak, zamanla olacak, devamlı bir çalışmayla olacak bir eğitim süreci.devamlı bir çalışmayla olacak bir eğitim süreci. Kolay değil; ama aileden olursa çabuk olur,Kolay değil; ama aileden olursa çabuk olur, sen de biraz heves eder de dini kitapları çok okursan, çabuk olur.sen de biraz heves eder de dini kitapları çok okursan, çabuk olur. İskenderpaşa’da haftada bir hocaefendiİskenderpaşa’da haftada bir hocaefendi vaaz verecek diye beni beklersen, ağır olur.vaaz verecek diye beni beklersen, ağır olur. Otuz yılda olur, kırk yılda olur.Otuz yılda olur, kırk yılda olur. İşi öğrendiğin zaman iş işten geçmiş olur.İşi öğrendiğin zaman iş işten geçmiş olur. “—Ah be, hay Allah,

“—Ah be, hay Allah,
ben çocuğu istediğim gibi yetiştirememişim!ben çocuğu istediğim gibi yetiştirememişim! Demek ki kabahat bendeymiş.Demek ki kabahat bendeymiş. Haa, benim çocuğumun kusurunun sebebiHaa, benim çocuğumun kusurunun sebebi demek ki benmişim.” diye,demek ki benmişim.” diye, sonra anlar insan.sonra anlar insan. Onun için çok okuyun!

Onun için çok okuyun!
Dinî kitapları, yayınları, konuşmaları takip edin!Dinî kitapları, yayınları, konuşmaları takip edin! Sonra güleç güzlü olacaksınız, heyetiniz,Sonra güleç güzlü olacaksınız, heyetiniz, görünümünüz güzel olacak.görünümünüz güzel olacak. Bu da önemli.Bu da önemli. Kaşınıza, gözünüze, bıyığınıza, sakalınıza,Kaşınıza, gözünüze, bıyığınıza, sakalınıza, kokunuza, temizliğinize,kokunuza, temizliğinize, giyiminizin şöyle rahat olmasına dikkat edeceksiniz;giyiminizin şöyle rahat olmasına dikkat edeceksiniz; önemli.önemli. Kişiliğinizi aksettiriyor.Kişiliğinizi aksettiriyor. Ben meselâ birisini ayıpladım.

Ben meselâ birisini ayıpladım.
Baktım yaşlı bir insan, saçına filan kır düşmüş.Baktım yaşlı bir insan, saçına filan kır düşmüş. Blue-jean pantolon giymiş, dar da.Blue-jean pantolon giymiş, dar da. E, bu delikanlı gibi yâhu, olmadı.E, bu delikanlı gibi yâhu, olmadı. Garipsedim yâni ben.Garipsedim yâni ben. Şöyle biraz rahat giyinse ya,Şöyle biraz rahat giyinse ya, ne oluyor böyle daracık patates gibi.ne oluyor böyle daracık patates gibi. Yamrular yumrular çıkıyor ortaya.Yamrular yumrular çıkıyor ortaya. Çocuklarda da iyi olmuyor da,Çocuklarda da iyi olmuyor da, hadi delikanlılar yapıyor sen niye yapıyorsun?hadi delikanlılar yapıyor sen niye yapıyorsun? Bari sen yapma!Bari sen yapma! Yâni giyim kuşama da dikkat edeceğiz.

Yâni giyim kuşama da dikkat edeceğiz.
Yüz güleçliğine, herkesi böyle güleç yüzle,Yüz güleçliğine, herkesi böyle güleç yüzle, beşaşetle karşılamaya dikkat edeceğiz.beşaşetle karşılamaya dikkat edeceğiz. Bir de aşırılıktan kaçınıpBir de aşırılıktan kaçınıp itidalli bir yolda yürüyeceğiz.itidalli bir yolda yürüyeceğiz. Müsrif olmayacağız, cimri olmayacağız.Müsrif olmayacağız, cimri olmayacağız. İbadete aşırı düşkün olup,İbadete aşırı düşkün olup, vazifelerimizi ihmal etmeyeceğiz;vazifelerimizi ihmal etmeyeceğiz; ibadetten aşırı kaçıp,ibadetten aşırı kaçıp, ibadet kusurlu olmayacağız. vs.ibadet kusurlu olmayacağız. vs. Her şeyimizi böyle ölçülü yapmayaHer şeyimizi böyle ölçülü yapmaya gayret edeceğiz.gayret edeceğiz. Allah bize güzel ahlâkı nasib eylesin.

Allah bize güzel ahlâkı nasib eylesin.
Hocamızın Tasavvufî Ahlâk kitabını lütfen okuyun.Hocamızın Tasavvufî Ahlâk kitabını lütfen okuyun. Hocamız ahir ömründeHocamız ahir ömründe o Tasavvufî Ahlâk’ı ömrününo Tasavvufî Ahlâk’ı ömrünün tecrübelerini size aktarmak için yazdı.tecrübelerini size aktarmak için yazdı. O güzel kitabı okuyun,O güzel kitabı okuyun, oradaki güzel huyları benimsemeye çalışın,oradaki güzel huyları benimsemeye çalışın, kötü huylardan kurtulmaya gayret edin.kötü huylardan kurtulmaya gayret edin. Allah sizi peygamberlerin sahip olduğu

Allah sizi peygamberlerin sahip olduğu
güzel huylara sahip olanlardan eylesin.güzel huylara sahip olanlardan eylesin. İki cihanda aziz ve bahtiyar eylesin.İki cihanda aziz ve bahtiyar eylesin. Cennetiyle, cemaliyle cümlenizi müşerref eylesin.Cennetiyle, cemaliyle cümlenizi müşerref eylesin. Fâtiha-i şerife mea’l-besmele!

Fâtiha-i şerife mea’l-besmele!
Konuşma Hakkında
Tema 1
Tema 2